Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İhracat

Kapsül Haber Ajansı - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polisan Kansai Boya’nın kalan yüzde 50’si 93 milyon dolara satıldı Haber

Polisan Kansai Boya’nın kalan yüzde 50’si 93 milyon dolara satıldı

Japonya merkezli Kansai Paint, 2016’dan bu yana yarı yarıya ortak olduğu Polisan Kansai Boya’nın tamamını devraldı. Grup, tam kontrolün ardından karar alma süreçlerini hızlandırmayı ve Türkiye’deki üretim tesisinden Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına ihracatı büyütmeyi hedefliyor. Polisan Kansai Boya’da kalan yüzde 50 payın 93 milyon ABD doları karşılığında devralınması tamamlandı. Şirketin açıklamasına göre işlemle birlikte Kansai Paint’in ortaklık oranı yüzde 100’e yükseldi ve Polisan Kansai Boya, Japon grubun tamamına sahip olduğu bağlı ortaklığı haline geldi. Açıklanan 93 milyon dolarlık bedel, son işlemde satın alınan yüzde 50 payı kapsıyor. Bu tutar, şirketin tamamı için ödenen satın alma bedelini ifade etmiyor. Dilovası’ndaki üretimden ihracatta büyüme hedefi Yeni ortaklık yapısında Kocaeli Dilovası’ndaki tesisin üretim altyapısı ile Kansai Paint’in teknoloji ve ürün geliştirme birikiminin birlikte kullanılması planlanıyor. Şirket, ürün portföyünü genişleterek Türkiye pazarındaki konumunu güçlendirmeyi ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA bölgesindeki ihracat pazarlarında büyümeyi amaçlıyor. Ancak açıklamada yeni yatırım tutarı, ek üretim kapasitesi veya sayısal ihracat hedefi paylaşılmadı. Kansai Paint, Türkiye’yi iç talebin desteklediği büyüme potansiyeline sahip bir pazar ve söz konusu bölgeler arasında bir bağlantı merkezi olarak değerlendiriyor. Tam kontrolle karar süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor Grup, satın almanın gerekçeleri arasında yönetim kararlarının hızlandırılmasını, finansal yapının güçlendirilmesini ve kârlılık potansiyelinin artırılmasını sıralıyor. Bu başlıklar, işlemin ardından ulaşılması hedeflenen sonuçları oluşturuyor. Kansai Paint Başkanı Mori Kunishi, Polisan’ın marka birikimi, girişimci yaklaşımı ve müşteri ilişkilerinin yeni dönemde korunarak geliştirilmesini istediklerini belirtti. Türkiye’de 1985’ten bu yana faaliyet gösteren Polisan Kansai Boya, mevcut ürün ve hizmetlerini, müşterileri ve iş ortaklarıyla ilişkilerini sürdüreceğini açıkladı. Paylaşılan metinde istihdam değişikliği veya üretim tesisinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir plan duyurulmadı.

Lezita SIAL Paris’te Avrupa’daki Büyüme Yolculuğuna Hız Kattı Haber

Lezita SIAL Paris’te Avrupa’daki Büyüme Yolculuğuna Hız Kattı

Türkiye'nin önde gelen beyaz et üreticilerinden Lezita, yenilikçi ürünlerini uluslararası gıda sektörünün önemli buluşma noktalarından SIAL Paris 2026’da sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Lezita, 17-21 Ekim tarihlerinde Paris’te düzenlenen fuarda, mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini geliştirirken yeni ihracat pazarlarına yönelik çalışmalarına da hız kazandırdı. “Uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz” Avrupa’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Lezita, farklı pazarların ihtiyaçlarına ve tüketim alışkanlıklarına yönelik geliştirdiği ürün ve satış stratejileriyle uluslararası büyümesini sürdürüyor. Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, SIAL Paris’in uluslararası büyüme hedefleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Ergül şöyle konuştu: “Lezita olarak entegre üretim gücümüz, yenilikçi ürünlerimiz ve güçlü tedarik ağımızla Türkiye’de elde ettiğimiz başarıyı uluslararası pazarlara taşımaya devam ediyoruz. 20 yıllık geçmişimizde 89 ülkeye ihracat gerçekleştirerek Türk kanatlı eti sektörünün uluslararası pazarlardaki güçlü temsilcilerinden biri olduk. Ayrıca Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB) en fazla ihracat gerçekleştiren şirketler sıralamasında 2024 ve 2025 yıllarında üst üste kanatlı eti firmaları arasında birinci olduk ve AB ihracatını 2026'nın ilk 9 ayında yüzde 200 artırdık. Ürünlerimiz 2025 yılından itibaren Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de raflarda yer almaya başladı. Lezita’nın AB ülkelerinde yaklaşık 1.500 satış noktasında tüketicilerle buluşması, Avrupa pazarında attığımız güçlü adımların somut bir göstergesi. AB'de mevcut konumumuzu korurken, Fransa, Hollanda, Polonya, İskandinavya başta olmak üzere yeni pazarlarda büyümeye odaklanıyoruz. Etnik pazarlardaki varlığımızı zincir marketler ve ev dışı tüketim kanallarına taşıyarak Avrupa'daki etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz. SIAL Paris’te bu hedeflerimiz doğrultusunda hem mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirdik hem de yeni pazarlara açılmamıza katkı sağlayacak önemli bağlantılar kurduk. Önümüzdeki dönemde de uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeye, yeni iş birlikleri geliştirmeye ve Lezita lezzetlerini daha fazla tüketiciye ulaştırmaya odaklanacağız.” Dünyanın en büyük gıda ve içecek fuarı SIAL Paris; et ve süt ürünleri, market ürünleri, dondurulmuş gıdalar, alternatif biyogıda, deniz mahsulleri, içecek, catering ve atıştırmalık, meyve ve sebze ile gıda işleme sektörlerinden firmalara ev sahipliği yapıyor. 130 ülkeden 8 bin firmanın yer aldığı SIAL Paris 2026'da, uluslararası gıda sektöründeki yenilikler ve tüketim trendleri yakından takip edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Asya’nın En Büyük HoReCa Buluşması HOSTECH by TUSİD Kapılarını Açıyor Haber

Asya’nın En Büyük HoReCa Buluşması HOSTECH by TUSİD Kapılarını Açıyor

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş tarafından Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TUSİD) iş birliğiyle düzenlenen dev organizasyon, HORECA (hotel, restoran, catering) sektörünün küresel ölçekteki en önemli buluşma noktalarından biri olmaya devam ediyor. Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde 11 salonda düzenlenecek fuar, gastronomi, ağırlama ve ikram teknolojilerindeki son yenilikleri ve sektör profesyonellerini tek çatı altında buluşturacak. Sektörün Küresel Devleri İstanbul’da Buluşuyor Yerli ve yabancı 30 binin üzerinde profesyonel ziyaretçinin ağırlanmasının beklendiği HOSTECH by TUSİD, uluslararası ticaret hacmine önemli katkı sağlamayı amaçlıyor. Fuar kapsamında, başta Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ile Avrasya bölgeleri olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarından çok sayıda satın alma heyeti ve sektör profesyoneli ağırlanacak. Ağırlama ve gastronomi ekosistemindeki sivil toplum kuruluşlarının da yoğun katılım göstermesinin beklendiği fuar, yeni ticari iş birliklerinin kurulmasına ve ihracat fırsatlarının geliştirilmesine zemin hazırlayacak. Endüstriyel Mutfaktan Otel Teknolojilerine Geniş Ürün Yelpazesi Fuar boyunca sergilenecek geniş ürün yelpazesi, işletmelerin tüm ihtiyaçlarına tek noktadan çözüm sunacak. Ziyaretçiler, endüstriyel mutfak ve pişirme ekipmanlarından soğutma ve iklimlendirme sistemlerine, çamaşırhane ve hijyen ekipmanlarından otel mobilyalarına, tekstil ürünlerine ve iç mimari çözümlerine kadar binlerce yenilikçi ürünü yakından inceleme fırsatı bulacak. Ayrıca kahve ve fırın makineleri, catering ekipmanları, servis ve sunum ürünleri ile anahtar teslim ticari projeler de fuar alanında vitrine çıkacak. Gastronomi Dünyasının Kalbi Culinary Cup Yarışmasında Atacak Ticari bir platform olmanın yanı sıra sektörel etkinliklere de ev sahipliği yapacak olan HOSTECH by TUSİD, fuar süresince gastronomi dünyasının önde gelen isimlerini ağırlayacak. Fuarın 3. salonunda, Anadolu Aşçılar Federasyonu (AGAFED) organizasyonuyla Culinary Cup Şefler Yarışması gerçekleştirilecek. Sektörün usta ve yetenekli şeflerinin hünerlerini sergileyeceği bu heyecan dolu yarışma, ziyaretçilere lezzet ve gösteri dolu anlar yaşatacak. HOSTECH by TUSİD, 10-13 Kasım 2026 tarihleri arasında 10.00-19.00, fuarın son günü olan 14 Kasım 2026 tarihinde ise 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı Haber

Tofaş’ın 300 Milyon Dolarlık K9 Yatırımı Üretime Başladı

Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su ve Tofaş Yönetim Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan, FIAT CEO’su Arnaud Belloni ve Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu'nun yanı sıra bayi ve tedarikçi temsilcileri ile Tofaş çalışanlarının katıldığı törenle banttan indirilen ilk model; Türkiye hafif ticari araç pazarının en önemli modellerinden biri olan Fiat Dobló oldu. K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. İstihdam hedefi 1.000 kişi olan ve 100'e yakın yerel tedarikçiyi bir araya getiren proje, Türkiye otomotiv sanayiinin üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıran önemli bir yatırım hamlesi olarak öne çıkıyor. Türk otomotiv sanayiinin öncü kuruluşu Tofaş, Koç Holding ve Stellantis ortaklığının yeni dönemini simgeleyen stratejik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Eylül 2025'te Stellantis ile imzalanan anlaşma kapsamında hayata geçirilen K9 projesi, 26 Ekim 2026, Pazartesi günü Tofaş Fabrikası'nda düzenlenen törenle seri üretim aşamasına geçti. Tören, Türk otomotiv sanayiinin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunu tahkim eden tarihi bir adıma sahne oldu. Tofaş'ta yeni dönemin simgesi, Fiat Dobló oldu K9 projesinin üretime başlangıç töreninin en anlamlı anlarından birini, Fiat Dobló'nun yeniden Tofaş üretim bandından inmesi oluşturdu. İlk kez 2000 yılında Bursa'da üretilmeye başlanan ve 2023 yılına kadar Tofaş'ta üretimi devam eden Fiat Dobló, Türk otomotiv sanayiinde olduğu kadar ticari araç pazarında önemli bir başarı elde etti. Türkiye'de 26 yılda 600 bin adedin üzerinde satışa ulaşan model, farklı nesilleri ve gövde seçenekleriyle ticari hayatın en tanınan araçlarından biri haline geldi. Üç yıllık aranın ardından yeniden Bursa'da üretilecek Dobló'nun K9 projesi kapsamında banttan inen ilk araç olması, Tofaş'ın üretim mirasını geleceğe taşıyan simgesel bir başlangıç olarak öne çıktı. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesi kapsamında Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Peugeot Partner modelleri Bursa'da üretilecek. Yıllık 100 bin adet üretim kapasitesine sahip projede, üretilecek araçların yaklaşık yüzde 20'sinin ihraç edilmesi hedefleniyor. K9 projesinin devreye girmesi ve mevcut K0 projesinin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasiteyle üretime devam etmesiyle Tofaş'ın yıllık bitmiş araç üretim hacminin 230-250 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor. K9 kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık 660 bin adet aracın üretilmesi hedefleniyor. Böylece Tofaş, Stellantis'in bölgesel üretim ağı içerisindeki stratejik konumunu güçlendirirken, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki iddiasını da ileri taşıyacak. Dört farklı markayı kapsayan K9 projesiyle Tofaş, hafif ticari araç üretimindeki çok markalı yapısını daha da güçlendirecek. Citroën Berlingo, Fiat Dobló, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner modelleri, ticari taşımacılığa yönelik kargo ve yolcu taşımacılığına uygun kombi versiyonlarıyla üretilecek. Çoklu enerji platformuna uygun üretim altyapısı ise ilerleyen dönemde elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a ilave üretim esnekliği sağlayacak. K9 projesiyle yaklaşık 1.000 kişilik istihdam ve yüzde 50 yerlilik hedefi K9 projesi, üretim kapasitesinin yanı sıra istihdam, yerlilik ve mühendislik alanlarında da önemli katkılar sağlayacak. Proje kapsamında Tofaş Fabrikası’nda yaklaşık 1.000 kişilik istihdam öngörülürken, 100’e yakın yerli tedarikçi firma üretim sürecine dahil edildi. Projede yüzde 50 mertebesinde yerlilik oranı hedefleniyor. Tofaş Ar-Ge Merkezi’nin mühendislik ve teknik geliştirme süreçlerinde görev aldığı projede, 300’ün üzerinde mühendis ve teknik personel çalıştı. Araçların performans, dayanıklılık, güvenlik ve kalite gerekliliklerine yönelik doğrulama ve onay testleri de Tofaş Ar-Ge Merkezi tarafından yürütüldü. K9’un Tofaş’ın sürdürülebilir büyümesine katkısının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’da hafif ticari araç üretimindeki liderlik iddiasını desteklemesi bekleniyor. Türkiye iç pazarındaki toplam satışlarda yerli üretim araçların payı yaklaşık yüzde 35 seviyesindeyken, K9 projesinin bu oranı yaklaşık 10 puan artırması öngörülüyor. Proje kapsamında 2034 yılının son çeyreğine kadar yaklaşık toplamda 660 bin adet araç üretilmesi hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: “Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tören esnasında yaptığı konuşmasında “2002’den bu yana Avrupa ekonomisinin yılda sadece %1,4 büyürken, Türkiye’nin büyümesinin %5,3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Otomotiv sektörünün Türk sanayisinin yüz akı olmaya devam ettiğini söyleyen Bakan Kacır “2000’lerin başında yılda ancak 300 bin aracın satıldığı Türkiye’de şimdi yılda 1,5 milyon araç satılabiliyor. Avrupa’nın yapması gereken inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir” diye konuştu. 300 milyon ABD doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin Tofaş’ın üretim yolculuğunda yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır sözlerine “Küresel rakipleriyle yarışta olan Türkiye'nin üretim gücüne ve geleceğine duydukları güvenle bu önemli yatırımı hayata geçiren Koç Topluluğu ve Stellantis'e teşekkür ediyorum. K9 Projesi'nin Bursa'mızın ve ülkemizin üretim, istihdam ve ihracatına önemli katkılar sunmasını; yeni yatırımlara, başarılara ve iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum” diyerek son verdi. AK Parti Bursa Milletvekili, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ise törendeki konuşmasında “Avrupa'nın giderek daha da korumacı hale gelen politikalarını, sanayi hızlandırma yasası ve Made in EU yaklaşımıyla net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu. Bakan Varank, Böyle bir dönemde yeni bir modelin Bursa’da üretilmesinin kararının alınması, aslında bu ülkeye bu ülkenin insanına üretim kabiliyetine duyulan güvenin ve aynı zamanda karşılıklı kazan kazan anlayışının somut bir göstergesidir” dedi. Ömer Koç: “Son 5 yılda Tofaş'a 1 milyar dolar yatırım yaptık” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Koç Topluluğu'nun 100'üncü yaşında Tofaş'ın yeni bir stratejik yatırımı hayata geçirmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Tofaş'ın Türkiye otomotiv sanayiindeki öncü rolüne ve Koç Holding ile Stellantis arasındaki güçlü ortaklığa dikkat çeken Ömer Koç, “Otomotiv sektöründeki kurallar tüm dünyada ve bilhassa önemli bir parçası olduğumuz Avrupa'da yeniden yazılırken, ülkemize çekebildiğimiz her yatırımın son derece kıymetli olduğu kanaatindeyim” dedi. Son 5 yılda Tofaş'a yapılan yatırımın 1 milyar dolar mertebesine ulaştığını kaydeden Koç, “Memnuniyetle ve gururla belirtmek isterim ki, bu yatırımın yarısı Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımıza yöneliktir. Şirketimiz, Stellantis'in önde gelen üretim ve Ar-Ge merkezleri arasındadır” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl K0 projesinin başarıyla devreye alındığını hatırlatan Koç, 300 milyon dolar yatırımla hayata geçen K9 projesiyle yıllık 100 bin adet üretim hedeflendiğini dile getirdi. Koç, “Bu yeni modelin Citroen, FIAT, Opel ve Peugeot markalarımız için üretilecek olmasını Tofaş’ın sürdürülebilir büyüme yolculuğu açısından çok kıymetli bir adım olarak görüyoruz” dedi. Koç, otomotivde artan uluslararası rekabete dikkat çekerek, böyle bir dönemde K9 modelinin Türk otomotiv sanayiinin Avrupa’daki ticari araç üretim liderliğini daha da güçlendireceğini söyledi. Koç, “Tofaş'ın yetkinliklerini ve kapasitesini âzâmî şekilde kullanıp müşterilerimize daha fazla yerli model sunabilmeyi, böylece memleketimizin cârî dengesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda, başka yeni modeller konusunda ortağımızla görüşmeleri sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu. Ömer Koç, Made in EU politikasıyla Avrupa’nın 30 senelik Gümrük Birliği ilişkisini hiçe sayma basiretsizliğine düşebileceğine işaret ederek” “Bilhassa otomotiv sektörümüzde büyük emeklerle tesis edilmiş olan üretim ve mühendislik kapasitesinin muhafaza edilebilmesi için mütekabiliyet çerçevesinde bazı adımların atılması kaçınılmaz olabilir” dedi. Koç, iç pazarın büyümesine yatırımların cazibesini artıracak uygun mekanizmalarla katkı sağlanmasının şart olduğuna dikkat çekti. Samir Cherfan: “K9, Tofaş’ın Stellantis üretim ağındaki stratejik konumunu güçlendiriyor” K9 projesinin Tofaş ve Stellantis için önemine vurgu yapan Stellantis Orta Doğu ve Afrika Operasyon Direktörü Samir Cherfan konuşmasında “Koç Topluluğu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünde Bursa’da yeni bir projeyi hayata geçirmenin ve bu dönüm noktasını birlikte kutlamanın, Stellantis açısından büyük bir ayrıcalık olduğuna değinerek başladı. Cherfan; 2000–2023 yılları arasında Bursa’da üretilen ve Türkiye’de 600 binden fazla müşterinin tercihi olan Doblo’nun, Tofaş ile FIAT adını dünyaya taşıdığını aktardı. Doblò, Fiorino ve Egea’nın Tofaş Fabrikası’nın en önemli başarı hikâyelerinden olduğunun altını çizen Samir Cherfan, ayrıca üç yıl sonra Doblò’nun evine dönmesinin, Tofaş için önemli bir gelişmeyi temsil ettiğini vurguladı. Samir Cherfan “K9 projesi kapsamında Fiat Doblò, Citroën Berlingo, Opel Combo, Peugeot Rifter ve Partner olmak üzere dört markanın beş modeli için yıllık 100 bin araçlık üretim kapasitesi planlanıyor. Çoklu enerji seçeneklerini destekleyen ve elektrikli hafif ticari araç üretimine hazır olan bu platform, Türkiye’nin bölgesel üretimdeki rolünü daha da güçlendiriyor. Bu projenin temelinde, Koç Topluluğu ile yarım asrı aşan güçlü ortaklığımız, eylül 2025’te imzaladığımız stratejik anlaşmayla daha da güçlendi. Stellantis’in markalarını, platformlarını ve küresel erişimini; Koç’un liderliği ve Tofaş’ın üretim ve mühendislik yetkinlikleriyle bir araya getiren bu ortaklık vesileysiyle Tofaş, bugün Stellantis’in dünya çapındaki en önemli üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri konumunda” diye konuştu. Doblò’nun güçlü mirası üzerine inşa edilen K9 projesinin, Stellantis’in Orta Doğu ve Afrika bölgesine yönelik FaSTLane 2030 stratejisinin de somut bir adımı olduğunu sözlerine ekleyen Cherfan “Bu strateji kapsamında, çift haneli faaliyet kâr marjımızı koruyarak gelirlerimizi yüzde 40 artırmayı ve yerel, bölgesel ve Asya kaynaklı tedarikin payını yüzde 30’dan yüzde 90’a çıkarmayı hedefliyoruz. Bölgede, bölge için üretim yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verirken rekabet gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırıyoruz. K9 projesi, yıllık 100 bin araçlık planlanan üretim kapasitesiyle Tofaş’ın bu stratejideki rolünü pekiştiriyor ve bölge pazarlarına rekabetçi koşullarda hizmet sunma kabiliyetimizi güçlendiriyor” diyerek sözlerine son verdi. Cengiz Eroldu: “K9 ve K0 ile yıllık üretimimiz 250 bin adede ulaşacak” Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu ise törende yaptığı konuşmada, Tofaş'ın 60 yıla yaklaşan üretim geçmişinde Türk otomotiv sanayiine yön veren birçok projeye imza attığını belirterek, K9 projesinin şirketin yeni büyüme dönemindeki en önemli yatırımlardan biri olduğunu söyledi. Cengiz Eroldu, Tempra ile Avrupa pazarlarına gerçekleştirilen ilk seri otomobil ihracatından Dobló'nun hafif ticari araç pazarındaki başarısına, Egea'nın üst üste 10 yıl Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobili olmasına kadar uzanan üretim geçmişinin yeni projelere güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Stellantis ile Eylül 2025'te imzalanan stratejik anlaşma kapsamında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için üretilecek K9 modellerinin seri üretime başlamasından ötürü büyük gurur duyduklarını belirten Eroldu, Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'ya dönüşünün de Tofaş için özel bir anlam taşıdığını söyledi. Eroldu, 2000-2023 yılları arasında Tofaş'ta üretilen ve uzun yıllar Türkiye hafif ticari araç pazarının en çok tercih edilen modellerinden biri olan Dobló'nun K9 projesiyle yeniden üretim programına alınmasının şirketin köklü üretim mirasını devam ettirdiğini vurguladı. K9 projesinin üretim ve ihracat hedeflerini açıklayan Tofaş CEO'su Cengiz Eroldu, “300 milyon ABD Dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz K9 projesinde, yıllık 100 bin adetlik üretim kapasitesini hayata geçiriyoruz. Üretilecek K9 modelinin yaklaşık yüzde 20'sini ihraç edeceğiz” dedi. Yeni projenin Tofaş'ın toplam üretim hacmine sağlayacağı katkıya dikkat çeken Eroldu, K9'un devreye girmesi ve mevcut K0 üretiminin yaklaşık 100 bin adetlik tam kapasitesiyle devam etmesiyle birlikte Tofaş Fabrikası'nın yıllık bitmiş araç (CBU) üretim hacminin 250 bin adet seviyelerine ulaşacağını belirtti. K9 projesinin yalnızca üretim ve ihracat rakamlarıyla değil, Türkiye'nin otomotiv sanayiindeki rekabet gücüne sağlayacağı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eroldu, “Projenin Tofaş'a kazandırdıkları tabii ki rakamlarla sınırlı değil. Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sağlamasının yanı sıra, ülkemizin hafif ticari araç üretim üssü olma iddiasını da destekleyecek olması bizim için ayrı bir gurur vesilesi” dedi. Tofaş’ın Ar-Ge gücü 600’ü aşkın çalışanla büyüyor K9 projesinin Tofaş'ın üretim altyapısının yanı sıra mühendislik ve teknoloji alanındaki birikimini de yansıttığını belirten Cengiz Eroldu, şirketin yaklaşık 20 yıldır cirosunun yüzde 3'ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırdığını söyledi. Stellantis'in önde gelen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki Tofaş Ar-Ge Merkezi'nin 600'ün üzerinde çalışanıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Eroldu, patent başvuru sayısının da 300'e yaklaştığını ifade etti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç geliştirme ile üretim yetkinliklerini bir arada bulunduran Tofaş'ın, üniversiteler ve tedarikçilerle yürüttüğü iş birlikleriyle güçlü bir mühendislik ekosistemi oluşturduğuna dikkat çeken Cengiz Eroldu, K9 projesinin bu ekosistemin daha da geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı. Özellikle yüksek teknoloji içeren araç bileşenlerinin yerlileştirilmesinin ve yan sanayiinin ihracat potansiyelinin artırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Cengiz Eroldu, Türkiye'nin hafif ticari araç üretimindeki güçlü konumunun bu tür yeni projelerle daha da ileri taşınacağını ifade etti. Çoklu enerji platformuna uygun K9 üretim altyapısının elektrikli hafif ticari araçlara yönelik talebin artması halinde Tofaş'a üretim esnekliği sağlayacağını belirten Eroldu, yeni modellerle birlikte fabrikanın gelecekteki üretim ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek bir yapıya kavuşacağını söyledi. Tofaş'ın ulaştığı başarının arkasında çalışanların, mühendislerin, tedarikçilerin ve iş ortaklarının emeği bulunduğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, K9 projesinin hayata geçirilmesine katkı sağlayan tüm ekiplere teşekkür etti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Eroldu, Tofaş'ın ülkeye ve tüm paydaşlarına değer yaratacak yeni projeleri hayata geçirmeye devam edeceğini belirtti. Tofaş'ta yeni dönem, yerli üretim ve ihracatla güçlenecek Türkiye otomotiv sanayiinin gelişiminde yaklaşık 60 yıldır önemli bir rol üstlenen Tofaş, K0 projesinin ardından devreye aldığı K9 yatırımıyla çok markalı üretim yapısını daha da güçlendiriyor. Koç Holding ve Stellantis'in ortak üretim ve mühendislik kabiliyetlerini bir araya getiren yeni dönem, Bursa'daki üretim merkezinin hem Türkiye hem de uluslararası pazarlar açısından stratejik önemini artırıyor. Yaklaşık 300 milyon ABD Doları yatırımla hayata geçirilen K9 projesinin yıllık 100 bin araçlık kapasitesi, yaklaşık yüzde 20'lik ihracat hedefi ve yaklaşık 100 bin adetlik K0 üretimiyle birlikte yıllık bitmiş araç üretim hacminin 250 bin adet seviyesine ulaşması, Tofaş'ın sürdürülebilir büyüme yolculuğundaki yeni dönemin temelini oluşturuyor. Bir dönem Türkiye'den farklı pazarlara ihraç edilen ve 26 yılda 600 binden fazla kullanıcıyla buluşan Fiat Dobló'nun yeniden Bursa'da üretilmesi ise Tofaş'ın geçmişten geleceğe uzanan üretim başarısının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım Haber

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım

Açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımız ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz de bu anlayışımızın somut birer göstergesi” dedi. Arçelik CEO’su Can Dinçer ise tesisin üretim ve ihracat gücüne dikkat çekerek, “Manisa’da Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyor, üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu. Ev teknolojilerinin lider şirketi Arçelik, Koç Topluluğu’nun 100. yılında Manisa’daki yeni Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin resmî açılışını gerçekleştirdi. Şirketin 2021 yılında devraldığı üretim kampüsünde yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen işletme, küresel üretim ağının önemli merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. 92 bin metrekarelik alana kurulu yeni tesis, Arçelik’in 13 ülkede 38 tesise yayılan küresel üretim deneyimini ileri otomasyon, dijitalleşme ve ar-ge yetkinlikleriyle bir araya getiriyor. Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi, Ankara, Bolu, Eskişehir, Kocaeli ve Tekirdağ’daki tesislerle birlikte şirketin Türkiye’deki üretim altyapısını güçlendirirken hem Türkiye’ye hem de dünyanın farklı coğrafyalarına yönelik üretim gerçekleştiriyor. İşletmenin açılış törenine Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, Arçelik CEO’su Can Dinçer ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Koç Holding ve Arçelik yöneticileri ve çalışanları katıldı. Polat Şen: “Arçelik ile son beş yılda ülkemizdeki üretim altyapısına yaklaşık 458 milyon euro yatırım yaptık” Arçelik’in yeni işletmesinin açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un Ankara’da attığı temeller üzerinde gelişen Topluluğumuzun yolculuğu, Cumhuriyetimizin ekonomik ve toplumsal gelişimiyle birlikte şekillendi. Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımızla ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız, yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz bu yaklaşımımızın somut göstergeleri. Topluluğumuzun 100. yılında işletmemizin açılışını gerçekleştirirken, Cumhuriyetimizin bize kazandırdığı üretim kültürünü ve sanayi birikimini ileri teknolojilerle buluşturuyoruz” diye konuştu. Dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliğin önemine vurgu yapan Polat Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Topluluk olarak 2016 yılında başlattığımız Dijital Dönüşüm Programı ile üretim altyapımızı, teknolojik yetkinliklerimizi ve çalışma arkadaşlarımızın becerilerini geliştirmeye devam ediyoruz. Koç Topluluğu bünyesindeki altı üretim tesisi, Dünya Ekonomik Forumu’nun Global Lighthouse Network’ünde yer alıyor. Bu tesislerdeki başarılı uygulamalarımızı diğer işletmelerimize de yaygınlaştırıyoruz. Manisa’da ileri üretim teknolojilerini enerji ve su verimliliğiyle buluşturan uygulamalarımız, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik anlayışımızın somut karşılığını oluşturuyor. Bu dönüşümün temelinde, çalışma arkadaşlarımızın bilgi birikimi ve gelişime açık yaklaşımı bulunuyor. Teknolojiye ve insana birlikte yatırım yaparak ülkemiz için kalıcı değer yaratma anlayışımız, ikinci yüzyılımıza yön veren vizyonumuzun da temelini oluşturuyor.” Can Dinçer: “Manisa’da ürettiğimiz makineler ülkemizin mühendisliğini 106 ülkeye taşıyor” Arçelik’in çamaşır makinesi üretimindeki yolculuğuna dikkat çeken Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 71 yıldır ülkemize değer katmak için çalışıyoruz. 1959 yılında Türkiye’nin ilk yerli çamaşır makinesini ürettiğimizde, üretim bandından günde 15 makine çıkıyordu. Bugün Manisa’da her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyoruz. 10 ülkeye yayılan bir üretim ağına sahibiz. Küresel çamaşır makinesi pazarının 2026 yıl sonunda yaklaşık 144 milyon adetlik satış hacmine ve 67,5 milyar dolarlık perakende satış değerine ulaşması bekleniyor. Bu pazara hizmet veren önemli üretim merkezlerimizden biri olan Manisa’da, Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. Üretimde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik uygulamalarına değinen Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonumuzla Manisa’da da enerji ve su verimliliğine odaklanıyoruz. Kampüsümüzdeki 10,2 MWp gücündeki güneş enerjisi santralimiz, Çamaşır Makinesi İşletmemizin yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık %46’sına eşdeğer elektrik üretiyor. Yağmur suyu depolama sistemimizle de su tüketimini azaltıyoruz. İşletmede üretim süreçleri ve altyapıda hayata geçirdiğimiz iyileştirmelerle 2023 baz yılına göre 2025’te doğrudan sera gazı emisyonlarını %95 oranında düşürdük. Genel otomasyon seviyesinin %75’e ulaştığı işletmemizde, malzeme taşımada kullandığımız otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) ve üretimde yararlandığımız robotik sistemlerle verimliliği artırırken, çalışma arkadaşlarımızın fiziksel yükünü de azaltıyoruz. İşletmemizin gelişimine katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Manisa’da hayata geçirdiğimiz bu uygulamalar, mühendislik ve teknolojiyi kaynakların verimli kullanımı ve insan emeğiyle buluşturan üretim anlayışımızı yansıtıyor.” Üretim ve istihdamla gelişen sanayi ekosistemi Arçelik, Türkiye’deki Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin yanı sıra Bangladeş, Çin, İtalya, Pakistan, Güney Afrika, Polonya, Romanya, Rusya ve Slovakya’daki tesisleriyle toplam 10 ülkede çamaşır makinesi üretiyor. Şirket, Manisa’daki çamaşır makinesi ve buzdolabı işletmelerinde toplam yaklaşık 1800 kişiye istihdam sağlıyor. Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde 134 tedarikçiyle doğrudan, 83 tedarikçiyle dolaylı olarak yürütülen iş birlikleri de üretimin çevresinde gelişen sanayi ekosistemini destekliyor. Üretimden malzeme dağıtımına ileri otomasyon Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde üretim süreçleri, yapay zekâ tabanlı sistemler ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla destekleniyor. Üretim, depolama ve malzeme dağıtımının yüksek otomasyonla yürütüldüğü toplam 44.700 metrekarelik “karanlık fabrika” alanlarında otomasyon seviyesi %100’e varıyor. Malzeme dağıtımında raylı güdümlü araçlar ve otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) kullanılıyor. Robotik uygulamalar, tekrarlayan ve fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanların yükünü azaltırken, ekiplerin uzmanlık gerektiren görevlere odaklanmasını destekliyor. Kaynak verimliliğine uluslararası sertifika Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin genişleme projesi, enerji, su ve malzeme kullanımında kaynak verimliliğini değerlendiren EDGE Advanced sertifikasını aldı. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından geliştirilen sertifikasyon sistemi kapsamında projede, referans binaya kıyasla %73 enerji ve %23 su tasarrufu ile yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde %20 azalma sağlandı. EDGE Advanced sertifikası, standart referans binaya kıyasla enerjide en az %40, suda en az %20 tasarruf ve yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde en az %20 azalma kriterlerini karşılayan projelere veriliyor. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına yönelik ar-ge çalışmaları Manisa’daki ar-ge merkezinde, Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Amerika ve Avustralya’ya uzanan farklı coğrafyalardaki tüketicilerin yıkama alışkanlıkları ve beklentileri dikkate alınarak ürün ve teknolojiler geliştiriliyor. Farklı kumaş, leke, deterjan ve su koşullarının simüle edildiği test süreçleri, bağlantılı çamaşır makinelerinden gelen anonim kullanım verileri ve saha denemeleriyle destekleniyor. İşletmedeki ürünlerin dayanıklılığı ve uzun ömürlülüğü ise ar-ge laboratuvarlarındaki çalışmaların yanı sıra TÜV Rheinland ve VDE gibi bağımsız uluslararası kuruluşların test ve sertifikalarıyla doğrulanıyor. Tüketicilerin kısa programlarda da temizlik performansından ödün vermeme beklentisine yanıt veren SuperWash teknolojisi, bu ürün geliştirme yaklaşımının somut örneklerinden biri. Özel tambur kanatları ve geliştirilmiş algoritmasıyla deterjanın daha hızlı çözünmesini ve suyun tambur içinde daha eşit dağılmasını sağlayan teknoloji, hız ve temizlik performansını bir araya getiriyor. SuperWash teknolojili çamaşır makineleri, Super 40°C 40 dk programında tam doluyken bile 40°C’de yalnızca 40 dakikada kanıtlanmış temizlik performansı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu Haber

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu

17.Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalürji Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı ANKIROS 2026, 22 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nin 3 numaralı salonunda düzenlenen açılış töreninin ardından ziyaretçilere kapılarını açtı. 24 Ekim’e kadar sürecek fuar, metalürji ve üretim teknolojileri ekosisteminin ulusal ve uluslararası temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul Fuar Merkezi’nin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı hollerinde gerçekleştirilen fuarda, 39 yabancı ülkeden katılımcıların da aralarında bulunduğu toplam 1.100’ün üzerinde katılımcı yer alıyor. Fuarın 20 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Açılış töreninde sektörün gündemi öne çıktı Açılış töreninde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, VDMA Metallurgy Genel Müdürü ve CECOF Genel Sekreteri Dr. Timo Würz, IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Caner Durucan, TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı Bülent Yıldırım, Oda Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İrfan Türkkolu, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’nın konuşmaları yer aldı. Mehmet Fatih Kacır T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ANKIROS 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, fuarın yeni ticari bağlantılar ve yatırımlar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Türkiye’nin demir-çelik sektöründe yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Kacır, çelik üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada bulunduğunu söyledi. Döküm sektörünün ise geçen yıl yaklaşık 8 milyar avro ciro ve 6 milyar avroyu aşan doğrudan ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. Metal sanayisinin rekabet gücünü artırmak için yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını desteklediklerini belirten Kacır, döküm sektörüne yönelik düşük karbonlu yol haritası çalışmalarının başladığını açıkladı. HIT-30 kapsamında 2030’a kadar 30 milyar dolarlık devlet desteğiyle gerçekleştirilmesi hedeflenen yatırımların metal sanayisinde de yeni talep ve üretim fırsatları oluşturacağını kaydetti. Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına getirdiği sınırlamaların Türkiye’nin ihracatına yansıdığına değinen Kacır, Avrupa’nın Türkiye ile sanayi ve teknoloji alanındaki ortaklığını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Kacır ayrıca Burdur Batı ve Amasya Gümüşhacıköy organize sanayi bölgelerinin ilan edilmesiyle Türkiye’deki OSB sayısının 374’e ulaştığını bildirdi. Fuat Tosyalı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, ANKIROS’un yalnızca teknolojilerin ve ürünlerin sergilendiği bir fuar olmadığını, Türkiye’nin metalürji, makine, döküm ve çelik ekosistemini dünyayla buluşturan önemli bir platform olduğunu söyledi. Dünya çelik sektörünün zorlu bir dönüşümden geçtiğini belirten Tosyalı, küresel kapasite fazlasının, değişen ticaret politikalarının, karbon düzenlemelerinin ve artan maliyetlerin rekabet koşullarını yeniden şekillendirdiğini vurguladı. Tosyalı, artık yalnızca üretim kapasitesinin değil, teknoloji, verimlilik, sürdürülebilirlik ve güçlü bir sanayi ekosisteminin de rekabette belirleyici olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: “Türkiye bu dönüşüme güçlü bir noktadan başlıyor. Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7’nci büyük çelik üreticisiyiz. Geçen yıl 38,1 milyon ton çelik ürettik. 2026’nın 7 ayında üretimimiz yüzde 7,9 artarak 23,2 milyon tona ulaştı. Yıl sonunda 40 milyon ton seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz ancak güçlü üretim kapasitemize rağmen dış ticarette giderek zorlaşan koşullarla karşı karşıyayız.” Avrupa Birliği’nin uyguladığı kota nedeniyle Türkiye’nin bu bölgeye çelik ihracatının azaldığına dikkati çeken Tosyalı, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’nın kendi stratejik çelik kapasitesini korumak adına atacağı adımlar her ne kadar meşru ise Türkiye’nin de kendi stratejik üretim gücünü koruması adına atacağı her adım aynı ölçüde meşrudur ve bu adımları atmaktan da geri durmamalıdır. Elbette Avrupa’nın yeşil çelik dönüşüm hedeflerini destekliyoruz. Türkiye çelik sektörü elektrik ark ocaklarına ve yüksek hurda kullanımına dayalı üretim yapısıyla bu dönüşümde önemli bir avantaja sahip. Ancak gerçek bir dönüşüm için önce üretim gücümüzü korumamız gerekiyor.” Türk çelik sektörünün Avrupa’daki kısıtlamaların yanı sıra başta Çin olmak üzere Uzak Doğu kaynaklı yoğun ithalat ve fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Tosyalı, stratejik üretim kapasitesini koruyan, yatırımları destekleyen ve sanayicinin maliyet yükünü azaltan öngörülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Çeliğin Türkiye’nin sanayi gücünün temelini oluşturduğunu ifade eden Tosyalı, sektörün dönüşümü için KOBİ’lerin, makine ve döküm sanayisinin, teknoloji geliştiricilerinin, kamunun ve üniversitelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Ozan Hünler Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, ANKIROS 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde, fuarın Türkiye ve bölge için metalürji sektörünün önemli uluslararası buluşma noktalarından biri olduğunu belirtti. Organizasyonun uluslararası yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Hünler, ANKIROS’un üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını ve farklı ülkelerden sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan bir platform sunduğunu kaydetti. Fuarın değerinin katılımcı ve ziyaretçi sayılarının ötesinde olduğunu vurgulayan Hünler, organizasyonun yeni ticari bağlantılar kurulmasına, bilgi ve deneyim paylaşımına ve üretim teknolojilerindeki yeniliklerin sektörle buluşmasına katkı sağladığını ifade etti. Hünler, bu etkileşimin geleceğe yönelik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Oğuzhan Deniz Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz, 76. Dünya Döküm Kongresi (WFC 2026) kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen 1.000’in üzerinde katılımcıyı İstanbul’da ağırladıklarını belirtti. Bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlayan bu buluşmanın, Türkiye’nin döküm sanayisinde bilimsel bilgiye ve uluslararası iş birliklerine yön verme potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti. Kongrenin ardından ANKIROS 2026’nın kapılarını açmasının sektör açısından özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Deniz, uluslararası konukların fuarı ziyaret etmesinin bu buluşmayı daha da değerli kıldığını söyledi. Deniz, fuarın yeni iş birliklerinin kurulmasına ve ülke sanayisinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti. Deniz, “Kongremizde bilimi, araştırmayı, yenilikçi teknolojileri ve döküm sanayisinin geleceğini konuştuk. Şimdi ise burada bu bilgi birikiminin üretime, teknolojiye, makinelere ve sanayiye nasıl dönüştüğünü hep birlikte göreceğiz.” diye konuştu. Sektörün yaşadığı zorluklara da değinen Deniz, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Ancak Türk döküm sanayisinin sahip olduğu üretim altyapısına, yetişmiş insan kaynağına, mühendislik birikimine ve girişimci ruhuna güveniyoruz. Bu güçlü altyapının doğru iş birlikleri ve ortak bir vizyonla çok daha büyük başarılara ulaşacağına inanıyoruz. ANKIROS, yıllardır demir-çelik, döküm ve demir dışı metalürji sektörlerini bir araya getiren, ülkemizin uluslararası sanayi dünyasındaki en önemli buluşma noktalarından biri olmuştur.” Deniz, organizasyonun yeni iş birliklerine ve başarılı sonuçlara vesile olmasını dileyerek İstanbul’a gelen tüm katılımcılara teşekkür etti. Dr. Timo Würz VDMA Metallurgy Genel Müdürü; CECOF Genel Sekreteri “Metalürji sanayisinin geleceğini enerji verimliliği, teknolojik yenilikler ve uluslararası iş birlikleriyle birlikte şekillendireceğimize inanıyoruz. ANKIROS, üreticiler ile teknoloji sağlayıcılarını buluşturarak bilgi ve deneyimin ortak çözümlere dönüşmesine önemli bir zemin sunuyor. Sektörümüzün rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak için ülkeler ve kurumlar arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi önemsiyoruz.” Prof. Dr. Caner Durucan IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı “Bu yıl 23’üncüsünü düzenlediğimiz Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi’nde akademik bilgi birikimini sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Önceliğimiz, araştırmaların yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesine katkı sağlamak ve kaynaklarımızı daha verimli kullanabileceğimiz üretim yaklaşımlarını geliştirmek. Deneyimli bilim insanlarıyla genç araştırmacıları aynı platformda bir araya getirerek bilimsel paylaşımı ve ortak çalışma kültürünü güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Bülent Yıldırım TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı “Sanayide teknolojik dönüşümün başarıya ulaşması, bu teknolojileri geliştiren ve uygulayan mühendislerin bilgi ve yetkinlikleriyle doğrudan bağlantılı. Mesleki gelişimin sürekliliğini sektörümüzün geleceği açısından temel bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Kongre ve fuarın sunduğu etkileşim ortamını, mühendislerin güncel gelişmeleri takip etmesi, deneyimlerini paylaşması ve yeni çalışma alanlarıyla tanışması bakımından değerli buluyoruz.” Ahmet İrfan Türkkolu TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı “Metalürji ve malzeme mühendisliği, ülkemizin üretim yetkinliğini geliştirmesinde ve sanayimizin geleceğe hazırlanmasında önemli bir sorumluluk üstleniyor. Bilimsel bilgiyi, mühendislik birikimini ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek kaynaklarını verimli kullanan, çevreye duyarlı bir sanayiye katkı sunmayı önemsiyoruz. Üniversiteler, sanayi kuruluşları ve meslek örgütleri arasındaki iş birliğinin kalıcı ve uygulanabilir sonuçlar üretmesini hedefliyoruz.” Üretim zincirinin farklı halkaları aynı platformda buluştu ANKIROS 2026’da demir-çelik üretim ve proses ekipmanlarından ergitme ve döküm teknolojilerine, kalıplama ve maça makinelerinden kum hazırlama ve yenileme sistemlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi sergileniyor. Endüstriyel fırınlar, ısıl işlem ve termal proses çözümleri, refrakterler, yüksek sıcaklık teknolojileri, brülör ve yakma sistemleri ile ısıtma-soğutma ve sıcaklık kontrol uygulamaları da fuar alanında yer alıyor. Ölçüm, test ve kalite kontrol ekipmanları; otomasyon ve proses kontrol sistemleri; çevre ve filtrasyon teknolojileri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Üreticiler ve teknoloji sağlayıcıları, tesislerin verimliliğini, kalite kontrolünü ve süreç yönetimini geliştirmeye yönelik çözümlerini sektör profesyonelleriyle paylaşıyor. Fuarın özel bölümü TURKCAST’ta otomotiv, ağır sanayi, makine, enerji, savunma ve ulaştırma gibi farklı sektörlere üretim yapan döküm firmaları, ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini tanıtıyor. Döküm teknolojileri ve döküm ürünlerinin aynı ekosistemde buluşması, ziyaretçilere sektörün değer zincirini bütünlüklü biçimde değerlendirme olanağı sunuyor. Dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim çözümleri Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim ve akıllı fabrika uygulamaları ANKIROS 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Üretim hatlarında izlenebilirliği ve kontrolü geliştiren, proses optimizasyonu sağlayan ve karar süreçlerini hızlandıran çözümler; enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına yönelik teknolojilerle birlikte ele alınıyor. Düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji kullanımı ve enerji tasarrufu sağlayan sistemler, metal sanayisinin dönüşüm gündemini fuara taşıyor. Ziyaretçiler, üretim süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya ve kaynak verimliliğini artırmaya yönelik yeni teknolojileri ve uygulamaları inceleme fırsatı buluyor. Bilimsel etkinlikler ve “Second Life” sergisi ANKIROS 2026 ile eş zamanlı olarak 22–24 Ekim tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi (IMMC 2026) gerçekleştiriliyor. Kongrede sürdürülebilir metalürji, kritik ham maddeler, ileri malzeme teknolojileri ve döngüsel ekonomi başlıkları akademi ve sanayi temsilcilerinin katılımıyla ele alınıyor. 76.Dünya Döküm Kongresi (World Foundry Congress – WFC 2026) ise 18–24 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor. Kongre, Dünya Dökümcüler Birliği WFO’nun 100’üncü ve TÜDÖKSAD’ın 50’nci kuruluş yıl dönümlerinin kutlandığı dönemde sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar programında sanatçı Rüşhan Keçeci’nin “Second Life” (İkinci Yaşam) sergisi de ziyaretçilerle buluşuyor. Endüstriyel atıklardan üretilen metal eserler, kullanılmayan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine sanatsal bir bakış sunuyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını görünür kılıyor. Uluslararası iş bağlantılarına ev sahipliği yapıyor ANKIROS 2026, üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını, yatırımcıları, satın alma profesyonellerini, mühendisleri ve akademisyenleri aynı platformda buluşturuyor. Uluslararası alım heyetleri kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler, katılımcıların potansiyel müşteriler ve satın alma profesyonelleriyle doğrudan temas kurmasına imkân veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hayat Kimya'dan 40 Milyon Euroluk Yatırım Finansman Anlaşması  Haber

Hayat Kimya'dan 40 Milyon Euroluk Yatırım Finansman Anlaşması 

Hayat Kimya, uluslararası büyüme hedeflerine katkı sağlayacak önemli bir yatırım finansman anlaşmasına imza attı. Şirket, Mısır'ın en büyük özel bankalarından Commercial International Bank (CIB) ile 40 milyon euro tutarında yatırım finansman anlaşması gerçekleştirdi. Düzenlenen törende anlaşmayı Hayat Kimya Finanstan Sorumlu Başkan Yardımcısı Hüseyin Okur, Hayat Kimya Global Hazine Direktörü Ayla Hacıahmetoğlu ve CIB Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Amr Y. El Ganainy imzaladı. Sağlanan yeni finansmanın Hayat Kimya'nın uluslararası operasyonlarının güçlendirilmesi ve büyüme stratejisinin desteklenmesi amacıyla kullanılması planlanıyor. 8 ülkedeki 28 üretim tesisiyle 100’den fazla ülkeye ulaşan Hayat Kimya’nın Mısır'da 800 milyon dolar yatırımı bulunuyor. Şirket ülkedeki üretim gücü ve ihracat kapasitesiyle bölge ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. “Global ölçekteki yatırımlarımız ile büyüme yolculuğumuza hız kesmeden devam edeceğiz” Sağlanan finansmanın Hayat Kimya’nın küresel ölçekteki gücünün bir karşılığı olduğunu söyleyen Hayat Kimya Finanstan Sorumlu Başkan Yardımcısı Hüseyin Okur, “Türkiye ana üretim ve yönetim üssümüz olmaya devam ederken global stratejimiz doğrultusunda dünyanın farklı yerlerinde yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Mısır, Hayat Kimya için stratejik önceliğe sahip pazarlardan biri. Mısır’da bugüne kadar 800 milyon dolar yatırım gerçekleştirdik. Mısır’ın önde gelen bankalarından olan Commercial International Bank (CIB) tarafından sağlanan 40 milyon euroluk yatırım finansmanını bize duyulan güvenin somut bir başka göstergesi olarak görüyoruz. Finansal altyapımızı güçlendiren bu anlaşma global büyüme stratejilerimize önemli bir katkı sağlayacak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WoodTech, Ağaç İşleme Makineleri Sektörünü 39. Kez Buluşturmak Üzere Kapılarını Açtı! Haber

WoodTech, Ağaç İşleme Makineleri Sektörünü 39. Kez Buluşturmak Üzere Kapılarını Açtı!

Ağaç işleme makineleri, kesici takımlar ve el aletleri sektörünü bir araya getiren WoodTech 2026, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda, Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği (AİMSAD) iş birliğinde, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Avrupa Ağaç İşleme Makinesi İmalatçıları Federasyonu (EUMABOIS) desteğiyle gerçekleştiriliyor. Fuar, üretim süreçlerini geliştirmek, yeni makine yatırımlarını değerlendirmek ve uluslararası iş bağlantıları kurmak isteyen sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturuyor. CNC işleme merkezlerinden panel ebatlama ve kenar bantlama sistemlerine, tomruk ve kereste işleme makinelerinden yüzey işleme teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesini bir araya getiren fuarda, üretim verimliliğini artırmaya yönelik yeni nesil çözümler sergileniyor. WoodTech, Avrupa’nın İkinci Büyük Fuarı Konumunda Fuarın sektör açısından taşıdığı öneme dikkat çeken RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, WoodTech’in 39 yıldır aralıksız düzenlenerek uluslararası alanda güçlü bir konuma ulaştığını belirtti. Öner, “WoodTech bugün Avrasya’nın en büyük, Avrupa’nın ise ikinci büyük fuarı konumunda. Bu yıl 300’ün üzerinde firmayı bir araya getirirken fuar alanımızda 3 binin üzerinde makine sergiliyoruz. Türkiye’nin güçlü üreticilerinin yanı sıra Almanya, İtalya, ABD ve Çin gibi ülkelerden uluslararası firmalar da fuarımızda yer alıyor. Özellikle otomasyon, yapay zekâ ve birbiriyle iletişim kurabilen yeni nesil makineler bu yılın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Yaklaşık 350-400 milyon dolarlık yıllık ticaret hacmine ve 140-150 milyon dolara yaklaşan ihracat büyüklüğüne sahip sektörümüz açısından WoodTech önemli bir ticaret platformu niteliği taşıyor. Fuarımızın sektörün toplam ticaret hacminin yaklaşık üçte birine hareketlilik kazandırmasını öngörüyoruz. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan farklı uluslararası pazarlara uzanan ticari bağlantılarımızla sektörümüzün ihracat gücüne katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yıl fuarımızda yerli ve yabancı toplam 20 bin ziyaretçiyi ağırlamayı bekliyoruz. Sektörümüz adına verimli, yeni iş birliklerinin kurulduğu ve ticari fırsatların geliştiği bir fuar olmasını diliyoruz.” dedi. WoodTech, Sektörümüzün Dünyaya Açılan En Önemli Kapısı WoodTech’in sektörün uluslararası pazarlardaki konumuna sağladığı katkıyı değerlendiren Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği (AİMSAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak, fuarın Türk makine üreticilerinin küresel rekabet gücünü artırmada önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Kaçak, “WoodTech Fuarımız, sektörümüzün dünyaya açılmasında çok önemli bir yere sahip. 1988 yılında başlayan yolculuğuyla Türkiye’de pek çok markanın büyümesine ve uluslararası pazarlarda tanınmasına katkı sağladı. Bugün Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın üçüncü ve Avrasya’nın en büyük fuarı konumunda olması bizim için büyük bir gurur kaynağı. WoodTech, yalnızca sektörümüzün buluşma noktası değil, aynı zamanda Türk makine üreticilerinin küresel rekabet gücünü ortaya koyduğu stratejik bir platform” dedi. Türk ağaç işleme makineleri sektörünün kalite ve üretim kabiliyetiyle öne çıktığına dikkat çeken Kaçak, “Sektörümüz geçtiğimiz yıl yaklaşık 145 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu yılın ilk sekiz ayında ise 80 milyon dolara yakın ihracata ulaştık. Küresel pazarlardaki belirsizlikler ve artan maliyetler rekabet gücümüzü zorlasa da Türk üreticileri olarak teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Özellikle dijital ve yeşil dönüşüm, otomasyon ve yeni nesil üretim teknolojileri sektörümüzün geleceğini şekillendiriyor. WoodTech de bu dönüşümün en yeni örneklerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturarak yeni iş birliklerinin ve ihracat fırsatlarının önünü açıyor.” ifadelerini kullandı. AİMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sabri Erol, “39’uncu kez sektör profesyonellerini bir araya getiren WoodTech Fuarı’nın, ağaç işleme makineleri sektörünün gelişimine ve yeni iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Fuarın tüm katılımcılarımız, sektörümüz ve ülkemiz için verimli, yoğun katılımlı ve bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Tüyap Fuarcılık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, “WoodTech Fuarımız, sektörümüz açısından her yıl çıtayı biraz daha yukarı taşıyan önemli bir buluşma noktası. Ülke ekonomisine ve sektörümüzün büyümesine değerli katkılar sunan fuarımızın bu yıl da tüm paydaşlarımız için başarılı ve verimli bir organizasyon olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Uluslararası Alım Heyetleri B2B Görüşmeler İçin İstanbul'da WoodTech Fuarı kapsamında düzenlenen Uluslararası Alım Heyeti Programı, farklı ülkelerden gelen satın alma profesyonelleri ve karar vericileri, yeni ticari iş birlikleri geliştirmek üzere katılımcı firmalarla bir araya getiriyor. Program kapsamında gerçekleştirilecek B2B görüşmelerde; ağaç işleme makineleri, mobilya üretim teknolojileri, otomasyon sistemleri ile kesim ve işleme ekipmanları başta olmak üzere sektörün farklı ürün gruplarında yeni iş bağlantılarının kurulması ve ihracat fırsatlarının değerlendirilmesi amaçlanıyor. Akıllı Üretim ve Dijitalleşme Öne Çıkıyor WoodTech 2026’da sektörün dönüşümünde giderek daha fazla önem kazanan otomasyon, endüstriyel robotik, CNC teknolojileri ve dijital üretim sistemleri öne çıkıyor. Üretim süreçlerinin izlenmesi, veri toplama, kalite kontrol ve üretim yazılımlarına yönelik çözümler de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Fuar kapsamında kesici takım teknolojileri, taşıma ve depolama sistemleri, enerji verimliliğini destekleyen uygulamalar, kereste kurutma ve nem kontrolü ile toz emme ve filtrasyon teknolojileri sergileniyor. Farklı üretim aşamalarına yönelik çözümler, firmalara kapasite artışı ve verimlilik hedefleri doğrultusunda yeni yatırım seçeneklerini karşılaştırma olanağı sağlıyor. WoodTech, Uluslararası Pazarlarla Ticari Bağları Güçlendiriyor Türkiye'nin ağaç işleme makineleri sektöründeki üretim gücünü, teknoloji kapasitesini ve ihracat potansiyelini uluslararası pazarlara taşıyan WoodTech Fuarı, sektörün küresel ticaretteki konumunu güçlendirmeye katkı sağlıyor. Türkiye'nin ağaç işleme makineleri ihracatında Bulgaristan, Polonya ve İspanya öne çıkarken WoodTech, Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyadan sektör profesyonellerini İstanbul'da buluşturmayı hedefliyor. Mobilya üreticileri, kereste ve panel üreticileri, fabrika ve üretim yöneticileri, makine ve teknoloji satın alma profesyonelleri, distribütörler, ithalatçılar ve uluslararası satın alma heyetlerini bir araya getiren WoodTech 2026, 22-24 Ekim tarihleri arasında 10.00–18.00, 25 Ekim’de ise 10.00–17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.