Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hesap Verebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Hesap Verebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hesap Verebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül Haber

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül

OPET’in 2022-2024 dönemini kapsayan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight Awards ve Inspire Awards organizasyonlarında iki ayrı platin ödüle layık görüldü. Rapor, her iki değerlendirmede de “100 üzerinden 99 puan alarak” uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde etti. OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu, küresel iletişim sektörünün prestijli değerlendirme programlarından 2025/26 Inspire Awards Corporate Publishing Competition’da “Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali” arasında gösterildi. Rapor, 2025/26 Spotlight Awards Global Communications Competition kapsamında ise “Dünyanın En İyi 100 Kurumsal Yayını” arasına seçildi. BM KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA BİR İLERLEME BİLDİRİMİ NİTELİĞİNDE Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve 2022-2024 dönemini kapsayan rapor; şirketin yönetişim, sorumlu değer zinciri, Ar-Ge/inovasyon ve dijital dönüşüm, çalışma hayatı, çevre, toplumsal yatırımlar ana başlıklarındaki yönetim yaklaşımlarını, performansını, iyi uygulama örneklerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşan OPET'in Sürdürülebilirlik Raporu, içerik kalitesi, şeffaflık, tasarım ve sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde aktarılması kriterleriyle öne çıkıyor. Rapor, aynı zamanda Koç Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) kapsamında bir ilerleme bildirimi niteliği de taşıyor. Bu yönüyle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında gerçekleştirilen çalışmaların ve elde edilen gelişmelerin uluslararası ilkeler doğrultusunda paylaşılmasına da katkı sağlıyor. “İNSANI ODAĞINA ALAN BİR YAKLAŞIMLA HAREKET EDİYORUZ” Sürdürülebilirlik raporunun iki ayrı platin ödüle birden layık görülmesinden gurur duyduklarını belirten OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, “Enerji yönetiminden atık yönetimine, çalışan haklarından müşteri memnuniyetine, toplumsal sorumluluktan etik yönetişime kadar pek çok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da sosyal etki ve kapsayıcılık oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tüm faaliyetlerinde insanı odağına alan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Toplumla bağ kurmanın ve sosyal kapsayıcılığı artırmanın da sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda; eğitim, sağlık, kültür ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. LACP gibi saygın bir kuruluş tarafından verilen bu ödüller, sürdürülebilirlik performansımızın ve şeffaf raporlama anlayışımızın uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bugüne kadar 7 rapor yayınlayan ve her bir rapor özelinde LACP’den sektöründe ödül kazanan tek marka olan OPET, 2025 yılı performansını içeren yeni raporlamasını ise yıl içinde kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü Haber

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü

Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından iç denetim fonksiyonunu ilk kez hayata geçiren ve bu alanda farkındalık yaratan kurumlara verilen 2026 Yılı Tomurcuk Ödülü’nün sahibi oldu. Türkiye’de iç denetim alanında köklü meslek örgütlerinden biri olan TİDE’nin her yıl düzenlediği “İç Denetim Farkındalık Ödülleri” kapsamında verilen Tomurcuk Ödülü, Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz ve Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman’a takdim edildi. Nisan 2025’te İç Denetim Departmanı’nı kurarak bu alanda önemli bir adım atan Balparmak, kısa zamanda elde ettiği performans ve sürdürülebilir yönetişim bakış açısıyla bu ödüle layık görüldü. İç denetimde etkili dönüşüm Yönetim Kurulu’na bağlı olarak faaliyet gösteren Balparmak İç Denetim Departmanı, şirketin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirirken, gelişim alanlarını düzenli olarak Yönetim Kurulu toplantılarında paylaşarak üst yönetim seviyesinde sürekli iyileştirme kültürünü destekliyor. Balparmak’ın iç denetim alanında attığı bu adımın kısa zamanda somut sonuçlara dönüştüğünü belirten Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İç denetim birimimizi kurarken hedefimiz, Balparmak’ın büyüyen organizasyon yapısını daha güçlü bir yönetişim modeliyle desteklemekti. Hayata geçirdiğimiz sistem ve uygulamalarla risklerin erken tespit edilmesine katkı sağlarken, operasyonel verimliliğimizin artırılması ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin desteklenmesi yönünde önemli adımlar attık. İç denetim fonksiyonunun kısa sürede organizasyon genelinde yarattığı bu etki, süreçlerimizin daha etkin, verimli ve şeffaf bir yapıyla yönetilmesine katkı sağladı. Türkiye İç Denetim Enstitüsü tarafından verilen bu anlamlı ödül, attığımız adımların doğruluğunu teyit etmesi açısından bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.” Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman da iç denetimi yalnızca bir kontrol mekanizması olarak değil, kurum için stratejik değer yaratan bir yapı olarak konumlandırdıklarını ifade etti. Balparmak, bu ödülle birlikte yalnızca kendi organizasyonunda değil, sektör genelinde de iç denetim farkındalığının yaygınlaşmasına katkı sağlayan kurumlar arasında yer aldı. *Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli Haber

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli

Avrupa Birliği destekli Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) projesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve İhtiyaç Haritası iş birliği ile hayata geçirilen “UNICEF-İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Haritası” girişimi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortakları Mert Fırat, Dr. Ali Ercan Özgür, UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Sorumlusu Dr. Görkem Güner, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. İhtiyaç haritası tanıtıldı Çocukların ihtiyaçlarının belirlendiği dijital platform olan İhtiyaç Haritası’nın (https://ihtiyacharitasi.org/) tanıtıldığı toplantıda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen çocuk ihtiyaç analizlerinin sonuçları da paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca özel sektörün çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik katkı alanları ele alınırken, farklı paydaşlar arasında geliştirilebilecek yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Proje kapsamında her pilot belediyede görev yapacak 30’ar gönüllü ihtiyaç elçisinin desteklenmesi amacıyla gençlerin veri analizi, saha çalışmaları ve çocuk hakları alanındaki farkındalık çalışmalarına aktif katılımı teşvik edildi. “Anlamlı çalışma” Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak projeye farklı alanlarda katkı sunmaya çalışıyor, bu katkıyı giderek artırmayı hedefliyoruz. Farklı toplumlar çocuklara farklı bakış açılarıyla yaklaşabilir. İzmir, Ankara ve Gaziantep’te yapılan değerlendirmelerin, bu farklılıklar göz önünde bulundurularak ele alınması ve verilerin buna göre yorumlanması gerekiyor. Yapılan tüm çalışmaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek ve takip etmek büyük önem taşıyor” diye konuştu. Hedef, en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt vermek UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner, dijital bir platform tanıtımının ötesinde çocuk hakları alanında yerelde önceliklerin nasıl belirlendiğini ve çözümlerin nasıl geliştirildiğini yeniden şekillendiren önemli bir adım attıklarını söyledi. Çocukların ihtiyaçlarının çoğu zaman görünmez kaldığını ve sistematik biçimde ortaya konulamadığını belirten Güner, UNICEF Çocuk Haritası girişiminin bu soruna çözüm sunduğunu ifade etti. Girişimin, çocukların ihtiyaçlarını veriyle görünür kılarak kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini ve yerel düzeyde çocuk odaklı politika ile hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguladı. Güner, haritanın veriye dayalı hizmetler ve güçlü iş birlikleriyle en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt verilmesini hedeflediğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin stratejik desteği; İzmir, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin yerel sahiplenme ve uygulamadaki liderliği, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün çözüm üretme süreçlerinde sunduğu katkılar bu başarının temelini oluşturacak.” “Projenin İzmir’den başlaması çok değerli” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından oyuncu Mert Fırat, projenin İzmir’den başlamasının kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, Çocuk İhtiyaç Haritası’nın aslında uzun süredir bir hayal olduğunu söyledi. İhtiyaçların iller bazında şeffaf biçimde görülebilmesinin projenin çıkış noktası olduğunu ifade eden Fırat, destekçilerin harita üzerinden Türkiye’deki ihtiyaçları hızlı şekilde okuyabilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir’in bu konudaki hassasiyeti ve geri dönüş hızının da süreci güçlendirdiğini belirten Fırat, İzmir’e, UNICEF’e ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “Belediyenin çok güzel bir yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından Dr. Ali Ercan Özgür ise “İhtiyaç sahipleriyle destekçileri bir dijital sistemde buluşturma amacıyla 12 yıl önce bir hayalle yola çıktık. Hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında ihtiyaçların görünür kılınmasını amaçladık. Bu yolculuk, yoksulluk haritası, afet haritası gibi bizi yaklaşık 30 harita üretmeye sevk etti ve bir anlamda sosyal teknoloji kurumuna dönüştük. Kendimizi bir anda birçok projenin içinde bulduk” dedi. İzmir’de yapılan toplantıdaki katılım yoğunluğuna değinen Özgür, “İzmir’in çocuğa duyduğu güven, verdiği katkı çok güzel. İzmir’den başlayan bir çocuk ihtiyaçları haritamız var, belediyemizin çok güzel yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var. Bunun yanı sıra bu masanın etrafında özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vakıflar gibi birçok katkı sağlayıcı var. Çocuklarımız için bu masayı birlikte canlı kılmak için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi. 10 bin çocuğa ulaşılacak Çocuk Haritası girişimi; çocukların eğitim, sağlık ve koruma alanlarındaki ihtiyaçlarını veri temelli bir yaklaşımla belirlemeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Girişim aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Ankara, Gaziantep ve İzmir’in pilot il olarak yer aldığı proje kapsamında en az 10 bin çocuğa ulaşılması planlanıyor. Neler yapıldı? 29 Ağustos-15 Eylül 2025 tarihleri arasında toplam bin 24 hanede 2 bin 48 görüşme yapıldı. Süreç içinde paydaşlarla çocuk danışma kurulları gerçekleştirildi. Çocukların en belirgin ihtiyaçları arasında “Güvenli alan ve katılım”, “Eğitimde fırsat eşitliği” ve “Katılım hakkı” başlıkları öne çıktı. Dijital erişim, dijital okuryazarlık, dijital platformlarda güvenlik, kaliteli eğitim materyallerine ve öğrenme araçlarına erişim, akademik destek, okullarda güvenli, sağlıklı, kapsayıcı koşullar, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme imkânı, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, engelli ve kronik hastalığı bulunan çocuklar için sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, oyun, spor ve güvenli oyun alanları, temel yaşam standartları ve ekonomik güvenlik gibi alanlar önemli ihtiyaçlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Sigorta, ilk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı Haber

QNB Sigorta, ilk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı

Şirket’in “Bugün, Bugünü Yaşa” yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan rapor, sürdürülebilirlikten finansal sonuçlara, yönetişimden toplumsal etkiye kadar geniş bir çerçevede değer yaratma modelini ortaya koyuyor. QNB Sigorta’nın kısa, orta ve uzun vadede paydaşları için oluşturduğu çok boyutlu değeri, uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu şekilde ortaya koyan rapor; şirketin entegre düşünme kültürünü yansıtan önemli bir kilometre taşı olma özelliği taşıyor. IIRC (Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi)’nin Entegre Raporlama Kılavuzu’na uygun olarak hazırlanan rapor ayrıca, Küresel Raporlama Girişimi (GRI) başta olmak üzere, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDG) gibi referans çerçevelere de uyum sağlayarak şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri temelinde okuyucuya kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. QNB Sigorta’nın 2025 yılında gerçekleştirdiği çalışmaları kapsayan ilk entegre faaliyet raporu; finansal, üretilmiş, fikri, sosyal ve ilişkisel, insan ve doğal sermaye başlıkları altında Şirket’in tüm değer yaratma sürecini kapsıyor. QNB Sigorta’nın bu yaklaşımı, sigortacılığın yalnızca risk gerçekleştiğinde devreye giren bir mekanizma olmanın ötesine geçtiği; bireylerin ve kurumların geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayan stratejik bir alan haline geldiği anlayışını yansıtıyor. QNB Sigorta Genel Müdürü Pınar Kuriş, entegre raporlama süreciyle ilgili yaptığı açıklamada “İlk entegre faaliyet raporumuzu, QNB Sigorta’nın değer yaratma yaklaşımını tüm boyutlarıyla ortaya koymayı hedefleyerek hazırladık. Raporda, 2025 yılında elde ettiğimiz güçlü finansal sonuçları; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve müşteri deneyimi alanlarındaki ilerlememizle birlikte bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirliği yalnızca bir sorumluluk alanı olarak değil, iş modelimizin merkezinde konumlandırıyor; çevresel, sosyal ve yönetişim odaklı yaklaşımımızla uzun vadeli değer üretmeye odaklanıyoruz. Bu doğrultuda hem operasyonlarımızda hem de ürün ve hizmetlerimizde daha kapsayıcı, daha verimli ve daha dayanıklı bir yapı inşa ediyoruz. Entegre raporlama yaklaşımımızla birlikte amacımız; paydaşlarımıza sadece bugünün performansını değil, geleceğe yönelik değer yaratma kapasitemizi de şeffaf bir şekilde sunmak. Önümüzdeki dönemde de ‘Bugün, Bugünü Yaşa’ yaklaşımımızla, müşterilerimizin bugününü güvence altına alırken yarınlarını da daha güçlü kılmaya devam ederken tüm yolculuğumuzu en şeffaf şekilde paylaşmayı sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Yapay Zekâ Kullanımı Güven Endişelerine Rağmen Yaygınlaşıyor Haber

 Yapay Zekâ Kullanımı Güven Endişelerine Rağmen Yaygınlaşıyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi (AI Sentiment Index) araştırmasının ikinci sayısı yayımlandı. Son altı aylık dönemde yapay zekânın günlük yaşamdaki yerini ve ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymayı amaçlayan araştırma, kullanıcıların yapay zekâya yönelik tercihlerini incelerken, bu alanda güven inşa edilmesi için hangi adımların önem kazandığına da ışık tutuyor. Endeks sonuçları net bir tablo ortaya koyuyor: yapay zekânın benimsenme hızı, güven endişelerini geride bırakıyor. Yapay zekâ, yardımcı rolden karar süreçlerine doğru ilerliyor Araştırma, yapay zekânın hızlı benimsenmesinin artan güven düzeyinden çok, düşük riskli ve günlük kullanım alanlarında oluşan aşinalıkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yol tarifi, müşteri hizmetleri, seyahat planlama ve içerik önerileri gibi kullanım alanları artık günlük rutinin bir parçası haline gelirken, bu konfor alanı daha fazla yetki devrinin de zeminini hazırlıyor. Araştırmaya göre; katılımcıların %9’u otonom araç veya sürücüsüz taksi kullandığını, %10’u kendi adına ürün satın alan bir yapay zekâ uygulamasını deneyimlediğini, %11’i ise yapay zekânın alışveriş sepetini otomatik doldurmasına veya bankacılık işlemlerini yönetmesine izin verdiğini belirtiyor. Otonom yapay zekâyı henüz deneyimlememiş kişiler arasında da bu teknolojilere açık olma durumu dikkat çekiyor. Katılımcıların %36’sı indirimlerin otomatik uygulanmasını, %34’ü müşteri hizmetleri sorunlarının kendi müdahalesi olmadan çözülmesini, %30’u ev güvenliğinin ve %21’i de randevu planlamasının yapay zekâ tarafından yönetilmesini tercih edebileceğini ifade ediyor. Benimsenme artıyor, ancak güven aynı hızda ilerlemiyor Endeks sonuçlarına göre, yapay zekâ kullanımı hızla artarken, bu teknolojinin nasıl yönetildiğine ve kontrol edildiğine yönelik güven aynı hızda gelişmiyor. Kullanıcıların güvenlik, kontrol, hesap verebilirlik ve gerçeklik konularındaki endişeleri devam etse de bu kaygılar benimsenmeyi yavaşlatmıyor; daha çok, otonom yapay zekâ sistemlerinin nasıl tasarlanması ve sunulması gerektiğine ilişkin beklentileri şekillendiriyor. Araştırma bulgularına göre; katılımcıların %66’sı yapay zekâ sistemlerinin siber saldırıya uğramasından endişe ediyor, %66’sı insan denetiminin hâlâ gerekli olduğunu düşünüyor, %73’ü ise gerçek olanla yapay zekâ tarafından üretileni ayırt edememekten kaygı duyuyor. Öncü pazarlar daha erken sinyal veriyor Araştırma, yapay zekâ kullanımının daha yaygın, daha sık ve günlük yaşama daha derin entegre olduğu sekiz öncü pazarı ortaya koyuyor: Hindistan, Çin, Brezilya, Meksika, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve Güney Kore. Bu pazarlarda yapay zekâ kullanım oranı %94’e, otonom yapay zekâyı deneyimleme oranı ise %24’e ulaşıyor. Diğer pazarlar ise daha yavaş ama artan benimsenmenin görüldüğü geçiş pazarları ile daha temkinli ve seçici kullanımın öne çıktığı geride kalan pazarlar olarak ayrışıyor. Bu pazarlar, öncü pazarlara kıyasla genel yapay zekâ kullanımında %12–15, otonom kullanımda ise %11–13 oranında daha geride seyrediyor. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Yapay Zekâ Hizmetleri Lideri Reyzi Devrim Pamir konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “EY Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi araştırması önemli bir eşiğe işaret ediyor: yapay zekâya yönelik tam güven oluşmadan, kullanım ve yetki devri hızla artıyor. İnsanlar yapay zekâyı önce düşük riskli ve günlük işlerde benimsiyor; ancak bu aşinalık zamanla daha kritik karar alanlarına da taşınıyor. Kurumlar açısından asıl konu artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; hangi görevlerin, hangi sınırlar içinde, nasıl bir insan denetimi ve hesap verebilirlik çerçevesiyle yapay zekâya devredileceğini tasarlamak. Bu nedenle güven, sonradan eklenecek bir unsur değil; en baştan sistemin mimarisine yerleştirilmesi gereken temel bir prensip. İş dünyasının, şeffaflığı, denetlenebilirliği ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bir dönüşümü hızla hayata geçirmesi kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Enerji Grubu’na International Finance Awards’tan İki Önemli Ödül Haber

Uludağ Enerji Grubu’na International Finance Awards’tan İki Önemli Ödül

Uludağ Enerji Grubu kurumsal yönetim yaklaşımı, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlılığı doğrultusunda uluslararası jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda “Enerji Alanında En İyi Kurumsal Yönetim” Ödülüne layık görüldü. Uludağ Enerji Grubu CFO’su Duygu Tokgöz ise finansal disiplin, stratejik liderlik ve sürdürülebilir büyümeye sunduğu katkılarla “Enerji Alanında En İyi Kadın CFO” Ödülünün sahibi oldu. Uludağ Enerji Grubu böylece International Finance Awards’tan iki önemli ödül almış oldu. Bu yıl Dubai’de gerçekleştirilen International Finance Awards’ın 2025 yılı ödül töreninde finans, enerji, bankacılık, sigorta ve lojistik başta olmak üzere birçok sektörde küresel ölçekte başarılı kurum ve yöneticiler onurlandırıldı. 2013 yılından bu yana International Finance Dergisi tarafından düzenlenen International Finance Awards, kurum ve liderleri stratejik vizyon, sürdürülebilirlik, finansal performans ve yönetişim standartları çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin en büyük enerji gruplarından Uludağ Enerji Grubu, finans dünyasının saygın platformlarından International Finance Awards’ta (IFA) iki ödüle birden layık görüldü. Ödüller, Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem ve CFO Duygu Tokgöz tarafından teslim alındı. Bu ödülle birlikte şirketin başarısının uluslararası platformda bir kez daha tescillendiğini vurgulayan Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem: “International Finance Awards gibi saygın bir platformda kurumsal yönetim alanında ödüllendirilmek, şirketimizin sürdürülebilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik odağındaki yönetim anlayışının uluslararası düzeyde takdir edilmesi anlamına geliyor. Bu ödül, şirketimizin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının ve uluslararası standartlarda şekillenen yönetim anlayışının somut bir göstergesi. Bu başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi. “Enerji Alanında En İyi Kadın CFO” Ödülüne layık görülen Uludağ Enerji Grubu CFO’su Duygu Tokgöz ise şunları anlattı: “Bu ödül, Uludağ Enerji’nin güçlü finansal yönetim anlayışının, disiplinli karar alma süreçlerinin ve ekiplerimizin ortak emeğinin bir yansıması oldu. Uluslararası bir platformda bu şekilde takdir edilmekten büyük onur duyuyorum. Kadın olarak enerji alanında böylesine önemli bir ödüle layık görülmenin hem tüm kadınlarımıza hem de sektörde emek veren herkese ilham kaynağı olmasını diliyorum. Bu başarıyı tüm çalışma arkadaşlarımızla paylaşmaktan büyük gurur duyuyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı Haber

Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı

Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, Agentic Yapay Zekâ (Agentic AI) odağıyla teknoloji dünyasının yönünü belirleyen küresel dinamikleri ele aldığı Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nu yayımladı. Dokuzuncu kez okurla buluşan rapor, 3 ana temada, alanında yetkin 35 yazarın katkılarıyla eğitimden finansa, sanayiden sağlık ve enerjiye farklı sektörleri kapsayan, çok boyutlu bir yaklaşımla hazırlandı. Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Agentic AI dönüşümünü; iş yapış biçimlerini, organizasyonları ve insan–makine ilişkisini kökten değiştirecek stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve pozitif bir etki yaratabilmesi; insan ve yapay zekâ iş birliğini doğru tasarlamaya, otonomiyi güven, etik ve sorumlulukla dengeleyen yapılar inşa etmeye bağlı olacak. Bu yaklaşımla bu yıl raporumuzda Agentic AI’ı gerçek kullanım senaryoları, mimari yaklaşımlar ve organizasyonel etkileriyle birlikte inceledik. Böylece teknolojinin taşıdığı potansiyeli ve riskleri bir arada yönetmenin yeni yollarını okuyucularımızla buluşturduk. Türkçe olarak hazırlanan ender yayınlardan biri olan bu çalışmaya katkı sunan tüm yazarlarımıza, iş ortaklarımıza ve ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Raporumuzun teknolojinin geleceğini sorumlu ve bütüncül bir bakışla ele almak isteyen herkes için güçlü bir referans olacağına inanıyorum.” Teknolojilerin Geleceğine Bakış Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun “Teknolojilerin Geleceği” bölümünde iş yaşamı, dijital yaşam, fiziksel yaşam ve yapay yaşam eksenlerinde derinleşen teknolojiler inceleniyor. Üretken ve bağlamsal yapay zekâdan 5G–6G geçişine, kuantum bilişimden siber güvenliğe kadar pek çok başlık, veri temelli öngörülerle ele alınıyor. 2026 itibarıyla dil modelleri, kurumsal veri katmanları ve orkestrasyon platformları birleşerek Agentic sistemlerin önünü açıyor. Ancak teknolojik gelişimde yakalanan bu hız, kurumların uygulama ve ölçekleme kapasitesiyle örtüşmüyor. Veriler, kuruluşların %88’inin yapay zekâyı en az bir iş fonksiyonunda kullanırken, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilenlerin oranının yalnızca %23 olduğuna işaret ediyor. Bu durum, kurumlarda organizasyonel dönüşüm, yönetişim ve ölçekleme kabiliyetlerine yatırımın önemini görünür kılıyor. Agentic AI Penceresinden İnsan ve Çevre Softtech 2026 Teknoloji Raporu, “İnsan ve Çevre” başlığı altında insan odaklılık, etik sınırlar ve çevresel sorumluluk konularını Agentic AI odağıyla ele alıyor. Raporda yapay zekânın giderek daha özerk ve eyleme geçebilen sistemlere dönüşmesiyle birlikte, insan–makine ilişkisinin doğasının da yeniden tanımlandığına dikkat çekiliyor. Bu doğrultuda rapor; insani değerlerin nasıl korunabileceğini, teknolojinin çevresel etkilerinin nasıl yönetilebileceğini ve bu dönüşümün hangi etik sınırlar içinde şekillenmesi gerektiğini küresel çerçeveler ışığında tartışmaya açıyor. Raporda, Agentic AI’ın toplumsal kabulü ve uzun vadeli etkisi açısından insan merkezli tasarım, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkelerinin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor. Sektörlerin Dönüşümü ve Yeni Çağda İnovasyon Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun Sektörlerin Geleceği ve İnovasyon başlığı altında; yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin finans, ticaret, üretim, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere birçok sektörde yarattığı yapısal dönüşüm ele alınıyor. Bu dönüşüm en hızlı şekilde ticaret, finans ve müşteri hizmetleri alanlarında hissediliyor. Tüketicilerin büyük bölümü alışveriş, ödeme süreçleri ve destek ihtiyaçlarında yapay zekâ agent’larından faydalanıyor. Enerji, üretim ve lojistik gibi sektörlerde ise dijital ikizler, gömülü yapay zekâ (edge AI) ve gerçek zamanlı optimizasyon çözümleri; süreçleri kısaltıyor, hata oranlarını düşürüyor ve operasyonel dayanıklılığı artırıyor. Yapay zekâ destekli şebeke ve altyapı yönetimi, aynı zamanda enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir kaldıraç işlevi görüyor. Agentic AI ile birlikte insanın rolü ise sistemi yönlendiren, denetleyen, etik sınırları belirleyen ve nihai sorumluluğu üstlenen bir konuma evriliyor. Bugünü Anlamlandırmak, Geleceği Öngörmek için Bir Referans Softtech 2026 Teknoloji Raporu; karar vericiler, teknoloji liderleri, girişimciler ve akademi için bugünü anlamaya, geleceği öngörmeye yönelik kapsamlı bir referans niteliği taşıyor. Rapor, teknolojinin yönünü belirlerken insanı, değeri ve sorumluluğu birlikte düşünmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.