Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hayvan Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Hayvan Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvan Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağrı ve Kars'ta Şap Alarmı! Haber

Ağrı ve Kars'ta Şap Alarmı!

Şap hastalığı, hayvancılık sektörünü tehdit etmeyi sürdürüyor. Hastalığın Ağrı ve Kars'ta yayılması üzerine hayvan pazarları kapatıldı. Son alınan kararlaAğrı’da İl Hayvan Borsası’nın kapalı kalma süresi uzatıldı. 1 Eylül’den itibaren hastalıkla etkin müdahale için il genelinde 111 bin 782 hayvan aşılandı. Hızla yayılıyor Büyükbaş hayvanlarda hızla yayılabilen şap hastalığının, süt üretiminde düşüşe, ekonomik kayıplara ve özellikle genç hayvanlarda ölümlere neden olabileceğine dikkat çeken Fatro & Güneşli Hayvan Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı, Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, "Hastalığın yüksek ateş ve genel durum bozukluğu, ağız içinde lezyonlar ve veziküller, aşırı salya akıntısı, ayaklarda lezyonlar ve veziküller, meme lezyonları, süt veriminde ve yem tüketiminde düşüş, genç hayvanlarda ölüm gibi belirtileri var” dedi. Yüksek ateş ve aşırı salya akıntısına dikkat! Alınması gereken biyogüvenlik önlemleri hakkında bilgi veren Aksoy, “Şap hastalığıyla mücadelede temel yaklaşım, virüsün çiftliğe girişini, çiftlik içinde yayılmasını ve çiftlikten başka işletmelere taşınmasını aynı anda engellemektir. Virüs yalnızca hasta hayvanlarla doğrudan temasla bulaşmaz; kontamine araçlar, çizme ve kıyafetler, ekipman, hayvan nakil araçları ve bazı hayvansal ürünler aracılığıyla da taşınabilir. Uygun koşullarda hava yoluyla yayılım da mümkün. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün yaklaşımında üç temel ilke öne çıkar: ayırma, temizlik ve dezenfeksiyon” diye konuştu. Alım-satım durdurulmalı Aksoy, alınması gereken önemleri şu şekilde sıraladı: * İşletme girişinde, kontrollü giriş ve çıkış, araçların temizlenmesi ve dezenfeksiyonu yapılmalı. * İşletme içinde bulaşmayı önlemek için hasta ve şüpheli hayvanlar ayrılmalı. * Personel ve ekipmanlar bölümlere ayrılmalı. * Ahır, sağım alanı ve ekipmanları temizlenmeli ve dezenfekte edilmeli. * Hayvan alım-satımları durdurulmalı. * Yeni hayvanları karantinaya alınmalı. * Ortak meralardan ve alanlardan kaçınılmalı. * Aşı programı aksatılmadan titizlikle uygulanmalı. * Hayvan nakil araçları temizlenip, dezenfekte edilmeli. * Veteriner hekimler, teknik ekipler ve saha çalışanları biyogüvenlik prosedürlerini titizlikle uygulamalı. * Yem, altlık, gübre ve diğer materyallerin kontrolü Veteriner Hekimi tarafından gerçekleştirilmeli. ‘Bildirimi geciktirmeyin’ Şap hastalığıyla mücadelede erken bildirimin kritik önem taşıdığını belirten Aksoy, yetiştiricilerin şüpheli vakalarda laboratuvar sonucunu beklemeden yetkili makamlara haber vermesi gerektiğini söyledi. Hastalığın başka sürülere taşınmasını önlemek için şüpheli hayvanların satılmaması veya başka işletmelere nakledilmemesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, işletmedeki diğer duyarlı ve temaslı hayvanların hareketlerinin de kontrol altına alınmasının önemine dikkat çekti. Şüpheli hayvanlardan elde edilen sütün satılmaması veya başka sütlerle karıştırılmaması; süt, gübre, altlık ve ekipman gibi materyallerin de kontrolsüz biçimde işletme dışına çıkarılmaması gerektiğini de kaydeden Aksoy, “Şüpheli hayvanların ve işletmedeki diğer duyarlı hayvanların hareketini durdurun. Kesim ve ürünlerin değerlendirilmesi hakkında yalnızca yetkili makamların talimatlarına uyun” ifadelerini kullandı. ‘Gelişigüzel aşılama yapmayın’ Aksoy, şüpheli vakalarda veteriner hekim incelemesinden önce gelişigüzel dezenfeksiyon veya aşılama yapılmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Numune alma, dezenfeksiyon ve aşılama sırasını resmî veteriner hekimin yönlendirmesine göre uygulayın. Henüz belirti göstermeyen temaslı hayvanlar da enfeksiyon riski taşıyabilir. Sürü genelinde hareket kısıtlamalarını uygulayın.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Büyükşehir Sahipsiz Canlar İçin Kendi Mamasını Üretiyor: Hedef Günde 1 Ton Haber

İzmir Büyükşehir Sahipsiz Canlar İçin Kendi Mamasını Üretiyor: Hedef Günde 1 Ton

Kalite kontrollerinden geçirilen mamalar, hayvanların ihtiyaçlarına göre hazırlanırken üretimin ilçe belediyelerine de destek verecek seviyeye ulaştırılması amaçlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bakım evlerinde bulunan sahipsiz hayvanların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için kendi mamasını üretiyor. Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde 2024 yılında PAKO Sahipsiz Hayvan Sosyal Yaşam Kampüsü’nde kurulan ruhsatlı tesiste daha önce yılda yaklaşık 100 ton mama üretilirken, yeni makineler ve kapasite geliştirme çalışmalarıyla üretimin günlük 1 tona çıkarılması hedefleniyor. Üretim kapasitesinin kademeli olarak artırılmasıyla öncelikle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bakım evlerindeki hayvanların mama ihtiyacının karşılanması, ardından ilçe belediyelerinin sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmalarına da destek verilmesi planlanıyor. Mama üretiminin her aşaması kontrol altında İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Murat Aras, tesiste üretilen mamaların ham madde aşamasından son ürüne kadar kontrol edildiğini belirtti. Aras, “Hayvanlarımızın ihtiyacına uygun rasyonu belirleyip bunu mama haline getiriyoruz. Son ürünlerin laboratuvar değerlendirmelerini düzenli olarak yapıyoruz. Şu ana kadar verilerimiz oldukça iyi. Hayvanların mamayı tüketmesi ve sindirmesi konusunda olumlu sonuçlar alıyoruz” dedi. Hedef önce Büyükşehir’in tesislerine yetmek 2024 yılında faaliyete geçen tesiste üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Aras, günlük 1 ton üretim hedefiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Kapasitemizi kademeli olarak artırarak Büyükşehir Belediyesi olarak sahipsiz hayvanların gıda ihtiyacını kendimiz karşılamak istiyoruz. İlk aşamada PAKO, ardından Işıkkent tesisimizdeki hayvanlarımızın beslenmesini bu üretim hattından sağlamayı hedefliyoruz. Sonrasında diğer bakım evlerine ve ilçe belediyelerine de destek olmak istiyoruz.” Mamalar hayvanların ihtiyaçlarına göre hazırlanıyor Bakım evlerinde bulunan hayvanların beslenme ihtiyaçlarının bireysel olarak değerlendirildiğini belirten Aras, mikroçip kayıtları üzerinden hayvanların kilosu, ırkı ve büyüklüğü gibi özelliklerinin dikkate alındığını söyledi. Üretilen mamaların da bu ihtiyaçlara göre kullanıldığını ifade eden Aras, düzenli laboratuvar kontrolleriyle mamanın hayvanların sağlığı açısından uygunluğunun takip edildiğini belirtti. Aras, “Bizim amacımız sahipsiz hayvanlara refah içinde, uygun koşullarda bakmak. Bunun için her aşaması düşünülmüş şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın gönlü rahat olsun” dedi. “Onlara sevgi dolu bir yuva da gerekiyor” Bakım evlerinde hayvanların beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının karşılandığını belirten Aras, sahipsiz hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesinde sahiplendirmenin önemine de dikkat çekti. Yurttaşlara sahiplendirme çağrısı yapan Aras, “Bu hayvanların sahiplendirilmeye ihtiyacı var. Yurttaşlarımız gelip bizden hayvan sahiplenebilir. Onlara yalnızca mama değil, sevgi dolu bir yuva da gerekiyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin, TUVECCA ve Medtronic’den Bilim, Beslenme ve Teknolojiyi Buluşturan Genç Masterclass Programı Haber

Royal Canin, TUVECCA ve Medtronic’den Bilim, Beslenme ve Teknolojiyi Buluşturan Genç Masterclass Programı

Veteriner hekimlikte geleceğin eğitim modelinin bugünden şekillenmesine katkı sunan Genç Masterclass Eğitim Programı, hayvan sağlığı ve bilimsel beslenme alanında faaliyet gösteren Royal Canin, acil veteriner hekimliği alanında mesleki ve bilimsel gelişimi destekleyen Türkiye Acil Veteriner Hekimleri Derneği (TuVECCA) ve dünyanın önde gelen tıbbi teknoloji şirketlerinden Medtronic iş birliğiyle gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanındaki veteriner fakültelerinin 5. sınıf intern öğrencilerinin katıldığı ve veteriner hekim adaylarının mesleki gelişimini desteklemek amacıyla düzenlenen program, veteriner hekimlik eğitiminde teorik bilginin uygulama, teknoloji ve farklı uzmanlık alanlarıyla bir araya geldiği bütüncül bir öğrenme deneyimi sundu. Türkiye’de bu kapsamda ilk kez gerçekleştirilen program; hayvan beslenmesinden klinik uygulamalara, bilimsel bilgiden ileri simülasyon teknolojilerine uzanan kapsamlı bir eğitim içeriğini aynı çatı altında buluşturdu. İki gün süren program boyunca genç veteriner hekim adayları alanında uzman isimlerle bir araya gelirken, teorik bilgilerini uygulamalı çalışmalar ve gerçekçi senaryolar üzerinden pekiştirme fırsatı buldu. Genç Masterclass, yalnızca bir eğitim programı olarak değil; özel sektör, meslek kuruluşu ve sağlık teknolojisi alanındaki uzmanlığın ortak bir amaç etrafında buluştuğunda gençlerin mesleki gelişimine nasıl değer katabileceğini ortaya koyan örnek bir iş birliği modeli olarak öne çıktı. Öğrenme deneyimi Royal Canin’de başladı Genç Masterclass’ın ilk günü Royal Canin Türkiye ofisinde gerçekleştirilen eğitimlerle başladı. Programın ilk bölümünde, hayvan sağlığının ayrılmaz bir parçası olan beslenmenin bilimsel temelleri ele alındı. Genç veteriner hekim adayları; doğru beslenmenin hayvanların sağlığı, gelişimi ve yaşam kalitesi üzerindeki rolünü farklı perspektiflerden değerlendirme fırsatı buldu. Beslenmenin yalnızca bir ürün değil, hayvan sağlığının bütünsel bir parçası olduğu yaklaşımı üzerinden şekillenen eğitimlerde, bilimsel bilginin veteriner hekimlik pratiğine nasıl entegre edilebileceği ele alındı. Katılımcılar, beslenme ve klinik yaklaşım arasındaki ilişkiyi farklı örnekler üzerinden değerlendirerek veteriner hekimlik pratiğinde beslenmenin taşıdığı değeri daha yakından keşfetti. Programın ilk günü, genç veteriner hekim adaylarına bilimsel bilgiyi farklı bir bakış açısıyla değerlendirme ve mesleki uygulamalarla ilişkilendirme fırsatı sunarak ikinci gün gerçekleştirilecek teknoloji ve uygulama odaklı eğitimlerin de temelini oluşturdu. Teori, Medtronic İnovasyon Merkezi’nde uygulamaya dönüştü Genç Masterclass’ın ikinci gününde eğitim, Medtronic’in Türkiye’deki İnovasyon Merkezi’nde devam etti. Dünyada yalnızca dokuz ülkede bulunan Medtronic İnovasyon Merkezlerinden biri olan Türkiye merkezinde katılımcılar, ileri teknoloji ve simülasyon altyapısını deneyimleme fırsatı buldu. Anestezi ve anjiyografi simülasyonu, laparoskopik cerrahi, gastrointestinal ve üriner sistem cerrahisinde uygulamalı çalışmalarla teorik bilgiler pratiğe taşınırken; klinik karar verme, uygulama becerileri ve ekip çalışması gibi yetkinlikler gerçekçi senaryolar üzerinden ele alındı. Katılımcılar, simülasyon ortamında farklı klinik durumları deneyimleyerek öğrendikleri bilgileri uygulama fırsatı buldu. Bu deneyim, Genç Masterclass’ın teorik bilgiyi uygulamaya, uygulamayı ise mesleki yetkinliğe dönüştüren yaklaşımını ortaya koydu. Farklı uzmanlıklar, ortak bir vizyonda buluştu Genç Masterclass kapsamında genç veteriner hekim adayları, veteriner hekimliğin farklı uzmanlık alanlarında deneyimli akademisyenlerle bir araya geldi. Programda Prof. Dr. Zeynep Pekcan, Doç. Dr. Kadri Kulualp, Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Şen, Dr. Öğretim Üyesi Pınar Can ve Dr. İsmail Altuğ Şen bilgi ve deneyimlerini genç meslektaş adaylarıyla paylaşarak programın bilimsel ve uygulamalı eğitim içeriğine katkı sundu. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen eğitimlerde; hayvan beslenmesi, klinik yaklaşım, cerrahi, anestezi, bilimsel bilgi ve uygulamalı öğrenme farklı perspektiflerden ele alındı. Katılımcılar, farklı uzmanlık alanlarından edindikleri bilgileri uygulamalı çalışmalar ve gerçekçi senaryolar üzerinden pekiştirdi. Programın gücü, farklı uzmanlıkların aynı eğitim deneyiminde buluşmasından doğdu. Royal Canin’in hayvan beslenmesi alanındaki bilimsel uzmanlığı, akademisyenlerin klinik ve bilimsel deneyimi, TUVECCA’nın mesleki yaklaşımı ve Medtronic’in ileri tıbbi teknoloji altyapısı, genç veteriner hekimlerin gelişimini destekleyen bütüncül bir eğitim modelinde bir araya geldi. Bu iş birliği sayesinde genç veteriner hekim adayları yalnızca güncel bilimsel bilgileri takip etmekle kalmadı; farklı disiplinlerden beslenerek klinik bakış açılarını geliştirme, ileri teknolojileri deneyimleme ve öğrendiklerini uygulamaya dönüştürme fırsatı elde etti. Genç Masterclass, veteriner hekimlik eğitiminde bilginin farklı uzmanlıklarla, teknolojinin uygulamayla ve deneyimin yetkinlikle buluştuğu yeni bir yaklaşımın ilk adımını attı. Program, genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimini desteklerken; sektör, akademi ve teknoloji dünyasının ortak değer yaratabileceği iş birlikleri için de örnek bir model ortaya koydu. “Genç meslektaşlarımızın deneyim kazanmasını çok değerli buluyoruz” TUVECCA Başkanı Doç. Dr. Büşra Kibar, Genç Masterclass’ın genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimine sunduğu katkıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Veteriner hekimliğin bilimsel gelişmeler ve teknolojik yeniliklerle sürekli gelişen dinamik bir meslek olduğuna dikkat çeken Kibar, genç meslektaşların eğitim süreçlerinde teorik bilginin yanı sıra farklı disiplinlerden uzmanlarla bir araya gelerek deneyim kazanmalarının önemini vurguladı. Kibar, Genç Masterclass’ın bu yaklaşımı somutlaştıran değerli bir örnek olduğunu belirterek, “Genç Masterclass’ın bu yaklaşımı somutlaştıran değerli bir örnek olduğunu düşünüyoruz.” “Royal Canin ve Medtronic ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimine destek olurken aynı zamanda mesleğimizin geleceğine yönelik ortak bir vizyon ortaya koyuyor. Farklı uzmanlık alanlarını aynı eğitim çatısı altında buluşturan bu modelin yeni iş birliklerine de ilham vereceğine inanıyoruz” dedi. “Birlikte hayal ettiğimiz bir projeyi gerçeğe dönüştürdük” Royal Canin Avrasya Bilimsel İlişkiler ve İletişim Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva, Genç Masterclass’ın ortaya çıkış sürecine ilişkin değerlendirmesinde, genç veteriner hekimlerin gelişimine yapılan yatırımın sektörün geleceğine doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Altunyuva “Genç veteriner hekimlerin gelişimini desteklemenin, sektörümüzün geleceğine katkı sağlamak olduğuna inanıyoruz. Genç Masterclass, birlikte hayal ettiğimiz bir projenin gerçeğe dönüşmüş hali. Beslenme, bilim, teknoloji ve uygulamalı eğitimi aynı programda buluşturarak genç veteriner hekim adaylarına farklı disiplinleri deneyimleyebilecekleri bir öğrenme ortamı sunduk” dedi. TUVECCA ve Medtronic ile gerçekleştirilen iş birliğinin önemine de değinen Altunyuva, “Bu iş birliği, genç veteriner hekimlerin mesleki gelişimine anlamlı bir destek sunarken veteriner hekimlik eğitimine de yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Bizim için Genç Masterclass, yalnızca iki günlük bir eğitim programı değil; farklı uzmanlıkların bir araya geldiğinde nasıl daha büyük bir değer yaratabileceğini gösteren bir iş birliği modeli” ifadelerini kullandı. “Teknolojiyi deneyimlemek, genç veteriner hekimler için önemli bir kazanım” Medtronic İnovasyon Merkezi (MIC) Yöneticisi ve Kıdemli Eğitim Müdürü Ebru Gökşahin Yüksel, Genç Masterclass kapsamında genç veteriner hekim adaylarını Medtronic İnovasyon Merkezi’nde ağırlamaktan duydukları memnuniyeti ifade etti. Programın, veteriner hekimlik eğitimi ile ileri tıbbi teknoloji arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sunduğunu belirten Gökşahin Yüksel, teorik bilginin simülasyon ve uygulamalı çalışmalarla desteklenmesinin genç meslektaş adayları açısından önemli bir deneyim olduğunu söyledi. Genç Masterclass’ın farklı disiplinleri bir araya getiren yapısının önemine de dikkat çeken Gökşahin Yüksel, “Royal Canin, TUVECCA ve Medtronic’in bilgi ve deneyimlerini aynı eğitim çatısı altında buluşturması, genç veteriner hekimlerin gelişimi açısından değerli bir model ortaya koydu. Medtronic olarak ileri tıbbi teknoloji alanındaki deneyimimizi veteriner hekimlik eğitimiyle buluşturmaktan ve genç meslektaş adaylarının gelişimine katkı sunmaktan büyük memnuniyet duyduk” ifadelerini kullandı. Bir eğitim programından daha fazlası Genç Masterclass, bilimsel bilgi ile uygulamalı deneyim arasındaki bağı güçlendiren bir eğitim modeli ortaya koydu. Bu yönüyle program, veteriner hekimlik alanında gençlerin gelişimini destekleyen yeni nesil eğitim modelleri için de güçlü bir örnek oluşturdu. Aynı zamanda özel sektör, meslek kuruluşları, akademi ve sağlık teknolojisi alanındaki kurumların ortak bir amaç etrafında buluşarak eğitim alanında yaratabileceği değeri ortaya koydu. Royal Canin, önümüzdeki dönemde de sağlık profesyonellerinin gelişimine, bilimsel bilgi paylaşımına ve veteriner hekimlik mesleğinin geleceğine katkı sağlayacak katma değerli iş birlikleri ve projeler geliştirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin’den Geleceğin Veteriner Hekimlerine 5 Yıldır Kesintisiz Eğitim ve Gelişim Desteği Haber

Royal Canin’den Geleceğin Veteriner Hekimlerine 5 Yıldır Kesintisiz Eğitim ve Gelişim Desteği

Bilimsel bilgi ve eğitimi hayvan sağlığının gelişimindeki temel unsurlardan biri olarak konumlandıran Royal Canin Türkiye, bu alandaki uzmanlığını geleceğin veteriner hekimleriyle buluşturmaya devam ediyor. Beş yıldır sürdürdüğü Masters of Tomorrow (MOT) programıyla veteriner fakültesi öğrencilerinin akademik eğitimlerini mesleki ve kişisel gelişim fırsatlarıyla destekleyen Royal Canin, gençlerin mesleğe daha donanımlı hazırlanmasına katkı sağlıyor. İlk kez 2022 yılında hayata geçirilen ve sektörde de bir ilki temsil eden Masters of Tomorrow, beş yıl içinde kapsamı ve sunduğu gelişim olanaklarıyla büyüyerek çok aşamalı bir eğitim ve gelişim programına dönüştü. Bilimsel eğitimi; uygulamalı öğrenme, kişisel gelişim, mentorluk ve kariyer deneyimleriyle bir araya getiren MOT, öğrencilerin üniversitede edindikleri bilgileri meslek hayatında ihtiyaç duyacakları yetkinliklerle tamamlamalarını hedefliyor. Program aynı zamanda gençlerin kendi güçlü yönlerini keşfetmelerine, veteriner hekimliğin farklı çalışma alanlarını yakından tanımalarına ve kariyerlerine ilişkin daha geniş bir perspektif kazanmalarına olanak sağlıyor. 1.000’i Aşkın Başvurudan 32 Veteriner Hekim Adayı Masters of Tomorrow’un beşinci yılında gerçekleştirilen The Intern: Class of Future Vets programına Türkiye’nin farklı üniversitelerinden 1.000’i aşkın başvuru yapıldı. Başvurular arasından seçilen 32 veteriner hekim adayı, İstanbul’da düzenlenen dört günlük programda bir araya geldi. The Intern kapsamında öğrenciler, Royal Canin’in hayvan sağlığı ve beslenme alanındaki bilimsel uzmanlığını yakından tanırken; veteriner hekimler, sektör profesyonelleri ve farklı disiplinlerden uzmanlarla buluştu. Eğitim ve atölyelerde bilimsel ve mesleki gelişimin yanı sıra iletişim, sunum, kişisel farkındalık, ekip çalışması ve kariyer gelişimi gibi profesyonel yaşamda ihtiyaç duyulan yetkinlikler ele alındı. Kişilik analizi ve sunum teknikleri eğitimleriyle öğrencilerin güçlü yönlerini keşfetmeleri ve kendilerini daha etkili ifade etmeleri desteklenirken; mentor buluşmaları ve interaktif oturumlar, veteriner hekimliğin farklı çalışma alanlarını ve kariyer olanaklarını deneyimli profesyonellerden dinlemelerine imkân sağladı. Bu yaklaşımıyla Masters of Tomorrow, bilimsel eğitimi kişisel ve mesleki gelişimle bir araya getirerek öğrencilerin akademik bilgilerini profesyonel hayata taşımalarını destekleyen bütünsel bir eğitim modeli sunuyor. The Intern ile Başlayan Gelişim Camp Royal ile Devam Ediyor Masters of Tomorrow’un gelişim yolculuğu The Intern ile sınırlı kalmıyor. Programın ilk aşamasının ardından seçilen öğrenciler, Camp Royal kapsamında mentorlarıyla birlikte projeler geliştirerek çalışmalarını jüri karşısında sunuyor. Proje geliştirme, sunum, değerlendirme ve mülakat süreçlerini kapsayan Camp Royal ile öğrencilerin eğitimlerde kazandıkları bilgi ve becerileri uygulamaya taşımaları hedefleniyor. Böylece Masters of Tomorrow, eğitimden mentorluğa, proje geliştirmeden uygulamalı deneyime uzanan çok aşamalı bir gelişim süreci sunuyor. Eğitimden Mesleki Deneyime Uzanan Yolculuk Programın farklı aşamalarını başarıyla tamamlayan öğrenciler için Masters of Tomorrow yolculuğu gerçek mesleki deneyimlerle devam ediyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda başarılı olan öğrenciler, Royal Canin bünyesindeki Vet Corporate stajının yanı sıra farklı yurt içi ve yurt dışı staj programlarına katılma hakkı kazanıyor. Bu kapsamda öğrenciler, program boyunca edindikleri bilgi ve yetkinlikleri gerçek çalışma ortamlarında deneyimlerken farklı kariyer alanlarını yakından tanıma imkânı elde ediyor. Masters of Tomorrow’un ilk başladığı günden bugüne 3.500’ü aşkın başvuru alınırken, 138 veteriner hekim adayı The Intern ve Camp Royal programlarına katıldı; 29 öğrenci ise yurt dışı deneyimi dahil olmak üzere farklı staj programlarına katılmaya hak kazandı. Bu öğrencilerden ikisi, program kapsamında Hong Kong’a giderek Mars ağı bünyesinde faaliyet gösteren bir veteriner hastanesinde uluslararası deneyim kazanma fırsatı buldu. “Geleceğin Veteriner Hekimlerinin Gelişimini Desteklemeyi Önemsiyoruz” Royal Canin Avrasya Bölgesi Bilimsel İletişim ve İlişkiler Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva programın beşinci yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Veteriner hekimler, kedi ve köpeklerin sağlıklı yaşamlarının en önemli paydaşları arasında yer alıyor. Bu nedenle geleceğin veteriner hekimlerinin gelişimini desteklemeyi, hayvan sağlığının geleceğine yönelik sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz.” “Masters of Tomorrow’u beş yıl önce öğrencilerin akademik eğitimlerini mesleki ve kişisel gelişimle tamamlayabilecekleri, farklı kariyer alanlarını keşfedebilecekleri ve deneyimli profesyonellerle bir araya gelebilecekleri bir program olarak hayata geçirdik. Beşinci yılımızda da Türkiye’nin farklı üniversitelerinden genç veteriner hekim adaylarıyla bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bilimsel bilgi ve eğitim odağımızla gençlerin gelişimine ve veteriner hekimliğin geleceğine katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Royal Canin Türkiye, beş yıldır sürdürdüğü Masters of Tomorrow programını önümüzdeki dönemde de geliştirerek genç veteriner hekim adaylarının mesleğe daha donanımlı hazırlanmasına ve hayvan sağlığının geleceğinin şekillenmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin Türkiye 10. Yaşını Kutluyor Haber

Royal Canin Türkiye 10. Yaşını Kutluyor

2016 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan Royal Canin, son 10 yılda 3 milyonu sahipsiz hayvanlar olmak üzere toplam 6,4 milyon kedi ve köpeğin sağlığına katkı sağladı. 300’ü aşkın uzman ürün portföyüyle yaşamın farklı evrelerine yönelik beslenme çözümleri sunan marka, bu süreçte yaklaşık 30 bin yavrunun gelişimini ve 60 bin hasta hayvanın tedavi sürecini destekledi. Veteriner hekimler, öğrenciler, klinikler ve pet shoplara yönelik eğitim programlarıyla bilimsel bilgi ve deneyimin yaygınlaşmasına katkıda bulunan Royal Canin, 200 ton mama bağışıyla yaklaşık 3 milyon sahipsiz hayvana ulaştı. Arama-kurtarma köpeklerine yönelik çalışmalarıyla ise insan ve hayvan arasındaki yaşam kurtaran bağı destekleyen güçlü iş birliklerine imza attı. Royal Canin, Türkiye’de yeni dönemine girerken bilimsel bilgi üretmeye, yenilikçi beslenme çözümleri geliştirmeye ve güçlü iş birlikleri kurmaya devam ederek; kedi ve köpeklerin daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyor. 1968 yılında veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulan Royal Canin, kuruluşundan bu yana "HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA" vizyonuyla, kedi ve köpeklerin eşsiz ihtiyaçlarına odaklanan bilim temelli beslenme uzmanlığıyla hareket ediyor. 58 yılı aşkın köklü uzmanlığını sürekli geliştirerek hayvanların farklı ihtiyaçlarına özel çözümler sunan marka, bu bilimsel birikimini Türkiye’ye de taşıyor. Daha önce distribütör aracılığıyla yürütülen faaliyetlerini 2016 yılından bu yana kendi organizasyonu ile sürdüren Royal Canin, kedi ve köpek beslenmesinde sahip olduğu derin bilimsel uzmanlık ve bilgi birikimiyle hayvanların sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine ve hayvan sağlığı ekosistemine katkı sağlıyor. "Hayvan Sağlığını Dönüştüren 10 Yıl. Bir Ömür Süren Bağlılık" başlığıyla Türkiye'deki 10. yılını kutlayan marka, hayata geçirdiği kampanya ile bu süre boyunca paydaşları ile birlike hayvan sağlığında yarattığı dönüşüme odaklanıyor. Hayvan Sağlığını Dönüştüren Bilimsel Uzmanlık: Royal Canin’in 58 Yılı Aşan Bilimsel Uzmanlığı, Kedi ve Köpekler İçin Sağlık Sunuyor 2016 yılında faaliyetlerini kendi organizasyonuyla yürütmeye başlayan Royal Canin, "HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA" vizyonunu Türkiye'de somut projelerle hayata geçirerek küresel uzmanlığını yerel ölçekte değere dönüştürüyor. Son 10 yılda 3,4 milyon kedi ve köpeğin sağlığını destekleyen marka, 300'ü aşkın uzman ürün portföyüyle yaşamın her evresine ve farklı sağlık ihtiyaçlarına yönelik beslenme çözümleri sunuyor; bugüne kadar yaklaşık 30 bin yavru kedi ve köpeğin sağlıklı gelişimine katkı sağlayan Royal Canin, 60 bin hasta hayvanın da tedavi sürecinde beslenme yönetimini destekledi. Royal Canin; veteriner hekimler, akademi, hayvan sağlığı profesyonelleri, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve hayvan sahipleriyle kurduğu güçlü iş birlikleri sayesinde hayvan sağlığının gelişimine çok yönlü katkı sunuyor. Markanın 58 yılı aşkın küresel deneyiminin temelinde, hayvan sağlığını geliştirmenin yolunun bilimsel bilgiyi üretmek, paylaşmak ve uygulamaya dönüştürmekten geçtiği anlayışı yer alıyor. Bu doğrultuda Royal Canin, yalnızca bilimsel beslenme çözümleri sunan bir marka olmanın ötesine geçiyor; veteriner hekimlik mesleğinin gelişimine yönelik uzun vadeli yatırımlar yapıyor. Bilim ve Eğitim Işığında 10 Yıllık Yolculuk: 400 Etkinlikte, 30 Bin Paydaşa Ulaşıldı Son 10 yılda yaklaşık 10 bin veteriner fakültesi öğrencisine ulaşan Royal Canin; üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleri, Masters of Tomorrow (MOT) programı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde hayata geçirilen Klinik Beceri Laboratuvarı ile teorik bilgiyle uygulamayı bir araya getiren örnek eğitim modellerine de öncülük ediyor. Bugüne kadar 12 bin veteriner hekime ulaşan marka, Türkiye genelinde 15 bin veteriner kliniği ve pet shop ile bilgi paylaşımı gerçekleştirdi. Yaklaşık 70 bilimsel kongre ve 400 eğitim ile etkinlikte veteriner hekimlerle bir araya gelerek güncel bilimsel bilgiyi paylaşıyor, hayvan sağlığı alanındaki mesleki gelişime katkı sunuyor. “Sektörde Kalıcı ve Dönüştürücü Bir Etki Yaratmak İçin Büyük Bir Tutku İle Çalışmaya Devam Edeceğiz” Royal Canin’in 58 yılı aşan küresel bilimsel uzmanlığıyla Türkiye’de kedi ve köpek sağlığına ve sektöre kalıcı katkılar sunmaya devam ettiği bu özel yıldönümü vesilesiyle konuşan Royal Canin Avrasya Bölgesi Genel Müdürü Aslı Çelikkol, şirketin geçmişten aldığı bilimsel gücü ve geleceğe yönelik vizyonunu şöyle özetledi: “Royal Canin olarak 58 yılı aşkın küresel bilimsel birikimimizi Türkiye’de güçlü iş birlikleriyle bir araya getirerek, son 10 yılda kedi ve köpek sağlığına ve sektörümüze somut katkılar sunduk. Veteriner hekimler, pet shoplar, diğer hayvan sağlığı ve bakımı profesyonelleri ile hayvan sahipleriyle birlikte bilim temelli bir değer dünyası inşa ettik. Royal Canin’in Türkiye’deki 10 yılı, aynı zamanda dokunduğumuz her paydaşımızın yaşamını dönüştürme hikâyesidir.” “Önümüzdeki dönemde de bu bilimsel etkiyi ve liderlik ettiğimiz dönüşümü büyütmeye, odaklanıyoruz. Eğitim ve destek programlarımızı daha geniş kitlelere ulaştırarak, daha fazla kedi ve köpeğin sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. ‘HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA’ vizyonumuzu Türkiye’de daha da ileri taşımak ve bilimsel yaklaşımımızla sektörde kalıcı ve dönüştürücü bir etki yaratmak için büyük bir tutku ile çalışmaya devam edeceğiz.” HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA: 10 Yılda 200 Ton Bağış, 3 Milyon Sahipsiz Hayvana Ulaştı; Arama-Kurtarma ve Rehber Köpek Kapasitesinin Artırılması Desteklendi Royal Canin Türkiye, son 10 yılda deprem ve yangınlar gibi olağanüstü durumlar da dahil olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki barınaklar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yaklaşık 200 ton mama bağışında bulundu. Bu destek, yaklaşık 3 milyon sahipsiz hayvanın beslenmesine katkı sağlarken, ihtiyaç anlarında sahada hızlı ve sürdürülebilir bir destek mekanizmasının oluşmasına da katkı sağlıyor. Bu katkı yalnızca kriz anlarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda hayvanlar ve insanlar arasındaki bağın güçlendirilmesine odaklanan projelerle insan-hayvan etkileşiminin toplum genelinde daha görünür hale gelmesine katkı sağlıyor ve sektörde önemli bir etki yaratıyor. Royal Canin HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA vizyonu etrafında ördüğü kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı kapsamda aynı zamanda AKUT, Arama Kurtarma Köpekleri Derneği (AKKD), Pulsar Arama Kurtarma ve Yardım Derneği ve SAR Arama Kurtarma ve Acil Yardım Derneği iş birlikleriyle Türkiye’nin arama-kurtarma köpeği kapasitesinin gelişimine destek veriyor; yaklaşık 30 arama-kurtarma köpeğinin eğitim ve beslenme süreçleri güçlendiriliyor. Rehber Köpekler Derneği ile yürüttüğü çalışmalarla ise görme engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran rehber köpeklerin yetiştirilmesine destek olarak insan ve hayvan arasındaki yaşamı dönüştüren bağın güçlenmesine katkı sağlıyor. HEPAD, Kurtaran Ev, HİPDER, TURMEPA, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Koruncuk Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birlikleri ise bu etkiyi genişleterek hayvanlar, insanlar ve çevre arasnda daha güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Hayvanlar, İnsanlar Ve Çevre İçin Kalıcı Değer Üretmeye Devam Edeceğiz Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu, Royal Canin'in Türkiye'deki 10 yıllık yolculuğunu değerlendirerek şunları söyledi: "Royal Canin olarak 10 yıldır Türkiye'de 'HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA' vizyonuyla hareket ediyoruz. Kedi ve köpeklerin sağlığını desteklemenin; veteriner hekimlerin gelişimine katkı sunmanın, hayvan sahiplerinin doğru bilgiye erişimini sağlamanın ve toplumsal fayda üretmenin birbirinden ayrılmaz değerler olduğuna inanıyoruz. Attığımız her adımın temelinde de bu bütüncül yaklaşım yer alıyor." "Uzman beslenme çözümlerimizle desteklediğimiz her kedi ve köpeğin yanında; eğitim programlarımız, bilimsel iş birliklerimiz ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızla daha fazla yaşamı olumlu yönde etkilemeyi hedefliyoruz. Çünkü bizim için gerçek başarı yalnızca ulaştığımız sayılarla değil; hayvanların, insanların ve içinde yaşadığımız dünyanın geleceğine sağladığımız uzun vadeli katkıyla ölçülüyor. Türkiye'deki ilk 10 yılımız boyunca birlikte ürettiğimiz değeri ve yarattığımız dönüşümü daha da ileri taşımak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde de eğitim yatırımlarımızı, bilimsel iş birliklerimizi ve sosyal fayda projelerimizi güçlendirerek etkimizi büyütmeye; hayvanlar, insanlar ve çevre için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor Haber

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.