Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hammadde

Kapsül Haber Ajansı - Hammadde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hammadde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atakey Patates 2025’i 69,3 Bin Ton Satış Hacmiyle Tamamladı Haber

Atakey Patates 2025’i 69,3 Bin Ton Satış Hacmiyle Tamamladı

Atakey Patates İcra Kurulu Başkanı Ahmet Özgül, konuya ilişkin değerlendirmesinde: “2025 yılı, Atakey’in üretim yetkinliğini ve operasyonel esnekliğini kanıtladığı bir yıl oldu. TAB Gıda ekosistemiyle sağlanan talep görünürlüğü sayesinde üretim planlamamızı daha etkin yönettik ve tesislerimizde yüksek kapasite kullanım oranına ulaştık. Yılı hedeflediğimiz 69,3 bin tonla kapatmış olmaktan gurur duyuyoruz. Bu sonuçlar, sadece hacimsel bir büyüme değil, aynı zamanda hammadde tedariğinden stok yönetimine kadar tüm süreçlerimizi ne kadar verimli yönettiğimizin bir göstergesidir,” dedi. Şirketin ekosistem gücü ve portföy çeşitliliği, stratejik iş ortaklıkları ve grup içi satışların sağladığı istikrarlı talep ile birlikte operasyonel performansının temel belirleyicileri arasında yer aldı. Grup satışları, 2025 yılında toplam hacmin %78’ine ulaşarak Atakey’e üretim planlamasında yüksek görünürlük sağladı. Ana iş kolu olan dondurulmuş patates üretiminin yanı sıra, şirketin katma değerli ürün stratejisi de meyvelerini vermeye devam ediyor. Soğan halkası ve peynir çubuğu gibi kaplamalı ürünler segmenti, 2025 yılında 5,2 bin tonu aşan bir hacimle toplam performansa stratejik bir katkı sundu. Bununla birlikte, üretim süreçlerindeki yan ürünleri katma değeri yüksek çözümlere dönüştürerek tüketicilerin yeni lezzet beklentilerini karşılayan patates kroket gibi inovatif ürünlerin portföye eklenmesi; şirketin verimlilik ve inovasyon odaklı vizyonunu destekleyen önemli adımlar oldu. 2026 Yılı 80 Bin Ton Satış Hedefi Atakey, 2026 yılında operasyonel ölçeğini daha da büyüterek toplam satış hacmini 80 bin tona çıkarmayı hedefliyor. Bu büyüme planında dondurulmuş patatesin ana hacimdeki liderliğini koruması, katma değerli ürünlerin ise portföy içindeki payının artırılması bekleniyor. Şirket, 2026 yılında perakende kanalındaki varlığını yeni ürün gruplarıyla güçlendirmeyi ve ulusal satış ağları üzerinden daha geniş kitlelere ulaşmayı planlıyor. Üretim tarafında ise, altyapı verimliliğini artıran yatırımların devreye alınmasıyla birlikte enerji sürekliliğinin korunması ve yıllık bazda ek kapasite yaratılması hedefleniyor. Ahmet Özgül sözlerini şöyle tamamladı: “2026 yılına sektör liderliğimizi pekiştirerek ve 80 bin tonluk yeni satış hedefimize odaklanarak giriyoruz. Entegre tarım modelimiz kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinde birlikte çalıştığımız üreticilerimiz, iş modelimizin en güçlü unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçi ekosistemimizle kurduğumuz bu uzun vadeli iş birliği, üretim planlamamızın temelini oluştururken sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu da destekliyor. Verimlilik, kalite ve sürdürülebilir değer üretme ilkelerimizden ödün vermeden tüm paydaşlarımız için değer yaratmayı sürdüreceğiz. 2025 yılındaki operasyonel hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan ekibimize, müşterilerimize, çiftçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Atakey Hakkında: Atakey Patates, hâkim ortağı TFI TAB Gıda Yatırımları’nın (TFI) iştiraki olan TAB Gıda bünyesindeki tüm hızlı servis restoranlarına ürün tedariki sağlamak amacıyla 2012 yılında kurulmuştur. Şirket, Afyon-Susuz’da 157 bin m2 arazi içinde 75 bin m2‘lik alana sahip üretim tesisinde 90 bin ton dondurulmuş patates ve 10 bin ton dondurulmuş kaplamalı ürün işleme kapasitesiyle Türkiye’nin lider, Avrupa’nın ise en büyük dondurulmuş patates üreticilerinden biridir. Yurt içinde ve yurt dışında grup dışı müşterilere de ürün satışı yapılmakta, ayrıca, çeşitli otel ve restoran gruplarına ve indirim marketlerine de ürün temin edilmektedir. İhracat pazarları arasında yakın çevre veya uzak rotalar dikkate alınmadan Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Bulgaristan, Çin, Güney Kore, Gürcistan, Irak, Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Makedonya gibi birçok ülkeye ihracat gerçekleştirilmiştir. Atakey, 100’ün üzerinde çiftçisi ile 20 farklı şehirde sözleşmeli tarım yapar. Sezonda yaklaşık 40.000 dekarlık zirai alanda patates tohumunu kendi ziraat mühendisleriyle Atakey standartlarına uygun kalitede ve verimde yetiştirir. Ayrıca Atakey, 7.500 m²’lik tohum, 32.000 m²’lik hammadde ve 15.000 m²’lik soğuk hava depoları gibi soğutma ve iklimlendirme üniteleri ile su arıtma ve su deşarj üniteleri gibi altyapıları içeren tesisler bütününden oluşur. Verimli ve tam entegre üretim modeli ile çalışan Atakey, tohumdan tarlaya, tarladan sofraya değer zincirini sürdürülebilir bir şekilde yönetmeye önemserken FSA Sürdürülebilir Tarım, BRCGS gıda güvenliği, TSE Helal Gıda, Sıfır Atık belgeleri ile ISO50001, ISO14001 ve ISO45001 sertifikaları sahibidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup Karbon Salımını Azaltıyor Haber

AKO Grup Karbon Salımını Azaltıyor

Dünya genelinde ve Türkiye’de hızla artan atık lastik miktarı, çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir sorun olarak öne çıkıyor. Yakılarak bertaraf edilen lastikler zehirli gaz salımına neden olurken, doğada kontrolsüz şekilde bırakıldığında uzun yıllar çözünmeden toprak ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu sorunun çözümünde geri dönüşüm süreçleri büyük önem taşırken, AKO Grup sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirdiği yatırımlarla çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendiriyor. AKO ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde geri dönüştürülen atık lastiklerden elde edilen kauçuk ve çelik gibi nitelikli ham maddeler yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Bu süreç hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de ithal hammadde ihtiyacını azaltarak ülke ekonomisine katkı sunuyor. Türkiye’nin atık lastik yüküne sürdürülebilir bir çözüm getiriyor AKO Grup, Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi ile atık lastiklerin çevreye verdiği zararı en aza indirmeyi hedefliyor. Toplamda 80 bin metrekare açık, 21 bin metrekare kapalı alana sahip tesis, yıllık 75 bin ton atık lastiği geri dönüştürme kapasitesiyle Türkiye’de bir yılda oluşan lastik atığının yaklaşık dörtte birini bertaraf edebiliyor. Yaklaşık 30 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, Sıfır Atık Projesi’ne sağladığı katkının yanı sıra karbon salımının azaltılmasında da önemli bir rol üstleniyor. Tesisin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yıllık 834 bin ton karbon salımının önlenmesi mümkün hale gelirken, bu miktar yaklaşık 250 bin ağacın bir yılda sağladığı karbon azaltımına eşdeğer bir etki yaratıyor. “Sıfır atık yaklaşımını stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi Safa Özcan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Çevresel sorumluluğu, iş yapış şeklimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi, AKO Grup’un sıfır atık ve sürdürülebilirlik hedeflerinin somut bir göstergesidir. Bu tesisle hem çevresel riskleri azaltıyor hem de atıkları ekonomik değere dönüştürerek ülkemize katkı sağlıyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak için yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel üretim yatırımlarında yapay zekâ en önemli öncelik Haber

Endüstriyel üretim yatırımlarında yapay zekâ en önemli öncelik

Küresel endüstriyel üretim sektörü, son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, enerji ve hammadde maliyetlerindeki oynaklık ile birlikte tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıklar; üretim modellerini, yatırım kararlarını ve liderlik önceliklerini köklü biçimde yeniden şekillendiriyor. KPMG de bu dönüşüm ortamında endüstriyel üretim sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal değişimleri, liderlerin gündemlerini ve stratejik önceliklerini ortaya koymak amacıyla “2025 Endüstriyel Üretim ve Otomotiv CEO Bakışı" raporunu hazırlandı. Sektör genelinde iyimserliğin hâkim olduğunu ortaya koyan rapora göre, endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 81'i sektörün büyüme potansiyeline güven duyuyor. Bu güvene paralel olarak liderlerin yüzde 77'si de kendi şirketlerinin büyüme potansiyeli konusunda pozitif bir tablo çiziyor ki bu oran, 2024 yılındaki yüzde 73'lük güven seviyesine göre dikkate değer bir artışa işaret ediyor. Ayrıca, önümüzdeki üç yıl için yüzde 2,5'in üzerinde kazanç artışı öngören liderlerin oranı, 2024'te yüzde 52 iken 2025'te yüzde 61'e çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. “Üretim ekosistemi ve süreçler yeni teknolojilerle entegre olacak şekilde yapılandırılıyor” Rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Endüstriyel Üretim Sektör Lideri Hande Şenova, “Endüstriyel üretim artık yalnızca verimlilik ve ölçek kavramlarıyla tanımlanmıyor. Günümüzde üretim ortamları; ürünler, makineler ve hatta hizmetler; gelişmiş robotik sistemler, dijital ikizler ve yapay zekâ destekli öngörücü sistemlerle entegre olacak şekilde yeniden yapılandırılıyor. Bu değişimler daha fazla esneklik ve dayanıklılık sağlarken, aynı zamanda yeni yetkinlikler ve iş ortaklıklarını da gerektiriyor. Geleneksel sektörlerin ötesinde imalat sanayi; savunma, havacılık ve uzay teknolojileri gibi stratejik alanlara doğru genişliyor. Bu alanlar, ileri düzey inovasyonun yanı sıra güçlü düzenleyici uyum ve sağlam mevzuat altyapısını zorunlu kılıyor. CEO'ların, sektörler arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bu dünyada rekabetçiliği koruyabilmek için teknolojik mükemmeliyeti çeviklikle birleştiren ekosistemler geliştirmesi gerekiyor. Bu raporumuzda da bu konularda CEO'lara yol gösterecek çok önemli içgörüler sunuyoruz.” dedi. Operasyonel öncelikler ve yatırımlar Araştırmada görüşleri alınan CEO'ların yüzde 63'ü için tedarik zinciri dayanıklılığı en önemli operasyonel öncelik konumunda bulunuyor. Hatta CEO'larının yüzde 51'i tedarik zinciri dayanıklılığı ve operasyonel sürekliliğe yönelik yatırımlarını da artırıyor. CEO'ların yüzde 49'u da önümüzdeki 3 yıl içinde M&A (şirket alım satım) işlemlerinin sektöre etkisinin daha yüksek olacağını bekliyor; bu oran 2024 yılında yüzde 45 seviyesindeydi. Şirketler özellikle savunma ve enerji gibi hızlı büyüme potansiyeline sahip alanlara yönelerek faaliyetlerini çeşitlendirmeyi ve yeni dijital yetkinlikler edinmeyi amaçlıyor. Maliyetler açısından sektördeki en büyük zorluklar arasında ise yüzde 83 ile enflasyon baskısı yer alıyor. Ayrıca teknoloji altyapısına ilişkin maliyetlerin (yüzde 79) ve yapay zekâ için iş gücü hazırlığının (yüzde 74) sektöre önemli etkileri olacağı öngörülüyor. Teknoloji ve yapay zekâ Rapora göre endüstriyel üretim sektöründeki CEO'larının yüzde 68'i yapay zekâyı en önemli yatırım önceliği olarak görüyor; bu oran geçen yıl yüzde 57'ydi. Liderlerin yüzde 70'i de önümüzdeki bir yıl içinde bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20'sini yapay zekâya ayırmayı planlıyor. Sektör liderlerinin yüzde 63'ü ise yapay zekâ yatırımlarının karşılığını 1 ila 3 yıl içinde almayı bekliyor. Katılımcıların yüzde 22'si, yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesinden elde edilecek en önemli faydanın verimlilik ve üretkenlik artışı olacağını düşünüyor. Sektördeki liderlerin yüzde 33'ü yapay zekâ yeteneklerini çekme ve elde tutmadaki en büyük zorluğun, mevcut beceriler ile ihtiyaç duyulan yetkinlikler arasındaki farkın kapatılması olduğunu belirtiyor. Liderlik ve gelecek vizyonu Günümüz iş dünyasının artan karmaşıklığı ve belirsizliği, yönetim fonksiyonlarının özellikle de CEO rolünün köklü bir dönüşüm geçirmesini kaçınılmaz kılıyor. CEO'luk artık sadece operasyonel ve finansal süreçleri yönetmekle sınırlı bir görev olmaktan çıkıyor; stratejik çeviklik, kurumsal dayanıklılık ve büyük ölçekli dönüşümlere liderlik etme yetkinliği gerektiren bir rol haline geliyor. Nitekim endüstriyel üretim sektöründeki CEO'ların yüzde 48'i de rollerinin son 5 yılda artan karmaşıklıkla birlikte önemli ölçüde değiştiğini ifade ediyor. Günümüzün öngörülemez ortamında en temel liderlik yetkinlikleri ise riskleri belirleme ve yönetme (yüzde 29), çeviklik ve hızlı karar verme (yüzde 24) ile stratejik öngörü (yüzde 23) olarak belirtiliyor. Endüstriyel üretimde sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi stratejik öncelik haline geliyor Araştırmaya göre endüstriyel üretim sektöründe sürdürülebilirlik artık yalnızca bir regülasyon gerekliliği değil, uzun vadeli değer yaratımının temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 74'ü sürdürülebilirliğin iş stratejilerinin merkezine yerleştiğini ifade ederken, yüzde 36'sı sürdürülebilirlik maliyetlerini ve yatırım geri dönüşünü tüm büyük sermaye kararlarına entegre ettiklerini belirtiyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı; atık ve emisyonların azaltılması, ürün ve malzemelerin kullanım süresinin uzatılması ve kritik tedarik bağımlılıklarının azaltılması açısından sektör için önemli fırsatlar sunuyor. CEO'lar, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim modellerine geçiş sürecinde inovasyon ve iş birliklerini hızlandırırken, yapay zekânın da bu dönüşümde önemli bir rol üstleneceğini vurguluyor. Nitekim endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 81'i yapay zekânın emisyonların azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İtalya ve Türkiye Ambalaj Sektörü Temsilcileri Geleceğin Çözümleri İçin Bir Araya Geldi Haber

İtalya ve Türkiye Ambalaj Sektörü Temsilcileri Geleceğin Çözümleri İçin Bir Araya Geldi

İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST), Türkiye ve İtalya ambalaj sektörünün temsilcilerini güncel ekonomik gelişmeler ve sektörel dönüşüm başlıklarını değerlendirmek üzere İstanbul’da düzenlenen kapsamlı bir istişare toplantısında bir araya getirdi. Swissotel’de gerçekleştirilen etkinlikte, sektörün mevcut durumu ve önümüzdeki döneme ilişkin öngörüler ele alınırken; özellikle artan maliyet baskıları ve uluslararası pazarlardaki rekabet koşulları toplantının ana gündemini oluşturdu. Toplantıda küresel ölçekte yükselen enflasyon oranlarının üretim maliyetleri ve fiyatlama stratejileri üzerindeki etkisi detaylı biçimde değerlendirildi. Enflasyonist ortamın, firmaların hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücünü zorlaştırdığı; öngörülebilirlik ve finansal planlama açısından yeni riskler doğurduğu vurgulandı. Bununla birlikte hammadde temininde yaşanan dönemsel tedarik sorunları, artan lojistik giderleri ve işçilik maliyetlerindeki yükselişin sektör üzerinde yarattığı baskılar sektör temsilcileri tarafından karşılıklı olarak paylaşıldı. Özellikle enerji ve iş gücü maliyetlerindeki artışın, ambalaj üretiminde maliyet optimizasyonunu daha kritik hale getirdiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca Avrupa Birliği düzenlemeleri (EU regulations) ve özellikle sürdürülebilirlik odaklı yeni mevzuatın sektöre etkileri gündeme geldi. AB pazarına ihracat yapan ya da bu pazarda büyümeyi hedefleyen firmalar açısından çevresel standartlara uyum, geri dönüştürülebilirlik kriterleri ve döngüsel ekonomi uygulamalarının artık stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Bu çerçevede şirketlerin regülasyonlara uyum süreçlerinde karşılaştıkları operasyonel ve mali zorluklar da ele alındı. Etkinlikte sürdürülebilir ambalaj uygulamaları ve üretim süreçlerinde verimlilik artışı sağlayacak dijital çözümler de gündeme gelirken, sektör temsilcileri arasında açık ve yapıcı bir diyalog ortamı oluşturuldu. Toplantı, firmaların ortak sorun alanlarını daha net tanımlamalarına ve çözüm odaklı iş birliği imkanlarını değerlendirmelerine katkı sağladı. CCIIST Onursal Başkanı ve Bell Holding Yönetim Kurulu Başkanı Livio Manzini, etkinliğin önemine değinerek şunları söyledi: “Ambalaj sektörü, hem üretim zincirinin merkezinde yer alması hem de ihracat potansiyeli açısından stratejik bir konuma sahip. Ancak bugün sektörümüz; enflasyon, maliyet baskıları ve regülasyon kaynaklı dönüşüm gereklilikleri gibi çok katmanlı bir süreçten geçiyor. Bu tür istişare platformları, karşılıklı deneyim paylaşımı ve ortak çözüm arayışı açısından büyük değer taşıyor.” CCIIST Yönetim Kurulu Üyesi Andrea Leo ise konuşmasında ekonomik gerçekliklere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Küresel ölçekte artan maliyetler ve Avrupa Birliği mevzuatındaki dönüşüm, firmaları daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi üretim modellerine yönlendiriyor. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantı, sektör temsilcilerinin mevcut zorlukları açıkça ortaya koyduğu ve ortak akıl çerçevesinde değerlendirdiği önemli bir buluşma oldu. Önümüzdeki dönemde bu diyalog zeminini güçlendirerek somut iş birliği alanları oluşturmayı hedefliyoruz.” CCIIST, önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde düzenleyeceği tematik toplantılarla üyeleri arasında bilgi paylaşımını ve stratejik iş birliklerini desteklemeye devam edecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkchem Eurasia 2026 Devlet Destekli Güçlenen Yapısıyla Dikkat Çekiyor Haber

Turkchem Eurasia 2026 Devlet Destekli Güçlenen Yapısıyla Dikkat Çekiyor

5973 Sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar’da yapılan yeni düzenleme ile birlikte, 2026 yılından itibaren yurt içi fuar destekleri her bir prestijli fuar için ayrı ayrı belirlenen “desteğe esas tutar” üzerinden değerlendiriliyor ve katılımcı firmalar açısından daha ölçülebilir bir çerçeve sunuyor. 2026 yılı itibarıyla prestijli yurt içi fuarlara yönelik olarak uygulanan bu düzenleme kapsamında, Turkchem Eurasia 2026 için geçerli m² bazlı destek tutarı 5.307 TL olarak belirlenmiş durumda. Aynı düzenleme çerçevesinde, 2026 Prestijli Yurt İçi Fuar Katılımcı Desteği için firma başına uygulanabilecek üst limit ise 1.292.800 TL olarak açıklandı. Bu uygulama, firmaların fuar alanı planlamasını ve katılım bütçelerini net kriterler üzerinden şekillendirmelerine imkân tanıyor. TURKCHEM EURASIA 2026, 11. KEZ SEKTÖRÜ BİR ARAYA GETİRMEYE HAZIRLANIYOR İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia, kimya sanayisinin Avrasya bölgesindeki en köklü ve kapsamlı uluslararası organizasyonlarından biri olarak 2026 yılında 11. kez gerçekleştirilecek. İstikrarlı biçimde büyüyen yapısı ve genişleyen uluslararası katılım profiliyle fuar, yıllar içinde sektör için güçlü bir referans noktası haline geldi. Önceki edisyonlarında, kimya sanayisinin farklı alt segmentlerinden yerli ve yabancı yüzlerce firmayı ve binlerce profesyonel ziyaretçiyi bir araya getiren Turkchem Eurasia; özel ve spesifik kimyasallar, genel kimyasallar, petrokimya, hammadde ve yardımcı maddeler başta olmak üzere sektörün tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturuyor. Bu kapsamlı yapı, katılımcılara yalnızca ürün ve çözümlerini sergileme imkânı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda bilgi paylaşımını, yeni iş birliklerini ve sürdürülebilir ticaret ilişkilerini destekleyen güçlü bir etkileşim alanı oluşturuyor. Turkchem Eurasia 2026’nın da önceki organizasyonlardan edinilen deneyim doğrultusunda; nitelikli katılımcı ve ziyaretçi profiliyle, kimya sanayisinin bölgesel ve küresel ölçekteki etkileşimini artıran, iş geliştirme odaklı bir organizasyon olarak 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.