Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gümrük Birliği

Kapsül Haber Ajansı - Gümrük Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümrük Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zeytin ve Zeytinyağı Sektöründe İhracat Şampiyonları Ödüllerine Kavuştu Haber

Zeytin ve Zeytinyağı Sektöründe İhracat Şampiyonları Ödüllerine Kavuştu

Türk zeytinyağı sektörü, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen “Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması”nda bir araya geldi. Sektörün geleceğiyle ilgili yol haritasını belirledi. Sektör buluşmasında rekoltenin doğru tespit edilmesi ve AB’nden kota alınması başlıkları öne çıktı. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe ihracat şampiyonları ödüllerine kavuştu Zeytin ağacının tarladan başlayan serüvenini bilimsel temellere oturtarak uluslararası pazarlardaki konumunu ele alma gayreti içinde olduklarını dile getiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, sektörün gelişimi için Bakanlıklar, odalar, borsalar, ihracatçı birlikleri dâhil tüm paydaşların omuz omuza hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Önceliğimiz öngörülebilir ihracat ortamının tesisi Önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinin öngörülebilir bir ihracat ortamının tesis edilmesi, fiyat istikrarının sağlanması ve ambalajlı ihracatı destekleyen mekanizmaların güçlendirilmesi olacağını vurgulayan Uygun, “Sektörümüz, ithal girdiye bağımlı olmayan yapısı ile ülkemize net döviz kazandıran stratejik bir sektör. Bu gücün sürdürülebilir biçimde ihracata yansıtılması hem üretici hem de ihracatçı açısından hayati önem taşımaktadır. Bu öngörülebilirliği sağlamanın, başarılı bir ihracat stratejisinin ilk adımı; eldeki ürünün, yani rekoltenin doğru tespit edilmesinden geçiyor. Maalesef eksik veya hatalı rekolte verileri, sektörümüz açısından telafisi güç zararlar doğurabilecek yanlış politikaların temelini oluşturuyor” diye konuştu. AB’nden beklentimiz serbest ticaretin ruhuna uygun adil bir rekabet ortamı Türkiye’nin zeytinyağında İspanya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna ulaştığını hatırlatan Başkan Uygun sözlerini şöyle sürdürdü; “Avrupa Birliği pazarında karşımıza çıkarılan sembolik 100 tonluk kota; üretim kapasitemiz ve hedeflerimizle bağdaşmamaktadır. Özellikle Kuzey Afrika’daki rakip üretici ülkelere on binlerce tonluk gümrüksüz giriş hakkı tanınırken, Türkiye’ye uygulanan bu sınırlama açık bir negatif ayrımcılık teşkil etmektedir. Bizim beklentimiz bir ayrıcalık değil; serbest ticaretin ruhuna uygun, adil bir rekabet ortamıdır. Avrupa pazarı, katma değerli ve ambalajlı ihracat vizyonumuz açısından kritik öneme sahiptir. Kendi coğrafyamızın bu eşsiz ürününü Avrupa’daki tüketicilere kendi markalarımızla sunabilmemizin önündeki bu tarife engelinin mutlaka aşılması gerekmektedir. Bu noktada, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinde zeytinyağının hak ettiği kotaya kavuşması, Avrupa pazarındaki konumumuzu doğrudan etkileyecektir. Bu süreçte Brüksel’de müzakere yürüten kıymetli bürokratlarımızın elini güçlendirmek, onlara gerekli tüm veriyi sağlamak ve sektör olarak tek ses hâlinde hareket etmek büyük önem taşımaktadır. Bugün bu salondan çıkacak ortak irade, devletimizin en güçlü dayanağı olacaktır.” Dünya ekonomisinin ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın hassas bir dönemden geçtiğini dile getiren İhracat Genel Müdür Yardımcısı Tayfun Kılıç, ticaret savaşları ve korumacılık eğilimlerinin her geçen gün güç kazandığını vurguladı. Gıda milliyetçiliği kavramı öne çıktı Dünya’da öngörülebilir dış ticaret politikalarının pandemi ve savaşlar ortamında yıkıldığını aktaran Kılıç, “Belirsizlikler üzerine kurulan dünya dış ticareti devam ediyor. Her sabah Çin ile ABD arasında ticaret savaşları devam ederken bölgemizdeki savaşlarla karşı karşıya kaldık. Bölgemizdeki savaşlar ve jeopolitik gerilimler gıdanın artık sadece bir ticaret kalemi olmadığını bizlere bir kez daha göstermiştir. Gıda bugün toplumsal istikrarın ve ulusal güvenliğin en stratejik parçası haline gelmiştir. Birçok ülkenin gıda ihracatına kısıtlamağa getirdiği, gıda milliyetçiliği kavramının öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreci geçici bir kriz olarak değil, küresel ticaretin yeni ve yapısal bir gerçeği olarak okuyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak bu riskli ortamda hem iç piyasa dengemizi korumak hem de Türkiye'yi dünyanın en güvenilir gıda tedarikçisi olarak konumlandırmanın çalışmalarını yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Türk tarım sektörünün 75 milyar dolarlık bir tarımsal hasılaya sahip olduğunu ifade eden Kılıç şöyle devam etti; “Bu rakam ülkemizin üretim gücünü ve emek yoğun çalışmasını temsil ediyor. 2025 yılı itibariyle tarım ürünleri ihracatımız 32,6 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2026 yılında bu performansımız devam edecek. Zeytinyağı ihracatımızda ambalajlı ürünün genel toplam içerisindeki payı 2025 yılında yüzde 70 seviyesine ulaştı. Geçen yıl zeytinyağında yaşadığımız ihracat gerilemesinin yanında ambalajlı ihracat yüzümüzü güldüren bir taraf oldu.” Fuar desteklerinden TURQUALITY’ye, e-ihracattan URGE projelerine kadar geniş bir yelpazede ihracatı desteklediklerini aktaran Kılıç, “2025 yılında ihracatçılarımıza toplam 33 milyar TL kaynak sunduk. 2026'da ise bu desteği 45 milyar TL'ye yükselttik. URGE projelerimiz kapsamında tarım sektörlerinde 20 aktif projemiz devam etmekte. Bu projelerde 478 firmamız yer alıyor. 2025 yılında tarım söktürüne yönelik 14 sektörel ticaret heyeti ve 5 alım heyeti düzenledik. Bu heyetlerin ikisi doğrudan zeytin ve zeytinyağı sektörüne yönelik gerçekleştirildi” dedi. Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’nın “Sürdürülebilir Zeytin Tarımı için Bilimsel Rekolte Tespit Yöntemleri” başlıklı ilk oturumunu Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım modere etti. Panelde; İspanya Tarım Bakanlığı Zeytinyağı ve Endüstriyel Bitkiler Dairesi’nden Fernando Mosquera Escribano, Endülüs Bölgesel Hükümeti Tarım Departmanı Araştırma ve İstatistik Başkanı Juan Bascón Fernández, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Murat Özaltaş ve Doktar Kurucu Ortağı Tanzer Bilgen konuşmacı olarak yer aldı. İkinci oturum olan “Türk Zeytinyağının Rekabet Gücü ve Avrupa Birliği Kotaları” paneli de yine Ali Ekber Yıldırım moderatörlüğünde düzenlendi. Panelde; Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Volkan Güngören, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Dairesi Başkanı Halis Kaya, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Avrupa Birliği ile Kurumsal İlişkiler ve Tarım Dairesi Başkanı Ahmet Selçuk Nalbant ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Brüksel Temsilcisi Mehmet Tan görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması sonrasında 2025 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı sektöründe 6 kategoride 32 firmanın ödüllendirildiği “Zeytin ve Zeytinyağı İhracatının Yıldızları Ödül Töreni” gerçekleştirildi. Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Buluşması’na Verde Yağ Altın Sponsor olurken, Uygun Rafine Yağ Sanayi., Yunuslar Tarım Ürünleri, İzmir Ticaret Borsası, Kozoliv Gıda Ürünleri ve Ticaret ve Sanayi Kontuvarı Gümüş Sponsor olarak destek verdiler. Günkar Gıda, Eroğlu Gıda, Yeniçağ Gıda, Eker Gıda, Zer Zeytincilik, Balsarı Yağ ve Aydın Ticaret Borsası Bronz Sponsor olarak yer aldılar. EGE ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İHRACATÇILARI BİRLİĞİ İHRACATIN YILDIZLARI ÖDÜL TÖRENİ ÖDÜL ALAN FİRMALAR LİSTESİ SOFRALIK ZEYTİN İHRACATINDA İLK 10 FİRMA EKER GIDA NAK. İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. YUNUSLAR TARIM ÜR. GIDA İNŞ. SAN. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. AYDONA GIDA İNŞ. PETR. İLETİŞİM KUY. TUR. NAK.OTO.SAN.İÇ VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. MAROLİ GIDA SAN. VE DIŞ TİC. A.Ş. ZER ZEYTİNCİLİK TARIM ÜRÜNLERİ GIDA SAN.VE TİC. A. Ş. SAHA TARIM ÜR. İTH. İHR. LTD. ŞTİ. GÜNKAR İNŞAAT GIDA TEKS. İTH. İHR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. UGS-URLA GIDA VE TARIM ÜR. SAN. VE TİC. A.Ş. AKSA ZEYTİNCİLİK GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ. EROĞLU YERLİ ÜRÜNLER GIDA TUR. İHR. İTH.SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ ZEYTİNYAĞI İHRACATINDA İLK 10 FİRMA VERDE YAĞ BESİN MADDELERİ SAN. VE TİC.A.Ş. KOZMOPOLİTAN GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. SAVOLA GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. TİCARET VE SANAYİ KONTUVARI TÜRK A.Ş. YONCA GIDA SAN. İŞL. İÇ VE DIŞ TİC. A.Ş. KAHRAMAN YAĞ VE GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ. POYRAZ ZEYTİNYAĞI TAR. SAN. VE TİC. A.Ş. BUNGE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. OVE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. ALHATOĞLU ZEYTİNCİLİK GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. SOFRALIK ZEYTİN EN KATMA DEĞERLİ İHRACAT ÖDÜLLERİ 1878 ZEYTİN ÜRÜNLERİ SAN. TİC. A.Ş. RAPUNZEL ORGANİK TAR. ÜR. VE GIDA TİC. LTD. ŞTİ. HENRY LAMOTTE GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. SOFRALIK ZEYTİN İHRACAT ARTIŞI SIRALI LİSTE LİDER DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. SÜLEYMAN AYDIN GIDA NAK. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ÇOBANOĞLU ZEYTİNCİLİK SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ZEYTİNYAĞI EN KATMA DEĞERLİ İHRACAT ÖDÜLLERİ HERŞEYMERŞEY MAĞAZACILIK A.Ş. DARDANOS İHR.İTH. TİC. LTD. ŞTİ. NOVA VERA GIDA VE TAR. SAN.TİC.A.Ş. ZEYTİNYAĞI İHRACAT ARTIŞI SIRALI LİSTE ERORHAN GIDA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ZER SALÇA KONSERVE TAR. ÜR. GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. BESTOLİO GIDA LTD. ŞTİ. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi” Haber

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi”

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu gelişmenin özellikle ihracat odaklı sektörler için yeni fırsatlar yaratacağını ve Türkiye–Avrupa sanayi entegrasyonunu daha da güçlendireceğini belirtti. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikaları kapsamında şekillenen “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesini Türk sanayisi açısından tarihi ve stratejik bir gelişme olarak değerlendirdi. Karadeniz, Türkiye’nin AB–Türkiye Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirlerinde önemli bir aktör olarak kabul edilmesinin, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artıracak bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin doğal bir parçası olarak görülmesinin, sanayimizin üretim gücünü ve güvenilir tedarikçi kimliğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Karadeniz, “Özellikle otomotivden beyaz eşyaya, plastikten inşaata kadar birçok sektörde Türkiye’de üretilen parçalar ve ürünler, Avrupa üretim zincirinin güvenilir bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türk firmalarının Avrupa projelerine doğrudan katılmasını ve ihracat hacimlerini artırmasını sağlayarak sanayimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor” dedi. “Plastik sektörü Avrupa sanayisi için önemli bir partner” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, beyaz eşyadan inşaata kadar 45’i aşkın sektörün temel girdisini sağlayan stratejik bir üretim alanı olduğunu vurgulayan Karadeniz, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek tedarik kabiliyeti sayesinde Avrupa sanayisi için önemli bir partner konumunda bulunduğunu ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 14 bin üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün 300 bini aşkın kişiye doğrudan, toplamda 1 milyondan fazla kişiye ise dolaylı istihdam sağladığını söyleyen Karadeniz, 10 milyar doları aşan ihracat hacmiyle ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin sektörün büyümesini hızlandıracağını belirtti. “Kamu ve özel sektör iş birliği, sürece katkı sağladı” Bu sürecin oluşmasında kamu kurumları, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin yürüttüğü çalışmaların önemli rol oynadığını kaydeden Karadeniz, şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreçte başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığı bürokratları, iş dünyası kuruluşları ve sektör temsilcileri önemli katkılar sundu. Türk sanayisinin Avrupa değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.” “Sürdürülebilir üretim ve rekabet gücü güçlenecek” Karadeniz, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin aynı zamanda yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve teknoloji yatırımları açısından da önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. PLASFED olarak Türk plastik sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artıracak, Avrupa pazarındaki entegrasyonunu derinleştirecek ve sürdürülebilir üretim dönüşümünü hızlandıracak her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini ifade eden Karadeniz, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki rolünün önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor Haber

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Varsayılan Değerleri Çimento İhracatı İçin Risk Oluşturuyor

Avrupa Komisyonu tarafından 17 Ekim 2025’te yayımlanan torba yasa değişiklikleri ve Aralık 2025’te yürürlüğe giren uygulama tüzükleri, özellikle üçüncü ülkelere uygulanacak varsayılan emisyon değerleri nedeniyle Türk çimento ihracatı üzerinde ciddi mali baskılar yaratıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmesinde, “Türkiye çimento sektörü, 2015 yılından bu yana AB ile uyumlu bir izleme, raporlama ve doğrulama (İRD) sistemi kapsamında faaliyet gösteriyor. Tüm tesislerimizde düşük emisyonlu kuru sistem fırınlar kullanılıyor ve fiili emisyon performansımız varsayılan değerlerin oldukça altında seyrediyor. Türkiye için özel bir varsayılan değer tanımlanmadığı için “diğer ülkeler” başlığı altındaki en yüksek emisyon katsayılarının uygulanması, sektörümüzü haksız biçimde dezavantajlı duruma düşürüyor. 2025 yılının ilk 11 ayında, sektörün yaklaşık yüzde 94’ünü temsil eden TÜRKÇİMENTO üyeleri 75 milyon ton klinker üretimi gerçekleştirdi. Türkiye ayrıca, AB’nin klinker ve çimento ithalatının ana tedarikçisi konumundadır.” dedi. Bozay, mevcut varsayılan değerlerin gerçek üretim koşullarını yansıtmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’de SKDM geçiş döneminde AB’ye ihracat yapan üyelerimizin beyan ettiği fiili veriler, gri çimento klinkeri için emisyonların 0,88 tCO₂/ton seviyesinde gerçekleştiğini gösteriyor. Buna karşın AB mevzuatında Türkiye için kullanılan varsayılan değer 1,551 tCO₂/ton. Bu fark, gerçek emisyon performansını yansıtmayan ilave maliyetler doğuruyor ve SKDM’nin adil ve doğru uygulanmasına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.” AB Vatandaşlarını da Etkileyecek Fiili değerlerin doğrulanması süreçlerinde aksama yaşanması halinde, fiili değerler ile varsayılan değerler arasındaki farkın ciddi bir mali yüke dönüşeceğini vurgulayan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, şunları söyledi: “Bu fark, güncel AB ETS fiyatlarıyla hesaplandığında karbon maliyetini bir ton klinker için yaklaşık 20 Avrodan 80 Avroya çıkarıyor. Ortaya çıkan tutar, AB’ye ihraç edilen ürünlerin ortalama birim fiyatını dahi aşarak ihracatın ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ediyor. SKDM bu haliyle uygulanırsa, oluşacak ek maliyetin önemli bir kısmı nihai ürün fiyatlarına yansıyacak ve sonuçta AB’deki tüketicileri de etkileyecektir. Bu nedenle, doğrulayıcı kapasitesinin zamanında devreye alınması ve varsayılan değerlerin gerçekçi şekilde güncellenmesi kritik önem taşıyor. Bu durum, Gümrük Birliği’nin temel prensipleriyle de tam uyumlu olmayan bir sonuç doğurabilir.” Öte yandan Bozay, uygulamada netleştirilmesi gereken bazı teknik konulara da dikkat çekti: “Çimento sektörümüz yenilenebilir elektrik kullanımını artırmaya odaklanıyor. Ancak düşük-orta ölçekli bir çimento fabrikasının öz tüketimini tamamen yenilenebilir enerjiden karşılayabilmesi için yaklaşık 50–70 MW büyüklüğünde bir güneş santrali kapasitesine ihtiyaç duyuluyor. Bu büyüklükte bir yatırımın fabrika sahası içinde veya hemen yakınında yapılması ve doğrudan bağlanması çoğu zaman teknik olarak mümkün olmuyor. Bu nedenle üreticiler yenilenebilir enerji yatırımlarını farklı lokasyonlarda gerçekleştirmek durumunda kalıyor. SKDM kapsamında, bu yatırımların ve beyan edilen fiili üretim verilerinin dolaylı emisyon hesaplamalarında tanınmasını sağlayacak net kurallara ihtiyaç var. Ayrıca nihai ürünün çimento olması durumunda gömülü emisyon metodolojisi, elektrik emisyon katsayıları ve bedelsiz tahsisat ayarlamaları gibi alanlarda mevzuatta belirsizlikler bulunuyor.” Bozay, SKDM’nin çevresel hedefleri korunurken adil rekabet koşullarının sağlanabilmesi için çözüm önerilerini ise şöyle dile getirdi: “Sektörümüzün önceliği, SKDM kapsamında emisyon raporlarının titizlikle hazırlanması ve doğrulanmasıdır. Ancak özellikle ilk yıllarda doğrulama süreçlerinde gecikmeler yaşanması ve doğrulayıcı kapasitesinin yetersiz kalması ihtimali bulunmaktadır. Saha ziyaretleri ve ilk doğrulama işlemleri beklenenden uzun sürebilir. Bu durumda, fiili emisyon performansını yansıtmayan varsayılan değerlerin uygulanması, düşük karbon yoğunluğuna sahip üreticileri orantısız biçimde negatif yönde etkileyebilir. Türkiye’nin 2015 yılından bu yana AB’ye benzer bir İzleme, Raporlama ve Doğrulama (İRD) sistemine sahip olması, gerçek veriler üzerinden değerlendirme yapılabilmesi açısından hem ihracatçılar hem de ithalatçılar için önemli bir güvence sunmaktadır. SKDM’nin fiili bir ticaret engeline dönüşmemesi için, ‘Diğer Ülkeler’ başlığı altındaki genel varsayılan değerler yerine, AB ile uyumlu İRD sistemi verilerine dayalı ulusal değerlerin kullanılmasına imkân tanınması önem taşımaktadır. Doğrulama altyapısı tam işler hale gelene kadar fiili emisyon verilerinin esas alınması ve orantısız mali yüklerin önlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, düşük karbonlu üretim ile en yüksek karbonu üreteni ayırt edemeyen bir sistem olarak SKDM’nin düşük karbonlu üretimi destekleme amacı sadece tarife dışı teknik engel olmaktan öteye geçemeyecektir. Bu itibarla, uygulamada netleşmeyen SKDM kapsamında akredite kuruluşların nihai listesi gibi akreditasyona dair süreçlerde AB’nin iç mevzuatındaki ikincil düzenlemelerin ve teknik konuların da en kısa sürede açıklığa kavuşturulması büyük önem arz etmektedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ömer Karadeniz: “Made in Europe” Yeni Bir Rekabet Dönemi Başlatıyor Haber

Ömer Karadeniz: “Made in Europe” Yeni Bir Rekabet Dönemi Başlatıyor

Avrupa sanayi politikalarının merkezine yerleşen “Made in Europe” yaklaşımı, üretimden enerji kullanımına, tedarik zincirlerinden kamu alımlarına kadar geniş kapsamlı bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Avrupa içinde üretimi güçlendirmeyi hedefleyen bu yeni çerçevenin, Türkiye’nin ihracat yapısı ve sanayi rekabeti açısından önemli sonuçlar doğurması bekleniyor. Bu nedenle süreç, Türkiye sanayisi açısından hem dikkatle izlenmesi gereken bir risk alanı hem de stratejik fırsatlar barındıran yeni bir dönem olarak değerlendiriliyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa Birliği’nin sanayide yerli üretimi güçlendirmeyi hedefleyen “Made in Europe” yaklaşımının, üretim koşullarından enerji kullanımına ve tedarik zincirlerine kadar geniş bir etki alanı oluşturduğunu belirtti. Karadeniz, Avrupa içinde üretimi güçlendirmeyi hedefleyen bu yeni çerçevenin Türkiye’nin ihracat yapısı ve sanayi rekabeti açısından önemli sonuçlar doğuracağını ifade etti. “Doğru strateji Türkiye için yeni fırsatlar yaratabilir” Avrupa pazarına erişimin giderek daha fazla sürdürülebilirlik, yerelleşme ve üretim standartlarına uyumla ilişkilendirildiğini vurgulayan Karadeniz, “Uyum sağlayan firmalar rekabet avantajı elde edecek, uyum sağlayamayanlar ise maliyet artışı ve pazar kaybı riskiyle karşılaşacak” dedi. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek sanayi yapısıyla bu dönüşüme uyum sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Karadeniz, kamu ve özel sektörün eşgüdüm içinde hareket etmesinin kritik önem taşıdığını kaydetti. Doğru strateji ve zamanında atılacak adımlarla sürecin Türkiye için yeni ihracat fırsatları yaratabileceğini söyledi. “Türkiye’siz Avrupa sanayisi eksik kalır” Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki rolünün stratejik nitelik taşıdığına dikkat çeken Karadeniz, üretim ağlarının bütünlüğünün korunmasının hem bölgesel rekabet hem de tedarik güvenliği açısından hayati olduğunu ifade etti. Türkiye’nin dışarıda kalmasının yalnızca ticari değil, bölgesel ekonomik istikrar açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti. “Gümrük Birliği güncellenmeli” Çatı kuruluş PLASFED Başkanı bu süreçte en kritik başlıklardan birinin Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi olduğunu söyledi. Mevcut iş birliği mekanizmalarının günümüz sanayi politikalarıyla uyumlu hale getirilmesinin önemine dikkat çeken Karadeniz, özellikle Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin bu açıdan belirleyici olabileceğini ifade etti. Başkan Karadeniz, şu açıklamalarda bulundu: “Ekonomik entegrasyonun derinleştirilmemesi ve Türkiye’nin yeni sanayi politikalarıyla yeterince bütünleşememesi, üretim ağlarında zayıflamalara yol açabilir. Bu durum hem Avrupa’nın rekabet gücünü hem de bölgesel ekonomik uyumu etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye’nin yeni sanayi mekanizmalarına daha fazla dahil edilmesi ve ekonomik iş birliğinin ticaret, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarındaki güncel koşullara uygun şekilde modernize edilmesi önem taşıyor.” Avrupa’daki dönüşümün yalnızca üretim politikalarıyla sınırlı olmadığını; yeşil dönüşüm, dijitalleşme, teknoloji yatırımları ve tedarik güvenliği gibi stratejik alanları da kapsadığını belirten Karadeniz, Türkiye’nin bu sürecin dışında değil, aktif bir parçası olarak konumlanmasının kritik olduğunu vurguladı. Karadeniz, Türkiye’nin bu dönüşümü yalnızca bir uyum süreci olarak değil, sanayi yapısını güçlendirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda Haber

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda

Dış ticaret ve dijitalleşme alanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren İnovakademi'nin kurucusu Gökhan Erol, AB ile Hindistan arasındaki yeni ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini, son ticaret verileri ışığında değerlendirdi. Erol, sürecin Türkiye için bir "çifte kıskaç" yarattığını vurguladı. "Oyunun Kuralları Değil, Oyunun Kendisi Değişti" Anlaşmanın Türkiye için "soğuk duş" etkisi yaratabileceğini belirten Gökhan Erol, şu ifadeleri kullandı: "Biz yıllardır Gümrük Birliği sayesinde AB pazarında 'bizden biri' muamelesi görüyor, gümrüksüz ticaretin konforunu yaşıyorduk. Ancak bu anlaşma ile AB, 1.42 milyar nüfuslu Hindistan'a da aynı VIP giriş kartını verdi. Artık rafta yanımızda, işçilik maliyeti bizden çok daha düşük, üretim kapasitesi devasa bir rakip var. Oyunun kuralları değişmedi, oyunun kendisi değişti." " 5.5 Milyar Dolarlık Otomotiv İhracatımız Risk Altında" Kamuoyunda sadece tekstil sektörünün etkileneceğine dair yanlış bir algı olduğunu belirten Erol, 2024 verilerine dikkat çekerek asıl tehlikenin sanayide olduğunu vurguladı: "Rakamlar duygusal değildir, gerçeği söyler. Türkiye, 2024 yılında AB'ye 5.57 Milyar Dolar değerinde otomotiv yedek parçası sat tı. Bu bizim kalemiz. Ancak Hindistan, gümrük duvarlarına rağmen şimdiden aynı kalemde 1.71 Milyar Dolar ihracat yapıyor. Gümrükler sıfırlandığında, aradaki %10-15'lik maliyet avantajı Hintli üretic inin lehine dönecek. Bir Alman otomotiv devi için %10 maliyet farkı, tedarikçi değiştirmek için yeterli bir sebeptir. Yan sanayicimizin acilen bu senaryoya hazırlanması gerekiyor." "İç Pazarda da 'Arka Kapı' Tehlikesi Var" Gökhan Erol, tehlikenin sadece ihracatla sınırlı kalmayacağını, Türkiye iç pazarının da tehdit altında olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Gümrük Birliği'nin teknik yapısı gereği, AB'ye gümrüksüz giren bir Hint malı, 'Serbest Dolaşım' ilkesiyle Türkiye'ye de gümrüksüz girebilecek. Yani Bayrampaşa'daki tekstilci veya Konya'daki parçacı, sadece Almanya'da değil, kendi evinde de Hint mallarıyla rekabet edecek. Biz Hindistan'a mal satarken gümrük ödeyeceğiz, onlar bize satarken ödemeyecek. Bu, sürdürülebilir bir denklem değil." Çıkış Yolu: "Hız, Güven ve Dijital Markalaşma" Türk ihracatçısının "ucuzluk" yarışına girmemesi gerektiğini savunan Erol, ç ıkış reçetesini ise şöyle özetledi: "Hindistan ile fiyat rekabetine girersek kaybederiz. Bizim kazanacağımız alan 'Hız ve Güven'. Hindistan'dan gelen bir konteynerin Avrupa'ya ulaşması haftalar sürerken, biz 48-72 saatte teslimat yapabiliyoruz. Avrupalı satın almacıya şunu anlatmalıyız: 'Tedarik zincirini riske atma, yeşil lojistikle malını kapına indireyim.' Bunun için de klasik pazarlamayı bırakıp, LinkedIn ve B2B platformlarında dijital markalaşmaya yatırım yapmalıyız. Artık sadece malı değil, güveni pazarlama devrindeyiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EİB 2026 Yılının İlk Ayında İhracatta Eksi Yazdı Haber

EİB 2026 Yılının İlk Ayında İhracatta Eksi Yazdı

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinden 4 tanesi 2026 yılına ihracat artışıyla merhaba derken, 8 ihracatçı birliği 2025 yılı ocak ayındaki ihracat performansına yaklaşamadı. Tarım ve sanayi ürünleri ihracatı azaldı, maden ihracatı yükseldi Ege İhracatçı Birlikleri’nin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 3’lük azalışla 775 milyon dolardan 749 milyon dolara gerilerken, tarım ürünleri ihracatı yüzde 2’lik kayıpla 595 milyon dolardan 583 milyon dolara indi. Madencilik sektörü 2025 yılındaki başarısını 2026 yılına da taşıdı ve ihracatını yüzde 14’lük artışla 100,6 milyon dolardan 114,8 milyon dolara taşıdı. Demir zirvedeki yerini korudu Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ocak ayında ihracatını 2 milyon dolar geliştirerek 214 milyon dolara ulaştı ve zirvedeki yerini korudu. EDDMİB’in yıllık ihracatı yüzde 9’luk artışla 2 milyar 390 milyon dolardan 2 milyar 606 milyon dolara ilerledi. Hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü 2026 yılına da ihracat rekoruyla girdi 2025 yılında yüzde 23’lük ihracat artış hızıyla ihracat artış rekortmeni olan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılına ihracat artış rekoruyla girdi. EHBYTİB ocak ayında ihracatını yüzde 33’lük artışla 78 milyon dolardan 103,7 milyon dolara yükseltti ve ihracat artış rekorlarına yeni bir halka ekledi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller 2 milyar doları geçeceğinin sinyalini verdi Türkiye’den ihraç edilen her üç balıktan ikisinde imzası olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 2026 yılına parlak bir giriş yaptı. 2025 yılı ocak ayındaki 123,6 milyon dolarlık ihracatını yüzde 23’lük artışla 152,3 milyon dolara taşıyan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 10’luk artışla 1,7 milyar dolardan 1 milyar 868 milyon dolara çıkardı ve 2026 yılı sonunda 2 milyar doları aşacağının sinyallerini verdi. Maden ihracatı yüzde 14 arttı 2025 yılında ihracatını yüzde 6 geliştirerek 1 milyar 385 milyon dolara çıkaran Ege Maden İhracatçıları Birliği, 2026 yılı ocak ayında ihracatını yüzde 14 büyüttü. Geçtiğimiz yıl ocak ayında 100,6 milyon dolar ihracat yapan EMİB, 2026 yılı ocak ayında 114,8 milyon dolara ihracata imza attı. EMİB’in son 1 yıllık dönemde ihracatı yüzde 6’lık artışla 1 milyar 400 milyon doları aştı ve 2026 yılı sonu için belirledikleri 1,5 milyar dolar ihracat hedefine bir adım daha yaklaştı. Hazır giyim ihracatı iki sıra geriledi Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde 2025 yılı ocak ayında 121,7 milyon dolarla en çok ihracat yapan birlik olan Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, 2026 yılı ocak ayında yüzde 16’lık azalışla 102,2 milyon dolar yaptı ve iki sıra gerileyerek beşinci sıraya tutundu. Yaş meyve ve kuru meyve ihracatı iklim krizinden etkileniyor İklim krizinin etkilerini hisseden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin ihracatları geriledi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin ihracatı yüzde 5 düşerek 103,8 milyon dolardan 96,2 milyon dolara inerken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin ihracatı yüzde 11’lik kayıpla 94 milyon dolardan 84 milyon dolara düştü. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, EİB’nin ihracatına 63 milyon dolarlık katkı sağlarken, Ege Tütün İhracatçıları Birliği 62 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 30,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 17,5 milyon dolarlık ve Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 14,4 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koydular. Ege Bölgesi’nin ihracatı yüzde 3 düştü Ege Bölgesi’nin 2025 yılı ocak ayında 2 milyar 220 milyon dolar olan ihracatı, 2026 yılı ocak ayında yüzde 3’lük düşüşle 2 milyar 155 milyon dolara indi. İzmir, 1 milyar 89 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, Denizli 369 milyon dolarlık dış satımla Manisa’nın önünde ikinci sıraya yerleşti. Ege Bölgesi illeri arasında ikinci sırada görmeye alıştığımız Manisa 322 milyon dolarlık ihracatla üçüncülükle yetindi. Muğla ihracatını yüzde 31’lik artışla 81 milyon dolardan 106,5 milyon dolara çıkarırken Ege Bölgesi illeri arasında ihracat artış rekoru kırdı. Balıkesir 96,8 milyon dolarlık, Aydın 83,7 milyon dolarlık, Afyonkarahisar 33,7 milyon dolarlık, Kütahya 31 milyon dolarlık ve Uşak 26 milyon dolarlık döviz getirisine imza attılar Eskinazi: “İhracatımız 4. yılda da yerinde saymaya gebe” Türkiye’nin en büyük ihraç pazarı Avrupa Birliği’nde ithalatçılarda bir tedirginlik ve çekingenlik olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, bu durumun ihracat rakamlarını olumsuz etkilediğini, 3 yıldır yerinde sayan Ege İhracatçı Birlikleri ihracatının 2026 yılında da benzer bir tabloya gebe olduğunu, ocak ayı ihracat tablosunun bu durumu teyit ettiğini vurguladı. 2026 yılına girince Türkiye’de yüzde 30’u aşan enflasyonla uyumlu olarak tüm girdilere zam geldiğini, bu zamların Türk ihracatçısının uluslararası arenada rekabetçiliğini olumsuz etkilediğinin altını çizen Eskinazi, “Türkiye Uzakdoğu ülkelerine göre yüzde 40-60, Mısır ve Polonya gibi ülkelere göre yüzde 20 civarında pahalı konumda. Doğal olarak maliyet artışlarını fiyatlarımıza yansıtamadık. Paritenin pozitif katkısına rağmen ocak ayında, 2025 yılı ocak ayındaki ihracatımızı koruyamadık. Paritenin ihracatımıza 80 milyon dolar civarında pozitif katkısına rağmen ekside kaldık. Bütün bu olumsuzluklar sürerken 645 milyar dolarlık dış ticaretimizde 233 milyar dolarlık payla en büyük pazarımız Avrupa Birliği (AB), önce Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) üyesi Güney Amerika ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladı. Hemen sonrasında Hindistan’la STA yaptı. Bu iki anlaşma Türk ihracatçısında bir tedirginliğe yol açtı. Bu süreçte bizim önceliğimiz Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve benzer iş birlikleri için girişimlerimizi hızlandırmalıyız” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları Haber

Türk Lojistik Firmaları Avrupa’da Büyüyor Taşımacılık Sektöründe 2026 Fırsatları

Avrupa içi yük taşımalarının %75’ten fazlası karayolu ile gerçekleştirilirken, Türk lojistik şirketleri de bu pazarda her geçen yıl daha görünür hale geliyor. Birlik içi lojistik hacmi sürekli büyüyor ve AB ülkeleriyle ticaret yapan firmalar için ölçeklenebilir fırsatlar sunuyor. Türkiye’den Avrupa’ya açılmak isteyen lojistik ve taşımacılık şirketleri için bu süreç artık sadece bir hedef değil — ölçeklenebilir bir stratejiye dönüşüyor. Peki son dönemde neden Çekya, Türk taşımacılık şirketleri için stratejik bir merkez olarak öne çıkıyor? Avrupa Lojistiğinin Kalbinde Bir Ülke: Çekya Çek Cumhuriyeti; Almanya, Avusturya, Polonya ve Slovakya ile komşu konumu sayesinde Batı ve Orta Avrupa’nın tam merkezinde yer alıyor. Berlin, Viyana, Budapeşte ve Varşova gibi ekonomik merkezlere sadece birkaç saatlik mesafede yer alması sayesinde lojistik erişimi benzersiz. Aynı zamanda Avrupa içi yük trafiğinin önemli bir transit akış noktası haline geliyor. Bu coğrafi avantaj, Çekya’yı yalnızca bir transit ülke değil, aynı zamanda Avrupa içi operasyonların yönetildiği bir lojistik üs haline getiriyor. 55.000 km’yi aşan gelişmiş karayolu ağı OECD ülkeleri arasında km² başına en yoğun demiryolu altyapısı Prag Havalimanı üzerinden Avrupa’nın tamamına direkt erişim Bu altyapı sayesinde Çekya, Türk lojistik firmaları için operasyonel verimlilik ve maliyet avantajını aynı anda sunuyor. Öte yandan Çekya, Batı Avrupa ülkelerine kıyasla daha sade, öngörülebilir ve esnek bir mevzuat yapısına sahip. Lojistik şirketleri için: Şirket kuruluş süreçleri hızlı Vergi ve yükümlülükler şeffaf Operasyonel maliyetler Almanya ve Avusturya’ya göre daha dengeli Tüm bunların yanı sıra, Çek Cumhuriyeti yabancı yatırımcılar için cazip düzenlemeler ve teşvikler ile birlikte nitelikli iş gücü vaat ediyor. Bu da Çekya’yı, Avrupa’ya açılmak isteyen Türk lojistik firmaları için “ilk adım ülkesi” konumuna getiriyor. Prag merkezli bir iş geliştirme ve uluslararası büyüme partneri olarak, ülkemiz ile Avrupa’yı birbirine yakınlaştıran YeYe Agency’nin, 2025 yılında Türkiye ile Çek Cumhuriyeti arasında güçlenen işbirlikleri ve fırsatlar üzerine yayınladığı bir analize göz atmanızda yarar görüyoruz. Türkiye ve Çekya Arasında 2025’te Güçlenen İşbirlikleri ve Yeni Fırsatlar Türk Lojistik Sektörünün Avrupa Yolculuğu Türkiye’nin lojistik firmaları, Avrupa pazarında giderek daha görünür hale geliyor. Türkiye, Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği sayesinde lojistik ve taşımacılıkta doğal bir avantaja sahip. 2021 itibarıyla Türkiye–AB ticaret hacmi 164 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu büyüme, Türk taşımacılık firmalarının Avrupa içinde daha kalıcı ve kurumsal yapılara yönelmesini kaçınılmaz kılıyor. Ancak Avrupa pazarına giriş yalnızca araç göndermekten ibaret değil, Avrupa’nın içinde resmî şirket kurma, lisanslar, pazar içi operasyon ve regülasyonlara tam uyum süreçlerini içeriyor. Rekabet halindeki firmalar fark yaratacak stratejilere ihtiyaç duyuyor: Şirket kuruluşu Taşıma lisansları ve EU yetkilendirmeleri CEMT defteri ve 3. ülke dozvaları KDV numarası, muhasebe ve vergi süreçleri İnsan kaynağı, vize ve oturum izinleri Avrupa İç Operasyon Yönetimi Güzergâh ve Maliyet Optimizasyonu İşte bu noktada doğru ülke ve doğru iş ortağı seçimi, başarının anahtarı haline geliyor. YeYe Agency: Avrupa’ya Açılmada Stratejik Partneriniz Bugüne kadar birçok Türk lojistik firmasının Çekya üzerinden Avrupa’da kalıcı operasyonlar kurmasına destek vermiş olan YeYe Agency, Türk lojistik şirketlerinin Avrupa pazarına girişinde uçtan uca stratejik partner olarak konumlanıyor. Şirketiniz genişlemek veya yeni pazarlara açılmak istediğinde, yolculuk AB’de bir taşımacılık işi kurmanın karmaşık sürecini anlamakla başlar. Lojistik ve operasyonel labirentte gezinmek incelikli bir anlayış ve stratejik planlama gerektirir – YeYe Agency tam da bu noktada uzmanlaşmıştır. YeYe Agency’nin yaklaşımı son derece basit ama sistematik: Planla: Pazar analizi, fizibilite, doğru ülke ve operasyon modeli seçimi. Uygula: Şirket kuruluşu, lisanslar, banka hesapları, KDV numarası, insan kaynağı, araç ve sigorta süreçleri. Büyüt: Yeni hatlar, iş ortaklıkları, finansman çözümleri ve sürdürülebilir büyüme stratejileri. Bu kapsamlı yaklaşım, Türk lojistik şirketlerinin sadece Avrupa’ya açılmasını değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir şekilde büyümesini sağlıyor. YeYe Agency'nin 360° Lojistik Çözümleri Şirket Kurulumu & Lisans Süreçleri: Tüm Avrupa operasyonlarınız için şirket kurulumunu, Eurolisans, CEMT(UBAK) defteri ve diğer belgelerin teminini A’dan Z’ye biz üstlenir. Araç Leasing & Finansman: Küçük ya da büyük araç filoları için leasing çözümleri sunmakta. Finansman konusunda Türkiye-Çekya ortak bankacılık modellerine, uzun vadeli leasing anlaşmalarına ulaşabilmeniz için opsiyonlar yaratıyor. Yakıt & Geçiş Ücreti Yönetimi: DKV (https://www.dkv-mobility.com) ve Eurowag (https://www.eurowag.com) gibi Avrupa'nın en yaygın yakıt ve geçiş kart sistemlerine entegre çözümlerle firmalarınızın giderlerini kontrol altına alıyor. Yük Bulma & Dijital Platformlara Kayıt: TimoCom (https://www.timocom.com), Trans.eu (https://www.trans.eu) gibi Avrupa'nın önde gelen yük pazarlarına kayıt işlemlerinizi tamamlayarak, daha fazla yükle daha fazla iş hacmi yaratmanızı sağlıyor. Hızlı Ödeme Sistemleri & Factoring: Avrupa’da nakit akışında yaşanan zorluklara karşı, yerel partner bankalarıyla hızlı ödeme ve factoring çözümleri sunarak gecikmeleri minimuma indiriyor. Uzaktan Operasyon Yönetimi (ScaleOffice): YeYe Agency'nin sunduğu en büyük fark, ScaleOffice adlı dijital yönetim platformu. Bu platform sayesinde: Muhasebe ve vergilendirme işlemleriniz düzenli takip edilir, Belgeler ve yasal süreçler çevrimiçi kontrol edilir, Personel dosyaları ve araç dokümanları eksiksiz şekilde yönetilir, Tüm süreçler hem Türkçe hem Çekçe destekli takip edilir. "Sıfırdan bir lojistik şirketi kurmak isteyen bir girişimci için idari ve mali işler departmanıyız. Mevcut şirketler için ise Avrupa'daki Dış Kaynaklı Operasyon Ofisi görevini üstleniyoruz." Yalın Yüregil YeYe Agency’nin, Avrupa pazarına girmek ve orada başarılı olmak isteyen lojistik ve taşımacılık firmaları için hazırladığı rehberde daha detaylı bilgiler ve ipuçlarına göz atmanızı öneririz. (Rehberi aşağıdaki linkten ücretsiz olarak indirebilirsiniz.) Lojistik ve Taşımacılık Şirketleri için Rehber YeYe Agency’nin rehberliğinde Avrupa’da kurulan lojistik oyuncular, yerel pazarda hızla konum aldı ve büyüme odaklı stratejiler geliştirdi. Örneğin, Piano Logistics için şirket kurulumundan günlük operasyonlara kadar Çekya’daki varlıklarının kurulmasında rol alarak, yılda yüzlerce tur düzenleyen uluslararası bir işletme yaratıldı. Bugün Piano Logistics Avrupa’da büyümeye devam ediyor. Piano Logistics, Çekya’da büyük bir sermaye artırımına giderek TIR ve dorse yatırımlarını genişletti. Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri olan Barsan Global Lojistik, Avrupa operasyonlarını geliştirmek için stratejik bir hamle olan Çekya’ya genişlemek üzere, uzun süredir YeYe Agency ile işbirliği yapmakta. Yönetim ekibi için uzun süreli oturma ve çalışma izinlerinin alınması, kurumsal banka hesaplarının oluşturulması, AB çapında bir KDV numarası alınması ve uluslararası taşımacılık için gerekli lisansların alınması da dahil olmak üzere genişlemelerinin kritik adımlarını YeYe Agency rehberliğinde gerçekleştirdiler. Bu stratejik işbirliği Barsan’ın Avrupa lojistik sektöründe önde gelen bir oyuncu olarak konumunu sağlamlaştırdı. “Çek Cumhuriyeti menşeili bir lojistik firmasının tüm ihtiyaçlarına cevap veren tecrübeli kadrosuyla iş birliği içinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Her zaman yenilikçi ve çözüm odaklı yaklaşımları için Barsan Global Logistics s.r.o. olarak teşekkür ederiz.” Nazim Berk Özbek Barsan Global Lojistik Bölge Direktörü Avrupa’ya Açılmak Bir Risk Değil, Doğru Kurgulanırsa Bir Avantajdır Avrupa lojistik pazarı dinamizmini korurken, Türk taşımacılık firmalarının bu pazarda planlı, stratejik ve partner destekli bir şekilde yer alması kritik. Ancak bu pazarda başarılı olan firmalar, süreci doğru ülke, doğru yapı, doğru partner üçgeniyle yönetenler oluyor. Eğer siz de 2026’ya Avrupa’da güçlü bir başlangıç yapmak istiyorsanız, Çekya merkezli lojistik modelini ve bu süreci nasıl yöneteceğinizi mutlaka değerlendirmelisiniz. Detaylı bilgi almak ve YeYe Agency uzmanlarından görüş almak için: ???? https://transport.yeyeagency.com/

Türk Mühendisler, Uber’in Küresel İnovasyon Projelerine Yön Verecek Haber

Türk Mühendisler, Uber’in Küresel İnovasyon Projelerine Yön Verecek

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Uber Global CEO’su Dara Khosrowshahi ve Uber Teknoloji Direktörü (CTO) Praveen Neppalli Naga’nın katılımıyla gerçekleştirilen duyuru etkinliğinde, Uber’in Türkiye’de önümüzdeki beş yıl içinde 200 milyon dolar yatırım yaparak teknoloji çalışanı sayısını iki kattan fazla artırmayı hedeflediği belirtildi. Uber’in yakın zamanda gerçekleştirdiği Trendyol Go satın alımıyla ekibe katılan 180 mühendis, ürün yöneticisi, tasarımcı ve veri bilimcisinden oluşan ekip, merkezin çekirdek kadrosunu oluşturacak. Yeni merkez, Türkiye genelindeki en yetenekli teknoloji profesyonellerini bir araya getirerek Uber platformunda dünya genelindeki kullanıcılar, işletmeler, sürücüler ve kuryeler için yenilikçi ürünler geliştirecek. Uber, teknoloji merkezine önümüzdeki beş yıl içinde 200 milyon dolar yatırım yapmayı ve aynı dönemde teknoloji çalışanı sayısını iki kattan fazla artırmayı hedefliyor. Türk teknoloji ekosistemine güçlü katkı Türkiye’deki teknoloji ekosisteminin gelişimine katkıda bulunmayı stratejik odağına alan Uber, ülkenin önde gelen üniversiteleri ve kurumlarıyla iş birliği yaparak geleceğin mühendislerini ve teknoloji liderlerini yetiştirmeyi amaçlıyor. Uber, bu süreçte özellikle mühendislikte kadın temsilini arttırılmasını hedefliyor. Türkiye, Uber için stratejik öneme sahip bir pazar konumunda. İstanbul’daki teknoloji merkezi, Uber’in Kuzey Amerika dışındaki sayılı teknoloji merkezlerinden biri olacak. “Türkiye, küresel şirketlerin inovasyon projeleri için ideal bir ekosistem sunuyor” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Uber’in Türkiye’deki yatırım kararını değerlendirirken, bu adımın Türkiye’nin teknoloji alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendireceğini vurguladı: “Gençlerimizin enerjisi ve girişimcilik ruhu sayesinde, Türkiye’nin dinamizmi; küresel şirketlerin yatırım ve inovasyon projeleri için ideal bir ekosistem oluşturuyor. Bugün 700’den fazla uluslararası firma, teknoparklarımızda ve Ar-Ge merkezlerimizde araştırma ve geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor. Birçok küresel teknoloji şirketi, ileri Ar-Ge operasyonlarını ülkemizde konumlandırarak hem nitelikli iş gücümüzden hem de sunduğumuz cazip teşviklerden yararlanıyor. UBER’in ülkemizde kuracağı teknoloji merkezi, Türkiye’nin kabiliyetine, istikrarına ve genç insan kaynağına duyulan güvenin göstergesidir. Bu stratejik yatırım iradesi, ülkemize duyulan güven ve Türkiye’yi bir inovasyon üssü olarak konumlandırma vizyonu için Uber’i tebrik ediyorum. Gümrük Birliği ve ticaret anlaşmalarıyla 1 milyardan fazla nüfusa erişim imkânı, tedarik zincirlerinin kalbindeki konumu, katma değerli üretim anlayışı ve yetkin insan kaynağı havuzuyla Türkiye, cazibe merkezi olmayı sürdürecek.” “Uber yatırımı, Türkiye’nin mühendislik yeteneğine duyulan güvenin göstergesi” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Uber’in Türkiye’ye yönelik yatırım kararını ülke için önemli bir adım olarak değerlendirerek şöyle dedi: “Uber’in İstanbul’da küresel bir teknoloji merkezi kurma kararı, Türkiye’nin dünya çapındaki mühendislik yeteneğine ve yenilikçilik kapasitesine duyulan güvenin güçlü bir göstergesi. Genç ve dinamik nüfusuyla Türkiye, geniş bir coğrafyadaki en büyük yetenek havuzlarından birine sahip ve bölgesindeki Ar-Ge ve inovasyonun bağlantı noktası konumunda. Uber’in Türkiye’nin yenilikçi ekosistemine yönelik bu uzun vadeli yatırımını memnuniyetle karşılıyor, bu adımı ülkemizin teknoloji ve Ar-Ge alanında küresel bir merkez olma konumunu daha da güçlendiren önemli bir katkı olarak görüyoruz.” “Türk mühendislerin yaratıcılığına ve yeteneğine güveniyoruz” Uber Global Teknoloji Birimi Üst Düzey Yöneticisi Praveen Neppalli Naga, konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: “Bu yatırım, Uber’in Türkiye’ye olan uzun vadeli bağlılığını ve buradaki olağanüstü mühendislik yeteneğinin gücünü ortaya koyuyor. Türkiye’deki mühendislerin yaratıcılığına ve teknik yetkinliğine bizzat tanık olduk. Bu güçlü potansiyeli büyüterek, insanlara sorunsuz ulaşım deneyimi, etkileşim kurma ve fırsatlara kolayca erişme imkânı sunan teknoloji çözümleri geliştirmeye devam etmekten büyük heyecan duyuyoruz.” Türkiye mühendislik ekibi, Uber’in küresel ürün ve platform geliştirme çalışmalarında öncü bir rol üstlenecek. Ekip; makine öğrenimi, büyük dil modellerinin entegrasyonu, gerçek zamanlı veri işleme, dağıtık sistemler ve mobil inovasyon gibi alanlarda küresel ölçekte çözümlerin gelişimini destekleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.