Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hpv

Kapsül Haber Ajansı - Hpv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hpv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

  Kanserden Korunmanın 10 Önemli Kuralı! Haber

  Kanserden Korunmanın 10 Önemli Kuralı!

Üstelik kanser kalp damar hastalıklarından sonra dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olarak öne çıkıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde bazı yaş gruplarında ise birinci sıraya yaklaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de de her yıl yaklaşık 230–240 bin yeni kanser vakası görülüyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, aslında kanserin risk faktörlerinin önemli bir kısmının kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Bilimsel çalışmalar, uygun önlemler alındığında kanserlerin yaklaşık yüzde 30–40’ının önlenebileceğini göstermektedir. Kanserden korunmada en temel kurallar ise sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmaktır. Bunların yanı sıra tarama tetkiklerini düzenli olarak yaptırmak da kanser riskini önemli ölçüde azaltabilmektedir” diyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, kanserden korunmak için dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun Sigara dumanında dört binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların 50’den fazlasının kansere yol açabildiği biliniyor. Bu etkisi nedeniyle sigara ve tütün ürünleri; başta akciğer kanseri olmak üzere ağız, gırtlak, pankreas, mesane ve böbrek gibi pek çok kanser türüne yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Araştırmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ından sigara ve tütün ürünlerinin sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu zararlı alışkanlığın bırakılması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor. Akdeniz tipi beslenin Sebze, meyve, tam tahıllar ve liften zengin besinlerin tüketildiği “Akdeniz tipi” beslenme kanser riskinin azalmasında önemli bir rol oynuyor. Bu besinler içerdikleri antioksidanlar, vitaminler ve fitokimyasallar sayesinde hücrelere zarar veren serbest radikalleri azaltarak DNA hasarını önlemeye yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra liften zengin besinler, bağırsakta zararlı maddelerin daha hızlı atılmalarını sağlayarak, özellikle kolorektal kanser riskini düşürüyor. Araştırmalar, liften zengin beslenmenin bazı kanser türlerinde riski yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini gösteriyor. Sağlıklı kilonuzu koruyun Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, kanser riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Obezite; kronik iltihap, artmış insülin ve IGF-1 hormon düzeyleri ile yağ dokusundan salgılanan östrojen gibi bazı hormonların artışı yoluyla hücre çoğalmasını tetikleyebiliyor. Bu durum bazı kanser türlerinin gelişimine zemin hazırlayabiliyor. Obezitenin özellikle meme, kolon, rahim, pankreas ve karaciğer kanseriyle ilişkili olduğu belirtiliyor. Haftada en az 150 dakika egzersiz yapın Düzenli egzersiz; bağışıklık sistemini güçlendirmesi, hormon dengesini düzenlemesi, bağırsak hareketlerini artırması ve kronik iltihabı azaltması sayesinde kanser riskini düşürebiliyor. Büyük ölçekli çalışmalar; düzenli egzersizin kanser riskini yaklaşık yüzde 10 – 30 oranında azalttığını gösteriyor. Düzenli fiziksel aktivitenin özellikle kolon ve meme kanseri üzerinde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, “Sağlıklı bir yaşam için haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapılması önemlidir” diyor. Alkolden uzak durun Alkol vücutta asetaldehit adı verilen toksik bir maddeye dönüşerek oksidatif stres ve hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Bu durum DNA’ya zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. Alkol tüketimi; karaciğer, ağız, yemek borusu, meme ve kolon kanserleriyle ilişkili oluyor. Alkol tüketimi arttıkça kanser riski de yükseliyor. İşlenmiş et ürünlerinden kaçının İşlenmiş et tüketimi özellikle kolorektal kanser riskini artırabiliyor. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş ürünler; içerdikleri nitrit ve nitratların kansere neden olabilen N-nitrozo bileşiklerine dönüşmesi sebebiyle risk oluşturuyor. Ayrıca, bu ürünler yüksek sıcaklıkta pişirildiğinde oluşan zararlı bileşikler de DNA hasarına yol açabiliyor. Güneşin zararlı ışınlarından korunun Aşırı güneş ışığına maruz kalmak cilt kanserlerinin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Güneşten korunmak ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımı riski azaltabiliyor. Bu nedenle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11:00 – 15:00 saatleri arasında mümküne dışarı çıkmayın. Mecbursanız güneş koruyucunuzu güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulamayı ihmal etmeyin. Enfeksiyonlara karşı aşı olun HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonu rahim ağzı kanseri; hepatit B ve C virüsleri ise karaciğer kanseriyle ilişkili oluyor. Aşı olmak bu kanserlerin önlenmesinde etkili bir yöntem olarak yerini koruyor. Tarama programlarını ihmal etmeyin! Meme kanseri için mamografi, kolon kanseri için kolonoskopi ve rahim ağzı kanseri için Pap smear ile HPV (Human Papilloma Virüsü) tarama testleri kanserin önlenmesi açısından büyük bir öneme sahip. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, hiçbir yakınmanız olmasa bile bu tarama yöntemlerini düzenli olarak yaptırmanızın yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekiyor. Kolonoskopi: Kansere dönüşebilen poliplerin saptanması için 45 yaşından itibaren 5-10 yılda bir kolonoskopi öneriliyor. Ailede kolon kanseri öyküsü varsa tarama 40 yaşında başlatılabiliyor. İltihabi bağırsak hastalığı gibi risk faktörlerinde takvim daha öne çekilebiliyor. Pap smear ve HPV DNA testi: 21 yaşından itibaren her 3 yılda bir Pap smear testi yaptırılması gerekiyor. 30 yaşından sonra 5 yılda bir Pap Smear ile birlikte HPV DNA testinin yapılması, rahim ağzı kanserine neden olabilen CIN (Cervical Intraepithelial Neoplasia) lezyonlarının erken saptanmasını sağlıyor. Mamografi: 40 yaşından itibaren yılda bir kez yapılan mamografi taramasıyla meme kanserinin öncül lezyonları tespit edilebiliyor. Zararlı çevresel maddelerden kaçının Hava kirliliği ve bazı kimyasallar (asbest, kurşun, arsenik, pestisit ve civa) DNA hasarına ve inflamasyona neden olarak özellikle akciğer kanseri riskini artırabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Haber

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

“HPV ile yakından ilişkili olan rahim ağzı kanseri, erken tanı ve düzenli tarama ile kontrol altına alınabiliyor” diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Neşe Solak, rahim ağzı kanserinde erken tanının önemi ve HPV aşısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Neşe Solak, “Rahim ağzı (serviks) kanseri, rahmin alt kısmında yer alan serviks dokusundan gelişen ve çoğunlukla HPV (Human Papilloma Virüsü) ile ilişkili bir kanser türüdür. En önemli özelliği, düzenli tarama programları sayesinde önlenebilir ve erken evrede yakalanabilir olmasıdır. En sık tanı alan yaş grubu ise 35-44 yaş aralığıdır” dedi. Kimler Risk Altında? Solak, “Yüksek riskli HPV tipleri, özellikle HPV 16 ve 18 ile enfekte olan kişilerde rahim ağzı kanseri riski artmaktadır. Bunun yanı sıra erken yaşta cinsel ilişkiye başlayanlar, çoklu cinsel partner öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar ve uzun süre tarama yaptırmayan kadınlar risk grubunda yer almaktadır” dedi. Belirtiler Nelerdir? “Rahim ağzı kanseri erken evrede genellikle belirti vermez” diyen Solak, “Hastalık ilerledikçe ilişki sonrası kanama, ara kanamalar, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ile kasık veya bel ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir” ifadelerinde bulundu. Tedavisi Nasıl Yapılır? Op. Dr. Neşe Solak, “Erken evrede yakalanan rahim ağzı kanserinde konizasyon (rahim ağzının bir kısmının alınması) ya da rahmin alınması gibi cerrahi yöntemler uygulanabilir. İleri evrelerde ise tedavi radyoterapi ve kemoterapi ile sürdürülmektedir” dedi. Tarama Nasıl Yapılır? Smear Testi Nedir? “Rahim ağzı kanseri taraması, kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişiklikleri saptamayı amaçlar” diyen Solak, “Bu tarama smear testi ve HPV DNA testi ile yapılır. Smear testi, jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından küçük bir fırça veya spatula yardımıyla hücre örneği alınarak gerçekleştirilir. İşlem 1-2 dakika sürer ve anestezi gerektirmez. Smear testi öncesinde adetli olunmaması, son 48 saat içinde cinsel ilişkiye girilmemesi ve vajinal duş, fitil ya da krem kullanılmaması önerilmektedir” ifadelerinde bulundu. Tanı Nasıl Konur? Solak, “Smear veya HPV DNA testinde anormal sonuç elde edilmesi durumunda kolposkopi ve biyopsi ile kesin tanı konur. Kolposkopi, rahim ağzı, vajen ve vulvanın mikroskop benzeri özel bir cihazla ayrıntılı olarak incelendiği tanısal bir işlemdir. İşlem sırasında rahim ağzına asetik asit uygulanır ve şüpheli görülen alanlardan küçük biyopsiler alınır. Genellikle 5-10 dakika sürer ve çoğu zaman anestezi gerektirmez” dedi. Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Mümkün mü? Op. Dr. Neşe Solak, “Rahim ağzı kanserinden korunmada en etkili yöntem HPV aşısıdır. Çünkü rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı HPV ile ilişkilidir. Aşı yapılmış olsa bile tarama programlarının aksatılmaması gerekir. Düzenli tarama yaptırmak, sigara kullanmamak, kondom kullanmak, çoklu partnerden kaçınmak, bağışıklık sistemini destekleyen bir yaşam tarzı benimsemek ve HPV pozitifliği durumunda kontrolleri ihmal etmemek korunmada önemli rol oynar” dedi. HPV Enfeksiyonu Nedir? Tehlikeli midir? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV, oldukça yaygın görülen ve çoğunlukla cinsel yolla bulaşan bir virüstür. Çoğu kişide belirti vermeden vücuttan kendiliğinden temizlenir ve enfeksiyonların büyük bir kısmı zararsızdır. Ancak yüksek riskli HPV tipleri, özellikle 16 ve 18, rahim ağzı kanserine yol açabilir. Bu nedenle düzenli tarama büyük önem taşır. Prezervatif kullanımı riski azaltmakla birlikte yüzde 100 koruma sağlamaz” dedi. HPV Taşıyıcılığı Nasıl Anlaşılır? “HPV taşıyıcılığı çoğu zaman hiçbir belirti vermez” diyen Op. Dr. Neşe Solak, “Bu nedenle HPV varlığı yalnızca smear ve HPV DNA testleri ile tespit edilebilir” ifadelerinde bulundu. HPV Ne Kadar Sürede Temizlenir? Solak, “HPV enfeksiyonlarının yüzde 70-90’ı bağışıklık sistemi sayesinde 1-2 yıl içinde vücuttan temizlenir. Sigara kullanımı, yoğun stres ve bağışıklık sisteminin zayıflaması bu süreci uzatabilir” dedi. HPV Pozitifliğinde Partnere Bulaş Olur mu? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV cinsel yolla bulaşabildiği için partnere geçme riski bulunmaktadır. Erkeklerde çoğu zaman belirti görülmez ve erkekler için rutin bir HPV tarama testi bulunmamaktadır” dedi. HPV’nin Tedavisi Var mı? “HPV’yi tamamen yok eden bir ilaç bulunmamaktadır” diyen Op. Dr. Neşe Solak, “Tedavide amaç, vücudun virüsü temizlemesini desteklemek ve oluşan lezyonları tedavi etmektir. HPV enfeksiyonu olan kişilere de HPV aşısı yapılması önerilmektedir. Sigara kullanmamak ve düzenli kontrolleri aksatmamak sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından önemlidir” dedi. HPV Aşısı Nedir? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı; HPV tip 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruma sağlar. Kadınlarda rahim ağzı, vulva ve vajina kanserleri ile bu kanserlerin öncül lezyonlarına; kadın ve erkeklerde ise anüs kanseri ve genital siğillere karşı koruyucudur. Dokuz yaşından büyük adolesanlar ve yetişkinler için uygundur. Aşı, vücudun bu HPV tiplerine karşı antikor üretmesini sağlayarak hastalıklara karşı bağışıklık oluşturur” dedi. Kimlere Yapılır, Uygulama Şekli Nasıldır? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı, 9-26 yaş arası erkeklere ve 9-45 yaş arası kadınlara uygulanabilmektedir. 9-15 yaş grubunda aşı iki doz şeklinde yapılır ve ikinci doz 5-13 ay arasında uygulanır. 15 yaş üzerindeki kişilerde ise üç doz uygulanır ve bu dozların bir yıl içinde tamamlanması gerekir” ifadelerinde bulundu. Yan Etkisi Var mı? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı sonrası en sık görülen yan etkiler, aşının yapıldığı bölgede ağrı, şişlik ve kızarıklık ile baş ağrısıdır. Ciddi alerjik reaksiyonlar ise oldukça nadirdir” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Serviks Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Haber

Serviks Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Serviks kanseriyle mücadelede en etkili yaklaşımın düzenli jinekolojik kontroller olduğuna dikkat çekiliyor. Belirlenen aralıklarla yapılan taramalar sayesinde hastalık gelişmeden önce riskli hücresel değişiklikler saptanabiliyor ve süreç çok daha kontrollü şekilde yönetilebiliyor. Düzenli Tarama Neden Önemli? Serviks kanserinin büyük ölçüde tarama testleriyle saptanabildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, bu testlerin yalnızca tanı koymak için değil, hastalık gelişimini önlemek açısından da kritik rol oynadığını vurguluyor. Op. Dr. Khıavı, “Pap smear ve HPV testleri, serviks kanserine yol açabilecek hücresel değişiklikleri henüz kansere dönüşmeden yakalamamızı sağlıyor. Bu nedenle düzenli tarama, serviks kanseriyle mücadelede en etkili basamaklardan biridir” diyor. HPV Türkiye’de Sanılandan Çok Daha Yaygın Serviks kanserinin en önemli nedenlerinden birinin HPV enfeksiyonu olduğunu belirten Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, toplumda sık görülen bir virüs olduğuna dikkat çekiyor. “Türkiye’de özellikle genç kadınlar, evlilik sonrası kontroller sırasında HPV pozitifliği ile karşılaşabiliyor. Ancak bu durum her zaman kansere işaret etmez” diyen Op. Dr. Khıavı, düzenli takip ve taramanın belirleyici rol oynadığını vurguluyor. HPV’den Korunmak Mümkün HPV enfeksiyonundan korunmada bazı temel adımlar önemli rol oynuyor. HPV aşısının virüse karşı en etkili koruyucu yöntemlerden biri olduğunu ifade eden Op. Dr. Khıavı, düzenli jinekolojik muayene, tarama testlerinin aksatılmaması ve cinsel sağlık konusunda bilinçli davranmanın riski azalttığını vurguluyor. “HPV çok yaygın olduğu için ‘bana olmaz’ düşüncesi en büyük yanılgılardan biridir” diyen Op. Dr. Khıavı, korunmada sürekliliğin önemine işaret ediyor. HPV Bulaştığında Ne Yapılmalı? HPV pozitifliği saptandığında panik yapılmaması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, izlenecek yolun kişiye özel olarak planlandığını belirtiyor. “HPV saptandığında ilk yapılması gereken doğru değerlendirme ve düzenli takip. Pek çok HPV tipi bağışıklık sistemi tarafından zamanla temizlenebiliyor” diyen Op. Dr. Khıavı, bu süreçte Smear ve HPV testleriyle düzenli izlem yapılmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Geç Tanı Tedavi Sürecini Zorlaştırıyor Serviks kanserinin geç evrede tanı alması, tedavi sürecini daha uzun ve zor hale getirebiliyor. Op. Dr. Khıavı, “Erken evrede tanı alan hastalarda tedavi süreci çok daha kontrollü ilerliyor. Bu nedenle düzenli tarama bir tercih değil, kadın sağlığının temel bir parçası olarak görülmeli” diyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, düzenli taramanın hastalıkla mücadelede belirleyici rol oynadığını ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor.

Serviks Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Haber

Serviks Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biri olan serviks kanseri, önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olmasına rağmen Türkiye’de tarama alışkanlığının yeterince yaygın olmaması nedeniyle halen önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Serviks kanseriyle mücadelede en etkili yaklaşımın düzenli jinekolojik kontroller olduğuna dikkat çekiliyor. Belirlenen aralıklarla yapılan taramalar sayesinde hastalık gelişmeden önce riskli hücresel değişiklikler saptanabiliyor ve süreç çok daha kontrollü şekilde yönetilebiliyor. Düzenli Tarama Neden Önemli? Serviks kanserinin büyük ölçüde tarama testleriyle saptanabildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, bu testlerin yalnızca tanı koymak için değil, hastalık gelişimini önlemek açısından da kritik rol oynadığını vurguluyor. Op. Dr. Khıavı, “Pap smear ve HPV testleri, serviks kanserine yol açabilecek hücresel değişiklikleri henüz kansere dönüşmeden yakalamamızı sağlıyor. Bu nedenle düzenli tarama, serviks kanseriyle mücadelede en etkili basamaklardan biridir” diyor. HPV Türkiye’de Sanılandan Çok Daha Yaygın Serviks kanserinin en önemli nedenlerinden birinin HPV enfeksiyonu olduğunu belirten Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, toplumda sık görülen bir virüs olduğuna dikkat çekiyor. “Türkiye’de özellikle genç kadınlar, evlilik sonrası kontroller sırasında HPV pozitifliği ile karşılaşabiliyor. Ancak bu durum her zaman kansere işaret etmez” diyen Op. Dr. Khıavı, düzenli takip ve taramanın belirleyici rol oynadığını vurguluyor. HPV’den Korunmak Mümkün HPV enfeksiyonundan korunmada bazı temel adımlar önemli rol oynuyor. HPV aşısının virüse karşı en etkili koruyucu yöntemlerden biri olduğunu ifade eden Op. Dr. Khıavı, düzenli jinekolojik muayene, tarama testlerinin aksatılmaması ve cinsel sağlık konusunda bilinçli davranmanın riski azalttığını vurguluyor. “HPV çok yaygın olduğu için ‘bana olmaz’ düşüncesi en büyük yanılgılardan biridir” diyen Op. Dr. Khıavı, korunmada sürekliliğin önemine işaret ediyor. HPV Bulaştığında Ne Yapılmalı? HPV pozitifliği saptandığında panik yapılmaması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, izlenecek yolun kişiye özel olarak planlandığını belirtiyor. “HPV saptandığında ilk yapılması gereken doğru değerlendirme ve düzenli takip. Pek çok HPV tipi bağışıklık sistemi tarafından zamanla temizlenebiliyor” diyen Op. Dr. Khıavı, bu süreçte Smear ve HPV testleriyle düzenli izlem yapılmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Geç Tanı Tedavi Sürecini Zorlaştırıyor Serviks kanserinin geç evrede tanı alması, tedavi sürecini daha uzun ve zor hale getirebiliyor. Op. Dr. Khıavı, “Erken evrede tanı alan hastalarda tedavi süreci çok daha kontrollü ilerliyor. Bu nedenle düzenli tarama bir tercih değil, kadın sağlığının temel bir parçası olarak görülmeli” diyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, düzenli taramanın hastalıkla mücadelede belirleyici rol oynadığını ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor.

HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor Haber

HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor

Üstelik bu virüs sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Bu nedenle, aşının her iki cinsiyette de uygulanması, toplum genelinde bulaşın azaltılmasında ve kanser vakalarının önlenmesinde hayati önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Doğukan Yıldırım, HPV’nin kadın ve erkek sağlığındaki etkilerine dikkat çekerek, en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısı hakkında bilgi verdi. HPV sık görülen ama az bilinen bir enfeksiyon Araştırmalara bakıldığında HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) 200’ün üzerinde tipi olduğu görülmektedir. HPV türleri aslında sık görülen ama toplum tarafından az bilinen enfeksiyonlardır. Bunların bir kısmı yalnızca kozmetik sorunlara yol açarken, bir kısmı ise rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve hatta baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. HPV, cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsleri temizler; ancak HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli tipler kalıcı hale geldiğinde hücrelerde DNA hasarına neden olabilir ve kanserleşme süreci başlayabilir. HPV yıllar sonra da kansere dönüşebilir HPV enfeksiyonunun etkileri yalnızca ciltteki siğillerle sınırlı değildir. Virüs, fark edilmeyen hücresel değişikliklerle yıllar sonra kansere dönüşebilir. Benign denilen iyi huylu lezyonlar, en sık görüleni genital siğillerdir ve bunlar kondilom olarak adlandırılır. Genellikle HPV 6 ve 11 tipleriyle ilişkilidir. Kansere dönüşmez, ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bir diğer lezyon ise premalign; yani kanser öncüsü lezyonlardır. Dışarıdan fark edilmezler, mikroskobik düzeyde ilerleyen lezyonlardır. Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN), vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) ve vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) bu gruptadır. Özellikle CIN 2 ve CIN 3 tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir. Her yıl 600 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konmakta ve maalesef 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında HPV etken olarak yer alır. Virüs hücre içine yerleşip E6 ve E7 adlı onkojen proteinleri üretir; bu proteinler hücrenin DNA onarım mekanizmalarını bozarak kanserleşme sürecini başlatır. Sadece 2 test ile kanser riskini önlemek için adım atın HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri büyük önem taşır. Bu konuda kadınlara önerilen iki test bulunmaktadır. Bunlar Pap Smear ve HPV DNA testidir. Pap Smear testi, hücrelerdeki erken değişiklikleri gösterir. HPV DNA testi ise yüksek riskli tipleri doğrudan tespit eder. Bu iki testin birlikte uygulanması, rahim ağzı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde altın standarttır. HPV aşısı kadınlar ve erkekler için koruma sağlar HPV aşısı, rahim ağzı kanseri dahil birçok HPV ilişkili kanseri önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en güçlü koruma aracıdır. HPV aşısı sadece kız çocukları için değil, erkekler için de koruyucudur. Bulaşmayı azaltır ve genital siğillere karşı da etkilidir. Hem kadınlar hem de erkekler HPV aşısı olabilir. HPV aşısı genellikle 11-12 yaşlarında rutin olarak tavsiye edilir. Cinsel temas ve HPV'ye maruz kalmadan önce aşılanma idealdir; ancak bu yaşlardan sonra da yapılmasında bir sakınca yoktur. Aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlamaktadır. Farkındalık, aşılama ve düzenli kontrol şart! HPV, yalnızca dışarıdan fark edilen siğillerden ibaret değildir; sessizce ilerleyip yıllar sonra da kansere yol açabilir. Bu nedenle aşılama, tarama ve doğru bilgilendirme kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır. HPV ile mücadelede başarı, toplumun bilinçlenmesi, aşının yaygınlaşması ve uzman ellerde yürütülen doğru tedavi ile mümkündür. Aşının yaygın uygulandığı ülkelerde kanser öncüsü lezyonlarda ve rahim ağzı kanseri oranlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Türkiye’de aşının henüz ulusal aşı takviminde yer almaması nedeniyle aşılama oranları düşük olsa da, bireysel olarak yaptırmak mümkündür. İleri evrelerde jinekolojik cerrahi müdahale gerekebilir HPV’ye bağlı lezyonların tanı ve tedavisinde jinekolojik onkoloji uzmanlarının deneyimi büyük önem taşır. Anormal smear sonuçlarında kolposkopi, biyopsi veya cerrahi gerekebilir. Erken evrelerde konservatif yaklaşımlar yeterli olurken, ileri evrelerde minimal invaziv cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi ve immünoterapi gibi modern yöntemler uygulanır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.