Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Kore

Kapsül Haber Ajansı - Güney Kore haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Kore haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai Otonom Sürüşte Yeni Dönemi 2028’de Başlatıyor Haber

Hyundai Otonom Sürüşte Yeni Dönemi 2028’de Başlatıyor

Hyundai Motor Grubu, otonom sürüş teknolojilerinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Data Flywheel sistemini tam kapasiteyle devreye aldığını duyurdu. Sistem; verilerin toplanması, yapay zekânın eğitilmesi, doğrulama süreçleri ve geliştirilen modellerin araçlara uygulanması arasında sürekli bir döngü oluşturarak otonom sürüş yeteneklerinin hızla ilerlemesini sağlıyor. Hyundai Motor Grubu, Güney Kore’nin Gyeonggi bölgesinde bulunan 42dot merkezinde düzenlenen “HMG Autonomous Driving Media Day” etkinliğinde otonom sürüş geliştirme stratejisini, teknoloji yol haritasını ve uygulama planlarını paylaşırken etkinlikte ayrıca grubun Seviye 2++ teknolojisi ilk kez tanıtıldı. Atria AI destekli bir SDV test aracı, şehir trafiğinde sürücü müdahalesi olmadan bir sürüş gerçekleştirdi. Hyundai Motor Grubu İleri Araç Platformu (AVP) Bölümü Başkanı ve 42dot CEO’su Minwoo Park, “Otonom sürüş alanındaki rekabet artık belirli özelliklerin karşılaştırılmasından ibaret değil. Rekabet gücünü; ne kadar veri elde edildiği, bu verilerden ne kadar hızlı öğrenildiği ve sonuçların ürün ve hizmetlere ne ölçüde yansıtılabildiği belirliyor. Hyundai Motor Grubu olarak veri, yapay zekâ ve doğrulama süreçlerinden oluşan sürekli gelişim döngüsüyle müşterilerimizin güvenebileceği otonom sürüş teknolojileri geliştireceğiz” dedi. Otonom Sürüşte Çift Yönlü Strateji Hyundai Motor Grubu, NVIDIA ile yürüttüğü iş birliği kapsamında, otonom sürüş teknolojilerini hızla seri üretime aktarmayı ve eş zamanlı olarak kendi yapay zekâ yeteneklerini geliştirmeyi amaçlayan çift yönlü bir strateji izliyor. Stratejinin ilk ayağında NVIDIA’nın araç içi yapay zekâ bilgi işlem platformu ve otonom sürüş yazılımları, grubun yazılım tanımlı araç (SDV) mimarisine entegre edilecek. NVIDIA çözümleriyle geliştirilen Seviye 2+ araçların 2028’in ilk yarısında, Seviye 2++ araçların ise 2028’in ikinci yarısında seri üretime geçmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Hyundai, Kia, 42dot ve Motional tarafından kullanılan sensör sistemleri, NVIDIA DRIVE Hyperion 10 temelinde aşamalı olarak standartlaştırılacak. Böylece yapay zekâ eğitimi ve doğrulaması için daha tutarlı bir veri toplama altyapısı oluşturulacak. Stratejinin ikinci ayağını ise Hyundai Motor Grubu AVP Bölümü ve 42dot tarafından ortaklaşa geliştirilen uçtan uca otonom sürüş sistemi Atria AI oluşturuyor. Atria AI destekli Seviye 2++ araçların 2029’un ikinci yarısında seri üretime alınması planlanıyor. Data Flywheel ile Sürekli Öğrenme Data Flywheel, araçlardan elde edilen verilerin yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve doğrulanmasında kullanılmasını, geliştirilen modellerin yeniden araçlara aktarılmasını ve bu araçlardan yeni veriler elde edilmesini sağlayan sürekli bir gelişim döngüsü oluşturuyor. Hyundai grubunun yaklaşık 190 ülkedeki yıllık 7 milyonun üzerindeki satış hacmi, gruba küresel ölçekte veri toplama konusunda önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca, yol çalışmaları, olumsuz hava koşulları, ani şerit değişiklikleri, acil manevralar, dar yollar ve karmaşık şehir trafiği gibi çeşitli gerçek yaşam senaryoları kaydediiliyor. Data Flywheel kapsamında kullanılan Hard Example Mining teknolojisi, yapay zekâ modellerinin algılamakta veya yorumlamakta zorlandığı sıra dışı sürüş senaryolarını otomatik olarak belirleyerek eğitim sürecinde önceliklendiriyor. Gerçek sürüş verilerinin üç boyutlu ortamlarda yeniden oluşturulmasına dayanan sanal doğrulama teknolojisi sayesinde, gerçek koşullarda tekrar edilmesi zor veya riskli senaryolar güvenli biçimde test edilebiliyor. Güney Kore ve ABD’deki geliştirme merkezlerini birbirine bağlayan Follow-the-Sun modeliyle veri toplama, analiz ve model geliştirme çalışmaları günün 24 saati kesintisiz devam ediyor. Gerçek Yol Koşullarında Seviye 4 Pilot Uygulaması Hyundai Motor Grubu, Güney Kore Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı iş birliğiyle yıl sonuna kadar Gwangju’da gerçek yol koşullarında Seviye 4 otonom sürüş pilot uygulamasını başlatmayı planlıyor. Atria AI destekli SDV Pace Car ile gerçekleştirilecek çalışma kapsamında araçlar, karmaşık trafik koşullarının ve öngörülemeyen değişkenlerin bulunduğu gerçek sürüş ortamlarında kullanılacak. Elde edilen veriler doğrudan Data Flywheel sistemine aktarılacak ve hem seri üretime yönelik Seviye 2+ sürüş destek teknolojilerinin hem de ileri Seviye 4 otonom sürüş yeteneklerinin geliştirilmesinde kullanılacak. Atria AI’ın Şehir İçi Sürüş Performansı Paylaşıldı Hyundai Motor Grubu, Atria AI destekli SDV test aracının Seul’ün şehir trafiğinde sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirdiği sürüşlere ait yeni videolar da yayınladı. Görüntülerde sistemin yoğun trafik, yağmurlu hava, büyük araçlarla etkileşim, ani şerit değiştiren araçlar, korumasız sola dönüşler, dar yollardaki karşıdan gelen araçlar ve kalabalık bölgelerdeki yayalar gibi farklı durumlara verdiği tepkiler gösteriliyor. Minwoo Park, “Otonom sürüş, fiziksel yapay zekânın öncü teknolojilerinden biri ve otomotiv sektörünün bir yapay zekâ endüstrisine dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Grubumuzun küresel seri üretim gücünü 42dot’ın yapay zekâ ve yazılım yetenekleriyle birleştirerek müşterilerimiz için güvenilir otonom sürüş teknolojileri geliştireceğiz. Geliştirme hızı ile güvenlik birbiriyle çelişen kavramlar değil. Ne kadar fazla sıra dışı durumu keşfedip öğrenirsek otonom sürüş sistemleri de o kadar güvenli hâle gelir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Turistlerin Yeni Rotası Uzak Doğu Haber

Türk Turistlerin Yeni Rotası Uzak Doğu

Konaklamadan ulaşıma, rehberlikten çevre gezilerine kadar tatilin farklı aşamalarını tek programda buluşturan; ek harcamaları azaltan ve bütçe planlamasını kolaylaştıran kapsamlı tur paketleri bu nedenle daha fazla ilgi görüyor. Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, premium yaklaşımının yalnızca konaklama standardıyla tanımlanmadığını belirterek şunları söylüyor: “Premium ifadesi bizim için yalnızca otel kategorisini anlatmıyor; seyahatin uçtan uca doğru planlanması ve nitelikli bir deneyim sunulması anlamına geliyor. Misafirlerimize sadece bir seyahat değil, baştan sona konforla örülmüş bir yaşam deneyimi sunuyoruz. Rotaların oluşturulmasından şehirlerde geçirilecek süreye, otel ve araç seçiminden rehber atamalarına kadar tüm kararları yıllar içinde edindiğimiz deneyim ve misafirlerimizden aldığımız geri bildirimler doğrultusunda veriyoruz. Amacımız, misafirimizin turu satın alırken gördüğü fiyatın seyahatin gerçek ve toplam maliyeti olması.” Turistler yeni deneyimler arayışında 2026 yılında Coral Travel’ın premium ürünlerinde İspanya-Endülüs, Bernina Treni ile İsviçre Alpleri, İskandinavya ve Fiyortlar ile İtalya Çizme rotası gibi Avrupa’nın ikonik kentlerinin yanı sıra oldu Bali, Singapur, Japonya, Güney Kore, Güney Afrika, Tayland, ABD ve Özbekistan gibi uzak ve egzotik rotalar öne çıktı. Bu tablo, Türk turistlerin bir yandan klasik Avrupa rotalarına ilgisini sürdürürken bir yandan ve deneyim odaklı destinasyonlara da yöneldiğini gösteriyor. Japonya, Güney Kore ve Sri Lanka Türk turistlerin ilgisinin arttığı destinasyonlar arasında öne çıktı. Japonya'ya olan talep geçen yıla göre yüzde 70, Güney Kore'ye olan talep ise yüzde 50 arttı. Yeni deneyimler sunan bu rotaların yanı sıra Azerbaycan, diğer Türk Cumhuriyetleri ve Gürcistan gibi yakın coğrafyalar da ürün çeşitliliğini güçlendiriyor. Ekrandan rotaya: Set-jetting seyahat tercihlerinde güçleniyor Premium seyahatin deneyim boyutunu besleyen yeni eğilimlerden biri de film ve dizilerde görülen lokasyonlardan ilhamla seyahat planlama anlamına gelen “set-jetting”. 18 ülkede 24 bin yetişkinle gerçekleştirilen Unpack ’26 araştırmasına göre Z ve Y kuşağı seyahatseverlerin yüzde 81’i tatil planlarını film ve televizyon yapımlarında gördükleri lokasyonlardan hareketle oluşturuyor. Küresel seyahatseverlerin yüzde 53’ü ise ekranlardan ilham alan seyahatlere ilgisinin son bir yılda arttığını belirtiyor. Christopher Nolan’ın Homeros’un destanından uyarladığı The Odyssey de bu eğilimin 2026’daki dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Filmin Peloponez başta olmak üzere Yunanistan’daki çekim noktalarının yanı sıra Sicilya, Fas ve İskoçya gibi lokasyonları yeniden seyahat gündemine taşıması, sinema ile destinasyon keşfi arasındaki bağı güçlendirdi. Altı yeni deneyim rotası sunulacak Coral Travel, önümüzdeki dönemde premium tur ağını farklı coğrafyalarda yeni programlarla genişletmeye hazırlanıyor. Portföye eklenmesi planlanan rotalar arasında Yangtze Nehri’nde Büyük Çin; Kızıl Nehir’den Mekong’a Vietnam; Asya’nın ödüllü egzotik adası Phu Quoc; Okyanusun İncisi Zanzibar; Güney Afrika-Botsvana-Victoria Şelaleleri ve Kahire’den Abu Simbel’e Mısır’ın Altın Rotası bulunuyor. Yüzde 97,8 memnuniyet Coral Travel verilerine göre 2026’da bugüne kadar premium turlarla seyahat eden misafirlerin memnuniyet oranı yüzde 97,8 olarak gerçekleşti. Artan rekabet ortamında uzun vadeli marka değerinin yalnızca fiyat avantajıyla değil; güven, memnuniyet ve tekrar seyahat eden sadık misafirlerle oluşturulabileceği yaklaşımını benimseyen Coral Travel, premium tur programlarını konfor, hizmet kalitesi ve maliyet öngörülebilirliği ekseninde şekillendiriyor. Avrupa rotalarında merkezi konumdaki 4 yıldızlı oteller, uzak destinasyonlarda ise bölgenin özelliklerine göre seçilen 4 ve 5 yıldızlı tesislerin tercih edildiğini belirten Mehmet Kamçı, “Premium turlar ilk bakışta standart ürünlerden bir miktar daha yüksek fiyatlı görünebilir. Ancak standart bir turun fiyatına ekstra turlar, giriş ücretleri ve şehir vergileri gibi dahil olmayan kalemler eklendiğinde toplam maliyet farkı önemli ölçüde azalıyor. Bizim için mesele yalnızca bir kez tur satmak değil; misafirimizin satın alma aşamasından eve dönüşüne kadar iyi bir deneyim yaşamasını ve sonraki seyahatlerinde de bizi tercih etmesini sağlamak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Türkiye’de IONIQ 3’ün Seri Üretimine Başladı Haber

Hyundai Türkiye’de IONIQ 3’ün Seri Üretimine Başladı

Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır faaliyetlerini sürdüren Hyundai Motor Türkiye (HMTR), İzmit’teki üretim üssünde tamamen elektrikli IONIQ 3 modelinin seri üretimine başladı. Hyundai bu adımla, elektirifikasyon stratejisi ve Avrupa’daki üretim faaliyetleri açısından önemli bir kilometre taşına imza attı. IONIQ 3 seri üretimi için İzmit’teki üretim üssünde geçtiğimiz 2 yılda kapsamlı bir dönüşüm gerçekleşti. Bu dönüşümle yeni nesil elektrikli araç üretimi için gerekli altyapı oluşturulurken; Türkiye’nin bir üretim üssü olma konumunu da güçlendirmesi hedefleniyor. İzmit fabrikasında üretilen araçların yüzde 80'i ihraç edilirken; bu da HMTR'nin hem Türk ekonomisini hem de Hyundai'nin bölgedeki stratejisini ve üretim faaliyetlerini desteklemedeki hayati rolünü vurguluyor. Büyümeyi ve İhracat Başarısını Destekleyen Güvenilir Bir Üretim Merkezi Hyundai'nin 1997'den beri faaliyet gösteren ve Güney Kore dışındaki en uzun süreli yurtdışı tesisi olan İzmit fabrikası, yıllık 200 bin araç kapasitesine ve toplamda 3,4 milyon adedin üzerinde üretime sahip. Başta Avrupa olmak üzere 2,6 milyondan fazla araç ihraç eden HMTR, Türkiye otomotiv endüstrisine önemli bir katkı sağlıyor. Yatırımlar arasında 1997'den bu yana HMTR'ye yapılan 1,47 milyar Euro, IONIQ 3, yenilenen i20 ve Bayon (elektrikli araçlar, hibrit araçlar, içten yanmalı motorlu araçlar dahil) için planlanan 715 milyon Euro yer alıyor. HMTR’nin İzmit’teki fabrikasında düzenlenen IONIQ 3 Seri Üretim Başlangıç Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo, Hyundai Motor Europe (HME) CEO’su Xavier Martinet, HMTR CEO’su Alex Kim ve Kibar Holding CEO’su Ali Kibar’ın yanı sıra HMTR yetkilileri, merkezi ve yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Etkinlikte yaptığı konuşmada değerlendirmelerde bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, “Hyundai Motor Türkiye, 250 milyon Euro’luk yatırımla ilk aşamada yılda 30 bin IONIQ 3’ü ülkemizde üretecek. Hyundai Motor Türkiye’nin IONIQ 3 yatırımı; yeni nesil mobilite vizyonumuzun küresel otomotiv üreticileri nezdinde karşılık bulduğunun, ülkemizin güvenilir ve ölçeklenebilir bir üretim merkezi olarak konumlandırıldığının ispatıdır. Türkiye olarak; yatırım yapan, üreten, teknoloji geliştiren, nitelikli istihdam oluşturan ve ülkemizi küresel değer zincirlerinde daha ileri noktalara taşıyan tüm yatırımcıların yanındayız” dedi. Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo ise “Bugün üretime başlayan IONIQ 3, Hyundai Motor Türkiye’nin geleceğe yönelik vizyonunu, teknolojik mükemmelliğini ve ileri inovasyon yoluyla Türkiye otomotiv sektörüyle birlikte büyüme konusundaki sarsılmaz kararlılığını yansıtıyor” dedi. Yeni Hyundai IONIQ 3 ‘Aero Hatch’ modelinin üretimi fabrika için yeni bir dönemin başlangıcını simgelerken; IONIQ 3’ün yanı sıra yeni nesil Hyundai BAYON ve Hyundai i20 modellerinin üretimine yönelik hazırlıklar da HMTR’nin, Türkiye’deki yerli otomotiv tedarik sanayisini destekleme konusundaki kararlığını ortaya koyuyor. Bu anlamda Türkiye’nin HME için önemine dikkat çeken Hyundai Motor Europe CEO’su Xavier Martinet, “Türkiye, güçlü bir otomotiv geleneğine, yetenekli bir iş gücüne, rekabetçi bir tedarikçi tabanına ve Avrupa ile Asya arasında stratejik bir konuma sahip. IONIQ 3'ü burada üretme kararımız, Hyundai'nin Türkiye'ye ve bu ülkenin Avrupa'nın mobilite dönüşümünün bir parçası olarak sahip olduğu potansiyele olan güvenini yansıtıyor. Ve bu güvenimiz IONIQ 3'ün ötesine uzanıyor” dedi. Hyundai Motor Türkiye CEO’su Alex Kim ise konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye'de IONIQ 3'ü üretmekten gurur duyuyoruz. Dönüşüm sürecimizin bir parçası olarak, fabrikamızın yaklaşık yüzde 50'si modernize edildi ve bu dönüşüm boyunca binden fazla çalışan farklı roller üstlendi. IONIQ 3, Hyundai Motor Company, Hyundai Motor Europe ve Hyundai Motor Türkiye için uzun vadeli bir taahhüdü temsil ediyor. Önümüzdeki yıllarda üretim kapasitemizi daha da artırmak için çeşitli alanlara yatırım yapmaya devam etmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş, Yeni Gemilerle Ham Petrol Taşımacılığı Kapasitesini Güçlendiriyor Haber

Tüpraş, Yeni Gemilerle Ham Petrol Taşımacılığı Kapasitesini Güçlendiriyor

Türkiye’nin enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Tüpraş, Güney Kore’de inşa edilecek dört adet yeni Suezmax tipi gemisiyle ham petrol taşımacılığı kapasitesini önemli ölçüde artıracak. Toplam yatırım tutarı 370 milyon doları aşan, her biri yaklaşık 157.000 DWT taşıma kapasitesine sahip dört adet geminin 2029 yılı içerisinde teslim alınması planlanıyor. Tüpraş’ın deniz yolu taşımacılığı ve lojistik alanında faaliyet gösteren iştiraki Ditaş; geçtiğimiz günlerde teslim aldığı T. Riva tankeriyle Türk Kabotajı’nın ve Koç Topluluğu’nun 100. yılında Türk Bayraklı en büyük tanker filosuna sahip şirket olmuştu. Yeni gemilerin filoya katılmasıyla Tüpraş, petrol taşımacılığındaki kapasitesini artırırken, ulusal ve uluslararası deniz taşımacılığındaki rekabet gücünü daha da ileri taşımayı amaçlıyor. İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da bulunan dört rafinerisinde yıllık toplam 30 milyon tonluk ham petrol işleme kapasitesine sahip olan Tüpraş; Avrupa'nın 7. büyük rafineri şirketi ve Akdeniz havzasının en kompleks rafinerilerinden biri konumundadır. 2025 yılı itibarıyla Türkiye dâhil 16 ülkeden 31 farklı ham petrol türü tedarik eden şirket, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine ihracat gerçekleştirmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Yaş Meyve Sebze Sektörü İhracatını 572 Milyon Dolara Taşıdı Haber

Egeli Yaş Meyve Sebze Sektörü İhracatını 572 Milyon Dolara Taşıdı

Egeli yaş meyve sebze ihracatçıları Japonya ve Güney Kore'ye düzenleyeceği ticaret heyetiyle Uzak Doğu açılımını hızlandırıyor. Sektör, Çin pazarının yeniden açılmasıyla Türk kirazı için önemli bir fırsat doğmasını bekliyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2025 yılını sektörümüz adına başarılı bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Üyelerimizin emeği ve alın teriyle, 128 ülkeye 1 milyar 231 milyon dolarlık yaş meyve, sebze ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. Bu performansla Birliğimiz, Ege Bölgesi'nde bitkisel ürün ihracatının lideri konumunu korumuştur. Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının yaklaşık beşte biri Birliğimiz üyeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Narenciyeden incire, üzümden salça ve turşuya kadar yüzü aşkın ürünümüz dünya pazarlarına ulaşmıştır. Bu tablo, Ege topraklarının bereketini ve üyelerimizin küresel rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Üreticisinden ihracatçısına kadar bu zincirde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi. En fazla ihraç edilen ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali 2026 yılına da güçlü bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan Başkan Balık, 2025 yılının Ocak–Haziran döneminde 559 milyon dolar olan ihracatın 2026 yılının aynı döneminde 572 milyon dolara yükseldiğini söyledi. Cengiz Balık, “Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve lojistik zorluklara rağmen elde edilen bu artış, sektörümüzün dayanıklılığının ve üyelerimizin azminin en somut göstergesidir. Bu dönemde yaş meyve ve sebze grubunda en fazla ihraç ettiğimiz ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali olmuştur. Özellikle kirazda ulaştığımız kalite ve pazar çeşitliliği, Türk kirazını dünya sofralarının aranan ürünü haline getirmiştir. Meyve sebze mamulleri grubunda ise kuru domates, kornişon turşusu, biber turşusu, sebze konserveleri ve elma suyu ihracatımızın lokomotif ürünleri olmuştur.” diye konuştu. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş ülke Başkan Balık, “En fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler sıralamasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş sırada yer almaktadır. Bu tablo, hem geleneksel pazarlarımızdaki güçlü konumumuzu koruduğumuzu hem de okyanus ötesi pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturduğumuzu göstermektedir. Pazar çeşitlendirme stratejimiz kapsamında fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına ağırlık veriyoruz. 2025 yılı ve 2026 yılının ilk çeyreğinde fuar ve heyet katılımlarımız kesintisiz devam etmiştir. Birliğimizce yürütülen UR-GE projesi kapsamında İngiltere, Norveç ve Kanada'ya ticaret heyetleri düzenledik. Turkish Tastes Turquality projemiz kapsamında ise ürünlerimizin Amerika Birleşik Devletleri'nde prestijli ortamlarda tanıtılması için yoğun bir çalışma yürüttük.” dedi. Japonya ve Güney Kore’ye sektörel ticaret heyeti Pazar çeşitlendirmede bir sonraki adımın Uzak Doğu olacağı bilgisini veren Balık sözlerine şöyle devam etti: “20-29 Kasım 2026 tarihleri arasında Japonya ve Güney Kore'ye yönelik sektörel bir ticaret heyeti düzenleyeceğiz. Yüksek alım gücüne ve kaliteli ürüne değer veren tüketici profiline sahip bu iki önemli pazarda, üyelerimizin potansiyel alıcılarla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirmesini ve ürünlerimizin tanıtımını en etkin şekilde yapmasını hedefliyoruz. Uzak Doğu pazarlarında kalıcı bir varlık oluşturmanın, sektörümüzün uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.” Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz Kiraz özelinde önemli bir gelişmeyi de paylaşan Başkan Balık, Türkiye'den Çin Halk Cumhuriyeti'ne kiraz ihracatının yeniden başlatılmasına yönelik çalışmalar kapsamında şunları anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi'nden teknik uzmanlardan oluşan bir heyet, 22-28 Haziran 2026 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret ederek kiraz bahçelerinde, paketleme tesislerinde ve soğuk işlem ile fumigasyon uygulama merkezlerinde incelemelerde bulunmuştur. Heyete, kirazımızın bahçeden sofraya uzanan izlenebilirlik süreci ve gıda güvenliği uygulamalarımız yerinde aktarılmıştır. Heyetin hazırlayacağı rapor doğrultusunda Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz. Yılda yaklaşık 600 bin ton kiraz ithal eden ve dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı konumundaki Çin pazarının açılması sürecinin olumlu sonuçlanmasının, Türk kirazına yepyeni bir ufuk açacağına inanıyoruz.” Cengiz Balık, “Bu güzel performansın asıl sahibi, üreticisinden ihracatçısına kadar emek veren tüm üyelerimizdir. Kendilerine, Birliğimizin değerli çalışanlarına, desteklerini her zaman yanımızda hissettiğimiz Ticaret Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza, ve iş birliği yaptığımız tüm kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Sektörü 2026 Yılının İkinci Yarısında İhracat Artışı Hedefliyor Haber

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar Sektörü 2026 Yılının İkinci Yarısında İhracat Artışı Hedefliyor

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, yılın ikinci yarısında ihracatta yeniden yukarı yönlü bir hamle beklediklerini söyledi. 2026 yılı başında belirledikleri 1,4 milyar dolar ihracat hedefine ulaşma inancını koruduklarının altını çizen Öztürk, “2026 yılının ocak – haziran döneminde ihracatımızda en büyük payı 245 milyon dolarla bitkisel yağlar aldı. İkinci sırada yer alan küspeler, hayvan yemleri ve evcil hayvan mamaları grubu ise 94 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Bu ürün grubunda değer bazında yüzde 29, miktar bazında ise yüzde 77 artış kaydedilmesi, yılın ilk yarısının en dikkat çekici performansı oldu” şeklinde konuştu. Kedi – köpek maması ihracatının yüzde 62’sini Ege Bölgesi yapıyor Öztürk, özellikle evcil hayvan mamaları sektörünün son yıllarda güçlü bir ivme yakaladığının altını çizerek şöyle devam etti: “Türkiye’nin bu alandaki ihracatının yüzde 62’sinin Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği üyeleri tarafından gerçekleştiriliyor. İlk altı ayda 45,5 milyon dolarlık ihracata ulaşan sektörün, devam eden yaş mama yatırımlarıyla önümüzdeki dönemde büyümesini sürdüreceğini ve cari açığın azaltılmasına katkı sağladığını görüyoruz. Evcil hayvan mamaları sektörüne yönelik başlattığımız UR-GE projesinde 14 firmamız yer alıyor. Hedef pazarlarda düzenlenecek fuar katılımları, ticaret heyetleri ve eğitim programlarıyla evcil hayvan mamaları sektöründeki ihracatçılarımızın küresel arenada pazarlama yeteneklerini artırıyoruz.” Çikolatalı şekercilik ürünleri 55 milyon dolar ihracatı hanesine yazdırdı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği’nin ihracatında üçüncü sırada yer alan çikolatalı şekercilik ürünleri ihracatını yüzde 6 yukarı taşımayı başararak 55 milyon dolar ihracat gelirini hanesine yazdırdı. EHBİB’in ihracatından yağlı tohumlar 49 milyon dolar, hububattan mamul ürünler 41 milyon dolar, gıda müstahzarları 21 milyon dolar, hububat 17,7 milyon dolar, baharatlar 13,5 milyon dolar, değirmencilik ürünleri 13 milyon dolar ve şekercilik mamulleri 3,5 milyon dolarlık pay aldı. İhracatın zirvesinde Cezayir, Libya ve Suudi Arabistan yer aldı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin en çok ihracat yaptığı ülke 2026 yılında da Cezayir oldu. 2026 yılının ocak – haziran döneminde Cezayir’e 63 milyon dolarlık ihracat yapan EHBİB, Libya’ya 39,2 milyon dolar, Suudi Arabistan’a 39 milyon dolar, Rusya Federasyonu’na 25 milyon dolar, ABD’ye ise 23 milyon dolarlık ihracat başarısı gösterdi. Fuarlarda TGİ markası altında yerlerini alıyorlar Türkiye genelinde hububat bakliyat yağlı tohumlar sektöründe faaliyet gösteren 6 ihracatçı birliğinin ortaklığında kurulan Türkiye Gıda İhracatçıları (TGİ) markasıyla uluslararası fuarlarda tadım etkinlikleriyle Türk lezzetlerinin tanıtımını yaptıklarını paylaşan Başkan Öztürk, “Yılın ikinci yarısında tanıtım ve pazarlama faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Türkiye Gıda İhracatçıları (TGİ) markasıyla 2026 yılının ilk yarısında Gulfood Dubai, Foodex Japan, Seoul Food & Hotel ve Summer Fancy Food Show fuarlarında yürütülen tanıtım çalışmalarımız devam edecek. 1-4 Eylül tarihlerinde İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Foodist Fuarı’nın sektörün uluslararası tanıtımı açısından önemli bir organizasyon olacak. Bu fuarın dünyanın ilk üç fuarı arasında yerini alması için sektör olarak büyük destek veriyoruz” ifadelerini kullandı. Birliğin yürüttüğü UR-GE projelerinin firmaların rekabet gücünü artırdığını ifade eden Öztürk, hububat sektöründe 23 firmanın yer aldığı ilk UR-GE projesinin yurt dışı faaliyetlerinin sürdüğünü vurguladı. Ticaret heyetleri meyvelerini verdi Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında Suudi Arabistan’a, 2026 yılında da Güney Kore’ye sektörel ticaret heyetleri yaptığını hatırlatan EHBİB Başkanı Muhammet Öztürk, “Suudi Arabistan’a ihracatta yüzde 19,2’lik artışla 32,7 milyon dolardan 39 milyon dolara ulaştık. Güney Kore’ye ihracatımızsa yüzde 95’lik yükselişle 1 milyon 837 bin dolardan 3 miyon 584 bin dolara ilerledi” ifadelerini kullandı. 6 ürünün ihracatında Türkiye lideri olduk Kedi-köpek maması, yaprak sarma, balık yemi, soya yağı, ekmeğe sürülen kakaolar ve ayçiçeği tohumu ihracatında Türkiye lideri olduklarını vurgulayan Öztürk sözlerini şöyle tamamladı; “Türkiye 2026 yılının ilk yarısında 35 milyon dolarlık balık yemi ihraç ederken bu ihracatın yüzde 86’sını gerçekleştirdik. 13 milyon dolarlık yaprak sarma ihracatından 10,4 milyon dolar pay aldık. 45,5 milyon dolarlık kedi-köpek maması ihracatıyla Türkiye ihracatının yüzde 62’sine imza attık. Türkiye 197 milyon dolarlık soya yağı ihraç ederken bu ihracatın yüzde 56’sını yaparak 111 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdık. Ekmeğe sürülen kakaolu ürünlerde 86 milyon dolarlık ihracatın yarısını gerçekleştirdik. 85 milyon dolarlık ayçiçeği tohumu ihracatından 35 milyon dolar pay aldık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı Haber

Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı

İstanbul'un iki yakasını deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birbirine bağlayan Avrasya Tüneli, yayımladığı 2024–2025 Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim alanlarında sağladığı somut katkıları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’den Yapı Merkezi ve Güney Kore’den SK Ecoplant tarafından Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilen tünel, dokuz yıllık işletme döneminde 180 milyonun üzerinde yolculuk için güvenli ve kesintisiz hizmet sağladı. Tünel, bu dönemde zaman tasarrufu, yakıt tüketiminin azaltılması, emisyonların ve kaza maliyetlerinin düşürülmesiyle şehir içi mobilitenin iyileştirilmesi sayesinde Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar ABD doları katkı sağladı. Rapora göre, Avrasya Tüneli'nden 2025 yılında günlük ortalama 77 bin araç geçti. Bu rakam garanti edilen trafik miktarının yüzde 8 üzerinde gerçekleşirken, garanti üzerindeki her geçiş için kamu ile yüzde 30 gelir paylaşımı yapıldı. Öte yandan, Avrasya Tüneli, açıldığı günden bu yana toplam 180 milyon araç geçişine de güvenle ev sahipliği yaptı. Tünel, dokuz yıllık işletme sürecinde kullanıcılarına her bir geçiş için 77 dakika olmak üzere toplam 250 milyon saat zaman kazandırdı. Mesafeyi kısalttığı için 304 bin ton yakıt tasarrufu sağladı, 139 bin ton emisyon azaltıldı ve toplam 687 milyon araç kilometre azalımı ile kaza maliyetleri düşürüldü. Bütün bu kazanımlar birlikte değerlendirildiğinde, Avrasya Tüneli'nin ulaşımı kolaylaştıran bir proje olmanın yanı sıra, ülke ekonomisine ve şehir yaşamına değer üreten stratejik bir altyapı yatırımı olduğu görülüyor. Karbon nötr işletme anlayışı sürüyor Avrasya Tüneli, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) alan Avrasya Tüneli, sera gazı emisyonlarını ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileri ile dengeleyerek karbon nötr proje statüsünü 2024 – 2025 döneminde de devam ettirdi. Dokuz yılda gerçekleştirdiği sistem iyileştirmeleri sayesinde yıllık elektrik tüketimini yüzde 80 azaltarak 6,5 milyon kWh seviyesine düşüren tünel, çatı güneş enerjisi santrali ile de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağladı. Tünel, bu yıl aldığı ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumunu güçlendirdi. Patentli hareketli aydınlatma sistemi ani hız değişimlerini yüzde 69 azalttı Sürdürülebilir şehir mobilitesini destekleyen yenilikçi uygulamalardan biri olan ve kurum içinde geliştirilen Türk patentli Pacemaker (Hız Düzenleyici Hareketli Aydınlatma Sistemi), tünel içerisindeki ani hız düşüşü kaynaklı trafik sıkışıklıklarını yüzde 69, egzoz salımlarını ise yüzde 12'ye kadar azalttı. Trafik verimliliğini yüzde 8,5 artıran bu yenilikçi çalışma, geçtiğimiz yıl UNECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu) tarafından Özel Övgü ödülüne layık görüldü. İstanbul'un sürdürülebilir geleceğine katkı İnşaat ve işletme dönemleri boyunca tüm faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkeleri doğrultusunda yürüten Avrasya Tüneli, bu yaklaşımı sonucunda kaliteli ve sürdürülebilir altyapı yatırımlarını teşvik eden Blue Dot Network (Mavi Nokta Ağı) Sertifikasını almaya hak kazanan dünyanın ilk projesi oldu. Avrasya Tüneli Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, tünelin iki kıtayı birbirine bağlayan bir altyapı yatırımı olmanın ötesinde; düşük karbonlu ulaşımı destekleyen, şehir içi erişilebilirliği artıran, afetlere karşı dirençli altyapısıyla İstanbul’un sürdürülebilir geleceğine katkı sağlayan stratejik bir şehircilik yatırımı olduğunu ifade etti. Gücüyener, şöyle devam etti: “INRIX Küresel Trafik Raporu’na göre İstanbul, dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri. Avrasya Tüneli ise, her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Tünel, milyonlarca kullanıcı için öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz. Özetle, Avrasya Tüneli 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü oldu. Dokuz yıldır olduğu gibi bundan sonra da sorumluluk ve güvenle kıtaları geleceğe bağlamaya devam edeceğiz.” İnsan odaklı kurum kültürü dünyaya örnek Avrasya Tüneli’nde finansal sürdürülebilirliği, çevresel, sosyal ve yönetişim unsurlarıyla birlikte yönettiklerine işaret eden Avrasya Tüneli Finans Genel Müdür Yardımcısı Sidem Yavrucu ise, 1,2 milyar ABD doları yatırım maliyetiyle hayata geçirilen tünelin dokuz yıllık işletme sürecinde ülke ekonomine 2,6 milyar ABD doları seviyesinde katkı sağladığını vurguladı. Yavrucu, “2023 yılı son çeyreğinde başlayan; 2024 ve 2025 yıllarında da devam eden gelir paylaşımı aşamasına geçmemiz, kamunun doğrudan fayda elde ettiği sürdürülebilir iş modeline dönüştüğümüzü gösteriyor” dedi. Sürdürülebilir başarının temelinde güçlü kurum kültürünün bulunduğuna da işaret eden Yavrucu, çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurumsal yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Yavrucu, bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalarla 2025 yılında Great Place to Work® Sertifikası’nı almaya hak kazandıklarını hatırlattı. Üst yönetimde yüzde 33, yönetici seviyesinde ise yüzde 50 kadın temsil oranıyla sadece ulusal değil uluslararası alanda da örnek kurum olarak gösterildiklerine değinen Yavrucu, “Tünelin faaliyet döneminde hiçbir etik ihlalin yaşanmamış olması da şirketin şeffaflık ve yönetişim yaklaşımını net olarak ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

11,4 Milyar Dolarlık Kore Kozmetik Pazarı Türkiye'de Büyüyor ​​​​​​​ Haber

11,4 Milyar Dolarlık Kore Kozmetik Pazarı Türkiye'de Büyüyor ​​​​​​​

Güney Kore'nin kozmetik ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3 artarak 11,43 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı dönemde cilt bakım ürünleri ihracatı ise 8,54 milyar dolar seviyesine yükselerek toplam ihracatın yaklaşık dörtte üçünü oluşturdu… Küresel pazarda yaşanan bu büyüme, Türkiye'de de Kore kozmetik ürünlerine olan ilgiyi artırıyor. Özellikle sosyal medya, K-pop ve Kore dizilerinin etkisiyle genç tüketicilerin cilt bakım alışkanlıkları değişirken; içerik odaklı, etkisi kanıtlanmış ve yenilikçi ürünlere olan talep her geçen gün artıyor. Araştırmalar, Güney Kore kozmetik pazarının 2025 yılında 8,42 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını, cilt bakım ve güneş koruyucu ürünlerin ise pazarın yaklaşık yüzde 47'sini oluşturduğunu gösteriyor. Uzmanlar, nem bariyerini güçlendiren ürünler, fonksiyonel içerikler ve çok aşamalı bakım rutinlerinin önümüzdeki yıllarda da büyümeyi destekleyeceğini öngörüyor. "Tüketiciler artık yalnızca marka değil, içerik satın alıyor" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan K-LAND Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, şunları söyledi: "Kore kozmetiği artık geçici bir trend olmaktan çıktı; bilimsel yaklaşımı, güçlü AR-GE altyapısı ve yenilikçi içerikleriyle global güzellik sektörünün yönünü belirleyen önemli bir kategori haline geldi. Tüketiciler artık yalnızca ürünün markasına değil, içeriğine, aktif bileşenlerine ve cilt üzerindeki gerçek etkisine odaklanıyor. Bu değişim Türkiye'de de çok net şekilde hissediliyor." Bilici, özellikle niasinamid, seramid, hyalüronik asit, peptit ve fermente içeriklere sahip ürünlerin tüketiciler tarafından daha bilinçli tercih edildiğini belirterek şöyle devam etti: "K- LAND olarak amacımız, Kore'nin güvenilir ve yenilikçi kozmetik markalarını Türkiye'deki kullanıcılarla buluştururken aynı zamanda doğru cilt bakımı konusunda farkındalık oluşturmak. Tüketiciler artık sosyal medyada gördüğü ürünü değil, cildinin ihtiyacına uygun çözümü arıyor. Önümüzdeki dönemde kişiselleştirilmiş bakım ürünleri, bariyer onarımına yönelik formüller ve güneş koruyucu kategorisinin çok daha hızlı büyümesini bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Dünyanın önde gelen teknoloji ve servis sağlayıcılarından Bosch’un Bursa'da bulunan Bosch Rexroth fabrikasında üst düzey bir atama gerçekleşti. Yaklaşık 30 yıldır Bosch Grubu bünyesinde çeşitli görevlerde bulunan Bekir Hastemir, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Bosch Rexroth Bursa tesisinin Fabrika Ticari Müdürü oldu. Hastemir’in liderlik edeceği Bosch Rexroth fabrikası, 20 yıldır Bosch’un sanayi teknolojileri sektöründe faaliyet gösteriyor ve tesiste mobil hidrolik ürünler üretiliyor. Bekir Hastemir, son olarak Romanya'nın Cluj şehrinde Mobilite Elektronik alanında üretim yapan Bosch fabrikasında Planlama, Lojistik ve İnovasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Hastemir, Bursa’daki Bosch Rexroth fabrikasındaki yeni görevinde; lojistik, mali işler, insan kaynakları, iç iletişim, stratejik planlama ve süreç geliştirme fonksiyonlarının sorumluluğunu üstleniyor. Bosch Grubu’nda yaklaşık 30 yıllık tecrübe Bosch’ta kariyeri boyunca, Almanya, Türkiye, Çin, Güney Kore ve Romanya’da sorumluluklar üstlenen Bekir Hastemir, Almanya Kempten Uygulamalı Bilimler Üniversitesi İşletme Bölümü’nde Lojistik ağırlıklı eğitim aldı. Hastemir, kariyerine 1997 yılında Almanya'da SAP Lojistik Proje Lideri olarak başladı. 2004-2009 yılları arasında dünya çapındaki SAP yaygınlaştırma projelerinde yönetici olarak görev alan Hastemir, 2010-2013 yılları arasında Güney Kore'de Lojistik Direktörü olarak görev yaptı. 2013-2018 yılları arasında Türkiye'de, Bursa Güç Çözümleri fabrikasında Lojistik Direktörlüğü görevini yürüten Hastemir, ardından 2018-2023 yılları arasında Çin'de Lojistik ve İnovasyon Süreçlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak çalıştı. 2023 yılından itibaren Romanya'nın Cluj şehrinde aynı unvanla görev yapan Hastemir, uluslararası alanda edindiği tecrübeyi Mayıs 2026 itibarıyla Bursa'ya taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.