Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hakkaniyet

Kapsül Haber Ajansı - Hakkaniyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hakkaniyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Çalışma Hayatının Nabzı Bu Raporda Haber

Türkiye’de Çalışma Hayatının Nabzı Bu Raporda

Türkiye iş dünyasında belirsizliklerin arttığı, çalışma dinamiklerinin yeniden tanımlandığı ve çalışan beklentilerinin hızla dönüştüğü çok katmanlı bir tablo öne çıkıyor. Bu dönüşüm, kurumların başarısının artık yalnızca çalışan memnuniyetiyle değil; güven kültürü inşa edebilme, sürdürülebilir performans yaratabilme ve çalışan deneyimini bütüncül şekilde yönetebilme kapasitesiyle belirlendiğini ortaya koyuyor. Değişen çalışma modelleri, artan regülasyonlar ve dönüşen beklentiler, organizasyonları bu alanlarda daha stratejik, daha ölçülebilir ve daha bütüncül bir yaklaşım benimsemeye yönlendiriyor. Great Place To Work® Türkiye tarafından hazırlanan Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırma raporu ise bu tabloyu somut verilerle destekleyerek, iş dünyası için güvenin artık yalnızca duygusal bir kavram değil; organizasyonel performansı doğrudan etkileyen en kritik stratejik performans birimi olduğunu ortaya koyuyor. İnovasyonun Önündeki En Kritik Eşik: Güven Ortamı Çalışan deneyimini güven, saygı, hakkaniyet, gurur ve takım ruhu üzerinden doğrudan geri bildirimlerle ölçen Great Place To Work® Trust Index™ verileri, inovasyonun temelinde organizasyonel yapı ve kültürün belirleyici olduğunu gösteriyor. Çalışanların yeni ve daha iyi çalışma yöntemlerini denemeye teşvik edildiği, denemenin ve öğrenmenin desteklendiği iş yerlerinde Trust Index™ skoru %88 seviyesine ulaşırken; inovasyon fırsatlarının bulunmadığı algısının hâkim olduğu organizasyonlarda bu oran %38'e kadar geriliyor. Bu %50 puanlık keskin ayrışma, inovasyonun bireysel yetkinlikten çok, çalışanlara sunulan güven ortamı ve destekleyici kültürle mümkün hale geldiğini açık biçimde gösteriyor. Bu çerçevede inovasyon, yalnızca yaratıcı fikirlerin çıktısı değil; çalışanların deneme, öğrenme ve gelişim alanı bulabildiği güven temelli bir organizasyonel yapının doğal sonucu olarak konumlanıyor. Yapay Zekadan Değer Üretmede Kritik Faktör: Psikolojik Güvenlik Araştırma yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilir değer üretmesi için gerekli olan en kritik unsurlardan birinin psikolojik güvenlik olduğunu ortaya koyuyor. AI'ın etkin biçimde kullanılabilmesi, çalışanların deneme-yanılma yapabildiği ve kendini güvende hissettiği bir çalışma ortamını gerektiriyor. Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 liste şirketlerinde psikolojik güvenlik seviyesinin %76 olması, çalışanların yaklaşık dörtte birinin hâlâ hata yapmaktan çekindiğine işaret ediyor. Diğer şirketlerde ise bu oran %47'ye kadar gerileyerek, çalışanların yarısından fazlasının yapay zekâ ile yeni bir şey deneme konusunda yeterli cesareti gösteremediğini ortaya koyuyor. Bu tablo, Türkiye'de AI hazırlığının yalnızca teknolojik yatırımlarla değil; çalışanların kendini güvende hissettiği, yenilikçi fikirlerin teşvik edildiği ve liderliğe duyulan güvenin güçlendirildiği bir organizasyonel yapı ile mümkün olduğunu net biçimde gösteriyor. Güvenin Stratejik Rolü: Performansın Yeni Dinamiği Bulgular güvenin yalnızca kültürel bir değer değil; hız, maliyet, inovasyon ve sürdürülebilir performans üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koyuyor. Liderlik davranışlarının, adalet ve hakkaniyet algısının, çalışan deneyimindeki tutarlılığın ve teknolojik dönüşüme hazırlığın ölçülebilir biçimde yönetilmediği organizasyonlarda performans artışının sınırlı kaldığı görülürken; güveni sistematik olarak yöneten, ve teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla ele alan kurumlar, belirsizlik dönemlerinde dahi daha öngörülü, daha dayanıklı ve daha rekabetçi bir yapı sergiliyor. Bu çerçevede rapor, Türkiye iş dünyası için net bir mesaj veriyor: Güven, artık soyut bir İK metriği değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınması gereken temel bir iş stratejisi değişkeni olarak öne çıkıyor. Ölçülen ve aktif biçimde yönetilen güven, organizasyonların yalnızca bugünkü performansını değil, uzun vadeli sürdürülebilir başarısını da belirliyor. Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 Araştırması'na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "2026 yılında Türkiye iş dünyası kritik bir eşiğin üzerinde konumlanıyor. Çalışanlar işten ayrılmıyor; ancak eskisi kadar katkı sunmuyor. Yöneticiler karar alıyor; fakat organizasyon bu kararları içselleştirmiyor. Şirketler yapay zekâya yatırım yapıyor; ancak beklenen karşılığı almakta zorlanıyor. Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırmasıyla amacımız Türkiye'de çalışan deneyimi ve güven kültürü alanında fark yaratan organizasyonel pratikleri görünür kılmak bu pratikleri veriye dayalı ve objektif bir zeminde analiz etmek ve iş dünyası için anlamlı bir karşılaştırma alanı sunmak oldu. Elde edilen bulgular, Türkiye'de En İyi İşverenleri ayrıştıran temel dinamiklere, gelişim alanlarına ve geleceğe yön verecek önceliklere dair güçlü içgörüler sunuyor." Great Place To Work® hakkında Great Place To Work®, iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi konusunda uzman küresel otoritedir. 1992'den beri dünya çapında 100 milyondan fazla çalışanın dahil olduğu Trust Index™ anketinden elde edilen derin analizler, harika bir iş yeri deneyimini neyin oluşturduğunu tanımlıyor. Her şeyin temelinde Güven vardır. Great Place To Work®, tüm çalışanlar için yüksek güvene dayalı bir iş deneyimi yaratarak organizasyonların kültürlerini ölçmelerine ve daha iyi iş sonuçları üretmelerine yardımcı oluyor. Kurum kültürü ve çalışan deneyimi analiz platformu Emprising®, liderlere veri ve insan odaklı kararlar verebilmeleri için ihtiyaç duydukları anketler, gerçek zamanlı raporlama ve içgörüler sağlıyor. Great Place To Work® aynı zamanda Great Place To Work-Certified™ şirketleri ve Türkiye'nin En iyi İşverenleri Listesi'nin yanı sıra sektörel, bölgesel ve demografik listeler açıklayarak çalışan deneyiminin en iyiler ile kıyaslayabileceğiniz benzersiz veri içerikleri sunuyor. Great Place To Work®'ün misyonu, organizasyonların herkes için harika iş yerleri haline gelmesine yardımcı olarak daha iyi bir dünya inşa etmek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal Türkiye’nin 40 Yıllık Etkisi, Değer Zinciri Bütününde 40 Milyar TL'ye Ulaştı Haber

L’Oréal Türkiye’nin 40 Yıllık Etkisi, Değer Zinciri Bütününde 40 Milyar TL'ye Ulaştı

Şirket, Türkiye ekonomisine değer zinciri bütününde 40 milyar TL’lik etki yaratırken, sağladığı her bir istihdamın 12 çarpan etkisine sahip olduğunu ölçümledi. L’Oréal Grup içerisinde Türkiye’nin önemli bir yere sahip olduğunu belirten L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “Türkiye’de yaratmış olduğumuz etkimizi artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Türkiye’nin tekno-güzellik lideri L’Oréal Türkiye, bu yıl 40’ıncı yaşını kutluyor. Türkiye’de yarattığı sosyoekonomik etkiyi bağımsız bir kuruluş ile mercek altına alan şirket, Türkiye’deki değer zincirinde 40 milyar TL’lik etki yarattığını ortaya koydu. İstanbul’daki merkez ofisi ve dağıtım merkeziyle, 22 global markaya ev sahipliği yapan L’Oréal Türkiye, doğrudan yaklaşık 1000 kişiye istihdam sağlarken; yapılan araştırmaya göre L’Oréal Türkiye’nin yarattığı her bir istihdamın ekosistemde 12 çarpan etkisine sahip olduğu ölçümlendi. Bu veriler, şirketin yarattığı katma değerin yalnızca güzellik sektörüyle sınırlı kalmadığını; perakende, dağıtım ve hizmet sektörü gibi pek çok farklı iş kolunda da pozitif etki yarattığını ortaya koyuyor. Türkiye’de pazar büyüklüğü 217 milyar TL oldu Gerçekleştirilen sosyoekonomik araştırmada, yerel verilerin yanı sıra küresel güzellik endüstrisinin yarattığı etkiye de dikkat çekildi. Buna göre, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 büyüyerek 290 milyar Euro’ya ulaşan güzellik sektörünün, 2030 yılına kadar 380 milyar Euro’luk bir pazar büyüklüğüne erişmesi bekleniyor. Bugün yaklaşık 4,2 milyar tüketiciye sahip olan güzellik endüstrisinin, 2030 yılına kadar 750 milyon yeni tüketiciye daha ulaşması öngörülüyor. Sektörün global gücünün ve inovasyon odağının vurgulandığı araştırmada, dünyanın en büyük 7 güzellik şirketinden 5’inin merkezinin Avrupa’da olduğu ve endüstrinin yıllık 2 milyar Euro’luk Ar-Ge harcaması yaptığı kaydedildi. İstihdam tarafında ise çarpıcı bir tablo çizen araştırmada sektörün, Avrupa’da 1,9 milyon kişiye doğrudan istihdam sağladığını ortaya koyarken, iş gücünün yüzde 72’sinin kadınlardan ve yüzde 12’sinin 25 yaş altı kişilerden oluştuğunu gösterdi. Küresel ölçekteki bu büyüme potansiyelinin Türkiye’deki yansımaları da incelendi. Buna göre 2025 yılında 217 milyar TL’ye ulaşan Türkiye güzellik endüstrisinin büyüklüğünün, güçlü bir ivmeyle 2033 yılında 384 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. ‘Stratejik bir çekim merkezi’ L’Oréal Grup içerisinde Türkiye’nin kritik bir rol üstlendiğini belirten L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “Türkiye güzellik pazarı; sahip olduğu ekonomik potansiyel ve kültürel gücüyle dinamik bir ivme yakalarken; Avrupa bölgesi için de stratejik bir çekim merkezi konumunda bulunuyor. 2025 yılında %33 değer ve %5 adetsel büyüme kaydeden Türkiye güzellik pazarında, L’Oréal Türkiye olarak pazar dinamiklerinin üzerine çıkarak değerde %37 oranında stratejik bir büyüme gerçekleştirdik. Dünyada güzellik pazarının adetsel bazda sadece %1 büyüdüğü bir dönemde elde edilen %5’lik bu pazar ivmesi, Türkiye’nin küresel ölçekteki stratejik önemini ve yüksek büyüme potansiyelini bir kez daha kanıtlıyor. Türkiye’nin genç ve dinamik yapısı sayesinde gelecek dönemde de büyümesini sürdüreceğine olan inancımız tam. Biz de L’Oréal Türkiye olarak, her yıl pazarın büyüme oranının bir buçuk ila iki katı kadar büyümeyi hedefleyerek sektördeki öncü konumumuzu pekiştiriyoruz. Türkiye’de daha fazla tüketiciye ulaşarak, güzelliği bir deneyim olarak sunuyor; inovatif ürünlerimizi pazara sunarak büyümenin itici gücü olmaya devam ediyoruz. Böylece ülkemiz için yarattığımız sosyoekonomik etkimizi her geçen yıl artırıyoruz” dedi. Liderlik pozisyonlarının yüzde 50’si kadınlara emanet L’Oréal Türkiye sosyoekonomik araştırma kapsamında gezegene ve insana olan katkısını da inceledi. 2024 yılında liderlik pozisyonlarının yüzde 50’sini kadınlara emanet eden şirket, 2025 DIAL Global Endeksi’ne göre çeşitlilik, hakkaniyet ve kapsayıcılık konusundaki başarısını kanıtlayarak dünyanın bu alanlardaki en iyi 50 şirketinden biri oldu. Toplumsal fayda odaklı projelerle de fark yaratan L’Oréal Türkiye, ‘Bilim Kadınları İçin’ programı ile alanında Türkiye’nin en uzun soluklu kurumsal sosyal sorumluluk projesini sürdürerek bugüne kadar 128 bilim kadının projesine destek oldu. Genç istihdamını da öncelikleri arasına alan şirket, ‘L’Oréal ile Benim Geleceğim’ programıyla sadece 2024 yılında 30 yaş altı bireyler için 127 iş imkânı yarattı. Kapsayıcı tedarik yaklaşımıyla, kadın girişimcileri, küçük işletmeleri ve deneyimli çalışanları destekleyerek 125 paydaşa sürdürülebilir fayda sağlayan L’Oréal Türkiye, Türkiye’deki 22 markasının her biri ile topluma değer katmak için çok çeşitli alanlarda sosyal sorumluluk projeleri üstlenmeye devam ediyor. 40 yıldır "dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratma" misyonuyla çalışan L’Oréal Türkiye, önümüzdeki dönemde de insanı ve toplumu merkezine alan bu güçlü ekosistemi büyüterek Türkiye için değer yaratmaya devam etmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor Haber

Üretim Sahası ile Ofis Arasındaki Görünmez Duvar Yıkılıyor

İş hayatı, büyük bir sessiz dönüşümün eşiğinde. Eskiden sadece "ekmek kapısı" olarak görülen fabrikalar ve atölyeler, şimdilerde çalışanların kendilerini organizasyonun bir parçası hissetmek istediği yeni birer yaşam alanına dönüşüyor. Tekstil atölyelerinden lojistik merkezlerine kadar geniş bir yelpazede, sahada ter döken binlerce çalışan için artık en büyük motivasyon kaynağı meyve sepetleri ya da şık ofis mobilyaları değil; emeğinin bir usta, bir zanaatkâr olarak takdir edilmesi. Kıdemli ustanın beklentisi: Saygı ve Şeffaflık Araştırmalar, özellikle üretim sahasında çalışanların en hassas olduğu noktanın "hakkaniyet" olduğunu gösteriyor. Bir atölyede çalışan ustanın, şirketinin geleceğine dair planları genel müdürle eş zamanlı duyması, sadece bir bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda bir güven beyanı olarak kabul ediliyor. Sektör temsilcileri, çalışanların artık sadece teknik iş güvenliği değil, fikirlerini özgürce söyleyebildikleri bir "psikolojik güvenlik" ortamı aradıklarını vurguluyor. "Güven unvan tanımaz" Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, bu tablonun bir lüks değil, her seviyedeki çalışanın hakkı olduğunu hatırlatarak şunları söylüyor: "Harika bir iş yeri deneyimi için unvan veya lokasyonun bir önemi yok; eğer tezgâh başındaki sesin yankı bulduğu bir güven iklimi yaratabiliyorsanız, o şirket gerçek bir dönüşüm başlatmış d emektir." Yeni Nesil Liderlik Sahaya İniyor 2026 yılında şirketlerin başarısını, üretim bandı ile yönetim ofisleri arasındaki o görünmez mesafeyi ne kadar kısalttıkları belirleyecek. Hiyerarşinin yerini karşılıklı saygıya bıraktığı, lokasyon fark etmeksizin herkesin "değerli" hissettiği kurumlar, yetenek savaşında bir adım önde yer alıyor. Görünüşe göre geleceğin iş dünyası, sahayı plazadan, ustayı yöneticiden ayırmayanların omuzlarında yükselecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.