Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Huzurevleri

Kapsül Haber Ajansı - Huzurevleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Huzurevleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaşlı Bakımında Bağımsız Yaşam Desteklenmeli! Haber

Yaşlı Bakımında Bağımsız Yaşam Desteklenmeli!

Yaşlı bakımının yalnızca beslenme, ilaç takibi ve kişisel ihtiyaçların karşılanmasından ibaret olmadığını vurgulayan Şentürk, “Temel hedef, kişinin mümkün olduğunca bağımsızlığını koruyabilmesi, kendi yaşam çevresinde kalabilmesi ve toplumdan kopmadan hayatını sürdürebilmesidir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Yaşlı Bakımı Programı Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, Türkiye’de yaşlı bakım hizmetlerinin mevcut durumunu, ailelerin karşılaştığı sorunları, demans hastalarına yönelik profesyonel bakım ihtiyacını ve teknolojinin yaşlı bakımındaki geleceğini değerlendirdi. “Mevcut yapının hizmet çeşitliliği ve ulaşılabilirlik bakımından geliştirilmesi gerekiyor” Türkiye’de yaşlı bireylere yönelik huzurevleri, evde bakım hizmetleri, gündüzlü bakım merkezleri ve çeşitli sosyal destek uygulamalarının bulunduğunu belirten Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, yaşlı nüfusun hızla artmasının önümüzdeki yıllarda bu hizmetlere duyulan ihtiyacı daha da artıracağını ifade etti. Yaşlı bakımının yalnızca kurum bakımı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Şentürk, “Temel hedef, kişinin mümkün olduğunca bağımsızlığını koruyabilmesi, kendi yaşam çevresinde kalabilmesi ve toplumdan kopmadan hayatını sürdürebilmesidir. Bunun sağlanabilmesi için sağlık ve sosyal hizmetlerin, yerel yönetimlerin, bakım profesyonellerinin ve ailelerin birbiriyle bağlantılı çalıştığı daha bütüncül bir yapıya ihtiyaç vardır.” diye konuştu. “Her yaşlı birey için aynı bakım modeli uygun değil” Evde bakım, huzurevi, yaşlı yaşam merkezi ve gündüzlü bakım hizmetlerinin birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan yapılar olması gerektiğini vurgulayan Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, yaşlı bireylerin ihtiyaçlarının zaman içinde değişebileceğine dikkat çekti. Günlük yaşamını bağımsız sürdürebilen ancak sosyal desteğe ihtiyaç duyan bireyler için yaşlı yaşam merkezleri ve gündüzlü bakım hizmetlerinin uygun olabileceğini anlatan Şentürk, şöyle devam etti: “Günlük yaşam aktivitelerinde daha fazla desteğe ihtiyaç duyulmaya başlandığında evde bakım hizmetleri devreye girebilir. Evde sağlanan desteğin yetersiz kaldığı, sürekli gözetim veya daha yoğun bakım gerektiren durumlarda ise huzurevi ya da yatılı bakım merkezleri değerlendirilebilir. Burada önemli olan, hizmetler arasında güçlü bir yönlendirme ve takip sisteminin kurulmasıdır.” Bakım hizmetlerinin kişinin sağlık durumuna, bağımsızlık düzeyine, bilişsel durumuna ve aile desteğine göre planlanması gerektiğini belirten Şentürk, “En doğru yaklaşım, kişiyi mevcut bir hizmet modeline uydurmak yerine bakım hizmetini kişinin değişen ihtiyaçlarına göre şekillendirmektir.” ifadesini kullandı. “Yaşlı bakımında yalnızca fiziksel ihtiyaçların karşılanması yeterli değil” İyi bir yaşlı bakımının yalnızca beslenme, kişisel bakım, ilaç takibi ve güvenliğin sağlanmasıyla sınırlı olmadığını kaydeden Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, psikolojik destek ve sosyal etkileşimin de bakımın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Uzun süre yalnız kalmanın, sosyal çevreden uzaklaşmanın ve günlük yaşamda pasifleşmenin yaşlı bireylerin iyilik halini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, “Kişinin kendisini değerli hissetmesi, sosyal ilişkilerini sürdürebilmesi, günlük yaşama katılması ve zihinsel olarak aktif kalması da yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır.” dedi. Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, yaşlı bireylerin aileleri ve arkadaşlarıyla iletişimlerini sürdürmeleri, yürüyüş yapmaları, müzik dinlemeleri, oyun oynamaları ve ilgi duydukları etkinliklere katılmalarının desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Buradaki amaç yalnızca temel ihtiyaçları karşılamak değil; kişinin mümkün olduğunca bağımsız, aktif ve yaşamın içinde kalmasını desteklemektir.” diye konuştu. “Demans hastalarının mevcut becerileri korunmalı” Demans ve Alzheimer gibi hastalıkların yaşlı bakımında özel bilgi ve becerilere duyulan ihtiyacı artırdığını belirten Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, bu hastalıklarda unutkanlığın yanı sıra iletişim güçlükleri, yönelim bozuklukları, davranış değişiklikleri, uyku sorunları, düşme ve kaybolma risklerinin de görülebildiğine dikkat çekti. Bakım personelinin demans belirtilerini tanıması, doğru iletişim kurması, davranış değişikliklerine uygun yaklaşması ve güvenli yaşam alanları oluşturması gerektiğini söyleyen Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, “Bakım sırasında her şeyi onun adına yapmak kısa vadede kolaylaştırıcı gibi görünse de zamanla bağımsızlığın azalmasına yol açabilir. Bu yüzden bakım personelinin, kişinin mevcut becerilerini korumasını ve günlük yaşama mümkün olduğunca katılmasını desteklemesi gerekir.” dedi. “Bakım sorumluluğunun tek kişiye yüklenmesi tükenmişliğe yol açabilir” Yaşlı yakınlarına uzun süre bakım vermenin hem fiziksel hem de duygusal açıdan yorucu olabildiğini ifade eden Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, özellikle bakım sorumluluğunun aile içinde tek bir kişinin üzerinde kalmasının önemli sorunlara neden olabileceğini söyledi. Gündüzlü bakım merkezleri ve geçici bakım hizmetlerinin ailelerin yükünü hafifletebileceğini dile getiren Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, “Bakım veren kişinin dinlenmeye, kendi günlük işlerini yürütmeye ve sosyal yaşamını sürdürebilmeye ihtiyacı vardır. Bakım verenin fiziksel ve ruhsal iyilik halinin korunması, bakım alan kişinin yaşam kalitesine de doğrudan yansır. Aileyi desteklemek bu yönüyle yaşlı bakımının ayrılmaz bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı. “Yapay zekâ ve bakım robotları insan bakımının yerini almamalı” Teknolojinin yaşlı bakımındaki rolünün giderek artacağına dikkat çeken Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, akıllı saatler, hareket sensörleri, düşme algılama sistemleri ve uzaktan sağlık takibinin özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin güvenliğini artırabileceğini söyledi. İlaç saatlerinin hatırlatılması, sağlık verilerinin uzaktan izlenmesi ve günlük rutinlerdeki olağan dışı değişikliklerin yakınlara bildirilmesinin yaşlıların evlerinde daha bağımsız yaşamalarını destekleyebileceğini ifade eden Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, yapay zekâ ve bakım robotlarının da gelecekte çeşitli destek hizmetlerinde kullanılabileceğini belirtti. Ancak teknolojinin insan ilişkilerinin yerini almaması gerektiğini vurgulayan Öğr. Gör. Duygu Deniz Şentürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Yapay zekâ ve bakım robotları da gelecekte hatırlatma, yönlendirme, takip ve bazı günlük desteklerde yardımcı olabilir. Bununla birlikte teknolojinin insan bakımının yerini tamamen alması beklenmemelidir. Yaşlı bakımında insan ilişkisi, güven, iletişim ve duygusal destek vazgeçilmezdir. Gelecekte en sağlıklı yaklaşım, teknolojiyi insan bakımının alternatifi olarak görmek yerine kişinin bağımsızlığını, güvenliğini ve yaşam kalitesini destekleyen bir araç olarak kullanmak olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor Haber

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor. Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi. Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli. Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı. Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi. Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu. “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli” “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.