Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hassasiyet

Kapsül Haber Ajansı - Hassasiyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hassasiyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşilyurt Belediyesi Personelinden Kızılay’a Anlamlı Destek! Haber

Yeşilyurt Belediyesi Personelinden Kızılay’a Anlamlı Destek!

Belediye binası önünde konuşlanan Türk Kızılayı mobil kan bağış aracı, gün boyunca belediye çalışanlarını ağırlarken, kampanya sayesinde kan bağışı noktasında toplumsal bir farkındalık oluşturuldu. Toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olan kan bağışına dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Yeşilyurt Belediyesi personelleri gönüllü olarak kan verdi. Belediye çalışanlarının duyarlılığı, çevredeki vatandaşlara da örnek olurken, kampanya kısa sürede geniş bir katılıma ulaştı. Belediye binası önünde gün boyu süren kan bağışı etkinliği, dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir kez daha gözler önüne sererken, artan bağış sayılarıyla da ihtiyaç sahiplerine umut oldu. Türk Kızılayı’nın çağrısına kulak veren Yeşilyurt Belediyesi personelleri, verdikleri kanlarla birçok hayatın kurtarılmasına katkı sundu. Türk Kızılay yetkilileri, belediye önünde gerçekleştirilen organizasyonun son derece verimli geçtiğini belirterek, özellikle kamu kurumlarının bu tür kampanyalara verdiği desteğin kan bağışı kültürünün yaygınlaşmasında büyük rol oynadığını ifade etti. Yetkililer, düzenli kan bağışının hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayarak, Yeşilyurt Belediyesi personeline gösterdikleri hassasiyet ve destekten dolayı teşekkür etti. Belediye personelinin bu anlamlı kampanyaya gönülden katılım sağlamasının kendilerini gururlandırdığını belirten Yeşilyurt Belediye yetkilileri, sosyal sorumluluk projelerine her zaman önem verdiklerini dile getirerek, kan bağışının bir hayat kurtarma meselesi olduğuna dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzmandan Uyarı: "Yüz Germe Bantları Gençleştirmez, Etkisi Anlıktır" Haber

Uzmandan Uyarı: "Yüz Germe Bantları Gençleştirmez, Etkisi Anlıktır"

Son dönemde sosyal medya platformlarında yaygınlaşan yüz germe bantları, invaziv olmayan ve pratik bir çözüm sunduğu iddiasıyla estetik dünyasında yoğun ilgi görüyor. “Doğal botoks etkisi” söylemiyle pazarlanan bu ürünlerin, kırışıklıkları azalttığı ve yüzü daha genç gösterdiği öne sürülüyor. Ancak uzmanlar, bu tür uygulamaların kalıcı bir gençleştirme sağlamadığını ve cilt sağlığı açısından yanlış beklentiler oluşturduğunu belirtiyor. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, yüz germe bantlarının etkisine ilişkin değerlendirmesinde, bu uygulamaların yalnızca geçici bir görsel iyileşme sunduğunu söyledi. “Yüz germe bantları cilt üzerinde tamamen mekanik bir germe etkisi oluşturur. Bant ciltteyken kırışıklıkların görünümü azalabilir ancak bant çıkarıldığı anda cilt eski haline döner,” diyen Bal, bu yöntemin kalıcı bir gençleşme sağlamadığını vurguladı. “UZUN VADEDE ÇÖZÜM OLMAZ” Bu tür ürünlerin uzun vadeli çözüm olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Bal, düzenli kullanımın cilt sağlığı açısından riskler barındırabileceğini ifade etti. “Yüz germe bantlarının faydalı olduğuna dair herhangi bir bilimsel çalışma bulunmuyor. Aksine, sık kullanımda ciltte tahriş, kızarıklık ve hassasiyet gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor,” diye konuştu. Sosyal medyada hızla yayılan estetik trendlerin tıbbi gerçeklikle karıştırılmaması gerektiğini belirten Dr. Asel Seda Bal, bilinçsiz uygulamaların cilde zarar verebileceği uyarısında bulundu. “Cilt yaşlanması çok faktörlü bir süreçtir ve yüzeysel yöntemlerle yönetilemez. Bant gibi geçici çözümler yerine, bilimsel temele dayanan ve kişiye özel planlanan tedaviler tercih edilmelidir,” ifadelerini kullandı. Daha güvenli ve uzun süreli sonuçlar için uzman görüşünün önemine işaret eden Bal, estetik uygulamalarda mutlaka hekim kontrolünün esas alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Diş Beyazlatmada Doğru Bilinen Yanlışlar! Haber

Diş Beyazlatmada Doğru Bilinen Yanlışlar!

Diş beyazlatmanın diş minesine zarar vermediği, hassasiyetin ise geçici olduğunu vurgulayan Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir.” dedi. Evde uygulanan kontrolsüz “doğal” yöntemlerin diş sağlığı için risk oluşturduğunu ifade eden Yıldırım, işlemin mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi. Diş beyazlatmanın, diş renginden memnun olmayan hastalara önerilebilen minimal invaziv bir estetik diş hekimliği uygulaması olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekim kontrolünde klinikte uygulanan ofis tipi beyazlatma yöntemleri ya da hastanın evde, kişiye özel hazırlanan plaklar yardımıyla uygulayabildiği ev tipi beyazlatma yöntemleri bu amaçla kullanılabilir. Bu uygulamalar sayesinde hastaların doğal diş rengi birkaç ton açılabilir.” dedi. Diş beyazlatmayla ilgili yaygın yanlış inanışlara dikkat! Diş beyazlatma hakkında yaygın yanlış inanışlar olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, bu yanlış inanışları şöyle sıraladı: “Mit 1; diş beyazlatma diş minesine zarar verir. Diş hekimi kontrolünde, uygun ajanlar ve doğru konsantrasyonlar kullanılarak yapılan beyazlatma işlemleri diş minesine kalıcı zarar vermez. Bilimsel çalışmalar, uygun sürede ve uygun konsantrasyonlarla gerçekleştirilen beyazlatma işlemlerinin diş minesinde herhangi bir yapısal bozukluk oluşturmadığını gösteriyor. Mit 2; diş beyazlatma dişleri aşırı hassas yapar. Beyazlatma sonrası hassasiyet görülebilir; ancak bu durum geçicidir. Genellikle 24 ila 72 saat arasında kısa süreli bir hassasiyet oluşabilir. Uygun hassasiyet giderici ajanlar kullanılarak bu durum kontrol altına alınabilir. Mit 3; beyazlatma işlemi kalıcıdır. Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Zaman içerisinde çay, kahve ve sigara tüketimi gibi faktörlere bağlı olarak beyazlıkta azalma görülebilir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir. Mit 4; herkesin dişi aynı derecede beyazlar. Beyazlatma işleminin etkisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hastanın doğal diş rengi, mevcut lekelerin tipi ve hastanın yaşı gibi faktörler beyazlatma sonucunu doğrudan etkiler. Mit 5; evde yapılan doğal yöntemler güvenilirdir. Limonla veya karbonatla diş fırçalama gibi yöntemlerin sık uygulanmasının güvenli olduğu düşünülse de bu tür doğal yöntemlerin kontrolsüz şekilde kullanılması kesinlikle tavsiye edilmez. Bu uygulamalar diş minesine kalıcı zarar verebilir, dişlerin daha hızlı renklenmesine yol açabilir ve zamanla hassasiyete neden olabilir. Bu nedenle söz konusu yöntemler güvenli değildir ve hekimler tarafından önerilmez. Mit 6; beyazlatma dolgu ve kaplamaları da beyazlatır. Beyazlatma işlemi yalnızca doğal diş dokularının rengini açabilir. Dolgu ve kaplama gibi restoratif materyaller üzerinde herhangi bir beyazlatıcı etkisi bulunmaz. Mit 7; beyazlatma her yaşta yapılabilir. Diş beyazlatma işlemi 18 yaş altındaki bireylere genellikle önerilmez. 18 yaşını doldurmuş erişkin hastalarda ise beyazlatma işlemi güvenli bir şekilde uygulanabilir.” Beyazlatma işlemi hekim kontrolünde, uygun doz ve randevu sayısıyla yapılmalı! Beyazlatma işlemiyle ilgili bir diğer yanlış inanışın, yüksek konsantrasyonlu ajanların daha etkili sonuçlar sağlayacağı yönünde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekimler olarak hedefimiz, uygun ve yeterli konsantrasyonda beyazlatma uygulamaktır. Yüksek konsantrasyonlu ajanlar hızlı etki gösterebilir; ancak bu durum daha yüksek riskler barındırır. Bu nedenle beyazlatma işleminin hekim kontrolünde, önerilen doz ve randevu sayısı doğrultusunda yapılması önerilir.” dedi. Diş beyazlatma işleminin etkisinin genellikle 1–3 yıl boyunca korunabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, “Oluşabilecek hassasiyet kontrol altına alınabilir. Ancak bazı gruplarda beyazlatma işlemi önerilmez. Hamilelik, emzirme dönemi ve 18 yaş altı bireylerde beyazlatma yerine farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Yapay Zekâ Diş Hekimliğinde Devrim Yaratıyor Haber

Yapay Zekâ Diş Hekimliğinde Devrim Yaratıyor

Yapay zekânın diş tedavilerine katkıları olduğunu belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Yapay zekâ diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor. Bu da muayene süresini kısaltıyor” diyor. Yapay zekâ hayatın pek çok alanında olduğu gibi diş tedavisinde de kullanılıyor. İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emir Yüzbaşıoğlu, yapay zekânın diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ettiğini, hekime bulguları hızlıca sunduğunu ve muayene süresini kısalttığını belirtiyor. Yapay zekâ sayesinde bulguların doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hüseyin Emir Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Diş hekimliğinde en fazla teşhis ve röntgen görüntüleme alanlarında yapay zekâ yazılımları kullanılıyor. Hastalarımızdan aldığımız diş röntgenlerini bu sistemler tarafından incelenerek hekimin gözünden kaçabilecek çürükler, kök ucu lezyonları vb. hastalıkları çok hızlı şekilde doğru ve güvenilir şekilde tespit edilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler avantaj da sağlıyor. İnsan faktöründen kaynaklanan yorgunluk, dikkat dağınıklığı gibi etkenlerle hata payı oluşabilir. Her bir röntgenin dikkatlice incelenmesi zaman alır. Yapay zekâ, diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor, bu da muayene süresini kısaltıyor. Özellikle diş röntgenlerinde, insan gözünün zor seçtiği erken aşamadaki lezyonları, çürükleri ve kemik kayıplarını saniyeler içinde tespit edebilir. Teşhiste en büyük farkı burada yaratıyor.” “İdeal yolu ve süreyi hesaplıyor” Yapay zekâyı kullanan yazılımlarla çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Fakültemizde Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim sistemlerimizde, yapay zekâyı kullanan yazılımlar kullanıyoruz. Bu yazılımlar, ağız içinden taradığımız diş ölçülerine göre kron, köprü veya inley/onley dolguların tasarımını otomatikleştirerek hassasiyeti artırıyor. Ortodonti kliniğimizde, hastamızın çene ve diş yapılarını analiz eden yapay zekâ yazılımı, hastaların dişlerinin nasıl hareket edeceğini, ideal yolu ve süreyi hesaplayarak tedavi planlamasında hekime destek oluyor” diyor. “Öğrenciler dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar” “Yapay zekâ geleceğin diş hekimlerini yetiştirme şeklini kökten değiştiriyor. Yapay zekâ kullanan diş hekimleri kullanmayanlara göre birkaç adım önde olacaklar” diyen Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şöyle devam ediyor: “Öğrenciler artık sadece teorik bilgi değil, dijital planlama yazılımlarını ve yapay zekâ destekli teşhis araçlarını kullanmayı öğrenerek kliniğe daha donanımlı ve dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar.” “Yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor” Yapay zekâ teknolojilerinin dijital diş hekimliğine entegrasyonu hakkında da konuşan Yüzbaşıoğlu, “Dijital diş hekimliğinde ağız içi tarayıcılar, CAD/CAM vb. teknolojiler zaten veriye yani bilgiye dayalıydı. Yapay zekanın entegrasyonu ise bu süreçleri hız, hassasiyet ve öngörü açısından üst seviyeye taşıdık” diyerek bunun hasta memnuniyetine etkilerini ise şöyle özetledi: “Bu entegrasyon tasarım ve üretim sürelerinin kısalttı. Yapay zekanın hassasiyeti sayesinde kron veya protezlerin ağza tam oturma oranı da artmış oldu. Ayrıca yapay zekâ estetik parametreleri analiz ederek yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor. Bu da hasta memnuniyetini doğrudan artırıyor. Ayrıca şunu da belirtmeliyim, bizim temel yaklaşımımız, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumaktır. Bu tür sistemleri kullanırken, verilerin ulusal ve uluslararası veri güvenliği standartlarına ve yerel mevzuatlar uygunluğunu kesinlikle uyuyoruz.” “Yapay zekâ diş hekimliğini dönüştürecek” Yapay zekânın diş hekimliğini dönüştüreceğini de belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şu bilgileri veriyor: “Önümüzdeki 5–10 yılda yapay zekâ, diş hekimliğini geri dönüşümsüz bir şekilde kökten dönüştürecek. Günümüzde hekimin eski hastalarından elde ettiği tecrübelerini hastalarına uyguladığı ancak tedavi sonuçlarının öngörülebilirliğinin net olmadığı bir dönemden, daha öngörülebilir tedavi sonuçları alacağımız zamanlara geçiyoruz. Hekimler yapay zekâ teknolojilerinin yardımıyla daha tedavi başlangıcında tedavi süreçlerinde nelerle karşılaşabileceğini, ne gibi işlemler yapabileceğini ve nihai sonucu hastası ile tedaviye başlamadan görebilecek, tartışabilecektir. Hekim sadece teşhis koyan, dolgu yapan, diş çeken veya protez yapan değil, yapay zekanın kendisine verdiği analizleri değerlendiren, kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturan ve en önemlisi hasta iletişimi ve etik kararlar veren bir yöneticiye dönüşecek. Hekim, yapay zekanın asistanı değil, yapay zekâ hekimin süper asistanı olacak.” “Yapay zekâ dersleri çağın gerekliliği olarak verilmeli” Hekimlerin yapay zekâya güvenmesi ve bu teknolojileri benimsemesi konusundaki engellere de değinen Profesör, “Hekimler, yapay zekanın karar verme süreçlerini tam olarak anlamadıklarında veya sistemin sunduğu verilerin tıbbi ve hukuki sorumluluğunu kimin alacağı net olmadığında güvenmekte zorlanabilirler. Ayrıca genç hekimler veya küçük klinik sahipleri için ileri yapay zekâ sistemlerine yatırım yapmak caydırıcı olabilir” diyor. Eğitim müfredatlarının da yenilenmesi gerektiğinin altını çizen Yüzbaşıoğlu, “Fakültelerimiz öğrencilerine ‘Dijital Diş Hekimliği’ ve ‘Yapay Zekâ Uygulamaları’ derslerini bir seçenek olarak değil çağın gerekliliği olarak vermelidir” diyor. “Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı” Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılması gerektiğini belirten Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Yerli yapay zekâ çözümlerimiz ülkemizde bulunuyor. Ancak yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı ve bu sistemlerin kliniklerle entegrasyonu sağlanmalı. Hekimlere üniversiteler veya Diş Hekimleri Odaları tarafından organize edilen eğitimler ve bu tür sistemlerin kiralama seçenekleri sunulmalı. Bunun için üniversitelerimiz sektörle ortak AR-GE projeleri yürütmeli.”

Ev Tipi Karışımlar Diş Minesini Aşındırıyor! Haber

Ev Tipi Karışımlar Diş Minesini Aşındırıyor!

Karbonatın, tek başına florür içermediği için çürük koruması sağlamadığına dikkat çeken Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Karbonatın kısa süreli uygulamaları genellikle sistemik olarak zararsızdır. Ancak uzun süre ve kötü uygulama ile minede aşınma, parlaklığın azalması ve hassasiyet gözlenebilir.” dedi. Limon, sirke gibi asidik maddelerle karıştırıldığında ise erozyon riskini ciddi biçimde artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Mimir, ayrıca bazı restorasyonlarda yüzey pürüzlülüğünü artırarak leke tutulumunu kolaylaştırabileceği uyarısını yaptı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, karbonatın diş temizliği ve beyazlatmadaki etkileri, sınırlılıkları ve yanlış kullanımlarının oluşturduğu riskleri hakkında açıklamalarda bulundu. Karbonatın beyazlatma etkisi, dış yüzey lekelerinin sürtünmeyle uzaklaştırılmasına dayanıyor! Karbonatın diş beyazlatmada nasıl etki ettiği hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Karbonatın beyazlatma etkisinin büyük kısmı, diş yüzeyindeki dış lekelerin fiziksel olarak sürtünme ile uzaklaştırılmasına dayanır.” dedi. Bazı çalışmalara göre karbonat içeren diş macunlarının, lekeleri ve plak birikimini azaltmada etkili bulunduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Mimir, “Sodyum bikarbonatın pH yükseltici etkisi, ağız ortamında asidik atakları nötralize ederek kısa süreli olarak mineral dengenin korunmasına yardımcı olabilir. Ayrıca bakteriyel atıkları etkileyerek plak oluşumunu azaltmaya katkıda bulunabilir.” şeklinde konuştu. Karbonat tek başına florür içermemesi nedeniyle çürük koruması sağlamıyor! Karbonatın, diğer sert aşındırıcı maddelere kıyasla göreceli olarak düşük aşındırıcı bir profile sahip olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Doğru formülasyonda ve uygun kullanımda minede belirgin aşınma yaratmayabilir.” dedi. Ancak partikül büyüklüğü, uygulama yöntemi, kullanılan konsantrasyon ve sıklığın aşındırma riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Mimir, şöyle devam etti: “Uzun süre ve kötü uygulama ile minede aşınma, parlaklığın azalması ve hassasiyet gözlenebilir. Bu sebeple mutlaka hekimin reçete etmesi ve kontrolü altında kullanılması uygundur. Karbonatın kısa süreli uygulamaları genellikle sistemik olarak zararsızdır. Bazı bireylerde aşırı ovalama veya mekanik travma sonucu gingival irritasyon, çekilme veya hassasiyet ortaya çıkabilir. Ayrıca karbonatın tek başına florür içermemesi nedeniyle çürük koruması sağlamadığı unutulmamalı. Yani karbonat kullanımına eşlik eden florürlü diş macunu, düzenli profesyonel bakım gibi temel koruyucu önlemler önemlidir.” Bazı renk değişiklikleri karbonat ile düzelmez! Karbonatın, çay, çikolata, nikotin gibi dış yüzey lekelerinin giderilmesinde etkili olabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Klinik çalışmalarda karbonat içeren dental ürünlerin leke gideriminde bazı standart dental ürünlere göre üstün olduğu raporlanmıştır.” dedi. Etkisinin olmadığı veya sınırlı olduğu alanların varlığından da bahseden Dr. Öğr. Üyesi Mimir, “Tetracycline kaynaklı, travma sonrası dentin değişiklikleri, restoratif malzeme kaynaklı renk değişiklikleri gibi intrinsik lekeler karbonat ile düzelmez. Bu tip renk bozuklukları genellikle profesyonel ağartma veya restoratif çözümler gerektirir. Yaşlanma ve dentin sararmasında karbonat sınırlı düzeyde etki gösterir, daha derin renk değişiklikleri için profesyonel yöntemler düşünülmelidir.” açıklamasını yaptı. Diş eti sağlığı stabilize edilmeden kozmetik uygulamalara başvurulmamalı! Kompozit, porselen, amalgam gibi restoratif materyallerin yüzey özelliklerinin farklı olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Bazı restoratif yüzeylerde karbonat uygulanması yüzey parlaklığını değiştirebilir veya kompozitlerin yüzey pürüzlülüğünü artırarak leke tutulumunu kolaylaştırabilir.” dedi. Büyük restorasyonlar veya estetik önemi olan restorasyonların varlığı durumunda temizleme gerekiyorsa hekimin bunu daha güvenli ve etkili şekilde yapacağına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Mimir şunları söyledi: “Aktif bir diş eti hastalığı varken sert mekanik uygulamalar diş etini tahriş edebilir ve durumun kötüleşmesine yol açabilir. Periodontal problemi olan kişilerin önce diş hekimi/periodontolog tarafından değerlendirilmesi gerekir. Diş eti sağlığı stabilize edilmeden kozmetik uygulamalara başvurulmaması önerilir.” Asidik ajanlar dental erozyon açısından iyi belgelenmiş bir risk faktörü! Sosyal medya platformlarında sıkça paylaşılan ‘karbonat + limon (ve benzeri)’ yöntemlerin riskli olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Limon suyu yüksek asidite içerir ve ‘limon + karbonat’ veya ‘sirke + karbonat’ gibi asit ile abrasiv kombinasyonu diş yüzeyinde hem kimyasal olarak çözündürme hem mekanik aşındırma riski oluşturur. Bu tür karışımlar mine kaybını hızlandırır, uzun vadede hassasiyet ve renk değişikliklerine yol açar. Bazı olgu raporlarında sirke ve karbonat karışımı kullanımının diş aşınmasına yol açtığı bildirilmiştir. Limon, sirke, soda gibi asidik ajanlar dental erozyon açısından iyi belgelenmiş bir risk faktörüdür. Bu sebeple diş temizliği için diş hekimi kontrolünde profesyonel işlemler tercih edilmeli. Diş beyazlatma için ise diş hekimi muayenehanesinde doz ayarı yapılmış ajanlar ile beyazlatma uygulaması yapılmalı.” uyarısında bulundu. Florür, remineralizasyon ve çürük korunması için kritik! Diş temizliği ve beyazlatma için ticari, test edilmiş ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özge Mimir, “Karbonat içeren hazır dental ürünler genellikle klinik olarak test edilmiş formülasyonlara sahiptir. Bunlar kontrollü aşındırma ve ilave yararlar sunar.” dedi. Karbonat kullanılması durumda günlük florür uygulamasının ihmal edilmemesi gerektiği önerisinde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mimir, sözlerini şöyle tamamladı: “Florür, remineralizasyon ve çürük korunması için kritiktir. Eğer karbonat içeren macun florür içermiyorsa, en azından florür kullanımını başka şekilde sağlayın. Sert fırçalama ve aşındırıcı sürtünmeden kaçının. Yumuşak kıllı fırça ve nazik teknik kullanın. Haftada birkaç kez yoğun karışım uygulamaları yerine günlük, nazik ve kontrollü uygulama güvenlidir. Limon, sirke ve asidik bileşenler içeren ‘kendin yap’ karışımlardan kaçının. Restorasyon ve periodontal durumunuz varsa hekiminize danışın. Özellikle karbonat veya başka aşındırıcı uygulamalar yapıyorsanız yıllık veya altı aylık diş hekimi kontrolleri ile mine durumunu, hassasiyeti ve restorasyonların yüzey bütünlüğünü takip ettirin.”

Sac ve Metal İşleme Sektörü, SMTECH Eurasia ile İstanbul'da Buluşuyor Haber

Sac ve Metal İşleme Sektörü, SMTECH Eurasia ile İstanbul'da Buluşuyor

Türk makine sektörünün ihracat rekorları kırdığı, teknolojik dönüşümün hızlandığı bir dönemde, sac ve metal işleme endüstrisi yepyeni ve güçlü bir buluşma platformuna kavuşuyor. BUMATECH’in 21 yıllık deneyiminden doğan SMTECH Eurasia, bilgi birikimini İstanbul’un üretim gücü ve stratejik konumuyla birleştirerek, sac işleme teknolojilerinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturacak. İhracat hedeflerine güç katacak stratejik buluşma Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, Türkiye'nin makine ihracatı 2024 sonunda 28,3 milyar dolara ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın da vurguladığı 30 milyar dolarlık hedef doğrultusunda SMTECH Eurasia, ülke ihracatına doğrudan katkı sağlayacak bir merkez olmayı hedefliyor. Almanya, Rusya, İran, Sırbistan, Cezayir gibi hedef pazarlardan gelecek uluslararası alım heyetleri ve profesyonel ziyaretçiler, İstanbul’un ulaşım ve lojistik avantajı sayesinde fuara kolaylıkla erişim sağlayarak makine sanayisi için yeni iş birliklerinin kapısını aralayacak. İstanbul’un sanayi gücüyle büyüyen fuar Türkiye’nin üretim ve ihracat lokomotifi olan İstanbul, tekli yıllarda sektöre kazandırılan yeni bir fuara ev sahipliği yaparak, SMTECH Eurasia’nın gücünü pekiştiriyor. İstanbul merkezli firmaların üretimindeki etkin rolü ve bölgenin dinamik yapısı, fuarı hem katılımcılar hem de ziyaretçiler için kaçırılmayacak bir iş platformu haline getiriyor. Fuarda; sac işleme teknolojileri, lazer kesim ve plazma makineleri, abkant presler, boru ve profil bükme makineleri, presler, otomasyon sistemleri ve depolama çözümleri gibi geniş bir ürün yelpazesi sergilenecek. Sektörün geleceğini şekillendiren yenilikler İstanbul’da Verimlilik, hassasiyet ve dijitalleşme odaklı en son teknolojilerin tanıtılacağı SMTECH Eurasia, sac ve metal işleme sektörünün yatırım kararlarını etkileyecek çözümlerle öne çıkacak. Fuar, Türkiye’nin üretim kabiliyeti ile global markaların yenilikçi çözümlerini bir araya getirerek sektörün geleceğini şekillendirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.