Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hesap Verebilirlik

Kapsül Haber Ajansı - Hesap Verebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hesap Verebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uludağ Enerji Grubu’na International Finance Awards’tan İki Önemli Ödül Haber

Uludağ Enerji Grubu’na International Finance Awards’tan İki Önemli Ödül

Uludağ Enerji Grubu kurumsal yönetim yaklaşımı, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlılığı doğrultusunda uluslararası jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda “Enerji Alanında En İyi Kurumsal Yönetim” Ödülüne layık görüldü. Uludağ Enerji Grubu CFO’su Duygu Tokgöz ise finansal disiplin, stratejik liderlik ve sürdürülebilir büyümeye sunduğu katkılarla “Enerji Alanında En İyi Kadın CFO” Ödülünün sahibi oldu. Uludağ Enerji Grubu böylece International Finance Awards’tan iki önemli ödül almış oldu. Bu yıl Dubai’de gerçekleştirilen International Finance Awards’ın 2025 yılı ödül töreninde finans, enerji, bankacılık, sigorta ve lojistik başta olmak üzere birçok sektörde küresel ölçekte başarılı kurum ve yöneticiler onurlandırıldı. 2013 yılından bu yana International Finance Dergisi tarafından düzenlenen International Finance Awards, kurum ve liderleri stratejik vizyon, sürdürülebilirlik, finansal performans ve yönetişim standartları çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin en büyük enerji gruplarından Uludağ Enerji Grubu, finans dünyasının saygın platformlarından International Finance Awards’ta (IFA) iki ödüle birden layık görüldü. Ödüller, Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem ve CFO Duygu Tokgöz tarafından teslim alındı. Bu ödülle birlikte şirketin başarısının uluslararası platformda bir kez daha tescillendiğini vurgulayan Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem: “International Finance Awards gibi saygın bir platformda kurumsal yönetim alanında ödüllendirilmek, şirketimizin sürdürülebilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik odağındaki yönetim anlayışının uluslararası düzeyde takdir edilmesi anlamına geliyor. Bu ödül, şirketimizin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının ve uluslararası standartlarda şekillenen yönetim anlayışının somut bir göstergesi. Bu başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi. “Enerji Alanında En İyi Kadın CFO” Ödülüne layık görülen Uludağ Enerji Grubu CFO’su Duygu Tokgöz ise şunları anlattı: “Bu ödül, Uludağ Enerji’nin güçlü finansal yönetim anlayışının, disiplinli karar alma süreçlerinin ve ekiplerimizin ortak emeğinin bir yansıması oldu. Uluslararası bir platformda bu şekilde takdir edilmekten büyük onur duyuyorum. Kadın olarak enerji alanında böylesine önemli bir ödüle layık görülmenin hem tüm kadınlarımıza hem de sektörde emek veren herkese ilham kaynağı olmasını diliyorum. Bu başarıyı tüm çalışma arkadaşlarımızla paylaşmaktan büyük gurur duyuyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı Haber

Softtech 2026 Teknoloji Raporu,  Agentic AI’ı Merceğe Aldı

Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, Agentic Yapay Zekâ (Agentic AI) odağıyla teknoloji dünyasının yönünü belirleyen küresel dinamikleri ele aldığı Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nu yayımladı. Dokuzuncu kez okurla buluşan rapor, 3 ana temada, alanında yetkin 35 yazarın katkılarıyla eğitimden finansa, sanayiden sağlık ve enerjiye farklı sektörleri kapsayan, çok boyutlu bir yaklaşımla hazırlandı. Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Agentic AI dönüşümünü; iş yapış biçimlerini, organizasyonları ve insan–makine ilişkisini kökten değiştirecek stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve pozitif bir etki yaratabilmesi; insan ve yapay zekâ iş birliğini doğru tasarlamaya, otonomiyi güven, etik ve sorumlulukla dengeleyen yapılar inşa etmeye bağlı olacak. Bu yaklaşımla bu yıl raporumuzda Agentic AI’ı gerçek kullanım senaryoları, mimari yaklaşımlar ve organizasyonel etkileriyle birlikte inceledik. Böylece teknolojinin taşıdığı potansiyeli ve riskleri bir arada yönetmenin yeni yollarını okuyucularımızla buluşturduk. Türkçe olarak hazırlanan ender yayınlardan biri olan bu çalışmaya katkı sunan tüm yazarlarımıza, iş ortaklarımıza ve ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Raporumuzun teknolojinin geleceğini sorumlu ve bütüncül bir bakışla ele almak isteyen herkes için güçlü bir referans olacağına inanıyorum.” Teknolojilerin Geleceğine Bakış Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun “Teknolojilerin Geleceği” bölümünde iş yaşamı, dijital yaşam, fiziksel yaşam ve yapay yaşam eksenlerinde derinleşen teknolojiler inceleniyor. Üretken ve bağlamsal yapay zekâdan 5G–6G geçişine, kuantum bilişimden siber güvenliğe kadar pek çok başlık, veri temelli öngörülerle ele alınıyor. 2026 itibarıyla dil modelleri, kurumsal veri katmanları ve orkestrasyon platformları birleşerek Agentic sistemlerin önünü açıyor. Ancak teknolojik gelişimde yakalanan bu hız, kurumların uygulama ve ölçekleme kapasitesiyle örtüşmüyor. Veriler, kuruluşların %88’inin yapay zekâyı en az bir iş fonksiyonunda kullanırken, bu teknolojiyi kurumsal ölçekte hayata geçirebilenlerin oranının yalnızca %23 olduğuna işaret ediyor. Bu durum, kurumlarda organizasyonel dönüşüm, yönetişim ve ölçekleme kabiliyetlerine yatırımın önemini görünür kılıyor. Agentic AI Penceresinden İnsan ve Çevre Softtech 2026 Teknoloji Raporu, “İnsan ve Çevre” başlığı altında insan odaklılık, etik sınırlar ve çevresel sorumluluk konularını Agentic AI odağıyla ele alıyor. Raporda yapay zekânın giderek daha özerk ve eyleme geçebilen sistemlere dönüşmesiyle birlikte, insan–makine ilişkisinin doğasının da yeniden tanımlandığına dikkat çekiliyor. Bu doğrultuda rapor; insani değerlerin nasıl korunabileceğini, teknolojinin çevresel etkilerinin nasıl yönetilebileceğini ve bu dönüşümün hangi etik sınırlar içinde şekillenmesi gerektiğini küresel çerçeveler ışığında tartışmaya açıyor. Raporda, Agentic AI’ın toplumsal kabulü ve uzun vadeli etkisi açısından insan merkezli tasarım, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkelerinin kritik önem taşıdığı vurgulanıyor. Sektörlerin Dönüşümü ve Yeni Çağda İnovasyon Softtech 2026 Teknoloji Raporu’nun Sektörlerin Geleceği ve İnovasyon başlığı altında; yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin finans, ticaret, üretim, enerji, sağlık ve perakende başta olmak üzere birçok sektörde yarattığı yapısal dönüşüm ele alınıyor. Bu dönüşüm en hızlı şekilde ticaret, finans ve müşteri hizmetleri alanlarında hissediliyor. Tüketicilerin büyük bölümü alışveriş, ödeme süreçleri ve destek ihtiyaçlarında yapay zekâ agent’larından faydalanıyor. Enerji, üretim ve lojistik gibi sektörlerde ise dijital ikizler, gömülü yapay zekâ (edge AI) ve gerçek zamanlı optimizasyon çözümleri; süreçleri kısaltıyor, hata oranlarını düşürüyor ve operasyonel dayanıklılığı artırıyor. Yapay zekâ destekli şebeke ve altyapı yönetimi, aynı zamanda enerji güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir kaldıraç işlevi görüyor. Agentic AI ile birlikte insanın rolü ise sistemi yönlendiren, denetleyen, etik sınırları belirleyen ve nihai sorumluluğu üstlenen bir konuma evriliyor. Bugünü Anlamlandırmak, Geleceği Öngörmek için Bir Referans Softtech 2026 Teknoloji Raporu; karar vericiler, teknoloji liderleri, girişimciler ve akademi için bugünü anlamaya, geleceği öngörmeye yönelik kapsamlı bir referans niteliği taşıyor. Rapor, teknolojinin yönünü belirlerken insanı, değeri ve sorumluluğu birlikte düşünmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli Haber

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli

Denetimsiz algoritmaların hak ihlallerine yol açabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir” dedi. Yapay zekâ destekli sistemler, dünya genelinde göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize değerlendirmelerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda aktif olarak kullanılıyor. Ancak bu teknolojilerin yeterli şeffaflık ve denetimden yoksun şekilde uygulanması, ayrımcılıktan veri ihlallerine kadar ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi. Türkiye ve dünyada yaygın kullanım Dr. Öğr. Üyesi Kaya’ya göre yapay zekâ, bugün göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında yer alıyor. Türkiye’de GöçNet sistemi 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın YİMER 157 çağrı merkezi ise yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin biyometrik alandaki kapasitesine de dikkat çeken Kaya, “Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde Türkiye, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren dünyadaki yedinci ülke konumunda” dedi. Uluslararası alanda ise Avrupa Birliği’nin Frontex ajansının drone’larla göçmen geçişlerini izlediğini, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma sistemleri kullandığını hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Kaya şöyle konuştu: “Suriye'de iç savaş öncesi nüfus kayıt oranı yüzde yüze yakınken, çatışmalarla birlikte birçok nüfus müdürlüğü kısmen veya tamamen tahrip oldu. BM verilerine göre Suriyeli mültecilerin yüzde 70'i temel kimlik belgelerinden yoksun. Türkiye, belge şartı aramaksızın milyonlarca Suriyeliye kapılarını açtı; bu insani yaklaşım, aynı zamanda kayıt sistemlerinin öz beyana dayalı verilerle kurulması anlamına geldi. Biyometrik sistemler kişinin daha önce kayıt yaptıran kişiyle aynı olduğunu doğrulayabiliyor, ancak ilk kayıttaki bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyor. Bu konular, İstinye Üniversitesi'nin UNESCO ile birlikte Temmuz 2025'te düzenlediği ‘Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı’ okulunda ve Göç İdaresi Başkanlığı'nın 23 Ekim 2025'te Ankara'da düzenlediği etkinlikte ele alındı. Kanada'da yapay zekâ destekli sistemle Afrikalı öğrencilerin vize red oranı yüzde 75'e ulaşırken Çinli öğrencilerin yüzde 90'ı kabul alıyor. Yüz tanıma algoritmalarında koyu tenli yüzleri yanlış tanıma oranı açık tenli yüzlere göre 100 kata kadar daha yüksek. Güvenilir yapay zekâ için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerekiyor; ancak bu standartlar göç sistemlerinde henüz yeterince sağlanmıyor.” “Algoritmalar tarafsız değil” Yapay zekânın en büyük risklerinden birinin algoritmik ayrımcılık olduğunu vurgulayan Kaya, yüz tanıma sistemlerinin koyu tenli bireylerde hata oranının açık tenlilere göre 100 kata kadar çıkabildiğini söyledi. “ABD’de yüz tanıma hataları nedeniyle yapılan hatalı tutuklamaların tamamının Siyahi bireyleri kapsaması tesadüf değil,” diyen Kaya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de belirli ülke vatandaşlarının otomatik olarak daha ‘riskli’ sınıflandırıldığını belirtti. Kaya’ya göre sorun, sistemlerin açıkça ırk ya da etnik köken sorması değil; posta kodu, ülke, lehçe gibi ‘tarafsız’ görünen değişkenlerin dolaylı ayrımcılık aracı haline gelmesi. Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Türkiye'de Milli Biyometrik Sistemi yüzde 99,42 hassasiyet ve yüzde 99,995 doğruluk oranı açıklıyor. Ancak bu rakamların bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biyometrik sistemlerin temel sınırlılığı şu: kayıt anında beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyorlar, yalnızca aynı kişinin tekrar geldiğini doğrulayabiliyorlar” dedi. Biyometrik veriler geri döndürülemez riskler taşıyor Göç yönetiminde tutulan biyometrik verilerin siber güvenlik açısından son derece hassas olduğuna dikkat çeken Kaya, “Şifre değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında, bu veriler kişinin hayatı boyunca risk yaratır” ifadelerini kullandı. Göçmenlere ait biyometrik ve kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesinin, siber güvenlik açısından yarattığı tehlikelerle ilgili örnek de veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “2022'de Amerika Göçmenlik Dairesi'nin sitesindeki bir hata yüzünden 6 bin 252 sığınmacının bilgileri herkese açık hale geldi. İçlerinden 103 Kübalı sığınmacının verileri yanlışlıkla Küba hükümetine gönderildi. Federal mahkeme bu sızıntının ‘işkence veya zulüm riskini artırdığını’ kabul etti” dedi. ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntılarını hatırlatan Kaya, bu tür ihlallerin sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerde kalan ailelerini de tehlikeye atabileceğini söyledi. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmaların, saldırı yüzeyini daha da genişlettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti: “Göç sistemlerindeki güvenlik açıklarının önemli bir kaynağı, bağımsız denetimden geçmeyen taşeron firmalar ve merkezi veri depolama yapıları. Amerika'nın 290 milyon kişinin biyometrik verisini saklayan HART sistemi, kamu denetim raporlarına göre gerekli 12 gizlilik korumasından yalnızca 5'ini karşılıyor. Beş Göz İstihbarat İşbirliği anlaşmasıyla ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki göçmen verisi paylaşımı son yıllarda 100 kat arttı; yılda 8 milyon veri sorgusu yapılıyor. En trajik örnek ise BM Mülteciler Örgütü'nün 830.000 Rohingya mültecisinin parmak izi ve fotoğraflarını Myanmar hükümetiyle paylaşması; mültecilerin büyük çoğunluğu verilerinin bu şekilde kullanılacağından habersizdi. Veri egemenliği ve yerel kontrol, bu alanda giderek daha kritik hale geliyor. Güvenilir yapay zekâ sistemleri şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerektirir. Oysa göç veri tabanları çoğu zaman taşeron firmalarının ihmaline ve devletlerarası gizli anlaşmalara dayanıyor.” Uluslararası hukukla gerilim Yapay zekâ destekli göç sistemlerinin uluslararası hukuk ve insan hakları normlarıyla tam uyumlu olmadığını belirten Kaya, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak sınıflandırmasına rağmen, sığınmacılar için bazı yasaklı teknolojilere hâlâ izin verildiğine dikkat çekti. “Vatandaşlar üzerinde kullanılsaydı sıkı denetime tabi tutulacak sistemler, en savunmasız gruplar olan sığınmacılar üzerinde daha gevşek kurallarla uygulanıyor,” diyen Kaya, geri göndermeme ilkesinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini hatırlattı. Gelecekte neler öne çıkacak Önümüzdeki yıllarda göç politikalarını en çok etkileyecek gelişmeler arasında yapay zekâ destekli sahte belge üretimi, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanılması ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması yer alıyor. Kaya, deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgelerin artık insan gözüyle ayırt edilemez hale geldiğini, buna karşı denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğini ifade etti. Avrupa’da ve Türkiye’deki çalışmalarla ilgili de bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şunları söyledi: “Avrupa Birliği'nin 2030'a kadar tamamlayacağı ‘Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi’ altı büyük veri tabanını birbirine bağlayarak dünyanın en büyük biyometrik deposunu oluşturacak; 6 yaşındaki çocukların bile yüz tanıma verileri bu sisteme girecek. Aralık 2025'te kurulan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye'de İstanbul Havalimanı tamamen kağıtsız ve temassız seyahat deneyimi için biyometrik sistemler test ediyor; THY Boston ve Miami'de yüz tanıma ile uçuşa kabul süresini yüzde 50'ye kadar kısalttı. Milli Biyometrik Sistemi'ne gelecekte yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonu planlanıyor. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 kapsamında 50 bin yapay zekâ uzmanı ve 1.000 girişim hedefleniyor.” “Asıl soru hukuk mekanizmalarının bu hıza nasıl yetişeceği” Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir. Asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil; bu hıza denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl yetişeceğidir.”

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten ‘Yapay Zekâ’da Bir İlk  Haber

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten ‘Yapay Zekâ’da Bir İlk 

Yapay zekânın sorumlu ve güvenilir şekilde geliştirilmesi, uygulanması ve yönetilmesi için gereksinimleri belirleyen uluslararası bir standart olan “ISO/IEC 42001:2023 Yapay Zekâ Yönetim Sistemi Sertifikası”nı finans sektöründe alan ilk kurum Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik oldu. Şirket bu sertifika ile yapay zekâ sistemlerini etik ilkeler, şeffaflık ve güvenlik esasları doğrultusunda; uluslararası standartlara uygun bir yönetişim modeliyle yönettiğini belgeledi. Söz konusu adımın teknoloji odaklı dönüşüm vizyonlarının ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımlarının güçlü bir göstergesi olduğunu söyleyen Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Kılıç, şu değerlendirmede bulundu: “Finans sektöründe ISO/IEC 42001 Yapay Zekâ Yönetim Sistemi sertifikasını alan ilk kurum olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu sertifika ile; yapay zekâ tabanlı sistemlerimizi etik ilkeler, şeffaflık, güvenlik ve risk temelli yönetişim anlayışı çerçevesinde, uluslararası standartlara uygun şekilde yönettiğimizi belgelemiş bulunuyoruz. AI politikamızın oluşturulmasından veri kalitesinin güvence altına alınmasına, şeffaflık ve hesap verebilirlik tedbirlerinden risk ve etki değerlendirmelerine, üst yönetim katılımından sürekli iyileştirmeye kadar uzanan kapsamlı bir çerçeveyi kurum genelinde hayata geçirdik. Bu başarı, yalnızca standartlara uyumumuzun değil; aynı zamanda öncü kimliğimizin ve geleceğe dönük kararlılığımızın da güçlü bir göstergesidir. Adımızdan aldığımız güçle, geleceği güvenle inşa etmeye devam edeceğiz.”

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti Haber

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti

Platform, bu kararla birlikte teknolojinin yönünün piyasa dinamiklerinden ziyade kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kamu Teknoloji Platformu; yapay zekâ, veri, yazılım, dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kamusal alandaki etkilerini izleyen, bu alanlarda politika önerileri geliştiren ve kamu yararını merkeze alan bir sivil toplum platformu olarak faaliyet gösteriyor. Platform, teknolojinin denetimsiz biçimde güç yoğunlaştırmasına karşı; şeffaflık, hesap verebilirlik, etik ilke ve toplumsal adalet temelinde kamusal bir teknoloji anlayışını savunuyor. KTP, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, özel sektör ve yurttaşlar arasında teknoloji odaklı ortak akıl mekanizmaları kurmayı hedefliyor. Şeffaf ve denetlenebilir yapay zeka vurgusu Kamu Teknoloji Platfor mu'na göre "kamusal zekâ"; yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca hız ve verimlilik aracı olarak değil; insan onuru, toplumsal adalet ve kamu yararı temelinde ele alınması anlamına geliyor. Kamusal zekâ yaklaşımı, algoritmaların değil kamunun aklının; piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir teknoloji anlayışını ifade ediyor. Günümüzde yapay zekâdan otomasyona, dijital platformlardan afet teknolojilerine kadar pek çok alanda karar alma süreçleri algoritmalar üzerinden ilerliyor. Bu süreçlerin büyük bölümü ise şeffaflıktan uzak, denetimsiz ve kamusal sorumluluk mekanizmalarından kopuk biçimde şekilleniyor. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı ilanıyla bu gidişata dikkat çekmeyi ve teknolojinin yönünü toplum lehine yeniden tartışmaya açmayı amaçlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Çağrı Işıklıoğlu, kamusal zekâ kav ramının yalnızca teknolojik bir tercih değil, demokratik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Işıklıoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün yapay zekâ konuşuluyor ama kamusal akıl konuşulmuyor. Teknoloji hızlanıyor, sistemler otomatikleşiyor; ancak toplum aynı hızda korunmuyor. Biz kamusal zekâ derken, teknolojinin denetimsiz bir güç alanına dönüşmesine itiraz ediyoruz. Teknoloji; birkaç şirketin, kapalı algoritmaların ya da piyasa çıkarlarının değil, kamunun ortak aklıyla yön verilen bir toplumsal kapasite olmalıdır. 2026'yı Kamusal Zekâ Yılı ilan etmemizin nedeni, teknolojinin geleceğini yeniden kamunun söz hakkıyla kurma iradesidir." Yeni yılda kapsayıcı hedefler Kamusal Zekâ Yılı kapsamında Kamu Teknoloji Platformu, 2026 yılının ilk altı ayında dijital şiddetle mücadeleden afet teknolojilerine, kadın liderliğinden istihdam politikalarına kadar uzanan geniş bir çer evede çalışmalar yürütecek. Dijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutları kamusal tartışma zeminlerine taşınacak; kadınların teknoloji ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü güçlendiren uluslararası buluşmalar düzenlenecek. Aynı dönemde, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmayı amaçlayan Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek ve afet süreçlerinde teknolojinin kamusal akılla kullanımına odaklanan kapsamlı zirveler gerçekleştirilecek. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı'nı teknolojinin geleceğini toplumla birlikte yönetme çağrısı olarak tanımlıyor. Platform, 2026 boyunca kamusal zekâyı büyüten, teknolojiyi toplum lehine yeniden konumlandıran ve kamunun sözünü güçlendiren çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. KTP'nin 2026 Yılı Kamusal Zekâ Yılı Çalışma Takvimi Dijital Şiddetle Mücade le PaneliDijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutlarının ele alınacağı bu panelde, kamusal çözüm önerileri ve politika başlıkları tartışılacak. Metal Yaka İstihdam OfisiYapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmak amacıyla Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek. 2. Uluslararası Kadın Liderler ZirvesiKadınların liderlik ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü artırmayı hedefleyen zirve, ulusal ve uluslararası katılımla 2. kez gerçekleştirilecek. Afetlerle Teknolojik Mücadele ZirvesiAfet süreçlerinde teknolojinin kamu yararı ve kamusal akıl temelinde kullanımının ele alınacağı bu zirve, çok paydaşlı bir tartışma zemini sunacak.

Akbank, CDP’de Üç Alanda ‘A’ Notuyla  Dünyadaki Sürdürülebilirlik Liderleri Arasında Haber

Akbank, CDP’de Üç Alanda ‘A’ Notuyla Dünyadaki Sürdürülebilirlik Liderleri Arasında

Banka böylece net sıfır bankacılık taahhüdü doğrultusunda tüm ekosistemini kapsayan sürdürülebilirlik çalışmalarının yüksek performansını ve şeffaflığını bir kez daha teyit etti. Konuya ilişkin değerlendirmesinde Akbank Genel Müdürü Kaan Gür: “Akbank’ta sürdürülebilirliği, tüm ekosistemimizi kapsayan stratejik bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor; strateji, risk yönetimi, hedefler ve performansı bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz. Tüm segmentlerde sunduğumuz geniş sürdürülebilirlik çözümleriyle, müşterilerimizin hedeflerine ölçülebilir ve kalıcı etki yaratarak ulaşmalarını sağlıyoruz. CDP’nin İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman alanlarında verdiği en yüksek seviye olan ‘A’ notunu alarak dünyada bu başarıya ulaşan sayılı kurumlardan biri olmamız, bu alanda sergilediğimiz yüksek performansın uluslararası ölçekte teyit edildiğini gösteriyor. Küresel standartlara uyumlu yaklaşımımızı güçlendirerek çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” Sürdürülebilir finansman yeşil dönüşümü hızlandıran stratejik bir kaldıraç Akbank, sürdürülebilir finansmanı Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandıran stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırırken; iklim değişikliği, su yönetimi ve doğa başlıklarını kapsayan entegre yaklaşımıyla somut bir etki yaratmayı hedefliyor. Banka, 2021–2025 üçüncü çeyrek dönemi itibarıyla sağladığı 594 milyar TL sürdürülebilir finansmanla, 2030 yılı için açıkladığı 800 milyar TL hedefine güçlü adımlarla ilerliyor. Yenilikçi sürdürülebilir finansman ürün ve hizmetleriyle yeşil dönüşümü destekleyen Akbank, finansman modellerini pozitif etkinin ölçülmesini ve izlenmesini mümkün kılan dijital çözümlerle entegre ediyor. Böylece banka, tüm paydaşlarıyla birlikte şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda süreçlerini sürekli geliştiriyor. Küresel standartlarda şeffaflık CDP, dünya genelinde kurumların iklim değişikliği, su yönetimi ve ormansızlaşma risklerine yönelik performanslarını yatırımcılar ve paydaşlar için şeffaf ve karşılaştırılabilir şekilde değerlendiren en önemli küresel platformlar arasında yer alıyor. Üç alanda birden ‘A’ notu almak, kurumların politika ve taahhütlerini, yönetişim yapılarını, risk yönetimi yaklaşımlarını ve somut uygulamalarını en üst seviyede hayata geçirdiğini ortaya koyuyor.

ASAŞ'ın 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı Haber

ASAŞ'ın 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı

Şirket, karbon emisyonlarındaki iyileşmelerden atık geri kazanım oranlarına, çalışan gelişiminden sürdürülebilir ürün yatırımlarına kadar birçok alanda güçlü bir performans sergiledi. Rapora göre ASAŞ, 2024 yılında emisyonlarını bir önceki yıla göre %30 azalttı ve 2022’den bu yana toplamda %46’lık bir düşüş elde etti. Atıklarının %92,6’sını geri kazanan şirket, ürün başına su tüketimini ise %17 oranında iyileştirdi. Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarını artıran ASAŞ, düşük karbon ayak izli yeni nesil alüminyum ürünü NexAL’in üretimine başlayarak sürdürülebilir ürün portföyünü güçlendirdi. Sürdürülebilirlikte Güçlü Performans Sürdürülebilirlik yaklaşımını “Sorumlu”, “İnsan Odaklı” ve “Çevreye Saygılı” iş anlayışı üzerine inşa eden ASAŞ, 2024 yılında çevresel etkilerini azaltmaya yönelik önemli adımlar attı. Rapor kapsamında: emisyonlarda %30 azalma sağlayarak toplam 1.824.218 ton CO₂e seviyesine ulaştı, üç yıl içinde emisyon iyileşmesi %46’ya ulaştı, atıkların %92,6’sı geri kazanıldı, ürün başına su tüketimi 5,24 m³/ton seviyesine geriledi, enerji verimliliği projeleri ile 1.074 GJ enerji tasarrufu sağlandı. Tüm üretim tesisleri için ASI Performans Standardı Sertifikası denetimleri başarıyla tamamlandı. Ar-Ge ve İnovasyon: Geleceğe Yatırım ASAŞ, 2024 yılında Ar-Ge harcamalarını %17 artırarak 67,8 milyon TL seviyesine çıkardı. Çevresel performansı iyileştirmeye yönelik Ar-Ge harcaması ise 21,3 milyon TL oldu. Yıl boyunca 22 Ar-Ge projesi tamamlanırken, şirket 7 marka ve tasarım tescili aldı. Ar-Ge ve inovasyon projelerindeki artış bir önceki yıla göre %120 seviyesinde gerçekleşti. Düşük karbon ayak izli alüminyum ürün NexAL, 2024’te üretime alınarak ASAŞ’ın sürdürülebilir ürün stratejisinin önemli bir adımı oldu. İnsan Odaklı ve Etik İş Kültürüyle Sorumlu Büyüme ASAŞ, çalışanlarının gelişimini ve refahını sürdürülebilirlik stratejisinin temel bileşeni olarak konumlandırırken, aynı zamanda şeffaflık, hesap verebilirlik ve etik iş prensiplerini kurumsal kültürünün merkezinde tutuyor. Raporda öne çıkan sosyal ve etik performans sonuçlarına göre; çalışan başına ortalama eğitim süresi 11,6 saat olarak gerçekleşti, 89 engelli çalışan istihdam edildi, STEM görevlerinde görev alan kadın çalışan sayısı 19’a yükseldi ve 2024 yılında 52 SEÇ saha denetimi yapıldı. Etik süreçlerde farkındalığı artırmak amacıyla ise yıl boyunca 1.926 çalışan etik eğitimlerine katıldı ve etik dışı davranışlara karşı şirket genelinde sıfır tolerans politikası sürdürüldü. Raporlama süreçleri GRI Standartlarıyla uyumlu şekilde yürütüldü. ASAŞ Genel Müdürü Derya Hatiboğlu, raporda yer alan mesajında şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu şu ifadelerle özetledi: “2024 yılında zorluklara rağmen yatırımlarımızı sürdürdük ve sürdürülebilir büyüme yolculuğumuzda önemli adımlar attık. Emisyonlarımızdaki güçlü düşüş, enerji verimliliği projelerimiz ve düşük karbonlu ürün yatırımlarımız sürdürülebilir geleceğe olan bağlılığımızın somut göstergeleri. Çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve tüm paydaşlarımızın desteğiyle daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz.” Sürdürülebilirlik Raporu 2024'ün tamamına ASAŞ web sitesinden ulaşılabiliyor.

Yurtbay Seramik 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayınladı Haber

Yurtbay Seramik 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayınladı

Türkiye’nin öncü seramik üreticilerinden Yurtbay Seramik, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarındaki performansını, hedeflerini ve ilerleme stratejilerini içeren 2024 Sürdürülebilirlik Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Yurtbay Seramik, 2024 yılı boyunca sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği, çalışan gelişimi ve toplumsal katkı alanlarında yürüttüğü projelerle çevreye ve topluma duyduğu sorumluluğu bir kez daha ortaya koydu. Üretimden Enerjiye Kapsamlı Bir Yaklaşım Yurtbay Seramik, sürdürülebilirlik anlayışını yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı görmüyor; enerji yönetiminden su tasarrufuna, atık geri kazanımından lojistik optimizasyonuna kadar geniş bir alanda çevre dostu uygulamaları hayata geçiriyor. Yurtbay Seramik, 2024 yılı itibarıyla üretim hatlarında enerji verimliliğini artıran teknolojik yatırımlarını sürdürürken, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik yenilikçi projelere de hız kazandırdı. İnsan Odaklı Kurumsal Kültür Raporda, çalışan sağlığı ve güvenliği, fırsat eşitliği, eğitim ve gelişim programları ile toplumsal fayda odaklı projeler ön plana çıkıyor. Yurtbay Seramik, çalışanlarının gelişimini sürdürülebilir başarının ana unsuru olarak görerek, insan odaklı yönetim anlayışını kurum kültürlerinin merkezine yerleştiriyor. Etik, Şeffaf ve Hesap Verebilir Yönetim Kurumsal yönetişim ilkeleri çerçevesinde faaliyetlerini sürdüren Yurtbay Seramik, tüm süreçlerinde şeffaflık, etik değerler ve hesap verebilirlik prensiplerini esas alıyor. Paydaş iletişimini güçlendiren, toplumsal güveni pekiştiren bir yönetim modeliyle, uzun vadeli sürdürülebilir büyümeyi destekleyen yapısal bir istikrar oluşturmayı hedefliyor. Yurtbay Seramik tarafından yayımlanan 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, çevreye, topluma ve gelecek nesillere karşı duyulan sorumluluğun somut bir göstergesi olarak konumlanıyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.