Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Afrika

Kapsül Haber Ajansı - Güney Afrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Afrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Ticaret Zirvesi Mersin’de Haber

Küresel Ticaret Zirvesi Mersin’de

TURAB’tan yapılan açıklamada küresel ticaret zirvesi ile Mersin’i küresel ticaretin aktif merkezlerinden biri haline getirmeye hazırlandıkları belirtildi. TURAB tarafından düzenlenen “Küresel Ticaretin Yeni Ufukları: Türk-Arap ve AB İş Dünyası için Fırsatlar ve Yönelimler” Zirvesi, 15 Nisan 2026 tarihinde Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilecek kapsamlı programıyla uluslararası iş dünyasını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Üst Düzey Katılım Sağlandı Programın saat 10:00’da başlayacak açılış bölümünde TURAB Genel Başkanı Fahri Kuş’un yanı sıra, Ticaret Bakanlığı Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürü Raif Can ile Dış Temsilcilikler Daire Başkanı Evren Subaşı’nın yer alacağı bildirildi. Açılışta, Türkiye’nin yurt dışı ticaret teşkilatı, ticaret müşavirlikleri ve küresel ticaret ağlarına ilişkin kapsamlı bir sunum yapılacağı ifade edilirken, Mersin Valisi Atilla Toros’un da programa teşrif etmesinin beklendiği kaydedildi . Dokuz Ülke İçin Ayrı Ayrı Ticaret Masası Zirve kapsamında ABD, Polonya, Hindistan, Güney Afrika, Tunus, Gana, Fildişi Sahili, Sırbistan ve Bosna Hersek olmak üzere 9 ülkeye yönelik özel oturumlar gerçekleştirilecek. Her ülke için ayrı panel düzenleneceği programda, ticaret müşavirleri, sektör temsilcileri ve uluslararası iş geliştirme uzmanlarının sahadaki deneyimlerini paylaşacağı belirtildi. ABD panelinin hibrit bağlantı ile yapılacağı, diğer ülke sunumlarının ise deneyim ve beklenti odaklı olarak gerçekleştirileceği ifade edilirken, moderatörlüğü TURAB Genel Sekreteri Yasemin Taş’ın üstleneceği bildirildi . Panel yapısının klasik sunum formatından farklı olarak tasarlandığına dikkat çekilen programda, bazı ülke oturumlarının eski ticaret müşavirleri, bazı sunumların ise pazara giriş ve büyüme stratejileri uzmanları tarafından gerçekleştirileceği belirtildi. Bu yaklaşımın, katılımcılara doğrudan uygulanabilir ticaret bilgisi sunmayı hedeflediği vurgulandı . Hazırlanan ülke analiz raporunda da Mersin’in lojistik altyapısı, üretim kapasitesi ve dış pazarlara erişim gücünün ön plana çıkarıldığı, panelin bu potansiyeli somut ticari iş birliklerine dönüştürmeyi amaçladığı ifade edildi. Raporda, organizasyonun ticaret heyetlerinin oluşturulması ve yatırım temaslarının başlatılması açısından kritik bir rol üstleneceği kaydedildi . Zirveye Yoğun İlgi Kayıtlar Doldu Etkinliğe yönelik ilginin yüksek olduğu, kayıtlı katılımcı sayısının arttığına dikkat çeken aöıklamada Adana, Nevşehir ve Kocaeli gibi farklı illerden yatırımcıların programa dahil olduğu, Mersin genelinde ise yoğun bir katılım beklendiği ifade edildi . Mersin Ticaretinin Yeni Eşiği Panel sonunda yapılacak genel değerlendirme oturumunda, ülke bazlı ticari eşleşmeler, B2B heyet planları ve detaylı ülke raporlarının paylaşılacağı belirtildi. Yetkililer, etkinliğin ardından Mersin merkezli yeni ticaret ağlarının oluşmasının ve uluslararası iş birliklerinin hız kazanmasının beklendiğini ifade etti . Genel değerlendirmelerde ise Mersin’in yalnızca bir liman kenti değil; üretim, depolama, işleme ve dağıtım kapasitesi yüksek çok boyutlu bir ticaret merkezi olduğuna dikkat çekilirken, bu panelin kenti küresel ticaret ağlarına daha güçlü şekilde entegre edecek önemli bir eşik olduğu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BM’de Türkiye İmzası Haber

BM’de Türkiye İmzası

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (United Nations Economic and Social Council) tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (International Narcotics Control Board) Başkanı olan Prof. Dr. Sevil Atasoy yeniden Kurul üyeliğine seçildi. 4. Kez 5 yıllığına seçildi… Halen Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yapan ve Türkiye tarafından aday gösterilen Prof. Dr. Atasoy, bu seçimle birlikte dördüncü kez 5 yıllık bir dönem için Kurul üyeliğine seçilmiş olup, ilk görev dönemini 2005–2010 yılları arasında yürüttü. Prof. Dr. Atasoy, seçimlerde en yüksek oyu alarak ilk turda seçildi. Kurul toplam 13 üyeden oluşuyor Toplam 13 üyeden oluşan Kurulda, 3 üye Dünya Sağlık Örgütü tarafından aday gösterilen uzmanlar arasından seçilirken, diğer üyeler hükümetler tarafından önerilen adaylar arasından belirleniyor. Bununla birlikte, Kurul üyeleri ülkelerini temsil ederken, görevlerini tam bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde, yalnızca bilimsel ve teknik uzmanlıklarına dayanarak yerine getiriyor. Bu çerçevede, Prof. Dr. Atasoy’un yeniden seçilmesi, yalnızca adaylık süreciyle sınırlı olmayıp, uzun yıllara dayanan bilimsel birikimi, uluslararası deneyimi ve Kurul çalışmalarına yaptığı teknik katkıların üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Oylama sonuçlarına göre Kurul, Mayıs 2027 itibarıyla Türkiye, Cezayir, Çad, Kolombiya, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Fas, Uganda, Hollanda, Paraguay, Tayland ve Fransa’dan seçilen üyelerden oluşacak. Kurul bağımsız ve teknik bir organ Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, Birleşmiş Milletler uyuşturucu kontrol sözleşmeleri çerçevesinde faaliyet gösteren bağımsız ve teknik bir organ. Kurul, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğini sağlarken, aynı zamanda bu maddelerin yasa dışı kanallara yönlendirilmesinin önlenmesine yönelik çalışmaları izliyor. Prof. Dr. Atasoy’dan teşekkür Prof. Dr. Atasoy, seçimlerin ardından yaptığı değerlendirmede, üye devletlerin gösterdiği güvene teşekkür ederek, Kurulun bağımsız, dengeli ve kanıta dayalı yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Prof. Dr. Atasoy’un yeni görev süresi 2027–2032 dönemini kapsıyor. Dördüncü kez seçilmesi, Prof. Dr. Atasoy’un uluslararası alandaki uzmanlığı ve kurumsal hafızasının üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN Ankara’daki Fabrikasında ebus Üretimine Başladı Haber

MAN Ankara’daki Fabrikasında ebus Üretimine Başladı

MAN Truck & Bus, otobüs iş kolundaki dönüşümü kararlılıkla sürdürüyor. MAN bu kapsamda, Ankara fabrikasında tamamen elektrikli MAN Lion’s City E şehir otobüsünün seri üretimine başladı. İlk e-otobüsler Ankara’daki montaj hattından çıkmaya başlarken, bu gelişme şirket için sıfır emisyonlu ve sürdürülebilir mobilitiye geçişte önemli bir adımı temsil ediyor. Polonya’nın Starachowice tesisinde 2020’den bu yana başarıyla sürdürülen üretimin ardından, elektrikli aslanlar artık Ankara’da da üretim hattından çıkmaya başladı. MAN, Güney Afrika’daki Olifantsfontein üretim tesisinde ise yerel pazara özel geliştirdiği Lion’s Explorer E’yi de üretmeye devam ediyor. Bu üç üretim üssüyle giderek artan sıfır emisyonlu otobüs talebine yanıt veren MAN, aynı zamanda küresel üretim ve e-mobilite ağının bir parçası olarak Ankara’daki üretim kapasitesini de güçlendiriyor. “Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak” MAN Truck & Bus Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’daki e-otobüs üretiminin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ankara’da elektrikliotobüs üretimine başlayarak, elektromobilite yolunda önemli bir kilometre taşını geride bırakıyoruz. Bu adımla hem üretim kapasitemizi genişletiyor, hem de küresel otobüs ağımızı güçlendirerek artan müşteri taleplerini daha hızlı ve esnek bir şekilde karşılayabiliyoruz. Ankara, gelecekteki e-mobilite stratejimizde kilit bir rol oynayacak.” MAN, üretim ağını elektrikli döneme taşıyor Ankara fabrikasının dönüştürülmesi, MAN’ın sürdürülebilir ulaşım çözümleri odağında yürüttüğü kapsamlı dönüşüm stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. 2020 yılında MAN Lion’s City E’nin piyasaya sunulmasıyla birlikte Polonya’daki Starachowice tesisi, elektrikli araçların büyük ölçekli üretimi için tam donanımlı hale gelen ilk MAN fabrikası olmuştu. Güney Afrika’daki Olifantsfontein tesisinde ise iki yıldır Lion’s Explorer E üretimi sürdürülüyor. MAN, tamamen elektrikli araç üretimini yalnızca otobüslerle sınırlı tutmayarak kamyon segmentinde de genişletiyor. Tamamen elektrikli ağır hizmet tipi MAN eTGS ve eTGX kamyonlarının seri üretimi 2025 yılında Münih fabrikasında başlarken, Krakow’daki üretim ekibi de ilk elektrikli kamyonların seri üretimi için hazırlıklarını sürdürüyor. Hafif hizmet tipi MAN eTGL modelinin seri üretiminin de önümüzdeki aylarda aynı tesiste başlaması planlanıyor. MAN ayrıca, Mayıs ayında Milano’da düzenlenecek Transpotec fuarında tamamen elektrikli ürün portföyünü tamamlayacak bir başka elektrikli modelini tanıtmayı hedefliyor. Bu modelinde de ilerleyen dönemde Krakow’da üretilmesi öngörülüyor. Nürnberg fabrikası ise MAN’ın kendi batarya üretimine başlamasıyla birlikte, yalnızca motor üretimi yapan bir tesis olmaktan çıkarak, son teknoloji dizel motorlar ve alternatif tahrik sistemleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştürülmüş durumda. E-stratejisinin kilit bileşeni olarak Ankara Son yıllarda, Ankara'daki üretim tesisinde gerçekleştirilen yatırımlarla altyapı modernize edilirken, üretim süreçleri de optimize edildi ve çalışanlar elektrikli mobilitenin gereksinimlerine uygun şekilde eğitildi. Barbaros Oktay, dönüşüm yolculukları kapsamında attıkları bu adımlar ve yaptıkları bu yatırımlar sayesinde, uzun vadede yüksek hacimli ve yüksek kaliteli sıfır emisyonlu mobilite çözümleri sunabilecek güçlü bir altyapı oluşturduklarını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde Ankara fabrikasında Lion’s City E’nin yanı sıra elektrikli şehirlerarası otobüsler ve Türkiye’deki turizm taşımacılığına yönelik geliştirilen yeni Lion’s Coach E modelinin de de burada üretilmesi planlanıyor. Ankara’nın öneminin altını çizen Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da Starachowice gibi MAN’ın otobüsteki e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol oynaması” diye konuşuyor. MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise fabrikanın esnek üretim yapısına dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Ankara, MAN’ın e-mobilite merkezlerinden biri haline geliyor. Esnek üretim yapımız sayesinde, aynı üretim hattında hem çeşitli elektrikli otobüs modellerini hem de geleneksel motorlu otobüsleri üretebiliyoruz. Bu da farklı pazar gereksinimlerine verimli bir şekilde yanıt vermemizi sağlıyor.” MAN Lion’s City E: Bir başarı öyküsü 2019’daki piyasaya sürülen MAN Lion’s City E, kısa sürede Avrupa’da bir başarı hikayesine dönüştü ve şu anda birçok Avrupa şehrinde hizmet veriyor. Bugüne kadar yaklaşık 3.300 araç üretilip teslim edilirken, bu araçlar toplamda yaklaşık 250 milyon kilometre yol kat etti. Yerel olarak emisyon üretmeyen çalışma özellikleri sayesinde bu kullanım, geleneksel dizel otobüslere kıyasla yaklaşık 150.000 ton CO2 tasarrufu sağladı. Satış rakamlarındaki artış da bu dinamik gelişmeyi etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor. 2025 mali yılında, MAN’ın tamamen elektrikli kamyon ve otobüs satışları yüzde 168 artarak 1.970 adede ulaştı. Yalnızca MAN Lion’s City E satışları, bir önceki yıla göre yüzde 118 artış göstererek, toplamda 1.300 adedin üzerine çıktı. MAN, elektrikli otobüs satışında ulaştığı bu rakamla yeni bir rekora imza attı. Günümüzde Avrupa'da, MAN tarafından satılan her iki şehir otobüsünden biri artık elektrikle çalışıyor. Lion’s City E’nin elde ettiği bu başarıda, modelin güvenilirliği, menzili ve sürdürülebilirlik performansı kadar, aynı zamanda sürekli genişletilen sıfır emisyonlu otobüs portföyü de önemli rol oynuyor. Bu portföy; kompakt 10 metrelik araçlardan klasik 12 metrelik tek gövdeli otobüslere, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü otobüslerden şehirlerarası kullanıma uygun alçak girişli elektrikli modellere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Lion’s Chassis E modeli de MAN’ın Avrupa dışındaki pazarlara da hizmet vermesini mümkün kılıyor. Tamamen elektrikli MAN Lion’s Coach E ise sıfır emisyonlu uzun mesafe seyahatlerinde yeni bir çağının başlangıcını temsil ediyor. İlk araçların yıl sonuna kadar müşterilere teslim edilmesi planlanırken, MAN bu geniş model yelpazesiyle şehir içi, bölgesel ve uzun mesafe taşımacılığında sürdürülebilir mobiliteye küresel ölçekte katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HANTECH Türkiye’de 5 Milyon Dolarlık Yatırımla Büyüyecek Haber

HANTECH Türkiye’de 5 Milyon Dolarlık Yatırımla Büyüyecek

İstanbul’daki bayi toplantısında 5 milyon dolarlık yatırım, 260 bayilik dağıtım ağı ve yüzde 35 büyüme hedefini paylaşan şirket, Avrupa’nın en büyük VRF pazarı olan Türkiye’de 2026 yılı için yüzde 5 pazar payı hedefliyor. Almanya merkezli teknoloji şirketi HANTECH, İstanbul'da geniş katılımlı bayi ve iş ortakları toplantısı düzenledi. Etkinlikte yeni VRF (Variable Refrigerant Flow) klima ürün gamı tanıtılırken Türkiye, Avrupa ve küresel pazarlara ilişkin büyüme hedefleri de paylaşıldı. Geniş kapasite ve enerji verimliliği bir arada sunuluyor Tanıtılan VRF sistemleri iki ana seri sunuyor. Alan tasarrufu ve yüksek verimlilik arayan projeler için 8 kW'tan 28 kW'a uzanan Mini VRF Serisi ile büyük ölçekli ve endüstriyel projeler için 25,2 kW'tan 90 kW'a ulaşan V6 Endüstriyel Seri öne çıktı. Isı pompası ve soğutma odaklı dış ünite kategorileri ile üstten atış ürün gruplarından oluşan bu sistem ailesi; otel, rezidans, toplu konut ve ticari yapı projelerine hitap ediyor. Apartman uygulamalarında pay ölçer entegrasyonu sayesinde bireysel kullanıma dayalı faturalama altyapısı da sunuluyor. Teknik gereklilikleri nedeniyle montaj, yalnızca uzmanlaşmış ve sertifikalı iş ortaklarıyla yürütülüyor. Stratejik avantaj: Eurovent Sertifikası Avrupa'nın en büyük ve rekabetçi VRF iklim pazarının Türkiye olduğunu belirten HANTECH, 2026 yıl sonuna kadar Türkiye'de yüzde 35 büyüme ve VRF pazarında yaklaşık yüzde 5 pazar payı hedefliyor. VRF segmentindeki toplam yatırımlarının 5 milyon dolar olduğunu ve 260 bayilik güçlü dağıtım ağıyla sektöre adım attıklarını vurgulayan HANTECH Türkiye Genel Koordinatörü M. Murat Özbakır, önümüzdeki 2 yıl içinde bayi ve servis ağını 300'den fazla noktaya taşımayı hedeflediklerini söyledi: "Türkiye, Avrupa'nın en büyük VRF pazarı; ancak aynı zamanda en rekabetçi alan. Biz bu rekabete güçlü bir ürün gamı, sertifikalı altyapı ve köklü bayi ağımızla girdik. Uluslararası enerji verimliliği standardı olan Eurovent belgesi, özellikle kamu projelerinde bizi rakiplerimizden belirgin biçimde ayrıştıran stratejik bir avantaj. 2026 sonunda yüzde 5 pazar payını yakalamanın yalnızca başlangıç olduğuna inanıyoruz." Küresel büyüme tarafında ise HANTECH, 2026 yılı toplam cirosundaki artışın yaklaşık yüzde 60'lık bölümünü Almanya merkezli Avrupa operasyonlarından bekliyor. Bu yıl faaliyete geçen Güney Afrika pazarında ise önümüzdeki yıl için yüzde 50 büyüme hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HANTECH Türkiye'de Yüzde 5 Pazar Payı Hedefliyor Haber

HANTECH Türkiye'de Yüzde 5 Pazar Payı Hedefliyor

Almanya merkezli teknoloji şirketi HANTECH, İstanbul'da geniş katılımlı bayi ve iş ortakları toplantısı düzenledi. Etkinlikte yeni VRF (Variable Refrigerant Flow) klima ürün gamı tanıtılırken Türkiye, Avrupa ve küresel pazarlara ilişkin büyüme hedefleri de paylaşıldı. Geniş kapasite ve enerji verimliliği bir arada sunuluyor Tanıtılan VRF sistemleri iki ana seri sunuyor. Alan tasarrufu ve yüksek verimlilik arayan projeler için 8 kW'tan 28 kW'a uzanan Mini VRF Serisi ile büyük ölçekli ve endüstriyel projeler için 25,2 kW'tan 90 kW'a ulaşan V6 Endüstriyel Seri öne çıktı. Isı pompası ve soğutma odaklı dış ünite kategorileri ile üstten atış ürün gruplarından oluşan bu sistem ailesi; otel, rezidans, toplu konut ve ticari yapı projelerine hitap ediyor. Apartman uygulamalarında pay ölçer entegrasyonu sayesinde bireysel kullanıma dayalı faturalama altyapısı da sunuluyor. Teknik gereklilikleri nedeniyle montaj, yalnızca uzmanlaşmış ve sertifikalı iş ortaklarıyla yürütülüyor. Stratejik avantaj: Eurovent Sertifikası Avrupa'nın en büyük ve rekabetçi VRF iklim pazarının Türkiye olduğunu belirten HANTECH, 2026 yıl sonuna kadar Türkiye'de yüzde 35 büyüme ve VRF pazarında yaklaşık yüzde 5 pazar payı hedefliyor. VRF segmentindeki toplam yatırımlarının 5 milyon dolar olduğunu ve 260 bayilik güçlü dağıtım ağıyla sektöre adım attıklarını vurgulayan HANTECH Türkiye Genel Koordinatörü M. Murat Özbakır, önümüzdeki 2 yıl içinde bayi ve servis ağını 300'den fazla noktaya taşımayı hedeflediklerini söyledi: "Türkiye, Avrupa'nın en büyük VRF pazarı; ancak aynı zamanda en rekabetçi alan. Biz bu rekabete güçlü bir ürün gamı, sertifikalı altyapı ve köklü bayi ağımızla girdik. Uluslararası enerji verimliliği standardı olan Eurovent belgesi, özellikle kamu projelerinde bizi rakiplerimizden belirgin biçimde ayrıştıran stratejik bir avantaj. 2026 sonunda yüzde 5 pazar payını yakalamanın yalnızca başlangıç olduğuna inanıyoruz." Küresel büyüme tarafında ise HANTECH, 2026 yılı toplam cirosundaki artışın yaklaşık yüzde 60'lık bölümünü Almanya merkezli Avrupa operasyonlarından bekliyor. Bu yıl faaliyete geçen Güney Afrika pazarında ise önümüzdeki yıl için yüzde 50 büyüme hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HANTECH, Avrupa'nın En Büyük VRF Pazarı Türkiye'de  Yüzde 5 Pazar Payı Hedefliyor  Haber

HANTECH, Avrupa'nın En Büyük VRF Pazarı Türkiye'de Yüzde 5 Pazar Payı Hedefliyor 

İstanbul'da düzenlediği bayi toplantısında Mini VRF ve V6 Endüstriyel Seri olmak üzere iki ayrı ürün grubu öne çıktı. Avrupa’nın en büyük ve rekabetçi VRF pazarının Türkiye olduğunu vurgulayan şirket, 2026 yıl sonuna kadar 5 milyon dolarlık yatırımla yüzde 5 pazar payı hedefi açıkladı. Almanya merkezli teknoloji şirketi HANTECH, İstanbul'da geniş katılımlı bayi ve iş ortakları toplantısı düzenledi. Etkinlikte yeni VRF (Variable Refrigerant Flow) klima ürün gamı tanıtılırken Türkiye, Avrupa ve küresel pazarlara ilişkin büyüme hedefleri de paylaşıldı. Geniş kapasite ve enerji verimliliği bir arada sunuluyor Tanıtılan VRF sistemleri iki ana seri sunuyor. Alan tasarrufu ve yüksek verimlilik arayan projeler için 8 kW'tan 28 kW'a uzanan Mini VRF Serisi ile büyük ölçekli ve endüstriyel projeler için 25,2 kW'tan 90 kW'a ulaşan V6 Endüstriyel Seri öne çıktı. Isı pompası ve soğutma odaklı dış ünite kategorileri ile üstten atış ürün gruplarından oluşan bu sistem ailesi; otel, rezidans, toplu konut ve ticari yapı projelerine hitap ediyor. Apartman uygulamalarında pay ölçer entegrasyonu sayesinde bireysel kullanıma dayalı faturalama altyapısı da sunuluyor. Teknik gereklilikleri nedeniyle montaj, yalnızca uzmanlaşmış ve sertifikalı iş ortaklarıyla yürütülüyor. Stratejik avantaj: Eurovent Sertifikası Avrupa'nın en büyük ve rekabetçi VRF iklim pazarının Türkiye olduğunu belirten HANTECH, 2026 yıl sonuna kadar Türkiye'de yüzde 35 büyüme ve VRF pazarında yaklaşık yüzde 5 pazar payı hedefliyor. VRF segmentindeki toplam yatırımlarının 5 milyon dolar olduğunu ve 260 bayilik güçlü dağıtım ağıyla sektöre adım attıklarını vurgulayan HANTECH Türkiye Genel Koordinatörü M. Murat Özbakır, önümüzdeki 2 yıl içinde bayi ve servis ağını 300'den fazla noktaya taşımayı hedeflediklerini söyledi: "Türkiye, Avrupa'nın en büyük VRF pazarı; ancak aynı zamanda en rekabetçi alan. Biz bu rekabete güçlü bir ürün gamı, sertifikalı altyapı ve köklü bayi ağımızla girdik. Uluslararası enerji verimliliği standardı olan Eurovent belgesi, özellikle kamu projelerinde bizi rakiplerimizden belirgin biçimde ayrıştıran stratejik bir avantaj. 2026 sonunda yüzde 5 pazar payını yakalamanın yalnızca başlangıç olduğuna inanıyoruz." Küresel büyüme tarafında ise HANTECH, 2026 yılı toplam cirosundaki artışın yaklaşık yüzde 60'lık bölümünü Almanya merkezli Avrupa operasyonlarından bekliyor. Bu yıl faaliyete geçen Güney Afrika pazarında ise önümüzdeki yıl için yüzde 50 büyüme hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Naturelgaz, 2025’te Net Karını Yüzde 88 Artırdı Haber

Naturelgaz, 2025’te Net Karını Yüzde 88 Artırdı

Naturelgaz, 2025 yılında satış hacmini yüzde 10,7 artırarak 359 milyon Sm³’ün üzerine çıkarırken, net kârını yüzde 88 artışla 900,6 milyon TL’ye, FAVÖK’ünü ise yüzde 14 artışla 1 milyar 702 milyon TL seviyesine ulaştırdı. Naturelgaz 2025 yılında brüt karını 2 milyar 174 milyon TL’ye ulaştırırken, vergi öncesi karını da bir önceki yıla göre yüzde 94’lük artışla 1 milyar 470 milyon TL’nin üstüne çıkardı. Hayata geçen GES yatırımı ile enerji ihtiyacı karşılanacak Yurt içinde tamamladıkları yatırımlara da değinen Hasan Tahsin Turan, şunları söyledi: “Muş’un Bulanık ilçesinde hayata geçirdiğimiz güneş enerjisi santralinde (GES) üretime başladık. Yıllık 33 milyon kWh elektrik üretme kapasitesine sahip olan tesis ile öncelikle Naturelgaz’ın operasyonel enerji ihtiyaçları karşılanacak. Artan miktar ise yasal düzenlemeler doğrultusunda ulusal elektrik şebekesine aktarılacak. Bu projemiz sadece sürdürülebilirlik hedeflerimize değil, ülkemizin enerji arz güvenliğine de katkı sağlayacak. Öte yandan Gaziantep’te 14’üncü CNG dolum tesisimizi devreye aldık. 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 1.08 milyar lirayı buldu.” ‘İstikrarlı büyüme ivmemizi sürdürüyoruz’ Şirketin 2025 yılına ilişkin finansal ve operasyonel performansı ile stratejik adımlarını değerlendiren Naturelgaz Genel Müdürü Hasan Tahsin Turan, “İstikrarlı büyüme ivmemizi sürdürüyoruz. Küresel piyasalardaki dalgalı enflasyon ortamına rağmen elde ettiğimiz bu başarılı sonuçlarda emeği geçen tüm Naturelgaz çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. 2025 yılı, büyüme ve operasyonel verimliliğe odaklandığımız, önemli stratejik adımları hayata geçirdiğimiz bir yıl oldu. Bu dönemde hem yurt içindeki yatırımlarımızı tamamladık hem de Güney Afrika merkezli AfroJoule’un hisselerini satın alarak uluslararası alanda faaliyet gösterme hedefimizin ilk adımlarını attık. Bu satın alma ile operasyonlarımıza Güney Afrika’da da devam edeceğiz. İlerleyen dönemde proje ile ilgili gelişmeleri kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceğiz. Ayrıca, Yönetim Kurulumuzun 2025 hesap dönemine ilişkin olarak aldığı karar kapsamında, 600 milyon TL tutarında kâr payı dağıtımının Genel Kurul’un onayına sunulmasını planlıyoruz. Böylece şirketimiz her yıl olduğu gibi 2025 yılı sonuçları için de kâr payı dağıtacaktır. Yatırımcılarımız ve tüm paydaşlarımızla paylaşmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır! Haber

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır!

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye, %72’lik “ileri düzeyde bilgi sahibi” oranıyla yapay zeka farkındalığında MENA (%64) ve Güney Afrika (%62) bölgelerini geride bırakarak ilk sıraya yerleşti. Bölge genelinde yapay zekanın nasıl kullanıldığına dair farkındalık oranı %66 seviyesinde. Bu sonuçlar, Türkiye’de yapay zekanın yalnızca teorik bir gündem olmaktan çıkarak, stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmeye başlandığını gösteriyor. Yapay Zeka Artık Ölçeklendiriliyor: Denemeden Kurumsal Etkiye Araştırma, yapay zekanın Türkiye’de test ve pilot aşamasını büyük ölçüde geride bıraktığını ortaya koyuyor. Kuruluşların %46’sı, yapay zeka kullanımını pilot projelerin ötesine taşıyarak kurum geneline yaydığı “ölçeklendirme” aşamasına geçmiş durumda. Türkiye’de araştırmaya katılan kuruluşların tamamı yapay zekayı en az test aşamasında kullanırken, “henüz başlamadık” diyen kurum oranı %0. Bu tablo, pazarlamada yapay zekanın artık verimlilik artıran bir araçtan, iş sonuçlarını doğrudan etkileyen stratejik bir kaldıraç haline geldiğini gösteriyor. Farkındalıktan İş Sonuçlarına: Yapay Zekanın Stratejik Rolü Pazarlama liderlerinin yapay zekadan beklentileri, teknolojinin yalnızca operasyonel hız değil, ölçülebilir iş çıktıları üretmesine odaklandığını ortaya koyuyor: Temel Hedefler: Veri analitiği ve içgörü üretimini güçlendirmek (%64), operasyonel verimlilik ve kârlılığı artırmak (%62), müşteri deneyimini iyileştirmek (%56).Uygulama Alanları: Reklam ve medya planlama (%79) ile en hızlı dönüşüm yaşanan alan olurken, strateji ve planlama (%46) ile müşteri deneyimi, operasyon ve üretim (her biri %41) alanları takip ediyor.Vizyon ve Yönetişim: Kuruluşların %64’ü, yapay zekanın pazarlama ve müşteri deneyiminde kullanımına yönelik, üst yönetim tarafından desteklenen bir vizyon veya yol haritasına sahip. Bu bulgular, yapay zekanın pazarlamada farkındalıktan doğrudan iş sonuçlarına uzanan bir değer zinciri yarattığını ortaya koyuyor. Kültürel Hazırlık Güçlü, Yetkinlik Dönüşümü Kritik Türkiye’de şirket kültürlerinin yapay zekaya karşı bilgili ve kabul edici yaklaşım oranı %82 gibi yüksek bir seviyede. Ancak araştırma, farkındalık ile sürdürülebilir yetkinlik arasında hâlâ kapatılması gereken bir boşluk olduğuna işaret ediyor: Eğitim Olgunluğu: Kuruluşların %44’ünde yapay zekaya yönelik eğitim bulunuyor ancak bu eğitimler çoğunlukla rol ve yetkinlik bazında özelleştirilmiş değil. Yalnızca %13’ünde, kurumsal stratejiyle tam uyumlu ve olgun eğitim programları mevcut.Yetenek Stratejisi: Kuruluşların %82’si yapay zeka yetkinliği için mevcut çalışanların gelişimine (upskilling) öncelik verirken, yeni yetenek istihdamı %23 seviyesinde kalıyor. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, raporun stratejik sonuçlarını ve MMA'in vizyonunu şu sözlerle özetliyor: "MMA olarak en temel misyonumuz, hızı kesmeden sürdürdüğümüz araştırmalarımızla sektöre kanıta dayalı bir rehberlik sunmaktır. Bu araştırma gösteriyor ki; yapay zeka artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Kurumların bu yeni dönemde ayakta kalabilmesi için AI okuryazarlığını bir kurum kültürü haline getirmesi, veri güvenliği protokollerini ivedilikle oluşturması ve küçük ölçekli denemelerden büyük ölçekli entegrasyonlara geçmesi gerektiğine inanıyoruz. MMA olarak, insan yaratıcılığının yapay zeka ile yer değiştirmeyeceğini, aksine bu teknolojinin insan zekası için bir çarpan etkisi yaratacağını savunuyoruz. Kanıta dayalı araştırmalarımızla sektöre ışık tutmaya ve üyelerimizi bu büyük teknolojik sıçramada doğru adımlarla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz." MMA Academy: Farkındalıktan Yetkinliğe, Yetkinlikten Etkiye Araştırmanın ortaya koyduğu bu dönüşüm ihtiyacına paralel olarak MMA Türkiye, MMA Academy çatısı altında pazarlama liderlerini ve ekiplerini yapay zeka çağının gerektirdiği yetkinliklerle buluşturmayı hedefliyor. MMA Academy; yapay zekayı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, strateji, organizasyon, karar alma ve iş sonuçlarıyla entegre bir liderlik yetkinliği olarak ele alan eğitim ve gelişim programları sunuyor. MMA Academy programları, pazarlama ekiplerinin yapay zekayı: farkındalık düzeyinden,uygulamaya,ölçeklenebilir kullanım modellerineve ölçülebilir ticari etkiyetaşımasını desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı Haber

Global Menkul Değerler, Değerli Metalleri Mercek Altına Aldı

Bültende belirlenen 5 değerli metalin temel, teknik ve ETF görünümleri incelenirken, yatırımcıların güvenli bir yol haritası oluşturmaları için öngörüler paylaşıldı. Global Menkul Değerler, değerli metallerin temel ve teknik görünümlerine yönelik Emtia Bülteni yayınladı. Altın, gümüş, bakır, platin ve paladyum için gelecek dönem beklentilerine ışık tutan Global Menkul Değerler, yatırımcıların güvenli stratejiler oluşturabilmesi için bu metallerin temel, teknik, ETF görünümlerini ele aldı. Bültende altın için 2025 yılının fiyatlama dinamikleri açısından istisnai bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çekilirken, 2026 yılında da fiziki altın talebinin merkez bankaları öncülüğünde güçlü seyrini sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Artan alımlar sonucunda altının, yaklaşık 30 yıl sonra ABD Hazine tahvillerini geride bırakarak dünyanın en büyük resmi rezerv varlığı konumuna yükseldiği hatırlatılan bültende, destekleyici para politikası beklentileri, jeopolitik belirsizlikler ve güçlü fiziki talep dikkate alındığında, altın fiyatının 2026 yılı sonunda 5.400 USD/ons seviyesinde dengelenmesinin beklendiği aktarıldı. Global Menkul Değerler, 2026 strateji yaklaşımlarında altını; agresif getiri beklentisinden ziyade makro belirsizliklere karşı sigorta, reel getiri döngüsünde dengeleyici unsur ve portföy volatilitesini azaltan stratejik varlık olarak konumlandırdığını belirtti. Gümüşte 80-90 dolar arasında trende devam eder Bültende 2025 yılının, gümüş için altına kıyasla daha güçlü bir performans sergileyerek kıymetli metaller içerisinde belirgin biçimde ayrıştığı bir dönem olduğu hatırlatıldı. Bu ayrışmanın temelinde, gümüşün yalnızca bir değer saklama aracı değil; güneş enerjisi, elektrifikasyon, elektronik ve yeşil dönüşüm odaklı teknolojilerde yoğun biçimde kullanılan stratejik bir endüstriyel metal olmasının yer aldığına dikkat çekilen bültende, 2026’ya ilişkin görünümde, gümüşün endüstriyel talep ağırlıklı yapısı sayesinde altına kıyasla göreli güçlü seyrini korumasının beklendiği vurgulandı. İşlem stratejisi açısından, gümüşün USD80–90 bandı civarında tutunmaya devam ettiği sürece, trend yönünde pozisyon almak isteyen yatırımcılar için temkinli ve kademeli alım yaklaşımının öne çıktığını belirten Global Menkul Değerler, buna karşın USD76–77 altına sarkma durumunda risklerin belirgin biçimde artacağının unutulmaması gerektiği ve zarar-kes disiplininin korunmasının önem taşıdığını vurguladı. Şirket, yukarı yönlü işlemlerde ise 93–95 bandına yaklaşan hareketlerde kâr realizasyonu yapılmasının, risk–getiri dengesini korumak açısından daha sağlıklı olacağını belirtti. Bakırda 5.90 üstü yeni bir hikaye Bakırın, küresel elektrifikasyonun omurgası olarak önümüzdeki 15 yılda yapısal bir talep artışıyla karşı karşıya olacağının anlatıldığı bültende, “S&P Global çalışması, küresel bakır talebinin 2025’te yaklaşık 28mn tondan 2040’ta 42mn tona ulaşarak %50 artacağını ortaya koyuyor. Bu artış yalnızca enerji dönüşümüyle sınırlı değil; kentleşme, sanayi, savunma harcamaları ve özellikle son yıllarda hızlanan yapay zeka ve veri merkezi yatırımları bakır talebini çok boyutlu ve kalıcı hale getiriyor. Yapay zeka özelinde bakıldığında, artan elektrik ihtiyacı ve altyapı yatırımları, bakırı doğrudan değil ama güçlü bir ikinci tur talep etkisiyle büyüme hikayesinin merkezine yerleştiriyor. Arz tarafında ise tablo belirgin biçimde daha kırılgan. Mevcut madenlerin yaşlanması, düşen cevher tenörleri, artan CAPEX ve OPEX baskısı ile uzun ve belirsiz izin süreçleri nedeniyle birincil bakır arzının 2030 sonrası yapısal bir düşüş eğilimine girmesi bekleniyor. Bu durum, bakırın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda stratejik ve politik bir varlık olarak ele alınmasını beraberinde getiriyor; nitekim birçok ülkenin bakırı “kritik mineral” ilan etmesi bu yaklaşımın somut bir yansıması. Bakırın TL bazlı haftalık grafiği, orta–uzun vadede yukarı yönlü ana trendin net biçimde korunduğunu ve son haftalarda ivmenin yeniden hızlandığını göstermektedir. Son fiyatlamada bakırın 5,80–5,90 bandının üzerine yerleşmesi, önceki yatay direnç alanının aşılması açısından önemli bir eşik olarak öne çıkmaktadır. Bu bölge üzerinde kalıcılık sağlanması, yükselişin psikolojik ve teknik olarak yeni bir faza geçebileceğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi. AB’deki yumuşama platini destekliyor Bültende, platin piyasasının 2025’e, önceki yıllardaki arz fazlasının tersine, belirgin bir arz açığıyla girildiğine dikkat çekilerek, Ocak 2026 itibarıyla platin fiyatı yaklaşık USD2.688/ons seviyesinde olup, 2025 yılından beri fiyatının %190’nın üzerinde artış gösterdiği kaydedildi. Piyasanın 800 bin onsun üzerinde bir arz açığına geçmesinde, özellikle Güney Afrika’daki üretim kesintilerinin belirleyici olduğu belirtilerek, “Arz tarafındaki bu daralmaya karşın, mücevherat, sanayi ve otomotiv kaynaklı talep güçlü seyrini korumaktadır. Talep tarafında otomotiv sektörü öne çıkmaktadır. Tam elektrikli araçlara geçiş uzun vadede aşağı yönlü bir risk oluştursa da, hibrit araçlar ve hidrojen yakıt hücreleri platin talebini desteklemeye devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 2035 içten yanmalı motor yasağına ilişkin tutumunu yumuşatması ve daha sıkı emisyon standartlarını koruması, araç başına platin kullanım miktarını artırıcı bir etki yaratmaktadır” denildi. Paladyumda arz tarihsel ortalamaların altında Bültende paladyum için ise şu ifadelere yer verildi: “Paladyum da 2025’e arz açığıyla giren metaller arasında yer almakta olup, fiyatlar Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık USD2.047/ons seviyesinde ve yıl başından beri %25 civarında artış göstermektedir. Arz tarafında Rusya üretiminin tarihsel ortalamaların altında seyretmesi ve Güney Afrika’daki düşük üretim, piyasadaki sıkılığı artırmaktadır. Paladyum talebi büyük ölçüde otomotiv katalizörlerine dayanmaktadır. Ancak artan maliyetler ve arz riskleri nedeniyle, üreticilerin belirli uygulamalarda paladyumdan platine geçişi hızlandırdığı görülmektedir. Bu eğilim, orta vadede paladyum talebi açısından sınırlayıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Buna karşın, ABD’nin paladyumu kritik mineraller listesine dahil etmesi, fiziki piyasalarda savunmacı stoklamayı artırmış ve kısa vadede fiyatları desteklemiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.