Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hasat

Kapsül Haber Ajansı - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaşlı Çiftin Yardım Çağrısı Karşılık Buldu, 7 Yıllık Emek Tarlada Kalmadı Haber

Yaşlı Çiftin Yardım Çağrısı Karşılık Buldu, 7 Yıllık Emek Tarlada Kalmadı

Yedi yıldır emek verdikleri lavanta bahçesini sökme kararı alan çiftin yardım çağrısına kayıtsız kalmayan Auran Kozmetik, lavantaların tamamını satın aldı. Marka çalışanları da Karaahmetli köyüne giderek tamamen insan gücüyle gerçekleştirilen hasatta Bozkurt çiftiyle birlikte çalıştı. Toplanan lavantalar kurutularak Auran Kozmetik’in ürün ve hediye gönderimlerinde dekoratif amaçla değerlendirilecek. Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde yaşayan Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çifti, yedi yıl önce lavanta yetiştiriciliğine başladı. Büyük emekle oluşturdukları bahçeyi çiçeklenme dönemlerinde ziyaretçilere açan çift, binlerce kişiyi köyde ağırlayarak bölgenin tanıtımına ve kırsal turizmine de katkı sağladı. Bozkurt çiftinin yetiştirdiği lavanta çeşidi, bölgenin toprak yapısına en uygun türlerden biri olmasına rağmen rekoltesi düşük bir çeşit. Çift, elde ettiği ürünü yedi yıl boyunca bölgede bulunan ve kendilerine oldukça yakın konumdaki distilasyon fabrikasında değerlendiriyordu. Üretim miktarı yüksek olmasa da elde edilen gelir, çiftçi ailenin üretimini devam ettirmesine katkı sağlıyordu. Ancak bölgede yaşanan ekonomik sıkıntılar, ürünlerin işlendiği distilasyon fabrikasının kapanmasına neden oldu. Fabrikanın çiftin üretim alanına yakın olması sayesinde taşıma maliyetleri geçmiş yıllarda tolere edilebilir seviyede kalırken, tesisin kapanmasının ardından lavantaların distilasyon için çok daha uzak mesafelerdeki fabrikalara götürülmesi gerekti. Düşük rekolteye bir de uzun mesafeli nakliye ve işleme giderleri eklenince, ortaya çıkan maliyet ürünün ekonomik karşılığının üzerine çıktı. Yedi yıldır sürdürdükleri lavanta üretiminin mevcut koşullarda ekonomik olarak devam ettirilemeyeceğini gören Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çifti, bahçelerini sökme kararı aldı. Çiftin yaşadığı durumun kamuoyuna yansıması üzerine Auran Kozmetik devreye girdi. Şirket, Bozkurt çiftinin lavantalarının tamamını satın alarak yedi yıllık emeğin tarlada kalmasının önüne geçti. Auran çalışanları da hasat döneminde Karaahmetli köyüne giderek çiftle birlikte çalıştı. “ÜRÜNÜ DEĞİL, YEDİ YILLIK EMEĞİ SATIN ALDIK” Auran Kozmetik Kurucusu Abdullah Karataş, çiftin yıllardır sürdürdüğü üretimin artan maliyetler nedeniyle sona erme noktasına gelmesinin kendilerini harekete geçirdiğini belirterek şunları söyledi: “Bozkurt çiftinin yedi yıldır emek verdiği lavanta bahçesini, üretim artık ekonomik olarak sürdürülemediği için sökmek zorunda kalacağını öğrendik. Burada aslında ürünün yetişmemesi ya da yanlış bir ürün tercih edilmesi söz konusu değil. Bölgenin toprak yapısına uygun ancak rekoltesi düşük bir lavanta çeşidinden söz ediyoruz. Ürünün yıllardır değerlendirildiği yakın distilasyon tesisinin kapanmasıyla birlikte taşıma ve işleme maliyetleri çiftimizin karşılayabileceği seviyenin üzerine çıkmış. Biz burada üründen önce, o ürünün arkasındaki yedi yıllık emeği gördük. Lavantaların tamamını satın alarak gönderilerimizde dekoratif amaçla değerlendirmeye karar verdik.” Karataş, desteğin satın almayla sınırlı kalmayacağını vurgulayarak şöyle devam etti: “Çiftimizin hasatta da zorlandığını öğrendiğimizde çalışma arkadaşlarımızla birlikte tarlaya indik. Bundan sonraki süreçte de bölgede sürdürülebilir şekilde üretilebilecek, üreticinin emeğinin ekonomik karşılığını alabileceği alternatiflerin değerlendirilmesi konusunda kendilerine destek olmak istiyoruz.” ÇİFTÇİLERE DOĞRU TÜR VE DOĞRU PAZAR ÇAĞRISI Çiftçilere üretim kararı almadan önce uzmanlardan destek almaları çağrısında bulunan Auran Kozmetik Kurucusu Abdullah Karataş, “Bir ürünün yetiştirilebilmesi, o ürünün mutlaka ticari karşılık bulacağı anlamına gelmiyor. Özellikle lavanta gibi tıbbi ve aromatik bitkilerde doğru türün seçilmesi büyük önem taşıyor. Üreticilerimizin ekim öncesinde toprak ve iklim uygunluğunun yanı sıra ürünün hangi sektörde kullanılabileceğini, nerede işleneceğini ve kimlere satılabileceğini de araştırması gerekiyor. İl ve ilçe tarım müdürlüklerinden, üniversitelerden, ziraat mühendislerinden ve sektör temsilcilerinden teknik destek alınması, yıllarca verilen emeğin boşa gitmesini önleyebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı Haber

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa’daki sektör kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan iş birliğini; üretim sahasından araştırma kurumlarına, ihracatçı işletmelerden Avrupa’daki karar alma süreçlerine uzanan kapsamlı bir programla güçlendirdi. Bu buluşma, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Avrupa’daki sektör paydaşlarıyla yürüttüğü uzun soluklu iş birliğinde yeni bir aşamayı temsil etti. Geçmiş yıllarda FRUCOM temsilcilerini Türkiye’de ağırlayan Birlik, bu kez ilk kez FRUCOM’un yanı sıra Almanya’dan Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’dan Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticilerini aynı programda bir araya getirdi. Avrupa kuru meyve ticaretinde farklı pazarlarda güçlü temsil kabiliyetine sahip üç kuruluşun üst düzey yöneticilerinin eş zamanlı olarak Ege Bölgesi’nde buluşması, Türk kuru meyve sektörünün Avrupa ile kurduğu doğrudan ve kurumsal diyaloğun ulaştığı seviyeyi ortaya koydu. Brüksel merkezli Avrupa Kuru Meyve, Kuruyemiş, Konserve ve Benzeri Ürünler Ticaret Federasyonu FRUCOM, Almanya’da yerleşik Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’da yerleşik Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticileri, EİB’nin davetiyle 29 Ağustos–3 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir, Aydın ve Manisa’da ağırlandı. Heyette; FRUCOM Genel Sekreteri Anna Boulova, FRUCOM Gıda Politikaları Danışmanı ve aynı zamanda Birleşik Krallık’ta kuru meyve ve kuruyemiş sektörünü temsil eden The Nut & Dried Fruit Trade Association’ın (NDFTA) teknik gündemini takip eden João Pereira, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. Genel Müdürü Jeanette Gonnermann ve Gıda Politikaları Danışmanı Ute Thote ile NZV Sekreteri Barbara Niemans ve Mevzuat İşleri Danışmanı Danielle Vreedzaam yer aldı. Program boyunca Avrupalı paydaşlar üretici, araştırmacı ve ihracatçılarla doğrudan buluştu; Türk kuru meyvesinin bahçeden hasada, kurutmadan laboratuvar analizlerine, ürün kabulünden işleme ve kalite kontrole, ihracattan uluslararası pazarlamaya kadar uzanan değer zincirini yerinde görme fırsatı buldu. Kuru incirin dünya pazarındaki gücü Aydın’da sahada anlatıldı Programın Aydın etabında kuru incir üretici bahçeleri ile işleme ve ihracat tesisleri ziyaret edildi. Heyete Sarılop kuru incirinin yetiştiği özel ekolojik koşullar, üretim uygulamaları, hasat ve kurutma süreçleri, ürün kabulü, sınıflandırma, kalite kontrol ve ihracata hazırlık aşamaları ayrıntılı olarak aktarıldı. İncir Araştırma Enstitüsü’nde ise kuru incirde verim ve kalitenin geliştirilmesi, üretim sorunlarının çözümü ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik araştırma ve teknik çalışmalar paylaşıldı. Böylece Türk kuru incirinin dünya pazarlarındaki güçlü konumunun arkasında yer alan üretici deneyimi, bilimsel araştırma altyapısı, kalite yaklaşımı ve ihracatçı sektörün teknik kapasitesi aynı program içinde sahada ortaya konuldu. Bornova’da bilimsel ve teknik altyapı incelendi İzmir’de Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bitki sağlığı, zararlılarla mücadele, ürün güvenilirliği ve gıda güvenliği alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alındı. Heyet, Enstitünün laboratuvar ve teknik altyapısını yerinde incelerken, sektörün güncel ihtiyaçları doğrultusunda önümüzdeki dönemde geliştirilebilecek teknik iş birliği alanları da değerlendirildi. Avrupa’nın kuru meyve gündemi EİB’de ihracatçılarla masaya yatırıldı Programın önemli ayaklarından biri, Ege İhracatçı Birlikleri’nde sektör firmalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı oldu. FRUCOM, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve NZV yöneticileri toplantıda kuruluşlarının faaliyetlerini, Avrupa kuru meyve pazarındaki gelişmeleri, ithalatçıların ve perakende sektörünün beklentilerini, sürdürülebilirlik taleplerini ve Avrupa Birliği mevzuatındaki güncel gelişmeleri aktardı. Türk kuru kayısısı, kuru inciri ve çekirdeksiz kuru üzümünün Avrupa pazarındaki konumu ile gıda güvenliği, kalite, mikotoksinler, pestisit düzenlemeleri, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve tedarik zincirindeki yeni beklentiler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumunda Türk ihracatçıları ile Avrupalı sektör yöneticileri arasında doğrudan ve yoğun bir bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Gabay: “Sahadaki çalışmalarımızı Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz” Avrupa’nın Türk kuru meyve sektörü açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, sektörün rekabet gücünü korumak için üretimden uluslararası mevzuata kadar bütüncül bir çalışma yürüttüklerini söyledi. “Üreticimizle sahada kalite ve gıda güvenliğini geliştirmek için çalışıyor, araştırma kurumlarımızla bilimsel ve teknik altyapımızı güçlendiriyor, işletmelerimiz ve ihracatçılarımızla uluslararası pazarların beklentilerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda Avrupa’daki sektör kuruluşları ve karar vericilerle sürekli temas halindeyiz. Sahada yürüttüğümüz çalışmaları Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz.” Türk kuru meyvesinin dünya pazarındaki güçlü konumunun uzun yıllara dayanan bir üretim kültürünün yanı sıra güçlü kurumsal ve teknik altyapıya dayandığını belirten Gabay, “Araştırma kurumlarımız, gelişmiş laboratuvarlarımız, deneyimli üreticilerimiz, yüksek teknik kapasiteye sahip işletmelerimiz ve dünya pazarlarını yakından takip eden ihracatçılarımızla güçlü bir yapıya sahibiz. Avrupalı paydaşlarımıza bu yapıyı üretimden ihracata bütün aşamalarıyla gösterdik” dedi. Gıda güvenliği ile sürdürülebilir ticaret birlikte gözetilmeli Toplantıda Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren ve gündemde bulunan yeni düzenlemelerin sektöre etkileri de ele alındı. Gabay, tüketici sağlığının korunmasının sektörün temel önceliği olduğunu vurgulayarak, düzenlemelerin bilimsel veriler ve kapsamlı etki analizleri temelinde hazırlanması gerektiğini söyledi. “Gıda güvenliğinden taviz verilmesi söz konusu olamaz. Bununla birlikte üretici, ihracatçı ve ithalatçı açısından uygulanabilir, bilimsel temelli düzenlemelere ihtiyaç var. Üretim planlamasının yapılabilmesi ve mevcut tedarik zincirinin yeni kurallara uyum sağlayabilmesi için yeterli geçiş sürelerinin tanınması büyük önem taşıyor. Sektörde elde edilen analiz verilerinin karar alma süreçlerine bilimsel dayanak oluşturması gerektiğine inanıyoruz.” Manisa’da çekirdeksiz kuru üzümün tüm zinciri yerinde değerlendirildi Programın Manisa etabında ilk olarak Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bağcılık alanındaki Ar-Ge çalışmaları, laboratuvar altyapısı ve gıda teknolojilerine ilişkin uygulamalar hakkında detaylı bilgi alındı. Ziyaret kapsamında ürün tadımı ve hasat demonstrasyonu gerçekleştirildi. Gün boyunca Manisa’nın farklı bölgelerinde devam eden bağ, sergi alanı ve kuru üzüm işleme tesisi ziyaretlerinde erken uyarı sistemleri, bağ yönetimi, hasat, kurutma, ürün kabulü ve mal alımı, işleme, kalite kontrol ve pazarlama süreçleri sahada ele alındı. Avrupa’daki iş birliği somut çalışmalarla devam edecek Programla Avrupalı paydaşlara, Türkiye’nin kuru meyvedeki uluslararası konumunun yalnızca üretim miktarından değil; köklü üretim kültürü, Ar-Ge kapasitesi, laboratuvar altyapısı, üretici deneyimi, modern işleme tesisleri, kalite sistemleri ve ihracat tecrübesinden oluşan güçlü bir ekosistemden kaynaklandığı aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Program sonunda, Avrupalı paydaşlar, Türkiye’de edindikleri bilgi ve değerlendirmeleri kendi ülkelerindeki ilgili sektör kuruluşları ve kurumlarla paylaşacaklarını ifade ederken; teknik diyaloğun sürdürülmesi, sektörün öncelikli konularında ortak girişimlerin geliştirilmesi ve önümüzdeki dönemde daha kapsamlı iş birliği programları ile karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındı.

Yumaklı Açıkladı: 2026’da 94 Bin Ton Kuru İncir Rekoltesi Bekleniyor Haber

Yumaklı Açıkladı: 2026’da 94 Bin Ton Kuru İncir Rekoltesi Bekleniyor

Bakan Yumaklı, İncirliova ilçesinde bulunan İncir Araştırma Enstitüsü'nde incir hasadına katıldı. Tarım işçileriyle bir araya gelen Yumaklı, işçilerle birlikte örtü üstüne düşen kuru incirleri ve ağaçlardaki yaş incirleri topladı. Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Girne Limanı açıklarında batan gemide hayatını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara şifa diledi. Aydın'a incir hasadına katılmak için geldiğini belirten Yumaklı, Türkiye'nin bu yıl son 66 yılın en iyi yağışını aldığını ifade etti. Birçok üründe yüksek rekolte beklendiğini aktaran Bakan Yumaklı, "Özellikle hububatta artık tamamlanma aşamasına geldi. 140 milyon tonun üzerinde bir bitkisel üretim miktarı bekliyoruz. Bu bütün zamanların en önemli en büyük rekoru olmuş olacak." dedi. “DÜNYA KURU İNCİR TALEBİNİN YÜZDE 60-65'LİK ORANINI ÜLKEMİZ KARŞILIYOR" Türkiye'nin incir üretiminde dünyada ilk sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle konuştu: "Türkiye, dünya incir üretiminde yüzde 28'lik oranla birinci sırada. Aynı zamanda kuru incirde de çok önemli bir ihracatçı. 2026 rekolte tahmini yaklaşık 388 bin ton yaş incir, 94 bin ton da kuru incir olarak gerçekleşmiş olacak. Dünya kuru incir talebinin de ülkemiz yaklaşık yüzde 60 ila 65'i oranında bir yüzdesini karşılıyor. Bu anlamda hakikaten çok emsalsiz bir ürünün dünya birinciliği de ülkemizde. Türkiye'deki incirin de yüzde 60'ı aynı zamanda Aydın'da üretiliyor. Aynı zamanda organik incir üretimi de yine Aydın'da çok önemli miktarlarda gerçekleşiyor. Türkiye'de üretilen organik incirin de yüzde 84'ü Aydın'da." İncir Araştırma Enstitüsü'nün Aydın başta olmak üzere Türkiye'deki incir üretimine yönelik Ar-Ge çalışmalarını yürüttüğünü belirten Yumaklı, enstitünün gen bankasında 354 incir çeşidinin genetik kaynaklarının korunduğunu söyledi. Bakan Yumaklı, incirde hasat, depolama, işleme, iklim ve diğer koşullara bağlı olarak aflatoksin ve okratoksin oluşabildiğine dikkati çekti. Bu tür sorunların ihracatta ürünlerin geri dönmesine neden olabileceğini ifade eden Yumaklı, "Biz sorunların minimuma indirilmesi için hem kendimiz bakanlık olarak hem üreticiler olarak hem de bunun ihracatını yapanlar olarak birlikte çalışmaya gayret ediyoruz." dedi. İncirin Türkiye için önemli bir geçim kaynağı ve dünya birinciliğine sahip bir ürün olduğunu vurgulayan Yumaklı, sektördeki sorunların çözümü için üretici, ihracatçı ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. İncir işleme tesislerinin sözleşmeli üretim yapmasının sektöre disiplin getirmesi açısından önemli olduğunu belirten Yumaklı, ürünün toplanmasından pazara sunulmasına kadar farklı aşamalarda bakanlığın destek ve teşviklerinin bulunduğunu ifade etti. Yumaklı, ülkede hasat döneminin tüm üreticiler için hayırlı ve bereketli olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den Kanola Tohumu Desteği  Haber

ABB’den Kanola Tohumu Desteği 

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkentli üreticileri ürün çeşitliliğini artıracak ve alternatif gelir kaynakları oluşturacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. 2025-2026 yılında yüzde 50 hibe ile dağıtılan 1200 torba kanola tohumu, yaklaşık 24 bin dekar tarım arazisinde toprakla buluşurken hasat döneminde yapılan saha incelemelerinde de yüksek oranda verim değeri elde edildi. “ÇİFTÇİMİZ DEKAR BAŞINA 14 MİLYAR LİRA GELİRELDE ETTİ” Türkiye’de ilk defa belediye olarak kanola desteği yaptıklarının altını çizen ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı Bitkisel Üretim Şube Müdürü Niyazi Zobu, “Polatlı, Sincan ve Haymana ilçelerimizde 2025 yılı eylül ayında kanola tohumu ekimini gerçekleştirdik. Kanola bitkisinin su tüketimi az olduğu için tercih ediliyor. Türkiye’de ilk defa bir belediye olarak bunun desteğini yaptık ve bugün de hasatlarını gerçekleştirdik. Maksimum üç kez sulamayla maksimum verim elde edebiliyorlar. Çiftçimiz dekar başına 14 bin lira gelir elde etti. Biz bu yıl için de ihalemizi gerçekleştirdik. İnşallah eylülün ilk haftası yüzde 50 hibe ile desteklerimizi gerçekleştireceğiz” dedi. 24 BİN DEKAR ALANDA KANOLA ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ Kanola tohumu desteği kapsamında; 2025-2026 üretim sezonunda Polatlı, Sincan ve Haymana ilçelerinde toplam 443 üreticiye yüzde 50 hibe ile1200 torba kanola tohumu dağıtılırken Ankara genelinde de yaklaşık 24 bin dekar alanda kanola üretimi gerçekleştirildi. Üreticilerin tarlalarında gerçekleştirilen kontrollerle; bitki gelişimi, yetiştiricilik uygulamaları, verim ve ürün kalitesine ilişkin sonuçlar ekipler tarafından yerinde incelendi. DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ POLATLI'DA ÜRETİME DÖNÜŞTÜ Desteğin büyük bölümü407 üreticiye dağıtılan 1099 torba tohum ile yaklaşık 21 bin 980 dekarlık alanla Polatlı’da gerçekleşti. Sincan’da 25 üreticiye 66 torba tohum dağıtılarak yaklaşık 1320 dekar ve Haymana’da11 üreticiye 34 torba tohum dağıtılarak yaklaşık 680 dekar alanda kanola üretimi gerçekleştirildi. AMAÇ: ÜRÜN DESENİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK VE KIRSAL EKONOMİYİ GÜÇLENDİRMEK Tarımsal destek programlarıyla üreticilerin girdi maliyetlerinin azaltılmasının yanı sıra Başkentin tarımsal ürün deseninin çeşitlendirilmesini, iklim ve piyasa koşullarına uygun alternatif ürünlerin yaygınlaştırılmasını ve kırsal ekonominin güçlendirilmesini hedefleniyor. Kanola gibi yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin artırılması; üreticilere alternatif gelir kaynağı oluşturmasının yanı sıra bitkisel yağ üretiminde kullanılan hammaddenin yerli üretimle karşılanmasına ve tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılmasına da katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Puratos Türkiye’nin Yadigâr Buğdaylar Yolculuğunda Üçüncü Hasat Haber

Puratos Türkiye’nin Yadigâr Buğdaylar Yolculuğunda Üçüncü Hasat

Sivas Kangal Kuşkayası Köyü’nde üç yıldır sürdürülen çalışmalar, yerel üretimin sürekliliğini desteklerken Zerun’un ekimden hasada uzanan üretim sürecine ilişkin bilgi birikimini de artırıyor. Ekmekçilik, pastacılık ve çikolata sektörlerine sunduğu kaliteli ürün ve çözümlerle kendi alanının küresel lideri olan Puratos, Anadolu’nun yerel buğday çeşitlerini korumak amacıyla yürüttüğü Yadigâr Buğdaylar projesiyle global bilgi birikimini yerel üretimle buluşturuyor. Proje kapsamında Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Kuşkayası Köyü’nde, bölgenin tarım kültürünü kuşaklar boyunca sürdüren Aktan Ailesi iş birliğiyle yetiştirilen Zerun buğdayında üçüncü hasat tamamlandı. Bu yeni hasat dönemi, yerel bir buğday çeşidinin yeniden üretim döngüsüne kazandırılması ve bu döngünün sürdürülebilir biçimde devam ettirilmesi açısından önemli bir adım oluşturuyor. Üç Yıllık Yolculukta Yeni Bir Aşama Yadigâr Zerun’un ekiminden hasadına kadar geçen üç yıllık süreç, buğdayın farklı dönemlerdeki gelişiminin ve üretim koşullarının yakından takip edilmesine olanak sağlıyor. Her sezon elde edilen gözlemler ve veriler, yerel çeşitlerin toprağa, iklim koşullarına ve üretim süreçlerine verdiği yanıtın daha iyi anlaşılmasına katkı sunuyor. Üçüncü hasatla birlikte Zerun’un yeniden üretim döngüsündeki sürekliliği güçlenirken, proje kapsamında edinilen deneyim ve bilgi birikimi de büyümeye devam ediyor. Anadolu’nun Atalık Buğdayından Ekşi Mayaya Puratos Türkiye’nin Yadigâr Buğdaylar projesi kapsamında yürüttüğü çalışmalar, Zerun’un yalnızca tarımsal üretimle sınırlı kalmayıp Anadolu’nun ekmekçilik mirasıyla yeniden buluşmasını da hedefliyor. Bu kapsamda Türkiye’de ilk kez bir atalık (yadigâr) buğdaydan ekşi maya üretilerek, yerel buğdayların karakterini taşıyan özgün bir maya kültürü üzerinde çalışmalar gerçekleştiriliyor. Zerun’dan elde edilen yeni hasat da bu uzun soluklu çalışmanın devamlılığı açısından önem taşıyor. Bilim Kurulu Rehberliğinde Sürdürülen Çalışmalar Proje, Prof. Dr. Mehmet Sertaç Özer, Prof. Dr. Zafer Yenal, Prof. Dr. Sevinç Yücecan ve Ziraat Yüksek Mühendisi Nesrin Karataş’tan oluşan bilim kurulunun rehberliğinde yürütülüyor. Bilim kurulu; Anadolu buğdaylarının tarihsel, besinsel ve sosyo-ekonomik değerine odaklanırken, tarımsal çeşitliliğin korunması, beslenme kalitesinin güçlendirilmesi ve yerel üretim modellerinin sürdürülebilirliği konularında çalışmalara katkı sağlıyor. Zerun’un ekiminden hasadına kadar olan süreç, bilimsel analizler ve saha gözlemleriyle takip ediliyor. Yadigâr Buğdaydan Ekşi Mayaya Yadigâr Buğdaylar projesi, yerel buğdayların yalnızca yeniden üretilmesini değil, Anadolu’nun ekmekçilik mirasıyla yeniden buluşmasını da amaçlıyor. Bu doğrultuda Puratos Türkiye, Zerun gibi yadigâr buğdaylardan elde edilen ürünleri ekmekçilik alanında değerlendirmek üzere çalışmalar yürütüyor. Proje kapsamında Türkiye’de ilk kez bir yadigâr buğdaydan ekşi maya üretilerek, buğdayın kendine özgü karakterini taşıyan bir maya geliştirildi. Böylece Zerun’un yeniden üretim süreci, tarladan ekmekçiliğe uzanan bir yolculuğa dönüşüyor. “Amacımız Zerun’un Üretimde Devamlılığını Sağlamak” Yadigâr Zerun’da üçüncü hasada ulaşmanın, projenin uzun vadeli yaklaşımını ortaya koyduğunu belirten Puratos Türkiye Genel Müdürü Bora Akın, “Üç yıl önce yeniden üretime kazandırmak üzere yola çıktığımız Yadigâr Zerun’da bu yıl üçüncü hasadı gerçekleştirdik. Yerel bir buğday çeşidini yeniden toprakla buluşturmanın ötesinde, üretiminin yıllar içinde devamlılığını sağlamak bu projenin temel hedeflerinden biri. Ulaştığımız yeni hasat dönemi, Zerun’un yeniden üretim döngüsüne dahil olmasının ve bu sürecin devamlılığının önemli bir göstergesi. Puratos Türkiye olarak, Anadolu’nun zengin tarımsal mirasının üretimde yaşamaya devam etmesini önemsiyoruz. Zerun’un üretimini desteklemeye ve bu yerel buğdayı yeniden sofralarla buluşturmaya devam ediyoruz.” dedi Puratos Türkiye, Yadigâr Buğdaylar projesiyle Anadolu’nun yerel buğday çeşitlerini koruma, yeniden üretim döngüsüne kazandırma ve bu mirası geleceğin gıda kültüründe yaşatma çalışmalarını sürdürecek. Üçüncü hasatla birlikte Zerun’un üretim yolculuğu devam ederken, elde edilen bilgi ve deneyimin yerel çeşitlerin korunmasına ve ekmekçilikte yeniden değerlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Kuru Tarıma Örnek Alternatif Ürün: “Aspir” Hasadı Yapıldı Haber

Nilüfer’de Kuru Tarıma Örnek Alternatif Ürün: “Aspir” Hasadı Yapıldı

Nilüfer Belediyesi, çiftçilere alternatif tarım üretimi konusundaki çalışmalarını sürdürüyor. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve her geçen gün zorlaşan hava şartları kapsamında Nilüfer’in Doğanköy Mahallesi’nde örnek bir uygulama yapıldı. Doğanköy’de 2026 yılında ekilen kuraklığa dayanıklı aspir bitkisinin hasadı, Nilüfer Belediyesi Kırsal Hizmetleri Müdürlüğü çalışanları, Nilüfer Ziraat Odası Başkanı Şenol Aybey, Doğanköy Muhtarı Fedai Gül ve Başköy Muhtarı Recep Uslu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. Nilüfer Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan çiftçi Fikret Balcı’ya ait 20 dekar tarlada yapılan ilk deneme, bölge tarımı için örnek çalışma niteliği taşıyor. Türkiye’de uzun yıllardır devam eden bitkisel yağ açığını kapatmak ve döviz kaybını önlemek amacıyla başlatılan projede, Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün geliştirdiği “Yektay” çeşidi tohumlar kullanıldı. Toplam 20 dekar ekim alanının 5 dekarı enstitü, 15 dekarı ise Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) tarafından desteklendi. FARKLI SEKTÖRLERDE KULLANILABİLİYOR Doğanköy’deki ilk hasatta dönüm başına 100 ile 150 kilogram arasında, toplamda ise yaklaşık 2,5-3 ton ürün elde edilmesi hedefleniyor. Tohumlarında yüzde 30 ile 50 arasında yağ bulunduran aspir; Linoleik (Omega-6) ve Oleik (Omega-9) olmak üzere iki ayrı tipe sahip. Kaliteli yemeklik yağ olmasının yanı sıra kozmetik sektöründe, cilt bakımında, biyodizel yapımında ve aynı zamanda yeşil kısımlarından çay yapılarak da değerlendirilebiliyor. Yüzde 21-22 protein içeren küspesi ise hayvan yemi olarak hayvancılık sektörüne kazandırılabiliyor. DOĞRUDAN TÜKETİCİYE ULAŞACAK Hasat edilen ürünler Nilüfer Belediyesi tarafından alınarak yağa dönüştürülecek. Elde edilen yerli aspir yağı ambalajlanarak NİLKOOP’a ait Nilüfer Bostan marketlerde doğrudan tüketicilere ulaştırılacak. GÜÇLÜ ALTERNATİF Nilüfer Ziraat Odası Başkanı Şenol Aybey, değişen iklim koşulları ve maliyetler nedeniyle tek bir ürüne bağımlı kalmanın artık büyük risk taşıdığını vurgulayarak, aspir bitkisinin bölgede güçlü bir çeşitlilik sağlayacağını ifade etti. Bu ürünü ilk kez ektiğini söyleyen Fikret Balcı ise alternatif bir ürüne yönelmenin heyecanı ve mutluluğunu yaşadığını belirterek, başta Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir olmak üzere emeği geçenlere teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkentliler Ata Çiftliği’nde Hasat Yaptı Haber

Başkentliler Ata Çiftliği’nde Hasat Yaptı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), ATA Çiftliği’nde düzenlediği Hasat Şenliği ile üretimle kent yaşamını bir araya getirdi. “Sandalyeni ve Sepetini Al Gel” konseptiyle gerçekleştirilen etkinlikte Başkentliler; dut, erik, kiraz, kayısı, vişne ve lavanta hasadına katılarak doğayla iç içe keyifli bir gün geçirdi. Etkinliğe Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eşi Nursen Yavaş, ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ayça Yusufoğlu Köroğlu da katıldı. HASAT COŞKUSU KONSERLE TAMAMLANDI Gün boyu süren etkinliklerin ardından ATA Çiftliği’nde düzenlenen 90’lar konserinde Metin Özülkü, Sibel Alaş, Ferda Anıl Yarkın, Jale ve Ümit Sayın sahne aldı. Sevilen şarkılar eşliğinde nostalji yaşayan Başkentliler, hasat coşkusunu müzikle tamamladı. TÜZÜN: “ÇOCUKLAR ÜRETİMİ YERİNDE GÖRSÜN İSTEDİK” Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün özellikle çocukların üretim süreçlerini yerinde deneyimlemesinin önemine dikkat çekerek, “Ankara, İstanbul gibi metropollerde yaşayan çocuklar meyvelerin manavda, markette, tezgahta büyüdüğünü zannediyor. Hedefimiz şuydu; bu çocuklar buraya gelsinler, bu ürünlerin ağaçta yetiştiğini ya da sebze toplayacaklarsa fidelerde yetiştiğini görsünler. Elleri kirlensin, üstleri başları kirlensin ve dalından toplayarak yesinler istedik. Bunu da çok şükür başardığımızı düşünüyorum” diye konuştu. KÖROĞLU: “SANATIN GÜCÜNÜ TOPRAĞIN BEREKETİYLE BULUŞTURUYORUZ” Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ayça Yusufoğlu Köroğlu ise Ata Çiftliği’nin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kültür politikaları ile kırsal kalkınma vizyonunu buluşturan önemli bir alan olduğunu belirterek, “Kültür ve sanatın birleştirici gücünü toprağın bereketiyle buluşturuyoruz. Hasat Şenliği’nin coşkusunu binlerce Ankaralı ile birlikte yaşarken akşama da 90'ların unutulmaz şarkılarını hep bir ağızdan, aynı gökyüzünün altında, birlikte söyleyeceğiz” ifadelerini kullandı. VATANDAŞLAR DOYASIYA EĞLENDİ Tarımsal üretimin önemine dikkat çekmek ve vatandaşları doğayla buluşturmak amacıyla düzenlenen Hasat Şenliği, her yaştan Başkentliye keyifli anlar yaşattı. Başkentliler güne dair izlenimlerini şu sözlerle paylaştı: -Tuğba Aktürk: “Çok güzel, çok eğlendik Biz hafta sonu diye gelmiştik çok memnunu Öyle etkinliği de görünce piknik örtümüz falan vardı dedik götürelim üstüne silkeleyelim daha rahat toplaması gelmişken tadına bakalım dedik.” -Turgay Ünver: “Mükemmel oldu. Apartman aralarında anca 3-5 meyve oluyor onu da çocuklar tüketiyor. Biz de eve bari şöyle taze taze dalından toplayalım.” -Kemalettin Tarım: “Ulaşımı ringlerle sağladık, kızım biraz eğlensin istedik burada o yüzden ziyarete geldik. Burayı biz genel olarak çok beğeniyoruz bu tarz etkinlikleri bizim için de iyi oluyor.” -Emine Barlas: “Vişne topladık bugün. Sosyal medyadan öğrendik hasat yapacağımızı. Çok keyifli geçti. Değişik bir gün yaşadık. Gelmesi de kolay oldu. Kızılay Zafer Çarşısı'ndan ringler vardı.” -Müberra Bağlama: “Çok güzel ben de 90’lar çocuğuyum zaten çok güzeldi organizasyon için teşekkür ederiz.” -Demet Alkan: “Çok beğendim tam bana göre. Çok güzel olmuş, muhteşem olmuş ortam da, konser de çok güzel.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

40 Yıl Aradan Sonra Kandıra’da Keten Üretimi Yeniden Başladı Haber

40 Yıl Aradan Sonra Kandıra’da Keten Üretimi Yeniden Başladı

Coğrafi işaretli Kandıra bezinin ham maddesi olması nedeniyle büyük önem taşıyan keten, ilçede hem tarımsal hem de kültürel açıdan yeniden değer kazanıyor. 1980’li yıllarda tamamen sona eren keten tarımı, yürütülen çalışmalarla yeniden canlandırıldı. Kandıra Belediyesi öncülüğünde; saha çalışmalarında temin edilen 50 kilogram ata tohumu, üç yıldan beri yaklaşık 10’ar dönümlüklük alanlara ekiliyor. Ortalama 8 aylık büyüme sürecinin ardından 1 metreyi aşan keten bitkilerinin hasadı, geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilmeye başlandı. Tarımsal ve kültürel yeniden doğuş Kandıra Belediyesi tarafından üç yıldır ekimi yapılan ve bu yıl da hasadına başlanan keten, yalnızca bir tarımsal üretim faaliyeti olmanın ötesinde, bölgenin unutulmaya yüz tutmuş üretim kültürünün yeniden canlanması olarak değerlendiriliyor. Keten bitkisinin Kandıra’da yeniden ekilmesiyle birlikte hem atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması hem de yerel ekonomiye yeni bir üretim modeli oluşturulması hedefleniyor. Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez, keten üretiminin yeniden başlamasını “geçmişle geleceği buluşturan bir adım” olarak nitelendirerek, ilçenin tarımsal hafızasının yeniden canlandırıldığını ifade etti. Ölmez, ketenin geçmişte bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı olduğunu hatırlatarak, “Keten bitkisini yeniden gün yüzüne çıkarmak, sadece bir tarım projesi değil; aynı zamanda kültürel bir mirası yeniden yaşatma çabasıdır” dedi. Üretimden ekonomiye uzanan zincir Proje kapsamında elde edilen keten liflerinin ileri teknoloji tesislerde işlenerek Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin el sanatları atölyelerinde yeniden dokunması planlanıyor. Böylece üretim zincirinin tarımdan sanayiye ve el sanatlarına uzanan sürdürülebilir bir modele dönüşmesi hedefleniyor. Yetkililer, Türkiye’de ketenin ağırlıklı olarak yağlık üretim için yetiştirildiğini ancak lif kalitesinin ekonomik açıdan daha değerli olduğunu belirterek, uygun alanlarda yaygınlaştırılmasının çiftçi gelirine önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Geçmişi hatırlatan hasat Hasada katılan vatandaşlar, tarlalarda keten’in yeniden görülmesinin geçmişe dair güçlü bir hatırlatma olduğunu ifade etti. Yaşlı üreticiler ise ketenin bir dönem çeyizden günlük yaşama kadar birçok alanda kullanıldığını hatırlatarak, bu kültürün yeniden canlanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Hedef: kalıcı üretim modeli KETENKÖY Projesi ile keten üretiminin yalnızca dönemsel bir çalışma olmaktan çıkarılarak kalıcı bir üretim modeline dönüştürülmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında tohum çoğaltımıyla birlikte üretimin ilerleyen yıllarda daha geniş alanlara yaygınlaştırılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.