Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güven

Kapsül Haber Ajansı - Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TatilBudur, Antalya Turizm Fuarı’nda Sektörün Güncel Dinamiklerini Değerlendirdi Haber

TatilBudur, Antalya Turizm Fuarı’nda Sektörün Güncel Dinamiklerini Değerlendirdi

TatilBudur, Antalya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından turizm sektörünün bileşenlerini bir araya getiren Antalya Turizm Fuarı’nda erken rezervasyon dönemindeki tüketici davranışlarından fiyat avantajının yanı sıra güvenin satın alma kararındaki rolüne, markanın yeni dönem hedeflerinden hizmet kalitesine kadar pek çok başlıkta görüşlerini aktardı. TatilBudur Satış ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Çubuk, tüketicilerin tatil satın alma sürecinin araştırma, farklı platformları inceleme ve karar verme aşamalarıyla birlikte en az 35 gün sürdüğünü belirtti. Tüketicilerin bu süreçte öncelikle tatil beklentilerini ve destinasyon tercihlerini netleştirdiğini, ardından araştırma yaptığını ve sonrasında satın alma kararına yöneldiğini ifade eden Çubuk, erken rezervasyon döneminde fiyat avantajının yanı sıra güven unsurunun da belirleyici olduğuna dikkat çekti. Erken rezervasyon yapan tüketicilerin temel beklentilerinden birinin, satın alma sonrasında fiyatların düşmesi veya seyahat planlarında değişiklik yaşanması durumunda haklarını koruyabilmek olduğunu vurgulayan Çubuk, TatilBudur’un bu konudaki yaklaşımını şöyle açıkladı: “Tüketici yalnızca uygun fiyatı değil, satın alma kararının arkasında duracak güvenilir bir marka arıyor. Rezervasyon sonrasında fiyatlarda düşüş yaşanması durumunda, ilgili tesisin koşulları doğrultusunda iade ediyoruz. Tarih veya rezervasyon değişikliği gerektiğinde de mevcut koşulları koruyarak tüketicilerimize destek oluyoruz. Bu güvenceleri sunabildiğinizde tüketicinin kararında birkaç liralık fiyat farkından çok, hizmet kalitesi ve ihtiyaç duyduğunda karşısında güvenilir bir muhatap bulabilmesi öne çıkıyor.” Dedi. TatilBudur’un özellikle yaz otellerinde fiyatlandırma ve satış süreçlerinde güçlü bir konumda bulunduğunu belirten Çubuk, yaz otellerinin satışında yüzde 80 oranında birincil fiyat belirleyici konumda olduklarını ifade etti. Bu yapının hem tüketicilere daha hızlı ulaşma hem de fiyat avantajı sunma açısından önemli bir güç sağladığını vurgulayan Çubuk, markanın şube yapılanmasında hayata geçirilen değişimlerin de yeni dönem dönüşümünün bir parçası olduğunu belirtti. Kurumsal kimlik çalışmalarıyla güven, finansal güç ve hizmet kalitesi mesajlarını tüketiciye daha güçlü ve tutarlı biçimde aktarmayı hedeflediklerini dile getirdi. TatilBudur, yeni kurumsal kimliği ve hizmet odaklı yaklaşımıyla tüketici güvenini güçlendirmeye, satış ve hizmet süreçlerini geliştirmeye ve sektördeki güçlü konumunu ileriye taşımaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum.

Folkart, İzmir’de Bilinirlik ve Güvende Açık Ara Lider Haber

Folkart, İzmir’de Bilinirlik ve Güvende Açık Ara Lider

Folkart’ın İzmir’deki marka algısını ölçmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, şirket bilinirlik ve güven başlıklarında rakiplerinden önemli ölçüde ayrıştı. Folkart yüzde 96,3’lük bilinirlik oranıyla ilk sırada yer alırken, en yakın rakibi yüzde 26,7 seviyesinde kaldı. Böylece Folkart ile en yakın rakibi arasında 69,6 puanlık fark oluştu. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, araştırma sonuçlarının Folkart’ın yıllar içinde oluşturduğu marka değerinin güçlü bir karşılığı olduğunu belirterek “Folkart olarak yalnızca yapılar üretmiyoruz; verdiğimiz söz, ortaya koyduğumuz kalite ve insanlara yaşattığımız deneyimle güven inşa ediyoruz. Bugün ulaştığımız yüksek bilinirlik, güven, tercih ve itibar düzeyi, yıllar boyunca ortaya koyduğumuz çalışmaların güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu sonuçların arkasında tasarımdan şantiyeye, satıştan müşteri deneyimine kadar büyük bir ortak emek var. Folkart’ın marka değerini her gün daha ileriye taşıyan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İzmir’e değer katmaya ve bize duyulan güveni daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi. GÜVENDE 70 PUANLIK FARK Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri güven alanında ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 95,9’u Folkart’ı güvenilen bir marka olarak değerlendirirken, en yakın rakibin oranı yüzde 25,8 oldu. Folkart böylece güven alanında da en yakın rakibinin 70,1 puan önünde yer aldı. Araştırma, yüksek bilinirlik ve güvenin tercih davranışına da yansıdığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 94,1’i Folkart’ı tercih edeceğini belirtti. İZMİR’E KATKI ALGISI YÜZDE 95,6 Folkart’ın kentle kurduğu güçlü bağ da araştırmanın öne çıkan sonuçları arasında yer aldı. Katılımcıların yüzde 95,6’sı Folkart’ın İzmir’e katkı sağladığını ifade etti. Bu katkı; mimari, prestij, ekonomi, kentsel gelişim, sosyal yaşam ve istihdam gibi farklı alanlarla ilişkilendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPET, “Türkiye’nin En Güvenilir Markası” Haber

OPET, “Türkiye’nin En Güvenilir Markası”

OPET, tüketici güveni ve marka itibarı alanındaki başarısını Trusted Brand Awards 2026 ile taçlandırdı. Türkiye genelinde 17 bin 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Trusted Brands araştırmasında akaryakıt dağıtım sektöründe “Türkiye’nin En Güvenilir Markası” seçilen OPET, tüketicileriyle kurduğu güven odaklı güçlü bağı ortaya koydu. Global Marketing Summit, FutureBright Group ve RepMan iş birliğiyle gerçekleştirilen Trusted Brands Araştırması’nda 154 şirket ve marka değerlendirildi. Çalışmada, 14 farklı sektörde tüketicilerin en çok güvendiği markalar belirlendi. Yedi ana boyut ve 18 alt kriter üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda OPET, tüketicilerin takdiri ile akaryakıt sektörünün en güvenilir markası ödülüne layık görüldü. OPET’İN GÜÇLÜ MARKA İTİBARI “DEMLENMİŞ İTİBAR” YAKLAŞIMIYLA KARŞILIK BULDU OPET, araştırma kapsamında 70 puanlık itibar skoruna ulaşarak, 64 puan olan akaryakıt sektörü ortalamasının 6 puan üzerine çıktı. Bu sonuçla OPET, araştırmada 70 puan ve üzerindeki şirketlerin yer aldığı “yüksek itibarlı şirketler” kategorisinde konumlandı. Araştırmaya göre 154 şirketin yalnızca yüzde 10’u bu seviyede yer aldı. Ayrıca Trusted Brands Türkiye 2026 araştırmasında OPET’in yıllar içinde inşa ettiği güçlü marka itibarı “demlenmiş itibar” yaklaşımıyla karşılık buldu. Pek çok markanın rekabet ettiği günümüz dünyasında OPET, sektöründeki güçlü konumu ve uzun yıllara yayılan sosyal fayda projeleriyle güveni kalıcı bir marka değerine dönüştürüyor. Yıllar içinde istikrarlı biçimde inşa edilen bu yaklaşım, araştırmanın “demlenmiş itibar” kavramıyla da örtüşüyor. “GÜVEN, MARKALARI EN GÜÇLÜ KILAN DEĞER” “Türkiye’nin En Güvenilir Markası” ödülünün tüketicilerle kurdukları güçlü bağı gösterdiğini belirten OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “Güven markaları güçlü ve kalıcı kılan en önemli değerlerden. Bu güveni oluşturmak ise zaman, emek, tutarlılık ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi gerektiriyor. OPET’in yıllar içinde benimsediği değerlerin ve insanı merkeze alan yaklaşımın tüketicideki karşılığını da gösteren bu ödül bizim için büyük bir gurur kaynağı. OPET olarak kurulduğumuz günden beri faaliyet gösterdiğimiz her alanda insanı odağımıza alan bir yaklaşımla yol alıyoruz. Ben bir markanın gücünün sunduğu hizmetlerin yanı sıra toplumda yarattığı değerlerle de ölçüldüğüne inanıyorum. Toplumsal sorunlara çözüm üreten, kalıcı davranış değişikliği oluşturan uzun soluklu projelerimizin de tüketici güveninde rol oynadığını düşünüyorum. Eğitimden çevreye, toplumsal gelişimden yaşam kalitesinin artırılmasına uzanan çalışmalarımızla daha yaşanabilir bir gelecek için attığımız adımlar, tüketicimiz ile aramızdaki güven bağını her geçen gün daha da güçlendiriyor. Bugün aldığımız bu ödül, tüketicilerimizle kurduğumuz ilişkinin ve yıllardır sürdürdüğümüz çalışmaların değerli bir karşılığı. Bizi güveni ile ödüllendiren tüketicilerimize ve bu ödülde katkısı olan herkese teşekkürlerimi sunarım” dedi. HARVARD ÜNİVERSİTESİ’NDE GELİŞTİRİLEN ZMET YAKLAŞIMINDAN DA YARARLANILDI 1 Ağustos - 15 Eylül 2026 dönemini kapsayan ve OPET’in akaryakıt dağıtım sektöründe “Türkiye’nin En Güvenilir Markası” seçildiği Trusted Brands araştırmasında, markaların yalnızca ticari performansları değil, tüketicilerle kurdukları ilişkinin niteliği, yarattıkları güven duygusu ve marka itibarları da değerlendirme kapsamına alındı. Araştırmada, tüketicilerin markalara ilişkin derin algılarını ve çağrışımlarını anlamak amacıyla Harvard Üniversitesi’nde geliştirilen ZMET yaklaşımından yararlanıldı. İnsanların bir marka veya konu hakkındaki düşüncelerini, duygularını ve daha derindeki algılarını anlamayı amaçlayan bu yaklaşımla tüketicilerin markalarla kurduğu ilişkinin sadece görünür tercihleri değil, bu tercihlerin ardındaki algılar ve duygusal bağlar da ele alınıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ’lerin Sanal POS’ta  İlk Aklına Gelen ve En Çok Tercih Edilen Marka: PayTR Haber

KOBİ’lerin Sanal POS’ta İlk Aklına Gelen ve En Çok Tercih Edilen Marka: PayTR

Ödeme teknolojileri alanında 17 yıllık deneyime sahip PayTR, KOBİ’lerin Sanal POS kullanım alışkanlıklarını, beklentilerini ve marka algısını inceleyen Sanal POS Bilinirlik ve Kullanım Araştırması’nın* sonuçlarını açıkladı. 2024 yılında gerçekleştirilen ilk araştırmada* KOBİ’lerin “ilk aklına gelen ve en çok tercih ettiği online ödeme çözümü olan PayTR Sanal POS, 2026 yılında benzer metodolojiyle, 300 KOBİ ile yüz yüze yürütülen araştırmada da kategorisinde “ilk akla gelen ve en çok tercih edilen” ödeme kuruluşu oldu. Sanal POS seçiminde güven belirleyici Araştırma sonuçlarına göre komisyon oranı, KOBİ’lerin sanal POS seçiminde belirleyici parametrelerin başında yer alırken, marka tercihinde güven öne çıkıyor. PayTR’ı seçen üye iş yerleri, marka tercih nedenleri arasında ilk sırada “güvendiğim bir marka” yanıtını veriyor. Tavsiye ile tek bir POS entegrasyonu üzerinden farklı banka kartlarına taksit sunabilme olanağı da sanal POS seçiminde dikkat çeken unsurlar arasında yer alıyor. İşletmeler, ödeme altyapısını değerlendirirken işlemlerin güvenli ve kesintisiz biçimde tamamlanmasına, teknolojik altyapının gücüne ve ihtiyaç duyduklarında destek alabilmeye önem veriyor. Anlaşılır bir kullanıcı arayüzü ise ödeme süreçlerinin daha kolay yönetilmesini sağlayan başlıca beklentilerden biri olarak öne çıkıyor. “İlk akla gelen marka olmak, işletmelerle kurduğumuz güven ilişkisinin güçlü bir göstergesi” PayTR CEO’su Merve Tezel, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendiriyor: “İki yıl arayla gerçekleştirilen araştırmalarda Sanal POS kategorisinde yeniden ilk akla gelen ödeme kuruluşu olmak bizim için çok değerli. Bu sonucu, 17 yıllık ödeme teknolojileri uzmanlığımızın, sürekli geliştirdiğimiz teknolojik altyapımızın ve işletmelerin ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğimiz ödeme deneyiminin güçlü bir karşılığı olarak görüyoruz. PayTR olarak yalnızca sektörün gelişimini takip eden değil, yenilikçi ürün ve teknolojileriyle ödeme ekosisteminin dönüşümüne yön veren oyun kuruculardan biri olmayı hedefliyoruz. KOBİ’lerle kurduğumuz uzun soluklu ilişki ve onların değişen ihtiyaçlarını yakından takip etmemiz de bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Ödeme teknolojilerinde güven, işlemin her zaman hızlı ve güvenli biçimde tamamlanmasının ötesinde, işletmenin nakit akışını öngörebilmesi, ihtiyaç duyduğu anda destek alabilmesi ve tüm süreçlerini şeffaf biçimde yönetebilmesi anlamına geliyor. KOBİ’ler için doğru ödeme altyapısı artık yalnızca operasyonel bir tercih değil, iş sürekliliğini ve büyüme kapasitesini doğrudan etkileyen stratejik bir karar. Fintekler de artık finansal sistemin alternatif oyuncuları değil, ticaretin gelişimini destekleyen temel aktörleri arasında yer alıyor. Ödeme çözümleri yalnızca ödeme işlemi alan altyapılar olmaktan çıkarak işletmelerin müşterilerini daha iyi anlamasına, operasyonlarını verimli yönetmesine ve daha sağlıklı büyüme kararları almasına yardımcı olan veri odaklı sistemlere dönüşüyor. Geçtiğimiz yıl Ar-Ge tescilimizi alarak yapay zeka ve veri analitiği tabanlı projelere odaklandığımız bu yıl, risk yönetimi, raporlama, müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik alanlarında ekosistemin de yararlanabileceği yeni çözümler üzerinde çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Amacımız, teknolojimizi işletmeler için somut bir değere dönüştürmek. Ödeme süreçlerindeki karmaşıklığı azaltarak online ve fiziki platformlarda çok kanallı bir deneyim sunmak. Her ölçekte 200 binden fazla işletmeden oluşan üye işyerlerimizden aldığımız güçle, işletmelerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına yanıt veren değil, geleceğe alan açan bir teknoloji çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Yatırımlar 1,6 Trilyon Dolara Ulaştı Yeni Rekabet Güvende Haber

Küresel Yatırımlar 1,6 Trilyon Dolara Ulaştı Yeni Rekabet Güvende

Prestige Diplomatique Başkanı Sepehr Haddad, uluslararası yatırımların yalnızca finansal kaynaklarla değil, karşılıklı güven, istikrarlı ilişkiler ve uzun vadeli iş birlikleriyle gelişebileceğine dikkat çekiyor… Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, uluslararası yatırım kararlarında ekonomik göstergelerin yanı sıra ülkeler arasındaki ilişkileri ve güven ortamını da öne çıkarıyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu'nun (UNCTAD) 2026 Dünya Yatırım Raporu'na göre, küresel doğrudan yabancı yatırımlar 2025 yılında yüzde 6 artarak 1,6 trilyon dolara ulaştı. Ancak yatırımların dünya genelinde eşit dağılmaması, ülkeler arasındaki rekabetin yalnızca ekonomik avantajlarla sınırlı olmadığını da gösteriyor. Rapora göre, dünyadaki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 80'inden fazlası en fazla yatırım çeken 20 ülkede yoğunlaştı. Gelişmekte olan ekonomilere yönelik yatırımlar ise yüzde 2 artışla 901 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, uluslararası sermaye hareketlerinde öngörülebilirliğin, kurumsal ilişkilerin ve uzun vadeli iş birliklerinin önemini yeniden gündeme taşıyor. TÜRKİYE'YE 13,1 MİLYAR DOLARLIK ULUSLARARASI YATIRIM Türkiye de uluslararası yatırım hareketliliğinde dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye'ye yönelik uluslararası doğrudan yatırım girişleri 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara ulaştı. Yatırımların ticaret, imalat sanayisi ve bilgi-iletişim gibi farklı sektörlere yayılması, uluslararası ekonomik ilişkilerin çok boyutlu yapısını ortaya koyuyor. Küresel yatırım ortamında ülkelerin sunduğu ekonomik fırsatlar kadar yatırımcılarla kurdukları iletişim, uluslararası iş ağları ve karşılıklı güven ilişkileri de önem taşıyor. Diplomatik temasların iş dünyasıyla buluşması ise yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve mevcut ilişkilerin sürdürülebilir hale gelmesi açısından değer kazanıyor. “GÜVEN OLMADAN KALICI YATIRIM OLMAZ” Prestige Diplomatique Başkanı Sepehr Haddad, uluslararası yatırımların temelinde güvene dayalı ilişkilerin bulunduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası yatırım kararları yalnızca rakamlardan ve finansal fırsatlardan ibaret değil. Bir ülkeye yatırım yapmayı değerlendiren iş dünyası temsilcileri için güvenilir ilişkiler kurabilmek, doğru muhataplara ulaşabilmek ve uzun vadeli bir iş birliği zemini oluşturabilmek büyük önem taşıyor. Sermaye ekonomik fırsatları takip edebilir ancak kalıcı yatırımların gelişebilmesi için güvene ihtiyaç vardır. Diplomasi, ülkeler arasında yalnızca siyasi ilişkileri değil, ekonomik iş birliklerini de güçlendiren önemli bir iletişim alanıdır.” DİPLOMASİ İLE İŞ DÜNYASI ARASINDA YENİ İŞ BİRLİĞİ ALANLARI Uluslararası ilişkilerin ekonomik boyutunun giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Haddad, diplomatik temsilciler ile iş dünyası arasındaki doğrudan temasların yeni fırsatların değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini vurguladı. “Bugün ülkeler arasındaki ilişkileri yalnızca resmi görüşmeler üzerinden değerlendirmek yeterli değil. İş dünyasının, diplomatik misyonların ve uluslararası kuruluşların birbirini daha yakından tanıması, ortak çalışma alanlarının gelişmesi açısından önemli. Güçlü iletişim ağları, farklı ülkelerden kurum ve temsilcilerin ortak hedefler etrafında buluşmasını kolaylaştırıyor. Biz de Prestige Diplomatique olarak farklı kültürler, kurumlar ve iş dünyası temsilcileri arasında diyaloğun gelişmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz.” Diplomatik misyon temsilcilerini, uluslararası kuruluşları ve iş dünyasının farklı alanlarından isimleri bir araya getiren Prestige Diplomatique, düzenlediği özel buluşmalar ve organizasyonlarla uluslararası iletişim ağlarının gelişmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kurum, diplomasi ile iş dünyası arasındaki diyaloğun güçlendirilmesini ve farklı ülkelerden temsilciler arasında uzun vadeli ilişkilerin kurulmasını hedefliyor Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Brand Impact 2026’da Ödüller Sahiplerini Buldu Haber

Brand Impact 2026’da Ödüller Sahiplerini Buldu

Bu yıl 10. yılını kutlayan Meetup Istanbul, 13 Ekim 2026’da UNIQ İstanbul’da pazarlama, iletişim ve iş dünyasının temsilcilerini buluşturdu. “Beyond Control” temasıyla düzenlenen etkinlikte tüketici davranışlarındaki dönüşüm, verinin pazarlama kararlarındaki rolü ve markaların değişen beklentilere uyumu ele alındı. Brand Impact araştırmasının 2026 ikinci yarı yıl sonuçları da bu buluşma kapsamında duyuruldu. Tüketici temelli marka değeri yaklaşımını benimseyen Brand Impact, markaların ticari performanslarının yanında tüketicilerde oluşturduğu algıyı değerlendirmeye odaklandı. Araştırma, markaların ne ölçüde tanındığının ötesine geçerek tüketicilerin deneyimlerinin güven, beğeni, itibar ve sürdürülebilirlik değerlendirmelerine nasıl yansıdığını inceleyen bir çerçeve sundu. Doğrudan marka deneyimi yaşayan tüketiciler katıldı Türkiye genelinde yürütülen çalışmada, son altı ay içerisinde ilgili kategorilerdeki markalarla doğrudan deneyim yaşamış 10 bin 285 tüketiciyle birebir görüşüldü. Bu yaklaşım sayesinde değerlendirmelerin temelini, markalarla yakın dönemde temas kurmuş tüketicilerin görüşleri oluşturdu. Araştırmanın dört temel ölçütü, genel marka etki skorunun hesaplanmasında eşit ağırlıkla kullanıldı. Böylece güven, beğeni, itibar ve sürdürülebilirlik değerlendirmelerinin her biri sonuca aynı ağırlıkta katkı sağladı. Markaların konumu, tek bir ölçütteki performans yerine bu dört boyutun birlikte ele alındığı bir hesaplama üzerinden belirlendi. Farklı tüketici grupları özel endekslerle incelendi Brand Impact kapsamında Family Index, Fısıltı Endeksi, GenZ Endeksi ve Women Impact Index olmak üzere dört özel endeks de kullanıldı. Bu endeksler, farklı tüketici gruplarının ve toplumsal dinamiklerin marka algısıyla ilişkisini incelemeye yönelik ek değerlendirme alanları sundu. Araştırma, aileler, genç kuşaklar ve kadınların markalara ilişkin görüşlerini farklı açılardan ele alırken, markaların çeşitli kitlelerle kurduğu ilişkinin anlaşılmasına da odaklandı. Sonuçların açıklandığı törende ödüller; Sektör Liderleri, Metrik Ödülleri ve Özel Endeks Ödülleri başlıkları altında verildi. Pazarlamasyon ve Areda Piar iş birliğiyle yürütülen Brand Impact, markaların tüketici gözündeki değerini çok boyutlu biçimde değerlendirmeyi ve marka algısının farklı bileşenlerini ortaya koymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Yatırımlar 1,6 Trilyon Dolara Ulaştı Yeni Rekabet Güvende Haber

Küresel Yatırımlar 1,6 Trilyon Dolara Ulaştı Yeni Rekabet Güvende

Prestige Diplomatique Başkanı Sepehr Haddad, uluslararası yatırımların yalnızca finansal kaynaklarla değil, karşılıklı güven, istikrarlı ilişkiler ve uzun vadeli iş birlikleriyle gelişebileceğine dikkat çekiyor… Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, uluslararası yatırım kararlarında ekonomik göstergelerin yanı sıra ülkeler arasındaki ilişkileri ve güven ortamını da öne çıkarıyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu'nun (UNCTAD) 2026 Dünya Yatırım Raporu'na göre, küresel doğrudan yabancı yatırımlar 2025 yılında yüzde 6 artarak 1,6 trilyon dolara ulaştı. Ancak yatırımların dünya genelinde eşit dağılmaması, ülkeler arasındaki rekabetin yalnızca ekonomik avantajlarla sınırlı olmadığını da gösteriyor. Rapora göre, dünyadaki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 80'inden fazlası en fazla yatırım çeken 20 ülkede yoğunlaştı. Gelişmekte olan ekonomilere yönelik yatırımlar ise yüzde 2 artışla 901 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, uluslararası sermaye hareketlerinde öngörülebilirliğin, kurumsal ilişkilerin ve uzun vadeli iş birliklerinin önemini yeniden gündeme taşıyor. TÜRKİYE'YE 13,1 MİLYAR DOLARLIK ULUSLARARASI YATIRIM Türkiye de uluslararası yatırım hareketliliğinde dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye'ye yönelik uluslararası doğrudan yatırım girişleri 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara ulaştı. Yatırımların ticaret, imalat sanayisi ve bilgi-iletişim gibi farklı sektörlere yayılması, uluslararası ekonomik ilişkilerin çok boyutlu yapısını ortaya koyuyor. Küresel yatırım ortamında ülkelerin sunduğu ekonomik fırsatlar kadar yatırımcılarla kurdukları iletişim, uluslararası iş ağları ve karşılıklı güven ilişkileri de önem taşıyor. Diplomatik temasların iş dünyasıyla buluşması ise yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve mevcut ilişkilerin sürdürülebilir hale gelmesi açısından değer kazanıyor. “GÜVEN OLMADAN KALICI YATIRIM OLMAZ” Prestige Diplomatique Başkanı Sepehr Haddad, uluslararası yatırımların temelinde güvene dayalı ilişkilerin bulunduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası yatırım kararları yalnızca rakamlardan ve finansal fırsatlardan ibaret değil. Bir ülkeye yatırım yapmayı değerlendiren iş dünyası temsilcileri için güvenilir ilişkiler kurabilmek, doğru muhataplara ulaşabilmek ve uzun vadeli bir iş birliği zemini oluşturabilmek büyük önem taşıyor. Sermaye ekonomik fırsatları takip edebilir ancak kalıcı yatırımların gelişebilmesi için güvene ihtiyaç vardır. Diplomasi, ülkeler arasında yalnızca siyasi ilişkileri değil, ekonomik iş birliklerini de güçlendiren önemli bir iletişim alanıdır.” DİPLOMASİ İLE İŞ DÜNYASI ARASINDA YENİ İŞ BİRLİĞİ ALANLARI Uluslararası ilişkilerin ekonomik boyutunun giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Haddad, diplomatik temsilciler ile iş dünyası arasındaki doğrudan temasların yeni fırsatların değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini vurguladı. “Bugün ülkeler arasındaki ilişkileri yalnızca resmi görüşmeler üzerinden değerlendirmek yeterli değil. İş dünyasının, diplomatik misyonların ve uluslararası kuruluşların birbirini daha yakından tanıması, ortak çalışma alanlarının gelişmesi açısından önemli. Güçlü iletişim ağları, farklı ülkelerden kurum ve temsilcilerin ortak hedefler etrafında buluşmasını kolaylaştırıyor. Biz de Prestige Diplomatique olarak farklı kültürler, kurumlar ve iş dünyası temsilcileri arasında diyaloğun gelişmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz.” Diplomatik misyon temsilcilerini, uluslararası kuruluşları ve iş dünyasının farklı alanlarından isimleri bir araya getiren Prestige Diplomatique, düzenlediği özel buluşmalar ve organizasyonlarla uluslararası iletişim ağlarının gelişmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kurum, diplomasi ile iş dünyası arasındaki diyaloğun güçlendirilmesini ve farklı ülkelerden temsilciler arasında uzun vadeli ilişkilerin kurulmasını hedefliyor. Prestige Diplomatique’in tüm kurumsal iletişim, basın danışmanlığı ve medya ilişkileri süreçleri North PR Media tarafından yürütülüyor. İş birliği kapsamında kurumun ulusal ve uluslararası basındaki görünürlüğünün güçlendirilmesi, diplomatik organizasyonlarının iletişimi ve stratejik medya çalışmalarının yönetilmesi hedefleniyor. North PR Media, Prestige Diplomatique’in diplomasi ve iş dünyası arasında geliştirdiği ilişkilerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına yönelik iletişim çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araçta Asıl Risk Kilometre Değil, Bilinmeyen Geçmiş Haber

İkinci El Araçta Asıl Risk Kilometre Değil, Bilinmeyen Geçmiş

Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.