Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hafif Ticari

Kapsül Haber Ajansı - Hafif Ticari haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hafif Ticari haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan, FIAT CEO’su Arnaud Belloni ve Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu'nun yanı sıra bayi ve tedarikçi temsilcileri ile Tofaş çalışanlarının katıldığı törenle banttan indirilen ilk model; Türkiye hafif ticari araç pazarının en önemli modellerinden biri olan Fiat Dobló oldu. K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. İstihdam hedefi 1.000 kişi olan ve 100'e yakın yerel tedarikçiyi bir araya getiren proje, Türkiye otomotiv sanayiinin üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıran önemli bir yatırım hamlesi olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesileysiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault Trucks FEST Üçüncü Kez Türkiye Yollarında Haber

Renault Trucks FEST Üçüncü Kez Türkiye Yollarında

23 Ekim’de Bursa’da tamamlanacak Renault Trucks FEST, ağır ticari araçlardan hafif ticari araçlara uzanan genişleyen araç gamını taşımacılık profesyonelleriyle buluştururken eğlenceli aktiviteleri ile de büyük ilgi görüyor. Renault Trucks’ın taşımacılık profesyonelleriyle şehir şehir buluştuğu Renault Trucks FEST, üçüncü yılında genişleyen araç segmentleri ve yenilenen etkinlikleriyle Türkiye turuna devam ediyor. İlk kez 2024’te düzenlenen ve gelenekselleşen FEST, bu yıl da Renault Trucks dünyasını taşımacılık profesyonelleri, sürücüler ve filo yöneticileriyle bir araya getiriyor. 29 Eylül’de İstanbul Hadımköy’de başlayan Renault Trucks FEST, İzmit, İzmir, Antalya ve Konya etaplarını tamamladı. Her durakta Renault Trucks’ın teknoloji, güvenlik, konfor ve verimlilik odaklı çözümlerini farklı deneyimlerle buluşturan etkinlik, interaktif oyunları ve festival atmosferiyle de katılımcılara keyifli anlar yaşatıyor. Renault Trucks FEST’in ailesi Master Red EDITION ile büyüyor Renault Trucks FEST’in üçüncü yılında en önemli yeniliklerden biri, Renault Trucks Türkiye’nin ürün gamına bu yıl katılan Master Red EDITION oluyor. Böylece 16 ton ve üzeri araç gamında Renault Trucks T, T High, C, K ve D serilerinin yanı sıra hafif ticari araç segmentinde de Master Red EDITION da FEST yolculuğuna katılıyor. Renault Trucks’ın hafif ticari araç segmentindeki yeni temsilcisi, FEST boyunca yalnızca ürün özellikleriyle değil, bu özellikleri eğlenceli bir deneyime dönüştüren aktivitelerle de öne çıkıyor. Renault Trucks Türkiye, Master Red EDITION ile ağır ticari araç alanındaki uzmanlığını hafif ticari araç segmentine de taşıyarak profesyonel müşterilerine sunduğu çözüm alanını genişletiyor. Şasi kabin ve panelvan versiyonlarıyla farklı ticari kullanım ihtiyaçlarına yanıt veren Master Red EDITION; lojistikten dağıtıma, belediye hizmetlerinden saha operasyonlarına kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. Master Red EDITION’ın Renault Trucks FEST’e katılmasıyla ziyaretçiler, Renault Trucks’ın farklı operasyonların ihtiyaçlarına yönelik sunduğu çözümleri aynı etkinlik çatısı altında deneyimleyebiliyor. Ağır ticari araçlardan hafif ticari araçlara uzanan geniş ürün ailesi, Renault Trucks’ın profesyonel taşımacılığın farklı ihtiyaçlarına yönelik yaklaşımını FEST boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerine taşıyor. Özellikle Master Red EDITION’ın geniş yükleme hacmine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen koli yükleme aktivitesi, en fazla ilgi gören etkinliklerden biri oluyor. Katılımcılar, kolileri aracın yükleme alanına yerleştirmeye yönelik oyunla Master Red EDITION’ın sunduğu kullanım alanını eğlenceli ve etkileşimli bir şekilde keşfetme fırsatı buluyor. Renault Trucks dünyası, Türkiye turunda deneyim ve eğlenceyle buluşuyor Farklı etkinlikler ve sürprizlerle renklenen FEST, sadece araç özelliklerinin paylaşıldığı değil, katılımcıların bu özellikleri deneyimin bir parçası olarak keşfettiği bir buluşma olarak yoluna devam ediyor. Tamamlanan beş şehirde taşımacılık profesyonelleri, sürücüler ve filo yöneticileri; Renault Trucks ve yetkili bayi ekipleriyle bir araya gelirken, farklı taşımacılık ihtiyaçlarına yönelik sunulan çözümleri de yakından deneyimledi. 10 şehirde Renault Trucks FEST Renault Trucks FEST, Mersin, Adana, Diyarbakır, Ankara ve Bursa’da taşımacılık profesyonelleriyle buluşmaya devam edecek. FEST’in üçüncü Türkiye turu, 23 Ekim’de Bursa’da sona erecek. Toplam 10 ili kapsayan organizasyon boyunca Renault Trucks, yetkili satış ve servis bayileriyle birlikte müşterileri ve sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek hem genişleyen ürün ailesini hem de Renault Trucks dünyasının sunduğu deneyimleri paylaşmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti Haber

Maysan Mando Ağır Ticaride Vites Yükseltti

Türkiye ve Avrupa’da ağır ticari araç segmentindeki güçlü konumunu sürdüren Maysan Mando, yeni kataloğuyla farklı marka ve model gruplarındaki ürün kapsamını daha da genişletti. Güvenilir performans, sürüş konforu ve uzun ömürlü kullanım odağıyla geliştirilen yeni amortisörler; OEM ve çapraz referans kodlarıyla birlikte katalogda yerini aldı. Ağustos 2026 Ağır Ticari Yeni Ürün Kataloğu; DAF, IVECO, MAN, Mercedes-Benz, Renault Trucks, Scania ve Volvo gibi global ağır ticari araç üreticilerinin yanı sıra Gigant, SAF, Schmitz Cargobull, Steyr ve Trabosa uygulamalarına yönelik yeni amortisör referanslarını kapsıyor. Yeni ürünler arasında DAF 75 FAT ve LF 45; IVECO Eurocargo, Daily, Stralis ve Trakker; MAN TGA, TGS, TGX, TG Serisi, F90 ve M90; Mercedes-Benz Actros ve Actros MP2/MP3; Renault Trucks Midlum ve D serisi; Scania S730, R580 ve PGRT ile Volvo FH, FH12 ve farklı otobüs uygulamalarına yönelik çözümler bulunuyor. OEM standartları doğrultusunda geliştirilen ürünler, Maysan Mando’nun ağır ticari araçların farklı kullanım koşulları ve performans beklentilerine yanıt veren ürün portföyünü daha geniş bir araç parkına ulaştırıyor. Ağır Ticari Araçlarda Türkiye ve Avrupa’daki Gücünü Büyütüyor Ağır ticari araç segmentinde Türkiye ve Avrupa’nın önemli amortisör üreticileri arasında yer alan Maysan Mando, global ana sanayi üreticileriyle yürüttüğü iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. Şirket, Almanya’da Schmitz, SAF-Holland ve BPW Grubu’nun ana tedarikçileri arasında bulunurken; Türkiye’de Daimler, Ford, Anadolu Isuzu, Otokar, BMC ve Karsan gibi ticari araç üreticilerine yönelik üretim gerçekleştiriyor. Hem doğrudan OEM üretim hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışındaki bayi ağı üzerinden yenileme pazarına ürün sağlayan şirket, üretiminin yüzde 68’ini OEM müşterilerine, yüzde 32’sini ise aftermarket pazarına sunuyor. Yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 75’ten fazla ülkeye ihraç eden Maysan Mando, rekabet avantajına sahip olduğu coğrafyalardaki varlığını güçlendirirken yeni pazarlara yönelik iş geliştirme çalışmalarını da sürdürüyor. Yeni Ürün Geliştirmede Ar-Ge ve İleri Valf Teknolojileri Öne Çıkıyor Maysan Mando’nun ürün gamındaki büyümenin arkasında şirketin Ar-Ge, mühendislik ve ürün doğrulama kabiliyetleri bulunuyor. Yeni ürünlerin tasarımından sanal doğrulamaya, statik ve dinamik dayanım testlerinden ömür testlerine kadar ürün geliştirme sürecinin önemli aşamalarını kendi bünyesinde gerçekleştiren şirket, bu yetkinliği sayesinde değişen pazar ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebiliyor. Maysan Mando, gelecek nesil amortisör teknolojileri kapsamında araç performansını geliştirmeye yönelik yenilikçi valf teknolojileri üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Araç seviyesinde test aşamasına taşınan bu teknolojilerin yanı sıra, otomotiv sektöründeki yeni eğilimlere paralel olarak ürün ağırlığını artırmadan sürüş konforunu ve yolcu güvenliğini geliştirecek amortisör sistemlerine yönelik Ar-Ge faaliyetleri devam ediyor. Şirket ayrıca tuning kamyonlarıyla araç test pistlerinde yerinde prototip geliştirme kabiliyetine sahip bulunuyor. Farklı valf kombinasyonlarının ve amortisör prototiplerinin gerçek araç koşullarında denenmesine imkân sağlayan bu yapı, ürün geliştirme süreçlerinin doğrudan saha verileriyle desteklenmesine katkı sağlıyor. İleri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekliyor Maysan Mando, ileri mühendislik ve Ar-Ge çalışmalarını dijital dönüşüm stratejisiyle destekleyerek üretim süreçlerinde verimlilik, kalite ve rekabet gücünü artırmaya odaklanıyor. Endüstri 4.0 uygulamaları, veri odaklı üretim sistemleri ve akıllı üretim teknolojileri, şirketin dijital olgunluk seviyesini “akıllı şirket” düzeyine taşıma hedefinin önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Bu doğrultuda üretimden ürün geliştirmeye kadar uzanan süreçlerde dijital teknolojilerin sunduğu imkânların daha etkin kullanılması amaçlanıyor. Otomotiv endüstrisinde giderek önem kazanan yapay zekâ ve ileri veri analitiği teknolojileri de Maysan Mando’nun dijital dönüşüm vizyonunda önemli bir potansiyel taşıyor. Özellikle üretim verilerinin analiz edilmesi, kalite kontrol süreçlerinin geliştirilmesi, olası üretim hatalarının önceden tespit edilmesi ve bakım ihtiyaçlarının öngörülmesi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümler, daha esnek ve verimli bir üretim altyapısının oluşturulmasına katkı sağlayabilecek teknolojiler arasında değerlendiriliyor. Mühendislik yetkinliklerinin yeni nesil teknolojilerle desteklenmesi, ürün geliştirme süreçlerinin hızlandırılması ve değişen küresel pazar ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi, şirketin uzun vadeli büyüme vizyonunun temel unsurları arasında bulunuyor. Yeni Ürün Referanslarıyla Aftermarket Pazarındaki Kapsama Alanı Genişliyor Maysan Mando, son dönemde hem binek ve hafif ticari hem de ağır ticari araçlar için yeni ürün geliştirme çalışmalarına hız verdi. Şirket, binek ve hafif ticari grubunda 90 farklı ürünü, ağır ticari grubunda ise 65 farklı yeni ürün referansını ürün gamına dahil etmiş durumda. Ağustos 2026 kataloğunda duyurulan 35 yeni ağır ticari ürün referansı da bu genişleme stratejisinin güncel adımlarından birini oluşturuyor. Ürün çeşitliliğindeki artış, Maysan Mando’nun farklı araç parklarına ve pazar ihtiyaçlarına daha geniş bir portföyle yanıt vermesini sağlarken, şirketin yenileme pazarındaki büyüme hedeflerini de destekliyor. Binek, hafif ticari ve ağır ticari araçlara yönelik geliştirilen amortisör teknolojilerinde dayanıklılık, güvenilir performans, sürüş güvenliği ve konfor temel geliştirme kriterleri arasında yer alıyor. ### Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. ### Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai, Yeni BAYON ve TUCSON’u Paris Otomobil Fuarı’nda Görücüye Çıkardı Haber

Hyundai, Yeni BAYON ve TUCSON’u Paris Otomobil Fuarı’nda Görücüye Çıkardı

Hyundai, Paris Otomobil Fuarı’nda Yeni BAYON’un dünya prömiyeri başta olmak üzere üç önemli modelin tanıtımını gerçekleştirdi. Tamamen yenilenen B-SUV modelinin global tanıtımının yanı sıra Hyundai, Avrupa ürün gamının merkezini güçlendiren Avrupa versiyonu TUCSON ve TUCSON N Line’ı da sundu. Marka ayrıca tamamen elektrikli hafif ticari aracı STARIA Cargo’yu sergiledi. Şirketin Avrupa’daki büyümesinin yeni aşamasını temsil eden yeni SUV modellerinin tanıtımı ve yeni müşteri segmentlerine girişi, bölgede yürütülen önemli stratejik marka girişimleriyle desteklendi. Bunlar arasında Hyundai’nin UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak futbolseverler ve müşterilerle bağ kurma hedefi ile Waymo ortaklığının uluslararası pazarlara genişletilmesi olasılığı yer alıyor. Avrupa’da, Avrupalı müşteriler için tasarlanıp geliştirilen ve bugünlerde bayilerde yerini alan Yeni IONIQ 3’ün de bulunduğu Hyundai standı, markanın Avrupa’daki büyümeye yönelik stratejik odağını ve mobilitenin geleceğine ilişkin vizyonunu yansıtıyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve Global CEO’su José Muñoz, “Hyundai, yaklaşık 50 yıldır Avrupa’da otomobil satıyor. Bu süre içinde müşterilerimiz araçlarımıza ve güvenilir servis ağımıza güven duymaya başladı. Bugün Avrupa’da sattığımız araçların yaklaşık yüzde 80’i Avrupa’da üretiliyor. Yerelleşmeye devam ederken 2030 yılına kadar burada yaklaşık 3 milyar euro yatırım yapmış olacağız. Yeni BAYON ve TUCSON, Avrupalı müşterilerin istediği ve değer verdiği teknoloji ve özelliklerle bu bölge için tasarlandı ve geliştirildi” dedi. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise, “Paris’teki varlığımız, Hyundai’nin Avrupa’daki hedeflerinin açık bir göstergesi. Önemli model prömiyerleri, markamızı milyonlarca insana daha da yaklaştıran ortaklıklar ve bölgede devam eden yatırımlarımızla hem Hyundai’nin bugünkü gücünü hem de bir sonraki aşamamıza yön veren hedeflerimizi ortaya koyuyoruz” dedi. Yeni Hyundai BAYON: Gerçek SUV Tasarımı, Üst Segment Konforu ve İleri Teknoloji 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren Yeni BAYON, günlük mobiliteye iddialı bir karakter, gelişmiş özellikler ve yüksek yolcu konforu kazandıran gerçek bir B-SUV olarak öne çıkıyor. Hyundai’nin tasarım ve teknolojiyi kompakt SUV segmentinde bir araya getiren başarılı yaklaşımını yansıtan Yeni BAYON, markanın Avrupa’daki hedeflerini temsil ediyor ve yeni müşterilere ulaşması için güçlü bir fırsat sunuyor. Yeni BAYON; çeviklik, pratiklik ve günlük kullanım kolaylığını bir araya getirirken daha güçlü bir SUV kimliği benimsiyor. İddialı dış tasarımını sezgisel teknolojiler, gelişmiş sürücü destek sistemleri (ADAS) ve tüm yolcular için artırılmış konfor sunan bir iç mekân tamamlıyor. BAYON N Line, Hyundai’nin ödüllü N modellerinden ilham alan, versiyona özel 18 inç jantlar ve parlak siyah kaplamalar dâhil olmak üzere özel dış ve iç tasarım unsurlarıyla daha keskin ve performans odaklı bir karakter sunuyor. Entegre çift egzoz çıkışına sahip arka difüzör sportif görünümü güçlendiriyor. İç mekândaki N Line’a özel kumaş ve tekstil süet koltuklar ise dinamik ve premium karakteri vurguluyor. BAYON’un bağlantı ve kullanım kolaylığı özellikleri arasında, uyumlu akıllı telefon ve saatlerle aracın kilidini açmayı ve aracı çalıştırmayı sağlayan Hyundai Digital Key 2, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto ile akıllı telefon entegrasyonu ve kablosuz şarj yer alıyor. Opsiyonel çift 12,3 inç kavisli ekran, kesintisiz bir bağlantı deneyimini destekliyor. Isıtmalı ve havalandırmalı ön koltukları; artırılmış diz mesafesi, sırtlık eğimi ayarlanabilen arka koltuklar, orta kol dayama, ısıtmalı arka koltuklar ve arka yolculara özel havalandırma çıkışları tamamlıyor. Açılabilir panoramik sunroof ile birlikte bu özellikler, kompakt SUV sınıfından daha büyük segmentlerde sunulan yolcu konforunu BAYON’a taşıyor. Daha uzun aks mesafesi arka diz mesafesini artırırken Yeni BAYON, hem önde hem arkada sınıfının lideri baş ve omuz mesafesi sunuyor. Bagaj tabanının altındaki ek saklama alanıyla desteklenen 440 litrelik bagaj hacmi de kullanım kolaylığını artırıyor. Yolcu alanı, pratik saklama çözümleri, çok yönlülük ve kompakt dış boyutların birleşimi, Yeni BAYON’u günlük ulaşım, aile kullanımı ve uzun yolculuklar için ideal bir kompakt SUV hâline getiriyor. 90 PS ve 115 PS seçeneklerine sahip 1.0 T-GDI motorla satışa sunulacak Yeni BAYON’un ürün gamına ilerleyen dönemde 1.6 HEV hibrit motor da eklenecek. 138 PS güç üretmesi ve 102 g/km’den başlayan CO₂ emisyonu sunması öngörülen Yeni BAYON HEV, direksiyon üzerindeki kulakçıklarla kontrol edilen uyarlanabilir rejeneratif frenleme sistemiyle elektrikli araçlara benzer, farklı bir sürüş deneyimi sunacak. Yeni BAYON, şehir trafiğinde, otoyollarda ve park manevralarında sürücülere yardımcı olmak için tasarlanan kapsamlı Hyundai SmartSense paketini sunuyor. Mevcut teknolojiler arasında Otoyol Sürüş Asistanı 2 (HDA 2), Çevre Görüş Monitörü (SVM), Kör Nokta Görüntüleme Monitörü (BVM), Ön Çarpışma Önleme Asistanı 2 (FCA 2), Akıllı Hız Sabitleyici (SCC), Şerit Takip Asistanı 2 (LFA 2), Kör Nokta Çarpışma Önleme Asistanı (BCA), Arka Çapraz Trafik Çarpışma Önleme Asistanı (RCCA) ve Geri Park Çarpışma Önleme Asistanı (PCA-R) bulunuyor. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “Yeni BAYON, bir güncellemeden çok daha fazlası. Daha iddialı tasarım, daha fazla alan, daha yüksek konfor ve müşterilerin normalde daha büyük araçlardan beklediği teknolojilerle SUV karakterini güçlendirdik. Avrupa’nın en önemli segmentlerinden birinde BAYON, yeni müşterilere ulaşmak için bize daha güçlü bir fırsat sunuyor. 2027’de ürün gamına katılacak hibrit motor seçeneğiyle BAYON bu ivmeyi sürdürecek” dedi. Yeni TUCSON’un Avrupa Prömiyeri ve TUCSON N Line Hyundai, Paris’te Yeni TUCSON’un Avrupa versiyonunu da tanıtırken modele daha dinamik ve özgün bir görünüm kazandıran Yeni TUCSON N Line’ı ilk kez sergiledi. Daha büyük, daha iddialı ve daha akıllı olan Yeni TUCSON, bugüne kadarki en iyi TUCSON olarak öne çıkıyor. İddialı C-SUV, gelişmiş elektrik destekli motor seçeneklerini Hyundai’nin yeni nesil bilgi-eğlence sistemi Pleos Connect ile birleştiriyor. Sınıfının en büyük ekranını 17 inç boyutuyla sunan sistem, artırılmış konfor ve çok yönlü kullanım imkânını destekliyor. Artırılan boyutları, geniş ve esnek iç mekânıyla Yeni TUCSON; günlük ulaşım ve aile kullanımından uzun yolculuklara ve boş zaman aktivitelerine kadar geniş bir müşteri ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildi. Arka kapıların açılma açısı, araca giriş çıkışı kolaylaştırmak için 73 dereceden 83 dereceye yükseltildi. Yeni model, 1.038 mm ön baş mesafesi, 1.002 mm arka diz mesafesi ve 1.470 mm ön omuz mesafesiyle sınıfının en geniş iç mekânını sunuyor. İlk neslinin 2004 yılında tanıtılmasından bu yana TUCSON, Avrupa genelinde 2 milyon adetten fazla satışla Hyundai’nin bölgedeki en başarılı modellerinden biri hâline geldi. 2020 sonunda satışa sunulan dördüncü nesil, Avrupa’da bireysel müşterilere yapılan satışlarda C-SUV segmentinin en çok tercih edilen modeli oldu ve 2025 yılında da liderliğini korudu. Bu başarı, müşterilerin TUCSON’a duyduğu güveni ortaya koyuyor. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “Bir ikonu yenilemek hiçbir zaman kolay değildir. Daha temkinli davranıp başarılı bir modeli geliştirmekle yetinebilirdik. Ancak bu, Hyundai’nin yaklaşımı değil. Tasarım ve konfordan teknoloji ve verimliliğe kadar müşteriler için önemli olan her alanda TUCSON’u ileri taşımak için kendimize meydan okuduk. Ortaya çıkan sonuç, yalnızca bir sonraki TUCSON değil; bugüne kadar ürettiğimiz en iyi TUCSON” dedi. Yeni TUCSON, Hyundai’nin ‘Art of Steel’ tasarım dili aracılığıyla ‘Bold by Design’ anlayışını yansıtıyor; yapısal sağlamlığı güçlü bir yol duruşuyla birleştiriyor. Kaslı dış oranlarından rafine iç mekânına kadar her unsur, işlev odaklı mühendisliği ve estetik vizyonu ortaya koyuyor. Dış tasarım, çeliğin doğal gerilimini ve gücünü sergileyen belirgin, kaslı çamurluklar etrafında şekilleniyor. Bu görünüm, sade kapı yüzeyleri ve keskin gövde çizgileriyle dengelenerek Yeni TUCSON’un iddialı SUV imajını güçlendiriyor. Ön bölümde H-Edge aydınlatma, dolaylı merkezi aydınlatmayı kenar aydınlatmasıyla birleştirerek aracın yatay oranlarını vurguluyor ve daha geniş, daha dengeli bir görünüm oluşturuyor. Arkadaki heykelsi Prism arka lambalar ise aracın hacmini ve dış hatlarını belirginleştiriyor. Üç boyutlu iç yapısı, özgün bir aydınlatma imzası oluştururken arka tasarımın hassas ve teknolojik karakterini güçlendiriyor. Yeni TUCSON, donanıma bağlı olarak Micro Pixel Lighting (MPL) ile de sunuluyor. 25.600 ayrı LED piksel kullanan sistem, hassas biçimde kontrol edilen ışık dağılımının yanı sıra karşılama ve uğurlama animasyonları da sunuyor. LED arka lambalar, Avrupa ürün gamının tamamında standart olarak yer alıyor. TUCSON N Line, özel N Line dış tasarım paketiyle dinamik ve etkileyici bir görünüm sunuyor. Modele özel tasarım detayları kaslı karakterini keskinleştirirken 20 inç alaşım jantlar atletik duruşunu güçlendiriyor. N Line tasarımı, Yeni TUCSON’un güçlü görsel temeli üzerine inşa ediliyor. Performanstan ilham alan diğer tasarım unsurları arasında belirgin alt spoylere ve saten siyah hava kanallarına sahip daha köşeli bir ön tampon bulunuyor. Bunları kaslı yan etekler, gövde rengindeki alt kapı kaplamaları, parlak siyah yan aynalar ve C sütunu detayları, gövde renginde difüzör etkili eklentilere ve çift egzoz çıkışına sahip arka tampon tamamlıyor. Sportif parlak detaylar ile ön bölüm, bagaj kapağı ve ön çamurluklardaki dikkat çekici N Line logoları, Yeni TUCSON’un temel oranlarını ve iddialı SUV kimliğini değiştirmeden daha alçak, daha keskin ve daha güçlü bir görünüm sağlıyor. Yeni TUCSON, ön sırada segmentinin en geniş baş, omuz ve bacak mesafesini, ikinci sırada ise sınıfının lideri baş ve diz mesafesini sunuyor. Sınıfının en iyi değeri olan 695 litrelik bagaj hacmine; Relaxation koltuk, elektrikli direksiyon ayarı, çoklu hava moduyla dolaylı havalandırma ve Ergomotion koltuklar gibi ek konfor özellikleri eşlik ediyor. Böylece TUCSON, segmentinde benzersiz bir konfor paketi sunuyor. İç mekân, işlev odaklı tasarımıyla SUV’larda minimalizmi yeniden tanımlıyor. İki katmanlı ön konsol, biçim ve işlevi birleştiriyor: yatay üst katman görsel konfor ve netlik sağlarken alt bölümdeki derin, açık raf saklama alanı sunuyor. N Line modellerinde, sportif tekstil süet kaplı koltuklarda, kapılarda ve ön konsolda kontrast oluşturan kırmızı detaylarla tamamlanan özel Black Monotone iç mekân bulunuyor. Delikli deri tutma alanlarına, kırmızı dikişlere ve koyu metal detaylara sahip N direksiyon simidi, kabinin sportif hissini güçlendiriyor. Bu unsurlar, standart modelin geniş ve pratik mimarisini korurken iç mekâna daha dinamik bir karakter kazandırıyor. Android Automotive OS (AAOS) tabanlı yeni nesil Hyundai Pleos Connect bilgi-eğlence sistemi, 12,9 veya 17 inç boyutlarında sunulan merkezi ekranı ince, 9,9 inç sürücü ekranıyla birleştirerek daha akıllı ve sezgisel bir bağlantı deneyimi sağlıyor. TUCSON’un Gleo AI sesli asistanı, canlı verilerle bu deneyimi geliştiriyor ve sürücülerin ekran menüleri arasında gezinmeden işlevlere ve bilgilere ulaşmasını sağlıyor. Android Automotive OS platformu, uyumlu uygulamalara ve bağlantılı hizmetlere entegre erişim de sağlıyor. Kablosuz (OTA) yazılım güncellemeleri, belirli araç sistemleri ve bilgi-eğlence işlevlerinin uzaktan güncellenmesine olanak tanıyor. Yeni TUCSON, araç içi ses deneyimini geliştirmek için 12 hoparlörlü Bang & Olufsen premium ses sistemiyle de sunuluyor. Smart Mood Lamp ile etkileşimli ambiyans aydınlatması, kabin deneyimini daha da zenginleştiriyor. Hyundai Digital Key 2 ise uyumlu akıllı telefon ve saatlerle aracın kilidini açmayı ve aracı çalıştırmayı sağlıyor. Sürücünün dikkatinin dağılmasını azaltmak için sık kullanılan bilgiler ve kontroller, sürücünün doğal görüş alanına yerleştiriliyor. Dijital gösterge ekranı direksiyon simidinin üzerinde konumlanırken opsiyonel Head-Up Display, temel sürüş bilgilerini doğrudan ön cama yansıtıyor. Böylece sürücüler gözlerini yoldan ayırmadan bilgi alabiliyor. Elektrikli olarak ayarlanabilen direksiyon simidi, ideal sürüş konumunu bulmayı ve araca giriş çıkışı kolaylaştırıyor. Merkezi bilgi-eğlence ekranının altındaki fiziksel düğmeler, temel işlevlere doğrudan erişim sağlıyor. Uzatılmış orta konsol kol dayama bölümü, merkezi ekran kullanılırken ek destek sunmak üzere tasarlandı. Konsolda, küçük kişisel eşyalar için gizli saklama alanlarının yanı sıra iki adet 15 W kablosuz şarj ünitesi bulunuyor. Dört adet 100 W USB-C bağlantı noktası ise dizüstü bilgisayarların, tabletlerin ve diğer uyumlu cihazların kabin genelinde hızlı şarj edilmesini sağlayarak sınıfının lideri şarj kolaylığını destekliyor. Yeni TUCSON’un merkezinde, Hyundai’nin gelişmiş yeni nesil hibrit sistemini de içeren elektrik destekli motor seçenekleri yer alıyor. Sistem, hızlı tepki veren performansı verimli ve rafine günlük sürüşle birleştirmek üzere geliştirildi. Hibrit modellerde sunulan HEV Stay Mode, içten yanmalı motor kapalıyken klima, ses sistemi ve cihaz şarjı gibi belirli araç işlevlerinin uzun süre kullanılabilmesini sağlıyor. Böylece duraklamalar ve molalar sırasında daha sessiz ve konforlu bir kabin ortamı sunuluyor. Yeni TUCSON’un hibrit motoru 245 PS güç ve 380 Nm tork üretiyor. Şarj edilebilir hibrit TUCSON PHEV ise 1,6 litrelik turbo benzinli motoru 17,1 kWh batarya ve elektrik motoruyla birleştirerek 292 PS güç ve 380 Nm tork sunuyor. Nihai homologasyona tabi olmak üzere, 17 inç jantlarla tahmini 81 km’ye kadar tamamen elektrikli menzil sağlıyor. 7,2 kW araç içi şarj ünitesi, evde veya halka açık şarj noktalarında kolay AC şarj imkânı sunuyor. Ayrıca altı ileri manuel şanzımanla veya 48 V hafif hibrit sistem ve yedi ileri çift kavramalı şanzımanla (7DCT) sunulan 150 PS gücünde 1.6 T-GDI benzinli motor da bulunuyor. TUCSON, kapsamlı Hyundai SmartSense sürücü destek sistemleriyle sınıfının lideri bir güvenlik paketi sunuyor. Ön Çarpışma Önleme Asistanı 2 ve Otoyol Sürüş Asistanı 2; Akıllı Hız Limiti Asistanı (ISLA) ve Navigasyon Tabanlı Akıllı Hız Sabitleyici gibi teknolojileri tamamlıyor. ISLA, algılanan hız sınırlarına uyulmasında sürücüye destek olurken Navigasyon Tabanlı Akıllı Hız Sabitleyici, belirli yol koşullarına göre araç hızını ayarlamak için navigasyon bilgilerini kullanıyor. Yeni TUCSON’un hibrit versiyonu, 1.910 kg’ye kadar sınıfının lideri çekme kapasitesi sunuyor. Şarj edilebilir hibrit versiyon ise yüzde 12 eğimde 1.810 kg’ye kadar çekme kapasitesine sahip. Römorkla Geri Manevra Asistanı (TRA), römorkla geri giderken direksiyon kontrolüne destek vererek düşük hızlı manevraları kolaylaştırmak üzere tasarlandı. Hyundai, Yeni STARIA Cargo ile Elektrikli Araç Uzmanlığını Hafif Ticari Araç Segmentine Taşıyor Hyundai, Avrupa’daki SUV hamlesinin yeni aşamasının yanı sıra işletmeler ve profesyonel kullanıcılar için gelişmiş elektrikli performansı pratik günlük kullanımla birleştirmek üzere tasarlanan tamamen elektrikli hafif ticari aracı STARIA Cargo’yu da sergiledi. Hyundai, elektrikli araç uzmanlığından yararlanarak Avrupalı ticari kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamak için ürün gamını hafif ticari araç segmentine genişletiyor. STARIA Cargo, 450 km’ye kadar WLTP menzili ve 800 voltluk elektrik mimarisiyle sınıfının lideri yüzde 10’dan yüzde 80’e 20 dakikada şarj performansı sunuyor. Bu özellikler, aracın kullanım dışı kaldığı süreyi azaltarak verimliliği artırıyor. 160 kW (218 PS) elektrik motoru güçlü performans sağlarken 1.040 kg taşıma kapasitesi, 2.000 kg çekme kapasitesi ve üç Euro paletlik yükleme alanı, çok çeşitli profesyonel kullanım alanlarını destekliyor. STARIA Cargo, azami 1.040 kg yükünü taşırken dahi teknik olarak 2.000 kg’ye kadar römork çekebiliyor ve böylece yüksek esneklik sunuyor. Kapsamlı Hyundai SmartSense sürücü destek teknolojileri, güvenli ve kolay günlük kullanımı destekliyor. Hyundai’nin elektrikli araç teknolojilerindeki liderliğini binek otomobil benzeri sürüş özellikleri ve konforla birleştiren STARIA Cargo, profesyonel kullanıcıların elektrikli mobiliteye geçişini daha pratik hâle getirirken günlük ticari kullanımın gerekliliklerini karşılamak üzere tasarlandı. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “İşletmeler elektrifikasyon ile verimlilik arasında seçim yapmak zorunda kalmamalı. STARIA Cargo’yu tam da bu nedenle geliştirdik. 450 km menzili ve 800 voltluk mimarisinin sağladığı ultra hızlı şarjı, profesyonel müşterilerin her gün ihtiyaç duyduğu taşıma, çekme ve yükleme kapasitesiyle birleştiriyor. Sonuç, Avrupalı kullanıcıların ihtiyaçları etrafında geliştirilen tamamen elektrikli bir hafif ticari araç” dedi. STARIA Cargo’nun iç mekânında, temel araç işlevlerine sezgisel erişim sunan 12,3 inç dokunmatik ekranı ve dijital gösterge panelini içeren Hyundai Connected Car Navigation Cockpit (ccNC) bulunuyor. Bağlantılı işlevler; uzaktan araç yönetimini, şarj durumunun izlenmesini ve klima kontrolünü destekliyor. Araçtan cihaza enerji aktarımı (V2L), hem dışarıdan hem de yük alanındaki iç priz aracılığıyla 3,5 kW güçle kullanılabiliyor. Bu özellik, harici elektrikli cihazların doğrudan araçtan çalıştırılmasını sağlayarak günlük kullanım esnekliğini artırıyor. Hyundai, Avrupa genelindeki yerel ticari müşterilerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmış dönüşüm çözümleri sunmak için üstyapı ortaklarıyla da çalışıyor. Şirket, gelecekte farklı Avrupa pazarlarında Hyundai bayileri üzerinden sunulabilecek standart dönüşüm çözümlerini de değerlendirerek müşterilere daha tutarlı ve kolay bir deneyim sağlamayı hedefliyor. Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Hyundai’nin Paris standında, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak çok yıllı ortaklığını tanıtan özel bir alan bulunuyor. UEFA Champions League kupası, basın günü olan 12 Ekim Pazartesi günü Hyundai’nin Paris Otomobil Fuarı standında sergileniyor. Ortaklık, şirketin Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine yönelik bağlılığını temsil ediyor. 2026/27 sezonunda başlayan iş birliği, 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek. Futbol, Hyundai için köklü bir alan. Şirket, yaklaşık 30 yıldır en büyük uluslararası turnuvalardan dünyanın dört bir yanındaki kulüplere ve federasyonlara kadar futbolun en üst seviyelerine destek veriyor. UEFA Champions League ortaklığı, bu bağlılığı Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor. UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki ortak noktalar, ölçeğin ötesine geçiyor. Turnuvadaki takımlar, dünyanın her köşesinden yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’da en üst seviyede mücadele ediyor. Hyundai ise global ölçeğinin gücünden yararlanırken Avrupa’da araç tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; kıta genelinde satış gerçekleştiriyor. Hyundai, ‘İnsanlık İçin İlerleme’ marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeye ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmaya odaklanıyor. UEFA ile European Football Clubs’ın ortak girişimi UC3 ile yürütülen bu iş birliği, UEFA Champions League etkileşimleri ve Hyundai’nin mobilite çözümleri aracılığıyla şirket, Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Böylece milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu etki yaratmayı hedefliyor. Hyundai Motor Europe Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “UEFA Champions League ile Hyundai’yi ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefi yönlendiriyor. Bu ortaklığa bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla giriyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş önemli yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, gelecekteki ürün gamımıza öncülük ediyor” dedi. UEFA Champions League, dünyanın en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu. Dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden biri turnuvaya ilgi duyuyor. 36 kulübün yer aldığı organizasyon, geniş bir futbolsever kitlesiyle etkileşim kurmak ve Hyundai’nin robotik ile fiziksel yapay zekâdan Avrupalı müşterilere özel yazılım ve akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek yönünü göstermek için ideal bir platform sunuyor. Hyundai ve Waymo, Otonom Mobilite Ortaklığını Uluslararası Pazarlara Genişletmeyi Değerlendirecek Hyundai ve Waymo, otonom mobilite hizmetleri alanındaki stratejik ortaklıklarını uluslararası pazarlara genişletme potansiyelini değerlendirecek. Otonom sürüşe hazır ilk IONIQ 5 araçları, Waymo Driver sistemiyle donatılmak üzere bu yıl ABD’de Waymo’ya teslim ediliyor. Hyundai, Paris Otomobil Fuarı standında bu teknolojiyi de tanıtıyor. Waymo ortaklığı kapsamında Hyundai araçları, ABD’de otonom yolculuk çağırma hizmetlerinde kullanılacak. Uluslararası pazarların da bu yolculuğun bir parçası olması öngörülüyor. Ödüllü, tamamen elektrikli IONIQ 5, ultra hızlı şarj kabiliyetine sahip Hyundai’nin gelişmiş 800 voltluk mimarisi üzerine inşa ediliyor. Böylece dünya standartlarında elektrikli verimliliği ve son derece sessiz performansı otonom mobiliteye taşıyor. Sorunsuz entegrasyon için özel olarak geliştirilen IONIQ 5, Hyundai’nin gelişmiş elektrikli araç platformunu Waymo’nun altıncı nesil otonom donanım ve yazılım sistemiyle birleştiriyor. Araç, özel olarak tasarlanan yedekli fren ve direksiyon sistemleriyle güvenli, akıcı ve güvenilir bir yolculuk sunuyor. Hyundai ve Waymo, trafik kaynaklı can kayıplarının sıfıra indirilmesini ve herkes için adil, stressiz mobiliteyi hedefleyen ortak global vizyon Vision Zero doğrultusunda ölçülebilir ilerleme sağlamaya odaklanıyor. Gelişmiş Robotik Teknolojileri Hyundai’nin Global Dönüşümüne Öncülük Edecek Hyundai, fiziksel yapay zekâ ve robotik şirketine dönüşümünün bir parçası olarak 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda robotik yeniliklerini de sergiliyor. Bu dönüşüm, Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz tarafından bu yılın başlarında düzenlenen CEO Investor Day 2026’da vurgulandı. Fuar ziyaretçileri, Hyundai Motor Group şirketi Boston Dynamics’in çevik, dört ayaklı robotu Spot’u inceleyebiliyor, robotla etkileşim kurabiliyor ve selfie çekebiliyor. Hyundai’nin insanları birlikte çalışabilecekleri robotlarla buluşturarak insanlığın ilerlemesine katkı sunma odağı doğrultusunda Spot, şirketin dünya genelindeki tesislerinde endüstriyel denetim ve öngörücü bakım süreçlerinde kullanılmaya başlandı. Güvenliği artırıp çalışanların fiziksel yükünü ve riskini azaltan Spot, insanların daha fazla değer yaratan görevlere odaklanmasını sağlıyor. Boston Dynamics, CES 2026’da insansı robotu Atlas’ın üretim versiyonunu tanıtırken Hyundai Motor Grubu da robotik ve fiziksel yapay zekâ yol haritasını açıkladı. Atlas, insan odaklı akıllı fabrika inovasyonunu geliştirmek üzere ilk olarak 2028 yılına kadar Hyundai Motor Group Metaplant America’da sıralama görevlerinde kullanılacak. İnsan-robot iş birliğini ilerleten Atlas, yüksek riskli görevleri üstlenerek çalışanların fiziksel yükünü azaltıyor; robotların ticarileştirilmesinin ve insanların robotlarla birlikte çalıştığı bir ortamın temelini oluşturuyor. Hyundai, Paris’te harici güç gerektirmeyen X-ble Shoulder robotik teknolojisini de sergiliyor. Stand ziyaretçileri bu yeniliği bizzat deneyimleyebiliyor. Hyundai Motor Group Robotics LAB tarafından geliştirilen endüstriyel giyilebilir robot X-ble Shoulder, giyilebilir teknolojide yeni bir dönemi temsil ediyor. Çalışanın kolunu yukarı kaldırdığı baş üstü işlerde kullanıldığında üst kol kaslarını destekleyerek üst kas-iskelet sisteminin yükünü azaltabiliyor. X-ble Shoulder; çalışan güvenliğini artırıyor, kas-iskelet sistemi yaralanma riskini azaltıyor, kullanıcı konforunu geliştiriyor ve verimlilik ile üretkenliği yükseltiyor. Ünite, omuz yükünü yüzde 60’a kadar, ön ve yan deltoid kas aktivitesini ise yüzde 30’a kadar azaltabiliyor. X-ble Shoulder, elektrikli bir sistem yerine kas destek modülü ve harici güç gerektirmeyen tork üretim yapısıyla yardımcı kuvvet oluşturuyor. Şarj gerektirmemesi, bakım ve yönetimini kolaylaştırıyor. Yaklaşık 1,9 kg ağırlığındaki X-ble Shoulder, kullanıcısına göre ayarlanabiliyor. Gövde uzunluğu 406 mm ile 446 mm arasında ayarlanırken ünite, çalışma veya dinlenme faaliyetlerini engellemeden 0 ile 180 derece arasında tam kol hareketine olanak tanıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Uzun Vadeli Bağlılığı Hyundai’nin Avrupa’ya bağlılığı bugün somut sonuçlarla görülüyor. Nošovice’deki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC), 2006 yılında kurulmasından bu yana 5 milyondan fazla araç üretti. Bu dönüm noktası; uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretim yaklaşımını yansıtıyor. Tesis, Yeni TUCSON’un üretimine başlamaya hazırlanırken Hyundai operasyonları içindeki stratejik önemini de güçlendirecek. HMMC gibi Hyundai Motor Türkiye (HMTR) de tamamen yeni bir modelin üretimine hazırlanıyor ve bu yılın ilerleyen döneminde Yeni BAYON’un üretimine başlayacak. İzmit’te yeni kompakt SUV’un üretimi, bu yılın başlarında tesis bünyesinde kurulan yeni Batarya Sistem Montaj fabrikası sayesinde hibrit motor seçeneklerini de kapsayacak. Her iki fabrikaya ve Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) bünyesindeki Ar-Ge merkezine, Hyundai’nin Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar yapıldı. HMETC’deki yeni Square Campus’a yapılan 150 milyon euroluk yatırımla Hyundai, geçen yıl Ar-Ge tesislerine 25.000 m² daha ekleyerek merkezi Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden biri hâline getirdi. Şirket, İzmit tesisini yeniden tasarlanan elektrikli araç gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniğiyle dönüştürmek için 250 milyon euro yatırım yaptı. Tesisin ilk elektrikli aracı IONIQ 3’ün üretimi, bu yıl ağustos ayında başarıyla başladı. Çekya’daki Nošovice fabrikası da bataryalı elektrikli araçların batarya üretimini ve montajını desteklemek amacıyla 2025 yılında genişletildi. Böylece 2008’deki açılışından bu yana tesise yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Hyundai Motor Europe, bölgede yaklaşık 580.000 adetlik üretim kapasitesine ve bu kapasiteyi artırma imkânına sahip. Şirket, bölgesel üretimin yarısından fazlasının bataryalı elektrikli araçlardan oluşmasını hedefliyor. Hyundai’nin Avrupa’ya bağlılığı uzun vadeli. Şirket Avrupa’da araç tasarlıyor, geliştiriyor, test ediyor, üretiyor ve satıyor. 2030 yılına kadar bölgeye 3 milyar eurodan fazla yatırım yapmış olacak. Bu yaklaşım, bazı şirketler faaliyetlerini azaltırken Hyundai’nin stratejik bağlılığını daha da güçlendirdiğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai, STARIA Cargo İle Elektrikli Hafif Ticari Araç Segmentinde Yeni Bir Standart Belirliyor Haber

Hyundai, STARIA Cargo İle Elektrikli Hafif Ticari Araç Segmentinde Yeni Bir Standart Belirliyor

Hyundai Motor Avrupa, işletmeler ve profesyonel kullanıcılar için gelişmiş elektrikli performansı günlük kullanım kolaylığıyla birleştirmek üzere tasarlanan tamamen elektrikli hafif ticari araç STARIA Cargo’yu tanıtıyor. Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılamak üzere geliştirilen STARIA Cargo, 450 kilometreye varan WLTP menzili sunuyor. 800 voltluk elektrik mimarisi sayesinde yüzde 10’dan yüzde 80’e 20 dakikada şarj olarak segmentinde öncü bir performans sergiliyor. 160 kW (218 PS) gücündeki elektrik motoru güçlü bir performans sunarken, 1.040 kg taşıma kapasitesi, 2.000 kg çekme kapasitesi ve üç paletlik yük alanı çok çeşitli profesyonel kullanım ihtiyaçlarını karşılıyor. Kapsamlı Hyundai SmartSense sürüş destek teknolojileri de günlük kullanımda güveni ve kolaylığı artırıyor. Hyundai’nin kendini kanıtlamış elektrikli araç teknolojisini binek otomobil benzeri sürüş özellikleri ve konforla birleştiren STARIA Cargo, günlük ticari operasyonların gereksinimlerini karşılamak ve profesyonel kullanıcılar için elektrikli mobiliteye geçişi daha pratik hale getirmek üzere tasarlandı. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, “İşletmeler, elektrifikasyon ile verimlilik arasında seçim yapmak zorunda kalmamalı. STARIA Cargo’yu tam da bu nedenle geliştirdik. Model, 450 km menzili ve 800 voltluk mimarisinin sağladığı ultra hızlı şarjı, profesyonel müşterilerin her gün ihtiyaç duyduğu taşıma, çekme ve yük alanı kapasitesiyle birleştiriyor. Sonuç, Avrupalı kullanıcıların ihtiyaçları etrafında şekillenen tamamen elektrikli bir hafif ticari araç” dedi. Hyundai STARIA Cargo’nun öne çıkan özellikleri: Daha yüksek operasyonel verimlilik için ultra hızlı şarj: 800 voltluk mimari, yüzde 10’dan yüzde 80’e 20 dakikada şarj imkânı sunarak aracın kullanım dışı kaldığı süreyi en aza indiriyor ve kullanım verimliliğini artırıyor.Üst düzey elektrikli performans: 450 km’ye varan menzil (WLTP), 160 kW (218 PS) güç ve 2.000 kg çekme kapasitesi, işletmelerin ihtiyaçlarını taviz vermeden karşılıyor.Avrupa’daki ticari kullanıma özel tasarım: N1 tip onayına sahip üç koltuklu panelvan; geniş yük alanına kolay erişim, düşük yükleme yüksekliği ve günlük kullanımda dayanıklılık sunuyor.Yandan yükleme imkânı ve üç Euro palet kapasitesi sunan geniş yük alanı, gerçek lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlandı.Kapsamlı Hyundai SmartSense güvenlik sistemleri, şehir içi ve otoyol sürüşlerinde sürücünün güvenini destekliyor.Dijital kokpite sahip gelişmiş ccNC bilgi-eğlence sistemi, işletmeler ve profesyoneller için sezgisel kullanım ve bağlantı özellikleri sunuyor.Araçtan elektrikli cihazlara enerji aktarımı (V2L) özelliği, mobil çalışma imkânı ve çalışma sahasında ek esneklik sağlıyor. STARIA Cargo’yu elektrikli hafif ticari araç segmentinde güçlü bir seçenek haline getiren nedir? STARIA Cargo, Hyundai’nin kendini kanıtlamış elektrikli araç teknolojisini profesyonel kullanıma yönelik geliştirilen yeteneklerle birleştiriyor. Modelin sunduğu avantajlar, günlük ticari operasyonları doğrudan etkileyen beş alana odaklanıyor: MenzilŞarj hızıYük taşıma kapasitesiPerformansSürüş destek sistemleri STARIA Cargo ne kadar hızlı şarj oluyor? Şarj hızı, hafif ticari araç kullanıcıları için kritik bir unsur. STARIA Cargo’nun 800 voltluk elektrik mimarisi, ideal DC ultra hızlı şarj koşullarında bataryanın yüzde 10’dan yüzde 80’e yalnızca 20 dakikada şarj edilmesini sağlıyor. Bu özellik, elektrikli hafif ticari araç segmentinde yeni bir standart belirliyor. STARIA Cargo’nun yüksek menziliyle birlikte aracın kullanım dışı kaldığı süreyi en aza indiriyor ve işletmelerin verimliliğini artırmasına yardımcı oluyor. İşletme tesislerinde ve gece boyunca şarj için sunulan 11 kW araç içi AC şarj ünitesi ise günlük kullanım için ideal bir çözüm oluşturuyor. STARIA Cargo zorlu profesyonel kullanım ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor? STARIA Cargo, geniş yük kapasitesini kolay erişimle birleştiren, N1 tip onayına sahip üç koltuklu bir panelvan olarak pazara sunuluyor. Model, 1.040 kg taşıma kapasitesi, 2.000 kg frenli römork çekme kapasitesi ve üç paletlik yük alanı sunuyor. Her iki yandaki sürgülü kapılar yük alanına iki taraftan erişim sağlarken, arkadan erişim ve düşük yükleme yüksekliği günlük operasyonlarda yükleme ve boşaltmayı kolaylaştırıyor. Çelik bir bölme, kabini yük bölümünden ayırırken geniş açılan arka kapılar yük alanına kolay erişim sunuyor. Profesyonel kullanım için tasarlanan STARIA Cargo, yük altında da güçlü performans sergiliyor. Elektrikli güç aktarma sistemi, sessiz çalışma ve düşük titreşim sağlayarak uzun çalışma saatlerinde ve sık dur-kalk yapılan sürüşlerde sürücü konforunu artırıyor. Hyundai ayrıca STARIA Cargo için üç yıllık garanti paketi sunarak profesyonel müşterilere ek güvence sağlıyor ve aracın ilk kullanım yıllarında daha fazla öngörülebilirlik sunuyor. STARIA Cargo hangi donanım seçeneklerini sunuyor? Hyundai, Avrupa genelindeki yerel işletme müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun dönüşüm çözümleri sunmak için iş ortaklarıyla çalışıyor. Şirket, gelecekte Avrupa’nın farklı pazarlarında Hyundai bayileri aracılığıyla sunulabilecek standartlaştırılmış dönüşüm çözümlerini de değerlendiriyor. Böylece müşterilere daha tutarlı ve kolay bir deneyim sunulması hedefleniyor. Konuyla ilgili daha fazla bilgi ilerleyen dönemde paylaşılacak. STARIA Cargo nasıl bir performans sunuyor? STARIA Cargo, 160 kW (218 PS) gücünde bir elektrik motoruyla donatılıyor. 350 Nm torkla birlikte hem şehir içinde hem de otoyolda güven veren bir performans sunuyor. Uygun koşullarda 184 km/saate ulaşan maksimum hızı da modelin güçlü sürüş performansını vurguluyor. STARIA’nın binek versiyonunun mimarisinden geliştirilen panelvan, binek otomobil benzeri sürüş özellikleri ve konfor sunuyor. STARIA Cargo’nun yetenekleri hız ve hızlanmanın ötesine geçiyor. Zorlu profesyonel kullanım için tasarlanan model, yük taşıma ve çekme kapasitesini elektrikli güç aktarma sisteminin akıcı ve rafine karakteriyle birleştiriyor. Ağır yük taşırken veya römork çekerken bile güven veren performans, hızlı tepki veren hızlanma ve binek otomobil benzeri konfor sunuyor. STARIA Cargo’nun, 1.040 kg’lık maksimum yükünü taşırken dahi teknik olarak 2.000 kg’a kadar römork çekebilmesi, profesyonel kullanıcılara olağanüstü esneklik sağlıyor. STARIA Cargo güvenliği ve sürücünün güvenini nasıl destekliyor? STARIA Cargo, her koşulda güvenli kullanımı desteklemek üzere tasarlanan kapsamlı Hyundai SmartSense güvenlik ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle donatılıyor. Önden Çarpışma Önleme Asistanı, Şeritte Kalma Asistanı, Şerit Takip Asistanı, Dur-Kalk Özellikli Akıllı Hız Sabitleyici, Kör Nokta Çarpışma Önleme Asistanı, geri görüş kamerası ile ön ve arka park sensörleri standart olarak sunuluyor. STARIA Cargo teknolojiyi günlük profesyonel kullanıma nasıl entegre ediyor? STARIA Cargo, 12,3 inç dokunmatik ekran ve dijital gösterge panelini içeren Hyundai’nin Bağlantılı Araç Navigasyon Kokpiti (ccNC) ile donatılıyor. Sistem, temel araç işlevlerine sezgisel erişim sağlıyor. Bağlantılı özellikler; uzaktan araç yönetimi, şarj durumunun takibi ve iklimlendirme kontrolünü destekliyor. Araçtan elektrikli cihazlara enerji aktarımı (V2L) özelliği, 3,5 kW gücüyle hem araç dışında hem de yük alanındaki iç priz üzerinden kullanılabiliyor. Kullanıcıların harici elektrikli cihazlara doğrudan araçtan enerji sağlamasına olanak tanıyan bu özellik, günlük kullanım esnekliğini artırıyor. STARIA Cargo, Paris Otomobil Fuarı’nda yer alacak. STARIA Cargo, Paris Otomobil Fuarı’nın basın gününde tanıtılarak basın mensuplarına Hyundai’nin yeni tamamen elektrikli hafif ticari aracını yakından deneyimleme fırsatı sunacak. STARIA Cargo ne zaman satışa sunulacak? STARIA Cargo, pazara bağlı olarak 2026 yılının ikinci yarısında satışa sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault, Son Çeyreğe de Zirvede Giriyor Haber

Renault, Son Çeyreğe de Zirvede Giriyor

Renault, üst üste elde ettiği satış başarılarını 2026 yılının üçüncü çeyreğinde de sürdürdü. Yeni modelleriyle ürün gamını güçlendiren ve yıl boyunca en çok tercih edilen marka olan Renault, yılın üçüncü çeyreğini de zirvede tamamladı. 2026 yılının ilk 9 ayında toplam pazarda 102.818 adet satış ve %12,8’lik pazar payı, otomobil pazarında ise 95.518 adet satış ve %15,2 pazar payı elde ederek liderliğini korumaya devam etti. Ayrıca Renault, elde ettiği 11.430 satış adedi ve %13,7 pazar payıyla hem toplam pazarda hem de otomobil pazarında Eylül ayını da zirvede tamamladı. Otomotiv pazarının %24,3 daraldığı Eylül ayında, Renault satışlarını neredeyse aynı adette korudu. Renault’nun Türkiye Üretimi Yerli Modellerine Yoğun İlgi Renault’nun Bursa’da üretilen yerli modelleri, otomotiv pazarındaki başarısına devam ediyor. Yılın ilk 9 ayında en çok tercih edilen ilk beş model arasında Renault’nun üç yerli modeli birden yer aldı. Renault Clio, 33.636 adet satışla Türkiye’nin en çok tercih ettiği model olurken, Renault Megane Sedan 22.768 adet satışla üçüncü, Renault Duster ise 19.774 adet satışla beşinci sırada yer aldı. Renault Boreal, satışa çıktığı Haziran ayından itibaren yükselen performansına devam ediyor. Dört aylık süreçte 10 bin adedi geçen satış rakamıyla yılın üçüncü çeyreğinde en çok tercih edilen ikinci SUV modeli oldu. Boreal Eylül ayında elde ettiği 3.220 adet satışla da en çok satan ikinci model olmayı başardı. SUV Segmentinde En Çok Satan Marka Renault’nun SUV segmentindeki modelleri de güçlü satış performanslarıyla dikkat çekiyor. Özellikle Boreal ile bu segmentte daha da yükselişe geçen Renault, yılın üçüncü çeyreğinde 15.831 satış adedine ulaştı ve SUV segmentinde en çok satan marka olarak zirvede yer aldı. SUV segmentinin en güçlü modellerinden olan Renault Duster, Ocak – Eylül döneminde 19.774 adet satışla en çok tercih edilen ikinci SUV modeli olurken, aynı zamanda C-SUV segmentinde de ikinci sırada yer aldı. Renault, tüm bu başarılarını daha da güçlendirecek yeni modelleriyle ürün gamını genişletiyor. 2025 yılında “Van of the Year” seçilen Renault Master’ın minibüs versiyonunun lansmanı Eylül ayında gerçekleştirildi. Tüm ticari ürün gamıyla Renault, hafif ticari otomobil pazarında da önemli başarılar elde etmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi'nin İlk Renault Trucks Master Red EDITION'ı ÖKN Lojistik Filosuna Katıldı Haber

Ege Bölgesi'nin İlk Renault Trucks Master Red EDITION'ı ÖKN Lojistik Filosuna Katıldı

ÖKN Lojistik, yılda yüz binlerce kilometre yapan dağıtım operasyonları için gerçekleştirdiği yatırımda yakıt ekonomisi, toplam sahip olma maliyeti ve Renault Trucks'ın ticari araçlara özel satış sonrası hizmetlerini tercih nedenleri arasında gösteriyor. Renault Trucks Türkiye'nin hafif ticari araç segmentindeki yeni modeli Master Red EDITION'ın Ege Bölgesi'ndeki ilk teslimatı, yetkili bayi Özmutlubaş Otomotiv tarafından İzmir'de gerçekleştirildi. ÖKN Lojistik filosuna katılan 15 m³ hacimli Renault Trucks Master Red EDITION Panelvan L3H3, başta kamu hastanelerine yönelik medikal ürünler olmak üzere tekstil ve ihracat yüklerinin parsiyel dağıtımında Türkiye'nin dört bir yanında görev yapacak. 2007 yılında faaliyetlerine başlayan, 2020 yılında kurumsal yapısını güçlendirerek ÖKN Lojistik markasıyla yoluna devam eden şirket; İzmir Pınarbaşı merkez deposunun yanı sıra, İstanbul Başakşehir ve Tuzla'daki depolarıyla Türkiye genelinde parsiyel taşımacılık hizmeti sunuyor. Özellikle Devlet Malzeme Ofisi (DMO) kapsamında kamu hastanelerine yönelik medikal ürün taşımalarında uzmanlaşan ÖKN Lojistik, tekstil de dahil olmak üzere ihracat yüklerinin taşınmasını gerçekleştiriyor. Günlük olarak İzmir-İstanbul hattında çift yönlü düzenli taşımacılık operasyonlarını yürüten ÖKN Lojistik, ihracat yüklerini de İstanbul'daki antrepolara ulaştırarak uluslararası taşımacılık zincirinin önemli bir halkasını oluşturuyor. Renault Trucks Master Red EDITION'ın teslimatı, Özmutlubaş Otomotiv Satış Müdürü Orhun Boyacı tarafından ÖKN Lojistik Genel Müdürü Mustafa Karakafa'ya gerçekleştirildi. Filoya katılan araç, teslimatın hemen ardından Türkiye genelindeki parsiyel dağıtım operasyonlarında göreve başladı. İlk seferinde Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Hakkâri, Şırnak, Tunceli, Tokat, Çorum ve Sinop'u kapsayan geniş bir rotada hizmet veren Master Red EDITION, ÖKN Lojistik'in yüksek kilometreli operasyon temposuna ilk günden uyum sağladı. "Yoğun kilometre yapan operasyonlarımız için doğru yatırım" ÖKN Lojistik Genel Müdürü Mustafa Karakafa, yatırım kararlarını değerlendirirken şunları söyledi: "Yeni aracımız, parsiyel taşımacılık operasyonlarımızın en kritik halkası oluyor. Araçlarımız yıl boyunca durmaksızın çalışıyor. Bu nedenle yatırım yaparken ilk kriterler, yakıt tüketimi, bakım maliyetleri ve servis desteği oluyor. Master Red EDITION'ın hem yakıt ekonomisi hem de uzun bakım aralıkları bizim operasyon modelimize önemli katkı sağlayacak. Aracımız daha ilk haftasında binlerce kilometrelik bir rotaya çıkacak ve deneme sürüşlerinde sürücülerimizden konforuyla ilgili çok olumlu geri dönüşler aldık." Mustafa Karakafa, Renault Trucks ile iş birliklerinin çekici segmentinde yıllardır devam ettiğini belirterek; "2022 yılında ilk Renault Trucks çekicimizi filomuza kattık. Bugün çekici filomuzun yaklaşık yüzde 98'i Renault Trucks araçlardan oluşuyor. Üç yaşındaki araçlarımız bugün 500 bin kilometre seviyesine ulaştı. Elde ettiğimiz yakıt ekonomisi, operasyonel performans ve satış sonrası hizmet deneyimi, hafif ticari araç yatırımında da Renault Trucks'ı tercih etmemizde önemli rol oynadı" şeklinde açıkladı. ÖKN Lojistik'in yeni hedefinin Master Red EDITION filosunu büyütmek olduğuna değinen Mustafa Karakafa; "Master Red EDITION ile yıllık 250-300 bin kilometrelik operasyon planlıyoruz. İlk aracımızdan elde edeceğimiz operasyon sonuçlarını yakından takip edeceğiz. Planımız aynı araç ile filomuzu güçlendirerek Türkiye'nin farklı bölgelerinde bölgesel dağıtım modeli oluşturmak. Böylece hem verimliliğimizi artırmayı hem de müşterilerimize daha hızlı hizmet sunmayı hedefliyoruz" dedi. Master Red EDITION yoğun ticari kullanım için geliştirildi Profesyonel kullanıcıların şehir içi ve şehirler arası dağıtım operasyonları için geliştirilen Master Red EDITION, yüksek taşıma kapasitesi, düşük işletme maliyeti ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle öne çıkıyor. 15 m³ yükleme hacmine sahip Panelvan L3H3 versiyonu; 170 bg güç ve 380 Nm tork üreten Euro 6 motoru ve verimli güç aktarım sistemi sayesinde yüksek performans ile düşük yakıt tüketimini bir arada sunuyor. Ergonomik sürücü kabini, 11 inç multimedya ekranı, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto desteği, otomatik klima, kablosuz şarj ünitesi gibi konfor donanımlarının yanı sıra aktif acil fren sistemi, sürücü yorgunluk algılama sistemi, hız sabitleyici ve hız sınırlayıcı, arka park sensörleri, şerit takip asistanı ve trafik işareti tanıma sistemi gibi gelişmiş sürüş destek sistemleri de standart olarak sunuluyor. Master Red EDITION ayrıca 3 yıl veya 160.000 kilometre garanti, 30.000 kilometrelik bakım aralıkları, Renault Trucks'ın yaygın servis ağı ve 7/24 yol yardım hizmetiyle profesyonel filoların operasyon sürekliliğini destekliyor. "Çekici ile başlayan iş birliğimiz, hafif ticari araçta devam ediyor” Özmutlubaş Otomotiv Hafif Ticari Araç Satış Müdürü Orhun Boyacı ise teslimata ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "ÖKN Lojistik gibi araçlarını yüksek kilometrelerde kullanan profesyonel filolar için toplam sahip olma maliyeti kadar satış sonrası hizmetler de en az aracın kendisi kadar önemli. Renault Trucks Master Red EDITION'da sunduğumuz 3 yıl veya 160.000 km garanti, 30 bin kilometrelik bakım aralıkları, yaygın servis ağı, 7/24 yol yardım hizmeti ve ticari araç odaklı satış sonrası organizasyonumuz sayesinde müşterilerimizin operasyonlarının kesintisiz devam etmesini destekliyoruz. Özmutlubaş Otomotiv olarak ÖKN Lojistik ile uzun yıllardır sürdürdüğümüz güvene dayalı iş birliğini şimdi Master Red EDITION ile hafif ticari araç segmentinde de devam ettirmekten mutluluk duyuyoruz." Lansmana özel finansman desteği yatırım kararını hızlandırdı ÖKN Lojistik, Renault Trucks Master Red EDITION yatırımını Renault Trucks Finansal Hizmetler (RTFS) tarafından lansmana özel sunulan yüzde 0 faizli finansman kampanyasından yararlanarak gerçekleştirdi. Kampanya kapsamında profesyonel kullanıcılara 1.200.000 TL'ye kadar 9 ay vadeli veya 900.000 TL'ye kadar 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi imkânı sunulurken ÖKN Lojistik, yatırımını uygun finansman koşullarıyla hayata geçirdi. Mustafa Karakafa; "Bugünün ekonomik koşullarında işletmeler için finansmana erişim en az aracın performansı kadar önemli. RTFS'nin lansmana özel yüzde 0 faizli finansman desteği, yatırımımızı planladığımız zamanda gerçekleştirmemizi sağladı. Böylece nakit akışımızı korurken operasyonlarımız için ihtiyaç duyduğumuz aracı filomuza kazandırdık" diye belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Opel’den Yeni Araç Alacaklara Ağustos Fırsatları Haber

Opel’den Yeni Araç Alacaklara Ağustos Fırsatları

Sahip olduğu üstün Alman teknolojisini yenilikçi tasarımlarla buluşturan Opel, ağustos ayında binek ve hafif ticari araç modellerinde avantajlı satın alma koşulları sağlıyor. Sportif tasarımıyla öne çıkan Opel Corsa'nın manuel şanzımanlı Edition versiyonu, ağustos ayına özel 1.390.000 TL'den başlayan fiyatlarla veya 150 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi seçeneğiyle satışa sunuluyor. Corsa'nın GS versiyonunda ise 300 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi imkânı bulunuyor. Geniş iç hacmi ile ailelerin ihtiyaçlarına cevap veren Opel Frontera, hibrit ve tamamen elektrikli versiyonlarıyla farklı kullanım beklentilerine uygun çözümler sunuyor. 48V hibrit teknolojisine sahip Frontera Hybrid, elektrikli ulaşım arayışında olan ancak sürüş alışkanlıklarını değiştirmek istemeyen kullanıcılar için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor. Frontera'nın hibrit versiyonu, 300 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 2,99 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle sunuluyor. Cesur ve yalın tasarımı, ikonik Opel Vizörü ve Pure Panel kokpitiyle dikkat çeken kompakt SUV Opel Mokka ise 300 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle Opel showroomlarında yeni sahiplerini bekliyor. Opel'in üstün Alman teknolojilerini ve modern tasarım dilini bir araya getiren SUV ürün gamının amiral gemisi Grandland Hybrid, tüzel müşterilere özel 400 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi veya nakit indirim fırsatıyla satın alınabiliyor. Aydınlatmalı Opel logosu ve yeni Vizör tasarımıyla Yeni Astra modeli ise tüzel müşterilere özel 300 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi imkânı sağlanıyor. Elektrikli Opel modellerine ağustos ayına özel kredi fırsatları Opel, avantajlı finansman olanaklarıyla tamamen elektrikli modellerini müşterileriyle buluşturmaya devam ediyor. Markanın yüzde 100 elektrikli SUV modeli Frontera Elektrik, 300 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle sunuluyor. Opel'in C-SUV segmentindeki yüzde 100 elektrikli modeli Grandland Elektrik ise Edition donanım seviyesinde tüzel müşterilere özel 300 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0,99 faizli kredi fırsatıyla yeni sahiplerini bekliyor. Opel'de ticareti kolaylaştıran cazip kredi imkânları “Ticaretin Yeni Enerjisi" yaklaşımıyla ticari hayatı kolaylaştıran Opel, hafif ticari araç modelleriyle işinin profesyonellerine esnek ve pratik çözümler sunuyor. Binek otomobil konforunu hafif ticari araçların işlevselliğiyle birleştiren marka, KOBİ'lerin ve ticaretle uğraşan müşterilerinin farklı ihtiyaçlarına cevap vermeye devam ediyor. Opel'in çok yönlü hafif ticari araç modeli Combo, 600 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle satışa sunuluyor. Combo Cargo'da da 600 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim fırsatı sağlanıyor. Alman mühendisliği ve ince düşünülmüş detaylarıyla öne çıkan Zafira'nın Edition Plus XL donanım seviyesi, 750 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle sunuluyor. Zafira Ultimate XL donanımında ise 600 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim imkânı bulunuyor. Çeşitli gövde seçenekleriyle ticari hayatın farklı ihtiyaçlarına cevap veren Vivaro Cargo, 750 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim fırsatıyla Opel showroomlarında yeni sahiplerini bekliyor. Vivaro Kamyonet modelinde de 750 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim imkânı sunulurken, Vivaro City Van modeli 600 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle satışa sunuluyor. Movano 3.5 ton modelinde ağustos ayına özel 750 bin TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim fırsatı bulunuyor. Movano Minibüs modelinde ise kredi tutarı 1 milyon TL'ye ulaşıyor. Model, 1 milyon TL'ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi veya nakit indirim seçeneğiyle satın alınabiliyor. Opel, hafif ticari araç kampanyalarında kredi seçeneğini tercih etmek istemeyen müşterilerine avantajlı nakit indirim fırsatları da sunuyor. Ağustos ayına özel kampanyalarının yanı sıra farklı ve esnek ödeme çözümleri sunan Opel, geniş ürün gamıyla tüm otomobil tutkunlarını showroomlarına davet ediyor. Alman teknolojisini cesur tasarımıyla buluşturan Opel, binek modellerden hafif ticari araçlara kadar uzanan geniş ürün gamıyla her ihtiyaca uygun bir seçenek sunuyor. Opel'in ağustos ayına özel kampanyaları ve finansman seçenekleri hakkında detaylı bilgiye markanın resmi internet sitesinden ulaşılabiliyor. Opel hakkında Avrupa'nın köklü otomobil üreticilerinden biri olan Opel, 1899 yılında Almanya'da otomobil üretimine başlayarak sektördeki yolculuğuna adım attı. Bugün Stellantis NV bünyesinde faaliyetlerini sürdüren marka, çoklu enerji platformları yaklaşımıyla tüm modellerinde tamamen elektrikli sürüş seçeneğini sunabilen ilk Alman otomobil üreticisi olarak öne çıkıyor. Opel, bu yaklaşımıyla müşterilerine kendi mobilite tercihlerini özgürce yapma imkânı sunarken, aynı zamanda geleceğin ulaşım ihtiyaçlarına bugünden yanıt verebilecek çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Günlük hayatı kolaylaştıran, erişilebilir ve sürdürülebilir mobilite anlayışıyla öne çıkan Opel, Birleşik Krallık'taki kardeş markası Vauxhall ile birlikte bugün 60'tan fazla ülkede geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Peugeot Yerli Hafif Ticari Araç Ürün Gamını Rıfter Modeli İle Daha Da Güçlendiriyor Haber

Peugeot Yerli Hafif Ticari Araç Ürün Gamını Rıfter Modeli İle Daha Da Güçlendiriyor

Avrupa hafif ticari araç pazarının önemli oyuncularından PEUGEOT, profesyonellerin ve ailelerin uzun yıllardır tercih ettiği Rifter modelini Türkiye'de üretmeye hazırlanıyor. PEUGEOT'nun C segmentindeki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter, 2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa'daki Tofaş Fabrikası'nda “Made in Türkiye" etiketiyle üretilecek. Böylece PEUGEOT, hâlihazırda Bursa'da üretilen Expert Van ve Expert Traveller modellerinin ardından Rifter'ı da yerli üretim ürün gamına ekleyecek. Yerli üretim avantajı ile pazarda güçleneceğiz! İlk kez 1996 yılında Partner adıyla yollara çıkan Rifter, yerli üretimin sağlayacağı güçle Türkiye pazarındaki konumunu daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. Rifter'ın Türkiye'de üretilecek olmasının marka açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “PEUGEOT'nun hafif ticari araç alanındaki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter modelimizin Bursa'daki Tofaş fabrikamızda üretilecek olması bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı. Bu gelişme, PEUGEOT'nun Türkiye pazarına ve ülkemizin güçlü otomotiv üretim altyapısına duyduğu güvenin de önemli bir göstergesi. Türkiye, markamız için yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda giderek daha stratejik bir üretim merkezi konumuna geliyor. Expert Van ve Expert Traveller ile başladığımız yerli üretim hamlemizi Rifter ile daha da ileri taşıyoruz. Tasarımından sürüş keyfine kadar SUV kodlarını barındıran, kısa sürede sınıfının referans modeli haline gelen PEUGEOT Rifter, artık yerli üretimin avantajıyla yollara çıkmaya hazırlanıyor. Yerli üretimin sağlayacağı lojistik ve tedarik avantajlarıyla hafif ticari araç pazarındaki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Expert ailesiyle başlayan yerli üretim hamlesi büyüyor! PEUGEOT, Bursa'daki Tofaş Fabrikası'nda Expert Van'ın ardından 8+1 kişilik Expert Traveller modelinin de üretimine başlamıştı. Rifter'ın üretim programına dahil edilmesiyle birlikte marka, Türkiye'deki yerli hafif ticari araç ürün gamını daha da genişletecek. Tofaş Fabrikası'nın üretim kalitesi, verimliliği, araştırma-geliştirme alanındaki bilgi birikimi ve araç geliştirme yetkinliği, PEUGEOT'nun Türkiye'deki üretim operasyonlarının büyümesinde önemli rol oynuyor. Expert Van ve Expert Traveller ile D segmentinde güçlenen PEUGEOT, Rifter'ın da devreye alınmasıyla C segmenti hafif ticari araç segmentindeki iddiasını yerli üretimle destekleyecek. Yerli üretimin, Türkiye'de hafif ticari araçların gücüne güç katan en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Gupse Kaplan, “Expert Van ve Expert Traveller modellerimizle yakaladığımız ivmeyi, Rifter'ın yerli üretimiyle daha da güçlendireceğiz. Böylece hem profesyonel müşterilerimize hem de çok yönlü bir araç arayan ailelere daha etkin bir ürün gamıyla ulaşacağız" açıklamasında bulundu. 2003'ten bugüne 213 bin 921 adetlik başarı! PEUGEOT'nun Türkiye'deki C segmenti hafif ticari araç yolculuğu, Partner ile başladı. Marka, 2019 yılında Rifter'ın pazara sunulmasına kadar bu segmentte Partner adıyla yer aldı. PEUGEOT, 2003 yılından bugüne Partner, Partner Tepee, Rifter ve Partner Van modellerinden oluşan C segmentinde toplam 213 bin 921 adetlik satış gerçekleştirdi. Bu satışların 174 bin 756 adedini kombi van modelleri oluştururken, panel van modellerinin toplam satışı 39 bin 165 adede ulaştı. 2019 yılında Rifter ve Partner Van adıyla Türkiye'de satışa sunulan modeller ise bugüne kadar toplam 84 bin 556 kullanıcıyla buluştu. Bu dönemde 67 bin 404 adet Rifter ve 17 bin 152 adet Partner Van satışı gerçekleştirildi. Rifter, PEUGEOT'nun hafif ticari araç satışlarının yüzde 72'sini oluşturuyor! PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışları ile, 2026 yılının ilk 6 ayında Türkiye hafif ticari araç pazarında 11 bin 527 adetlik satış ve yüzde 9,8 pazar payı elde etti. Marka, 2025 yılını hafif ticari araç satışlarında toplam 26 bin 661 adetlik satış ve yüzde 9,4'lük pazar payı ile tamamlamıştı. Buna göre marka, 2025 sonuna kıyasla pazar payını 0,4 puan artırmış oldu. PEUGEOT Rifter, 2025 yılını 18 bin 154 adetlik satış ile, segmentinin en çok tercih edilen ikinci modeli olarak tamamlamıştı. 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde 8 bin 350 adetlik satışla segmentindeki yerini korumaya devam etti ve PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışlarının yüzde 72'sini oluşturdu. Rifter ve Partner Van'dan oluşan C segmenti modellerinin, markanın toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki payı ise yüzde 82'ye ulaştı. Rifter'ın Türkiye'de profesyonel kullanıcıların yanı sıra geniş iç hacim, yüksek konfor ve çok yönlülük arayan aileler tarafından da güçlü biçimde tercih edildiğini vurgulayan Gupse Kaplan, şöyle devam etti: “Rifter ile haziran ayında 2 bin 278 adetlik satışa ulaşarak segmentin lideri olduk. Yılın ilk 6 ayında ise 8 bin 350 adetlik satış ile segmentte 2'nci sırada yer aldık. Rifter satışlarımızı geçen yılın aynı dönemine göre artırmayı başardık. Modelimizin PEUGEOT'nun toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki yüzde 72'lik payı, Türkiye pazarındaki gücünü açıkça ortaya koyuyor. Yerli üretimin devreye girmesiyle bu güçlü performansı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz." PEUGEOT'nun hafif ticari araçlardaki iddiası yerli üretimle güçleniyor! Rifter'ın Bursa'da üretilecek olması, PEUGEOT'nun Türkiye'deki hafif ticari araç operasyonları açısından yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Yerli üretimin sağlayacağı tedarik ve lojistik avantajlarıyla marka hem profesyonel müşteriler hem de geniş aileler için sunduğu ürün gamını daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor. PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “30 yıllık hafif ticari araç deneyimimiz, Rifter'ın güçlü pazar performansı ve Türkiye'nin otomotiv üretimindeki yetkinliği bir araya geldiğinde çok önemli bir büyüme potansiyeli ortaya çıkıyor. Expert Van ve Expert Traveller'ın ardından Rifter'ın da yerli üretim ürün gamımıza katılmasıyla Türkiye'deki hafif ticari araç operasyonlarımızı yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yerli üretimin gücüyle segmentlerimizde daha iddialı bir konuma ulaşmayı ve PEUGEOT'nun hafif ticari araç pazarındaki payını sürdürülebilir biçimde büyütmeyi hedefliyoruz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.