Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hammadde

Kapsül Haber Ajansı - Hammadde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hammadde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor Haber

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor

Ebeveynlerin günlük hayatındaki ihtiyaçları merkeze alan Babyjem, benimsediği “Anne Kadar Yakın” yaklaşımıyla yalnızca iletişim dilini değil, ürün geliştirme anlayışını da şekillendiriyor. Ebeveynlerin günlük hayatında karşılaştığı ihtiyaçları yakından takip eden marka, ürünlerini bu ihtiyaçların doğrudan karşılığı olacak şekilde geliştiriyor. Hamilelik döneminden bebeğin ilk yıllarına uzanan süreçte ebeveynlerin değişen ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan Babyjem, pratikliği ve güvenliği tasarımın merkezinde tutuyor. Markanın bugün ulaştığı geniş ürün gamının arkasında da bu ihtiyaç odaklı yaklaşım bulunuyor. Günlük hayatın hızına uyum sağlayan, kullanımı kolay ve işlevsel çözümler geliştiren Babyjem, ebeveynlerin farklı dönemlerde karşılaşabileceği ihtiyaçları tek bir ürün grubu üzerinden ziyade birbirini tamamlayan bir yapı içerisinde ele alıyor. Bu nedenle ürün gamında hamilelik dönemindeki annenin konforundan bebeğin ilk banyo deneyimine, ev içi güvenlikten seyahat sırasında ihtiyaç duyulan ürünlere kadar farklı kullanım alanları bir arada yer alıyor. Üretim Yapısı Ürün Çeşitliliğine Esneklik Kazandırıyor Bu çeşitliliği destekleyen üretim organizasyonu, Babyjem’in ihtiyaçlara hızlı yanıt vermesine imkan veriyor. 2008’de 80 metrekarelik bir ofisle başlayan Babyjem, bugün 9.500 metrekarelik üretim alanında 150’yi aşkın çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Ar-Ge ekibiyle yeni ürün çalışmalarını sürdüren marka, ürünlerinin yüzde 95’ini kendi bünyesinde üretiyor. Düşük adetlerde de üretim yapabilen bu yapı, yeni ürünlerin yanı sıra renk ve trend değişikliklerine de hızlı şekilde cevap verilmesini sağlıyor. Haftalık 100 bin adetlik üretim kapasitesi ise farklı ürün gruplarındaki talebe göre esnek bir planlama yapılmasına imkan tanıyor. Kendi bünyesindeki üretim gücü, hammadde seçiminden kalite kontrolüne kadar sürecin farklı aşamalarında da karşılık buluyor. Tekstil ürünlerinde OEKO-TEX Standard 100 kriterlerine uygun hammaddeler kullanan Babyjem, plastik ürünlerinde gıdaya uygun orijinal PP tercih ediyor. Ürün ve ambalajlarda geri dönüştürülebilir, doğada çözünebilir hammaddelere yönelen marka, ürünlerini ilgili güvenlik ve uygunluk testlerinden geçiriyor. CE, UKCA ve TSE gibi uygunluk belgeleri de ürünlerin ilgili Pazar ve kullanım gerekliliklerine göre yürütülen bu süreçte devreye giriyor. Türkiye’deki üretim yapısı, Babyjem’in Avrupa’daki üretim standartlarını daha ulaşılabilir bir fiyat yapısıyla sunmasına da olanak tanıyor. Kalite Anlayışı Erişilebilirlikle Beraber İlerliyor Babyjem’in ürün geliştirme yaklaşımında kalite kadar ulaşılabilirlik de önem taşıyor. Farklı ihtiyaçlara yönelik geniş ürün gamını fiyat-performans dengesini gözeterek daha geniş bir ebeveyn kitlesine ulaştıran marka, bu anlayışı satış noktalarındaki yaygınlığıyla da destekliyor. Türkiye’de 1.000’i aşkın fiziksel satış noktasında ihtisas bebek mağazaları, zincir marketler, eczaneler ve drugstore’lar üzerinden tüketiciyle buluşan Babyjem, e-ticaret sayesinde son tüketiciyle doğrudan temas kurarak Babyjemshop üzerinden ürünlerini ebeveynlerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup’tan Döngüsel Ekonomiye Güçlü Katkı Haber

AKO Grup’tan Döngüsel Ekonomiye Güçlü Katkı

AKO ÖTL (Ömrünü Tamamlamış Lastik) Geri Dönüşüm Tesisinde, ömrünü tamamlamış lastiklerin geri dönüşüm yoluyla kauçuk, çelik ve farklı nitelikte hammaddelere dönüştürülerek yeniden üretim süreçlerine kazandırılmasına öncülük ediyor. Bu dönüşüm, atık lastikleri çevresel bir sorun olmaktan çıkarırken lastik sektörünü döngüsel ekonominin önemli kaynak sağlayıcılarından biri haline getiriyor. Lastiklerin araç üzerindeki kullanım ömrünün sona ermesi, ekonomik değerlerinin de sona erdiği anlamına gelmiyor. AKO Grup, Ankara’da faaliyet gösteren Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi ile atık lastikleri farklı sektörlerin kullanabileceği nitelikli hammaddelere dönüştürüyor. Yıllık 75 bin ton atık lastiği geri dönüştürme kapasitesine sahip tesis, geri kazanılan kauçuk, çelik ve diğer bileşenlerle lastik sektörünü döngüsel ekonominin önemli aktörlerinden biri haline getiriyor. “Atık olarak görülen malzemeyi yeniden ekonomik değere dönüştürüyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, ÖTL geri dönüşümünün Türkiye sanayisi için yeni bir kaynak alanı oluşturduğunu belirterek, “AKO Grup olarak sürdürülebilirliği geleceğin sanayi modelini şekillendiren stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisimiz, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Burada ömrünü tamamlamış lastikleri birer atık olmaktan çıkarıp kauçuk, çelik ve farklı nitelikteki malzemelere dönüştürerek yeniden üretim süreçlerine ve bunun yanı sıra yakıt olarak Türkiye’nin enerjisine geri kazandırıyoruz. 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz geri dönüşüm faaliyetleriyle elde ettiğimiz sonuçlar, doğru teknoloji ve güçlü bir altyapıyla çevresel kazanımın aynı zamanda ekonomik değere dönüşebildiğini gösteriyor. Bizim için döngüsel ekonomi, üretimin sonunda başlayan bir süreç değil, tasarımdan kullanıma ve geri dönüşümden yeniden üretime kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bir anlayış. Gelecekte lastik sektörünün en önemli başarı kriterlerinden birinin, yalnızca ne kadar lastik ürettiğimiz değil, kullanım ömrünü tamamlayan lastiklerden ne kadar değer yaratabildiğimiz olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. 2025’te 32 bin ağaca eşdeğer geri dönüşüm etkisi oluşturuldu. AKO Grup’un geri dönüşüm faaliyetleri 2025 yılında önemli bir ölçeğe ulaştı. Grup, yıl içerisinde 9 milyon 70 bin kilogram ömrünü tamamlamış lastiği, 2 milyon 172 bin kilogram karkas ve bladder’i ve 4 milyon 200 bin kilogram kauçuk hamurunu geri dönüştürdü. Bu çalışmalar sonucunda 9 milyon 102 bin kilogram lastik cipsi, 70 bin kilogram kord, 243 bin kilogram kauçuk granül, 1 milyon 657 bin kilogram rejenere kauçuk ve 170 bin kilogram çelik tel elde edildi. Bunun yanı sıra 4 milyon 200 bin kilogram hamur ise hammadde olarak tamamen geri dönüştürüldü Geri dönüşüm çalışmaları sonucunda 108 bin 936 ton karbon emisyonunun engellenmesine eşdeğer bir kazanım sağlanırken, 32 bin ağaca eşdeğer geri dönüşüm etkisi oluşturuldu. Ortaya çıkan bu malzemeler, farklı sanayi kollarında yeniden değerlendiriliyor. Lastik cipsi özellikle çimento fabrikalarında alternatif yakıt olarak kullanılarak Türkiye’nin enerji dışa bağımlılığını önemli miktarda azaltırken, lastik granül parçaları yol yapımında, kauçuk granül spor sahaları, çocuk oyun alanları, sığır altlık mat’ı ve endüstriyel zeminler gibi çeşitli zemin uygulamalarında değerlendirilebiliyor, yine benzer şekilde Granülden üretilen Rejenere Kauçuk ise Lastik Hamurunu ikame etmek sureti ile yurtdışı bağımlılığımızı azaltan bir hammadde olarak ekonomiye katkı sağlıyor. Kord-karkas ve bladder malzemeleri lastik ve tekstil sektörlerine, geri kazanılan çelik ise otomotiv, inşaat ve metal işleme gibi alanlara girdi sağlayabiliyor. AKO Grup’un yatırımı, atığı kaynağa çeviriyor AKO Grup’un geri dönüşüm yaklaşımının merkezinde, ömrünü tamamlamış lastiklerin yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir atık olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak ele alınması bulunuyor. Lastiğin farklı bileşenlerinin ayrıştırılmasıyla elde edilen malzemeler, yeni üretim süreçlerine yeniden dahil edilebiliyor. Böylece bir ürünün yaşam döngüsü, araç üzerindeki kullanım süresinin ötesine taşınıyor. Bu model, döngüsel ekonominin temel yaklaşımıyla da örtüşüyor. Döngüsel ekonomide amaç, ürün ve hammaddelerin mümkün olduğunca uzun süre ekonomik değerini koruması ve kullanım ömrünü tamamlayan ürünlerin yeni üretim süreçlerine yeniden kazandırılması. ÖTL geri dönüşümü de bu anlayışın lastik sektöründeki en somut uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisi Kaynak Verimliliğine Odaklandı Haber

Kimya Sanayisi Kaynak Verimliliğine Odaklandı

Özellikle kimya sanayisinde bu yaklaşım, kaynak tedarikinden üretim tesislerine ve sanayi bölgelerinin altyapısına kadar uzanan kapsamlı bir kaynak yönetimini beraberinde getiriyor. Sanayide yeşil dönüşümün odağı karbon emisyonlarının ötesine geçerek su, enerji, hammadde ve atık yönetimine genişliyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, üretim maliyetlerinin azaltılmasının yanı sıra sanayinin çevresel performansında da belirleyici hale geliyor. Kimya sanayi yaptığı çalışmalarla yeşil dönüşüme öncülük ediyor. Türkiye’nin ilk Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olan GEBKİM OSB, 2025 yılında aldığı Yeşil OSB Sertifikasıyla sürdürülebilirlik çalışmalarını belgelendirirken, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi, sera gazı emisyonlarının takibi ve yenilenebilir enerji kullanımı alanlarında çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Kimya Sanayinde Suyun Tekrar Kullanılması Öne Çıkıyor İklim değişikliği ile beraber su kaynakları üzerindeki baskı, sanayide suyun verimli kullanılmasından geri kazanımına kadar tüm sürecin yeniden ele alınmasını beraberinde getiriyor. Kimya sanayisinde proseslerde kullanılan suyun verimli yönetilmesi ve atıksuyun geri kazanımı, kaynak verimliliğinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB bu alanda 100 bin metreküp hacme sahip GEBKİM Gölet Projesini hayata geçirmek üzere çalışılıyor. Gölet Projesiyle, bölgede yağmur suyu hasadı gerçekleştirilerek bölge katılımcıların alternatif su kaynağı oluşturulacaktır. Su tasarrufuna yönelik uygulamalar da mevcut tesislerde devam ediyor. Atıksu arıtma tesisinde yapılan hat revizyonlarıyla kimyasal hazırlama, çamur susuzlaştırma ünitesi ve insani kullanım gerektirmeyen temizlik işlemlerinde arıtılmış atıksu kullanılmaya başlandı. Bu uygulamayla aylık 1.000 metreküp şebeke suyu kullanımının önüne geçilirken, atıksu ve kuyu suyu arıtma tesislerinde yapılan revizyonlarla yıllık 20 bin metreküp su geri kazanılmaya devam ediyor. “Mavi Damla Projesi” İle Su Verimliliği Analiz Edilmekte Sanayide su verimliliğinin bir diğer boyutunu tüketimin ölçülmesi ve verimli kullanım için üretim süreçlerinin analiz edilmesi oluşturuyor. GEBKİM OSB tarafından Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) desteğiyle yürütülen Mavi Damla Su Verimliliği Projesi kapsamında, su kullanımının yüksek olduğu iki pilot tesisin tüketim profilleri analiz edildi. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler doğrultusunda firmaların uygulayabileceği su verimliliği çalışmaları belirlendi. Proje kapsamında GEBKİM OSB Yönetim Merkezi'nde de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda su verimliliği sistemi oluşturularak dokümante edildi. OSB’ye ait bina ve tesislerde gerekli verimlilik önlemleri alındı. OSB katılımcılarına yönelik su verimliliği eğitimleri de gerçekleştirildi. Yeşil alanlarda ise su tüketimini azaltmaya yönelik damlama sulama sistemleri kullanılıyor. GEBKİM OSB'nin 246 hektarlık alanındaki yeşil alanların 10 bin 880 metrekarelik bölümünde yağmurlama, 176 bin 64 metrekarelik bölümünde ise damlama sulama sistemi uygulanıyor. Enerji Tüketimi De Ölçülüyor, Yenilenebilir Kaynaklar Artırıyor Kaynak verimliliğinin diğer önemli ayağını enerji yönetimi oluşturuyor. Sanayide enerji tüketiminin ölçülmesi, yüksek tüketim noktalarının belirlenmesi ve verimlilik sağlayan teknolojilerin kullanılması, yeşil dönüşüm yatırımlarının temel başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB, TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi kapsamında enerji tüketimlerini takip etnekte ve kayıt altına almaktadır. Atıksu arıtma tesisi ve çevre aydınlatması gibi önemli enerji kullanım noktaları analizlerle izlenirken, OSB Yönetim binalarında elektrik tüketimini azaltmak amacıyla LED aydınlatma ve enerji verimli ekipman kullanımına geçildi. OSB içerisindeki belirli alanlarda bulunan Güneş Enerjisi Santrali (GES) panelleri de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağlıyor. Sera Gazı Emisyonları İzleniyor Yeşil dönüşümde üretimin çevresel etkisinin ölçülmesi, yatırım kadar önemli hale geliyor. Bu kapsamda GEBKİM OSB'de sera gazı emisyonlarının hesabı ve takibi OSB Yönetim Merkezi tarafından gerçekleştiriliyor. Doğrudan ve dolaylı emisyonlar izlenirken, sürdürülebilirlik raporlaması yapan ve sera gazı emisyon hesabı gerçekleştiren katılımcı firmaların oranı da takip ediliyor. Mevcut verilere göre, GEBKİM OSB katılımcılarının yüzde 31'i sera gazı hesaplarını tamamlamış durumda. Bu verilerin düzenli olarak takip edilmesi, OSB ölçeğinde çevresel performansın ölçülebilir hale getirilmesine ve gelecekteki iyileştirme çalışmalarının somut göstergeler üzerinden yürütülmesine imkan sağlıyor. Atık Yönetiminden Dijital Dönüşüme Kimya sanayisinde çevresel performansın önemli başlıklarından biri de atıkların kaynağında azaltılması ve uygun şekilde yönetilmesi. GEBKİM OSB, TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi kapsamında atıkların uygun bertaraf firmalarına yönlendirilmesini, çalışanların çevre konusunda bilinçlendirilmesini ve su tüketimi, enerji kullanımı ile mevzuata uyum süreçlerinin kayıt altında tutulmasını sağlıyor. Kaynak kullanımının azaltılmasına yönelik uygulamalar yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı kalmıyor. GEBKİM OSB'nin fiziksel arşivinin dijital ortama taşınmasıyla kağıt tüketiminin azaltılması ve buna bağlı atık oluşumunun önlenmesi sağlanmakta. GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, sanayide sürdürülebilirliğin artık üretim süreçlerinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Kaynakların verimli kullanılması, çevresel etkilerin azaltılması ve üretim altyapısının geleceğin ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi sanayinin öncelikli sorumlulukları arasında yer alıyor. GEBKİM olarak su ve enerji verimliliğinden atık yönetimine, sera gazı emisyonlarının azaltılmasından, yenilenebilir enerji kullanımına kadar farklı alanlarda ölçülebilir çalışmalar yürütüyoruz. Yeşil OSB Sertifikamızla da bu çalışmalarımızı belirli kriterler çerçevesinde belgeledik. Önümüzdeki dönemde özellikle suyun geri kazanımı ve kaynak verimliliği alanındaki uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bonna’nın Yeşil Dönüşüm Odaklı Ar-Ge Projesi TÜBİTAK Desteği Almaya Hak Kazandı Haber

Bonna’nın Yeşil Dönüşüm Odaklı Ar-Ge Projesi TÜBİTAK Desteği Almaya Hak Kazandı

Proje; porselen üretim süreçlerinde oluşan atıkların ve kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünlerin yeniden üretim döngüsüne kazandırılmasını, yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselen teknolojilerinin geliştirilmesini hedefliyor. 2014 yılından bu yana geliştirdiği yenilikçi masaüstü çözümleriyle HoReCa sektörünün güvenilir iş ortaklarından biri olan Bonna, sürdürülebilir üretim yaklaşımını Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla ileri taşımaya devam ediyor. Bu doğrultuda Bonna Sürdürülebilirlik Komitesi öncülüğünde hazırlanan Ar-Ge başvurusu, TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2025-3 Çağrısı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projenin resmi adı “Yüksek Oranda Atık İçerikli, Düşük Sıcaklıkta Sinterlenen Yeni Nesil Sofra Eşyaları Üretim Teknolojisi” olarak belirlenirken, proje kapsamında porselen üretim süreçlerinde ortaya çıkan atıkların yanı sıra kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünlerin de yeniden üretime kazandırılmasına yönelik yenilikçi teknolojiler geliştirilecek. Bonna’nın projesi, standart bir Ar-Ge çalışmasının ötesinde, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliğini üretim teknolojisinin merkezine alan bir yaklaşım ortaya koyuyor. Geliştirilecek teknolojiyle, yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselenlerin üretilmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda proje; doğal kaynak ve hammadde kullanımının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve üretim süreçlerinin karbon ayak izinin düşürülmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Aynı zamanda, üretimden kaynaklanan porselen atıklarının yeniden değerlendirilerek ekonomik değer yaratması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının üretim süreçlerine daha güçlü biçimde entegre edilmesi amaçlanıyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımını Ar-Ge gücüyle büyütüyor Bonna’nın sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca tek bir projeye değil, üretim süreçlerinin bütününe yayılan uzun vadeli bir dönüşüm vizyonuna dayanıyor. Şirket, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atıkların azaltılmasını ve üretim süreçlerinin çevresel etkisinin düşürülmesini Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla birlikte ele alıyor. TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan proje de bu yaklaşımın önemli bir adımını oluşturuyor. Bonna, geliştireceği yeni nesil üretim teknolojileriyle daha az hammadde ve doğal kaynak kullanarak, daha düşük enerji tüketimiyle ve daha düşük çevresel etkiye sahip üretim modellerinin önünü açmayı hedefliyor. Bu yönüyle proje, Bonna’nın döngüsel ekonomi, kaynak ve enerji verimliliği ile düşük karbonlu üretim hedeflerinin Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle somutlaştırıldığı önemli çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. “Sürdürülebilir üretimi Ar-Ge ve inovasyon gücümüzle ileri taşıyoruz” Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan, TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan projenin şirketin sürdürülebilirlik vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, geleceğe yönelik iş modelimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bonna Sürdürülebilirlik Komitesi öncülüğünde geliştirdiğimiz ve TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan projemiz, bu yaklaşımımızı Ar-Ge ve inovasyon gücümüzle somut bir üretim teknolojisine dönüştürme hedefimizin önemli bir göstergesi. Porselen üretim süreçlerinde oluşan atıkları ve kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünleri yeniden üretim döngüsüne kazandırırken doğal kaynak ve hammadde kullanımını azaltmayı, enerji verimliliğimizi artırmayı ve karbon ayak izimizi düşürmeyi hedefliyoruz. Yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselen teknolojileri geliştirmek, yalnızca üretim süreçlerimizi dönüştürmek açısından değil, sektörümüzde daha sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşması açısından da önemli bir adım. Bonna olarak Ar-Ge yetkinliğimizi sürdürülebilirlik hedeflerimizle bir araya getirerek kaynakları daha verimli kullanan, döngüsel ekonomiyi destekleyen ve çevresel etkisi daha düşük üretim teknolojileri geliştirmeye odaklanıyoruz. ‘Yarına da kalsın’ anlayışımız doğrultusunda, üretimden toplumsal katkıya kadar attığımız her adımda daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hürmüz Gerilimi Yatak Sektöründe Maliyet Baskısını Artırıyor Haber

Hürmüz Gerilimi Yatak Sektöründe Maliyet Baskısını Artırıyor

Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, petrol piyasasının yanı sıra üretim sektörlerinde de maliyet ve tedarik riskini artırıyor. Petrol fiyatlarındaki değişimin yatak sektörüne aynı gün ve aynı oranda yansımadığını belirten Armis Yatak İcra Kurulu Başkanı M. Kürşat Batallı, özellikle poliüretan sünger, plastik ve sentetik esaslı ürünlerde petrokimya maliyetlerinin daha belirgin bir etkisi bulunduğuna dikkat çekti. Tedarik Güvenliği Artık Stratejik Bir Rekabet Unsuru Batallı, “Yatak sektöründe petrol fiyatındaki hareketi tek başına değerlendirmek doğru olmaz. Özellikle sünger üretiminde kullanılan poliol, TDI ve MDI gibi temel kimyasal hammaddelerin fiyatı ve bulunabilirliği bizim açımızdan son derece önemli. Petrol fiyatına enerji, navlun, üretici kapasitesi, tesis duruşları, arz güvenliği ve döviz kuru da eklendiğinde çok daha karmaşık bir maliyet yapısıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle bugün bizim için asıl mesele tek seferlik bir fiyat artışından çok, maliyetlerdeki yükselişin ne kadar kalıcı olacağı ve tedarik zincirinin ne ölçüde öngörülebilir kalacağı” dedi. Batallı, “Bugünün üretim modelinde sadece ‘ne kadar siparişimiz var, fabrikamız ne kadar üretebilir’ sorularıyla hareket etmek yeterli değil. Kritik hammaddenin hangi sürede geleceğini, alternatif kaynağın bulunup bulunmadığını ve olası bir gecikmenin üretim programına etkisini de aynı anda değerlendirmek gerekiyor. Buradaki hedef stokları kontrolsüz biçimde artırmak değil. Finansman maliyetlerinin de yüksek olduğu bir dönemde doğru olan, üretimi durdurmayacak seviyede güvenlik stoğu oluşturmak ve alternatif tedarik senaryolarını önceden hazırlamak. Tedarik güvenliği artık satın alma departmanının tek başına yönettiği bir konu olmaktan çıktı, doğrudan şirketlerin rekabet gücünü etkileyen stratejik bir başlık haline geldi” diye konuştu. Küresel Tedarik Zincirindeki Değişim Türkiye’ye Yeni Fırsat Açıyor Önümüzdeki 6-12 aylık dönemde sektör açısından en büyük riskin maliyet ve talep belirsizliğinin aynı anda devam etmesi olduğunu söyleyen Batallı, Türkiye’nin üretim kabiliyeti ve coğrafi konumunun ise önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Batallı, “Bir tarafta enerji, hammadde, navlun ve finansman maliyetleri, diğer tarafta tüketicinin alım gücü var. Üreticilerin önümüzdeki dönemde bu iki taraf arasında çok hassas bir denge kurması gerekecek. Ancak küresel tedarik zincirlerinin giderek daha bölgesel hale gelmesi Türkiye için önemli bir fırsat da yaratıyor. Hızlı üretim, kısa termin, ürün çeşitliliği ve Avrupa’ya yakınlık Türk yatak sektörünün güçlü tarafları. Bundan sonraki dönemde rekabet avantajını sadece kimin daha büyük üretim kapasitesine sahip olduğu belirlemeyecek. Tedarik zincirini doğru yöneten, üretimini verimli planlayan, maliyetlerini yakından takip eden ve alternatif pazarlara hızla ulaşabilen şirketler bu dönemi daha güçlü geçirecek” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üç Sektör Tek Ekosistem Yaşam Bilimleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Üç Sektör Tek Ekosistem Yaşam Bilimleri İstanbul’da Buluşuyor

Bu ihtiyaçtan hareket eden Artkim Group, yaşam bilimlerinin birbirini tamamlayan üç önemli alanını uzmanlaşmış fuarlarla bir araya getiriyor. “Life Sciences deserves its own stage!” mottosuyla düzenlenen Pharmaist, CHCI – Cosmetics & Home Care Ingredients ve Food & Nutritional Ingredients (FNI), ilaçtan kozmetiğe, ev bakım ürünlerinden gıda ve beslenmeye uzanan geniş bir üretim ve tedarik zincirini İstanbul’da buluşturmaya hazırlanıyor. İlk katılımcılarını duyuran organizasyon, 9-11 Haziran 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Üç ihtisas fuarını kapsayan organizasyon, Türkiye ve Avrasya’da yaşam bilimleri alanına odaklanan kapsamlı bir ticaret ve iş geliştirme platformu oluşturmayı hedefliyor. ÜÇ İHTİSAS FUARI, ÜÇ FARKLI UZMANLIK ALANI Yaşam bilimleri ekosisteminin üç önemli alanına odaklanan organizasyonda Pharmaist; ilaç hammaddeleri, üretim ve proses teknolojileri, ambalaj, laboratuvar ekipmanları ve GMP çözümlerini; CHCI – Cosmetics & Home Care Ingredients; kozmetik ve ev bakım hammaddeleri, aktif bileşenler, esanslar, formülasyon çözümleri ve üretim teknolojilerini; Food & Nutritional Ingredients (FNI) ise gıda katkı maddeleri, fonksiyonel içerikler, vitaminler, mineraller, bitkisel ekstraktlar, doğal bileşenler ve nutrasötik hammaddeleri sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Üç organizasyonun birlikte konumlandırılmasının temelinde hammadde, içerik, Ar-Ge, formülasyon, üretim teknolojileri ve sürdürülebilirlik gibi ortak başlıklar bulunuyor. Her fuar kendi uzmanlık alanını korurken, profesyonellere birbirini tamamlayan teknolojileri, yeni iş birliklerini ve pazar fırsatlarını aynı organizasyon çatısı altında takip etme imkânı sunacak. SEKTÖR KURULUŞLARINDAN GÜÇLÜ DESTEK Yaşam bilimleri sektörlerinin profesyonel ihtiyaçlarına ve dinamiklerine uygun bir platform oluşturmayı hedefleyen organizasyon, sektörün önde gelen kuruluşlarının desteğiyle güçleniyor. Pharmaist, TİYSAT iş birliği ve FECC desteğiyle; CHCI – Cosmetics & Home Care Ingredients, KÜAD ve FECC desteğiyle; Food & Nutritional Ingredients (FNI) ise TÜGİDER desteğiyle gerçekleştirilecek. FNI kapsamında Seluz Diamond da sponsor olarak organizasyonda yer alacak. Sektör kuruluşlarının desteği, fuarların yalnızca ticari bir buluşma noktası olmasının ötesinde, sektörün ihtiyaçlarını ve gündemini yakından takip eden, profesyonellerin bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlayan güçlü bir platform olarak konumlandırılmasına katkı sağlayacak. Önümüzdeki dönemde organizasyona katılan destekçi ve sponsorların da açıklanmasıyla birlikte, yaşam bilimleri ekosisteminin farklı paydaşlarını bir araya getiren güçlü bir iş birliği ağı oluşturulması hedefleniyor. İHTİSAS FUARCILIĞINDA YENİ DÖNEM YAŞAM BİLİMLERİYLE DEVAM EDİYOR Türkiye’de kimya sektörünün ihtisaslaşmış fuarcılık anlayışıyla gelişmesine öncülük eden Artkim Group, uzun yıllara dayanan sektörel fuarcılık deneyimini bu kez yaşam bilimleri alanına taşıyor. Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, fuarların yalnızca ürün ve teknolojilerin sergilendiği organizasyonlar olmanın ötesinde, sektör profesyonellerinin bilgi alışverişinde bulunabileceği ve ticari fırsatları değerlendirebileceği bir ortam sunacağını belirterek: “Pharmaist, CHCI ve FNI ile amacımız; üreticilerden hammadde tedarikçilerine, teknoloji geliştiricilerinden Ar-Ge ekiplerine ve satın alma profesyonellerine kadar değer zincirinin farklı noktalarında yer alan paydaşları buluşturmak. Bu organizasyonlarla yeni ticari iş birliklerine, bilgi paylaşımına ve teknoloji transferine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Sektör kuruluşlarının desteğini de bu hedefin önemli bir parçası olarak görüyoruz. İstanbul’un yaşam bilimleri alanında bölgesel bir buluşma merkezi haline gelmesi için çalışmalarımıza şimdiden başladık.” ifadelerinde bulundu. 9-11 HAZİRAN’DA YAŞAM BİLİMLERİNİN KALBİ İSTANBUL’DA ATACAK Artkim Group tarafından düzenlenecek Pharmaist, CHCI – Cosmetics & Home Care Ingredients ve Food & Nutritional Ingredients (FNI) fuarları, 9-11 Haziran 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Binlerce nitelikli ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanan organizasyon; yeni ticari fırsatlar, ihracat odaklı iş birlikleri, teknoloji transferi ve uluslararası ortaklıklar için zemin oluşturmayı hedefliyor. Fuarların, Türkiye’nin yaşam bilimleri alanındaki üretim ve inovasyon kapasitesinin uluslararası ölçekte daha güçlü şekilde konumlandırılmasına katkı sağlaması amaçlanıyor. ARTKİM GROUP HAKKINDA 2002 yılından bu yana faaliyet gösteren Artkim Group, kimya ve üretim sanayilerine yönelik geliştirdiği uluslararası organizasyonlar ve sektörel platformlarla alanının önde gelen şirketleri arasında yer almaktadır. Kimya, boya, kozmetik, gıda, ilaç, poliüretan, kompozit, yapıştırıcı, teknik köpük, tekstil, yüzey işlem ve endüstriyel boyama teknolojileri gibi farklı sektörlere yönelik uluslararası standartlarda 12 ayrı ihtisas organizasyonu gerçekleştiren Artkim Group, 24 yıllık deneyimiyle sektör profesyonellerini bir araya getirmektedir. Artkim Group, firmaların ürün ve teknolojilerini tanıtmalarına, yeni pazarlara açılmalarına ve uluslararası iş bağlantıları geliştirmelerine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Armada Gıda’dan 2026’nın İlk Yarısında Rekor Performans Haber

Armada Gıda’dan 2026’nın İlk Yarısında Rekor Performans

Türkiye’nin önde gelen bakliyat, hububat ve katma değerli gıda şirketlerinden Armada Gıda, 2026 yılı 6 aylık (ilk yarıyıl) finansal sonuçlarını açıkladı. Yüksek operasyonel verimlilik, sürdürülebilir kârlılık odaklı üretim ve agresif ihracat stratejisiyle öne çıkan şirket, yılın ilk yarısında hem ciroda hem de kârlılık rasyolarında tarihi rekor seviyelere imza attı. Net Kâr’da yüzde 395, FAVÖK’te yüzde 96’lık Büyüme Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) açıklanan 6 aylık finansal tablolara göre Armada Gıda, 2026’nın ilk yarısını güçlü bir bilanço yapısıyla tamamladı. Şirket geçen yılın aynı dönemine göre hasılatını yüzde 49 artırarak 8,20 milyar TL seviyesine çıkartmayı başardı (2025/06: 5,50 milyar TL). Brüt Kâr ise yüzde 48 artışla 1,69 milyar TL’ye yükselirken, Brüt Kâr Marjı yüzde 20,6 olarak gerçekleşti. Armada Gıda’nın Esas Faaliyet Kârı ise önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 111 artış göstererek 1,36 milyar TL’ye ulaştı (2025/06: 642,7 milyon TL). Operasyonel kârlılığın en önemli göstergesi olan Faiz ve Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) ise yüzde 96 artışla 1,44 milyar TL seviyesine çıktı (2025/06: 735,2 milyon TL). Armada Gıda kârlılıkta yakaladığı ivmeyle 2026’nın ilk yarısında net dönem kârını yüzde 395 oranında artırarak 2,05 milyar TL’ye yükseltti (2025/06: 415,8 milyon TL). Büyümenin Motoru: Armada-3 Tesis Yatırımı ve Yeşil Enerji Kârlılıkta yakalanan bu ivmenin arkasında katma değerli ürün yatırımları yer alıyor. Mersin’de devam eden Armada-3 Bakliyat Üretim ve Depolama Tesisi yatırımında genel tamamlanma oranı 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla yüzde 81’e ulaştı. Toplam 44 milyon dolar bütçeli yatırım kapsamında 35,5 milyon dolarlık gerçekleşme sağlanırken; proje bünyesindeki Ekstrüzyon ve Protein Ayrıştırma Tesisi (Armada-3) yüzde 100 tamamlanma oranıyla hazır hale getirildi. Tesis tamamen bittiğinde günlük 4 bin 800 ton bakliyat işleme ve 181 bin 500 ton depolama kapasitesi sunacak. Sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda öz tüketimini karşılamaya yönelik GES yatırımlarına da devam eden şirket; Şanlıurfa Harran’daki santrali aktif olarak işletirken, Viranşehir’deki 19 MW’lık GES projesinin ÇED onaylarını tamamlayarak kurulumunu bitirmiştir. Kazakistan Yatırımı ile Küresel Tedarik Zincirinde Yeni Hamle Uluslararası büyüme stratejisi doğrultusunda hammadde tedarik gücünü artırmayı ve Orta Asya pazarlarında derinleşmeyi hedefleyen Armada Gıda, Temmuz 2026 itibarıyla Kazakistan’da iki yeni şirket kuruluşunu tamamladı: MERGEN KAZAKHSTAN LTD, yüzde 100 Armada Gıda sermayesiyle doğrudan bağlı ortaklık olarak kuruldu. AGROST LTD ise yüzde 50 Armada Gıda ortaklığıyla stratejik iş birliği modeli çerçevesinde faaliyete geçirildi. Bu hamle ile şirket, bölgedeki tarımsal hammadde potansiyelini doğrudan kaynağında işleyerek küresel pazarlara sunma gücünü perçinlemeyi amaçlıyor. Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez: “Katma değerli üretim, yatırımlar ve küresel açılımla büyümemizi sürdürüyoruz” İlk yarıyıl finansal sonuçlarını değerlendiren Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez, büyüme, küresel yatırımlar ve yurtdışına açılma hedeflerine ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “2026 yılının ilk 6 ayında satışlarımızı yüzde 49, FAVÖK’ü yüzde 96 artırırken ihracatın ciromuzdaki payını yüzde 65 seviyesinde koruduk. Elde ettiğimiz yüzde 395’lik net kâr artışı ve 1,44 milyar TL’lik FAVÖK, Armada Gıda’nın üretim gücünün, uluslararası erişiminin ve operasyonel verimliliğinin ulaştığı seviyenin en net göstergeleridir. Önümüzdeki dönemde güçlü büyümemizi nakit üretimiyle desteklemeye, devam eden katma değerli yatırımlarımızı tamamlamaya ve yeni yatırımlarla üretim gücümüzü ileri taşımaya devam edeceğiz. Armada Gıda’nın küresel üretim ve tedarik zincirindeki konumunu daha da güçlendirme hedefimiz doğrultusunda hızla ilerliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimpur Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor Haber

Kimpur Avrupa Yapı Sektöründeki Konumunu Güçlendiriyor

2025 yılında Düzce tesisinde PET bazlı polyester poliol üretimine başladığını duyuran Kimpur, bu alandaki çalışmalarını ReMade sertifikasıyla belgelendirdi. Belgelendirme kuruluşu ICMQ tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde tüketim sonrası geri dönüştürülmüş PET girdilerinin kaynağı ve tedarik zinciri boyunca izlenebilirliği, üretim kayıtları ile kütle denkliği esasına dayanan hesaplama metodolojisi incelendi. Değerlendirmeler sonucunda, sertifika kapsamındaki nihai ürünlerin geri dönüştürülmüş içerik oranları bağımsız olarak doğrulandı. Sertifika kapsamındaki ürünler, müşterilerin uygulama ihtiyaçları doğrultusunda farklı geri dönüştürülmüş içerik oranlarına sahip seçenekler sunuyor. Tüketim sonrası geri dönüştürülmüş PET kaynaklı içerik oranı, ürün bazında ağırlıkça maksimum yüzde 40'a kadar ulaşıyor. Böylece tüketim sonrası PET atıkları yeniden hammadde döngüsüne kazandırılırken kaynakların verimli kullanılmasına ve atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesine katkı sağlanıyor. Doğrulanmış içerik, korunan teknik performans Geleneksel muadilleriyle karşılaştırılabilir teknik ve mekanik özellikler sunan sertifikalı ürünler, müşterilerin mevcut üretim hatlarında kullanılabiliyor. Böylece sandviç panel üreticileri, teknik performansı korurken geri dönüştürülmüş içerik kullanımına ilişkin beklentilere yanıt verebiliyor ve kullandıkları hammaddenin geri dönüştürülmüş içerik oranını bağımsız bir doğrulamayla belgeleyebiliyor. Bu kapsamda, ürünlerin Avrupa'daki bir sandviç panel üreticisine ilk ticari sevkiyatı da gerçekleştirildi. Kimpur Satış, Pazarlama ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Tuncay Halat, gelişmeye ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "ReMade® sertifikası, ürünlerimizde kullanılan geri dönüştürülmüş içeriğin oranını ve bu içeriğin tedarik zinciri boyunca izlenebilirliğini bağımsız olarak doğruluyor. Böylece Avrupa'daki müşterilerimize geri dönüştürülmüş içerik oranı ölçülebilir ve belgelendirilebilir ürün seçenekleri sunuyoruz. Teknik ve mekanik performanstan ödün vermeyen bu ürünlerle müşterilerimizin çevresel etkilerini azaltma hedeflerine katkı sağlıyor, ilgili standartların gerekliliklerini karşılama süreçlerini destekliyoruz. Bu gelişmenin Avrupa yapı sektöründeki iş birliklerimizi genişleteceğine ve bölgedeki pazar payımızı artırma hedefimize katkı sağlayacağına inanıyoruz." Kimpur, sürdürülebilir ürün yönetimi yaklaşımı doğrultusunda geri dönüştürülmüş kaynakları ürün geliştirme süreçlerine dahil etmeyi; geri dönüştürülmüş içeriği ölçülebilir, izlenebilir ve bağımsız olarak doğrulanmış poliüretan hammaddeleri sunmayı sürdürüyor. Kimpur'un RE1219 numaralı ReMade® sertifikası, 15 Temmuz 2026 tarihinde düzenlenmiş olup gerekli gözetimlerin başarıyla tamamlanması koşuluyla 14 Temmuz 2029 tarihine kadar geçerlidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.