Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gürsel Baran

Kapsül Haber Ajansı - Gürsel Baran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gürsel Baran haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Dönüşümünde Depolama Ve Toplayıcılık Kritik Rol Üstleniyor Haber

Enerji Dönüşümünde Depolama Ve Toplayıcılık Kritik Rol Üstleniyor

Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ATO Başkanı Gürsel Baran, “Küresel ölçekte yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. 2025 yılı itibarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içindeki payının yüzde 60’ı aşması, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Bu süreç yalnızca üretim artışıyla sınırlı değil; dijitalleşme, akıllı şebekeler ve yeni piyasa mekanizmalarıyla birlikte elektrik piyasaları köklü bir değişimden geçiyor” dedi. 2026, DEPOLAMA YATIRIMLARINDA HIZLANMA YILI OLACAK Enerji depolama, piyasa entegrasyonu, finansman ve esneklik mekanizmalarına ilişkin güncel gelişmeler konuları kapsamında “Liderler Oturumu: Regülasyon, Yatırım ve Esneklik” oturumunda değerlendirmelerde bulunan INAVITAS Yönetim Kurulu Başkanı ve EDSİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı, “Depolama projelerinde izin süreçleri artık son aşamaya gelmiş durumda. 2026’nın ikinci yarısıyla birlikte sektörde belirgin bir hızlanma bekliyoruz ve yıl sonuna doğru toplam kapasitenin 1,5 GW seviyesine yaklaşacağını öngörüyoruz. Ancak bu süreç yalnızca büyüme değil, aynı zamanda ciddi zorlukları da beraberinde getiriyor. Yılın başında değerli metallerde yaşanan artış, maliyetleri önemli ölçüde yukarı çekti. Tedarik zinciri ve lojistik tarafında yaşanan aksaklıklar da sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Finansmana erişim ise yatırımların sürdürülebilirliği açısından kritik önemini koruyor. Buna rağmen sektörün değişken koşullara hızlı adapte olabilen bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin mevcut konumuyla bu dönüşüm sürecinde önemli fırsatlar yakalayabileceğine inanıyoruz” ifadelerinde bulundu. INAVITAS Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kirazlı ise “Enerji Depolama Tesislerinin Piyasa Katılımı: Piyasa Entegrasyonu, Dengeleme ve Yan Hizmetler” oturumunda, “Enerji sektöründe orta ve uzun vadede tartıştığımız birçok başlığın artık kısa vadeli gerçekliğe dönüştüğünü görüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, gündemi çok daha somut, ayağı yere basan ve sahadaki karşılıklarıyla konuşabiliyoruz. Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümü önemli fırsatlar barındırmakla birlikte, iş yönetimi, ticari yapı ve yatırım süreçleri açısından çeşitli zorlukları da beraberinde getiriyor. Depolama ve batarya teknolojileri ise artık yalnızca destekleyici unsurlar değil, sektör tartışmalarının merkezinde konumlanan temel başlıklar haline gelmiş durumda. Artan yenilenebilir enerji kapasitesi, sistem üzerindeki yeni ihtiyaçlar ve talep tarafındaki dönüşüm, bu alanları her geçen gün daha kritik hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde konunun teknik ve operasyonel boyutlarının çok daha görünür hale geleceğini, tartışmaların da daha veriye dayalı ve uygulama odaklı bir zeminde ilerleyeceğini düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. ENERJİ PİYASALARINDA DÖNÜŞÜM ARTIK BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM GEREKTİRİYOR “Regülasyon ve Dijitalleşme Perspektifinden Toplayıcılık ve Esneklik Piyasalarının Gelişimi” başlıklı oturumun moderatörlüğünü üstlenen INAVITAS Enerji CEO’su Erman Terciyanlı; “Enerji sistemleri bugün köklü bir dönüşümden geçiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla artması, dağıtık üretimin yaygınlaşması ve tüketim tarafının daha aktif hale gelmesi, sistem işletmesini her zamankinden daha dinamik ve karmaşık bir yapıya dönüştürüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise toplayıcılık ve esneklik piyasaları yer alıyor. Ancak bu alanların gelişimi yalnızca teknolojik ilerlemelerle sınırlı değil; regülasyonların nasıl şekillendiği, piyasa tasarımının nasıl kurgulandığı ve dijital altyapıların ne kadar etkin kullanıldığı da belirleyici rol oynuyor. Bu çerçevede, toplayıcılık modelinin Türkiye’de ve dünyadaki gelişimini, esneklik piyasalarının mevcut durumunu ve önümüzdeki dönemde bizi bekleyen fırsat ve zorlukları birlikte değerlendireceğiz” ifadelerinde bulundu. SEKTÖR, İŞ BİRLİKLERİ VE YENİ YATIRIM MODELLERİNE ODAKLANIYOR Zirvede öne çıkan bir diğer başlık ise enerji sektöründe artan iş birliği ihtiyacı ve yeni yatırım modelleri oldu. Değişen piyasa dinamikleri, finansmana erişim, regülasyonların evrimi ve teknolojik dönüşüm; sektör oyuncularını daha entegre ve esnek iş modelleri geliştirmeye yönlendiriyor. Katılımcılar, enerji depolama ve toplayıcılık mekanizmalarının yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda yeni iş birliklerini ve gelir modellerini tetikleyen stratejik bir alan haline geldiğine dikkat çekti. Bu kapsamda kamu, özel sektör ve teknoloji geliştiriciler arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecini hızlandıracağı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gürsel Baran: “Üretimi Yurt Dışına Taşımak Kısa Vadede Avantaj, Uzun Vadede Risk” Haber

Gürsel Baran: “Üretimi Yurt Dışına Taşımak Kısa Vadede Avantaj, Uzun Vadede Risk”

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Ticaret Odası'nın da katkılarıyla, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) öncülüğünde ATO Congresium'da dördüncü kez kapılarını açan "Ankara Hazır Giyim ve Moda Günleri- Capital of Fashion- COF'26"nin açılış programına katılarak bir konuşma yaptı. Hazır giyim, tekstil ve moda sektörünün önde gelen markalarını Başkent'te buluşturan etkinliğin açılış programında, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu ile Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı aynı zamanda ATO'nun 2 No'lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi Meclis Üyesi Hayati Akbaba da birer konuşma gerçekleştirdi. Baran, son dönemde küresel rekabet, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle, özellikle hazır giyim ve tekstil sektörünün üretimini yurt dışına kaydırdığına dikkat çekerek, "Bu süreçte bazı firmalar, maliyet avantajı nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşımayı tercih etti. Yurt dışına çıkış, her ne kadar kısa vadede maliyet avantajı gibi görünse de uzun vadede ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Üretim süreçlerinin kontrolünün zorlaşması, kalite standartlarının sürdürülebilirliği, teslim sürelerinde yaşanabilecek aksaklıklar, tedarik zincirinin kırılganlaşması, bu risklerin başında geliyor. Öte yandan içerde de istihdam ve üretim gücü olumsuz etkileniyor" dedi. Buna karşın Türkiye'de üretimine devam eden firmaların, ülke ekonomisine sağladığı katkıya da değinen Baran, "Tüm zorluklara rağmen ülkemizde üretimine devam eden çok sayıda firmamız var. Bu firmalar, istihdama, ihracata ve ülkemizin sanayi altyapısına katkı sağlıyor. Sergiledikleri kararlılık, sektörümüzün geleceği açısından son derece kıymetli" dedi. Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği organizasyonu ile Mısır'da bulunduklarını kaydederek, "Yaklaşık 20 bin firmamızın Mısır'da 4 miyar dolarlık yatırımı var. Ancak şimdilerde de Mısır'dan Tunus'a doğru bir yatırım kayması olduğunun haberlerini alıyoruz" dedi. -DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİYİZ- ATO Başkanı Baran hazır giyim ve moda sektörünün ekonomideki önemine dikkat çekerek, "Hazır giyim ve moda; yüksek katma değer üreten, istihdam sağlayan, ihracat gücü yüksek ve ülke ekonomimizin lokomotif sektörlerinden biri durumunda" diye konuştu. Baran, sektörün tasarımdan üretime, markalaşmadan perakendeye uzanan geniş yapısıyla yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir değer de ürettiğini de kaydetti. Türkiye'nin hazır giyim ve tekstilde dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri durumunda olduğunu vurgulayan Baran, "Hızlı teslimat kabiliyeti, kaliteli üretim altyapısı, nitelikli iş gücü ve güçlü tedarik zinciriyle küresel rekabette önemli bir avantaja sahibiz. Ankara da bu güçlü yapının önemli merkezlerinden biri" diye konuştu. Ankara'nın bu birikiminin yüzyıllar öncesinde Ankara keçisinin tiftiğiyle dokunan sof kumaşına dayandığını belirten Baran, sof kumaşının o dönemde çok sayıda ülkeye ihraç edildiğini ve kent ekonomisini ayakta tutan bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Baran, Cumhuriyet ile birlikte Ankara'nın modernleşmenin olduğu kadar hazır giyim ve modanın da vitrini olmaya devam ettiğini söyledi. Baran, "Başkentimiz bugün de üretim kapasitesi, girişimcilik kültürü ve yetişmiş insan kaynağıyla sektörümüze ciddi katkı sunuyor" diye konuştu. Etkinliğin sektör temsilcilerini bir araya getiren, yeni iş birliklerine zemin hazırlayan ve yerli markaların görünürlüğünü artıran önemli bir organizasyon olduğunu ifade eden Baran, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil üretim, markalaşma ve ihracat odaklı büyüme başlıkları açısından bu tür buluşmaları önemsediklerini söyledi. Konuşmasında markalaşmanın önemine de değinen Baran, Ankara Ticaret Odası tarafından beşincisi düzenlenecek "Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları"nın 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium'da gerçekleştirileceğini belirterek, sektör temsilcilerini etkinliğe davet etti. Programda ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, Gürcistan'ın Ankara Büyükelçisi Archil Kalandia, ATO'nun 2 No'lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi ile 17 No'lu Tekstil, Tuhafiye, Mefruşat Meslek Komitesi üyeleri, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği üyeleri ve sektör temsilcileri yer aldı. Açılış programının ardından ATO Başkanı Baran, stantları ziyaret etti. Programda ayrıca Ankara Olgunlaşma Enstitüsü tarafından "Renk Renk Anadolu Koleksiyonu" defilesi de gerçekleştirildi. 11 Şubat'ta kapılarını açan etkinlik 13 Şubat'a kadar ATO Congresium'da devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları" İçin Çalışmalar Başladı Haber

"Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları" İçin Çalışmalar Başladı

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran'ın ev sahipliğinde ATO Duatepe Hizmet Binası'nda gerçekleştirilen toplantıda, etkinliğin hazırlık süreci, paydaşların katkıları ve iş dünyası ile girişimcilik ekosisteminin beklentileri ele alındı. Toplantıda konuşan Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları'nı iş dünyasını, girişimcileri, yatırımcıları, akademiyi ve kamuyu bir araya getiren, fikir alışverişine ve iş birliklerine zemin hazırlayan önemli bir platform olarak gördüklerini belirterek, bu platformda organize sanayi bölgeleri, teknokentler ve TEKMER'lerin de yer alması gerektiğine dikkat çekti. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları kapsamında Organize Sanayi Bölgeleri, Teknokentler ve TEKMER'lerin bünyesinde faaliyet gösteren girişimlerin kendilerini doğrudan ifade edebilecekleri stant alanları oluşturulacağını bildiren Baran, "Deneyim alanları ile markaların vizyonları ve yenilikçi yaklaşımlarının da katılımcılar üzerinde kalıcı etki bırakmasını hedefliyoruz" diye konuştu. Organizasyon sürecinde paydaşların aktif olarak yer almasının büyük önem taşıdığını ifade eden Baran, organizasyonun gerçek gücünün salonda temsil edilen ekosistemin ortak aklından geldiğini söyledi. Baran, "Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları'nı, Ankara'nın üretim gücünü, girişimcilik potansiyelini ve ortak aklını bir araya getiren, şehrimizin vizyonuna katkı sağlayan önemli bir buluşma olarak görüyoruz. Bu süreci, tüm paydaşlarımızla istişare ederek, Ankara'ya yakışan güçlü bir içerikle hayata geçirmeyi hedefliyoruz." dedi. Baran, tüm paydaşları 24?25 Nisan 2026 tarihlerinde ATO Congresium'da düzenlenecek Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları'na davet etti. Toplantıda, ATO Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Uysallı ile Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları Etkinlik Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Feride Bahar Işın birer konuşma yaparak, hazırlık çalışmaları hakkında bilgi verdi. Toplantıda ayrıca, ATO Dijital Dönüşüm Projeleri Geliştirme ve İcrasından Sorumlu Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Adem Ali Yılmaz da bir sunum yaparak, ATO'nun yapay zeka destekli sohbet robotu "ATONET Akıllı Asistan"ın, 2025 Dünya Odalar Yarışması'nda Dünya Birinciliği ödülü alması sürecindeki dijital dönüşüm çalışmalarını aktardı. 2023 yılında da ATONET Hizmet Platformu ile ödül aldıklarını hatırlatan Yılmaz, ATO'nun üst üste aynı ödülü alan ilk ve tek oda olarak tarihe geçtiğini söyledi. Toplantıya, ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, Yönetim Kurulu Üyeleri Ali İhsan Güçlü ve Yasin Özyolu, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Ostim Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Orhan Aydın, Anadolu Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, TOBB Ankara Genç Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Öztuna, ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran, Genel Sekreter Yardımcıları Abdurrahman Karabudak ve İbrahim Tırpancı ile Ankara'daki OSB, Teknokent ve TEKMER temsilcileri katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baran: İşverenler İstihdamı Yük Olarak Değil, Yatırım Olarak Görmeli Haber

Baran: İşverenler İstihdamı Yük Olarak Değil, Yatırım Olarak Görmeli

ATO Başkanı Gürsel Baran yazılı bir açıklama yaparak, geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen ve TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi beklenen "Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nde işverenler üzerindeki sosyal güvenlik yüklerini artırmaya yönelik düzenlemelerin yer aldığını belirtti. Baran, söz konusu düzenlemelerin ekonomi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini ifade ederek, "İstihdamı zorlaştıran, üretimi ve ticareti ağırlaştıran düzenlemelerden, yüklerden kaçınmalıyız. Devletimizin güçlü olması, özel sektörümüzün güçlü olmasıyla mümkün. Devlete vergisini, primini düzenli ödeyen işletmelerin yükünün arttığı değil, teşvik edildiği bir sistem hepimizin ortak çıkarına olacaktır. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemeler Meclis aşamasında yeniden değerlendirilmeli" dedi. Baran, kanun teklifinde yer alan düzenlemeyle, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesinin yüzde 11'den yüzde 12'ye yükseltilmesinin öngörüldüğünü belirterek, "Ayrıca kanun teklifiyle, genç girişimcilere sağlanan Bağ-Kur prim desteğinin kaldırılması, uzun vadeli sigorta kolları prim oranının artırılması söz konusu. Diğer yandan Bağ-Kur sigortalılık süreleri durdurulanların ihya prim oranının yüzde 45'e yükseltilmesi öngörülüyor. En küçüğünden en büyüğüne hemen her işletmenin finansmana erişiminin zorlaştığı, dezenflasyon sürecinin devam ettiği bir ekonomik konjonktürde istihdam üzerine ek yük getiren bu düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. İşverenlerin istihdamı, yük olarak değil, yatırım olarak gördüğü bir sistem kurmalıyız" dedi. -HİZMET SEKTÖRÜ GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ- Baran, kanun teklifinde imalat dışı sektörlerde işverenlere Hazine tarafından sağlanan 4 puanlık işveren prim teşvikinin 2 puana düşürülmesine de yer verildiğini belirterek, istihdam deposu durumundaki ticaret dünyasının, hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkileneceğini kaydetti. Baran, "Bir süre önce, istihdamı artırmak üzere 5 puan olarak uygulanan işveren prim desteği, ihtiyacı olan sektörlere aktarılmak üzere 4 puana düşürülmüştü. Mevcut kanun teklifinde yer alan düzenlemede ise imalat sektöründe bu oranın korunması, diğer sektörlerde 2 puana düşürülmesi öngörülüyor. Burada her ne kadar üretimin olumsuz etkilenmemesi yönünde bir hassasiyet gösterilse de, ülkemizde gayrisafi yurtiçi hasılaya en fazla katkı ve istihdam sağlayan sektörlerin başında gelen ticaret ve hizmet sektörünün bu düzenlemeden olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Bu düzenlemenin ticaret ve hizmet sektöründeki işletmelerin yükünü artıracağı, istihdamı azaltacağı, kayıt dışı çalışmaya yol açacağı kanaatindeyiz. Dolayısıyla da kanun teklifinde yer alan bu düzenlemelerin ekonominin ve iş dünyasının gerçekleriyle tam örtüşmediğini düşünüyoruz." dedi. -200 MİLYAR LİRALIK EK İSTİHDAM YÜKÜ - Baran, imalat sektörü dışındaki sektörlerde işveren prim teşvikinin yüzde 2 olarak uygulanması ve işveren prim oranlarının artırılması durumunda, iş dünyasına getireceği maliyete de değinerek, "İmalat sektörü dışındaki sektörlerde bu desteğin 2 puana düşürülmesinin işverenlere 97,6 milyar liralık, yine işveren sigorta primlerindeki artışların da 111 milyar liraya yakın ek yük yaratacağı belirtiliyor. Kanun teklifinin yasalaşması durumunda iş dünyasına yaklaşık 200 milyar liralık ek istihdam yükü söz konusu olacak." dedi.

ATO Başkanı Baran Cumhuriyet'in 102'nci Yıl Dönümünü Kutladı Haber

ATO Başkanı Baran Cumhuriyet'in 102'nci Yıl Dönümünü Kutladı

ATO Başkanı Gürsel Baran, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Baran mesajında şu ifadelere yer verdi: "29 Ekim 1923, Türk milletinin kaderine yön verme iradesini tüm dünyaya ilan ettiği, istiklal yolculuğunun taçlandığı tarihimizin en önemli dönüm noktasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, yokluklar içinden doğmuş, milletimizin azmi ve çalışkanlığıyla kısa sürede dünyada hak ettiği yeri almayı başarmıştır. Cumhuriyet bilimde, sanatta ve ekonomide ilerlemenin yolunu açmış, bugünlere uzanan güçlü bir vizyonun temellerini atmıştır. Bugün iş dünyası olarak, bu vizyonu geleceğe taşıma sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. Cumhuriyetle yaşıt Ankara Ticaret Odası olarak, kurulduğumuz günden bu yana şehrimiz ve ülkemizin ekonomisinin gelişimi için çalışıyor, kalkınma sürecimize katkı sağlıyoruz. Küresel ölçekte değişen ticaret dinamiklerini yakından takip ediyor, üyelerimizi uluslararası pazarlara açmak için iş birlikleri ve yeni köprüler kurmaya devam ediyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında da hedefimiz, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarak, ülkemizi her alanda daha ileriye taşımaktır. Bu yolda, iş dünyası olarak bizlere düşen görev, üretmek, yenilikçi olmak, dünyayla entegre olmak ve geleceğimize yatırım yapmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor, Türkiye Cumhuriyeti'nin 102. yaşını bir kez daha gurur ve mutlulukla kutluyorum" dedi.

Baran: Finansman Sorunları Çözülürse Türkiye Ekonomisi Gerçek Potansiyeline Ulaşacak Haber

Baran: Finansman Sorunları Çözülürse Türkiye Ekonomisi Gerçek Potansiyeline Ulaşacak

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, küresel ekonomide durgunluk yaşandığı, risk ve belirsizliklerin sürdüğü, Türkiye ekonomisinde de dezenflasyon sürecinin devam ettiği bir dönemde, 2025 yılı ilk çeyreği için kaydedilen yüzde 2'lik büyümenin, olumlu olarak değerlendirilebileceğini belirterek, "Büyüme rakamlarında, küresel düzeyde yaşanan durgunluk, risk ve belirsizliklerin, içerde de dezenflasyon sürecinin yansımalarını görüyoruz. Dünyanın birçok ülkesi büyümeyi sürdürme sancıları yaşarken, Türkiye'nin 19 çeyrektir büyüme verisi açıklaması, ekonomimizin dayanıklılığını gösteriyor ve geleceğe dair olumlu bir sinyal oluşturuyor. Finansmana erişim başta olmak üzere, reel sektörün dinamizmini etkileyecek sorunlar ortadan kaldırıldığında, Türkiye ekonomisinin gerçek potansiyeline kavuşacağına inanıyoruz" dedi. ATO Başkanı Baran, yazılı bir açıklama yaparak Türkiye İstatistik Kurumu'nun, 2025 yılının ilk çeyreğine ilişkin açıkladığı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'yı oluşturan faaliyetlere bakıldığında inşaat sektörü, bilgi ve iletişim, mesleki, idari ve destek hizmet ile gayrimenkul faaliyetlerinin bu yılın ilk çeyreğinde büyümeyi sırtladığının görüldüğünü kaydeden Baran, tarım ve sanayi sektöründeki daralmanın da üzerinde dikkatle durulması gerektiğini ifade etti. Baran, "KOBİ'lerimiz başta olmak üzere, işletmelerin finansmana erişimde yaşadığı sorunlar, kredi maliyetlerindeki artış, hammadde ve diğer giderlerin yükselmesi ve ihracat pazarlarındaki sıkıntılar, sanayi üretimimizin zayıflamasına yol açtı. Yönü yeniden ve vakit kaybetmeden büyümeye çevirmek için uygun teşvik politikaları geliştirmek ve üretim ile ihracat odaklı projelere finansman erişimini kolaylaştırmak kritik önem taşıyor" dedi. Baran, açıklamasında şunları söyledi: "Büyüme rakamlarında, küresel düzeyde yaşanan durgunluk, risk ve belirsizliklerin, içerde de dezenflasyon sürecinin yansımalarını görüyoruz. Dünyanın birçok ülkesi büyümeyi sürdürme sancıları yaşarken, Türkiye'nin 19 çeyrektir büyüme verisi açıklaması, ekonomimizin dayanıklılığını gösteriyor ve geleceğe dair olumlu bir sinyal oluşturuyor. Finansmana erişim başta olmak üzere, reel sektörün dinamizmini etkileyecek sorunlar ortadan kaldırıldığında, yapısal dönüşüm gerçekleştirilerek üretim ve ihracatı artıracak uygulamalar, mevcut üretim kapasitelerinin dış pazarlarda oluşacak imkânları kullanmaya dönük olarak artırılmasını destekleyecek teşvikler de hayata geçirildiğinde, Türkiye ekonomisinin gerçek potansiyeline kavuşacağına inanıyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.