Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hibrit Çalışma

Kapsül Haber Ajansı - Hibrit Çalışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hibrit Çalışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor Haber

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor

“Hayvanlar İçin Daha İyi Bir Dünya” amacıyla faaliyet gösteren ve PEDIGREE®, WHISKAS®, gibi sevilen evcil hayvan mama markalarının üreticisi Mars Incorporated, tüm dünyada kutlanan “Köpeğini İşe Götür Haftası” vesilesiyle Avrupa ülkeleri genelinde 16,000 katılım gösterdiği bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, Avrupa’daki çalışanların yüzde 55’i evcil hayvanını işe getirebileceği bir iş yeri için iş değiştirmeyi düşünebileceğini belirtiyor. Çalışanların yüzde 81’i evcil hayvanların iş yerinde daha rahat bir atmosfer yarattığını ifade ederken, yüzde 36’sı evcil hayvan dostu politikaları geleneksel yan haklara göre daha öncelikli gördüğünü söylüyor. Mars’ın 2026 Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Avantajı araştırması (Pet-Friendly Advantage Workplace Report), evcil hayvan dostu politikaların Avrupa’da çalışan beklentileri açısından giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu beklenti özellikle genç çalışanlar arasında daha da görünür hale geliyor. Araştırmaya göre 18-24 yaş aralığındaki çalışanların yüzde 41’i iş ararken evcil hayvan dostu politikalarının aktif olup olmadığını dikkate alıyor. Aynı yaş grubundaki çalışanların yüzde 42’si ise bu politikaları özel sağlık sigortası veya ebeveyn izni gibi gelişmiş yan hakların önünde konumlandırabiliyor. Bu veriler, evcil hayvan dostu uygulamalarının yalnızca çalışan mutluluğu açısından değil, yetenek çekimi, bağlılık ve işveren markası açısından da giderek daha stratejik bir konuya dönüştüğünü gösteriyor. Araştırma, evcil hayvan dostu politikaların ofise dönüş ve hibrit çalışma düzenleri bağlamında da anlamlı bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Avrupa’daki çalışanların yüzde 50’si, evcil hayvan dostu politikalara sahip şirketlerin çalışanların ofis ortamına geçişini daha iyi desteklediğini düşünürken, yüzde 33’ü iyi yönetilen resmi bir “ofiste evcil hayvan” politikasının, şirketin çalışan iyi olma halini önemsediğini gösterdiğini belirtiyor. Evcil Hayvan Dostu Ofisler İçin Mars Türkiye’den İlham Veren Yaklaşım Mars Orta Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Evcil hayvanların hayatımıza kattığı değerin yalnızca evlerimizle sınırlı olmadığına inanıyoruz. İnsanlarla evcil hayvanlar arasındaki güçlü bağ, doğru koşullar ve sorumlu uygulamalarla çalışma kültürünü olumlu yönde dönüştürüyor. Mars Türkiye olarak, yalnızca bir gün değil; yılın her günü çalışanlarımızın evcil hayvanlarını ofise getirebildikleri bir ortam sunabilmekten dolayı gurur duyuyoruz. Elbette böyle bir ortamı sunabilmek için, işletmelerin ortak sorumluluk, hijyen ve güvenlik standartları, çalışan ihtiyaçlarını gözeten bir ofis tasarımı gibi konularda net kurallar hazırlaması ve bunun iletişimini yapması gerekiyor.” Evcil hayvan dostu uygulamaların sürdürülebilir ve kapsayıcı bir şekilde hayata geçirilmesi amacıyla Mars Türkiye, globalde başarıyla yürütmekte olduğu BETTER CITIES FOR PETS™ programı kapsamında işletme ve ofisler için hazırlanan Hayvan Dostu Ofisler ve İşletmeler Rehberlerine dikkat çekiyor. Kedi veya köpeklere kapılarını açmak isteyen işletmelere pratik ve ilham verici bir yol haritası sunan rehberler; güvenlik ve hijyen standartlarından evcil hayvan kabul kurallarına, hayvanlara özel alanların tasarımından çalışan ve müşteri deneyimini kapsayıcı şekilde yönetmeye kadar birçok başlıkta yol gösteriyor. “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya” amacı doğrultusunda Mars, evcil hayvanların insanlar, aileler ve topluluklar üzerindeki olumlu etkisini görünür kılmaya devam ediyor. Şirket, evcil hayvan bakımındaki uzmanlığını yalnızca ürünleriyle değil, aynı zamanda sahiplenme bilincinin artırılması, sorumlu evcil hayvan sahipliğinin teşvik edilmesi ve insanların evcil hayvanlarıyla daha sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurmasına katkı sağlayan girişimleriyle de destekliyor. Mars, Incorporated Hakkında Mars, Incorporated olarak, yarınlarda istediğimiz dünyayı bugün yaptığımız işler aracılığıyla inşa ettiğimize inanıyoruz. 65 milyar doların üzerinde bir aile şirketi olarak, önde gelen evcil hayvan beslenme ürünleri ve veterinerlik hizmetlerinden oluşan çeşitli ve büyüyen portföyümüz ile dünyanın her yerindeki evcil hayvanları destekliyor; kaliteli atıştırmalık ve gıda ürünlerimiz ile her gün milyonlarca insana mutluluk katıyoruz. ROYAL CANIN®, PEDIGREE®, WHISKAS®, M&M’s®, SNICKERS®, TWIX® ve ORBIT® gibi dünyanın en sevilen markalarını üretiyoruz. Çalışmalarımızın merkezinde yer alan Beş Prensibimiz - Kalite, Sorumluluk, Karşılıklı Fayda, Verimlilik ve Özgürlük - yaklaşık 170.000 çalışanımıza her gün insanlar, evcil hayvanlar ve gezegenimiz için daha iyi bir dünya yaratma yolunda ilham veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA, TSRS ile Uyumlu 2. Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

AgeSA, TSRS ile Uyumlu 2. Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uyumlu 2025 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. AgeSA’nın sürdürülebilirlik alanındaki stratejik kararlılığını ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki şeffaf, sorumlu ve bilim temelli yaklaşımını ortaya koyan rapor, şirketin düşük karbonlu dönüşümden sürdürülebilir finans çözümlerine, kaynak verimliliğinden dijitalleşmeye kadar uzanan geniş bir alandaki performansını ölçülebilir sonuçlarla paylaşıyor. Sera Gazı Emisyonlar Yüzde 27, Enerji Yoğunluğu Yüzde 29 Azaldı 2050 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda operasyonlarını ve iş süreçlerini dönüştürmeye devam eden AgeSA, enerji tüketimini azaltmaya, operasyonel verimliliği artırmaya ve iklimle bağlantılı riskleri iş süreçlerine entegre şekilde yönetmeye odaklanıyor. Şirket bu kapsamda 2025 yılında toplam sera gazı emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 27 azalttı. Şirketin enerji yoğunluğu ise yüzde 29 düşüşle 0,17 MWh/milyon TL seviyesine geriledi. Sürdürülebilir Fonlarla Temiz Enerji, Tarım ve Gıdaya Destek AgeSA, enerji ile tarım ve gıda temalı fonları aracılığıyla katılımcılarına finansal getiri potansiyeli sunarken; temiz enerji dönüşümü, sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve kaynak verimliliği gibi sürdürülebilir kalkınma açısından kritik alanlara yatırım yapılmasını destekledi. Böylece şirket, katılımcılarının birikimlerini uzun vadeli değer yaratma potansiyeli taşıyan temalarla buluşturmaya devam etti. SKA Bağlantılı Gelirler Toplam Gelirlerin Yüzde 51’ini Oluşturdu AgeSA, sürdürülebilirliği ürün ve hizmet portföyünün de temel unsurlarından biri olarak ele alıyor. Şirketin 2025 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları bağlantılı ürün ve hizmetlerden elde ettiği gelir 15,4 milyar TL’ye ulaştı. Bu tutar, AgeSA’nın toplam gelirlerinin yüzde 51’ini oluşturdu. SKA bağlantılı ürün ve hizmet sayısını 26’ya çıkaran AgeSA, finansal güvence ve birikim çözümlerini sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle geliştirmeye devam etti. Dijital Dönüşüm Kaynak Verimliliğini Artırdı AgeSA, sürdürülebilirlik yaklaşımını operasyonel süreçlerinin merkezine alırken, dijitalleşmeyi çevresel etkiyi azaltan stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyor. Şirket, iş süreçlerinde dijital uygulamaların yaygınlaştırılması sayesinde 2025 yılında kâğıt kullanımından kaynaklanabilecek 590 ton karbondioksit eşdeğeri salımın önüne geçti. AgeSA, döngüsel ekonomi perspektifiyle kaynak tüketimini azaltmaya ve atık yönetimi performansını iyileştirmeye de devam etti. Bu kapsamda 2025 yılında toplam plastik tüketimini yüzde 39 azaltan şirketin geri dönüştürülen atık oranı yüzde 33’e ulaştı. Ayrıca şirket, 2050 Net Sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2019 baz yılına göre yüzde 75 azaltmayı hedefliyor. Şirket, araç filosunun yüzde 50’sini elektrikli araçlarla değiştirmeyi planlarken; ofislerde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji sertifikaları, hibrit çalışma modeli ve dijitalleşme uygulamalarıyla operasyonlarından kaynaklanan çevresel etkiyi azaltmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş GYO’nun Ofis Portföyünde Doluluk Oranı Yüzde 97’ye Ulaştı Haber

İş GYO’nun Ofis Portföyünde Doluluk Oranı Yüzde 97’ye Ulaştı

Çalışma kültüründe son yıllarda yaşanan büyük dönüşüm, ticari gayrimenkul pazarında ofis binalarına yönelik beklentileri ve performans kriterlerini kökten değiştirdi. Hibrit çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte fiziksel ofislerin geleceğinin tartışıldığı dönemin geride kaldığını ifade eden İş GYO Genel Müdürü Barlas Ülkü, güncel pazar dinamiklerine ve şirketlerin değişen stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fiziksel ofis ihtiyacının ortadan kalkmadığını, aksine şirketlerin artık çok daha seçici ve uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket ettiğini belirten Ülkü, “Bugün ofis piyasasında mesele yalnızca doluluk değil, doğru lokasyon, kaliteli bina ve güçlü kiracı deneyimi yaratabilmek. Ayrıca bugün şirketler için ofis seçimi yalnızca metrekare büyüklüğü ya da kira seviyesi olmaktan çıktı. Hibrit çalışma düzeniyle birlikte çalışanların ofiste geçirdiği zamanın niteliği daha fazla önem kazandı. Bu nedenle şirketler, çalışan deneyimini destekleyen, ekiplerin bir araya gelmesini kolaylaştıran, verimliliği artıran ve uzun vadeli kullanım avantajı sunan ofis çözümlerine yöneliyor” dedi. İstanbul ofis piyasasında kaliteli stok eksikliği ayrışmayı artırıyor İstanbul ofis piyasasında özellikle merkezi iş alanlarında (MİA) yeni arz girişinin sınırlı kaldığını ve kaliteli A sınıfı stok eksikliğinin hissedildiğini dile getiren Ülkü, pazar göstergelerinin de bu seçici ve kalite odaklı "prime" ofis talebini doğruladığına dikkat çekti. Şirketlerin büyük metrajlı, altyapısı güçlü ve taşınmaya hazır alanları bulmakta zorlandığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Ülkü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Erişilebilirliği yüksek, teknik ve operasyonel açıdan güncel ihtiyaçları tam anlamıyla karşılayan binalar piyasada hızla ayrışıyor. Şirketler karar süreçlerinde kira seviyesinin yanı sıra binanın sürdürülebilirlik sertifikalarını, yetkin makamlarca 2018 deprem yönetmeliklerine uygunluk kriterlerini, ulaşım bağlantılarını, teknolojik altyapısını ve sunduğu bütünsel kullanıcı deneyimini ön planda tutuyor. Dolayısıyla her ofis alanı aynı ölçüde talep görmüyor. Doğru konumlanmış ve profesyonel yönetilen binalar değerini korurken, ulusal ve uluslararası önemli firmaların da ilgisini artırıyor ve ofis piyasasına da yön veriyor.” “Portföy stratejimizi doğru kurguladık” İş GYO’nun pazarın bu dönüşüm dalgasını çok önceden öngörerek portföy stratejisini bu yönde şekillendirdiklerini belirten Ülkü, ulaşılan operasyonel başarıya değinerek, “İstanbul ofis piyasasında talebin daha seçici, lokasyon odaklı ve kalite hassasiyeti yüksek bir yapıya bürünmesi, bizim uzun vadeli değer yaratma vizyonumuzla tamamen örtüşüyor. Bu doğru ve pazar odaklı portföy yaklaşımımızın bir yansıması olarak, bugün ofis portföyümüzde yüzde 97 doluluk oranına ulaşmış durumdayız. Ancak bu oranı yalnızca güçlü bir finansal ya da operasyonel gösterge olarak görmüyoruz. Bu başarı, kiracılarımızın değişen ihtiyaçlarını yakından takip etmemizin, güçlü kiracı ilişkilerimizin ve onlara sunduğumuz yüksek standartlı ve sağlam bina deneyiminin bir sonucudur. İş GYO olarak, geleceğin çalışma alanlarını bugünden doğru konumlandırmaya ve paydaşlarımıza değer üretmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing Haber

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing

Rapora göre; sağlık sigortası teminatları ve şartları ile ilgili iyileştirme, çalışan yan hakları iletişimi, toplam ödül paketi iletişimi, wellbeing uygulamaları 2026 yılının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hibrit çalışma kalıcı hale gelirken, sağlık sigortası öncelikli yan hak olarak görülüyor; şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsil ediyor. Mercer ve Marsh’ın sağlık ve yan haklarda bütünleşik çözümler sunan markası Mercer Marsh Benefits (MMB), Türkiye’den 500’ün üzerinde şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği ‘2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçlarına göre; 2026 yılında şirketlerin öncelikleri arasında; sağlık sigortası kapsam ve koşullarında iyileştirme, yan haklara ilişkin çalışan iletişiminin güçlendirilmesi, toplam ödül paketinin şeffaf bir şekilde anlatılması ve iyilik hali (wellbeing) uygulamaları yer alıyor. Sağlık sigortası, sunulan yan haklar arasında en fazla öncelik verilen kalem olarak öne çıkıyor. Şirketlerin %71'i çalışanlarına araç tahsis ederken, genel müdür düzeyinde en çok tercih edilen modelin Audi A6 olduğu görülüyor. Şirketlerin Yüzde 96’sı Çalışanını Güvence Altına Alıyor Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 96’sı çalışanlarına sağlık sigortası sunarken, bu şirketlerin yüzde 49’u hem özel sağlık sigortası hem de tamamlayıcı sağlık sigortası, yüzde 32’si yalnızca özel sağlık sigortası, yüzde 15’i ise sadece tamamlayıcı sağlık sigortası imkânı tanıyor. Özel sağlık sigortasının kapsamına bakıldığında; şirketlerin yüzde 56,3’ünde çalışan, eş ve çocuklarını kapsayacak bir teminat yapısı sunuyor. Sağlık sigortasının yalnızca çalışanı değil, çalışanın eş ve çocuklarını da kapsayacak şekilde tasarlanması, şirketlerin çalışan deneyimini daha bütünsel ele almaya başladığını gösteriyor. Yan Haklarda Sağlık Sigortası Atağı Araştırma sonuçlarına göre, ‘Sağlık Sigortası’ şirketler tarafından en öncelikli yan hak olarak öne çıkmaya devam ediyor. Sağlık sigortasının hem şirketlerin yan hak önceliklendirmesinde ilk sırada yer alması hem de şirketlerin teminat yapılanı güçlendirmesi (%42’si ya teminatları artırmış ya da yeni teminat eklemiş) sağlık güvencesinin çalışan deneyiminde temel bir beklentiye dönüştüğünü gösteriyor. Rapor katılımcılarının belirttiği önem sırasına göre diğer yan haklar ise şöyle sıralanıyor: Yemek yardımı, uzaktan çalışma, şirket aracı, yol yardımı, araç yardımı, esnek yan haklar, ek yıllık izin, bireysel emeklilik, hayat sigortası, wellbeing uygulamaları ve giyim yardımı. Çalışanlara En Çok Sunulan Yardımlar: Yemek, Ulaşım ve Bayram yardımı 2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması sonuçlarına göre, şirketlerin çalışanlarına sunduğu yemek ve ulaşım olanakları çeşitlilik gösteriyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 47’si çalışanlarına yemek çeki imkanı sunarken, yüzde 28’i hem yemekhane hizmeti hem de yemek çeki alternatifi sağlıyor. Yalnızca yemekhane hizmeti sunan şirketlerin oranı yüzde 15 iken, yüzde 9’u ise yemek yardımı için nakit ödenek vermeyi tercih ediyor. Ulaşım desteği konusunda ise şirketlerin yüzde 37’si ulaşım ödeneği sağlıyor. Yüzde 30’u sadece servis hizmeti sunarken, yüzde 25’i ise hem servis hem de ulaşım ödeneği sağlıyor. Şirketlerin yüzde 8’si ise çalışanlarına herhangi bir ulaşım desteği vermiyor. Bu sonuçlar, şirketlerin çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla yemek ve ulaşım alanlarında farklı stratejiler izlediğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre yemek ve ulaşımdan sonra şirketlerin sağladığı diğer önemli yardımların başında ise yüzde 53 ile bayram, yüzde 41 ile yılbaşı ve yüzde 21 ile giyim yardımları geliyor. Şirketlerin yüzde sadece 13’ü izin yardımı uygulaması sunuyor. Şirketler Uzun Dönem Kiralamaya Yöneliyor, Genel Müdürlerin Tercihi Audi A6 Araştırmanın sonuçlarına göre; şirketlerin yüzde 71’i uzun dönem araç kiralamalarını tercih ediyor. Şirketlerin yüzde 17’si ise satın alma politikası izliyor. Yüzde 12’sinin ise bir araç uygulaması bulunmuyor. Araç yan hakkı sunan şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsis ederken, yüzde 25’i şirket aracı ile araç ödeneği arasında tercih imkanı sağlıyor. Şirketlerin yalnızca yüzde 28’i çalışanlarına elektrikli araç seçeneği sunuyor. Şarj desteği sağlayan şirketlerin oranı ise yüzde 27 olarak görülüyor. Genel müdür seviyesinde en çok tercih edilen araç Audi A6 olurken, ardından BMW 5 Serisi ve Mercedes Benz E-Class geliyor. Üst yönetim seviyesinde en çok tercih edilen araçlar ise BMW 3 Serisi, BMW 5 Serisi ve Skoda Superb olarak sıralanıyor. Satış ve satış dışı alanlarda ise ilk sırada Renault Clio yer alıyor. Hibrit Çalışma Modeli İş Dünyasında Gücünü Korumayı Sürdürüyor Araştırma sonuçlarına göre şirketlerin yüzde 60’ı hibrit çalışma modelini tercih ederken, yüzde 29’u tamamen ofisten çalışma düzenini uyguluyor. En yaygın modelin ise haftada 3 gün ofiste çalışma olduğu görülüyor. Geçtiğimiz yıllarla benzerlik gösteren hibrit çalışma tercihleri, bu modelin iş dünyasında istikrarlı bir şekilde devam ettiğini ortaya koyuyor. Çalışma modellerinde kayda değer bir değişim yaşanmaması, hibrit yapının dengeli bir şekilde benimsendiğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ise bu yapının, şirketlerin operasyonel ihtiyaçları ve çalışan beklentileri doğrultusunda evrilmeye devam etmesi bekleniyor. Fuat Ünal: “Enflasyon ve Yetenek Savaşı, Yan Haklarda Yeni Standartları Zorluyor” MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın iş dünyasında çalışan memnuniyeti ve bağlılığının yalnızca ücret politikalarıyla açıklanamayacağını, yan hakların kapsamının ve kalitesinin de belirleyici hale geldiğini ortaya koyduğunu ifade eden Mercer Marsh Benefits Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Lideri Fuat Ünal, “Çalışma hayatındaki dönüşüm, şirketleri yalnızca daha fazla yan hak sunmaya değil, çalışanları daha iyi anlayarak daha anlamlı deneyimler tasarlamaya yönlendiriyor. Bugün insan kaynakları dünyasının önemli trendlerinden biri, standart yan hak modellerinden çalışan ihtiyaçlarına göre şekillenen daha kişiselleştirilmiş çalışan deneyimlerine geçiş. Yan hak stratejisinin temel sorusu artık ‘hangi imkanları sunuyoruz?’ değil; ‘çalışanlarımızın hayatlarına nasıl gerçek bir değer katıyoruz?’ olmalı. Sağlık, wellbeing ve esnek çalışma modellerinin öne çıkması; çalışanların işverenlerinden bir fayda paketinden öte, farklı yaşam dönemlerinde yanlarında olan bütünsel bir deneyim beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak kurumlar, çalışan yolculuğunun tamamını destekleyen stratejik bir çalışan deneyimi alanı olarak ele alanlar olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans Haber

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans

Risk ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel uzmanlığıyla 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen 62 farklı coğrafyadan 2.361 adet üst düzey yönetici ve insan kaynakları profesyonelinin, Türkiye’den de 62 katılımcının dahil olduğu araştırmanın Türkiye sonuçları, küresel kıyaslamada dikkat çekici veriler sunuyor. Araştırma, yapay zeka çağında Türkiye’nin “Çalışan değer önerisi” ve “İK veri olgunluğu” gibi kritik göstergelerde yüksek performans sergilediğini ve dünya ortalamasını geride bırakarak güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Yapay Zeka Dönüşümünde Güçlü Potansiyel Sergiliyor Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede bulurken “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Araştırma sonuçları, alışan değer önerisinde yüzde 33 ile yüzde 19’luk küresel oranın üstüne çıkan Türkiye’nin yapay zeka dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zeka çağında başarının algoritmaların gücünden çok, bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı olacağını gösteriyor. Veriler, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme yatırım yaparak yapay zeka çağında sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 33'ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünürken, yüzde 86’sı otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 34’ü ise yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini ifade ediyor. Yapay zeka dönüşümünün hız kazandığı Türkiye'de, çalışanların yeni becerilerle donatılması ve eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin rekabet avantajını şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Türkiye’de şirketler yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerekiyor. Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.” Türkiye Hibrit Çalışmada Dünya Ortalamasının 7 Puan Üzerinde Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık, uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak görülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor; bu da çalışanların ofise dönüş eğiliminde Türkiye’nin dünya ortalamasıyla aynı çizgide ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’de Çalışanların Önceliği Kişiselleştirilmiş Yan Haklar ve Aile Destekleri Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının wellbeing (çalışan esenliği) stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin çalışan esenliğini görünür ve güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’de kalıyor. Araştırma, çalışanların beklentileri ile kurumların sunduğu destekler arasında bazı alanlarda önemli bir fark bulunduğunu da gösteriyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtirken, çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma ve doğurganlık süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknolojinin gücüyle değil, bu teknolojiyi etkin şekilde yöneten ve değer yaratan insan kaynağıyla şekilleneceğini ortaya koyuyor. İş dünyası teknoloji yatırımlarını hızlandırmış olsa da araştırmadan çıkan veriler, sürdürülebilir başarının çalışanların yapay zeka becerileriyle donatılması, liderlik kapasitesinin güçlendirilmesi ve veri odaklı insan yönetiminin geliştirilmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem Haber

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (KVKK) çalışanların mesai ve devam takibinde kullanılan biyometrik verilere ilişkin yayımladığı yeni ilke kararı, iş dünyasında önemli bir dönüşüm sürecini gündeme taşıdı. Kararla birlikte, çalışanların giriş-çıkış süreçlerinin takibinde parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik yöntemlerin kullanımı, veri işleme faaliyetlerinin gereklilik ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıktı. Kurul, aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılabildiği durumlarda biyometrik veri kullanımının dikkatle ele alınması gerektiğine işaret ederken, şirketlerin çalışan devam kontrol sistemlerinde alternatif çözümlere yönelmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in CEO’su Onur Bayındır, alınan kararın yalnızca hukuki bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti: “Mesai takibinde yeni dönem başladı. Şirketler artık yalnızca operasyonel ihtiyaçlarını değil, veri güvenliği, çalışan deneyimi ve yasal uyumluluk süreçlerini birlikte değerlendirmek zorunda. İnsan kaynakları teknolojilerinin amacı çalışanı takip etmek değil, çalışanı güçlendirmek olmalı.” Şirketler Alternatif Çözümleri Daha Fazla Gündemine Alacak Bayındır, çalışan devam kontrol süreçlerinde biyometrik yöntemlerin dışında da birçok teknolojik alternatif bulunduğuna dikkat çekerek, son yıllarda şirketlerin daha esnek çözümlere yönelmeye başladığını ifade etti: “Günümüzde çalışan devam kontrolü için parmak izi veya yüz tanıma tek seçenek değil. QR kod ile giriş-çıkış, GPS doğrulama, mobil uygulama tabanlı çözümler ve turnike entegrasyonları sayesinde şirketler hem operasyonel verimliliklerini korurken, biyometrik veri işleme ihtiyacını azaltabilecek alternatif yöntemlerden de yararlanabiliyor.” Özellikle saha ekipleriyle çalışan, hibrit çalışma modelini benimseyen ve farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren organizasyonlarda mobil tabanlı çözümlerin hızla yaygınlaştığını belirten Bayındır, yeni düzenlemenin bu dönüşümü daha da hızlandıracağını söyledi. Çalışan Güveni ve Veri Koruma Süreçleri Ön Plana Çıkıyor Çalışanların kişisel verilerinin korunmasına yönelik farkındalığının her geçen gün arttığını vurgulayan Bayındır, şirketlerin sürdürülebilir başarı için çalışan güvenini merkeze alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getirdi: “Bugünün çalışanları yalnızca dijitalleşme beklemiyor; aynı zamanda verilerinin nasıl işlendiğini de önemsiyor. Şirketler için sürdürülebilir başarı, çalışan güvenini koruyarak operasyonel süreçleri yönetebilmekten geçiyor. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükler ile çalışan deneyimi artık birbirinden ayrı düşünülemez.” İnsan Kaynakları Süreçlerinde Dönüşüm Fırsatı Bayındır, söz konusu kararın şirketler açısından yalnızca bir uyum zorunluluğu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, insan kaynakları süreçlerinin modernizasyonu için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti: “Bu karar, şirketler için yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, aynı zamanda insan kaynakları süreçlerini modernize etmek için önemli bir fırsat. Geleceğin PDKS sistemleri; daha esnek, daha kullanıcı dostu ve veri minimizasyonu yaklaşımını gözeten yapılar üzerine kurulacak. Şirketler hem yasal risklerini azaltabilir hem de çalışanlarına daha güven veren bir deneyim sunabilir.” İdenfit, QR kod, GPS doğrulama, mobil uygulama ve turnike entegrasyonları gibi çözümlerle şirketlerin çalışan devam kontrol süreçlerini kişisel verilerin korunmasına ilişkin gereklilikleri gözeterek dijitalleştirmelerine ve uyum süreçlerini desteklemelerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Katılım Emeklilik, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında Haber

Katılım Emeklilik, Türkiye’nin En İyi İşverenleri Arasında

Şubat 2026 – Şubat 2027 döneminde Great Place to Work® sertifikasını taşımaya hak kazanan şirket, aynı zamanda Türkiye'nin En İyi İşverenleri Listesi'nde ilk 10 arasına girerek güçlü kurum kültürünü uluslararası arenada bir kez daha tescilledi. Çalışan memnuniyeti, güven ve kurumsal bağlılık alanlarında uluslararası standartlarda gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirmeler sonucunda elde edilen bu başarı, Katılım Emeklilik'in insan odaklı yönetim anlayışının ve çalışanına verdiği değerin tescillenmiş somut bir göstergesi oldu. Çalışan deneyimi büyümenin merkezinde Great Place to Work® Türkiye Benchmark Araştırması kapsamında Katılım Emeklilik bünyesinde yaklaşık 300 çalışanın anonim olarak katıldığı anket sonuçlarına göre, çalışanların %89’u kurumlarını “harika” bir çalışma yeri olarak tanımladı. Çalışan deneyimini merkeze alan uygulamalar, kapsayıcı kurum kültürü ve sürekli gelişimi destekleyen yaklaşım, Katılım Emeklilik’i sektöründe öne çıkaran unsurlar arasında yer aldı. Şirket, çalışanlarının kendini değerli hissettiği, gelişim fırsatlarına erişebildiği ve ortak bir amaç etrafında buluştuğu bir çalışma ortamı oluşturma vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. Güçlü kültür ve kapsayıcı yapı Katılım Emeklilik’in Great Place to Work® anket sonucunda şeffaf yönetim anlayışı ve adil yan haklar öne çıkan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Kadın istihdamı ve dengeli temsil, hibrit çalışma modelinin sağladığı esneklik ve farklı şehirlerdeki ekiplerin süreçlere aktif katılımı da çalışan bağlılığını güçlendiren faktörler arasında yer alıyor. İnsan Kaynakları ve Strateji Direktörü Aykut Sevim, bağımsız bir değerlendirme ile elde edilen bu uluslararası başarının önemine dikkat çekerek; “Çalışma arkadaşlarımızın hem bugünkü deneyimini hem de kariyer gelişimlerini önceliklendiriyoruz. Aldığımız sertifika, işveren markamızı güçlendirme yolundaki kararlılığımızın somut bir göstergesi. Kapsayıcı ve gelişimi destekleyen uygulamalarımızı yaygınlaştırarak sürdürülebilir bir çalışma kültürü inşa etmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Katılım Emeklilik, kuruluşundan bu yana çalışan haklarını ön planda tutan yaklaşımıyla şekillendirdiği kurum kültürünü; yüksek aidiyet ve memnuniyet düzeyiyle uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Great Place to Work® Sertifikası ise şirketin kurumsal kimliği ve işveren markası açısından güçlü bir referans noktası olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evden Çalışma Geri mi Geliyor? Haber

Evden Çalışma Geri mi Geliyor?

Pandemi döneminde zorunluluktan hayatımıza giren evden çalışma modeli, son yıllarda birçok şirketin ofise dönüş çağrılarıyla geri plana itilmişti. Ancak 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir nedenle yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan krizin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, yalnızca piyasaları değil, kurumların çalışma modellerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı yayımladığı bültende krize karşı alınabilecek önlemler arasında evden çalışmayı doğrudan önerirken, Filipinler enerji acil durumu ilan etti, Sri Lanka kamu tarafında fiilen 4 günlük çalışma haftasına geçti, Vietnam ise şirketleri uzaktan çalışmayı yaygınlaştırmaya çağırdı. Global yayınlarda yer alan haberler, yalnızca Güneydoğu Asya ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde birçok hükümet ve şirketin pandemi dönemindeki uygulamalara geri dönerek uzaktan çalışma, seyahat kısıtları ve enerji tasarrufu önlemlerini yeniden devreye aldığını gösteriyor. Pandemi döneminde esneklik çoğunlukla sağlık ve güvenlik gerekçesiyle savunuluyordu. Bugün ise aynı esneklik, enerji maliyetleri, yakıt arzı, tedarik zinciri kırılganlığı ve operasyonel dayanıklılık açısından yeniden değerlendiriliyor. Bu değişim, uzaktan çalışmanın kriz dönemlerinde devreye alınabilecek stratejik bir iş sürekliliği aracı olarak görülmeye başladığını gösteriyor. Enerji Krizi Çağında Yeni Standart, Esnek Çalışma Bugün gündemde olan 4 günlük hafta uygulamalarını tek bir başlık altında okumak yeterli değil. Çünkü Asya’daki son örnekler, çalışan deneyimini iyileştirmek için tasarlanan klasik 4 günlük hafta modelinden çok, enerji tasarrufu ve kaynak yönetimi amacıyla geliştirilen acil durum düzenlemeleri niteliği taşıyor. Bazı ülkelerde kamu kurumlarının çalışma günleri azaltılırken, şirketler ofis kullanımını düşürmeye ve çalışan mobilitesini sınırlamaya yönelik adımlar atıyor. Buna rağmen, bu gelişmeler iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Çalışma modeli artık yalnızca insan kaynakları politikası değil, aynı zamanda risk yönetimi ve operasyon verimliliğinin de bir parçası. Küresel Krizler, Şirketlerin Çalışma Şeklini Tekrar Değiştiriyor İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, konuyla ilgili değerlendirmesinde, pandemiyle birlikte çalışma hayatına giren esnekliğin bir dönem geçici bir uygulama olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel enerji krizinin şirketleri çalışma modelini yeniden tanımlamaya yönelttiğini belirtiyor. “Gözlemlerimiz, esnek çalışmanın konfor alanından çıkıp doğrudan iş sürekliliği ve maliyet yönetimi aracı haline geldiğini gösteriyor. Enerji maliyetlerinin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, kurumsal çeviklik ve operasyonel dayanıklılık ve enerji maliyeti açısından da kritik bir rol üstleniyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Z Kuşağı Bir İşte Ortalama 7 Ay Çalışıyor Haber

Z Kuşağı Bir İşte Ortalama 7 Ay Çalışıyor

Y kuşağı ortalama 1,5 yıl, X kuşağı ise 2 yıl aynı işte kalırken; genç kuşakların gelişim, esneklik ve anlam arayışı öne çıkıyor. Bu konuya dair değerlendirmelerde bulunan İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, “Y ve Z kuşakları yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” dedi. Bayındır’a göre işverenler, öğrenme fırsatları, hibrit çalışma modelleri, şeffaf iletişim ve rekabetçi yan haklarla Y ve Z kuşağının bağlılığını artırabilir. Bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in hazırladığı Kuşak Analiz Raporu’na göre, X kuşağı bir işte ortalama 2 yıl kalırken, Y kuşağı 1,5 yıl, Z kuşağı 7 ay kalıyor. Z kuşağının istifa oranı ise yüzde 35. Araştırmaya göre, Z kuşağının kısa iş süresi, bu neslin iş yerinde hızlı deneyim kazanma ve çeşitlilik arayışında olduğunu gösteriyor. Y kuşağının ise orta vadeli kalma süresi, kariyer fırsatlarına bağlılıklarını yansıtıyor. Ancak bu durum şirketler için zorlayıcı olabiliyor. Peki, işverenler çalışan sadakatini nasıl sağlayabilir? Y ve Z kuşağını işte tutmanın sırları neler? “Y ve Z kuşakları gelişim imkânı, esneklik ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, bu konuyla ilgili değerlendirmesinde şu görüşleri paylaştı: “Kuşak Analiz Raporumuz, şirketlerde çalışan bağlılığını anlamak açısından önemli veriler ortaya koyuyor. Bulgularımız, X kuşağının iş yerinde daha uzun süre kalma eğiliminde olduğunu ve kendi isteğiyle ayrılma oranının diğer kuşaklara kıyasla daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Y ve Z kuşaklarında ise beklentiler ve motivasyon dinamikleri farklılaşıyor. Bu kuşaklar yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor. Özellikle eğitim programları, net kariyer yolları ve mentorluk uygulamaları, genç kuşakların kuruma olan bağlılığını artıran temel faktörler arasında yer alıyor. Sürekli öğrenme kültürü sunan şirketler, yeteneklerini daha uzun süre bünyesinde tutabiliyor. Bununla birlikte esnek ve hibrit çalışma modelleri artık bir yan hak değil, güçlü bir beklenti. İş-yaşam dengesini destekleyen uygulamalar, çalışan memnuniyetini doğrudan etkiliyor. Z kuşağı açısından anlamlı ve sosyal etki yaratan projelerde yer almak da önemli bir motivasyon kaynağı. Şirketlerin sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı alanındaki adımları, genç yeteneklerin bağlılığını güçlendiriyor. Teknoloji odaklı bir çalışma ortamı, dijital araçların etkin kullanımı ve açık iletişim kültürü de Y ve Z kuşakları için belirleyici unsurlar arasında. Düzenli geri bildirim mekanizmaları ve şeffaf yönetim anlayışı güven duygusunu pekiştiriyor. Elbette rekabetçi ücret ve yan haklar da işveren kaynaklı ayrılıkları azaltmada kritik rol oynuyor. Kısacası, kuşakların farklı beklentilerini doğru analiz eden ve insan kaynakları stratejilerini bu doğrultuda şekillendiren şirketler hem çalışan bağlılığını artıracak hem de uzun vadede daha güçlü ve sürdürülebilir bir organizasyon yapısı oluşturacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.