Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güvenlik Politikaları

Kapsül Haber Ajansı - Güvenlik Politikaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvenlik Politikaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış Haber

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı Haber

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.