Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ham Madde

Kapsül Haber Ajansı - Ham Madde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ham Madde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım Haber

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım

GCA bünyesinde faaliyet gösteren GCA Design Studio, trend araştırmaları ve tüketici içgörülerinden tasarım, mühendislik ve üretim süreçlerine kadar ürün geliştirme yolculuğunun her aşamasında markalara destek veriyor. Tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini bir araya getirerek markaların fikirlerini üretilebilir, işlevsel ve değer yaratan cam ambalaj çözümlerine dönüştürüyor. Ürünün ilk fikir aşamasından tüketiciyle buluştuğu ana kadar tüm süreci yönetiyor, markaların pazarda farklılaşmasını destekleyen çözümler geliştiriyor. Bir fikri ürüne, ürünü markaya dönüştüren süreç GCA Design Studio'nun çalışma modeli, tasarımı ürün geliştirme yolculuğunun yalnızca bir aşaması olarak görüyor. Her proje; hedef pazarın, kategori dinamiklerinin, tüketici beklentilerinin ve markanın büyüme hedeflerinin analiz edilmesiyle şekilleniyor. Elde edilen içgörüler doğrultusunda geliştirilen fikirler, tasarım ve mühendislik çalışmalarıyla olgunlaştırılırken ürünün üretim süreçleriyle uyumu da eş zamanlı olarak değerlendiriliyor. Süreç, sektör ve trend araştırmalarıyla temelleniyor; tüketici içgörülerinin değerlendirilmesi ve ürün stratejisinin oluşturulmasıyla şekilleniyor. Bu aşamayı tasarım, prototip geliştirme, mühendislik çalışmaları, etiket ve dekorasyon çözümleri, dolum gereksinimleri ve üretim süreçleri takip ediyor. Ürünün pazara sunulmasına kadar uzanan tüm geliştirme adımları, birbirini besleyen entegre bir yaklaşımla yönetiliyor. Böylece markalar, farklı uzmanlık alanlarını ayrı ayrı koordine etmek yerine ihtiyaç duydukları tüm bilgi ve deneyime tek noktadan erişebiliyor. Bu yaklaşım sayesinde ortaya çıkan ambalajlar yalnızca estetik açıdan dikkat çekmiyor; üretim verimliliği, operasyonel gereksinimler, marka konumlandırması ve tüketici deneyimi gibi birçok farklı kriteri aynı anda karşılıyor. Etiket tasarımından dekorasyon alternatiflerine, kapak ve aksesuar seçimlerinden dolum süreçlerine kadar ürünün pazardaki başarısını etkileyen tüm detaylar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. GCA'nın üretim gücü ve teknik bilgi birikimiyle desteklenen Design Studio, markalara fikir aşamasından pazara çıkışa kadar uzanan süreçte rehberlik ediyor. Tasarım ekipleri, mühendisler ve üretim uzmanları aynı hedef doğrultusunda çalışırken, ürün geliştirme süreci daha hızlı, daha verimli ve daha öngörülebilir hale geliyor. Tasarımın ötesinde bir çözüm merkeziGCA Design Studio'nun en önemli farklarından biri, tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini aynı yapı içerisinde buluşturması. Bu sayede markalar, ürün geliştirme sürecinin her aşamasında farklı çözüm ortaklarıyla çalışmak yerine tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek entegre bir ekiple ilerleyebiliyor. Sürdürülebilirlik de bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Hafifletme odaklı tasarım çalışmaları sayesinde cam ambalajın estetik ve fonksiyonel özellikleri korunurken daha az ham madde kullanımıyla çevresel etki azaltılıyor. Tasarım gücünü uluslararası başarılarla ortaya koyuyor GCA Design Studio tarafından geliştirilen projeler, ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da dikkat çekiyor. A' Design Award, Red Dot, WorldStar ve Ambalaj Ay Yıldızları gibi prestijli organizasyonlarda kazanılan ödüller, tasarım, teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Global trendler ve tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirilen çalışmalar, Türkiye'yi cam ambalaj tasarımı alanında dünya çapında temsil eden örnekler arasında yer alıyor. “Markaların ürün geliştirme yolculuğunun tamamına eşlik ediyoruz” GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi "Bugün başarılı bir ambalajın arkasında yalnızca iyi bir tasarım değil; doğru içgörü, güçlü mühendislik, üretim bilgisi ve pazarı doğru okuyan bir yaklaşım bulunuyor. GCA Design Studio'yu da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Bir ürün fikrinin ortaya çıktığı ilk andan, ürünün raflarda tüketiciyle buluştuğu noktaya kadar tüm sürece eşlik ediyoruz. Trend araştırmalarını, tüketici içgörülerini, tasarım ve mühendislik çalışmalarını, üretim deneyimimizi ve pazar bilgimizi aynı çatı altında bir araya getiriyoruz. Böylece markalar için yalnızca bir ambalaj geliştirmiyor, ürün geliştirme yolculuğunun tamamında değer üreten bir çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Amacımız, markaların fikirlerini güçlü ürünlere, ürünlerini de pazarda fark yaratan başarılara dönüştürmelerine katkı sağlamak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış Haber

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış

Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı Haber

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı

Özellikle süregelen ayçiçeği ve mısır üretiminde, çiftçilerle birlikte geliştirdiği model sayesinde verimliliği artırmaya ve kaynak kullanımını optimize etmeye devam ediyor. Sunat Yatırım, sürdürülebilir uygulamalı tarım alanlarında ayçiçeğinde dekar başına verimi 8 yılda yüzde 96, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanını yüzde 43 oranında artırdı. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında “Sürdürülebilir tarım, şirketimizin kuruluşundan bu yana en temel önceliği. Tüm üretim felsefemizin temelinde yatan bu olgu, çalışmalarımızı döngüsel ekonomi yaklaşımı üzerine inşa etmemizi sağlıyor. Çiftçilerimizle birlikte geliştirdiğimiz kaynağı israfa değil, yeniden değere dönüştüren yaklaşımımız sayesinde hem üretimde verimliliği artırıyor hem de toprağın, tarımın, üretimin ve çiftçi ailelerimizin geleceğini güvence altına alıyoruz.” dedi. Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Deri İhracatçıları Yüksek Gelirli Yeni Pazarlara Odaklanacak Haber

Egeli Deri İhracatçıları Yüksek Gelirli Yeni Pazarlara Odaklanacak

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Ege Bölgesi'nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65'ini Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğini, kilogram başına ihracat değerinde ise Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilediklerini söyledi. Ayakkabı grubunda kilogram başına ihracat değerinin 24,77 dolara ulaşarak Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katına çıktığını belirten Gündoğdu, deri ve kürk konfeksiyonunda ise çok daha yüksek katma değer üretildiğini ifade etti. Yeni dönemde alım heyetleri, sektörel ticaret heyetleri ve uluslararası fuarlarla yüksek gelirli pazarlara odaklanacakları bilgisini veren Gündoğdu, “ABD, Kanada, İskandinav ülkeleri, Polonya, Romanya, Güney Afrika ve Avustralya öncelikli hedef pazarlarımız arasında yer alacak” diye konuştu. Döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarılmalı EDMİB Başkanı Gündoğdu, Türk deri sektörünün rekabet gücünü koruyabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 10’a çıkarılması çağrısında bulundu. Gündoğdu, “Biz mevcut şartlarda maliyetine üretim ve ihracat yapıyoruz. Döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarsa nefes alabiliriz” dedi. Yerli üretimi olmayan hammaddelerde gümrük yükü kaldırılsın Türkiye'nin coğrafi yakınlığı, esnek üretim yapısı ve yüksek katma değerli üretim kabiliyeti sayesinde dünya markalarının en güçlü tedarik merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye deri ve deri mamulleri sektörüne yeni fırsatlar sunuyor, artan maliyetler ve ithal girdiler üzerindeki vergi yükü sektörün rekabet gücünü baskılıyor. Bu fırsatın değerlendirilebilmesi için üretim maliyetlerini artıran yapısal engellerin kaldırılması gerekiyor. Türkiye'de üretimi bulunmayan ham madde ile yan sanayi girdilerindeki gümrük yüklerinin azaltılması anlamda acil çözüm bekleyen bir konu. Avrupalı rakiplerimiz stratejik girdilere dünya fiyatlarıyla ulaşırken, ihracatçımız ilave maliyetlerle üretim yapmak zorunda kalıyor. Özellikle taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi ayakkabı yan sanayisinde kullanılan girdiler üzerindeki vergi yükünün gözden geçirilmesi, küresel rekabet gücümüz açısından kritik önem taşıyor.” Gündoğdu, "Katma değerli üretim, güçlü tasarım kabiliyeti ve yeni pazarlara açılma stratejimizle Ege deri sektörünün küresel rekabet gücünü daha da artırmayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişeler Çöpe Değil Ekonomiye Dönüyor Haber

Şişeler Çöpe Değil Ekonomiye Dönüyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen sistem; üretimden geri dönüşüme kadar tüm sürecin dijital olarak takip edilmesini sağlayan entegre bir model sunarken, ambalaj atıklarının ekonomiye yeniden kazandırılmasını ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasını hedefliyor. Yeni sistemle birlikte üretici firmalar da ürün ambalajlarını DOA sisteminin gerekliliklerine uygun hale getirerek uygulamaya dahil olmaya başladı. ÜRETİCİLER DOA SİSTEMİNE UYUM SAĞLADI Türkiye'de faaliyet gösteren doğal kaynak suyu üreticilerinden Badem Pınarı da Depozitosu Olan Ambalajlar sistemine yönelik hazırlıklarını tamamlayan firmalar arasında yer aldı. Şirket, depozitolu ürünlerinde kullanılacak kapak, etiket ve ambalajlarını sistemin gerekliliklerine uygun hale getirirken, geri dönüşüm logolarını da ilgili ürünlerinde kullanmaya başladı. İLK ETAPTA 0,33, 0,5 VE 1,5 LİTRELİK AMBALAJLAR KAPSAMDA Uygulamanın Türkiye'nin geri dönüşüm kültürü açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Badem Pınarı Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem, "Türkiye, 1 Temmuz itibarıyla uygulanmaya başlayan Depozitosu Olan Ambalajlar sistemiyle geri dönüşüm konusunda yeni bir döneme girdi. Artık pet, cam ve metal şişelerin çöp kutuları yerine geri dönüşüm sistemine kazandırılması hedefleniyor. DOA logolu ürünlerde tüketiciler depozito bedellerini geri alabilecek. İlk aşamada sistem 0,33, 0,5 ve 1,5 litrelik ambalajlarda uygulanıyor. İlerleyen süreçte 5 litrelik ambalajların da sisteme dahil edilmesi bekleniyor" açıklamalarında bulundu. GERİ DÖNÜŞÜM ORANININ YÜZDE 40'A ÇIKMASI HEDEFLENİYOR Depozito sisteminin yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Badem, uygulamayla birlikte Türkiye'nin geri dönüşüm oranında önemli bir artış beklendiğini ifade ederek, "2013 yılında yüzde 13 seviyesinde olan geri dönüşüm oranının bu uygulamayla birlikte 2026 yılında yüzde 40'a çıkarılması hedefleniyor. Avrupa'da ve Amerika'da uzun yıllardır başarıyla uygulanan bu sistemin Türkiye'de de kısa sürede benimseneceğine inanıyoruz" dedi. GERİ KAZANILAN AMBALAJLAR İTHAL HAM MADDE İHTİYACINI DA AZALTACAK DOA sisteminin sanayi açısından sağlayacağı kazanımlara da dikkat çeken Badem, geri kazanılan ambalajların üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin ithal ham madde ihtiyacını azaltacağını belirterek, "Kapaklarımızı, etiketlerimizi ve ambalajlarımızı sisteme uygun hale getirdik. Depozitolu ambalajlarımızda geri dönüşüm logolarımızı kullanmaya başladık. Türkiye'de üretilen plastiğin yaklaşık yarısı gıda ambalajı sanayisinde kullanılıyor. Uygulamayla hedeflenen yüzde 40 geri dönüşüm oranı sayesinde ambalajların önemli bir bölümü yeniden ekonomiye kazandırılacak. Bu durum hem sanayinin ithal ham madde ihtiyacını azaltacak hem de Türkiye'nin ithalat faturasının düşmesine katkı sağlayacak" ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyon Dolarlık Yatırımla Yerli Ham Madde Atağı Haber

6 Milyon Dolarlık Yatırımla Yerli Ham Madde Atağı

Bitkisel içeriklerin kullanım alanlarının genişlemesiyle birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı da sektörün temel gündemlerinden biri haline geldi. Talya Bitkisel'in geliştirdiği üretim modeli kapsamında bitkiler belirli proseslerden geçirilerek etken maddeleri ayrıştırılıyor ve yüksek saflıkta toz ekstre elde ediliyor. Elde edilen bitkisel ekstreler ise gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünleri, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçlerinde ham madde olarak değerlendiriliyor. 3,5 YILLIK SAHA DENEYİMİ ÜRETİM ALTYAPISINA DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını, bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5-6 milyon dolar seviyelerine çıktığını söyledi. Ertaş, "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how'ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" ifadelerinde bulundu. YATIRIMIN MERKEZİNDE BİLGİ VE AR-GE BULUNUYOR Yaklaşık 3,5 yıl boyunca geliştirilen üretim altyapısının yalnızca kendi ürünleri için değil, farklı sektörlerin ham madde ihtiyacına da yanıt verecek şekilde kurgulandığını ve bilgi birikiminin fiziksel yatırım kadar önemli olduğuna dikkat çeken Ertaş, "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE'ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" dedi. TALYA BİTKİSEL HAKKINDA 1969 yılında Antalya'da kurulan Talya Bitkisel; aromaterapi, bitkisel kozmetik, takviye edici gıda ve doğal yaşam ürünleri alanlarında faaliyet göstermektedir. "Tohumdan rafa" üretim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren marka; ileri üretim teknolojileri, Bilim Kurulu çalışmaları ve üretim altyapısıyla yüksek saflıkta ürün geliştirme süreçlerine odaklanmaktadır. Türkiye'nin yanı sıra 40'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Talya Bitkisel, Amerika'daki yapılanması Talya Herbal LLC ile global pazardaki faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Pet Grup, Üretim Hattına Yaptığı Yatırımla Üretim Kapasitesini 3,5 Kat Artırdı Haber

Anadolu Pet Grup, Üretim Hattına Yaptığı Yatırımla Üretim Kapasitesini 3,5 Kat Artırdı

Anadolu Pet Grup çatısı altında yer alan Effeffe Pet Türkiye de bu dönüşümün önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Şirket, üretim hattına yaptığı yatırımla yıllık üretim kapasitesini 3,5 kat artırdı. Pandemi sonrası dönemde evcil hayvan sahipliğinin artması, evcil hayvan beslenmesi sektöründe de önemli bir dönüşümü beraberinde getirdi. Türkiye, yüksek kalite standartlarında üretim yapan tesisleri, gelişen Ar-Ge altyapısı ve artan ihracat gücüyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre Türkiye evcil hayvan beslenmesi pazarı son yıllarda istikrarlı bir büyüme gösterirken, tüketicilerin beklentileri de değişiyor. Güncel pazar araştırmalarına göre, 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde evcil hayvan sektörünün top­lam pazar büyüklüğü 243,5 milyar dolara ulaştı. Sektördeki büyüme özellikle son 5 yılda ciddi bir ivme kazandı. Türkiye’de evcil hayvan beslenmesi ve bakım ürünlerine yönelik talep ise son yıllarda güçlü bir büyüme sergiliyor. Sektör verilerine göre Türkiye pet pazarı 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 70 milyar TL büyüklüğe ulaşırken, bir önceki yıla göre yüzde 70 oranında ciro büyümesi kaydetti. Önümüzdeki dönemde de büyümenin sürmesi bekleniyor. Evcil hayvanlarını ailelerinin bir ferdi olarak gören yeni nesil tüketiciler ise; içerik kalitesi, üretim güvenliği ve bilimsel formülasyon gibi kriterlere daha fazla önem veriyor. Yerli üretim mamalar artık yalnızca erişilebilirlik avantajı sunmakla kalmıyor; yüksek kaliteli hammaddeler, gelişmiş üretim teknolojileri ve bilimsel Ar-Ge çalışmalarıyla da öne çıkıyor. Avrupa standartlarında kedi ve köpek mamaları üretiyor Anadolu Pet Grup, sektördeki 40 yıla yaklaşan deneyimini üretim gücüyle birleştirerek faaliyetlerini sürdürüyor. Bugün Hill’s, Schesir, Kong, Tetra, FURminator, EHEIM, 8in1, Flexi, Lindocat, Moderna, SmartBones ve Hunter gibi dünyanın önde gelen pet ürünleri markalarının Türkiye distribütörlüğünü yürütürken şirket, aynı zamanda yerli üretim alanında da önemli yatırımlara imza atıyor. Türkiye genelinde 3 binden fazla satış noktasına ulaşan Anadolu Pet Grup, geniş dağıtım ağıyla sektörün en köklü oyuncuları arasında yer alıyor. Anadolu Pet Grup’un üretim gücünü temsil eden Effeffe Pet Türkiye, 2016 yılında Anadolu Pet Grup ve Effeffe İtalya ortaklığıyla kuruldu. Manisa’nın Salihli ilçesinde bulunan modern ve ileri teknolojiyle donatılmış üretim tesisinde Avrupa standartlarında kedi ve köpek mamaları üreten şirket, evcil hayvan beslenmesi pazarında artan talep ve sektörün büyüme ivmesine paralel olarak üretim altyapısına önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Bu kapsamda yaptığı yatırımla devreye alınan yeni üretim hattı sayesinde tesisin yıllık üretim kapasitesi 15 bin tondan 50 bin tona çıkarılarak yaklaşık 3,5 kat artırıldı. Bugün Türkiye pazarının yanı sıra 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Effeffe Pet Türkiye, farklı müşteri ve pazar ihtiyaçlarına yönelik fason üretim kabiliyetiyle de ihracat faaliyetlerinde önemli bir güç oluşturuyor. LaVital, Pronature, Econature, Econature Plus, Croque, Paw in Love ve Dost Pati markalarından oluşan geniş üretim portföyüyle süper premiumdan ekonomik segmente kadar farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunan şirket, “yaşam boyu beslenme” yaklaşımıyla evcil hayvanların yaşam evrelerine ve özel gereksinimlerine uygun formüller geliştiriyor. Effeffe Pet Türkiye, Anadolu Pet’in sektör deneyimini Effeffe İtalya’nın üretim ve Ar-Ge uzmanlığıyla birleştirerek büyümesini sürdürüyor. “Türkiye’nin üretim kapasitesi ve teknik uzmanlığı her geçen yıl artıyor” Bu dönüşümün önemli temsilcilerinden biri olan Anadolu Pet Grup Genel Müdürü Eren Üçüncü, Türkiye’nin üretim kapasitesinin ve teknik uzmanlığının her geçen yıl arttığını belirterek şunları söyledi: “Sektörün geleceğinde bilimsel beslenme, fonksiyonel içerikler ve sürdürülebilir üretim anlayışı belirleyici olacak. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve teknik uzmanlığı her geçen yıl artıyor. Yerli üretim yalnızca iç pazardaki talebi karşılamakla kalmayıp küresel pazarlarda da daha güçlü bir konuma ulaşacak. Bugün gelinen noktada Türkiye, evcil hayvan maması sektöründe yalnızca tüketen değil; geliştiren, üreten ve ihraç eden ülkeler arasında yer alıyor. Artan yatırımlar, bilimsel Ar-Ge çalışmaları ve uluslararası kalite standartlarına yapılan odaklanma sayesinde sektörün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürmesi bekleniyor. Biz de Anadolu Pet olarak bu başarının bir parçası olmaya devam edeceğiz.” Standartlara uymayan hiçbir ham madde üretime dahil edilmiyor Şirketin Manisa-Salihli’deki üretim tesisinde süreç, hammaddelerin tesise kabulüyle başlıyor. Onaylı tedarikçilerden gelen tüm girdiler fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve biyolojik analizlerden geçirilirken, standartlara uymayan hiçbir ham madde üretime dahil edilmiyor. Kapalı devre ve yüksek otomasyonlu üretim sistemi sayesinde tüm süreçler el değmeden yürütülüyor. Üretimin her aşaması kalite kontrol ekipleri tarafından izlenirken, ürünler sevkiyat öncesinde yeniden analiz edilerek güvence altına alınıyor. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, GMP İyi Üretim Uygulamaları, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği sertifikalarına sahip olan tesis, aynı zamanda HACCP prensiplerine uygun üretim gerçekleştiriyor. Üretim süreçleri FDA regülasyonları ve FEDIAF yönergeleri doğrultusunda şekillendirilirken, şirket uluslararası kalite standartlarını daha da ileri taşımak amacıyla yeni sertifikasyon çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depozito Sistemi İçecek Sektöründe Yeni Dönemi Başlatıyor Haber

Depozito Sistemi İçecek Sektöründe Yeni Dönemi Başlatıyor

Türkiye'de faaliyet gösteren doğal kaynak suyu üreticilerinden Badem Pınarı da Depozitosu Olan Ambalajlar sistemine yönelik hazırlıklarını tamamlayan firmalar arasında yer alıyor. Şirket, depozitolu ürünlerinde kullanılacak kapak, etiket ve ambalajlarını sistemin gerekliliklerine uygun hale getirirken, geri dönüşüm logolarını da tüm ilgili ürünlerinde kullanmaya başladı. İLK ETAPTA 0,33, 0,5 VE 1,5 LİTRELİK AMBALAJLAR KAPSAMDA Uygulamanın Türkiye'nin geri dönüşüm kültürü açısından önemli bir dönüm noktası olacağını belirten Badem Pınarı Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem, "Türkiye, 1 Temmuz itibarıyla Depozitosu Olan Ambalajlar uygulamasıyla geri dönüşüm konusunda bambaşka bir noktaya gidecek. Artık pet, cam ve metal şişeler çöp kutuları yerine geri dönüşüm sistemine kazandırılacak. DOA logolu ürünlerde tüketiciler depozito bedellerini geri alabilecek. İlk aşamada sistem 0,33, 0,5 ve 1,5 litrelik ambalajlarda uygulanacak. İlerleyen süreçte 5 litrelik ambalajların da sisteme dahil edilmesi bekleniyor" açıklamalarında bulundu. GERİ DÖNÜŞÜM ORANININ YÜZDE 40'A ÇIKMASI HEDEFLENİYOR Depozito sisteminin yalnızca çevresel değil ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Badem, uygulamayla birlikte Türkiye'nin geri dönüşüm oranında önemli bir artış beklendiğini ifade ederek, "2013 yılında yüzde 13 seviyesinde olan geri dönüşüm oranının bu uygulamayla birlikte 2026 yılında yüzde 40'a çıkarılması hedefleniyor. Avrupa'da ve Amerika'da uzun yıllardır başarıyla uygulanan bu sistemin Türkiye'de de kısa sürede benimseneceğine inanıyoruz" dedi. GERİ KAZANILAN AMBALAJLAR İTHAL HAM MADDE İHTİYACINI DA AZALTACAK DOA sisteminin sanayi açısından sağlayacağı kazanımlara da dikkat çeken Badem, geri kazanılan ambalajların üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin ithal ham madde ihtiyacını azaltacağını belirterek, "Kapaklarımızı, etiketlerimizi ve ambalajlarımızı uygun hale getirdik. Bütün depozitolu ambalajlarımızın hepsinde geri dönüşüm logolarımız mevcut. Türkiye'de üretilen plastiğin yaklaşık yarısı gıda ambalajı sanayisinde kullanılıyor. Uygulamayla hedeflenen yüzde 40 geri dönüşüm oranı sayesinde ambalajların önemli bir bölümü yeniden ekonomiye kazandırılacak. Bu durum hem sanayinin ithal ham madde ihtiyacını azaltacak hem de Türkiye'nin ithalat faturasının düşmesine katkı sağlayacak" ifadelerinde bulundu. BADEM PINARI HAKKINDA Badem Pınarı, Kırşehir'deki üretim tesislerinde doğal kaynak suyu üretimi gerçekleştiren, ileri üretim teknolojileri ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla faaliyet gösteren yerli bir markadır. Saatte 135 bin şişe üretim kapasitesine sahip olan şirket; çevre dostu üretim uygulamaları, geri dönüşüm odaklı projeleri ve kaynak verimliliğini artıran yatırımlarıyla içecek sektöründe sürdürülebilir üretim anlayışını desteklemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya'nın En Büyük Boya Ham Maddeleri ve Kaplama Fuarı Paıntistanbul 2026 Kapılarını Açtı Haber

Avrasya'nın En Büyük Boya Ham Maddeleri ve Kaplama Fuarı Paıntistanbul 2026 Kapılarını Açtı

Ham madde, yapı kimyasalları, yapıştırıcı bileşenleri ile laboratuvar ve üretim ekipmanları sektörlerini aynı çatı altında buluşturan Paintistanbul 2026, İstanbul Fuar Merkezi'nde ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Avrasya'nın en büyük boya ham maddeleri ve kaplama fuarı olarak öne çıkan organizasyon, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek yeni iş birliklerine ve ticari fırsatlara zemin hazırlıyor. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) ile CNG Expo Events iş birliğiyle İstanbul Fuar Merkezi'nde toplam 4 ayrı salonda, 35 bin metrekare brüt ve 14 bin metrekare net alanda düzenlenen Paintistanbul 2026 kapsamında boya ve kaplama sektörünün önde gelen 619 firmasıyla birlikte 43 farklı ülkeden 10 bini aşkın uluslararası ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. 28'inci Dönem AK Parti Bursa Milletvekili Varank: "Boya Sektörü Üretim Gücü, Nitelikli İnsan Kaynağı ve İhracat Kabiliyetiyle Önemli Bir Konumda" Üç gün sürecek fuarın açılış konuşmasını yapan 28'inci Dönem Ak Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Paintistanbul Fuarı'nın üreticileri, tedarikçileri, teknoloji geliştiricileri ve sektör profesyonellerini bir araya getirerek yeni iş birliklerine zemin hazırladığını söyledi. Her geçen yıl artan uluslararası katılımıyla Paintistanbul'un sektörümüz ve ülkemiz için önemli fırsatlar oluşturacağına inandığını kaydeden Mustafa Varank sözlerine şöyle devam etti: "Dünya ekonomisi; bölgesel çatışmalar, enerji krizleri, tedarik zincirlerindeki dönüşüm, teknolojik gelişmeler ve iklim değişikliği gibi birçok dinamiğin etkisiyle önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Bu dönüşüm boya ve kaplama sektöründe de kendini güçlü şekilde hissettiriyor. Artık rekabet yalnızca üretmekten değil, teknolojiyi etkin kullanmaktan, verimliliği artırmaktan ve sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine yerleştirmekten geçiyor. Türk boya sanayisi sahip olduğu üretim gücü, nitelikli insan kaynağı ve ihracat kabiliyetiyle önemli bir konumda bulunuyor. Ancak sektörümüzün ham maddede dışa bağımlılığını azaltacak yatırımları hızlandırması, yerli üretim kapasitesini artırması ve yüksek katma değerli ürünlere odaklanması büyük önem taşıyor. Kamu ve özel sektörün iş birliği içinde hareket etmesiyle sektörümüzün küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyacağına inanıyoruz." T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Gürcan: "Bakanlık Olarak İhracatçıları Desteklemeye Devam Edeceğiz" T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ise sözlerine bugün Türkiye'de düzenlenen fuarların ulaştığı uluslararası düzeyin herkes için gurur kaynağı olduğunu söyleyerek başladı. "Türkiye son 25 yılda ulaştırma, lojistik ve altyapı yatırımlarıyla önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. 2025 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyümüş, milli gelirimiz tarihi seviyelere ulaşmıştır. Mal ihracatımız 273,3 milyar dolar, hizmet ihracatımız ise 122,6 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Bu kapsamda boya sektörümüzün ihracatı ise 2025 yılında yaklaşık 1,6 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır" diyen Mahmut Gürcan Ticaret Bakanlığı olarak ülkemizin ihracatçıları desteklemeye devam edeceklerinin altını çizdi. Dünya Boyacılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bowtell: "Paintistanbul'un Ulaştığı Başarıyı Takdirle Takip Ediyoruz" Türkiye'de ve İstanbul'da yeniden bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Dünya Boyacılar Birliği (WCC) Yönetim Kurulu Başkanı Thomas Bowtell, dünya genelinde boya sektörünü temsil eden çok sayıda kuruluşla birlikte çalıştıklarını ve Türkiye boya sektörünün uluslararası alandaki gelişimini ve Paintistanbul'un ulaştığı başarıyı takdirle takip ettiklerini kaydetti. BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Baytaş: "Avrupa'da İlk Üç Üretici Ülke Arasına Girmeyi Hedefliyoruz" Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmediklerini aynı zamanda Türk boya sanayisinin üretim gücünü, küresel pazarlardaki iddiasını ve ortak vizyonunu tüm dünyaya bir kez daha ilan ettiklerini söyleyen BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Baytaş, konuşmasında şunları söyledi: "BOSAD olarak yaklaşık 20 yıllık geçmişimizle sektörümüzün yüzde 85'ini temsil eden büyük bir aileyiz. Boya sektörü olarak Avrupa'da ilk üç üretici ülke arasına girmeyi ve dünya pazarında oyun kurucu ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz. Paintistanbul ise sektörümüzün gücünü ortaya koyduğumuz ve geleceğe ilişkin çözümleri birlikte geliştirdiğimiz önemli bir platform ve fuarımızın sektörümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Yaman: "Dünyanın Üçüncü Büyük Boya ve Kaplama Fuarı" Paintistanbul'un yalnızca bir fuar değil, sektörün geleceğine yön veren bir bilgi ve iş birliği platformu olduğunu söyleyen CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman, "İki yıllık aranın ardından sektörümüzün en prestijli ve en kapsamlı buluşmasının açılışını gerçekleştiriyoruz. Bugün yalnızca bir fuarın açılışını yapmıyor; aynı zamanda yaklaşık çeyrek asırlık emeğin, kararlılığın ve sektörümüze duyduğumuz inancın da bir sonucunu kutluyoruz. Bu yıl Almanya, İtalya, Çin, Fransa, Kore, İspanya, Amerika ve Hindistan başta olmak üzere 43 ülkeden 619 firma ve temsilciliği fuarımızda yer alıyor. Tüm bu yönleriyle fuarımız bugün itibarıyla Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise üçüncü büyük boya ve kaplama fuarı konumuna ulaşmış durumda" dedi. BOSAD Başkanvekili Hakan Ünel: "Sürdürülebilirliği, Akıllı Boya Teknolojilerini, Yapay Zekânın Etkilerini Konuşacağız" Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Başkanvekili Hakan Ünel, Paintistanbul'un bugün ulaştığı noktanın İstanbul'un üretim ve ticaretin kesişim noktasında yer almasının yanı sıra, yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlara erişim avantajıyla da daha da güçlendiğini ifade etti. Paintistanbul'un dünyanın önde gelen sektör organizasyonları arasında yerini aldığını ve China Coat ile European Coatings Show'un ardından dünyanın üçüncü büyük etkinliği konumuna ulaştığını belirten Ünel, "Önümüzdeki üç gün boyunca yalnızca ticari fırsatları değil; sürdürülebilirliği, akıllı boya ve kaplama teknolojilerini, yapay zekânın sektörümüze etkilerini, yeni pazarları ve 2030'a giden yolda rekabet avantajı sağlayacak stratejileri de ele alacağız. İnanıyorum ki burada kurulacak her yeni bağlantı, paylaşılacak her bilgi ve geliştirilecek her ortak proje sektörümüzün geleceğine önemli katkılar sunacak" dedi. İnteraktif Deneyim Yaşatacak Katılımcılar fuar boyunca yeni iş bağlantıları kurma, mevcut iş birliklerini geliştirme ve küresel pazardaki son gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulacak. Üç gün sürecek organizasyonda sergilenen yenilikçi ürünler, ileri teknoloji çözümleri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımları, firmalara uluslararası ölçekte önemli bir görünürlük sağlarken, eş zamanlı düzenlenecek konferans programı da sektörün geleceğine yönelik önemli değerlendirmelere ev sahipliği yapacak. Paintistanbul 2026 katılımcıları fuar süresince AI Graffiti ve Tilt Brush gibi yapay zeka çizimleriyle teknoloji ile sanatın buluştuğu interaktif deneyimler yaşayarak yaratıcılıklarını farklı platformlarda sergileme fırsatı bulacak. Powder Dosing Expo Eş Zamanlı Düzenleniyor Paintistanbul 2026 kapsamında, toz, granül ve katı hammadde dozaj teknolojilerine odaklanan Powder Dosing Expo da eş zamanlı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Dozaj teknolojileri alanında faaliyet gösteren üretici ve tedarikçiler için önemli bir buluşma noktası olan fuar, üretim süreçlerinde verimlilik sağlayan dozaj sistemleri, otomasyon uygulamaları, proses ekipmanları ve dijital teknolojileri sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. Böylece katılımcılar, hem boya ve kaplama hem toz dozajlama sektöründeki yenilikleri ve üretim süreçlerini optimize eden teknolojileri aynı platformda keşfetme fırsatı yakalıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.