Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Haktanır

Kapsül Haber Ajansı - Haktanır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haktanır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şanlıurfa’da İki Sulama Birliğinin Borcu Yüz Milyonları Aştı Haber

Şanlıurfa’da İki Sulama Birliğinin Borcu Yüz Milyonları Aştı

Tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerjisinin tahsilat süreçlerinde sürdürülebilirlik ve adil uygulama prensibiyle hareket eden DEPSAŞ Enerji, ödeme yükümlülüklerini yerine getirmeyen sulama birliklerine yönelik yasal ve idari süreçleri işletmeye devam ediyor. Şirket, Şanlıurfa’da faaliyet gösteren Cullap ve Tatarhöyük sulama birliklerinin uzun süredir ödenmeyen elektrik borçları nedeniyle enerji tedariğinin yeniden durdurulduğunu duyurdu. Toplam borç yüz milyonlarca lirayı aştı DEPSAŞ Enerji’den yapılan açıklamada, tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerjisine ilişkin borçların uzun süredir tahsil edilemediği belirtildi. Şirketin iyi niyetli yaklaşımına rağmen ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmediğine dikkat çekilen açıklamada, söz konusu sulama birliklerine defalarca uyarıda bulunulduğu, borçların ödenebilmesi için çeşitli kolaylıklar sağlandığı ve birçok kez yapılandırma imkânı sunulduğu kaydedildi. Şirket verilerine göre, Cullap Sulama Birliği’nin ve Tatarhöyük Sulama Birliği’nin ödenmeyen borçlarının toplamının yüz milyonlarca lirayı aştığı belirlendi. Açıklamada, yüksek alacak miktarının şirket açısından sürdürülebilir olmaktan çıktığı belirtilerek borçların tahsil edilememesinin enerji hizmetlerinin devamlılığı açısından ciddi risk oluşturduğu vurgulandı. Borçlar ödenmeden enerji verilmeyecek DEPSAŞ Enerji, borçların tamamen ödenmesi ve sulama birliklerinin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi halinde enerji arzının yeniden değerlendirilebileceğini bildirdi. Mevcut şartlarda borçlar kapatılmadan elektrik verilmesinin kesinlikle söz konusu olmayacağı belirtilen açıklamada, elektrik borçlarının tahsil edilmesi konusunda tüm tüketicilere eşit mesafede yaklaşıldığı ifade edildi. Borçlu diğer birliklere de kesinti uygulanacak Açıklamada ayrıca, Şanlıurfa genelinde faaliyet gösteren Topçu-Gündaş, Güzelyurt, Haktanır, GAP ve Fırat sulama birliklerinin de DEPSAŞ Enerji’ye elektrik borcu bulunduğu bildirildi. Söz konusu birliklerin borçlarını ödememeleri nedeniyle elektriklerinin kesik olduğu, elektriği kesik olmayan birliklerin ise borçlarını zamanında ödememeleri halinde enerji tedariklerinin durdurulacağı ifade edildi. DEPSAŞ Enerji, elektrik borçlarının tahsil edilmesi konusunda tüm abonelere eşit uygulama yapıldığını vurgulayarak, sürdürülebilir enerji arzının sağlanabilmesi için ödeme yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı  Haber

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı 

Günün belgeselleri; Halikarnas balıkçısı namıyla maruf yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı hakkındaki “Filos”, Kurtuluş Savaşı gazisi, 101 yaşındaki efsane futbolcu Galip Haktanır’ı tanıtan “Vefalı Galip” ve Ankara’da soğan hasadında çalışan işçilerin dünyasına ışık tutan “Işığın Hasadı”ydı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk gününe çok özel belgesellerin gösterimiyle başladı. Seyircilerin büyük övgüsüyle karşılanan yapımların ortak özelliği; çok kıymetli alanlara ışık tutmasıydı. “Avrupa seyircisi ‘Artık soğanı israf etmeyeceğiz’ dedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’ndaki, günün ilk söyleşisinde Ankara’daki soğan hasadı işçilerinin hayat şartlarını gözler önüne seren filmi “Işığın Hasadı” ile yönetmen Esin Özalp Öztürk çıktı seyircinin karşısına. Görüntü yönetmeni sayesinde haberdar olduğu işçilerin, günde sadece 2 saatlik bir jeneratör elektriği ile yaşadığını duyduğunda filmin ismi hemen belirmiş zihninde. Daha sonra işçilerle görüşerek 6 buçuk günde filmi çekmiş. Ama kolay olmamış; özellikle de kadınları konuşturmak. “Çekimlerin ilk üç gününde kadınları bir türlü konuşturamadım. Sonra açıldılar. Film bitince bir salon tutup ilk onlara gösterdim; filmi izleyince ‘Abla bu kadar güzel olacağını bilseydik seni bu kadar yalvartmazdık’ dediler” Neredeyse bütün dünyada festivallere katılan ve pek çok ödül alan filme dünyadan gelen tepkileri değerlendiren Öztürk, “Beni en çok şaşırtan Latin Amerika oldu. Filmin orada gezmediği ülke kalmadı diyebilirim. Orada da tarım işçiliği ve emek hikayeleri yaygın olduğundan kendilerine yakın buldular sanırım. Ama Avrupa’da çok şaşırdılar ve ‘Artık marketten soğan alırken bambaşka bir gözle bakacağız ve israf etmeyeceğiz’ dediler” diye konuştu. Öztürk, salondaki bir çocuğun “Işıklı günler görecek miyiz?” sorusu karşısında ise duygulanarak şunları söyledi: Filmi çektiğimde kızım 3 buçuk yaşındaydı. Ben henüz onun eline makas vermiyordum. Soğan hasadındaki o çocuklar 6 yaşında ve neredeyse bileklerini kesbilecek makaslarla soğan kesiyorlar. Dolayısıyla umarım ışıklı günler göreceğiz, onun için uğraşıyoruz” Ayhan Işık’ın spor hocası, Kurtuluş Savaşı gazisi efsane futbolcu! Diğer belgesel “Vefalı Galip” ise 101 yaşındaki Kurtuluş Savaşı gazisi ve bir futbol efsanesi olan Vefa Haktanır’ı tanıttı seyirciye. Gösterim sonrası yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, yardımcı yönetmen Emine Özge Demirkıran, kurgucu Hakan Kızıltaş ve danışman Fethi Aytuna soruları cevapladı. Haktanır’a dair bir film yapma fikrinin uzun zamandır var olduğunu söyleyen yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, süreci şöyle anlattı: Tanıştığımızda 96 yaşındaydı, aparman yöneticisiydi ve her hafta, mezunu olduğu, Darüşşafaka’nın toplantıları için toplu taşımayla karşı yakaya geçerdi. Onların zamanları çok başka; Galip ağabey 1937’de futbola başladığında daha formalarda sırt numarası uygulaması yok! Sarı- kırmızı kart kuralı yok! O yüzden hep aklımdaydı ama ancak 101 yaşındayken yapabildik. Filmin danışmanı Fethi Aytuna ise Haktanır’ın, tuttuğu notları derleme isteğini kendisine ilettiğini ve bu yolla İletişim Yayınları tarafından basılı bir kitap haline geldiğinden bahsetti: Gerçi futbol hayatından sonra notlarını tutmaya başlamış ama yine de o dönemin futboluna dair da bilgiler var. Son zamanlarına kadar hafızasının kuvvetli olması büyük şanstı bizim için. Bu alanda arşiv malzemesinin yetersizliğine değinen yönetmen Demirkıran da Haktanır’a dair bir bilgiye nasıl tesadüfen eriştiğini paylaştı: Galip ağabey, Darüşşafaka ve üniversite mezunu. Çok az sayıda üniversite mezunu olduğundan beden eğitimi öğretmenliği de yapmış biri. Bunu biliyorduk ama spesifik bir bilgi yoktu. Bir gün tesadüfen Ayhan Işık’ın “Cingöz Recai” filmini izledikten sonra Ayhan Işık’ın biyografisine bakarken bir röportajına denk geldim. Diyordu ki; Nişantaşı Ortaokulu’nda okudum ve çok değerli hocalarım vardı. Edebiyat dersimize Salah Birsel, beden eğitimi dersimize de Galip Haktanır girerdi. Filmin dünyada da ilgi görmesini hem memnuniyet hem de şaşkınlıkla karşıladığını dile getiren yönetmen, “Ben bu filmle İran, Sırbistan ve İtalya’da ödül aldım” diye konuştu. Sürgünde yeni bir dünya kuran yazar: Halikarnas balıkçısı AKM Perge Salonu’ndaki son söyleşi, Halikarnas balıkçısı namıyla meşhur yazarımız, Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya dair “Filos” belgeseli ekibiyle gerçekleşti. Söyleşiye; yönetmenler Nurdan Tümbek Tekeoğlu- Orhan Tekeoğlu, Halikarnas Balıkçısı kitabının yazarı Meltem Ulu ve yazarın torunu Kuki Kutup katıldı. Bir dergide yayımlanan makalesi yüzünden önce idama mahkum edilen ardından da Bodrum’a sürgüne gönderilen Kabaağaçlı’nın, sürgünde yepyeni bir hayat başlatmasını ele alan belgesel, Meltem Ulu’nun “Halikarnas Balıkçısı” kitabından hareketle çekildi. Nurdan Tümbek Tekeoğlu, Ulu’nun kitabından etkilenip bunu bir belgesele dönüştürme fikrini, Orhan Tekeoğlu’yla paylaşmış ancak proje hemen hayata geçememiş. Orhan Tekeoğlu bu süreci şu sözlerle anlattı: O dönem başka bir belgesel çekiyordum, gelip kafamı karıştırdı. Şu kitabı bir okur musun, dedi. Ben hep öteledim hep kıvırdım ama sonunda ısrarlar artınca kitabı okudum. Engin bir denizin içinde buldum kendimi. Cevat Şakir’i demek ki hiç tanımıyoruz diye düşündün. Bodrum’u Bodrum yapanın Cevat Şakir olduğunu bilmiyordum. Okudukça okyanusun dibine daldım ve kendi projemi durdurup bu belgesel için çalışmaya başladım. Halikarnas Balıkçısı kitabını yazarı Meltem Ulu ise duygularını şöyle ifade etti: Kitabı yazarken hayatından o kadar etkilendim ki biyografisini yazmam lazım, diye düşündüm. Benim için çok özel bir gün, şimdi önümde bir belgesel var. Şöyle görüyorum; Halikarnas Balıkçısı başka bir alemde bize yol açmaya devam ediyor aslında. Yazarın torunu Kuki Kutup ise Kabaağaçlı için “Dede herkese biraz dokunmuştur; bahçeniz, fesleğeniniz, limon ağacınız varsa, iki nane dikip salatanıza katıyorsanız denize bakınca ‘oh’ diyorsanız size de dokunmuştur” derken sözlerini şöyle sürdürdü: Deniz demişken, mavi demişken, ben İzmir’den geliyorum, bugün Antalya’ya hayran kaldım, belediyeciliğe hayran kaldım; çok şanslısınız. Seyircilerden gelen, “Cevat Şakir, denizi olmayan bir yere sürülseydi yolculuğu nasıl ilerlerdi?” sorusunun cevabı ise aslında bütün ekip için aynıydı. Kutup, “Yaşadığı tam bir metamorfoz. İstanbul’dan, Afyondan sonra Bodrum’a geldiğinde yaşadığı bambaşka bir şey; denize kavuştu! Başka bir yere gitseydi de yine denize çıkardı yolu” derken Orhan Tekeoğlu, yönetmen eşiyle aralarında bu konuşmanın geçtiğini belirterek “Bodrum’a değil de Sinop’a gönderilseydi Sinop’u da Bodrum yapardı; çünkü o ruhta bir insan” diye konuştu. Yazarın yaşadığı dönemin şartlarını da hesap etmek gerektiğine dikkat çeken Ulu ise souyu şöyle cevapladı: Bodrum’da da ilk dönemi kolay geçmiyor aslında. Hem hayat koşulları zor hem de dışlanmış durumda. Benim için bütün özelliklerinin ötesinde ben onda ‘gerçek insan’ olma vasfını görürüm hep. Oxford’a gitmiş, Avrupa’yı gezmiş, bir sürü deneyimi var ve sürgün ediliyor… Ama bence o her yerde var olurdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.