Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hane Halkı

Kapsül Haber Ajansı - Hane Halkı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hane Halkı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yalnız Yaşayanların Sayısı 10 Yılda Yüzde 66,5 Arttı  Haber

Yalnız Yaşayanların Sayısı 10 Yılda Yüzde 66,5 Arttı 

Son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısı yüzde 66,5 artarken, ortalama hanehalkı büyüklüğü 3,08 kişiye geriledi. Değişen demografik yapı, konut sektöründe yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor… Türkiye'de değişen aile yapısı ve yaşam alışkanlıkları, konut sektörünün dinamiklerini yeniden şekillendiriyor. TÜİK verilerine göre, toplam hane halkı sayısı 26 milyon 977 bin 795'e ulaşırken, tek kişilik hanelerin sayısı 5,5 milyonu aştı. Özellikle son yıllarda hız kazanan bu artış, konut tercihlerinde daha kompakt, fonksiyonel ve bireysel yaşamı destekleyen projelere olan talebin arttığını ortaya koyuyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hane Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yusuf Keklik, "Türkiye'de konut ihtiyacını artık yalnızca nüfus artışı üzerinden değerlendirmek doğru değil. Hane sayısındaki artış, yaşam biçimlerindeki değişim ve bireyselleşmenin etkisiyle konut talebi farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle tek kişilik yaşayan bireylerin ve küçük ailelerin artması, daha fonksiyonel, ulaşılabilir ve yaşam kalitesini artıran konut projelerine olan ihtiyacı güçlendiriyor." ifadelerinde bulundu. Keklik, "Geleceğin konut projeleri yalnızca metrekare üzerinden değil; kullanıcı deneyimi, sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik ekseninde şekillenecek. Hane Yapı olarak biz de değişen yaşam alışkanlıklarını yakından takip ederek yeni nesil yaşam alanları geliştiriyoruz." dedi. Kentleşme ve bireysel yaşamın yaygınlaşmasının sektör için önemli bir dönüşüm oluşturduğunu belirten Keklik, "Gayrimenkul sektöründe artık önemli olan yalnızca daha fazla konut üretmek değil; değişen yaşam biçimlerine uygun, kullanıcı odaklı ve uzun vadeli değer sunan projeler geliştirmektir." ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tek Kişilik Haneler Yüzde 20'yi Aştı Konut Üretimi Küçük Dairelere Döndü Haber

Tek Kişilik Haneler Yüzde 20'yi Aştı Konut Üretimi Küçük Dairelere Döndü

Bir dönem ağırlıklı olarak 3+1 ve 4+1 dairelerin üretildiği projelerde bugün 1+1 ve 2+1 konutlar daha fazla yer buluyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşümün arkasında değişen aile yapısı, artan tek kişilik haneler, şehirleşme, yükselen yaşam maliyetleri ve yatırım alışkanlıklarındaki değişim bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi seviyesindeyken, 2025 itibarıyla 3,08 kişiye kadar geriledi. Aynı dönemde tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20,5'e yükselirken, çekirdek ailelerin oranı artmaya devam etti. Demografik yapıdaki bu değişim, konut talebinin niteliğini de doğrudan etkiliyor. DEĞİŞEN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI KONUT TERCİHLERİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR Değişen yaşam biçimleri de bu dönüşümü destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Gençlerin daha geç evlenmesi, tek başına yaşamayı tercih eden profesyonellerin artması, boşanma oranlarındaki yükseliş ve üniversite ile iş nedeniyle büyük şehirlere yönelen nüfus, küçük metrekareli konutlara olan ihtiyacı artırıyor. Bunun yanında ekonomik nedenler de tüketici tercihlerini değiştiriyor. Konut fiyatlarındaki artış, yüksek kredi maliyetleri, aidat ve enerji giderlerinin yükselmesi, daha ulaşılabilir fiyatlı ve işletme maliyetleri düşük konutlara olan ilgiyi güçlendiriyor. Özellikle yatırımcılar açısından değerlendirildiğinde ise 1+1 ve 2+1 daireler; daha düşük yatırım maliyeti, daha hızlı kiralanabilmesi ve geniş kiracı kitlesine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor. Türkiye'de yeni üretilen konutların ortalama büyüklüğünün de son yıllarda küçülmesi, sektörün bu talebe uyum sağladığını gösteriyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde özellikle büyükşehirlerde geliştirilecek projelerde fonksiyonel planlanan küçük metrekareli konutların ağırlığının artacağını öngörüyor. KONUT ÜRETİMİNİ ARTIK SADECE EKONOMİ DEĞİL, TOPLUMUN DEĞİŞEN YAPISI BELİRLİYOR Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, konut sektörünün yeni dönemde demografik değişimi çok iyi okumak zorunda olduğunu söyledi. "Eskiden aileler daha kalabalıktı ve konut projeleri buna göre planlanıyordu. Bugün ise tek yaşayan bireylerin, yeni evli çiftlerin ve küçük ailelerin sayısı her geçen yıl artıyor. Dolayısıyla konut üretiminde de doğal olarak daha kompakt yaşam alanlarına yönelim görüyoruz. Bu değişimi yalnızca ekonomik şartlarla açıklamak eksik olur. Asıl belirleyici unsur, toplumun yaşam biçimindeki dönüşümdür. Konut geliştiricileri artık sadece bugünün talebini değil, geleceğin demografik yapısını da dikkate alıyor. İnsanlar kullanılmayan büyük alanlar yerine fonksiyonel, merkezi konumda ve yaşam maliyetleri daha düşük evleri tercih ediyor. Özellikle büyük şehirlerde zamanın büyük bölümünü dışarıda geçiren yeni nesil için evin büyüklüğünden çok kullanım verimliliği önem kazanıyor. 1+1 ve 2+1 daireler hem satın alma maliyetinin daha ulaşılabilir olması hem de kiralama sürecinde daha geniş bir hedef kitleye hitap etmesi nedeniyle yatırımcı açısından da öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde şehir merkezlerinde geliştirilecek projelerde küçük metrekareli ancak iyi planlanmış konutların payının artacağını düşünüyoruz. Çünkü artık konut sektörünü yalnızca ekonomik göstergeler değil, sosyolojik dönüşüm de yönlendiriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Tercihleri Değişiyor: Büyük Evlerin Yerini 1+1 ve 2+1'ler Alıyor Haber

Konut Tercihleri Değişiyor: Büyük Evlerin Yerini 1+1 ve 2+1'ler Alıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi seviyesindeyken, 2025 itibarıyla 3,08 kişiye kadar geriledi. Aynı dönemde tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20,5'e yükselirken, çekirdek ailelerin oranı artmaya devam etti. Demografik yapıdaki bu değişim, konut talebinin niteliğini de doğrudan etkiliyor. DEĞİŞEN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI KONUT TERCİHLERİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR Değişen yaşam biçimleri de bu dönüşümü destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Gençlerin daha geç evlenmesi, tek başına yaşamayı tercih eden profesyonellerin artması, boşanma oranlarındaki yükseliş ve üniversite ile iş nedeniyle büyük şehirlere yönelen nüfus, küçük metrekareli konutlara olan ihtiyacı artırıyor. Bunun yanında ekonomik nedenler de tüketici tercihlerini değiştiriyor. Konut fiyatlarındaki artış, yüksek kredi maliyetleri, aidat ve enerji giderlerinin yükselmesi, daha ulaşılabilir fiyatlı ve işletme maliyetleri düşük konutlara olan ilgiyi güçlendiriyor. Özellikle yatırımcılar açısından değerlendirildiğinde ise 1+1 ve 2+1 daireler; daha düşük yatırım maliyeti, daha hızlı kiralanabilmesi ve geniş kiracı kitlesine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor. Türkiye'de yeni üretilen konutların ortalama büyüklüğünün de son yıllarda küçülmesi, sektörün bu talebe uyum sağladığını gösteriyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde özellikle büyükşehirlerde geliştirilecek projelerde fonksiyonel planlanan küçük metrekareli konutların ağırlığının artacağını öngörüyor. KONUT ÜRETİMİNİ ARTIK SADECE EKONOMİ DEĞİL, TOPLUMUN DEĞİŞEN YAPISI BELİRLİYOR Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, konut sektörünün yeni dönemde demografik değişimi çok iyi okumak zorunda olduğunu söyledi. "Eskiden aileler daha kalabalıktı ve konut projeleri buna göre planlanıyordu. Bugün ise tek yaşayan bireylerin, yeni evli çiftlerin ve küçük ailelerin sayısı her geçen yıl artıyor. Dolayısıyla konut üretiminde de doğal olarak daha kompakt yaşam alanlarına yönelim görüyoruz. Bu değişimi yalnızca ekonomik şartlarla açıklamak eksik olur. Asıl belirleyici unsur, toplumun yaşam biçimindeki dönüşümdür. Konut geliştiricileri artık sadece bugünün talebini değil, geleceğin demografik yapısını da dikkate alıyor. İnsanlar kullanılmayan büyük alanlar yerine fonksiyonel, merkezi konumda ve yaşam maliyetleri daha düşük evleri tercih ediyor. Özellikle büyük şehirlerde zamanın büyük bölümünü dışarıda geçiren yeni nesil için evin büyüklüğünden çok kullanım verimliliği önem kazanıyor. 1+1 ve 2+1 daireler hem satın alma maliyetinin daha ulaşılabilir olması hem de kiralama sürecinde daha geniş bir hedef kitleye hitap etmesi nedeniyle yatırımcı açısından da öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde şehir merkezlerinde geliştirilecek projelerde küçük metrekareli ancak iyi planlanmış konutların payının artacağını düşünüyoruz. Çünkü artık konut sektörünü yalnızca ekonomik göstergeler değil, sosyolojik dönüşüm de yönlendiriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamar:"Vatandaşın altına hücumunun cezası mücevher ihracatçısına kesilmesin" Haber

Kamar:"Vatandaşın altına hücumunun cezası mücevher ihracatçısına kesilmesin"

2025'in Ocak-Eylül döneminde mücevher ihracatı kilogram bazında yüzde 41,4 azalırken, birçok firma kapandı ya da üretimini azaltmak durumunda kaldı. Bazı firmalar ise üretimlerini Çin, Dubai ve Malezya başta olmak üzere yurt dışına kaydırdı. Uluslararası fuarlara katılımcı firma sayısı ise yüzde 50 düştü. Türkiye'de mücevher üretimi ve ihracatının içinde bulunduğu durumu yoğun bakımdaki hastaya benzeten Takı Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (TÜİD) Başkanı Mustafa Kamar, soruna kalıcı tedavi için artık sırf kotanın kaldırılmasının yetmeyeceğini, mevzuatın yeniden yazılması gerektiğini söyledi. Mustafa Kamar Kuyumcukent'te düzenlediği basın toplantısında, altın ithalatına getirilen kota ile birlikte mücevher sektöründe başlayan ve giderek kangrenleşen sorunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin 2003 yılında dünya mücevher ihracatından sadece binde 5 pay aldığını hatırlatan Kamar, şöyle devam etti: 20 MİLYAR DOLAR İHRACATLA DÜNYA LİDERİ OLDUK "O dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın desteği ile 2004'te Mücevher İhracatçıları Birliği'ni kurduk. Teşvikler sayesinde 2020'de sektörün dünya pazarından aldığı pay yüzde 10'a yaklaştı. İtalya'yı geride bıraktık. Ortadoğu ve Orta Asya'nın cash and carry pazarını ele geçirdik. Birçok yabancı firma Türkiye'de mağaza açtı. 'Laleli ihracatı' dediğimiz cash and carry ticareti de yine bu dönemde oluştu. Sektör 10 milyar doları ihracattan, 10 milyar doları da turiste ve Laleli'den yapılan satışlardan olmak üzere toplamda 20 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Ancak 'altın çağ' olarak adlandırdığımız bu dönem, yanlış tedaviler, yanlış tespitler sayesinde Ağustos 2023'te altın ithalatına getirilen kota ile birlikte sona erdi. Kota uygulaması kendi zenginlerini yarattı. 10-15 firma imtiyazlı konuma gelirken işini düzgün yapan, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmalar mağdur edildi. Birçok firma üretimini düşürmek ya da tamamen durdurmak durumunda kaldı. Bazı firmalar üretimlerini Çin, Dubai ve Malezya gibi ülkelere kaydırdı. Kuyumcukent'te bir dönem kiralayacak yer yoktu ve üç vardiyaya çıkmıştık.Fuarlarda standlarımızı büyütüyor ve yeni fuarlara katılıyorduk. Şimdi dükkanlar boş, atölyelerin çoğu 15 gün çalışıyor, 15 gün tatil yapıyor. Son iki yılda kapanan mücevher üreticisi ve ihracatçısı 200'ü geçti, yaklaşık 15 bin kişi işsiz kaldı." ALTIN İTHALATINDAKİ ARTIŞIN SORUMLUSU BİZ DEĞİLİZ Mustafa Kamar, kota uygulamasına gerekçe gösterilen altın ithalatındaki artış ve cari açıktan mücevher ihracatçısının sorumlu olmadığını söyledi. Kamar, sözlerini şöyle sürdürdü: Peki cari açık neden artıyor? Cevabı çok açık. Altının kilogramı yurt dışında 130 bin dolarken Türkiye'de 140 bin dolardan satılıyor. Yani arada 10 bin dolar fark var. Bu farkı fırsata dönüştüren 10-15 firma, Dahilde İşleme Rejimini (DİR) suistimal ederek astronomik düzeyde ithalat yapıyor. Bunların kim olduğunu devlet biliyor, bütün bürokrasi biliyor. Merkez Bankası rezerv biriktirmek için altın ithal ediyor. Diğer taraftan hane halkı enflasyondan korunmak için tasarrufunu altında değerlendiriyor. Gerçek durum böyle olmasına rağmen devlet cari açığın faturasını mücevher ihracatçısına kesiyor. Bizim ürün çeşitliliği ve yarı mamül için yaptığımız ithalat kapatıldı. İthalatta peşin ödeme kaldırıldı. İhracatta yüzde 3 Merkez Bankası desteğini alamıyoruz. İhracatımız karşılığında altın getiremiyoruz. Özetle diğer sektörlerde ihracatçının yararlandığı desteklerin hiçbirinden mücevher ihracatçısı yararlanamıyor. Çünkü devlet desteğini istismar edenlerin ve hane halkının altını en güvenilir tasarruf aracı olarak görmesinin faturası bize kesildi. Altının kilogramını dünya ortalamasından 8-9 bin dolar daha pahalıya alıyoruz. Dolayısıyla fiyat tutturamıyoruz ve müşteri kaybediyoruz. Ne demek istediğime bir de Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) kayıtları üzerinden bakalım. Biz 2024'ün 9 aylık döneminde 9 bin 957 kilogrammücevher ihracatı karşılığında 5 milyar 404 milyon dolarlık gelir elde etmiştik. Bu yılın aynı döneminde ise 5 bin 838 kilogramlık ihracat karşılığında ülkemize 6 milyar 175 milyon dolar döviz kazandırmışız. Değer olarak yüzde 14,3 artıda görünmekle birlikte kilogram bazında yüzde 41,4 eksideyiz." İTHALATI KISITLAYAN HER ÖNLEM MÜCEVHER İHRACATÇISININ İŞİNİ ZORLAŞTIRIYOR Mustafa Kamar, cari açıkla mücadeleye destek verdiklerini, ancak altın ithalatını kısıtlamaya yönelik önlemlerin esas alıcı olan hane halkına yönelik olmadığını söyledi. Alınan her önlemin ihracatçının işini daha da zorlaştırdığını anlatan Kamar, bunun firmaların kapanmasına veya taşınmasına sebep olduğunu vurguladı. Kamar, "Türkiye'de mücevher ihracatçısının içinde bulunduğu durumu yoğun bakımdaki hastaya benzetebiliriz. Sektör olarak biz bu hastayı hızla sağlığına kavuşturup yeniden dünya lideri yapabiliriz. Çünkü gerekli altyapıya, yeteneğe ve bilgi birikimine sahibiz." dedi. KRİZİN ÇÖZÜMÜ İÇİN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR Devletin de bu süreçte mücevher ihracatçısının yanında olması gerektiğini vurgulayan Kamar, ihracatı yeniden zirveye taşıyacak önerilerini ise şöyle sıraladı: Sistem fabrika ayarlarına döndürülerek, altına dayalı enflasyon muhasebesine geçilmeli. (Bu olursa bütün sektör kayıt altına girer) Stok affı çıkarılmalı Altın ithalatında kota kaldırılarak mevzuat eski haline döndürülmeli. Firma ihracat ettiği kadar altını serbestçe ithal edebilmeli. Merkez Bankası'nın altın ithalatı ayrı bir başlık altında gösterilmeli. Problemin esas sebebi olan bireysel yatırım amaçlı ürünlerle ilgili çözüm bulunmalı. Kapasite kullanımı sıkı bir şekilde denetlenmeli. DİR ve HİR rejimi eski haline getirilmeli.Her türlü mevzuatı suistimal edenler en ağır şekilde cezalandırılmalı. İmtiyaz tanınacak firmalarda özellikle Mücevher İhracatçıları Birliği üyesi ve 2023 yılından önce kurulmuş olma şartı aranmalı. Özellikle tasarruf için alınan gram altın, sarrafiye ve 22 ayarda gerekli kontrol ve vergilendirme yapılmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.