Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hollanda

Kapsül Haber Ajansı - Hollanda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hollanda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Su Ürünleri Sektörü İlk Çeyrekte İhracatını Yüzde 24 Artırdı Haber

Su Ürünleri Sektörü İlk Çeyrekte İhracatını Yüzde 24 Artırdı

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Türk su ürünleri sektörünün; Levrek, Çipura, Türk Somonu, Orkinos, Alabalık, Kaya Levreği ve Diğer Su Ürünleri kategorilerinin tamamında ihracat artış başarısı gösterdiğini dile getirdi. Levrek liderliğini sürdürdü Levrek ihracatının yüzde 29’luk artış ve 185 milyon dolarlık tutarla ilk sıradaki yerini koruduğu bilgisini veren Demir, “Çipura ihracatımız yüzde 18’lik artışla 140 milyon dolara ilerledi. Türk su ürünleri sektörümüzün son 10 yıllık süreçte dünya sofralarına ikramı olan Türk somonu yüzde 8’lik ihracat artışıyla 84 milyon dolardan 91 milyon dolara yükseldi. Orkinos ihracatımız yüzde 155’lik rekor artışla 18,5 milyon dolardan 47 milyon dolara sıçradı. Alabalık ihracatından 29,3 milyon dolar, kaya levreğinden 7 milyon dolar döviz geliri elde ettik. Diğer su ürünleri ihracatımız 45 milyon dolardan 52 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu. Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin 552 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının 370 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçıların gerçekleştirdiğini vurgulayan Başkan Demir şöyle devam etti: “Egeli ihracatçılar Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 67’sini yaptı. Bir başka ifadeyle her üç balık ihracatımızın ikisinin altında Egeli ihracatçıların imzası vardı. Egeli ihracatçılar levrek ve çipura ihracatında daha parlak bir başarı hikayesi yazdılar. Türkiye’nin levrek ihracatında Egeli ihracatçıların payı yüzde 90’a ulaştı. Çipura ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 84’ü temsil etti.” 21-23 Nisan 2026 tarihlerinde Barcelona’da dünyanın en büyük deniz ürünleri fuarından biri olan Seafood Expo Global’de Türk su ürünleri sektörünün gücünü ve potansiyelini dünyanın dört bir tarafından gelen satın almacılara gösterdiklerini paylaşan Demir, “Türkiye pavilyonu, fuar boyunca gerçekleştirdiği tanıtım ve tadım etkinlikleriyle öne çıkarken, ünlü şeflerin Türk su ürünleriyle hazırladığı özel menüler katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Fuar ile eş zamanlı olarak 21 Nisan 2026 tarihinde Barcelona Marina’da yer alan Velissima Restaurant’ta gerçekleştirilen “Mediterranean Taste of Turkish Seafood” temalı tadım etkinliği, Ege, İstanbul ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri tarafından ortaklaşa yürütülen Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edildi. Söz konusu etkinliğe Türk su ürünleri ihracatçı firma temsilcileri, yerli ve yabancı basın mensupları, potansiyel yabancı alıcı ve distribütörler, sektörün önde gelen kurum ve kuruluşları ile yabancı sosyal medya etkileyicileri katıldı. Dünyaca ünlü şefler Francesco Mattana ve Thomas Straker da Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edilen bu tadım etkinliğine katılarak Türk su ürünlerinin eşsiz lezzetlerini deneyimledi ve ürün çeşitliliği hakkında bilgi aldı. Etkinlikte yabancı şefler tarafından Türk balıklarıyla hazırlanan özel pişirim ve sunumlar gerçekleştirilirken, Türk su ürünlerinin yüksek kalitesi, çeşitliliği ve dünya mutfağına entegrasyonu vurgulandı. Bu kapsamlı tanıtım faaliyetleriyle Türk su ürünlerinin özellikle Akdeniz gastronomisindeki güçlü konumunun uluslararası alanda daha da pekiştirilmesi hedeflendi” ifadelerini kullandı. İhracatta ilk üç ülke Rusya, İtalya ve Hollanda oldu Türk su ürünleri sektörünün en çok ihracat yaptığı ülkeler hakkında da bilgi veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Rusya’nın 88 milyon dolarlık taleple zirvedeki yerini koruduğunun altını çizdi. İkinci sıradaki İtalya’ya ihracatımızın yüzde 12’lik artışla 64 milyon dolardan 72 milyon dolara çıktığını ifade eden Demir, “Zirvenin üçüncü basamağında 57 milyon dolarlık ihracatla Hollanda yer aldı. Yunanistan’a ihracatımız yüzde 30’luk artışla 43,4 milyon dolardan 56,4 milyon dolara ilerledi. İngiltere 52,7 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep etti. En dikkat çekici ihracat artışımız yüzde 151’le Japonya’ya oldu. 2025 yılı ilk çeyreğinde 13,5 milyon dolarlık su ürünleri gönderdiğimiz Japonya’ya 2026’nın ocak-mart döneminde 33,7 milyon dolarlık ihracat yaptık. ABD 32 milyon dolarlık, Almanya 19 milyon dolarlık İspanya 13 milyon dolarlık, Güney Kore 11,5 milyon dolarlık su ürünleri talebiyle ilk 10 ülke arasında yer aldılar. Su ürünleri ihraç ettiğimiz ülke sayısı 72’ye ulaştı” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Meyve Sebze Mamulleri İhracatında Aslan Payı Ege Bölgesi’nin Haber

Meyve Sebze Mamulleri İhracatında Aslan Payı Ege Bölgesi’nin

Ege Bölgesi, Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatından yüzde 43 pay alarak liderliğini sürdürdü. Ege Bölgesi, Türkiye’den yapılan kuru domates ihracatının yüzde 95’ini, kornişon turşu ihracatının yüzde 94’ünü, biber turşusu ihracatının yüzde 90’ını tek başına yaptı. Türkiye’nin yıllık 58 milyon ton yaş meyve sebze ürettiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, ülkemizde sanayiye yönelik üretim bilincinin artmasıyla birlikte meyve sebzelerin işlenerek mamule dönüştürüldüğünü ve katma değerli bir şekilde ekonomiye kazandırıldığını dile getirdi. Türkiye’nin dünyanın gıda ambarı olduğuna vurgu yapan Başkan Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle pek çok üründe üretim düşüşleri yaşamamıza rağmen dünyanın dört bir tarafına meyve sebze mamulleri ihraç ederek 2025 yılında 2,6 milyar dolar meyve sebze mamulleri ihraç ettik. 2026 yılında bundan sonraki süreçte hava koşullarında bir olumsuzluk yaşamazsak meyve sebze mamulleri ihracatında 2026 yılı sonunda 3 milyar dolara ulaşabiliriz” şeklinde konuştu. Gazlı içecekler, meyve suları ve domates salçası ilk üçte Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatında sebze konservelerinin 58 milyon dolarla ilk sırada yer aldığı, gazlı içeceklerin 50 milyon dolarla sebze konservelerini takip ettiği bilgisini veren Başkan Uçak şöyle devam etti: “Meyve suyu ihracatımız yüzde 14’lük artışla 42 milyon dolardan 48 milyon dolara yükseldi. Domates salçası ihracatımız 36 milyon dolardan 44 milyon dolara çıkarken domates salçası ihracatımızdaki artış yüzde 22 oldu. Biber turşusu ihracatımız 40 milyon dolar, karışım meyve sebze suları 34 milyon dolar, kornişon turşuları 32,5 milyon dolar, kuru domates 29,5 milyon dolar ve elma suları 21,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.” Meyve sebze mamullerini en çok ABD, Almanya ve İngiltere talep etti Meyve sebze mamulleri ihracatında zirvede 81 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri’nin yer aldığını ifade eden Uçak, “Geleneksel ihraç pazarımız Almanya 67,3 milyon dolarla zirve ortağı olurken, İngiltere Türkiye’den 35,5 milyon dolarlık meyve sebze mamulleri talep etti. Irak’a meyve sebze mamulleri ihracatı yüzde 58’lik artışla 29 milyon dolardan 30 milyon dolara çıkarken, Hollanda 23,7 milyon dolar, KKTC 20 milyon dolar, Suriye 19,2 milyon dolar, İtalya 18 milyon dolar, Fransa 11 milyon dolar ve Filistin 9,5 milyon dolarlık meyve sebze talebiyle ilk 10’a girdiler” diyerek sözlerini noktaladı. Ege Bölgesi’nde turşu ihracatı öne çıktı Meyve sebze mamulleri ihracatının lideri Ege Bölgesi’nde en çok ihraç edilen ürünlerde biber turşuları 36 milyon dolarlak ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin biber turşusu ihracatının yüzde 90’ı Ege Bölgesi’nden yapılmış oldu. Ege Bölgesi’nden en çok ihraç edilen meyve sebze mamullerinde ikinci sırada 30 milyon dolarda kornişon turşusu öne çıktı. Kornişon turşusu ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 94’e ulaştı. Ege Bölgesi’nin domine ettiği ürünlerden bir diğeri kuru domates oldu. Türkiye 29,5 milyon dolarlık kuru domates ihraç ederken bu ihracatın yüzde 95’ine tekabül eden 28,2 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyeleri gerçekleştirdi. Ege Bölgesi’nden meyve sebze mamulleri ihraç edilen ülkelerde ABD 41,3 milyon dolarla zirvedeki yerini korurken, Almanya 40,2 milyon dolarla ABD’yi takibini sürdürdü. İngiltere’ye 20 milyon dolarlık, İtalya’da 13 milyon dolarlık, Hollanda’ya 10,4 milyon dolarlık lezzet ihraç ettik.

YASED: Yılın İlk 2 Ayında Türkiye’ye 1,5 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Yılın İlk 2 Ayında Türkiye’ye 1,5 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

13 Nisan 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Şubat ayında, Türkiye’ye, 780 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 2 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 1,5 milyar dolara ulaştı. 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 289 milyar doları aştı. Şubat ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 780 milyon dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 370 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Şubat ayındaki toplam UDY’nin 513 milyon doları borçlanma araçları, 230 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 333 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Şubat ayındaki toplam UDY girişi 780 milyon dolar oldu. En fazla uluslararası yatırım toptan ve perakende ticaret ile elektronik imalatında gerçekleşti 2026 yılının Şubat ayı içerisinde gerçekleşen 370 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 65 milyon dolarlık yatırım girişi ile bilgi ve iletişim, yüzde 18’lik bir pay aldı. Finans ve sigorta faaliyetleri ve toptan ve perakende ticaret sırasıyla yüzde 17 ve yüzde 14’lük paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Yılın ilk 2 ayı toplamında ise; 146 milyon dolar ile toptan ve perakende ticaret ve 143 milyon dolarlık yatırım girişiyle elektronik imalatı öne çıkan sektörler oldu. En fazla uluslararası yatırım Almanya, Hollanda ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’in 2’nci ayında yüzde 35’lik bir pay aldı. Şubat 2026’da ülkeler özelinde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yüzde 18 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 15 ile Singapur, yüzde 15 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), yüzde 14 ile Almanya ve yüzde 9 ile İspanya takip etti. Yılın ilk 2 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise yatırımların geldiği kaynaklar ülkeler özelinde; 198 milyon dolarlık yatırım ile Almanya öne çıkarken onu 118 milyon dolar ile Hollanda ve 95 milyon dolarla BAE izledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BM’de Türkiye İmzası Haber

BM’de Türkiye İmzası

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (United Nations Economic and Social Council) tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (International Narcotics Control Board) Başkanı olan Prof. Dr. Sevil Atasoy yeniden Kurul üyeliğine seçildi. 4. Kez 5 yıllığına seçildi… Halen Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yapan ve Türkiye tarafından aday gösterilen Prof. Dr. Atasoy, bu seçimle birlikte dördüncü kez 5 yıllık bir dönem için Kurul üyeliğine seçilmiş olup, ilk görev dönemini 2005–2010 yılları arasında yürüttü. Prof. Dr. Atasoy, seçimlerde en yüksek oyu alarak ilk turda seçildi. Kurul toplam 13 üyeden oluşuyor Toplam 13 üyeden oluşan Kurulda, 3 üye Dünya Sağlık Örgütü tarafından aday gösterilen uzmanlar arasından seçilirken, diğer üyeler hükümetler tarafından önerilen adaylar arasından belirleniyor. Bununla birlikte, Kurul üyeleri ülkelerini temsil ederken, görevlerini tam bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde, yalnızca bilimsel ve teknik uzmanlıklarına dayanarak yerine getiriyor. Bu çerçevede, Prof. Dr. Atasoy’un yeniden seçilmesi, yalnızca adaylık süreciyle sınırlı olmayıp, uzun yıllara dayanan bilimsel birikimi, uluslararası deneyimi ve Kurul çalışmalarına yaptığı teknik katkıların üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Oylama sonuçlarına göre Kurul, Mayıs 2027 itibarıyla Türkiye, Cezayir, Çad, Kolombiya, Çin, Hindistan, Güney Afrika, Fas, Uganda, Hollanda, Paraguay, Tayland ve Fransa’dan seçilen üyelerden oluşacak. Kurul bağımsız ve teknik bir organ Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, Birleşmiş Milletler uyuşturucu kontrol sözleşmeleri çerçevesinde faaliyet gösteren bağımsız ve teknik bir organ. Kurul, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla erişilebilirliğini sağlarken, aynı zamanda bu maddelerin yasa dışı kanallara yönlendirilmesinin önlenmesine yönelik çalışmaları izliyor. Prof. Dr. Atasoy’dan teşekkür Prof. Dr. Atasoy, seçimlerin ardından yaptığı değerlendirmede, üye devletlerin gösterdiği güvene teşekkür ederek, Kurulun bağımsız, dengeli ve kanıta dayalı yaklaşımını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti. Prof. Dr. Atasoy’un yeni görev süresi 2027–2032 dönemini kapsıyor. Dördüncü kez seçilmesi, Prof. Dr. Atasoy’un uluslararası alandaki uzmanlığı ve kurumsal hafızasının üye devletler nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, Finans Teknolojilerinde Avrupa’yı Geride Bıraktı Haber

Türkiye, Finans Teknolojilerinde Avrupa’yı Geride Bıraktı

OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance'in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye'de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye'nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance'in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye'nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkati çeken Yusuf Ürey, “Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak “Mobil Bankacılık”, “ATM”, “Çağrı Merkezi”, “Yüz Tanıma Sistemleri”, “e-Cüzdan” ve “KYC” çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. “Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz” Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları “Tek Sözleşme” modelini şu sözlerle anlattı: “Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci 'Tek Sözleşme' modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz.” "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye'nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye'nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa'da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını “adaptasyon” olarak tanımlayan Ürey, “Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz” diye konuştu. “Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu” Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle dedi: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye'nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya'nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye'nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı Haber

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı

Küreselleşme, yükselen jeopolitik gerginliklere, artan ABD gümrük vergilerine ve gelecekteki ticaret politikalarına ilişkin benzeri görülmemiş belirsizliğe rağmen, tarihsel olarak yüksek bir seviyede seyretmeye devam ediyor. Bu durum, DHL ve New York Üniversitesi Stern School of Business tarafından açıklanan DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026'nın temel bulgularından biri. Uluslararası ticaret, sermaye, bilgi ve insan akışlarını takip eden 9 milyondan fazla veri noktasına dayanan rapor, küreselleşmenin mevcut en kapsamlı görünümünü sunuyor. Avrupa en küresel bağlantılı bölge oldu Raporun bölgesel sıralamasında Avrupa, Kuzey Amerika ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın üstünde yer alarak bir kez daha dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi oldu. Avrupa’nın lider konumu, bölge içindeki güçlü ekonomik bağlarla ve dünya genelinde son derece geniş bir küresel erişimin birleşimiyle destekleniyor. Bu durum, birçok Avrupa ekonomisinin hem bağlantı derinliği hem de coğrafi yaygınlık göstergelerinde sergilediği güçlü performansta da görülüyor. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinin birlikte hareket etmesi, bölgenin dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi konumunu pekiştiriyor. Hollanda, küresel sıralamada 3’üncü sırada yer alıyor ve yalnızca dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olmasına rağmen küresel akışların 6’ncı en büyük hacmini oluşturuyor. Bu, ülkenin önemli bir lojistik geçit olduğunu vurguluyor. Birleşik Krallık, 9’uncu sırada yer alıyor ve son derece çeşitlendirilmiş uluslararası ilişkileri sayesinde akışların coğrafi kapsamı açısından dünyada ilk sırada yer alıyor. 14’üncü sırada bulunan Almanya, Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve güçlü biçimde entegre olmuş bir merkez olmayı sürdürüyor. Almanya’nın akışlarının üçte ikisi Avrupa içinde gerçekleşirken, küresel ölçekte de güçlü bir çeşitliliğe sahip. Fransa, 22’nci sırada yer alıyor ve hem ülkeye gelen hem de ülkeden çıkan greenfield doğrudan yatırımların coğrafi çeşitliliğinde dünya lideri konumunda öne çıkıyor. İtalya ise 28’inci sırada yer alarak güçlü Avrupa içi bağlantıları, dünyadaki en geniş küresel etki alanlarından biriyle birleştiriyor. Bunun yanı sıra İspanya, Polonya, Çekya, Macaristan ve Romanya gibi Güney ve Doğu Avrupa pazarları, Avrupa içindeki güçlü ekonomik bağlantılar sayesinde bölgenin konumunu daha da güçlendiriyor. Türkiye ise Asya ve Orta Doğu’ya açılan bir köprü rolü üstlenerek Avrupa’nın küresel bağlantılılık konumuna katkı sağlıyor. Küreselleşme 2022'den bu yana sağlamlığını koruyor Rapor, küreselleşmeyi yüzde 0'dan (sınır ötesi akış yok) yüzde 100'e (sınırların ve mesafenin hiçbir etkisi yok) kadar bir ölçekte takip ediyor. Bu doğrultuda global küreselleşme seviyesi 2025 yılında, 2022'deki rekor seviyeye paralel olarak yüzde 25 oldu. DHL Express CEO'su John Pearson, "Küreselleşme, direnmeye devam ediyor ve sadece bu bile ne kadar değerli olduğunun göstergesi. Yoksulluktan iklim değişikliğine kadar dünyanın en büyük sorunları ancak küresel düşünme yoluyla çözülebilir. DHL Küresel Bağlantılılık Raporu, ülkelerin ve şirketlerin ulusal sınırların arkasına çekilmediğini gösteriyor, bu iyi bir haber. DHL, pazarları, işletmeleri ve insanları birbirine bağlayarak belirsiz zamanlarda bile uyum sağlayabilmeleri, çeşitlenebilmeleri ve yeni fırsatlar yakalayabilmeleri için küresel bağları güçlendiriyor" dedi. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra, " Avrupa, bu küresel ağda kilit bir rol oynuyor. Bölge, dünyanın herhangi bir bölgesine kıyasla en geniş küresel etki alanlarından birini derin ekonomik entegrasyonla birleştiriyor. Bu benzersiz konum, Avrupalı şirketlerin rekabetçi kalmasını, dayanıklılığını korumasını ve dünyanın her bölgesindeki büyüme fırsatlarıyla bağlantıda kalmasını sağlıyor. DHL olarak biz de bu bağlantıyı, sektördeki en güvenilir ve en esnek uluslararası ekspres ağıyla desteklemeye kararlıyız” dedi. 2025’teki yüzde 25'lik küreselleşme seviyesi, dünyanın tam anlamıyla küreselleşmekten ne kadar uzak olduğunun da altını çiziyor. Birçok alanda, politika kısıtlamaları olmasa uluslararası akışların daha da artabileceği belirtiliyor. Yapay zekânın yükselişi ve gümrük vergisi artışlarını aşma yarışı 2025'te ticareti artırdı Küresel ticaret 2025 yılında, dalgalı Covid-19 dönemi hariç, 2017'den bu yana herhangi bir yıldan daha hızlı büyüdü. ABD'li ithalatçılar tarife artışları öncesinde yılın başlarında sevkiyatları hızlandırdı. ABD'nin ithalatı önceki yıl seviyelerinin altına düştü, ancak Çin'in ABD dışındaki pazarlara ihracatındaki artış küresel ticaret hacimlerinin korunmasına yardımcı oldu. Ülkeler ve şirketler yapay zekâ altyapısı kurmak için yarışırken, yapay zekâ ile ilgili malların ticareti de arttı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) rakamlarına göre, yapay zekâ ile ilgili ürünler 2025'in ilk üç çeyreğinde mal ticaretindeki büyümenin yüzde 42'sini oluşturdu. Ticarette son durum: yüksek gümrük vergilerine rağmen büyüme devam ediyor İleriye bakıldığında, ABD'nin son gümrük vergisi artışlarının 2026'da ticaret büyümesini mütevazı bir şekilde yavaşlatması, ancak durdurmaması bekleniyor. Küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar, geçtiğimiz on yıla paralel olarak yılda ortalama yüzde 2,6 oranında genişleyeceği öngörülüyor. ABD'nin tarife artışlarına rağmen ticaretin büyümeye devam etmesinin bir nedeni, ABD’nin ticaretin büyük bir kısmına dahil edilmemesi. 2025 yılında ithalatın yüzde 13'ü ABD'ye yapılırken, ihracatın yüzde 9'u ABD'den yapıldı. Ayrıca birçok ülke alternatif pazarlara erişim sağlamak için yeni ticaret anlaşmaları gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilgi akışları engellerle karşılaşıyor, insan akışları yeni zirvelere ulaşıyor Rapor, ticaretin ötesinde diğer uluslararası akışlarda da farklılaşan eğilimler tespit ediyor: Sermaye: Yatırımların yabancı piyasalardan iç piyasalara doğru geniş çaplı bir kayma göstermediği görülüyor. Çok uluslu şirketler, yurt dışı satışlarında hala rekorlara yakın paylar elde ediyor. Açıklanan sıfırdan yabancı doğrudan yatırımlar (YDY) 2025 yılında düşerken, toplam YDY akışları arttı ve sınır ötesi birleşme ve satın alma faaliyetleri güçlü kalmayı sürdürdü.Bilgi: Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, en büyük küreselleşme kazanımları bilgi akışları sayesinde elde edildi. 2021'den bu yana büyüme yavaşladı ve daha değişken hale geldi. Jeopolitik gerilimler ve veri akışına getirilen kısıtlamalar artık bilginin küreselleşmesini önemli ölçüde sınırlıyor olabilir.İnsanlar: Covid-19 döneminde sert şekilde düşen insan hareketliliği tamamen iyileşti. Son veriler uluslararası seyahat, öğrenci hareketliliği ve göçün rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Singapur ülke sıralamasında lider, bölgeler arasında Avrupa ise birinci sırada Raporun ülke sıralamasında Singapur yine dünyanın en küreselleşmiş ülkesi olarak yer alırken, onu Lüksemburg ve Hollanda takip ediyor. Bölgesel sıralamada Avrupa en küreselleşmiş bölge olurken, onu Kuzey Amerika ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika takip ediyor. Birleşik Krallık, küresel akışların en geniş coğrafyaya yayıldığı ülke olarak öne çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri 2001 yılından bu yana küreselleşmede en büyük artışı kaydeden ülke oldu. ABD-Çin gerilimi küresel akışların sadece küçük bir kısmını etkiliyor Rapor ayrıca dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki bağların zayıflamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu bağlar küresel perspektifte şaşırtıcı derecede küçük. Örneğin, ABD ile Çin arasındaki ticaret 2015'te zirve yaptığında dünya ticaretinin yüzde 3,6'sını oluştururken, 2024'te yüzde 2,7'ye ve 2025'in ilk üç çeyreğinde sadece yüzde 2,0'a geriledi. Uluslararası ticari yatırımlardaki ABD-Çin payı 2025'te yüzde 1'den az olmasıyla daha da düştü. Rakip ülkelere bölünme yok ABD ve Çin ayrışırken bile, çoğu ülke uzun süreli ortaklarıyla ilişki kurmaya devam ediyor. Son on yılda küresel mal ticaretinin, sıfırdan doğrudan yatırımların ve sınır ötesi birleşme ve satın almaların sadece yüzde 4-6'sı jeopolitik rakiplerden uzaklaştı. Bu akışların çoğu yakın müttefiklere değil, Hindistan ve Vietnam gibi esnek jeopolitik konumlara sahip ülkelere yöneldi. Genel olarak, dünya ekonomisi rakipler arasında geniş bir bölünmeden uzak. NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü Prof. Steven A. Altman, "Küreselleşmeyi çevreleyen siyaset ve politika, ülkeler arasındaki gerçek akışlardan çok daha değişken. Küresel ticaret kalıpları 2025 yılında normal bir yılda olduğundan daha fazla ancak; Ukrayna'daki savaşın ilk aşamaları gibi yakın zamandaki diğer aksaklıklar sırasında olduğundan daha az değişti. Sağlıklı karar vermek için küresel iş ilişkilerinin gerçekten ne kadar değiştiğini göz önünde bulunduran bir bakış açısı gerekiyor. Küreselleşmeye yönelik riskler gerçek, ancak küresel akışların dayanıklılığı da öyle" dedi. Ticarete konu mallar ve sıfırdan doğrudan yabancı yatırımlar rekor mesafelere ulaştı Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri endişeleri, küreselleşmeden bölgeselleşmeye doğru bir kayma beklementisine yol açtı. Ancak 2025 yılında, ticareti yapılan mallar kayıtlardaki en uzun ortalama mesafeyi kat etti (5.010 kilometre). Sıfırdan DYY projeleri için ortalama mesafe de yeni bir zirveye (6.250 kilometre) yükseldi. Diğer uluslararası akışların çoğu daha uzun mesafelere yayılıyor ve daha uzun mesafeler daha az bölgeselleşmeye işaret ediyor. Küresel ticaretten bölgesel ticarete doğru geniş çaplı bir geçiş olacağı yönündeki tahminler henüz gerçekleşmiş değil. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâyla Büyüyen  Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı Haber

Yapay Zekâyla Büyüyen Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı

Eğitimlere katılan her üç kadından ikisi yapay zekayı iş süreçlerine dahil etmeye başladı. Programın yeni döneminde, seçilen 25 girişimci KAGİDER ile 6 aylık bir mentörlük yolculuğuna başlıyor. Türkiye'nin öncü e-ticaret platformu Hepsiburada ile Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle hayata geçirilen "Yol Arkadaşın Burada" programı, kısa sürede gösterdiği başarıyla özel sektör-sivil toplum dayanışmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Girişimci kadınları, e-ticarette başarılı olmak için gerekli olan yetkinliklerle donatmayı amaçlayan “Yol Arkadaşın Burada” programı kapsamında eğitim oturumları tamamlanırken, programın ara dönem sonuçları da kamuoyuyla paylaşıldı. TÜRKİYE DAHİL 5 ÜLKEDEN GİRİŞİMCİLER KATILDI 23 farklı alanda gerçekleştirilen ve toplam süresi 52 saati bulan eğitimlere 1.000’in üzerinde kişi katıldı. İstanbul’dan Ordu’ya, İzmir’den Şanlıurfa’ya, Kırşehir’den Diyarbakır’a toplam 30 şehirden girişimci kadın programa dahil olurken, eğitimlere ilgi Türkiye sınırlarını da aştı. Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya'dan da girişimci kadınların dahil olduğu programda, 25-45 yaş arasında olanların payı yüzde 70’i buldu. Program, katılımcılarda yalnızca teknik beceri değil, iş yapma biçiminde de köklü bir değişim yarattı. Eğitimlerin ardından katılımcıların üçte ikisi yapay zekâ araçlarını iş süreçlerine entegre etmeye başlarken, yüzde 50’sinden fazlası da ürün görsellerini profesyonel çekim teknikleriyle yeniledi. Müşterileriyle daha güçlü bir bağ kurmak için video içeriği üretmeye başlayanların oranı ise yüzde 46’ya ulaştı. Bu değişimin kısa sürede iş sonuçlarına yansıdığı da görüldü. Katılımcıların eğitimlere başladıkları döneme kıyasla sipariş sayılarında yüzde 70’e yakın artış gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 83’ü işlerini büyütme konusundaki özgüvenlerinin arttığını ifade ederken, programın genel memnuniyet oranı yüzde 90’nın üzerinde gerçekleşti. 25 BAŞARILI GİRİŞİMCİ, MENTÖRLERİYLE BİR ARAYA GELDİ Eğitim döneminin sonuçlanmasıyla birlikte programın yeni fazı da hayata geçirildi. Programa katılan girişimci kadınlar arasından seçilen 25 başarılı isim, KAGİDER’in mentör ağında yer alan deneyimli ve başarılı girişimci kadınlardan 6 ay süreyle mentörlük alacak. Programın yeni dönemi, Hepsiburada ve KAGİDER yönetiminin de katılımıyla düzenlenen özel bir etkinlikle başlatılırken, 25 girişimci kadın mentörleriyle ilk kez söz konusu etkinlikte bir araya geldi. Mentörlük sürecinin tamamlanmasının ardından, programın yeni fazı devreye alınacak. Bu kapsamda girişimciler, yatırımcı önüne çıkmaya yönelik özel bir eğitim programına dahil olacak. ÖZEL SEKTÖR-SİVİL TOPLUM DAYANIŞMASI PERSPEKTİFİNDE ÖRNEK İŞ BİRLİĞİ Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Hepsiburada Kurumsal İletişim, Sosyal Etki ve Sürdürülebilirlik Direktörü Canan Binal Yılmaz, "Bu programın asıl amacı girişimci kadınlara gerçek anlamda bir rekabet avantajı sağlayabilmek. Girişimcilerin ihtiyaçlarına, günümüz gerçeklerine uygun, gerçekçi, etkili destek mekanizmalarıyla yanıt vermek. Bugün bizi en çok mutlu eden, ortaya çıkan bu sonuçların ‘Yol Arkadaşın Burada’ programımızın var oluş amacıyla da son derece uyumlu olması. Yeni dönem modülümüz kapsamında, mentörleriyle ilk kez bir araya gelen 25 kadın girişimcimize başarılar diliyoruz. Hepsiburada-KAGİDER birlikteliği sadece bu iş birliği özelinde ortaya koyduğu çıktıların çok ötesinde bir etki gücüne sahip. Bu iş birliği Türkiye’de özel sektör-sivil toplum dayanışması perspektifinde de örnek bir ortaklık. Bu programın hayata geçmesinde emeği olan tüm KAGİDER ekiplerine çok teşekkür ediyoruz. Bu gibi örneklerin artması, Türkiye’de kadınların ekonomik hayata katılımına da çok büyük destek sunacaktır.” ifadelerini kullandı. Neşecan Çekici: “Kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyümesini destekliyoruz” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Neşecan Çekici, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadın girişimciliğini güçlendirmek yalnızca bireysel başarı hikâyelerini artırmak değil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik dönüşümün de kapısını aralamaktır. ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı bu anlamda çok kıymetli bir model sunuyor. Eğitim sürecinde edinilen bilgi ve yetkinliklerin mentörlükle desteklenmesi, girişimcilerin işlerini büyütme yolculuğunda somut ve kalıcı bir etki yaratıyor. KAGİDER olarak güçlü mentör ağımızla girişimci kadınların yanında olmaya devam ediyoruz. Bu program sayesinde kadınların dijitalleşme, pazarlama ve iş geliştirme alanlarında hızla ilerlediğini görmek bizler için son derece umut verici. Amacımız, daha fazla kadının kendi markasını büyüten, istihdam yaratan ve uluslararası pazarlarda söz sahibi olan güçlü girişimcilere dönüşmesini sağlamak.” Zeynephan Gemicioğlu: “Doğru rehberlik, kadın girişimciliğinde sürdürülebilir büyümenin anahtarı” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Av. Zeynephan Gemicioğlu ise mentorluk mekanizmasının girişimcilik ekosistemindeki kritik rolüne dikkat çekerek şunları ifade etti: “Kadın girişimciliğinin sürdürülebilir şekilde güçlenmesinde en belirleyici unsurlardan biri, doğru zamanda doğru rehberliğe erişimdir. Bu ihtiyaç doğrultusunda KAGİDER olarak üyelerimizden oluşan Mentor Hub yapımızla mentorluk süreçlerini daha sistematik, erişilebilir ve etkili bir yapıya kavuşturuyoruz. Hepsiburada iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı, girişimci kadınların yalnızca bilgiye değil; aynı zamanda deneyime, stratejik bakış açısına ve güçlü bir destek ağına erişmesini sağlıyor. Bu kapsamda mentorluk desteği alacak girişimcilerin, işlerini büyütme, markalaşma ve yatırım süreçlerine hazırlanma yolculuklarında önemli bir ivme kazanacaklarına inanıyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi! Haber

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi!

2025 yılını globalde 2,3 milyar Euro’luk rekor ciro ve yüzde 6'nın üzerinde büyümeyle kapattıklarını belirten Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Türkiye pazarı ile küresel etkinliklerini artırma yolunda önemli bir adım attıklarına dikkati çekti. Hollanda merkezli, Avrupa'nın köklü lojistik şirketlerinden Raben Group, makroekonomik belirsizliklerin, maliyet baskılarının ve sürücü açığının damgasını vurduğu 2025 yılını güçlü finansal ve operasyonel başarılarla geride bıraktı. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Grup olarak geçen yıl İsviçre ve Türkiye pazarına girdiklerini, faaliyet gösterilen ülke sayısını 17'ye çıkardıklarını belirtti. Krizde büyümeyi seçti, Türkiye ile küreselleşti 2025 yılının Avrupa’da lojistik sektörü için zorlu geçtiğini vurgulayan Çoban, "Daralan pazara ve yükselen maliyetlere rağmen ciromuz yüzde 6’lık artışla 2,3 milyar Euro'yu aştı. Sevkiyat sayımızı yüzde 5,1 artırdık, 7,8 milyon palet taşıdık. Kriz döneminde yavaşlamak yerine hızlanmayı seçtik." diye konuştu. Çoban, “Geçen yılın haziran ayında İstanbul'da kurulan yeni şirketimizle Türkiye pazarına girdik. Türk ihracatçıları için Avrupa’da önemli avantajlar sağlıyoruz. En istikrarsız piyasa koşullarında bile müşterilerimizin rekabet gücünü artırıyoruz. Türkiye’deki varlığımız, şirketimizin Avrupa Birliği ülkeleri dışına genişlemesi ve küresel bir oyuncuya dönüşmesi için en kritik eşiklerden biri oldu." bilgilerini paylaştı. Büyüme yatırımları kapsamında şirket satın almaları da yapan şirket, geçen yıl Hollanda merkezli DGO Express’i ve İsviçre'de 50 yıllık geçmişe sahip Sieber Transport’u da şirketleri arasına dâhil etti. 27 ülkede her gün 700 sefer düzenliyor Avrupa’da geçen yıl yapılan yatırımlara da değinen Çoban, 2025'te modern depolama, dijital altyapı ve gelişmiş teknoloji yatırımları hakkında şunları kaydetti: “Almanya'da, Garching bölgesinde kapasitemizi dört kat artırdığımız yeni tesise taşındık. Baden-Baden'de elektrikli araç şarj istasyonları barındıran, toplam 30.500 metrekarelik bir lojistik merkezi kurduk. Avusturya'nın Iznersdorf bölgesinde 14.000 metrekarelik yeni bir depo açtık. Romanya'da depolama kapasitemizi 32.200 metrekareye çıkardık. Slovakya ve Polonya'da yeni tesislerimizi devreye aldık. Yunanistan ve Ukrayna hatlarının ağımıza dâhil edilmesiyle Raben olarak bugün stratejik hatlarımızla toplam 27 ülkeyi kapsayan 150'den fazla rotada günlük 700 sefer düzenliyoruz. Bu devasa ağı yönetirken çevresel etkimizi de en aza indirmeyi hedefliyoruz.” Sürdürülebilirlikte en iyi yüzde 2'lik dilime girdi Çoban, sürdürülebilirlik hedeflerinin Raben’in stratejik önceliklerinin başında geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilim Tabanlı Hedefler (SBTi) çerçevesinde 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 60,4 azaltmayı, 2027'ye kadar ise operasyonlarımızın yüzde 79'unu sıfır karbona dönüştürmeyi taahhüt ediyoruz. Bu alandaki çabalarımız ve yatırımlarımız da karşılığını alıyor. EcoVadis tarafından yapılan değerlendirmelerde taşımacılık sektöründe en iyi yüzde 2'lik dilime girdik, gümüş madalya kazandık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Neova Sigorta, Türkiye’yi ICISA’da Temsil Eden İlk Şirket Oldu Haber

Neova Sigorta, Türkiye’yi ICISA’da Temsil Eden İlk Şirket Oldu

Üyelik, şirketin uluslararası sigorta ekosistemindeki konumunu güçlendiren önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Kredi sigortası ve kefalet alanında faaliyet gösteren uluslararası şirketleri bir araya getiren International Credit Insurance & Surety Association (ICISA) bünyesine Neova Sigorta da katıldı. Bu gelişmeyle birlikte Neova Sigorta, ICISA bünyesinde Türkiye’yi temsil eden ilk kurum olarak konumlandı. Bünyesinde Swiss Re ve Munich Re gibi sektörün önde gelen oyuncularını barındıran Hollanda merkezli ICISA, kredi sigortası ve kefalet alanında faaliyet gösteren uluslararası şirketleri aynı çatı altında buluşturuyor. Faaliyet alanında 100. Yılını kutlayacak olan ICISA, sektörde küresel ölçekte referans kabul edilen önemli bir platform niteliği taşıyor. Neova Sigorta’nın üyeliği, şirketin uluslararası sigorta ve reasürans ekosistemiyle daha yakın temas kurmasını sağlayacak. Uluslararası ekosisteme doğrudan erişim ICISA üyeliği, Neova Sigorta’ya küresel regülasyonları ve sektörel gelişmeleri doğrudan takip etme imkânı sunarken; teknik bilgi paylaşımı, veri erişimi ve uluslararası iş birlikleri açısından da yeni bir alan açıyor. Şirket, bu platform aracılığıyla uluslararası gelişmeleri daha yakından izleyerek sektörel bakış açısını derinleştirmeyi hedefliyor. “Global ölçekte daha görünür olmayı hedefliyoruz” Neova Sigorta Genel Müdürü Neslihan Neciboğlu, üyeliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “ICISA üyeliğimizi, şirketimizin uluslararası ölçekte konumunu güçlendiren stratejik bir adım olarak görüyoruz. Türkiye’yi bu platformda temsil eden ilk şirket olarak önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Bu üyelik sayesinde kredi sigortası ve kefalet alanındaki küresel gelişmeleri ve regülasyonları doğrudan takip ederken, teknik bilgi paylaşımı ve iş birlikleri açısından güçlü bir ekosistemin parçası haline geliyoruz. Aynı zamanda bu platformda aktif rol alarak Türkiye’nin potansiyelini uluslararası arenada daha görünür kılmayı hedefliyoruz.” Süreç aday üyelikle başladı Neova Sigorta, ICISA üyelik süreci kapsamında ilk olarak 2024 yılında Atina’da düzenlenen toplantıya aday üye olarak katıldı. Bu toplantıda Türkiye ekonomisi ve şirketin faaliyetlerine ilişkin bir sunum gerçekleştirildi. Şirket, resmi üyeliğin ardından 20-23 Nisan’da Barselona’da düzenlenecek ICISA toplantısına da üye sıfatıyla katılım sağlayarak uluslararası platformdaki temsilini sürdürecek. Finansal yapı ve pazar konumu etkili oldu Neova Sigorta’nın ICISA üyeliğine kabulünde; finansal yapı, sermaye yeterliliği, kredi notu ve pazardaki konumu belirleyici unsurlar arasında yer aldı. Üyelikle birlikte şirketin, özellikle reasürans ilişkilerini güçlendirmesi ve uluslararası iş birliklerini derinleştirmesi bekleniyor. Neova Sigorta, bu adımla birlikte yurt dışı açılım stratejisini daha sağlam bir zemine taşımayı ve katılım sigortacılığı alanındaki uzmanlığını küresel kefalet ve ticari alacak sigortası ekosistemiyle entegre etmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.