Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Havacılık

Kapsül Haber Ajansı - Havacılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Havacılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti Haber

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti

ATO Başkanı Gürsel Baran'ın makamında gerçekleşen ziyarete ATO Başkan Yardımcısı Adem Ali Yılmaz ile Genel Sekreter Ahmet Güran eşlik etti. Baran, ziyarette yaptığı konuşmada, coğrafi şekli nedeniyle Hint Okyanusu'nun incisi olarak anılan Sri Lanka ile Türkiye arasındaki ilişkilerin uzun tarihi geçmişi olduğunu belirterek, olumlu seyreden bu ilişkileri ticari ve ekonomik alanda ilerletmeyi hedeflediklerini söyledi. Küresel ekonomide dengelerin değiştiği, ticaret yollarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, Asya'nın dünya ekonomisindeki ağırlığının arttığı ve Hint Okyanusu'nun da uluslararası ticaretin, enerji taşımacılığının ve küresel lojistik ağların en stratejik bölgelerinden biri haline geldiğini anlatan Baran, "Türkiye'nin üretim gücü ve geniş pazarlara erişim imkânlarıyla Sri Lanka'nın Hint Okyanusu'ndaki stratejik konumunun birbirini tamamlayan önemli avantajlar sunduğu görülüyor. Bu avantajları karşılıklı ticarete, yatırımlara ve uzun vadeli iş ortaklıklarına dönüştürmek ortak hedefimiz" dedi. İki ülke arasında ekonomik ve teknik işbirliği ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının bulunduğunu hatırlatan Baran, "Sri Lanka ile tekstil ve hazır giyim, gıda ve tarım ürünleri, madencilik, makine, sağlık, turizm, lojistik ve teknoloji sektörlerinde önemli fırsatlar görüyoruz." diye konuştu. Sri Lanka'nın Mannar Körfezi'ndeki petrol rezervlerinin çıkarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Baran, Türkiye'nin petrol ve madencilik alanlarındaki tecrübelerine dikkat çekti. Baran, "Ülkelerimiz arasında Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 500 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için mevcut potansiyelimizi daha etkin değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle iş dünyalarımızın birbirini daha yakından tanımasına, karşılıklı ziyaretlerin artmasına ve firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına ihtiyaç var. Ankara Ticaret Odası olarak, Sri Lankalı iş insanlarıyla üyelerimizi buluşturmaya, yeni ticari bağlantılar kurulmasına ve karşılıklı yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sunmaya hazırız" dedi. Baran, konuşmasında Ankara ekonomisi hakkında da bilgi verdi. -HAVACILIK VE TARIM SEKTÖRLERİNDE ANLAŞMA- Ziyarette konuşan Sri Lanka Dışişleri ve Yurtdışı İstihdam Bakan Yardımcısı Arun Hemachandra, Türkiye ile Sri Lanka arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bu ziyaretinde Türkiye ve Sri Lanka arasında havacılık ve tarım sektörü üzerine iki önemli ikili anlaşma imzaladıklarını bildirdi. Sri Lanka ekonomisi hakkında bilgi veren Bakan Yardımcısı Hemachandra, küresel ekonomideki zorluklara rağmen Sri Lanka ekonomisinin geçen yılı yüzde 5'lik büyümeyle dayanıklılık göstererek tamamladığını belirterek, "Ülkenizdeki yatırımcı ve iş insanlarının güçlü ekonomideki fırsatları değerlendirmelerini isteriz" dedi. Beyaz ve elektronik eşya başta olmak üzere, Türk ürünlerinin Sri Lanka piyasasındaki ağırlığının arttığını, kendisinin de evinde Türk markalarını kullandığını bildiren Bakan Yardımcısı, "Daha fazla Türk ürününün Sri Lanka piyasasında yer almasını istiyoruz" diye konuştu. Dijitalleşme konusundaki hızlı gelişmelere ve Türk şirketlerinin bu konudaki başarılı çalışmalarına dikkat çeken Bakan Yardımcısı Hemachandra, hem dijitalleşme hem de inşaat, makine dâhil olmak üzere tüm alanlarda daha fazla işbirliği yapmak için Türk şirketlerini Sri Lanka'nın açtığı uluslararası ihalelere katılmaya davet etti. Bakan Yardımcısı Hemachandra, Sri Lanka'yı tanıtmak ve işbirliği imkânlarını detaylı görüşmek üzere Baran başkanlığındaki ATO heyetini de ülkesine davet etti. -SRI LANKA EXPO 2027'YE DAVET- Sri Lanka Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa da yaptığı konuşmada, 14-17 Ocak tarihlerinde Başkent Kolombo'da Sri Lanka Expo 2027'nin düzenleneceği bilgisini vererek, "Sri Lanka Uluslararası Ticaret Fuarı, iş dünyası için yeni fırsatlar oluşturur. Ankara Ticaret Odası üyelerini Sri Lanka Expo'ya davet ediyoruz" dedi. Büyükelçi, Sri Lanka Expo hakkında Kasım ayında organize edilecek bir toplantıyla katılmak isteyenlere detaylı bilgi vereceklerini de söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vatansever: Otomobil İle Uzay Teknolojisi Arasındaki Sınır Kalkıyor Haber

Vatansever: Otomobil İle Uzay Teknolojisi Arasındaki Sınır Kalkıyor

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Tesla’nın 15 Ekim 2026’da Teksas’ta gerçekleştirdiği etkinlikte tanıttığı yeni nesil Roadster’ı ve otomotiv teknolojilerindeki dönüşümü değerlendirdi. Tesla ile SpaceX mühendisliğini aynı projede buluşturan yeni Roadster’ın yalnızca elektrikli bir süper otomobil olarak değerlendirilmesinin eksik kalacağını belirten Vatansever, aracın farklı sektörlerde geliştirilen teknolojilerin birbirine aktarılmasının dikkat çekici bir örneği olduğunu söyledi. “Roadster’ın asıl önemi hızından daha büyük” Tesla, yeni nesil Roadster için Performance, Thrust ve davetle sunulması planlanan Rocket olmak üzere farklı konfigürasyonlar tanıttı. Şirketin tanıtımında Roadster için 0’dan 60 mile, yaklaşık 97 kilometre/saat hıza bir saniyenin altında ulaşan hızlanma, 230 milin, yaklaşık 370 kilometrenin üzerinde azami hız ve 300 milin, yaklaşık 480 kilometrenin üzerinde menzil bilgileri paylaşıldı. Tesla üretime 2028 yılında başlamayı hedefliyor. Vatansever, bu rakamların henüz seri üretim ve homologasyon süreci tamamlanmış nihai teknik değerler olmadığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Bir otomobilin bir saniyenin altında hızlanması doğal olarak büyük ilgi çekiyor. Ancak Roadster’ın gösterdiği asıl değişim daha büyük. Otomobil artık mekanik bir üründen çok yazılımın, elektronik sistemlerin, enerji teknolojilerinin, ileri malzemelerin ve farklı mühendislik disiplinlerinin birleştiği teknoloji platformuna dönüşüyor.” SpaceX teknolojisi otomobile taşındı Yeni Roadster’ın en dikkat çekici taraflarından biri Tesla ile SpaceX arasındaki mühendislik iş birliği oldu. Tanıtımda SpaceX kökenli soğuk gaz iticileri ile fan tabanlı bir emiş sisteminin birlikte kullanıldığı deneysel araç gösterildi. Araç kısa süreli olarak yerden yükseldi, havada yön değiştirdi ve tekrar yere indi. Tanıtım aracında ayrıca yüksek basınçlı hava tankları, elektronik direksiyon kontrolü ve aktif aerodinamik gibi deneysel teknolojiler de gösterildi. Vatansever, teknoloji transferinin aracın performans rakamlarından daha önemli bir mesaj taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Uzay teknolojisinde geliştirilen bir mühendislik yaklaşımının otomobile taşınması son derece dikkat çekici. Bugün uzayda geliştirilen bir sistem yarın otomotivde, savunmada geliştirilen bir teknoloji sağlıkta veya yapay zekâ için geliştirilen bir altyapı üretim sanayisinde kullanılabiliyor. İnovasyonun en güçlü kaynaklarından biri sektörler arasındaki bu bilgi transferidir.” “Uçan otomobil” tanımı için henüz erken Roadster’ın tanıtım sırasında yerden yükselmesi ve havada manevra yapması küresel ölçekte büyük ilgi uyandırırken Vatansever, aracın klasik anlamda bir “uçan otomobil” olarak tanımlanmasının şu aşamada yanıltıcı olacağını söyledi. “Bir uçak gibi sürekli uçuş yapan bir otomobilden söz etmiyoruz. Tesla’nın gösterdiği sistem kısa süreli havalanma ve hava manevraları yapabilen deneysel bir teknoloji. Ancak bu bile otomobil mühendisliğinde alışılmış sınırların ne kadar zorlandığını gösteriyor” dedi. Deneysel gösteride kullanılan Rocket konfigürasyonunun normal karayolu kullanımı için standartlaştırılmış bir seri üretim aracı olmadığını belirten Vatansever, tanıtım prototiplerinin kabiliyetleri ile gelecekte müşteriye teslim edilecek araçların kesin özelliklerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. “Bazı ürünlerin değeri kaç adet sattığıyla ölçülmez” Yeni Roadster’ın Tesla açısından yüksek adetli bir satış modelinden çok teknoloji vitrini niteliği taşıdığına dikkat çeken Vatansever, otomotiv sektöründeki “halo car” yaklaşımının teknoloji dünyasındaki demonstratörlerle benzer işlev gördüğünü söyledi. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Bazı ürünlerin değerini kaç adet sattığıyla ölçmek doğru değildir. Böyle bir araçta geliştirilen batarya yönetimi, yazılım, aerodinamik, malzeme veya kontrol teknolojisi daha sonra milyonlarca adet üretilen başka ürünlere aktarılabilir. Başlangıçta sınırlı sayıda üretilen bir ürünün geliştirdiği teknoloji çok daha geniş bir ekonomik değer yaratabilir.” Tesla CEO’su Elon Musk’ın da Roadster’ın şirketin finansal sonuçlarına büyük bir katkı yapmasının beklenmediğini, aracın daha çok sembolik ve teknolojik bir öneme sahip olduğunu belirtmesi bu yaklaşımı destekliyor. 2017’de verilen sözlerle 2026 aracı aynı değil Yeni nesil Roadster ilk kez 2017’de tanıtıldı ve üretimin 2020 yılında başlaması planlanmıştı. Proje daha sonra birçok kez ertelendi. Tesla’nın hâlen yayında bulunan Türkiye Roadster sayfasında önceki tanıtıma ait 2,1 saniyelik 0–100 km/s hızlanma, 400 km/s üzerinde azami hız ve 1.000 kilometre menzil bilgileri yer alıyor. 15 Ekim 2026’daki yeni tanıtımda ise 300 milin üzerinde, yani yaklaşık 480 kilometreyi aşan menzil bilgisi paylaşıldı ve aracın teknoloji mimarisi önemli ölçüde değişti. Vatansever, “Tesla Türkiye’nin mevcut internet sayfasındaki eski teknik bilgiler ile 2026’da gösterilen yeni aracın verilerini birbirine karıştırmamak gerekiyor. Seri üretim aracının kesin menzil, performans ve donanım değerleri ancak Tesla’nın güncellenmiş teknik açıklamaları ve homologasyon süreci tamamlandığında netleşecek” dedi. Türkiye açısından asıl mesaj: Otomobil artık bir teknoloji ekosistemi Roadster’ın Türkiye açısından asıl öneminin süper otomobil pazarından çok otomotiv endüstrisinin geçirdiği dönüşüm olduğunu belirten Vatansever, Türkiye’nin güçlü otomotiv üretim altyapısını yeni teknoloji katmanlarıyla desteklemesinin önemine dikkat çekti. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “Bugünün otomobili yalnız motor, şasi ve kaportadan oluşmuyor. Batarya teknolojisi, güç elektroniği, araç yazılımı, sensörler, yarı iletkenler, yapay zekâ, haberleşme, siber güvenlik ve ileri malzemeler aracın oluşturduğu değerin giderek daha büyük bölümünü belirliyor. Roadster örneği buna havacılık ve uzay mühendisliğini de ekliyor.” Türkiye’nin uzun yıllara dayanan otomotiv üretim tecrübesinin bu yeni teknoloji alanlarında geliştirilecek mühendislik ve fikrî mülkiyet kapasitesiyle desteklenmesinin önemine işaret eden Vatansever, otomotivde katma değerin giderek daha büyük bölümünün yazılım ve elektronik sistemlerden geldiğini söyledi. “Otomotivde rekabet artık teknoloji ekosistemi yarışı” Elektrikli araç dönüşümünün yalnız içten yanmalı motorun elektrik motoruyla değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Vatansever, sektörün rekabet kriterlerinin değiştiğini söyledi. “Rekabet artık yalnız beygir gücü, motor hacmi veya kaç adet araç üretildiği üzerinden yürümüyor. Hangi ülkenin daha güçlü batarya teknolojisine sahip olduğu, otomobil yazılımında ne kadar yetkin olduğu, yarı iletken ve sensör altyapısında ne kadar söz sahibi olduğu ve yapay zekâyı araç platformuna nasıl entegre ettiği giderek daha belirleyici hâle geliyor” dedi. Türkiye’nin mevcut otomotiv sanayisinin ve tedarik zincirinin bu dönüşümde önemli bir başlangıç avantajına sahip olduğunu ifade eden Vatansever, yeni dönemde araç başına oluşturulan teknoloji ve fikrî mülkiyet değerinin artırılmasının kritik olduğunu belirtti. Savunma ve uzay teknolojisinin sivil ekonomiye aktarılması fırsat Roadster’daki SpaceX bağlantısının Türkiye açısından başka bir önemli mesaj taşıdığını ifade eden Vatansever, savunma, havacılık ve uzay alanlarında geliştirilen teknolojilerin sivil ekonomiye aktarılmasının yüksek katma değer yaratabileceğini söyledi. “Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanlarında son yıllarda önemli mühendislik yetkinlikleri geliştirdi. İleri malzemeler, sensörler, haberleşme sistemleri, yapay zekâ ve kontrol teknolojileri gibi alanlarda oluşan bilginin otomotivden enerjiye, sağlıktan üretime kadar sivil sektörlere taşınması ciddi bir ekonomik fırsat oluşturabilir” dedi. Vatansever, teknolojik gelişmenin yalnız yeni bir ürün ortaya çıkarmak değil, bir sektörde oluşan bilgi ve yeteneği başka sektörlerde yeniden kullanabilmek anlamına da geldiğini belirtti. Türkiye satış tarihi ve fiyatı açıklanmadı Tesla, yeni nesil Roadster’ın Türkiye satış tarihi veya Türkiye fiyatına ilişkin henüz güncel bir açıklama yapmadı. Tesla Türkiye’nin ürün güncellemeleri sayfasında Roadster hâlen ilgi alanları arasında yer alıyor; ancak yeni nesil aracın Türkiye sipariş tarihi veya güncel fiyatlandırması açıklanmış değil. Tesla Türkiye’nin mevcut Roadster sayfasındaki teknik veriler de 2017’de tanıtılan önceki versiyona ait olduğu için yeni aracın Türkiye’ye sunulacak nihai özellikleri olarak değerlendirilmemeli. Yeni Roadster’ın hangi versiyonlarının seri üretime geçeceği, hangilerinin farklı pazarlarda karayolu kullanım onayı alacağı ve Türkiye’de satışa sunulup sunulmayacağı Tesla’nın sonraki açıklamalarıyla netleşecek. “Asıl soru kaç saniyede hızlandığı değil, hangi teknolojileri doğuracağı” Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yeni Roadster’a yalnız ‘kaç saniyede 100 kilometreye çıkıyor?’ diye bakarsak asıl dönüşümü kaçırırız. Daha önemli soru, SpaceX’te geliştirilen bir kabiliyetin otomobile aktarılmasının bundan sonra hangi yeni teknolojilere kapı açacağıdır. Dün otomobil şirketleri ağırlıklı olarak mekanik mühendislik şirketleriydi. Bugün yazılım geliştiricilere, elektronik mühendislerine, yapay zekâ uzmanlarına, batarya kimyacılarına ve malzeme bilimcilerine aynı anda ihtiyaç duyuyorlar. Yarın uzay ve havacılık mühendisliği de bu zincirin daha doğal bir parçası hâline gelebilir. Türkiye açısından hedefimiz yalnız yeni nesil araçları tüketmek değil; otomotivdeki bu dönüşümün içinde mümkün olduğunca fazla yazılım, elektronik, batarya teknolojisi, yapay zekâ, ileri malzeme ve fikrî mülkiyet üretebilmek olmalı. Küresel otomotiv rekabetindeki yerimizi giderek daha fazla bu yetkinlikler belirleyecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TABA-AmCham Küresel Yatırımın Rotasını Bakü'ye Çeviriyor Haber

TABA-AmCham Küresel Yatırımın Rotasını Bakü'ye Çeviriyor

Türk Amerikan İşadamları Derneği (TABA-AmCham) öncülüğünde Bakü'de düzenlenecek olan Avrasya Yatırım ve İş Ağı Zirvesi 2026, “Hazar Köprüsü Zirvesi” temasıyla Türkiye, Azerbaycan ve ABD eksenindeki ticari ilişkileri güçlendirmeyi ve Avrasya pazarlarında yeni iş birliği fırsatlarının önünü açmayı hedefliyor. Enerjiden savunma sanayiine, teknolojiden lojistiğe uzanan stratejik sektörlerin ele alınacağı zirve, uluslararası yatırımcıları ve iş dünyasının temsilcilerini Bakü'de bir araya getirecek. TABA-AmCham Azerbaycan/Bakü Temsilciliği ev sahipliğinde ve T.C. Azerbaycan Büyükelçiliği iş birliğiyle 22 Ekim 2026 tarihinde Bakü Radisson Hotel’de hayata geçirilecek zirve; Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı, SOCAR ve ASK’ın destekleriyle düzenlenecek. Sektörlerin Öncü İsimleri Bakü Zirvesi’nde Stratejik Oturumda Buluşuyor Yarım günlük yoğun bir program akışıyla gerçekleştirilecek zirvede; yatırım, ticaret, enerji, savunma sanayii, lojistik, teknoloji ve inovasyon, finans, turizm ve dijital dönüşüm gibi geleceğin yönünü belirleyen stratejik sektörler ele alınacak. Program boyunca katılımcılar, sektörün önde gelen isimleriyle ve yatırım fırsatlarıyla ilgili olarak kamu yöneticileriyle görüşme gerçekleştirme fırsatı bulacak. Zirvenin açılış programı, TABA-AmCham Azerbaycan/Bakü Temsilcisi Qızılı Seyidova’nın yapacağı karşılama konuşmasıyla başlayacak. Ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı açılış konuşmasını gerçekleştirecek. Etkinliğin en önemli bölümlerinden biri olan "Hazar Köprüsü – Küresel Yatırım, Teknoloji, Ticaret ve Stratejik İş Birlikleri" paneli, Ramazan Karaşahin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Bölgesel ticarete ve teknolojik yatırımlara yön veren uzman isimlerin yer alacağı panelde TABA-AmCham Yönetim Kurulu Üyesi Murat Doğan, TABA-AmCham Savunma-Havacılık-Uzay Sanayi Komite Başkanı Mert Ünsal, TABA-AmCham İngiltere/Londra Temsilcisi Cem Congar, TABA-AmCham Bilgi Teknolojileri Komite Başkan Atakan Çetintaş ile Zeynep Cıgal konuşmacı olarak yer alacak. Teknolojiden Lojistiğe Avrasya’nın Geleceği Bu Zirvede Şekilleniyor Geniş bir vizyonla kurgulanan zirvede, Avrasya coğrafyasının ekonomik dinamiklerini şekillendirecek kritik başlıklar detaylıca masaya yatırılacak. Bu kapsamda katılımcılar, Türkiye–Azerbaycan-ABD ticaretindeki yeni fırsatlar ve stratejik iş birlikleri, Avrasya stratejik sektörlerinde yatırım ve ortak girişim fırsatları, teknoloji ve dijital dönüşümün bölgesel rekabet gücüne etkisi, lojistik, gümrük ve tedarik zincirlerinde yeni koridorlar, savunma ve havacılık sanayiinde Türkiye–Azerbaycan iş birliği potansiyeli, yeni nesil teknolojiler, inovasyon ve bölgesel yatırım ekosistemi, Bakü merkezli bölgesel ticaret ve yatırım ağlarının geliştirilmesi ile Türkiye–Azerbaycan ekonomik ortaklığından Avrasya pazarlarına açılım konularını derinlemesine tartışma imkânı bulacaklar. “Yeni Yatırımlar. Güçlü Ortaklıklar. Ortak Gelecek” vizyonuyla hareket eden TABA-AmCham Avrasya Yatırım ve İş Ağı Zirvesi 2026, katılımcılarına yalnızca ticari bir platform sunmakla kalmayıp; Avrasya’ya uzanan ticaret yollarının geleceğini şekillendirecek stratejik iş birliklerine zemin hazırlayacak. Sınırları aşan fırsatları, güçlü ortaklıkları ve sürdürülebilir yatırımları bir araya getiren zirve, bölgesel iş birliğini küresel ölçekte değer üreten kalıcı bağlara dönüştürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Corendon Airlines, Fortune 500 Türkiye Listesinde 146. Sırada Yer Aldı Haber

Corendon Airlines, Fortune 500 Türkiye Listesinde 146. Sırada Yer Aldı

Avrupa’nın ve Türkiye’nin önde gelen hava yolu markalarından Corendon Airlines, Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer alarak büyüme yolculuğunda önemli bir başarıya imza attı. Corendon Airlines’ın elde ettiği derece, şirketin havacılık sektöründeki güçlü konumunun yanı sıra Türkiye ekonomisine, turizme ve istihdama sağladığı katkının da göstergesi oldu. CRIF Türkiye partnerliğinde gerçekleştirilen Fortune 500 Türkiye Araştırması, şirketleri büyüme performansları, ciroları, sektörlerindeki konumları ve ekonomiye sağladıkları katkılar üzerinden değerlendiriyor. Araştırma, Türkiye iş dünyasının mevcut görünümünü ortaya koyarken, farklı sektörlerde büyüme potansiyeli taşıyan ve ekonominin gelişimine katkı sağlayan şirketleri de görünür kılıyor. Avrupa’daki operasyonlarını güçlendiriyor Corendon Airlines’ın Fortune 500 Türkiye listesinde yer almasında, Avrupa genelindeki geniş operasyonel yapısı önemli rol oynuyor. Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daki konumunu güçlendiren şirket, farklı Avrupa pazarlarında yeni destinasyonları uçuş ağına eklemeyi sürdürürken, yolcu talebinin yüksek ve operasyonel açıdan sürdürülebilir olduğu hatlara odaklanıyor. Bu strateji doğrultusunda Corendon Airlines, kapasitesini pazar dinamiklerine göre etkin şekilde yönetirken, iş ortaklarıyla uzun vadeli iş birliklerini de geliştirmeyi hedefliyor. Hava yolu şirketi, spor turizmi alanındaki yatırımlarıyla da faaliyet gösterdiği destinasyonların turizm potansiyeline katkı sunmayı sürdürüyor. “Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için bir motivasyon kaynağı” Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer almamız, Corendon Airlines’ın istikrarlı gelişim yolculuğunda önemli bir kilometre taşı. Bu başarıyı, bugün ulaştığımız ölçeğin yanı sıra önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için de bir motivasyon kaynağı olarak görüyoruz. Bugün 35 uçaklık filomuzla yılda 10 milyon yolcuya hizmet veriyor, faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. 45 ülkede 170 şehre ulaşan uçuş ağına sahibiz. 2027 yazında Almanya’dan Bulgaristan ve İstanbul’a yeni uçuşlar başlatacağız. Birleşik Krallık ve Polonya pazarlarındaki güçlü destinasyonlarımızı korurken, Aralık 2026’da başlayacak Curaçao seferlerimizle uzun menzilli uçuşlarda da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. Fortune 500 Türkiye listesinde yer almamızda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve yolculuğumuza eşlik eden iş ortaklarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de gelişmeye, verimliliğe ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Elektroniğinin Görünmeyen Riski Nedir? Haber

Savunma Elektroniğinin Görünmeyen Riski Nedir?

Savunma teknolojilerinde yapay zekâ, otonom sistemler ve yeni nesil elektronikler konuşulurken, geliştirilen sistemlerin sahaya çıkmadan önce geçtiği test ve doğrulama süreçleri çoğu zaman görünür olmuyor. Oysa bir görev bilgisayarı, kontrol sistemi veya kritik elektronik birim; laboratuvar ortamından çıktığı anda çok farklı fiziksel koşullarla karşı karşıya kalabiliyor. Ani sıcaklık değişimleri, sürekli titreşim, darbe, kum, toz, nem veya yüksek irtifa gibi etkiler, sistemin elektronik ve mekanik yapısını doğrudan etkileyebiliyor. STG Mühendislik Program Direktörü Nazlı Ebru Muslu, bu nedenle savunma sanayiinde "çalışan ürün" ile "sahaya hazır ürün" arasında önemli bir fark bulunduğunu söylüyor. "Bir sistemin ilk kez çalışması mühendislik sürecinin sonu değil. Tam tersine asıl sorular bundan sonra başlıyor. Hangi sıcaklıkta çalışacak? Ne kadar titreşime maruz kalacak? Ani bir darbede görevini sürdürebilecek mi? Aynı performansı uzun süre koruyabilecek mi? Kritik sistemlerde bu soruların cevabının varsayıma değil, ölçülebilir sonuçlara dayanması gerekiyor." Sahadaki hata tasarım masasında başlıyor Test süreçlerinin yalnızca tamamlanmış ürünlere uygulanan son bir kontrol olarak görülmesinin önemli bir hata olduğunu belirten Muslu, test sonuçlarının doğrudan tasarım sürecini yönlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bir elektronik kartın titreşim altında bağlantı problemi yaşaması, yüksek sıcaklıkta soğutma performansının düşmesi veya bir muhafazanın toz ve suya karşı beklenen korumayı sağlayamaması; yalnızca üretim problemi olarak değerlendirilmiyor. Bu sonuçlar, sistemin yeniden tasarlanmasını gerektirebiliyor. Muslu, "Testin asıl değeri ürünü geçer ya da kalır diye sınıflandırmak değildir. Eğer doğru uygulanıyorsa test size tasarımınızın zayıf noktasını gösterir. Sorunu sahada gördüğünüzde artık maliyet çok daha büyüktür. Mühendisliğin amacı o problemi kullanıcıyla karşılaşmadan önce ortaya çıkarmaktır" değerlendirmesinde bulundu. Bu nedenle savunma ve havacılık sektöründe çevresel testler, ürün geliştirme sürecinin ayrı bir aşaması olmaktan çıkarak tasarımın sürekli geri bildirim aldığı bir doğrulama mekanizmasına dönüşüyor. Aynı cihaz, farklı koşullarda farklı davranıyor Sahadaki çevresel koşulların her biri sistem üzerinde farklı bir etki yaratıyor. Titreşim ve mekanik şok özellikle elektronik kartlar, bağlantılar ve mekanik bileşenler üzerinde risk oluştururken; sıcaklık değişimleri elektronik bileşenlerin performansını ve kullanım ömrünü etkileyebiliyor. Toz ve nem sızdırmazlık açısından, elektromanyetik etkiler ise sistemlerin birbirini etkilemeden çalışabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle kritik görev sistemlerinde tek bir dayanıklılık testinden söz etmek mümkün değil. Ürünün kullanılacağı platform, görev profili ve çevresel şartlara göre farklı senaryoların oluşturulması gerekiyor. Muslu'ya göre burada belirleyici olan bir başka unsur da test sonuçlarının izlenebilir ve tekrar edilebilir olması. "Bir sistemin dayanıklı olduğunu söylemek kolay. Mühendislik açısından önemli olan bunu hangi şartlarda, hangi ölçümle ve hangi sonuçla gösterdiğinizdir. Aynı test tekrarlandığında karşılaştırılabilir bir sonuç üretemiyorsanız güvenilirlikten söz etmek zorlaşır." Savunma teknolojilerinde yeni rekabet: Güvenilirlik Savunma teknolojileri geliştikçe elektronik sistemlerin platformlardaki ağırlığı da artıyor. Görev bilgisayarları, ekranlar, haberleşme altyapıları ve veri ağlarının daha karmaşık hale gelmesi, tek bir bileşendeki sorunun sistemin tamamına etkisini de büyütüyor. Bu durum, teknoloji geliştiren şirketler açısından test ve doğrulama kabiliyetini yalnızca kalite kontrol meselesi olmaktan çıkararak doğrudan mühendislik yetkinliğinin bir parçası haline getiriyor. Muslu, önümüzdeki dönemde teknolojik rekabetin yalnızca daha gelişmiş fonksiyonlar geliştirmek üzerinden ilerlemeyeceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bir sisteme çok fazla kabiliyet kazandırabilirsiniz. Fakat ihtiyaç duyulduğu anda bunları kullanamıyorsanız o teknolojinin değeri ciddi biçimde azalır. Savunma teknolojilerinde başarıyı belirleyen temel konulardan biri, sistemin vaat ettiği performansı gerçek görev koşullarında da sürdürebilmesidir." Giderek daha fazla elektronik ve yazılım barındıran yeni nesil savunma sistemlerinde bu nedenle soru artık yalnızca "Ne yapabiliyor?" değil. Asıl soru giderek daha fazla şu oluyor: "Bunu en zor koşullarda da yapabiliyor mu?" Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen’in Kuzey Afrika Ağı Trablus ile Genişliyor    Haber

Sabiha Gökçen’in Kuzey Afrika Ağı Trablus ile Genişliyor  

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, uluslararası bağlantı ağını yeni destinasyonlarla güçlendirmeye devam ediyor. Pegasus Hava Yolları tarafından İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı ile Trablus Mitiga Uluslararası Havalimanı arasında başlatılan seferler sayesinde Libya’nın başkenti Trablus’a direkt ulaşım olanağı sağlanacak. Uçuşlar, ilk iki hafta boyunca pazartesi, çarşamba, cuma ve pazar günleri, 19 Ekim 2026 itibarıyla ise her gün gerçekleştirilecek. Yeni hattın açılışı, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı terminal işletmecisi ISG Yönetici Direktörü Hanita Ahmad’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Açılış merasimine Libya’nın Ankara Büyükelçisi Mustafa Elgelaib, Büyükelçi Müsteşarı Mohamed Tawil, Mali Ataşe Elazher Kshair ve Pegasus Hava Yolları üst yönetimi katıldı. Yeni hat, havacılık bağlantısının ötesinde Türkiye ile Libya arasındaki güçlü ilişkilerin ve karşılıklı seyahat potansiyelinin gelişmesi açısından da önem taşırken; Sabiha Gökçen’in yeni pazarlara açılma, uluslararası erişimini çeşitlendirme ve İstanbul’un bağlantı merkezi konumunu güçlendirme hedeflerini de pekiştirdi. Trablus, Kuzey Afrika’ya açılan önemli bir kapı sunuyor Akdeniz kıyısında yer alan Libya’nın başkenti Trablus, ülkenin önemli ticaret, kültür ve yaşam merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Tarihi şehir dokusu, konumu ve bölgesel ticaretteki rolüyle dikkat çeken şehir, Türkiye ile Libya arasındaki seyahatler açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Sabiha Gökçen’in uluslararası bağlantı ağı büyüyor Trablus hattıyla birlikte yolculara İstanbul’a direkt ulaşım imkânı sunulurken, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın geniş bağlantı ağı sayesinde Trablus çıkışlı yolcular, İstanbul üzerinden Türkiye iç hatları başta olmak üzere Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Asya’daki birçok noktaya aktarma olanağı bulabilecek. 56 ülke ve 153 şehirde, 21 hava yolu ile toplam 119 dış hat ve 39 iç hat noktasına bağlantı sağlayan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, Trablus seferleriyle farklı coğrafyaları İstanbul üzerinden birbirine bağlayan hat çeşitliliğini genişletmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

sahibinden.com, sahiAI’ı  TEKNOFEST Güneydoğu’da gençlerle buluşturuyor Haber

sahibinden.com, sahiAI’ı TEKNOFEST Güneydoğu’da gençlerle buluşturuyor

Bilim, teknoloji ve inovasyon alanında Türkiye’nin önemli organizasyonlarından TEKNOFEST Güneydoğu, Şanlıurfa’da kapılarını açtı. Dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST'e Platin Sponsor olarak katılan sahibinden.com, Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda düzenlenen organizasyonda yapay zeka teknolojileriyle yerini aldı. 2018’den bu yana yapay zeka alanında çalışmalar yürüten sahibinden.com, bu alanda kendi Ar-Ge merkezinde geliştirdiği çözümleri sahiAI çatısı altında bir araya getirerek ziyaretçilerle buluşturuyor. Festival kapsamında teknoloji meraklıları, yenilenmiş cihaz pazarına kurumsal güvence sunan Yepy’yi de yakından inceleme fırsatı buluyor. ARADIĞINI YAZ, sahiAI BULSUN sahibinden.com standına uğrayan teknoloji tutkunları, aradıkları evi ya da arabayı bir arkadaşlarına anlatır gibi yazarak ilan bulmayı kolaylaştıran sahiAI teknolojisini deneyimleyebiliyor. Kullanıcıların "Metroya yakın, ebeveyn banyolu ve güneş alan" ya da "az yakan, geniş bagajlı beyaz SUV" gibi doğal ifadelerle doğrudan sonuç almasını sağlayan altyapı, ziyaretçilere interaktif biçimde aktarılıyor. Katılımcılar alanda ayrıca ilan fotoğraflarını iyileştiren Fotobot'u, ev ve iş yeri ilanlarını üç boyutlu gezme imkânı sunan Sanal Tur'u ve boş bir odayı farklı mimari tarzlarda döşenmiş haliyle gösteren SahiDeko'yu da inceleyebiliyor. YEPY İLE YENİLENMİŞ CİHAZLARA GÜVENCE sahibinden.com, festivalde yenilenmiş telefon pazarına kurumsal güvence getiren Yepy çözümünü de teknoloji meraklılarıyla buluşturuyor. Yılda yaklaşık 6 milyon cep telefonunun el değiştirdiği Türkiye pazarında Yepy, cihazların kullanım ömrünü uzatarak elektronik atığın ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlarken döngüsel ekonomiyi de destekliyor. TEKNOFEST ziyaretçileri, Ticaret Bakanlığı onaylı lisanslı yenileme merkezlerinde testlerden geçirilen telefonların 12 ay garanti ve 14 gün koşulsuz iade güvencesiyle yeniden ekonomiye kazandırılma sürecini stantta inceleyebiliyor. GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİNİ GENÇLERİMİZLE BİRLİKTE GELİŞTİRECEĞİZ Türkiye'nin teknoloji yetkinliğini ve gençlerin inovasyon enerjisini Şanlıurfa'da görmekten mutluluk duyduklarını belirten sahibinden.com CEO'su Burak Ertaş şunları söyledi: "Türkiye olarak yapay zeka dönüşümünde teknolojiyi geliştiren ve bu dönüşüme yön veren tarafta yer almamız gerektiğine inanıyoruz. 2018'den bu yana 300'ü aşkın mühendisimizle geliştirdiğimiz çözümleri sahiAI çatısı altında topladık. Kendi mühendislik gücümüzle geliştirdiğimiz ve eğittiğimiz modellerle, kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler üretiyoruz. Şanlıurfa'da gençlerle bir araya gelerek bu vizyonu paylaşmaktan gurur duyuyoruz. Geleceğin teknolojilerini bu topraklarda gençlerimizle birlikte geliştirmeye devam edeceğiz." sahibinden.com hakkında Aksoy Group bünyesinde 2000 yılında kurulan sahibinden.com, AR-GE merkezinde geliştirdiği yenilikçi ürün ve hizmetlerle Türkiye’nin lider teknoloji şirketlerinden biri olmaya devam ediyor. Temmuz 2026 itibarıyla ayda 64 milyon kullanıcının 548.4 milyon kez ziyaret ederek 15 milyar sayfa görüntülediği sahibinden.com; yaklaşık 1.000 çalışanı, 8.5 milyonu aşkın aktif ilan ve yüz binlerce ürün çeşidiyle Türkiye’nin en büyük elektronik ticaret ve ilan platformlarından birisi olma özelliğini taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Almanya Arasında Havacılıkta Stratejik İş Birliği Haber

Türkiye ve Almanya Arasında Havacılıkta Stratejik İş Birliği

Kardeş Havalimanları Mutabakat Zaptı’nın Türkiye tarafında T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nın Meydan Otoritesi Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri A.Ş. (HEAŞ) ile terminal işletmecisi İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş. (ISG) yer alırken, Almanya tarafında ise Köln Bonn Havalimanı'nın işletmecisi Flughafen Köln/Bonn GmbH bulunuyor. İki ülkenin dostluğunu simgeleyen iş birliği ile taraflar; bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi, uluslararası uygulamaları karşılıklı olarak değerlendirmeyi, operasyonel verimliliği artırmayı ve geleceğin havalimanı teknolojilerine yönelik ortak çalışmalar yürüterek, küresel havacılığa yön vermeyi amaçlıyor. HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır: “İki havalimanının güçlü yönlerini ortak bir gelecekte buluşturuyoruz” HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Mutabakat Zaptı’nın Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın uluslararası iş birlikleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, bugün ulaştığı yolcu ve uçuş trafiğiyle yalnızca ülkemizin değil, Avrupa’nın da önde gelen havalimanları arasında yer alıyor. Meydan Otoritesi HEAŞ olarak, yüksek operasyonel kapasitemizi emniyet, etkinlik ve sürdürülebilirlik esasları doğrultusunda yönetirken edindiğimiz bilgi birikimi ve tecrübeyi uluslararası iş birlikleriyle daha ileri bir seviyeye taşımayı önemsiyoruz. Tüm bu çalışmalarımızı, Savunma Sanayii Başkanımız Sayın Prof. Dr. Haluk Görgün’ün ortaya koyduğu vizyon ve stratejik rehberlik doğrultusunda, havalimanımızın geleceğine değer katma kararlılığıyla sürdürüyoruz. Köln Bonn Havalimanı ile imzaladığımız ‘Kardeş Havalimanları’ Mutabakat Zaptının; apron ve pist operasyonlarından ARFF hizmetlerine, meydan emniyetinden dijitalleşmeye ve sürdürülebilirliğe kadar geniş bir alanda karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Farklı alanlarda güçlü yetkinliklere sahip iki havalimanının kurumsal ve operasyonel birikimini bir araya getirerek, havacılığın geleceğine yönelik ortak çalışmalar geliştirmeyi ve kalıcı değer üretmeyi hedefliyoruz. Bu Mutabakat Zaptı’nı aynı zamanda Türkiye ile Almanya arasındaki köklü ve çok yönlü ilişkilerin havacılık alanındaki önemli bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Özellikle İstanbul ile Köln arasında uzun yıllara dayanan güçlü bağların, havalimanlarımız arasında tesis edilen bu iş birliğiyle kurumsal ve operasyonel düzeyde daha da ileri taşınmasından memnuniyet duyuyoruz. Kardeş Havalimanları anlaşmamızın, ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlenmesine katkı sağlamasını, her iki havalimanı ve havacılık sektörümüz açısından hayırlı olmasını temenni ediyorum.” İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Yönetici Direktörü Hanita Ahmad: “İki havalimanının güçlü yönlerini buluşturarak havacılık sektöründe yeni fırsatlar dönemini başlatıyoruz” İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Yönetici Direktörü Hanita Ahmad, Kardeş Havalimanları Mutabakat Zaptı’nı şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’nin en yoğun ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanlarından biri olarak, HEAŞ’ın katkılarıyla, Köln Bonn Havalimanı (CGN) ile önemli bir iş birliğine imza atıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı’nın küresel başarısını tescilleyen ‘Kardeş Havalimanları’ anlaşması, her iki havalimanının güçlü ve uzman olduğu alanlarda birbirini besleyeceği son derece stratejik ve karşılıklı fayda odaklı bir adımdır. Anlaşmamızla birlikte iki havalimanının güçlü yönlerini buluşturarak havacılık sektöründe yeni fırsatlar dönemini başlatıyoruz. Türk diasporasının en yoğun olarak yaşadığı ülke olan Almanya'da, Köln şehri 90.000’in üzerinde Türk kökenli topluluğa ev sahipliği yapıyor. Bu nüfus; arkadaş ve akraba ziyareti turizmini destekleyerek Köln Bonn Havalimanı ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı arasında yoğun ve istikrarlı bir yolcu trafiği oluşturuyor. Dolayısıyla Almanya, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın en büyük uluslararası yolcu pazarını oluşturuyor. 2026 yılının ilk altı ayında yurt dışından gelen yolcuların milliyet dağılımına bakıldığında; Türk vatandaşları hariç tutulduğunda Almanlar, yabancı uyruklu yolcular arasında ilk sırada yer alıyor. Bu veriler, Almanya ile Türkiye arasındaki köklü ve güçlü hava ulaşımı bağını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu vesileyle iş birliğimiz, iki ülke arasındaki güçlü yolcu trafiğini ve bağlantı ağını genişletme ve Almanya’nın bölgesel taşıyıcılarını Sabiha Gökçen Havalimanı’na çekme adına büyük önem taşıyor. Pazara dair bilgi ve yolcu trafiği trendlerinin karşılıklı paylaşımına olanak tanıyacak bu kıymetli iş birliği, her iki havalimanına da yaratacağı fırsatlar ile ticari ilişkileri artırmak için stratejik köprü imkânı sunuyor. İki ülke arasındaki dostluğun simgesi olan iş birliğimizin, HEAŞ, ISG ve CGN olmak üzere tüm paydaşlar, yolcularımız ve havacılık sektörü için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyoruz.” Köln Bonn Havalimanı Genel Müdürü Cenk Özöztürk: “Ülkeler ve kültürler arasında yeni bir köprü kuruyoruz” Köln Bonn Havalimanı Genel Müdürü Cenk Özöztürk ise Mutabakat Zaptı’nın iki havalimanı arasındaki iş birliğinin ötesinde, Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkileri havacılık alanında daha da güçlendiren önemli bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi: “İş birliğinden ziyade bir dönüm noktasını temsil eden bu Mutabakat Zaptı, Almanya ile Türkiye, Köln ile kardeş şehri İstanbul arasında yeni bir köprü oluştururken, uluslararası ve kültürlerarası etkileşim için de önemli fırsatlar sunuyor. Bu iş birliğini karşılıklı öğrenme ve gelişim için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. HEAŞ ve ISG’deki iş ortaklarımızla birlikte, ülkeler ve kültürler arasındaki sınırların ötesinde bilgi ve birikimimizi paylaşmak, farklı çalışma yöntemlerini ve yaklaşımları yakından tanımak istiyoruz. Düzenli bilgi ve deneyim alışverişinin, günlük operasyonlarımız için yeni ve somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Üç kuruluşun farklı sorumluluk alanlarına ve çalışma biçimlerine sahip olması, kardeşlik anlaşmamızı bizim için daha da değerli kılıyor. Çünkü çeşitliliğe inanıyoruz ve İstanbul Sabiha Gökçen ile kurduğumuz bu ortaklığın da ilişkileri güçlendiren kalıcı bir yapıya dönüşmesini hedefliyoruz.” Bilgi ve deneyim paylaşımından somut iş birliğine Mutabakat Zaptı ile taraflar arasında düzenli bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi, en iyi uygulamaların karşılıklı aktarılması ve yeni yaklaşımların birlikte geliştirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda personel değişimi ve işbaşı deneyim programlarıyla çalışanların farklı operasyonel süreçleri yerinde gözlemlemelerine de imkân sağlanıyor. İş birliği; yolcu deneyimi, terminal ve uçuş operasyonları, dijitalleşme, yeni teknolojiler, emniyet, sürdürülebilirlik, ticari faaliyetler, yeni uçuş bağlantıları ve altyapı başlıklarını kapsıyor. Taraflar, Mutabakat Zaptı ile somut projeler ve ortak faaliyetlerle geliştirilecek sürdürülebilir bir kurumsal iş birliğinin temelini atıyor. Avrupa havacılık ekosisteminin devleri bir arada Kardeş Havalimanları iş birliği, iki havalimanının farklı alanlardaki güçlü yönlerini ortak bir zeminde buluşturması açısından da önem taşıyor. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, 2025 yılında 48,4 milyon yolcuya, 275 bini aşkın uçuşa hizmet vererek yüksek yolcu hacmi ve yoğun operasyon yönetimiyle öne çıkarken; Köln Bonn Havalimanı aynı dönemde 10 milyonun üzerinde yolcu, yaklaşık 840 bin ton hava kargosu ve 15 bin çalışanıyla Almanya'nın önemli yolcu, kargo ve istihdam merkezlerinden biri olarak faaliyet gösterdi. Bu yapı; Sabiha Gökçen'in yüksek hacimli yolcu ve meydan operasyonlarındaki deneyimi ile Köln Bonn'un kargo, lojistik ve Avrupa havacılık ekosistemindeki tecrübesinin karşılıklı paylaşılmasına güçlü bir zemin oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tayvan’ın Akıllı Üretim Devleri Maktek Avrasya 2026’da Türk Sanayisiyle Buluştu Haber

Tayvan’ın Akıllı Üretim Devleri Maktek Avrasya 2026’da Türk Sanayisiyle Buluştu

Dünyanın önde gelen takım tezgahı ihracatçılarından biri olan Tayvan; güçlü bilişim altyapısı, Sanayi 4.0 uzmanlığı ve akıllı üretim çözümleriyle MAKTEK Avrasya 2026 Fuarı’na damga vurmaya hazırlanıyor. Tayvan Dış Ticareti Geliştirme Konseyi (TAITRA) organizasyonuyla, "Beyond Precision, Driving Intelligence: Taiwan's Next-Gen Manufacturing" (Hassasiyetin Ötesinde, Akla Yön Veren: Tayvan'ın Yeni Nesil Üretimi) teması altında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Salon 11A, Stant No: 04 adresinde kurulan "Tayvan Akıllı Makine Özel Alanı", 28 Eylül – 3 Ekim 2026 tarihleri arasında havacılık, otomotiv ve elektronik sektörlerine yönelik çığır açan teknolojileri sergileyecek. Düzenlenen basın toplantısında Tayvan’ın en yenilikçi 20 firmasından 33 çığır açan ürün ve yüksek katma değerli akıllı üretim çözümleri basın mensuplarına ve sektör profesyonellerine tanıtıldı. Türk Sanayisinin Dijital Dönüşümüne Değer Katmayı Hedefliyoruz Basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Ankara Taipei Ekonomik ve Kültür Misyonu Ticaret Bölümü Direktörü Jason Hsu, günümüz küresel imalat sanayinin elektrikli araçlar, yeşil enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle köklü bir değişimden geçtiğini belirtti. Sürdürülebilir başarı için yalnızca yüksek hassasiyetli üretimin yetmediğini, akıllı, esnek ve otomasyon odaklı çözümleri süreçlere dahil etmek gerektiğini vurgulayan Hsu, Tayvan olarak güçlü bilişim altyapıları, uçtan uca tedarik zinciri tecrübeleri ve Sanayi 4.0 uzmanlıklarıyla küresel üretime yön verdiklerini ifade etti. MAKTEK Avrasya 2026’da sergileyecekleri yenilikçi teknolojilerle Türk imalat sanayisinin dijital ve yeşil dönüşüm yolculuğuna değer katmayı ve iki ülke arasındaki stratejik ticari ortaklıkları daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini dile getirdi. Tayvan’ın Öncü Markaları Çığır Açan Çözümler Sunuyor Toplantı ve fuar lansmanı kapsamında Tayvan'ın önde gelen beş makine markasının sunduğu çözümler dikkat çekti. Accutex, Sanayi 4.0 akıllı üretim sistemleriyle entegre çalışan CNC Tel Erozyon (Wire Cut EDM) çözümlerini sunarken, Chin Fong yüksek teknolojili mekanik pres ve akıllı presleme sistemlerini tanıtıyor. Joen Lih havacılık, otomotiv, medikal ve yarı iletken sektörlerine yönelik hassas yüzey ve profil taşlama tezgahlarını öne çıkarırken, WELE markası 0.5 metreden 20 metreye kadar X ekseni hareket mesafesine sahip geniş kapsamlı işleme çözümlerini sergiliyor. YCM (Yeong Chin Machinery) ise 70 yılı aşkın köklü geçmişi, dik, yatay ve 5 eksenli işleme merkezleri ve ESG / yeşil imalat vizyonuna uygun sürdürülebilir üretim çözümlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Canlı Ürün Gösterimleri ve Distribütör Etkinlikleri Fuar süresince Tayvan teknolojileri, Türkiye'deki yetkili distribütörlerin stantlarında düzenlenecek canlı lansmanlar ile sergilenmeye devam edecek. EDM Teknik Makine, Salon 5, Stant 512 adresinde Accutex ve Ocean markaları için 29 Eylül saat 11:00’de canlı ürün gösterimleri gerçekleştirecek. SES 3000 CNC, Salon 8, Stant 803 adresinde 29 Eylül saat 14:00’te YCM ve DEX lansmanını düzenlerken, Bimaksan CNC ise Salon 8, Stant 804 alanında 30 Eylül saat 14:00’te HONOR ve TTGroup için canlı sunumlar ve lansmanlar gerçekleştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.