Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hijyen

Kapsül Haber Ajansı - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evcil Hayvanların Yaz Konforu için Güvenli ve Fonksiyonel Çözümler Öne Çıkıyor Haber

Evcil Hayvanların Yaz Konforu için Güvenli ve Fonksiyonel Çözümler Öne Çıkıyor

Uzun süreli ayrılıklarda alışkanlıkların korunması, sağlıklı beslenme alanlarının oluşturulması ve sıcak havalara uygun yaşam koşullarının sağlanması, can dostların huzurlu bir yaz geçirmesinde belirleyici rol oynuyor. Fonksiyonel, dayanıklı ve konfor odaklı ürünler ise evcil hayvanların günlük ihtiyaçlarını destekleyen pratik çözümler olarak öne çıkıyor. Tatil döneminde evcil hayvanlarını pet otellerine emanet edenlerin yanı sıra, aile bireyleri ya da profesyonel bakıcı desteğiyle kendi yaşam alanlarında kalmasını tercih edenlerin sayısı da her geçen yıl artıyor. Ancak bakım yöntemi ne olursa olsun, evcil hayvanların alışık oldukları yaşam düzeninin korunması; hijyenik beslenme alanlarının oluşturulması, güvenli dinlenme noktalarının sağlanması ve sıcak havalara uygun konforlu yaşam koşullarının sunulması büyük önem taşıyor. Evcil hayvanların değişen ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen ürünlerle dikkat çeken Gobypet ise yaz döneminde can dostların yaşam konforunu artırmaya yönelik çözümler sunuyor. Hijyen, dayanıklılık ve estetik tasarımı bir araya getiren ürünleriyle marka, evcil hayvanların günlük yaşamını kolaylaştırırken onların daha güvenli ve konforlu bir ortamda vakit geçirmesine katkı sağlıyor. Ağustos Sıcaklarında Beslenme Alanlarında Hijyen Ön Plana Çıkıyor Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte evcil hayvanların beslenme alanlarının hijyeni daha kritik hale geliyor. Mama ve su kaplarının kolay temizlenebilir olması, kullanılan malzemelerin dayanıklı ve sağlıklı yapıda bulunması, günlük bakım rutinlerinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Son dönemde evcil hayvan sahipleri arasında paslanmaz çelik kaseler, kaymayı önleyen taban sistemleri ve ergonomik yükseklikte tasarlanan mama standlarına olan ilgi artıyor. Bu ürünler hem kullanım kolaylığı sağlıyor hem de beslenme alanlarının daha düzenli ve hijyenik tutulmasına yardımcı oluyor. Gobypet’in ahşap mama ve su kabı standları da bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen ürünler arasında yer alıyor. Kaliteli malzeme kullanımı, sağlam ahşap tasarım, kaymayı önleyen detaylar ve kullanım kolaylığı sunan özellikler, hem evcil hayvanların konforunu artırıyor hem de bakım süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Evcil Hayvanlara Özel Yaşam Alanları Yaz Döneminde Daha Fazla Tercih Ediliyor Ağustos ayında artan sıcaklıklarla birlikte evcil hayvanların serin, güvenli ve kendilerini rahat hissedebilecekleri alanlara duyduğu ihtiyaç da artıyor. Özellikle doğal malzemelerden üretilen, hava dolaşımını destekleyen ve ev ortamına uyum sağlayan yaşam alanları, pet sahiplerinin tercih ettiği ürün grupları arasında öne çıkıyor. Gobypet’in doğal ahşaptan üretilen dekoratif kedi evleri ve sallanan kedi beşikleri de bu yaklaşımı yansıtan ürünler arasında bulunuyor. Güvenli yapısı, konfor odaklı tasarımı ve yaşam alanlarına uyum sağlayan görünümüyle bu ürünler, kediler için özel dinlenme alanları oluşturuyor. Fonksiyonel Tasarımlar Evcil Hayvan Bakımını Kolaylaştırıyor Evcil hayvan ürünlerinde kullanıcı beklentileri de değişiyor. Günümüzde pet sahipleri yalnızca görsel olarak uyumlu değil; uzun ömürlü, kolay temizlenebilir ve hayvanların ihtiyaçlarına cevap veren ürünleri tercih ediyor. Paslanmaz çelik kaseler, dayanıklı ahşap gövdeler, kaymaz taban sistemleri ve pratik kullanım özellikleri, hem ürünlerin kullanım ömrünü artırıyor hem de günlük bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Gobypet’in mama ve su kapları, dinlenme alanları ve bakım ürünlerinden oluşan ürün gamı da bu anlayışla şekilleniyor. Özellikle yaz tatilinin yoğunlaştığı Ağustos döneminde evcil hayvanların düzenli yaşam rutinlerini korumaya yardımcı olan güvenli ve konforlu ürünler, can dostların yaşam kalitesini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Kızılay Gazze’de Artan Salgın Hastalıklara Karşı Hijyen Kiti ve Temiz İçme Suyu Dağıtıyor Haber

Türk Kızılay Gazze’de Artan Salgın Hastalıklara Karşı Hijyen Kiti ve Temiz İçme Suyu Dağıtıyor

Türk Kızılay, Gazze’de devam eden insani krizin etkilerini azaltmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yaz mevsiminde artan sıcaklıklar ve altyapı sorunları temiz suya erişimi zorlaştırırken, Gazze’de cilt hastalıkları, Hepatit A, solunum yolu enfeksiyonları ile parazit ve kemirgen kaynaklı hastalıklar başta olmak üzere pek çok bulaşıcı hastalıkta artış gözlemleniyor. Bölgede yaşanabilecek olası bir halk sağlığı krizine karşı çalışmalarını hızlandıran Türk Kızılay, Gazze’de günde 100 ton temiz su dağıtımına başladı. Dağıtımlar, günlük yaklaşık 10 bin kişinin temiz su ihtiyacını karşılıyor. Kızılay ekipleri ayrıca başta kadın ve çocuklar olmak üzere ilk etapta 5 bin kişiye ulaştırmak üzere hijyen kiti dağıtımına başladı. Gazze’de en zorlu dönemler dahil olmak üzere faaliyetine devam eden Kızılay, bölgedeki hijyen koşullarını iyileştirmek amacıyla bugüne dek yaklaşık 200 bin adet hijyen kolisini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı. Kızılay, bölgedeki sağlık hizmetlerinin aksamaması için hastane ve sağlık kuruluşlarını desteklemeye devam ediyor. Aşeviyle günde 30 bin kişilik sıcak yemek Türk Kızılay, Gazze’nin kuzey, orta ve güney bölgelerinde hizmet veren aşeviyle günlük 30 bin kişilik sıcak yemek dağıtımını da sürdürüyor. Aşevi, bölgede insani kriz koşullarının başladığı 7 Ekim 2023’ten bu yana 17 milyonu aşkın öğün sıcak yemek dağıtımı sağladı. Çocuklara yönelik psikososyal destek projesi Kızılay, geçtiğimiz şubat ayı itibariyle yeniden faaliyete geçirdiği Gazze ofisiyle yereldeki ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını daha etkili bir şekilde yürütüyor. Bu kapsamda, savaştan etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek çalışmaları başlatan Kızılay, Gazze-Neşeli Çocuklar projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında Gazze içerisinde mobil ikram araçlarıyla oyun ve gösteriler eşliğinde çocuklara günlük ikramlık dağıtımı sağlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıdada Kritik Süre Bir Saate İniyor! Haber

Gıdada Kritik Süre Bir Saate İniyor!

Hava sıcaklıklarının yükselmesi, özellikle et ve süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, pişmiş yemekler ve soğuk mezelerde mikroorganizmaların çoğalması için uygun koşullar oluşturuyor. Yaz aylarında market alışverişinden eve teslimata, piknik sofralarından açık büfelere kadar uzanan süreçte soğuk zincirin korunması, gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesinde büyük önem taşıyor. “Soğuk zincirin son halkası tüketicinin mutfağı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda güvenliğinin üretimden tüketime uzanan kapsamlı bir sorumluluk alanı olduğunu ve soğuk zincirin son halkasını tüketicinin mutfağının oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda sanayisi, üretim tesislerinden depolama ve dağıtım süreçlerine kadar her aşamada hijyen, izlenebilirlik ve kalite standartlarını gözeten kapsamlı bir sistem içinde faaliyet gösteriyor. Ancak ürünün güvenli yolculuğu satış noktasıyla sona ermiyor. Marketten eve taşıma, buzdolabında saklama, hazırlama ve servis koşulları da bu zincirin korunmasında belirleyici rol oynuyor” Sidar, TÜGİS’in bu alandaki çalışmalarına da değinerek, “Alanındaki bilimsel gelişmeleri yakından izleyen, sahip olduğu uzmanlıkla sektörümüze ve kamuoyuna yol gösteren TÜGİS Bilim Kurulu’nun katkılarıyla gıda güvenliğine ilişkin doğru ve güvenilir bilgileri toplumun geniş kesimlerine ulaştırmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. 32 derecenin üzerinde kritik süre bir saate iniyor Hava sıcaklığının 32 dereceyi aştığı otomobil, piknik alanı, plaj ve açık hava ortamlarında ise bu süre bir saate kadar düşüyor. TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, sıcak havalarda gıdanın görünümünde ya da kokusunda herhangi bir değişiklik oluşmadan da mikroorganizmaların çoğalabileceğine dikkat çekti. Yaz aylarında yalnızca hangi gıdanın tüketildiğine odaklanmanın yeterli olmadığını kaydeden Artık, “Gıdanın ne kadar süre ve hangi sıcaklıkta beklediği de belirleyici rol oynar. Özellikle et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri, pişmiş yemekler ve kesilmiş meyveler sıcak ortamda uzun süre tutulmamalıdır. Hava sıcaklığının 32 derecenin üzerine çıktığı koşullarda bir saat, gıda güvenliği açısından kritik sınır olarak kabul edilmelidir. Bu sürenin aşıldığı kolay bozulan gıdalar yeniden soğutulmamalı ve tüketilmemelidir” dedi. Araçta geçen süre riski artırıyor Sıcak havalarda soğuk zincirin marketten çıktıktan sonra da korunması gerekiyor. Yaz aylarında araçların kısa süre içinde gıdalar açısından elverişsiz bir ortama dönüşebildiğini belirten Artık, “Soğuk ürünlerin araçta bekletilmesi, özellikle alışveriş sonrasında başka işlerin yapılması veya ürünlerin uzun süre bagajda bırakılması soğuk zinciri kesintiye uğratabilir.” dedi. Paket servisle gelen yemeklerin de teslim alındıktan sonra uzun süre oda sıcaklığında bırakılmaması gerektiğini ifade eden Artık, hemen tüketilmeyecek ürünlerin kısa sürede soğutulmasını ve buzdolabında muhafaza edilmesini önerdi. Gıdanın kötü kokmaması güvenli olduğu anlamına gelmiyor Salmonella, Listeria ve E. Coli gibi hastalık yapıcı bakterilerin bulunduğu gıdaların her zaman kötü koku, renk değişikliği veya farklı bir görünümle kendini belli göstermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Artık, görünüşü normal olan bir gıdada da hastalık yapıcı mikroorganizmaların bulunabileceğini vurguladı. Pişen yemeklerin büyük tencere içinde uzun süre soğumaya bırakılmaması gerektiğini belirten Artık, “Artan yemekler için küçük ve sığ kaplara bölünerek kısa sürede buzdolabına kaldırılmalıdır. Yeniden tüketilecek yemeklerin yalnızca yüzeyi ısıtılmamalı, tamamının yeterli sıcaklığa ulaşması sağlanmalıdır. Güvenli saklama süresi konusunda tereddüt yaratan gıdalar tadına bakılarak kontrol edilmemelidir” ifadelerini kullandı. Çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerin gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha ağır etkilenebildiğini hatırlatan Artık, ishal, ateş, kusma, şiddetli karın ağrısı veya sıvı kaybı belirtilerinin görülmesi hâlinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini söyledi. TÜGİS hakkında: Ülkemizin ilk işveren sendikalarından TÜGİS, aynı zamanda Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyesidir. Üyeleri arasında ülkemizin önde gelen üreticilerinin yer aldığı TÜGİS, yarım asrı aşkın süredir Türk gıda sanayiinin gelişmesi ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılması adına öncü çalışmalara imza atmaktadır. TÜGİS, faaliyetlerine başladığı 1961 yılından bu yana sosyal diyaloğa, çalışma barışına ve gıda sanayiinin gelişimine kesintisiz katkıda bulunan yenilikçi bir sivil toplum örgütüdür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yanlış Terlik Kullanımı Ayak Sağlığını Tehdit Ediyor Haber

Yanlış Terlik Kullanımı Ayak Sağlığını Tehdit Ediyor

İlk Adım: Doğru Ayakkabı Seçimi İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi, Podoloji (Ayak Sağlığı) Kliniğinden Podolog Fahrettin Başar’a göre, yaz aylarında ayak sağlığını korumak için atılacak ilk adım doğru ayakkabı seçimi. Hava alan, ayağı sıkmayan ve terletmeyen ayakkabıların tercih edilmesi gerektiğini belirten Podolog Başar; “Ayakkabının ayağa tam uyum sağlaması büyük önem taşıyor. Dar ayakkabılar parmaklarda baskıya ve deformasyonlara yol açabilirken bol ayakkabılar ise sürtünmeye bağlı yara ve tahriş riskini artırabiliyor. Ayrıca gün boyunca ince tabanlı terliklerle yürümek de topuk ağrısına ve ayak tabanındaki bağ dokusunun zorlanmasına neden olabiliyor” diyor. Ayak Hijyenindeki Küçük İhmaller Büyük Sorunlara Yol Açabiliyor Ayak sağlığının korunmasındaki en temel unsurlardan biri kuşkusuz hijyen. Podolog Fahrettin Başar, ayakların her gün ılık su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirterek, özellikle parmak aralarının dikkatlice kurulanmasının mantar oluşumunu önlemede önemli rol oynadığını ifade ediyor. Günlük temiz çorap kullanımı, pamuklu ve ter emici çorapların tercih edilmesi ile ayakkabıların düzenli şekilde havalandırılması da ayak sağlığını destekleyen alışkanlıklar arasında. Ayak tırnaklarının çok kısa kesilmemesi ve kenarlarının oyulmaması gerektiğini hatırlatan Başar, tırnakların düz şekilde kesilmesinin batık tırnak oluşumunu önlemeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Ayrıca, mantar ve diğer enfeksiyonların bulaşma riskini azaltmak için kişisel bakım malzemelerinin ortak kullanılmaması gerektiğinin de altını çiziyor. Diyabet Hastaları Daha Dikkatli Olmalı Yaz ayları diyabet hastalarının ayakları için daha büyük bir risk. His kaybı nedeniyle küçük yaralar fark edilmeyebiliyor. Bu nedenle günlük ayak kontrolü, özellikle diyabet hastalarında oldukça önemli. Bu kişilerin ayaklarını her gün kontrol etmeleri, rahat ayakkabılar tercih etmeleri ve en küçük yara ya da renk değişikliğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliyor. Basit Önlemlerle Ayak Sağlığını Koruyun Ayaklarınızı her gün temizlemeyi ihmal etmeyin, parmak aralarını iyice kurulayın. Pamuklu çorap kullanın. Ayaklarınızı düzenli olarak nemlendirin. Her zaman uygun ayakkabı ve terlik seçimine özen gösterin. Ayakta uzun süre geçmeyen kızarıklık, şişlik, yara veya mantar belirtilerinin görülmesi halinde ise kendi kendine tedavi uygulanmaması ve bir sağlık profesyoneline başvurulması gerekiyor. Podolog Fahrettin Başar, sağlıklı ayakların hareket kabiliyetinin korunması ve yaşam kalitesinin sürdürülebilmesi açısından tüm bunların büyük önem taşıdığını, yaz aylarında ayak bakımına gösterilecek özenin birçok sağlık sorununun önlenmesine katkı sağladığını belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz'de Şefkat Eli Haber

Akdeniz'de Şefkat Eli

Sahada Profesyonel Tarama, Evlerde Dört Dörtlük Bakım Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan uzman personel, ilçe genelinde yürüttükleri saha çalışmalarıyla desteğe ihtiyaç duyan haneleri tek tek tespit ediyor. Belirlenen program dahilinde hareket eden profesyonel temizlik ekipleri; yaşlılık, yalnızlık veya fiziksel engelleri nedeniyle ev işlerini yapmakta zorlanan vatandaşların evlerini periyodik olarak ziyaret ediyor. Hijyen standartlarına uygun olarak gerçekleştirilen çalışmalarda, evlerin baştan aşağı temizliği sağlanırken, projeye dâhil edilen uzman kuaförler de özellikle kadınların saç kesimi ve temel kişisel bakımlarını büyük bir özenle yapıyor. “Kendimizi Yalnız Hissetmiyoruz” Verilen hizmetten duydukları memnuniyeti dile getiren ilçe sakinleri, bu desteğin kendileri için bir temizlik hizmetinden çok daha fazlası olduğunu vurguluyor. Kendi imkânlarıyla evlerini temizlemelerinin ve kişisel bakımlarını yapmalarının artık mümkün olmadığını belirten vatandaşlar, "Belediyemiz sadece evimizi değil, gönlümüzü de temizledi. Kendimizi yalnız hissetmiyoruz" diyerek ekiplere teşekkür etti ve bu anlamlı hizmetin kesintisiz devam etmesini istedi. Başkan V. Beşikci: "İnsan Odaklı Çalışmalarımız Artarak Devam Edecek" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan V. Murat Beşikci, sosyal belediyeciliğin temelinde "insana dokunmanın" yer aldığının altını çizdi. Vatandaşların hayır duasını almanın en büyük motivasyon kaynakları olduğunu belirten Beşikci, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bizim belediyecilik anlayışımız, sadece fiziki yatırımlarla sınırlı değildir. Biz, ilçemizde yaşayan her bir vatandaşımızın hüznünden de sevincinden de sorumluyuz. Özellikle başımızın tacı olan yaşlı çınarlarımız, engelli kardeşlerimiz ve yalnız yaşayan vatandaşlarımız asla sahipsiz değildir. Onların sıcak, temiz ve huzurlu bir yuva ortamında, özsaygılarını yitirmeden yaşamalarını sağlamak bizim temel borcumuzdur. Görevdeki arkadaşlarımız sadece bir ev temizliği yapmıyor, o hanelere devletimizin şefkat elini götürüyor. Vatandaşlarımızın memnuniyeti ve gözlerindeki mutluluk bizlere ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. İnsan odaklı çalışmalarımız ve projelerimiz artarak devam edecek." Çevresinde bu desteğe ihtiyaç duyan ya da bizzat hizmetten faydalanmak isteyen ilçe sakinleri, belediyenin 336 65 83 numaralı telefonunu arayarak ya da (552) 768 88 88 numaralı WhatsApp hattına mesaj bırakarak talep oluşturabilirler. Yapılan ön inceleme ve saha tespitinin ardından uygun görülen haneler periyodik hizmet programına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yazın Mantar Riskini Artıran 6 Hata ve Korunma Yolları Haber

Yazın Mantar Riskini Artıran 6 Hata ve Korunma Yolları

Sıcak hava, yoğun terleme ve yüksek nem, yaz aylarında cilt mantarlarının daha sık görülmesine neden olabiliyor. Islak mayoyla beklemekten ortak alanlarda çıplak ayakla yürümeye kadar günlük hayatta önemsenmeyen bazı alışkanlıklar, mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor. Yaz mevsiminde artan sıcaklık ve nem, cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Özellikle terin uzun süre cilt üzerinde kalması, mantarların çoğalabileceği sıcak ve nemli bir ortam oluşturuyor. Bu nedenle ayak tabanı, parmak araları, kasıklar, koltuk altları ve diğer cilt kıvrımları yaz aylarında daha fazla risk altında bulunuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, mantar enfeksiyonlarının kaşıntı, kızarıklık, pullanma, yanma, ciltte çatlama ve kötü koku gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Kolay bulaşabilen enfeksiyonun tedavisinin geciktirilmesi durumunda vücudun başka bölgelerine yayılabileceğine dikkat çeken Bayraktar, günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin riski önemli ölçüde azaltabileceğini ifade ediyor. İşte yaz aylarında mantara zemin hazırlayan altı yaygın hata… 1. Islak mayo veya bikiniyle uzun süre beklemek Denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ve bikiniyle uzun süre kalmak, cildin devamlı nemli kalmasına yol açıyor. Sıcak havayla birleşen bu nemli ortam, mantar mikroorganizmalarının çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. “Hava sıcak, üzerimde kurur” düşüncesiyle ıslak kıyafetleri değiştirmemek özellikle kasık bölgesi ve cilt kıvrımlarında enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle yüzme sonrasında mümkün olan en kısa sürede duş alınması, cildin kurulanması ve kuru mayo ya da kıyafet giyilmesi önem taşıyor. 2. Havuz ve ortak duş alanlarında çıplak ayakla yürümek Havuz kenarları, spor salonlarının duş bölümleri, soyunma odaları ve ortak kullanılan ıslak zeminler, mantarın bulaşması açısından riskli alanlar arasında bulunuyor. Özellikle ayak mantarı, enfeksiyon bulunan yüzeylerle temas sonucu kolayca bulaşabiliyor. Bu alanlarda çıplak ayakla yürümek yerine kişiye özel terlik kullanılması, bulaşma ihtimalinin azaltılmasına yardımcı oluyor. 3. Ayakları uzun süre kapalı ayakkabıda tutmak Yaz sıcaklarında uzun süre kapalı ve hava almayan ayakkabılar giymek, ayaklardaki terleme ve nem miktarını artırıyor. Ayakların yeterince hava alamaması, özellikle parmak aralarında mantarın yerleşmesine elverişli bir ortam oluşturabiliyor. Ayak mantarı; kaşıntı, kızarıklık, soyulma, çatlama ve kötü kokuyla kendisini gösterebiliyor. Ayakkabı seçiminde nefes alabilen malzemelerin tercih edilmesi, çorapların düzenli değiştirilmesi ve ayakların mümkün olduğunca kuru tutulması riski azaltabiliyor. 4. Başkasına ait havlu ve terlikleri kullanmak Mantar enfeksiyonları yalnızca ortak zeminlerden değil, kişisel eşyalar üzerinden de bulaşabiliyor. Başkasının havlusunu, terliğini veya bakım ürünlerini kullanmak, özellikle tatil döneminde enfeksiyonun kişiden kişiye taşınmasını kolaylaştırabiliyor. Plajda, havuzda, otelde veya evde havlu ve terlik gibi doğrudan ciltle temas eden eşyaların kişiye özel olması gerekiyor. Kullanılan havluların yeterince kurutulması ve düzenli aralıklarla yıkanması da hijyen açısından önem taşıyor. 5. Duştan sonra cildi nemli bırakmak Duş almak tek başına mantardan korunmak için yeterli olmayabiliyor. Duş sonrasında vücudun tam olarak kurulanmaması, özellikle parmak araları, kasıklar, koltuk altları ve cilt kıvrımlarında nemin uzun süre kalmasına yol açabiliyor. Bu bölgelerin tahrişe neden olmayacak şekilde, temiz ve yumuşak bir havluyla kurulanması gerekiyor. Sert hareketlerle ovalamak yerine hafif dokunuşlarla kurulamak, cilt bariyerinin zarar görmesini önlemeye yardımcı oluyor. 6. Dar ve sentetik kıyafetleri tercih etmek Vücudu sıkan ve hava dolaşımını engelleyen sentetik kıyafetler, terin cilt üzerinden buharlaşmasını zorlaştırabiliyor. Uzun süre nemli kalan cilt yüzeyi ise mantar enfeksiyonlarının gelişmesine uygun koşullar hazırlıyor. Dr. Belma Bayraktar, sıcak havalarda pamuklu, rahat ve hava alabilen giysilerin tercih edilmesini öneriyor. Terleyen kıyafetlerin uzun süre üzerinizde kalmaması ve mümkün olan en kısa sürede değiştirilmesi de korunmada etkili oluyor. Mantar belirtilerini göz ardı etmeyin Ciltte geçmeyen kaşıntı, kızarıklık, soyulma, yanma, çatlama veya kötü koku görülmesi durumunda belirtilerin kendiliğinden geçmesini beklemek enfeksiyonun ilerlemesine yol açabiliyor. Ayrıca mantar sanılan bazı cilt sorunları farklı hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiği için rastgele ilaç kullanmamak önem taşıyor. Özellikle şikâyetlerin yayılması, sık tekrarlaması veya uzun süre devam etmesi halinde bir dermatoloji uzmanına başvurulması gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Ambalajlı Su Tüketirken Bu Saklama Kurallarına Dikkat! Haber

Yaz Aylarında Ambalajlı Su Tüketirken Bu Saklama Kurallarına Dikkat!

Yaz mevsimiyle birlikte artan su tüketimi, “güvenli su” kavramını günlük yaşamın en kritik başlıklarından biri haline getiriyor. Ambalajlı sularda güvenin temelini ise izlenebilirlik oluşturuyor. Kaynaktan suyun alınması, üretim tesisine girişi ve raflara çıkana kadar her adımı titizlikle Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenerek tüketiciye sunuluyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı bu noktada tüketicinin bilinçli tercihinin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu; “Ambalajlı sular hijyen ve gıda güvenliği şartları sağlanan ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan üretim tesislerinde şişelenmektedir. Tam otomatik dolum makinelerinde, el değmeden şişelenmekte olup, kaynaktan tüketiciye ulaşana kadarki her adımda çok sıkı denetim altındadır. Ambalajlı sular market raflarındaki en fazla denetlenen ürünlerin başında gelir. Tüketicilerimizin etikette yer alan üretim izin tarihi, üretim yeri ve parti seri numarası gibi detaylara dikkat etmesi, güvenli suya erişimin temel adımıdır.” “Ambalajlı suların doğru saklanması, üretim kalitesi kadar önem taşıyor” Ambalajlı suların satın alındıktan sonraki saklanma koşulları ürünün kalitesini koruması açısından büyük önem taşıyor. Su doğal bir maddedir ve duyu organlarımızla çevrede algılayamadığımız kokuları dahi yavaşça kendisine çekme özelliğini taşır. İçme sularının serin, kuru, kokusuz ve doğrudan güneş ışığı almayan ortamlarda muhafaza edilmesi gerekir. Balkon, araç içi veya direk güneş ışığına ve yüksek sıcaklığa maruz kalan alanlarda bırakılan şişelerde tat ve koku değişimleri yaşanabilir. Hijyen ve tazelik açısından da açılmış ambalajlı suların kısa sürede tüketilmesi öneriliyor. Yaşabey Kalebaşı konuyla ilgili açıklamasında; “Ambalajlı suların doğru saklanması, üretim kalitesi kadar kritik bir nokta. Tüketicinin ürünü aldıktan sonra bu şartlara dikkat etmesi, bu konuda bilinçlenmesi son derece önem taşıyor” dedi. Özellikle sıcak yaz aylarında ambalajlı suların direk güneş ışığına ve yüksek ısıya maruz bırakılmasının, ürünlerin evlerde veya işletmelerde keskin kokulu maddeler ile aynı ortamda saklanmasının da ürünün kalitesini etkileyebildiğine dikkat çeken Kalebaşı, ambalajlı suların diğer tüm gıda ürünleri gibi serin, kuru ve direkt güneş ışığına maruz kalmayan temiz bir ortamda muhafaza edilmesinin kritik önem taşıdığını hatırlattı. Uygun koşullarda muhafaza edilen ambalajlı sular, son kullanma tarihine kadar güvenle tüketilebilir. Ayrıca açılmış ürünlerde hijyenin korunması ve kısa sürede tüketilmesinin, güvenli içme suyu deneyiminin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Doğal kaynaklardan elde edilen sular, vücudun yaz aylarında bozulan mineral dengesini doğal yollarla kazanmasına katkıda bulunuyor Sıcak havalarda yoğun terleme sebebiyle vücutta sodyum, magnezyum ve kalsiyum gibi temel mineraller hızla azalıyor. Doğal mineralli ve doğal kaynak suları, bu kayıpların doğal yolla dengelenmesine katkı sağlıyor ve vücudun mineral dengesini destekliyor. Doğal kaynaklardan elde edilen ambalajlı sular, mineral içeriğini korunduğundan yaz aylarında hidrasyonun önemli bir destekçisi olarak öne çıkıyor. Sağlık profesyonellerinin belirttiği üzere, bilmemiz gereken en önemli şey kendimizi susuz hissedene kadar geçen zamanda vücudumuzun çoktan susuz kalmış olacağıdır. Özellikle bebekler, çocuklar ve yaşlılar, vücut ısı düzenleme mekanizmaları daha hassas olduğu için sıcak havalarda dehidrasyon riskine karşı daha savunmasız kalıyor. Bu nedenle bu risk gruplarında yeterli miktarda ve doğru su tüketimi büyük önem taşıyor; sıcak hava dalgalarında sıvı kaybının erken fark edilmesi ve yeterli sıvı alımının sağlanması genel sağlık durumunun korunmasında belirleyici rol oynuyor. Bu aşırı sıcak günlerde unutmamamız gereken en önemli şey vücudu susuz bırakmamak, yeterli miktarda su içmek, sıcaktan dolayı ortaya çıkan ve kendimizi yorgun hatta sağlıksız hissetmemize yol açacak durumları ortadan kaldırmak olmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Açıkta Bekleyen Limonata Sağlık Riski Taşıyor!  Haber

Açıkta Bekleyen Limonata Sağlık Riski Taşıyor! 

Limonatanın oda sıcaklığında en fazla 1–2 saat güvenle kalabileceğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Süre uzadıkça özellikle yaz sıcaklarında mikroorganizma üreme riski artar. Dışarıda satılan limonatalarda en sık hijyen riski kullanılan su ve buzdan kaynaklanır.” dedi. Yüksek şeker içeriğinin de kan şekeri dalgalanmalarına ve uzun vadede kilo artışına zemin hazırlayabileceğini aktaran İspiroğlu, diyabetli bireylerin limonata tüketiminde daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, yaz aylarında sık tüketilen limonatanın hangi durumlarda riskli hangi durumlarda güvenli olduğu hakkında açıklamalarda bulundu. Açıkta bekleyen limon suyu sağlık açısından risk oluşturabilir! Limonun C vitamini açısından zengin, potasyum ve antioksidan bileşenler içeren bir meyve olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Yaz aylarında serinletici etkisiyle limonata sık tercih edilir. Doğru hazırlandığında ve kontrollü tüketildiğinde sağlıklı bir seçenek olabilir; ancak hijyen ve şeker içeriği uygun değilse risk oluşturur.” dedi. Limonatanın oda sıcaklığında en fazla 1–2 saat güvenle kalabileceğine dikkat çeken İspiroğlu, “Sıcak yaz koşullarında bu süre 1 saate kadar düşebilir. Bu süre uzadıkça özellikle yaz sıcaklarında mikroorganizma üreme riski artar. Açıkta bekleyen limon suyu veya hazır karışımlar bu nedenle sağlık açısından risk oluşturabilir.” uyarısını yaptı. Limonatadaki en büyük hijyen riski: Buz ve kullanılan su! Dışarıda satılan limonatalarda en sık hijyen riskinin kullanılan su ve buzdan kaynaklandığını vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, “İçme suyu kalitesinde olmayan buzlar tüm içeceği riskli hale getirebilir.” dedi. Ayrıca yıkanmadan kullanılan veya kesildikten sonra bekletilen limonların mikroorganizma yükünün arttığını kaydeden İspiroğlu, şunları söyledi: “Kesilmiş limonların uzun süre bekletilmesi güvenli değildir. Taze sıkılmış limonata besin değeri açısından daha avantajlıdır. Hazır karışımlar ise genellikle daha fazla şeker içerir ve besin değeri daha düşüktür ayrıca gıda katkı maddeleri içerebilir.” Diyabetik bireyler limonata tüketiminde dikkatli olmalı! İyi bir limonatanın üç temel şartı olduğuna değinen İspiroğlu, “Hijyenik hazırlanmış olması, uzun süre bekletilmemiş olması ve şeker içeriğinin kontrollü olması gerekir. Bu üç koşul sağlanmadığında limonata masum bir içecek olmaktan çıkar ve sağlık açısından risk oluşturabilir.” dedi. Limonatanın çoğu zaman zararsız görülse de yüksek şeker içeriğinin kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğine işaret eden İspiroğlu, “Daha çabuk acıktırabilir ve uzun vadede karın çevresi yağlanmasını artırabilir. Bu nedenle az şekerli hazırlanması önemlidir. Bal veya meyve dilimleri ile de tatlandırılabilir. Diyabetik bireylerde limonata şekersiz hazırlanmış olsa bile kontrollü tüketilmesi gerekir; çünkü içeriğine eklenen doğal veya ilave şeker kaynakları fark edilmeden karbonhidrat alımını artırabilir ve porsiyon kontrolü kolayca aşılabilir.” açıklamasını yaptı. Ev yapımı limonata hijyenik hazırlanır ve fazla şeker içermezse güvenli bir seçenek! Ev yapımı limonatanın genelde daha güvenli olduğunu dile getiren Hülya Yiğit İspiroğlu, “Ancak fazla şeker kullanılırsa veya hijyen kurallarına dikkat edilmezse bu avantaj ortadan kalkar.” dedi. Dışarıda limonata tercih edilecekse taze hazırlanmış olması, açıkta uzun süre beklememiş olması ve kullanılan buzun güvenilir olmasının önemli kriterler olduğunu yineleyen İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yaz aylarında serinlemek için en güvenli ve sağlıklı seçenekler su, ayran, sade maden suyu ve evde hazırlanmış şekersiz bitki çaylarıdır. Taze nane, limon dilimi veya meyve ile aromalandırılmış sular ise şeker eklemeden lezzet artırmak için iyi bir alternatiftir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.