Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Huzursuzluk

Kapsül Haber Ajansı - Huzursuzluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Huzursuzluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ramazan Ayı Psikolojik İyi Oluşa Katkı Sağlayabiliyor!  Haber

Ramazan Ayı Psikolojik İyi Oluşa Katkı Sağlayabiliyor! 

Oruç tutmanın sabır, öz disiplin ve stres yönetimini destekleyebilirken, değişen uyku ve beslenme düzeni bazı kişilerde kaygı ve huzursuzluğa yol açabileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Manevi ritüeller bireyin ruh halini olumlu etkileyebilirken, rutin değişiklikleri bazı bireylerde stres yaratabilir.” dedi. Özellikle depresyon ve anksiyete gibi ruhsal rahatsızlıkları olan bireylerin Ramazan sürecinde kendilerini zorlamadan hareket etmesi gerektiğine vurgu yapan Taşkın, bu dönemin doktor veya terapiste danışılarak bireysel ihtiyaçlara göre planlanması gerektiğini aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, Ramazan ayının ruh sağlığı üzerindeki hem olumlu hem de zorlayıcı etkileri ile özellikle ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin süreci nasıl geçirmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi. Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir! Ramazan ayının, bireyler için hem fiziksel hem de ruhsal bir arınma süreci olduğunu hatırlatan Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Oruç tutmak, sabır ve öz disiplin geliştirirken, stres yönetimine de katkıda bulunabilir.” dedi. Ancak, uyku ve beslenme düzeninin değişmesinin bazı bireylerde kaygıyı artırabileceğine dikkat çeken Taşkın, “Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir. Manevi yönelim ve ibadetler, stres seviyelerini azaltabilir. Ancak, açlık ve susuzluk bazı bireylerde sinirlilik ve huzursuzluk yaratabilir. Bu nedenle, dengeli beslenmek ve yeterli uyumak önemlidir.” şeklinde konuştu. Ramazan ayı hem olumlu hem zorlayıcı etkiler yaratabilir! Ramazan ayının, bireylerin kendilerini değerlendirdiği, geçmişiyle yüzleştiği ve yeni hedefler belirlediği bir dönem olabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu süreç, duygusal dayanıklılığı artırarak psikolojik iyi oluşa katkı sağlayabilir. Ayrıca, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma ruhu, bireylerin yalnızlık hissini azaltır.” dedi. Depresyon, anksiyete veya diğer ruhsal rahatsızlıkları olan bireyler için Ramazan’ın hem destekleyici hem de zorlayıcı olabileceğine vurgu yapan Taşkın, “Manevi ritüeller bireyin ruh halini olumlu etkileyebilirken, rutin değişiklikleri bazı bireylerde stres yaratabilir. Bu yüzden, uzman görüşü almak, sağlıklı beslenmek ve uyku düzenine dikkat etmek gereklidir.” açıklamasını yaptı. Ruhsal rahatsızlığı olanlar Ramazan’ı uzman görüşü alarak geçirmeli! Ruhsal rahatsızlığı olan bireylerin, Ramazan sürecinde kendilerini zorlamadan hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı: “Oruç tutma konusunda doktor veya terapistlerine danışmalı, yaşam tarzına özen göstermeli ve sosyal destek almaya önem vermelidirler. Sonuç olarak, Ramazan ayı bireylerin ruh sağlığı üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Bu süreç, bireysel ihtiyaçlara uygun şekilde deneyimlenmeli ve dengeli bir yaklaşım benimsenmelidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bu Enfeksiyon Sessizce İlerliyor! Haber

Bu Enfeksiyon Sessizce İlerliyor!

Özellikle kadınlar, yaşlılar ve hamileler idrar yolu enfeksiyonlarına karşı daha yüksek risk taşıyor. Günlük yaşamda sık karşılaşılan bu enfeksiyonlar çoğu kişi tarafından geçici bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Basit gibi görünen şikayetlerin arkasında sessizce ilerleyen ciddi bir tablo gelişebiliyor. Günlük Yaşamı ve Uyku Düzenini Bozuyor İdrar yolu enfeksiyonlarının yalnızca fiziksel yakınmalarla sınırlı kalmadığını belirten Üroloji Hekimi Uzm. Dr. Cem Kezer, bu durumun günlük yaşamı doğrudan etkileyen sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor. Sürekli idrara çıkma ihtiyacı ve idrar yaparken hissedilen yanma ile ağrı bireylerin günlük yaşam konforunu ciddi biçimde azaltıyor. “Gece sık idrara çıkma şikayeti hastaların en çok göz ardı ettiği belirtilerden biri. Ancak bu durum hem uyku kalitesini bozuyor hem de gün içindeki yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullanan Uzm. Dr. Kezer, bu şikayetlerin enfeksiyonun habercisi olabileceğinin altını çiziyor. Uzayan şikayetler bireylerde huzursuzluk hissine yol açabiliyor. Sosyal hayattan geri çekilme, uzun süre dışarıda kalamama ve günlük planları erteleme gibi sorunlar da tabloya eşlik edebiliyor. Risk Gruplarında Daha Dikkatli Olunmalı Çocuklar, yaşlılar ve hamileler idrar yolu enfeksiyonlarının daha ağır seyrettiği gruplar arasında yer alıyor. Bu gruplarda enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebiliyor ve komplikasyon riski artabiliyor. “Risk grubundaki hastalarda enfeksiyon tedavisinin gecikmesi böbreklere yayılma ihtimalini artırır” diyen Uzm. Dr. Kezer, belirtilerin çok daha yakından takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Hamilelik döneminde ortaya çıkan idrar yolu enfeksiyonlarının hem anne hem de bebek sağlığı açısından yakından izlenmesi gerekiyor. Yaşlı bireylerde ise belirtiler daha silik seyredebildiği için tanı gecikebiliyor. İdrar Yolu Enfeksiyonunu Ele Veren 5 Belirti İdrar yolu enfeksiyonları çoğu zaman hafif şikayetlerle başladığı için önemsenmeyebiliyor. Oysa bu belirtiler vücudun verdiği erken uyarılar olarak kabul ediliyor. Uzm. Dr. Cem Kezer aşağıdaki işaretlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Gün içinde normalden daha sık idrara çıkma ihtiyacı Günlük sıvı tüketimi değişmediği halde tuvalete çıkma ihtiyacı artıyor, kısa aralıklarla idrara çıkılıyor ve idrar yapıldıktan kısa süre sonra yeniden tuvalet ihtiyacı hissediliyor. İdrar yaparken yanma, batma ya da ağrı hissi İdrar sırasında veya hemen sonrasında yanma, batma, sızlama ya da ağrı hissi yaşanıyor ve bu durum günlük yaşam konforunu olumsuz etkiliyor. İdrarın bulanık, koyu renkli ya da tortulu olması İdrar normalden daha koyu, bulanık ya da tortulu bir görünüm kazanıyorsa enfeksiyon varlığına işaret edebiliyor. İdrarda normalden farklı ve kötü bir koku İdrarın keskin, ağır ya da alışılmadık bir kokuya sahip olduğu fark ediliyor ve bu değişiklik önemli bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Alt karın ve kasık bölgesinde baskı ve rahatsızlık hissi: Alt karın ve kasık bölgesinde dolgunluk, baskı, hassasiyet ya da ağrı hissi oluşuyorsa bu durum enfeksiyonun mesaneyi etkilediğine işaret edebiliyor. “Bu belirtiler hafif gibi algılansa da birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir” diyen Uzm. Dr. Kezer, erken dönemde yapılacak başvuruların hastalığın seyrini değiştirdiğini vurguluyor. Enfeksiyonun Seyrini Erken Müdahale Belirliyor İdrar yolu enfeksiyonlarında tedavide gecikme hastalığın ilerlemesine zemin hazırlayabiliyor. Enfeksiyon böbreklere ulaştığında kalıcı hasar riski artıyor. Tedavi edilmeyen vakalarda ise enfeksiyon tekrarlayan ve kronik bir tabloya dönüşebiliyor. Güneşli Erdem Hastanesi’nden Üroloji Hekimi Uzman Dr. Cem Kezer, idrar yolu enfeksiyonlarının erken dönemde kontrol altına alındığında tedavisi mümkün hastalıklar arasında yer aldığını ancak şikayetlerin görmezden gelinmesinin süreci fark edilmeden ağırlaştırabildiğini ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alzheimer Hastalığı Nilüfer’de Detaylı Ele Alındı Haber

Alzheimer Hastalığı Nilüfer’de Detaylı Ele Alındı

Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Alzheimer hastalığı ve hukuki süreç” konulu seminer Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin’in de takip ettiği seminere ilgi yoğun oldu. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Bakar’ın yaptığı seminerde nöroloji uzmanı Doç. Dr. Demet Yıldız, adli tıp ve nöroloji uzmanı Dr. Elif Nalan Tolgay ve avukat Muzaffer Baran konuşma yaptı. Nöroloji uzmanı Doç. Dr. Demet Yıldız, Alzheimer’ın genellikle yaşlılıkta ve çeşitli zihinsel bozukluklarla ortaya çıkan bir beyin hastalığı olduğunu söyledi. Şikâyetlerin genellikle unutkanlık ile başladığını dile getiren Yıldız, erken evrede tespit edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Hastalığın ruhsal belirtileri de olduğunu ifade eden Yıldız, “Huzursuzluk, uyku bozukluğu, depresyon gibi ruhsal belirtileri de olabiliyor. Başlangıç evresinde yolu, tarihi şaşırma, kelime bulamama gibi belirti verirken, orta evrede kişileri tanıyamama başlar ve yıkanma ile beslenme konusunda yardım gerekir. Kişi, ileri evrede ise yakınları tanıyamaz” dedi. Demansa yakalanmamak için genetik faktörlerin önemli olduğuna işaret eden Yıldız, eğitim ve sağlıklı yaşamın koruyucu bir faktör olduğunu dile getirdi. İSTİSMARA DİKKAT Adli tıp ve nöroloji uzmanı Dr. Elif Nalan Tolgay, Alzheimer’da yaşlı istismarı konusuna değindi. Hastaların kandırılmaya ve telkine açık hale geldiğini ifade eden Tolgay, “Hastalığın başlangıç dönemlerinde yasal danışman uygun olurken, ilerleyen dönemlerde hastanın vesayet altına alınması gerekir” dedi. Erken evre demansta, hukuki ehliyetin raporlanmasında, kararın ve zamanın spesifik olduğunu anlatan Tolgay, “Evini satmaya kalkan kişinin bugün için hukuki ehliyeti tam olabilir ancak bu durum ertelenirse yeniden raporlama yapıldığında aynı olaya ehliyeti olmayabilir. Mesela, araç satabilir ama her şeyini çocuğuna devretmek için hukuki ehliyeti olmayabilir. Raporun hangi hukuki işlem için verildiği önemlidir” diye konuştu. VASİLER HARCAMALARI RAPOR ETMELİ Avukat Muzaffer Baran, söz konusu hastalıkta vasi tayin edilebileceğini ve bunun önemli bir sorumluluk söyledi. Bu tip konularda beraber yaşadığı çocuğu varsa öncelikli olduğunu dile getiren Baran, “Birinci derece yakını önceliklidir. Ancak yoksa, mahkeme bazen uzak akrabaları vasi tayin edebilir” dedi. Vasinin sadece hastanın günlük harcamaları yapmakla sınırlı olduğunu vurgulayan Baran, “Vasi tayin olan kişi, vasi tayin edilen kişinin tüm varlığını harcayabileceğini düşünüyor. Ancak harcayamaz. Mesela evini satamaz. Yıl sonunda harcamaların gelir gider raporunu vermelidir” diye konuştu. Baran, hastanın suiistimal edildiği düşünülüyorsa hemen bildirilmesi gerektiğinin altını çizdi. TEDAVİDE GELİŞMELER VAR Mustafa Bakar, Alzheimer hastalığında tanı yöntemleri ve tedavide gelişmelerin olduğunu söyledi. Genellikle yaşlılarda görülse de son yıllarda 30’lu yaşlardaki kişilerde de rastlandığına dikkat çeken Bakar, “Hastalık ne kadar erken başlarsa maalesef o kadar hızlı ilerliyor. Bir ailede böyle bir öyküsü varsa kontrol edilmesi gerekiyor. Tedavilerdeki gelişmeler daha çok hastalığın ilk aşamalarında etkili” dedi. Mustafa Bakar, kişinin tansiyon, şeker, kalp rahatsızlığı varsa sürekli kontrol edilmesi gerektiğine vurgu yaparak, kişinin beynini çalıştırmasının hastalıktan koruyacağını söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.