Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hamileler

Kapsül Haber Ajansı - Hamileler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hamileler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu Enfeksiyon Sessizce İlerliyor! Haber

Bu Enfeksiyon Sessizce İlerliyor!

Özellikle kadınlar, yaşlılar ve hamileler idrar yolu enfeksiyonlarına karşı daha yüksek risk taşıyor. Günlük yaşamda sık karşılaşılan bu enfeksiyonlar çoğu kişi tarafından geçici bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Basit gibi görünen şikayetlerin arkasında sessizce ilerleyen ciddi bir tablo gelişebiliyor. Günlük Yaşamı ve Uyku Düzenini Bozuyor İdrar yolu enfeksiyonlarının yalnızca fiziksel yakınmalarla sınırlı kalmadığını belirten Üroloji Hekimi Uzm. Dr. Cem Kezer, bu durumun günlük yaşamı doğrudan etkileyen sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor. Sürekli idrara çıkma ihtiyacı ve idrar yaparken hissedilen yanma ile ağrı bireylerin günlük yaşam konforunu ciddi biçimde azaltıyor. “Gece sık idrara çıkma şikayeti hastaların en çok göz ardı ettiği belirtilerden biri. Ancak bu durum hem uyku kalitesini bozuyor hem de gün içindeki yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullanan Uzm. Dr. Kezer, bu şikayetlerin enfeksiyonun habercisi olabileceğinin altını çiziyor. Uzayan şikayetler bireylerde huzursuzluk hissine yol açabiliyor. Sosyal hayattan geri çekilme, uzun süre dışarıda kalamama ve günlük planları erteleme gibi sorunlar da tabloya eşlik edebiliyor. Risk Gruplarında Daha Dikkatli Olunmalı Çocuklar, yaşlılar ve hamileler idrar yolu enfeksiyonlarının daha ağır seyrettiği gruplar arasında yer alıyor. Bu gruplarda enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebiliyor ve komplikasyon riski artabiliyor. “Risk grubundaki hastalarda enfeksiyon tedavisinin gecikmesi böbreklere yayılma ihtimalini artırır” diyen Uzm. Dr. Kezer, belirtilerin çok daha yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Hamilelik döneminde ortaya çıkan idrar yolu enfeksiyonlarının hem anne hem de bebek sağlığı açısından yakından izlenmesi gerekiyor. Yaşlı bireylerde ise belirtiler daha silik seyredebildiği için tanı gecikebiliyor. İdrar Yolu Enfeksiyonunu Ele Veren 5 Belirti İdrar yolu enfeksiyonları çoğu zaman hafif şikayetlerle başladığı için önemsenmeyebiliyor. Oysa bu belirtiler vücudun verdiği erken uyarılar olarak kabul ediliyor. Uzm. Dr. Cem Kezer aşağıdaki işaretlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Gün içinde normalden daha sık idrara çıkma ihtiyacı Günlük sıvı tüketimi değişmediği halde tuvalete çıkma ihtiyacı artıyor, kısa aralıklarla idrara çıkılıyor ve idrar yapıldıktan kısa süre sonra yeniden tuvalet ihtiyacı hissediliyor. İdrar yaparken yanma, batma ya da ağrı hissi İdrar sırasında veya hemen sonrasında yanma, batma, sızlama ya da ağrı hissi yaşanıyor ve bu durum günlük yaşam konforunu olumsuz etkiliyor. İdrarın bulanık, koyu renkli ya da tortulu olması İdrar normalden daha koyu, bulanık ya da tortulu bir görünüm kazanıyorsa enfeksiyon varlığına işaret edebiliyor. İdrarda normalden farklı ve kötü bir koku İdrarın keskin, ağır ya da alışılmadık bir kokuya sahip olduğu fark ediliyor ve bu değişiklik önemli bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Alt karın ve kasık bölgesinde baskı ve rahatsızlık hissi: Alt karın ve kasık bölgesinde dolgunluk, baskı, hassasiyet ya da ağrı hissi oluşuyorsa bu durum enfeksiyonun mesaneyi etkilediğine işaret edebiliyor. “Bu belirtiler hafif gibi algılansa da birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir” diyen Uzm. Dr. Kezer, erken dönemde yapılacak başvuruların hastalığın seyrini değiştirdiğini vurguluyor. Enfeksiyonun Seyrini Erken Müdahale Belirliyor İdrar yolu enfeksiyonlarında tedavide gecikme hastalığın ilerlemesine zemin hazırlayabiliyor. Enfeksiyon böbreklere ulaştığında kalıcı hasar riski artıyor. Tedavi edilmeyen vakalarda ise enfeksiyon tekrarlayan ve kronik bir tabloya dönüşebiliyor. Güneşli Erdem Hastanesi’nden Üroloji Hekimi Uzman Dr. Cem Kezer, idrar yolu enfeksiyonlarının erken dönemde kontrol altına alındığında tedavisi mümkün hastalıklar arasında yer aldığını ancak şikayetlerin görmezden gelinmesinin süreci fark edilmeden ağırlaştırabildiğini ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vardiyalı İşler Melatonin Hormonunu Azaltıyor Haber

Vardiyalı İşler Melatonin Hormonunu Azaltıyor

Sirkadiyen ritim olarak tanımlanan vücudun iç saatinin gece ve gündüz döngüsünü düzenlediğini, bu düzenin de melatoninin doğal salgılanma ritmiyle birlikte çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Bu ritmin bozulması uykuya dalma güçlüğü ve uykusuzluk gibi sorunlara yol açabilir. Özellikle farklı saatlerde uyuyup uyanmayı gerektirebilen vardiyalı çalışma modeli gibi nedenler uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Günlük yaşamda uyku saatlerinin değişkenlik göstermesi, vücudun gece ve gündüz dengesini şaşırtarak uykuya geçiş sürecini zorlaştırabilir ve bu durum melatoninin doğal salgılanma düzenini de olumsuz etkileyebilir” dedi. Melatonin desteği uyku-uyanıklık döngüsünü destekleyebilir Melatonin, vücutta doğal olarak salgılanan bir hormon olmasının yanı sıra, bazı durumlarda takviye olarak da kullanılabiliyor. Melatonin takviyelerinin tablet, kapsül, ağızda dağılan tablet, damla, sprey ya da çiğnenebilir formlar gibi farklı seçeneklerle sunulduğunu ifade eden Kütükçü, “Bu farklı formlar, melatoninin takviye olarak kullanımında kişilerin tercih ve kullanım alışkanlıklarına göre çeşitlilik gösterebiliyor. Özellikle uyku-uyanıklık döngüsünün bozulduğu durumlarda melatonin takviyeleri, vücudun doğal ritmini desteklemeye yönelik bir seçenek olarak değerlendirilebiliyor” dedi. Takviyelerde kişisel farklılıklar dikkate alınmalı Melatonin desteğinin herkes için uygun olmayabileceğini de sözlerine ekleyen Kütükçü, “Tüm takviyelerin yan etkileri ve ilaç etkileşimleri mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Örneğin melatonin takviyesine, epilepsi hastaları ve kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin mutlaka doktor kontrolünde başlaması gerekir. Bazı kişilerde alerjik etkiler bile görülebilir. Benzer şekilde hamileler ve emziren annelerde de melatonin desteğinin güvenilirliğini gösteren yeterli çalışma olmadığı için önerilmez, yaşlı bireylerde ise gün içinde artmış uyku haline yol açabilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil! Haber

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil!

Solunan kimyasalların solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabileceğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” dedi. Güçlü kokunun hijyen göstergesi olmadığına vurgu yapan Dr. Mamçu, çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu maddelerden daha fazla etkilendiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi. Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor! Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi. Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu. Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez! Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi. Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti: “Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.” Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart! Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi. Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı. Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor! Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu. Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi. Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı: “Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.