Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İhracat

Kapsül Haber Ajansı - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Malezya Korvet Projesi’nde İki Haftada İkinci Gemi Denize İndirildi Haber

Malezya Korvet Projesi’nde İki Haftada İkinci Gemi Denize İndirildi

Türkiye’nin denizlerdeki mühendislik gücü STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, imza attığı ihracat başarılarında önemli bir aşamayı daha geride bıraktı. STM ana yükleniciliğinde, Malezya Kraliyet Donanması için LMS Batch-2 (Littoral Mission Ship Batch-2 / Kıyı Görev Gemisi Faz-2) programı kapsamında inşa edilen üç korvetin ikincisi; 7 Haziran 2026 tarihinde, İstanbul Denizcilik Tersanesi’nde düzenlenen törenle denize indirildi. Törene; Malezya Selangor Eyaleti Sultanı Sharafuddin Idris Shah, Selangor Tengku Permaisuri Hajah Norashikin, Malezya Savunma Bakan Yardımcısı Haji Adly bin Zahari, T.C. Savunma Sanayii Başkan Yardımcıları Prof. Dr. İhsan Kaya ve Mustafa Murat Şeker, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri Komutanı Admiral Tan Sri Zulhelmy bin Ithnain, STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz ve her iki ülkenin askeri delegasyonları ve savunma sanayii firmalarının yetkilileri katıldı. “İki Haftada İkinci Gemiyi Denize İndirerek Üretim Hızımızı Kanıtladık” Törende açılış konuşmasını yapan STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğine ve projenin yakaladığı rekor üretim temposuna dikkat çekerek şunları kaydetti: "Türkiye ile Malezya arasındaki ilk devletten devlete (G2G) savunma ticareti anlaşması ve ülkemizin Asya-Pasifik bölgesine ilk korvet ihracatı olan bu tarihi projede, ilk gemi 'TUNKU LAKSAMANA ABDUL JALIL'i iki hafta önce suyla buluşturmuştuk. Bugün ise projemizin ikinci gemisi 'RAJA LAUT'u da denize indirmiş olmak, STM’nin mühendislik ve lojistik operasyon hızının somut bir göstergesi oldu. Yakaladığımız bu yüksek üretim temposuyla serinin üçüncü gemisini önümüzdeki ağustos ayında denize indirmeyi, her üç platformu da 2027 yılı içinde teslim etmeyi hedefliyoruz." RAJA LAUT Proje kapsamındaki gemiler, isimlerini Malezya tarihindeki önemli şahsiyetlerden alıyor. İlk gemiye, Malezya Kralı Sultan İbrahim'in 2015 yılında vefat eden ve "prens-amiral" unvanını taşıyan oğlu "TUNKU LAKSAMANA ABDUL JALIL"in adı verilmişti. Bugün denize indirilen ikinci gemiye ise 19. yüzyılda Selangor yönetimi ile bölgesel deniz ticaretinde rol oynayan tarihi figür "RAJA LAUT"un ismi verildi. STM LMS Batch-II Gemi Özellikleri Türk Deniz Kuvvetleri ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde geliştirilen MİLGEM projesi ile dünyada kendi savaş gemisini tasarlayıp üretebilen 10 ülkeden biri konumuna gelen Türkiye, bugün SSB'nin ihracat vizyonu ile Türkiye ekonomisine katkı sunarken, dost-kardeş ülkelerin savunma kapasitelerini de geliştiriyor. Bu çerçevede, Türkiye ve Malezya arasında ‘Savunma Ürünleri Tedarikine İlişkin G2G Mutabakat Muhtırası İmza Töreni ve Malezya Kraliyet Donanması için tedarik edilecek ‘Kıyı Görev Gemisi (LMS) Batch 2 Projesi Kabul Mektubu (LoA) Teslim Töreni, 10 Haziran’da Ankara’da gerçekleştirildi. Gemilerin sac kesim töreni 4 Aralık 2024’te, blok koyma töreni ise 8 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’da yapıldı. Projenin ilk gemisi 24 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen törenle denize indirildi. STM tarafından Malezya Kraliyet Donanması'nın gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmış ve özelleştirilmiş üç korvet, Kıyı Görev Gemisi İkinci Seri (LMSB2) Projesi kapsamında Türkiye'de İstanbul Denizcilik Tersanesi’nde inşa ediliyor. STM, tasarımdan performansa, inşadan gemilerin teslimine kadar projenin tüm aşamalarından sorumlu ana yüklenici oldu. STM, gemi tasarımı, proje yönetimi, inşaat yönetimi, malzeme/sistem tedariki, entegrasyon tasarımı ve montajı, testler ve Entegre Lojistik Destek (ELD) faaliyetleri ile projeye ilişkin tasarım ve ELD dokümanlarının hazırlanmasını üstleniyor. Proje kapsamında, gemilerin inşası ve donatımı Türkiye'de, Türk savunma sanayii şirketlerinin yoğun katılımı ile gerçekleştiriliyor. STM ana yükleniciliğinde inşa edilecek gemilerde, ASELSAN tarafından geliştirilen, 30 mm MUHAFIZ (Smash) Uzaktan Komutalı Stabilize Top Sistemi, CENK 3D Arama Radarı, ARES 2D Su Üstü Radar ED sistemi, Akrep Atış Kontrol Radarı, Chaff Aldatma Sistemi, Dost-Düşman Tanıma Sistemi IFF ve diğer elektronik sensörler; ROKETSAN tarafından geliştirilen ATMACA Gemisavar Füzesi, HAVELSAN tarafından geliştirilen Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ve 76 mm top atış kontrol sistemi yer alacak. 99,56 metre boya, 2500 ton deplasmana sahip olacak gemiler, 26 knot maksimum hıza, helikopter iniş platformuna ve 111 kişilik personel kapasitesine sahip olacak. Ana Boyutlar Toplam Uzunluk: 99.56 mGenişlik: 14.42 mSu Çekimi : 3.94 mDeplasman: ~2500 ton Hız & Dayanıklılık Hız: +26 knotSeyir Hızı: 14 knotMenzil: 14 knot'ta +4000 nm Personel & Dayanıklılık Personel: 111Dayanıklılık: 14 gün Silahlar 1 x 76 mm Ana Top2 x 4 SSM1 x 30 mm İkincil Top2 x 2 SAM2 x Dekoy Fırlatıcı Sistemi (DLS) Gemi Sistemi & Ekipman Yapılandırması Ana Tahrik / Güç Üretimi4 x Dizel Ana Makine (CODAD Tahrik Sistemi)2 x Devir Düşürücü Dişli2 x Şaft2 x CPP Pervane4 x Dizel JeneratörYalpa Sönümlendirme Sistemi Sensörler Savaş Yönetim Sistemi (CMS)3D Gözetleme RadarıIFF Sistemi (3D radar ile entegre)1 x Atış Kontrol RadarıAtış Kontrol Sistemi2 x Hedef Belirleme Görüşü (TDS)C-ESM SistemiTaktik Veri Link Sistemi (LINK-Y) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lezita, Ege'nin En Büyük 8'inci Sanayi Kuruluşu Olmayı Sürdürdü Haber

Lezita, Ege'nin En Büyük 8'inci Sanayi Kuruluşu Olmayı Sürdürdü

Türkiye’nin önde gelen gıda şirketlerinden Lezita, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) her yıl gerçekleştirdiği “İlk 100 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında bu yıl da bölgenin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer aldı. “2025 yılı üretimden satışlar” kriterine göre hazırlanan araştırmada Lezita, Ege Bölgesi’nin en büyük 8’inci sanayi kuruluşu oldu. Üretim kapasitesi, ihracat performansı ve yenilikçi ürünleriyle büyümesini sürdüren Lezita, güçlü sanayi altyapısı ve katma değerli üretim anlayışıyla bölge ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Ege Bölgesi’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında bir kez daha ilk 10 şirket arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Bu başarı, çalışanlarımızın özverili emeğinin, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü iş birliklerinin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun önemli bir göstergesi” ifadelerini kullandı. “Hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz” Lezita’nın üretimden ihracata, Ar-Ge’den inovasyona kadar tüm alanlarda değer yaratmaya odaklandığını vurgulayan Mesut Ergül, “İzmir Kemalpaşa’daki entegre üretim tesisimizde yılda 290 bin ton piliç eti ve 82 bin ton ileri işlenmiş ürün üretimi gerçekleştiriyor, yaklaşık 3.000 kişiye istihdam sağlıyoruz. Tüketici beklentilerine odaklanan yenilikçi yaklaşımımızla hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin dört bir yanına ve dünyanın 70’ten fazla ülkesine ulaşan ürünlerimizle ülkemizin ekonomisine katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızı devam ettirerek, üretim gücümüzü ve uluslararası rekabetçiliğimizi daha da artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti Haber

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti

4,5 milyon Euro yatırımla, yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde kurulması planlanan Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyleyen DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, “Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. Tarımdan teknolojiye uzanan büyüme stratejisiyle Türkiye’nin tarım emtiası alanında önde gelen şirketlerinden DCT Trading, bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’nin ilk yatırımı olan Yaban Mersini Üretim Çiftliği’ni tanıttı. Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Karma Strateji Fonu ortaklığıyla Edirne İpsala’da kurulacak olan çiftliğin lansmanı 5 Haziran’da gerçekleştirildi. DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Genel Müdürü Özgür Temel’in ev sahipliğinde düzenlenen törene Edirne Valisi Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer katıldı. 150 bin fidan dikilecek Türkiye’nin ve Avrupa’nın en gelişmiş ve modern yaban mersini üretim çiftliği olarak hayata geçirilmesi planlanan yatırımın, arazi alımlarının ardından yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde fazlar halinde kurulması planlandı. Proje kapsamında yaklaşık 150 bin yaban mersini ağacı dikilmesi hedefleniyor. Tamamen otomasyon tabanlı bir üretim altyapısıyla faaliyet gösterecek çiftliğin; modern tarım teknolojileri, uluslararası tedarik zinciri yönetimi ve stratejik finansman ortaklıklarını entegre eden örnek bir model oluşturması amaçlanıyor. Üretimin tamamen saksılarda yapılmasının planlandığı proje, sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm aşamaların dijital olarak takip edileceği, veri odaklı bir üretim modeliyle kurgulanıyor. Toplam 4,5 milyon Euro yatırımla hayata geçirilecek Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Vali Sezer: Alternatif ürünlere ihtiyacımız var Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne ve İpsala’nın Türkiye’nin tarım alanında başarılı il ve ilçeleri arasında yer aldığına dikkat çekerek Edirne’nin tek başına Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını, İpsala’nın ise yüzde 25’ini gerçekleştirdiğini söyledi. Bölgede ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerin tarımının da başarıyla yapıldığını vurgulayan Sezer, “Özellikle katma değeri fazla olan, çiftçimizin faydalanabileceği ve istihdama da katkı sağlayacak alternatif tarım ürünlerine çok ihtiyacımız var. Bu yüzden Bluefarm Tarım’ın yaban mersini projesi de bizim için çok önemli bir proje” dedi. Bluefarm Tarım yatırımının, Gümülcine ve Batı Trakya Türkleri’nin gönlüne taht kuran Sadık Ahmet’in eşi ve evladı tarafından hayata geçiriliyor olmasından ayrıca gurur duyduklarını ifade eden Sezer, “Şirketin Gümülcine’de tarım alanında yakalamış olduğu bu başarıyı hemen sınırın ötesine, İpsala’ya taşımaları da bizim için çok heyecan verici bir gelişme oldu” diye konuştu. Projenin bölgede yaygınlaşmasının önemine değinen Vali Sezer, şunları söyledi: “Levent Sadık Ahmet’le ilk görüşmemizde, kendilerine sağlayabileceğimiz tüm boş arazilerde ekim yapabileceklerini, çiftçilerin kullanılmayan arazilerini de değerlendirebileceklerini belirtti. Bugün açılışını yaptığımız bu yatırım, inşallah bir başlangıç olur. Bugün 265 dönümde 150 bin fidan hedefi bulunuyor. Bu sayı inşallah 1 milyona ulaşır ve binlerce dönüm alanda bu faaliyeti yapma imkanımız olur.” Tarımda dönüşüm lideri olma hedefi DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Şirketin ilk yatırımını da bu vizyon doğrultusunda planladıklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım ile iddialı bir sayfa açıyoruz. Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. İhracat odaklı tarım ekosistemi Yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olan yaban mersini ile İpsala’nın tarım ekonomisine yepyeni bir yön bir yön kazandıracağını da vurgulayan Levent Sadık Ahmet, şunları söyledi: “İhracat kapasitesiyle Türkiye’nin tarımsal gelirlerine önemli bir katkı sunacak olan bu yatırımla bölgede istihdam sağlayacağız. Özellikle kadın istihdamını destekleyecek olan projeyle aynı zamanda Yunanistan’da başarıyla yürüttüğümüz anlaşmalı tarım modelini, Türkiye’de de uygulayacağız. Bu kapsamda kendi üretimimizi gerçekleştirirken bölgede yaban mersini üretmek isteyen çiftçilere bitki ve malzeme tedariki, eğitim ve teknik danışmanlık, sulama-fertilizasyon protokolleri ile lojistik ve satış desteği gibi uçtan uca çözümler sunmayı; onların da büyüyen pazara dahil etmeyi planlıyoruz. Böylece bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.” Entegre değer zinciri DCT Trading’in Bluefarm Tarım’ın İpsala’daki yeni yatırımıyla birlikte, Yunanistan’da edindiği yaban mersini üretimi, paketleme ve lojistik alanındaki tecrübeyi Türkiye’ye taşıma fırsatı elde ettiğini kaydeden Levent Sadık Ahmet, “Yunanistan’da faaliyet gösteren ve ülkenin en büyük yaban mersini üreticisi olan bağlı ortaklığımız Bluefarm IKE, uzun yıllara dayanan üretim deneyimiyle Bluefarm Tarım projesine doğrudan katkı sağlıyor. Bluefarm IKE’nin Yunanistan’daki operasyonlarından elde ettiğimiz yüksek verimli çeşit seçimi, sulama ve besleme protokolleri, hasat yönetimi ile ihracat süreçlerine ilişkin bilgi birikimi ve operasyonel deneyimi, İpsala’daki yatırımımıza entegre ederek projeyi güçlü bir altyapıyla hayata geçiriyoruz” dedi. İpsala’da Avrupa pazarında talebi yüksek olan premium kalite yaban mersini üretimine odaklanacaklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım’ın ürün paketleme ve lojistik süreçleri ise ilk aşamada yine Yunanistan’daki bir diğer bağlı ortaklığımız YAKA IKE tarafından yürütülecek. Böylece üretimden paketlemeye, ihracattan raflara uzanan entegre bir değer zinciri oluşturacağız” açıklamasında bulundu. “Potansiyel taşıyan güçlü bir adım” Maxis Genel Müdürü Özgür Temel ise Bluefarm Tarım’ın Maxis Karma Strateji Fonu’nun ilk yatırımı olduğunu belirterek “Bu yatırım şirketimizin tarıma, üretime ve ihracat potansiyeli yüksek alanlara bakışını güçlü biçimde yansıtıyor” dedi. Maxis Girişim Sermayesi’nin 19 fon altında yaklaşık 600 milyon dolar tutarında varlık yönettiğini kaydeden Temel, “Yönettiğimiz sermayeyi yalnızca büyümenin finansmanı olarak değil, doğru iş modellerinin kurumsallaşması ve ölçek kazanması için stratejik bir araç olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu perspektifle Bluefarm Tarım yatırımını; tarımda teknoloji kullanımı, entegre değer zinciri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı sayesinde hem ülkemiz hem de yatırım dünyası açısından güçlü potansiyel taşıyan bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu. Yaban mersininin yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söyledi: “Yaban mersini üzerinden Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna gelmesi, bu yatırımın ülkemiz açısından önemli stratejik çıktılarından biri olacaktır. Projenin bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak olması ve çevredeki üreticileri ekosisteme dahil etmeyi hedeflemesi, bizim açımızdan finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sektörü İhracatı 3 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Kimya Sektörü İhracatı 3 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye'nin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü olan kimya, mayıs ayında yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracata imza attı. Kimya sektörünün ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,9 artarken, genel ihracattan aldığı pay yüzde 15,3’e yükseldi. Sektörün Ocak-Mayıs dönemindeki ihracatı ise yüzde 5,3 artışla 13,8 milyar dolara ulaştı. V. İbrahim Aracı: “Kimya sektörü ihracatın itici gücü olmaya devam ediyor” İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, Mayıs ayı ihracat rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Mayıs ayında kimya sektörümüzün yüzde 6,9 oranında artış kaydederek yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracata ulaşması, sektörümüzün dayanıklılığını ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü bir kez daha gösterdi. Kimya sektörü olarak ülkemizin en büyük ihracatçı sektörlerinden biri olmanın sorumluluğuyla üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz. Sektörümüz, Ocak-Mayıs döneminde yaklaşık 14 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, bu dönemde ihracatını yüzde 5,3 artırmayı başardı. Küresel ticarette belirsizliklerin, korumacılık eğilimlerinin ve jeopolitik gelişmelerin yoğun olarak yaşandığı bir dönemde elde ettiğimiz bu performansı son derece değerli buluyoruz. İKMİB olarak katma değerli üretimin artırılması, yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, yeni pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve sektörümüze yönelik uluslararası yatırımların ülkemize kazandırılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mayıs ayında dünyanın önde gelen iki önemli fuarı Interpack 2026 ve PLMA’s World of Private Label Fuarı 2026’nın milli katılım organizasyonlarını başarıyla tamamladık. Önümüzdeki aylarda yine fuar milli katılım organizasyonlarımıza, ticaret ve alım heyeti etkinliklerimize devam edeceğiz. Kimya sektörümüzün güçlü üretim altyapısı ve ihracatçılarımızın dinamizminin yanı sıra Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan desteklerle birlikte, sektörümüzün Türkiye'nin ihracat hedeflerine en yüksek katkıyı sunmaya devam edeceğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şölen Çikolata’dan 100 Milyon Dolarlık Teknoloji Üssü Yatırımı Haber

Şölen Çikolata’dan 100 Milyon Dolarlık Teknoloji Üssü Yatırımı

Türkiye’de çikolata ve atıştırmalık sektörünün öncüsü, tüm gıda kategorisinde ihracat lideri, Biscolata, Luppo, Ozmo gibi dünyaca sevilen markaların sahibi Şölen Çikolata, üçüncü “Türkiye’nin Çikolata Fabrikası”nı Gaziantep’te faaliyete geçirdi. Şölen Çikolata’nın sürdürülebilirlik, verimlilik ve inovasyonu odağına alan bu stratejik yatırımının açılış töreni 3 Haziran 2026 Çarşamba günü, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şölen Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Çoban, Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Erdoğan Çoban, Şölen Çikolata Yönetim Kurulu Üyeleri, Şölen’in bayileri, iş ortakları ve çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirildi. 90 üretim hattı, 90 bin paletlik akıllı depo Yeni fabrika, tamamı özkaynaklarla karşılanan yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildi ve 500 kişilik ek istihdam sağlandı. Bu tesisle birlikte Şölen Çikolata, Gaziantep’teki toplam üretim alanını yüzde 70 genişletti ve büyüklük olarak 27 futbol sahasına denk gelen 172 bin 500 metrekarelik üretim sahasına ulaştı. İleri teknoloji altyapısı ve yüksek kapasitesiyle dünyanın alanındaki en akıllı fabrikalarından biri olan yeni tesis, Şölen’in global vizyonunu yansıtan bir teknoloji üssü niteliği taşıyor. 90 bin paletlik yeni bir akıllı deposu bulunan fabrikada, lojistik ve operasyonel kabiliyet ileri bir seviyeye taşındı. Dijitalleşme, yapay zekâ ve robotik sistemlerle üretimi bir üst boyuta taşıyan fabrikada 90 üretim hattı, günlük 900 ton üretim kapasitesi ve kapalı alanda çalışan robotlar bulunuyor. Şölen fabrikalarındaki robot sayısı bakımından birçok otomotiv fabrikasını geçmiş oldu. Son 5 yılda 2 kat büyüme sağlandı Şölen Çikolata CEO’su Erdoğan Çoban, “Şölen Çikolata olarak, bugüne kadar sadece üretim tesisleri değil, bu topraklardan aldığımız gücü dünyaya yansıtan bir "ihracat üssü" kurduk. Son 10 yılda 500 milyon doları aşan yatırımın tamamını Gaziantep’e yaptık. 36 yılda ise yatırımlarımızın tamamı toplamda 1 milyar doları aşmış durumda. Bugün 5 kıtada 120’den fazla ülkeye ihracat yapıyor, milyarlarca tüketiciye ulaşıyoruz. Tüm gıda kategorilerinde ihracat lideriyiz. Ar-Ge merkezimizde 35 patentle geleceği tasarlıyoruz. Yeni fabrikamızla birlikte 3 üretim tesisimizde 300 bin metrekareye ulaşan üretim alanımızla dünyanın en büyük çikolata üretim merkezlerinden biri olduk. Teknolojiyi ve insanı bir araya getirerek hayata geçirdiğimiz üçüncü fabrikamız tam bir yüksek teknoloji üssü. Yeni üretim hatları, ileri otomasyon sistemleri, robotik teknolojiler ve veri temelli üretim altyapısı sayesinde hem kapasitemizi artırdık, hem üstün kalite standartlarımızı ve gıda güvenliğini çok daha ileri bir noktaya taşıdık, hem de kalite, hız ve esneklik açısından global ölçekte çok daha rekabetçi bir konuma ulaştık. Bu yatırımla birlikte, mevcut istihdamımıza ek olarak 2 bin kişiye de dolaylı istihdam sağlıyoruz. Tüm tesislerimizde sürdürülebilirlik odaklı çalışıyoruz; sıfır atık ve 216 bin ağaca denk gelen karbon emisyonu önlemini iş modelimizin her adımında uyguluyoruz” dedi. “Hedefimiz dünyada kendi sektörümüze ilk 10’a girmek, 2030 yılında 1.2 milyar dolar ciro” Şölen’in cirosunu son 5 yılda 300 milyon dolardan 650 milyon doların üzerine çıkarak iki kat büyüme elde ettiklerini belirten Çoban, hedeflerle ilgili olarak şu bilgileri verdi: “Beş yıl içinde tonajda yüzde 40 büyüme sağladık. 2025 yılında ise bir önceki yıla göre çift haneli büyümeyle 360 milyon dolarlık ihracata ulaştık. Bu yıl, yeni fabrikamız, ileri teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge odaklı üretim anlayışımız, çevik yönetim yapımız ve başarısını kanıtlamış markalarımızdan aldığımız güçle yatırımlarımızı ve istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. 2026’da iç pazarda yüzde 17-20 büyüme hedefliyoruz. Yeni ürünler de gelmeye devam edecek. İhracatta ise dolar bazında yaklaşık çift haneli büyüme ve 386 milyon dolar ciro öngörüyoruz. Dünyada kendi sektörümüzde ilk 10’a girme hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Biz bu topraklara inanıyoruz, ülkemizin üretim gücüne güveniyoruz. 36 yıldır olduğu gibi bayrağımızı dünyada gururla dalgalandırmayı sürdüreceğiz.” 5 kıtada 120’den fazla ülkeye katma değerli ihracatta lider Şölen Çikolata, teknoloji ve yapay zekayı tüm iş modelinin bel kemiği haline getirirken global alanda iddiasını da güçlendiriyor. Biscolata, Milango, Ozmo, Boombastic, Luppo, Papita ve Nutymax gibi sadece Türkiye’de değil, dünya çapında tüketicilerin sevdiği ödüllü markaları bulunan Şölen, Belçika’dan Maldivler’e, Kolombiya’dan Japonya’ya kadar 120’den fazla ülkede 200 çeşit ürününü tüketicilerle buluşturuyor. Çikolata denince ilk akla gelen Belçika’ya Türkiye’den yapılan ihracatın yüzde 62’sini, kakao ülkesi Kolombiya’ya çikolata ihracatının yüzde 65’ini Şölen gerçekleştiriyor. Bir dünya oyuncusu olarak, Avrupa, Amerika ve Japonya başta olmak üzere, çikolatanın ve çikolatalı ürünlerin daha çok tüketildiği, kalite ve gıda güvenliğinin çok önemli olduğu kritik pazarlara katma değerli ürünler ihraç ediyor. İhracat kilogram fiyatında sektör ortalaması 3,7 dolar iken, katma değerli ürün ihracatıyla Şölen’de bu rakam 5,5 dolara ulaşıyor. Şirket, ihracattaki bu başarısı ile geçen yıl, TİM’in İhracatın Şampiyonları Listesi’nde tüm gıda sektörü içerisinde birincilik ödülünü aldı. Patent şampiyonu Şölen, gıda güvenliği kriterleriyle de sektörünün öncüsü Türkiye gıda sektöründe tek tüzel kişilikte ve 2 farklı lokasyonda Ar-Ge merkezine sahip ilk kuruluş olan Şölen Çikolata, 35 uluslararası patent ile çikolata, şekerleme ve unlu mamuller kategorisinde patent şampiyonu. Aynı zamanda Amazon, Lidl, Walmart gibi dünya devleriyle çalışan Şölen, global zincir marketlerin gerçekleştirdiği habersiz denetimlerden de 100 üzerinden 98 puan alabilen nadir gıda şirketlerinden biri. Üretimin her aşamasında en fazla analiz yaptıran ve benchmark kabul edilen Şölen Çikolata, tüm dünyada denetim ve belgelendirme yapan kuruluşlardan biri olan SGS tarafından habersiz yapılan BRC ve IFS denetimlerinden üst seviye olan AA ve High Level kategorisinde en yüksek puan alan nadir şirketler arasında yer alıyor. Global başarılara her yıl yenileri ekleniyor Şölen Çikolata, geçen yıl önemli bir global başarıya imza attı. Yüksek ürün kalitesi, ileri teknolojiye dayalı üretim standartları, global satış ve pazarlama performansı ile Avrupa Candy Kettle Club tarafından verilen ve Avrupa şekerleme sektörünün en büyük ödülü olan Professional Excellence Ödülü'nü kazanarak “Bakır Kazan”ı Türkiye’ye getirdi. Şölen, “Candy Industry Top 100” listesinde de dünyanın ilk 10 çikolata şirketi arasında yer almayı hedefliyor. Bugün dünyanın en prestijli perakende zincirlerinden Amazon.com’da ise Biscolata en çok satılan ürünlerden biri ve today.com’da ‘Top Cookie’ seçildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayi İçerik Kaynağı Nasıl Seçilir? Haber

Savunma Sanayi İçerik Kaynağı Nasıl Seçilir?

Savunma sanayii haberlerinde birkaç dakikalık gecikme bazen editoryal bir ayrıntı değil, doğrudan güven sorunudur. Yeni bir platform teslimatı, ihracat anlaşması, tedarik zinciri yatırımı ya da uluslararası fuar açıklaması kamuoyu, sektör oyuncuları ve medya için farklı anlamlar taşır. Bu nedenle savunma sanayi içerik kaynağı seçimi, yalnızca haber akışını besleyen operasyonel bir karar değil, aynı zamanda kurumsal itibar, yayın kalitesi ve okur güveniyle doğrudan bağlantılı stratejik bir tercihtir. Savunma alanında içerik üretmek, genel haber kategorilerine benzemez. Burada teknik terminoloji, kurum dili, uluslararası bağlam, regülasyon hassasiyeti ve güvenlik boyutu iç içe geçer. Yanlış kurulan tek bir cümle, bir sistemin kapasitesini abartabilir, bir kurumun pozisyonunu yanlış yansıtabilir ya da okuyucuda hatalı bir algı oluşturabilir. Bu yüzden savunma odaklı yayın yapan dijital medya kuruluşları, kurumsal iletişim ekipleri ve sektörel platformlar için kaynak seçimi temel meseledir. Savunma sanayi içerik kaynağı neden ayrı değerlendirilmelidir? Savunma sanayii, hem kamusal ilgiyi hem de teknik uzmanlığı aynı anda gerektiren ender alanlardan biridir. Bir haber metni sadece ne olduğunu anlatmamalı, neden önemli olduğunu da doğru çerçevelemelidir. İhracat, yerlilik oranı, platform kabiliyeti, tedarik ekosistemi, yatırım büyüklüğü ve jeopolitik etkiler birbirinden kopuk ele alınamaz. Bu yüzden iyi bir savunma içeriği kaynağı, yalnızca basın bülteni aktaran bir yapı olmamalıdır. Haber değeri taşıyan gelişmeleri ayıklayabilmeli, sektörel öncelikleri anlayabilmeli ve içeriği farklı kullanım senaryolarına uygun biçimde sunabilmelidir. Dijital gazeteler için yayınlanabilirlik, kurumsal ekipler için güvenilirlik, okur için ise açıklık öne çıkar. Bir başka kritik fark da zamanlama ile doğrulama arasındaki dengedir. Savunma haberlerinde ilk olmak caziptir, ancak eksik veya yanlış olmak çoğu zaman daha büyük bir maliyet yaratır. Bu alanda güvenilir bir kaynak, hız ile teyit mekanizmasını birlikte yönetebilmelidir. İyi bir savunma sanayi içerik kaynağının temel özellikleri İlk ölçüt, konu hakimiyetidir. Savunma sanayiini düzenli izlemeyen bir içerik üreticisi, şirket duyurularını haber gibi sunabilir ama gelişmenin sektörel karşılığını vermekte zorlanır. Oysa profesyonel bir kaynak, teslimat haberinin neden önemli olduğunu, hangi alt sektöre temas ettiğini ve bunun sanayi ekosistemi açısından ne ifade ettiğini okuyucuya net biçimde aktarır. İkinci ölçüt, terminoloji disiplinidir. Platform, sistem, mühimmat, faydalı yük, modernizasyon, entegrasyon, seri üretim, test faaliyeti gibi kavramların yerli yerinde kullanılması gerekir. Savunma haberlerinde dil hatası sadece stil sorunu değildir. Teknik doğruluğu etkiler. Üçüncü ölçüt, yeniden kullanım kolaylığıdır. Özellikle internet gazeteleri ve dijital yayıncılar için içerik kaynağının telifsiz ya da yeniden yayıma uygun bir model sunması ciddi avantaj sağlar. Ancak burada asıl değer, sadece ücretsiz erişim değildir. Metnin başlık yapısı, spot kurgusu, görsel uyumu, kategori netliği ve hızlı yayına alma potansiyeli de önemlidir. Dördüncü ölçüt ise editoryal ayıklama gücüdür. Savunma gündemi yoğun görünür, fakat her açıklama yayın değeri taşımaz. Güçlü bir kaynak, sektörde gerçekten önem arz eden gelişmeleri öne çıkarır. Böylece yayıncı tarafında içerik yorgunluğu azalır, okur tarafında da güven duygusu güçlenir. Hız tek başına yeterli değildir Savunma odaklı içerik akışında hız elbette önemlidir. Fuarlar, imza törenleri, devlet açıklamaları, yatırım duyuruları ve ihracat gelişmeleri sıcak gündem üretir. Ancak ilk yayımlanan içerik ile en faydalı içerik aynı şey olmayabilir. Bazı yayınlar hız uğruna teknik ayrıntıyı ihmal eder, bazıları da doğruluk adına aşırı gecikir. İdeal içerik kaynağı bu iki uç arasında çalışır. Haber sıcaklığını korurken gerekli bağlamı verir. Kısa ama eksik olmayan metinler üretir. Özellikle iş dünyası odaklı okur için bu denge belirleyicidir. Sadece şirket haberi değil, ekosistem resmi sunmalıdır Savunma sanayi denildiğinde çoğu içerik birkaç büyük oyuncu etrafında döner. Oysa alan bundan çok daha geniştir. Alt yükleniciler, yazılım firmaları, malzeme teknolojileri, test altyapıları, lojistik kapasite, insan kaynağı yatırımları ve uluslararası iş birlikleri de haber değerine sahiptir. Nitelikli bir savunma sanayi içerik kaynağı, yalnızca vitrine çıkan projeleri değil, sektörü taşıyan ara katmanları da görünür kılar. Bu yaklaşım özellikle yatırımcılar, sektör dernekleri, ihracat odaklı kurumlar ve niş yayın yapan medya markaları için daha anlamlı bir bilgi zemini oluşturur. Yayıncılar ve kurumlar için seçim kriterleri Bir medya kuruluşu açısından bakıldığında ilk soru şudur: Bu kaynaktan gelen içerik ne kadar az müdahaleyle yayına alınabilir? Eğer her metin baştan yazılmak zorunda kalıyorsa, kaynak operasyonel avantaj üretmiyor demektir. Başlıkların haber refleksi taşıması, giriş paragraflarının açık olması ve metnin tarafsız çerçeve sunması gerekir. Kurumsal iletişim ekipleri için ise başka bir soru öne çıkar: Bu içerik kurumun ciddiyetini koruyarak kamuoyuna ulaşabiliyor mu? Savunma gibi stratejik bir alanda gereksiz iddia, abartılı ton ya da reklam kokan dil ters etki yaratabilir. İçerik kaynağı, kurumsal görünürlüğü artırırken habercilik çizgisini zedelememelidir. Editörler için arşivlenebilirlik de önemlidir. Savunma haberleri çoğu zaman birikimli değer üretir. Bugün yapılan bir açıklama, aylar sonra yeni bir teslimat, test ya da anlaşma haberiyle tekrar anlam kazanır. Bu nedenle içeriklerin kategori düzeni, tarihsel takibi ve konu bütünlüğü güçlü olmalıdır. Savunma sanayi içerik kaynağı seçerken sık yapılan hatalar En yaygın hata, savunma içeriklerini genel teknoloji haberi gibi değerlendirmektir. Evet, savunma sanayii teknoloji yoğundur; ancak konu sadece ürün inovasyonu değildir. Kamu politikası, ihracat stratejisi, sanayi üretimi, uluslararası ilişkiler ve tedarik güvenliği de işin parçasıdır. İkinci hata, yalnızca büyük başlıklara odaklanmaktır. Oysa sektörde gerçek dönüşüm çoğu zaman daha küçük ama yapısal gelişmelerde başlar. Yeni bir üretim tesisi, sertifikasyon adımı, alt sistem yerlileştirmesi ya da mühendislik kapasitesi yatırımı, manşet değeri düşük görünse de uzun vadede çok daha kritik olabilir. Üçüncü hata da kaynağın editoryal bağımsızlığını sorgulamamaktır. Savunma haberlerinde kurumsal açıklamalar elbette temel girdidir, ancak bunların haberleştirilme biçimi belirleyicidir. Her açıklamayı olduğu gibi yayımlayan kaynak ile sektörel önem sırasına göre işleyen kaynak arasında büyük fark vardır. Hangi içerik modeli daha verimlidir? Bu sorunun tek cevabı yok. Günlük sıcak akışa ihtiyaç duyan internet gazeteleri için kısa, net ve hızlı yayımlanabilir haberler öne çıkar. Daha niş bir profesyonel kitleye seslenen yayınlar ise analiz destekli, bağlamlı ve veri referanslı metinlerden daha fazla değer üretir. En verimli model çoğu zaman katmanlı olandır. İlk katmanda sıcak haber akışı bulunur. İkinci katmanda söyleşi, görüş ve sektör yorumu yer alır. Üçüncü katmanda ise arka plan bilgisi sağlayan daha kalıcı içerikler vardır. Böyle bir yapı, hem trafik ihtiyacını hem de kurumsal ciddiyet beklentisini karşılar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel derinliği olan dağıtım modelleri bu noktada anlam kazanır. Çünkü ihtiyaç artık sadece haber bulmak değil, yeniden kullanılabilir, güncel, güvenilir ve kategori bazlı içerik akışını sürdürülebilir hale getirmektir. Gelecekte savunma içeriklerinde ne öne çıkacak? Önümüzdeki dönemde savunma yayıncılığında üç eksen belirginleşecek. Birincisi, çift kullanım teknolojileri. Yapay zeka, otonomi, veri işleme, sensör teknolojileri ve siber güvenlik artık yalnızca teknik alanlar değil, ticari ve stratejik haber başlıklarıdır. İkincisi, tedarik zinciri ve üretim kabiliyeti. Sadece nihai platformlar değil, onları mümkün kılan sanayi altyapısı daha fazla görünür olacak. Bu da içerik kaynaklarının alt sektör bilgisine daha fazla yatırım yapmasını gerektirecek. Üçüncüsü, uluslararasılaşma. İhracat pazarları, ortak üretim modelleri, bölgesel fuarlar ve diplomatik temaslar savunma haberlerinin kapsamını genişletiyor. Dolayısıyla içerik kaynağının sadece ulusal gündemi değil, küresel bağlamı da okuyabilmesi gerekecek. Savunma sanayiinde iyi içerik, yüksek sesle konuşan değil, doğru yerde doğru bilgiyi veren içeriktir. Kaynağınızı seçerken sadece bugünkü yayın ihtiyacınızı değil, yarın kuracağınız güven ilişkisinin temelini de düşünün.

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.