Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hüsnü Erkmen

Kapsül Haber Ajansı - Hüsnü Erkmen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hüsnü Erkmen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Stresi Azaltmanın Yolu Küçük Mutluluklardan Geçiyor! Haber

Stresi Azaltmanın Yolu Küçük Mutluluklardan Geçiyor!

Stresle başa çıkmak için her zaman büyük değişiklikler yapmak gerekmediğini kaydeden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Özellikle gülmek, şakalaşmak ve tartışmalı konular yerine keyifli sohbetlere yönelmek rahatlatıcı bir etki yaratıyor. Kitaplar ise okuyucuyu farklı dünyalara taşıyarak hayal kurmasına ve gündelik düşüncelerinden uzaklaşmasına fırsat sunuyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Dünya Stres Farkındalık Günü kapsamında stresle başa çıkmanın basit püf noktaları hakkında bilgi verdi. Havadan sudan sohbet etmek bile stresi azaltabiliyor! Stresle başa çıkmada yürüyüş yapmanın önemli katkısı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Yürüyüş yapmak ve fiziksel aktivitelere zaman ayırmak günlük yaşamın yoğunluğu içinde rahatlamak açısından önemli.” dedi. Arkadaşlarla bir araya gelerek sohbet etmenin de stresle başa çıkmada önemli bir yeri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Erkmen, “Konuşulan konuların her zaman ciddi, önemli veya tartışmaya açık olması gerekmez. Bazen oldukça sıradan, hatta dışarıdan bakıldığında anlamsız gibi görünen konular üzerine konuşmak bile insanı rahatlatabilir. Bazen havadan sudan konuşmak, geçmiş günlerde yaşanan küçük olayları paylaşmak, gülüşmek ve şakalaşmak insana iyi gelir. Çünkü bu tür sohbetlerde kişi kendisini savunmak, bir görüşü kanıtlamak veya karşısındakiyle tartışmak zorunda kalmaz.” şeklinde konuştu. Tartışmalı konular yerine sizi güldüren sohbetleri seçin! Arkadaş ortamlarında siyasi veya benzeri hassas konular üzerinden yürütülen tartışmaların ise yeni gerginliklere yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Erkmen, “Bu tür konuşmalar zaman zaman kişilerin birbirine sinirlenmesine ve sohbetin tartışmaya dönüşmesine neden olabilir.” dedi. Mizahın insan yaşamındaki özel yerine değinen Prof. Dr. Erkmen, “Gündelik olaylardan söz etmek, şakalaşmak ve birlikte gülmek daha rahatlatıcı bir iletişim ortamı oluşturur. Şaka yapmak ve birlikte gülmek insana özgü önemli özelliklerdir.” ifadelerini kullandı. Kitap okumak, zihni gündelik yaşamın stresinden uzaklaştırıyor! Kitap okumanın da stresle başa çıkmada özel bir yere sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her kitap okuyucuyu farklı bir dünyaya taşır. Kitaplar yalnızca bilgi edinmek için değil, hayal kurmak ve gündelik yaşamın dışına çıkabilmek için de önemli bir fırsat sunar.” dedi. Özellikle farklı ülkeleri, şehirleri ve yaşamları anlatan eserlerin okuyucunun zihninde yeni dünyalar canlandırabildiğini kaydeden Prof. Dr. Erkmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir kitabı okurken anlatılan ülkenin caddelerini, kasabalarını ve insanlarını hayal etmek kişiyi farklı bir yolculuğa çıkarır. Bu yönüyle kitap okumak zihinsel açıdan besleyici ve rahatlatıcı bir deneyim olur. Kısacası stresle başa çıkmak için her zaman büyük değişiklikler yapmak gerekmiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor! Haber

Anoreksiya: Zayıflık Takıntısı Hayatı Tehdit Ediyor!

Anoreksiya Nervoza’nın diyet yapıp kilo vermekten ileri bir durum olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Hastaların çoğunun kendilerini kilolu görmeye devam ettiklerini, ancak çevrelerindekilerin durumun ciddiyetini fark edebildiklerini dile getiren Prof. Dr. Erkmen, erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesinin tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu. Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı! Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi. Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu. Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık! Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu. 30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum! Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. “Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti: “Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir! Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi. Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı: “Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir. Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.