Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ham Madde

Kapsül Haber Ajansı - Ham Madde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ham Madde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı Haber

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı

Global moda markası DeFacto, sürdürülebilir tedarik zinciri alanındaki çalışmalarını Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi’ne taşıdı. DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirve kapsamında gerçekleştirdiği “Uyumdan İş Birliğine: Sürdürülebilir Tedariki Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasında şirketin tedarik zincirinde ortak dönüşümü merkeze alan yaklaşımını anlattı. “Tedarik zincirinde gerçek dönüşüm iş birliğiyle mümkün” DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirvenin farklı sektörlerden şirketlerin deneyimlerini ve çözüm yaklaşımlarını paylaşması açısından önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi, sürdürülebilirlik alanında karşı karşıya olduğumuz ortak sorunları ve bu sorunlara geliştirilen farklı yaklaşımları küresel ölçekte değerlendirmek açısından çok değerli bir buluşma. Bugün tedarik zincirlerinde gerçek bir dönüşüm yaratmak için şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçmesi ve iş ortaklarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. DeFacto’da karbon ayak izimizin yaklaşık yüzde 95’i Kapsam 3 emisyonlarından geliyor. Bu nedenle sürdürülebilir tedariki, tedarikçilerimize hedefler koyduğumuz ve bu hedeflere uyum beklediğimiz tek yönlü bir süreç olarak görmüyoruz. Enerji, su ve karbon verimliliği alanlarında dönüşüm fırsatlarını birlikte değerlendiriyor, teknik kapasitenin gelişimini destekliyor ve finansmanı da dönüşümün önemli bir parçası olarak ele alıyoruz.” DeFacto’da Tedarik Ziciri, Sürdürülebilirliğin Merkezinde DeFacto, sürdürülebilir tedarik yaklaşımını 2023 yılında Tedarik ile Sürdürülebilirlik ve KSS fonksiyonlarını aynı yönetim yapısı altında bir araya getirerek daha bütüncül bir yapıya taşıdı. Şirketin Tedarik Zincirinde Sürdürülebilir Dönüşüm Programı kapsamında sosyal uygunluk, insan hakları, çevresel performans, iklim odaklı tedarikçi dönüşümü, sürdürülebilir ham madde kullanımı, izlenebilirlik, veri yönetimi ve kapasite geliştirme çalışmaları tek bir yönetim modeli altında yürütülüyor. Program, 503 aktif tedarikçi ve 3.776 üretim tesisini kapsayan geniş bir tedarik ekosisteminde uygulanıyor. DeFacto’nun 29’u Türkiye’de, 21’i yurt dışında olmak üzere 50 ülkeye yayılan tedarik ağı içinde belirlediği 50 stratejik tedarikçi, dönüşüm çalışmalarının öncelikli odağını oluşturuyor. Tedarikçilerin performansı operasyonel kriterlerin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri üzerinden de değerlendirilirken; eğitim, geri bildirim ve iyileştirme çalışmalarıyla gelişimleri destekleniyor. Bu modelle DeFacto, sürdürülebilirliği tedarik zincirinin dışında yürütülen ayrı bir uyum alanı olmaktan çıkararak satın alma ve tedarikçi yönetimi kararlarının doğrudan bir parçası haline getiriyor. Böylece şirket, tedarikçileri yalnızca belirlenen standartlara uyum sağlayan paydaşlar olarak değil, dönüşümün birlikte gerçekleştirildiği stratejik iş ortakları olarak konumlandırıyor. DeFacto, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den Katılan İlk Şirket Oldu! DeFacto, sürdürülebilir tedarik alanındaki deneyimini uluslararası iş birliklerine de taşıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den katılan ilk şirket olan DeFacto, koalisyon kapsamında izlenebilirlik, tedarikçi gelişimi, sorumlu ham madde kullanımı, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, insan hakları ve çalışma koşulları gibi alanlardaki deneyimini farklı ülke ve sektörlerden kuruluşlarla paylaşıyor. Şirketin bilim temelli emisyon azaltım hedefleri Bilim Temelli Hedefler Girişimi tarafından doğrulanırken, DeFacto 2025 yılında CDP Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi’nde A Liderlik Seviyesi elde etti. Önümüzdeki dönemde ise tedarik zincirindeki karbon azaltım çalışmalarının hızlandırılması, tedarikçilerin iklim dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir ham madde kullanımının yaygınlaştırılması ve dijital izlenebilirlik uygulamalarının geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Üretiminde Hız ve Verimlilik Yarışı  Haber

Gıda Üretiminde Hız ve Verimlilik Yarışı 

Otomasyon, yüksek üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim çözümleri sektörün büyümesinde belirleyici olurken, fırıncılık, pastacılık ve şekerleme teknolojilerinin ulaştığı son nokta IBAKTECH 2026’da sergilenecek. Fuarda; saatte 11 bin adede kadar üretim gerçekleştiren hatlardan beş saniyede sekiz dilim kesebilen yerli ultrasonik sistemlere, enerji tüketimini azaltan makinelerden dünyada ilk kez tanıtılacak yeni konseptlere kadar çok sayıda teknoloji yer alacak. Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı IBAKTECH, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Bu yıl 15’incisi düzenlenecek fuarda; dondurma ve gelato üretim teknolojileri, çikolata ve şekerleme makineleri, pasta ve kurabiye üretim sistemleri, hamur işleme hatları, endüstriyel fırınlar, soğutma sistemleri ve sürdürülebilir üretim çözümleri sergilenecek. ÜRETİM KAPASİTESİNDE YENİ SINIR: SAATTE 11 BİN ADET IBAKTECH 2026’da sergilenecek yeni nesil makineler, gıda üretiminde hızın yanı sıra standart kaliteyi ve üretim sürekliliğini de artırmayı hedefliyor. Hamurun yapısını koruyan basınçsız kesim teknolojileriyle saatte 11 bin adede kadar üretim yapılabilirken; tam otomasyonlu, servo sistemli ve internet bağlantılı hatlar üretim süreçlerinin uzaktan izlenmesine, bakım ihtiyacının azaltılmasına ve iş gücünün daha verimli kullanılmasına imkân sağlıyor. Fuarda hassas kesim gerektiren ürünlere yönelik teknolojiler de yer alacak. Yerli olarak üretilen titanyum bıçak ve ultrasonik güç kaynağına sahip sistemler, sert ve donuk pastaları formunu bozmadan dilimleyebiliyor. Bu makineler arasında beş saniyede sekiz dilim kesebilen modeller de bulunuyor. DONDURMA VE GELATODA YENİ ÜRETİM MODELLERİ Dondurma ve gelato alanında üretim makinelerinden pastörizatörlere, teşhir vitrinlerinden şok soğutuculara, doğal içerikli premikslerden farklı dondurma türlerine özel karışımlara kadar geniş bir ürün grubu sergilenecek. Kahve ile dondurmayı aynı profesyonel satış konseptinde buluşturan ve dünyada ilk kez sergilenecek yeni bir bar sistemi de IBAKTECH 2026’da tanıtılacak. Gerçek meyve ve doğal içeriklerle hazırlanan gelato premiksleri, daha düşük dozajla istenen kıvamı sağlayarak ürün verimliliğini artıran yerli karışımlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik yenilebilir gıda kapları da fuarın dikkat çeken ürünleri arasında bulunacak. ENERJİ VE HAM MADDE TÜKETİMİNİ AZALTAN TEKNOLOJİLER IBAKTECH 2026’da üretim kapasitesinin yanı sıra enerji, ham madde ve iş gücü kullanımını azaltan çözümler de öne çıkacak. Basınçlı havaya ihtiyaç duymadan çalışan şekillendirme makinelerinden mayalanma ve soğutma süreçlerini otomatik olarak yöneten sistemlere kadar birçok teknoloji, üretimin daha düşük kaynak kullanımıyla sürdürülmesine katkı sağlayacak. Endüstriyel pişirme ekipmanlarında geliştirilen hafif tasarımlar ise kullanım alanına bağlı olarak tava ağırlığını yüzde 30 ila 50 oranında azaltırken enerji verimliliğini destekleyecek. Uzun ömürlü ve daha az yağ kullanımına imkân veren kaplama seçenekleri de işletmelerin kaynak tüketimini ve bakım ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. ÜRETİCİLER DAHA FAZLA ÜRETİRKEN DAHA AZ KAYNAK KULLANMAK İSTİYOR Gıda üretim teknolojilerindeki dönüşümü değerlendiren Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “Gıda sektöründe rekabet artık yalnızca ürün kalitesi üzerinden ilerlemiyor. Üreticiler daha yüksek kapasiteye ulaşırken enerji, ham madde ve iş gücünü daha verimli kullanmak ve her üretimde aynı kaliteyi korumak istiyor. Otomasyon, dijital takip sistemleri ve enerji verimli makineler bu nedenle yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor. IBAKTECH 2026’da sektörün bu ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil teknolojileri bir araya getireceğiz. Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı olan IBAKTECH’te, üreticilerle uluslararası alıcıları aynı platformda buluşturuyoruz. 2024 yılında 118 ülkeden 92 bin 482 ziyaretçiyi ağırlayan fuarımızda, bu yıl katılımcı ve ziyaretçilerimizle birlikte 150 ülkeden sektör paydaşını İstanbul’da buluşturacağız. Artan talep doğrultusunda fuarımızı bir salon daha büyüterek 7 salon ve 80 bin metrekarelik alana taşıdık. IBAKTECH’te yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yüksek kapasiteli sistemleri, enerji verimli çözümleri ve yeni üretim teknolojilerini dünya pazarlarıyla buluşturacağız” açıklamalarında bulundu. MAKİNELER FUARDA ÜRETİME GEÇECEK IBAKTECH 2026, makinelerin yalnızca sergilendiği değil, üretim sırasında deneyimlenebildiği bir buluşma olacak. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek canlı uygulama ve workshoplarda gelato, stik dondurma, çikolata, kurabiye, simit, ekmek, pizza, baklava, börek ve mantı üretimi yapılacak. Yerli ve yabancı şeflerin katılacağı uygulamalarda hazırlanan ürünler ziyaretçilerin tadımına sunulacak. Otomasyon, yüksek üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim çözümleri sektörün büyümesinde belirleyici olurken, fırıncılık, pastacılık ve şekerleme teknolojilerinin ulaştığı son nokta IBAKTECH 2026’da sergilenecek. Fuarda; saatte 11 bin adede kadar üretim gerçekleştiren hatlardan beş saniyede sekiz dilim kesebilen yerli ultrasonik sistemlere, enerji tüketimini azaltan makinelerden dünyada ilk kez tanıtılacak yeni konseptlere kadar çok sayıda teknoloji yer alacak. Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı IBAKTECH, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Bu yıl 15’incisi düzenlenecek fuarda; dondurma ve gelato üretim teknolojileri, çikolata ve şekerleme makineleri, pasta ve kurabiye üretim sistemleri, hamur işleme hatları, endüstriyel fırınlar, soğutma sistemleri ve sürdürülebilir üretim çözümleri sergilenecek. ÜRETİM KAPASİTESİNDE YENİ SINIR: SAATTE 11 BİN ADET IBAKTECH 2026’da sergilenecek yeni nesil makineler, gıda üretiminde hızın yanı sıra standart kaliteyi ve üretim sürekliliğini de artırmayı hedefliyor. Hamurun yapısını koruyan basınçsız kesim teknolojileriyle saatte 11 bin adede kadar üretim yapılabilirken; tam otomasyonlu, servo sistemli ve internet bağlantılı hatlar üretim süreçlerinin uzaktan izlenmesine, bakım ihtiyacının azaltılmasına ve iş gücünün daha verimli kullanılmasına imkân sağlıyor. Fuarda hassas kesim gerektiren ürünlere yönelik teknolojiler de yer alacak. Yerli olarak üretilen titanyum bıçak ve ultrasonik güç kaynağına sahip sistemler, sert ve donuk pastaları formunu bozmadan dilimleyebiliyor. Bu makineler arasında beş saniyede sekiz dilim kesebilen modeller de bulunuyor. DONDURMA VE GELATODA YENİ ÜRETİM MODELLERİ Dondurma ve gelato alanında üretim makinelerinden pastörizatörlere, teşhir vitrinlerinden şok soğutuculara, doğal içerikli premikslerden farklı dondurma türlerine özel karışımlara kadar geniş bir ürün grubu sergilenecek. Kahve ile dondurmayı aynı profesyonel satış konseptinde buluşturan ve dünyada ilk kez sergilenecek yeni bir bar sistemi de IBAKTECH 2026’da tanıtılacak. Gerçek meyve ve doğal içeriklerle hazırlanan gelato premiksleri, daha düşük dozajla istenen kıvamı sağlayarak ürün verimliliğini artıran yerli karışımlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik yenilebilir gıda kapları da fuarın dikkat çeken ürünleri arasında bulunacak. ENERJİ VE HAM MADDE TÜKETİMİNİ AZALTAN TEKNOLOJİLER IBAKTECH 2026’da üretim kapasitesinin yanı sıra enerji, ham madde ve iş gücü kullanımını azaltan çözümler de öne çıkacak. Basınçlı havaya ihtiyaç duymadan çalışan şekillendirme makinelerinden mayalanma ve soğutma süreçlerini otomatik olarak yöneten sistemlere kadar birçok teknoloji, üretimin daha düşük kaynak kullanımıyla sürdürülmesine katkı sağlayacak. Endüstriyel pişirme ekipmanlarında geliştirilen hafif tasarımlar ise kullanım alanına bağlı olarak tava ağırlığını yüzde 30 ila 50 oranında azaltırken enerji verimliliğini destekleyecek. Uzun ömürlü ve daha az yağ kullanımına imkân veren kaplama seçenekleri de işletmelerin kaynak tüketimini ve bakım ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. ÜRETİCİLER DAHA FAZLA ÜRETİRKEN DAHA AZ KAYNAK KULLANMAK İSTİYOR Gıda üretim teknolojilerindeki dönüşümü değerlendiren Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “Gıda sektöründe rekabet artık yalnızca ürün kalitesi üzerinden ilerlemiyor. Üreticiler daha yüksek kapasiteye ulaşırken enerji, ham madde ve iş gücünü daha verimli kullanmak ve her üretimde aynı kaliteyi korumak istiyor. Otomasyon, dijital takip sistemleri ve enerji verimli makineler bu nedenle yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor. IBAKTECH 2026’da sektörün bu ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil teknolojileri bir araya getireceğiz. Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı olan IBAKTECH’te, üreticilerle uluslararası alıcıları aynı platformda buluşturuyoruz. 2024 yılında 118 ülkeden 92 bin 482 ziyaretçiyi ağırlayan fuarımızda, bu yıl katılımcı ve ziyaretçilerimizle birlikte 150 ülkeden sektör paydaşını İstanbul’da buluşturacağız. Artan talep doğrultusunda fuarımızı bir salon daha büyüterek 7 salon ve 80 bin metrekarelik alana taşıdık. IBAKTECH’te yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yüksek kapasiteli sistemleri, enerji verimli çözümleri ve yeni üretim teknolojilerini dünya pazarlarıyla buluşturacağız” açıklamalarında bulundu. MAKİNELER FUARDA ÜRETİME GEÇECEK IBAKTECH 2026, makinelerin yalnızca sergilendiği değil, üretim sırasında deneyimlenebildiği bir buluşma olacak. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek canlı uygulama ve workshoplarda gelato, stik dondurma, çikolata, kurabiye, simit, ekmek, pizza, baklava, börek ve mantı üretimi yapılacak. Yerli ve yabancı şeflerin katılacağı uygulamalarda hazırlanan ürünler ziyaretçilerin tadımına sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya ve Bağlantılı Sektörler 12 İhtisas Fuarında Dünyayla Buluşacak Haber

Kimya ve Bağlantılı Sektörler 12 İhtisas Fuarında Dünyayla Buluşacak

Artkim Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler, “2002 yılında Artkim'i kurduğumuzda, Türkiye'nin kimya sanayii, o zamanki ivmeyle büyüyordu. Biz, bu ihtiyacı gördük. İlk adımımızı, bilgiden yana attık ve öncelikle sektörel yayınlar gerçekleştirdik. 2006 yılında ilk Turkchem fuarını düzenledik. Bugün geldiğimiz noktada Turkchem, dünyanın en önemli kimya platformlarından biri haline geldi. Bizim için önemli olan, yalnızca büyüklük, nicelik değil. Biz fuarlarımızda nitelikli ilişkiler kurulmasını, yeni bir teknolojinin doğru hedefe ulaşmasını, ihracat bağlantılarının başlamasını ve artarak devam etmesini önemsiyoruz. Bugün Artkim; kimyadan boyaya, kozmetikten gıdaya ve ilaca, poliüretandan kompozite, yüzey işlemeye - surface teknolojiye kadar, birçok farklı sektörde, 12 adet kimya konulu, ihtisas fuarları düzenliyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde, bir organizatör bu kadar çok sayıda, kimya konulu fuar düzenlemiyor. Bu dünyada Artkim’in imza attığı bir rekordur.’’ dedi. Güler’in ardından söz alan Artkim Fuarlar Satış Direktörü Tevfik Denemeç, ‘’Kimya, ekonomimizin sessiz kahramanıdır. Çünkü üretilen hemen her ürünün içinde bir kimya girdisi var. Türkiye kimya sektörü 2025 yılını 31,9 milyar dolarlık ihracatla, ülkemizin ikinci büyük ihracatçı sektörü olarak kapattı ve 2026'da 35 milyar dolar hedefine kararlılıkla ilerliyor. Bu büyümenin arkasında yeni pazarlar, yeni temaslar, yeni iş birlikleri var. Yani tam da fuarların yaptığı iş. Çünkü bizce fuar, üç gün içinde bir yıllık ticareti başlatan yerdir.’’ Sözleriyle sektörün önemine vurgu yaptı ve 2027 fuarları hakkında bilgi verdi. Artkim Group’un 2027 yılı takvimi, kimya sanayisinin yanı sıra kozmetik, ev bakım, gıda, beslenme, ilaç, poliüretan, yapıştırıcı, kompozit, yüzey işlem ve kaplama teknolojileri gibi pek çok alanı kapsıyor. Takvim kapsamında Turkchem Azerbaijan, 6–8 Nisan 2027’de Bakü’de; CHCI Eurasia, Food & Nutritional Ingredients ve Pharmaist, 9–11 Haziran 2027’de İstanbul’da düzenlenecek. Putech Eurasia, Adhesives & Bonding Eurasia, Eurasian Composites Show, Surtech Eurasia, PaintExpo Eurasia ve Turkcoat Istanbul ise 24–26 Kasım 2027’de İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini buluşturacak. Artkim’in 12 fuardan oluşan portföyünde ayrıca 25–27 Kasım 2026’da düzenlenecek Turkchem Eurasia ile InterDye & Textile Printing Eurasia da yer alıyor. KİMYA SANAYİSİ TÜM ÜRETİM ALANLARININ TEMELİNDE YER ALIYOR Konuşmasında kimya sektörünün üretim ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çeken TOBB Kimya Sanayi Meclisi Başkanı Timur Erk: “Kimya sanayisi, sağladığı ham madde ve ara girdilerle pek çok üretim alanının temelinde yer alıyor. Sektörel ihtisas fuarları, üreticilerimizin yeni teknolojilerle buluşması ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırması açısından önemli bir rol üstleniyor” dedi. FUARLAR SEKTÖRÜN İHRACAT GÜCÜNÜ DESTEKLİYOR PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, “Plastik sanayisi, otomotivden ambalaja, sağlıktan yapı sektörüne kadar çok geniş bir üretim ekosistemine hizmet ediyor. Artkim’in düzenlediği ihtisas fuarları, sektörümüzün teknoloji, sürdürülebilirlik ve ihracat odağında yeni iş birlikleri geliştirmesine önemli katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. ÜRÜNÜN ARKASINA GÜÇLÜ BİR HİKÂYE KOYMALIYIZ KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan:“Dört bin yıl önce Kültepe’de kil tabletlere yazılan güven, taahhüt, kalite ve değer kavramları bugün de ticaretin temelini oluşturuyor. Araçlar değişti; kil tablet dijitale, kervanlar uçaklara, pazaryerleri fuarlara dönüştü ancak ticaretin özü değişmedi. Bugün yaklaşık 2,3 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşan kozmetik ve sabun sektörümüzün ürünleri yaklaşık 190 ülkeye ulaşıyor. Dünyaya yalnızca ürün değil, arkasında güçlü bir hikâye ve ülke kimliği de sunmalıyız” dedi. İHTİSAS FUARLARI YENİ TEKNOLOJİLERİN ÜRETİME KAZANDIRILMASINI HIZLANDIRIYOR TİYSAT Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Pehlivan: “Yapıştırıcı teknolojileri, çok sayıda sanayi kolunun üretim süreçlerinde kritik bir yere sahip. İhtisas fuarları, sektörümüze hem yenilikçi çözümlerini sergileme hem de uluslararası iş birlikleri geliştirme fırsatı sunuyor” dedi. TÜYİDER Genel Sekreteri T. Ali Selen ise yüzey işlem teknolojilerinin ürünlerin dayanıklılığı, kalitesi ve kullanım ömrü açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Sektörün tüm paydaşlarını buluşturan fuarlar, yeni teknolojilerin üretime kazandırılmasını ve bilgi paylaşımını hızlandırıyor” diye konuştu. KOMPOZİT TEKNOLOJİLERİ YENİ NESİL ÜRETİMİN MERKEZİNDE IMBEO & Composites Lounge CEO’su İlkay Özkısaoğlu ise “Kompozit malzemeler; hafiflik, dayanıklılık ve yüksek performans avantajlarıyla otomotivden havacılığa, enerjiden yapı sektörüne kadar giderek daha geniş bir kullanım alanına ulaşıyor. Sektörün uluslararası aktörlerini buluşturan fuarlar, Türkiye’nin bu alandaki üretim ve teknoloji kapasitesini dünyaya göstermesi açısından büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. GECENİN FİNALİNDE MELEK MOSSO SAHNE ALDI Artkim Group’un 25 yıllık yolculuğunu anlatan özel gösterimlerin gerçekleştirildiği gecede, şirketin geçmişten bugüne düzenlediği fuarlar ve sektörlere sağladığı katkılar da paylaşıldı. Davetliler, konuşmaların ve 2027 fuar takvimi tanıtımının ardından Melek Mosso’nun sahne performansıyla geceyi tamamladı. Artkim Group’un fuar portföyünü; Turkchem Eurasia, InterDye & Textile Printing Eurasia, CHCI Eurasia, Food & Nutritional Ingredients, Pharmaist, Putech Eurasia, Adhesives & Bonding Eurasia, Eurasian Composites Show, Surtech Eurasia, PaintExpo Eurasia, Turkcoat Istanbul ve Turkchem Azerbaijan oluşturuyor. ARTKİM GROUP HAKKINDA 2002 yılından bu yana faaliyet gösteren Artkim Group, kimya ve üretim sanayilerine yönelik geliştirdiği uluslararası organizasyonlar ve sektörel platformlarla alanının önde gelen şirketleri arasında yer almaktadır. Kimya, boya, kozmetik, gıda, ilaç, poliüretan, kompozit, yapıştırıcı, teknik köpük, tekstil, yüzey işlem ve endüstriyel boyama teknolojileri gibi farklı sektörlere yönelik uluslararası standartlarda 12 ayrı ihtisas organizasyonu gerçekleştiren Artkim Group, 24 yıllık deneyimiyle sektör profesyonellerini bir araya getirmektedir. Artkim Group, firmaların ürün ve teknolojilerini tanıtmalarına, yeni pazarlara açılmalarına ve uluslararası iş bağlantıları geliştirmelerine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı

Türkiye’nin 3D baskı teknolojileri ve eklemeli imalat alanındaki en kapsamlı ihtisas buluşması EXPO3D İstanbul, 17 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. 19 Eylül’e kadar devam edecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, sanayicileri, mühendisleri, akademisyenleri, girişimcileri ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturuyor. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda düzenlenen EXPO3D İstanbul’da endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden 3D tarama sistemlerine, prototiplemeden seri üretim uygulamalarına kadar sektörün farklı alanlarındaki yeni teknolojiler sergileniyor. Fuarın üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ YENİ NESİL TEKNOLOJİLERLE BULUŞTURUYORUZ” Fuarın açılışında konuşan TAM Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sucaklı, EXPO3D İstanbul’un Türkiye’nin ileri üretim teknolojilerindeki potansiyelini dünyaya göstermeyi amaçladığını belirterek şunları söyledi: “Üretimde yeni bir dönemin içindeyiz. Artık bilgisayarda hazırlanan bir tasarım, büyük kalıplara ve haftalar süren hazırlık süreçlerine ihtiyaç duyulmadan birkaç saat içerisinde somut bir ürüne dönüşebiliyor. EXPO3D İstanbul ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısını, mühendislik birikimini ve girişimcilik kabiliyetini yeni nesil üretim teknolojileriyle buluşturuyoruz. 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla markanın yer aldığı fuarımızın, yeni iş birliklerine ve yatırımlara zemin hazırlamasını hedefliyoruz. Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olmasını istiyoruz.” “YERLİ HAM MADDE VE MALZEME GELİŞTİRMEK STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR” PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz ise 3D baskı teknolojilerinin plastik sektörüne yeni üretim ve ürün geliştirme alanları kazandırdığına dikkat çekti. Karadeniz, “Eklemeli imalatın gelişmesinde makine ve yazılım kadar kullanılan ham maddeler de belirleyici bir role sahip. Polimer teknolojileri; otomotivden savunmaya, medikal uygulamalardan tüketici ürünlerine kadar çok geniş bir kullanım alanı sunuyor. Türkiye’nin güçlü plastik sanayisini 3D baskı teknolojileriyle buluşturması, yüksek katma değerli üretim açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Yerli ham madde ve ileri malzeme geliştirme kabiliyetimizi güçlendirerek bu alandaki dışa bağımlılığı azaltabilir, küresel pazardan daha fazla pay alabiliriz” dedi. Eklemeli imalatın malzemenin yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelerde kullanılmasına imkân verdiğini ifade eden Karadeniz, teknolojinin kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri açısından da önemli olduğunu vurguladı. “AKADEMİK BİLGİNİN SANAYİDE KARŞILIK BULMASI GEREKİYOR” Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Binnur Sağbaş da 3D baskı ve eklemeli imalat teknolojilerinin disiplinler arası bir çalışma alanı olduğuna dikkat çekti. Sağbaş, “Eklemeli imalat; makine mühendisliğinden malzeme bilimine, yazılımdan tasarıma ve biyomedikal uygulamalara kadar çok sayıda alanı bir araya getiriyor. Üniversitelerde üretilen akademik bilginin sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşması, geliştirilen projelerin ticarileşmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. EXPO3D İstanbul gibi buluşmalar, öğrencilerimizin ve genç mühendislerimizin teknolojinin ulaştığı noktayı yakından görmesine imkân sağlarken üniversite-sanayi iş birliklerinin gelişmesine de katkıda bulunuyor” diye konuştu. 3D YAZICILARLA ÜRETİLEN GERÇEK BOYUTLU TASARIMLAR İLGİ ODAĞI OLDU EXPO3D İstanbul’da endüstriyel uygulamaların yanı sıra 3D yazıcıların ulaştığı boyutları gösteren dikkat çekici çalışmalar da ziyaretçilerle buluştu. 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yüksekliğindeki dinozor, birebir gerçek boyutlu yarış motosikleti, Anıtkabir ve Aslanlı Yol modeli, 2 metre yüksekliğindeki Thor ve Spider-Man figürleri fuarın öne çıkan eserleri arasında yer aldı. Fuarda ayrıca 1 metre boyundaki metal uçak motoru, 1,5 metrelik insansız hava aracı ve roket parçaları, medikal protezler, otomobiller için mekanik parçalar ile 3D baskıyla hazırlanan gömlek, etek, çanta ve şapka gibi tasarımlar sergileniyor. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki Ayasofya Camii modeli ise fuar alanında çalışan 3D yazıcıyla iki gün içerisinde üretilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor Haber

Kadınlar ve Engelli Bireyler Dijital Ekonomiye Liderler Enstitüsü İle Hazırlanıyor

Teknolojik dönüşüm, üretimin yalnızca fabrikalarda ya da büyük işletmelerde yapılabildiği geleneksel modeli de değiştiriyor. Masaüstü üretim teknolojilerinin yaygınlaşması, özellikle çalışma hayatına farklı nedenlerle sınırlı katılabilen gruplar açısından yeni gelir modellerini gündeme getiriyor. Bu alanda çalışma yürüten Liderler Enstitüsü, ev kadınları ve engelli bireylerin dijital üretim araçlarını kullanabilmelerine yönelik Adana'da tamamen üctetsiz bir eğitim programı gerçekleştirdi. 10 kişinin katıldığı 40 saatlik programda 3D yazıcıların kullanımı, tasarımların ürüne dönüştürülmesi, ham madde bilgisi ve üretim süreçlerinin yanı sıra e-ticaret, ürün fiyatlandırma, kârlılık hesabı, dijital pazarlama ve ürünlerin internet üzerinden satışa hazırlanması gibi başlıklar ele alındı. Eğitimlerin uygulama bölümünde katılımcılar kendi tasarımlarını 3D yazıcılarda üretti. İstanbul Lider Koleji Adana Kampüsü'nde daha önce 3D yazıcı ve robotik kodlama eğitimi alan öğrenciler de program sırasında katılımcılarla deneyimlerini paylaştı. "Mesele yalnızca teknolojiyi öğretmek değil" Liderler Enstitüsü'nün kurucusu Filiz Kepme, teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte üretime katılmanın biçiminin de değiştiğine dikkat çekti. Kepme, özellikle evden çıkma veya düzenli bir iş ortamında çalışma imkânı sınırlı olan kişilerin üretim sürecinin dışında kalmak zorunda olmadığını belirterek, yeni nesil teknolojilerin doğru eğitim modelleriyle ekonomik katılım açısından önemli bir araç haline gelebileceğini ifade etti. Programın yalnızca 3D yazıcı kullanmayı öğretmek üzere kurgulanmadığını vurgulayan Kepme, bir ürünün fikir aşamasından satışına kadar geçen bütün sürecin katılımcılar tarafından görülmesini amaçladıklarını söyledi. Kepme, katılımcıların eğitim boyunca önce teknolojiyi ve üretim yöntemlerini tanıdığını, ardından kendi ürünlerini ortaya çıkardığını belirterek, üretimin tek başına yeterli olmadığına dikkati çekti. Bir kişinin ürettiği ürünü nasıl fiyatlandıracağını, maliyetini ve kârını nasıl hesaplayacağını, hangi satış kanallarını kullanabileceğini ve ürünü tüketiciye nasıl ulaştıracağını da bilmesi gerektiğini dile getirdi. Özellikle dijital pazar yerlerinin küçük ölçekli üreticilere geçmişe kıyasla daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirten Kepme, evde veya küçük bir çalışma alanında başlayan üretimin doğru planlandığında ekonomik değere dönüştürülebileceğini ifade etti. Kepme, kadınların ve engelli bireylerin ekonomik hayata katılımında yalnızca istihdam odaklı modellerin düşünülmemesi gerektiğini, kişilerin kendi üretimlerini ve gelir modellerini oluşturabilecekleri alternatiflerin de geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür eğitimlerin sosyal destek yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiğini kaydeden Kepme, temel hedeflerinin katılımcıların bir başkasına bağımlı olmadan üretim yapabilecek becerilere ulaşması olduğunu söyledi. Teknolojiye erişimin tek başına yeterli olmadığını, teknolojiyle ne üretileceğinin ve üretilen değerin ekonomik sisteme nasıl dahil edileceğinin de öğretilmesi gerektiğini vurguladı. Üretimden satışa kadar süreci öğrendiler Programın sonunda katılımcılar, eğitim boyunca geliştirdikleri tasarımları 3D yazıcılarda basarak ilk ürünlerini hazırladı. Eğitime katılan 36 yaşındaki Ahmet Dönmez de program sayesinde uzun süredir ilgi duyduğu 3D yazıcı teknolojisini uygulamalı olarak öğrenme imkânı buldu. Kendisine bir 3D yazıcı da verilen Dönmez, bundan sonraki süreçte farklı ürünler geliştirerek bunları internet üzerinden satışa sunmayı planladığını belirtti. Katılımcılardan Duygu Canımoğlu Giriş ise eğitimde öğrendiği üretim yöntemlerini ilerleyen dönemde aile bütçesine ek gelir sağlayabilecek bir faaliyete dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Eğitmen Tolga Tekin de programda yalnızca cihaz kullanımına odaklanmadıklarını belirtti. Katılımcılara ham maddeden üretime, kâr marjlarının hesaplanmasından satış platformlarının kullanımına kadar farklı başlıklarda eğitim verildiğini aktaran Tekin, ürünlerin dijital ortamda pazarlanmasında kullanılacak fotoğraf ve video içeriklerinin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların da programa dahil edildiğini kaydetti. Liderler Enstitüsü, benzer çalışmalarla teknolojiye erişimi üretim ve ekonomik katılımla birleştiren eğitim modellerini farklı gruplara ulaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım Haber

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım

GCA bünyesinde faaliyet gösteren GCA Design Studio, trend araştırmaları ve tüketici içgörülerinden tasarım, mühendislik ve üretim süreçlerine kadar ürün geliştirme yolculuğunun her aşamasında markalara destek veriyor. Tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini bir araya getirerek markaların fikirlerini üretilebilir, işlevsel ve değer yaratan cam ambalaj çözümlerine dönüştürüyor. Ürünün ilk fikir aşamasından tüketiciyle buluştuğu ana kadar tüm süreci yönetiyor, markaların pazarda farklılaşmasını destekleyen çözümler geliştiriyor. Bir fikri ürüne, ürünü markaya dönüştüren süreç GCA Design Studio'nun çalışma modeli, tasarımı ürün geliştirme yolculuğunun yalnızca bir aşaması olarak görüyor. Her proje; hedef pazarın, kategori dinamiklerinin, tüketici beklentilerinin ve markanın büyüme hedeflerinin analiz edilmesiyle şekilleniyor. Elde edilen içgörüler doğrultusunda geliştirilen fikirler, tasarım ve mühendislik çalışmalarıyla olgunlaştırılırken ürünün üretim süreçleriyle uyumu da eş zamanlı olarak değerlendiriliyor. Süreç, sektör ve trend araştırmalarıyla temelleniyor; tüketici içgörülerinin değerlendirilmesi ve ürün stratejisinin oluşturulmasıyla şekilleniyor. Bu aşamayı tasarım, prototip geliştirme, mühendislik çalışmaları, etiket ve dekorasyon çözümleri, dolum gereksinimleri ve üretim süreçleri takip ediyor. Ürünün pazara sunulmasına kadar uzanan tüm geliştirme adımları, birbirini besleyen entegre bir yaklaşımla yönetiliyor. Böylece markalar, farklı uzmanlık alanlarını ayrı ayrı koordine etmek yerine ihtiyaç duydukları tüm bilgi ve deneyime tek noktadan erişebiliyor. Bu yaklaşım sayesinde ortaya çıkan ambalajlar yalnızca estetik açıdan dikkat çekmiyor; üretim verimliliği, operasyonel gereksinimler, marka konumlandırması ve tüketici deneyimi gibi birçok farklı kriteri aynı anda karşılıyor. Etiket tasarımından dekorasyon alternatiflerine, kapak ve aksesuar seçimlerinden dolum süreçlerine kadar ürünün pazardaki başarısını etkileyen tüm detaylar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. GCA'nın üretim gücü ve teknik bilgi birikimiyle desteklenen Design Studio, markalara fikir aşamasından pazara çıkışa kadar uzanan süreçte rehberlik ediyor. Tasarım ekipleri, mühendisler ve üretim uzmanları aynı hedef doğrultusunda çalışırken, ürün geliştirme süreci daha hızlı, daha verimli ve daha öngörülebilir hale geliyor. Tasarımın ötesinde bir çözüm merkeziGCA Design Studio'nun en önemli farklarından biri, tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini aynı yapı içerisinde buluşturması. Bu sayede markalar, ürün geliştirme sürecinin her aşamasında farklı çözüm ortaklarıyla çalışmak yerine tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek entegre bir ekiple ilerleyebiliyor. Sürdürülebilirlik de bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Hafifletme odaklı tasarım çalışmaları sayesinde cam ambalajın estetik ve fonksiyonel özellikleri korunurken daha az ham madde kullanımıyla çevresel etki azaltılıyor. Tasarım gücünü uluslararası başarılarla ortaya koyuyor GCA Design Studio tarafından geliştirilen projeler, ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da dikkat çekiyor. A' Design Award, Red Dot, WorldStar ve Ambalaj Ay Yıldızları gibi prestijli organizasyonlarda kazanılan ödüller, tasarım, teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Global trendler ve tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirilen çalışmalar, Türkiye'yi cam ambalaj tasarımı alanında dünya çapında temsil eden örnekler arasında yer alıyor. “Markaların ürün geliştirme yolculuğunun tamamına eşlik ediyoruz” GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi "Bugün başarılı bir ambalajın arkasında yalnızca iyi bir tasarım değil; doğru içgörü, güçlü mühendislik, üretim bilgisi ve pazarı doğru okuyan bir yaklaşım bulunuyor. GCA Design Studio'yu da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Bir ürün fikrinin ortaya çıktığı ilk andan, ürünün raflarda tüketiciyle buluştuğu noktaya kadar tüm sürece eşlik ediyoruz. Trend araştırmalarını, tüketici içgörülerini, tasarım ve mühendislik çalışmalarını, üretim deneyimimizi ve pazar bilgimizi aynı çatı altında bir araya getiriyoruz. Böylece markalar için yalnızca bir ambalaj geliştirmiyor, ürün geliştirme yolculuğunun tamamında değer üreten bir çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Amacımız, markaların fikirlerini güçlü ürünlere, ürünlerini de pazarda fark yaratan başarılara dönüştürmelerine katkı sağlamak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış Haber

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış

Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı Haber

Sunar Yatırım, Mısırda Sürdürülebilir Uygulamalı Tarım Alanlarını 1 Yılda Yüzde 43 Artırdı

Özellikle süregelen ayçiçeği ve mısır üretiminde, çiftçilerle birlikte geliştirdiği model sayesinde verimliliği artırmaya ve kaynak kullanımını optimize etmeye devam ediyor. Sunat Yatırım, sürdürülebilir uygulamalı tarım alanlarında ayçiçeğinde dekar başına verimi 8 yılda yüzde 96, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanını yüzde 43 oranında artırdı. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuyla ilgili açıklamasında “Sürdürülebilir tarım, şirketimizin kuruluşundan bu yana en temel önceliği. Tüm üretim felsefemizin temelinde yatan bu olgu, çalışmalarımızı döngüsel ekonomi yaklaşımı üzerine inşa etmemizi sağlıyor. Çiftçilerimizle birlikte geliştirdiğimiz kaynağı israfa değil, yeniden değere dönüştüren yaklaşımımız sayesinde hem üretimde verimliliği artırıyor hem de toprağın, tarımın, üretimin ve çiftçi ailelerimizin geleceğini güvence altına alıyoruz.” dedi. Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Deri İhracatçıları Yüksek Gelirli Yeni Pazarlara Odaklanacak Haber

Egeli Deri İhracatçıları Yüksek Gelirli Yeni Pazarlara Odaklanacak

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Ege Bölgesi'nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65'ini Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğini, kilogram başına ihracat değerinde ise Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilediklerini söyledi. Ayakkabı grubunda kilogram başına ihracat değerinin 24,77 dolara ulaşarak Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katına çıktığını belirten Gündoğdu, deri ve kürk konfeksiyonunda ise çok daha yüksek katma değer üretildiğini ifade etti. Yeni dönemde alım heyetleri, sektörel ticaret heyetleri ve uluslararası fuarlarla yüksek gelirli pazarlara odaklanacakları bilgisini veren Gündoğdu, “ABD, Kanada, İskandinav ülkeleri, Polonya, Romanya, Güney Afrika ve Avustralya öncelikli hedef pazarlarımız arasında yer alacak” diye konuştu. Döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarılmalı EDMİB Başkanı Gündoğdu, Türk deri sektörünün rekabet gücünü koruyabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 10’a çıkarılması çağrısında bulundu. Gündoğdu, “Biz mevcut şartlarda maliyetine üretim ve ihracat yapıyoruz. Döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarsa nefes alabiliriz” dedi. Yerli üretimi olmayan hammaddelerde gümrük yükü kaldırılsın Türkiye'nin coğrafi yakınlığı, esnek üretim yapısı ve yüksek katma değerli üretim kabiliyeti sayesinde dünya markalarının en güçlü tedarik merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye deri ve deri mamulleri sektörüne yeni fırsatlar sunuyor, artan maliyetler ve ithal girdiler üzerindeki vergi yükü sektörün rekabet gücünü baskılıyor. Bu fırsatın değerlendirilebilmesi için üretim maliyetlerini artıran yapısal engellerin kaldırılması gerekiyor. Türkiye'de üretimi bulunmayan ham madde ile yan sanayi girdilerindeki gümrük yüklerinin azaltılması anlamda acil çözüm bekleyen bir konu. Avrupalı rakiplerimiz stratejik girdilere dünya fiyatlarıyla ulaşırken, ihracatçımız ilave maliyetlerle üretim yapmak zorunda kalıyor. Özellikle taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi ayakkabı yan sanayisinde kullanılan girdiler üzerindeki vergi yükünün gözden geçirilmesi, küresel rekabet gücümüz açısından kritik önem taşıyor.” Gündoğdu, "Katma değerli üretim, güçlü tasarım kabiliyeti ve yeni pazarlara açılma stratejimizle Ege deri sektörünün küresel rekabet gücünü daha da artırmayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.