Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hijyen

Kapsül Haber Ajansı - Hijyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hijyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyanın 1 Numaralı Beyaz Eşya Markası Haier, Soğutma Kategorisindeki Yeni Ürünlerini Tanıttı Haber

Dünyanın 1 Numaralı Beyaz Eşya Markası Haier, Soğutma Kategorisindeki Yeni Ürünlerini Tanıttı

Etkinlikte, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen 2 kapılı ve 4 kapılı buzdolabı modellerinin yanı sıra şarap dolapları da dahil olmak üzere geniş bir ürün portföyü sergilendi. Haier, gelişmiş mühendislik çözümleri ve kullanıcı içgörülerine dayalı tasarım yaklaşımıyla, soğutma teknolojilerinde yeni bir standart ortaya koyuyor. Akıllı Soğutma Teknolojilerinde Yeni Dönem: Tazelik, Denge ve Kontrol Haier’in yeni ürün gamı; yüksek hacim, akıllı sensör sistemleri ve gelişmiş hava yönetimi teknolojileri ile gıdaların daha uzun süre korunmasını hedefliyor. Öne çıkan teknolojiler: AI Cooling Teknolojisi: Sensör tabanlı sistem, iç sıcaklık değişimlerini anlık olarak analiz ederek soğutma performansını otomatik optimize eder ve daha hızlı dengeleme sağlar. Air Surround Soğutma Sistemi: Özel yan hava çıkışları sayesinde soğuk hava, buzdolabı içinde homojen ve kontrollü şekilde dağıtılır. Yiyeceklerin doğrudan soğuk hava akımına maruz kalmasını engelleyerek kuruma ve ağırlık kaybını önler; gıdaların 7 gün sonra bile tazeliğinin %99’una kadar korunmasına katkı sağlar. Humidity Zone & My Zone: Nem ve sıcaklık kontrolü ayrı ayrı optimize edilen bölmeler, farklı gıda türleri için ideal saklama koşulları oluşturur. Total No Frost & İnverter Kompresör: Buzlanmayı tamamen önleyen yapı ile stabil sıcaklık kontrolü sağlanırken, inverter kompresör teknolojisi motor devrini otomatik olarak ayarlayarak iç sıcaklığı ideal seviyede tutar. Kullanıcı İçgörüsünden Gelen Fonksiyonel Tasarım Haier’in ürün geliştirme yaklaşımında öne çıkan en önemli unsurlardan biri, gerçek kullanıcı davranışlarını teknolojiye dönüştürmesidir. Türkiye pazarına özel geliştirilen çözümler bu yaklaşımın somut çıktılarıdır. Pot Station (Dayanıklı Tencere Rafı): 200°C ısıya dayanıklı ve 200 kg taşıma kapasitesine sahip özel cam yüzey ile donatılmıştır. 1,1 m yükseklikte konumlandırılan ergonomik yapı, ocaktan alınan sıcak ve ağır tencerelerin güvenli ve dengeli şekilde yerleştirilmesini sağlar. Geniş İç Hacim & İnce Derinlik Tasarım: Maksimum depolama kapasitesi ile mutfak alanında daha verimli kullanım sunar. Gün Işığı LED Aydınlatma: İç hacimde doğal ışık etkisi yaratarak hem görünürlüğü hem kullanıcı deneyimini artırır. H-DEO & ABT Pro Teknolojileri: Koku giderme ve bakteri oluşumunu engellemeye yönelik sistemler ile hijyen seviyesi yükseltilir. Bağlantılı ve Akıllı Ekosistem Deneyimi Yeni nesil Haier ürünleri, yalnızca bir beyaz eşya değil, entegre bir yaşam teknolojisi deneyimi sunar: hOn Uygulaması entegrasyonu ile uzaktan kontrol Akıllı envanter yönetimi ve içerik önerileri Tarif, içecek asistanı ve kişiselleştirilmiş kullanım senaryoları Dokunmatik ekran ve Smart Home uyumluluğu Haier Türkiye’den Açıklama Haier’in Türkiye’deki büyüme stratejisine ve kullanıcı odaklı yaklaşımına değinen Gözde Küçükyılmaz (Türkiye, Güney Avrupa ve Gelişen Pazarlar Genel Müdürü) şunları söyledi: “Teknolojiyi soyut bir kavram olarak değil, tüketicinin günlük hayatında fark yaratan somut bir fayda olarak tanımlıyoruz. Türkiye gibi rekabetin yüksek olduğu bir pazarda fark yaratmanın yolu, kullanıcıyı anlamaktan ve gerçek ihtiyaçlara çözüm üretmekten geçiyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünler, sadece teknik özellikleriyle değil, günlük yaşamı kolaylaştıran deneyimleriyle öne çıkıyor.” Haier’in Global Gücü 1984 yılında kurulan Haier Group, kullanıcı odaklı inovasyon yaklaşımıyla faaliyet göstermektedir. Globalde %22,7 pazar payına sahip olan Haier, dünya genelinde satılan her 5 buzdolabından birine imzasını atmaktadır. Akıllı yaşam sistemleri, sağlık teknolojileri ve dijital dönüşüm alanlarında geliştirdiği uçtan uca entegre teknoloji altyapısı ile global ölçekte güçlü bir konumda bulunan Haier; 10+ Ar-Ge merkezi35 endüstriyel merkez160+ üretim tesisi ile faaliyet göstermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep, e-ticarette Türkiye’nin Hijyen Ve Bakım Üssü Oldu Haber

Gaziantep, e-ticarette Türkiye’nin Hijyen Ve Bakım Üssü Oldu

Trendyol’un güncel verilerine göre; tekstilden bebek bakımına, kişisel bakımdan yapı markete kadar uzanan geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olan Gaziantep, özellikle temizlik ve bebek ürünleri kategorilerinde Türkiye genelindeki siparişlerin çok büyük bir kısmını karşılıyor. Türkiye genelinde Trendyol üzerinden satılan her 3 çamaşır suyundan 2’si Gaziantep’ten yola çıkarken, bebek bezi ve ıslak mendil siparişlerinin yüzde 42’sinden fazlasını da yine Gaziantepli satıcılar karşılıyor. Gaziantepli satıcıların Trendyol üzerinden gerçekleştirdiği satış verileri, şehrin hijyen ve temizlik kategorilerindeki yüksek üretim ve dağıtım kapasitesini ortaya koyuyor. Trendyol verilerine göre; Türkiye genelinde Trendyol üzerinden satılan her 100 çamaşır suyundan 65’i doğrudan Gaziantep’teki üreticilerden yola çıkıyor. Benzer şekilde, Türkiye’deki yüzey temizlik havlusu siparişlerinin yüzde 57’si, maske (FFP/N95) satışlarının ise yüzde 56’sı yine Gaziantepli satıcılar tarafından karşılanıyor. Bebek ürünlerinde pazarın kalbi Gaziantep’te atıyor Ayrıca bebek bakım kategorisi, Gaziantep’in e-ticaretteki en güçlü olduğu alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Trendyol verileri, Türkiye genelindeki bebek bezi ve ıslak mendil siparişlerinin yüzde 42’den fazlasının Gaziantep merkezli satıcılardan geldiğini gösteriyor. Şehrin geleneksel gücü olan halı kategorisinde ise Türkiye genelindeki siparişlerin yüzde 37’si yine bu şehirden karşılanıyor. Türkiye’nin her köşesine gönderiyorlar Gaziantepli satıcıların Trendyol ile kurduğu ağ, Türkiye’nin dört bir yanına uzanıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin yanı sıra Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Mersin, Konya, Hatay, Muğla ve Tekirdağ gibi ticaretin kalbi olan şehirler, Gaziantep’in en çok satış yaptığı noktalar arasında yer alıyor. Gaziantep’in kendi içinde de yoğun bir dijital alışveriş trafiğine sahip olması, şehrin ticaret dinamizmini destekliyor. Sürpriz kategoriler: Motosiklet parçasından yapı markete… Gaziantepli satıcılar, geleneksel kategorilerin dışındaki ürün çeşitliliğiyle kullanıcı davranışlarını da dönüştürüyor. Temizlik ve bebek ürünlerinin yanı sıra en çok satılan ilk 100 ürün arasında yer alan motosiklet yedek parçası ve yapı market gibi alanlardaki yüksek satış hacmi, şehrin çok yönlü üretim ve tedarik gücünü ortaya koyuyor. Ayrıca veriler, Gaziantep’in dijitaldeki üretim gücünün en büyük destekçisinin kadınlar olduğunu gösteriyor. Gaziantepli satıcılardan alışveriş yapan müşterilerin yüzde 75’ini kadınlar oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UNICEF ‘Görünmez Krizler Çağı’nda Yaşayan   73 Milyon Çocuğa Ulaşmayı Hedefliyor Haber

UNICEF ‘Görünmez Krizler Çağı’nda Yaşayan 73 Milyon Çocuğa Ulaşmayı Hedefliyor

Çatışmalar, savaşlar, doğal afetler ve iklim krizi etkileri giderek artarken, UNICEF, 2026’da, 133 ülke ve bölgede, 200 milyondan fazla çocuğun olumsuz etkilenerek insani yardıma ihtiyaç duyacağını öngörüyor. Farklı kıtalarda etkileri çok yoğun doğal afetler görülürken çatışma ve savaşlar yaşanıyor, ekonomik istikrarsızlık derinleşiyor. Aynı anda birden çok krizin etkilerini yaşayan çocuklar ve aileleri, yerlerinden ediliyor, evlerinden uzaklaşmak zorunda kalıyor. Bu da, güvenli barınma zorluklarının yanı sıra, temiz suya ve besleyici gıdaya erişememe sorunlarını beraberinde getiriyor. Hijyen koşulları, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına sebep olabiliyor. Ayrıca bu çocuklar, düzenli eğitim hizmetlerinden mahrum kalıyorlar. UNICEF’in 2025 yılı sonunda yayınlanan ‘Dünya Çocuklarının Durumu Raporu’na göre; düşük ve orta gelirli 130 ülkeden elde edilen veriler; her 5 çocuktan birinin, barınma, beslenme, temiz suya erişme, hijyen sağlama, eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilme olarak belirlenen 6 kriterden en az 2’sinden yoksun yaşadığını ortaya koyuyor. Çatışmaların, uzun vadeli ruh sağlığı etkilerinin yanı sıra, çocuklukta yaşanan çok boyutlu yoksulluğu derinleştirdiği belirtiliyor. Rapora göre, kırılgan ve çatışmalardan etkilenen 31 bölgede, her 2 çocuktan biri ileri seviye yoksullukla mücadele ederken, bu oran çatışma olmayan bölgelerde düşüş gösteriyor. Çatışmalar, 30 yıl öncesinde göre, 2 kat daha fazla çocuğun hayatını etkiliyor. 1 milyar çocuk, giderek daha yoğun hissedilen iklim değişikliğinin etkisi altındaki coğrafyalarda yaşamını sürdürüyor. Deprem, sel gibi doğal afetler, yaşam alanlarının terk edilmesine sebep olurken, ani ve çok fazla ısı değişiklikleri düzenli eğitime önemli engel oluşturuyor. Dünyadaki çocuk popülasyonunun 2.3 milyar civarında olduğu düşünülürse çok yüksek oranda çocukların risk altında olduğu görülüyor. Raporda, çok boyutlu yoksulluğun Sahra Altı Afrika ve Güney Asya’da yoğunlaştığı belirtiliyor. Mart 2026’da yayımlanan Küresel Çocuk Ölümlerinde Düzeyler ve Eğilimler Raporu’na göre ise; 2024 yılında yaklaşık 4.9 milyon çocuk, beşinci yaş gününe ulaşamadan hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük bölümü, kanıtlanmış ve düşük maliyetli müdahalelerle kaliteli sağlık hizmetlerine erişimle önlenebilir nitelikteydi. Rapor, 2000 yılından bu yana 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yarıdan fazla azaldığını da gösteriyor. Bu da, düzenli yatırım yapıldığında, çocuk yaşam koşullarının iyileştirilebildiğini açıkça gösteriyor. Krizlerin sayısı ve sıklığı artarken, çocuklar, sebep olmadıkları krizlerin ilk ve en çok etkilenen mağdurları olmaya devam ediyorlar. Çatışmalar ve şiddet, salgın hastalıklar, yerinden edilme, iklimle ilgili acil durumlar ve doğal afetlerden en çok ve ilk etkilenen taraf her zaman çocuklar oluyor. ‘Görünmez krizler çağı’ milyonlarca çocuğun önlenebilir sebeplerden yaşamının kalıcı olarak zarar görmesine neden oluyor. Krizlerin sıklığı, yoğunluğu, belirsizlik süreleri arttıkça, gündeme gelemeyen, coğrafi veya kültürel olarak ilgi alanına giremeyen, yeni olmayan pek çok kriz göz ardı edilebiliyor. Yakın zamanda yaşanan krizler için daha geniş çaplı yardım çalışmaları sürdürülürken, savaş ve iklim krizi etkileri devam eden coğrafyalarda yerinden edilen milyonlarca çocukla ilgili farkındalık azalıyor. Bu durum, uzun süredir ekonomik/politik çalkantıların ortasında güvensiz yaşayan, düzenli olarak yer değiştirmek zorunda kalan çocuklarla ilgili kalıcı dönüşümü daha da zor hale getiriyor. UNICEF, Ocak 2026’da gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda uzun süredir desteklenemeyen bölgeler için kamu ve özel sektör paydaşlarına birlik olma çağrısında bulundu. Dünyada her 5 çocuktan 1’i çatışma alanlarında, her 4 çocuktan 1’i açlıkla, 1 milyara yakın çocuk da iklim krizi etkilerine karşı yaşam mücadelesi veriyor. UNICEF, gönüllülük esasıyla sağlanacak destekleri, 133 ülke ve bölgede 73 milyon çocuğa hayati destek ve uzun soluklu dönüşüm çalışmalarına dönüştürmeyi hedefliyor. Önceliklendiğinde, somut gelişim görülüyor UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki, “Küresel veriler, 2000 yılından bu yana, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yarıdan fazla azaldığını; 2014-2024 yılları arasında, aşırı yoksullukla mücadele eden çocuk sayısının %19 azaldığını gösteriyor. Bu kazanımlar, düzenli yatırım yapıldığında, çocukların yaşam koşullarında iyileşme sağladığını açıkça gösteriyor. Şimdi, önümüzde daha önemli bir bariyer bulunuyor. Coğrafi olarak uzak ya da yakın fark etmez, özellikle ilgi alanımızda değilse odak dışında kalabiliyor. Oysa, Bangladeş, Haiti ve Etiyopya gibi ülkelerde çocuklar uzun süredir yoksulluk, açlık, iklim krizi yüzünden yaşanan sel ve kuraklıklardan kaçmak için evlerini terk ediyor, eğitim alacakları yerde, şiddete maruz kalabiliyorlar. UNICEF, dünyada, tüm paydaşlarıyla birlikte, önlenebilir sebeplerle çocukluklarını yaşayamayan milyonlarca çocuk için güvenli barınma, aşılama, temiz su sistemleri veya eğitim sağlayabilmek için çalışıyor. Görülmeyen, duyulmayan çocukların hayatını dönüştürmek için gönüllü olmak, düzenli bağış yaparak sağlanan katkılarla mümkün.” dedi. Bangladeş’te, uzun süredir devam eden mülteci krizi ve iklim kaynaklı felaketlerin şiddetlenmesiyle birlikte, dünyanın en büyük mülteci yerleşiminde yaşayan 1,2 milyon Rohingya mültecisi de dahil olmak üzere, tahminen 4,4 milyon insanın insani yardıma ihtiyacı bulunuyor. UNICEF, ortaklarıyla birlikte, Rohingya mültecileri ve ev sahibi topluluk çocuklarının güvenli eğitim alabilmeleri için, mülteci kamplarında ilk yangına ve iklim değişikliğine dayanıklı okulu inşa etti. Güney Sudan’da, süregelen çatışmalar, derinleşen ekonomik gerileme ve durmak bilmeyen seller sebebiyle, yaklaşık 5 milyon çocuk acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Halihazırda kırılgan olan sağlık, eğitim ve sosyal hizmet sistemleri daha da zorlanıyor. UNICEF çalışmaları, temel sağlık hizmetleri ve hayat kurtarıcı tedavi hizmetlerinin yanı sıra anneleri güçlendirmeye odaklı programlarla, annelerin hayatta kalmalarının ötesine geçerek finansal bağımsızlığa ulaşmalarını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KEDV, Antakya Belediyesi İş Birliği İle Yeni Bir Merkez Daha Açtı Haber

KEDV, Antakya Belediyesi İş Birliği İle Yeni Bir Merkez Daha Açtı

Merkez, kadınların dayanışma kurabildiği ve çocukların güvenli alanlarda gelişimlerini sürdürebildiği topluluk temelli bir buluşma noktası olarak faaliyet gösterecek. 1986 yılından bu yana dar gelirli kadınların yaşam standartlarını iyileştirmek ve yerel kalkınmadaki rollerini güçlendirmek amacıyla faaliyet gösteren Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), deprem bölgesindeki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Vakıf, son olarak Antakya’da kurduğu Kadın ve Çocuk Merkezi ile bölgedeki dayanışma ağını genişletiyor. 6 Şubat depremlerinin hemen ardından üyesi olduğu uluslararası konfederasyon Oxfam ile iş birliği içinde bölgeye ulaşan KEDV; su, sanitasyon, hijyen, gıda güvenliği ve halk sağlığı gibi acil insani yardım alanlarında yerel yönetimler ve kamu kurumlarıyla koordineli çalışmalar yürüttü. Bu süreçteki saha deneyimini kalıcı yapılara dönüştüren vakıf; Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerinde toplamda 12 Kadın ve Çocuk Merkezi kurarak bölgedeki varlığını güçlendirdi. İlk kez 1999 Marmara Depremi sonrasında hayata geçirilen ve KEDV’in afet sonrası dönemlerde kadın ve çocukların güçlenmesi için geliştirdiği topluluk temelli bir model olan "Kadın ve Çocuk Merkezleri", 6 Şubat depremlerinin ardından bu kez bölgede uygulanıyor. Bu modelle kadınların dayanışma kurabileceği, çocukların ise güvenli ve destekleyici ortamlarda gelişimlerini sürdürebileceği alanlar oluşturulması hedefleniyor. Söz konusu merkezlerde bir yandan çocuklar için güvenli oyun alanları ve gelişim odaklı öğrenme programları hayata geçirilirken, diğer yandan kadınların psikososyal olarak güçlenmesini ve geçim kaynaklarına erişim süreçlerine aktif katılımını destekleyen kapsamlı çalışmalar yürütülüyor. Bu doğrultuda liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik, bilişim teknolojileri eğitimi gibi başlıklarda eğitimler düzenlenirken; yerel yönetim süreçlerine katılım, yerel örgütlenme ve yönetişim alanlarında da kapasite geliştirme faaliyetleri devam ediyor. Antakya Kadın ve Çocuk Merkezi’nin açılış töreninde konuşmasını yapan KEDV Kadın ve Çocuk Merkezleri Koordinatörü Bahar Çalışkan “6 Şubat depremlerinin ardından 1999 Marmara Depremi deneyimimizden yola çıkarak Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te toplam 12 Kadın ve Çocuk Merkezi kurduk. Bu merkezler sayesinde bugüne kadar 23.991 kadına ve 10.056 çocuğa ulaştık. Çocuklar için güvenli oyun ve öğrenme alanlarının oluşturulması, afetin yarattığı zorlukların etkisini azaltmak ve onların gelişimini desteklemek açısından büyük önem taşıyor. Aynı zamanda kadınların güçlenmesi ve yeniden üretim süreçlerine katılması da çocukların geleceği için önemli bir adım oluşturuyor. Bugün açılışını yaptığımız bu merkezin de Antakya’daki kadınlar ve çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve umut dolu bir buluşma noktası olacağına inanıyoruz. Bu merkezin hayata geçmesinde değerli iş birlikleri için Antakya Belediyesi’ne teşekkürlerimizi sunuyoruz.” dedi. Antakya Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar ise “6 Şubat depremi, asrın felaketinden sonra deprem bölgesinde kamunun yapmış olduğu yatırımların yanı sıra sivil toplumun katılımcılığı da çok değerliydi. Özellikle sosyal çalışma alanında kadınlar ve çocuklarla ilgili vakıf çalışmalarında görüyoruz ki bu eksik kalan konuyu da kısmen de olsa tamamlamış oluyoruz. Kadınların üretimde daha güçlü bir şekilde yer alabilmesi, çocukların daha güvenli bir ortamda yetişebilmesi için bizler de yerel yönetimler olarak elimizden geldiğince gayret ediyoruz. Buranın dezavantajlı bir bölge olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, Antakya’da faaliyetler yürütülmesinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Geldiğimiz noktada kat ettiğimiz yolu değerlendirdiğimizde, iyi bir seçim yaptığımızı düşünüyoruz. Çünkü amacımız, bölgemizde dezavantajlı alanlardaki kadınlara ve çocuklara; eğitim, girişimcilik ve güvenli alanlar yaratılması noktasında destek olabilmek. Ellerinize sağlık. Antakya halkına, kadınlara ve çocuklara göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı hem şahsım adına hem de belediyemiz adına teşekkür ederim.” dedi. Merkezlerde ayrıca erken çocukluk döneminde tüm gelişim alanlarını desteklemeye yönelik programların uygulandığı oyun odaları ve 0-12 yaş grubuna yönelik oyuncak kütüphaneleri yer alıyor. Bu bütünsel yapı, hem çocukların bakım ve eğitim ihtiyacına hem de kadınların aileleri ve çevrelerinin yaşam koşullarını iyileştirme ve kamusal alanda daha güçlü var olma ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Antakya’da Antakya Belediyesi iş birliği ile açılan Kadın ve Çocuk Merkezi’nin de kentte yaşayan kadınlar ve çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve destekleyici bir buluşma noktası olmasını hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir'de Meslek Fabrikası Hayatları Değiştiriyor Haber

İzmir'de Meslek Fabrikası Hayatları Değiştiriyor

Aldıkları eğitimlerle belediye denetiminde stantlarda satış yapmaya başlayan kursiyerler, artık ailelerine güvenli bir şekilde ekmek götürebiliyor ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sunuyor. Meslek fabrikası sayesinde hayata yepyeni bir başlangıç yapanlar, meslek fabrikasına dokunulmaması çağrısı yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, bugüne kadar 145 bin 77 kursiyere ulaştı ve binlerce hanede yeni bir hikâye başlattı. Halkapınar Kurs Merkezi’nde 2016 yılından bu yana açılan 531 kurstan mezun olan 13 bin 149 kişi, hayatlarına yeni bir yön verdi. 35 alan ve 215 branşta verilen eğitimler, kimi için ilk iş, kimi için yeniden ayağa kalkma, kimi için ise çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmanın anahtarı oldu. Yolu Meslek Fabrikası’ndan geçen seyyar satıcılar, eğitimlerin ardından belediye denetiminde stantlarda çalışmaya başladı; daha önce kayıt dışı çalıştıkları için zabıta ekiplerinden kaçanlar artık huzurlu ve güvenli bir şekilde hizmet sunuyor. Nesiller boyu aynı meslekle evini geçindiren ve çocuklarını okutabilen kursiyerler, Büyükşehir Belediyesi’ne minnettar. “Umudu söndürmeyelim” Meslek Fabrikası’nda alınan eğitimler, kursiyerlerin hayatına doğrudan yansıyor. İzmir Seyyar Esnaf Meclisi Kurucusu ve İzmir Doğa İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Heptepe de dezavantajlı grupların Meslek Fabrikası’nda aldığı eğitimlerin ardından meslek kollarına göre sertifika sahibi olduklarını ve hayata tutunduklarını belirterek, şunları söyledi: “Meslek Fabrikası’nın ışığını söndürmek, geleceğin ışığını söndürmek olur. Çünkü bu insanlar Meslek Fabrikası’nda aldıkları eğitimlerle istihdam edildi. Meslek Fabrikası’na sahip çıkalım. Umudu söndürmeyelim. İzmir’e miras bırakılan Meslek Fabrikamızın ışığını hiçbir zaman kapatmayalım.” “Dezavantajlı yurttaşlar topluma kazandırıldı” Sokak Emekçileri ve Balık Ekmekçiler Derneği Başkanı Semih Çavdarcı ise Meslek Fabrikası’nın kapanmasının birçok yurttaşı olumsuz etkileyeceğini belirtti. Çavdarcı, “Meslek Fabrikası’nın kapanması demek bazı insanların karanlık güçlere teslim olması anlamına geliyor. Karanlık güçlere teslimiyeti demek yeniden uyuşturucuya tekrar dönmesi demek. Oysa Meslek Fabrikası sayesinde meslek sahibi olan insanlar, topluma kazandırıldı. Bu insanların çoğu toplum dışına itiliyordu. Bunların yeniden yaşanmaması gerekiyor. Atatürk’ün İzmir’e mirası olan Meslek Fabrikası’na dokunulmaması gerekiyor” dedi. “Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı” Güzel İzmir Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Yüksel Ördekoglu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendilerine Meslek Fabrikası üzerinden ekmek kapısı açtığını söyledi. Önce hijyen belgesi ve sertifikalarını aldıklarını belirten Ördekoğlu, “Arkadaşlarımıza ekmek kapısı açıldı. Daha önce stantlarımızı zabıtadan dolayı açamıyorduk. Ama her şey değişti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bize hediye ettiği stantlarda ekmeğimizi kazanıyoruz. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapanmasını kesinlikle istemiyoruz. Cemil Başkanımızın sonuna kadar arkasındayız” diye konuştu. “Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı” Ege İncisi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı ve Ege Bölgesi Kestane ve Mısırcılar Dernek Başkanı Şerif Akbulut, 1972 yılından bu yana 3 nesil aynı işi yaptıklarını belirtti. Akbulut, “Bizim başka bir gelirimiz, başka bir işimiz yok. Tek işimiz bu. Daha önce seyyar satıcılık yapıyorduk. Ancak Büyükşehir Belediyesi sayesinde tezgahlarımız tek tip oldu. Hijyen koşullarını en üst seviyeye çıkararak hizmet sunuyoruz. Bunların hepsi İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde oldu. Meslek Fabrikası’ndaki eğitimleri tamamlayıp sertifika aldıktan sonra çok mutlu ve huzurlu olduk. O gün biz resmen tanındık. İşimizi belediye denetiminde sürdürüyoruz. Meslek Fabrikası bize çok şey kazandırdı. Daha iyi koşullarda çalışmamızı oraya borçluyuz. Kapanmasını istemiyoruz. Her zaman İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanındayız” dedi. Büyükşehir denetiminde çalışıyorlar Meslek Fabrikası’nda satış yaparken dikkat etmesi gereken hijyen kurallarının yanı sıra müşteri ile sağlıklı ve doğru iletişim konusunda eğitim alana evli ve 2 çocuk babası 33 yaşındaki Mert Altınar da “Meslek Fabrikası sayesinde bu işi yapıyoruz. O nedenle kapanmasını istemiyoruz. Onun sayesinde ekmek yiyoruz” dedi. Daha önce zabıta ekiplerini gördüklerinde kaçtıklarını, Büyükşehir Belediyesi ile yaptıkları iş birliği sayesinde yetkililerin denetiminde satış yaptıklarını ifade eden Altınar, şimdi zabıta ekiplerini gördüğü zaman kaçmadan, huzurlu şekilde çalıştıklarını söyledi. “Binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı” 43 yaşında 3 çocuk babası çiçek satıcısı Emin Demirdöven’in hayatına da Meslek Fabrikası dokundu. Daha güzel buket yaparken, daha iyi satış yapmayı öğrendiğini vurgulayan Demirdöven, “Meslek Fabrikası’nın bize çok büyük katkısı oldu. Daha önce yaptığımız buketler biraz zayıftı ancak aldığımız eğitimlerin ardından daha şık çiçek buketleri hazırlamayı öğrendik. Görsel olarak daha da zenginleştik. Bu da satışlarımıza yansıdı. Meslek Fabrikası’nda eğitim alan binlerce arkadaşımız evine ekmek götürmeye başladı. O nedene lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın” dedi. “Bu sayede ekmek yemeye başladık” 15 yıl boyunca eşi ile büyük zorluklarla seyyar çiçekçilik yapan 3 çocuk babası Rafet Keski’in yolu da Meslek Fabrikası ile kesiştikten sonra değişti. Meslek Fabrikası’ndan aldıkları eğitimlerin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de kendilerine çiçek satış tezgahı verdiğini ve yine belediyenin belirlediği noktada satış yapmaya başladığını anlattı. Rafet Keski, “Daha önce çalışma şartlarımız çok zordu. Yağmur çamurda satış yapmaya çalışıyorduk. Zabıta gelince kaçıyorduk. Çoğu zaman da yakalanıyorduk ve çiçeklerimize el konuyordu. Meslek Fabrikası hayatımızı değiştirdi. Artık zabıtadan kaçmadan satış yapıyoruz. Bu sayede ekmek yemeye başladık. Hayatımızda çok şey değişti. Çok güzel günler yaşıyoruz. Lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın. Ekmeğimizi onun sayesinde kazanıyoruz. Çocuklarımı burada büyüttüm ve bu tezgah sayesinde çocuklarıma ekmek yediriyorum. Bunun sayesinde onları okutabiliyorum” dedi. “Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı” Mesleği tekstilcilik olan ancak alanında iş bulamadığı için İnciraltı’nda balık ekmek satışı yaparak geçimini sağlayan Fatma İnan, Meslek Fabrikası’ndan aldığı eğitimlerin ardından hayatında yaşadığı değişimi şu sözlerle anlattı: “Aile bütçesine katkı sunmak isteyen ancak eğitimi veya mesleği olmayan kadınlar, Meslek Fabrikası sayesinde hayatlarını değiştirdi. Meslek Fabrikası’na giden kadınlar, ilgi alanlarına göre mesleklerini seçerek çalışmaya başladı. Meslek Fabrikası hayatıma renk kattı. Hem aile bütçesine daha fazla destek sağlayabildim hem de yaptığım iş hakkında daha çok bilgim var. İşimi daha profesyonel şekilde yapıyorum. Balığı daha iyi kızartma konusunda çok güzel eğitimler aldım. Daha güzel sunum yapıyorum. O nedenle Meslek Fabrikası’nın kapatılması toplum açısından zararlı. Orada meslek edinmek için eğitim alan gençler de var. Bu tür yerler insanlara yol gösteriyor. O nedenle lütfen Meslek Fabrikası’na dokunmayın.” Bir eğitimden fazlası Meslek Fabrikası, kursiyerler için yalnızca meslek öğrenilen bir yer değil, aynı zamanda bir dönüşüm alanı. Burada edinilen bilgi ve beceriler, insanların hayatına doğrudan dokunuyor. Kuşaklar boyu seyyar olarak çiçek satıcılığı yaptıklarını anlatan Hanım Dalak’ın da hayatı Meslek Fabrikası sayesinde değişti. Yaptığı işin kendisini son derece mutlu ettiğini anlatan Dalak, “Meslek Fabrikası’ndan aldığımız eğitimler sayesinde çok güzel çiçekler yapmayı öğrendik. Müşteriye daha iyi sunum yapıyoruz. İşin inceliklerini öğrendik. Bilmediğimiz modelleri öğrendik. Daha şık buketler hazırlıyoruz. İzmirliye daha güzel hizmet sunuyoruz. Evimize ekmek götürüyoruz. Çok memnunuz. Çocuklarımıza buradan ekmek götürüyoruz. Bu işten başka bir iş bilmiyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepatit Sinsi İlerleyebiliyor! Haber

Hepatit Sinsi İlerleyebiliyor!

Hastalığın en sık dışkı-ağız yolu ve kan-vücut sıvılarıyla bulaştığını vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hepatit A ve Hepatit E virüsleri, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin ağıza götürülmesi de bulaşmada önemli rol oynar.” dedi. Hepatit B, C ve D virüslerinin kronikleşme riski taşıdığına dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebileceğini, bu nedenle erken tanının büyük önem taşıdığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatitin türleri, bulaş yolları, belirtileri, risk grupları, tedavi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşıyor! Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalık; virüsler, alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemleri gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir.” dedi. Viral hepatite neden olan virüslerin Hepatit A, B, C, D ve E olarak isimlendirildiğini aktaran Dr. Mamçu, “Viral hepatitler başlıca iki yolla bulaşır. İlki dışkı–ağız yoludur. Hepatit A ve Hepatit E virüsleri, virüs taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin ağıza götürülmesi de bulaşmada önemli rol oynar. Diğer bulaş yolu ise kan ve vücut sıvılarıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit D; korunmasız cinsel temas, ortak enjektör, jilet veya diş fırçası kullanımı, tıbbi işlemler sırasında temas ya da anneden bebeğe geçiş ile bulaşabilir.” açıklamasını yaptı. Hepatit B, C ve D virüsleri kronikleşebilir! Hepatit virüslerinin klinik belirtiler açısından benzerlik gösterdiğini ancak kuluçka süreleri ve hastalığın seyri açısından farklılaştığını belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süresi Hepatit A için 15-45 gün, Hepatit B ve C için 30-180 gün arasında değişir.” dedi. Hastaların önemli bir kısmında sarılığın hiç görülmeyebileceğine dikkat çeken Dr. Mamçu, şunları söyledi: “Bu nedenle birçok kişi hastalığı fark etmeden geçirebilir. Çocuklarda ise belirtiler daha hafif seyreder ve çoğu zaman tanı konulmadan iyileşir. Belirti görülen hastalarda halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karın sağ üst bölgesinde ağrı, ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma ve kısa süreli ateş görülebilir. Hastalık genellikle 4-6 hafta sürer. Hepatit A ve E tamamen iyileşme ile sonuçlanırken, Hepatit B, C ve D kronikleşebilir. Kronikleşme oranı Hepatit B’de yüzde 5-10, Hepatit C’de ise yüzde 80’e kadar çıkabilir.” Bazı gruplarda bulaş riski daha yüksek! Hepatit A ve E’nin hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda daha kolay yayıldığını belirten Dr. Mamçu, “El yıkama alışkanlığının yetersiz olduğu, gıda ve tuvalet hijyeninin sağlanmadığı ortamlarda bulaş riski artar. Özellikle okullar gibi toplu yaşam alanlarında salgınlar görülebilir.” dedi. Hepatit B ve C açısından riskli gruplar hakkında da bilgi veren Dr. Mamçu, sağlık çalışanları, virüs taşıyıcılarının yakınları, kan transfüzyonu yapılan hastalar, damar içi madde kullanan bireyler ve hemodiyaliz hastalarında bulaş riskinin daha yüksek olduğunu ifade etti. Tedavi hastaya özel planlanıyor! Hepatitten şüphelenildiğinde yapılacak kan testleri ile tanı konulduğunu belirten Dr. Mamçu, “Erken tanı hem hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak hem de bulaşmayı önlemek açısından kritik öneme sahiptir.” dedi. Hepatit B ve C tedavisinde virüsün çoğalmasını baskılayan ilaçların kullanıldığını ifade eden Dr. Mamçu, “Tedavi genellikle uzun sürelidir ve hastaya özel planlanır. En önemli nokta, doğru zamanda uygun tedaviye başlanması ve hastaların düzenli olarak izlenmesidir.” şeklinde konuştu. Aşılar yüksek koruyuculuk sağlıyor! Hepatit A ve B aşılarının yüksek koruyuculuk sağladığını vurgulayan Dr. Mamçu, “Risk grubundaki kişilerin mutlaka aşılanması gerekir.” dedi. Türkiye’de uygulanan aşı takvimine göre Hepatit B aşısının doğumda, Hepatit A aşısının ise 18 aylıkken yapıldığını belirten Dr. Mamçu, her iki aşının da ücretsiz olduğunu ve Hepatit B aşısının ömür boyu koruma sağladığını ifade etti. Hepatit C, D ve E için ise henüz aşı bulunmadığını hatırlattı. Hepatit hastaları bunlara dikkat etmeli? Hepatit B ve C ile yaşayan bireylerin bulaştırıcılık riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Dr. Mamçu, şu uyarılarda bulundu: “Kan bağışında bulunulmamalı, korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Hastalar düzenli doktor kontrolünde olmalı, 6-12 ayda bir karaciğer testlerini yaptırmalıdır. Alkol tüketilmemeli ve ilaç kullanımı mutlaka doktora danışılarak yapılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm Haber

Evcil Hayvanlarda Yetersiz Su Tüketimi Riskine Karşı Yeni Nesil Çözüm

Kedi ve köpeklerin günlük su tüketimi, genel sağlık durumlarının en kritik belirleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak özellikle kediler, durgun suya karşı ilgisiz davranıyor ve yeterince su içmiyor. Bu durum uzun vadede böbrek hastalıkları ve idrar yolu problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlıyor. Teknoloji odaklı evcil hayvan ürünleri geliştiren PETKIT, bu yaygın soruna çözüm olarak geliştirdiği kablosuz ve UVC destekli akıllı su pınarı Eversweet Max 2 ile hayvanların su içme davranışlarını desteklemeyi hedefliyor. Akıllı sensörlerle su tüketimini teşvik ediyor PETKIT Eversweet Max 2, evcil hayvanın varlığını algılayan kızılötesi sensör sistemi sayesinde su akışını yalnızca ihtiyaç anında başlatıyor. Cihaz, hayvan yaklaştıktan kısa süre sonra devreye giriyor ve uzaklaştığında otomatik olarak durarak suyun sürekli taze kalmasını sağlıyor. Bu dinamik akış sistemi, özellikle akarsudan su içmeye daha yatkın olan kediler için doğal bir içme deneyimi sunarken, düzenli su tüketimini de teşvik ediyor. Aynı zamanda sensör destekli sistemin, hayvanların suyla etkileşimini artırarak içme alışkanlıklarını iyileştiriyor. Uygulama üzerinden takip ve kontrol imkânı Cihaz, PETKIT mobil uygulamasıyla entegre çalışarak evcil hayvanların su içme sıklığı ve süresinin takip edilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar günlük, haftalık ve aylık tüketim verilerini izleyebiliyor; su seviyesi veya filtre değişimi gibi kritik durumlar için hatırlatmalar alabiliyor. Bluetooth bağlantısı üzerinden çalışan sistem, aynı zamanda farklı çalışma modları ve su akış sürelerinin kişiselleştirilmesine imkân veriyor. Hijyen, konfor ve pratik kullanım bir arada PETKIT Eversweet Max 2, suyun kalitesini artırmaya odaklanan çok katmanlı filtrasyon sistemiyle de dikkat çekiyor. Tüy ve toz gibi partikülleri tutan filtre yapısı ve koku ile kloru azaltan aktif karbon desteği sayesinde daha temiz ve içilebilir su sunulurken, UV destekli kablosuz pompa da hijyen seviyesini destekliyor. 304 paslanmaz çelik su tepsisi ise hem dayanıklılık sağlıyor hem temizliği kolaylaştırıyor. Kablosuz kullanım imkânı ve tam şarjla 83 güne kadar uzayan pil ömrü, cihazı evin farklı noktalarında rahatça konumlandırmaya olanak tanırken, kablo karmaşasını da ortadan kaldırıyor. Yaklaşık 26 dB seviyesindeki sessiz çalışma performansıyla ev ortamında gürültü yaratmayan ve evcil hayvanları rahatsız etmeyen ürün, 3 litrelik kapasitesi ve kolayca sökülüp yıkanabilen parçalarıyla kullanım kolaylığı sağlıyor. BPA içermeyen yapısı ise güvenli kullanım beklentilerini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ebebek’ten Hatay’a Bayram Öncesi Anlamlı Ziyaret Haber

ebebek’ten Hatay’a Bayram Öncesi Anlamlı Ziyaret

Bebeveynlerin bağışlarıyla toplanan ve gerekli hijyen süreçlerinden geçirilerek yeniden kullanıma hazırlanan ürünlerin ihtiyaç sahibi bebeklere ulaştırılmasını amaçlayan “Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti” projesi kapsamında ebebek, Hatay’da anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte proje kapsamında yenilenen oyuncaklar bebeklerle buluşturuldu. Oyuncak dağıtımının yanı sıra etkinlik alanında bebekler için boyama etkinliği düzenlendi. Palyaço gösterileri, balonlar ve müzik eşliğinde gerçekleşen etkinliklerde bebekler gönüllerince dans ederken, bayram öncesinde neşeli ve renkli anlar yaşadı. Bireysel Yardımlardan Kolektif Dayanışmaya ebebek tarafından hayata geçirilen “Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti” projesi, ailelerin bağışlamak istedikleri oyuncakları ve kıyafetleri seçili ebebek mağazalarında bulunan sepetlere bırakarak ihtiyaç sahibi bebeklerin hayatına dokunabilmesini amaçlıyor. Bağışlanan oyuncaklar gerekli yenileme, hijyen ve paketleme süreçlerinden geçirilerek yeniden kullanıma hazırlanıyor ve ihtiyaç sahibi bebeklere ulaştırılıyor. Bu yaklaşım sayesinde hem paylaşma ve dayanışma kültürünün güçlenmesi hem de ürünlerin yeniden kullanıma kazandırılmasıyla sürdürülebilir bir döngünün desteklenmesi hedefleniyor. ebebek, proje aracılığıyla ürünlerin bir bebekten diğerine ulaşmasını sağlayarak daha fazla bebeğin ihtiyaç duyduğu ürünlerle buluşmasına katkı sunmayı amaçlıyor. “Paylaşmanın mutluluğunu büyütmek istiyoruz” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül, projeye ilişkin şunları söyledi: “‘Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti’ projesiyle ailelerin paylaşma isteğini anlamlı bir dayanışmaya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bir bebeğin bağışlanan oyuncağının başka bir bebeğin yüzünde gülümseme oluşturması bizim için çok kıymetli. Hatay’da gerçekleştirdiğimiz bu etkinlikle bebekler ve aileleriyle bir araya gelmek, oyuncakları yeni sahipleriyle buluşturmak bizim için çok değerliydi. Proje kapsamında bağışlanan ürünler farklı şehirlerde de çeşitli kurumlar aracılığıyla ihtiyaç sahibi bebeklere ulaştırılmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de projemizi büyüterek daha fazla bebeğe ulaşmayı hedefliyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Öğrenciler Maruldan Şampuan Ürettiler Haber

Öğrenciler Maruldan Şampuan Ürettiler

8–14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası, gençlerin bilime olan merakını ve üretim gücünü görünür kılan örneklerle anlam kazanıyor. FMV Florya Işık İlköğretim fen bilimleri laboratuvarında üç yıldır sürdürülen proje kapsamında ortaokul öğrencileri, bitkileri toprak kullanmadan yetiştiriyor; ardından bu bitkilerden kozmetik ve gıda ürünleri geliştiriyor. Tohumdan çimlenmeye, hasattan bitki özütü elde etmeye kadar uzanan süreçte öğrenciler, bir fikrin bilimsel araştırmadan ürün geliştirmeye kadar tüm aşamalarını uygulamalı olarak deneyimliyor. Toprak yok, üretim var Okulun fen bilimleri laboratuvarında kurulan hidroponik sistem, klasik tarım yöntemlerinden farklı olarak bitkilerin toprak yerine besin açısından zengin su içinde yetişmesini sağlıyor. Katlı ve dikey olarak tasarlanan sistem sayesinde sınırlı bir alanda çok sayıda bitki yetiştirilebiliyor. Sistemin merkezinde bulunan besin tankındaki çözeltinin motor yardımıyla dikey borulara pompalanmasıyla çalışan kapalı devre yapı, hem su tasarrufu sağlıyor hem de kontrollü üretim imkânı sunuyor. Öğrenciler her gün düzenli olarak suyun pH ve besin değerlerini ölçerek bitkilerin gelişimini takip ediyor. Böylece bilimsel ölçüm, veri toplama ve analiz süreçleri doğrudan uygulama içinde öğreniliyor. Maruldan sabun ve krem üretildi Projenin ilk yılında öğrenciler hidroponik sistemde yetiştirilen marulları kullanarak dikkat çekici bir çalışma gerçekleştirdi. Hasat edilen ürünlerin bir kısmı okul yemekhanesinde değerlendirilirken, bir kısmı laboratuvarda bitki özütü çalışmalarında kullanıldı. Elde edilen marul özütlerinden doğal içerikli sabun ve nemlendirici krem üretildi. “Hidroponik Sistemle Yetiştirilen Marullardan Sabun ve Krem Yapımı” adlı proje, Eyüboğlu Fen Bilimleri Proje Yarışması’nda birincilik elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Maruldan geliştirilen şampuan TÜBİTAK’ta derece aldı İkinci yıl proje daha ileri bir aşamaya taşındı. Bu kez marullar tohumdan yetiştirildi ve bitkilerden elde edilen özütler kozmetik ürün geliştirme çalışmalarında kullanıldı. Yapılan araştırmalar ve laboratuvar çalışmaları sonucunda öğrenciler, formülasyonu tamamen kendilerine ait olan bitkisel içerikli bir şampuan geliştirdi. “Işık Marul Özlü Şampuan” adı verilen proje, TÜBİTAK Avrupa Bölge Sergisi’nde 2 bin 198 proje arasından seçilerek Avrupa Bölgesi’nde ilk 13 proje arasına girdi ve bölge finalinde ikincilik derecesi elde etti. Aynı proje ALKEV Fen Bilimleri Proje Yarışması’nda “Genç Bilim İnsanı” ödülüne layık görülürken, Başakşehir İnovasyon Proje Yarışması’nda da yüzlerce proje arasından derece elde etti. Reyhandan doğal sıvı baharat geliştirildi Projenin üçüncü yılında çalışmalar gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim teması üzerine yoğunlaştı. Hidroponik sistemde yetiştirilen reyhan bitkilerinden doğal sıvı baharat üretme çalışmaları başlatıldı. Açıkta satılan toz baharatların nem ve hijyen kaynaklı riskleri göz önünde bulundurularak geliştirilen bu model kapsamında reyhan bitkileri kurutulup özütlenerek zeytinyağı, ceviz yağı ve keten tohumu yağı gibi taşıyıcı yağlarla formüle edildi. Ortaya çıkan ürün cam şişelerde saklanabilen, küflenme riski taşımayan ve yemeklere doğal aroma kazandıran yenilikçi bir baharat alternatifi sunuyor. Öğrenciler tarafından geliştirilen bu proje için TÜBİTAK ve TEKNOFEST yarışmalarına başvurular gerçekleştirildi. Yüzde 90 su tasarrufu sağlıyor Hidroponik sistem yalnızca eğitim açısından değil, sürdürülebilir üretim açısından da dikkat çekiyor. Geleneksel tarım yöntemlerine kıyasla yüzde 90’a varan su tasarrufu sağlayan bu sistemde toprak kullanılmadığı için yabani ot ve zararlı böcek sorunu da ortadan kalkıyor. Kapalı ortamda yürütülen üretim sayesinde bitkiler mevsimden bağımsız olarak yıl boyunca yetiştirilebiliyor. Bu yönüyle hidroponik sistem, geleceğin tarım teknolojileri arasında g Yeni hedef okul serası FMV Florya Işık İlköğretim’de yürütülen çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da genişletilmesi planlanıyor. Okul bahçesinde kurulması planlanan sera ile çiçekli bitkilerin yetiştirilmesi, tıbbi ve aromatik değeri yüksek bitkilerin üretimi ve bu bitkilerden yeni katma değerli ürünlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.