Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenlik Kültürü

Kapsül Haber Ajansı - Güvenlik Kültürü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik Kültürü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Efes'in İş Sağlığı ve Güvenliği Yaklaşımına Uluslararası Ödül Haber

Anadolu Efes'in İş Sağlığı ve Güvenliği Yaklaşımına Uluslararası Ödül

Şirket, 60'tan fazla ülkeden ve 34 farklı sektörden yaklaşık 2 bin 500 kuruluşun değerlendirildiği organizasyonda Türkiye'den ödüle layık görülen 10 şirket arasında yer aldı. Çalışan sağlığı ve güvenliğini iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran Anadolu Efes, bu alandaki çalışmalarıyla uluslararası bir ödüle layık görüldü. İş sağlığı ve güvenliği alanında dünyanın en köklü kuruluşlarından biri olan The Royal Society for the Prevention of Accidents (RoSPA) tarafından düzenlenen Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Ödülleri kapsamında Anadolu Efes, gümüş ödül kazandı. Güvenlik kültürü, liderlik, risk yönetimi, çalışan katılımı ve sürekli iyileştirme başlıklarında kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutan RoSPA Ödülleri; gıda ve içecekten enerjiye, hızlı tüketimden inşaata kadar pek çok farklı sektörden şirketin katılımıyla, iş sağlığı ve güvenliği alanında dünyanın en prestijli ödül programları arasında yer alıyor. Bu yıl 70'inci yılını kutlayan program kapsamında 60'tan fazla ülkeden ve 34 farklı sektörden yaklaşık 2 bin 500 kuruluş değerlendirildi. Gümüş ödülün sahibi olan Anadolu Efes, Türkiye'de ödül alan 10 şirket arasında yer aldı. Bu sonuç, şirketin İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünün ve sürdürülebilir güvenli çalışma ortamları oluşturma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çayeli Bakır’a İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Dünyanın Köklü Kurumlarından Çifte Ödül Haber

Çayeli Bakır’a İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Dünyanın Köklü Kurumlarından Çifte Ödül

Türkiye’nin yeraltı madenciliği alanındaki önemli kuruluşlarından Çayeli Bakır, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün merkezine çalışanlarını alan uygulamalarıyla uluslararası arenada dikkat çekiyor. Çayeli Bakır, yıllar içinde oluşturduğu güçlü iş sağlığı ve güvenliği kültürünü, çalışan katılımını esas alan DÜŞÜN! İş Emniyet Programı ile daha da güçlendirdi. Şirket, iş güvenliği alanında dünyanın en saygın kuruluşları arasında gösterilen Royal Society for the Prevention of Accidents (RoSPA) ile British Safety Council (BSC) tarafından iki önemli ödüle layık görüldü. Çayeli Bakır, RoSPA Sağlık ve Güvenlik Ödülleri’ne yaptığı ilk başvuruda “Gold Award” kazanarak önemli bir başarı elde etti. 70 yılı aşkın geçmişe sahip RoSPA ödül programı; iş kazalarının önlenmesi, çalışan güvenliğinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir iş sağlığı kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla dünyanın dört bir yanından şirketleri değerlendiriyor. Her yıl yaklaşık 2.500 başvurunun yapıldığı programda, 60’tan fazla ülkeden kuruluş yer alıyor. British Safety Council tarafından verilen Uluslararası İş Güvenliği Ödülleri’nde ise Çayeli Bakır, “Merit” kategorisinde ödüllendirildi. Bu kategori; iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik etkili yönetim anlayışı, çalışan refahını önceleyen yaklaşım ve sürdürülebilir güvenlik uygulamalarıyla öne çıkan kuruluşları kapsıyor. Köklü emniyet kültürü, DÜŞÜN! ile daha da güçlendi Çayeli Bakır’ın elde ettiği bu iki ödül, şirketin yalnızca operasyonel başarılarını değil, aynı zamanda çalışan sağlığı ve güvenliğine yönelik yaklaşımını da uluslararası standartlarda sürdürdüğünü ortaya koyuyor. DÜŞÜN! İş Emniyet Programı, Tehlike Bildirimi, Dur ve Konuş, BİREY Kart gibi uygulamalarla mevcut güvenlik kültürü sahada daha görünür ve etkin hale getirilirdi. Sürdürülebilir başarıya katkı sağlıyor Çayeli Bakır’ın iş sağlığı ve güvenliği alanındaki çalışmaları, şirketin sürdürülebilir madencilik yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Köklü güvenlik kültürü ve DÜŞÜN! ile güçlenen bu yapı; uluslararası standartlara uyumlu süreçler, sürekli iyileştirme odaklı yönetim anlayışı ve çalışan katılımını destekleyen uygulamalarla her yıl daha ileriye taşınıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yenilikçi Yaklaşımlar Ele Alındı Haber

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yenilikçi Yaklaşımlar Ele Alındı

“İşyerlerinde Güvenlik Kültürünü Geliştiren Yenilikçi Eğitimler ve Uygulamalar” ana temasıyla düzenlenen IX. Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu, Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyum; akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini, iş güvenliği uzmanlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Etkinlikte iş kazalarının önlenmesi, kurumsal güvenlik kültürünün güçlendirilmesi, psikososyal riskler, dijitalleşme ile madencilik ve inşaat sektörlerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları gibi birçok başlık ele alındı. Sempozyumun açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Bölüm Başkan Yardımcısı ve Sempozyum Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, İSG Bölüm Başkanı, ÜSGÜMER Müdürü ve MESKA Vakfı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin gerçekleştirdi. Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin: “İş Sağlığı ve Güvenliği ülkemizin en önemli konularından bir tanesi” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, iş sağlığı ve güvenliğinin Türkiye’nin en önemli toplumsal meselelerinden biri olduğuna dikkat çekerek, bu alanda kültür oluşturmanın süreklilik ve devamlılık gerektirdiğini vurguladı. “İş Sağlığı ve Güvenliği ülkemizin en önemli konularından bir tanesi. Bir toplumda kültür oluşturmak için süreklilik ve devamlılık son derece önemli” diyen Prof. Dr. Ertekin, Üsküdar Üniversitesi’nde iş sağlığı ve güvenliği alanındaki akademik sürecin yıllar içinde istikrarlı biçimde ilerlediğini ifade etti. Prof. Dr. Ertekin, “2012–2013 yıllarında lisans programına başlamışız ve şu anda bu sempozyumun dokuzuncusunu gerçekleştiriyoruz. Bu durum, kavramın benimsendiğini ve kurumsal bir kültüre dönüştüğünü gösteriyor” dedi. 2024 yılında 700 binden fazla iş kazası yaşandı İş kazalarına ilişkin güncel istatistikleri de paylaşan Prof. Dr. Ertekin, “Bunlar önlenebilir ölümler. İstatistiklere baktım; 2025 yılının Kasım ayı dahil iş kazası ölüm sayıları 1900 küsurlarda. Aralık ayı henüz açıklanmadı ama ortalamaya bakarsa 2100'den fazla ölüm gerçekleşmiş demektir. Bir önceki yıl bu sayı 1800'lerdeydi. Ne yazık ki bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen halen insanlar iş kazalarından ölüyorlar” ifadelerini kullandı. 2024 yılında 700 binden fazla iş kazası yaşandığını belirten Prof. Dr. Ertekin, bu kazalarda hayatını kaybedenler arasında çocuk ve göçmen işçilerin de bulunduğuna dikkat çekti. “Bu ölümlerin içinde yaklaşık 70 çocuk işçi ve 90’ın üzerinde göçmen işçi var” diyen Prof. Dr. Ertekin, kayıt dışı çalışanlar da göz önünde bulundurulduğunda gerçek rakamların açıklanan verilerin çok üzerinde olabileceğini söyledi. Ertekin, “Kayıtsız çalışanları da düşündüğümüzde, gerçek tablo ne yazık ki çok daha ağır olabilir” şeklinde konuştu. Yaşanan iş kazalarının büyük bölümünün önlenebilir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ertekin, teknolojik gelişmelere rağmen can kayıplarının sürmesinin düşündürücü olduğunu ifade etti. “Bu kadar teknolojik gelişmeye rağmen hâlâ iş kazaları nedeniyle insanlarımızı kaybediyoruz. Bunların tamamı önlenebilir ölümler.” diyen Prof. Dr. Ertekin, iş sağlığı ve güvenliği konusunun toplumun tüm kesimleri tarafından daha güçlü şekilde sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan: “İlki, Soma faciasının ardından Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte düzenlenmişti” Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, iş sağlığı ve güvenliği alanında sürdürülebilir akademik çalışmaların ve standart geliştirme süreçlerine erken aşamada dâhil olmanın hayati önem taşıdığını vurguladı. Katılımcılara hitap eden Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Bu sempozyumun dokuzuncusunu yapıyoruz. İlki, Soma faciasının ardından Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte düzenlenmişti. O günden bugüne yaklaşık on yıla yakın bir süre geçti ve bu çalışmaları hiçbir şekilde bırakmadık” dedi. Sempozyum kalıcı bir akademik çıktıya dönüştü Sempozyumun kalıcı bir akademik çıktıya dönüştüğüne dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “İlk yapılan etkinlik kitap olarak da yayımlandı ve bu e-kitap 170 binin üzerinde indirildi. Bu sayı, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin en çok takip edilen ikinci kitabı olmasını sağladı. Birinci sırada Fizik Laboratuvarı kitabı yer alıyordu” ifadelerini kullandı. Her yıl düzenli olarak sektör temsilcileriyle bir araya gelindiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Uçan, bu yaklaşımın karşılıklı bir değerlendirme süreci yarattığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Bu etkinliklerde firmaların bu alanda ne düşündüğünü ne tür gelişmeler kaydettiklerini takip etmeye çalıştık. Yaklaşık 8–10 firmayı her yıl davet ediyor, onlara farklı konular vererek neler yaptıklarını görmeye çalışıyoruz. Bu süreç hem onların hem de bizim kendimizi değerlendirmemize, ‘Bu yıl başarılı olduk mu, eksiğimiz nedir?’ sorularını sormamıza vesile oluyor” diye konuştu. Türkiye’de ilk defa robotik alanıyla ilgili bir çalıştay düzenleyeceğiz Bu yıl önemli bir kurumsal gelişmeye de değinen Dr. Öğr. Üyesi Uçan, Türk Standartları Enstitüsü’nün Ayna Komitesi’ne dâhil olduğunu açıkladı ve “Bu komite robotik alanıyla ilgili. Türkiye’de ilk defa 15–17 Nisan tarihlerinde bir çalıştay düzenleyeceğiz. Dünyadaki uzmanlarla birlikte bir standardın Türkiye’de geliştirilmesini sağlamaya çalışacağız. Standartlar daha hazırlanma aşamasındayken sürece müdahil olmak ve kendi ihtiyaçlarımıza uygun şekilde geliştirmek son derece önemli” şeklinde konuştu. İş sağlığı ve güvenliği konusunun kamuoyunda doğru şekilde ele alınması için medyada da aktif olduklarını belirten Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Beylikdüzü’nde 14 katlı bir binada yaşanan patlamada, insanlar WhatsApp gruplarında ‘gaz kokusu var’ diye yazıyor, bir süre sonra ‘koku arttı’ deniliyor. Ancak patlamadan ancak dokuz saat sonra müdahale ediliyor ve ne yazık ki bir kişi hayatını kaybediyor. Bizim WhatsApp uyarılarından ziyade teknik önlemlere ihtiyacımız var” dedi. Doğalgaz dedektörleri ve otomatik gaz kesme sistemlerinin zorunlu hale getirilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Uçan, deprem erken uyarı sistemlerinin de hayati önem taşıdığını ifade etti. Deprem erken uyarı sistemleri son derece kritik “Deprem fay hatlarıyla ilgili erken uyarı sistemleri de bugünkü konulardan bir tanesi. Erken uyarının 15-30 saniye önceden bildirilmesi mümkündür. Bu şu anda Türkiye'de konutlarda daha uygulamaya başlanmadı, acilen uygulanması lazım.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Uçan, “Şu anda ikinci doktorama başladım. Türkiye’nin en büyük döküm fabrikalarından birinde erken uyarı sistemlerinin nasıl uygulanabileceği üzerine çalışıyoruz. Deprem anında potaların devrilmesini önlemek, elektriği kesmek veya jeneratörü devreye almak gibi önlemler 30–60 saniye içinde alınabilirse, büyük yangınların ve can kayıplarının önüne geçilebilir” şeklinde konuştu. Üsküdar Üniversitesi’nin bilgi üretme ve yayma misyonuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Uçan, bugüne kadar yaklaşık 10 ücretsiz e-kitap yayımlandığını belirtti ve “Şimdi robotlarla ilgili kitabımızı e-kitap olarak yayımlıyoruz. Kitap İngilizceye çevrildi, hatta bir öğrencimiz Farsçaya da çeviriyor. Faydalı olmak için elimizden geleni yapıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur: “Bu yıl ‘güvenlik kültürü’ temalı bir sempozyum düzenlemeyi hedefledik” Üsküdar Üniversitesi İSG Bölüm Başkan Yardımcısı ve Sempozyum Yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, güvenlik kültürünün temelinde değerlerin yer aldığını vurgulayarak, bu yaklaşımın sempozyumun ana temasını belirlediğini ifade etti. İnsan hayatının temel gereksinimleriyle güvenlik kültürü arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Temur, “İnsanın kendi neslini devam ettirebilmesi için ihtiyaçlar hiyerarşisinde yer alan barınma ve beslenme ihtiyacı gibi değerler, güvenlik kültürünün sürdürülebilirliği açısından da son derece önemli bir etken” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım doğrultusunda sempozyumun ana temasının belirlendiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Temur, “Bu nedenlerle bu yıl ‘güvenlik kültürü’ temalı bir sempozyum düzenlemeyi hedefledik” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, kuşaklar arası gelişimin önemine dikkat çekerek, “Çok sevdiğim bir hocamın sözüyle bitirmek istiyorum: ‘Bir sonraki nesil, bir önceki nesilden daha iyi olduğu sürece gelişimden bahsedebiliriz’” diye konuştu. İş sağlığı ve güvenliği alanının gelişim sürecine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Birinci neslini neredeyse tamamlayan iş sağlığı ve güvenliği alanının, ikinci ve üçüncü nesillerde çok daha ileri noktalara geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. 2017 mezunları sempozyumda buluştu Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nün 2017 yılı ilk mezunları, dokuzuncusu düzenlenen Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Sempozyumu’nda yeniden bir araya geldi. Türk Hava Yolları’nda A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olarak görev yapan Dr. Ahmet Ebrar Sakallı ile Üsküdar Üniversitesi İSG Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur hem akademik hem de mesleki kariyerleriyle dikkat çekti. Dr. Ahmet Ebrar Sakallı ile Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, iş sağlığı ve güvenliği alanında lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim alarak üç kademede de diploma sahibi olan ilk isimler arasında yer alıyor. Bu başarı, Üsküdar Üniversitesi’nin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki öncü konumunu ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Sempozyumda neler yapıldı? Sempozyumun 1. Oturumu, Prof. Dr. Haydar Sur’un oturum başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda, Shell Türkiye İSG Yöneticisi Selimcan Menemencioğlu, “İlk Adım; İşe Başlamak Değil”, Soletanche Bachy HSE Koordinatörü Meksut Alev, “Kök Neden Analizini Bir Adım Öteye Taşımak: Kurumsal Psikososyal Kök Neden Analizi ve İnşaatta İSG’nin Dijital Yüzü”, EDİS Firmasından Yılmaz Sonışık da “Marmara Bölgesi Deprem Erken Uyarı Sistemi” ve Gümüştaş Madencilik Emniyet, Çevre ve Sağlık Müdürü Mehmet Osmanoğlu ise “Geleceğe Takılan Baret: Madencilikte Sürdürülebilir Kültürün İnşası” başlıklı sunumu gerçekleştirdi. Öğle arasının ardından başlayan 2. Oturum, Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Çayeli Bakır İşletmesi Baş Mühendisi Yasin Öztürk, “DÜŞÜN! EMNİYETİ”, Türk Hava Yolları A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ahmet Ebrar Sakallı, “Çalışan Odaklı İnsan Kaynakları Uygulamaları”, Hasan Çelebi ise “MULTİTEK” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Günün son oturumu olan 3. Oturum, Doç. Dr. Müge Ensari Özay’ın başkanlığında yapıldı. Artı Danışmanlık’tan Ali Rıza Tiryaki, İSGDER Başkanı Osman Sayar, “İş Güvenliği Uzmanlarının Yaşadığı Sorunlar” ve Prosense’den Ekrem Bayrak ise “Gaz Algılama Sistemlerinde Sensör Seçiminin Risk Değerlendirmesi Açısından İncelenmesi” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Sempozyum, yapılan değerlendirmelerin ardından kapanış konuşması ile sona erdi. Sempozyumun hazırlanması ve yürütülmesi sürecinde Arş. Gör. Ender Sezen başta olmak üzere, İş Sağlığı ve Güvenliği lisans ve ön lisans programı öğrencileri ile Senaryo Bazlı İSG Öğrenci Kulübü üyeleri organizasyona aktif katkı sunarak önemli bir destek sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.