Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hayvan Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Hayvan Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvan Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor Haber

66 Yıllık Dünya Kongresi İlk Kez Türkiye’de Düzenleniyor

Dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar sığır bulunurken, Türkiye’de sığır varlığı 2025 yılı sonunda 17,5 milyonu aştı. Bu büyüklük, yalnızca sığır sağlığını değil; hayvancılığın sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve üretimin devamlılığı açısından da önemli bir başlık haline getiriyor. Sınır aşan hayvan hastalıkları, iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç küresel risklerin başında gelirken, yeni teknolojiler ve yapay zekâ destekli yetiştiricilik uygulamaları da bu sorunlara yönelik çözüm arayışlarının önemi bir parçası haline geliyor. Sığır sağlığının geleceğini belirleyen bu gündem Eylül ayında İstanbul’a taşınacak. Dünyanın sığır ve diğer geviş getiren hayvan sağlığı alanındaki en önemli bilimsel buluşması olan 33. Dünya Buiatri Kongresi (WBC 2026), 6-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İlk kez 1960 yılında düzenlenen kongre, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’ye gelecek. 84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin Türkiye 10. Yaşını Kutluyor Haber

Royal Canin Türkiye 10. Yaşını Kutluyor

2016 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan Royal Canin, son 10 yılda 3 milyonu sahipsiz hayvanlar olmak üzere toplam 6,4 milyon kedi ve köpeğin sağlığına katkı sağladı. 300’ü aşkın uzman ürün portföyüyle yaşamın farklı evrelerine yönelik beslenme çözümleri sunan marka, bu süreçte yaklaşık 30 bin yavrunun gelişimini ve 60 bin hasta hayvanın tedavi sürecini destekledi. Veteriner hekimler, öğrenciler, klinikler ve pet shoplara yönelik eğitim programlarıyla bilimsel bilgi ve deneyimin yaygınlaşmasına katkıda bulunan Royal Canin, 200 ton mama bağışıyla yaklaşık 3 milyon sahipsiz hayvana ulaştı. Arama-kurtarma köpeklerine yönelik çalışmalarıyla ise insan ve hayvan arasındaki yaşam kurtaran bağı destekleyen güçlü iş birliklerine imza attı. Royal Canin, Türkiye’de yeni dönemine girerken bilimsel bilgi üretmeye, yenilikçi beslenme çözümleri geliştirmeye ve güçlü iş birlikleri kurmaya devam ederek; kedi ve köpeklerin daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyor. 1968 yılında veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulan Royal Canin, kuruluşundan bu yana "HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA" vizyonuyla, kedi ve köpeklerin eşsiz ihtiyaçlarına odaklanan bilim temelli beslenme uzmanlığıyla hareket ediyor. 58 yılı aşkın köklü uzmanlığını sürekli geliştirerek hayvanların farklı ihtiyaçlarına özel çözümler sunan marka, bu bilimsel birikimini Türkiye’ye de taşıyor. Daha önce distribütör aracılığıyla yürütülen faaliyetlerini 2016 yılından bu yana kendi organizasyonu ile sürdüren Royal Canin, kedi ve köpek beslenmesinde sahip olduğu derin bilimsel uzmanlık ve bilgi birikimiyle hayvanların sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine ve hayvan sağlığı ekosistemine katkı sağlıyor. "Hayvan Sağlığını Dönüştüren 10 Yıl. Bir Ömür Süren Bağlılık" başlığıyla Türkiye'deki 10. yılını kutlayan marka, hayata geçirdiği kampanya ile bu süre boyunca paydaşları ile birlike hayvan sağlığında yarattığı dönüşüme odaklanıyor. Hayvan Sağlığını Dönüştüren Bilimsel Uzmanlık: Royal Canin’in 58 Yılı Aşan Bilimsel Uzmanlığı, Kedi ve Köpekler İçin Sağlık Sunuyor 2016 yılında faaliyetlerini kendi organizasyonuyla yürütmeye başlayan Royal Canin, "HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA" vizyonunu Türkiye'de somut projelerle hayata geçirerek küresel uzmanlığını yerel ölçekte değere dönüştürüyor. Son 10 yılda 3,4 milyon kedi ve köpeğin sağlığını destekleyen marka, 300'ü aşkın uzman ürün portföyüyle yaşamın her evresine ve farklı sağlık ihtiyaçlarına yönelik beslenme çözümleri sunuyor; bugüne kadar yaklaşık 30 bin yavru kedi ve köpeğin sağlıklı gelişimine katkı sağlayan Royal Canin, 60 bin hasta hayvanın da tedavi sürecinde beslenme yönetimini destekledi. Royal Canin; veteriner hekimler, akademi, hayvan sağlığı profesyonelleri, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve hayvan sahipleriyle kurduğu güçlü iş birlikleri sayesinde hayvan sağlığının gelişimine çok yönlü katkı sunuyor. Markanın 58 yılı aşkın küresel deneyiminin temelinde, hayvan sağlığını geliştirmenin yolunun bilimsel bilgiyi üretmek, paylaşmak ve uygulamaya dönüştürmekten geçtiği anlayışı yer alıyor. Bu doğrultuda Royal Canin, yalnızca bilimsel beslenme çözümleri sunan bir marka olmanın ötesine geçiyor; veteriner hekimlik mesleğinin gelişimine yönelik uzun vadeli yatırımlar yapıyor. Bilim ve Eğitim Işığında 10 Yıllık Yolculuk: 400 Etkinlikte, 30 Bin Paydaşa Ulaşıldı Son 10 yılda yaklaşık 10 bin veteriner fakültesi öğrencisine ulaşan Royal Canin; üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleri, Masters of Tomorrow (MOT) programı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde hayata geçirilen Klinik Beceri Laboratuvarı ile teorik bilgiyle uygulamayı bir araya getiren örnek eğitim modellerine de öncülük ediyor. Bugüne kadar 12 bin veteriner hekime ulaşan marka, Türkiye genelinde 15 bin veteriner kliniği ve pet shop ile bilgi paylaşımı gerçekleştirdi. Yaklaşık 70 bilimsel kongre ve 400 eğitim ile etkinlikte veteriner hekimlerle bir araya gelerek güncel bilimsel bilgiyi paylaşıyor, hayvan sağlığı alanındaki mesleki gelişime katkı sunuyor. “Sektörde Kalıcı ve Dönüştürücü Bir Etki Yaratmak İçin Büyük Bir Tutku İle Çalışmaya Devam Edeceğiz” Royal Canin’in 58 yılı aşan küresel bilimsel uzmanlığıyla Türkiye’de kedi ve köpek sağlığına ve sektöre kalıcı katkılar sunmaya devam ettiği bu özel yıldönümü vesilesiyle konuşan Royal Canin Avrasya Bölgesi Genel Müdürü Aslı Çelikkol, şirketin geçmişten aldığı bilimsel gücü ve geleceğe yönelik vizyonunu şöyle özetledi: “Royal Canin olarak 58 yılı aşkın küresel bilimsel birikimimizi Türkiye’de güçlü iş birlikleriyle bir araya getirerek, son 10 yılda kedi ve köpek sağlığına ve sektörümüze somut katkılar sunduk. Veteriner hekimler, pet shoplar, diğer hayvan sağlığı ve bakımı profesyonelleri ile hayvan sahipleriyle birlikte bilim temelli bir değer dünyası inşa ettik. Royal Canin’in Türkiye’deki 10 yılı, aynı zamanda dokunduğumuz her paydaşımızın yaşamını dönüştürme hikâyesidir.” “Önümüzdeki dönemde de bu bilimsel etkiyi ve liderlik ettiğimiz dönüşümü büyütmeye, odaklanıyoruz. Eğitim ve destek programlarımızı daha geniş kitlelere ulaştırarak, daha fazla kedi ve köpeğin sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. ‘HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA’ vizyonumuzu Türkiye’de daha da ileri taşımak ve bilimsel yaklaşımımızla sektörde kalıcı ve dönüştürücü bir etki yaratmak için büyük bir tutku ile çalışmaya devam edeceğiz.” HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA: 10 Yılda 200 Ton Bağış, 3 Milyon Sahipsiz Hayvana Ulaştı; Arama-Kurtarma ve Rehber Köpek Kapasitesinin Artırılması Desteklendi Royal Canin Türkiye, son 10 yılda deprem ve yangınlar gibi olağanüstü durumlar da dahil olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki barınaklar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yaklaşık 200 ton mama bağışında bulundu. Bu destek, yaklaşık 3 milyon sahipsiz hayvanın beslenmesine katkı sağlarken, ihtiyaç anlarında sahada hızlı ve sürdürülebilir bir destek mekanizmasının oluşmasına da katkı sağlıyor. Bu katkı yalnızca kriz anlarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda hayvanlar ve insanlar arasındaki bağın güçlendirilmesine odaklanan projelerle insan-hayvan etkileşiminin toplum genelinde daha görünür hale gelmesine katkı sağlıyor ve sektörde önemli bir etki yaratıyor. Royal Canin HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA vizyonu etrafında ördüğü kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı kapsamda aynı zamanda AKUT, Arama Kurtarma Köpekleri Derneği (AKKD), Pulsar Arama Kurtarma ve Yardım Derneği ve SAR Arama Kurtarma ve Acil Yardım Derneği iş birlikleriyle Türkiye’nin arama-kurtarma köpeği kapasitesinin gelişimine destek veriyor; yaklaşık 30 arama-kurtarma köpeğinin eğitim ve beslenme süreçleri güçlendiriliyor. Rehber Köpekler Derneği ile yürüttüğü çalışmalarla ise görme engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran rehber köpeklerin yetiştirilmesine destek olarak insan ve hayvan arasındaki yaşamı dönüştüren bağın güçlenmesine katkı sağlıyor. HEPAD, Kurtaran Ev, HİPDER, TURMEPA, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Koruncuk Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birlikleri ise bu etkiyi genişleterek hayvanlar, insanlar ve çevre arasnda daha güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Hayvanlar, İnsanlar Ve Çevre İçin Kalıcı Değer Üretmeye Devam Edeceğiz Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu, Royal Canin'in Türkiye'deki 10 yıllık yolculuğunu değerlendirerek şunları söyledi: "Royal Canin olarak 10 yıldır Türkiye'de 'HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA' vizyonuyla hareket ediyoruz. Kedi ve köpeklerin sağlığını desteklemenin; veteriner hekimlerin gelişimine katkı sunmanın, hayvan sahiplerinin doğru bilgiye erişimini sağlamanın ve toplumsal fayda üretmenin birbirinden ayrılmaz değerler olduğuna inanıyoruz. Attığımız her adımın temelinde de bu bütüncül yaklaşım yer alıyor." "Uzman beslenme çözümlerimizle desteklediğimiz her kedi ve köpeğin yanında; eğitim programlarımız, bilimsel iş birliklerimiz ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızla daha fazla yaşamı olumlu yönde etkilemeyi hedefliyoruz. Çünkü bizim için gerçek başarı yalnızca ulaştığımız sayılarla değil; hayvanların, insanların ve içinde yaşadığımız dünyanın geleceğine sağladığımız uzun vadeli katkıyla ölçülüyor. Türkiye'deki ilk 10 yılımız boyunca birlikte ürettiğimiz değeri ve yarattığımız dönüşümü daha da ileri taşımak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde de eğitim yatırımlarımızı, bilimsel iş birliklerimizi ve sosyal fayda projelerimizi güçlendirerek etkimizi büyütmeye; hayvanlar, insanlar ve çevre için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor Haber

84 Ülkeden 3.500 Uzman WBC 2026 İçin İstanbul’da Buluşuyor

84 ülkeden yaklaşık 3500 veteriner hekim, bilim insanı, akademisyen ve sektör temsilcisinin katılması beklenen kongrede, hayvan sağlığının güncel sorunlarının yanı sıra hayvancılığın geleceğini şekillendiren bilimsel ve teknolojik gelişmeler de ele alınacak. TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL BİLİM DÜNYASIYLA BULUŞTURACAĞIZ Kongrenin 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenleneceğine dikkat çeken 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz: “Türkiye, güçlü hayvan varlığı, gelişen modern çiftlikleri ve gıda işletmeleriyle ruminant sağlığı açısından önemli bir potansiyele sahip. İlk kez 1960 yılında düzenlenen ve her iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Buiatri Kongresi’ne Türkiye’de ilk kez ev sahipliği yapacak olmak bizim için büyük bir mutluluk ve sorumluluk. Kongremizde sığır sağlığı, hastalıkları ve yönetiminin yanı sıra insan ve çevre sağlığını etkileyen konuları da ele alacağız. ‘Hayvanlar ve Çevre için Küresel Çözümler’ yaklaşımıyla dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını ve sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturacağız. Kongrenin sığır ile birlikte koyun, keçi, manda ve deve sağlığı alanındaki küresel gelişmeleri ortaya koymasını, katılımcılara ve sektöre değerli bilgiler ve yeni deneyimler sunmasını hedefliyoruz” dedi. ŞAP HASTALIĞINDA YENİ AŞI TEKNOLOJİLERİ MASADA Kongrenin önemli gündemlerinden biri, sınır aşan hayvan hastalıklarının başında gelen şap hastalığı olacak. Hastalığın kontrolünden yeni nesil aşılara uzanan gelişmeler, alanında uluslararası çalışmalarıyla öne çıkan uzmanlar tarafından ele alınacak. Avrupa Şap Hastalığının Kontrolü Komisyonu (EuFMD) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso ise şap hastalığıyla mücadeleyi küresel yaklaşımlardan yerel uygulamalara uzanan boyutlarıyla değerlendirecek. Böylece kongrede şap hastalığına karşı hem yeni bilimsel çalışmalar hem de küresel mücadele stratejileri İstanbul’da tartışılacak. KUŞ GRİBİNİN SIĞIRLARDA GÖRÜLMESİ YENİ RİSKLERİ GÜNDEME TAŞIDI Son dönemde hayvan sağlığı alanında dünya gündemine giren gelişmelerden biri olan kuş gribinin süt sığırlarında görülmesi, kongrede ele alınacak dikkat çekici konular arasında yer alıyor. Prof. Dr. Juergen Richt, kuşlardan sığırlara uzanan influenza virüslerinin değişen konak yapısını ve bunun hayvan sağlığı açısından ortaya çıkardığı yeni riskleri değerlendirecek. Bilimsel programda ayrıca kuş gribi virüsünün çiğ sütte inaktivasyonuna ilişkin araştırma da yer alıyor. Bu gelişmeler, hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların yalnızca çiftliklerle sınırlı kalmadığını; gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ANTİBİYOTİK DİRENCİ HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞININ ORTAK SORUNU Hayvancılıkta antibiyotiklerin kullanımı ve buna bağlı gelişen antimikrobiyal direnç, kongrenin önemli gündemlerinden biri olacak. Antibiyotiklere direnç geliştiren bakteriler yalnızca hayvan sağlığını değil, gıda güvenliği ve insan sağlığını da ilgilendiren küresel bir sorun olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle antibiyotiklerin doğru ve kontrollü kullanımı, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık – One Health” yaklaşımının da temel başlıkları arasında yer alıyor. Kongrede Prof. Dr. Theo Lam, süt sığırcılığında antimikrobiyal kullanımın mevcut uygulamalarını ve gelecekte karşılaşılacak sorunları ele alacak. TEK SAĞLIK: İNSAN, HAYVAN VE ÇEVRE AYNI ÇERÇEVEDE Kongrenin uluslararası konuşmacıları arasında Türkiye’den dünyaca tanınan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş de yer alacak. Akdiş, insan vücudunun dış çevreyle temas ettiği koruyucu bariyerlerdeki bozulmanın alerjik ve otoimmün hastalıklarla ilişkisini, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde değerlendirecek. Kongrede ayrıca antibiyotik kullanımının azaltılmasına yönelik yeni yaklaşımlar ve sığırlarda görülen dirençli bakterilere ilişkin güncel araştırmalar da paylaşılacak. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAYVANCILIĞI DA DÖNÜŞTÜRÜYOR Küresel ısınmanın hayvancılık üzerindeki etkileri WBC 2026’nın önemli gündemlerinden biri olacak. Kongrede artan sıcaklıkların hayvan sağlığı, refahı ve üretim üzerindeki etkilerinin yanı sıra hayvancılığın çevresel sürdürülebilirliği de ele alınacak. Bilimsel programda sıcaklık stresinden enterik metan emisyonlarının azaltılmasına kadar iklim ve hayvancılık ilişkisine yönelik güncel araştırmalar paylaşılacak. YAPAY ZEKÂ VE ROBOTLAR HAYVANCILIĞI DÖNÜŞTÜRÜYOR Hayvancılıktaki teknolojik dönüşüm de kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Prof. Dr. Trevor DeVries, robotik sağım sistemlerinin sürü yönetimine etkilerini aktaracak. Kongrede ayrıca sensörlerle hayvan sağlığının izlenmesi, veriye dayalı klinik karar süreçleri ve yapay zekâ çağında hayvan refahı gibi yeni nesil uygulamalar tartışılacak. BİLİMSEL BİLGİ SAHAYA TAŞINACAK WBC 2026’da bilimsel oturumların yanı sıra uygulamaya dönük workshoplar da gerçekleştirilecek. Süt sığırlarında fertilite programları, doğum ve yeni doğan buzağıların yönetimi ve ultrasonla tanı gibi konularda gerçekleştirilecek çalışmalarla güncel bilimsel yaklaşımlar saha uygulamalarıyla buluşturulacak. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi, 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilirken; dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları, veteriner hekimler ve sektör temsilcilerini sığır ve geviş getiren hayvan sağlığının geleceği için İstanbul’da bir araya getirecek. Beş gün sürecek 33. Dünya Buiatri Kongresi’nin bilimsel programında 59 çağrılı konuşma, 220 sözlü ve 589 poster bildirinin yanı sıra özel sektör tarafından gerçekleştirilecek 11 özel sunum ve 3 uygulamalı workshop yer alacak. 66 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek Dünya Buiatri Kongresi, dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını, veteriner hekimleri ve sektör temsilcilerini sığır ve diğer geviş getiren hayvanların sağlığının geleceğini konuşmak üzere İstanbul’da buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MSD Hayvan Sağlığı Araştırması: "Her 4 Kedi Sahibinden 1'i Yanılıyor" Haber

MSD Hayvan Sağlığı Araştırması: "Her 4 Kedi Sahibinden 1'i Yanılıyor"

Araştırmaya göre, kedisini aşılatmayan her dört kişiden biri "Evden çıkmıyor, bu nedenle aşıya ihtiyacı yok." düşüncesiyle hareket ediyor. Buna karşın veteriner hekimler, koruyucu hekimliğin temel unsurlarından biri olarak aşılamanın önemine dikkat çekiyor. Küresel araştırma, kedi sahiplerinin aşı kararını en çok veteriner hekimlerin etkilediğini, yanlış inanışların ise koruyucu sağlık uygulamalarının önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ortaya koyuyor. MSD Hayvan Sağlığı tarafından Mayıs-Ağustos 2024 arasında gerçekleştirilen küresel araştırma, kedi sahiplerinin aşılama kararlarını şekillendiren faktörleri ve veteriner hekimlerin bu süreçte üstlendiği kritik rolü ortaya koydu. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya, Brezilya, Meksika, Avustralya, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, Belçika, Hollanda ve Danimarka olmak üzere 14 ülkede, 1.330 evcil hayvan veteriner hekimi ve 5.071 kedi sahibinin katılımıyla yürütülen araştırmanın sonuçları, 2026 Dünya Kedi Kongresi'nde bilim dünyasıyla paylaşılırken, çalışma Veterinary Sciences dergisinde yayımlandı. Bulgular, koruyucu veteriner hekimlikte doğru bilgi paylaşımının ve veteriner hekim-kedi sahibi iletişiminin aşılama uyumunu artırmada belirleyici olduğunu gösteriyor. En yaygın yanlış: "Ev kedisi aşıya ihtiyaç duymaz" Araştırmaya göre kedisini aşılatmayan sahiplerin yüzde 27'si, evden çıkmayan kedilerin aşılanmasına gerek olmadığına inanıyor. Aynı oranda katılımcı ise sağlıklı görünen kedilerin de aşıya ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Veteriner hekimler ise bu yanlış inanışların koruyucu sağlık uygulamalarının önündeki en önemli engeller arasında yer aldığını belirtiyor. Araştırmaya katılan veteriner hekimlerin yüzde 53'ü bilgi eksikliğini, yüzde 51'i ise yanlış bilgileri aşılama uyumunu azaltan temel nedenler arasında gösteriyor. Aşı kararını en çok veteriner hekimler etkiliyor Araştırma, veteriner hekimlerin kedi sahiplerinin karar sürecindeki en güvenilir danışman olduğunu ortaya koyuyor. Kedi sahiplerinin yüzde 58'i aşı konusunda en güvenilir bilgi kaynağı olarak veteriner hekimleri gösterirken, kedisini aşılatanların yüzde 57'si kararını doğrudan veteriner hekim tavsiyesinin etkilediğini belirtiyor. Veteriner hekimlerin yüzde 71'i de kendi önerilerinin aşılama kararında belirleyici olduğunu ifade ediyor. Beslenme ilk sırada, aşılama yeterince önemsenmiyor Araştırmada kedi sahiplerinden kedilerinin sağlığını koruyan en önemli üç faktörü sıralamaları istendiğinde ilk sırada yüzde 94 ile kaliteli beslenme yer aldı. Veteriner kontrolleri, sevgi ve oyun zamanı aşılamadan daha fazla dile getirilirken, yalnızca yüzde 16'lık bir kesim aşılamayı ilk üç faktör arasında saydı. Veteriner hekimlerde ise tablo tamamen farklı. Katılımcıların yüzde 69'u aşılamayı kedilerin sağlığını koruyan en önemli uygulamalardan biri olarak değerlendirdi. Bu bulgu, kedi sahipleri ile veteriner hekimler arasında koruyucu sağlık uygulamalarına ilişkin önemli bir algı farkı bulunduğunu gösteriyor. Bilgiye güven var, iletişimde gelişim alanı bulunuyor Araştırmaya göre kedi sahipleri doğru bilgiye ulaşmak için öncelikle veteriner hekimlerine başvuruyor. Ancak veteriner hekimlerin yalnızca yüzde 23'ü, aşılamanın önemiyle ilgili bilgilendirici materyalleri düzenli olarak paylaştığını ifade ediyor. Bu sonuç, kliniklerde yapılacak daha güçlü bilgilendirme çalışmalarının hem yanlış inanışların azaltılması hem de aşılama uyumunun artırılması açısından önemli bir fırsat sunduğunu ortaya koyuyor. Koruyucu sağlığın temeli doğru bilgi ve güçlü veteriner hekim iletişimi Araştırma sonuçları; bilimsel bilgiye dayalı iletişimin, koruyucu veteriner hekimliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösteriyor. Veteriner hekimlerin doğru ve düzenli bilgilendirmesi sayesinde yanlış inanışların önüne geçilmesi, daha fazla kedinin bulaşıcı hastalıklara karşı korunmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlayabilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. MSD Hayvan Sağlığı Evcil Hayvan İş Birimi Yöneticisi Cenk Tepe, araştırma sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “MSD Hayvan Sağlığı olarak koruyucu veteriner hekimliğin yalnızca doğru ürünlerle değil, doğru bilgiyle de güçlendiğine inanıyoruz. Bilimsel temelli yenilikçi çözümler geliştirme hedefimizin yanı sıra, hayvan sağlığı alanında doğru bilginin ve doğru uygulamaların yaygınlaşmasını da sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Araştırmamız, kedi sahiplerinin aşı konusunda en çok veteriner hekimlerine güvendiğini, ancak hâlâ bazı yanlış inanışların sürdüğünü gösteriyor. Bu nedenle doğru bilginin doğru zamanda paylaşılması hem aşılama farkındalığının artırılması hem de kedilerin yaşam boyu sağlığının desteklenmesi açısından büyük önem taşıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yem Sektöründe Yükselen Maliyetlerin Çözümü Verimli Kaynak Yönetimi Haber

Yem Sektöründe Yükselen Maliyetlerin Çözümü Verimli Kaynak Yönetimi

Küresel yem ve hayvan besleme sektörü, 2026’da önemli bir dönüşümden geçiyor. Artan hammadde maliyetleri, tedarik zincirlerindeki değişim ve hayvan sağlığı riskleri sektörün gündemini belirliyor. Küresel emtia fiyatlarının 2026’da yüzde 16 artması bekleniyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler ve bölgesel sorunlar da enerji ve lojistik maliyetleri üzerinde ek baskı yaratıyor. Bu tablo, yem sektöründe maliyet yönetimini ve tedarik güvenliğini daha kritik hale getiriyor. Trouw Nutrition Türkiye Kanatlı ve Balık Ticari Direktörü Fevzi Turhan, alternatif hammaddelerin, hassas besleme teknolojilerinin ve sürdürülebilir üretim çözümlerinin sektörün geleceğini şekillendiren başlıklar olarak öne çıktığına dikkat çekiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan çözümler ön planda 2026’da yem ve hayvan besleme sektörünün en önemli gündemlerinden biri maliyet baskısı olduğuna dikkat çeken Fevzi Turhan, “Küresel emtia fiyatlarındaki yükseliş, tarımsal üretimin temel girdilerinde maliyetleri artırıyor. Bu durum, önümüzdeki dönemlerde verim kayıplarına yol açabilir. Dünya Bankası projeksiyonları da bu riskin boyutunu ortaya koyuyor. Bu nedenle yem sektöründe verimlilik ve kaynakların etkin kullanımı daha fazla önem kazanıyor. Üreticilerin daha az kaynakla daha yüksek verim elde etmesini sağlayan çözümler öne çıkıyor. Alternatif hammaddelerin değerlendirilmesi de bu dönüşümün önemli bir parçası haline geliyor” diye konuştu. Tedarik zincirinde çeşitlilik ihtiyacı artıyor Hammadde piyasalarında önümüzdeki dönemde yukarı yönlü bir hareket beklendiğine dikkat çeken Turhan, “CBOT buğday fiyatının 2025’in üçüncü çeyreğindeki 521 ABD senti seviyesinden, 2027’nin ilk çeyreğinde 775’e ulaşacağı öngörülüyor. Matif buğday fiyatında da 193 euro/tondan 246 euro/tona yükseliş tahmin ediliyor. Mısır fiyatlarının ise 402 ABD senti seviyesinden, 2027’nin ilk çeyreği için 509 sent seviyesine çıkması öngörülüyor. Bu tablo, yem formülasyonlarında maliyet optimizasyonunu daha önemli hale getiriyor. Tedarik zincirlerinde çeşitlendirme ihtiyacı da artıyor. Avrupa yem sektörü protein yeminin yaklaşık yüzde 70’ini yurt dışından sağlıyor. Amino asitler ve vitaminlerde ise Çin’e yüksek düzeyde bağımlılık bulunuyor. Bu nedenle yerel kaynakların değerlendirilmesi ve alternatif proteinlerin geliştirilmesi önem kazanıyor. Çoklu tedarik modelleri de şirketlerin arz güvenliğini güçlendirmesinde kritik rol oynuyor” ifadelerini kullandı. Hammadde maliyetleri yüzde üreticilerin en büyük sorunu Sektörde rekabetin artık maliyet avantajının ötesine geçtiğini belirten Turhan, “Yem sektöründe verimlilik ve teknoloji yatırımları hız kazanıyor. Küresel kanatlı üreticileri arasında yapılan bir araştırmada hammadde maliyetleri yüzde 74 ile ilk sırada yer alıyor. Katkı maddelerinde istikrarlı tedarik yüzde 57, iş gücü eksikliği ise yüzde 51 oranında en önemli sorunlar arasında gösteriliyor. Yapay zekâ ve hassas besleme teknolojileri bu sorunlara çözüm sunuyor. Bu teknolojiler yem dönüşümünü iyileştiriyor ve israfı azaltıyor. Aynı zamanda üretim maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Hayvansal protein talebi de güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak tüketicilerin daha uygun fiyatlı protein kaynaklarına yönelmesi, kanatlı eti ve yumurtanın önemini artırıyor. 2026’da küresel sığır eti üretiminin yaklaşık yüzde 2,5 gerilemesi beklenirken, kanatlı ve su ürünleri büyümeyi sürüklüyor. Hayvan sağlığı riskleri de sektörün öncelikleri arasında yer alıyor. 2025’ten bu yana kuş gribi nedeniyle 140 milyondan fazla kanatlının kaybedilmesi, biyogüvenlik ve bağışıklık destekleyici besleme çözümlerinin önemini artırıyor. Önümüzdeki dönemde verimlilik, hayvan sağlığı, sürdürülebilirlik ve teknolojiye dayalı çözümler sektörün rekabet gücünü belirleyecek” şeklinde konuştu. Nutreco Hakkında: 100 yılı aşkın deneyimiyle Nutreco, hayvan besleme konusunda Trouw Nutrition ve akuakültür balıkçılığı yemleri konusunda Skretting markalarıyla global bir lider olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Nutreco’nun dünya çapında 30’dan fazla ülkede yaklaşık 100 üretim tesisi ve sekiz araştırma merkezi bulunuyor. 10 bin yetkin çalışanı yaptıkları her işte sürdürülebilirliğin en öncelikli odak noktası olmasını sağlayacak şekilde ‘Geleceği Besleme’ misyonu çerçevesinde çalışıyor. Çözümlerini beslemenin ötesine ulaştıran Nutreco, müşterilerinin artan nüfus için daha fazla besini sürdürülebilir şekilde üretmelerine yardımcı olmak üzere sınıfının en iyi tavsiye ve teknolojilerini sunuyor. NuFrontiers ekibi değer zinciri üzerinden gelecek nesil çığır açan yeniliklerin tanımlanması, geliştirilmesi ve bu alanda yatırım yapılması için çalışıyor. Nutreco, çok uluslu bir aile kuruluşu olan SHV Holdings N.V’nin bir iştirakidir.    Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyon Dolarlık Yatırımla Yerli Ham Madde Atağı Haber

6 Milyon Dolarlık Yatırımla Yerli Ham Madde Atağı

Bitkisel içeriklerin kullanım alanlarının genişlemesiyle birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı da sektörün temel gündemlerinden biri haline geldi. Talya Bitkisel'in geliştirdiği üretim modeli kapsamında bitkiler belirli proseslerden geçirilerek etken maddeleri ayrıştırılıyor ve yüksek saflıkta toz ekstre elde ediliyor. Elde edilen bitkisel ekstreler ise gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünleri, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçlerinde ham madde olarak değerlendiriliyor. 3,5 YILLIK SAHA DENEYİMİ ÜRETİM ALTYAPISINA DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını, bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5-6 milyon dolar seviyelerine çıktığını söyledi. Ertaş, "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how'ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" ifadelerinde bulundu. YATIRIMIN MERKEZİNDE BİLGİ VE AR-GE BULUNUYOR Yaklaşık 3,5 yıl boyunca geliştirilen üretim altyapısının yalnızca kendi ürünleri için değil, farklı sektörlerin ham madde ihtiyacına da yanıt verecek şekilde kurgulandığını ve bilgi birikiminin fiziksel yatırım kadar önemli olduğuna dikkat çeken Ertaş, "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE'ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" dedi. TALYA BİTKİSEL HAKKINDA 1969 yılında Antalya'da kurulan Talya Bitkisel; aromaterapi, bitkisel kozmetik, takviye edici gıda ve doğal yaşam ürünleri alanlarında faaliyet göstermektedir. "Tohumdan rafa" üretim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren marka; ileri üretim teknolojileri, Bilim Kurulu çalışmaları ve üretim altyapısıyla yüksek saflıkta ürün geliştirme süreçlerine odaklanmaktadır. Türkiye'nin yanı sıra 40'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Talya Bitkisel, Amerika'daki yapılanması Talya Herbal LLC ile global pazardaki faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orta ve Doğu Avrupa Hayvan Sağlığı Bir Türk'e Emanet Haber

Orta ve Doğu Avrupa Hayvan Sağlığı Bir Türk'e Emanet

20 yılı aşkın süredir hayvan sağlığı ve ilaç sektöründe liderlik deneyimine sahip olan Dr. Burhan Hacı, yeni görevinde bölgenin büyüme stratejilerine liderlik edecek, pazar gelişimini hızlandıracak ve distribütörler ile stratejik paydaşlarla iş birliklerini daha da güçlendirecektir. Ayrıca ticari mükemmellik, yetenek gelişimi ve bölgesel iş birlikleri yoluyla 2030 hedeflerine katkı sağlamaya odaklanacak. Dr. Burhan Hacı, Temmuz 2020’den bu yana Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapmış ve bu süreçte hem evcil hayvan hem de çiftlik hayvanı segmentlerinde sürdürülebilir büyüme ve kârlılık odaklı başarılı sonuçlara imza atmıştır. Ticari operasyonların optimize edilmesi, dağıtım ağlarının güçlendirilmesi ve organizasyonel kapasitenin geliştirilmesi yönündeki çalışmaları sayesinde şirketin Türkiye’de pazar liderliği konumuna ulaşmasında önemli rol oynamıştır. Kariyeri boyunca farklı liderlik görevleri üstlenen Hacı, Körfez ve Levant Bölgesi Genel Müdürlüğü görevini de yürütmüş; stratejik planlama, pazar geliştirme, ruhsatlandırma ve pazar erişimi, dijital dönüşüm ve satın alma sonrası entegrasyon alanlarında önemli deneyimler kazanmıştır. Başarıları arasında bölgesel büyümenin yeniden sağlanması, yerel üretim altyapılarının uluslararası kalite standartlarına uyumlu hale getirilmesi, satın alma süreçlerinin başarıyla yönetilmesi ve gelişmekte olan pazarlarda ölçeklenebilir operasyonların kurulması yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CEVA Hayvan Sağlığı’nda Üst Düzey Atama  Haber

CEVA Hayvan Sağlığı’nda Üst Düzey Atama 

İnsan sağlığı ve hayvan sağlığı sektörlerinde satış, pazarlama, stratejik planlama, pazar araştırması, iş mükemmelliği ve organizasyon yönetimi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Mustafa Söylemez, CEVA Hayvan Sağlığı Türkiye Ülke Müdürlüğü görevini üstlendi. Hayvan sağlığı alanında geliştirdiği aşı, ilaç ve biyolojik çözümlerle global ölçekte güçlü bir konuma sahip CEVA Hayvan Sağlığı, Türkiye organizasyonunun yeni Ülke Müdürü olarak Mustafa Söylemez’in atandığını açıkladı. İnsan sağlığı ve hayvan sağlığı alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Söylemez, yeni görevinde şirketin büyüme stratejileri, müşteri deneyimi, inovasyon ve operasyonel mükemmeliyet alanlarına odaklanacak. Kariyerinin yaklaşık son 15 yılında MSD Hayvan Sağlığı bünyesinde önemli liderlik görevleri üstlenen Mustafa Söylemez; ruminant, evcil hayvanlar, kanatlı ve aqua iş birimlerine liderlik etti. Söylemez, farklı tür ve iş alanlarını kapsayan geniş ölçekli ticari ve stratejik operasyonların yönetiminde aktif rol alırken; ticari büyüme, ekip gelişimi, müşteri deneyimi ve organizasyonel dönüşüm alanlarında birçok projeye liderlik etti. İşletme Bölümü’nden mezun olan Söylemez, evli ve 2 çocuk babasıdır. CEVA Hayvan Sağlığı Hakkında: 1999 yılında kurulmuş global bir hayvan sağlığı şirketidir. Aşı, ilaç ve biyolojik çözümler alanındaki uzmanlığıyla faaliyet gösteren şirket; çiftlik hayvanları, kanatlı hayvanlar ve evcil hayvanlara yönelik yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirmektedir. Günümüzde dünya hayvan sağlığı sektörünün önde gelen şirketleri arasında yer alan CEVA, hayvan sağlığını ve üretkenliğini artırmaya yönelik çözümler sunarken, zoonotik hastalıklarla mücadele ve sürdürülebilir hayvancılık alanlarında da çalışmalar yürütmektedir. 47 ülkedeki operasyonları ve 110’dan fazla ülkedeki faaliyet ağıyla CEVA; 12 Ar-Ge merkezi, 25 üretim tesisi ve 6.500’ü aşkın çalışanıyla faaliyet göstermektedir. Şirket, araştırma-geliştirme, üretim ve yaygın dağıtım gücüyle hayvan sağlığı alanında uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilir değer yaratmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.