Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hindistan

Kapsül Haber Ajansı - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Ticaret Zirvesi Mersin’de Haber

Küresel Ticaret Zirvesi Mersin’de

TURAB’tan yapılan açıklamada küresel ticaret zirvesi ile Mersin’i küresel ticaretin aktif merkezlerinden biri haline getirmeye hazırlandıkları belirtildi. TURAB tarafından düzenlenen “Küresel Ticaretin Yeni Ufukları: Türk-Arap ve AB İş Dünyası için Fırsatlar ve Yönelimler” Zirvesi, 15 Nisan 2026 tarihinde Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilecek kapsamlı programıyla uluslararası iş dünyasını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Üst Düzey Katılım Sağlandı Programın saat 10:00’da başlayacak açılış bölümünde TURAB Genel Başkanı Fahri Kuş’un yanı sıra, Ticaret Bakanlığı Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürü Raif Can ile Dış Temsilcilikler Daire Başkanı Evren Subaşı’nın yer alacağı bildirildi. Açılışta, Türkiye’nin yurt dışı ticaret teşkilatı, ticaret müşavirlikleri ve küresel ticaret ağlarına ilişkin kapsamlı bir sunum yapılacağı ifade edilirken, Mersin Valisi Atilla Toros’un da programa teşrif etmesinin beklendiği kaydedildi . Dokuz Ülke İçin Ayrı Ayrı Ticaret Masası Zirve kapsamında ABD, Polonya, Hindistan, Güney Afrika, Tunus, Gana, Fildişi Sahili, Sırbistan ve Bosna Hersek olmak üzere 9 ülkeye yönelik özel oturumlar gerçekleştirilecek. Her ülke için ayrı panel düzenleneceği programda, ticaret müşavirleri, sektör temsilcileri ve uluslararası iş geliştirme uzmanlarının sahadaki deneyimlerini paylaşacağı belirtildi. ABD panelinin hibrit bağlantı ile yapılacağı, diğer ülke sunumlarının ise deneyim ve beklenti odaklı olarak gerçekleştirileceği ifade edilirken, moderatörlüğü TURAB Genel Sekreteri Yasemin Taş’ın üstleneceği bildirildi . Panel yapısının klasik sunum formatından farklı olarak tasarlandığına dikkat çekilen programda, bazı ülke oturumlarının eski ticaret müşavirleri, bazı sunumların ise pazara giriş ve büyüme stratejileri uzmanları tarafından gerçekleştirileceği belirtildi. Bu yaklaşımın, katılımcılara doğrudan uygulanabilir ticaret bilgisi sunmayı hedeflediği vurgulandı . Hazırlanan ülke analiz raporunda da Mersin’in lojistik altyapısı, üretim kapasitesi ve dış pazarlara erişim gücünün ön plana çıkarıldığı, panelin bu potansiyeli somut ticari iş birliklerine dönüştürmeyi amaçladığı ifade edildi. Raporda, organizasyonun ticaret heyetlerinin oluşturulması ve yatırım temaslarının başlatılması açısından kritik bir rol üstleneceği kaydedildi . Zirveye Yoğun İlgi Kayıtlar Doldu Etkinliğe yönelik ilginin yüksek olduğu, kayıtlı katılımcı sayısının arttığına dikkat çeken aöıklamada Adana, Nevşehir ve Kocaeli gibi farklı illerden yatırımcıların programa dahil olduğu, Mersin genelinde ise yoğun bir katılım beklendiği ifade edildi . Mersin Ticaretinin Yeni Eşiği Panel sonunda yapılacak genel değerlendirme oturumunda, ülke bazlı ticari eşleşmeler, B2B heyet planları ve detaylı ülke raporlarının paylaşılacağı belirtildi. Yetkililer, etkinliğin ardından Mersin merkezli yeni ticaret ağlarının oluşmasının ve uluslararası iş birliklerinin hız kazanmasının beklendiğini ifade etti . Genel değerlendirmelerde ise Mersin’in yalnızca bir liman kenti değil; üretim, depolama, işleme ve dağıtım kapasitesi yüksek çok boyutlu bir ticaret merkezi olduğuna dikkat çekilirken, bu panelin kenti küresel ticaret ağlarına daha güçlü şekilde entegre edecek önemli bir eşik olduğu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BM’de Türkiye İmzası Haber

BM’de Türkiye İmzası

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (United Nations Economic and Social Council) tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (International Narcotics Control Board) Başkanı olan Prof. Dr. Sevil Atasoy yeniden Kurul üyeliğine seçildi. 4. Kez 5 yıllığına seçildi… Halen Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yapan ve Türkiye tarafından aday gösterilen Prof. Dr. Atasoy, bu seçimle birlikte dördüncü kez 5 yıllık bir dönem için Kurul üyeliğine seçilmiş olup, ilk görev dönemini 2005–2010 yılları arasında yürüttü. Prof. Dr. Atasoy, seçimlerde en yüksek oyu alarak ilk turda seçildi. Kurul toplam 13 üyeden oluşuyor Toplam 13 üyeden oluşan Kurulda, 3 üye Dünya Sağlık Örgütü tarafından aday gösterilen uzmanlar arasından seçilirken, diğer üyeler hükümetler tarafından önerilen adaylar arasından belirleniyor. Bununla birlikte, Kurul üyeleri ülkelerini temsil ederken, görevlerini tam bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde, yalnızca bilimsel ve teknik uzmanlıklarına dayanarak yerine getiriyor. Bu çerçevede, Prof. Dr. Atasoy’un yeniden seçilmesi, yalnızca adaylık süreciyle sınırlı olmayıp, uzun yıllara dayanan bilimsel birikimi, uluslararası deneyimi ve Kurul çalışmalarına yaptığı teknik katkıların üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Oylama sonuçlarına göre Kurul, Mayıs 2027 itibarıyla Türkiye, Cezayir, Çad, Kolombiya, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Fas, Uganda, Hollanda, Paraguay, Tayland ve Fransa’dan seçilen üyelerden oluşacak. Kurul bağımsız ve teknik bir organ Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, Birleşmiş Milletler uyuşturucu kontrol sözleşmeleri çerçevesinde faaliyet gösteren bağımsız ve teknik bir organ. Kurul, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğini sağlarken, aynı zamanda bu maddelerin yasa dışı kanallara yönlendirilmesinin önlenmesine yönelik çalışmaları izliyor. Prof. Dr. Atasoy’dan teşekkür Prof. Dr. Atasoy, seçimlerin ardından yaptığı değerlendirmede, üye devletlerin gösterdiği güvene teşekkür ederek, Kurulun bağımsız, dengeli ve kanıta dayalı yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Prof. Dr. Atasoy’un yeni görev süresi 2027–2032 dönemini kapsıyor. Dördüncü kez seçilmesi, Prof. Dr. Atasoy’un uluslararası alandaki uzmanlığı ve kurumsal hafızasının üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pernod Ricard'da Önemli Atama Haber

Pernod Ricard'da Önemli Atama

Aslı Tekeş, Pernod Ricard Orta Doğu Genel Müdürü olarak atanırken, aynı zamanda Seyahat Perakendesi (Global Travel Retail) kapsamında Hindistan, Orta Doğu ve Afrika (IMEA) bölgesinden de sorumlu olacak. Bu yeni görev kapsamında Tekeş, bir yandan Orta Doğu’daki yerel (domestic) operasyonların yönetimini üstlenirken, diğer yandan Seyahat Perakendesi organizasyonu içinde gümrüksüz satış (duty free) kanalında IMEA bölgesinin ticari performansını ve büyümesini yönlendirecek. Böylece hem bölgesel hem de global ölçekte çift boyutlu bir sorumluluk üstlenmiş olacak. 2012 yılında Pernod Ricard Türkiye’ye katılan ve farklı yönetim rollerinde önemli katkılar sağlayan Tekeş, 2020–2024 yılları arasında Pernod Ricard Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Genel Müdürü olarak görev yaptı. Bu dönemde bölgenin dönüşümüne liderlik ederek güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme performansı elde etti. Son olarak şirket merkezinde Global Revenue Growth Director rolünü üstlenen Tekeş, global büyüme stratejilerinin şekillendirilmesinde ve Gelir Büyüme ve Fiyatlandırma (Revenue Growth Management) yaklaşımının organizasyon genelinde yaygınlaştırılmasında kritik bir rol oynadı. Aslı Tekeş, yeni görevinde Pernod Ricard Seyahat Perakendesi (Global Travel Retail) CEO’su Laurent Pillet’e doğrudan bağlı olarak çalışacak; Pernod Ricard Afrika ve Orta Doğu CEO’su Selçuk Tümay’a ise ikincil (dotted line) raporlama yapacak. Bu atama, Pernod Ricard’ın global organizasyonunda kritik bir liderlik rolünün üstlenilmesini temsil ederken, Türkiye’den yetişen bir liderin uluslararası ölçekte yarattığı etkinin güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mobilyaları Dünyayı Donatıyor Haber

Türk Mobilyaları Dünyayı Donatıyor

Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği “Alım Heyeti” organizasyonuna; Azerbaycan, Bosna Hersek, Fas, Polonya, Kosova ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 15 yabancı alıcı firma katıldı. “Alım Heyeti”ne Türkiye tarafından 40 firmanın katıldığı bilgisini veren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, “Alım Heyeti” kapsamında firma başına ortalama 5–10 görüşme takvimlendirdiklerini, toplamda 200’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildiğini dile getirdi. 6 ülkeye ihracatımızı 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz “Alım Heyeti”ne katılım sağlayan ülkelere ihracat hacmimiz hakkında açıklamalarda bulunan Gürle, “Azerbaycan’ın mobilya ithalatı 260 milyon dolar seviyesinde. Türkiye bu pazara 105,6 milyon dolar ihracat gerçekleştiriyor ve Azerbaycan’ın ithalatından yüzde 41 pay alıyoruz. Bosna Hersek’e 30 milyon dolar mobilya ihraç ediyoruz. Polonya’nın mobilya ithalatı yaklaşık 5,4 milyar dolar iken Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı 57,4 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Güçlü ihraç pazarlarımızdan Fas’a 99 milyon dolar mobilya ürünleri ihraç ettik ve en büyük ikinci tedarikçi olduk. Birleşik Arap Emirlikleri’ne Türkiye’nin mobilya ihracatı 91,2 milyon dolar seviyesinde. Kosova pazarı daha sınırlı büyüklükte olsa da Türkiye’nin bölgedeki güçlü ticari ilişkileri ve coğrafi yakınlığı sayesinde Türk mobilya sektörü açısından erişilebilir ve gelişim potansiyeli taşıyan pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu 6 ülkeye 390 milyon dolar olan ihracatımızın orta vadede 1 milyar dolara çıkması için bugün önemli tohumlar attık” şeklinde konuştu. Güngör: “Savaş planlarımızı değiştirdi” ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın “Alım Heyeti” sürecinde planlarında değişikliğe yol açtığını paylaşan Ege Mobilya Kâğıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör; “Alım heyeti programı başlangıçta Hindistan, Irak, Suudi Arabistan, Fas, Bulgaristan, İngiltere, Sırbistan ve Romanya’dan daha geniş katılımlı bir yapı ile planlanmıştı. Ancak bölgemizde yaşanan savaş ve buna bağlı olarak oluşan lojistik, güvenlik ve seyahat kısıtları, bazı ülkelerden katılımı doğrudan etkiledi. Programı revize ettik ve daha sınırlı fakat nitelikli bir katılımcı profili oluşturduk; mevcut durumda 6 ülkeden 15 yabancı firmanın katılımı ile alım heyeti sürdürülebilir ve verimli bir yapıda organize ettik. Bu durum, organizasyonun ölçeğini kısmen etkilemiş olsa da hedef odaklı eşleştirmeler sayesinde iş görüşmelerinin verimliliğinin yüksek olması bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BSH 2025’te 15 Milyar Euro Ciro Haber

BSH 2025’te 15 Milyar Euro Ciro

AR-GE’ye 847 milyon, dijitalleşme ve teknolojiye ise 463 milyon Euro yatırım yapılırken bu yatırımlar BSH’nin büyümesini destekleyen itici güçlerden olmaya devam etti. BSH CEO’su Dr. Matthias Metz, “2025, BSH için önemli kararların alındığı bir yıl oldu. Pazarda kendimizi güçlü bir şekilde ortaya koyduk, rekabet gücümüzü artıracak ve geleceğe hazır yapımızı pekiştirecek önemli adımlar attık” değerlendirmesini paylaştı. Münih, 26.03.2026 (BSH) – BSH Ev Aletleri Grubu, 2025 yılı sonuçlarını Münih’te düzenlenen bir basın toplantısıyla paylaştı. Avrupa’nın en büyük ev aletleri üreticisi olan BSH, 2024’e kıyasla Kuzey Amerika, Avrupa ve Gelişen Pazarlar bölgelerinde satış büyümesi kaydetti. 2025 mali yılında 15 milyar Euro ciro elde edilirken, grubun CEO’su Dr. Matthias Metz bu sonuçların önemini şu sözlerle vurguladı: “Zor bir yılı başarıyla geride bıraktık. Pek çok zorlukla karşılaştığımız bir dönemde, geleceğe yönelik yol haritamızın doğru olduğunu bir kez daha gördük.” Güçlü marka portföyü, net stratejik kararlar, odaklı yatırımlar ve piyasa ihtiyaçlarına uygun ürün portföyü sayesinde şirket, kilit bölgelerdeki konumunu güçlendirmeyi ve yeni büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi başardı. BSH, Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde büyümesini sürdürüyor Güney Doğu Asya, Orta Asya, Ukrayna, Orta Doğu, Hindistan ve Afrika’yı kapsayan, Türkiye merkezli Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde %2,3’lük bir satış büyümesi elde edildi. Yerel para birimi bazında ise büyüme %24 olarak gerçekleşti. Kahire’de hayata geçirilen yeni bölgesel üretim tesisi de bu büyümeyi destekleyen önemli adımlardan biri oldu. Hindistan, büyüklüğünü ve stratejik önemini daha iyi yansıtmak amacıyla 2026’dan itibaren bağımsız bir bölge olarak yapılandırılacak. AR-GE’ye 847 milyon, dijitalleşmeye 463 milyon Euro yatırım BSH, 2025 yılında hedefli inovasyonlarla tüketicilerin günlük yaşamını kolaylaştıran ve somut fayda sağlayan çözümler geliştirmeye devam etti. Araştırma ve geliştirmeye yapılan yatırımlar, tüketici odaklılığı güçlendirdi ve ürünlerin pazara daha hızlı sunulmasını sağladı. 2025 mali yılında araştırma ve geliştirme harcamaları 847 milyon Euro’ya ulaştı. Bu rakam toplam cironun %5,6’sına karşılık geliyor. CFO Dr. Thorsten Lücke, “Pazardaki lider yenilikler, araştırma ve geliştirmeye yapılan yatırımlar sayesinde ortaya çıkıyor ve BSH’nin büyümesini destekleyen itici güçlerden biri olmaya devam ediyor” dedi. BSH ayrıca dijitalleşme, yapay zekâ, IT altyapısı güvenliği, müşteri hizmetleri, pazar varlığı ve satış alanlarında yatırımlarını sürdürdü. Bu kapsamda 463 milyon Euroluk yatırım gerçekleştirildi; bu da cironun %3,1’ine denk geliyor. Seçkin tüketiciler için güçlü yenilikler 2025 yılında piyasaya sunulan yeni ürünler ve yapay zekâ destekli teknolojiler, BSH’nin inovasyon stratejisinin önemli bir parçası oldu. Bu kapsamda mutfağa entegre edilen dünyanın ilk ankastre süpürge ve paspas robotu ile tam buharlı pişirme fonksiyonuna sahip dünyanın ilk buhar çekmecesi öne çıkan yenilikler arasında yer aldı. Tüketici ürünleri kategorisinde özellikle yer temizleme cihazları, mutfak robotları ve tam otomatik kahve makineleri ön plana çıktı. BSH ayrıca Bosch Air Fryer’lar ve Bosch Spotless süpürge ve paspas robotları ile yeni ürün segmentlerine giriş yaptı. Bağlantılı ve yapay zekâ destekli çözümler de BSH’nin öncelikleri arasında yer alıyor. Bu teknolojiler sayesinde ev aletleri, yalnızca birer cihaz olmaktan çıkarak kullanıcıların günlük hayatında akıllı yardımcılar haline geliyor. 2026 yılına ilişkin beklentiler Gelecek döneme ilişkin BSH CEO’su Dr. Matthias Metz, “2026 yılında pazarlarda belirgin bir toparlanma öngörmüyoruz. Ancak zorlu koşullarda dahi kendimizi kanıtlayacak sağlam temellere sahibiz. Yaklaşımımız net: dayanıklılığımızı güçlendirmek ve geleceğe yatırım yapmak. 2025’te bunu hayata geçirdik, 2026’da da aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Hedefimiz, net kararlarla ve yol haritamızı istikrarlı biçimde uygulayarak pazarları şekillendirmek” dedi. BSH Türkiye 30. Yılını kutladı 2025’te 30. Yılını kutlayan BSH Türkiye’nin CEO’su Alper Şengül, konuyla ilgili olarak “2025 bizim için özel bir dönüm noktasını ifade ediyor. Ülkemizde 30. yılımızı doldururken 100 milyonuncu ürünümüze de imza atmanın gururunu yaşadık. Bu önemli kilometre taşı; sürdürülebilir büyüme, ortak başarı ve büyük bir adanmışlıkla geçen 30 yılın güçlü bir izdüşümü oldu” dedi. Şengül, 1995–2024 yılları arasında BSH Türkiye’nin 45 milyar ABD doları GSYH katkısı, 60.000 kişilik istihdam etkisi ve şirketin sürdürülebilir değer yaratma taahhüdünü pekiştiren karbon-nötr üretim uygulamaları ile öne çıktığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Renault Group futuREady ile Oyunun Kurallarını Yeniden Yazmaya Hazırlanıyor Haber

Renault Group futuREady ile Oyunun Kurallarını Yeniden Yazmaya Hazırlanıyor

Dinamiklerinin hızla değiştiği ve rekabetin yoğunlaştığı küresel otomotiv pazarında Renault Group, bir sonraki stratejik döngüye güçlü temeller üzerinde hazırlanıyor. 2021’de başlatılan Renaulution planı; net ve birbirini tamamlayan marka konumlandırması ile beş yıl içinde gerçekleştirilen 32 yeni lansmanı kapsayan iddialı ürün yenileme programı sayesinde Grubu yeniden Avrupa’nın önde gelen otomobil üreticileri arasına taşıdı. futuREady ise bu başarı hikâyesini sürdürülebilir ve küresel bir başarı sistemine dönüştürmeyi amaçlıyor. Renault Group, futuREady ile büyümeye hazır (growth ready), teknolojiye hazır (tech ready), mükemmeliyete hazır (excellence ready) ve güvene hazır (trust ready) olmak üzere dört temel sütun üzerine kurulu bir yaklaşım ortaya koyuyor. Ürün stratejisinden teknoloji yatırımlarına, operasyonel dönüşümden çalışan gelişimine kadar uzanan bu yapı, Grubun yeni dönemde nasıl ilerleyeceğini tanımlıyor. Grup aynı zamanda Avrupa’daki güçlü temelini korurken platformlarını kullanarak rekabet avantajını artırmayı, müşteri beklentilerine daha yakın ürünler geliştirmeyi ve Hindistan, Güney Amerika ile Güney Kore gibi büyüme merkezlerinde hedefli bir yaklaşımla genişlemeyi planlıyor. Renault Group CEO’su François Provost: “Dokuz aylık bir çalışmanın sonunda futuREady vizyonu kapsamında ortaya koyduğumuz ilerlemeden büyük bir gurur duyuyorum. Planımız dört temel sütuna dayanıyor. İlk olarak büyüme ve ürün stratejimize odaklanıyoruz. İkinci olarak, tüm kritik teknolojilere yönelik teknolojik yol haritalarımızı hızlandırıyoruz. Yapay zekânın daha geniş ölçekte kullanımıyla operasyonel performansımızı ileri taşıyacak iddialı hedefler belirliyoruz. Bu planı, 127 yılı aşkın süredir olduğu gibi kolektif bir anlayışla hayata geçireceğiz. Bu yaklaşımın merkezinde çalışanlarımızın yanı sıra bayilerimiz, iş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz yer alıyor. futuREady ile Renault Group’un uzun vadeli bir oyuncu olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, küresel ölçekte Avrupa otomotiv endüstrisinin referans noktası haline gelmeyi hedefliyoruz.” Dört sütunla şekillenen dönüşüm vizyonu futuREady planının growth ready ayağı, ürün atağını sürdürmeyi ve müşteri deneyimini merkeze almayı kapsıyor. Bu çerçevede Avrupa’da 16’sı elektrikli olmak üzere toplam 22 yeni modelin pazara sunulması, uluslararası pazarlarda ise 14 model ile ikinci ürün atağının tamamlanması hedefleniyor. Bu strateji kapsamında Renault Group ayrıca ABD, Kanada ve Çin hariç yaklaşık 50 milyon adetlik küresel otomotiv pazarının yüzde 55’inde var olmayı amaçlıyor. Grup aynı zamanda beş yıl içinde 36 lansmanı kapsayan ikinci ürün döngüsünü tamamlamayı ve 2030 yılına kadar yılda 2 milyonun üzerinde araç satışı hedefliyor. Bu satışların yarısının ise Avrupa dışından gelmesi planlanıyor. Planın tech ready boyutu ise teknolojiyi büyümenin ve teknik-ekonomik üstünlüğün itici gücü haline getirmeye odaklanıyor. Elektrifikasyon, yazılım, dijital teknolojiler ve platformlar, Grubun rekabet gücünü artıracak temel alanlar olarak konumlanıyor. Bu kapsamda Renault Group, elektrikli araç maliyetlerini yüzde 40 azaltmayı, C segmentinde elektrikli araç atağı için EV versiyonunda 750 kilometreye kadar, menzil artırıcıyla ise 1.400 kilometreye kadar menzil sunan yeni RGEV Medium 2.0 platformunu devreye almayı planlıyor. Ayrıca Grup, E-Tech hibrit teknolojisini 2030 sonrasında da sürdürmeyi ve uluslararası pazarlarda 150 hp altındaki versiyonlarla genişletmeyi hedefliyor. Bu teknoloji odağı, Renault Group’un 2026 yılında Avrupa’da Software Defined Vehicle sunan ilk Avrupalı üretici olma hedefini de destekliyor. Excellence ready yaklaşımı, giderek daha oynak hale gelen küresel pazarda dayanıklılığı artırmayı ve operasyonel mükemmeliyeti güçlendirmeyi amaçlıyor. Renault Group bu doğrultuda inovasyon, maliyet yönetimi ve hız açısından daha rekabetçi bir yapı kurmaya odaklanıyor. Bir aracın geliştirme süresinin iki yıla indirilmesi, bu yaklaşımın temel hedeflerinden biri olarak öne çıkıyor. Grup ayrıca kalite kaynaklı sorunları yüzde 50 azaltmayı, araç başına değişken maliyetleri yılda ortalama yaklaşık 400 avro düşürmeyi ve başlangıç yatırımlarını yüzde 40’a kadar azaltmayı planlıyor. Bu hedefler, Renault Group’un üretim süreçlerinde daha hızlı, daha verimli ve daha rekabetçi bir yapı oluşturma stratejisinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Trust ready başlığı ise paydaşlara yönelik taahhüdün güçlendirilmesini odağına alıyor. Renault Group, yaklaşık 100.000 çalışanı için sürekli değişen dünyada istihdam edilebilirliği güçlendirecek yetkinliklere ve destek mekanizmalarına uzun vadeli yatırım yapma kararı aldı. Bu yaklaşım, dönüşüm sürecinde insan kaynağını daha da güçlendirmeyi ve organizasyonun dayanıklılığını artırmayı amaçlıyor. Grup ayrıca küresel iş birliklerini güçlendirerek 2030 yılına kadar Nissan, Mitsubishi Motors, Volvo Trucks, Geely ve Ford gibi üreticiler için yılda 300.000’den fazla araç üretmeyi hedefliyor. Küresel iş birlikleriyle büyüyen üretim ekosistemi Grubun 9.000 yöneticisi bu dönüşümün temel taşları arasında yer alırken, tedarikçiler de inovasyon ve maliyet optimizasyonu için projelerin başlangıcından itibaren sürece dahil edilecek. Dünya genelinde 9.000 satış noktası ve yılda 30 milyondan fazla işlem gerçekleştiren perakende ağı ise müşteri deneyiminin merkezinde yer almayı sürdürecek. Renault Group aynı zamanda Nissan ve Mitsubishi Motors ile olan stratejik ittifakını güçlendirmeye devam ederken, Avrupa’da tam endüstriyel ve teknolojik bağımsızlığını koruyarak üretim kapasitesini diğer üreticilere de açmayı planlıyor. Uluslararası pazarlarda ise Hindistan’ın küresel üretim ve tedarik merkezi haline getirilmesi, Güney Kore ve Güney Amerika’da Geely ile ortaklığın güçlendirilmesi hedefleniyor. Genel olarak Renault Group, üç kıtada Nissan, Mitsubishi Motors, Volvo Trucks, Geely ve Ford için 2030 yılına kadar yılda 300.000’den fazla araç üretmeyi planlıyor. Bu yaklaşım, Grubun küresel iş birliklerini güçlendirirken aynı zamanda üretim kapasitesini daha verimli kullanmasını sağlayacak. Endüstriyel metaverse ile üretimde yeni dönem Üretim tarafında tüm fabrikaların dijital ikizini içeren endüstriyel metaverse sistemi devreye alınacak. Bu sayede üretim süreçleri dünya genelinde gerçek zamanlı izlenebilecek. Araç başına parça sayısının ortalama yüzde 30 azaltılması ve ağır işler için 350 yeni nesil humanoid robotun kullanılması planlanıyor. Yapay zekâ destekli üretim sayesinde fabrika duruş sürelerinin yarıya indirilmesi, enerji tüketiminin yüzde 25 azaltılması ve üretim maliyetlerinin yüzde 20 düşürülmesi hedefleniyor. Kalite süreçlerinde ise üretimin kritik aşamalarının tamamı yapay zekâ ile izlenecek ve bu sistem 1.000’den fazla kontrol noktasını kapsayacak. Bu yaklaşım sayesinde araç kullanımının ilk yılında yaşanan sorunların yarıya indirilmesi ve müşteri şikâyetlerinin beş yıl içinde üçte bire düşürülmesi hedefleniyor. Tedarik zincirinde kurulacak üç dijital kontrol kulesi sayesinde fabrikalar, tedarikçiler, satış ağı ve müşteriler arasındaki tüm akışlar gerçek zamanlı izlenecek ve lojistik maliyetlerinin yüzde 30 azaltılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group Kazanç Beklentilerini Aştı ve Temettüsünü Artırdı Haber

DHL Group Kazanç Beklentilerini Aştı ve Temettüsünü Artırdı

Lojistik şirketi DHL Group, ticarette devam eden gerginliklere rağmen 2025 mali yılını başarıyla yöneterek hedeflerini aştı. Gelirler, kur etkileri ve ABD hatlarındaki hacim düşüşünün de etkisiyle yüzde 1,6 gerileyerek 82,9 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti. Aktif kapasite yönetimi ve yapısal maliyet iyileştirmeleri sayesinde DHL Group’un faaliyet kârı (EBIT) yüzde 3,7 artarak 6,1 milyar Euro’ya yükseldi ve böylece en az 6 milyar Euro olarak açıklanan kâr beklentisinin üzerine çıktı. EBIT marjının önceki yıla kıyasla 0,4 artarak yüzde 7,4’e ulaşmasıyla kârlılıkta da iyileşme görüldü. DHL Group CEO’su Tobias Meyer, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Aktif kapasite yönetimi ve yapısal maliyet iyileştirmeleri, finansal hedeflerimizi aşmamızı sağladı. Aynı zamanda küresel büyüme pazarlarına ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Ekonomik dalgalanmaların 2026 yılında da devam etmesini bekliyoruz. Hem küresel hem de yerel ölçekte güçlü bir konumdayız. Bu sayede müşterilerimizle yakın çalışarak zorlu bir ortamda tedarik zincirlerini daha da güçlendirmelerine destek oluyoruz.” Serbest nakit akışı (M&A hariç) beklentileri aştı; hisse başına kazanç arttı DHL Group, 2025 mali yılında yatırımlarını küresel ticaret akışlarındaki dalgalı dinamiklere uyumlu şekilde şekillendirirken, güçlü büyüme potansiyeline sahip bölge ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürdü. Şirketin sahip olduğu varlıklara yönelik sermaye harcamaları (capex) 2025 mali yılında 3,0 milyar Euro olarak gerçekleşti ve bu rakam önceki yıla göre yüzde 3,8 daha düşük seviyede kaldı. Birleşme ve satın almalar (M&A) hariç serbest nakit akışı, 2025 mali yılında yüzde 8,3 artarak 3,2 milyar Euro’ya yükseldi ve yaklaşık 3 milyar Euro olarak açıklanan beklentinin üzerine çıktı. Aynı dönemde DHL Group, Deutsche Post AG hissedarlarına atfedilen konsolide net kârını yıllık bazda yüzde 5,1 artışla 3,5 milyar Euro’ya çıkardı. Temel hisse başına kâr (EPS) ise yüzde 8,1 artarak 3,09 Euro’ya yükseldi (2024 mali yılı: 2,86 Euro). Strateji 2030 hayata geçiriliyor Eylül 2024’te açıklanan Grup Stratejisi “Strategy 2030: Accelerating Sustainable Growth”(Strateji 2030: Sürdürülebilir Büyümeyi Hızlandırmak), dört stratejik boyuta dayanıyor: Employer of Choice (Tercih Edilen İşveren), Provider of Choice (Tercih Edilen Hizmet Sağlayıcı), Investment of Choice (Tercih Edilen Yatırım) ve Green Logistics of Choice (Tercih Edilen Yeşil Lojistik). DHL Group, 2025 yılında da stratejinin uygulanmasını sürdürerek tüm bu başlıklarda ilerleme kaydetti. Bu kapsamda öne çıkan gelişmeler arasında şunlar yer aldı: Employer of Choice (Tercih Edilen İşveren): Çalışan memnuniyeti yüzde 82 seviyesine ulaştı. (hedef: en az yüzde 80) Bir milyon çalışma saati başına iş kazası oranı 13,3’e geriledi. (2024 mali yılı: 14,5) Provider of Choice (Tercih Edilen Hizmet Sağlayıcı): Hedefli satın almalar (CRYOPDP, SDS Rx) ve ağ altyapısına yapılan yatırımlar sayesinde klinik araştırmalar ve özel ilaç lojistiği yetkinlikler genişletildi. Tehlikeli maddeler ve bataryaların taşınması konusundaki operasyonel yetkinlikler güçlendirildi. E-ticaret ağı, hedefli satın almalar (AJEX, IDS, Inmar) yoluyla genişletildi. Investment of Choice (Tercih Edilen Yatırım): Ortalamanın üzerinde büyüme potansiyeline sahip ülkelere (örneğin Hindistan, Çin ve Kolombiya) yapılan yatırımlar sürdürüldü. Kısmen yapısal maliyet iyileştirmeleri ile desteklenen daha yüksek sermaye verimliliği elde edilerek Yatırılan Sermaye Getirisi (ROIC) 20 baz puan artarak yüzde 13,9 seviyesine yükseldi.Temettü ödemeleri ve hisse geri alım programı aracılığıyla hissedarlara cazip getiri sağlandı ve 2025 yılında 1,4 milyar Euro tutarında hisse geri alımı elde edildi. Green Logistics of Choice (Tercih Edilen Yeşil Lojistik): Sera gazı emisyonları 32,3 milyon ton CO₂e seviyesine düşürüldü (2025 hedefi: en fazla 34,7 milyon ton CO₂e; Kapsam 1, 2 ve 3)Şirketin kendi uçak filosunda (Kapsam 1) Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı kullanım oranı yüzde 10,0’e yükseltildi (2024 mali yılı: yüzde 3,5)Toplama ve teslimatta kullanılan elektrikli araç filosu yaklaşık 45.400 araca çıkarıldı (2024 mali yılı: yaklaşık 39.100 araç) Grup yapısının modernizasyonu plan doğrultusunda ilerliyor Grubun yasal yapısını yönetim yapısıyla uyumlu hale getirme amacı doğrultusunda, Strateji 2030 kapsamında yapıyı modernize etme planları açıklandı. Ayrıca, halka açık ana şirketin DHL AG olarak yeniden adlandırılması planlanıyor. Gerekli ayrılma (carve-down) anlaşması, onay için 5 Mayıs 2026’daki Olağan Genel Kurul’da hissedarların oyuna sunulacak. Temettü artışı Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu, yaklaşan Olağan Genel Kurul’da temettünün hisse başına 1,90 Euro’ya artırılmasını (2024: 1,85 Euro) teklif etmeyi planlıyor. Hissedar onayına bağlı olarak, toplam ödeme 2,1 milyar Euro tutarında olacak. Önerilen temettü esas alındığında, dağıtım oranının net kârın %60,6’sına karşılık gelmesi ve bu oranın hedeflenen %40–%60 aralığının biraz üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Yıl sonu hisse fiyatına göre, temettü verimi yüzde 4,1 olacak. DHL Group CFO’su Melanie Kreis, “Geçen yıla kıyasla hisse başına kazancımızı önemli ölçüde artırdık, bu da verimlilik önlemlerimizin etkinliğini ortaya koyuyor. Birleşme ve satın almalar (M&A) hariç serbest nakit akışı güçlü ve yapısal olarak geçmişe göre çok daha yüksek seviyede. Bu durum, önerilen temettü artışı için finansal olarak sürdürülebilir bir temel sağlıyor. Temettüler ve hisse geri alımları kombinasyonu, hissedarlar için bizi cazip bir yatırım haline getiriyor,” dedi. 2026 Yılı Beklentileri 2026 yılında jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi öngörülüyor. Bu nedenle DHL Group, verimlilik iyileştirmelerine, aktif kapasite yönetimine ve “Fit for Growth” maliyet programının uygulanmasına odaklanmayı sürdürecek. 2026 mali yılı için Group, faaliyet kârının 6,2 milyar Euro’nun üzerinde ve birleşme ve satın almalar (M&A) hariç serbest nakit akışının yaklaşık 3 milyar Euro seviyesinde olmasını bekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak Haber

Gayrimenkulde Dubai’ye İlgi Ramazan’da da Hızlanacak

Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte Dubai gayrimenkul piyasasında hareketliliğin sürmesi beklenirken, özellikle bölge ülkelerinden gelen yatırım talebinde artış öngörülüyor. ParcelEstates CEO’su Özden Çimen, yılın ilk aylarında satışların artış eğilimini koruduğunu ve Ramazan döneminde bu ivmenin devam edeceğini belirtti. Çimen, “Ocak-Şubat döneminde şehir genelinde konut satışlarının artış eğilimini sürdürdüğünü gözlemledik. Geçen yılın aynı dönemine göre toplam alım-satım hacmi ortalama yüzde 3 oranında yükseldi. Ramazan boyunca da satış eğiliminin devam etmesini bekliyoruz. Özellikle BAE’ye yakın ülkelerden Dubai’ye olan ilginin bu dönemde artması bizim açımızdan sürpriz olmayacaktır.” dedi. Yeni projeler yatırımın odağında Dubai’de yatırımcı davranışının önemli ölçüde yeni projelere yöneldiğini belirten Çimen, “Dubai konut yatırımcısını diğer pazarlardan ayıran en önemli özelliklerden biri, yatırımların yaklaşık yüzde 70’inin yeni projelere yönelmesi. 2025 yılında gerçekleşen toplam 249 milyar dolarlık satışın büyük bölümü yeni tamamlanmış veya yapım aşamasındaki projelerden oluştu. Ramazan döneminde sunulan yeni fırsatlar ve kampanyalar da yatırım yapılabilirlik algısını güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı. Müslüman ülkelerden talep artışı bekleniyor Dubai’de konut alıcılarının büyük bölümünü yabancı yatırımcıların oluşturduğunu vurgulayan Çimen, geçen yıl 200 binden fazla konut satışında Çin, Hindistan, İngiltere, ABD, Türkiye, Pakistan, İran ve İtalya’nın öne çıkan ülkeler arasında yer aldığını aktardı. Ramazan döneminde yatırımcı profilinde kısmi bir değişim yaşanabileceğini belirten Çimen, “Bu süreçte özellikle Müslüman ülkelerden gelen talebin artmasını bekliyoruz. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve İran gibi ülkelerden yatırımcılar önceki yıllarda satışlardan önemli pay aldı. Ramazan boyunca sunulan ödeme kolaylıkları ve yeni proje lansmanları, bu ülkelerden gelen ilgiyi daha da artırabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Vergi avantajı ve yüksek getiri etkili oluyor Dubai’nin yatırımcılar açısından sunduğu yapısal avantajlara da değinen Çimen, şehrin vergi politikalarının ve yüksek getiri potansiyelinin talebi desteklediğini belirterek, şunları kaydetti: “Dubai, her yıl yayımlanan küresel servet göçü raporlarında en çok tercih edilen şehirler arasında yer alıyor. 2025 yılında yaklaşık 10 bin milyonerin şehre taşındığı tahmin ediliyor. ABD, İngiltere, Çin, Türkiye, Hindistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden yüksek gelir grubundaki yatırımcılar Dubai’de gayrimenkule milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Daha geniş yatırımcı kitlesi için ise düşük faizli finansman imkanları önemli bir avantaj oluşturuyor. Yüksek kira çarpanı da yatırım kararını destekleyen temel unsurlar arasında bulunuyor.” Çimen, Ramazan döneminde bu avantajların etkisiyle özellikle Müslüman ülkeler başta olmak üzere daha fazla yatırımcının Dubai piyasasına yönelmesinin beklendiğini ifade etti. Kurumsal danışmanlık ve doğru zamanlama kritik Ramazan ayında yatırım yapmayı planlayanlara önerilerde bulunan Çimen, yatırım sürecinde kurumsal danışmanlık ve doğru proje seçiminin önemine dikkat çekerek, “Doğru projeye yatırım ve doğru zamanda çıkış stratejisi ancak kurumsal ve tecrübeli yapılarla mümkün oluyor. Yatırımcıların piyasa deneyimi olan firmalarla çalışması, riskleri azaltırken getiriyi optimize ediyor. Biz de Parcel Estates olarak yatırımcılarımıza doğru zamanlama ve yüksek getiri potansiyeli sunan projeleri titizlikle analiz ederek rehberlik ediyoruz.” dedi. Çimen, Dubai’nin güçlü talep yapısı, uluslararası yatırımcı ilgisi ve düzenli büyüyen gayrimenkul piyasasıyla Ramazan döneminde de fırsat sunmaya devam ettiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçısı İçin Pazar Payı Sabit Ama Rekabet Artıyor Haber

Türk İhracatçısı İçin Pazar Payı Sabit Ama Rekabet Artıyor

The Globby Araştırma Ekibi, 2016-2024 döneminde Avrupa Birliği'nin Çin, ABD, Hindistan ve Türkiye ile yürüttüğü ikili ticareti 97 ürün grubu bazında inceledi. Barış Yaşbala, analizin genel tablosunu özetlerken AB'nin bu dört ülkeden yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ithalat gerçekleştirdiğini belirterek, pastanın büyüdüğünü ancak dilimlerin eşit büyümediğini ifade etti. Yaşbala, analizin en çarpıcı bulgusunun otomotiv sektöründe yaşandığını vurguladı. 2016'da Türkiye'nin bu dört ülke arasında AB'ye en fazla otomotiv ihracatı yapan ülke konumunda olduğunu, ancak Çin'in elektrikli araç devrimiyle bu tabloyu tamamen değiştirdiğini aktardı. Çin'in otomotiv ihracatını 8 yılda beş katına çıkararak liderliği devraldığını belirten Yaşbala, Türkiye'nin 29 milyar dolarlık ihracatla hâlâ güçlü bir performans sergilediğini ancak elektrikli araç dönüşümünü yakalamanın artık tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Öte yandan Yaşbala, verilerin umut verici yeni trendlere de işaret ettiğinin altını çizdi. Raylı sistem araçları, savunma sanayii ve bitkisel yağlar gibi kalemlerde Türkiye'nin son 8 yılda çok yüksek büyüme oranları yakaladığını belirterek, ihracat yapısının geleneksel tekstil-otomotiv ekseninden çok daha geniş bir portföye evrildiğini ifade etti. Yaşbala, AB'nin COVID sonrasında benimsediği tedarik zinciri yakınlaştırma stratejisinin Türkiye'nin coğrafi konumunu daha da değerli kıldığını ve hız avantajı gerektiren sektörlerde, özellikle hızlı moda, taze gıda ve sipariş bazlı üretimde Türk ihracatçıların önünde önemli fırsatlar bulunduğunu vurguladı. Yaşbala, tehditlere de dikkat çekerek AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) Türk ihracatçılar için yakın vadedeki en somut risk olduğunu belirtti. Demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi kalemlerin kapsama girdiğini hatırlatan Yaşbala, Türkiye'nin bu sektörlerde önemli bir ihracatçı olduğunu ve karbon ayak izi raporlamasının artık bir pazar erişimi koşulu haline geldiğini aktardı. Hindistan'ın özellikle elektrik-elektronik ve kimyasal sektörlerinde hızla yükseldiğini de ekleyen Yaşbala, Türk ihracatçıların veri odaklı karar almayı, elektrikli araç ekosistemini hızlandırmayı ve yeşil dönüşüme bugünden hazırlanmayı geciktirmemesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.