Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hatchback

Kapsül Haber Ajansı - Hatchback haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hatchback haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle Haber

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle

Ford, bayileri ve iş ortaklarıyla düzenlediği toplantıda, Avrupa’daki geleceğine yönelik yeni dinamik vizyonunu paylaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde ticari ve bireysel müşteriler için kapsamlı bir ürün ve teknoloji planı devreye almaya hazırlanan Ford, Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere yönelik vaatlerini yeniliyor. Ford Avrupa stratejisini, markanın gerçek anlamda güçlü olduğu ve farklılaştığı alanlara odaklanan yeni küresel marka platformu Ready-Set-Ford ile gözler önüne seriyor: İnşa Et (Build), Heyecan Ver (Thrill) ve Maceraya Atıl (Adventure). Avrupa’da ‘Ready-Set-Ford’ çatısı altındaki ilk kampanyalar bu ay başlıyori Ford Pro, Avrupa İşletmeleri için Araç Üreticisinden Üretkenlik Ortağına Dönüşüyor Onbir yıldır Avrupa'nın lider ticari araç markası olan Ford Pro1, her bir araçtan elde edilen çıktıyı en üst düzeye çıkarmak için yazılım ve hizmetlerden yararlanarak, bir araç üreticisinden her büyüklükteki işletme için vazgeçilmez bir üretkenlik ortağına dönüşüyor. Ford Pro’nun Avrupa’daki işin bel kemiği olduğunu ifade eden Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “Biz sadece van ve pick-up satmıyoruz; araçlar, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunuyoruz. Araçlarımız pazara liderlik ediyor ve onların etrafında rakiplerimizin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandıran bir ekosistem inşa ettik. Müşterilerimiz için bu yalnızca ulaşım değil, daha iyi bir yatırım getirisi anlamına geliyor.” Ford Pro’nun Uptime Services hizmetleri, bağlantılı araç verilerini ve öngörüsel zekâyı kullanarak sorunları probleme dönüşmeden önce tespit ediyor. 2019’dan bu yana her Ford Pro aracı entegre modemle üretiliyor. Bugün Avrupa’da 1,2 milyondan fazla müşterinin aracı bağlantılı durumda ve bu araçlar, araç sağlığı hakkında günde yaklaşık 6 milyon sinyal üretiyor. Sadece geçtiğimiz yıl, Ford’un bağlantılı hizmetleri müşterilerimizin kesintisiz çalışma süresini yaklaşık bir milyon gün artırdı. Ford Pro şimdi bu yetenekleri ilk kez küçük işletmelere de taşıyor. Yeni “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” sayesinde her Ford bayisi özel bir operasyon yöneticisine dönüşebiliyor; araç sağlığını izleyebiliyor, müşterilere proaktif şekilde ulaşabiliyor, araç gelmeden önce parça ve servis hazırlıklarını yapabiliyor. Bu hizmet ile Avrupa’da yapılan ilk pilot uygulamalar, araçların onarım sürelerinin yüzde 50’ye kadar kısaldığını ve onarımların yüzde 80’inin proaktif şekilde tespit edildiğini gösteriyor.2 Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti, iş sahibi müşteriler açısından daha fazla çalışma süresi, daha verimli ve üretken bir iş günü ve sahip oldukları her araçtan daha fazla gelir elde etmek anlamına geliyor. Bayiler açısından ise daha fazla servis fırsatı, daha güçlü müşteri bağlılığı ve gelir potansiyelinde önemli bir artış anlamına geliyor. Tüm bunlar bayilerin araç ve servis sağlayıcı olmanın ötesinde, ticari müşterilerinin kazanç sağlamaya devam etmesine yardımcı olan; içgörü, araç ve bağlantı kabiliyetleriyle donatılmış, veri destekli bir verimlilik ortağına dönüşmeleri ile mümkün oluyor. Ayrıca, Ford Pro ürün gamına zorlu görevler için tasarlanan Ranger Super Duty‘i ekliyor. Ranger Super Duty: Avrupa’nın En Zorlu Görevleri İçin Sınırları Zorlayan Kabiliyet Ranger, 11 yıldır üst üste Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli konumunda.1 Yeni Ranger Super Duty, bu model ailesini, acil durum hizmetleri, ormancılık, madencilik ve askeriye gibi zorlu iş alanlarına da taşıyor. Model; toplam 8 ton birleşik kütle kapasitesiyle3,4 4,5 tona kadar çekme kapasitesi4 ve yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi3 sunuyor. Araç fabrikadan çıktığı andan itibaren ağır hizmet tipi süspansiyon, ekstra alt gövde koruması ve rakiplerine göre yerden daha yüksek bir yapı ile donatılıyor. Ranger’ın standart kabin konforu, bağlantı özellikleri ve sürüş destek teknolojileriyle5, iş odaklı yaklaşım bu araçta birleştiriyor. Jim Baumbick, Ranger Super Duty için şunları ifade etti “Avrupa’daki kamu kurumları ve savunma sanayisine hizmet veren dönüşüm firmaları, sınırları zorlayan özellikler sunan hazır araçlara giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. Aslında Ranger Super Duty, tam olarak bu görevler için tasarlandı. Şimdiye kadar geliştirdiğimiz en kabiliyetli Ranger olan model, aynı zamanda Avrupa’da yeni bir ağır hizmet kamyonet segmenti oluşturuyor. Ranger Super Duty, fabrikamızdan doğrudan ve yüksek adetlerde temin edilebiliyor.” Avrupa’da Ford Binek Araçları İçin Yeni Bir Dönem Ford’un özellikle Avrupa’nın kendi yarış formatı olan ralli dünyasında bir asrı aşan yarış mirası bulunuyor. Ford, bu off-road ruhunu sürüş performansıyla birleştirerek Avrupa’ya özel ralli ruhu taşıyan araçlar geliştirecek. Ford Avrupa’nın yeni ürün ailesi, kontrol ve hassasiyetten ödün vermeden heyecan ve macerayı bir araya getiren “multi energy” çözümler sunacak. Bu araçlar, Avrupa’nın Alp geçitleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve virajlı yolları gibi kendine özgü zorlukların üstesinden gelebilecek karaktere sahip. Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa’da, Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek: Global Bronco ailesinin yeni üyesi Avrupa’ya geliyor: Global Bronco ailesinin bu yeni “multi energy” üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olacak. Model 2028’den itibaren Ford’un İspanya Valencia’daki fabrikasında üretilecek. Elektrikli Hatchback: Bu yeni küçük elektrikli araç, özgün tasarımı Ford’un imza niteliğindeki sürüş dinamikleriyle birleştirerek “yarıştan yola” uzanan kabiliyetleri B segmentine taşıyacak. Küçük Elektrikli SUV: Ralli mirasından gelen tasarım dilini ve sürüş dinamiklerini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunan dinamik, tamamen elektrikli küçük SUV. İki Multi Energy Enerji Crossover: Ralli ruhu taşıyan iki yeni crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak. Hız ve Ölçek için İş Birlikleri Stratejik iş birlikleri, Ford’un Avrupa’daki rekabet yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Geliştirme süreçlerini hızlandıran bu iş birlikleri ölçek ekonomisine zemin sağlarken hem ticari araç hem de binek araç segmentlerinde değer yaratıyor. Ford ve iş ortaklarının uzmanlığını, endüstriyel ayak izini ve tedarik altyapısını bir araya getirmek, her iki tarafa da dünyanın en rekabetçi bölgelerinden birinde kazanmak için gerekli verimlilik, rekabet gücü ve üretim imkanı sağlıyor. Baumbick, “Bunlar yalnızca birer anlaşma değil, stratejik kaldıraçlar. Hız ve ölçekle hareket etmek için en iyilerle iş birliği yapıyoruz ve ürünlere tutkuyla, belirgin şekilde Ford karakteri taşıyan araçlar sunmaya odaklanıyoruz.” dedi. Ford Türkiye İş Birimi Lideri Özgür Yücetürk ise “Ready-Set-Ford, Ford’un Avrupa’daki yeni bir marka platformu olmanın ötesinde aslında Ford’un Avrupa pazarında rekabete karşılık kendi off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını, müşteri merkezci bir yaklaşımla “multi energy” seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiği yeni bir çağın habercisi. Ford Türkiye olarak önceliğimiz binekte ve ticari araçlarda ürünü, finansmanı, satış kanalını ve müşteri deneyimini birlikte yöneten bir yapı ile değer yaratmak. Ready Set Ford stratejisinin altındaki müşteri merkezci felsefe ve yenilikler, bu yapımız için önemli bir zemin sağlayacak.” dedi. Karbonsuz Mobiliteye Gerçekçi Bir Yol Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere 100 yılı aşkın süredir sevdikleri ve hayatlarını kolaylaştıran otomobiller, kamyonetler ve van modelleri sunan Ford, sıfır emisyonlu geleceğe doğru yolculukta, müşterilerini desteklemekte kararlı. Ancak emisyon hedefleri tüketici talebinin gerçeklerinden koptuğunda sonuçlar ters etki yaratabiliyor: Alıcılar daha eski ve daha yüksek emisyonlu araçlarını daha uzun süre kullanmaya devam ediyor; endüstriyel yatırımın ekonomik temelleri zayıflıyor. Buna ek olarak, “Made in Europe” düzenlemelerinin bölgesel entegre tedarik zincirlerinin gerçekliğini ve Türkiye, Fas ve Birleşik Krallık gibi bölgesel ortakların endüstriyel ekosistemimizde oynadığı önemli rolü yansıtması önem taşıyor. Bu pazarların dışarıda bırakılması veya kısıtlanması Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacak ve sonuçta tüketiciler için maliyetleri artıracaktır. Avrupa’nın acil ihtiyacı, hedefleri tüketici tercihleriyle uyumlu hale getiren ve gerçekçi, güvenilir bir planlama ufku sağlayan düzenleyici bir çerçevedir. Ford, müşteri öncelikli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor: · Gerçekçi Hedefler ve Doğru Şarj Altyapısı: CO2 hedefleri gerçek tüketici talebini ve altyapı koşullarını yansıtmalı. Pazarın hareket edebileceğinden daha hızlı bir geçişi zorlamak, emisyonların azaltılmasında kritik öneme sahip araç parkı yenilenme hızını yavaşlatma riski taşıyor. · Yeni Bir Yol: Mevzuat, plug-in hibritler (PHEV) ve menzil artırıcılı elektrikli araçlar (EREV) gibi elektrikli teknolojileri desteklemeli ve teşvik etmeli. Bu teknolojiler, tamamen elektrikli bir geleceğe pratik bir geçiş yolu sunuyor. Ailelerin ve işletmelerin Avrupa genelinde gerekli şarj altyapısı kurulurken bugünden emisyonlarını azaltmaya başlamasını, elektrikli kilometre kullanımını en üst seviyeye çıkarmasını sağlıyor. · Küçük İşletmeler İçin Koruma: Yeni van satışlarının yaklaşık yüzde 10’u elektrikli araçlardan oluşuyor. İşletmeler, binek araçlara göre optimize edilmiş şarj altyapısı ve depolar için şebeke erişiminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zorlanıyor. Ticari araçlara agresif hedefler dayatmak; Avrupa ekonomisini ayakta tutan tesisatçılar, inşaatçılar ve dağıtım sürücüleri üzerinde ek bir vergi etkisi yaratıyor. Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıttı Haber

Hyundai IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıttı

Hyundai, elektrikli mobiliteyi Avrupa’daki günlük ihtiyaçlara daha uygun, sezgisel ve konforlu hale getirmek üzere geliştirilen tamamen elektrikli kompakt hatchback modeli IONIQ 3’ü İtalya’da tanıttı. Milano Tasarım Haftası, Hyundai'nin tasarım anlatısı için doğal bir ortam oluşturarak, markanın uzun süredir devam eden tasarım mirasını Avrupa'nın önde gelen yaratıcı sesleriyle diyaloğa sokuyor. Tasarımın küresel başkentine geri dönerek Hyundai, Giorgetto Giugiaro tarafından tasarlanan 1974 tarihli Pony Coupé ile başlayan bir mirası vurguluyor ve tasarımın markanın modern elektrikli mobiliteye yaklaşımını nasıl sürekli olarak şekillendirdiğinin altını çiziyor. IONIQ 3; Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım felsefesinden ilham alan güçlü tasarımı, sade ve kullanıcı dostu teknolojileri ile geniş ve konforlu iç mekânı bir araya getiriyor. Türkiye’de üretilecek ikinci elektrikli model olan IONIQ 3, sadelik, hassasiyet ve malzeme doğallığını dengeleyen yaklaşımıyla, insan odaklı modern elektrikli mobilite vizyonunu yansıtıyor. Yeni “Aero Hatch” tasarımıyla verimlilik ve ferahlık bir arada IONIQ 3, hem aerodinamik verimlilik hem de iç mekân genişliği sunacak şekilde optimize edilen yeni bir “Aero Hatch” tasarım felsefesini yansıtıyor. Alçak ve akıcı ön tasarım, hem ön hem arka yolcuların üzerinden düz bir şekilde ilerleyen tavan çizgisiyle devam ediyor ve arka spoylere doğru dinamik biçimde alçalarak bütünleşiyor. Bu geometri, özellikle arka koltuk yolcuları için baş mesafesini artırarak iç mekânda belirgin bir ferahlık ve konfor sağlıyor. “IONIQ 3, Avrupa’da elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir hale getiriyor”. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, yeni modelle ilgili şunları söyledi: “IONIQ 3, Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç ürün gamında önemli bir rol oynuyor. IONIQ markasının tasarım, ileri teknoloji ve insan odaklı yaklaşım gibi temel değerlerini, günlük kullanıma uygun kompakt bir formatta sunuyor. IONIQ 3 ile elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir hale getiriyoruz. Model, IONIQ 5 ve IONIQ 6’yı tamamlayarak şehir yaşamına ve aile kullanımına uyum sağlayan, aynı zamanda kalite, güvenlik ve verimlilikten ödün vermeyen bir alternatif sunuyor”. Avrupalı kullanıcılar için geliştirildi IONIQ 3; şehir içi kullanım ağırlıklı olmak üzere genç aileler ve fonksiyonelliğe önem veren kullanıcılar için geliştirildi. Hyundai Motor Grubu’nun Elektrik-Global Modüler Platformu (E-GMP) üzerine inşa edilen model, 400 volt elektrik mimarisiyle verimlilik, menzil ve şarj performansını dengeli şekilde sunuyor. Yeni modelde iki farklı batarya seçeneği sunuluyor. Standart menzilli batarya, 344 km’nin üzerinde (WLTP) bir değer sunarken uzun menzilli batarya ise 496 km’nin üzerinde (WLTP) bir menzile sahip olacak. 42.2 kWh standard versiyon LFP tip batarya, 61 kWh (Long range) ise NCM batarya kullanacak. Her iki model de önde konumlu elektrik motora ve önden çekiş sistemine sahip olacak. Üç farklı sürüş modu ve diğer IONIQ modellerinde olduğu gibi geri kazanım özellikli rejenerasyon sistemiyle donatılacak. Modern şehir karakterini yansıtan tasarım IONIQ 3, Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım dilini kompakt EV segmentine taşıyor. Dünyada kendi otomobillerinde kullandığı çeliğin tamamına yakınını yine kendi tesislerinde üreten tek marka olan Hyundai, çelik üretiminden ilham aldığı bu yaklaşımla, yüzeyleri sadeleştirerek güçlü ve net bir görsel etki yaratıyor. Piksel aydınlatma imzası ve “H” harfine mors koduyla gönderme yapan dört nokta detayı, modelin karakteristik tasarımını güçlendiriyor. Yaklaşık 0.263 sürtünme katsayısı, aerodinamik verimliliği desteklerken modern tasarım kimliğini pekiştiriyor. Model; 11 farklı dış renk, farklı iç mekân kombinasyonları ve 16,17,18 ve 19 inç jant seçenekleri ile kişiselleştirilebiliyor. Ayrıca, daha fazla sportiflik ve N ruhunu yaşamak isteyenler için geliştirilen IONIQ 3 N Line ise dinamik detaylarıyla daha çarpıcı bir görünüm sunuyor. Basit ve sezgisel teknoloji deneyimi IONIQ 3’teki teknoloji, karmaşıklık yaratmak yerine günlük kullanımı kolaylaştırmak üzere tasarlandı. Model, Avrupa’da ilk kez sunulan Pleos Connect bilgi-eğlence sistemiyle donatılıyor. Android Automotive OS (AAOS) tabanlı sistem; 12,9 inç veya 14,6 inç ekran ve araç fonksiyonlarına ve bağlantıya sezgisel erişim sunuyor. Güvenlik için “eller direksiyonda, gözler yolda” felsefesine sadık kalarak hız ve anlık sürüş parametreleri gibi bilgiler ise direksiyonun üst kısmına denk gelecek şekilde kokpitteki ayrı bir dijital ekrandan takip edilebilecek. Öne çıkan diğer özellikler: Hyundai Digital Key 2, Plug & Charge, Entegre EV rota planlayıcı ve İç ve dış V2L (Vehicle-to-Load). Hızlı şarj ile batarya, optimum koşullarda %10’dan %80’e 29 dakikada dolabiliyor. AC şarj kapasitesi ise 22 kW’a kadar çıkıyor. Kompakt boyutlara rağmen geniş ve konforlu iç mekân IONIQ 3, kompakt boyutlarına rağmen ferah ve esnek bir iç mekân sunuyor. “Furnished Space” yaklaşımıyla tasarlanan iç mekânda, unsurlar bir yaşam alanı hissi verecek şekilde konumlandırılıyor. Uzun aks mesafesi ve düz zemin yapısı; geniş diz ve baş mesafesi sağlarken, bagaj hacmi günlük kullanım için pratik çözümler sunuyor. Bagajın altına doğru gizli bir depolama alanı sunan Megabox, ek kullanım kolaylığı sağlıyor. 441 litrelik cömert bagaj kapasitesinin segmentte standartları belirlemesi ve günlük kullanım kolaylığını desteklemesi bekleniyor. Böylelikle iki adet büyük tip bavul rahatlıkla bagaja aynı anda sığabiliyor. Bu ekstra hacim, normal bir B segmenti aracın böylesine geniş bir yükleme kapasitesine sahip olamayacağı anlamına geliyor. İç mekan konforu, pazarların dinamiklerine göre standart donanıma bağlı olarak aşağıdaki özelliklerle de tercih edilebilecek. Relaxation koltuklarIsıtmalı ve havalandırmalı koltuklarGeri dönüştürülmüş ve biyobazlı malzemelerBOSE® Premium ses sistemiÇift bölgeli klimaAmbiyans aydınlatma gibi özellikler sunuluyor. Gelişmiş güvenlik ve sürüş destek sistemleri IONIQ 3, Hyundai SmartSense sürüş destek sistemleriyle donatılıyor. Ayrıca, Projection LED farlar ve akıllı ön aydınlatma sistemi (IFS), görüş ve güvenliği artırıyor. Öne çıkan özellikler: Otoyol Sürüş Desteği 2 (HDA2)Uzaktan Akıllı Park Asistanı (RSPA)Hafızalı Park Manevrası (MRA)Surround Çevre Görüş Kameras (SVM)Kör Nokta İzleme Monitörü (BVM)7 hava yastığı Avrupa için geliştirildi, Türkiye’de üretilecek. IONIQ 3, Avrupa’da tasarlanarak Hyundai’nin Türkiye’deki İzmit fabrikasında Ağustos ayında üretilecek. Aracın Avrupa ile aynda Türkiye’deki satışına ise Eylül ayında başlanacak. 147 PS (107,8 kW) ve 135 PS (99.5 kW) güç üreten iki motor seçeneği ve iki seçenekte de 250 Nm tork sunacak olan model, 170 km/s maksimum hız ile modern Avrupa yaşamına uyum sağlayacak şekilde geliştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault Group, futuREady'i Hayata Geçiriyor Haber

Renault Group, futuREady'i Hayata Geçiriyor

Renault Group, futuREady ile büyümeye hazır (growth ready), teknolojiye hazır (tech ready), mükemmeliyete hazır (excellence ready) ve güvene hazır (trust ready) olmak üzere dört temel sütun üzerine inşa edilen yaklaşımıyla küresel ölçekte Avrupa’nın referans otomobil üreticisi olmayı hedefliyor. 4 temel başlık altında şekillenen bu yaklaşım; ürün stratejisinden teknoloji yatırımlarına, operasyonel dönüşümden çalışan gelişimine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşüm vizyonunu ortaya koyuyor. Renault Group, “Growth ready” başlığı altında ürün atağını sürdürmeyi ve müşteri deneyimini tüm faaliyetlerinin merkezine koymayı hedefliyor. Bu kapsamda, Avrupa’da 16’sı elektrikli olmak üzere toplam 22 yeni modelin piyasaya sunulması ve uluslararası pazarlarda 14 modelle ikinci ürün atağının başarıyla tamamlanması planlanıyor. Renault Group’un futuREady planında Türkiye’nin kritik rolü Renault Group’un futuREady vizyonu kapsamında Türkiye, büyüme stratejisinin ve operasyonel mükemmeliyet anlayışının önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Geniş Avrupa bölgesinin kritik üretim ve mühendislik üslerinden biri olan Türkiye, güçlü sanayi altyapısı, yüksek üretim kabiliyeti ve gelişmiş otomotiv ekosistemiyle Grup’un küresel operasyonlarında stratejik bir rol üstleniyor. Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası da çoklu model üretim kapasitesi, esnek yapısı ve mühendislik yetkinlikleriyle bu yapının en güçlü halkalarından birini oluşturuyor. Türkiye’nin futuREady içindeki bu stratejik rolü, Renault Group’un C segmentindeki yeni oyuncusu Dacia STRIKER’ın Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası’nda üretilecek olmasıyla daha da güçleniyor. Renault Group’un C segmentindeki yeni oyuncusu Dacia STRIKER Türkiye’de üretilecek Dacia, Uluslararası Oyun Planı kapsamında Türkiye’de üretilecek dördüncü model olan Striker’ın ön tanıtımını ilk kez futuREady strateji toplantısında gerçekleştirdi. Renault Duster, Yeni Renault Clio ve Renault Boreal’in ardından Dacia Striker’ın da Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası’nda üretileceği açıklandı. Bu adımla birlikte Dacia, üretim anlamında Türkiye’ye resmi olarak giriş yapıyor.400 milyon avroyu aşan bir yatırım paketi kapsamında geliştirilen yeni C segmenti model, Türkiye’de satışa sunulacak ve başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok pazara ihraç edilecek.Hibrit seçenekler de dahil olmak üzere farklı motor alternatifleriyle pazara sunulacak olan Dacia Striker’ın 2026 yılında üretime girmesi planlanıyor.Renault Group’un futuREady stratejisi kapsamında büyüme ve ürün atağını hızlandırma planının da bir parçası olan yeni Dacia Striker, Grup’un uluslararası üretim ve ürün stratejisinde Türkiye’nin rolünü güçlendiriyor. Dacia Striker, Uluslararası Oyun Planı kapsamında Türkiye’de üretimi planlanan dört modelden oluşan ürün gamını tamamlıyor. 400 milyon avroyu aşan bir yatırım paketi kapsamında geliştirilen yeni C segmenti model, Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası’nda üretilecek. Renault Group Türkiye CEO Lionel Jaillet: “Oyak Renault, Aralık 2023’ün sonunda 400 milyon avroyu aşan bir yatırımla dört yeni modelin üretime alınacağını duyurarak Türkiye için net bir dönüşüm yol haritası ortaya koydu. Bu yolculuk Renault Duster ile başladı ve Yeni Renault Clio ile devam ediyor. Bu arada Renault Boreal ise proje sürecinde ilerliyor ve 2026 yılının ortasında Türkiye yollarındaki yerini alacak. Ürün planımızdaki dördüncü modeli duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yeni C segmenti modelimiz Dacia Striker’ın üretim yeri Bursa’daki Oyak Renault Fabrikası olacak. Bu projeyle birlikte Türkiye, Dacia markası için ilk kez bir modelin tek küresel üretim merkezi olacak. Bu model, Dacia’nın Türkiye’deki varlığını güçlendirerek markayı yalnızca ithalat yapan bir konumdan yerel üretim gerçekleştiren bir marka haline taşıyor. Üretimin başlamasıyla birlikte fabrikamızın çoklu model üretim kabiliyeti bir üst seviyeye taşınacak. Bu gelişme aynı zamanda Renault Group’un futuREady stratejisi kapsamında büyüme ve operasyonel mükemmeliyet hedeflerine de güçlü bir katkı sağlayacak. OYAK ile kurduğumuz güçlü iş birliği doğrultusunda üretim ve mühendislik yetkinliklerimizi daha da güçlendirmeyi ve Türkiye otomotiv ekosistemi için daha fazla değer yaratmayı sürdüreceğiz.” Striker: Dacia’nın C segmentinin geleceğine yönelik vizyonu Dacia, station wagon’un dinamizmini, geniş bir hatchback’in pratikliğini ve bir SUV’un yerden yüksekliğini bir araya getiren yeni çoklu enerji seçenekli crossover modeli Striker ile C segmentindeki atağını güçlendiriyor. Dacia Striker, güçlü ve kendinden emin bir tasarıma sahip. Dinamik hatları, aerodinamik silueti ve iddialı dikey ön yüz tasarımı, markanın yeni ve modern gündüz farı imzasıyla tamamlanıyor. Striker, Dacia’nın C segmentinde elektrifikasyonu erişilebilir kılma hedefini yansıtıyor. Ürün gamında hibrit versiyon, Hybrid 4x4 ve benzin/LPG seçenekleri yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai i30 Yeni Motoruyla Şimdi Daha Güçlü ve İddialı Haber

Hyundai i30 Yeni Motoruyla Şimdi Daha Güçlü ve İddialı

Hyundai Motor Türkiye, C segmentindeki iddialı modeli i30’u yeni motor seçeneğiyle daha güçlü bir yapıya kavuşturuyor. Modern tasarım anlayışı, geniş iç hacmi ve zengin donanım özellikleriyle Türk tüketicisinin ilgisini çeken Hyundai i30, şimdi 1.6 litrelik T-GDI benzinli motoruyla performans beklentisini yükseltiyor. Yeni 1.6 T-GDI motor, 150 PS maksimum güç ve 250 Nm maksimum tork üreterek hem şehir içi hem de uzun yol sürüşlerinde güçlü ve dengeli bir performans sunuyor. Turbo beslemeli yapısıyla düşük devirlerden itibaren canlı bir karakter ortaya koyan motor, özellikle ara hızlanmalarda sürücüsüne daha yüksek bir çekiş hissi veriyor. Böylece i30, günlük kullanım konforunu korurken daha dinamik bir sürüş isteyen kullanıcılar için de güçlü bir alternatif haline geliyor. Yeni motor, 7 ileri çift kavramalı DCT şanzımanla birlikte sunuluyor. Hızlı ve akıcı vites geçişleri sağlayan bu kombinasyon, performans ile konfor arasında ideal bir denge kuruyor. 206 km/s maksimum hıza ulaşabilen Hyundai i30, 0’dan 100 km/s hıza 9,2 saniyede çıkarak segmentindeki verimliliğini daha da belirginleştiriyor. Performans artışıyla birlikte konforlu sürüş karakterini korumaya devam eden i30, geliştirilmiş sürüş dinamikleri sayesinde hem stabilite hem de yol tutuş anlamında güven veren bir yapı sunuyor. Sürücüsüne her yol koşulunda kontrollü ve güvenli bir deneyim vadeden i30, güçlü hızlanma değerleri ve dengeli yol tutuş özellikleriyle hem şehir içinde hem de uzun yol sürüşlerinde keyifli bir yol arkadaşı haline geliyor. Teknoloji ve konfor tarafında sınıfının iddialı modellerinden biri olan i30, geniş panoramik cam tavanı, 10,25 inç dijital gösterge paneli ve 10,25 inç dokunmatik bilgi-eğlence sistemiyle modern bir kokpit deneyimi sunuyor. Apple CarPlay ve Android Auto uyumluluğu sayesinde akıllı telefon entegrasyonu sağlanırken, USB Type-C girişleri ve kablosuz şarj ünitesi günlük kullanım pratikliğini artırıyor. Hyundai’nin gelişmiş sürüş destek ve güvenlik sistemlerini bir araya getiren Smart Sense donanımları da i30’da sunulmaya devam ediyor. Ön Çarpışma Önleme Asistanı (FCA), Şeritte Kalma Asistanı (LKA), Şerit Takip Asistanı (LFA), Akıllı Hız Limit Asistanı (ISLA) ve Arka Yolcu / Eşya Uyarısı (ROA) gibi sistemler, sürücüyü aktif olarak destekleyerek güvenlik seviyesini üst düzeye taşıyor. Türkiye’de “Prime” ve “Comfort” olmak üzere iki farklı donanım paketiyle satışa sunulan hatchback gövde tipindeki Hyundai i30, yenilenen motoruyla birlikte C segmentindeki rekabet gücünü daha da artırıyor. Güçlü performansı, zengin donanımı ve modern tasarımıyla i30, şimdi daha iddialı ve daha dinamik bir karakterle yollara çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Opel Kadett B Modelinin 60. Yıl Dönümünü Kutluyor! Haber

Opel Kadett B Modelinin 60. Yıl Dönümünü Kutluyor!

Kadett, iki ya da dört kapılı sedan, station wagon ve "Gill Coupé" seçenekleri ile döneminde müşterilere geniş bir ürün gamı ile seçme özgürlüğü sunuyordu. Bununla birlikte Rallye-Kadett, yurt içinde ve yurt dışında sayısız başarıya imza attı. Bu modelle Opel, uygun fiyatlı kompakt spor otomobil gibi niş bir kategoride kendine güçlü bir yer edindi. Ayrıca Kadett B temel alınarak geliştirilen hibrit ve bataryalı elektrikli otomobiller pazara sunuldu. Bugün ise Opel en geniş motor ve sürüş seçeneklerine sahip güncel Astra modeli ile müşterilerini etkilemeye devam ediyor. Rüsselsheim merkezli Alman otomobil üreticisi Opel, 1965'te konsept araç tanıtan ilk Avrupalı marka olarak başlattığı geleneğini günümüzde de sürdürüyor. Opel, 60 yıl önce pazara sunulan Kadett B ile birlikte Experimental GT’nin dünya prömiyerini, o dönemde Frankfurt'ta düzenlenen IAA etkinliğinde kutladı. İki model arasında güçlü bir bağ vardı; GT, üretime geçtiğinde Kadett B’nin teknik temeli üzerine geliştirilmişti. 1965'te tanıtıldıktan kısa bir süre sonra, Kadett B'nin dönemin ruhunu mükemmel biçimde yakaladığı anlaşıldı. Sadece üç yıl önce pazara sunulan ilk neslin başarısını sürdürmekle kalmayıp onu geride bırakacağı da hemen fark edildi. Sonraki yıllarda Kadett B, Opel'in 1 milyon adetlik satış rakamına ulaşan ilk modeli oldu. Bu başarının ardında yatan nedenler ise çok netti: Sedan, station wagon ve coupé versiyonları aileler için çeşitlilik ve çok yönlülük sunarken, efsanevi Rallye-Kadett sportifliği beraberinde getiriyordu. Opel'in 1960'larda Kadett A ve B ile kompakt sınıfta elde ettiği uzun soluklu başarı, bugün Astra'nın yeni nesliyle devam ediyor. Astra her zevke ve ihtiyaca hitap eden geniş bir çeşitlilik sunuyor. Müşteriler, ister sportif ve zarif bir hatchback, ister esnek ve fonksiyonel bir Sports Tourer tercih edebiliyor. Ayrıca Astra’da ergonomik Intelli-Koltuk gibi, müşterilerin genellikle sadece daha üst sınıf araçlardan beklediği yenilikçi teknolojiler ve konfor donanımları yer alıyor. Üstelik Astra'nın en yeni nesli, şu anda hiçbir Opel modelinde olmayan geniş bir motor seçeneği sunuyor. Ürün gamı, verimli içten yanmalı motorlardan şarj edilebilir hibritlere ve 48 volt teknolojisine sahip hibritlere, hatta tamamen elektrikli ve sıfır emisyonlu Astra Elektrik'e kadar uzanıyor. Kadett A'dan üç yıl sonra Kadett B piyasaya sürüldü 1962 yılında Opel, ilk Kadett modeli olan Kadett A ile kompakt sınıftaki başarı öyküsünün temelini attı. Geniş bagaj hacmi, dört kişilik yaşam alanı, yüksek devirli yeni bir motoru ve düşük bakım maliyetleriyle Kadett A, kullanıcılarını kısa sürede etkilemeyi başardı. Ancak Opel yöneticileri o dönemde çoktan geleceği planlamaya başlamıştı ve yalnızca üç yıl sonra Kadett'in bir sonraki nesli tanıtıldı. Yeni nesil Kadett, piyasaya sunulduğu andan itibaren iki veya dört kapılı sedan, üç kapılı station wagon ve şık tasarımlı bir coupé olmak üzere dört farklı gövde seçeneğiyle satışa çıktı. Selefine en fazla dört kişi sığarken, 1965 yılında tanıtılan Kadett sedan ilk kez beş koltuklu olarak tescil edildi. Ayrıca aracın uzunluğu boyu 18 santimetre artarak dört metrenin üzerine çıktı. Dingil mesafesi ve araç genişliği de artırıldı; bu değişiklikler büyük ölçüde iç mekan konforuna katkı sağladı.Bagaj hacmi ise VDA standartlarına göre yüzde 12 artarak 337 litreye ulaştı. Station wagon versiyonu ise arka koltuklar katlandığında 1,57 metreye ulaşan bir yükleme alanı sunuyordu. Modelin IAA'daki dünya prömiyeri, uzmanlar arasında büyük bir heyecan yaratmıştı. Kadett B, selefinden daha fazla gövde çeşidi sunuyordu ve aynı zamanda daha konforlu, daha geniş, daha güvenli ve daha güçlüydü. Üstelik tüm bunlar yalnızca 100 Alman Markı ek ödemeyle mümkün oluyordu. Opel'in Kadett için kullandığı reklam sloganları da bu durumu mükemmel bir şekilde yansıtıyordu:: "Opel Kadett: Kısaca O.K." veya "Opel Kadett. Das Auto" Şıklık, sportiflikle buluşuyor: "Gill Coupé" ve her zaman galip olan Rallye-Kadett Opel tasarımcıları, çarpıcı bir coupé ile Kadett'in yalnızca pratik değil, aynı zamanda son derece çekici bir model olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu model, ABD'deki fastback modellerden ilham alınarak tasarlanmıştı. Hafifçe eğimli arka kısım, coupé'ye dinamik bir çizgi kazandırıyor ve hız vadediyordu. B sütunundaki üç adet hava menfezi ise otomotiv tarihine geçti: Kısa sürede bu çekici iki kapılı modele "Gill Coupé" (Solungaçlı Coupé) lakabı takıldı. Günümüzde Kadett'in bu özel versiyonu koleksiyonerler arasında hala büyük ilgi görüyor. Diğer yandan, Rallye-Kadett birçok otomobil tutkunu ve motor sporları hayranları için ulaşılabilir bir arzu nesnesi haline geldi. Bu modelle Opel, uygun fiyatlı kompakt spor otomobil gibi niş bir kategoriyi ele geçirmiş oldu. Mat siyah kaputu ve dekoratif şeritleriyle görsel olarak çarpıcı olan coupé, başlangıçta tüm varyantlarda sunulan 1,1 litrelik motorun 44 kW (60 HP) çift karbüratörlü versiyonuyla satışa sunuldu ve 1967'den itibaren de 1,9 litrelik üniteyle donatıldı. 66 kW (90 HP) gücündeki bu motor, coupé'yi 170 km/s maksimum hıza ulaştırırken, sportif şasi de ek güvenlik sağlıyordu. Sportif donanımı ve mükemmel sürüş performansıyla Rallye-Kadett, popüler spor araçlar için mükemmel bir temel oluşturdu. Mat siyah kaput yalnızca tasarımsal bir tercih değil, güçlü güneş ışığında sürücünün gözlerinin kamaşmasını önleyen işlevsel bir detaydı. Bu fikir,o dönemin ralli deneyimlerinden ilham almıştı. Aracın bu özel rengi, kısa sürede Rallye-Kadett'in alametifarikası haline geldi. Rallye-Kadett, yurt içinde ve yurt dışında tüm pistlerde elde ettiği sayısız başarıyla dikkatleri üzerine çekti. Zaferler listesi hızla uzarken bu güvenilir ve uygun fiyatlı spor araç; Stuttgart-Lyon-Charbonnières Rallisi, Hessen Rallisi, Trifels Rallisi ve Tour de Luxembourg'da elde ettiği sonuçlarla adından söz ettirdi.. Opel araçlarını modifiye eden Günther Irmscher, 1967 yılında Tour d'Europe galibi oldu. Aynı yıl Kadett, o güne kadarki en büyük başarısını kutladı: Lambart/Vogt ekibi Monte Carlo Rallisi'nde kendi klasmanında birinciliğe ulaştı. 1968 yılının istatistikleri, Rallye-Kadett'in ne kadar popüler ve başarılı olduğunu açıkça gösteriyordu: Toplam 238 etkinlikte yer alan bu model, sınıfında 222 kez zafere ulaşırken 345 altın ve 287 gümüş madalyanın sahibi oldu. Kişisel tarzını yansıtmak isteyenler için Opel Kadett'in zarif kardeşi Olympia sunuldu Eylül 1967'de Kadett B temel alınarak geliştirilen premium model Olympia A pazara sunuldu. Böylece Opel, Rekord ile Kadett'in arasındaki boşluğu doldurarak niş araçlar konusundaki öncülüğünü bir kez daha gösterdi. Dönemin Opel basın bültenlerinde bu model şöyle tanılmanıyordu: "Olympia, başarılı Kadett konseptinin mantıklı bir uygulamasıdır. Aynı derecede kompakt dış ölçülere sahip olan Olympia, yüksek performansı, olağanüstü donanımı ve sürüş konforuyla göz dolduran bir modeldir." 44, 55 ve 66 kW (60, 75 ve 90 HP) olmak üzere üç farklı güç seçeneğiyle sunulan lüks kompakt model, zengin donanımıyla öne çıkıyordu. Özel işlemeli halılar ve "kaliteli ahşap görünümlü" döşemelere sahip gösterge paneli iç mekanın premium karakterini güçlendiriyordu. Dış tasarımda ise çamurluk çevresindeki krom şeritler, modifiye edilmiş radyatör ızgarası, dikdörtgen ön farlar ve büyütülmüş arka yan camlar dikkat çekiyordu. Sekiz farklı gövde, dört farklı motor silindir hacmi ve elektrikli güç aktarma seçeneği Olympia'nın o dönemde üç hatchback versiyonu sunulurken kardeş modeli Kadett, üretiminin son yıllarında etkileyici bir şekilde sekiz farklı gövde seçeneğiyle satıştaydı: İki ve dört kapılı notchback sedan, iki kapılı "Solungaçlı" Coupé, üç ve beş kapılı station wagon, iki ve dört kapılı "LS" hatchback sedan ve iki kapılı "LS" coupé. Öte yandan, Kadett B serisi kendini kanıtlamış dört farklı silindir hacmine (1,1 litre, 1,2 litre, 1,7 litre ve 1,9 litre) sahip, uzunlamasına monte edilmiş sıralı dört silindirli motorlarla sunuluyordu. Ayrıca Kadett B, elektrikli araçlar için gerçek bir öncü niteliğindeydi. Zira Opel'in elektrikli güç aktarma sistemine sahip ilk araçları olan 1969 tarihli "Stir-Lec I" hibrit test aracı ve 1970 tarihli tamamen elektrikli Kadett XEP de bu başarılı model temel alınarak geliştirilmişti. Kadett B modelinin eşsiz kariyeri, dünya çapında 120'den fazla ülkede satılan gerçek bir "dünya otomobili" olarak Temmuz 1973'te sona erdi. Halefiyse çoktan başlangıç çizgisinde yerini almıştı. Kadett B sadece kendi adını tarihe yazmakla kalmamış, aynı zamanda teknik bir platform sağlayarak Opel GT için başarıya giden yolu açmıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.