Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hijyen

Kapsül Haber Ajansı - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan'da Fırın Ve Pastanelere Sıkı Denetim Haber

Ramazan'da Fırın Ve Pastanelere Sıkı Denetim

Nilüfer Belediyesi, Ramazan ayında gıda güvenliği denetimlerini yoğunlaştırdı. İlçe genelindeki fırınlar, pastaneler ve unlu mamul üretimi yapan işletmelerde kontroller gerçekleştirildi. Denetimlerde işletmelerin ruhsat ve faaliyet uygunluğu başta olmak üzere; üretim alanlarının hijyen koşulları, depolama standartları, iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları detaylı şekilde incelendi. İmalathane bölümleri, hammadde ve personel alanları denetim kapsamında kontrol edilirken, çalışanların hijyen kurallarına uygunluğu da incelendi. Pide ve ekmek ürünleri başta olmak üzere satışa sunulan ürünlerin gramaj uygunluğu, fiyat etiketleri, paketli ürünlerin son kullanma tarihleri ve işletmelerin faaliyet alanı dışına çıkıp çıkmadığı titizlikle değerlendirildi. Mevzuata aykırı durum tespit edilen işletmeler hakkında tutanak düzenlenerek gerekli idari işlemler başlatıldı. Nilüfer Belediyesi’nin halk sağlığını merkeze alan denetim yaklaşımı, Ramazan ayı boyunca ilçe genelindeki 350’nin üzerindeki işletmeyi kapsayacak şekilde devam edecek. Denetimler kapsamında hijyen, saklama ve muhafaza koşullarını sağlıklı ve mevzuata uygun şekilde sürdüren işletmelere gerekli hassasiyeti gösterdikleri için teşekkür edilirken, hem üretici hem tüketici tarafında bilinçli ve sorumlu yaklaşımın gıda güvenliğinin temel unsuru olduğuna dikkat çekildi.g Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt Müşteri Memnuniyetinde Zirvede Haber

Teksüt Müşteri Memnuniyetinde Zirvede

ŞİKAYETVAR’ın 1,5 milyonu aşkın anket verisiyle hazırladığı Müşteri Deneyim Endeksi sonuçlarına göre, 11'inci A.C.E. Awards’ta 60 sektörden 98 marka mükemmel müşteri deneyimi performansıyla ödüllendirildi. Müşteri memnuniyeti odaklı çalışma kültürünü benimseyen ve şikayetleri memnuniyete dönüştüren markalara A.C.E. Awards töreninde Diamond, Gold ve Silver olmak üzere üç ana kategoride ödül verildi. Teksüt adına Diamond ödülünü alan Kalite Müdürü Tuba Doğru aldıkları ödülün kendileri için çok anlamlı olduğunu ifade ederek şu açıklamayı yaptı: “Süt ve süt ürünleri kategorisinde Türkiye’nin en köklü kuruluşları arasında yer alıyoruz. Teksüt olarak bu sene 70. yılımızı kutluyoruz. İçinde bulunduğumuz sektör her yaştan bireyin gelişimi ve sağlığı için çok önemli. Bu nedenle kalite, güven ve hijyen bizim için çok anlamlı değerler. A.C.E Awards, Mükemmel Müşteri Memnuniyeti Başarı Ödülleri kapsamında bu ödülü kazanmak bizler için çok büyük bir gurur. Sadece son bir yılın değil yılların emeği, tecrübesi, bilgisi var bu başarının ardında. Tüm Teksüt ailesi adına bu ödülü almaktan, burada olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. 70. yılında Teksüt’e müşteri memnuniyetinde büyük ödül Süt ürünleri sektörü çok titiz olunması, kurallara harfi harfine uyulması gereken bir kategori. Dünyanın en besleyici ürünlerinden biri olan süt en önemli hammaddemiz. Sütü işeyerek müşterilerimize en iyi, kaliteli ve sağlıklı şekilde ulaştırmaya çalışıyoruz, yeni ürünler üretiyoruz. Bu da çok iyi bir organizasyon yapısı, takım çalışması gerektiriyor. Sütün temin edilmesinden, lojistiğine, işlenmesinden son tüketicinin önüne çıkana kadar her gün yenilenen bir çalışma içerisindeyiz. İşimiz sadece üretmekle bitmiyor. Aynı zamanda müşterilerimizin geri dönüşlerine de çok değer veriyoruz. Onları iyi anlayabilmek, konuları iyi anlatabilmek, hızlı çözüm üretebilmek çok önemli. Kalitenin her süreçte iyi yönetilmesi gerekiyor. Bu nedenle Teksüt ailesinin tüm çalışanları adına bu ödülü kazandık, 70. yılımızın da bir nevi ödüllerinden birini aldık.” Ödül törenine Teksüt adına Kalite Müdürü Tuba Doğru, Mali İşler Direktörü Murat Karahan, Endüstriyel Tedarik ve Satış Müdürü Süleyman Said Koçoğlu ve Kalite Sistem Sorumlusu Aleyna Yağcıoğlu ve katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya, Gıdada Güvenin Markası Oluyor Haber

Antalya, Gıdada Güvenin Markası Oluyor

Muratpaşa Belediyesi’nin; Antalya Gastronomi Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (AGYİD) ve hijyen alanında dünya çapında faaliyet gösteren Diversey iş birliğinde yürüttüğü program kapsamında, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ve beraberindeki heyet; Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan ile bir araya geldi. Heyette AGYİD Başkanı Zeki Özen, Başkan Yardımcısı Burak Ünlüler ile yönetim kurulu üyeleri Güray Kanan ve Ersun Elmas da yer aldı. Görüşmede, Antalya genelinde ortak bir gıda güvenliği ve hijyen standardı oluşturulması ele alındı. Gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülen Gold Town Sertifika Programı kapsamında restoran, kafe, lokanta ve pastanelerin; depolama koşulları, pişirme ve saklama sıcaklıkları, havalandırma sistemleri ile kullanılan ürünlerin kalite ve uygunluğu gibi birçok başlıkta kapsamlı denetimlerden geçirildiği aktarıldı. Belirlenen kriterleri karşılayan işletmelerin Gold Town Sertifikası almaya hak kazandığı ifade edildi. ANTALYA İÇİN ORTAK VİZYON Görüşmelerde, Gold Town Sertifika Programı’nın yaygınlaştırılmasıyla Antalya’nın yalnızca turizmde değil, güvenli ve hijyenik gıda alanında da uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir şehir haline gelmesi hedefi vurgulandı. Programın Kepez ve Konyaaltı’na da yayılmasıyla Antalya’nın, gıda güvenliği ve hijyen konusunda kent ölçeğinde bütüncül bir marka yaklaşımı geliştirmesi ve bu modeli uluslararası platformlara taşıması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lokanta Mudanya Hizmete Açıldı Haber

Lokanta Mudanya Hizmete Açıldı

Lokanta Mudanya, dört çeşit nitelikli ve sağlıklı yemeği 150 TL’den sunarken, “Ben Ismarlıyorum” uygulamasıyla pahalılık nedeniyle zayıflayan paylaşma ve ısmarlama kültürünü yeniden güçlendirmeyi hedefliyor. Mudanya Belediyesi, artan hayat pahalılığı ve gıda enflasyonu karşısında nitelikli ve uygun fiyatlı yemeğe erişimi güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Lokanta Mudanya’yı Güzelyalı Atatürk Parkı’nda düzenlenen törenle hizmete açtı. Lokanta Mudanya’da vatandaşlar, hafta içi her gün dört çeşit sağlıklı ve dengeli yemeğe 150 TL’ye ulaşabilecek. Sosyal belediyeciliği doğrudan sofraya taşıyan projenin ilk halkası olan Lokanta Mudanya’nın açılış törenine Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, belediye yönetimi ve meclis üyeleri ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Mudanya İlçe Başkanı Seda Bozdağ Güzelkaya, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. DÖRT TABAK YEMEK 150 TL Açılışta konuşan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, dışarıda yemek yemenin sıradan bir ihtiyaç olmaktan çıktığını, yemeğin artık ekonomik ve toplumsal bir mesele haline geldiğini söyleyerek, “Bir tabak yemek bugün lüks olarak görülüyor. Emekliler ve çalışanlar dışarıda yemek yerken defalarca hesap yapmak zorunda kalıyor. Bir öğrenci, açlıkla tokluk arasında bir seçim yapmak zorunda kalmamalı. Sağlıklı yemek herkes için erişilebilir olmalı. Merkezi politikalar bu yükü hafifletmiyor. Bu boşlukta, yerel yönetimler geri duramaz. Biz de durmadık. Bu lokantayı açmak bir tercih değil, bir sorumluluk haline geldi.” Biz bu tabloyu normal kabul etmiyoruz” dedi. Lokanta Mudanya’nın bir sosyal yardım uygulaması olmadığını, bir kamu hizmeti olduğunun altını çizen Başkan Dalgıç, “Bu lokantayı açmak bizim için bir tercih değil, içinde bulunduğumuz koşullarda yerel yönetimler açısından bir sorumluluk haline geldi” dedi. Lokanta Mudanya’da sunulan uygun fiyatlı hizmetin, kaliteden ödün verildiği anlamına gelmediğini de vurgulayan Dalgıç, mutfakta hijyen, sağlık ve nitelikli malzemenin esas alındığını söyleyerek, “Mesele sadece doymak değil; sağlıklı, temiz ve güvenilir bir tabak yemeğin herkes için erişilebilir olması. Lokanta Mudanya, herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm vatandaşlara açık olacak. Hizmetten yararlanmak isteyenlerden kimlik ya da gelir belgesi talep edilmeyecek” diye konuştu. “BEN ISMARLIYORUM” UYGULAMASI BAŞLADI Başkan Dalgıç, konuşmasında pahalılık nedeniyle zayıflayan paylaşma kültürüne de dikkat çekerek, “Bugün kimsenin kimseye bir şey ısmarlayamadığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sadece ekonomik bir sorun değil, kültürel bir kırılma” dedi. Dalgıç, Büfe Mudanya, Mola Mudanya ile Lokanta Mudanya’da “Ben Ismarlıyorum” uygulamasını da bu nedenle başlattıklarını ilk kez duyurdu. Dalgıç, vatandaşların tanımadıkları kişilerle dahi dayanışma kurmasının hedeflendiğini söyledi. Uygulama kapsamında vatandaşlar, bir sonraki gelenler için yemek, kahve ya da tatlı ısmarlayarak dayanışmaya katkı sunabilecek. Lokanta Mudanya, Mudanya Belediyesi iştiraklerinden MUDAŞ tarafından işletilecek. Vatandaşlar, hafta içi her gün 11.45 – 14.00 saatleri arasında dört çeşit sağlıklı ve dengeli menüye 150 TL ücretle ulaşabilecek. Ayrıca Şubat ayında aynı yerleşke içinde tam gün hizmet verecek Mola Mudanya şubesinin açılması planlanıyor. Şükrüçavuş Mahallesi’nde bulunan MUDAŞ Restoranının da bundan sonra Lokanta Mudanya adıyla ve aynı anlayışla hizmet vermeye devam edecek.

Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor! Haber

Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!

Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı, gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp 'nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Hijyene dikkat edin Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir. Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır. Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır. Beslenmenize dikkat edin Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır. Uyku düzeninize özen gösterin Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. Ortamı sık sık havalandırın Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir. Aşı olun Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. Doktora başvurmadan ilaç almayın Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil! Haber

Güzel Koku Hijyen Göstergesi Değil!

Solunan kimyasalların solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabileceğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” dedi. Güçlü kokunun hijyen göstergesi olmadığına vurgu yapan Dr. Mamçu, çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu maddelerden daha fazla etkilendiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, temizlik kimyasallarının yanlış ve gereksiz kullanımının insan sağlığına ve çevreye zararları ile doğru ve bilinçli temizlik alışkanlıklarının önemi hakkında bilgi verdi. Yanlış kullanılan temizlik kimyasalları sağlığa zarar veriyor! Ev temizliğinde sık kullanılan yüzey temizleyicileri ve dezenfektanların, çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), amonyak, alkoller, kuaterner amonyum bileşikleri ve sentetik kokular gibi kimyasallar içerdiğini aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu maddeler mikropları öldürürken, yanlış veya sık kullanıldığında insan sağlığına da zarar verebilir.” dedi. Özellikle solunum yolu ile alınan zararlı maddelerin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine işaret eden Dr. Mamçu, “Temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasallar, havada askıda kalan partiküller olarak solunabilir ve bu durum, solunum sisteminde irritasyona, alerjik reaksiyonlara ve hatta astım gibi nezle-boğaz hastalıklarına sebep olabilir. Ayrıca, temizlik kimyasallarının göz irritasyonu üzerindeki etkileri de araştırmalara konu olmuştur. Birçok kimyasal, doğrudan gözle temas ettiğinde yanma, sulanma veya kızarıklık gibi belirtilere neden olur.” şeklinde konuştu. Güzel koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez! Temizlik maddelerinin kokusunun genellikle parfüm ve uçucu kimyasallardan geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Koku olması, yüzeyin daha hijyenik olduğu anlamına gelmez.” dedi. Bazı ürünlerin mikropları öldürmeden sadece kokuyu bastırdığını ifade eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti: “Güçlü koku daha fazla kimyasal solunması demektir. Bu kimyasallar, cilt irritasyonlarından solunum problemlerine kadar geniş bir sağlık spektrumunda olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle çocukların ve hamile kadınların kimyasallara maruz kalma riski, bu maddelerin cinsiyet bazında farklı etkileri ve çevresel etkileri, bilinçli tüketim gerekliliğini daha da ön plana çıkarıyor. Özellikle çamaşır suyu, asitli ürünler gibi başka temizleyicilerle asla karıştırılmamalı. Zehirli gaz açığa çıkabilir. Gerçek hijyen; doğru ürünün doğru miktarda ve doğru süre uygulanması ile sağlanır.” Temizlik sırasında ortamın havalandırılması şart! Masalar, tezgâhlar ve çalışma yüzeylerinin temiz ve dezenfekte edilmiş olmasının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için son derece önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Temizlik malzemelerinin kullanımı esnasında havaya salınan kimyasalların solunmaması ve sonrasında ortamın havalandırılması yararlı olacaktır.” dedi. Sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının ise daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Mamçu, “Temizlik yaparken daha az kimyasal madde solumak için uygun havalandırma yapmak büyük önem taşır. Bu amaçla pencerelerin ve kapıların mutlaka açılması gerekir. İyi bir havalandırma, odanın havasındaki toksik maddelerin en aza indirilmesine yardımcı olur.” açıklamasını yaptı. Temizlik kimyasalları hassas gruplarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor! Çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyelerin bu kimyasallardan nasıl etkilendiğine değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Çocukların solunum yolları daha hassastır. Yüzeylere temas edip ellerini ağızlarına götürebilirler. Kimyasalların bazıları hamilelerde hormonal dengeyi etkileyebilir. Yaşlıların akciğer kapasitesi ve bağışıklık sistemi daha zayıf olabilir. Alerjik bünyeler ve astımlılarda burun akıntısı, hırıltılı solunum görülebilir.” uyarısında bulundu. Dr. Mamçu, Temizlik sonrası geçmeyen öksürük, nefes almakta zorlanma, baş dönmesi veya mide bulantısı, gözlerde şiddetli yanma, ciltte kızarıklık, kaşıntı veya yanma hissi, astım veya alerji belirtilerinde artış ortaya çıkmasının kullanılan ürüne bağlı olabileceğini hatırlattı. Gereksiz antibakteriyel ürün kullanımı, sağlık sorunlarına ve çevre kirliliğine yol açıyor! Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının ne gibi sağlık ve çevre sorunları ortaya çıkarabileceği hakkında bilgi veren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dirençli bakterilerin gelişmesi, bağışıklık sisteminin bozulması, cilt florasının bozulması gibi sağlık sorunlarına ve kimyasalların suya karışarak çevre kirliliği oluşturmasına neden olur.” dedi. Temizlik ürünlerinin içerisinde yer alan zararlı kimyasallardan korunmak için önerilerde bulunan Dr. Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı: “Temizlik ürünlerinin etiketlerini doğru okumak çok önemlidir. Hangi ürünün hangi içeriklerle temas etmemesi gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak kimyasal reaksiyonla ortaya çıkabilecek olumsuz etkileri minimize eder. Kimyasal içeriği azaltılmış veya tamamen doğal ürünler tercih edilebilir. Evde sirke, karbonat ve limon gibi malzemelerle doğal temizlik ürünleri yapılabilir.

Sinüzit ve Yüz Felci Hakkındaki Doğru Bilinen Yanlışlar! Haber

Sinüzit ve Yüz Felci Hakkındaki Doğru Bilinen Yanlışlar!

Islak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı düşüncesinin bu inanışlar arasında olduğunu aktaran Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Sinüzit, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana gelir. Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi. Yüz felcinin ise sık yanlış anlaşılan bir başka sağlık sorunu olarak öne çıktığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, çoğunlukla kendiliğinden iyileşse de kalıcı yüz felci ve diğer komplikasyonlara karşı erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığının altını çizdi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, toplumda yaygın olan sağlıkla ilgili inanışların bilimsel karşılığını, sinüzit ve yüz felci örnekleri üzerinden değerlendirdi. Nesilden nesile aktarılan bazı inanışlar, sorgulanmadan doğru kabul edilebiliyor! Toplumda nesilden nesile aktarılan bazı inanışların, çoğu zaman bilimsel dayanağı olup olmadığı sorgulanmadan doğru kabul edildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Günlük yaşamda sıkça duyduğumuz bu ifadeler, özellikle soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve sinir sistemi hastalıklarıyla ilişkilendirilir.” dedi. Kültürümüzde yerleşmiş olan inanışlardan örnekler veren Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “En çok duyduklarımız ‘dondurma yersen bademcik iltihabı olursun’, ‘çıplak ayakla taşa basma böbreklerini üşütürsün’, ‘taşa oturma bağırsaklarını üşütürsün’, ‘boynuna atkı sar boğazın şişmesin’ ve özellikle soğuk havalarda çok sık duyduğumuz ‘ıslak saçla yatarsan sinüzit olursun’ deyimleridir. Bu ifadelerin hiçbirinin tıpta ispatlanmış bir çalışması yoktur.” açıklamasını yaptı. Sinüzitin saçın ıslak kalmasıyla ilişkili olduğunu gösteren bilimsel çalışma yok! Sinüzitin, genellikle nezle ve grip enfeksiyonları sırasında virüslerin sinüs boşlukları içinde iltihap oluşturmasıyla meydana geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu durumun saç telleriyle ya da saçın ıslak olmasıyla ilişkili olduğunu gösteren herhangi bir bilimsel çalışma bulunmaz.” dedi. Saç derisi ile nazal mukozanın anatomik olarak birbirinden oldukça uzak bölgelerde yer aldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Ayrıca bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan bir etkileşim söz konusu değildir. Buna rağmen, bireylerin kendilerini koruma konusunda azami dikkat göstermeleri elbette önemlidir. Her ne kadar ıslak saçla uyumanın sinüzite yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, konfor, genel hijyen ve vücut direncinin korunması açısından ıslak saçla uyumamak daha sağlıklı bir tercih olabilir.” şeklinde konuştu. Yüz felci, yüz sinirindeki iletim bozukluğuyla gelişir! Günlük hayatta sıkça yanlış yorumlanan bir diğer durumun ise yüz felci olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felci, yüz kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin iletiminin durması ve bu nedenle mimik kaslarının çalışamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.” dedi. Yüz sinirinin motor dallarının beyinden çıktıktan sonra kulak kemiği olarak bilinen temporal kemik içinde dar bir kanaldan ilerlediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Rahimi şunları söyledi: “Bu kanaldan çıktıktan sonra yanaktaki tükürük bezesinin içine girer ve çeşitli dallara ayrılarak yüzümüzdeki mimikleri oluşturan kasları hareket ettirir. Özellikle bu dar kemik kanal içinden geçerken sinirde herhangi bir ödem oluşması durumunda sinir iletimi bozulur ve kaslar görevini yapamaz. Bu tabloya yüz felci adı verilir. Bunun yanı sıra, tükürük bezi ameliyatları, çeşitli kafa travmaları ya da cerrahi kesiler sırasında sinirin bazı bölümleri zarar görebilir. Bu gibi durumlarda da sinir iletimi durur, ilgili bölgede mimik kasları çalışmaz ve yüz hareketlerinde belirgin bir asimetri oluşur.” Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı! Yüz felçleri içinde en sık karşılaşılan tablonun, Bell’s palsi olarak adlandırılan ve kemik içindeki ödeme bağlı olarak gelişen felç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Bu tür yüz felçleri büyük oranda kendiliğinden düzelir.” dedi. Ancak düşük bir ihtimal de olsa, iyileşmenin gerçekleşmediği durumlar da olabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, “Kalıcı yüz felci gelişebilir. Bu durumda yüzde asimetri ve estetik açıdan şekil bozuklukları ortaya çıkar. Yüz felciyle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması son derece önemlidir. İlk olarak yapılması gereken, felcin santral mi (beyin kaynaklı) yoksa periferik mi (sinir trasesi boyunca) geliştiğinin ayırt edilmesidir. Bu ayrım tedavi yaklaşımını doğrudan belirler. Ardından, aynı tarafta kulak enfeksiyonu, kolesteatoma, temporal kemik fraktürü ya da tükürük bezine ait kitle veya cerrahi öykü olup olmadığı değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı. Tedaviye erken başlamak başarı oranını her zaman artırır! Göz kapağını kapatan kasları uyaran sinirin de fasiyal sinirin dallarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Yüz felcinde gözün kapanamaması, göz kuruluğu ve enfeksiyon riskini artırdığı için ayrıca önem taşır.” dedi. Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmasının başarı oranını her zaman artırdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rahimi, sözlerini şöyle tamamladı: “Tedavi sürecinde ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, masaj, sıcak uygulamalar ve destekleyici yöntemler birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda herpes zoster virüsü, kulak çevresinde döküntülerle birlikte işitme kaybı, kulak çınlaması ve yüz felcini aynı anda ortaya çıkarabilir. Bu tabloda kalıcı hasar riski daha yüksek olduğu için ek ve daha yoğun tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir.”

Uzmanlar Açıkladı: Şap Hastalıklı Hayvanın Yoğurdu Nasıl Anlaşılır? Tüketici Ne Yapmalı? Haber

Uzmanlar Açıkladı: Şap Hastalıklı Hayvanın Yoğurdu Nasıl Anlaşılır? Tüketici Ne Yapmalı?

Son dönemde hayvancılık sektörünün gündemini meşgul eden Şap Hastalığı (Şap), tüketicilerin süt ve süt ürünleri, özellikle de yoğurt ve peynir gibi temel gıdaların güvenilirliği konusunda endişelenmesine neden oluyor. Peki, şap hastalığı taşıyan bir hayvandan üretilmiş yoğurt, görünüş veya tat olarak anlaşılabilir mi? Şap Hastalığı Nedir ve İnsan Sağlığına Etkisi Öncelikle en önemli bilgi: Şap Hastalığı, büyükbaş ve küçükbaş hayvanları etkileyen viral bir enfeksiyon olmasına rağmen, insanlara bulaşma riski (zoonoz riski) çok düşüktür ve bu hastalıktan dolayı ciddi bir salgın riski beklenmemektedir. Uzmanlar, şap hastalığı olan hayvandan elde edilen sütün veya yoğurdun tadında, kokusunda veya görünümünde belirgin, ayırt edici bir değişiklik olmayacağını belirtiyor. Bu nedenle, yoğurdun durumunu sadece duyusal analizle anlamak neredeyse imkansızdır. Şap Hastalığı Yoğurtta Nasıl Etkisiz Hale Gelir? Gıda Güvenliği otoriteleri, süt ürünleri tüketicilerini rahatlatan kritik bir noktaya dikkat çekiyor: Pastörizasyon ve Kaynatma: Şap virüsü, ısıya karşı dayanıksızdır. Süt, 70°C ve üzeri sıcaklıklara ulaştığında (pastörizasyon veya kaynatma işlemi sırasında) virüs büyük ölçüde yok olur. Fermentasyon: Yoğurt, sütün fermentasyonu (mayalanması) ile üretilir. Bu süreçte oluşan düşük pH (asitlik) seviyesi de virüsün canlılığını sürdürmesini engeller. Sanayi Üretimi: Market raflarındaki endüstriyel olarak üretilmiş (pastörize) yoğurtlar ve sütler, uygulanan ısıl işlemler sayesinde güvenle tüketilebilir. Risk, genellikle pastörize edilmemiş çiğ süt ve bu sütten evde yapılan ürünlerde daha yüksektir. Tüketici Olarak Nelere Dikkat Etmelisiniz? Şap tehdidine karşı tüketicilerin yapması gerekenler, hijyen ve kaynağı doğrulama konularına odaklanmalıdır: Lisanslı Ürünleri Tercih Edin: Her zaman Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenen, lisanslı ve kayıtlı işletmelerin pastörize ürünlerini tercih edin. Çiğ Süt Riskini Yönetin: Çiğ süt alıyorsanız, kaynağının güvenilir olduğundan emin olun ve kullanmadan önce mutlaka iyice kaynatın. Ambalajı Kontrol Edin: Ürünün son kullanma tarihini ve ambalaj bütünlüğünü kontrol edin. Unutulmamalıdır ki, yetkililer şap hastalığının yayılmasını engellemek için karantina ve aşılama çalışmaları yürütmektedir. Tüketicinin yapması gereken en iyi şey, panik yerine bilinçli tercihler yapmaktır.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.