Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hammadde

Kapsül Haber Ajansı - Hammadde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hammadde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor Haber

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor

Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin en büyük bölümünü oluşturan yem giderleri, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalar ve ithalata bağımlı hammaddeler nedeniyle sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yem maliyetlerinin birçok hayvansal üretim modelinde toplam üretim giderlerinin yüzde 60 ila 70'ine ulaştığını ortaya koyuyor. Bu tablo, sektörde verimlilik odaklı besleme çözümlerini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Trouw Nutrition Türkiye Ülke Müdürü Gonca Altıntaş, sürdürülebilir büyümenin anahtarının kaliteli besleme ve yemden maksimum fayda sağlayan teknolojiler olduğunu vurguluyor. Hammadde baskısına karşı verim odaklı üretimin önemi artıyor Yem sektöründe asıl rekabetin hammadde fiyatlarının yanında o hammaddeden elde edilen verimde yaşandığına dikkat çeken Gonca Altıntaş, “Türkiye'de karma yem üretimi her yıl yüksek hacmini korurken, üretimde kullanılan mısır, soya küspesi ve yağlı tohum türevlerinde ithalata olan bağımlılık devam ediyor. TÜRKİYEM-BİR ve TÜİK verileri de sektörün hammadde tarafında dışa bağımlılığın maliyetler üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu gösteriyor. Bu nedenle aynı miktardaki yemle daha yüksek canlı ağırlık artışı, daha iyi süt verimi ve daha yüksek yem dönüşüm oranı elde etmek üreticinin rekabet gücünü doğrudan artırıyor. Küresel piyasalarda yaşanan belirsizlikler de alternatif hammadde kullanımını destekleyen bilimsel besleme yaklaşımlarının önemini daha da artırıyor. Trouw Nutrition olarak geliştirdiğimiz besleme programları, premiks ve yem katkısı çözümleriyle üreticilerimizin maliyet baskısını daha etkin yönetmelerine ve değişen piyasa koşullarına daha güçlü uyum sağlamalarına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde Hayvancılıkta sürdürülebilirliğin en önemli göstergelerinden birinin yemden yararlanma verimi olduğunu söyleyen Altıntaş, “Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde seyrediyor. Ancak kullanılan her kilogram yemin daha etkin değerlendirilmesi, üretim maliyetlerini aşağı çekerken doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını da sağlıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün sürdürülebilir hayvancılık çalışmalarında da yem verimliliğinin, sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından en önemli başlıklardan biri olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşım karbon ayak izinin azaltılmasına ve atık miktarının düşürülmesine de katkı veriyor. Biz de Trouw Nutrition olarak kaliteyi laboratuvar analizlerinin ötesinde ele alıyoruz. Hayvan performansı, hammadde optimizasyonu, sindirilebilirlik ve üreticiye sağlanan ekonomik katkıyı birlikte değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Trouw Nutrition’ın global bilgi birikimi yerel ihtiyaçlarla buluşuyor Türkiye yem sektörünün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdüreceğine dikkat çeken Altıntaş, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu büyümenin temelinde kaliteli besleme uygulamaları yer alacak. Veri odaklı karar alma süreçleri, alternatif hammadde stratejileri, doğru premiks çözümleri ve bilimsel besleme uygulamaları üreticilerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Tam da bu noktada Trouw Nutrition Türkiye olarak global bilgi birikimimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturuyoruz. Her işletmenin üretim koşullarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Hedefimiz, üreticilerimizin uzun vadeli verimlilik, kârlılık ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak sektörün geleceğine değer katmak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karadeniz: Türkiye Artık Atığını Değil, Hammaddesini Toplamalı Haber

Karadeniz: Türkiye Artık Atığını Değil, Hammaddesini Toplamalı

Türkiye genelinde uygulamaya alınan Depozito Yönetim Sistemi (DYS), ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşüm sanayisine yüksek kaliteli hammadde kazandırılması açısından yeni bir dönemin kapısını araladı. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sistem sayesinde geri dönüşüm sektörünün ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin ekonomiye yeniden kazandırılacağını belirterek, "Bugün çöpe attığımız her geri dönüştürülebilir ambalaj aslında ülkemizin kaybettiği ekonomik değerdir. Artık atığımızı değil, hammaddemizi toplamak zorundayız" dedi. Depozito Yönetim Sistemi kapsamında üzerinde DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) işareti bulunan plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajları depozito uygulamasıyla piyasaya sunulurken, tüketiciler boş ambalajlarını depozito iade makinelerine veya yetkilendirilmiş iade noktalarına teslim ederek depozito bedellerini geri alabiliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hedeflerine göre sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte yılda yaklaşık 25 milyar adet ambalaj ekonomiye yeniden kazandırılacak ve yaklaşık 30 milyar TL'lik ekonomik tasarruf sağlanacak. Ancak PLASFED'e göre bu rakam yalnızca doğrudan ekonomik kazanımı ifade ediyor. Asıl katma değer ise sanayinin yeniden kullanabileceği yüksek kaliteli ikincil hammaddenin üretime kazandırılmasıyla ortaya çıkacak. "Çöpe attığımız her ambalaj, ekonomiden eksilen bir değerdir" Depozito Yönetim Sistemi'nin plastik geri dönüşüm sektörü açısından tarihi bir adım olduğunu belirten çatı kuruluş PLASFED Başkanı Karadeniz, şunları söyledi: "Plastik sektörü olarak biz atığı hiçbir zaman çöp olarak görmedik. Her geri dönüştürülebilir ambalaj, yeniden üretime kazandırılabilecek değerli bir hammaddedir. Bugün çöpe giden her plastik, cam veya metal ambalaj aslında ekonomiden eksilen bir değerdir. Başka bir ifadeyle paramızı çöpe atıyoruz. Depozito Yönetim Sistemi sayesinde özellikle PET içecek ambalajları çok daha temiz, ayrıştırılmış ve geri dönüştürülebilir şekilde toplanacak. Böylece geri dönüştürülmüş hammaddenin kalitesi yükselecek, üretimde kullanım oranı artacak ve ithal hammadde ihtiyacının azaltılmasına önemli katkı sağlanacaktır." "30 milyar liralık tasarruf, gerçek kazancın sadece başlangıcı" Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi ile sağlanacak yaklaşık 30 milyar liralık ekonomik kazanımın, sistemin oluşturacağı toplam katma değerin yalnızca görünen kısmını oluşturduğunu söyledi. Yılda 25 milyar ambalajın yeniden ekonomiye kazandırılmasının geri dönüşüm sanayisi açısından stratejik önem taşıdığını belirten Karadeniz, sistem sayesinde geri dönüşüm tesislerinin daha kaliteli hammaddeye ulaşacağını, üretim maliyetlerinin azalacağını, enerji ve doğal kaynak kullanımında tasarruf sağlanacağını ifade etti. Kaynak verimliliğinin artmasının yanı sıra geri dönüştürülebilir hammaddelerin yeniden üretime kazandırılmasıyla ithal hammaddeye olan bağımlılığın da azalacağına dikkat çeken Karadeniz, bu nedenle açıklanan 30 milyar liralık tasarrufun, sistemin sanayiye sağlayacağı gerçek ekonomik katkının yalnızca başlangıcı olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Avrupa'nın en güçlü plastik geri dönüşüm altyapılarından birine sahip olduğunu hatırlatan Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi'nin mevcut kapasitenin daha verimli kullanılmasına önemli katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi. "KAS ve DYS birlikte başarıya ulaşacak" PLASFED'in uzun yıllardır Kaynağında Ayrıştırma Sistemi'nin (KAS) yaygınlaştırılması gerektiğini savunduğunu hatırlatan Karadeniz, Depozito Yönetim Sistemi'nin bu anlayışın en önemli tamamlayıcılarından biri olduğunu söyledi. Karadeniz, sözlerini şöyle tamamladı: "Depozito sistemi çok önemli bir adımdır. Ancak gerçek başarı, kaynağında ayrıştırma kültürünün toplumun her kesiminde yaygınlaşmasıyla mümkün olacaktır. Evlerde, iş yerlerinde ve tüm yaşam alanlarında geri dönüştürülebilir atıkların ayrı toplanması, sanayinin ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin sürdürülebilir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Kaynağında Ayrıştırma Sistemi ile Depozito Yönetim Sistemi birlikte çalıştığında atık olarak gördüğümüz ürünler yüksek katma değerli ekonomik kaynaklara dönüşecektir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Golda Gıda Halka Arzı Yoğun İlgiyle Tamamlandı Haber

Golda Gıda Halka Arzı Yoğun İlgiyle Tamamlandı

Makarnadan una, irmikten bakliyata, bisküviden gofrete kadar geniş ürün yelpazesi ile gıda sektöründe faaliyet gösteren Bera Holding iştiraki Golda Gıda’nın halka arz sonuçları açıklandı. Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım liderliğinde 1-2 Temmuz 2026 tarihlerinde pay başına 9,20 TL fiyatla gerçekleşen halka arzın büyüklüğü yaklaşık 805 milyon TL, halka açıklık oranı ise yüzde 35 oldu. Borsa İstanbul tarafından paylaşılan verilere göre; halka arzda toplam filtre edilmemiş veriler baz alındığında 760.095 adet emir ile satışa sunulan adedin 2,2 katına tekabül eden 192.786.258 adet nominal değerli paylar karşılığında 1.773.633.574 TL tutarlı talep geldi. Dağıtım sonucunda 749.674 adet yatırımcıya 87.449.998 TL nominal değerli payların satışı gerçekleştirildi. “Türk gıda sanayini uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil etmeyi hedefliyoruz” Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan, halka arz sürecinin başarıyla tamamlanmasından büyük bir mutluluk ve gurur duyduklarını vurgulayarak, bu süreçte şirketin geleceğine ve büyüme potansiyeline güvenerek ortak olan tüm yatırımcılara teşekkürlerini iletti. Halka arzdan elde edilecek fonun ağırlıklı bölümünü yeni yatırımlarda değerlendirmeyi planladıklarını belirten Doğan, halka arz sonrası hedeflerini şöyle aktardı: ”Golda Gıda olarak halka arz gelirinin yüzde 50-60’lık bölümünü; makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi hatlarına yapılacak ilave kapasite artırımları ve modernizasyon yatırımlarında kullanacağız. Kalan kısmını ise temel faaliyet konumuz olan un, makarna, irmik ve bakliyat üretimi için hammadde temininde, işletme sermayesi ihtiyacı için değerlendirmeyi planlıyoruz. Halka arz gelirini, şirketimizin sürdürülebilir büyümesini destekleyecek yatırımlarda kullanarak, paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratmayı amaçlıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde üretim kapasitemizi artırırken, verimlilik ve kalite standartlarımızı da daha üst seviyelere taşıyacağız. Anadolu’nun bereketli topraklarından elde edilen buğdayı, modern üretim anlayışımızla katma değeri yüksek ürünlere dönüştürerek hem iç pazarda hem de yurt dışı pazarlarda büyümemizi sürdürmeyi planlıyoruz. Hedefimiz; yalnızca kapasite artışı sağlamak değil, Türk gıda sanayisini uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil eden, sürdürülebilir büyümeyi esas alan küresel bir marka haline gelmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üretimde Kullandığı Ham Maddenin Yüzde 70’ini Türkiye’den Temin Ediyor Haber

Üretimde Kullandığı Ham Maddenin Yüzde 70’ini Türkiye’den Temin Ediyor

Yapı sektörüne sunduğu yenilikçi çözümlerle beraber Türkiye’deki faaliyetlerini de artan bir ivme ile sürdüren şirket, Türkiye satışlarını bir önceki yıla göre metrekare bazında yüzde 18 artırırken, 2026 yılında metrekare bazında yüzde 24 büyüme hedefliyor. Mimarlık ve tasarım dünyasına, iç ve dış mekan uygulamalarına yönelik yenilikçi yüzey çözümleri geliştiren İspanya merkezli Cosentino, global ölçekteki güçlü performansını Türkiye pazarındaki büyümesiyle destekliyor. Yaklaşık 1,5 milyar avro global ciroya sahip şirket, son beş yılda her yıl yüzde 4,3 organik büyüme kaydetti. Bu büyümede Orta Doğu ve Asya pazarlarında elde edilen performansın etkili olduğunu belirten Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan, yıllık 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitesine sahip olduklarına ve Cosentino ürünlerinin 120’den fazla ülkeye ulaştığına dikkat çekerek “Lüks konut, otel ve üst segment ticari projelere talebin devam etmesi ve yeni ürün lansmanları ile Türkiye satışlarımızı 2025 yılında metrekare bazında yüzde 18 arttırdık. 2026’da de yüzde 24 büyüme hedefliyoruz.” dedi. “Hammadde potansiyeliyle Türkiye, grup içinde stratejik bir konumda bulunuyor” Başta kuvars olmak üzere hammadde olarak kullanılan, feldspat ve farklı silika bazlı endüstriyel minerallerin büyük bölümünün, özellikle Ege Bölgesi’ndeki rezervlerden temin edildiğine dikkat çeken Şensan, bu sebeple Türkiye’nin grup içinde stratejik bir yere sahip olduğunun altını çizdi. Şensan açıklamasında şunları söyledi: “Ürün geliştirme süreçlerinde kullanılan ham maddelerin yüzde 70’i Türkiye’den temin ediliyor. Özellikle kuvars ve farklı mineral türleri İspanya’ya sevk edilerek Dekton ve Silestone serilerinin üretiminde kullanılıyor. Türkiye, güçlü tedarik altyapısı, gelişmiş proje ekosistemi ve tasarım odaklı yaklaşımıyla grup içinde stratejik bir konumda bulunuyor.” “Otel ve rezidans kategorisinde üç yıl içinde yüzde 15 büyüme potansiyeli görüyoruz” Türkiye olarak geçtiğimiz yıl en güçlü büyümeyi dış cephe uygulamaları ile zemin ve duvar kaplamaları kategorilerinde kaydettiklerini belirten Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan, otel ve rezidans segmentinde önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 15 büyüme potansiyeli gördüklerinin altını çizdi. Şensan, taleplere yönelik değerlendirmesinde “Estetik görünümü teknik performansla bir araya getiren ürünler, farklı uygulamalarda giderek daha fazla tercih ediliyor. Lüks projelerde yüksek dayanıklılık, geniş estetik seçenekler ve hijyenik özellikleri sunan seriler öne çıkarken, ticari projelerde estetik ve dayanıklılığı bir arada sunan yüzey çözümlerine yönelik talebin arttığını görüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar Haber

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar

Küresel ekonomide hammaddeye erişim, üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından her zamankinden daha kritik hale geldi. Tedarik açısından zaman zaman yaşanan sıkıntılar hammaddeye erişimi zorlaştırırken, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da girdi maliyetlerini yükseltiyor. Bu yüzden yerli ve geri dönüştürülmüş kaynaklara dayalı bir döngüsel ekonominin önemi her geçen gün artıyor. Geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı işletmelere maliyet avantajı sağlarken, tedarik güvenliğini artırarak ekonominin dış kaynaklı dalgalanmalara karşı dayanıklılığını güçlendiriyor. Plastik sektörü, Türkiye ekonomisinin en önemli aktörlerinden birisi. Bugün 10 milyon tonu geçen toplam üretimi, 40 milyar dolar civarındaki cirosu, 7 milyar doları aşan doğrudan ihracatı ve son 10 yılda GSYH büyümesinin üzerinde gerçekleşen yıllık büyüme performansıyla plastik sektörünün ülke ekonomisine sağladığı katkı giderek artıyor. PAGEV tarafından yayımlanan “Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2025” verilerine göre, plastik mamul üretimi 10 milyon ton olarak gerçekleşirken, tüketimi 8 milyon tonu buldu. Üretim ve tüketim miktarlarının artmasına bağlı olarak plastiğin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması ve geri dönüşüme yönelik girişimler de hızlandı. Atık plastiklerden rPET, rPE ve rPP üretimi, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre iş modeliyle faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik A.Ş. de döngüsel ekonomiye katkıları ile ülkemizin stratejik ve ekonomik bağımsızlığında önemli bir rol oynuyor. Atık plastikleri yüksek kaliteli hammaddeye dönüştürerek yeniden ekonomiye kazandıran Saytek hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de Türkiye'nin üretim gücünü destekliyor. Şirket, geri dönüştürülmüş hammaddeleri sanayinin kullanımına sunarak, ithal kaynaklara olan bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunuyor. “Kaynakları verimli kullanmak bir tercih değil artık bir zorunluluk” Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğuna dikkat çekerek "Dünyada kaynakların verimli kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Geri dönüşüm sayesinde atıkları yeniden üretim süreçlerine dahil ediyor, sanayicilerimize kaliteli ve sürdürülebilir hammadde sunuyoruz. Yerel kaynakların yeniden değerlendirilmesi sayesinde sanayi için sürdürülebilir bir hammadde ekosistemi oluşturulurken, üretim maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi de mümkün oluyor. Böylece hem doğal kaynakların korunmasına hem de ülkemizin üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz" dedi. Tekirdağ yatırımıyla kapasitesini büyüttü, 2028’de Konya yatırımı faaliyete geçecek Stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geçtiğimiz aylarda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikayı bünyelerine kattıklarını hatırlatan Özer Yıldırım, şöyle devam etti: “Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım hamlesi oldu. İlk etapta yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ile Türkiye'nin döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi yoluyla kaynak verimliliğinin artırılmasına da destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlarımız ile bu sürece desteğimiz devam edecek. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek, ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cosentino Türkiye, 2026’da Yüzde 24 Büyüme Hedefliyor Haber

Cosentino Türkiye, 2026’da Yüzde 24 Büyüme Hedefliyor

Mimarlık ve tasarım dünyasına, ıslak zeminler ve dış cephe kaplamalarına yönelik yenilikçi yüzey çözümleri geliştiren Cosentino, global ölçekteki güçlü performansını Türkiye pazarındaki büyümesiyle destekliyor. Yaklaşık 1,5 milyar avro ciroya sahip şirket, son beş yılda her yıl yüzde 4,3 organik büyüme kaydetti. Bu büyümede Orta Doğu ve Asya pazarlarında elde edilen performansın etkili olduğunu belirten Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan, yıllık 13 milyon metrekare plaka üretim kapasitesine sahip olduklarını ve Cosentino ürünlerinin 120’den fazla ülkeye ulaştığına dikkat çekerek “Türkiye satışları geçen yıla kıyasla metrekare bazında yüzde 18 arttı. Özellikle lüks konut, otel ve üst segment ticari projelere talebin devam etmesi ve yeni ürün lansmanları ile 2026’da yüzde 24 büyüme hedefliyoruz” dedi. İnovasyonu büyüme stratejisinin merkezine koyarak global cirosunun yaklaşık yüzde 5’ini Ar-Ge çalışmalarına ayıran İspanya merkezli şirket; yeni ürün geliştirme, sürdürülebilir malzeme teknolojileri ve ileri üretim süreçlerini Ar-Ge yatırımındaki ana kalemler olarak gösteriyor. Üretimde kullanılan ham maddenin %70’i Türkiye’den temin ediliyor Cosentino ürünleri gerek iç mekanlardaki tüm yüzey kaplamaları gerekse dış cephe malzemelerinde; tasarım esnekliği, dayanıklık ve kişiselleştirilebilme özellikleriyle öne çıkıyor. Hammadde olarak kullanılan, başta kuvars olmak üzere feldspat ve farklı silika bazlı endüstriyel minerallerin büyük bölümü, özellikle Ege Bölgesi’ndeki rezervlerden temin edilerek İspanya’daki üretim tesislerinde işleniyor. Bu sebeple grup içinde Türkiye’nin stratejik bir yere sahip olduğunu vurgulayan Cosentino Türkiye Ülke Müdürü Alper Şensan şu ifadeleri kullandı: “Ürün geliştirme süreçlerinde kullandığımız ham maddelerin yüzde 70’ini Türkiye’den temin ediyoruz. Özellikle kuvars ve farklı mineral türleri İspanya’ya sevk edilerek tüm Dekton ve Silestone yüzeylerin üretiminde kullanılıyor. Türkiye, güçlü tedarik altyapısı, gelişmiş proje ekosistemi ve tasarım odaklı yaklaşımıyla grup içinde stratejik bir konumda bulunuyor.” En çok tercih edilen ürünler: Dekton Pietra Kode ve Silestone Le Chic serileri Cosentino’nun Türkiye’de kaydettiği büyümede, lüks konut ve otel projelerinden gelen güçlü talep, belirleyici rol oynuyor. Yeni ürün lansmanları, inovatif yüzey çözümleri ve markaya duyulan güven de bu büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Özelleştirilebilir ve yüksek dayanıklılık sunan yüzey çözümleri sebebiyle Cosentino serileri, Türkiye’de üst segment projelerde özellikle talep görüyor. Cosentino, en güçlü büyümeyi dış cephe uygulamaları ile zemin ve duvar kaplamaları kategorilerinde kaydederken, mutfak tezgâhı dışındaki kullanım alanlarında da büyümesini hızlandırıyor. Estetik görünümü teknik performansla bir araya getiren ürünler, farklı uygulama alanlarında giderek daha fazla tercih ediliyor. Lüks projelerde en çok tercih edilen ürünler arasında ise Dekton Pietra Kode ve Silestone Le Chic serileri bulunuyor. Bu seriler, yüksek dayanıklılık, geniş estetik seçenekler ve hijyenik özellikleri sayesinde özellikle mutfak ve banyo uygulamalarında yoğun ilgi görüyor. Cosentino, otel ve rezidans segmentinde önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 15 seviyesinde büyüme potansiyeli öngörüyor. Ticari projelerde ise estetik ve dayanıklılığı bir arada sunan yüzey çözümlerine yönelik talep artıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HEPA Türkiye, Beauty İstanbul 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı Haber

HEPA Türkiye, Beauty İstanbul 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı

HEPA Türkiye, 7–9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Beauty İstanbul 2026 Fuarı'na Macaristan Ülke Pavilyonu kapsamında katılım sağlayarak, altı Macar firma ile Türkiye ve Macaristan arasındaki ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkıda bulundu. Kozmetik, kişisel bakım, profesyonel güzellik uygulamaları, ambalaj ve hammadde alanlarında bölgenin en önemli ticaret platformlarından biri olan Beauty İstanbul 2026, uluslararası alıcılar ile küresel kozmetik markalarını bir araya getirmeye devam etti. Fuarda, başta Orta Doğu, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ülkeleri ve gelişmekte olan pazarlar olmak üzere 69 ülkeden 500'ün üzerinde nitelikli VIP satın alıcı, distribütör ve ithalatçı ağırlandı. HEPA Türkiye koordinasyonunda fuarda yer alan Macaristan Ülke Pavilyonu, yenilikçi ürün portföyü, yüksek kalite standartları ve sürdürülebilir üretim yaklaşımlarıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Pavilyondaki Macar firmalar; profesyonel kozmetik, saç ve cilt bakımı, tırnak kozmetiği, kişisel bakım ürünleri, ambalaj çözümleri ve renkli kozmetik alanlarında faaliyet göstererek sektör profesyonelleriyle güçlü temaslar kurdu. Fuarda Güzellik ve Kozmetik Markaları Öne Çıktı Fuara katılan Macar firmalar arasında; profesyonel güzellik ve FMCG alanında faaliyet gösteren Alveola Kft., kozmetik ambalaj çözümleri sunan Karsai Kft., Avrupa'nın önde gelen saç bakım markalarından Kallos Cosmetics yer aldı. Ayrıca, profesyonel tırnak kozmetiğinde küresel ölçekte faaliyet gösteren Mystic Nails, yaklaşık 200 yıllık geçmişiyle kozmetik ve hijyen ürünleri üreticisi Caola Zrt. ile trend odaklı makyaj ürünleri geliştiren ADEN Cosmetics de yer aldı. Fuar Boyunca Ticari Temaslar Kuruldu Fuarda Macaristan Pavilyonu'nda yer alan firmalar, yaklaşık 100'e yakın B2B iş görüşmesi gerçekleştirdi. Yapılan temaslarda; distribütörlük fırsatları, özel markalı üretim (private label), ihracat iş birlikleri ve bölgesel pazarlara erişim olanakları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Özellikle Türkiye pazarı ve bölgesel büyümeyi hedefleyen Macar firmalar açısından fuarın önemli ticari fırsatlar sunduğu gözlemlendi. HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez, Beauty İstanbul 2026 kapsamında kurulan iş bağlantılarının fuar sonrasında da aktif şekilde takip edildiğini belirterek, Türkiye ile Macaristan arasında kozmetik ve kişisel bakım sektörlerinde katma değerli ticari iş birliklerinin artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. HEPA Türkiye, önümüzdeki dönemde de uluslararası fuar ve sektörel organizasyonlar aracılığıyla Türk ve Macar firmalarını bir araya getirerek sürdürülebilir ticari ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HEPA Türkiye, BeautyEurasia 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı Haber

HEPA Türkiye, BeautyEurasia 2026 Fuarı’nı Başarıyla Tamamladı

Macar firma ile Türkiye ve Macaristan arasındaki ticari iş birliklerinin geliştirilmesine katkıda bulundu. Kozmetik, kişisel bakım, profesyonel güzellik uygulamaları, ambalaj ve hammadde alanlarında bölgenin en önemli ticaret platformlarından biri olan BeautyEurasia 2026, uluslararası alıcılar ile küresel kozmetik markalarını bir araya getirmeye devam etti. Fuarda, başta Orta Doğu, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ülkeleri ve gelişmekte olan pazarlar olmak üzere 69 ülkeden 500’ün üzerinde nitelikli VIP satın alıcı, distribütör ve ithalatçı ağırlandı. HEPA Türkiye koordinasyonunda fuarda yer alan Macaristan Ülke Pavilyonu, yenilikçi ürün portföyü, yüksek kalite standartları ve sürdürülebilir üretim yaklaşımlarıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Pavilyondaki Macar firmalar; profesyonel kozmetik, saç ve cilt bakımı, tırnak kozmetiği, kişisel bakım ürünleri, ambalaj çözümleri ve renkli kozmetik alanlarında faaliyet göstererek sektör profesyonelleriyle güçlü temaslar kurdu. Fuarda Güzellik ve Kozmetik Markaları Öne Çıktı Fuara katılan Macar firmalar arasında; profesyonel güzellik ve FMCG alanında faaliyet gösteren Alveola Kft., kozmetik ambalaj çözümleri sunan Karsai Kft., Avrupa’nın önde gelen saç bakım markalarından Kallos Cosmetics yer aldı. Ayrıca, profesyonel tırnak kozmetiğinde küresel ölçekte faaliyet gösteren Mystic Nails, yaklaşık 200 yıllık geçmişiyle kozmetik ve hijyen ürünleri üreticisi Caola Zrt. ile trend odaklı makyaj ürünleri geliştiren ADEN Cosmetics de yer aldı. Fuar Boyunca Ticari Temaslar Kuruldu Fuarda Macaristan Pavilyonu’nda yer alan firmalar, yaklaşık 100’e yakın B2B iş görüşmesi gerçekleştirdi. Yapılan temaslarda; distribütörlük fırsatları, özel markalı üretim (private label), ihracat iş birlikleri ve bölgesel pazarlara erişim olanakları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Özellikle Türkiye pazarı ve bölgesel büyümeyi hedefleyen Macar firmalar açısından fuarın önemli ticari fırsatlar sunduğu gözlemlendi. HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez, BeautyEurasia 2026 kapsamında kurulan iş bağlantılarının fuar sonrasında da aktif şekilde takip edildiğini belirterek, Türkiye ile Macaristan arasında kozmetik ve kişisel bakım sektörlerinde katma değerli ticari iş birliklerinin artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. HEPA Türkiye, önümüzdeki dönemde de uluslararası fuar ve sektörel organizasyonlar aracılığıyla Türk ve Macar firmalarını bir araya getirerek sürdürülebilir ticari ortaklıkların geliştirilmesine katkı sağlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.