Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güneş Enerjisi

Kapsül Haber Ajansı - Güneş Enerjisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güneş Enerjisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalyon PV’den ABD’de Stratejik Yatırım Hamlesi Haber

Kalyon PV’den ABD’de Stratejik Yatırım Hamlesi

Güneş teknolojileri merkezi Kalyon PV, Ankara’daki entegre üretim tesisinde düzenlediği yatırımcı toplantısında ABD yatırımının yanı sıra şirketin ulusal ve uluslararası büyüme stratejisini, üretim ve teknoloji kabiliyetlerini, finansal görünümünü ve gelecek hedeflerini yatırımcılarla paylaştı. Kalyon PV Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya çok sayıda yatırımcı ve analist katıldı. ABD’de Üretim ve Doğrudan Satış Hedefi Kalyon PV’nin global büyüme hedefiyle gerçekleştirdiği stratejik yatırım kapsamında, ABD’de kuruluşu tamamlanan ve Kalyon PV’nin çoğunluk hissedarı olduğu şirket bünyesinde yeni bir üretim tesisi kurulması planlanıyor. Tesiste, ABD’deki ilgili mevzuat ve yerlilik şartlarına uygun şekilde başta güneş panelleri olmak üzere güneş enerjisi sektörüne yönelik ürünlerin üretilmesi hedefleniyor. Aynı yapı üzerinden ABD pazarında satış ve pazarlama organizasyonunun da oluşturulması hedefleniyor. Güneş enerjisi yatırımlarının hız kazandığı ABD pazarı, yerli üretimi destekleyen teşvik mekanizmaları ve artan talebiyle Kalyon PV’nin uluslararası büyüme stratejisinde önemli bir konumda bulunuyor. ABD’nin 2035 yılına kadar güneş enerjisi kurulu gücünü önemli ölçüde artırmaya yönelik hedefleri ve yerli üretime sağlanan avantajlar, yatırım kararının stratejik zeminini güçlendiriyor. Yatırım süreci; vergi, hukuk ve yatırım alanlarında ABD’de yerleşik bir danışmanlık firmasıyla yürütülüyor. Kalyon PV, yatırım kapsamında federal düzeydeki vergi teşvikleri ile eyalet ve yerel düzeyde sunulan ekonomik kalkınma teşviklerinden de yararlanmayı öngörüyor. Murathan Kalyoncu: “Bu Fabrikanın Deneyimini Globale Taşıyacağız” Türkiye’de edinilen üretim deneyimini uluslararası pazarlara taşıma hedeflerini vurgulayan Kalyon PV Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, şunları söyledi: “Kalyon PV olarak “Enerjide Tam Bağımsız Türkiye” vizyonuyla yaktığımız meşaleyi her geçen gün daha ileriye taşıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı güneş enerjisi santrali olan Kalyon Karapınar GES başta olmak üzere sektörümüzün ihtiyaç duyduğu panelleri ürettik; AR-GE’ye, teknolojiye, insan kaynağımıza sürekli yatırım yaptık. Bu sayede, birçok başarıya imza attık. Bugün Türkiye’de kazandığımız bu deneyimi ve üretim gücünü global pazarlara taşıyacak yeni bir döneme giriyoruz. ABD’de kuruluşunu tamamladığımız şirketimiz, uluslararası büyüme stratejimizin önemli adımlarından biri. Yaptığımız her yatırım üretim gücümüzü, girdiğimiz her yeni pazar global büyüme stratejimizi güçlendiriyor. Gelecek vadeden ve sürdürülebilir karlılık sunan yatırımlarımızla ülkemiz, hissedarlarımız ve tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz.”dedi. Yeni Yönetimle Güçlü İcra Dönemi Yönetim Kurulu ve icra kadrosundaki yenilenmeye de değinen Kalyoncu, yeni yönetimin farklı fikirleri ve deneyimleri aynı masa etrafında buluşturduğunu belirtti. Bu birlikteliğin Kalyon PV’nin üretim, teknoloji geliştirme ve büyüme hedeflerine güç katacağını vurgulayan Kalyoncu, “Bu yeni dönemi yalnızca bir yönetim değişikliği olarak görmüyoruz. Yeni bir sinerji ve enerjiyle güçlü bir icra dönemi olarak görüyoruz” dedi. Yatırımcılar Üretimin Tüm Aşamalarını Yerinde İnceledi Kalyon Holding Strateji ve Yatırımcı İlişkileri Direktörü Gözde Çivici moderasyonunda gerçekleştirilen toplantıda; Kalyon PV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Soydan şirketin stratejisini ve hedeflerini, Kalyon PV CEO’su Görkem Suner üretim kabiliyetlerini ve teknolojik altyapılarını, Kalyon PV CFO’su Can Ungun finansal görünümünü yatırımcılarla paylaştı. Kalyon Holding CEO’su Mustafa Koçar ise şirketlerin büyüme planlarını ve gelecek dönem önceliklerini aktardı. Yatırımcılar ve analistler, sunumların ardından gerçekleştirilen fabrika gezisinde ingottan wafer’a, hücreden panele uzanan üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Yatırımcılarla doğrudan iletişime verdikleri önemi vurgulayan Kalyoncu, “Yatırımcılarımızla yalnızca finansal sonuçlarımızı değil, bu sonuçların arkasındaki üretim gücümüzü, teknolojik yetkinliğimizi ve güçlü organizasyon yapımızı da paylaşmak istiyoruz. Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki geleceğine, güneş teknolojilerindeki kabiliyetimize ve ekibimize inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Gediz Deltası için Tarihi Adım Haber

İzmir Gediz Deltası için Tarihi Adım

Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ile Doğa Derneği ortaklığında, uluslararası proje ortakları BirdLife Avrupa ve Orta Asya (Dünya Kuşları Koruma Kurumu) ve Fransa merkezli Tour du Valat Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle yürütülecek olan proje, Tehlike Altındaki Kara ve Deniz Ekosistemleri Programı (ELSP) finansal desteğiyle hayata geçiriliyor. "Nehir ve Denizin Güçlerinden Yararlanarak Gediz Deltası'nı Yeniden Canlandırmak Projesi"nin açılış ve lansman toplantısı, 6 Ekim 2026 Salı günü İzmir’de gerçekleştirildi. İzmir Vali Yardımcısı Sayın Erkan Karahan, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir ve 4. Bölge Müdürü Kerim Gençoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yetkilileri, akademisyenler ile sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda; Gediz Deltası’nın geleceğine yönelik restorasyon yaklaşımı, hedefleri ve 2026-2031 yılları arasında yürütülecek 5 yıllık çalışma planı kamuoyuyla paylaşıldı. Menemen, Foça, Çiğli ve Karşıyaka ilçeleri sınırları içinde bulunan ve farklı statülerle koruma altında olan Gediz Deltası; uluslararası Ramsar Sözleşmesi listesinde yer almasının yanı sıra Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Doğal Sit Alanı ve Leukai Antik Kenti'nin varlığı sebebiyle Arkeolojik Sit Alanı unvanlarını bünyesinde barındırıyor. Gediz Deltası Dünya Flamingo Nüfusunun %10’una Ev Sahipliği Yapıyor.Dalyanları, tuzcul çayırları, sazlıkları, lagünleri, tarım arazileri ve geleneksel üretim biçimleriyle öne çıkan Gediz Deltası, dünya flamingo popülasyonunun %10’una kuluçka alanı sunarak her yıl yaklaşık 20.000 çift flamingoya ev sahipliği yapıyor. Tepeli pelikan ve sumru kuşlarının Akdeniz'deki en büyük kolonilerinden birini barındıran bölge; on binlerce su kuşu için kritik bir kışlama, mola ve üreme sığınağı işlevi görüyor. Delta, kıyı boyunca yürütülen küçük ölçekli balıkçılık, geleneksel hayvancılık ve yıllık yaklaşık yarım milyon tonluk tuz üretimiyle kent ekonomisi ve sosyal yaşamla iç içe varlığını sürdürüyor. Çalışma Kapsamında Gediz Deltası Güçlenecek Tatlı su alanlarında biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin geleceğinin güvence altına alınması amacıyla güneş enerjisi sistemleriyle desteklenen su yönetimi uygulamalarından ekolojik temelli mera ve çayır yönetimine kadar farklı çalışmalar gerçekleştirilecek. Nehirlerin doğal akışını yeniden güçlendirmek için mevcut bariyerlerin balıkların rahatlıkla göç edebildiği ekolojik bentlere dönüştürülmesi, flamingo adasının restore edilmesi ve su kuşları için yapay üreme platformlarının oluşturulması da projenin önemli uygulamaları arasında yer alıyor.Kuşların üreme ve beslenme alanları arasındaki hareketlerini engelleyen ve her yıl çok sayıda kuşun ölümüne veya yaralanmasına neden olan elektrik hatlarının uygun bölümlerde yer altına alınmasıyla deltadaki önemli tehditlerden birinin azaltılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra kırsal kalkınmayı destekleyecek ekonomik modeller ve uygulamalar geliştirilecek, deltayı ziyaret eden insanların doğayla daha güçlü bir ilişki kurabilmesi için ekoturizm çalışmaları desteklenecek. Deltada yer alan Ziyaretçi Merkezi'nin restorasyonu da bu kapsamda ele alınarak merkezin ziyaretçilerin ve öğrencilerin daha aktif kullanabileceği bir yapıya kavuşturulması planlanmaktadır.Gediz Deltası’nın ekolojik bütünlüğünü sağlamak için 2031 yılına kadar devam edecek geniş kapsamlı restorasyon çalışması, yalnızca proje ekibinin çalışmalarıyla değil; farklı disiplinlerden 15'in üzerinde uzman, akademisyen, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun da katkı vereceği çalışmalarla desteklenecektir. "Gediz Deltası Küresel Bir Doğa Mirasıdır" Çalıştayda bir konuşma yapan ve Gediz Deltası’nın ülkemizin ve dünyanın önemli sulak alanlarından biri olduğunun altını çizen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir:“Gediz Deltası 1998 yılında kazandığı Ramsar Alanı statüsüyle küresel bir doğa mirasıdır. Tatlı, acı ve tuzlu su ekosistemlerini, lagünleri ve tuzlu bataklıkları bir arada barındıran bu eşsiz coğrafya, biyolojik çeşitlilik açısından dünyada kritik bir merkez konumundadır.Böylesine geniş ölçekli bir restorasyonun başarısı; kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin, bölge üniversitelerimizin, akademisyenlerimizin, konu uzmanlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın ortak aklına ve güçlü iş birliğine bağlıdır. Bu yaklaşım, Genel Müdürlüğümüzün ulusal ve uluslararası ölçekte güvenilir, yenilikçi ve öncü bir kurum olma hedefinin de sahadaki karşılığıdır. Bugün Gediz Deltası'nın doğal yapısını korumak ve ekolojik bütünlüğünü geleceğe taşımak adına attığımız bu adımın, yarının dünyasına da hizmet edeceğine yürekten inanıyorum” dedi.Tatlı ve Tuzcul Ekosistem Dengesi Yeniden Sağlanacak.Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuba Kılıç Karcı, proje kapsamında Gediz Deltası’nda gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarına ilişkin: “Günümüzde koruma altında olmasına rağmen geçmiş dönemlerde Üçtepeler bölgesinde inşa edilen ve artık kullanılmayan atıl setler ile yollar, deltanın kalbi konumundaki dalyanlarda doğal su hareketlerini, gelgit süreçlerini ve sediment akışını kısıtlıyor. Proje kapsamında, deltadaki tatlı su ve tuzcul ekosistemler arasındaki doğal dengenin yeniden güçlendirilmesini, su ve sediment akışının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasını ve doğal süreçlerin yeniden işlemesini hedefliyoruz. Kamu kurumları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak aklı ve iş birliği sayesinde delta biyoçeşitliliğini bütüncül bir yaklaşımla yeniden güçlendireceğiz. Nehir ve denizin doğal güçlerinden yararlanan bu restorasyon yaklaşımının, Gediz Deltası’nın iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığını artıracağına ve bölgedeki tür çeşitliliğinin uzun vadede korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu çalışma, sadece Gediz Deltası için değil tüm Akdeniz için örnek bir ekosistem restorasyonu olacak.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tavuk Dünyası’ndan Gebze’ye 20,5 Milyon Dolarlık Yatırım Haber

Tavuk Dünyası’ndan Gebze’ye 20,5 Milyon Dolarlık Yatırım

Türkiye’de yeme-içme sektörünün en büyük restoran zincirlerinden biri olan Tavuk Dünyası, büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olan Gebze Üretim Tesisini faaliyete geçirdi. 10.200 metrekare arazi üzerine kurulu tesis için yaklaşık 20,5 milyon dolarlık yatırım gerçekleştiren Tavuk Dünyası, Gebze ile üretimi ve lojistik operasyonlarını Marmara Bölgesi’ne yaklaştırdı. Ankara’daki ilk tesisle birlikte toplam 19 bin metrekarelik üretim alanına ulaşan Tavuk Dünyası, bu yatırımla mevcut operasyonel kapasitesini güçlendirirken gelecekteki büyüme hedefleri için de önemli bir altyapı oluşturdu. Yeni tesis, Tavuk Dünyası’nın restoran ağı büyürken lezzet ve kalite standartlarını koruma, tedarik sürekliliğini destekleme ve ürünleri restoranlarına daha kısa sürede ulaştırma hedeflerine hizmet ediyor. Ankara ve Gebze tesisleriyle birlikte 800 restorana kadar hizmet verebilecek kapasiteye ulaşan marka, gelecekteki büyüme ihtiyaçları için de güçlü bir altyapı oluşturdu. Bugün Türkiye’nin 59 şehrinde 343 restoran ile misafirlerine ulaşan Tavuk Dünyası, 2026 yılının ilk 9 ayında 17 yeni restoran açtı. Yıl sonuna kadar yeni restoran açılış sayısını 25’e çıkararak toplam restoran sayısını 350’nin üzerine taşımayı hedefleyen marka, 2027’de de 30’dan fazla yeni restoran açmayı planlıyor. Tavuk Dünyası & Dürümle Grup CEO’su Volkan Mumcu, Gebze yatırımını şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de kârlı ve sürdürülebilir büyümemizi desteklemek için üretim ve lojistik altyapımızı geliştiriyoruz. Gebze yatırımı bu stratejinin somut adımlarından biri. İşimizin yaklaşık yüzde 55’inin bulunduğu Marmara Bölgesi’nde üretimi talebe yaklaştırırken, Ankara ve Gebze tesislerimizle birlikte gelecekte ihtiyaç duyacağımız kapasiteyi bugünden oluşturuyoruz. Restoran ağımızı büyütürken lezzet ve kalite standartlarımızı korumayı odağımıza alıyoruz. Gebze’yi aynı zamanda bölgeye istihdam sağlayan ve nitelikli iş gücünü destekleyen önemli bir yatırım olarak görüyoruz.” Gebze’de istihdam 105 kişiye ulaşacak Gebze Üretim Tesisi’nde bugün 69 kişiye doğrudan istihdam sağlayan Tavuk Dünyası, 2026 sonuna kadar bu sayıyı 105’e çıkarmayı hedefliyor. Tesiste bugün yüzde 26 seviyesinde bulunan kadın çalışan oranının da yakın dönemde yüzde 44’e çıkarılması planlanıyor. Şirket, yerel tedarikçi ve hizmet sağlayıcılardan gerçekleştireceği alımlarla bölge ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor. Üretimden restorana gıda güvenliği Gebze tesisinde, Türkiye’nin en büyük tavuk eti üreticilerinden tedarik edilen göğüs ve but etleri Tavuk Dünyası’na özel reçetelerle 12–14 saat marine ediliyor. Ardından paketlenen ürünler, restoranların ihtiyaçlarına göre soğuk zincir korunarak sevk ediliyor. Üretimin Marmara’daki restoranlara yaklaşmasıyla uzun mesafeli ürün hareketinin azaltılması hedefleniyor. Tavuk Dünyası, Gebze tesisinde de Ankara üretim tesisinde uyguladığı gıda güvenliği ve kalite standartlarını hayata geçiriyor. BRCGS, IFS, HALAL, ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 22000 sertifikasyonlarına sahip Ankara tesisindeki yapının Gebze’de de oluşturulması planlanıyor. Ham madde girişinden sevkiyata kadar ürün izlenebilirliği sağlanırken, soğuk zincir süreçleri mal kabulden restoran teslimine kadar dijital sistemlerle takip ediliyor. Tedarikçiler risk analizlerine göre düzenli olarak denetleniyor. Sürdürülebilir Fabrika LEED Gold sertifikası hedefiyle tasarlanan Gebze Üretim Tesisinde yüksek verimli ekipmanlar, yüzde 100 LED aydınlatma ve akıllı otomasyon sistemleri kullanılıyor. Su tüketimini azaltmaya yönelik debi sınırlayıcı ve sensörlü sistemlerden yararlanılıyor. Üretimin Marmara’daki restoranlara yaklaşmasıyla lojistik kaynaklı karbon salımının da azaltılması hedefleniyor. Tavuk Dünyası, yenilenebilir enerji kullanımını artırmak amacıyla güneş enerjisi yatırımı için de başvurularını gerçekleştirdi. Tavuk Dünyası Hakkında 2012 yılında kurulan Tavuk Dünyası, bugün Türkiye’nin 59 şehrinde, 340’ı aşkın restoranında ve KKTC’de tavuk ağırlıklı menülerini tüketicilerle buluşturuyor. Kurulduğu günden bu yana herkese kaliteli, lezzetli ve ulaşılabilir fiyatlı bir yemeği kendini iyi hissedebileceği mekânlarda sunma hedefiyle ilerleyen Tavuk Dünyası, Türkiye’de “fast-casual” restoran deneyiminin en güçlü temsilcilerinden biri. Ipsos araştırmasına göre “Türkiye’nin en sevilen tavuk restoran zinciri” olan Tavuk Dünyası, Ankara’da ve Gebze’de yer alan yüksek standartlardaki iki üretim merkezi, restoran operasyon yönetim sistemi, geniş dağıtım ağı ve büyüyen franchising modeliyle Türkiye’de yeme-içme sektörünün öncü markalarından biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Detaylı bilgi için: www.tavukdunyasi.com Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Yeşil Dönüşüme Güneş Enerjisiyle Katkı Sağlıyor Haber

CW Enerji Yeşil Dönüşüme Güneş Enerjisiyle Katkı Sağlıyor

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, hemen her sektörde firmaları güneş enerji santrali ile buluşturmaya devam ediyor. CW Enerji, Aksaray’da bir firma için 5513,22 kWp gücündeki arazi güneş enerji santrali kurulumu tamamladı. Güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 660 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 4.370.969 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji çözümleriyle Türkiye’nin dört bir yanında firmaların enerji ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettiklerini söyledi. Yılmaz, “Güneş enerjisinin sunduğu ekonomik ve çevresel avantajları farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerle buluşturuyoruz. Hayata geçirdiğimiz her proje ile firmalarımızın enerji maliyetlerini daha etkin yönetmelerine katkı sağlarken, aynı zamanda sürdürülebilir üretim hedeflerini destekliyoruz. Bir firma için tamamladığımız toplam 5513,22 kWp gücündeki arazi tipi güneş enerji santrali de bu çalışmalarımızın önemli örneklerinden biri oldu” dedi. Firmaların enerji ihtiyacına güneşten katkı Güneş enerji santrallerinin işletmeler açısından uzun vadeli ve stratejik bir yatırım haline geldiğini belirten Yılmaz, enerji maliyetlerinin üretim yapan firmaların en önemli gider kalemleri arasında yer aldığını kaydetti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının firmalara maliyet avantajının yanı sıra çevresel sürdürülebilirlik konusunda da önemli kazanımlar sunduğunu kaydeden Yılmaz, “Güneşten elde edilen temiz enerji sayesinde işletmeler, enerji ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayabiliyor. Bu da hem enerji giderlerinin azaltılmasına hem de karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Türkiye’nin yüksek güneş enerjisi potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi günümüzde oldukça önemli. Sanayiden tarıma, turizmden hizmet sektörüne kadar çok geniş bir alanda güneş enerjisine yönelik talebin arttığını görüyoruz. CW Enerji olarak projelendirmeden mühendisliğe, kurulumdan devreye almaya kadar bütün süreçlerde işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Firmaların kendi enerjilerini temiz ve sürdürülebilir kaynaklardan üretmelerine katkı sağlayarak enerji dönüşümünü desteklemeyi sürdüreceğiz” diye konuştu. Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaşmasının Türkiye’nin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından da önemli olduğuna da dikkat çekerek, CW Enerji olarak teknolojik altyapıları ve üretim güçleriyle güneş enerjisini Türkiye’nin dört bir yanındaki daha fazla işletmeyle buluşturmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Enerjinin Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin bu yıl Türkiye’de düzenlenmesi bölge açısından büyük önem taşıyor. Avrupa ile Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye’yi kapsayan MENAT bölgesi arasındaki enerji bağlantılarını güçlendirmeyi amaçlayan zirve, Türkiye’nin kıtaları, enerji kaynaklarını ve büyüyen pazarları birbirine bağlayan stratejik konumuna dikkat çekecek. YEO Teknoloji, 16. Dii Desert Energy Liderlik Zirvesi’nin ülke ev sahibi olarak küresel enerji sektörünü İstanbul’da ağırlayacak; Türkiye’nin Avrupa ile MENAT bölgesi arasındaki “yeşil köprü” rolünü, yerli üretim gücünü ve temiz enerji alanındaki küresel vizyonunu uluslararası platforma taşıyacak. Kritik önemdeki yeni rapor kamuoyuyla paylaşılacak Dii Desert Energy, COP31 öncesinde zamanlı ve önemli bir katkı olarak hazırlanan “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” başlıklı çalışmayı kamuoyuyla paylaşacak. Türkiye’nin mevcut enerji karmasını ve düşük emisyonlu proje projeksiyonlarını değerlendiren çalışma, ülkenin bölgesel bir temiz enerji üretim, depolama ve iletim merkezine dönüşümünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; Türkiye’nin geniş yenilenebilir enerji potansiyelinden yararlanarak net fosil enerji ithalatçısı konumundan, Avrupa pazarının enerji ihtiyacına katkı sağlayan stratejik bir temiz enerji ihracatçısına evrilmesini öngörüyor. Çalışma, uluslararası uzmanlar ve Türkiye’deki kilit paydaşlar tarafından hakem değerlendirmesinden geçirildi. Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, “Hidroelektrik ve jeotermal enerjide dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alan Türkiye, jeostratejik konumunun sağladığı avantajla güneş enerjisi ve rüzgârda da küresel ölçekte güçlü bir üretici olma potansiyeline sahip. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in bu gelişime ivme kazandırmasını bekliyoruz” dedi. UNIDO İklim ve Teknoloji Ortaklıkları Bölümü Başkanı Petra Schwager ise şunları söylüyor: “UNIDO’nun Sanayide Hidrojen Küresel Programı, temiz enerji dönüşümüne zamanlı bir katkı sunan Dii Desert Energy’nin bu yol haritasını memnuniyetle karşılıyor. Rapor, büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları ile yeşil hidrojenin gelişimi arasındaki sinerjiyi ortaya koyarak Türkiye’nin sanayide karbonsuzlaşmaya ve bölgesel enerji iş birliğine öncülük etme potansiyelini vurguluyor. COP31’e doğru ivme artarken bu yayın; iklim eylemini, rekabetçiliği ve sürdürülebilir sanayi gelişimini hızlandıracak uygulanabilir yollar arayan politika yapıcılar, sektör liderleri ve yatırımcılar için değerli öngörüler sunuyor.” “Türkiye 2035: 120+ GW Güneş ve Rüzgâr Geleceğine Yönelik Stratejik Yol Haritası” çalışması, 30 Eylül’de düzenlenecek zirvede Dii Desert Energy Araştırma Direktörü Dr. Chiara Aruffo ve Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes tarafından resmen tanıtılacak. 120 GW’lık temiz enerji hedefi Türkiye’nin yalnızca bir enerji geçiş koridoru değil; yenilenebilir enerji, enerji depolama, ileri teknolojiler ve üretim yetkinlikleriyle bölgesel bir temiz enerji merkezi olma potansiyeli, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturacak. Türkiye’nin 2035 yılına kadar toplam güneş ve rüzgâr kapasitesini 120 GW’ın üzerine çıkarma hedefi; şebeke yatırımları, bataryalı enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarıyla birlikte uluslararası bir perspektiften ele alınacak. Zirve; Dii Desert Energy Başkanı Paul van Son, Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes ile YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın açılış konuşmalarıyla başlayacak. Programda EBRD, Dünya Bankası, KfW IPEX-Bank, Masdar, Fraunhofer ISE, TÜREB, Sabancı Grubu, Enerjisa Üretim, Zorlu Enerji, Limak Enerji, Envision Energy, Siemens Energy, Bosch, thyssenkrupp Uhde, RWE, Kawasaki Heavy Industries, Med-TSO, CWP ve Smartenergy gibi uluslararası kurum ve şirketlerden üst düzey temsilcilerin katılacağı oturumlar yer alacak. Zirvede enerji güvenliği, uluslararası iş birliği, hidrojen ekonomisinin mevcut durumu, yapay zekâ ve veri merkezlerinin enerji sistemleri üzerindeki etkisi, jeopolitik gelişmeler ve enerji depolama teknolojilerinin yanı sıra birçok farklı konu ele alınacak. Küresel enerji liderleri REAP Battery Fabrikası’nda buluşacak Zirvenin ikinci gününde küresel enerji liderleri, YEO Teknoloji’nin Tuzla’daki REAP Battery Fabrikası’nda bir araya gelecek. Katılımcılar böylece Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü yalnızca konferans salonlarında tartışmakla kalmayacak, üretimin merkezinde yerinde deneyimleme fırsatı da bulacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek programda, YEO Teknoloji İş Geliştirme ve Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Barış Esen, bataryalı enerji depolama sistemlerinde ulaşılan son kilometre taşlarını paylaşacak. YEO Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy ise jeopolitik gelişmelerin enerji dönüşümü üzerindeki etkisinin ele alınacağı oturuma başkanlık edecek. Programın öne çıkan bölümlerinden biri, katılımcılara özel düzenlenecek REAP Battery Fabrikası gezisi olacak. Yaklaşık 5 GWh yıllık üretim kapasitesine sahip tesiste katılımcılar; ileri enerji depolama çözümlerinin tasarım ve üretimden sistem entegrasyonuna, küresel enerji projelerinde devreye alınmasına kadar uzanan uçtan uca yolculuğunu yerinde inceleyecek. REAP Battery; YEO Teknoloji’nin mühendislik, üretim, sistem entegrasyonu ve anahtar teslim EPC yetkinliklerini bir araya getiren entegre enerji ekosisteminin önemli bir bileşeni konumunda bulunuyor. Fabrika gezisi, Türkiye’nin enerji depolama teknolojileri açısından yalnızca büyüyen bir pazar olmadığını, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir merkez olma hedefini de uluslararası enerji liderlerine gösterecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aktif Bank İlk Entegre Raporu’nu Yayımladı Haber

Aktif Bank İlk Entegre Raporu’nu Yayımladı

Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemi olarak faaliyet gösteren Aktif Bank, 2020 yılından bu yana yayımladığı sürdürülebilirlik raporlarından sonra entegre raporlama yaklaşımına geçerek ilk ‘Entegre Raporu’nu hazırladı. Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi esas alınarak hazırlanan rapor; finansal büyümeyi strateji, kurumsal yönetim, risk ve fırsatlar ile toplumsal ve çevresel etkilerle birlikte ele alıyor. Böylece bankanın kısa, orta ve uzun vadede nasıl değer yarattığını “Bugünden Aktif” yaklaşımıyla ortaya koyuyor. Raporda Aktif Bank’ın değer yaratma yaklaşımı, sürdürülebilirlik stratejisinin üç temel odağı üzerinden somut verilerle aktarılıyor. İnovasyon ve Ar-Ge alanında yapılan yüksek yatırım, artan dijital bankacılık müşteri portföyü ve bankanın 1.000’i aşkın API ile Türkiye’nin en zengin API platformu olmayı sürdürmesi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Toplumsal fayda alanında, Ekonomide Aktif Kadınlar programıyla 2022–2025 yılları arasında 5 bini aşkın kadının finansal sisteme katılımının desteklenmesi öne çıkıyor. Çevresel etki odağında ise Denizli’de devreye alınan 1,39 MW kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali sayesinde genel müdürlük, tüm şubeler ve bağlı ortaklıklarının elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 sera gazı emisyonlarının pazar bazlı yöntemle I-REC sertifikaları aracılığıyla sıfırlaması ve toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 53 oranında azaltılması dikkat çekiyor. “Yarattığımız değeri ve gelecek hedeflerimizi şeffaf şekilde ortaya koyduk” Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan konuyla ilgili olarak “İlk Entegre Raporumuz, yalnızca bir performans özeti değil; nasıl değer yarattığımızı, hangi alanlarda ilerlediğimizi ve geleceğe nasıl hazırlandığımızı ortaya koyan önemli bir çalışma. Aktif Bank olarak finans ve teknoloji alanındaki birikimimizi, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odağımızla birlikte uzun vadeli değere dönüştürüyoruz. Bu yaklaşımla kaydettiğimiz ilerlemeyi ve gelecek hedeflerimizi, Entegre Raporumuzda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda ortaya koyuyoruz. Önümüzdeki dönemde de ülkemiz ve faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalar için kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu. Rapordan öne çıkan başlıklar Entegre Rapor, sürdürülebilirlik yönetişiminden müşteri deneyimi ve dijitalleşmeye, finansal kapsayıcılıktan iklim çalışmalarına kadar bankanın 2025 performansını ortak bir değer yaratma çerçevesinde sunuyor. Ayrıca UN Global Compact ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) taahhütleri, kadın ve erkek çalışan temsilinde dengeli iş gücü yapısının korunarak kadın liderlik oranının yüzde 37’ye ulaşması ve kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen projeler, yeşil dönüşüm yatırımları ve iklim hedefleri doğrultusunda kaydedilen ilerlemeler de raporun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Entegre Rapor kapsamında seçili sürdürülebilirlik göstergeleri bağımsız sınırlı güvence kapsamına alınırken, TSRS Raporu’nda sürdürülebilirlik riskleri ve fırsatları entegre düşünce yaklaşımıyla değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Güçlü Yatırımları ile Sürdürülebilir Geleceğin Tasarlanmasına Küresel Ölçekte Katkı Sunuyor Haber

Türk Telekom Güçlü Yatırımları ile Sürdürülebilir Geleceğin Tasarlanmasına Küresel Ölçekte Katkı Sunuyor

Yeni nesil şebeke teknolojilerinden, siber güvenliğe, veri merkezlerinden enerji verimliliğine uzanan geniş bir alanda ‘değer’ odaklı yatırımlar gerçekleştiren Türk Telekom, ABD’de gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda dijital altyapı yatırımları, teknoloji odaklı büyüme stratejisi, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilirlik yol haritasını küresel yatırımcı topluluğuyla paylaştı. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olan Türk Telekom, teknoloji birikimi, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital kapsayıcılık vizyonuyla geleceğin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı dünyasının şekillenmesine küresel ölçekte katkı sunacak. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak, bu süreci teknoloji dönüşümünün ötesinde toplumsal ve ekonomik değer yaratmanın temel aracı olarak görüyoruz. Teknolojideki bu hızlı dönüşümün yarattığı fırsatları her yerde ve herkes için erişilebilir kılmaya odaklanıyor, yarının dijital dünyasında Türkiye’yi her alanda destekleyecek uzun vadeli yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Son beş yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. ‘Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda bugün attığımız her adımın yarının dünyasında bir karşılığı olduğunun bilinciyle hareket ediyor, COP31’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak geleceğin dünyasının tasarlanmasında küresel aktörler arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, güçlü yatırımları, yenilikçi vizyonu ve yeşil dönüşüm çalışmalarıyla geleceğin dünyasının inşasına katkı sunuyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na “Master Partner” olarak destek veren Türk Telekom, COP31’in kesintisiz ve güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesine katkı sunarken, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve teknoloji gücünü küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından birine taşıyacak. COP3’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olan Türk Telekom, teknoloji birikimi, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijital kapsayıcılık vizyonuyla geleceğin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı dünyasının şekillenmesine küresel ölçekte katkı sunacak. Yeni nesil şebeke teknolojilerinden, siber güvenliğe, veri merkezlerinden enerji verimliliğine uzanan geniş bir alanda ‘değer’ odaklı yatırımları ile dijital geleceğe yön veren Türk Telekom, ABD’de gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı’nda dijital altyapı yatırımları, teknoloji odaklı büyüme stratejisi, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilirlik yol haritasını küresel yatırımcı topluluğuyla paylaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak, bu süreci teknoloji dönüşümünün ötesinde toplumsal ve ekonomik değer yaratmanın temel aracı olarak görüyoruz. Türkiye’nin en çok istihdam sağlayan markalarından biri olmanın yanı sıra, yaklaşık 58 milyon abonemizle Türkiye’nin ilk entegre operatörü olarak teknolojideki bu hızlı dönüşümün yarattığı fırsatları herkes için erişilebilir kılmaya odaklanıyor, yarının dijital dünyasında Türkiye’yi her alanda destekleyecek projelere imza atıyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğu için 2005’ten bu yana 24,5 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Son beş yıldır sektörümüzün yatırım lideri olarak dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’nin her köşesine uzanan fiber omurgamızı güçlendiriyor, yeni nesil ağ teknolojilerinde milli Ar-Ge çalışmaları yürütüyor, çevre dostu teknolojileri şebekemize entegre ediyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ciddi yatırımlar yapıyoruz. Türkiye’nin küresel iklim gündemindeki güçlü konumunu ve gelecek vizyonunu yansıtan COP31’in “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak geleceğin dünyasının tasarlanmasında küresel aktörler arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine ve küresel iklim mücadelesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. GES yatırımlarıyla geleceğe değer katıyor Enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasına yönelik GES (Güneş Enerjisi Santrali) yatırımlarını sürdüren Türk Telekom’un yenilenebilir enerji yatırımların ilk ayağını oluşturan Sivas GES yıllık 128 MWp üretim kapasitesiyle enerji üretimine başladı. Türk Telekom, Sivas’ın ardından Malatya ve Ağrı’da hayata geçireceği tesislerle toplam 530 MWp kurulu güce sahip güneş enerji santrallerine ulaşacak. Türk Telekom, toplam 6 bin dönüm arazi üzerine kuracağı üç GES ile yıllık 800 GWh enerji üretimi ve yaklaşık 350 bin ton karbon salımını engellemeyi hedefliyor. Yeşil teknoloji dönüşümü Sürdürülebilirlik ilkelerini tüm iş stratejilerinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, enerji verimliliğini artıran yeni nesil teknolojilerle şebekesinin yeşil dönüşümünü hızlandırıyor. 2025 yılında hayata geçirdiği enerji verimliliği uygulamalarıyla yıllık 46,7 GWh enerji tasarrufu sağlayan Türk Telekom, şebekesini günden güne büyütürken enerji ve emisyon yoğunluğunu azaltmayı sürdürdü. Türk Telekom, baz istasyonlarında güneş enerjisi sistemlerini yaygınlaştırırken, sabit ve mobil şebekelere yeni nesil soğutma sistemlerini entegre ederek geleceğin teknolojilerinin sürdürülebilir altyapı üzerine inşa edilmesini sağlıyor. Teknoloji birikimiyle yaşamın tüm alanlarında değer yaratmaya odaklanan Türk Telekom, girişim sermayesi şirketi TT Ventures’ın E4 Şarj – Elektrikli Araç Şarj Ağı projesiyle elektrikli ulaşım ekosistemine katkı sunarken, veri merkezlerinde de enerji verimliliğini küresel standartların üzerine çıkaran yeni nesil teknolojileri devreye alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31’e Giderken Enerjide Gözler Yatırımlarda Haber

COP31’e Giderken Enerjide Gözler Yatırımlarda

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın paylaştığı 2035 yol haritası, yeni üretim kapasitesinin yanı sıra güçlü bir şebeke altyapısına ve önemli ölçüde finansmana duyulan ihtiyacı da beraberinde getiriyor. Türkiye’nin 2035’e kadar iletim ve dağıtım altyapısında yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirmesi öngörülüyor. COP31’İN ENERJİ GÜNDEMİ TÜRKİYE’NİN 2035 HEDEFLERİYLE KESİŞİYOR Önceki kararların hayata geçirilmesine odaklanan bir “Uygulama COP’u” olarak kurgulanan COP31’de, Başkanlığın Eylem Gündemi’ndeki 10 öncelik alanından biri “Temiz Enerji Dönüşümü ve Elektrifikasyon” olarak belirlendi. Türkiye’nin enerji dönüşümünde de yeni rüzgâr ve güneş kapasitesinin devreye alınması kadar, bu kapasiteyi taşıyacak şebekenin güçlendirilmesi, depolama yatırımlarının geliştirilmesi ve finansmana erişim öne çıkıyor. Bu paralelliğe dikkat çeken Arıcı, “COP31’de dünyanın tartışacağı başlıkların önemli bir bölümü bugün bizim enerji sektörümüzün de gündeminde. Yeni kapasiteyi sisteme kazandırırken şebeke, depolama ve finansman tarafını da aynı hızda geliştirmek zorundayız. Türkiye’nin burada ortaya koyacağı uygulama kapasitesi, enerji dönüşümündeki konumunu da belirleyecek” dedi. 120 GW HEDEFİ İÇİN HER YIL 8-9 GW YENİ KAPASİTE Türkiye’nin 2035’e kadar rüzgâr ve güneşte 120 GW kurulu güce ulaşabilmesi için her yıl ortalama 8-9 GW yeni kapasitenin devreye alınması gerekiyor. Bu ölçekte bir büyümenin izin, mühendislik, finansman ve şebeke bağlantısı süreçlerinin birlikte yönetilmesini gerektirdiğini belirten Arıcı, “Önümüzdeki dönemde yalnızca ne kadar kapasite tahsis edildiğine değil, bunun ne kadarının yatırıma dönüştüğüne ve hangi sürede üretime geçtiğine bakmamız gerekiyor. Bu hıza ulaşmak, yatırım zincirinin bütün halkalarının aynı anda çalışmasına bağlı” dedi. HIZIN ANAHTARI: ÜST ÖLÇEKLİ ENERJİ ALTYAPISI PLANI VE PARALEL İZİN SÜREÇLERİ Projelerin sahada karşılaştığı en önemli darboğazların başında izin süreçlerinin ve arazi kullanım çakışmalarının geldiğini vurgulayan Arıcı, çözüm önerisini şöyle aktardı: “Yenilenebilir enerji projelerinde süreyi çoğu zaman mühendislik değil, izinler belirliyor. ÇED, imar, kamulaştırma ve kurum görüşlerinin birbirini beklemeden paralel yürütülmesi, bu süreyi ciddi ölçüde kısaltır. Bunun ötesinde, ülkenin tüm enerji kaynaklarını, büyüme hedeflerini ve bunları taşıyacak şebekeyi tek bir çerçevede ortaya koyan, üst ölçekli bir Ulusal Enerji Altyapısı Ana Planı’na ihtiyacımız var. Rüzgâr ve güneş için uygun alanlar, maden, orman, tarım ve koruma alanlarıyla çakışmaları önceden çözülerek bu planla belirlenirse, yatırımcı sahaya çıkmadan o alanın hazır olduğunu bilir; hem yerli hem yabancı sermaye çok daha hızlı harekete geçer.” YENİLENEBİLİR YATIRIMLAR ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTACAK Yeni kapasitenin ekonomik etkisi de enerji dönüşümünün önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Yenilenebilir enerjinin iklim hedeflerinin ötesinde ekonomik bir karşılığı bulunduğunu vurgulayan Arıcı: “Rüzgâr ve güneşte atılan her yeni yatırım adımı yalnızca emisyon azaltımı açısından değerlendirilmemeli. Yerli ve yenilenebilir kaynakların sistemdeki payı büyüdükçe enerji arz güvenliğimiz güçleniyor, ithalata bağımlılığımız azalıyor. Enerji dönüşümünü aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik dayanıklılığını güçlendirecek bir yatırım programı olarak görmeliyiz” ifadelerini kullandı. GÜÇLÜ BİR GEÇMİŞ, GÜVENİLİR BİR YATIRIM PAZARI Türkiye’nin yenilenebilir enerjide son yıllarda katettiği mesafe, önümüzdeki dönem için de güçlü bir referans sunuyor. Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 62’ye ulaşırken, 2014’te 40 MW düzeyinde olan güneş enerjisi kurulu gücü bugün yaklaşık 28 GW’a, 2005’te 19 MW olan rüzgâr enerjisi kurulu gücü ise 15,5 GW’a yükseldi. Bu gelişimin uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir güven unsuru olduğunu vurgulayan Arıcı: “Türkiye’nin yenilenebilir enerjide geçmişte yürüdüğü yol son derece kıymetli ve geleceğe dair de net bir fikir veriyor. Özel sektör eliyle istikrarla büyüyen bu pazar, bugün yatırımcı için güvenilir bir adres. COP31 vesilesiyle yabancı yatırımcıları da Türkiye’nin enerji dönüşümüne ortak olmaya davet ediyoruz. ARI-ES olarak geçmişte Türkiye’nin rüzgâr ve güneş kapasitesinin büyümesinde nasıl yer aldıysak, bugün de depolama, hibrit santraller ve güçlü şebeke altyapısıyla şekillenen yeni elektrik mimarisinde yerimizi aldık” dedi. COP31’DE TÜRKİYE’NİN EN GÜÇLÜ MESAJI UYGULAMA OLMALI COP31’in Türkiye’nin enerji dönüşümünü uluslararası yatırımcılarla buluşturmak açısından önemli bir platform olacağını belirten Arıcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’nin rüzgâr ve güneş potansiyelini, mühendislik birikimini ve proje geliştirme kabiliyetini yatırım hızıyla desteklememiz gerekiyor. COP31 sürecinde verebileceğimiz en güçlü mesaj, Türkiye’nin yalnızca rüzgâr ve güneş potansiyeliyle değil, bu potansiyeli hızla yatırıma dönüştürme kapasitesiyle de öne çıktığını göstermektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ŞA-RA Enerji’de Üst Düzey Atama Haber

ŞA-RA Enerji’de Üst Düzey Atama

ŞA-RA Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., üst yönetim organizasyonundaki değişikliğe ilişkin bu önemli atamayı, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yaptığı şu açıklama ile duyurdu: “Şirketimizin yeni organizasyonel yapılanması kapsamında, daha önce Grup Finans Direktörü olarak görev yapmakta olan Sayın Ali Ar, 17.09.2026 tarihi itibarıyla Şirketimiz CFO görevine atanmıştır.” ALİ AR HAKKINDA TED Ankara Koleji Lise Kısmından 1992 yılında, Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 1997 yılında mezun olan Ali Ar, çalışma hayatına DenizBank’ın ilk dönem Yönetici Adayı programı ile kurumsal bankacılık alanında başladı. Profesyonel kariyeri boyunca finans, strateji ve kurumsal yönetim alanlarında çeşitli sorumluluklar üstlenen Ali Ar, aralarında Leonardo ve Thales’in de bulunduğu çok uluslu teknoloji ve savunma sanayi şirketlerinde üst düzey görevler üstlendi. Avrupa’nın ilk tam dikey entegre güneş enerjisi paneli üreticisi Kalyon PV’de Finans Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Ali Ar, 2023–2026 yılları arasında şirketin büyüme, yatırım, Turquality ve halka arz süreçlerinde aktif rol aldı. Mart 2026 itibarıyla enerji iletim hatları ve altyapı projeleri alanında faaliyet gösteren ŞA-RA Şirketler Grubu’nda Grup Finans Direktörü olarak görev yapan Ali Ar, ŞA-RA Enerji’nin halka arz sürecinde de aktif rol oynamıştı. Ali Ar, 17 Eylül 2026 itibari ile de ŞA-RA Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.’de CFO görevini üstlendi. İyi derecede İngilizce, orta derecede İspanyolca bilen Ali Ar, evli ve iki çocuk babasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.