Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hijyen

Kapsül Haber Ajansı - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SUDER’den “Sağlıklı Hidrasyon” Vurgusu Haber

SUDER’den “Sağlıklı Hidrasyon” Vurgusu

Sağlıklı yaşam anlayışının gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yerleşmesiyle; dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kaliteli uyku kadar, günlük sıvı tüketimini merkeze alan sağlıklı hidrasyon kavramı da sıkça gündeme gelmeye başladı. Bu küresel trend; yeterli su tüketimi ile beraber günlük su ihtiyacının, doğal minerallerini koruyan ve doğal yollarla elde edilen fonksiyonel içeceklerle karşılanmasını destekliyor. Güncel araştırmalar, suya günlük yaşamın her anında kolayca ulaşılabilmesinin, yeterli su tüketim alışkanlığı kazanılmasında önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. “Güvenli içme suyuna kolay erişebilmek sağlıklı hidrasyonu destekliyor” Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) güncel içme suyu kalitesi yaklaşımı da su güvenliğini yalnızca tüketim anıyla sınırlamıyor, kaynaktan tüketiciye kadar uzanan süreçte risklerin yönetilmesini, sağlık temelli hedefleri ve gözetimi birlikte ele alıyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, güvenli içme suyunun sürekliliğinin sağlanmasında tüm tedarik zincirinin kritik rol oynadığına dikkat çekerek “Günlük yaşamın yoğunluğu içerisinde tüketicilerin ihtiyaç duydukları suya güvenilir ve hijyenik koşullarda, kolayca ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ambalajlı sular, kaynağından tüketiciye ulaşana kadar üretim, dolum, ambalajlama, depolama ve denetim süreçlerinden geçerek günlük yaşamın farklı alanlarında kaliteli ve güvenilir bir hidrasyon seçeneği sunuyor” dedi. Farklı ambalaj seçenekleri her ortamda tüketimi pratikleştiriyor Gün içerisinde su tüketimi evde, iş yerinde, okulda, spor yaparken, seyahat ederken veya açık havada geçirilen zamanlarda farklı ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Bu nedenle suyun günlük yaşamda kolayca ulaşılabilir olması önem taşıyor. Sağlıklı hidrasyon konusunda yayımlanan güncel araştırmalar, su tüketiminin artırılmasında sağlıklı suya erişim, doğru alışkanlıklar, toplumsal bilinçlenme, fiyat, kolaylık ve tüketim ortamı gibi faktörlerin de etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle içme suyunun günlük yaşamda görünür, erişilebilir ve pratik bir seçenek olması, yeterli sıvı tüketiminin desteklenmesine doğrudan katkı sağlıyor. Ambalajlı sular da farklı ambalaj seçenekleri sayesinde evden iş yerine, seyahatten açık hava aktivitelerine kadar pek çok farklı kullanım alanında tüketicilerin erişimini sağlıklı suya erişimini kolaylaştırıyor. Ambalajlı sular çok sıkı denetim süreçleriyle tüketiciye ulaşıyor SUDER, sağlıklı hidrasyon yaklaşımının önemli unsurlarından biri olan kaliteli ve güvenilir suya ulaşabilmesi için çalışıyor. Türkiye’de ambalajlı suların şişelenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi ve piyasaya arzı Sağlık Bakanlığı’nın ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştiriliyor. Su türlerine göre farklı teknik ve kalite kriterleri uygulanırken, ambalajlı sular su kaynaklarından başlayarak, üretim tesislerine ve raflara kadar uzanan içildiği ana kadarki tüm süreçlerde Sağlık Bakanlığı’nın çok sıkı denetimlerine tabi tutuluyor. Mikrobiyolojik kontrolleri ve hijyen gerekliliklerini üretimin her aşamasında en üst düzeyde tutan ambalajlı su sektörü, kalite ve güvenliği gözeten uygulamalarla suyu en uygun koşullarda tüketiciye ulaştırılmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SUDER’den “Sağlıklı Hidrasyon” Vurgusu Haber

SUDER’den “Sağlıklı Hidrasyon” Vurgusu

Kalebaşı; doğal mineralleri korunan, mevzuata uygun koşullarda üretilen ve ambalajlanan suların, gündelik hayatta en güvenilir hidrasyon seçeneği olduğunu vurguladı. Sağlıklı yaşam anlayışının gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yerleşmesiyle; dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kaliteli uyku kadar, günlük sıvı tüketimini merkeze alan sağlıklı hidrasyon kavramı da sıkça gündeme gelmeye başladı. Bu küresel trend; yeterli su tüketimi ile beraber günlük su ihtiyacının, doğal minerallerini koruyan ve doğal yollarla elde edilen fonksiyonel içeceklerle karşılanmasını destekliyor. Güncel araştırmalar, suya günlük yaşamın her anında kolayca ulaşılabilmesinin, yeterli su tüketim alışkanlığı kazanılmasında önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. “Güvenli içme suyuna kolay erişebilmek sağlıklı hidrasyonu destekliyor” Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) güncel içme suyu kalitesi yaklaşımı da su güvenliğini yalnızca tüketim anıyla sınırlamıyor, kaynaktan tüketiciye kadar uzanan süreçte risklerin yönetilmesini, sağlık temelli hedefleri ve gözetimi birlikte ele alıyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, güvenli içme suyunun sürekliliğinin sağlanmasında tüm tedarik zincirinin kritik rol oynadığına dikkat çekerek “Günlük yaşamın yoğunluğu içerisinde tüketicilerin ihtiyaç duydukları suya güvenilir ve hijyenik koşullarda, kolayca ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Ambalajlı sular, kaynağından tüketiciye ulaşana kadar üretim, dolum, ambalajlama, depolama ve denetim süreçlerinden geçerek günlük yaşamın farklı alanlarında kaliteli ve güvenilir bir hidrasyon seçeneği sunuyor” dedi. Farklı ambalaj seçenekleri her ortamda tüketimi pratikleştiriyor Gün içerisinde su tüketimi evde, iş yerinde, okulda, spor yaparken, seyahat ederken veya açık havada geçirilen zamanlarda farklı ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Bu nedenle suyun günlük yaşamda kolayca ulaşılabilir olması önem taşıyor. Sağlıklı hidrasyon konusunda yayımlanan güncel araştırmalar, su tüketiminin artırılmasında sağlıklı suya erişim, doğru alışkanlıklar, toplumsal bilinçlenme, fiyat, kolaylık ve tüketim ortamı gibi faktörlerin de etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle içme suyunun günlük yaşamda görünür, erişilebilir ve pratik bir seçenek olması, yeterli sıvı tüketiminin desteklenmesine doğrudan katkı sağlıyor. Ambalajlı sular da farklı ambalaj seçenekleri sayesinde evden iş yerine, seyahatten açık hava aktivitelerine kadar pek çok farklı kullanım alanında tüketicilerin erişimini sağlıklı suya erişimini kolaylaştırıyor. Ambalajlı sular çok sıkı denetim süreçleriyle tüketiciye ulaşıyor SUDER, sağlıklı hidrasyon yaklaşımının önemli unsurlarından biri olan kaliteli ve güvenilir suya ulaşabilmesi için çalışıyor. Türkiye’de ambalajlı suların şişelenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi ve piyasaya arzı Sağlık Bakanlığı’nın ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştiriliyor. Su türlerine göre farklı teknik ve kalite kriterleri uygulanırken, ambalajlı sular su kaynaklarından başlayarak, üretim tesislerine ve raflara kadar uzanan içildiği ana kadarki tüm süreçlerde Sağlık Bakanlığı’nın çok sıkı denetimlerine tabi tutuluyor. Mikrobiyolojik kontrolleri ve hijyen gerekliliklerini üretimin her aşamasında en üst düzeyde tutan ambalajlı su sektörü, kalite ve güvenliği gözeten uygulamalarla suyu en uygun koşullarda tüketiciye ulaştırılmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Balık Halinde İlk Ayda İşlem Hacmi 9 Bin Tonu Aştı Haber

İzmir Balık Halinde İlk Ayda İşlem Hacmi 9 Bin Tonu Aştı

İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali’nde yeni sezon bereketli başladı. Türkiye’nin lider su ürünleri hallerinden biri olan ve yılda 50 bin tonun üzerinde işlem hacmine ulaşan halde, 1 Eylül itibarıyla tezgâhlar doldu taştı. Dört aylık av yasağının sona ermesiyle birlikte İzmirliler, semt pazarlarından marketlere, balıkçılardan satış noktalarına kadar balığa yoğun ilgi gösterdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde haftanın 7 günü, 24 saat hizmet veren Su Ürünleri Hali’nde, eylül ayında 9 bin 67 ton balık işlem gördü. Geçen yılın aynı döneminde 8 bin 395 ton olan işlem hacmi, bu yıl yüzde 8 artış gösterdi. Sardalya, hamsi, palamut Su Ürünleri Hali’nde eylül ayında en çok işlem gören balıklar sıralamasında sardalya ve hamsi zirveye yerleşti. Uygun fiyatlarıyla vatandaşların sofralarında sıkça yer bulan sardalya, 2 bin 172 tonluk işlem hacmiyle ilk sırada yer alırken, hamsi 1781 tonla ikinci oldu. Listenin üçüncü sırasına ise geçen yıl öne çıkmayan palamut damga vurdu. 2025 yılında 100 tonun altında işlem gören palamut-torik, 2026’nın eylül ayında 1069 tonluk işlem hacmine ulaştı. Yüksek besin değeri ve lezzetiyle öne çıkan palamut, bu sezon uygun fiyatıyla da İzmirlilerin sofralarını süsledi. Sardalya, hamsi ve palamudun ardından en çok işlem gören balıklar sıralamasında 324 tonla çipura dördüncü, 231 tonla levrek beşinci sırada yer aldı. Çim çim karides 174 tonla altıncı, kolyoz 169 tonla yedinci, bakalyaro 167 tonla sekizinci, kupes 155 tonla dokuzuncu, barbun ise 152 tonluk işlem hacmiyle onuncu oldu Hizmet kalitesi korundukça işlem hacmi büyüyor 2026 yılının geride kalan 9 aylık döneminde 31 bin 697 tonla zirvedeki yerini koruyan İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali, işlem hacmi, düzeni, denetimleri, imkânları ve çeşitliliğiyle Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. Halde hizmet kalitesinin korunması için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın kontrol ekipleri ve mühendisleri, Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleriyle koordineli biçimde denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Hal girişlerinde yapılan kontrollerle kayıp ve kaçaklara geçit verilmezken, satış alanlarında düzenin sağlanması ve hijyen koşullarının korunmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir Haber

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir

3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Funda Yıldız, halk sağlığında hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımın önemine dikkat çekti. Koruyucu sağlık uygulamalarının toplum sağlığı üzerindeki etkisi küresel verilerde çarpıcı biçimde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışmaya göre, aşılama programları son 50 yılda dünya genelinde en az 154 milyon kişinin hayatını kurtardı. Aşılamanın küresel bebek ölümlerindeki azalmanın yüzde 40’ına katkıda bulunduğu hesaplandı. Hastalıkların ortaya çıkmasına yol açan önlenebilir risklerin azaltılması da halk sağlığının önemli çalışma alanlarından biri. DSÖ ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) 2026 yılında yayımladığı, 185 ülke ve 36 kanser türünü kapsayan küresel analize göre, incelenen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yaklaşık 7,1 milyon vaka, önlenebilir nitelikte. Tütün kullanımı, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi önlenebilir kanser nedenleri arasında ilk sıralarda yer alırken; yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği de risk faktörleri arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra, güvenli su, sanitasyon ve hijyen de hastalıkların önlenmesinde kritik önem taşıyor. DSÖ’ye göre güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları dünya genelinde her yıl en az 1,4 milyon önlenebilir ölümle ilişkili. Hastalıklara yönelik koruyucu sağlık önlemlerinin önemine değinen Yıldız, “Halk sağlığının asıl gücü, yalnızca geniş çalışma alanından değil, hastalığı ortaya çıktıktan sonra ele almak yerine mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önlemeyi hedeflemesinden gelir. Bu yönüyle halk sağlığı, ‘Nasıl tedavi ederiz?’ sorusundan önce ‘Nasıl koruruz, nasıl önleriz ve nasıl daha sağlıklı bir yaşamı mümkün kılarız?’ sorularını sorar” dedi. ‘Halk sağlığı yaşamın her alanındadır’ Aşılama, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, temiz su ve hijyen gibi birbirinden farklı alanların halk sağlığının kapsamına girdiğini belirten Yıldız, halk sağlığının bireyi yaşamın belirli bir döneminde değil, doğum öncesinden yaşlılığa uzanan yaşam yolculuğunun tamamında ele aldığını söyledi. Yıldız, “Halk sağlığı, anne ve çocuk sağlığından adolesan, erişkin, kadın, erkek ve yaşlı sağlığına; bağışıklamadan bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların kontrolüne; erken tanı ve tarama programlarından sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteye; ruh ve aile sağlığından çevre, iş ve okul sağlığına; evde sağlık ve bakım hizmetlerinden dezavantajlı grupların sağlık gereksinimlerine ve sağlıkta eşitsizliklerin azaltılmasına kadar çok geniş bir alanda bireyin ve toplumun sağlığını korumayı ve geliştirmeyi amaçlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvanların Yaz Konforu için Güvenli ve Fonksiyonel Çözümler Öne Çıkıyor Haber

Evcil Hayvanların Yaz Konforu için Güvenli ve Fonksiyonel Çözümler Öne Çıkıyor

Uzun süreli ayrılıklarda alışkanlıkların korunması, sağlıklı beslenme alanlarının oluşturulması ve sıcak havalara uygun yaşam koşullarının sağlanması, can dostların huzurlu bir yaz geçirmesinde belirleyici rol oynuyor. Fonksiyonel, dayanıklı ve konfor odaklı ürünler ise evcil hayvanların günlük ihtiyaçlarını destekleyen pratik çözümler olarak öne çıkıyor. Tatil döneminde evcil hayvanlarını pet otellerine emanet edenlerin yanı sıra, aile bireyleri ya da profesyonel bakıcı desteğiyle kendi yaşam alanlarında kalmasını tercih edenlerin sayısı da her geçen yıl artıyor. Ancak bakım yöntemi ne olursa olsun, evcil hayvanların alışık oldukları yaşam düzeninin korunması; hijyenik beslenme alanlarının oluşturulması, güvenli dinlenme noktalarının sağlanması ve sıcak havalara uygun konforlu yaşam koşullarının sunulması büyük önem taşıyor. Evcil hayvanların değişen ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen ürünlerle dikkat çeken Gobypet ise yaz döneminde can dostların yaşam konforunu artırmaya yönelik çözümler sunuyor. Hijyen, dayanıklılık ve estetik tasarımı bir araya getiren ürünleriyle marka, evcil hayvanların günlük yaşamını kolaylaştırırken onların daha güvenli ve konforlu bir ortamda vakit geçirmesine katkı sağlıyor. Ağustos Sıcaklarında Beslenme Alanlarında Hijyen Ön Plana Çıkıyor Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte evcil hayvanların beslenme alanlarının hijyeni daha kritik hale geliyor. Mama ve su kaplarının kolay temizlenebilir olması, kullanılan malzemelerin dayanıklı ve sağlıklı yapıda bulunması, günlük bakım rutinlerinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Son dönemde evcil hayvan sahipleri arasında paslanmaz çelik kaseler, kaymayı önleyen taban sistemleri ve ergonomik yükseklikte tasarlanan mama standlarına olan ilgi artıyor. Bu ürünler hem kullanım kolaylığı sağlıyor hem de beslenme alanlarının daha düzenli ve hijyenik tutulmasına yardımcı oluyor. Gobypet’in ahşap mama ve su kabı standları da bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen ürünler arasında yer alıyor. Kaliteli malzeme kullanımı, sağlam ahşap tasarım, kaymayı önleyen detaylar ve kullanım kolaylığı sunan özellikler, hem evcil hayvanların konforunu artırıyor hem de bakım süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Evcil Hayvanlara Özel Yaşam Alanları Yaz Döneminde Daha Fazla Tercih Ediliyor Ağustos ayında artan sıcaklıklarla birlikte evcil hayvanların serin, güvenli ve kendilerini rahat hissedebilecekleri alanlara duyduğu ihtiyaç da artıyor. Özellikle doğal malzemelerden üretilen, hava dolaşımını destekleyen ve ev ortamına uyum sağlayan yaşam alanları, pet sahiplerinin tercih ettiği ürün grupları arasında öne çıkıyor. Gobypet’in doğal ahşaptan üretilen dekoratif kedi evleri ve sallanan kedi beşikleri de bu yaklaşımı yansıtan ürünler arasında bulunuyor. Güvenli yapısı, konfor odaklı tasarımı ve yaşam alanlarına uyum sağlayan görünümüyle bu ürünler, kediler için özel dinlenme alanları oluşturuyor. Fonksiyonel Tasarımlar Evcil Hayvan Bakımını Kolaylaştırıyor Evcil hayvan ürünlerinde kullanıcı beklentileri de değişiyor. Günümüzde pet sahipleri yalnızca görsel olarak uyumlu değil; uzun ömürlü, kolay temizlenebilir ve hayvanların ihtiyaçlarına cevap veren ürünleri tercih ediyor. Paslanmaz çelik kaseler, dayanıklı ahşap gövdeler, kaymaz taban sistemleri ve pratik kullanım özellikleri, hem ürünlerin kullanım ömrünü artırıyor hem de günlük bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Gobypet’in mama ve su kapları, dinlenme alanları ve bakım ürünlerinden oluşan ürün gamı da bu anlayışla şekilleniyor. Özellikle yaz tatilinin yoğunlaştığı Ağustos döneminde evcil hayvanların düzenli yaşam rutinlerini korumaya yardımcı olan güvenli ve konforlu ürünler, can dostların yaşam kalitesini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Kızılay Gazze’de Artan Salgın Hastalıklara Karşı Hijyen Kiti ve Temiz İçme Suyu Dağıtıyor Haber

Türk Kızılay Gazze’de Artan Salgın Hastalıklara Karşı Hijyen Kiti ve Temiz İçme Suyu Dağıtıyor

Türk Kızılay, Gazze’de devam eden insani krizin etkilerini azaltmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yaz mevsiminde artan sıcaklıklar ve altyapı sorunları temiz suya erişimi zorlaştırırken, Gazze’de cilt hastalıkları, Hepatit A, solunum yolu enfeksiyonları ile parazit ve kemirgen kaynaklı hastalıklar başta olmak üzere pek çok bulaşıcı hastalıkta artış gözlemleniyor. Bölgede yaşanabilecek olası bir halk sağlığı krizine karşı çalışmalarını hızlandıran Türk Kızılay, Gazze’de günde 100 ton temiz su dağıtımına başladı. Dağıtımlar, günlük yaklaşık 10 bin kişinin temiz su ihtiyacını karşılıyor. Kızılay ekipleri ayrıca başta kadın ve çocuklar olmak üzere ilk etapta 5 bin kişiye ulaştırmak üzere hijyen kiti dağıtımına başladı. Gazze’de en zorlu dönemler dahil olmak üzere faaliyetine devam eden Kızılay, bölgedeki hijyen koşullarını iyileştirmek amacıyla bugüne dek yaklaşık 200 bin adet hijyen kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı. Kızılay, bölgedeki sağlık hizmetlerinin aksamaması için hastane ve sağlık kuruluşlarını desteklemeye devam ediyor. Aşeviyle günde 30 bin kişilik sıcak yemek Türk Kızılay, Gazze’nin kuzey, orta ve güney bölgelerinde hizmet veren aşeviyle günlük 30 bin kişilik sıcak yemek dağıtımını da sürdürüyor. Aşevi, bölgede insani kriz koşullarının başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana 17 milyonu aşkın öğün sıcak yemek dağıtımı sağladı. Çocuklara yönelik psikososyal destek projesi Kızılay, geçtiğimiz şubat ayı itibariyle yeniden faaliyete geçirdiği Gazze ofisiyle yereldeki ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını daha etkili bir şekilde yürütüyor. Bu kapsamda, savaştan etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek çalışmaları başlatan Kızılay, Gazze-Neşeli Çocuklar projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında Gazze içerisinde mobil ikram araçlarıyla oyun ve gösteriler eşliğinde çocuklara günlük ikramlık dağıtımı sağlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıdada Kritik Süre Bir Saate İniyor! Haber

Gıdada Kritik Süre Bir Saate İniyor!

Hava sıcaklıklarının yükselmesi, özellikle et ve süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, pişmiş yemekler ve soğuk mezelerde mikroorganizmaların çoğalması için uygun koşullar oluşturuyor. Yaz aylarında market alışverişinden eve teslimata, piknik sofralarından açık büfelere kadar uzanan süreçte soğuk zincirin korunması, gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesinde büyük önem taşıyor. “Soğuk zincirin son halkası tüketicinin mutfağı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan kapsamlı bir sorumluluk alanı olduğunu ve soğuk zincirin son halkasını tüketicinin mutfağının oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda sanayisi, üretim tesislerinden depolama ve dağıtım süreçlerine kadar her aşamada hijyen, izlenebilirlik ve kalite standartlarını gözeten kapsamlı bir sistem içinde faaliyet gösteriyor. Ancak ürünün güvenli yolculuğu satış noktasıyla sona ermiyor. Marketten eve taşıma, buzdolabında saklama, hazırlama ve servis koşulları da bu zincirin korunmasında belirleyici rol oynuyor” Sidar, TÜGİS’in bu alandaki çalışmalarına da değinerek, “Alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından izleyen, sahip olduğu uzmanlıkla sektörümüze ve kamuoyuna yol gösteren TÜGİS Bilim Kurulu’nun katkılarıyla gıda güvenliğine ilişkin doğru ve güvenilir bilgileri toplumun geniş kesimlerine ulaştırmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. 32 derecenin üzerinde kritik süre bir saate iniyor Hava sıcaklığının 32 dereceyi aştığı otomobil, piknik alanı, plaj ve açık hava ortamlarında ise bu süre bir saate kadar düşüyor. TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, sıcak havalarda gıdanın görünümünde ya da kokusunda herhangi bir değişiklik oluşmadan da mikroorganizmaların çoğalabileceğine dikkat çekti. Yaz aylarında yalnızca hangi gıdanın tüketildiğine odaklanmanın yeterli olmadığını kaydeden Artık, “Gıdanın ne kadar süre ve hangi sıcaklıkta beklediği de belirleyici rol oynar. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri, pişmiş yemekler ve kesilmiş meyveler sıcak ortamda uzun süre tutulmamalıdır. Hava sıcaklığının 32 derecenin üzerine çıktığı koşullarda bir saat, gıda güvenliği açısından kritik sınır olarak kabul edilmelidir. Bu sürenin aşıldığı kolay bozulan gıdalar yeniden soğutulmamalı ve tüketilmemelidir” dedi. Araçta geçen süre riski artırıyor Sıcak havalarda soğuk zincirin marketten çıktıktan sonra da korunması gerekiyor. Yaz aylarında araçların kısa süre içinde gıdalar açısından elverişsiz bir ortama dönüşebildiğini belirten Artık, “Soğuk ürünlerin araçta bekletilmesi, özellikle alışveriş sonrasında başka işlerin yapılması veya ürünlerin uzun süre bagajda bırakılması soğuk zinciri kesintiye uğratabilir.” dedi. Paket servisle gelen yemeklerin de teslim alındıktan sonra uzun süre oda sıcaklığında bırakılmaması gerektiğini ifade eden Artık, hemen tüketilmeyecek ürünlerin kısa sürede soğutulmasını ve buzdolabında muhafaza edilmesini önerdi. Gıdanın kötü kokmaması güvenli olduğu anlamına gelmiyor Salmonella, Listeria ve E. Coli gibi hastalık yapıcı bakterilerin bulunduğu gıdaların her zaman kötü koku, renk değişikliği veya farklı bir görünümle kendini belli göstermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Artık, görünüşü normal olan bir gıdada da hastalık yapıcı mikroorganizmaların bulunabileceğini vurguladı. Pişen yemeklerin büyük tencere içinde uzun süre soğumaya bırakılmaması gerektiğini belirten Artık, “Artan yemekler için küçük ve sığ kaplara bölünerek kısa sürede buzdolabına kaldırılmalıdır. Yeniden tüketilecek yemeklerin yalnızca yüzeyi ısıtılmamalı, tamamının yeterli sıcaklığa ulaşması sağlanmalıdır. Güvenli saklama süresi konusunda tereddüt yaratan gıdalar tadına bakılarak kontrol edilmemelidir” ifadelerini kullandı. Çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerin gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha ağır etkilenebildiğini hatırlatan Artık, ishal, ateş, kusma, şiddetli karın ağrısı veya sıvı kaybı belirtilerinin görülmesi hâlinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini söyledi. TÜGİS hakkında: Ülkemizin ilk işveren sendikalarından TÜGİS, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyesidir. Üyeleri arasında ülkemizin önde gelen üreticilerinin yer aldığı TÜGİS, yarım asrı aşkın süredir Türk gıda sanayiinin gelişmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması adına öncü çalışmalara imza atmaktadır. TÜGİS, faaliyetlerine başladığı 1961 yılından bu yana sosyal diyaloğa, çalışma barışına ve gıda sanayiinin gelişimine kesintisiz katkıda bulunan yenilikçi bir sivil toplum örgütüdür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yanlış Terlik Kullanımı Ayak Sağlığını Tehdit Ediyor Haber

Yanlış Terlik Kullanımı Ayak Sağlığını Tehdit Ediyor

İlk Adım: Doğru Ayakkabı Seçimi İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Podoloji (Ayak Sağlığı) Kliniğinden Podolog Fahrettin Başar’a göre, yaz aylarında ayak sağlığını korumak için atılacak ilk adım doğru ayakkabı seçimi. Hava alan, ayağı sıkmayan ve terletmeyen ayakkabıların tercih edilmesi gerektiğini belirten Podolog Başar; “Ayakkabının ayağa tam uyum sağlaması büyük önem taşıyor. Dar ayakkabılar parmaklarda baskıya ve deformasyonlara yol açabilirken bol ayakkabılar ise sürtünmeye bağlı yara ve tahriş riskini artırabiliyor. Ayrıca gün boyunca ince tabanlı terliklerle yürümek de topuk ağrısına ve ayak tabanındaki bağ dokusunun zorlanmasına neden olabiliyor” diyor. Ayak Hijyenindeki Küçük İhmaller Büyük Sorunlara Yol Açabiliyor Ayak sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biri kuşkusuz hijyen. Podolog Fahrettin Başar, ayakların her gün ılık su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirterek, özellikle parmak aralarının dikkatlice kurulanmasının mantar oluşumunu önlemede önemli rol oynadığını ifade ediyor. Günlük temiz çorap kullanımı, pamuklu ve ter emici çorapların tercih edilmesi ile ayakkabıların düzenli şekilde havalandırılması da ayak sağlığını destekleyen alışkanlıklar arasında. Ayak tırnaklarının çok kısa kesilmemesi ve kenarlarının oyulmaması gerektiğini hatırlatan Başar, tırnakların düz şekilde kesilmesinin batık tırnak oluşumunu önlemeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Ayrıca, mantar ve diğer enfeksiyonların bulaşma riskini azaltmak için kişisel bakım malzemelerinin ortak kullanılmaması gerektiğinin de altını çiziyor. Diyabet Hastaları Daha Dikkatli Olmalı Yaz ayları diyabet hastalarının ayakları için daha büyük bir risk. His kaybı nedeniyle küçük yaralar fark edilmeyebiliyor. Bu nedenle günlük ayak kontrolü, özellikle diyabet hastalarında oldukça önemli. Bu kişilerin ayaklarını her gün kontrol etmeleri, rahat ayakkabılar tercih etmeleri ve en küçük yara ya da renk değişikliğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor. Basit Önlemlerle Ayak Sağlığını Koruyun Ayaklarınızı her gün temizlemeyi ihmal etmeyin, parmak aralarını iyice kurulayın. Pamuklu çorap kullanın. Ayaklarınızı düzenli olarak nemlendirin. Her zaman uygun ayakkabı ve terlik seçimine özen gösterin. Ayakta uzun süre geçmeyen kızarıklık, şişlik, yara veya mantar belirtilerinin görülmesi halinde ise kendi kendine tedavi uygulanmaması ve bir sağlık profesyoneline başvurulması gerekiyor. Podolog Fahrettin Başar, sağlıklı ayakların hareket kabiliyetinin korunması ve yaşam kalitesinin sürdürülebilmesi açısından tüm bunların büyük önem taşıdığını, yaz aylarında ayak bakımına gösterilecek özenin birçok sağlık sorununun önlenmesine katkı sağladığını belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.