Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenli Yapılaşma

Kapsül Haber Ajansı - Güvenli Yapılaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenli Yapılaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TUCSA Başkanı Selami Gürel: “Deprem Riski Yüksek Olan Ülkemizde Çelik Tercih Değil, Zorunluluktur” Haber

TUCSA Başkanı Selami Gürel: “Deprem Riski Yüksek Olan Ülkemizde Çelik Tercih Değil, Zorunluluktur”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin acılarını hala ülke olarak taşıyorken, 6 Şubat 2023 depremleri de mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi ve dirençli kentlerin oluşturulması konusunda daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), deprem gerçeğinin yalnızca belirli tarihlerde hatırlanan bir konu olmaktan çıkarılması ve güvenli yapılaşmanın sürekli bir kamu politikası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. TUCSA Başkanı Selami Gürel, yaptığı açıklamada, “Depremi engelleyemeyiz ancak depremin yapılarda ve şehirlerde yaratacağı yıkımı azaltabiliriz. Güvenli şehirleri depremden sonra değil, deprem olmadan önce inşa etmeliyiz. Bunun yolu, bugünden güvenli ve dirençli yapılar inşa etmekten ve mevcut yapı stokunu hızla dönüştürmekten geçiyor. Aynı şeyi yapmaya devam edip, farklı bir sonuç beklemek mümkün değil. Çelik yapıların avantajı çok net. Dünyanın 7., Avrupa’nın 2. büyük çelik yapı üreticisi olan bir ülke olarak, çelik yapılar ile sağlam, hafif, hızlı, güvenli ve sürdürülebilir yapılaşmaya geçmemiz mümkün. Bunu hayata geçirecek üretime ve yetkinliğe sahip bir ülkeyiz” dedi. “Yapısal çelik, bir tercih değil, mühenislik gerçeğidir” Yapısal çeliğin endüstriyel üretim ve hızlı uygulama avantajlarıyla güvenli yapılaşma ve kentsel dönüşüm sürecinde daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürel; “Çelik, geleneksel yöntemlere göre çok daha hafif bir malzemedir. Bina ne kadar hafifse deprem sırasında üzerine binen yük o kadar azalır. Bu bir tercih ya da tartışma konusu değil, mühendislik gerçeğidir” dedi. Selami Gürel, Türkiye’nin kentsel dönüşüm ihtiyacının boyutuna da dikkat çekti: “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bu hafta açıkladığı verilere göre, 2012'den bu yana 2 milyon 761 bin bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı, bunun 2 milyon 378 bini tamamlanmış durumda. Bu büyük bir güç ancak önümüzde hâlâ büyük bir ihtiyaç var. Bu üretim kapasitesine, mühendislik bilgisine ve sanayi altyapısına sahip bir ülke olarak, kentsel dönüşümde çelik kullanımının artması için hepimiz üstümüze düşeni yapmalıyız” dedi. Özellikle okul, hastane ve yurt gibi toplumun en kritik anlarında güvenli şekilde sığındığı yapılarda çelik kullanımının artık göz ardı edilemeyecek bir öncelik olduğunu belirten Gürel, çok katlı konut binaları başta olmak üzere bu yapılarda çelik karkaslı modüler yapı sistemlerinin yaygınlaşması ve çeliğin standart bir yapı malzemesi haline gelmesi gerektiğini söyledi. “Çelik yapı, doğru mühendislikle güvenliğin parçasıdır” TUCSA Başkanı Selami Gürel açıklamasına şu şekilde devam etti. “Geleceğe ilişkin somut sorumluluklar almak zorundayız. İhtiyacımız olan, bu gerçeğe uygun şehirler ve yapılar inşa etmek. Kentsel dönüşümü hızlandırırken güvenlikten, sürdürülebilirlikten ve mühendislik kalitesinden taviz vermemeliyiz. Doğru tasarlanan ve doğru uygulanan çelik yapılar, bu dönüşümde güvenliğin önemli unsurlarından biri olacaktır. Çelik tercih değil, zorunluluktur. Yaşadığmız depremlerde kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle anıyoruz. Onlara borcumuz, aynı kaybı bir daha yaşamamak için bugün harekete geçmektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli Haber

TMB’den 17 Ağustos Mesajı: Depreme Dayanıklı Şehirler İnşa Edilmeli

17 Ağustos 1999 meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen bıraktığı acının yüreklerimize kazındığını hatırlatan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ülkemizde bıraktığı izler hafızamızdaki yerini korumaktadır. Sonraki yıllarda meydana gelen depremler de bizlere, yapı güvenliğinin ve afetlere hazırlığın ertelenemeyecek kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Özellikle 6 Şubat 2023’te Güney Doğu’da meydana gelen depremlerin ardından ortaya çıkan tablo, şehirlerimizin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı ve uzun vadeli bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğuna dikkat çeken Başkan Eren, “Deprem riskini ortadan kaldırmak mümkün değil; ancak, doğru şehir planlaması, mühendislik esaslarına uygun yapı üretimi ve etkin denetim ile can kayıplarını en aza indirmek mümkün. Bu nedenle deprem hazırlığını yalnızca afet sonrasında yürütülen çalışmalarla sınırlamamalı, risk azaltma politikalarını şehirlerimizin gelişim sürecinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeliyiz.” dedi. “Yapı stokunun yenilenmesi için dönüşümün önündeki engeller kaldırılmalı” Afet riskinin azaltılmasında mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi ve yüksek risk taşıyan yapıların yenilenmesinin kritik önem taşıdığını vurgulayan TMB Başkanı M. Erdal Eren, kentsel dönüşüm uygulamalarının daha hızlı ve etkin biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Başkan Eren, “Bugün atacağımız her adım, yarın karşılaşabileceğimiz bir afetin sonuçlarını doğrudan etkileyecektir. Riskli yapıların tespitinden güçlendirme ve yenileme çalışmalarına kadar bütün sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Bunun için kentsel dönüşümün ekonomik ve hukuki açıdan uygulanabilirliğini artıracak mekanizmaların güçlendirilmesi, vatandaşlarımızın dönüşüm süreçlerine katılımını kolaylaştıracak modellerin geliştirilmesi ve finansmana erişimin önündeki engellerin azaltılması büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. Yeni yapı üretiminde kalite ve denetimin vazgeçilmez olduğunun altını çizen Başkan Eren, “Güvenli yapılaşma, yalnızca doğru malzeme kullanımıyla değil; doğru planlama, nitelikli mühendislik hizmetleri, yetkin uygulama ve etkin denetimin bir bütün olarak işletilmesiyle mümkün olabilir. Yapı üretim zincirinin tüm aşamalarında kalite standartlarının eksiksiz uygulanması ve mevzuatın tavizsiz biçimde hayata geçirilmesi elzemdir. Bunun yanında sektörümüzde nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de yapı güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından temel unsurlardan biridir.” dedi. “Depreme dayanıklı şehirler inşa etmek, yalnızca bugünün risklerini azaltmak değil, geleceğin şehirlerini doğru temeller üzerinde kurmak anlamına gelmektedir.” diyen Eren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehirlerimizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, gelecekte karşılaşabileceğimiz afetleri de dikkate alarak tasarlamalıyız. Kamu, özel sektör, akademi ve meslek kuruluşlarının ortak akılla hareket ettiği; bilimin ve teknolojinin yol gösterici olduğu bir anlayışa ihtiyacımız var. Türkiye Müteahhitler Birliği olarak afetlere dirençli, sürdürülebilir ve güvenli şehirler inşa etme hedefi doğrultusunda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz. 17 Ağustos’un yıl dönümünde yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, aynı acıların yeniden yaşanmaması için depreme hazırlık konusunda kararlılıkla çalışmamız gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.