Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gümrük Vergisi

Kapsül Haber Ajansı - Gümrük Vergisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümrük Vergisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı Haber

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı

Küreselleşme, yükselen jeopolitik gerginliklere, artan ABD gümrük vergilerine ve gelecekteki ticaret politikalarına ilişkin benzeri görülmemiş belirsizliğe rağmen, tarihsel olarak yüksek bir seviyede seyretmeye devam ediyor. Bu durum, DHL ve New York Üniversitesi Stern School of Business tarafından açıklanan DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026'nın temel bulgularından biri. Uluslararası ticaret, sermaye, bilgi ve insan akışlarını takip eden 9 milyondan fazla veri noktasına dayanan rapor, küreselleşmenin mevcut en kapsamlı görünümünü sunuyor. Avrupa en küresel bağlantılı bölge oldu Raporun bölgesel sıralamasında Avrupa, Kuzey Amerika ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın üstünde yer alarak bir kez daha dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi oldu. Avrupa’nın lider konumu, bölge içindeki güçlü ekonomik bağlarla ve dünya genelinde son derece geniş bir küresel erişimin birleşimiyle destekleniyor. Bu durum, birçok Avrupa ekonomisinin hem bağlantı derinliği hem de coğrafi yaygınlık göstergelerinde sergilediği güçlü performansta da görülüyor. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinin birlikte hareket etmesi, bölgenin dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi konumunu pekiştiriyor. Hollanda, küresel sıralamada 3’üncü sırada yer alıyor ve yalnızca dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olmasına rağmen küresel akışların 6’ncı en büyük hacmini oluşturuyor. Bu, ülkenin önemli bir lojistik geçit olduğunu vurguluyor. Birleşik Krallık, 9’uncu sırada yer alıyor ve son derece çeşitlendirilmiş uluslararası ilişkileri sayesinde akışların coğrafi kapsamı açısından dünyada ilk sırada yer alıyor. 14’üncü sırada bulunan Almanya, Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve güçlü biçimde entegre olmuş bir merkez olmayı sürdürüyor. Almanya’nın akışlarının üçte ikisi Avrupa içinde gerçekleşirken, küresel ölçekte de güçlü bir çeşitliliğe sahip. Fransa, 22’nci sırada yer alıyor ve hem ülkeye gelen hem de ülkeden çıkan greenfield doğrudan yatırımların coğrafi çeşitliliğinde dünya lideri konumunda öne çıkıyor. İtalya ise 28’inci sırada yer alarak güçlü Avrupa içi bağlantıları, dünyadaki en geniş küresel etki alanlarından biriyle birleştiriyor. Bunun yanı sıra İspanya, Polonya, Çekya, Macaristan ve Romanya gibi Güney ve Doğu Avrupa pazarları, Avrupa içindeki güçlü ekonomik bağlantılar sayesinde bölgenin konumunu daha da güçlendiriyor. Türkiye ise Asya ve Orta Doğu’ya açılan bir köprü rolü üstlenerek Avrupa’nın küresel bağlantılılık konumuna katkı sağlıyor. Küreselleşme 2022'den bu yana sağlamlığını koruyor Rapor, küreselleşmeyi yüzde 0'dan (sınır ötesi akış yok) yüzde 100'e (sınırların ve mesafenin hiçbir etkisi yok) kadar bir ölçekte takip ediyor. Bu doğrultuda global küreselleşme seviyesi 2025 yılında, 2022'deki rekor seviyeye paralel olarak yüzde 25 oldu. DHL Express CEO'su John Pearson, "Küreselleşme, direnmeye devam ediyor ve sadece bu bile ne kadar değerli olduğunun göstergesi. Yoksulluktan iklim değişikliğine kadar dünyanın en büyük sorunları ancak küresel düşünme yoluyla çözülebilir. DHL Küresel Bağlantılılık Raporu, ülkelerin ve şirketlerin ulusal sınırların arkasına çekilmediğini gösteriyor, bu iyi bir haber. DHL, pazarları, işletmeleri ve insanları birbirine bağlayarak belirsiz zamanlarda bile uyum sağlayabilmeleri, çeşitlenebilmeleri ve yeni fırsatlar yakalayabilmeleri için küresel bağları güçlendiriyor" dedi. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra, " Avrupa, bu küresel ağda kilit bir rol oynuyor. Bölge, dünyanın herhangi bir bölgesine kıyasla en geniş küresel etki alanlarından birini derin ekonomik entegrasyonla birleştiriyor. Bu benzersiz konum, Avrupalı şirketlerin rekabetçi kalmasını, dayanıklılığını korumasını ve dünyanın her bölgesindeki büyüme fırsatlarıyla bağlantıda kalmasını sağlıyor. DHL olarak biz de bu bağlantıyı, sektördeki en güvenilir ve en esnek uluslararası ekspres ağıyla desteklemeye kararlıyız” dedi. 2025’teki yüzde 25'lik küreselleşme seviyesi, dünyanın tam anlamıyla küreselleşmekten ne kadar uzak olduğunun da altını çiziyor. Birçok alanda, politika kısıtlamaları olmasa uluslararası akışların daha da artabileceği belirtiliyor. Yapay zekânın yükselişi ve gümrük vergisi artışlarını aşma yarışı 2025'te ticareti artırdı Küresel ticaret 2025 yılında, dalgalı Covid-19 dönemi hariç, 2017'den bu yana herhangi bir yıldan daha hızlı büyüdü. ABD'li ithalatçılar tarife artışları öncesinde yılın başlarında sevkiyatları hızlandırdı. ABD'nin ithalatı önceki yıl seviyelerinin altına düştü, ancak Çin'in ABD dışındaki pazarlara ihracatındaki artış küresel ticaret hacimlerinin korunmasına yardımcı oldu. Ülkeler ve şirketler yapay zekâ altyapısı kurmak için yarışırken, yapay zekâ ile ilgili malların ticareti de arttı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) rakamlarına göre, yapay zekâ ile ilgili ürünler 2025'in ilk üç çeyreğinde mal ticaretindeki büyümenin yüzde 42'sini oluşturdu. Ticarette son durum: yüksek gümrük vergilerine rağmen büyüme devam ediyor İleriye bakıldığında, ABD'nin son gümrük vergisi artışlarının 2026'da ticaret büyümesini mütevazı bir şekilde yavaşlatması, ancak durdurmaması bekleniyor. Küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar, geçtiğimiz on yıla paralel olarak yılda ortalama yüzde 2,6 oranında genişleyeceği öngörülüyor. ABD'nin tarife artışlarına rağmen ticaretin büyümeye devam etmesinin bir nedeni, ABD’nin ticaretin büyük bir kısmına dahil edilmemesi. 2025 yılında ithalatın yüzde 13'ü ABD'ye yapılırken, ihracatın yüzde 9'u ABD'den yapıldı. Ayrıca birçok ülke alternatif pazarlara erişim sağlamak için yeni ticaret anlaşmaları gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilgi akışları engellerle karşılaşıyor, insan akışları yeni zirvelere ulaşıyor Rapor, ticaretin ötesinde diğer uluslararası akışlarda da farklılaşan eğilimler tespit ediyor: Sermaye: Yatırımların yabancı piyasalardan iç piyasalara doğru geniş çaplı bir kayma göstermediği görülüyor. Çok uluslu şirketler, yurt dışı satışlarında hala rekorlara yakın paylar elde ediyor. Açıklanan sıfırdan yabancı doğrudan yatırımlar (YDY) 2025 yılında düşerken, toplam YDY akışları arttı ve sınır ötesi birleşme ve satın alma faaliyetleri güçlü kalmayı sürdürdü.Bilgi: Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, en büyük küreselleşme kazanımları bilgi akışları sayesinde elde edildi. 2021'den bu yana büyüme yavaşladı ve daha değişken hale geldi. Jeopolitik gerilimler ve veri akışına getirilen kısıtlamalar artık bilginin küreselleşmesini önemli ölçüde sınırlıyor olabilir.İnsanlar: Covid-19 döneminde sert şekilde düşen insan hareketliliği tamamen iyileşti. Son veriler uluslararası seyahat, öğrenci hareketliliği ve göçün rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Singapur ülke sıralamasında lider, bölgeler arasında Avrupa ise birinci sırada Raporun ülke sıralamasında Singapur yine dünyanın en küreselleşmiş ülkesi olarak yer alırken, onu Lüksemburg ve Hollanda takip ediyor. Bölgesel sıralamada Avrupa en küreselleşmiş bölge olurken, onu Kuzey Amerika ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika takip ediyor. Birleşik Krallık, küresel akışların en geniş coğrafyaya yayıldığı ülke olarak öne çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri 2001 yılından bu yana küreselleşmede en büyük artışı kaydeden ülke oldu. ABD-Çin gerilimi küresel akışların sadece küçük bir kısmını etkiliyor Rapor ayrıca dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki bağların zayıflamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu bağlar küresel perspektifte şaşırtıcı derecede küçük. Örneğin, ABD ile Çin arasındaki ticaret 2015'te zirve yaptığında dünya ticaretinin yüzde 3,6'sını oluştururken, 2024'te yüzde 2,7'ye ve 2025'in ilk üç çeyreğinde sadece yüzde 2,0'a geriledi. Uluslararası ticari yatırımlardaki ABD-Çin payı 2025'te yüzde 1'den az olmasıyla daha da düştü. Rakip ülkelere bölünme yok ABD ve Çin ayrışırken bile, çoğu ülke uzun süreli ortaklarıyla ilişki kurmaya devam ediyor. Son on yılda küresel mal ticaretinin, sıfırdan doğrudan yatırımların ve sınır ötesi birleşme ve satın almaların sadece yüzde 4-6'sı jeopolitik rakiplerden uzaklaştı. Bu akışların çoğu yakın müttefiklere değil, Hindistan ve Vietnam gibi esnek jeopolitik konumlara sahip ülkelere yöneldi. Genel olarak, dünya ekonomisi rakipler arasında geniş bir bölünmeden uzak. NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü Prof. Steven A. Altman, "Küreselleşmeyi çevreleyen siyaset ve politika, ülkeler arasındaki gerçek akışlardan çok daha değişken. Küresel ticaret kalıpları 2025 yılında normal bir yılda olduğundan daha fazla ancak; Ukrayna'daki savaşın ilk aşamaları gibi yakın zamandaki diğer aksaklıklar sırasında olduğundan daha az değişti. Sağlıklı karar vermek için küresel iş ilişkilerinin gerçekten ne kadar değiştiğini göz önünde bulunduran bir bakış açısı gerekiyor. Küreselleşmeye yönelik riskler gerçek, ancak küresel akışların dayanıklılığı da öyle" dedi. Ticarete konu mallar ve sıfırdan doğrudan yabancı yatırımlar rekor mesafelere ulaştı Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri endişeleri, küreselleşmeden bölgeselleşmeye doğru bir kayma beklementisine yol açtı. Ancak 2025 yılında, ticareti yapılan mallar kayıtlardaki en uzun ortalama mesafeyi kat etti (5.010 kilometre). Sıfırdan DYY projeleri için ortalama mesafe de yeni bir zirveye (6.250 kilometre) yükseldi. Diğer uluslararası akışların çoğu daha uzun mesafelere yayılıyor ve daha uzun mesafeler daha az bölgeselleşmeye işaret ediyor. Küresel ticaretten bölgesel ticarete doğru geniş çaplı bir geçiş olacağı yönündeki tahminler henüz gerçekleşmiş değil. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOMSAD WIN EURASIA 2026 ile Küresel Vitrine Çıkıyor Haber

KOMSAD WIN EURASIA 2026 ile Küresel Vitrine Çıkıyor

Türkiye’nin kompresör, vakum ve basınçlı gaz teknolojileri alanındaki çatı kuruluşu Kompresör, Vakum ve Basınçlı Gaz Ekipmanları Derneği (KOMSAD), sektörel kalite altyapısını güçlendirecek kritik bir yatırımı 2026 yılı içinde hayata geçirmeye hazırlanıyor. KOMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakub Tüfekci, uzun süredir ihtiyaç duyulan Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı için sürecin resmileştiğini, teknik değerlendirme ve satın alma aşamasına geçildiğini açıkladı. 2023 yılında kurulan KOMSAD, sanayinin tümüne hitap eden kompresör, vakum ve basınçlı gaz ekipmanları sektörünü tek çatı altında toplayarak kaliteyi artırmayı, ortak hareket kültürünü güçlendirmeyi ve güçlü bir temsiliyet sağlamayı hedefliyor. Bugün 60 üye firma ve 8 komite ile faaliyetlerini sürdüren dernek, 2025 yılı boyunca yoğun bir mesai yürüttü. İlgili Bakanlıklar, TOBB, TSE ve MAKFED nezdinde sektörün resmi temsilini üstlenen KOMSAD; ürün gruplarına ilişkin teknik rapor ve görüşlerini kamu kurumlarına iletti. Basınçlı hava ölçüm laboratuvarları konusunda yürütülen çalışmalar kapsamında TSE ile resmi protokol imzalanırken, teknik şartnameler de oluşturuldu. Hâlihazırda devam eden teknik değerlendirme ve satın alma süreciyle birlikte KOMSAD’ın hedefi, 2026 yılı içinde Türkiye’ye kazandırılacak Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı sayesinde sektörün uluslararası standartlarda test ve ölçüm altyapısına kavuşmasını sağlamak. Yeni nesil basınçlı hava teknolojileri ilk kez vitrine çıkıyor Bu yıl Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek WIN EURASIA’nın, basınçlı hava sektörü için büyümenin itici gücü olacağını ifade eden Tüfekci, fuarın sektöre yeni bir ivme kazandıracağını vurguladı. KOMSAD olarak bölgenin ve sektörün en büyük uluslararası sanayi fuarında yer almaktan memnuniyet duyduklarını belirten Tüfekci, 2024 edisyonunun ardından ikinci kez ortak katılım sağlayacaklarını ve WIN EURASIA’nın sektörde yeni iş birliklerinin önünü açarak büyüme sürecine somut katkı sağlayacağını ve sektöre yön veren bir platform olacağını vurguladı. COMVAC sektörü olarak 20’yi aşkın firma ve bin metrekareyi aşan sergileme alanıyla WIN EURASIA 2026’da güçlü bir katılım gerçekleştireceklerini belirten Tüfekci, üyelerinin hem mevcut hem de yeni ürünlerini sergileyeceğini, birçok yeni lansman ve iş birliği duyurusunun da fuar kapsamında gerçekleştirileceğini söyledi. Basınçlı hava dünyada en yoğun kullanılan ikinci enerji türü Elektrikten sonra dünyada en yoğun kullanılan ikinci enerji türünün basınçlı hava olduğunu belirten Tüfekci, “Sanayide tüketilen elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 20’si basınçlı hava sistemleri tarafından tüketiliyor. Bu nedenle sektörde verimlilik ve kapasite artışları, kestirimci bakım, uzaktan izleme ve yönetim teknolojileri, veri yönetimi ve bulut çözümleri gibi başlıklar kritik önem taşıyor. Basınçlı hava sistemleri, fabrikaların adeta kalbi olarak konumlanıyor. Üretici firmalar; emre amadelik, verimlilik ve kesintisiz çalışma için yeni yazılım ve otomasyon çözümleri geliştiriyor” ifadelerini kullandı. Tüfekci; “Fuarda; vidalı ve turbo kompresörlerden basınçlı hava kurutucuları ve filtrelere, blower sistemlerinden vakum pompalarına, basınçlı hava ve gaz tanklarından azot ve oksijen jeneratörlerine, sensör ve ölçüm sistemlerine kadar başlıca ürün gruplarımız sergilenecek. Bazı firmalarımız yeni ürünlerini ilk kez WIN EURASIA 2026’da vitrine çıkaracak” dedi. En büyük sorun kalitesiz ürün ithalatı Türkiye basınçlı hava sektörünün karşı karşıya olduğu en kritik sorunun, Uzak Doğu’dan yapılan standart dışı ve kalitesiz ürün ithalatı olduğunu belirten Tüfekci, “Çin menşeli ithalat adet bazlı olarak vidalı kompresörlerde toplam ithalatın yüzde 75’ine ve düşük güçte pistonlu kompresörler ve blower ürünlerinde ise yüzde 98 seviyelerine ulaşmış durumda” dedi. Tüfekci, standartlara aykırı basınçlı kaplar, uygunsuz soğutucu akışkan içeren kurutucular, deklare edilen performansın altında çalışan ve makine emniyet direktifine aykırı kompresörler; hem insan sağlığı hem de sanayi güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor. KOMSAD olarak; Ticaret Bakanlığı’nın İthalat ve Gümrükler Genel Müdürlükleri ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Sanayi ve Piyasa Denetim ve Gözetim Genel Müdürlükleri ve TSE ile çok sayıda görüşme gerçekleştirerek teknik rapor ve dilekçeler sunduk” ifadelerini kullandı. Süreçteki çalışmalar ile ithalat denetimlerinin sıklaştırıldığını belirten Tüfekci, “Teknik dosya kontrol sürecine geçildi, 2026 yılı itibarıyla ürünlerin Avrupa direktiflerine uyumluluğunun denetlenmesi planlandı, riskli ürünlerin piyasadan toplatılmasına yönelik çalışmalar hızlandırıldı, İlave Gümrük Vergisi (İGV) kapsamında birçok GTİP kodunda artış sağlandı” diye konuştu. COMVAC gücü WIN EURASIA ’da küresel vizyona dönüşüyor Basınçlı hava, kompresör ve vakum teknolojilerinin sanayinin sürdürülebilirliği, verimliliği ve dijital dönüşümü açısından stratejik konumda olduğunu belirten Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “KOMSAD’ın Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı yatırımı sektörel kalite altyapısı açısından önemli bir adım. WIN EURASIA 2026’ya güçlü ortak katılım ise Türkiye’nin bu alandaki kurumsal kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü net biçimde ortaya koyuyor” dedi. Mengül, “10-13 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleyeceğimiz WIN EURASIA verimlilik, dijitalleşme, enerji yönetimi ve güvenlik başlıklarında sektöre yön veren teknolojilere ev sahipliği yapacak. KOMSAD ve üye firmalarının gerçekleştireceği lansmanlar ve iş birlikleri, COMVAC alanında fuarın küresel ölçekte referans bir platform olma vizyonunu güçlendirecek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları Çin’de Z Kuşağını Hedefliyor Haber

Türk İhracatçıları Çin’de Z Kuşağını Hedefliyor

Türkiye Milli Katılım organizasyonu, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) liderliğinde 5-10 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilirken, Türkiye’den 18 firma fuara katılım sağladı. CIIE’de 83,5 milyar dolarlık ticari anlaşmaya imza atıldı. Ertan: “Çin’de Z kuşağının taleplerine odaklanacağız” Çin Uluslararası İthalat Fuarının, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından bizzat planlanan, önerilen ve teşvik edilen önemli bir etkinlik olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Çin-Türkiye arasında dengeli bir dış ticaret hedefiyle 8. kez katıldıklarını belirtti. İki ülke arasındaki dış ticaret verilerini paylaşan Ertan; “Çin’den yıllık 43 milyar dolar ithalat yaparken ihracatımız 3,4 milyar dolar seviyesinde. Çin ithalat yapmak için uzak değilse, ihracat yapmak içinde uzak değil. Yıllık 2,6 trilyon dolar ithalat yapan Çin’le daha dengeli bir dış ticaret hedefliyoruz. Bu amaçla 2025 yılında Çin’e 4 tane büyük organizasyon gerçekleştirdik. 2026 yılında Çin pazarında kendimizi daha fazla göstereceğiz” dedi. Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığının altını çizen Ertan, Çin'in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabileceklerini, Türk firmalarını Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında yer almak için yatırım yapmaya davet etti. Ertan, sözlerini şöyle tamamladı: “Çin’de Uluslararası İthalat Fuarı’nda gül içerikli doğal kozmetik ürünlerine çok yoğun bir talep gözlemledik. Türkiye’de bu sektörde üretim yapan firmalarımızı 2026 yılındaki CIIE’ye özellikle davet ediyoruz. Çinli turistler ve yatırımcıların bilhassa İzmir ve Ege Bölgesi’ne ilgileri artmış durumda. Kamu kurumlarımız ve yerel yönetimlerimizle bu konuda çalışmalara yoğunlaşmalıyız. Bu sayede, Çinlilerle yeni iş birliklere zemin hazırlamış oluruz.” Işık: “2026 Çin - Türkiye diplomatik ilişkilerinin kurulmasının 55. Yılı” Çin’de organik sektörünün son 6 yılda 1,6 kat büyüyerek 15 milyar dolar seviyesine ulaştığını dillendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Çin Uluslararası İthalat Fuarı 2025 katılımcıları tarafından, bir önceki yıla göre yüzde 4,2 artışla, toplamda 83,49 milyar dolar değerinde iş bağlantısı gerçekleştirildiğini, bu rakamla CIIE’nin 2018'de başlamasından bu yana yeni bir rekor kırıldığını kaydetti. 2026 yılının, Türkiye ile Çin arasındaki resmi diplomatik ilişkilerinin tam 55. yılına denk geldiğini dillendiren Işık, şöyle devam etti: “Her iki ülke de bu durumu bir fırsat olarak görüp ilişkilerini yeni bir seviyeye taşımayı umuyor. Bu nedenle önümüzdeki yıl gerçekleştirmeyi planladığımız Çin ithalat fuarına, edindiğimiz deneyimleri de göz önünde bulundurarak çok daha önce hazırlıklarına başlayıp ülkemizden daha fazla firmanın katılımıyla ülke pavyonumuzu öne çıkarmayı planlıyoruz. Ayrıca 2026 yılında ülkelerin tanıtımlarının yapıldığı holde, ülkemizin en iyi şekilde temsil edilmesi için Türkiye standı olarak yer almak istiyoruz. Bu konuda gerekli görüşmeleri yapacağız” Çin Uluslararası İthalat Fuarı kapsamında 8 Kasım 2025 tarihinde Çinli ve Türk iş insanlarının katılımıyla network etkinliği yaptıkları bilgisini paylaşan Işık, “Networking etkinliğimize 15 Çinli firma katılım sağladı. Firmalarımız başarılı görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinliğe Şangay Ticaret Ataşesi Sayın Tuğçe Terzi katılım sağlayarak bilgilendirme yaptı. Çinliler, Amerika Birleşik Devletleri’yle son dönemde yaşadıkları gümrük vergisi sorunu nedeniyle yeni ortaklıklar arayışındalar. Türkiye’de Çinlilerle yeni ortaklıklar gündeme gelebileceği izlenimini edindik. Çin’e ihracatımızı uzun vadede 12 milyar dolara çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Girit: “Su ürünlerinde Çin pazarında katlanarak büyüyeceğiz” Türkiye ile Çin arasında su ürünleri sektöründe 15 Ekim 2025 tarihinde yeni bir anlaşma imzalandığını müjdeleyen Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin üretim ve ihracatında güçlü olduğu levrek, çipura, alabalık, Türk somonu gibi ürünlerde Çin’e ihracatımızın önümüzdeki süreçte başlamasını ve katlanarak artmasını beklediklerini ifade etti. Çin ile Türkiye arasında su ürünleri alanında imzalanan protokolle Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracağına da işaret eden Girit, “İhracatımızın çeşitlenmesine ve yeni pazarlara erişime önemli katkı sağlayacak. Çin İthalat Fuarı sırasında, Türkiye’den Çin’e kanatlı sektörünün ihracat izninin çıkarılması için de görüşmeler gerçekleştirdik. Türkiye, kuş gribinden ari üretim yaptığını ispatladı. Önümüzdeki süreçte kanatlı sektörüyle ilgili de anlaşmanın imzalanmasını bekliyoruz” dedi. Öztürk: “Çin’e gıda ihracatında lider sektörüz” Türkiye’den Çin’e hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatlarının 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 24’lük artışla 58 milyon dolardan 72 milyon dolara yükseldiği bilgisini veren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Çin’e gıda ihracatında lider sektör olduklarını belirtti. “Çin’e ihracatta kısa vadede 100 milyon doları, orta vadede 200 milyon doları görebiliriz” diyen Öztürk, “Çin İthalat Fuarı’nda Türkiye’nin gastronomi zenginlikleri kuru meyveler, zeytinyağı, zeytin, su ürünleri, hububat bakliyat ürünlerimizin yer aldığı tadım etkinlikleriyle Çinlilere gösterdik” dedi. Çin pazarında Türk şekerli mamullerine olan ilginin her sene arttığını vurgulayan Öztürk, “Bu yıl fuara katılan firmalarımız, ürünlerine gösterilen yoğun talepten son derece memnun kaldı. Önümüzdeki dönemde şekerli mamuller ihracatımızın da bu pozitif ivmeyle büyümesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı. Zandar: “Wechatte firmalarımızın Çin pazarında tanıtımlarını yapıyoruz” Çin’de sosyal medya kullanımının çok yaygın olduğunu ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili olduğunu belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, Çin pazarında Türk ihracatçı firmalarının tanıtımı için Çin’in sosyal medya platformu WeChat’te EİB adına hesaplar açtıklarını ve hazırladıkları içeriklerle Türk markalarının değerini Çinli alıcılar ile buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. WeChat’teki tanıtımlarının uzun soluklu süreceğini dillendiren Zandar şöyle devam etti; “Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında da Çinli yayınlara konuk olduk. Türkiye’nin potansiyelini yansıttık. Türkiye’nin ihracatı Çin pazarında katlanarak artabilir.” Sertbaş: “Ev tekstilinde yeni iş birlikleri arayışındayız” Türkiye’den Çin’e tekstil ve konfeksiyon sektörlerinde 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 27’lik artışla 170 milyon dolar ihracat yaptıkları bilgisini veren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, ev tekstili alanında Çin’e ihracatta potansiyel gördüklerini dile getirdi. Türkiye tekstili olarak yer aldığımız standımızda, Türk tekstilinin tanıtımı yapılarak, olası iş birlikleri için görüşmeler gerçekleştirildi diyen Sertbaş, “Fuar esnasında yapılan görüşmelerde Çin pazarının büyüklüğü ve potansiyeli değerlendirilerek özellikle gelen talepler üzerine ev tekstili sektörü için yeni iş birlikleri görüşüldü. 2026 yılındaki Çin İthalat Fuarı’nda ev tekstili firmalarımızla da yer almak için çalışmalara başlayacağız” diye konuştu. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na Ege İhracatçı Birlikleri’ni temsilen, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demir dışı Metaller İhracatçıları Birliği Yalçın Ertan, Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanımız Mehmet Ali Işık, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyeleri Keskin Keskinoğlu ve Nedim Kalpaklıoğlu katıldı.

Türkiye'den ABD'ye Ticari İlişkilerde Yeni Adım: Ek Vergiler Kaldırıldı Haber

Türkiye'den ABD'ye Ticari İlişkilerde Yeni Adım: Ek Vergiler Kaldırıldı

ABD ürünlerine getirilen ek vergilerin sona ermesi, iki ülke arasındaki ticari gerilimi azaltacak önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Otomobilden tütün ürünlerine, alkollü içeceklerden kozmetik ve bazı gıda ürünlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bu ek vergiler, 2018'de dönemin ekonomik koşulları ve siyasi gerginlikler nedeniyle yüzde 100 oranında artırılmıştı. Yayımlanan kararda, söz konusu uygulamanın yürürlükten kaldırıldığı ve ilgili kanun maddelerine atıfta bulunulduğu belirtildi. Bu kararla birlikte, Türkiye–ABD ticaretinde 2018’de başlayan ek mali yükümlülük dönemi resmen sona ermiş oldu. İki Ülke Arasında Yeni Bir Ticaret Sayfası Açılıyor Ek mali yükümlülüklerin kaldırılması, özellikle ithalatçı ve ihracatçı firmalar için yeni fırsatlar yaratması bekleniyor. Analistler, bu adımın iki ülke arasındaki iş dünyası ilişkilerini normalleştireceğini ve karşılıklı ticari hacmin artmasına katkı sağlayacağını öngörüyor. Türkiye'nin attığı bu adım, uluslararası ilişkilerde diplomasi ve ekonomi odaklı bir yaklaşımı benimsediğinin de bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bu karar, özellikle Türk tüketicileri için bazı Amerikan menşeli ürünlerin fiyatlarında düşüşe yol açabilirken, aynı zamanda ABD'li firmaların Türkiye pazarına olan ilgisini yeniden canlandırabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.