Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hipotermi

Kapsül Haber Ajansı - Hipotermi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hipotermi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO Ülkelerinden Sağlık Personeli İsveç’te Zorlu Soğuk İklim Eğitiminde Haber

NATO Ülkelerinden Sağlık Personeli İsveç’te Zorlu Soğuk İklim Eğitiminde

Aşırı soğuk iklimlerde tıbbi müdahale, hem personel hem de ekipman açısından ciddi zorluklar barındırıyor. Bu alandaki uluslararası yetkinliği artırmak amacıyla İsveç Silahlı Kuvvetleri Savunma Tıbbı Merkezi, kuzey İsveç’te düzenli olarak ileri seviye eğitimler gerçekleştiriyor. Son olarak, altı NATO ülkesinden 20 askeri sağlık personeli, sekiz gün süren subarktik tıp eğitimi kapsamında İsveç’in kuzeyinde bir araya geldi. Hipotermi ve Soğuk Kaynaklı Yaralanmalar Odakta Eğitim programı; hipotermi tedavisi, soğuğa bağlı yaralanmalar, soğuk hava koşullarında karmaşıklaşan muharebe yaralanmaları üzerine yoğunlaştı. Katılımcılar, uzun süreli hasta bakımı ve tahliyenin geciktiği senaryolarda uygulanacak tıbbi yöntemler konusunda pratik eğitim aldı. NATO Üyeliği Sonrası İlgi Arttı Eğitimin her yıl uluslararası katılımcılara açık olarak düzenlendiği belirtilirken, İsveç’in NATO’ya katılımının ardından müttefik ülkelerden gelen ilginin belirgin şekilde arttığı vurgulandı. Soğuk iklim tecrübesiyle bilinen İsveç Silahlı Kuvvetleri, bu alandaki bilgi birikimini NATO müttefikleriyle paylaşmayı sürdürüyor. “Soğukta Eğitim Her Zaman Zorludur” İsveç Silahlı Kuvvetleri Savunma Tıbbı Muharebe Okulu Birim Başkanı Sophie Bosdotter, eğitimin önemini şu sözlerle ifade etti: “Aşırı soğukta eğitim her zaman zorludur. Hem personel hem de ekipman ciddi şekilde zorlanır. Katılımcılar, önleyici tıp yaklaşımıyla birlikte hipotermik hastaların zorlu subarktik ortamda yönetilmesine odaklanan ileri seviye bir eğitim talep etti.” Katılımcılardan Olumlu Geri Bildirim Eğitime katılan Alman paraşüt birliklerinden bir sağlık personeli, eğitimin NATO’nun kuzey görevleri açısından kritik olduğunu belirterek, İsveçli eğitmenler ve diğer ülkelerle yapılan bilgi paylaşımının son derece faydalı olduğunu söyledi. Hollanda’dan katılan bir uçuş hemşiresi ise, eğitimde özellikle uzun süreli hasta bakımı ve gecikmeli tahliye koşullarında müdahale konularının öne çıktığını ve edinilen bilgilerin sahada doğrudan kullanılabileceğini vurguladı. Soğuk İklimlere Hazırlık Artıyor Uzmanlara göre, NATO’nun kuzey kanadındaki faaliyetlerinin artmasıyla birlikte subarktik tıp eğitimi, askeri sağlık personeli için giderek daha kritik hale geliyor. İsveç’teki bu eğitimler, müttefik ülkelerin ortak operasyon kabiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor! Haber

Donma mı, Hipotermi mi?  Belirtileri Ayırt Etmek Hayat Kurtarıyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, bu iki durumun belirtilerinin doğru ayırt edilmesinin erken müdahale açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Deniz Demirci, soğuk hava koşullarına ve hipoterminin zamanında fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Hipotermi nedir? Hipoterminin vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesiyle meydana gelen tehlikeli bir durum olduğunu dile getiren Prof. Dr. Deniz Demirci, “Normal vücut sıcaklığı genellikle 36.5°C ile 37.5°C arasında olup, bu aralık vücudun optimal işlevlerini sürdürebilmesi için gereklidir. Vücut ısısı 35°C’nin altına düştüğünde, vücut normal işlevlerini yerine getiremez ve hayati tehlike söz konusu olabilir. Hipotermi genellikle aşırı soğuk havalarda, suda uzun süre kalma, yeterince giyinmemek, yorgunluk veya açlık gibi durumlarla ilişkilidir. Bunun yanı sıra, alkol ve bazı ilaçlar da vücutta ısının kaybını hızlandırabilir.” dedi. Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geliyor Vücut sıcaklığı düştükçe, vücutta bir dizi fizyolojik değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipoterminin etkileri, vücut sıcaklığının ne kadar düştüğüne ve ne kadar süreyle bu düşük sıcaklığın etkisi altında kalındığına bağlı olarak değişebilir.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Demirci, vücut sıcaklığı düştükçe birçok hayati sistemin olumsuz etkilendiğini belirterek, dolaşım sistemiyle ilgili olarak şunları kaydetti: “Vücut ısısının düşmesiyle birlikte, kan damarları daralır (vazokonstriksiyon). Bu, kanın vücut yüzeyinden iç organlara yönlendirilmesine ve böylece hayati organların korunmasına yardımcı olur. Ancak, bu durum ciltte solukluk, soğukluk ve mavi renge (siyanoz) yol açabilir. Uzun süreli hipotermi, kan basıncında düşüşe neden olabilir, bu da organlara yeterli kanın ulaşamamasına yol açar ve organ fonksiyonlarını bozabilir.” Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlıyor Sinir sistemi üzerindeki etkilerinin de hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, sinir sistemi üzerinde de etkiler yaratır. Vücut ısısı düştükçe, beyin işlevleri yavaşlar. Başlangıçta titreme, konuşma bozukluğu ve koordinasyon kaybı gibi belirtiler görülür. Sıcaklık daha da düşerse, bilinç kaybı, koma ve sonunda ölüm riski artar. Beyin, vücut ısısının kontrolünü sağlamak için daha fazla enerji harcar ve bu durum, zihinsel işlevlerde bozulmalara yol açabilir. Hipotermi sırasında kaslarda titreme başlar. Titreme, vücutta ısının korunmasını sağlamak için kasların kasılmasından kaynaklanır ve bu, vücudun ısınmasını sağlayan bir tepkidir. Ancak, vücut sıcaklığı iyice düştüğünde, titreme durur ve kaslar zayıflar.” diye konuştu. Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlıyor Hipoterminin metabolizma üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, “Vücut sıcaklığının düşmesiyle metabolizma yavaşlar. Hipotermi, enerji üretimi ve kullanımı üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Karaciğer ve böbrek gibi organlar, ısı üretmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır, ancak bu süreçler verimsizleşir. Ayrıca, kan şekerinin düşmesi ve diğer metabolik dengesizlikler görülebilir.” şeklinde konuştu. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabiliyor Solunum sistemi üzerindeki etkilerini de anlatan Prof. Dr. Demirci, “Solunum hızı, vücut ısısının düşmesiyle birlikte azalır ve bu da oksijenin vücutta daha verimli bir şekilde taşınmasını zorlaştırır. Şiddetli hipotermi, solunumda durmaya yol açabilir. Ayrıca, soğuk hava solumak, solunum yollarında kuruluk ve tahrişe neden olabilir.” dedi. Prof. Dr. Demirci, kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri de vurgu yaparak, “Hipotermi, kalp atışlarını etkileyebilir. Vücut sıcaklığı düştükçe, kalp atış hızı yavaşlar ve düzensizleşebilir. Şiddetli hipotermi durumunda, kalp durması riski ortaya çıkabilir. Kalp atışlarındaki düzensizlikler (aritmi) hayati tehlike oluşturabilir.” ifadesinde bulundu. Soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmeli Hipotermiden korunmak için soğuk hava koşullarında uygun kıyafetler giyilmesi, aşırı soğuk ortamlarda uzun süre kalmaktan kaçınılması ve vücut ısısının düşmesini engellemek için önlemler alınmasının önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Deniz Demirci, “Hipotermi tedavisinde, kişinin ısısını yavaşça artırmak gerekir. Bu, sıcak içecekler, ısınma battaniyeleri veya ısınma cihazları kullanılarak yapılabilir. Ancak, tedavi hızlı ve dikkatli bir şekilde yapılmalıdır, çünkü aşırı hızlı ısınma, vücuttaki kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.” dedi. Donma ve hipotermi arasındaki farklar neler? Donma ve hipoterminin, her ikisinin de soğukla ilgili tehlikeli sağlık durumlar olduğunu ancak farklı mekanizmalarla vücutta etkiler oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, vücut sıcaklığının 35°C’nin altına düşmesi durumudur. Vücut, soğuk ortamda ısısını kaybeder ve bu durum organ fonksiyonlarını bozarak hayati tehlike yaratabilir. Hipotermide tüm vücut etkilenir. Donma, vücut dokularının (genellikle eller, ayaklar, burun, kulaklar gibi vücut uç bölgeleri) aşırı soğuk nedeniyle donmasıdır. Donma, dondurucu soğukta uzun süre kalma sonucu, özellikle kan damarlarının tıkanmasıyla doku hasarına yol açar. Bu, lokal bir durumdur ve genellikle vücudun uç bölgelerinde görülür.” diye konuştu. Donmada dokularda nekroz yaşanabiliyor Hipotermide, vücut ısısının genel olarak düştüğünü ve bu durum bütün organları etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Kalp, solunum ve merkezi sinir sistemi en fazla etkilenen bölgeler arasındadır. Hipotermide kaslar titrer, solunum yavaşlar, kalp hızı düşer, düşünme ve koordinasyon bozulur. Donma, sadece vücudun bazı bölümlerinde meydana gelir. Doku, aşırı soğuk nedeniyle donarak hasar görür. Başlangıçta cilt soluklaşır ve uyuşur, sonra dokular buz gibi sertleşebilir. Ciddi vakalarda, dokular nekroz yaşayabilir.” şeklinde konuştu. Hipotermi vücudun tamamını etkiliyor Hipotermi vücudun tamamını etkilerken, donmanın sadece vücutta soğuğa doğrudan maruz kalan bölgelerin etkilendiğini (özellikle uç kısımlar: parmaklar, ayak parmakları, burun, kulaklar) belirten Prof. Dr. Demirci, “Hipotermi, genellikle hava sıcaklığının çok düşük olduğu, rüzgarlı, nemli ortamda uzun süre kalmak sonucu oluşur. Donma ise doğrudan soğuğa maruz kalan, genellikle rüzgarlı ve nemli ortamlarda, çıplak ciltle soğuğa temasla daha hızlı gelişir.” dedi. Donma ve hipoterminin belirtileri nasıl ayırt edilir? Prof. Dr. Deniz Demirci, hipotermi belirtilerini şöyle sıraladı: “Başlangıçta, titreme, yorgunluk, uyuşma, baş dönmesi, konuşmada bozulma, kas zayıflığı, koordinasyon kaybı olur. Orta düzey hipotermi de titreme durur, bilinç kaybı, hızla düşünme ve karar verme zorluğu, nefes almanın zorlaşması, kalp atışlarının yavaşlaması meydana gelir. İleri düzey hipotermi de ise bilinç kaybı (komaya girme), vücut ısısının 30°C’nin altına düşmesi, kalp durması riski oluşur.” Donma belirtilerini de sıralayan Prof. Dr. Demirci, şöyle devam etti: “Başlangıçta, cilt soğur ve beyazlaşır, uyuşukluk ve karıncalanma hissi olur. İleri aşamada ise cilt sertleşir, morarma, buz gibi bir hissiyat, ağrı veya yanma hissi olur. Vücut kısmı hareket ettirilemez hale gelebilir. Şiddetli donmada ise cilt ve doku tamamen donar, şişlik ve kabuklanma oluşur, doku ölümü (nekroz) gelişebilir. Tedavi edilmezse, etkilenen doku kaybolabilir.” Vücudu yavaşça ısıtmak gerekiyor Hipotermi tedavisinde vücudu yavaşça ısıtmak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, “Öncelikle sıcak, kuru bir ortamda kişiyi ısıtmak, sıcak içecekler vermek, ısınma battaniyeleri kullanmak önemlidir. Ağızdan ısıtma yapılabilir, ancak hızlı ısıtma, vücudun şok yaşamasına yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Donma tedavisinde ise donmuş bölgeyi ılık suyla ısıtmak, donmuş dokuyu tekrar soğuğa maruz bırakmamak gerekir. Donmuş bölgeye doğrudan ısı uygulamaktan kaçınılmalıdır. Şiddetli donma durumlarında, etkilenen doku nekrozu gelişebileceği için cerrahi müdahale gerekebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Bir Kap Su, Bir Avuç Mama Hayat Kurtarıyor! Haber

Bir Kap Su, Bir Avuç Mama Hayat Kurtarıyor!

Bu kış için alınması gereken önlemlere işaret eden Dr. Çevreli, “Belediyelerin kulübe dağıtımı artırılmalı, vatandaşların barınak yapması teşvik edilmeli, mama-su istasyonları yaygınlaştırılmalı. Sokak hayvanlarını kışın hatırlanacak canlılar değil, yaşamın bir parçası olarak görmek zorundayız.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, soğuk havalar yaklaşırken sokakta yaşayan hayvanlar için yapılması gerekenleri değerlendirdi. 2 yavrudan biri hayatta kalıyor! Sokakta yaşayan hayvanların sonbahar ve kış aylarında en çok karşılaştıkları zorluklara dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Bir kap su, bir avuç mama… Hayat kurtarmak bazen bu kadar basit. Türkiye’de kış aylarında sokakta yaşayan hayvanların yüzde 30’u hipotermi ve açlığa bağlı sağlık sorunları yaşıyor. Özellikle genç yavruların hayatta kalma oranı yüzde 50’nin altında.” dedi. Sonbahar ve kış aylarının, sokakta yaşayan hayvanlar için en ağır sınavı getirdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Biz sıcak evlerimize çekilirken onlar kar, yağmur ve dondurucu soğukla mücadele ediyor. Açlık, susuzluk ve barınaksızlık; sokak hayvanlarının yaşam mücadelesinin en acı yüzünü oluşturuyor.” diye konuştu. Mevsimsel çözümler yerine sürdürülebilir politikalar üretilmeli Kimi belediyelerin kulübeler dağıttığını, mama-su desteği sağladığını hatta geçici barınma merkezleri açtığını hatırlatan Dr. Çevreli, “Ancak sayı yetersiz. Birkaç yüz kulübe, binlerce hayvanın yaşadığı şehirlerde sadece sembolik kalıyor. Mevsimsel çözümler yerine sürdürülebilir politikalar şart.” ifadesinde bulundu. Güvenli, kuru ve rüzgâr almayan bir nokta seçilmeli! Sokakta yaşayan hayvanlar için vatandaşların yapabileceklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Apartman önüne, site bahçesine ya da evinin uygun köşesine basit bir kulübe yerleştirmek bile hayat kurtarır. Plastik kutular, strafor kasalar veya tahtadan yapılmış barınaklar bu canların en büyük sığınağı olabilir. Tek şart: Güvenli, kuru ve rüzgâr almayan bir nokta seçmek.” dedi. Sokak kedileri ve köpeklerinin, soğuk kış gecelerinde ve yağmur mevsiminde hayatta kalmak için çeşitli stratejiler geliştirdiklerini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Özellikle sokak köpekleri, vücut ısısını paylaşmak için sürüler oluşturabilir ve bir araya toplanabilirler. Kediler de sıcaklık için diğer kedilere yakınlık arayabilir. Sahipsiz hayvanlar genellikle rüzgârdan ve yağmurdan korunmak için çalılıklar, köprü altları veya terk edilmiş binalar gibi doğal barınaklara yönelirler. Ayrıca kuru ve sıcak kalabilecekleri garajlarda, kulübelerde veya verandaların altında da sığınak bulabilirler.” diye konuştu. Soğuk havalarda su kaplarına bir damla yağ damlatılabilir… Soğuk havada su kaynaklarının donabildiğini de dile getiren Dr. Burcu Çevreli, “Mama bulmak ise daha da zorlaşır. Bu yüzden düzenli mama-su desteği şart. Su kaplarını sık sık kontrol etmek, gerekirse içine birkaç damla yağ damlatmak donmayı geciktirir. Hayvanların kavga etmemesi için yiyeceği tek noktaya değil, farklı yerlere bırakmak gerekir. Niyet iyi olsa da yanlış besleme hayati risk taşır. Tuzlu, baharatlı yiyecekler ya da çiğ kemikler hayvanlara zarar verir. Mama kapları hijyenik tutulmalı, artıklar çevreye saçılmamalıdır. Düzenlilik en önemli kriterdir; hayvanın aç kaldığı gün bağışıklığı hızla zayıflar.” ifadesinde bulundu. Aç kalan hayvanlar hastalanıyor Kış aylarında kedilerde üst solunum yolu enfeksiyonları, köpeklerde ise eklem iltihapları ve hipoterminin sık görüldüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Aç kalan hayvanlar daha hızlı hastalanır, susuz kalanlarda böbrek sorunları baş gösterir. Soğuk, sadece üşütmez; ölümcül hastalıkların da kapısını aralar. Sokak kedileri ve köpekleri soğuk ve yağmurlu koşullarda hayatta kalmak için içgüdü, davranış ve mevcut kaynakların birleşimine güvenirler. Uyum yetenekleri, hayatta kalmalarında önemli bir rol oynar.” dedi. Sokak hayvanları kışın hatırlanacak canlılar değil, yaşamın bir parçası Bu kış için alınması gereken önlemlere işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Belediyelerin kulübe dağıtımı artırılmalı, vatandaşların barınak yapması teşvik edilmeli, mama-su istasyonları yaygınlaştırılmalı. Gelecek için ise kapsamlı kısırlaştırma programları, belediye-STK iş birlikleri ve şehir planlamasında sokak hayvanları için kalıcı yaşam alanlarının oluşturulması şart. Sokak hayvanlarını kışın hatırlanacak canlılar değil, yaşamın bir parçası olarak görmek zorundayız.” şeklinde konuştu. Düzenli mama, su ve kulübe hayat kurtarıyor “Kış kapıya dayandı. Bir kedinin gözlerindeki çaresizlik, bir köpeğin titreyen bedeni aslında hepimize şunu söylüyor: Biz sizinle aynı dünyayı paylaşıyoruz.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, onların yaşamasının bizlerin küçük ama düzenli adımlarımıza bağlı ve bir kap su, bir avuç mama, bir küçük kulübenin hayat kurtarmanın en yalın hali olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.