Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hasat

Kapsül Haber Ajansı - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

40 Yıl Aradan Sonra Kandıra’da Keten Üretimi Yeniden Başladı Haber

40 Yıl Aradan Sonra Kandıra’da Keten Üretimi Yeniden Başladı

Coğrafi işaretli Kandıra bezinin ham maddesi olması nedeniyle büyük önem taşıyan keten, ilçede hem tarımsal hem de kültürel açıdan yeniden değer kazanıyor. 1980’li yıllarda tamamen sona eren keten tarımı, yürütülen çalışmalarla yeniden canlandırıldı. Kandıra Belediyesi öncülüğünde; saha çalışmalarında temin edilen 50 kilogram ata tohumu, üç yıldan beri yaklaşık 10’ar dönümlüklük alanlara ekiliyor. Ortalama 8 aylık büyüme sürecinin ardından 1 metreyi aşan keten bitkilerinin hasadı, geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilmeye başlandı. Tarımsal ve kültürel yeniden doğuş Kandıra Belediyesi tarafından üç yıldır ekimi yapılan ve bu yıl da hasadına başlanan keten, yalnızca bir tarımsal üretim faaliyeti olmanın ötesinde, bölgenin unutulmaya yüz tutmuş üretim kültürünün yeniden canlanması olarak değerlendiriliyor. Keten bitkisinin Kandıra’da yeniden ekilmesiyle birlikte hem atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması hem de yerel ekonomiye yeni bir üretim modeli oluşturulması hedefleniyor. Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez, keten üretiminin yeniden başlamasını “geçmişle geleceği buluşturan bir adım” olarak nitelendirerek, ilçenin tarımsal hafızasının yeniden canlandırıldığını ifade etti. Ölmez, ketenin geçmişte bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı olduğunu hatırlatarak, “Keten bitkisini yeniden gün yüzüne çıkarmak, sadece bir tarım projesi değil; aynı zamanda kültürel bir mirası yeniden yaşatma çabasıdır” dedi. Üretimden ekonomiye uzanan zincir Proje kapsamında elde edilen keten liflerinin ileri teknoloji tesislerde işlenerek Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin el sanatları atölyelerinde yeniden dokunması planlanıyor. Böylece üretim zincirinin tarımdan sanayiye ve el sanatlarına uzanan sürdürülebilir bir modele dönüşmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’de ketenin ağırlıklı olarak yağlık üretim için yetiştirildiğini ancak lif kalitesinin ekonomik açıdan daha değerli olduğunu belirterek, uygun alanlarda yaygınlaştırılmasının çiftçi gelirine önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Geçmişi hatırlatan hasat Hasada katılan vatandaşlar, tarlalarda keten’in yeniden görülmesinin geçmişe dair güçlü bir hatırlatma olduğunu ifade etti. Yaşlı üreticiler ise ketenin bir dönem çeyizden günlük yaşama kadar birçok alanda kullanıldığını hatırlatarak, bu kültürün yeniden canlanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Hedef: kalıcı üretim modeli KETENKÖY Projesi ile keten üretiminin yalnızca dönemsel bir çalışma olmaktan çıkarılarak kalıcı bir üretim modeline dönüştürülmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında tohum çoğaltımıyla birlikte üretimin ilerleyen yıllarda daha geniş alanlara yaygınlaştırılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’de “Süt Otu” Hasadı Başladı Haber

Kocaeli’de “Süt Otu” Hasadı Başladı

Desteklerden memnun olan çiftçiler, bu desteklerin sürmesi halinde üretmeye devam edeceklerini belirtti. ÇİFTÇİNİN YÜZÜ BÜYÜKŞEHİR’LE GÜLÜYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği “Yem Bitkisi Tohumu Destekleme Projesi” kapsamında sonbahar döneminde 3 bin 950 çiftçiye yüzde 75 hibeli yaklaşık bin 420 ton yem bitkisi tohumu desteği sağladı. Destek kapsamında üreticilere 22 bin paket arpa, 9 bin 200 paket süt otu ve 5 bin 400 paket yem bezelyesi tohumu çiftçilere dağıtıldı. Destekten yararlanan çiftçiler, süt otunun hasadına başladı. 45 BİN DEKAR ALAN DESTEKLENDİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik verdiği desteklerle üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Çiftçileri katma değeri yüksek ürünler yetiştirmeye teşvik eden Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda 9 bin 200 paket süt otu tohumu desteği sundu. Sağlanan destekle 45 bin dekar alana süt otu ekimi yapıldı. ET VE SÜT ÜRETİMİ ARTIYOR Kocaeli’de hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için kullanılan, aynı zamanda et ile süt verimini artırmak amacıyla ekilen süt otu (Ryegrass) bitkisi, hem verim hem de kalite açısından önemli avantajlar sunuyor. Yonca ve mısır silajına alternatif olarak yerli ve milli tohumdan ekilen süt otu, yüksek enerji verimi ve protein oranıyla hayvanlarda et ve süt üretimini artırıyor. İlkbahar ve sonbaharda her türlü toprağa ekimi yapılan süt otu, yoncaya göre daha az sulama gerektirirken, yılda 5 kez hasat edilebilmesiyle çiftçilere ekonomik fayda sağlıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu desteği, bölge hayvancılığının gelişmesine ve sürdürülebilir tarımın güçlenmesine önemli katkı sunuyor. BALYALAMA MAKİNELERİYLE HASATTA BÜYÜK KOLAYLIK Süt otu hasadının başlamasıyla birlikte üreticiler, tarlalarda biçilen yem bitkilerini Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle çiftçilere kazandırılan balyalama makineleriyle değerlendiriyor. Kurutulan otları kısa sürede balya haline getiren makineler, hem iş gücü ihtiyacını azaltıyor hem de üreticilerin yem hazırlama maliyetlerini düşürerek tarımsal üretime katkı sağlıyor. ÇİFTÇİ DOSTU BAŞKANA TEŞEKKÜR Destekten yararlanan çiftçiler, ektikleri süt otunun yeterli olgunluğa ulaşmasının ardından hasat mesaisine başladı. Bu yıl süt otunun kaliteli ve verimli olması üreticileri sevindirdi. Çiftçiler, tarımsal desteklerle her zaman yanlarında olan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyor. Üreticiler, “çiftçi dostu” olarak nitelendirdikleri Başkan Büyükakın’dan desteklerin devam etmesini istedi. ÜRETİCİLER, HASADIN BEREKETLİ GEÇMESİNDEN MEMNUN İzmit Yenice Mahallesi’nde çiftçilik yapan Ercan Sarı, Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen desteklerin üretim maliyetlerini düşürdüğünü ve çiftçiye önemli katkılar sunduğunu söyledi. Verimin yüksek olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Sarı, yem bitkilerinin işlenmesi ve bağlanması için gerekli ekipman desteğinin de sağlandığını belirterek, Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği aracılığıyla bölgedeki üreticilere balyalama makinesi ile hizmet verildiğini söyledi. “80 BİN YERİNE 20 BİN ÖDEDİK” Desteklerin her geçen yıl arttığını dile getiren Sarı, bu yıl gübre maliyetleri nedeniyle bazı desteklerde hibe oranının yüzde 75'e çıkarıldığını belirterek, “Yonca tohumu desteğinden de yararlandım. 70 dönümlük alan için 350 kilogram yonca tohumu aldım. Bu tohumu piyasadan alsaydım yaklaşık 80 bin lira ödemem gerekecekti. Destek sayesinde ödediğim tutar 20 bin liranın bile altında kaldı” dedi. “EKİPMAN DESTEĞİ MALİYETLERİ AZALTIYOR” Tarımsal desteklerin çiftçinin üretim gücünü artırdığını vurgulayan Sarı, “Çiftçi bazen ekmek istediği ürünü tohum maliyeti nedeniyle ekemiyor. Belediye desteği sayesinde tohumunu alıp üretimine devam edebiliyor. Ayrıca yem bitkilerinin işlenmesi konusunda verilen ekipman desteği de maliyetleri azaltıyor” ifadelerini kullandı. “DESTEKLER GENÇLERİ TEŞVİK EDİYOR” Süt otu hasadının başlamasıyla birlikte üreticilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Sarı, köylerde yapılan sohbetlerde Büyükşehir Belediyesinin tarımsal desteklerinin sıkça gündeme geldiğini söyledi. Desteklerin kırsal kalkınmaya katkı sunduğunu ifade eden Sarı, genç girişimcilere ve kadın üreticilere yönelik desteklerin de tarım ve hayvancılığa ilgiyi artırdığını dile getirdi. Ercan Sarı, kendisi ve çiftçiler adına verdiği desteklerden dolayı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür etti. “BÜYÜKŞEHİR’İN DESTEĞİYLE ÜRETİMDE VERİM ARTTI” Kandıra Sepetçi Mahallesi Muhtarı ve üretici Yasin Çelik, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan tarımsal desteklerin üreticilere önemli katkılar sunduğunu belirtti. Tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını ifade eden Çelik, süt otu hasadı gerçekleştirdiklerini söyledi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çiftçilere yönelik yem bitkisi ve makine-ekipman desteklerinin üretime olumlu yansıdığını vurgulayan Çelik, belediyenin uzun süredir üreticilerin yanında olduğunu dile getirdi. Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen yem bitkisi desteğinin yanı sıra son iki yıldır makine ve ekipman alanında da önemli oranlarda destek sağlandığını belirten Çelik, bu uygulamaların çiftçilere ciddi fayda sağladığını ifade etti. “MALİYETLER YARI YARIYA DÜŞTÜ” Destek kapsamında temin edilen balya makinesinin üretim süreçlerini kolaylaştırdığını söyleyen Çelik, daha önce hava şartları nedeniyle otların kurutulması aşamasında sıkıntılar yaşadıklarını ancak makine sayesinde bu sorunun büyük ölçüde ortadan kalktığını kaydetti. Çelik ayrıca işçilik maliyetlerinin yaklaşık yüzde 50-60 oranında azaldığını söyledi. “BALYA MAKİNESİ BÜYÜK KOLAYLIK” Balya makinesinin zaman açısından da büyük avantaj sağladığını aktaran Çelik, otun biçiminden balya haline getirilmesine kadar geçen sürenin daha önce 8-10 gün sürdüğünü, makine sayesinde bu sürenin 3-4 güne kadar düştüğünü ifade etti. Böylece üreticilerin yaklaşık bir haftalık zaman kazancı elde ettiğini belirtti. “BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ” Başkan Tahir Büyükakın’ın öncülüğünde üreticilere önemli katkılar sunulduğunu ve Büyükşehir’in her konuda çiftçilerin yanında olduğunu vurgulayan Çelik, sağlanan desteklerin üreticiler için adeta can suyu niteliğinde olduğunu dile getirdi. Tarımsal desteklerin üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yasin Çelik, zor şartlarda üretim yapmaya çalışan çiftçiler için bu desteklerin işleri kolaylaştırdığını ifade ederek, Başkan Büyükakın’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Şeftali ve Nektarinde 250 Milyon Dolar İhracat Hedefi Koydu Haber

Türkiye Şeftali ve Nektarinde 250 Milyon Dolar İhracat Hedefi Koydu

“Şeftali Hasat Töreni”ne İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Kahraman Akdoğan, Selçuk Kaymakamı Oğuz Alp Çağlar, Selçuk Tarım ve Orman İlçe Müdürü Mustafa Acargil, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, İzmir Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeleri Sadık Demircan, Tolga Selim Kağan, Muhammet Elçiboğa, Denetim Kurulu Üyesi Recep Çöpten katıldı. Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminde dünya üçüncüsü olduğunu ifade eden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 2002 yılında 455 bin ton olan şeftali ve nektarin üretiminin 22 yılda yüzde 159’luk artışla 1 milyon 180 bin tona ulaştığını vurguladı. Şeftali ve nektarin ihracatında dünyanın zirvesini hedefliyoruz Şeftali ve nektarin üretiminin 2025 yılında iklim krizi nedeniyle 642 bin tona gerilediğini paylaşan Balık, “2026 yılında şeftali ve nektarin rekoltesinin 1 milyon tonun üzerine çıkmasını bekliyoruz. 2024 yılında 255 milyon dolar olan şeftali ve nektarin ihracatıyla dünya ikincisi olmuştuk. 2024 yılında rekoltedeki düşüşle uyumlu olarak 160 milyon dolara gerilemiştik. 2026 yılında rekoltedeki artışla birlikte ihracatta tekrar 250 milyon dolar bandına çıkmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Şeftali ve nektarin 2025’te yaş meyveler arasında en çok ihraç edilen ikinci ürün oldu İzmir’in, Türkiye’nin şeftali ve nektarin üretiminde önde olan illerinden biri olduğunun altını çizen Türkiye Meyve Sebze ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, şeftali ve nektarinin yaş meyve ürünleri arasında nardan sonra en çok ihraç edilen ikinci ürün olduğu bilgisini verdi. Türkiye’de üretilen şeftali ve nektarinin yüzde 25’inin ihraç edildiğini belirten Uçak, “2025 yılında en çok şeftali ve nektarin ihraç ettiğimiz ülkeler 100 milyon dolarla Rusya Federasyonu, 24 milyon dolarla Irak, 19 milyon dolarla Romanya, 7 milyon dolarla Ukrayna ve 1,5 milyon dolarla Almanya şeklinde sıralandı. 51 ülkeye şeftali ve nektarin ihraç ettik” ifadelerini kullandı. Akdoğan: “Türkiye’nin şeftali üretiminin yüzde 13’ünü İzmir yapıyor” Türkiye’nin şeftali üretiminin yüzde 13’ünün İzmir’de yapıldığı bilgisini veren İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Kahraman Akdoğan, Selçuk’ta 16 bin dekar alanda 38 bin ton şeftali üretildiğini, İzmir’in şeftali üretiminin yüzde 67’sinin Selçuk’ta üretildiğini ifade etti. Bu yıl iklim koşullarından dolayı şeftali hasatının 2 hafta geç başladığını vurgulayan Akdoğan; “Şeftali hasadı her sene Mayıs’ın ilk haftasında başlıyordu. Bu sene mevsimsel şartlardan dolayı hasat biraz gecikti. Selçuk’tan ilk üç TIR ihracata gitti, Kurban Bayramı sonrasında ihracat artacak. Selçuk’ta üretilen şeftali türü ihracata uygun, raf ömrü uzun bir şeftali türü. Şeftali hasadı temmuz sonuna kadar sürecek. Üreticilerimiz ve ihracatçılarımız için verimli ve bereketli bir sezon olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Kaymakam Çağlar; “Selçuk ekonomisini Turizmle birlikte tarım sırtlıyor” Selçuk Kaymakamı Oğuz Alp Çağlar, Selçuk’un turizm bölgesi kimliğiyle öne çıkmasına karşın ekonomisinde yaş meyve üretiminin ve ticaretinin daha büyük bir oranı temsil ettiğini, Selçuklu üreticiler için bereketli bir sezon dilediğini kaydetti. Erdallı: “Adana’dan sonra ilk şeftali Selçuk’ta hasat ediliyor” İzmir Ziraat Odası Başkanı İbrahim Erdallı, Selçuk’un şeftali yanında mandalina, nar, ayva, üzüm üretimiyle İzmir’de yaş meyve üretiminde en güçlü ilçelerinden biri olduğunu, şeftali ve mandalinada Adana’dan sonra en erkenci ikinci bölge olduklarını, bu sezon rekoltenin yüksekliğinden dolayı fiyatların henüz şekillenmediğini, fiyatın üreticiyi memnun edeceği bir seviyede oluşmasını dilediklerini vurguladı. Şeftali ve nektarin ihracatı 2026 yılına rekorla girdi İklim krizinin etkisiyle 2025 yılında şeftali ve nektarin ihracatında yaşanan düşüşlere karşın, Türkiye şeftali ve nektarin ihracatında 2026 yılına rekor artışla girdi. Türkiye, 1 Ocak – 21 Mayıs 2025 tarihleri arasında 19 milyon dolarlık şeftali ve nektarin ihraç etmişken, 2026 yılının aynı zaman aralığında 86 milyon dolarlık şeftali ve nektarin ihraç etme başarısı gösterdi. Şeftali ve nektarin ihracatında yüzde 347’lik rekor artış kayda alındı. Irak, 44 milyon dolarlık şeftali ve nektarin talebiyle zirvede yer alırken, Rusya Federasyonu 31 milyon dolarla listede ikinci sıraya yerleşti. Romanya 4 milyon dolarlık şeftali ve nektarin talebiyle zirvenin üçüncü basamağına tutundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir’den Dijital Erken Uyarı Sistemi Haber

Büyükşehir’den Dijital Erken Uyarı Sistemi

Önemli bir tarım şehri olan Manisa için çalışmalarını yürüten Manisa Büyükşehir Belediyesi, özellikle çiftçilerin üretim süreçlerini doğrudan etkileyen hava olaylarını yakından takip etmeleri, vatandaşların da hava koşullarına karşı hazırlıklı olmasını sağlamak amacıyla ‘Hava Olayları Erken Uyarı ve Bölgesel Bilgi Sistemi’ni vatandaşların kullanımına sundu. Vatandaşlar sisteme, “hava.manisa.bel.tr” üzerinden ya da “Üzüm” uygulaması üzerinden erişebilecekler. Üretici İçin Güçlü Bir Planlama Aracı Manisa’nın önemli bir tarım kenti olduğunu vurgulayan sistem altyapısı, özellikle çiftçilerin üretim süreçlerini doğrudan etkileyen hava olaylarını yakından takip etmelerini sağlıyor. Sistem sayesinde üreticiler, tarlasına en yakın istasyonun güncel verilerine ulaşabilecek. Don riskini önceden görerek gerekli tedbirleri alabilecek. Sistem ile üreticiler şiddetli yağış ve taşkın ihtimaline karşı da hazırlık yapabilecek. Kuvvetli rüzgar durumuna göre ilaçlama ve gübreleme zamanlamasını planlayabilecek olan üreticiler, aşırı sıcaklık dönemlerini takip ederek sulama programını düzenleyebilecek. Yedi günlük hava görünümü ile hasat planlaması da yapabilecek olan sistem, ani hava değişimlerinin üretimde oluşturabileceği zararların en aza indirilmesini hedefleniyor. Tüm Vatandaşlar İçin Güvenli ve Planlı Yaşam Sistem yalnızca üreticilere değil, günlük yaşamını hava koşullarına göre planlamak isteyen tüm Manisalılara da hizmet veriyor. Mahalle ve ilçe düzeyinde hava durumunu takip edebilecek olan vatandaşlar, aktif riskleri harita üzerinden görebilecek, günlük planlarını hava koşullarına göre düzenleme imkanına kavuşacak. Canlı Harita ve Anlık Uyarılar Sistem üzerinde meteorolojik istasyonları canlı harita üzerinden görebilecek olan vatandaşlar ve üreticiler, seçilen istasyonda sıcaklık, nem, rüzgar ve yağış gibi temel verilere anlık olarak ulaşabilecek. Şiddetli yağış, don riski, kuvvetli rüzgar ve aşırı sıcaklık gibi hava olaylarını açık ve anlaşılır bir dille aktaran sistemde, kullanıcılar isterlerse SMS ya da Üzüm APP üzerinden bildirim alabilecek ya da bildirim tercihlerini kişisel olarak yönetebilecek. Güncel ve Güvenilir Veri Altyapısı Sahadan gelen istasyon ölçümleri ile tahmin verilerini birlikte değerlendirebilen sistem üzerinden vatandaşlar ve üreticiler, verileri güncel olarak ekranda görebilecek. Böylece kullanıcılar, hem mevcut durumu hem de yaklaşan riskleri net biçimde görebiliyor olacak. Dijital Belediyecilikte Yeni Adım Hava Olayları Erken Uyarı ve Bölgesel Bilgi Sistemi, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin dijital belediyecilik vizyonunun önemli adımlarından biri olarak hayata geçirildi. Özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu Manisa’da, üreticinin hava risklerine karşı erken bilgiye ulaşması sağlanırken; tüm vatandaşların da günlük yaşam kararlarını daha bilinçli şekilde alabilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.