Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hibrit Çalışma

Kapsül Haber Ajansı - Hibrit Çalışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hibrit Çalışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Katılım Emeklilik, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında Haber

Katılım Emeklilik, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında

Şubat 2026 – Şubat 2027 döneminde Great Place to Work® sertifikasını taşımaya hak kazanan şirket, aynı zamanda Türkiye'nin En İyi İşverenleri Listesi'nde ilk 10 arasına girerek güçlü kurum kültürünü uluslararası arenada bir kez daha tescilledi. Çalışan memnuniyeti, güven ve kurumsal bağlılık alanlarında uluslararası standartlarda gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda elde edilen bu başarı, Katılım Emeklilik'in insan odaklı yönetim anlayışının ve çalışanına verdiği değerin tescillenmiş somut bir göstergesi oldu. Çalışan deneyimi büyümenin merkezinde Great Place to Work® Türkiye Benchmark Araştırması kapsamında Katılım Emeklilik bünyesinde yaklaşık 300 çalışanın anonim olarak katıldığı anket sonuçlarına göre, çalışanların %89’u kurumlarını “harika” bir çalışma yeri olarak tanımladı. Çalışan deneyimini merkeze alan uygulamalar, kapsayıcı kurum kültürü ve sürekli gelişimi destekleyen yaklaşım, Katılım Emeklilik’i sektöründe öne çıkaran unsurlar arasında yer aldı. Şirket, çalışanlarının kendini değerli hissettiği, gelişim fırsatlarına erişebildiği ve ortak bir amaç etrafında buluştuğu bir çalışma ortamı oluşturma vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. Güçlü kültür ve kapsayıcı yapı Katılım Emeklilik’in Great Place to Work® anket sonucunda şeffaf yönetim anlayışı ve adil yan haklar öne çıkan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Kadın istihdamı ve dengeli temsil, hibrit çalışma modelinin sağladığı esneklik ve farklı şehirlerdeki ekiplerin süreçlere aktif katılımı da çalışan bağlılığını güçlendiren faktörler arasında yer alıyor. İnsan Kaynakları ve Strateji Direktörü Aykut Sevim, bağımsız bir değerlendirme ile elde edilen bu uluslararası başarının önemine dikkat çekerek; “Çalışma arkadaşlarımızın hem bugünkü deneyimini hem de kariyer gelişimlerini önceliklendiriyoruz. Aldığımız sertifika, işveren markamızı güçlendirme yolundaki kararlılığımızın somut bir göstergesi. Kapsayıcı ve gelişimi destekleyen uygulamalarımızı yaygınlaştırarak sürdürülebilir bir çalışma kültürü inşa etmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Katılım Emeklilik, kuruluşundan bu yana çalışan haklarını ön planda tutan yaklaşımıyla şekillendirdiği kurum kültürünü; yüksek aidiyet ve memnuniyet düzeyiyle uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Great Place to Work® Sertifikası ise şirketin kurumsal kimliği ve işveren markası açısından güçlü bir referans noktası olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evden Çalışma Geri mi Geliyor? Haber

Evden Çalışma Geri mi Geliyor?

Pandemi döneminde zorunluluktan hayatımıza giren evden çalışma modeli, son yıllarda birçok şirketin ofise dönüş çağrılarıyla geri plana itilmişti. Ancak 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir nedenle yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan krizin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, yalnızca piyasaları değil, kurumların çalışma modellerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı yayımladığı bültende krize karşı alınabilecek önlemler arasında evden çalışmayı doğrudan önerirken, Filipinler enerji acil durumu ilan etti, Sri Lanka kamu tarafında fiilen 4 günlük çalışma haftasına geçti, Vietnam ise şirketleri uzaktan çalışmayı yaygınlaştırmaya çağırdı. Global yayınlarda yer alan haberler, yalnızca Güneydoğu Asya ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde birçok hükümet ve şirketin pandemi dönemindeki uygulamalara geri dönerek uzaktan çalışma, seyahat kısıtları ve enerji tasarrufu önlemlerini yeniden devreye aldığını gösteriyor. Pandemi döneminde esneklik çoğunlukla sağlık ve güvenlik gerekçesiyle savunuluyordu. Bugün ise aynı esneklik, enerji maliyetleri, yakıt arzı, tedarik zinciri kırılganlığı ve operasyonel dayanıklılık açısından yeniden değerlendiriliyor. Bu değişim, uzaktan çalışmanın kriz dönemlerinde devreye alınabilecek stratejik bir iş sürekliliği aracı olarak görülmeye başladığını gösteriyor. Enerji Krizi Çağında Yeni Standart, Esnek Çalışma Bugün gündemde olan 4 günlük hafta uygulamalarını tek bir başlık altında okumak yeterli değil. Çünkü Asya’daki son örnekler, çalışan deneyimini iyileştirmek için tasarlanan klasik 4 günlük hafta modelinden çok, enerji tasarrufu ve kaynak yönetimi amacıyla geliştirilen acil durum düzenlemeleri niteliği taşıyor. Bazı ülkelerde kamu kurumlarının çalışma günleri azaltılırken, şirketler ofis kullanımını düşürmeye ve çalışan mobilitesini sınırlamaya yönelik adımlar atıyor. Buna rağmen, bu gelişmeler iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Çalışma modeli artık yalnızca insan kaynakları politikası değil, aynı zamanda risk yönetimi ve operasyon verimliliğinin de bir parçası. Küresel Krizler, Şirketlerin Çalışma Şeklini Tekrar Değiştiriyor İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, konuyla ilgili değerlendirmesinde, pandemiyle birlikte çalışma hayatına giren esnekliğin bir dönem geçici bir uygulama olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel enerji krizinin şirketleri çalışma modelini yeniden tanımlamaya yönelttiğini belirtiyor. “Gözlemlerimiz, esnek çalışmanın konfor alanından çıkıp doğrudan iş sürekliliği ve maliyet yönetimi aracı haline geldiğini gösteriyor. Enerji maliyetlerinin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, kurumsal çeviklik ve operasyonel dayanıklılık ve enerji maliyeti açısından da kritik bir rol üstleniyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağı Bir İşte Ortalama 7 Ay Çalışıyor Haber

Z Kuşağı Bir İşte Ortalama 7 Ay Çalışıyor

Y kuşağı ortalama 1,5 yıl, X kuşağı ise 2 yıl aynı işte kalırken; genç kuşakların gelişim, esneklik ve anlam arayışı öne çıkıyor. Bu konuya dair değerlendirmelerde bulunan İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, “Y ve Z kuşakları yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” dedi. Bayındır’a göre işverenler, öğrenme fırsatları, hibrit çalışma modelleri, şeffaf iletişim ve rekabetçi yan haklarla Y ve Z kuşağının bağlılığını artırabilir. Bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in hazırladığı Kuşak Analiz Raporu’na göre, X kuşağı bir işte ortalama 2 yıl kalırken, Y kuşağı 1,5 yıl, Z kuşağı 7 ay kalıyor. Z kuşağının istifa oranı ise yüzde 35. Araştırmaya göre, Z kuşağının kısa iş süresi, bu neslin iş yerinde hızlı deneyim kazanma ve çeşitlilik arayışında olduğunu gösteriyor. Y kuşağının ise orta vadeli kalma süresi, kariyer fırsatlarına bağlılıklarını yansıtıyor. Ancak bu durum şirketler için zorlayıcı olabiliyor. Peki, işverenler çalışan sadakatini nasıl sağlayabilir? Y ve Z kuşağını işte tutmanın sırları neler? “Y ve Z kuşakları gelişim imkânı, esneklik ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, bu konuyla ilgili değerlendirmesinde şu görüşleri paylaştı: “Kuşak Analiz Raporumuz, şirketlerde çalışan bağlılığını anlamak açısından önemli veriler ortaya koyuyor. Bulgularımız, X kuşağının iş yerinde daha uzun süre kalma eğiliminde olduğunu ve kendi isteğiyle ayrılma oranının diğer kuşaklara kıyasla daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Y ve Z kuşaklarında ise beklentiler ve motivasyon dinamikleri farklılaşıyor. Bu kuşaklar yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor. Özellikle eğitim programları, net kariyer yolları ve mentorluk uygulamaları, genç kuşakların kuruma olan bağlılığını artıran temel faktörler arasında yer alıyor. Sürekli öğrenme kültürü sunan şirketler, yeteneklerini daha uzun süre bünyesinde tutabiliyor. Bununla birlikte esnek ve hibrit çalışma modelleri artık bir yan hak değil, güçlü bir beklenti. İş-yaşam dengesini destekleyen uygulamalar, çalışan memnuniyetini doğrudan etkiliyor. Z kuşağı açısından anlamlı ve sosyal etki yaratan projelerde yer almak da önemli bir motivasyon kaynağı. Şirketlerin sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı alanındaki adımları, genç yeteneklerin bağlılığını güçlendiriyor. Teknoloji odaklı bir çalışma ortamı, dijital araçların etkin kullanımı ve açık iletişim kültürü de Y ve Z kuşakları için belirleyici unsurlar arasında. Düzenli geri bildirim mekanizmaları ve şeffaf yönetim anlayışı güven duygusunu pekiştiriyor. Elbette rekabetçi ücret ve yan haklar da işveren kaynaklı ayrılıkları azaltmada kritik rol oynuyor. Kısacası, kuşakların farklı beklentilerini doğru analiz eden ve insan kaynakları stratejilerini bu doğrultuda şekillendiren şirketler hem çalışan bağlılığını artıracak hem de uzun vadede daha güçlü ve sürdürülebilir bir organizasyon yapısı oluşturacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, Yüksek Katma Değerli Ürünleriyle Büyümeyi Sürdürüyor Haber

MG International Fragrance Company, Yüksek Katma Değerli Ürünleriyle Büyümeyi Sürdürüyor

MG International Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, 2026 yılında inovatif teknoloji içeren yüksek katma değerli ürünleriyle, cirodaki payının %10'a çıkarmayı hedeflediklerini anlattı. Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, 2025 yılı performansını ve gelecek vizyonunu paylaştı. Şirket, ihracat odaklı büyüme stratejisi ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla yılı hedefleriyle uyumlu bir şekilde tamamladı. "Döviz Bazında Çift Haneli İstikrarlı Büyümemize Devam Ettik'' Esans sektörünün 2025 yılını değerlendiren MG International Fragrance Company Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, ekonomik zorluklara rağmen başarılı bir performans sergilediklerini belirterek şunları söyledi: "Yıl başında belirlediğimiz rakamsal hedeflere ulaşmış olmak, stratejik planlamamızın doğruluğunu teyit etti. Üretim, ciro ve ihracat tarafında döviz bazında çift haneli istikrarlı büyümemize 2025 yılında da devam ettik. Ülkemizde yaşanan finansmana erişim maliyetleri ve iç pazardaki daralmaya karşı ihracat odaklı büyüme stratejisiyle hareket ederek hem şirketimiz için sürdürülebilir bir model oluşturduk hem de Türk kimya ihracat hedeflerine ve döviz rezervine destek vermeye devam ettik." İhracat Odaklı Büyüme Stratejisi 2025 yılının Türkiye ekonomisi açısından zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken Konca, finansmana erişim maliyetlerindeki artış, iç pazarda talep daralması ve satın alma gücündeki düşüşün sanayiciler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Buna rağmen MG International Fragrance Company'nin ihracat odaklı büyüme stratejisiyle hareket ettiğini vurgulayan Konca, şirketin global pazarlardaki konumunu güçlendirerek döviz kazandıran üretim modelini sürdürdüğünü ifade etti. Ev Kokuları ve Kişisel Bakım Kategorileri Yükselişte 2025 yılında son kullanıcı davranışlarındaki değişimin sektöre doğrudan yansıdığını ifade eden Konca, hibrit çalışma modelinin kalıcılaşmasıyla ev kokulandırma kategorisinin (bambu çubuklu oda kokuları, mumlar, difüzörler) güçlü bir ivme kazandığını belirtti. Ayrıca "iyi olma hali" yaklaşımının kişisel bakım ve EDT kategorilerinde talebi artırdığını, dijitalleşmenin ise yeni koku lansmanlarının son kullanıcıyla buluşma hızını ciddi ölçüde etkilediğini vurguladı. AR-GE ve İnovasyonda Hedef Büyüttü Şirketin teknoloji içeren inovatif ürünleri, 2025 yılı sonunda toplam cironun %5'ini oluşturdu. Bülent Konca, Ar-Ge vizyonuna dair şu bilgileri paylaştı: "Geliştirdiğimiz teknolojik formülasyonlar, markaların ürün iletişiminde güçlü alanlar yarattı. Önümüzdeki iki yıl içinde hedefimiz, inovatif teknoloji içeren yüksek katma değer yaratan ürünlerin cirodaki payını %10 seviyesine çıkarmak. Bu, Türk esans sektörünün global arenada daha rekabetçi bir konuma taşınması adına stratejik bir adımdır." 2026 yılında operasyonel disiplini korumayı ve kur dengesindeki gerçekçi zeminin katkısıyla daha sağlam bir büyüme ivmesi yakalamayı hedeflediklerini anlatan Bülten Konca, ambalaj tarafında da 2026 yılında geri dönüştürülmüş içerikli (PCR) ambalajlara geçmeyi planladıklarını sözlerine ekledi. Sürdürülebilirlik Alanında Örnek Başarılar MG International, 2025 yılında sürdürülebilirlik çalışmalarıyla pek çok ödüle layık görülmüştü. Kocaeli Sanayi Odası tarafından verilen Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülleri'ni birden fazla kez kazanan şirket, aynı zamanda Sürdürülebilir İş Ödülleri kapsamında Biyoçeşitlilik Ödülü'nün de sahibi oldu. Şirket, Gebze'deki tesisinde elektrik ihtiyacının tamamını I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası) ile yenilenebilir kaynaklardan karşılarken; gri su geri kazanımı, yağmur suyu hasadı ve robotik üretim teknolojileriyle çevresel etkiyi minimize ediyor. Sosyal sürdürülebilirlik kapsamında ise UN Global Compact Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) imzacısı olma süreci devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Canon’dan Eşitlik ve İlham Vurgusu Haber

Canon’dan Eşitlik ve İlham Vurgusu

Farklı bakış açıları ve deneyimlerin bir araya gelmesiyle güçlenen kurum kültürünün, sürdürülebilir başarının anahtarı olduğuna inanan Canon; kadınların potansiyellerini özgürce ortaya koyabildiği ve kariyer yolculuklarını güvenle sürdürebildiği bir çalışma ortamı yaratmayı önceliklendiriyor. Bu bağlamda Canon Eurasia’nın üst düzey liderlerinin yüzde 50’sini kadın çalışanlar oluştururken, çalışanlarının ise yüzde 45’i kadın çalışanlardan oluşuyor. Ortak fayda için birlikte yaşamak ve çalışmak anlayışını temel alan Kyosei felsefesiyle hareket eden Canon; esnek ve hibrit çalışma düzeni, ücretlendirmede adil yaklaşım, annelere yasal izne ek 8 haftalık ücretli doğum izni ve ofis içi emzirme odası gibi uygulamalarıyla kadın çalışanlarının sağlıklı iş-yaşam dengelerini gözetiyor. Bebek 1 yaşına gelene kadar şehir dışı şirket toplantılarına refakatçi ile katılım imkânı sunulurken ebeveyn çalışanlara okulun ilk günü, karne ve mezuniyet günlerinde izin hakkı tanınıyor. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile paralel bir yaklaşım benimseyen Canon, kadınların kariyer gelişimini yalnızca çalışma koşullarıyla değil; sunduğu kariyer fırsatlarıyla da destekliyor. İşe alım süreçlerinde eşit yetkinlik ve deneyime sahip adaylar arasında kadın istihdamına öncelik vererek fırsat eşitliğini somut bir uygulamaya dönüştürüyor; tüm meslek gruplarında ve her kademede kadın temsilini güçlendirmeyi hedefliyor. Canon Eurasia İnsan Kaynakları Direktörü Tuğba Umur: “Canon’da çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılığı bir politika olmanın ötesinde, kültürümüzün temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Kadınların iş hayatında daha görünür, daha güçlü ve daha dengede olmalarını desteklemeyi uzun vadeli bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Fırsat eşitliğini güçlendirmeye ve kadınların potansiyellerini en iyi şekilde ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı yaratmaya kararlılıkla devam ediyoruz. İlham veren, değer katan ve geleceği şekillendiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.” diyerek düşüncelerini paylaştı. Canon’da “Birlikte ve Dengede” Buluşması Canon, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında 5 Mart tarihinde Canon Eurasia ofisinde Uzman Psikolog eşliğinde “Birlikte ve Dengede” başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeden üstlenilen roller, iş ve özel yaşam dengesi ile bireyin kendine karşı daha şefkatli ve dengeli bir yaklaşım geliştirmesinin yollarının ele alındığı etkinlik, şirketin kadın çalışanlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. Etkinlik kapsamında ayrıca kadın girişimci bir firmanın kurucusu konuşmacı olarak ağırlanarak girişimcilik yolculuğunu ve ilham veren deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Kadınların üretim gücüne ve girişimcilik potansiyeline dikkat çeken bu buluşma, katılımcılara farklı perspektifler kazandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor Haber

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor

Günümüzde siber saldırıların büyük bölümü, doğrudan kurum ağlarını hedef almak yerine tedarikçiler, hizmet sağlayıcılar veya güvenilir erişime sahip iş ortakları üzerinden gerçekleşiyor. Bu yöntem, saldırganların haftalar boyunca fark edilmeden ağ içinde hareket etmesine ve kritik sistemlere erişmesine olanak tanıyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, çalışan cihazlarının ofis dışındaki ağlardan sisteme bağlanmasıyla saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Almanya’da son yıllarda yüzlerce orta ölçekli işletmenin fidye yazılımı saldırıları nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalması, bu tehdidin somut boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, siber güvenliğin yalnızca ağın çevresini korumaya odaklanan yaklaşımlarla ele alınmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Özellikle tedarik zinciri risklerinin ve uzaktan erişimin yaygınlaştığı bir ortamda, güvenin konuma ya da ağa değil kimliğe ve bağlama dayanması kritik önem taşıyor. Bu nedenle kurumların, saldırıların tamamen engellenemeyebileceğini kabul eden ve olası ihlallerin etkisini sınırlamayı hedefleyen güvenlik modellerine yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, her kullanıcıyı, her cihazı ve her erişimi sürekli olarak doğrulayarak, saldırganların ağ içinde serbestçe hareket etmesini engelleyen bir çerçeve sunuyor. WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, Zero Trust yaklaşımının siber tehditler karşısında kurumlara daha yüksek görünürlük, daha güçlü kontrol ve operasyonel süreklilik kazandırdığını belirterek, işletmelere sağladığı faydaları paylaşıyor. 1. Ağ segmentasyonu ile tehditlerin yayılması sınırlandırılıyor. Zero Trust mimarisi, ağları küçük ve izole bölümlere ayırarak saldırganların bir sisteme sızması durumunda yatay olarak ilerlemesini engelliyor. Bu sayede olası bir ihlal, tüm altyapıyı etkilemeden sınırlı bir alan içinde kontrol altına alınabiliyor ve kritik sistemlerin güvenliği korunuyor. 2. Her noktada uç nokta koruması sağlanıyor. Ofis içi, uzaktan veya hibrit çalışma fark etmeksizin tüm cihazların sürekli olarak doğrulanması ve izlenmesi, saldırı yüzeyini önemli ölçüde daraltıyor. Uç nokta güvenliği, sadece kurumsal ağ içindeki cihazları değil, sisteme bağlanan tüm kullanıcı uçlarını kapsayarak güvenliği ağın dışına taşıyor. 3. Kişisel ve bağlamsal erişim kontrolleri uygulanıyor. Zero Trust yaklaşımı, kullanıcılara yalnızca ihtiyaç duydukları kaynaklara, ihtiyaç duydukları süre boyunca erişim verilmesini esas alıyor. Kullanıcı kimliği, cihaz durumu, konum ve davranış gibi faktörler birlikte değerlendirilerek yetkilendirme yapılıyor; bu da yetkisiz erişim risklerini ciddi ölçüde azaltıyor. 4. 7/24 izleme ile tehditler erken aşamada tespit ediliyor. Sürekli izleme ve anomali tespiti sayesinde şüpheli hareketler gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Bu görünürlük, saldırıların henüz operasyonları aksatmadan önce fark edilmesini ve hızlı müdahale edilmesini mümkün kılarak kriz yönetiminin operasyonel bir kesintiye dönüşmeden yürütülmesine ve iş sürekliliğinin korunmasına katkı sağlıyor. ‘’Zero Trust, Operasyonların Kesintisiz Devam Etmesine Katkı Sunan Bir Güvenlik Çerçevesi Oluşturuyor’’ Günümüz tehdit ortamlarında siber güvenliği sadece saldırıları tamamen engellemeye odaklanan bir yapı olarak ele almanın yeterli olmadığını ifade eden WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez ‘’Kurumların, ihlallerin gerçekleşebileceği gerçeğini kabul eden ve bu ihlallerin iş sürekliliğine etkisini en aza indirmeyi hedefleyen yaklaşımlara yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, kimlik, cihaz ve erişimleri sürekli doğrulayarak kurumlara daha yüksek görünürlük ve daha güçlü kontrol sağlarken, saldırıların ağ içinde yayılmasını sınırlandıran ve operasyonların kesintisiz devam etmesine katkı sunan bir güvenlik çerçevesi oluşturuyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Destekli Tehditlere Karşı Çok Katmanlı Koruma Şart Haber

Yapay Zeka Destekli Tehditlere Karşı Çok Katmanlı Koruma Şart

WatchGuard’ın yayınladığı son analize göre, verilerin ve kullanıcıların kurumsal ağlar, genel bulutlar ve kişisel cihazlar arasında sürekli hareket ettiği günümüz dünyasında, "güvenli bölge" kavramı geçerliliğini yitirdi. Saldırganların yapay zeka ve otomasyon kullanarak savunma boşluklarını dakikalar içinde tespit edebildiği bu dönemde, sadece ağ (network) veya sadece uç nokta (endpoint) güvenliğine dayalı stratejiler, işletmeleri savunmasız bırakıyor. WatchGuard, bu durumu çarpıcı bir havalimanı metaforuyla açıklıyor: Bir havalimanı yönetiminin X-ray cihazlarını kaldırıp sadece metal dedektörlerine güvendiğini düşünün. Biyolojik veya kimyasal bir madde taşıyan (ağ güvenliğinin tespit edemediği şifreli tehditler) bir saldırgan, metal dedektörüne takılmadan (alarm üretmeden) içeri sızabilir. “Kör Noktalar Saldırganların En Sevdiği Hedeflerdir” Tek katmanlı savunmanın yarattığı kör noktaların, siber suçlular için açık bir davetiye olduğunu belirten WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, “Sadece ağ katmanına odaklanmak, şifreli trafik veya uzaktan çalışan kullanıcılar karşısında kör kalmak demektir. Sadece uç noktaya odaklanmak ise cihazlar arasındaki yanal hareketleri ve bulut servisleriyle olan bağlantıları gözden kaçırmanıza neden olur. Çözüm, tek bir katmanı güçlendirmek değil; uç nokta, ağ, kimlik ve güvenlik duvarını tek bir 'akıllı savunma sistemi' olarak koordine etmektir.” dedi. Dört Katmanlı Akıllı Savunma WatchGuard, hibrit çağda güvenliğin dört temel unsurun koordinasyonuyla sağlanabileceğini belirtiyor. Buna göre; uç nokta (endpoint) yerel davranışsal zeka ve anomali tespitiyle bir X-ray cihazı görevi görürken, ağ katmanı masum görünen trafik akışları arasındaki ilişkileri tespit etmek için gerekli bağlamı sunuyor. Güvenlik duvarı, yanal hareketleri sınırlayan ve derin trafik incelemesini güçlendiren dinamik bir segmentasyon hattı oluştururken; kimlik yönetimi ise denkleme "insan" faktörünü ekleyerek, kimin nereden ve hangi yetkiyle eriştiğini doğrulayıp güveni doğrudan savunma yüzeyine entegre ediyor. Bu katmanların birbirinden bağımsız çalışmasının yeterli olmadığını vurgulayan WatchGuard, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetlerini, bu teknolojileri birleştiren operasyonel bir "orkestra şefi" olarak tanımlıyor. Farklı katmanlardan gelen verileri tek bir risk görünümüne dönüştüren MDR, siber güvenliği kopuk çözümlerden kurtarıp; reaktif korumadan, her olayı öğrenen ve gerçek zamanlı evrimleşen uyarlanabilir bir "operasyonel dayanıklılık" modeline taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Epson Türkiye 2026 Hedeflerini Ve Yeni Yol Haritasını Açıkladı Haber

Epson Türkiye 2026 Hedeflerini Ve Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Epson Türkiye, şirketin hedeflerini ve önümüzdeki döneme ait stratejilerini düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, bölge ofisinin 2026 misyon ve vizyonuna yönelik açıklamalarda bulundu. “Odak noktamızda pazarın ihtiyaçlarını dinlemek var” Epson olarak üretimde dış kaynak kullanmak yerine kendi becerilerinden ve bilgi birikimlerinden yararlanarak her şeyi kendilerinin ‘icat ederek’ ürettiklerini açıklayan Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, “Bu strateji paralelinde; kalite, tutarlılık ve müşteri hizmetleri üzerinde tam kontrol sahibi oluyoruz. Ürünü, tasarım ve tedarik aşamasından kullanım ömrü boyunca yönetiyor, garanti hizmeti ve desteği sağlıyoruz. Epson, 9,86 milyar dolar ciro hacmine ve 74.400’ün üzerinde çalışana sahip. Globalde, toplamda satılan mürekkep tanklı yazıcılarda*, projektör** ve nokta vuruşlu yazıcı üretiminde ilk sıradayız. Odak noktamızda pazar ihtiyaçlarını dinlemek ve uygun fiyatlı, güvenilir, yüksek kaliteli çözümler sunmak bulunuyor. Markamız, yazıcılardan projektörlere, saatlerden robotlara dek tüm ürün yelpazesiyle; kaliteden ödün vermeden müşterilerimizin tasarruf etmesini, üretkenliğini artırmasını ve çevresel ayak izinin azaltmasını sağlıyor.” açıklamasını yaptı. “Yer altı kaynaklarından bağımsız bir şirket olma vizyonu taşıyoruz” 2023’te dünya çapındaki tüm grup tesislerinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçiş yapan ilk şirket olmayı başardıklarını belirten Vanlıoğlu, “Epson olarak 2050 yılına kadar karbon negatif ve yer altı kaynaklarından bağımsız bir şirket olma vizyonu ekseninde çalışmayı sürdürüyoruz. Söz konusu dönüşüm yalnızca üretim tesislerini değil, Epson’un global ofis ve Ar-Ge merkezlerini de kapsıyor. Tüm bu inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarının sonucunda ise üretim aşamasında karbondioksit emisyonu yüzde 36 azaltırken toplam emisyonda ise yüzde 33 oranında bir gerileme gerçekleştirdik.” dedi. “Türkiye ofisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladık” Önümüzdeki dönemde çevresel kaynaklara olan bağımlılığı daha da azaltmayı hedeflediklerini açıklayan Vanlıoğlu, “Bizler için döngüsel ekonominin ilkelerine uymak büyük önem taşıyor. Bu kapsamda; kısa süre önce Türkiye ofisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladık ve I-REC ‘Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası’nı almaya hak kazandık. Bu da tüm global operasyonlarımızda yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçiş taahhüdümüzün arkasında durduğumuzun en büyük kanıtı. Plastiklerin yol açtığı çevresel kirlilikle mücadele etmek de yol haritamızın önemli bir kısmını oluşturuyor.” şeklinde sözlerini sürdürdü. “Çevresel sorunlara inovatif çözümler sunuyoruz” Yalın Vanlıoğlu, “Epson projektörler hem iş hem yaşam alanları için olağanüstü bir görsel deneyim sunuyor. Renkleri sırayla işleyen diğer projeksiyon sistemlerinin aksine, 3LCD teknolojisi üç ana rengi aynı anda işleyerek hem iş hem ev ortamları için ideal olan daha parlak ve daha doğal görüntüler sunuyor. Diğer yandan, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak isteyen işletmeler için de avantajlar sunuyoruz. Bazı Epson EcoTank modelleri çok satan lazer yazıcılara kıyasla yüzde 96'ya varan enerji tasarrufu sağlıyor.***. Ayrıca, EcoTank yazıcıların 1 set mürekkep şişesi 79 kartuşa eşittir, bu da daha az atık anlamına geliyor. Epson olarak, kullanıcıların zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlıyor, daha az çevresel etki yaratıyor ve çevresel sorunlara inovatif bir çözüm sunmayı sürdürüyoruz.” diyor. “Tüketiciler, ürünlerde yerelleştirilmiş özellikler arıyor” META-CWA bölgesindeki tüketicilerin yaklaşık yüzde 60'ının film ve oyun deneyimlerinde**** TV yerine projektörleri tercih ettiklerini belirten Yalın Vanlıoğlu, “Yüksek kaliteli projektörlerimiz; büyük, sinema benzeri ev ekranlarına olan talebi karşılıyor. Diğer yandan teknoloji meraklıları akıllı ve bağlantılı yazıcılar ve projektörleri tercih ediyor. Evde öğrenme ve çalışma giderek yaygınlaştıkça, aileler ev yazıcılarına ve projektörlerine yatırım yapmaya başladı. Tüketiciler, giderek artan bir şekilde enerji verimliliği, geri dönüşüm programları ve ürün ömrü hakkında sorular soruyor; bu yönelim aslında Epson'un düşük atıklı, enerji tasarruflu çözümleriyle tamamen uyumlu bir şekilde ilerliyor. Hibrit çalışma da artık bölgesel çalışma kültürünün kalıcı bir özelliği ve kompakt yazıcılar, tarayıcılar ve projektörler gibi ev dostu teknolojilere olan talep de bu paralelde artmaya devam ediyor. Tüketiciler ayrıca ürünlerde yerelleştirilmiş özellikler de arıyor. Bizler de bölge genelindeki inovasyon merkezlerimiz aracılığıyla, bölgesel işletmeler ve iş ortaklarımızla iş birliği yaparak ürünleri yerel ihtiyaçlara göre şekillendiriyor; tüketici taleplerini, geri bildirimlerini ve ihtiyaçlarını Japonya’daki Ar-Ge mühendisleriyle paylaşarak en doğru çözümleri sunuyoruz.” “Orient, 75 yıllık Japon saatçilik mirası” 2009’da Epson çatısına katılan, 2017’de ise tam entegrasyon sağlanan Orient hakkında da açıklamalarda bulunan Vanlıoğlu, “Güçlü mirası, Japon üretim disiplini ve ‘in-house’ mekanizma uzmanlığıyla Epson portföyünde önemli bir yere sahip olan Orient, Japon mekanik saat kategorisinde global olarak bilinen markalardan biri. Orient, kendi mekanizmasını üreten bir ‘manufacture’ olarak konumlanırken; uygun fiyatı, benzersiz tasarımları, tutarlı kalite anlayışı, yenilikçi yaklaşımı ve güçlü marka değeriyle dikkat çekiyor. Dünya genelinde kendi mekanizmasını üreten markaların çoğu premium segmentte yer alıyor. Orient’in farkı ise bu uzmanlığı ulaşılabilir fiyatlarla sunması. Kökleri 1950 yılına dayanan markanın 75 yılı aşkın bir mekanik saatçilik tarihi bulunuyor. Orient bugün, Epson’un Japon presizyon kültürü ve büyüme potansiyeli ile çok daha güçlü bir yapıya sahip.” diyor. “Shakira, yeni marka elçisi” Uluslararası müzik ikonu Shakira ile gerçekleştirdikleri iş birliği hakkında bilgiler de paylaşan Vanlıoğlu, “Shakira; Orta Doğu, Türkiye, Afrika, Orta ve Batı Asya (META-CWA) bölgelerindeki yeni resmi marka elçimiz. Müzisyen ve girişimci Shakira’yla yaptığımız stratejik ortaklığın Epson'un teknolojinin bireylere yaratıcı bir şekilde ulaştırılması stratejisiyle örtüştüğünü düşünüyoruz. İş birliğimiz, gelecek nesli hayal gücünü, yaratıcılığını ve başarısını teknolojiyle güçlendirmeyi amaçlıyor. Shakira'nın eğitime ve yaratıcılığa olan bağlılığı onu bu iş birliği için ideal bir isim yapıyor. Birlikte, hem bu neslin hem de gelecek neslin büyük hayaller kurmasını sağlayacak olmaktan heyecan duyuyoruz.” şeklinde konuştu. “Daha iyi bir dünya için çalışmalarımıza devam edeceğiz” Açıklık, müşteri memnuniyeti ve sürdürülebilirlik konusundaki kararlılıklarıyla dünya çapında güven duyulan, vazgeçilmez bir şirket olmayı hedeflediklerinin altını çizen Vanlıoğlu, “Enerji tasarrufu çözümlerinin, yerden tasarruf sağlayan inovasyonların ve ultra yüksek hassasiyetin çevreyi korumaya ve toplulukları zenginleştirmeye yardımcı olduğuna inanıyoruz. Verimli, kompakt ve hassas inovasyon felsefemizle, yaşamları zenginleştiren ve daha iyi bir dünya yaratmaya yardımcı olan daha anlamlı değerler sunuyoruz. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Alternatif Bank, hibrit çalışma modeli AlterFlex'i liderlik zirvesinde anlattı Haber

Alternatif Bank, hibrit çalışma modeli AlterFlex'i liderlik zirvesinde anlattı

Alternatif Bank, 29-31 Mayıs 2025 tarihlerinde Kapadokya'da düzenlenen ve insan kaynakları ile pazarlama dünyasının önde gelen liderlerini bir araya getiren Liderler Kampı İK ve Pazarlama Liderleri Buluşması etkinliğine katıldı. Fast Company Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu özel buluşmada, Alternatif Bank İnsan Kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bike Tarakcı, "Yeni Çalışma Düzeni" başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmasında, Bankanın bu alandaki vizyonunu ve uygulamalarını paylaşan Tarakcı, yeni nesil çalışma modeli olan ve pandemiden bu yana uyguladıkları AlterFlex'in hem çalışan deneyimine hem de kurum kültürüne katkı sunduğunu vurguladı. Yeni çalışma düzeninin yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda büyük bir dönüşüm fırsatı olduğunu ifade eden Tarakcı, şöyle konuştu: "Biz bu süreci yalnızca kriz kaynaklı geçici bir dönem olarak görmedik. Aksine, çalışma hayatını yeniden tasarlamak için önemli bir fırsat olarak değerlendirdik. Bu yaklaşımla insan odaklı bir model geliştirdik: AlterFlex. Hem uzaktan çalışmayı hem de esnek mesaiyi kapsayan bu sistemle, çalışanlarımıza bireysel ihtiyaçlarına göre en verimli şekilde çalışma özgürlüğü sunuyoruz." Yeni düzenin sadece iş yapış biçimlerini değil, aynı zamanda kurum kültürünü de dönüştürdüğünü vurgulayan Tarakcı, güven temelli bir yapının önemine dikkat çekerek, "Biz çalışanlarımızın zamanlarını ve sorumluluklarını en iyi şekilde yöneteceklerine inanıyor, onlara duyduğumuz güvenle esnekliğe alan tanıyoruz. Bu yaklaşım, hem bağlılığı hem yaratıcılığı artırıyor" dedi. "Alternatif Yaz" ile yazın her yer ofis oluyor Etkinlikte, Bankanın çalışan deneyimini zenginleştiren uygulamalarına da değinildi. "Alternatif Yaz" adı verilen uygulamayla, çalışanlara yaz döneminde diledikleri dört hafta boyunca istedikleri yerden çalışma esnekliği sunduklarını belirten Tarakcı, "İster bir sahil kasabasında, ister evinde ya da ailesinin yanında... Çalışanlarımız nerede mutlu ve üretken hissediyorsa, orada çalışabiliyor. Bu uygulama, sadece performansa değil, çalışanlarımızın mutluluğuna ve motivasyonuna da olumlu yansıyor" diye konuştu. Geleceğin çalışma düzeninde tek bir doğru model olmayacağına inandıklarını belirten Tarakcı, sözlerini şöyle tamamladı: "Her kurumun kültürüne ve iş yapış şekline uygun modeller gelişecek. Ama bir gerçek var ki, esneklik artık bir tercih değil, çalışanlar açısından temel bir beklenti. Biz de bu beklentiyi kalıcı bir değer olarak ele alıyoruz. Geleceği çalışanlarımızla birlikte, onların sesini duyarak şekillendirmeye devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.