Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Güvenilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı Haber

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı

Mitsubishi Electric’in kullanıcı dostu FR-D800 serisi inverterleri, tek faz 100V ve 200V ile üç faz 400V seçenekleriyle farklı gerilim ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Kapak tipi yüzey tasarımı ve entegre kablolama sistemi sayesinde, kurulum süreçleri daha hızlı, pratik ve sorunsuz gerçekleştirilebiliyor. Bir önceki eşdeğer modele kıyasla yüzde 37’ye kadar daha küçük boyutlara sahip olan yeni seri[1], pano içinde yer tasarrufu sağlayarak montaj esnekliğini artırıyor ve kurulum maliyetlerini düşürüyor. Ayrıca yeni USB Type-C arayüzü sayesinde kullanıcılar, inverteri enerjilendirmeden bilgisayar üzerinden parametre ayarlarını yapabiliyor. Bu da hem kurulum hem de bakım süreçlerini önemli ölçüde kolaylaştırıyor. FR-D800 serisi, gelişmiş senkron motor kontrolü sayesinde enerji tasarrufu sağlıyor. Bu özellik, güç tüketimini azaltırken işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Yüksek verimliliğe sahip motor sürüş sistemi ve düşük bekleme gücü tüketimiyle karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda bulunurken, sürdürülebilir üretim hedeflerini de destekliyor. Mitsubishi Electric İnverter Geliştirme Bölümü Lideri Shotaro Marumoto, FR-D800 serisi için şu değerlendirmede bulunuyor: “FR-D800 serisiyle hem yeni hem de deneyimli kullanıcıların güvenle tercih edebileceği bir inverter geliştirmeyi hedefledik. Kolay kullanılabilirliği ön planda tutarken, işletmelerin verimliliğini artıran, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen gelişmiş performans özellikleri sunduk.” Entegrasyon Kolaylığıyla Öne Çıkıyor FR-D800 serisi; konveyörler, pompalar, gıda işleme ekipmanları ve tekstil makineleri gibi geniş bir uygulama yelpazesinde kullanılabiliyor. Ayrıca bazı modeller[2] (inverter modelinde “-60” uzantısı bulunan versiyonlar) IEC 60721-3-3:1994 3C2/3S2 standartlarına uygun devre kartı koruması sayesinde zorlu ve aşındırıcı ortamlarda da güvenle kullanılabiliyor. Yeni inverterler hem asenkron motorları hem de kalıcı mıknatıslı (PM) motorlar ile uyumlu çalışabiliyor. Bu sayede farklı motor tipleri için birden fazla inverter kullanma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Ayrıca CC-Link IE TSN, Modbus/TCP ve EtherNet/IP gibi yaygın Ethernet protokollerini destekleyen dahili bağlantı özellikleri sayesinde, mevcut endüstriyel ağlara kolay entegrasyon sağlanıyor ve dijital üretim ile akıllı fabrika altyapılarına hızlıca entegre edilebiliyor. Gelişmiş Bakım ve Arıza Analizi Avantajı Sunuyor FR-D800 serisi bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Kondansatör ve fan gibi kritik bileşenler için ömür teşhisi sağlayan önleyici bakım fonksiyonları, olası arızaların erken tespitine yardımcı oluyor. FR Configurator2 yazılımı ile kullanıldığında bu özellikler daha da etkin hale geliyor. Ayrıca akım desenlerine dayalı anormal durum tespiti beklenmedik duruş riskini azaltırken, gelişmiş hata analizi fonksiyonları olası sorunların hızlıca çözülmesini sağlıyor. Shotaro Marumoto, yeni serinin, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımına katkısına vurgu yaparak şunları söyledi: “Enerji verimliliği, kullanım kolaylığı ve güvenilirlik günümüz otomasyon uygulamaları ile genel endüstrinin en temel gerekliliklerinden biri olarak öne çıkıyor. FR-D800 serisi, Mitsubishi Electric’in bu gereksinimleri karşılarken çevreye duyarlı, daha yeşil bir gelecek inşa etme konusundaki kararlılığını da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Prysmian Kablo, Orta Asya'ya 500 kV ile İlk Adımı Atıyor Haber

Türk Prysmian Kablo, Orta Asya'ya 500 kV ile İlk Adımı Atıyor

OJSC TAJIKSGEM ile imzalanan sözleşme, sadece teknik bir kilometre taşı değil, şirketin küresel genişlemesinde stratejik bir sıçramayı da işaret ediyor. 500 kV alanına girerek, Türk Prysmian Kablo, güvenilir ve sürdürülebilir enerjiye yönelik bölgesel talebin hızlandığı bir dönemde kritik enerji altyapısının sağlanmasındaki rolünü güçlendiriyor. İlk 500 kV anahtar teslim EHV Projesi Proje kapsamında Türk Prysmian Kablo, 500 kV EHV (Ekstra Yüksek Gerilim) kablo bağlantısı için kablolar ve aksesuarlar sağlayacak; ayrıca süpervizyon, montaj ve saha test hizmetlerini üstlenecek. Kablolar Prysmian Çin tarafından üretilecek, EGS 550 ve GMS 550 aksesuarları ise Prysmian İtalya tarafından tedarik edilecek. Buna ek olarak, EOSS S.r.l. üretimi PD İzleme ve DTS sistemleri projeye entegre edilerek yüksek performans ve güvenilirlik standartları garanti altına alınacak. Bu proje ile Türk Prysmian Kablo, 500 kV seviyesinde ilk anahtar teslim EHV çözümünü hayata geçirerek uluslararası yüksek gerilim alanındaki uzmanlığını güçlendirecek. Rogun Hidroelektrik Santrali: Stratejik bir enerji yatırımı Tacikistan'ın elektrik sisteminin ana unsurlarından biri olması planlanan Rogun Hidroelektrik Santrali'nin geliştirilmesiyle bağlantılı olan proje stratejik önemi ile dikkat çekiyor. Santralin yaklaşık 10 milyon insana daha erişilebilir, güvenilir ve sürdürülebilir elektrik sağlaması hedefleniyor. Üretilen enerjinin yaklaşık %70'inin Kazakistan ve Özbekistan'a ihraç edilmesi planlanıyor. Bu nedenle proje, artan talebin yol açtığı enerji kıtlığını gidermede ve bölge genelinde yenilenebilir enerjiye geçişi desteklemede önemli bir rol oynuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric, McLaren Racing’in Resmi Enerji Teknoloji Ortağı Oluyor Haber

Schneider Electric, McLaren Racing’in Resmi Enerji Teknoloji Ortağı Oluyor

Schneider ve McLaren Racing, dünyanın dört bir yanındaki yarış pistlerinde pist kenarında dayanıklı güç çözümleri sunmaktan Birleşik Krallık’ın Woking kentindeki McLaren Technology Centre’daki ana üsse kadar, en zorlu ortamlarda en yüksek performansı mümkün kılan enerji teknolojilerini birlikte geliştirecek ve devreye alacak. Ortaklığın merkezinde; veri zekâsı, hızlandırılmış inovasyon ve mühendislik mükemmeliyetine dayanan ortak bir kültür yer alıyor. Schneider ve McLaren Racing, performans ve kesintisiz çalışmanın vazgeçilmez olduğu zorlu enerji sorunlarını çözmek üzere 20 yılı aşkın süredir devam eden tedarikçi ilişkilerini daha ileriye taşıyacak. Bu kapsamda, rüzgâr tüneli, üretim tesisleri, BT veri merkezleri ve diğer alanlardaki mevcut varlıkların dayanıklı sistemlerle optimize edilmesi yoluyla enerji tüketiminin azaltılması, ileri enerji teknolojileriyle elektrifikasyonun sağlanması ve verimlilik ile sürdürülebilirliği artıracak veri içgörüleri oluşturmak üzere dijital ikiz teknolojisinden yararlanılması yer alıyor. McLaren Racing CEO’su Zak Brown şunları söyledi: “Schneider Electric’i Resmi Enerji Teknoloji Ortağımız olarak karşılamaktan gurur duyuyoruz. Bu ortaklık, güçlü bir temele dayanıyor ve inovasyon ile enerji verimliliğine yönelik ortak taahhüdümüzü yansıtıyor. Schneider’in enerji teknolojilerindeki uzmanlığını McLaren’ın performans arayışıyla birleştirerek operasyonlarımızı daha akıllı ve daha verimli hale getirmenin yeni yollarını keşfedeceğiz.” Schneider Electric CEO’su Olivier Blum ise şu değerlendirmede bulundu: “Yarış ortamı, ileri enerji ve dijital teknolojilerin değerini ortaya koymak için en zorlu alanlardan biridir. McLaren Racing her sistemi sınırlarına kadar zorluyor; tam da performans, güvenilirlik ve verimlilik konusundaki uzmanlığımızın fark yarattığı nokta burası. Pistte ve pist dışında ihtiyaç duydukları enerji zekâsını sağlayarak McLaren’ın Resmi Enerji Teknoloji Ortağı olmaktan gurur duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SARSILMAZ’dan Shot Show’da Küresel Güç Gösterisi Haber

SARSILMAZ’dan Shot Show’da Küresel Güç Gösterisi

SARSILMAZ, bu katılımla yalnızca ürünlerini değil; grup şirketleriyle oluşturduğu bütünleşik üretim ve teknoloji gücünü de küresel sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. Avrupa’nın en büyük entegre silah üretim tesisine sahip olan SARSILMAZ ve grup şirketleri; farklı çap ve kalibrelerde silah ve mühimmattan, uzaktan komutalı savunma sistemlerine ve yüksek hassasiyetli metal enjeksiyon (MIM) teknolojilerine uzanan geniş ürün ve yetkinlik portföyüyle savunma sanayiinde uçtan uca entegre hizmet sunabilen nadir global yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Tasarımdan üretime, testten saha kullanımına kadar tüm süreçleri tek çatı altında yöneten bu yapı; operasyonel güvenilirlik, sürdürülebilir kalite ve hızlı adaptasyon avantajı sağlıyor. Dünyanın en büyük sivil silah pazarı olmasının yanı sıra, en bilinçli, eğitimli ve geri bildirim odaklı kullanıcı kitlesine sahip olan ABD, SARSILMAZ’ın küresel büyüme ve konumlanma stratejisinde kritik bir referans pazarı niteliği taşıyor. ABD’de yerel yapılanması SARUSA üzerinden faaliyet gösteren SARSILMAZ; yalnızca sivil segmentte değil, birçok eyalette kolluk kuvvetlerinin envanterinde aktif olarak kullanılan ürünleriyle de güvenilirliğini sahada kanıtlamış durumda. SARSILMAZ, ABD pazarında elde edilen başarıyı diğer coğrafyalar için güçlü bir referans noktası olarak konumlandırıyor. SARSILMAZ’dan Bütünleşik Güç, Küresel Mesaj SHOT Show’un SARSILMAZ açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çeken SARSILMAZ Dış Ticaret Genel Müdürü M.Nuri Kızıltan, şu değerlendirmede bulundu: “SHOT Show, Amerika kıtasındaki müşterilerimizle doğrudan temas kurabildiğimiz, sektörün yönelimlerini yakından takip ettiğimiz ve rekabet gücümüzü sahada ölçtüğümüz en kritik platformlardan biri. ABD, diğer pazarların dikkatle izlediği bir referans noktası. Bugün SARSILMAZ olarak yalnızca ürün kalitemizle değil; grup şirketlerimizle oluşturduğumuz entegre yapı sayesinde sunduğumuz sürdürülebilir, güvenilir ve bütüncül hizmet anlayışıyla fark yaratıyoruz. Bu sinerjik ‘bütünleşik güç’ ile ABD’den tüm dünyaya net bir mesaj veriyoruz: Üretim gücümüz, teknolojimiz ve sahada kendini kanıtlamış ürünlerimizle SARSILMAZ size yeter.” SHOT Show 2026’da Entegre Yetkinlik Sahada SHOT Show 2026’da SARSILMAZ’ın entegre yapısı; grup şirketlerinin sahaya değer katan uzmanlıklarıyla somutlaşıyor. Ünimetal, MIM yöntemiyle üretilmiş tabanca ve tüfek parçaları ile ileri üretim süreçlerindeki mühendislik kabiliyetini sergilerken,BPS, farklı çap ve kalibrelerdeki mühimmat üretim gücüyle bu yapıyı tamamlıyor.BEST Defence’in SARUSA standında sergilenen 12.7 mm UKSS (Uzaktan Komutalı Silah Sistemi) ve LA2 Dynamics’in Türkiye’nin ilk silahlı ve bacaklı robotu SARBOT, BEST Defence ve LA2 Dynamics’in ileri teknoloji gücünü temsil ediyor. SARSILMAZ, SHOT Show 2026’da; köklü geçmişi, ileri üretim altyapısı ve grup şirketleriyle oluşturduğu sinerjik bütünlük sayesinde, Türkiye’nin savunma sanayiindeki küresel temsil gücünü ABD pazarında bir kez daha güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Indomie Türkiye, 2026 Yılında Tüketicinin   Gündeminde Olacak 5 Gıda Trendini Açıkladı Haber

Indomie Türkiye, 2026 Yılında Tüketicinin Gündeminde Olacak 5 Gıda Trendini Açıkladı

Indomie Türkiye, bu dönüşümü sadece takip eden değil, Türkiye’deki üretim gücü ve vizyoner stratejileriyle değişime yön veren bir marka olarak karşılıyor. Markaların ürün geliştirme süreçlerini tüketicinin bu yeni beklentilerine göre şekillendirmesi gerektiğini vurgulayan Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, 2026 gıda sektörüne yön verecek 5 tüketici trendini paylaştı. Küresel gıda sektörü 2026’ya yaklaşırken tüketicilerin ürün seçimlerinde yalnızca lezzet, hız ve pratiklik arayışına değil, tarladan sofraya uzanan hikâyeye, üretim süreçlerinin şeffaflığına ve üründen aldığı değerin netliğine odaklandığı bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde güvenilirlik, izlenebilirlik ve fiyat-performans dengesi satın alma motivasyonunun temel unsurları haline gelirken, tüketiciler tanıdık, ulaşılabilir ve sürpriz barındırmayan markalara yöneliyor. Indomie Türkiye, şeffaf üretim anlayışıyla ziyaretlere açık hale getirdiği üretim tesisi, yerel tedarik zinciri yapısı ve tutarlı kalite standartlarıyla tüketicinin bu beklentilerine bütüncül bir güven çerçevesi sunuyor. Ürünlerinin lezzetini, erişilebilirliğini ve istikrarlı deneyimini koruyarak modern tüketicinin hem duygusal hem de fonksiyonel ihtiyaçlarına karşılık veren bir marka konumu ortaya koyduklarını dile getiren Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, bu kapsamda 2026 gıda sektörüne yön verecek tüketici trendlerini sıralıyor. 1. Duyulara Hitap Eden Ürünler Önem Kazanacak: Mintel’in öngörülerine göre, 2026’da tüketiciler yiyecek ve içecek seçimlerinde tat kadar doku, aroma, renk ve sıcaklık gibi duyusal unsurlara da daha fazla önem verecek. Gün içinde kısa rahatlama anları yaratma ihtiyacı güçlendikçe, markaların ürünlerini bu çok duyulu beklentilere yanıt verecek şekilde tasarlaması bekleniyor. Duyu odaklı bu yaklaşım, tüketicinin ürünle kurduğu bağı derinleştirirken aynı zamanda markalara daha akılda kalıcı ve duygusal olarak destekleyici deneyimler sunma fırsatı yaratıyor. 2. Şeffaflık Öne Çıkacak: Innova Market Insights verilerine göre, küresel olarak tüketicilerin %58’i, ürünlerde kullanılan içeriklerin kökenine dair açık ve anlaşılır bilgi görmek istiyor. Satın alma kararlarını etkileyen bu beklenti, markaları daha sade içerik listeleri sunmaya, tedarik zincirini görünür kılmaya ve üretim süreçlerini daha net şekilde paylaşmaya yönlendiriyor. Gıda ve içecek kategorisinde şeffaflık, yalnızca güven duygusunu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda tüketicinin markayla kurduğu uzun vadeli ilişkiyi güçlendiren temel bir tercih kriterine dönüşüyor. 3. Değer Odaklı Tüketim Öne Çıkacak: NielsenIQ Tüketici Görünümü: 2026 Rehberi Raporu’na göre, 2026’da tüketiciler, harcadıkları paranın karşılığını net şekilde görmek istiyor. . Ekonomik koşulların etkisiyle satın alma davranışları yalnızca düşük fiyat arayışından uzaklaşıyor, erişilebilir fiyata yüksek kalite, güvenilirlik ve somut fayda sunan ürünler tercih ediliyor. Fiyat-performans dengesi, tüketicinin “değer odaklı” kararlarını şekillendirirken, markaların sunduğu gerçek fayda ve uzun vadeli değer satın alma motivasyonunun temel belirleyicisi haline geliyor. 4. Konfor Arayışı ve Güven Veren Tercihler Öne Çıkacak: Küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı dönemlerde tüketiciler, kendilerine güven veren, yıllar içinde alıştıkları ve hayatlarında yer etmiş markalara yöneliyor. Euromonitor International’ın 2026 Küresel Tüketici Trendleri Raporu’na göre “Comfort Zone” olarak tanımlanan bu eğilim, yenilik arayışının tamamen ortadan kalkmadığı, ancak seçimlerin daha risksiz, tanıdık ve ulaşılabilir seçenekler etrafında şekillendiği bir tüketici davranışına işaret ediyor. 5. Dijital Odaklı Rekabet Artacak: Gelişmiş ülkelerde faaliyet gösteren markalar, erişilebilir fiyatlama, inovasyon ve dijital öncelikli deneyimleri bir araya getirerek küresel ölçekte etkilerini hızla artırıyor. Çin’in ihracat değerinin 2026 yılına kadar 4 trilyon ABD dolarına ulaşması öngörülüyor. İşletmelerin rekabetçi kalabilmesi için mobil öncelikli dijital deneyimlerini güçlendirmesi ve içerik ile ticareti birleştiren kesintisiz alışveriş yolculukları tasarlaması gerekiyor. Şeffaflık, 2026’nın Belirleyici Beklentisi Olacak Sektörün geleceği ve markanın 2026 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, “2026 projeksiyonları, tüketicinin artık yalnızca tat ve hız arayışında olmadığını, markanın hikâyesine, üretim süreçlerindeki şeffaflığa ve kendisine sunulan değerin gerçekliğine odaklandığını gösteriyor. Gıda ve içecek sektöründe güvenin, tercih kadar bağlılığı da belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini görüyoruz. Bu doğrultuda Çerkezköy’deki üretim tesisimizi ziyaretlere açmamız, tüketicinin şeffaflık beklentisini karşılayan önemli bir adım oldu. Yaklaşık %70 oranındaki yerel hammadde kullanımımız ise güvenilir, sürdürülebilir ve erişilebilir bir ürün deneyimi sunmayı destekliyor. Erişilebilir fiyat politikamızla değer odaklı tüketimi gözetirken, üretim süreçlerimize dair bilgileri paylaşmaya verdiğimiz önem, markayla kurulan bağı güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Teknolojik altyapımız ve yerel üretim kapasitemizle 2026’nın öne çıkardığı güven, kalite ve şeffaflık beklentilerine bugünden karşılık vermeyi hedefliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kaspersky, Otomotiv Yazılım Geliştirme Süreci için ISO Sertifikası Aldı Haber

Kaspersky, Otomotiv Yazılım Geliştirme Süreci için ISO Sertifikası Aldı

“ISO 26262 – Karayolu Araçları: Fonksiyonel Güvenlik” standardı, seri üretim yolcu araçlarında kullanılan elektrikli ve/veya elektronik sistemlerin güvenliğini sağlamak amacıyla geliştirilen uluslararası bir çerçevedir. Bu standart, karmaşık teknik sistemlerde oluşabilecek olası arıza veya hatalardan kaynaklanan riskleri sistematik olarak azaltarak hem insan hayatını hem de mülkiyeti korumayı hedefliyor. Bu sertifikasyonla birlikte Kaspersky, Kaspersky Automotive Secure Gateway gibi otomotiv sektörüne yönelik çözümler geliştirmenin yanı sıra, fonksiyonel güvenlik standartlarına sıkı biçimde uyum gerektiren ulaşım ve endüstriyel alanlarda da faaliyet gösterebilecek konuma geldi. Şirket, böylece ISO 26262 kapsamında tanımlanan dört güvenlik düzeyinden biri olan ASIL B gerekliliklerine tam uyum sağlayan yazılım ürünlerini resmi olarak sunma yetkinliğine kavuştu. Bu başarı, otomotiv üreticileri ve sistem entegratörleriyle yeni stratejik iş birliklerinin önünü açıyor. KasperskyOS Automotive Development Baş Güvenlik Analisti Tatiana Golubeva konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “ISO 26262 sertifikasını almak bizim için önemli bir dönüm noktası. Bu belge, fonksiyonel güvenlikte uluslararası standartlara tam uyumumuzu ve kalite ile güvenilirliğe olan bağlılığımızı teyit ediyor. İş ortaklarımız açısından bu, çözümlerimizin yalnızca kapsamlı siber güvenlik koruması sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda insan hayatını etkileyen kritik sistemlerin güvenliğini de garanti ettiğini gösteriyor. Geliştirme süreçlerimizin olgunluk düzeyini ortaya koyarak, otomotiv sektörü ve ilişkili alanlarda yenilikçi projelere kapı aralıyoruz.” KasperskyOS’un ve “Cyber Immune” yaklaşımının hikâyesi 2002 yılında başladı ve bu ay 23. yıl dönümü kutlanıyor. “Kırılamaz bir sistem” geliştirme fikriyle yola çıkan Kaspersky, yıllar içinde KasperskyOS’u — en yüksek güvenlik, güvenilirlik ve siber saldırılara karşı dayanıklılık sunmak üzere tasarlanmış mikro çekirdek tabanlı bir işletim sistemini — geliştirdi. Bu dönüm noktasını kutlayan Kaspersky, en sofistike ve öngörülemeyen tehditlere karşı kendini savunabilen, doğası gereği dayanıklı BT sistemleri geliştirerek “Cyber Immune” bir geleceğin şekillenmesine katkı sunma kararlılığını yineliyor.

Limak Çimento’nun Anka Fabrikası CSC Platinum Se rtifikası Aldı Haber

Limak Çimento’nun Anka Fabrikası CSC Platinum Se rtifikası Aldı

Türkiye çimento sektörünün öncü şirketi Limak Çimento’nun Anka Fabrikası, sürdürülebilirlik alanında sektörün önde gelen değerlendirme platformu Concrete Sustainability Council (CSC) tarafından Platinum Sertifikası ile ödüllendirildi. Anka Fabrikası, Türkiye’de bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk ve tek entegre çimento tesisi oldu. Çimento sektörünün en sürdürülebilir ve ileri teknolojiye sahip tesisleri arasında yer alan Limak Çimento Anka Fabrikası, CSC tarafından yapılan de? ?erlendirmede 100 üzerinden 95,2 başarı oranı elde ederek Platinum sertifikasını almaya hak kazandı. Yönetim, çevre, sosyal ve ekonomik olmak üzere dört ana başlıkta gerçekleştirilen kapsamlı ve titiz değerlendirmeler sonucunda 1 Ekim 2025 itibarıyla Platinum sertifikasına layık görülen Anka Fabrikası, böylelikle sürdürülebilirlik alanındaki yüksek performansını uluslararası standartlarda belgeledi. Dünya genelinde CSC Platinum sertifikasına sahip çimento üretim tesislerinin sayısı sadece 10 iken şirket düzeyinde ise bu unvana sahip kurum sayısı yalnızca üçle sınırlı. Limak Çimento Global CEO’su Erkam Kocakerim, CSC Platinum sertifikasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Limak Çimento olarak tüm faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik ve inovasyon odağında yürütüyor, yeşil dönüşüm odaklı ürün ve çözümlerimizle sektörümüze öncülük ediyoruz. Ankara fabrikamı zın, sürdürülebilirlik alanında sektörümüzün en saygın platformlarından biri olan CSC tarafından Platinum sertifikasına layık görülmesi, uluslararası ölçekte de önemli bir başarı niteliğini taşıyor. Sürdürülebilir üretim vizyonumuzun somut bir göstergesi olan bu prestijli sertifika, ‘daha sürdürülebilir bir gelecek’ için attığımız adımların uluslararası düzeyde tescillendiğinin güçlü bir kanıtı. Limak Çimento olarak sürdürülebilirlik ve inovasyonda sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz.” CSC, çimento endüstrisinde sürdürülebilirliği teşvik ediyor Beton, agrega ve çimento üreticilerinin sürdürülebilirlik performansını bağımsız ve şeffaf biçimde değerlendiren uluslararası bir sertifikasyon sistemi olan CSC, çimento üreticilerinin uygulamalarını titizlikle ölçerek belgelendiriyor. Bu sistem, çimento sektöründe sürdürülebilir üretimi teşvik ederken, aynı zamanda se ktörün şeffaflık ve güvenilirlik düzeyini yükseltmeyi ve tedarik zincirinde sürdürülebilirlik kriterlerini standartlaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.