Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hacettepe Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Hacettepe Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hacettepe Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik Haber

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2025 yılı eylül ayında başlatılan ve Türkiye’nin nükleer teknolojilerde önemli bir üs olarak konumlanmasını hedefleyen “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” çağrısına yanıt, IC Holding grup şirketlerinden IC Nükleer ve Endüstri’den (ICN) geldi. IC Holding, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS başta olmak üzere enerji güvenliği, karbon nötr hedefi ve teknolojik bağımsızlık vizyonu doğrultusunda nükleer faaliyetlerini ICN çatısı altında topladığını duyurmasının ardından “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile iş birliği anlaşması imzaladı. Ülkemizde ilk, dünyada ise aynı anda dört reaktörün birden inşa edildiği ilk nükleer santral olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ana yüklenicisi olmayı sürdüren IC Grubu, bu alandaki mühendislik ve uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak İTÜ’de yerli nükleer reaktör üretimi (SMR) için kurulacak teknoparkın ilk özel sektör destekçisi oldu. İş birliği, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve IC Holding CEO’su Can Çaka tarafından imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Türkiye’nin nükleer enerji vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil; aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanayide bağımsızlığı güçlendirecek stratejik bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. ICN’nin İTÜ ile kurduğu iş birliği ile şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefini somutlaştırırken, ülkemizin nükleer teknolojilerde yalnızca uygulayıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olma hedefinde de kritik bir eşik olacak. Can Çaka: “Anahtar teslim nükleer oyuncu olmayı hedefliyoruz” Türkiye’nin nükleer çağında oyun kurucu bir rol üstlenmeyi hedeflediklerini aktaran IC Holding CEO’su Can Çaka, şirketin nükleer alandaki vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu: “Dünya enerji ve teknoloji alanında yeni bir kırılma noktasından geçiyor. Nükleer teknoloji, bu dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Biz IC Holding olarak bu dönüşümün sadece bir parçası olmayı değil, yön veren oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren ve üreten bir pozisyona geçiyoruz. Nükleer endüstrinin güçlü ve kalıcı bir parçası olmayı; kendi ülkemizde özellikle odaklanacağımız 4. nesil hızlı reaktörlerin imalatını yapmayı ve bu kabiliyeti zaman içinde küresel ölçekte de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edindiğimiz EPC deneyimiyle bu alanda önemli bir yetkinlik kazandık. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimiz bunun ötesine geçmek. Artık yalnızca projelerin yüklenicisi değil; tasarımından mühendisliğine, üretiminden uygulamasına kadar tüm süreci yöneten, anahtar teslim nükleer projeler geliştirebilen entegre bir yapı kuruyoruz. İTÜ ile başlattığımız iş birliği, bu vizyonun en somut adımlarından biri. Akademi ile sanayiyi bir araya getirerek Türkiye’de gerçek anlamda bir nükleer teknoloji ekosistemi oluşturuyoruz. Amacımız yalnızca projeler geliştirmek değil; Türkiye’yi nükleer teknolojilerde üretici, ihracatçı ve küresel ölçekte referans bir ülke konumuna taşımak.” İTÜ’de nükleer teknopark: Çok paydaşlı bir ekosistem kuruluyor Nükleer enerji teknolojileri, küçük modüler reaktörler (SMR) ve ilgili mühendislik çözümleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen İTÜ nükleer teknopark, Türkiye’nin bu alandaki ilk yapılanması olacak. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Küresel ölçekte iklim değişikliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka ekseninde şekillenen dönüşümle birlikte jeopolitik ve jeoekonomik dengeler yeniden tanımlanıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde; enerji güvenliği, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir zorunluluk haline gelirken; enerji üretiminden dağıtımına kadar tüm sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiriyor. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. Bu çerçevede meseleye, enerjiye erişimin ötesinde; bu teknolojileri geliştirme, tasarlama ve yön verebilme kapasitesini inşa etme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise küresel ölçekte yeni nesil enerji sistemlerinin merkezinde yer alırken, bu alanda geliştirilen bilgi ve teknoloji kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, İTÜ olarak konuyu, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde yer alan “Yerli Modüler Nükleer Reaktör Geliştirme” hedefiyle doğrudan örtüşen bir çerçevede ele alıyoruz. Nükleer bilimi, teknolojisi ve mühendisliği konusunda en fazla ihtiyaç ise insan kaynağı odaklı. İTÜ olarak bu kapsamda lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere her düzeyde katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Prof. Dr. Hasan Mandal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji alanında ilklerine ve enlerine imza atan bir üniversite olarak, nükleer teknolojilerdeki akademik birikimimizi ileri araştırma ve teknoloji geliştirme süreçleriyle bütünleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA MARK II Eğitim ve Araştırma Reaktörü’ne ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin ilk Enerji Enstitüsü’nü kurmuş bir kurum olarak bu alandaki kurumsal sürekliliğimizi güçlendirirken aynı zamanda nükleer teknolojilerde akademik liderliği üstlenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bu süreçte IC Nükleer ve Endüstri ile başlattığımız iş birliği, akademi ve sanayinin birlikte etkiyi büyüten ve süreci hızlandıran bir çarpan etkisi olmasının yanı sıra, ülkemizin nükleer teknolojilerde üretme kapasitesini güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliğini iki kurum arasında sadece kurulan bir yapı olarak görmekle kalmayıp farklı üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve sanayi paydaşlarının dahil olduğu çok paydaşlı bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Nükleer teknolojilerde geçmişten gelen birikimimiz ile süreci reaktif bir yaklaşımın ötesinde proaktif bir anlayışla ele alıyor; akademik birikimimizden ve tabandan gelen gelişim (bottom-up) ile beslenen organik bir yapı kuruyoruz. Enerji Enstitümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla nükleer teknolojileri üniversitemizin öncelikli araştırma alanları arasında konumlandırırken, Türkiye’nin ilk Nükleer Teknoloji Geliştirme Parkı ile akademi ve sanayinin eş zamanlı üretim yaptığı, araştırmadan tasarıma, mühendislikten üretime uzanan bütüncül bir yapıyı hayata geçiriyoruz. Bu yapıyı, bilginin doğrudan uygulamaya dönüştüğü ve disiplinler arası etkileşimin süreklilik kazandığı bir ekosistem olarak kurguluyoruz. “Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği ve derinleşmesi açısından önemli bir potansiyel sunuyor.” “Birlikte Öğrenme Laboratuvarlarımız ile farklı disiplinlerden araştırmacılar ve öğrencileri ortak problem alanları etrafında bir araya getiriyor; birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını somut çıktılarla güçlendiriyoruz. Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Mükemmeliyet merkezimiz, lisansüstü programlarımız ve Türkiye’de ilk kez açılan “Nükleer Mühendislik” Yenilikçi Yandal Programımız ile bu alanda nitelikli insan kaynağını sistematik bir şekilde yetiştiriyor; araştırma kapasitemizi insan kaynağı gelişimiyle eş zamanlı olarak ileri taşıyoruz. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. İTÜ olarak bu anlayışla hareket ediyor; akademi ve sanayinin birlikte ürettiği bu ekosistemi kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürerek ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ICN’nin İTÜ ile başlattığı bu iş birliği, yalnızca iki kurum arasında kurulan bir ortaklık değil; farklı akademik kurumların da dahil olduğu geniş bir bilgi ve araştırma ağına dayanıyor. Başta Hacettepe Üniversitesi olmak üzere nükleer alanda çalışan farklı üniversitelerden akademisyenlerin de dahil olacağı bu yapı, disiplinler arası bir yaklaşımla ilerleyecek. Proje kapsamında insan kaynağı geliştirme hedefi doğrultusunda her yıl en az 10 öğrenciye araştırma bursu verilmesi planlanırken, çalışmanın yaklaşık 4 ila 8 yıl arasında bir sürede olgunlaşması öngörülüyor. Kurulacak nükleer teknopark ile yerli reaktör tasarımından mühendislik geliştirme süreçlerine, insan kaynağı yetiştirilmesinden nükleer sınıf üretim altyapısının oluşturulmasına kadar geniş bir ekosistem inşa edilmesi hedefleniyor. Akademi ile özel sektörü aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde kalıcı bir bilgi birikimi ve üretim kapasitesi geliştirmesinin de temelini oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Molped’den Kız Çocuklarının Geleceğine Güçlü Destek Haber

Molped’den Kız Çocuklarının Geleceğine Güçlü Destek

Hayat Kimya ve Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü (TEGM) iş birliğinde, kız çocuklarının güçlenmesini ve fırsat eşitliğini merkeze alan ‘Bir Kız Bin Umut’ Fırsat Eşitliği Gelişim Programı’nı başlatıyor. Hayat Kimya’nın kadın kişisel bakım markası Molped, ‘Her Alanda Fırsat Eşitliği’ yaklaşımıyla başlatacağı bu programla; kız çocuklarının biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişim alanlarında bütünsel bir sosyal yatırım modeli ile desteklenmesini amaçlıyor. İlk yılında Bitlis, Hakkari, Kastamonu, Muş, Erzurum, İstanbul, Isparta ve Şanlıurfa olmak üzere 8 ilde ve 40 okulda başlayacak program kapsamında 7. ve 8. sınıf düzeyinde 10 bine yakın kız öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Alanında uzman akademisyenlerle oluşturulan eğitim içeriklerinin, 8 ildeki 8 sağlık uzmanı ve 40 rehber öğretmen aracılığıyla aktarılarak genç kızların gelişim süreçlerine katkı sağlanması amaçlanıyor. Hayat Kimya Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın ev sahipliğinde gerçekleşen basın toplantısında programın yol haritası kamuoyu ile paylaşıldı. Programın danışma kurulunda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D. / Ergen Sağlığı Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinem Akgül, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık A.B.D. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Haskan Avcı yer alıyor. “Ergenlik döneminde bütüncül destek, öğrencilerin iyi olma halini ve eğitim motivasyonunu güçlendiriyor” Hayat Kimya Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın, programla ilgili şunları söyledi: “Ergenlik dönemi; biyolojik değişimlerin yanı sıra psikolojik ve sosyal gelişimi de etkileyen çok boyutlu bir süreç. Bilimsel çalışmalar, bu dönemde doğru bilgiye erişim ve güvenli rehberlik desteğinin öğrencilerin iyi olma halini, okul motivasyonunu ve eğitim hayatındaki sürekliliğini olumlu yönde etkilediğini ortaya koyuyor. Biz de bu program ile kız çocuklarının gelişimini bütüncül şekilde desteklemeyi hedefliyoruz. Ayrıca, projenin ikinci fazında programa katılan kız öğrencilere eğitim bursu sağlamayı amaçlıyoruz.” “Eğitimlerde hedef: Erken sinyalleri tanımak” Programın danışma kurulunda yer alan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız ergenlik döneminin hormonal sistemin yaşam boyu en hızlı değiştiği dönem olduğunu vurgulayarak, ‘’Ergenlik dönemi hormonal sistemin yaşam boyu en hızlı değiştiği dönem. Ancak pek çok genç kız yaşadığı değişimlerin normal mi yoksa bir sağlık sinyali mi olduğunu ayırt edemiyor. Ergenlikte hormonal sistem yeniden yapılanıyor ve bu süreç her kız çocuğunda farklı ilerleyebiliyor. Bilimsel çalışmalar, ergenlik döneminde kız çocuklarında: bazı hormon düzeylerinin çocukluk dönemine kıyasla belirgin artış gösterdiğini, regl döngüsünün ilk yıllarda tam olgunlaşmadığını, ilk adetten sonraki ilk 2–3 yılın hormonal denge kurma süreci olduğunu ortaya koyuyor. Hormonlar ilk kez bu kadar yoğun ve dalgalı çalışıyor. Ergenlikte fark edilmeyen hormonal sorunların uzun vadeli etkileri olabiliyor. Bir Kız Bin Umut programı kapsamında verilen eğitimlerde genç kızların vücudun verdiği sinyalleri zamanında fark edebilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu sayesinde kız çocuklarının, yaşadıkları değişimleri geciktirmeden sağlık profesyonelleriyle paylaşmalarını amaçlıyoruz.’’ dedi. “Bu program, genç kızların ergenlik yolculuğunu korkuyla değil, bilgi ve güçlenmeyle geçirmesi için hayata geçirildi” Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D. / Ergen Sağlığı Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinem Akgül, program sayesinde gençler yalnızca bilgi edinmeyeceğini, günlük yaşamlarında kullanabilecekleri somut sağlık ve öz bakım becerileri kazanacaklarının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz bu programla yalnızca bilgi vermiyoruz. Genç kızların; kendi bedenini anlayan, duygularını tanıyabilen, öz bakım alışkanlıkları gelişmiş, gerektiğinde destek istemekten çekinmeyen güçlü bireyler olarak büyümelerini destekliyoruz. Bilgi yalnızca öğrenmek için değil, güçlenmek için gereklidir. Doğru bilgi, kaygıyı azaltır, özgüveni artırır ve sağlıklı kararlar almanın temelini oluşturur. Her genç kızın bedenini tanıma, sağlıklı gelişme ve kendine güvenle büyüme hakkı var. Bu program, genç kızların ergenlik yolculuğunu korkuyla değil, bilgi ve güçlenmeyle geçirmesi için hayata geçirildi. “Genç kızları anlayan, dinleyen, onlara değer vererek güçlenmelerine yardımcı olan her eğitim yaklaşımı; eşit, sağlıklı ve umut dolu bir toplumun temelini oluşturacaktır” Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık A.B.D. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Haskan Avcı ise program hakkında şunları söyledi: “Ergenlik dönemi kız çocuklarımızın değişip büyüyerek yetişkinliğe giden yolda önemli adımlar attıkları ve önemli kararlar aldıkları bir evredir. Bu evrenin var olan potansiyeli hayata geçirerek sağlıklı adımlar ve kararlarla ilerleyebilmesinde, genç kızların psikolojik anlamda desteklenmesi ve onlara sunulacak rehberlik kritik öneme sahip. Okullarda psikolojik danışmanlarımızın desteğiyle uygulanacak olan grup rehberliği etkinliklerimiz, kendini ve duygularını tanıma, duygu düzenleme, iletişim, empati, çatışma yönetimi, stresle baş etme, iş birliği ve karşılıklı destek, sorumluluklar, zaman yönetimi, kariyer hedefleri, mesleki yetenek ve ilgiler gibi konuları içeriyor. Böylece genç kızlarımızın kişisel sosyal, akademik ve mesleki alanlarda güçlenerek kendini gerçekleştirme yolunda bilinçli adımlar atmalarını ve var olan potansiyellerini keşfetmelerini amaçlıyoruz. Unutmayalım ki genç kızları anlayan, dinleyen, onlara değer vererek güçlenmelerine yardımcı olan her eğitim yaklaşımı; eşit, sağlıklı ve umut dolu bir toplumun temelini oluşturacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dr. Serhan Yılmaz, Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oldu Haber

Dr. Serhan Yılmaz, Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oldu

Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Serhan Yılmaz oldu. Teknoloji dünyasındaki küresel deneyimi, akademik derinliği ve çok yönlü liderlik kimliğiyle tanınan Dr. Serhan Yılmaz, 2 Şubat itibariyle Doğuş Teknoloji’nin AI ve veri odaklı dönüşümüne liderlik edecek. Turkcell, IBM, SAP, NTT Data ve son olarak Google gibi şirketlerde üstlendiği yönetim rolleriyle sektörde güçlü bir iz bırakan Serhan Yılmaz, Doğuş Teknoloji’deki görevine ek olarak Doğuş Grubu Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CDO) rolünü de üstlenecek. “Veri ve Yapay Zeka Alanındaki Tecrübesiyle Doğuş Teknoloji’ye Değer Katacak” Dr. Serhan Yılmaz’ın Doğuş Teknoloji’ye katılmasıyla ilgili görüş bildiren Doğuş Teknoloji CEO’su Semih İncedayı, “Doğuş Teknoloji olarak en büyük sermayemizin, teknolojiyi insan odaklı bir değer önerisine dönüştürebilen yetkinliklerimiz olduğuna inanıyoruz. Dr. Serhan Yılmaz, bu kültürü ileriye taşıyacak liderlik yaklaşımı ve veri ile yapay zeka alanındaki derin tecrübesiyle şirketimize önemli katkılar sağlayacaktır. Kendisinin vizyonunun, Doğuş Teknoloji’nin yapay zeka odaklı yenilikçi iş yapış biçimiyle bütünleşerek ekosistemimize değer katacağına inanıyoruz. İnsan ve etik odağını merkeze alan duruşumuzu daha da güçlendirecek bu yolculukta kendisine hoş geldin diyor, yeni görevinde başarılar diliyorum.” dedi. Mühendislikten Hukuka, Teknolojiden Hikaye Anlatıcılığına Uzanan Çok Yönlü Bir Kariyer Eğitim hayatına Endüstri Mühendisliği ve İşletme (Yandal) lisans dereceleriyle başlayan Dr. Serhan Yılmaz, disiplinler arası yetkinliklerini Hacettepe Üniversitesi Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı, İsviçre International MBA Institute Management Derecesi ve Harvard Üniversitesi Ticaret Hukuku programlarıyla güçlendirdi. Akademik yolculuğunu Conley American Üniversitesi’nde tamamladığı İşletme Yönetimi Doktora Programı ile taçlandıran Yılmaz, iş dünyasında 20 yılı aşkın süredir global ölçekte sorumluluklar üstleniyor. Kariyeri boyunca Turkcell, IBM, SAP ve NTT Data bünyesinde çeşitli ülke ve global yönetim pozisyonlarında bulunan Yılmaz, 2022 yılından bu yana Google Cloud Ülke Kanal Lideri olarak görev yapıyordu. Kurumsal ve akademik başarılarının yanı sıra “hikaye anlatıcısı” ve eğitmen kimliğiyle de bilinen Dr. Serhan Yılmaz, 10+ TEDx sahnesinde ve seksenin üzerinde üniversitede konuşmacı olarak yer aldı. Eğitim programlarıyla yüz binden fazla katılımcıya, dijital platformlarda ise bir milyondan fazla izleyiciye ulaşan Yılmaz, aynı zamanda “Yaşamak Geçerken” kitabının yazarıdır. Sektörel gelişime katkısını MÜDEK (Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği) bünyesinde 8 yıldır sürdürdüğü değerlendirici göreviyle pekiştiren Yılmaz, sivil toplum kuruluşlarında da aktif roller üstlenmektedir. Halen Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyeliği, Türkiye Satış ve İş Geliştirme Derneği Başkan Yardımcılığı, TÜSİAV Başdanışmanlığı, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Danışmanlığı ve Darüşşafaka Cemiyeti Teknoloji Komisyonu Liderliği görevlerini yürütmektedir. Lisanslı voleybol, kayak ve yol bisikleti sporcusu olan Dr. Serhan Yılmaz, evli ve bir çocuk babasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FNSS Savunma Sistemleri’nde Bayrak Devri Haber

FNSS Savunma Sistemleri’nde Bayrak Devri

1 Ocak itibarıyla görevini devreden Kadir Nail Kurt, FNSS’de 18 yıl boyunca sürdürdüğü liderliği ile FNSS ve Türk Savunma Sanayii’ne önemli katkılarda bulunmuştur. FNSS’deki kariyerine Savunma Sanayii Başkanlığı’nın ilk projesi olan Zırhlı Muharebe Araçları Projesi ile başlayan Nail Kurt; CEO’luk döneminde birçok “ilk”e imza atmıştır. Kurt’un yönetiminde; TSK envanterine giren Türkiye’nin ilk özgün tasarım zırhlı kara araçları projeleriyle, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaç duyduğu kritik platformların hayata geçirilmesine öncülük edilmiştir. Kurumsallaşma sürecini başarıyla yürüten ve şirket öz kaynaklarıyla sürdürülen Ar-Ge projelerine büyük önem veren Kurt, FNSS’i bugün sektörün en geniş ürün portföyüne sahip, önde gelen kara sistemleri şirketi konumuna taşımıştır. Görevi devralan Selim Baybaş, 27 yılı aşkın üst düzey yöneticilik kariyerinde DaimlerChrysler, Sabancı Holding, İnci Holding, Doğan Holding ve Nurol Holding bünyesinde stratejik görevler üstlenerek, vizyoner liderliğiyle, farklı sektörlerdeki firmaları önemli başarılara taşımıştır. Son olarak 2019–2025 yılları arasında Nurol Teknoloji’de CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Baybaş, şirketin yeni yatırımlar ve stratejik ortaklıklarla büyümesine liderlik etmiştir. Baybaş’ın yönetiminde; Ar-Ge, inovasyon, operasyonel verimlilik, satış, sürdürülebilir kâr ve ihracat alanlarında gerçekleşen kapsamlı dönüşüm sayesinde Nurol Teknoloji, alanında öncü ve güçlü bir marka konumuna taşınmıştır. 2023 yılında gerçekleştirdiği stratejik büyüme yolculuğunda, ABD’de kurulan Nurol Technology USA ve Almanya’nın köklü seramik-toz hammadde üreticisi IndustrieKeramik Hochrhein (IKH) şirketinin Nurol Teknoloji bünyesine katılmasıyla dikey entegrasyon stratejisini başarıyla gerçekleştirmiştir. Nurol Teknoloji, Baybaş liderliğindeki yolculuğunda ileri teknik balistik seramiklerle yeni nesil zırh sistemlerine öncülük ederek Türk Savunma Sanayii’ne önemli kabiliyetler kazandırmıştır. FNSS’de CEO değişikliğini değerlendiren, Nurol Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuz Çarmıklı küresel büyüme ve dönüşüm odaklı yönetim anlayışına dikkat çekti: “Bu değişiklik, FNSS’nin küresel varlığını güçlendirme, dijital dönüşümü hızlandırma ve ürün portföyünü genişletme hedeflerini içeren uzun vadeli stratejisinin doğal bir parçasıdır. FNSS’de bayrağı devralan, Selim Baybaş; güçlü liderlik vizyonu, küresel tecrübesi ve dönüşüm odaklı yönetim anlayışıyla topluluğumuzun sürdürülebilir büyüme hedeflerine önemli katkılar sunmuştur ve FNSS’de üstlendiği yeni sorumlulukla bu katkıyı daha da ileri taşıyacaktır. Kendisini tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyoruz. 38 yıldır Nurol Holding ailesinin değerli bir üyesi olan ve 18 yıl boyunca FNSS’nin liderliğini üstlenen Nail Kurt’a çok değerli katkıları için teşekkür ediyoruz.” dedi. Selim Baybaş liderliğinde, FNSS Savunma Sistemleri A.Ş., köklü tarihi, güçlü mühendislik yetkinlikleri ve yenilikçi vizyonu doğrultusunda; ileri teknolojiler odağında büyümesini sürdürecek, küresel rekabet gücünü artırmaya ve uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam edecektir. Selim Baybaş Hakkında 1974 doğumlu Selim Baybaş, Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra MBA derecesini 2000 yılında Bilkent Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Kariyerine Finansbank Hazine Bölümü’nde başlamış olup, 2001 yılından itibaren DaimlerChrysler şirketinde Satış Sonrası, Bayi Geliştirme ve Pazarlama Stratejisi alanlarında yönetici olarak görev almıştır. 2006 yılında Temsa Global’de Operasyon ve Tedarik Zinciri Müdürlüğü görevini yürüten Selim Baybaş, 2008 yılında Temsa Europe NV’de Uluslararası Müşteri Hizmetleri Başkanı ve Temsa Austria GmbH Ülke Müdürü olarak görev yapmıştır. 2010–2015 yılları arasında İnci Holding’de Holding İcra Kurulu üyeliği ile grup şirketlerinde Yönetim Kurulu Başkanlığı ve üyelikleri üstlenmiştir. 2015–2019 yılları arasında Borsa İstanbul’da halka açık Çelik Halat ve Tel San. A.Ş. ile Ditaş Doğan Yedek Parça İmalat ve San. A.Ş. şirketlerinde Yönetim Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Murahhas Aza ve İcra Kurulu Başkanı görevlerini yerine getirmiştir. 2019 yılı Ekim ayında Nurol Teknoloji ve Nurol Solar şirketlerinin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başlamış olup, Nurol Teknoloji tarafından satın alınan Alman IKH GmbH ile ABD’de kurulan Nurol Technology US LLC şirketlerinde de Murahhas Aza olarak görev yapmaktadır. Kariyeri boyunca “Dönüşüm Yöneticisi” vizyonuyla hareket eden Selim Baybaş, görev aldığı şirketlerde küresel operasyonları genişleterek güçlü bir finansal büyüme başarısına imza atmıştır. Altı yıllık sürede Nurol Teknoloji; gerek Türk emniyet güçlerinin gerekse müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını tamamı patentle korunan ürünleriyle karşılamış, Türkiye’nin savunma sanayii ihracat hacmine önemli katkılar sağlamıştır. Nurol Teknoloji’deki Genel Müdürlük görevini 2025 yılı Eylül ayında devretmiş ve 1 Ocak 2026 itibarıyla FNSS’de CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi görevini üstlenmiştir. Yönetici akademisyen Gonca Börekçi Baybaş ile evlidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank Yönetim Kurulu'nda Yeni Atama Haber

Alternatif Bank Yönetim Kurulu'nda Yeni Atama

Kurumsal yönetim ilkelerine bağlılığı ve güçlü yönetim kadrosuyla Türkiye'deki faaliyetlerine kararlılıkla devam eden Alternatif Bank'ın Yönetim Kurulu'nda yeni bir atama gerçekleşti. Banka tarafından yapılan açıklamada; yasal bildirimlerin tamamlanmasını takiben Belma Özmen'in Denetim ve Mevzuata Uyum Komitesi Başkanı göreviyle Yönetim Kurulu üyeliğine atanacağı paylaşıldı. Yönetim Kurulu'ndaki bu değişiklikle birlikte Belma Özmen, Denetim ve Mevzuata Uyum Komitesi Başkanlığının yanı sıra Risk Komitesi üyeliği görevini de üstlenecek. 40 yılı aşkın kariyerinin büyük bir bölümünü JP Morgan'da geçiren Özmen, krediler, operasyonlar ve iç sistemler gibi bankacılığın kritik alanlarında yönetim sorumlulukları üstlenmiştir. JP Morgan'da son olarak Müdürler Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Kendisi, son 6 yıldır ise Standard Chartered'da Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı görevini yürütmüştür. Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan, atamaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Üst düzey bir profesyonel olan Belma Özmen'in Yönetim Kurulumuza katılmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Sayın Özmen, uzun yıllara dayanan uluslararası tecrübesiyle bankacılığın farklı alanlarında önemli başarılara imza atmış bir isim. Bu değerli birikimin, güçlü kurumsal yönetim yapımızın daha da pekişmesine ve iç sistemler alanındaki çalışmalarımıza stratejik katkılar sağlayacağına inanıyorum. Atamanın Bankamız için hayırlı olmasını diliyor, kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum." Belma Özmen Kimdir? Belma Özmen, 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Ekonomi lisans eğitimini tamamlamış ve Türkiye İş Bankası'nda ekonomist olarak kariyerine başlamıştır. 1987'de JP Morgan Türkiye'de göreve başlayan Özmen, krediler, operasyonlar ve iç sistemler gibi bankacılığın kritik alanlarında yönetim sorumlulukları üstlenmiştir. JP Morgan'da son olarak Müdürler Kurulu Başkanlığı yapmıştır. Kendisi, son 6 yıldır ise Standard Chartered'da Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı görevini yürütmüştür. Bankacılığın birçok alanında engin deneyim ve bilgi birikimine sahip olan Belma Özmen, Kasım 2025'te Alternatif Bank Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim ve Mevzuata Uyum Komitesi Başkanı olarak göreve başlamıştır.

Türk Ürologlar, Robotik Cerrahide Dünya Klasmanında Haber

Türk Ürologlar, Robotik Cerrahide Dünya Klasmanında

Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği (IURES) Başkanı Prof. Dr. Fatih Atuğ, Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği’nin (International UrologicResearchSociety-IURES) Hilton Dalaman Sarıgerme Muğla’da, 6-9 Kasım tarihlerindedüzenlediği 2025 Yıllık Kongre IURES 2025 KONGRESİ’nde alanlarında dünya lideri ulusal ve uluslararası bilim insanlarının yer alacağını söyledi. Kongrede, “Canlı Cerrahiler, Konuşmalar, Paneller, Video Oturumları, Sözlü ve Poster Sunumları ve Uygulamalı 3D ve Robotik Kurslar” ile yeni bilimsel çalışmaların yer alacağı bilgisini veren Atuğ, yapay zeka teknolojilerinin de bu alanda kullanıldığını aktardı. Kongre merkezinden robotik sistem kullanılarak operasyonun yapıldığı ameliyathaneye canlı bağlantı gerçekleştirileceğini belirten Atuğ, “Kongrede, dünya genelinde kullanılan tüm mevcut robotik cerrahi sistemleri bir arada sunulacaktır. Üroloji ameliyatlarında kullanılan robotlar, yakından incelenebilecek ve deneyimleme fırsatı sunulacaktır.” Dedi. Atuğ, “Türkiye ve Türk cerrahlar, artık robotik cerrahide yabancı meslektaşlarına başarılı operasyon örnekleriyle bu alanda tıbba ivme kazandırmakta ve öncü rol oynamaktadır.” Değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği (IURES) Başkan Yardımcısı ve IURES 2025 Kongre Başkanı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Huri de kongreye toplamda yaklaşık 500 bilim insanının katıldığını aktararak, “Konuşmacılar dahil 475 yerli, yurt dışından ise 25 konuşmacı katılım sağlamaktadır.” dedi. Kongre süresince toplam 15 oturum ve 11 kurs düzenleneceğini dile getiren Huri, “Ayrıca iki gün boyunca uygulamalı (hands-on) eğitim programı gerçekleştirilecek. Bu eğitimlerde katılımcılar robotik cerrahi, endoürolojik teknikler ve lazer uygulamaları gibi konularda birebir deneyim kazanma fırsatı sağlanacaktır.” bilgisini paylaştı. Kongrede toplam 5 canlı cerrahi gerçekleştirileceğini de anlatan Huri, “Canlı cerrahiler sırasında, oturum moderatörleri aracılığıyla katılımcılardan gelen sorular anlık olarak iletilecek ve cerrahlar tarafından yanıtlanacak. Böylece eğitimsel içerik ve etkileşim eş zamanlı sürdürülecektir.” diye konuştu. Prof. Dr. Huri, bu alanda Türk hekimlerinin başarısına değinerek, “Türk hekimleri, artık robotik cerrahide yalnızca uygulayıcı değil, eğitici konumundadır.” değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği (IURES) Genel Sekreteri ve IURES 2025 Kongre Başkanı Prof. Dr. Erdem Canda ise “Türk ürologlar, başta robotik renal transplantasyon, radikal prostatektomi, taş cerrahisi ve rekonstrüktif cerrahi olmak üzere birçok alanda dünya çapında deneyim sahibi olmuş, eğitim veren bir konuma ulaşmıştır.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.