Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hormon Tedavisi

Kapsül Haber Ajansı - Hormon Tedavisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hormon Tedavisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kanser Hastalarına Canlı Virüs İçermeyen Grip Aşısı Uygulanabiliyor Haber

Kanser Hastalarına Canlı Virüs İçermeyen Grip Aşısı Uygulanabiliyor

Burun spreyi şeklindeki canlı grip aşısı, bağışıklığı baskılanmış hastalar için uygun olmayabiliyor. Enjeksiyon yoluyla uygulanan, canlı virüs içermeyen grip aşısının ise kemoterapinin yanı sıra immünoterapi, radyoterapi veya hormon tedavisi alan hastalara da uygulanabildiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Aşının mümkünse sistemik tedaviden 2–4 hafta önce yapılmasını tercih ediyoruz. Bu mümkün değilse tedavi sırasında da yapılabiliyor. En uygun zamanı hastanın tedavisine, kan değerlerine ve genel durumuna göre belirliyoruz. Kök hücre nakli, CAR-T veya bağışıklığı baskılayan tedaviler söz konusu olduğunda ise aşı takvimini hastaya özel planlıyoruz” dedi. Aşının ne zaman yapılacağına onkoloji ekibiyle birlikte karar verilmeli Gribin kanser hastalarında daha ağır seyredebileceğine dikkat çeken Yıldırım, “Zatürreye, hastaneye yatışa ve kanser tedavisinin ertelenmesine bile yol açabilir. Bu nedenle aşının olası yan etkileriyle ilgili kaygılar, korunma ihtiyacını göz ardı etmemize neden olmamalı. Hangi aşının ne zaman yapılacağına, hastanın tedavisi ve genel durumu değerlendirilerek onkoloji ekibiyle birlikte karar verilmeli” dedi. Aşı sonrasında kol ağrısı, yorgunluk veya hafif ateş görülebileceğini de vurgulayan Yıldırım, “Ancak kemoterapi alan bir hastada 38°C veya üzerindeki ateşi yalnızca aşıya bağlamak doğru değil. Aşı yapıldıktan sonra ortaya çıkmış olsa bile böyle bir durumda gecikmeden tedavi ekibiyle iletişime geçilmeli” uyarısında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Menopoz Döneminde Yaşanan Değişimler Migreni Tetikleyebilir Haber

Menopoz Döneminde Yaşanan Değişimler Migreni Tetikleyebilir

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gülsün Soypaçacı, menopoz geçişinde baş ağrılarının kadının hormonal durumu ve eşlik eden menopoz belirtileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Perimenopozda Migren Atakları Neden Değişebilir? Menopoz, adetlerin bir anda sona erdiği tek bir dönemden ibaret değildir. Menopozdan önceki perimenopoz sürecinde yumurtalıkların hormon üretiminde ve adet düzeninde önemli değişiklikler meydana gelebilir. Östrojen düzeylerindeki dalgalanmalar, hormonlara duyarlı migreni bulunan bazı kadınlarda atakların daha sık ortaya çıkması veya mevcut baş ağrısı düzeninin değişmesi ile ilişkili olabilir. Op. Dr. Gülsün Soypaçacı, “Perimenopoz döneminde hormon düzeyleri düzenli bir şekilde azalmaz; belirgin dalgalanmalar görülebilir. Bu nedenle özellikle adet döngüsüyle ilişkili migren öyküsü bulunan kadınlar bu dönemde baş ağrılarında değişiklik fark edebilir. Ancak baş ağrısındaki her değişikliği yalnızca hormonlara bağlamamak gerekir” diyor. Baş ağrılarının değişmesinde hormonal dalgalanmaların yanı sıra menopoz döneminde sık karşılaşılan sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku düzensizlikleri, stres, öğün atlama ve yetersiz sıvı tüketimi gibi faktörler de rol oynayabilir. Menopoz Başladı, Baş Ağrısı da Başladıysa Dikkat Daha önce migreni bulunan bir kadında perimenopoz sırasında atakların değişmesi ile hayatında ilk kez ileri yaşlarda ortaya çıkan baş ağrısı aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Özellikle 50 yaşından sonra yeni başlayan baş ağrısı, daha önce var olan ağrının karakterinin belirgin biçimde değişmesi veya giderek şiddetlenmesi durumunda altta yatan farklı nedenlerin değerlendirilmesi önem taşır. Menopoz dönemindeki bir kadında yeni başlayan baş ağrısına ‘hormonlardandır’ diyerek yaklaşmak doğru değildir. Baş ağrısının özellikleri, kişinin yaşı, tıbbi öyküsü ve eşlik eden belirtiler birlikte ele alınmalıdır. Gerektiğinde nörolojik değerlendirme de sürecin bir parçası olmalıdır. Aniden başlayan ve çok şiddetli seyreden baş ağrısına görme veya konuşma bozukluğu, yüzde ya da kol ve bacaklarda güçsüzlük veya uyuşma, denge kaybı, bilinç değişikliği gibi nörolojik belirtilerin eşlik etmesi ise acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir. Migrenin Auralı Olup Olmadığı Tedavi Planında Önem Taşıyor Migren değerlendirilirken baş ağrısının yanı sıra aura varlığı da önem taşıyor. Aura; bazı kişilerde baş ağrısından önce veya baş ağrısıyla birlikte ortaya çıkabilen ışık çakmaları, görme alanında değişiklikler, uyuşma veya konuşmayla ilgili geçici nörolojik belirtilerle kendini gösterebilir. Auralı ve aurasız migren ayrımı özellikle hormonal tedaviler değerlendirilirken kişinin genel sağlık durumu ve damar hastalıkları açısından taşıdığı diğer risk faktörleri ile birlikte dikkate alınmalıdır. Op. Dr. Soypaçacı, “Migren öyküsü bulunan kadınlarda hormon tedavisi kararı yalnızca baş ağrısının varlığına bakılarak verilmez. Aura öyküsü, yaş, sigara kullanımı, tansiyon, kilo, kişisel ve ailesel pıhtılaşma öyküsü ile diğer sağlık sorunları birlikte değerlendirilmelidir” diyor. Hormon Tedavisi Migren Tedavisi Değildir Menopozal hormon tedavisi, migreni tedavi etmek amacıyla kullanılan bir tedavi değildir. Ancak sıcak basması, gece terlemesi ve uyku sorunları gibi menopoz belirtileri için hormon tedavisinin gündeme geldiği kadınlarda mevcut migren öyküsünün de tedavi planlamasında dikkate alınması gerekir. Migreni bulunan kadınlarda hormon düzeylerinde daha az dalgalanmaya yol açan tedavi seçenekleri hekim tarafından değerlendirilebilir. Hangi hormonun, hangi yolla ve hangi dozda kullanılacağı ise her kadın için aynı değildir. Rahmi bulunan kadınlarda sistemik östrojen tedavisi planlandığında endometriumun korunması amacıyla uygun progestojen kullanımı da tedavinin önemli bir parçasıdır. Menopoz tedavisinde standart bir reçeteden söz etmek mümkün değildir. Amaç yalnızca bir semptomu ortadan kaldırmak değil; kadının yaşı, menopoz belirtileri, rahim ve meme sağlığı, kardiyovasküler riskleri, migren öyküsü ve kişisel tıbbi geçmişini birlikte değerlendirerek uygun yaklaşımı belirlemektir. Baş Ağrısı Günlüğü Değerlendirmeyi Kolaylaştırabilir Perimenopoz döneminde baş ağrılarının ne zaman ortaya çıktığının takip edilmesi, hormonal değişimlerle veya günlük yaşam alışkanlıklarıyla olası ilişkinin anlaşılmasına yardımcı olabilir. Ağrının başladığı gün ve saat, süresi, adet döngüsüyle ilişkisi, aura bulunup bulunmadığı, sıcak basması veya gece terlemesinin eşlik edip etmediği, uyku düzeni ve kullanılan ilaçların kaydedildiği bir baş ağrısı günlüğü, hekim değerlendirmesinde yararlı bilgiler sağlayabilir. Düzenli uyku, yeterli sıvı tüketimi, öğün düzeninin korunması, kişinin fark ettiği migren tetikleyicilerinden mümkün olduğunca kaçınması ve uygun fiziksel aktivitenin günlük yaşama dahil edilmesi de genel sağlık açısından önem taşır. Kadın Doğum ve Nöroloji Birlikte Değerlendirebilir Menopoz döneminde baş ağrısı hem hormonal değişimlerle hem de nörolojik nedenlerle ilişkili olabileceğinden bazı kadınlarda kadın hastalıkları ve doğum ile nöroloji uzmanlarının birlikte değerlendirmesi gerekebilir. Op. Dr. Gülsün Soypaçacı, “Menopoz geçişinde kadının vücudunda birçok değişiklik aynı dönemde ortaya çıkabiliyor. Baş ağrısı da bunlardan biri olabilir; ancak özellikle yeni başlayan veya alışılmışın dışında seyreden ağrıları menopozun doğal bir sonucu olarak kabul etmemek gerekir. Öncelikle ağrının nedeninin değerlendirilmesi, ardından menopoz belirtileri için uygulanabilecek yaklaşımın kişinin sağlık durumuna göre planlanması önemlidir” diyerek sözlerini tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lipödem İlaçla Tedavi Edilebilir mi? Prof. Dr. Ahmet Karacalar Açıkladı Haber

Lipödem İlaçla Tedavi Edilebilir mi? Prof. Dr. Ahmet Karacalar Açıkladı

Lipödem hastalarının sıklıkla başvurduğu ilaç ve takviye yöntemleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ahmet Karacalar, mevcut durumu şu sözlerle özetledi: "Onaylı Bir İlaç Yoktur" "Bugün için lipödemi doğrudan ortadan kaldıran veya tedavi eden onaylı bir ilaç yoktur. Bu nedenle ilaç tedavisi destekleyici ve semptomları hafifletici amaçlarla kullanılabilir." Metformin ve Metabolik Durum İnsülin direnci ilaçlarının kullanımı hakkında da konuşan Karacalar; "Metformin, lipödemin kendisini tedavi eden bir ilaç değildir. Ancak insülin direnci, PCOS veya metabolik sendrom eşlik ediyorsa tedavi planının bir parçası olabilir. Karar kişiye özel ve uzman hekim değerlendirmesi ile verilmelidir" dedi. Bromelain ve Beslenme Etkisi Ödem ve yangı (enflamasyon) için sıkça kullanılan takviyelere değinen Prof. Dr. Karacalar şunları kaydetti: "Bromelain yangı azaltıcı etkisi ile hassasiyette azalma sağlayabilir. Protein yıkıcı etkisi nedeniyle doku sertliğini azaltabileceği düşünülmektedir; ancak bu konuda güçlü klinik kanıt yoktur. Benzer bir şekilde ananas yedikten sonra bazı yemeklerin tadı geçici olarak farklı algılanabilir. Bu içindeki bromelainin proteinleri parçalaması nedeniyledir. Dil yüzeyindeki protein yapılarını parçalar ve tad değişir. Flavoidler, kurkumin ve selenyum da yangı azaltıcı etkisi nedeniyle kullanımı mümkündür." Hormon Tedavisi Çözüm mü? Hormonal yaklaşımları da değerlendiren Karacalar; "Bioeşdeğer hormon replasmanı, lipödemi tedavi eden bir yöntem değildir. (Kaynak: https://ahmetkaracalar.com/lipodem/) Hormonal dengesizlik olan menopoz ve perimenopoz dönemindeki kadınlarda destekleyici rol oynayabilir" ifadelerini kullandı. Kesin Çözüm Cerrahi Prof. Dr. Ahmet Karacalar, sözlerini tedavinin altın standardını hatırlatarak noktaladı: "Lipödemli yağın kalıcı olarak uzaklaştırılmasında en etkili yöntem hala liposuctiondır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.