Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Haberleşme

Kapsül Haber Ajansı - Haberleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haberleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Öğrencilerin Tasarladığı Model Uydular Aksaray’da Gökyüzüne Çıkacak Haber

Öğrencilerin Tasarladığı Model Uydular Aksaray’da Gökyüzüne Çıkacak

TEKNOFEST 2026 Model Uydu Yarışması, üniversite öğrencilerine bir uzay/uydu projesinin baştan sona tüm süreçlerini deneyimleme fırsatı sunuyor. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde düzenlenen TEKNOFEST kapsamında, TÜRKSAT yürütücülüğünde gerçekleştirilen Model Uydu Yarışması’nda gençler, gerçek bir uydu projesinin gerektirdiği mühendislik süreçlerini küçük ölçekte uygulayarak gökyüzünde görev yapacak sistemler geliştiriyor. 2018 yılından bu yana düzenlenen Model Uydu Yarışması, 2026 yılında da yoğun ilgi gördü. Yarışmaya 308 takım ve 1.192 öğrenci başvuru yaparken, değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan 15 takım ve 99 öğrenci finale kalmaya hak kazandı. Türkiye’nin yanı sıra Malezya ve Hindistan’dan katılımcıların yer aldığı yarışmada toplam 8 farklı şehirden gençler mücadele ediyor. Bu yıl görev: SİGMA ile kontrollü iniş Model Uydu Yarışması’nın 2026 konsepti, “SİGMA - Stabil İniş Güdümlü Mekanik Aktüatör” olarak belirlendi. Finalde takımlardan, taşıyıcı ve görev yükünden oluşan model uydularını tasarlayıp üretmeleri ve görev yükünün taşıyıcıdan ayrılmasının ardından aktif bir iniş kontrol sistemi kullanarak güvenli ve kararlı biçimde yere indirmeleri bekleniyor. Yarışmanın ana görevinde görev yükünün taşıyıcıdan ayrıldıktan sonra 8-10 m/s hız aralığında kontrollü bir şekilde yere indirilmesi hedefleniyor. Model uydu uçuş boyunca sensör verilerini toplayacak, telemetri ve video görüntülerini yer istasyonuna aktaracak ve uçuş verilerini kayıt altına alacak. Takımların yalnızca bir model uydu üretmesi değil, uçuş operasyonunun farklı ihtiyaçlarına cevap veren bütünleşik bir sistem geliştirmesi gerekiyor. Mekanik, elektronik, aviyonik, haberleşme ve yazılım alt sistemlerinin sistem mühendisliği yaklaşımıyla birlikte tasarlanması ve entegre edilmesi; gerçek zamanlı veri işleme, aktif uçuş ve iniş kontrol algoritmalarının geliştirilmesi ve uçuş güvenliğinin sağlanması yarışmanın önemli teknik aşamalarını oluşturuyor. Gökyüzündeki göreve üç bonus eklendi Yarışmada ana görevin yanı sıra takımların teknik yetkinliklerini daha ileri seviyede ortaya koymalarına imkân sağlayan üç bonus görev de bulunuyor. Konum Koruma (Station Keeping) görevinde görev yükünün 200 metre irtifada 10 saniye boyunca bulunduğu yüksekliği koruması beklenirken, S2D-IOT Telekomut görevinde yer istasyonundan gönderilen telekomutun uydu üzerinden uzaktaki bağımsız bir IoT istasyonuna aktarılması ve bağlı sistemlerin kontrol edilmesi hedefleniyor. Üçüncü bonus görev olan TÜRKSAT-Z.I.R.H. ise zararlı interferans ve gürültü etkilerine karşı haberleşme sürekliliğinin korunmasına odaklanıyor. Takımlardan bu etkilere karşı pasif ve/veya aktif koruma yöntemleri geliştirmeleri bekleniyor. Bu teknik görevlerin yanı sıra yarışma süreci, gençlere sistem gereksinimlerinin alt sistem ve bileşenlere dönüştürülmesinden risk analizine, hata yönetiminden proje planlamasına ve görev operasyonuna kadar bir uydu projesinin farklı aşamalarında uygulamalı deneyim kazandırıyor. Takımlar ayrıca görev yüküne yönelik Acil Paraşüt Açma Mekanizması geliştirerek olası aktif iniş sistemi arızalarına karşı emniyetli uçuş mimarisi oluşturuyor. 15 takım Aksaray’da uçuş yapacak Model Uydu Yarışması’nda final süreci, tasarım ve raporlama aşamalarının ardından gerçek uçuş operasyonuyla tamamlanacak. Yeterlilik İnceleme Aşaması’nı (QR) başarıyla geçen takımlar, TÜRKSAT yürütücülüğündeki final uçuşlarında model uydularını roket veya drone ile fırlatarak 1.000 metre irtifada taşıyıcıdan otonom ayrılma, gerçek zamanlı telemetri iletimi ve video aktarımı görevlerini gerçekleştirecek. Ayrılmanın ardından görev yükü, SİGMA sistemiyle kontrollü ve kararlı biçimde yere inecek. Uçuş sonrasında takımlar tarafından hazırlanacak Uçuş Sonrası İnceleme Raporu (PFR) ile model uydunun uçuş sırasındaki operasyonel performansı da değerlendirilecek. Final uçuş operasyonları 15-18 Eylül tarihlerinde Aksaray Hisar Atış Alanı’nda gerçekleştirilecek. 15 Eylül’de uçuşa yeterliliğin kontrolü ve saha testleriyle başlayacak final sürecinde, 16 ve 17 Eylül tarihlerinde uçuşlar gerçekleştirilecek. 18 Eylül’de ise takımların Uçuş Sonrası İnceleme Raporu sunumları yapılacak ve yarışma sonuçları açıklanacak. Başarıya 750 bin TL’lik ödül Model Uydu Yarışması’nda dereceye giren takımları toplam 750 bin TL ödül bekliyor. Birinci takım 300 bin TL, ikinci takım 250 bin TL, üçüncü takım ise 200 bin TL ödülün sahibi olacak. Yarışmada görev yükü ile yer istasyonu arasında haberleşme sağlayamayan veya görev yükünün taşıyıcıdan ayrılmasını gerçekleştiremeyen takımların genel sıralamada ilk üçte yer alması durumunda ise yalnızca mansiyon ödülü verilecek. TEKNOFEST Model Uydu Yarışması, üniversite öğrencilerini yalnızca uzay teknolojileriyle tanıştırmakla kalmayıp, onları gerçek bir uzay sisteminin gerektirdiği tasarım, üretim, entegrasyon, test, haberleşme, uçuş ve görev sonrası analiz süreçleriyle buluşturuyor. Aksaray’daki final uçuşlarında ise genç mühendis adaylarının aylar süren çalışmalarının gerçek bir uçuş operasyonuna dönüşmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı Haber

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı

AKUT bu hedef doğrultusunda, 15–16 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli’nde, 6 ekipten 57 gönüllünün katılımıyla 17 Ağustos Anma Tatbikatı adını verdiği 4. Seviye (Uluslararası) Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı gerçekleştirdi. İstanbul, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin sahadaki karşılığı test edildi. 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının, gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini sürekli geliştirdi. AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17 Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli tarihlerden biri. AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik. Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi. AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk. Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde konuştu. “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın ertelenemeyeceğidir” Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu olarak gerçekleştirmek istiyoruz. Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye konuştu. 36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif, teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı. Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek, “Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu, Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten geçiyor.” Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye, gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde, bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden değerlendiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’dan Yılın İlk Yarısında Güçlü Performans Haber

Türk Telekom’dan Yılın İlk Yarısında Güçlü Performans

Türk Telekom, 2026 yılı ikinci çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. 2026’nın ikinci çeyreğinde konsolide gelirlerini yıllık bazda %9,3 artışla 72,8 milyar TL'ye yükselten Türk Telekom’un, yılın ilk yarısındaki konsolide gelirleri 142,2 milyar TL oldu. Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyreğinde FAVÖK’ü yıllık bazda %4,8 artarak 29,4 milyar TL'ye yükselirken, FAVÖK marjı %40,4 olarak gerçekleşti. 2026’nın ikinci çeyreğinde net kârı 6 milyar TL olan Türk Telekom’un, yılın ilk yarısındaki net kârı yıllık 17,2 milyar TL seviyesine ulaştı. 2026 ikinci çeyrekte 5G ve fiber yatırımlarına hız veren Türk Telekom, güneş enerjisi yatırımları hariç 23,1 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Türk Telekom’un yılın ilk yarısında; güneş enerjisi, imtiyaz süre uzatımı ve mobil lisans bedelleri hariç yatırımları, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %52,3’lük artışla 41,4 milyar TL’ye ulaştı. Türkiye’nin ilk entegre operatörü olan Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyrek itibarıyla toplam abone sayısı 57,6 milyona yükseldi. 81 ilin her köşesinde yüksek hızda internet erişimi sunmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyrek itibarıyla fiber ağ uzunluğu 571 bin km’ye, fiber hane kapsaması ise 34,6 milyon haneye ulaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğini inşa etmek amacıyla faaliyetlerimize ve yatırımlarımıza aralıksız devam ettiğimiz 2026’nın ilk yarısını güçlü gelir büyümesi ve karlılıkla tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Hem sabit hem de mobil iş kollarımızın desteği ve katma değerli dijital hizmetlerimiz sayesinde toplamda yaklaşık 58 milyon abone tabanına ulaştık. Mobil segmentimizde numara taşıma pazarındaki liderliğimizi sürdürerek yaklaşık 33 milyon aboneye ulaştık ve faturalı abone oranımız %80’i geçti. Nisan ayında tüm Türkiye çapında hayata geçirdiğimiz 5G servislerimiz ile birlikte, 5G’li müşterilerimizin trafik artışı devam etti. Sabit iş kolumuzda müşterilerimize sunduğumuz yüksek kapasite ve hız paketlerimizi sağlayan fiber yatırımlarımız sayesinde güçlü gelir büyümemizi devam ettirdik. Sabit internet, kurumsal data ve BT çözümleri gelirlerimizdeki artış büyümeye önemli katkı sağladı. Ana iş kollarımızdaki güçlü performansımıza ek olarak, ikinci çeyrekte yerli haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir iş birliğine imza attık ve Türkiye’nin iletişim ve teknoloji ekosistemindeki liderliğimizi sürdürdük. Türk Telekom olarak ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknoloji birikimimizle sektörlerin dönüşümünü sağlayarak ülkemizin kalkınma yolculuğuna katkı sunuyoruz. Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile imzaladığımız protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesi için çalışmalara başladık. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasımızı teknolojiyle geleceğe taşıyacağız. Aynı dönemde, Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil olmaya hak kazanarak sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu destekledik. Finansal büyüme stratejimizi, çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızla birlikte yöneterek hem paydaşlarımız için hem de gelecek nesiller için yaşayacak kalıcı bir ‘değer’ üretmeye odaklanıyoruz. Teknoloji birikimimiz, uzman kadrolarımız ve güçlü yatırımlarımızla ülkemizi yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “5G döneminde de oyun kurucu rolümüzü pekiştirdik” Şahin, “Müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımız ve yatırımlarımızla mobil abone kazanımındaki yükselişimiz sürüyor. 1 Nisan’da Türkiye’de 5G’nin kullanıma açılmasıyla giriş yaptığımız yılın ikinci çeyreğini mobil numara taşıma pazarında liderlikle tamamladık. ‘Herkes için 5G’ anlayışımızla, başarılı bir şekilde yürüttüğümüz 5G lansman sürecimizin devamında, 5G’yi zenginleştirilmiş tarife seçenekleriyle abonelerimizle buluşturarak yeni dönemde de mobildeki oyun kurucu rolümüzü pekiştirdik. 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonu oranını ise %64’e yükselttik. Nisan ayında Türkiye çapında hayata geçirdiğimiz 5G servislerimiz ile birlikte, 5G’li müşterilerimizin trafik artışı devam etti. Önümüzdeki dönemde uyumlu cihaz ve aktif kullanım oranlarındaki artışla birlikte, 5G yatırımlarımız mobil segmentteki büyümemizi desteklemeye devam edecek” ifadelerini kullandı. Yerli haberleşme teknolojilerine yönelik stratejik iş birliği Geleceğin inşası için önemli bir sorumluluk aldıklarını belirten Şahin, “Teknoloji birikimimiz, Ar-Ge faaliyetlerimiz ve akademik yayınlarımızla ülkemizin yarınları için çalışıyoruz. Yerli teknoloji ekosistemimizin büyümesine öncülük ediyor, geleceğe değer katacak proje ve iş birliklerine imza atıyoruz. Bu kapsamda çok önemli bir adım atarak, yerli haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik ülkemizin güzide kuruluşu ASELSAN ile stratejik bir iş birliği başlattık. Bu kapsamda 5G ekosistemini destekleyecek yüksek katma değerli yerli akıllı telefonun geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve ilerleyen aşamalarda yerli haberleşme cihazları ile haberleşme altyapılarında kullanılacak donanım ve yazılımların geliştirilmesine yönelik yol haritası oluşturduk. Ülkemizin haberleşme teknolojilerinde yerli üretim kapasitesini artırmayı, geliştirme, üretim ve ticarileştirme gibi süreçleri kapsayan sürdürülebilir bir ekosistemi oluşturmayı ve yarınlara değerli miras bırakmayı amaçlıyoruz. Teknolojide kendi kendine yeten bir Türkiye için sorumluluk almaya ve dijital geleceğin inşasına katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. “Yeşil dönüşüme öncülük etmeyi sürdüreceğiz” Şahin, “Bu toprakların en köklü kurumlarından biri olarak kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmayı, milli servetimizi yarınlara aktarmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak değil, tüm iş stratejilerimizin kalbinde yer alan en önemli unsur olarak konumlandırıyoruz. Disiplinli finansal yönetimimizi ve güçlü operasyonel faaliyetlerimizi, insanı merkeze alan ‘değer’ odaklı bir anlayışla hayata geçiriyoruz. 2025 yılı Entegre Faaliyet Raporumuzu ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporumuzu yayımlayarak, finansal ve operasyonel performansımızın yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performansımızı, sürdürülebilirlik önceliklerimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi kapsamlı şekilde ortaya koyduk. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın yansıması olarak Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik performansı yüksek 25 şirketin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’nde yer aldık. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik yaklaşımımızı küresel raporlama standartlarına uygun biçimde şeffaf bir şekilde ortaya koyarak, yeşil dönüşümde de öncü ve örnek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Vodafone Türkiye’de Üst Düzey Atama

Vodafone Türkiye üst yönetiminde yeni bir atama gerçekleşti. Telekomünikasyon sektöründe 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Erhan Eraydın, Vodafone Türkiye Şebeke Altyapısından Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı olarak atandı. Yeni görevine 1 Ağustos itibarıyla başlayan Eraydın, geleceğin teknoloji ve hizmetlerinin sunulabilmesi için Vodafone Türkiye’nin şebeke ve altyapılarının geliştirilmesinden sorumlu olacak. Erhan Eraydın kimdir? İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olan ve son görevine yurtdışında devam eden Erhan Eraydın, yaklaşık 26 yıllık telekomünikasyon kariyeri boyunca sektörün dönüşümüne yön veren birçok kritik görev üstlendi. Profesyonel yolculuğuna 2000 yılında Ericsson Almanya’da başlayan Eraydın, burada şebeke teknolojileri alanındaki ilk görevinin ardından, Vodafone Almanya’da Şebeke Teknolojileri Kalite Mühendisi olarak uluslararası deneyim kazandı. 2005 yılında Türkiye’ye dönüp yaklaşık 11 yıl boyunca sektörde farklı firmalarda görev aldıktan sonra, 2016 yılında bu kez Vodafone Türkiye‘ye katılan Eraydın, Türkiye’de 5G ekosisteminin oluşturulması ve yeni nesil haberleşme teknolojilerinin hayata geçirilmesine yönelik stratejik çalışmalara liderlik etti; şebekelerin dijital dönüşümü ve yapay zeka destekli planlama yetkinliklerinin geliştirilmesinde önemli roller üstlendi. Türkiye’nin yanı sıra Güney Avrupa ve Almanya organizasyonunda da şebeke stratejileri ve teknoloji dönüşümü alanında uluslararası programlara liderlik etti. Vodafone Grubu hakkında Vodafone, Avrupa ve Afrika'nın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden biridir. 15 ülkede işlettiğimiz şebekelerin yanı sıra 4 ayrı ülkede yaptığımız yatırımlar ve 40'tan fazla ülkedeki ortaklıklarımız ile toplamda 370 milyona yaklaşan müşteriye mobil ve sabit iletişim hizmetleri sunuyoruz. İnternetin omurgasını oluşturan 70’i aşkın denizaltı kablo sisteminde kapasitemiz bulunuyor. Buna ek olarak, kapsama alanı dışında kalan bölgelere bağlantı sağlamaya yönelik yeni bir doğrudan mobil uydu iletişim hizmeti geliştiriyoruz. Vodafone, dünya genelinde 240 milyonu aşkın IoT bağlantısıyla dünyanın en büyük IoT platformlarından birini işletiyor. Ayrıca, 7 Afrika ülkesinde yaklaşık 103 milyon müşteriye finansal hizmetler sağlayarak, diğer tüm hizmet sağlayıcılardan daha fazla işlem gerçekleştiriyoruz. Amacımız, deniz tabanından gökyüzüne kadar her yerde sunduğumuz teknolojilerle herkesi bağlantıda tutmak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk Yerli Atomik Saati Uzay Yolculuğuna Başladı Haber

Türkiye’nin İlk Yerli Atomik Saati Uzay Yolculuğuna Başladı

Türkiye’nin uzay teknolojilerinde bağımsızlık hedefi doğrultusunda geliştirilen millî atomik saat, uzay yolculuğuna başladı. Türkiye Uzay Ajansı’nın öncülüğü ve iş birliğiyle, TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü ana yükleniciliğinde geliştirilen Rubidyum Atomik Frekans Standardı Projesi kapsamında RAFS uydusu, 7 Temmuz 2026 tarihinde SpaceX Transporter-17 göreviyle başarıyla fırlatıldı. Fırlatmanın ardından ilk güçlü telemetri sinyali 15 Temmuz 2026 tarihinde başarıyla alınırken, uydunun alt sistem doğrulama ve operasyonel kontrolleri planlandığı şekilde sürüyor. Atomik saat, en az bir yıl boyunca yörüngede çalışarak uzay koşulları altındaki performansını test edecek. Uzay teknolojilerinde dışa bağımlılık azalacak Görevin başarıyla tamamlanmasıyla Türkiye, uzayda doğrulanmış atomik saat teknolojisine sahip ülkeler arasına katılacak. Proje sayesinde bugüne kadar yurt dışından temin edilen uzay tarihçeli atomik saatlere yönelik kritik bir teknolojik yetkinlik millî imkânlarla kazanılmış olacak. Uzayda doğrulanmış yerli atomik saat teknolojisi, Türkiye’nin uydu üreticileri ve uzay şirketleri açısından da önemli fırsatlar sunacak. Kritik sistemlerin daha düşük maliyetle, daha yüksek tedarik güvenliğiyle ve dışa bağımlılık azaltılarak kullanılabilmesinin önü açılacak. Proje kapsamında edinilen mühendislik bilgisi, test altyapısı ve operasyonel deneyim; Türkiye’nin gelecek nesil uydu sistemleri, zamanlama altyapıları ve uzay teknolojileri geliştirme kapasitesini güçlendirecek. Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi için kritik adım Rubidyum Atomik Frekans Standardı Projesi, Millî Uzay Programı’nın stratejik hedeflerinden biri olan Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi çalışmalarına doğrudan katkı sağlayacak. Atomik saatler, uydu tabanlı konumlama ve zamanlama sistemlerinin en kritik unsurları arasında yer alıyor. Uyduların yüksek hassasiyetle eş zamanlı çalışmasını sağlayan bu teknoloji; konumlama, haberleşme, savunma, finans, enerji, ulaşım ve acil durum yönetimi gibi çok sayıda stratejik alanın güvenilir şekilde çalışmasında temel rol üstleniyor. Uzayda doğrulanmış güvenilir zamanlama teknolojisinin kazanılmasıyla Türkiye, gelecekte hayata geçirmeyi hedeflediği Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi altyapısı için kritik bir teknolojik eşiği aşmış olacak. Görevden elde edilecek bilimsel veriler ve operasyonel deneyim, Türkiye’nin uzay teknolojilerindeki kurumsal kapasitesine, uluslararası rekabet gücüne ve teknolojik bağımsızlık hedeflerine önemli katkı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN ve NATO: Yarım Asırlık Ortaklıktan Stratejik Çözüm Ortaklığına Haber

ASELSAN ve NATO: Yarım Asırlık Ortaklıktan Stratejik Çözüm Ortaklığına

Ankara’da merkezi noktalara yerleştirilen ASELSAN ürünü ROADGUARD, yapay zeka teknolojileri ile desteklenen sensörleri ile hareket halindeki araç içerisinden yüz tanıma özelliği ve aynı platform üzerinden plaka tespiti yapabilme özelliği ile öne çıktı. Elde ettiği verileri yapay zeka desteği ile anlık olarak araç-şahıs eşleştirmesi ile anlamlı veri haline getiren ROADGUARD, bu verileri yine anlık olarak Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) veritabanından sorguladı. İlk Temas: Stinger ile Başlayan Yolculuk ASELSAN'ın NATO serüveni 1990'larda Stinger Projesi ile başladı. Stinger hava savunma füzelerinin elektronik bileşenlerinin üretimiyle başlayan iş birliği, bugün denizaltı haberleşme istasyonlarının modernizasyonundan Dost Düşman Tanıma (IFF) sistemlerine ve hava savunma konsept çalışmalarına uzanan geniş bir alana yayıldı. NATO'nun tedarik ajansları NSPA ve NCIA'in ihalelerinde ASELSAN uzun yıllardır çözüm sağlıyor. Uluslararası savunma standartlarını yöneten NCIA ile imzalanan ilk haberleşme sözleşmesi, milli teknolojilerin küresel rekabet gücünü en üst düzeyde tescilledi. Somut Katkılar: İhale Zaferleri ve Çerçeve Anlaşmalar ASELSAN, IFF ihalesinde dünyanın önde gelen firmasına karşı ipi göğüsledi. Ürünü daha önce tek kaynak olarak sağlayan küresel devi geride bırakan ASELSAN, Portatif IFF Sorgulayıcı IDENTA 4000I çözümü ile ilgili olarak çerçeve anlaşma imzaladı ve birkaç ay içinde bu çözümün NATO ülkelerine teslimatları başlayacak. Bu zafer, İttifak üyelerinin gelecekteki IFF ihtiyaçlarının da ASELSAN'dan karşılanmasının önünü açtı. NATO, hava savunma mimarisini emanet ettiği beş firmadan biri olarak ASELSAN'ı seçti NSPA, Modüler Hava Savunma (GBAD) Konsept Aşaması için aralarında ASELSAN'ın da bulunduğu beş firma ile çerçeve anlaşma imzaladı. Böylece ASELSAN, NATO için tek seferlik tedarikçi değil, uzun vadeli çözüm ortağı konumuna geldi. ASELSAN NATO için Neden Önemli? ASELSAN, küresel savunma devleriyle aynı masada oturuyor. GBAD çalışmasında Airbus, Lockheed Martin UK, Raytheon ve Thales LAS ile birlikte yer alması, Türkiye'nin hava savunma teknolojisinin uluslararası tescili anlamına geliyor. 410 milyon dolarlık Polonya sözleşmesi, artan etkinin son örneği Polonya ve Romanya'da şirketleri bulunan ASELSAN, son yıllarda elektronik harp, radar ve haberleşme alanlarında yüksek tutarlı ihracat sözleşmeleri imzaladı; yakın zamanda bir NATO ajansıyla da haberleşme sistemleri sözleşmesi yapıldı. ASELSAN sistemleri birlikte çalışabilirliğini NATO tatbikatlarında kanıtladı. NATO CWIX 2025'e Hava Komuta Kontrol sistemleriyle katılan ASELSAN, müttefik sistemlerle uyumluluk testlerini başarıyla tamamladı; KOCATEPE 100 ürünü FMN Spiral 4 uyumluluğunu geçti. Bugünkü İlişkiler: Tedarikin Ötesinde ASELSAN bünyesinde NATO'ya özel birimler bulunuyor. İttifak ile ilişkilerini kurumsallaştıran ASELSAN'ın NATO nezdinde demoları, faaliyetleri ve sözleşmeleri geniş bir alanda devam ediyor. Son 3 yılda 50'yi aşkın NATO çalışma grubunda görev alındı. Standardizasyondan yeni tehditlere karşı önlemlere kadar birçok alanda İttifak'a değer katan ASELSAN; CWIX'in yanı sıra REPMUS gibi deniz tatbikatlarına da katılarak NATO'yu çok boyutlu harp sahasında destekliyor. Gelecek: Rutte'nin Ziyareti ve ÇELİKKUBBE NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: "ASELSAN, Türkiye'nin savunma sanayii devrimine öncülük ediyor." Rutte'nin ASELSAN ziyaretinin ardından yaptığı bu değerlendirme, ilişkilerin gelecekte daha parlak bir seviyeye taşınacağının işareti olarak okunuyor. İş birliğinin haberleşme, komuta kontrol ve anti-drone alanlarında büyümesi bekleniyor. NATO tedarik makamlarının pazar araştırmalarına ASELSAN'ın verdiği cevaplar doğrultusunda iş birliği hacminin artması; daha ileri vadede ÇELİKKUBBE bileşenleri ve İHA faydalı yüklerinde derinleşmesi öngörülüyor. Tamamen milli imkanlarla geliştirilen teknolojiler, ASELSAN'ın en güçlü kartları. Radar, elektronik harp, haberleşme, IFF ve ÇELİKKUBBE bileşenleri hem NATO'nun bölgesel caydırıcılık hedeflerine güç katıyor hem de Türkiye'nin İttifak'a sunduğu askeri ve politik katkıyı büyütüyor. Finansal Anlamda Rekorlar Kırılıyor ASELSAN, finansal sonuçlarıyla cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırıyor. ASELSAN, aselsaneXt programının başladığı 2024’ten itibaren çok güçlü finansal performansa imza attı. İhracat odaklı büyüme stratejisinin çıktılarını günden güne geliştiren ASELSAN’ın 2026 yılında imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri rekor kırdı. ASELSAN, Borsa İstanbul’da piyasa değeri 2 trilyon lirayı aşan ilk şirket oldu. İhracat odaklı büyüme stratejisini benimseyen ASELSAN, bu süreçte uluslararası rakiplerinden pozitif ayrışarak yatırımcıya güven sundu. ASELSAN, Ar-Ge faaliyetlerinde Türkiye lideri konumunda bulunuyor. İnovatif bakış açısıyla ileri teknolojilere yön veren ASELSAN’ın Ar-Ge alanında yakaladığı başarıda oyun değiştirici teknolojilerin payı bulunuyor. ASELSAN’ın bu performansı sadece teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda teknoloji standardı belirleyen bir aktöre dönüşümünün göstergesi olduğunu gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polonya Cumhurbaşkanı Aselsan’da Haber

Polonya Cumhurbaşkanı Aselsan’da

Ziyarette konuk Cumhurbaşkanına, Savunma Sanayii Başkanı Prof.Dr. Haluk Görgün ile ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol eşlik etti. Heyet, ASELSAN’ın başta elektronik harp olmak üzere radar, hava savunma, haberleşme ve elektro-optik alanlarında geliştirdiği milli teknolojiler hakkında kapsamlı bilgi aldı. Konuk Cumhurbaşkanı Nawrocki ziyaret sırasında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Türkiye ve Polonya’nın savunma sanayii sektörleri arasındaki iş birliği vazgeçilmezdir. İş birliği, Türkiye ve Polonya için çok önemlidir. On yıllardır stratejik ortaklar olarak birbirimize bağlıyız. Türkiye ile 2025 yılında imzaladığımız sözleşme sonrasında Türkiye ile daha güçlü bir ittifak kurmaya hazırız. Türk Silahlı Kuvvetlerinin desteği ile kurulmuş ASELSAN köklü bir şirkettir. Sizinle her zaman görüşmeye hazırız. Deneyimlerimizi paylaşmalıyız.” Cumhurbaşkanı Nawrocki ayrıca ASELSAN’ın Polonya’da gerçekleştirdiği çalışmaları ve yerel iş birliklerini takdir ettiklerini de ifade etti. Türkiye ile Polonya arasında son dönemde hız kazanan savunma sanayii iş birlikleri kapsamında ASELSAN’ın özellikle elektronik harp ve ileri savunma sistemleri alanındaki çözümleri öne çıkıyor. İki NATO müttefiki ülke arasında savunma alanındaki stratejik iş birliğinin derinleştiği, ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve operasyonel kabiliyetlerin artırılmasına yönelik yeni projelerin değerlendiriliyor. ASELSAN’ın Polonya ile yürüttüğü iş birliklerinin son halkalarından biri olarak, elektronik harp sistemlerine yönelik 2025 Aralık ayında imzalanan yaklaşık 410 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi dikkat çekiyor. Söz konusu anlaşma, Türk savunma sanayiinin Avrupa ve NATO coğrafyasının güvenliği konusundaki etkinliğini artırırken, ASELSAN’ın NATO standartlarındaki yüksek teknoloji çözümlerine duyulan güveni de ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PTT Pul Müzesi’nde Tarihe Yolculuk: 30 Bini Aşkın Ziyaretçi Haber

PTT Pul Müzesi’nde Tarihe Yolculuk: 30 Bini Aşkın Ziyaretçi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) bünyesinde hizmet veren PTT Pul Müzesi, yılın ilk üç ayında yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin ilk ve tek pul müzesi olma özelliğini taşıyan PTT Pul Müzesi’ni Ocak 2026 -Mart 2026 döneminde 30 binin üzerinde kişi ziyaret etti. “Tarihe Tanıklık Eden Koleksiyonlar” sloganıyla 22 Ekim 2013 tarihinde ziyaretçilerine kapılarını açan PTT Pul Müzesi, yalnızca pul koleksiyoncularının değil; tarih, kültür ve iletişim mirasına ilgi duyan ziyaretçilerin de uğrak noktası olmayı sürdürüyor. Tarihî Emlak ve Eytam Bankası binası restore edilerek hayata geçirilen müze, dünya çapında önemli pul müzeleri arasında yer alıyor. Açıldığı günden 2025 yılı sonuna kadar yaklaşık 675 bin ziyaretçiyi ağırlayan PTT Pul Müzesi’nde, 1863 yılında tedavüle sunulan ilk Türk pulundan günümüze kadar basılmış pullar kronolojik ve tematik olarak sergilenirken; müze koleksiyonları içerisinde yer alan pek çok pula ait sanatçı el çizimleri, pul eskizleri, prova baskı örnekleri ve yalnızca müze koleksiyonunda bulunan nadide eserler de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Müzenin sergi alanlarında ise yaklaşık 10 binin üzerinde posta pulu yer alıyor. Öte yandan müze bünyesinde; geçmişten günümüze posta ve haberleşme alanında kullanılan objeler, nostaljik posta dağıtıcı kıyafetleri, telgraf makineleri, İstiklal Harbinde PTT, Tarihten Mektuplar, “Pullarla 100 Yıl” Uygulaması, Çocuk Kulübü, Doğrudan Kişisel Pul Uygulaması ve Müze Dükkân gibi bölümler de bulunuyor. Çocuk Kulübü’nde gerçekleştirilen etkinliklerle genç nesillere pul koleksiyonculuğu ve mektup kültürü tanıtılırken, ziyaretçilere interaktif ve eğitici bir müzecilik deneyimi sunuluyor. Ziyaretleri ücretsiz olan PTT Pul Müzesi; dinî ve millî bayramlar ile resmî tatiller hariç haftanın yedi günü 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik ve Yongatek Güçlerini Birleştiriyor Haber

Empa Elektronik ve Yongatek Güçlerini Birleştiriyor

Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik San. ve Tic. A.Ş. (Empa Elektronik), yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. İmza töreni, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda düzenlendi. İmzalanan niyet mektubu kapsamında Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics’in çözümlerinin teknik destek süreçleri ve pazarlama faaliyetlerinde rol üstlenmesi değerlendiriliyor. Empa Elektronik ayrıca, Empa Ar-Ge’nin çatı markası olan ve sektör profesyonelleriyle ilk kez SAHA Expo’da buluşan TIREMO® platformunun “superset” bileşenlerine Yongatek çözümlerinin olası entegrasyonunu değerlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelmesi öngörülüyor. Türkiye’nin teknoloji ekosistemine güçlü katkı Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğunu belirterek “Yongatek Microelectronics ile oluşturacağımız sinerji, yerli teknolojilerinin pazarda yaygınlaşması açısından önemli bir itici güç olacaktır” dedi. Yongatek’in geliştirdiği yerli ve yenilikçi çip çözümlerini Empa’nın güçlü teknik altyapısı ve yaygın pazarlama ağıyla destekleyerek daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Sarpel, “Aynı zamanda bu çözümleri, Empa Ar-Ge çatısı altında geliştirdiğimiz TIREMO® platformunun kapsamlı ve genişletilebilir ‘superset’ bileşen yapısına entegre ederek, müşterilerimize daha esnek, ölçeklenebilir ve yüksek katma değerli sistemler sunacağız. Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. Çip tasarımında dışa bağımlılığı azaltma hedefi Yongatek Microelectronics CEO’su Ali Baran Empa Elektronik ile iş birliklerinin Türkiye’nin çip tasarımı konusunda dışa bağımlılığının azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı. Empa Elektronik’in sektördeki tecrübesi, yaygın pazarlama ağı ve güçlü teknik destek kabiliyetinin, Yongatek’in yerli çip tasarım kapasitesini artırma hedefine önemli bir ivme kazandıracağını belirten Baran, “Uzun yıllardır Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine önemli destekler sağlayan iki teknoloji firmasının el ele vermesi güçlü bir sinerji yaratacaktır” dedi. Deneyimli mühendis kadrosu, Ar-Ge odaklı yaklaşım Türkiye’nin sayılı çip tasarım firmalarından biri olan Yongatek Microelectronics, SIC, SoC ve FPGA tabanlı çip tasarımı, ayrıca 5G/6G haberleşme teknolojileri, yapay zekâ, görüntü işleme ve IoT çözümleri geliştiriyor. Farklı sektörler için özel entegre devreler tasarlayan şirket, özellikle haberleşme, savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya gibi alanlarda yerli teknoloji geliştirilmesine katkı sağlıyor. Deneyimli mühendis kadrosuyla Ar-Ge odaklı çalışan Yongatek, aynı zamanda Türkiye’nin yerli çip tasarım kapasitesini artırmayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen önemli teknoloji firmalarından biri olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.