Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hava Kirliliği

Kapsül Haber Ajansı - Hava Kirliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hava Kirliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir Haber

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir

3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Funda Yıldız, halk sağlığında hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımın önemine dikkat çekti. Koruyucu sağlık uygulamalarının toplum sağlığı üzerindeki etkisi küresel verilerde çarpıcı biçimde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışmaya göre, aşılama programları son 50 yılda dünya genelinde en az 154 milyon kişinin hayatını kurtardı. Aşılamanın küresel bebek ölümlerindeki azalmanın yüzde 40’ına katkıda bulunduğu hesaplandı. Hastalıkların ortaya çıkmasına yol açan önlenebilir risklerin azaltılması da halk sağlığının önemli çalışma alanlarından biri. DSÖ ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) 2026 yılında yayımladığı, 185 ülke ve 36 kanser türünü kapsayan küresel analize göre, incelenen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yaklaşık 7,1 milyon vaka, önlenebilir nitelikte. Tütün kullanımı, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi önlenebilir kanser nedenleri arasında ilk sıralarda yer alırken; yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği de risk faktörleri arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra, güvenli su, sanitasyon ve hijyen de hastalıkların önlenmesinde kritik önem taşıyor. DSÖ’ye göre güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları dünya genelinde her yıl en az 1,4 milyon önlenebilir ölümle ilişkili. Hastalıklara yönelik koruyucu sağlık önlemlerinin önemine değinen Yıldız, “Halk sağlığının asıl gücü, yalnızca geniş çalışma alanından değil, hastalığı ortaya çıktıktan sonra ele almak yerine mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önlemeyi hedeflemesinden gelir. Bu yönüyle halk sağlığı, ‘Nasıl tedavi ederiz?’ sorusundan önce ‘Nasıl koruruz, nasıl önleriz ve nasıl daha sağlıklı bir yaşamı mümkün kılarız?’ sorularını sorar” dedi. ‘Halk sağlığı yaşamın her alanındadır’ Aşılama, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, temiz su ve hijyen gibi birbirinden farklı alanların halk sağlığının kapsamına girdiğini belirten Yıldız, halk sağlığının bireyi yaşamın belirli bir döneminde değil, doğum öncesinden yaşlılığa uzanan yaşam yolculuğunun tamamında ele aldığını söyledi. Yıldız, “Halk sağlığı, anne ve çocuk sağlığından adolesan, erişkin, kadın, erkek ve yaşlı sağlığına; bağışıklamadan bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların kontrolüne; erken tanı ve tarama programlarından sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteye; ruh ve aile sağlığından çevre, iş ve okul sağlığına; evde sağlık ve bakım hizmetlerinden dezavantajlı grupların sağlık gereksinimlerine ve sağlıkta eşitsizliklerin azaltılmasına kadar çok geniş bir alanda bireyin ve toplumun sağlığını korumayı ve geliştirmeyi amaçlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31 Gençlik İklim İdeathonu Başvuruları Başladı Haber

COP31 Gençlik İklim İdeathonu Başvuruları Başladı

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 7 bölge, 7 şehirde düzenlenecek olan COP31 Gençlik İklim Ideathonu için başvurular başladı. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Sevgili gençler; Dünyanın, fikrinize ihtiyacı var. 7 bölge, 7 şehirde düzenleyeceğimiz COP31 Gençlik İklim Ideathonu’nda; iklim değişikliğine karşı gençlerin fikirlerini, geleceğe yön verecek somut ve uygulanabilir çözümlere dönüştüreceğiz. Gençlerimiz üretecek, Türkiye dünyaya örnek olacak.” ifadelerini kullandı. 7 bölgedeki etkinliklere 630 genç katılacak COP31 Gençlik İklim Ideathonu, gençlerin iklim değişikliğiyle mücadele sürecine aktif katılımını sağlamak, yenilikçi ve uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmelerini teşvik etmek ve gençlik perspektifini politika üretim süreçlerine entegre etmek amacıyla düzenleniyor. Programlar; 7 bölgedeki etkinlikler için seçilecek yaklaşık 15-29 yaş aralığındaki 630 gencin katılımcıyla gerçekleştirilecek. COP31 Gençlik İklim Ideathonu temaları; Yeşil Beceri ve İklim Okuryazarlığı, Gençlik Katılımı ve İklim Liderliği, İklim Değişikliğine Uyum ve Dayanıklılık, Hava Kirliliği, Temiz Hava ve Yeşil Dönüşüm, Orman Yangınları, Kuraklık ve Su Stresi İle Mücadele, Tarım ve Gıda Güvenliği, Yenilenebilir Enerjiler ve Karbon Ayak İzinin Azaltılması, Genç Dostu ve Çevre Uyumlu Spor Tesisleri olarak belirlendi. Etkinlik kapsamında geliştirilecek fikirlerin; uygulamaya yönelik olarak somut, uygulanabilir ve ölçeklenebilir çıktılara dönüşmesi hedefleniyor. COP31 Gençlik İklim Ideathonu için başvurular “e-genc.gsb.gov.tr” adresinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor Haber

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. “Astımın Belirtilerine Dikkat” Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi. “Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor” Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. “Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor” Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir” ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. “Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli” Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır” dedi. “Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir” Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu. “Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli” Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. “Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz” Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı Haber

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı

Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı. Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu. Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı. Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti. Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi. 61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı. Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi. “Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor” Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi. Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı. Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi. “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli” Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi. Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Nilüfer’de Çevresel Veriler Önleyici Politikalara Rehber Haber

Bursa Nilüfer’de Çevresel Veriler Önleyici Politikalara Rehber

Bilimsel ölçümler, kent yönetiminde planlama, denetim ve karar süreçlerine doğrudan rehberlik ediyor. Nilüfer Belediyesi, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan hava kirliliği ile 2025 yılına ait su kirliliği izleme çalışmalarının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Sabit ve mobil ölçüm istasyonlarından elde edilen bilimsel veriler, Nilüfer’de çevresel risklerin yerinde, sürekli ve karşılaştırmalı biçimde izlendiğini ortaya koyarken; bu verilerin halk sağlığını önceleyen önleyici politikalara rehberlik ettiği vurgulandı. HAVA KİRLİLİĞİNDE SANAYİ VE TRAFİK KAYNAKLI ETKİ BELİRGİNLEŞİYOR Nilüfer ilçesinde hava kalitesini yakından izlemek amacıyla Ata Bulvarı’nda bulunan sabit Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu’nun yanı sıra; Çalı Sanayi Bölgesi, Kayapa Organize Sanayi Bölgesi ve Lefkoşe Caddesi’nde konumlandırılan mobil hava kalitesi izleme istasyonlarıyla çok noktalı ölçüm yapılıyor. Bu sayede sanayi ve trafik yoğunluğunun etkisi, zamana ve mekâna bağlı olarak somut verilerle takip edilebiliyor. 2024 ve 2025 yıllarına ait ölçümlerde; Zararlı Partikül Madde (PM10) ve Solunabilir Partikül Madde (PM2,5) değerlerinin ölçüm yapılan birçok ayda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sınır değerlerinin üzerinde seyrettiği, NO₂ (Azot Dioksit) değerlerinin özellikle sanayi ve trafik yoğun bölgelerde hem DSÖ hem de bazı aylarda ulusal sınır değerleri aştığı, SO₂, CO ve O₃ değerlerinin ise genel olarak sınır değerlerin altında kaldığı tespit edildi. Nilüfer’in Bursa genelinde yüksek kirlilik potansiyeline sahip bölgeler arasında yer aldığını belirten yetkililer, bu nedenle hava kalitesinin sürekli ve yerinde ölçülmesinin yalnızca durum tespiti değil, önleyici yönetim açısından da kritik bir araç olduğunu ifade ettiler. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “ÖLÇTÜĞÜMÜZ HER VERİ, ÖNLEYİCİ BİR ADIMIN BAŞLANGICIDIR” Çevresel izleme çalışmalarının yalnızca veri üretmekle sınırlı olmadığını belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, elde edilen bilgilerin doğrudan karar süreçlerine yön verdiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Çevreyle ilgili riskleri yönetmenin ilk koşulu, onları doğru ve sürekli biçimde ölçmektir. Nilüfer’de elde ettiğimiz her veri, yalnızca bir tespit değil; halk sağlığını korumaya yönelik önleyici adımların temelidir” dedi. Ölçüm sonuçlarının vatandaşlarla paylaşılmasını bir şeffaflık gereği olarak gördüklerine vurgu yapan Başkan Şadi Özdemir, “Hava ve su kalitesine ilişkin verileri kamuoyuna açık biçimde sunuyoruz. Aynı zamanda bu verileri, denetimden kent planlamasına kadar birçok alanda yol gösterici bir yönetim aracı olarak kullanıyoruz. Çevresel izleme çalışmalarının temel amacı sorun oluştuktan sonra müdahale etmek değil; bilimsel veriler ışığında riskleri önceden görerek sağlıklı bir kent yaşamını güçlendirmektir” diye konuştu. VERİLER VATANDAŞIN BİLGİSİNE SUNULUYOR, KARARLARA REHBERLİK EDİYOR Öte yandan hava kalitesi ölçüm sonuçlarına Nilüfer Belediyesi’nin resmi internet sitesi ile Nilüfer Her Yerde mobil uygulaması üzerinden anlık olarak erişilebildiği hatırlatıldı. Bu uygulamanın, vatandaşların günlük yaşamlarına ilişkin bilinçli tercihler yapabilmesine katkı sunduğu belirtildi. Paylaşılan verilerin aynı zamanda belediyenin denetim, planlama ve önceliklendirme süreçlerinde aktif biçimde kullanıldığını kaydeden yetkililer, riskli bölgeler ve zaman dilimlerine yönelik hedefli çalışmaların bu sayede geliştirildiğini vurguladı. SU KALİTESİ İZLEME ÇALIŞMALARINDA GÜVEN VEREN SONUÇLAR Nilüfer Belediyesi’nin 2005 yılından bu yana sürdürdüğü Su Kirliliği İzleme Çalışmaları kapsamında da, 2025 yılı boyunca kent ve kırsal mahallelerde düzenli analizler gerçekleştirildi. 2025 yılı verilerine göre; Kent merkezindeki 42 mahallede, 73 noktadan alınan örneklerde yapılan 873 ölçümün tamamında serbest klor seviyelerinin yönetmeliklere uygun olduğu, 22 kırsal mahallede yapılan ölçümlerde örneklerin yaklaşık yüzde 85’inin uygun, yaklaşık yüzde 15’inde ise düşük klor seviyesi tespit edildiği, kent ve kırsal mahallelerin hiçbirinde mikrobiyolojik kirliliğe rastlanmadığı açıklandı. Ölçüm sonuçlarının her ay BUSKİ Genel Müdürlüğü ve Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü ile paylaşıldığı, ayrıca belediyenin https://www.nilufer.bel.tr/kategoriler/hizmet/hava-ve-su-kalitesi-izleme/su-kalitesi-izleme web adresinden düzenli olarak kamuoyunun bilgisine sunulduğu belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung’dan Yeni Hava Temizleme Cihazı Haber

Samsung’dan Yeni Hava Temizleme Cihazı

Hava kalitesi özellikle mevsim geçişlerinde yaşam alanları için kritik önem taşıyor. Samsung’un portföyüne kattığı yeni Hava Temizleyicisi, kullanıcılara tozlardan, zararlı gaz ve kötü kokulardan arındırılmış, temiz hava sağlamanın etkili bir yolunu sunuyor. Üstün özellikleri, güçlü performansı alan tasarrufu ile kendini gösteren cihaz, Samsung’un yenilikçi teknolojileriyle donatıldı. Çok katmanlı filtreleme ile evinizde temiz hava dolaşımı Çok katmanlı filtreleme sistemi ile öne çıkan Samsung Hava Temizleyici, kolayca yıkanabilen ön filtresiyle büyük toz partiküllerini yakalıyor. Ardından gelen Aktif Karbon Koku Giderme Filtresi de zararlı gazları ortadan kaldırıyor. Ayrıca Toz Toplama Filtresinin elektret filtre katmanı, ultra ince tozların %99,97’sine kadarını yakalama özelliğine sahip. Her zaman ferah hava Yeni Samsung Hava Temizleyici ile hava kalitesi ihtiyaca göre otomatik ve verimli bir şekilde optimize edilebiliyor. Otomatik Mod, hava kirliliği seviyesini sürekli olarak izliyor ve güç ile fan hızını 3 kademeden birine otomatik olarak ayarlıyor. Böylece hava kalitesi anlamında konfor sağlıyor. 4 adımlı renk göstergesi ile hava kalitesi seviyesini takip edin Hava Temizleyici ile kirlilik düzeyi hassas bir şekilde kontrol edilebiliyor. Lazer PM 1.0 Sensörü sayesinde PM1.0, PM2.5 ve PM10 parçacıklarını tespit etmek için lazer kullanıyor ve Dijital Hava Kalitesi Ekranı her bir parametrenin seviyesini gösteriyor. Gaz Sensörü ise 4 adımlı renk varyasyonu ile gösterilen gaz kirleticilerinin düzeyini ölçüyor. Böylece yaşam alanlarında solunan havanın kalitesi adım adım takip edilebiliyor. Her yerde temiz hava Geniş alanlarda havayı, bir köşeden diğerine olacak şekilde temizleyen yeni Samsung Hava Temizleyici, Ön Hava Girişi ile havayı önden kolayca çekerek duvara yakın konumda bile etkili bir şekilde çalışıyor. Ardından Güçlü Fan, 3 Yönlü Hava Akışı sayesinde temiz havayı üç farklı yöne hızla dağıtarak ortamın havasını hızlıca temizliyor. SmartThings ile her zaman her yerden kontrol SmartThings uygulaması ile hava kalitesini her yerden yönetmek mümkün. Kullanıcılar uygulamayla hava temizleyiciyi açıp kapatabiliyor, zamanlayıcı ayarlayabiliyor ve hava kalitesini kontrol edebiliyor. Ayrıca Intelligent Care özelliği, hava kalitesi kötüleştiğinde otomatik olarak havayı temizlemeye başlıyor. Hoş Geldin özelliği ise toz seviyesi yükseldiğinde yakındaki kişileri uyarıyor. Kolay bakım Samsung Hava Temizleyici, Yıkanabilir Ön Filtresi ile kolayca temizlenebiliyor. Toz Toplama Filtresi ise Ultra İnce Toz Filtresi ve Aktif Karbon Koku Giderme Filtresinden oluşan 2’si 1 arada tasarımı sayesinde kolayca değiştiriliyor. Ayrıca, temizleme veya değiştirme zamanı geldiğinde uyarı simgesi yanıp sönüyor ve kullanıcılara hatırlatma yapıyor. Hava Temizleyici ince tasarımı sayesinde ortamda yer kaplamıyor. Gizli hareketli tekerlekleri ile odadan odaya kolayca taşınabiliyor.

Bursa’da Temiz Hava Seferberliği Haber

Bursa’da Temiz Hava Seferberliği

Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaları artırmak, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek ve mevcut durumun bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini sağlamak amacıyla ‘Hava Kirliliği ve Çevresel Etkileri Paneli’ düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra aynı zamanda Halk Sağlığı Uzmanı olan CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, akademisyenler, kamu kurumları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. “HEPİMİZ AYNI HAVAYI SOLUYORUZ” Programda konuşan MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yeşilin, beyazın ve mavinin bir araya gelerek eşsiz bir doğa dokusu oluşturduğu Bursa'da hava kalitesinin düşük olduğunu vurguladı. Bunda kentin coğrafi konumunun, yeryüzü yapısının ve sanayi yoğunluğunun etkili olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa hava kirliliği açısından bugün de çok büyük bir risk altındadır. Kentimizin hava kalitesi gelecek kuşaklar için de önem taşıyor. Göreve geldiğimiz günden itibaren havamız ve suyumuz için birçok çalışma yaptık ve bunları kamuoyuyla paylaştık. Önemli çağrılar yaptık. Havamızı ve suyumuzu kimlerin kirlettiğini açıkladık. Bu konuda herkesin sorumluluk sahibi olması gerektiğini her platformda dile getirdik. Hepimiz aynı havayı soluyoruz. Havamız ne kadar temizse, insan sağlığı açısından o kadar kaliteli bir yaşam sunarız” diye konuştu. “AMACIMIZ, TEMİZ, SAĞLIKLI VE YAŞANABİLİR BURSA” Bursa’da hava kirliliğinin en yüksek olduğu yerin İnegöl olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, hava kirliliği açısından Kestel ve Gürsu’nun da İnegöl’ü takip ettiğini söyledi. Kentin farklı noktalarına yerleştirilen hava kalitesi ölçüm cihazlarıyla canlı takip yapabildiklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bu tür çalışmalarımızı genişleteceğiz. Muhtemelen İnegöl'de ve Kestel'de maske dağıtacağız. Çünkü durum bunu gösteriyor. Hava kirliliği, insan sağlığını, yaşam kalitesini ve kentlerin geleceğini doğrudan etkileyen bir konudur. Sanayi kimliğiyle öne çıkan Bursa’da özellikle kış aylarında partikül madde değerlerinde yaşanan artış, hepimizin yakından takip ettiği önemli bir sorundur. Bizler halk sağlığını önceleyen, temiz çevreyi merkeze alan bir anlayışa sahibiz. Amacımız, halkımızın daha temiz, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir Bursa'da yaşamasını sağlamaktır” dedi. “GELECEK KUŞAKLARA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR” Yılların ihmali ve düşüncesizliği sonucu Nilüfer Çayı’nın kirlendiğini ve buna sebep olan kurumlardan birinin de BUSKİ olduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, bunun yanında 155 kaçak deşarj da tespit ettiklerini hatırlattı. Bunlara yönelik işlemlerin sürdürüldüğünü anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bu süreci kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevreyi kirleten her unsurla mücadele edeceğiz. 2026 yılı içerisinde atık su ve altyapı projelerini büyük ölçüde tamamlayacağız. Eksikleri gidererek kentimizin havasını ve suyunu korumak için gereken adımları atacağız. Ovaakça bölgesindeki atıkların da Nilüfer Çayı’na karıştığını biliyoruz. Bu konuda proje hazırladık. İnşaat süreci başladı ve kısa sürede faaliyete başlatacağız. Yıllarca bu kentte görev yapan insanların duyarsızlığı bir Bursalı olarak beni son derece üzdü. Gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz var. Çocuklarımız ve torunlarımız bu kentte yaşayacak” diye konuştu. “KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİYLE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ” Hava kalitesi ölçümüyle ilgili Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, dünya genelinde yaşanan iklim krizine de dikkat çekerek gerekli tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini vurguladı. Sorunların ancak tüm kurumların iş birliğiyle çözülebileceğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “Kurumlar arası iş birliğiyle ve ortak akılla hareket etmek zorundayız. El ele verdiğimizde hava kirliliğine karşı daha etkili ve kalıcı çözümler üretebileceğimize inanıyorum. Düzenlenen panelin, Bursa için yol gösterici sonuçlar ortaya koyacağını inanıyorum” dedi. “BURSA’NIN TEMİZ HAVA EYLEM PLANINA İHTİYACI VAR” CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın uzun yıllardır hava kirliliğiyle mücadele ettiğini söyledi. Çarpık kentleşme, endüstri ve ulaşım gibi etkenlerden dolayı hava kirliliğinin Bursa’da ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Pala, “Bursa, yıllar boyunca Türkiye genelindeki ölçüm istasyonları arasında en kirli ilk 10 kent arasında olmuştur. Nilüfer ölçüm istasyonunda partikül madde (PM10) değeri 367 seviyesine ulaştı. Bu açık bir alarm durumudur. Hava kirliliği, sadece Bursa merkezde değil, 17 ilçede ciddi sorundur. Bursa’da her yıl 3 bine yakın insan hava kirliliği sebebiyle hayatını erken kaybediyor. Çok sayıda çocuk hava kirliliğine bağlı hastalıklara yakalanıyor. Bu hastalıkların bir bölümü ömür boyu sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğini sigara kadar ciddi bir sağlık tehdidi olarak tanımlıyor. Bursa’nın çok ciddi temiz hava eylem planına ihtiyacı var. Umarım hep birlikte temiz hava soluduğumuz günleri yaşarız” diye konuştu. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Cihat Kahraman, Bursa genelinde kentsel hava kalitesini yakından takip ettiklerini, Bursalıların sağlıklı hava teneffüs etmelerini sağlamak amacıyla çalıştıklarını ifade etti. Hava kirliliğiyle mücadelede sunduğu yol gösterici destekler için Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür eden Kahraman, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, konuşmaların ardından panel oturumlarıyla devam etti. ‘Farklı dinamikler perspektifinden hava kalitesi’ konulu birinci oturumda, Prof. Dr. Ülkü Alver Şahin ‘Kent havasının kirlilik dinamikleri ve kaynak dağılımları’, Doç. Dr. Aşkın Birgül ‘Bursa’da hava kalitesi ve emisyon kaynaklarının bilimsel değerlendirilmesi’, Derya Sarıoğlu ‘Hava emisyon yönetimi çalışmaları’, Prof. Dr. Burcu Onat ‘İç ortam hava kalitesi: Bina içi kirlilik kaynakları ve yönetimi’, Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ‘Temiz hava hakkı ve çevresel adalet perspektifi’, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan ‘Hava kirliliğinin halk sağlığı üzerine etkileri’ başlığında sunum yaptı. ‘Yerelde havayı yönetmek’ temalı ikinci oturumda ise, Bursa, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri tarafından ‘hava kalitesi ve izleme yönetimi’ hakkında bilgi verildi. Program, moderatörlüğünü Barış Can Üstündağ’ın yaptığı ‘Hava sohbetleri-Birlikte konuşalım: Çevre için paylaşılan sorumluluklar’ oturumuyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuğunuzda Bu Belirtileri İyi Gözlemleyin! Haber

Çocuğunuzda Bu Belirtileri İyi Gözlemleyin!

Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Teknolojiyle iç içe, hızlı tüketimin merkezde olduğu modern yaşam, çocuk sağlığını sessiz ama güçlü biçimde tehdit ediyor. Artan hava kirliliği, hazır gıdalar, kimyasal içerikli oyuncaklar ve ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukluk çağı lösemilerinin görülme oranının son yıllarda artmasına neden oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat bu durumun sadece genetik değil, çevresel faktörlerle de yakından ilişkisi olduğunu belirterek “Özellikle içinde bulundouğumuz modern çağda çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Pestisit içeren gıdalar, hava kirliliği, plastik kullanımındaki artış ve elektromanyetik alanlar derken çocukların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, erken farkındalık açısından kritik rol oynuyor” diyor. Sinsice ilerliyor, erken tanı büyük önem taşıyor Löseminin sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerinin de genellikle yorgunluk, solunum yolu enfeksiyonları ya da kansızlık gibi durumlarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat sözlerine şöyle devam ediyor: “Oysa erken tanı, sadece yaşam süresini değil, tedavinin başarısını da kökten etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sisteminde önemli kazanımlar sağlıyor. Hastalığın ilk evrelerinde tespit edilmesi durumunda çocukların büyük bölümü tamamen sağlığına kavuşabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserli hücreler çoğaldığından dolayı tedavi süreci uzuyor, ilaç dozları artıyor ve küçük bedenlerinin yükü ağırlaşıyor. Bu nedenle ailelerin en küçük şüphede bile vakit kaybetmeden uzmana danışmaları gerekiyor.” Tedavide kişiye özel yaklaşımlar öne çıkıyor Çocukluk çağı kanserleri içerisinde yüzde 30 ile en sık görüleni lösemi. Bilim dünyası çocukluk çağı lösemisinin tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüm noktasına ulaştı. Günümüzde artık sadece kanser hücrelerini yok etmek değil, sağlıklı hücreleri koruyarak yaşam kalitesini yükseltmenin hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Geçmişte lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapiler, vücuttaki tüm hızlı bölünen hücreleri etkilerdi. Günümüzde ise hedefe yönelik ilaçlarla sadece lösemi hücrelerine yöneliyoruz. Bu sayede saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler daha az görülüyor ve çocuklar tedavi sürecini çok daha iyi tolere ediyor.” Lösemide bu belirtileri ihmal etmeyin! Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin üç öncü belirtisini sıralayarak, anne babalara bu belirtileri kesinlikle dikkate almalarını vurguluyor. İşte o belirtiler; Sebepsiz morluklar Çocuğun cildinde bir çarpma sonucu değil, sebepsiz yere oluşan morluklar erken tanıda çok büyük önem taşıyor. Anne babalar genellikle ‘çocuk bu, sürekli düşüyor’ diyerek bacakların özellikle üst kısımlarında oluşan morlukları geçiştirmemeli. Eğer morluklar sık tekrarlıyor, geç iyileşiyor ya da farklı bölgelerde nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Burun ve diş eti kanamaları Çocuklarda ara sıra burun veya diş eti kanaması normal olsa da, bu durum sıklaştığında önemli bir sinyal olabilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, uzun süren ya da tekrarlayan burun kanamaları ve fırçalama sırasında kolayca kanayan diş etleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Bu nedenle bu belirtileri hafife almamak, dikkatle izlemek ve zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar Bağışıklık sistemi zayıfladığı için çocuk sık sık ateşlenir, basit bir soğuk algınlığı uzun sürer veya tekrarlayan boğaz iltihapları görülür. Bu durum, vücudun savunma mekanizmasının lösemi hücreleri tarafından baskılandığını gösterebilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaştığı için, aileler bu duruma karşı uyanık olmalı, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyon ve kol-bacak ağrıları olması durumunda çocuk onkoloji uzmanına başvurmalıdır. Lenf bezlerinde büyüme Çocukların enfeksiyon sırasında özellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse, üzerine dokununca hassasiyet olmuyorsa ve lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır. Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk Eskiden enerjik olan bir çocuğun oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık sık dinlenmek istemesi ve yüzünde belirgin bir solgunluk oluşması, kansızlıktan çok daha fazlasını işaret edebilir. Lösemi, kemik iliğindeki sağlıklı hücrelerin yerini kanserli hücrelerin almasıyla oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çocuğunuzun günlük yaşamda hareketlilik seviyesini, uyku düzenini iyi takip ederek geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve uykuya dalma güçlüğü durumunda doktora başvurun. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.