Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Halk Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, Sağlıklı Nesiller İçin Bilimsel İş Birliklerine Öncülük Ediyor Haber

Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, Sağlıklı Nesiller İçin Bilimsel İş Birliklerine Öncülük Ediyor

Çocukların sağlıklı gelişimine ilişkin küresel bilgi ve deneyimin paylaşıldığı zirvenin açılışında konuşan Vakıf Başkanı Yahya Ülker, “Bilimsel birikimimizi uluslararası iş birlikleriyle geliştirerek çocukların sağlıklı gelişimine katkı sunmayı ve bilimin toplumsal faydaya dönüşmesini desteklemeyi hedefliyoruz.” dedi. Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, gıda, beslenme ve sağlık alanlarında 20 yıla yaklaşan bilimsel bilgi birikimini uluslararası iş birlikleriyle buluşturma vizyonuyla önemli bir adım attı. The Nutrition Society (Beslenme Derneği) iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Science Summit 2026, çocukların sağlıklı gelişimine ilişkin uluslararası bilimsel bilgi ve deneyimin paylaşıldığı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Aralarında Türkiye, İngiltere, ABD, Japonya, Norveç ve Pakistan’ın bulunduğu farklı ülkelerden halk sağlığı uzmanları, beslenme araştırmacıları ve uluslararası kuruluşların temsilcileri İstanbul Science Summit 2026’da çocukların sağlıklı gelişimini etkileyen konuları uluslararası araştırmalar ve farklı ülke deneyimleri ışığında ele aldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı, 28. TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Binali Yıldırım, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker’in de katılımcılara hitap ettiği zirveye, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İsrafil Kışla ve Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkan Yardımcısı Murat Sargın da katıldı. Yahya Ülker: “Bilimsel bilginin gerçek değeri, çocukların yaşamına sunduğu katkıyla ortaya çıkıyor” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Başkanı Yahya Ülker, çocukların sağlıklı geleceği için bilimsel kanıtların yol göstericiliğine ve bu bilgilerin günlük yaşamda karşılık bulmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı olarak global vizyonumuz doğrultusunda, çocukların beslenme hakkı ve sağlıklı gelişimi gibi tüm dünyayı ilgilendiren konularda uluslararası bilimsel diyaloğun parçası olmayı ve gelişmesine katkı sunmayı önemsiyoruz. Dünyanın farklı noktalarında üretilen bilgi ve deneyimi ortak bir zeminde buluşturmak amacıyla düzenlediğimiz İstanbul Science Summit 2026’da çocukların sağlıklı gelişimi için uluslararası uzmanların bir araya gelmesini ve ortak mesajlar verilmesini değerli buluyoruz. Bilimsel bilginin gerçek değeri, çocukların yaşamına sunduğu katkıyla ortaya çıkıyor. Bu nedenle bilimsel birikimin çocukların, ailelerin ve toplumların yararına kullanılmasını desteklemeli, bilginin somut çözümlere dönüşmesine hep birlikte katkı sunmalıyız.” Vakfın uluslararası vizyonunda yeni bir adım Çocukların yeterli ve dengeli beslenmeye, sağlıklı gelişimlerini destekleyen bir çevreye ve güvenilir bilgiye erişiminin önemini vurgulayan Yahya Ülker, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı olarak bu anlayışı global iş birlikleriyle uluslararası arenaya taşımayı hedeflediklerini belirtti. Yahya Ülker şöyle devam etti: “Çocukların sağlıklı beslenmesi, dünyanın ortak sorumluluğudur ve bu sorumluluk hepimize birlikte hareket etme görevi yüklüyor. Bunun için bilim insanlarını, uluslararası kuruluşları, eğitimcileri ve karar vericileri aynı hedef etrafında buluşturmalı, dünyanın farklı noktalarında üretilen bilimsel bilgiyi paylaşmalı, araştırmaların sonuçlarını uygulamaya taşımalı ve her çocuğun sağlıklı gelişimini destekleyecek çözümler için birlikte çalışmalıyız. Bilimin sınırları aşan gücüne olan inancımızla İstanbul Science Summit 2026’dan dünyaya bir çağrı yapıyoruz: Çocukların sağlıklı geleceği için bilimsel bilgimizi ve deneyimimizi ortak adımlara dönüştürelim. İstanbul’dan yükselen bu çağrının uluslararası iş birliklerini güçlendirmesini ve bilginin somut çözümlere dönüşmesine katkı sunmasını diliyoruz.” Zirve, çocukların sağlıklı geleceği için bilimsel perspektif İngiltere, ABD, Japonya, Norveç, Pakistan ve Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerden akademisyenleri, halk sağlığı uzmanlarını ve beslenme araştırmacılarını bir araya getiren İstanbul Science Summit 2026 iki gün sürecek. Zirvede; yaşamın ilk 1000 günü, emzirme, anne-çocuk sağlığı, okul yemekleri, beslenme eğitimi, gıda güvencesizliği, obeziteyle mücadele ve acil durumlarda beslenme gibi çocukların sağlıklı gelişimine yönelik kritik başlıklar; üniversitelerden ve uluslararası kuruluşlardan uzmanların katılımıyla, farklı bilimsel perspektiflerle ele alınıyor. Genel oturumlar, tematik sempozyumlar, paneller ve sözlü araştırma sunumlarının yapıldığı zirve 20 Ekim’deki etkinliklerle sona erecek. Yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda bilim insanının katıldığı zirveyi gazeteciler ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tütüncü ve Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Taşkın ve Uğur Demirel de takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Hizmeti Mahallelere Taşınıyor Haber

Sağlık Hizmeti Mahallelere Taşınıyor

Nilüfer Belediyesi, yurttaşların temel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve olası sağlık risklerini erken dönemde tespit etmek amacıyla “Gezici Sağlık Hizmeti” projesini başlattı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı ortaklığıyla yürütülen projenin tanıtımı, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde yapıldı. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, BUÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, YENİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Ahmet Eren Memiç, İYİ Parti Nilüfer İlçe Başkanı Selahattin Çakmak, Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanı Ensari Altınışık, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, muhtarlar ve sağlık çalışanları katıldı. HER MAHALLEYE ÜÇ AYDA BİR DÜZENLİ TAKİP Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, merkeze uzak ve sağlık ocağı bulunmayan yerleşim yerlerinde sağlığa erişim hakkını güvenceye almak istediklerini belirtti. Çalışmanın planlamasına dair bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, “Sağlık ocağı bulunmayan 27 mahallemize, özellikle kırsal yerleşimlerimize bu hizmeti götürerek vatandaşlarımızın sağlığa erişimini kolaylaştırıyoruz. Gezici sağlık ekibimiz her hafta üç ayrı mahallede 09.30 ile 16.00 saatleri arasında hizmet verecek. Her mahalleye üç ayda bir periyodik olarak gidilecek; yani yılda dört kez aynı mahalleye ulaşılmış olacak. Nilüfer halkının kaynağını yine Nilüferlilerin sağlığı için kullanıyoruz” dedi. Sosyal belediyecilik kapsamında yürütülen diğer sağlık projelerinden de bahseden Başkan Şadi Özdemir; Evde Sağlık Hizmeti ile bugüne kadar bin 551 haneye ulaşıldığını, Halk Sağlığı Günleri’ne 9 bin 436 yurttaşın katıldığını, Anne Taksi uygulamasıyla ise bin 780 anne ve hamileye hastane ulaşım desteği sağlandığını aktardı. KAPSAMLI SAĞLIK TAKİBİ BUÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu ise projenin bilimsel arka planını ve saha hedeflerini paylaştı. Hizmetin basit bir taramanın ötesinde sürdürülebilir bir takip modeli olduğunu vurgulayan Uncu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Vatandaşın kuruma gelmesini beklemek yerine hizmeti mahallelere taşıyoruz. Ulaşım zorluğu, zaman kısıdı veya sağlık okuryazarlığının yetersizliği kişilerin sağlık hizmeti almasını geciktirebiliyor. Biz sahada yalnızca tansiyon ya da kan şekeri ölçmeyeceğiz; başvuran her bireyin sağlık risk değerlendirmesini yapacak, sağlık profillerini oluşturacağız. Hekim ve hemşirelerden oluşan güçlü bir kadroyla fiziki muayene, basit kan tahlilleri ve solunum fonksiyon testleri uygulayacağız. Risk tespit ettiğimiz kişileri uygun sağlık basamaklarına yönlendirip takiplerini belediyemizle birlikte sürdüreceğiz. Bu çalışma aynı zamanda genç hekimlerimizin sahada, toplumun içinde yetişmesi adına da kritik bir eğitim zemini oluşturacak.” Toplantının ardından protokol üyeleri ve katılımcılar, Gezici Sağlık Hizmeti kapsamında sahada görev yapacak özel donanımlı sağlık aracını inceledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

7. İstanbul İnisiyatifi Zirvesi, Yeşilay’ın Ev Sahipliğinde Başladı Haber

7. İstanbul İnisiyatifi Zirvesi, Yeşilay’ın Ev Sahipliğinde Başladı

Bağımlılıkların önlenmesi ve halk sağlığının korunmasına yönelik küresel stratejilerin geliştirilmesini, ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını hedefleyen İstanbul İnisiyatifi Zirvesi, bu yıl 8-9 Ekim tarihlerinde yedinci kez gerçekleştiriliyor. Zirve kapsamında 14 ülkeden, 16 sivil toplum kuruluşundan 21 temsilci, Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı’nda bir araya geldi. Zirvenin açılışında konuşan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, bağımlılıkların sınırları aşan küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek uluslararası dayanışmanın ve ortak hareket etmenin önemini vurguladı. Dinç, “Bazen bir ülkede geliştirilen bir fikir, başka bir ülkedeki bir çocuğu koruyabilir. Bir toplumda başarıyla uygulanan bir program, binlerce kilometre uzaktaki başka bir topluma ilham verebilir. Bu masa etrafında paylaşılan bir deneyim, başka bir kuruluşun yıllarını deneme ve yanılmayla geçirmesinin önüne geçebilir.” dedi. Zirvenin ortak çözümler geliştirilmesine katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Dinç, “Bu zirvenin daha güçlü iş birlikleri kurmamıza, yeni fikirler geliştirmemize ve ortak deneyimlerimizi eyleme dönüştürmemize katkı sağlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Bağımlılıklarla Mücadelede Küresel Gelişmeler Ele Alındı Zirvenin ilk gününde, İstanbul İnisiyatifi’nin kuruluşundan bugüne uzanan süreç ele alınarak önceki zirvelerde öne çıkan ortak temalar ve verilen taahhütler değerlendirildi. Ayrıca İstanbul İnisiyatifi’nin gelecekteki rolü ve çalışmalarının sürdürülebilirliği üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Günün devamında, bağımlılık yapıcı maddelere ilişkin küresel gelişmeler ele alınarak madde üretimi, kaçakçılığı, ele geçirilmesi ve kullanımına yönelik güncel eğilimler değerlendirildi. 7. İstanbul İnisiyatifi Zirvesi, 9 Ekim’de politika, koordinasyon ve geleceğe yönelik stratejilerin ele alınacağı oturumlarla devam edecek. Zirvenin ikinci gününde küresel uyuşturucu politikalarının geleceği, ceza adaleti, spor temelli önleme ve iyileşme modelleri ile uluslararası koordinasyon konuları görüşülecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su Tasarrufu Bireysel Kullanım Alışkanlıklarına İndirgenmemeli! Haber

Su Tasarrufu Bireysel Kullanım Alışkanlıklarına İndirgenmemeli!

Dolayısıyla geleceğin su krizi yalnızca bir ‘su miktarı’ problemi değil; aynı zamanda gıda, ekonomi, ekosistem ve bunlarla birlikte ortaya çıkacak halk sağlığı problemi olacaktır.” dedi. Su tasarrufunun yalnızca bireysel kullanım alışkanlıklarına indirgenmemesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Adiller, özellikle tarımsal sulama ve şebeke kayıplarında büyük ölçekli dönüşüm gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi SHMYO Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 18 Eylül Dünya Su İzleme Günü kapsamında, iklim değişikliği, bilinçsiz su kullanımı ve su kaynakları üzerindeki artan baskının özellikle Türkiye’de su krizine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Su krizi; gıda, ekonomi, ekosistem ve halk sağlığını da tehdit ediyor! Su krizi denildiğinde genellikle aklımıza şehirlerde gerçekleşen su kesintileri geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Ancak durum o kadar basit değil. Su kaynaklarının miktar ve kalite açısından azalması; içme ve kullanma suyuna erişimden tarımsal üretime, gıda fiyatlarından sanayiye ve enerji üretimine kadar hayatın hemen her alanını etkileyebilir.” dedi. Ülkemizin de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Adiller, “Nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkileri düşünüldüğünde mevcut kaynaklar üzerindeki baskının gelecekte daha da artması bekleniyor. Asıl risk, belirli dönemlerde yaşanan kuraklığın kalıcı bir su güvensizliğine dönüşmesidir. Barajların doluluk oranlarının düşmesinin yanında yeraltı su seviyelerinin azalması, tarımsal üretimin zorlaşması, sulak alanların kaybedilmesi ve suyun kalitesinin bozulması söz konusu olabilir. Dolayısıyla geleceğin su krizi yalnızca bir ‘su miktarı’ problemi değil; aynı zamanda gıda, ekonomi, ekosistem ve bunlarla birlikte ortaya çıkacak halk sağlığı problemi olacaktır.” şeklinde konuştu. İklim değişikliği, Türkiye’nin su kaynaklarını daha hassas hale getiriyor! Türkiye’nin, iklim değişikliğinin etkilerine karşı oldukça hassas olan Akdeniz Havzası içerisinde bulunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Adiller, “İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların yükselmesi, buharlaşmanın artması, yağış rejiminin değişmesi ve kurak dönemlerin daha uzun ve şiddetli hale gelmesi su kaynaklarımız üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bilimsel değerlendirmeler içinde bulunduğumuz coğrafyada kuraklığın şiddeti ve su kıtlığı riskinin artacağını, yıllık yağışlarla oluşan akarsuların ve yeraltı suyunun beslenmesinin azalacağını gösteriyor.” dedi. Toplam yağış miktarı kadar yağışın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğinin de önemli bir nokta olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Adiller, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun süre yağış almayan bir bölgeye kısa sürede çok şiddetli yağmur yağması, su kaynaklarının sağlıklı şekilde beslenmesi anlamına gelmez. Böyle yağışlar daha fazla yüzeysel akışa, erozyona ve taşkına dönüşebilir. Buna karşılık düzenli yağışın azalması, toprağın ve yeraltı suyu rezervlerinin beslenmesini güçleştirir. Bu nedenle iklim değişikliğinin Türkiye açısından ortaya çıkardığı tabloyu ‘daha az yağış’ ifadesiyle sınırlamamak gerekir. Daha doğru ifade; daha sıcak bir iklim, artan buharlaşma, daha düzensiz yağışlar, daha sık ve şiddetli kuraklıklar ve buna bağlı olarak daha hassas hale gelen su kaynaklarıdır. Türkiye’nin 2026–2035 Ulusal Su Planı'nda da değişen iklim koşullarına uyum ve su kaynaklarının verimli kullanılması temel öncelikler arasında yer alıyor.” Türkiye’nin su sorunu yalnızca bireysel tasarrufla çözülemez! Günlük hayatta su tasarrufu yaparken en sık yapılan hatalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Adiller, “En yaygın hata, su tasarrufunu yalnızca ‘musluğu biraz daha az açmak’ olarak görmek. Elbette diş fırçalarken musluğu açık bırakmak, gereğinden uzun duş almak, az miktarda ve sık sık çamaşır veya bulaşık için makine çalıştırmak, araç ve balkonları hortumla yıkamak ciddi bir gereksiz tüketim oluşturuyor. Ancak fark edilmeyen küçük kaçaklar da uzun süre devam ettiğinde önemli miktarda su kaybına yol açabiliyor.” dedi. Bahçe sulamasının sıcak saatlerde yapılmasının da sık karşılaşılan yanlışlardan biri olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Adiller, “Buharlaşmanın yüksek olduğu saatlerde yapılan sulamada verilen suyun önemli bir bölümü bitkiye ulaşmadan kaybedilebilir. Sabah erken veya akşam saatlerinde yapılan, bitkinin ihtiyacına göre kontrollü sulama çok daha verimlidir. Bir diğer önemli hata ise her kullanım için içilebilir kalitede şebeke suyu kullanılması gerektiğini düşünmek. Uygun sistemlerin bulunduğu yapılarda yağmur suyu veya arıtılmış gri su; peyzaj sulama ve rezervuar gibi içme suyu kalitesi gerektirmeyen alanlarda değerlendirilebilir. Türkiye'nin Su Verimliliği Stratejisi de yağmur suyu hasadı, gri su ve kullanılmış suların yeniden kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflemektedir.” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin su sorununun yalnızca vatandaşın duş süresini kısaltmasına indirgemenin doğru olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Adiller, DSİ verilerine göre ülkemizde kullanılan suyun büyük bir bölümünün sulamada kullanıldığını, bu nedenle bireysel tasarruf kültürünün mutlaka geliştirilirken tarımsal sulama, şebeke kayıpları ve sanayide su verimliliği gibi alanlarda da büyük ölçekli dönüşüm sağlanması gerektiğini vurguladı. Yeraltı suyu bir ‘yedek depo’ olarak değil, sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görülmeli! Yeraltı sularının çoğu zaman görünmediği için tükenmeyecek bir kaynak gibi algılanabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Adiller, “Oysa yeraltı suları da yağışlar sonucunda topraktan sızan sularla doğal olarak yeniden beslendiğinden daha fazla su çekildiğinde yeraltı su seviyesi sürekli olarak düşer. Bunun ilk sonucu kuyuların su seviyesinin daha derine inmesi, bazı kuyuların kullanılamaz hale gelmesi ve suyun çıkarılması için daha fazla enerji harcanmasıdır.” dedi. Fakat detaylı değerlendirmelerde çevresel sonuçların çok daha ciddi olabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Adiller, “Bazı jeolojik koşullarda zeminde oturma ve çökmeler meydana gelebilir. Kıyı bölgelerinde ise aşırı yeraltı suyu çekimi deniz suyunun tatlı su kaynaklarına doğru ilerlemesine, yani tuzlu su girişimine neden olabilir. Bu senaryo bazı durumlarda geri döndürülmesi son derece güç bir su kalitesi ve ekosistem problemine sebep olabilir. Dolayısıyla yeraltı suyunu bir ‘yedek depo’ olarak değil, miktarı sınırlı stratejik bir doğal kaynak olarak görmek gerekiyor. Çekimin ölçülmesi, kuyuların denetlenmesi ve her havzada çekilen miktarın doğal beslenme kapasitesiyle uyumlu tutulması büyük önem taşıyor.” diye konuştu. Bugün vereceğimiz kararlar, 20–30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek! Su krizini önleyebilmek için tek bir önlemin yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Suyu havza ölçeğinde ve bütüncül olarak yönetmek gerekir. Öncelikle suyun ne kadar bulunduğunu, nerede kullanıldığını ve kalitesinin nasıl değiştiğini sürekli izleyen güçlü bir veri ve izleme sistemi oluşturulmalı. Ölçemediğimiz bir kaynağı doğru yönetmemiz mümkün olmaz.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Adiller, sözlerini şöyle tamamladı: “Tarımda su ihtiyacına uygun ürün seçilmesi, açık sulama sistemlerinin modernize edilmesi, basınçlı ve kontrollü sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve çiftçinin gerçek bitki su ihtiyacına göre sulama yapması kritik öneme sahiptir. Kentsel alanlarda ise şebeke kayıp ve kaçaklarının daha da azaltılması gerekir. Bunun yanında arıtılmış atık suların yeniden kullanılması, yağmur suyu hasadı ve gri su arıtım ve yeniden kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Yeraltı sularında ruhsatsız ve kontrolsüz çekimlerin önlenmesi; sulak alanların, su havzalarının ve yeraltı suyu beslenme alanlarının yapılaşma ve kirlilik baskısından korunması da en az suyun tasarruf edilmesi kadar önemlidir. Bugün vereceğimiz kararlar, 20–30 yıl sonra yaşayacağımız su krizinin boyutunu belirleyecek. Bu nedenle suyu korumak yalnızca bireysel bir tasarruf meselesi değil, gıda güvenliği, ekonomik kalkınma, ekosistemlerin devamlılığı ve gelecek nesillerin yaşam hakkı açısından stratejik bir zorunluluktur.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir Haber

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir

3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Funda Yıldız, halk sağlığında hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımın önemine dikkat çekti. Koruyucu sağlık uygulamalarının toplum sağlığı üzerindeki etkisi küresel verilerde çarpıcı biçimde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışmaya göre, aşılama programları son 50 yılda dünya genelinde en az 154 milyon kişinin hayatını kurtardı. Aşılamanın küresel bebek ölümlerindeki azalmanın yüzde 40’ına katkıda bulunduğu hesaplandı. Hastalıkların ortaya çıkmasına yol açan önlenebilir risklerin azaltılması da halk sağlığının önemli çalışma alanlarından biri. DSÖ ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) 2026 yılında yayımladığı, 185 ülke ve 36 kanser türünü kapsayan küresel analize göre, incelenen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yaklaşık 7,1 milyon vaka, önlenebilir nitelikte. Tütün kullanımı, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi önlenebilir kanser nedenleri arasında ilk sıralarda yer alırken; yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği de risk faktörleri arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra, güvenli su, sanitasyon ve hijyen de hastalıkların önlenmesinde kritik önem taşıyor. DSÖ’ye göre güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları dünya genelinde her yıl en az 1,4 milyon önlenebilir ölümle ilişkili. Hastalıklara yönelik koruyucu sağlık önlemlerinin önemine değinen Yıldız, “Halk sağlığının asıl gücü, yalnızca geniş çalışma alanından değil, hastalığı ortaya çıktıktan sonra ele almak yerine mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önlemeyi hedeflemesinden gelir. Bu yönüyle halk sağlığı, ‘Nasıl tedavi ederiz?’ sorusundan önce ‘Nasıl koruruz, nasıl önleriz ve nasıl daha sağlıklı bir yaşamı mümkün kılarız?’ sorularını sorar” dedi. ‘Halk sağlığı yaşamın her alanındadır’ Aşılama, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, temiz su ve hijyen gibi birbirinden farklı alanların halk sağlığının kapsamına girdiğini belirten Yıldız, halk sağlığının bireyi yaşamın belirli bir döneminde değil, doğum öncesinden yaşlılığa uzanan yaşam yolculuğunun tamamında ele aldığını söyledi. Yıldız, “Halk sağlığı, anne ve çocuk sağlığından adolesan, erişkin, kadın, erkek ve yaşlı sağlığına; bağışıklamadan bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların kontrolüne; erken tanı ve tarama programlarından sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteye; ruh ve aile sağlığından çevre, iş ve okul sağlığına; evde sağlık ve bakım hizmetlerinden dezavantajlı grupların sağlık gereksinimlerine ve sağlıkta eşitsizliklerin azaltılmasına kadar çok geniş bir alanda bireyin ve toplumun sağlığını korumayı ve geliştirmeyi amaçlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri Başlıyor Haber

3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri Başlıyor

Nilüfer Belediyesi, koruyucu sağlık hizmetlerine dikkat çekmek ve toplumda sağlık bilincini güçlendirmek amacıyla “3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri”ni düzenliyor. 3-4-5 Eylül tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler; Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde vatandaşlarla buluşacak. Her gün saat 10.00’da başlayacak programlar, 17.00’ye kadar devam edecek. KORUYUCU SAĞLIK VE EŞİT ERİŞİM VURGUSU Sağlıklı bir toplumun temelinin koruyucu hekimlik ve erken farkındalıktan geçtiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de herkesin eşit, nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmetine ulaşabilmesini çok önemsiyoruz. Üç gün boyunca uzman hekimler ve sağlık çalışanları eşliğinde sunacağımız ücretsiz taramalar, atölyeler ve bilgilendirici söyleşilerle hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Tüm vatandaşlarımızı Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde, Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ne bekliyoruz” dedi. ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMALARI Etkinlik boyunca alanda kurulacak sağlık noktalarında uzmanlar tarafından ücretsiz taramalar gerçekleştirilecek. Ziyaretçiler; göz ve işitme testleri, denge ve skolyoz kontrolleri, solunum fonksiyon testi, karbonmonoksit (CO) ölçümü, vücut kitle endeksi ile kan şekeri ve tansiyon ölçümlerini yaptırabilecek. Ayrıca Footbalance cihazı ile düz tabanlık ve duruş bozukluğu analizi, cilt analizi, diş muayenesi, basit fizik tedavi uygulamaları ve sigarayı bırakmak isteyenler için danışmanlık hizmeti sunulacak. HEM ÇOCUKLARA HEM YETİŞKİNLERE YÖNELİK ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLER 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri kapsamında sağlıklı yaşam alışkanlıklarını pekiştirecek pratik atölyeler de düzenlenecek. Yetişkinler için paketli gıdalarda etiket okuma, detoks içecekleri hazırlama, pilates, sanat terapisi ve sinema gösterimleri yapılırken; çocuklar için de eğlenceli el yıkama, doğru diş fırçalama, sağlıklı beslenme tabağı hazırlama ve organları tanıma atölyeleri yer alacak. Katılımcılar ayrıca okçuluk ve cornhole gibi sportif aktiviteler de katılabilecek. Program dâhilinde düzenlenecek söyleşilerde ise uzman konuklar eşliğinde “Obezite ile Mücadele ve Sağlıklı Beslenme” ile “Estetik ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıkları ele alınacak. FARKINDALIK VE DAYANIŞMA STANTLARI Etkinlik alanında sivil toplum kuruluşları ve Nilüfer Belediyesi’nin bilgilendirme stantları da yer alacak. Ziyaretçiler organ bağışı, Onkoday kanser bilgilendirmesi, Yeşilay, Çölyakla Yaşam Derneği, NİLKOOP, doğru ilaç ve prospektüs kullanımı gibi konularda bilgi alabilecek. Ayrıca Nilüfer Belediyesi’nin Anne Taksi, Gezici Sağlık Hizmeti, Evde Sağlık, Yeni Doğan ve Bebek Bakımı, Nilüfer95, Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi, Olgun Gençlik Merkezi, Tekerlekli Sandalye Tamir Evi ve hayvan sahiplendirme gibi sosyal projeleri de vatandaşlara tanıtılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir'den Sokak Hayvanlarına Yeni Yuva Haber

Bursa Büyükşehir'den Sokak Hayvanlarına Yeni Yuva

Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ile Veteriner Hizmetleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonuyla Nilüfer ilçesi Başköy Mahallesi’nde 74 bin 884 metrekarelik alanda planlanan ‘Başköy Sahipsiz Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Alanı’nın yapımına Nisan 2026’da başlandı. Şahin Biba başkanlığındaki 100 günde Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin yoğun mesaisiyle projede fiziki gerçekleşme oranı yüzde 40’ın üzerine ulaştırıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Nisan 2027 yılında tamamlanması planlanan ve 7 bin sahipsiz sokak hayvanına ev sahipliği yapması hedeflenen ‘Başköy Sahipsiz Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Alanı’nda teknik incelemelerde bulundu. 100 GÜNDE YÜZDE 40 FİZİKİ GERÇEKLEŞME Belediye bürokratlarının eşlik ettiği ziyarette Başkan Vekili Şahin Biba, proje hakkında ilgili birim temsilcilerinden bilgi aldı. Proje alanında yaptığı inceleme sonrası açıklama yapan Başkan Vekili Biba, “Hayvan Barınağımız yaklaşık 75 bin metrekare üzerinde yaklaşık 7 bin hayvan kapasitesine sahip olacak büyük bir barınak. Bursa’mıza hizmet edecek. Şu anda yüzde 40’ına gelmiş durumdayız. Hedefimiz önümüzdeki sene nisan-mayıs aylarında bitirmek” dedi. SOKAK HAYVANI KABULÜNE BAŞLANDI ‘Başköy Sahipsiz Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Alanı’nda tamamlanan bölümlerde misafir edilmek üzere sokak hayvanı kabulüne başlandığını duyuran Başkan Vekili Biba, “Şu an itibarıyla hayvan almaya başladık. Ancak idari binasında yer alacak olan hayvan bakım, müşahede alanları, laboratuvar ve ameliyathane gibi alanları da tamamladıktan sonra burası tam manasıyla hizmete açılmış olacak. Bursa’mıza hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. YÖNETMELİĞE UYGUN DOĞAL YAŞAM ALANI Büyükşehir Belediyesi, 13 Aralık 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan ‘Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği’ kapsamında Bursa’da halk sağlığı ve hayvan refahına hizmet edecek tesisisin etrafı komple çevrildi. Yönetmelik çerçevesinde hayvan sayısıyla orantılı kulübe ve korunaklı kapalı alanların yer aldığı bölümler oluşturuldu. Hayvanların birbirine veya insanlara zarar vermesini engelleyecek yapısal ve idari tedbirler alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.