Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İhracat

Kapsül Haber Ajansı - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akbank, Kadın Liderliğindeki İşletmeler için Kapsayıcı Bankacılık Çözümleri Sunuyor Haber

Akbank, Kadın Liderliğindeki İşletmeler için Kapsayıcı Bankacılık Çözümleri Sunuyor

Uluslararası finans kuruluşlarıyla sağlanan kaynaklar ve teminat destekli kredi modelleri ve ücretsiz gelişim programlarıyla Banka, kadınların ekonomideki rolünün güçlenmesini destekliyor. Akbank, girişimci ve işletme sahibi kadınlara yönelik çok yönlü finansman çözümleri ve danışmanlık programlarıyla öne çıkıyor. Esnek ödeme planlı, uygun faizli kredilerden teminat destekli finansmana, ihracat kredilerinden mentörlük programlarına kadar uzanan geniş çözüm yelpazesiyle Akbank, kadınların liderliğindeki işletmelerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve kadınların bilgiye, ağlara ve fırsatlara erişimini kolaylaştırmayı sürdürüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, 2022 yılından beri Kadın KOBİ’lerin hizmetine sunduğu “Kadın KOBİ Paketi”ni güncelleyen Akbank, yenilenen paket kapsamında; Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) ve Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği iş birlikleriyle, finansmana erişimi uluslararası fon kaynakları ve kefalet mekanizmalarıyla güçlendirdi.%1’den başlayan oranlarla teminat mektubu, 5’ten fazla çalışanı olan KOBİ’lere özel maaş promosyon teklifi gibi diğer bankacılık ürünleri ve AgeSA ve Aksigorta aracılığıyla sigorta ve sağlık avantajları ile hibe ve teşvik danışmanlığı gibi bankacılık dışı avantajlar sunuyor.Mentörlük ve eğitim alanındaki desteklerine ise kısa bir süre önce Asya Kalkınma Bankası’ndan sağlanan finansman ve Mastercard Impact Fund’ın desteği ile inkübasyon hizmetini de ekledi. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, kadın bankacılığına yönelik kapsamlı çalışmalarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İş dünyasında kadın girişimcilerin önündeki en büyük engellerden biri, finansmana erişimde yaşanan teminat sorunuydu. Uluslararası iş birliklerimiz, yenilikçi finansman modellerimizle kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak, son 2 yıllık dönemde sektörün neredeyse üç katı kadar büyüme sağladık. 2022’den bu yana kredi bakiyemizi dokuz kat artırmamız, müşteri tabanımızı iki katına çıkarmamız ise girişimci ve işletme sahibi kadınların ekonomide ve iş dünyasında eşit temsili için verdiğimiz stratejik taahhüdümüzün sonucu. Ancak kadın liderlerimize olan sorumluluğumuzu finansmanla sınırlamıyoruz. Mentörlük, eğitim ve inkübasyon programlarımız ve güçlü iş birliği fırsatlarıyla kadın liderleri bilgiye, ağlara ve fırsatlara erişimde de destekliyoruz. Böylece her yıl binlerce kadın girişimcinin işini büyütmesine, istihdama katkı sağlamasına ve ekonominin gelişimine öncülük etmesine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Hedefimiz, kadınların ekonomiye katılımını destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesine katkı sunmaya devam etmek.” Sektör Ortalamasının Üzerinde Büyüme Performansı 2022’den bu yana Akbank’ın kadın KOBİ müşteri tabanı iki katın üzerine çıkarken, kredi bakiyesi dokuz kat büyüdü. Türkiye Bankalar Birliği’nin yayımladığı girişimci kadınlara yönelik kredi büyümesine ilişkin rapora göre, Akbank 2023 yılından bu yana sektörün 3 katı hızda büyüdü. Akbank bu güçlü büyüme performansını yeni uluslararası iş birlikleriyle daha da ileri taşımayı hedefliyor. 2025 yılı sonunda IFC’ye ihraç edilen 100 milyon dolarlık tahvil, Euroclear’ın teyidine göre, dünyanın ilk Cinsiyet Eşitliği Dijital Tahvili olma özelliğini taşıyor. Dağınık Defter Teknolojisi (DLT) ile ihraç edilen bu yenilikçi finansman aracı, kadın liderliğindeki KOBİ’lerin finansman ihtiyaçları ve kadınlara yönelik konut kredileri için kullanılacak. EBRD ile imzalanan 130 milyon dolarlık anlaşma ise üç farklı program çerçevesinde yapılandırıldı. TurWiB kapsamında kadın KOBİ’lere 70 milyon dolar, TurYiB kapsamında genç girişimcilere 50 milyon dolar ve DTFF kapsamında işletmelerin dijital dönüşümüne 10 milyon dolar kaynak sağlanacak. Asya Kalkınma Bankası’nın Türkiye’de özel sektör için ilk onayı olan 100 milyon ABD doları tutarındaki kaynak ise kadın girişimciler ve depremden etkilenen firmalar başta olmak üzere KOBİ’lere kullandırılacak. Teminat Engelini Aşan Yenilikçi Model Akbank, kadın liderlerin karşılaştığı en büyük engellerden biri olan teminat sorununa kalıcı çözümler geliştirdi. EBRD ve KGF iş birliğiyle hayata geçirilen Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı kapsamında %80 KGF teminat destekli kredi modeliyle 100 milyon dolar finansman sağlandı. İhracatı Geliştirme A.Ş. iş birliğiyle geliştirilen İGE – Akbank İhracatta Kadını Destekleme Paketi ise %80 kefalet desteğiyle 30 milyon TL’ye kadar kredi imkânı sunuyor. Finansmanın Ötesinde Kapsamlı Destek Ekosistemi Akbank’ın kadınların ekonomide güçlenmesi için sağladığı destek yalnızca finansal çözümlerle sınırlı değil. Akbank Dönüşüm Akademisi kapsamında girişimci kadınlara özel eğitimler, seminerler ve networking programları düzenleniyor. 2024 yılında Sakarya’da başlatılan ve 2025’te, İzmir ve Bursa’da gerçekleştirilen Girişimci Kadın Programı ile kadınların işlerini büyütmeleri ve yetkinliklerini geliştirmeleri desteklendi. Altı ay süren program kadın liderliğindeki işletmelerin büyümeleri ve yurt dışına açılmalarında etkin rol oynuyor. Program 2026’da 4 farklı ilde devam edecek. TurkishWIN iş birliğiyle hayata geçirilen Binyaprak Kadın Girişimci Mentörlük Programı kapsamında ise 50 girişimci kadın, 50 mentör ile bire bir ücretsiz mentörlük alıyor. Bu programlarla Akbank, kadın liderlerin uzun vadeli çözüm ortağı oluyor. YenidenBiz iş birliğiyle başlatılan ve kadın girişimcilerin potansiyellerini keşfetmelerini sağlamak üzere tasarlanan Global Standartlarda “Kadın Girişimci Okulu” programı, üst düzey kadın girişimci programının mimarisini oluşturuyor. 50 katılımcı kapasiteli program 2026 yılı boyunca devam edecek. Sürdürülebilir Kalkınma için Ölçülebilir Hedefler Akbank, 2019 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) ile geliştirilen Finansal Sağlık ve Kapsayıcılık Taahhüdü’nün kurucu imzacılarından biri olarak, 2025 yılına kadar ulaştığı kadın KOBİ müşteri sayısını her yıl %10 artırma hedefi koymuştu ve bu hedefi gerçekleştirdi. Akbank bu kapsamda taahhüdünü 2030 yılına kadar uzattı. Bankanın yeni dönem hedefi ise kadın KOBİ’lerin finansmana erişimini güçlendiren hizmetlerin sürdürülmesi ve en az bir yeni finansal ürüne erişim sağlayan Kadın KOBİ müşteri sayısının her yıl %10 artırılması olarak belirlendi. Akbank, finansal ve finans dışı çözümlerle kadınların yanında yer almaya ve kapsayıcı büyümeyi desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi” Haber

PLASFED Başkanı Karadeniz: “Türkiye, Avrupa Sanayi Zincirinde  Stratejik Konumunu Güçlendirdi”

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, bu gelişmenin özellikle ihracat odaklı sektörler için yeni fırsatlar yaratacağını ve Türkiye–Avrupa sanayi entegrasyonunu daha da güçlendireceğini belirtti. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikaları kapsamında şekillenen “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesini Türk sanayisi açısından tarihi ve stratejik bir gelişme olarak değerlendirdi. Karadeniz, Türkiye’nin AB–Türkiye Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa üretim ve tedarik zincirlerinde önemli bir aktör olarak kabul edilmesinin, Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artıracak bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin doğal bir parçası olarak görülmesinin, sanayimizin üretim gücünü ve güvenilir tedarikçi kimliğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Karadeniz, “Özellikle otomotivden beyaz eşyaya, plastikten inşaata kadar birçok sektörde Türkiye’de üretilen parçalar ve ürünler, Avrupa üretim zincirinin güvenilir bir parçası olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türk firmalarının Avrupa projelerine doğrudan katılmasını ve ihracat hacimlerini artırmasını sağlayarak sanayimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor” dedi. “Plastik sektörü Avrupa sanayisi için önemli bir partner” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, beyaz eşyadan inşaata kadar 45’i aşkın sektörün temel girdisini sağlayan stratejik bir üretim alanı olduğunu vurgulayan Karadeniz, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek tedarik kabiliyeti sayesinde Avrupa sanayisi için önemli bir partner konumunda bulunduğunu ifade etti. Türkiye’de yaklaşık 14 bin üretici firmanın faaliyet gösterdiğini, sektörün 300 bini aşkın kişiye doğrudan, toplamda 1 milyondan fazla kişiye ise dolaylı istihdam sağladığını söyleyen Karadeniz, 10 milyar doları aşan ihracat hacmiyle ekonomiye önemli katkı sunduğunu belirtti. Plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin sektörün büyümesini hızlandıracağını belirtti. “Kamu ve özel sektör iş birliği, sürece katkı sağladı” Bu sürecin oluşmasında kamu kurumları, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin yürüttüğü çalışmaların önemli rol oynadığını kaydeden Karadeniz, şu değerlendirmede bulundu: “Bu süreçte başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat, Ticaret Bakanlığı bürokratları, iş dünyası kuruluşları ve sektör temsilcileri önemli katkılar sundu. Türk sanayisinin Avrupa değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.” “Sürdürülebilir üretim ve rekabet gücü güçlenecek” Karadeniz, Avrupa ile sanayi entegrasyonunun güçlenmesinin aynı zamanda yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve teknoloji yatırımları açısından da önemli fırsatlar yaratacağını belirtti. PLASFED olarak Türk plastik sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artıracak, Avrupa pazarındaki entegrasyonunu derinleştirecek ve sürdürülebilir üretim dönüşümünü hızlandıracak her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini ifade eden Karadeniz, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki rolünün önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İMSAD’ın Yeni Dönem Başkanı Murat Savcı Oldu Haber

Türkiye İMSAD’ın Yeni Dönem Başkanı Murat Savcı Oldu

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nin (Türkiye İMSAD) 39. Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda 2026-2029 dönemini kapsayan 3 yıl için görev yapacak yönetim ve denetim kurulları belirlendi. 5 Mart 2026’da Marriott Asia’da gerçekleştirilen toplantıda, Saint Gobain Türkiye CEO’su ve İzocam ile Weber Yönetim Kurulu Üyesi Murat Savcı Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. “Sektörümüzün kaos yönetimi marifeti tarihi fırsatları yakalamak için teminatımızdır” Türkiye İMSAD 2020-2023 ve 2023-2026 Dönemleri Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, başkanlığı döneminde sürdürülen çalışmaları ve sektöre yönelik değerlendirmelerini paylaşarak; "Son 6 yılda küresel pandemi, ekonomik türbülanslar ve büyük deprem felaketi gibi tarihe iz bırakan zorlu bir dönemden geçtik. Tüm bu şoklara rağmen inşaat malzemesi sanayimiz, ihracatını 31 milyar dolara taşıdı ve dünyanın en büyük 5. üreticisi konumuna yükseldi. Sektörümüzün bu süreçte sergilediği 'kaos yönetimi' marifeti, önümüzdeki on yılın tarihi fırsatlarını yakalamak için en büyük teminatımızdır” dedi. “Bayrak değişimi yapıyoruz ancak sorumluluklarımız devam edecek” Tayfun Küçükoğlu; “Altı yıl önce bu onurlu göreve başladığımda hissettiğim heyecan, bugün yerini büyük bir huzur ve gurura bırakmıştır. Sektör olarak yorulduk ama güçlendik. Anadolu her zaman umut var etmiştir; olumlu düşünenin ve gelişim için mücadele edenin karşılığını aldığı bir coğrafyadır. Türkiye İMSAD’ın 42 yıllık köklü gelenekleri ve kurumsal yapısı, başarımızın şifresidir. Bugün bir bayrak değişimi yapıyoruz ancak sorumluluklarımız büyüyerek devam edecektir. Birlikte çalıştığım Yönetim Kurulu arkadaşlarıma, komitelerimize, paydaşlarımıza ve profesyonel ekibimize minnettarım. Yeni dönemde görev alacak arkadaşlarıma gönülden başarılar diliyorum” diyerek sözlerini noktaladı. “Türkiye İMSAD’ın etki alanını genişletmek ve değer üretmek amacıyla yola çıkıyoruz” Sözlerine sektöre ve Türkiye İMSAD’a değerli katkılar sunan önceki dönem başkanı Tayfun Küçükoğlu ve Yönetim Kuruluna teşekkür ederek başlayan Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD üyelerinden Weber, İzocam ve Dalsan’ın Yönetim Kurulu Üyesi Murat Savcı; “38. Dönem Yönetim Kurulumuz tarafından hayata geçirilen çalışmalar, bugün üzerine yeni hedefler koyabileceğimiz sağlam bir zemin oluşturmuştur. Bizler de bu güçlü zemini daha ileri taşımak, Türkiye İMSAD’ın etki alanını genişletmek ve değer üretmek amacıyla yola çıkıyoruz. Yönetim Kurulumuza gösterdiğiniz güven ile üstlendiğimiz bu sorumluluğu; etkin, kapsayıcı ve sonuç odaklı bir anlayışla yerine getirmek için kararlılıkla çalışacağız” dedi. “Rotamızı birlikte belirleyip yeni projeler hayata geçireceğiz” Önümüzdeki dönem devam eden faaliyetlerin yanı sıra etki alanını büyüteceklerini aktaran Murat Savcı; “Türkiye İMSAD; sektörümüzün güç birliği platformu ve ortak aklın temsilcisidir. Küresel dönüşümler ve ekonomik dalgalanmalar, dayanışmanın ve inovatif yaklaşımların önemini her zamankinden daha fazla ortaya koymaktadır. Bir önceki dönemde yürüttüğümüz projelerimize, yeni dönemde de tüm hızıyla devam ederken; değerli üyelerimizin katkısı ve komitelerimizin deneyimiyle rotamızı birlikte belirleyip yeni projeleri de hayata geçireceğiz. Yeni dönemde özellikle; ülkemizin deprem güvenliği, sektörümüzün uluslararası rekabet gücü ve ihracat, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm, yönetmelikle ve mevzuat, kalite, AR-GE, inovasyon, kamu, diğer kurum ve dernekler ile ilişkiler konularında gayretli çalışmalarımız devam edecek” dedi. “Birlikteliğimiz sektörümüzün gücünü artıracak” Konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” vizyonunu hatırlatan Murat Savcı; “Cumhuriyetimizin temel ilkelerinden birini oluşturan bu vizyonun bugünlerde yakın çevremizdeki olaylara ve savaşlara bakarak ne kadar doğru ve yön gösterici olduğunu görüyoruz. Bu vesile ile yakın coğrafyamızdaki tüm savaşların bir an önce bitmesini ve bölgedeki tüm insanlara barış ve huzur gelmesini diliyorum. Tüm üyelerimize ve paydaşlarımıza güvenleri, destekleri ve katkıları için tekrar teşekkür ediyor; Türkiye İMSAD’ın yeni döneminin hepimize başarı, güç ve ilham getirmesini temenni ediyorum. İnanıyorum ki birlikteliğimiz, sektörümüzün gücünü artıracak, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına daha güçlü katkılar sunmamızı sağlayacaktır” diyerek sözlerini tamamladı. Sürdürülebilir enerji çözümleri Türkiye İMSAD üyeleri için stratejik bir oyun alanı Türkiye İMSAD 39. Olağan Seçimli Genel Kurul’unda İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Büyükelçi Kerem Alkin "Enerji Jeopolitiği ve 2026 Senaryoları" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Dünyanın "İkinci Merkantilizm" olarak adlandırılan, bilginin ve verinin mutlak güç olduğu yeni bir döneme girdiğini belirten Kerem Alkin; küresel ticaret koridorlarındaki değişimin ve kritik mineraller üzerindeki rekabetin inşaat sanayisi için yeni fırsatlar ve riskler barındırdığını vurguladı. Özellikle veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacına dikkat çeken Kerem Alkin, bu merkezlerin inşasında kullanılacak yeni nesil inşaat malzemelerinin ve sürdürülebilir enerji çözümlerinin Türkiye İMSAD üyeleri için stratejik bir oyun alanı sunduğunu ifade etti. Kerem Alkin ayrıca, 2026 yılına dair altın, bakır ve enerji fiyatları üzerindeki jeopolitik baskıların, sanayiciler tarafından yakından takip edilmesi gereken bir "maliyet yönetimi" süreci başlattığının altını çizdi. Kerem Alkin altın, bakır ve enerji fiyatları üzerindeki jeopolitik baskıların yanı sıra, dolar endeksindeki dalgalanmaların Euro-Dolar paritesi üzerinden ihracat pazarlarını etkileyebileceği uyarısında bulundu. Sanayiciler tarafından yakından takip edilmesi gereken bu "maliyet yönetimi" sürecinde, yüksek kredi maliyetleri ve enflasyonist baskılara karşı finansal dayanıklılığın ve yeni nesil ticaret koridorlarında (Kalkınma Yolu, Üç Deniz İnisiyatifi vb.) yer almanın vazgeçilmez bir strateji olduğunun altını çizdi. Türkiye İMSAD yeni Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı hakkında: 1967 yılında Adana’da doğan Murat Savcı, 1985 yılında Tarsus Amerikan Koleji’nden ve 1990’da İTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 1991-1994 yılları arasında Almanya Dortmund Teknik Üniversitesi’nde inşaat ekonomisi ve hukuku konularında master yapmış ve aynı dönemde Üniversite’de inşaat fiziği alanında asistan olarak görev almıştır. 1994 yılında Almanya’da iş hayatına başlayan Murat Savcı, 1994-2005 yılları arasında çeşitli Alman şirketlerinde ve inşaat gruplarında Proje Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. Murat Savcı, 2005 yılında Türkiye’de kurucusu olduğu inşaat şirketinde 2007 yılına kadar Genel Müdür olarak görev yapmıştır. 2007-2012 yılları arasında ise Avusturya merkezli Baumit firmasının Türkiye Genel Müdürlüğü görevini üstlenmiştir. 2012-2019 yılları arasında Belçika merkezli global yatırım grubu Koramic Investment Holding bünyesinde, Koramic Chemicals NV’de Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup Şirketlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev alan Murat Savcı, eş zamanlı olarak Koramic Yapı Kimyasalları A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkanı görevini yürütmüştür. Murat Savcı 2020-2026 yılları arasında Saint-Gobain ve Alghanim Grup ortaklığı olan İzocam Tic. ve San. A.Ş.’de Genel Direktörlük ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Murat Savcı, 2 Şubat 2026 tarihinden itibaren Saint-Gobain Türkiye’nin tüm faaliyetlerinden sorumlu olarak CEO görevini yürütmektedir. 2009-2017 yılları arasında İZODER Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış olan Murat Savcı, 2020 yılından itibaren 14. ve 15. Dönem İZODER Yönetim Kurulu Üyesidir. 2020 yılından bu yana Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi olan Murat Savcı, 2023 yılından itibaren TÜSİAD Üyesidir. Çok iyi derecede İngilizce ve Almanca bilmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor  Haber

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor 

Avukat Seda Yılmaz, her ne kadar bölgesel çatışma, doğal afet, salgın gibi durumlar mücbir sebep kabul edilse de armatörden lojistik firmasına kadar zararın karşılanması için tüm paydaşlara düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çekti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıklamasına göre bin groston ve üzeri Türk sahipli deniz ticaret filosu, 53,1 milyon detveyt kapasitesiyle dünyada 10. sıraya yükseldi. TÜİK verilerine göre geçen yıl, deniz yoluyla taşınan ihracat yükü ise yüzde 5,2 artarak 153 milyar 816 milyon doları buldu. İhracatın yüzde 56,3’ü deniz yoluyla taşınırken, çatışmalar, kazalar ve diğer riskler nedeniyle bu alanda hukuki desteğe ihtiyaç da büyüyor. Türkiye’nin denizcilikteki atılımını değerlendiren Avukat Seda Yılmaz, “Filomuzun büyümesi, dünyaya açılmayı da beraberinde getiriyor ancak denizcilik, kazançlı olduğu kadar riskli de bir alan.” dedi. Kazalar ve Güvenlik Riskleri Artıyor Yılmaz, gemi yangınları, kazalar, korsan saldırıları ve savaş risklerinin milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtığını belirterek, “En son yayımlanan uluslararası istatistiklere göre küresel deniz kazaları, 2024’te yüzde 10 artarak 3.310’a ulaştı. 2025 yılında ise korsan saldırılar yüzde 18’lik artışla 137’ye çıktı.” bilgilerini paylaştı. “Savaş Riskleri Doğru Yönetilmeli” ABD/İsrail-İran çatışması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Yılmaz, "Orta Doğu'daki sıcak çatışma bölgelerinde seyreden gemilerin sigorta poliçelerindeki özel şartlar ve 'savaş riskleri' klozlarının doğru yönetilmesi, çok önem kazandı. Çatışma dönemlerinde, bölgeden geçecek tankerler için sağlanan teminatlar kapsam dışı bırakılabiliyor veya ek prim karşılığında yeniden düzenlenebiliyor. Hasar ve kazalarda sorumluluk paylaşımı, mücbir sebep değerlendirmesi, sigorta tazminatları ve dava süreçleri, uluslararası hukuk desteğini ve öngörülebilir sözleşmelerin gereğini zorunlu kılıyor.” diye konuştu. “Hasar Durumlarında Her Dakikanın Önemi Var” Yılmaz, hasar ve kazalarda hızlı müdahalenin şart olduğunun altını çizdi. Hasarın tespiti için gemi veya limanda hazırlanacak rapor ve bildirimlerin vakit kaybetmeden yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Tüm tarafların, risklere önceden ne kadar hazır oldukları da sorumluluğun hafiflemesi açısından belirleyici olabiliyor. Mücbir sebep durumunda zararı önleme tedbirlerinin ve alternatif planların devreye girmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini de kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhracat Rekorunun Ardından “Yeşil Vergi” Dönemi Başladı Haber

İhracat Rekorunun Ardından “Yeşil Vergi” Dönemi Başladı

Türkiye'nin ürün ihracatı performansı, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artış göstererek 273,4 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Yıllık ürün ve hizmet ihracatı 396,5 milyar dolara ulaşırken, geride kalan aralık ayında en fazla ihracat 10 milyar doları aşan hacimle Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldı.¹ 2026 yılı, bu başarı grafiğinin sürdürülebilirliği için kritik bir eşiği temsil ediyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla Yeşil Mutabakat takviminde geçiş dönemi resmen sona erdi ve mali yükümlülük dönemi başladı. Bu yeni dönemde, AB’ye ihraç edilen demir-çelik, çimento, gübre, alüminyum, elektrik ve hidrojen gibi ürünlerin karbon yoğunluğu üzerinden mali yükümlülüğün başladığı bir sisteme geçildi.² 1,8 milyar euro fatura riski Artık sadece bir çevre politikası olmaktan çıkan sürdürülebilirlik uyumu, Türkiye ekonomisi için milyar euroluk bir rekabetçilik alanına dönüştü. TÜSİAD’ın analizleri, AB Yeşil Mutabakat ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uyumunda geç kalınması durumunda, ihracatçıların karşı karşıya kalabileceği karbon maliyetinin yıllık bazda 1,8 milyar euro seviyesine ulaşabileceğini gösteriyor.³ Bu büyük maliyet riski sanayicilerin kar marjlarını doğrudan tehdit ederken; karbon emisyonlarını doğrudan ve dolaylı emisyonlar (Kapsam 1, 2, 3) bazında şeffaf, denetlenebilir ve dijital bir sistemle raporlayamayan şirketler için Avrupa pazarında rekabet etmek giderek zorlaşacak. Karbonun bir maliyet kalemi haline geldiği bu yeni düzende, dijitalleşme ve ERP entegrasyonu ihracatçılar için Avrupa ile çalışmak ve uyum yükünü azaltmak için bir gerekliliğe dönüştü. Sürdürülebilirlik raporlamasında manuel dönem sona erdi Sürdürülebilirlik verilerinin manuel yöntemlerle dağınık tablolarda toplanması hem hata payını artırıyor hem de AB denetimlerinde ciddi riskler doğuruyor. Canias ERP’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, bu süreci bir üretim ve finans disiplinine dönüştürüyor. ESM’nin en ayırt edici özelliklerinden biri olan Fatura Kontrol modülü entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturalarından otomatik olarak hesaplanmasına olanak tanıyor. Bu sayede şirketler, karbon ayak izini sadece tahminlerle değil, gerçekleşen finansal veriler ve fatura kayıtları üzerinden gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor. Sürdürülebilirlik verisinin doğrudan mali kayıtlarla eşleşmesi denetlenebilirliği en üst seviyeye çıkarırken, karbon hesaplamasını ise yönetilebilir bir süreç haline getiriyor. İhracatta yeşil pasaport Avrupa Birliği’nin SKDM kapsamında talep ettiği raporlama standartlarının yanında, sadece kendi üretim tesisindeki emisyonlarını değil, enerji tüketimini ve hatta tedarik zincirinden gelen dolaylı emisyonları da kapsıyor. Canias ERP ESM modülü, evrensel Kapsam 1, 2, 3, 4, 6 seviyelerindeki tüm tüketimleri ayrı ayrı hesaplayarak raporluyor. Modülün Temel Veriler entegrasyonu, karbon tüketim değerlerini malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklama kabiliyeti sunuyor. Bu özellik, ihracatçıların sadece kendi karbon karnelerini değil, hammadde aldıkları tedarikçilerin de sürdürülebilirlik performanslarını ölçmelerine ve analiz etmelerine imkan tanıyor. Ayrıca, modül içerisinde kullanılan emisyon faktörleri, IPCC, GHG Protocol, IEA ve Avrupa Birliği tarafından referans alınan diğer uluslararası ve güncel kaynaklarla uyumlu şekilde tanımlanıyor; versiyon bazlı yönetilerek geçmiş dönem hesaplamalarının geriye dönük doğrulanabilirliğini garanti altına alıyor. Grafiksel raporlama yeteneğiyle desteklenen bu yapı, karbon tüketim sonuçlarını; tedarikçi, ürün grubu ve etken bazında dağılımlarla sunarak, üst yönetimin stratejik kararlarını veriye dayalı olarak almasını sağlıyor. Bu dijital altyapı, Türk ihracatçılarının 1 Ocak 2026 itibarıyla başlayan yeni döneme uyumunu kolaylaştırıyor. "Sürdürülebilirlik artık finansal bir metrik” Türkiye’nin küresel ihracat sahnesinde rekabet gücünü koruması için dijital olgunluğun belirleyici olduğunu vurgulayan IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, 2026 yılıyla başlayan yeni dönemi şu sözlerle özetledi: “Ülkemizin ihracatta yakaladığı tarihi başarı, 2026 itibarıyla yeni bir dijital olgunluk sınavını da beraberinde getiriyor. Yeşil Mutabakat takviminde mali yükümlülük dönemine girilmesiyle birlikte sürdürülebilirlik, şirketler için sosyal vatandaşlık bilincinden çıkıp doğrudan bir rekabet şartına dönüşüyor. Sınır ötesi ticarette rekabet artık karbon emisyonunu finansal bir veri gibi ölçülebilir ve denetlenebilir biçimde yönetebilmekten geçiyor. Canias ERP’nin ESM modülüyle sürdürülebilirliği üretim ve satın alma süreçlerine entegre ediyor; karbon tüketimini manuel veri girişlerinin yükü olmaktan çıkarıp fatura ve operasyon verileriyle beslenen dijital bir sürece dönüştürüyoruz. Böylece ihracatçılar hem uyum gerekliliklerini daha sağlıklı yönetiyor hem de şeffaf karbon yönetimiyle Avrupa pazarında güvenilir iş ortağı konumunu güçlendiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” Raporunu Yayımladı

TSKB Ekonomik Araştırmalar, Türkiye’nin üretim ve ticaret yapısında giderek daha stratejik bir alan haline gelen çevresel ürünlere ilişkin yeni raporunu yayımladı. “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” başlıklı raporda, Türkiye’nin çevresel ürün üretimini artırmasının üretim desenini daha bilgi yoğun ve yüksek katma değerli ürünlere kaydırabileceği vurgulanıyor. Raporda Türkiye’nin çevresel ürünlerdeki konumu; ihracat performansı, Avrupa Birliği pazarındaki payı ve ekonomik kompleksite göstergeleri üzerinden analiz ediliyor. Raporda öne çıkan satır başları şöyle sıralanıyor: • OECD’nin son güncellemesine göre çevresel ürünler 345 sanayi ürününü kapsıyor. Yenilenebilir enerji ekipmanlarından atık ve su yönetimi teknolojilerine uzanan bu ürün grubu, hem ekosistem dostu dönüşüm için temel girdileri sağlıyor hem de daha bilgi yoğun üretimi temsil ediyor. • Türkiye’nin çevresel ürün ihracatı 2025 yılı üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış verilerle 31,5 milyar dolara ulaştı. Çevresel ürün ihracatı diğer ürün gruplarına kıyasla daha hızlı büyürken, ihracat birim fiyatlarındaki artış da daha güçlü seyrediyor. • Türkiye’nin toplam ihracatı içinde çevresel ürünlerin payı 2025 üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış verilere göre yaklaşık %12 seviyesine ulaştı. Öte yandan çevresel ürünlerin AB ithalatından aldığı pay da bilhassa 2017 yılından sonra ivmeli bir artış ile dikkat çekiyor. • Ekonomik Kompleksite Atlası metodolojisi kullanılarak yapılan analizler, çevresel ürünlerin diğer ürünlere kıyasla daha kompleks ve üretken bilgi yoğun olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin henüz rekabet gücünün bulunmadığı yeni çevresel ürünlerin dahi diğer yeni ürünlere göre daha sofistike olduğu görülüyor. • Çevresel ürünleri üretmek için gerekli yetenek stokunun, diğer ürün gruplarına kıyasla daha fazla yeni ürüne geçiş imkânı sunduğu değerlendiriliyor. Türkiye daha fazla çevresel ürün üreterek hem diğer ürünleri üretmede kullanabileceği yetenekleri kazanabilir hem de üretim desenini daha bilgi yoğun ürünlere kaydırabilir. • Çevresel ürünlerde rekabet gücünün artırılması; Türkiye’nin ihracat artışı, yapısal dönüşüm yönünde yetenek birikimi ve ekosistem dostu küresel dönüşüm için gerekli girdilerin üretimi olmak üzere üç temel alanda katkı sağlayabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aras Kargo’dan Güneydoğu’ya Stratejik Yatırım Haber

Aras Kargo’dan Güneydoğu’ya Stratejik Yatırım

Yaklaşık 40 milyon TL’lik yatırımla 15.200 metrekarelik alanda kurulan Gaziantep Transfer Merkezi; saatte 10.500, günde ise 140.000 kargo işleme kapasitesiyle bölgenin operasyonel gücünü en üst seviyeye taşıyor. Geniş dağıtım ağı ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sektöre yön veren Aras Kargo, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki operasyonel kapasitesini güçlendirecek stratejik yatırımı Gaziantep Transfer Merkezi’ni hayata geçirdi. Aras Kargo, yeni yatırımıyla hizmet kapasitesini artırmayı ve operasyonel verimliliğini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Üretim gücü, sanayi çeşitliliği ve ihracat kapasitesiyle doğal bir lojistik üssü olan Gaziantep'te 15.200 metrekarelik alana kurulan yeni transfer merkezi; saatlik 10.500, günlük ise 140.000 adet kargo işleme kapasitesiyle Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman, Şanlıurfa ve Kilis illerindeki toplam 29 şubeye hizmet verecek. Şirketin 2030 büyüme vizyonunun önemli bir parçası olan tesis, kapasite artışının yanı sıra çalışan memnuniyetini, operasyonel kaliteyi ve müşteri deneyimini en üst seviyeye taşıyor. Yaklaşık 40 Milyon TL’lik yatırımla hayata geçirilen bu stratejik adım, Aras Kargo’nun operasyonel verimliliğini artırırken, hızlı ve güvenilir teslimat taahhüdünü de güçlendiriyor. Doğrudan dağıtım modeliyle hızlı teslimat Aras Kargo’nun teknoloji odaklı dönüşüm vizyonunun en somut örneklerinden biri olan Gaziantep Transfer Merkezi, ileri düzey otomasyon sistemleriyle kargo sektöründe yeni bir standart belirliyor. Yalnızca bir transfer noktası değil, aynı zamanda akıllı bir lojistik merkezi olarak konumlanan merkez, operasyonel süreçleri uçtan uca optimize ederek yüksek verimlilik ve kesintisiz hizmet sağlıyor. Bu vizyonun bir parçası olarak Gaziantep Transfer Merkezi ile birlikte kargo sektörüne yeni bir boyut kazandıracak "Doğrudan Dağıtım Merkezi Projesi" de hayata geçirildi. Yeni sistem sayesinde transfer merkezine gelen gönderiler, bir daha şubelere indirilmeden kurye veya araç bazlı planlamayla doğrudan alıcı müşterilere dağıtıma çıkıyor. 29 şubeye doğrudan hizmet veren merkez, aktarma adımını tamamen ortadan kaldırarak teslimat sürelerini kısaltıyor, şube operasyon yükünü dengeliyor ve aynı gün teslimat kapasitesini büyük oranda güçlendiriyor. İleri teknoloji ile hata ve hasar payını minimize eden yapı Transfer merkezinde aktif olarak kullanılan sorter otomasyon sistemi, konveyör hatlarıyla tam entegre çalışarak operasyonel süreçlerin planlı ve sistematik ilerlemesini sağlıyor. Personel hareketlerini minimize eden bu ileri düzey otomasyon altyapısı sayesinde elleçleme oranı %25 oranında azalırken, hata ve hasar riskleri de minimize edildi. Operasyonların 3 vardiya şeklinde yürütüldüğü, 110 kişiye istihdam sağlanan merkezde, aynı anda 16 ana hat ve 38 ara hat olmak üzere toplam 54 araca eş zamanlı yükleme ve operasyonel yoğunluğa göre 4 araca eş zamanlı boşaltma yapılabiliyor. Operasyonel verimliliği üst seviyeye taşıyan bu sistem, e-ticaret kampanya dönemleri ve bayram gibi yoğunluğun zirve yaptığı zamanlarda vardiya optimizasyonu sayesinde %20’ye varan kapasite artışı sağlıyor. Ayrıca merkezin modern altyapısı, ferah ve düzenli çalışma alanları sayesinde iş güvenliği standartları güçlenirken, çalışanlar için daha motive edici ve verimli bir çalışma ortamı da sağlanmış oldu. "Geleceğin büyümesini, kalite standartlarını taşıyacak stratejik bir merkez tasarladık" Yatırımın bölge ekonomisine ve şirket vizyonuna katkılarını değerlendiren Aras Kargo Operasyon Başkan Yardımcısı Onur Aytekin şunları söyledi: "Gaziantep; üretim gücü, ihracat kapasitesi, sanayi çeşitliliği ve Doğu-Güneydoğu aksındaki merkezi konumuyla doğal bir lojistik üs niteliğinde. 2030 vizyonumuz ve hizmet kalitesi hedeflerimiz doğrultusunda tasarladığımız Gaziantep Transfer Merkezimiz, yalnızca bugünün operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla değil; sürdürülebilir büyümemizi destekleyecek, kalite standartlarımızı ileri taşıyacak ve kurumsal gücümüzü pekiştirecek stratejik bir lojistik üs olarak hayata geçti. Modern altyapısı ve ferah çalışma alanlarıyla çalışan motivasyonunu ve iş güvenliği standartlarını yukarı taşıyan transfer merkezimiz, kapasite artışının ötesinde, kaliteyi yükselten ve çalışan odaklı sürdürülebilir bir operasyonel yapı sunuyor. Geleceğe dönük vizyonumuzu yansıtan Gaziantep Transfer Merkezi, Türkiye kargo sektöründeki hizmet standartlarını bir üst seviyeye taşıma kararlılığımızın bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde bu vizyonumuzu ve teknolojik dönüşüm projelerimizi farklı şehirlerde de hayata geçirmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaer Çelik'ten 2025 Yılında Satış ve Üretim Rekorları Haber

Kocaer Çelik'ten 2025 Yılında Satış ve Üretim Rekorları

Küresel çelik piyasalarında talep dalgalanmalarının ve fiyat baskılarının öne çıktığı bir yılda şirket, esnek üretim kabiliyeti, dengeli ihracat yapısı ve katma değer odaklı ürün stratejisi sayesinde operasyonel dayanıklılığını korudu. 2025 yılında toplam satış hacmini bir önceki yıla göre %17,6, üretimini ise %26 artıran Kocaer Çelik, tarihinin en yüksek satış ve üretim seviyesine ulaştı. Söz konusu satış performansı; geniş coğrafi dağılıma sahip ihracat ağı, mevcut pazarlarda derinleşme ve yeni pazarlara erişim kabiliyetinin etkisiyle gerçekleşti. Şirket, küresel demir-çelik sektöründe sıkça değişen ticaret politikaları, kotalar, vergiler, tarifeler ve benzeri korumacı uygulamalara rağmen büyümesini sürdürdü. Aynı dönemde net satışlar 24,1 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, düzeltilmiş FAVÖK 3,1 milyar TL oldu. Elde edilen bu sonuçlar, şirketin hacim büyümesini kârlılık odaklı yapısal dönüşümle birlikte yönettiğini ortaya koydu. İhracat Gücü ve Katma Değerli Ürün Stratejisi Performansı Destekledi Altmış yılı aşan sanayi deneyimiyle bugün 6 kıtada 140 ülkeye ihracat gerçekleştiren Kocaer Çelik, 2025 yılında 457 milyon ABD doları (USD) seviyesinde ihracat ve ihraç kayıtlı satış gerçekleştirdi. Aynı dönemde yabancı para cinsinden satışların payı %90–95 bandında gerçekleşti. A1 ve A2 fabrikalarında tamamlanan yatırımların ardından devreye alınan yeni nesil ürünler, ürün karmasında belirgin bir iyileşme sağladı. Katma değerli çelik profillerin toplam satış hacmi içindeki payı 2023’te %39, 2024’te %42 iken 2025’te %43’e yükseldi. Ürün karmasındaki bu dönüşüm kârlılık göstergelerine de olumlu yansıdı. Finansal Dayanıklılık ve Operasyonel Verimlilikte Güçlü İyileşme 2025 yılında 2024 yılına göre net kârın artış göstermesi, Kocaer Çelik’in ürün karması optimizasyonu, maliyet disiplini ve operasyonel verimlilik odağında doğru kaldıraçları devreye aldığını ortaya koydu. Bu yaklaşım, ciro odaklı büyüme yerine sürdürülebilir kârlılık hedefinin önceliklendirildiğini de teyit etti. Şirketin bilanço kalitesi de yıl içinde belirgin şekilde güçlenip, net finansal borç rasyosu 0,79x’ten 0,65x seviyesine geldi. 2025 sonuçlarını değerlendiren Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kocaer, küresel ölçekte artan korumacılık eğilimlerine ve piyasa baskılarına rağmen şirketin çevik ve dayanıklı iş modelini koruduğunu belirtti. Modernizasyon yatırımları ve ürün karmasındaki dönüşümün uzun vadeli stratejilerle uyumlu ilerlediğini vurgulayan Kocaer, teknolojik dönüşüm adımlarının şirketi geleceğe hazırladığını ifade etti. Kocaer Çelik, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağındaki büyümesine devam etmekte Kocaer Çelik, güneş enerjisi alt yapısı, enerji nakil hattı, yapısal çelik, ulaşım, madencilik, tünel, gemi inşa, tarım, makine imalat ve savunma sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren müşterilerine yönelik çözümler geliştirmeyi sürdürürken önümüzdeki dönemde küresel pazarlardaki etkinliğini daha da artırmayı hedeflemekte. Şirket, yalın ve düşük karbonlu üretim yaklaşımını derinleştirirken; teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim odağındaki büyüme stratejisini kararlılıkla ilerletmekte. Toplumsal sorumluluğu iş modelinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran Kocaer Çelik, eğitim, gençlerin gelişimi ve sporun desteklenmesi başta olmak üzere farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalarla sosyal fayda üretmeye devam etmekte. Çevresel duyarlılığı kurumsal önceliklerinin merkezine yerleştiren şirket, doğal kaynakların korunması ve biyoçeşitliliğin desteklenmesini uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonunun ayrılmaz bir unsuru olarak ele almakta. 2025 yılında elde edilen güçlü operasyonel ve finansal sonuçlar, Kocaer Çelik’in yüksek marjlı ve katma değer odaklı büyüme modelinin sürdürülebilirliğini teyit ederken; şirketin yeşil, yalın ve dijital dönüşüm yolculuğunu daha sağlam bir zemin üzerine taşıdığını ortaya koymakta. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atakey Patates 2025’i 69,3 Bin Ton Satış Hacmiyle Tamamladı Haber

Atakey Patates 2025’i 69,3 Bin Ton Satış Hacmiyle Tamamladı

Atakey Patates İcra Kurulu Başkanı Ahmet Özgül, konuya ilişkin değerlendirmesinde: “2025 yılı, Atakey’in üretim yetkinliğini ve operasyonel esnekliğini kanıtladığı bir yıl oldu. TAB Gıda ekosistemiyle sağlanan talep görünürlüğü sayesinde üretim planlamamızı daha etkin yönettik ve tesislerimizde yüksek kapasite kullanım oranına ulaştık. Yılı hedeflediğimiz 69,3 bin tonla kapatmış olmaktan gurur duyuyoruz. Bu sonuçlar, sadece hacimsel bir büyüme değil, aynı zamanda hammadde tedariğinden stok yönetimine kadar tüm süreçlerimizi ne kadar verimli yönettiğimizin bir göstergesidir,” dedi. Şirketin ekosistem gücü ve portföy çeşitliliği, stratejik iş ortaklıkları ve grup içi satışların sağladığı istikrarlı talep ile birlikte operasyonel performansının temel belirleyicileri arasında yer aldı. Grup satışları, 2025 yılında toplam hacmin %78’ine ulaşarak Atakey’e üretim planlamasında yüksek görünürlük sağladı. Ana iş kolu olan dondurulmuş patates üretiminin yanı sıra, şirketin katma değerli ürün stratejisi de meyvelerini vermeye devam ediyor. Soğan halkası ve peynir çubuğu gibi kaplamalı ürünler segmenti, 2025 yılında 5,2 bin tonu aşan bir hacimle toplam performansa stratejik bir katkı sundu. Bununla birlikte, üretim süreçlerindeki yan ürünleri katma değeri yüksek çözümlere dönüştürerek tüketicilerin yeni lezzet beklentilerini karşılayan patates kroket gibi inovatif ürünlerin portföye eklenmesi; şirketin verimlilik ve inovasyon odaklı vizyonunu destekleyen önemli adımlar oldu. 2026 Yılı 80 Bin Ton Satış Hedefi Atakey, 2026 yılında operasyonel ölçeğini daha da büyüterek toplam satış hacmini 80 bin tona çıkarmayı hedefliyor. Bu büyüme planında dondurulmuş patatesin ana hacimdeki liderliğini koruması, katma değerli ürünlerin ise portföy içindeki payının artırılması bekleniyor. Şirket, 2026 yılında perakende kanalındaki varlığını yeni ürün gruplarıyla güçlendirmeyi ve ulusal satış ağları üzerinden daha geniş kitlelere ulaşmayı planlıyor. Üretim tarafında ise, altyapı verimliliğini artıran yatırımların devreye alınmasıyla birlikte enerji sürekliliğinin korunması ve yıllık bazda ek kapasite yaratılması hedefleniyor. Ahmet Özgül sözlerini şöyle tamamladı: “2026 yılına sektör liderliğimizi pekiştirerek ve 80 bin tonluk yeni satış hedefimize odaklanarak giriyoruz. Entegre tarım modelimiz kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinde birlikte çalıştığımız üreticilerimiz, iş modelimizin en güçlü unsurlarından birini oluşturuyor. Çiftçi ekosistemimizle kurduğumuz bu uzun vadeli iş birliği, üretim planlamamızın temelini oluştururken sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu da destekliyor. Verimlilik, kalite ve sürdürülebilir değer üretme ilkelerimizden ödün vermeden tüm paydaşlarımız için değer yaratmayı sürdüreceğiz. 2025 yılındaki operasyonel hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan ekibimize, müşterilerimize, çiftçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum.” Atakey Hakkında: Atakey Patates, hâkim ortağı TFI TAB Gıda Yatırımları’nın (TFI) iştiraki olan TAB Gıda bünyesindeki tüm hızlı servis restoranlarına ürün tedariki sağlamak amacıyla 2012 yılında kurulmuştur. Şirket, Afyon-Susuz’da 157 bin m2 arazi içinde 75 bin m2‘lik alana sahip üretim tesisinde 90 bin ton dondurulmuş patates ve 10 bin ton dondurulmuş kaplamalı ürün işleme kapasitesiyle Türkiye’nin lider, Avrupa’nın ise en büyük dondurulmuş patates üreticilerinden biridir. Yurt içinde ve yurt dışında grup dışı müşterilere de ürün satışı yapılmakta, ayrıca, çeşitli otel ve restoran gruplarına ve indirim marketlerine de ürün temin edilmektedir. İhracat pazarları arasında yakın çevre veya uzak rotalar dikkate alınmadan Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Bulgaristan, Çin, Güney Kore, Gürcistan, Irak, Kuzey Kıbrıs ve Kuzey Makedonya gibi birçok ülkeye ihracat gerçekleştirilmiştir. Atakey, 100’ün üzerinde çiftçisi ile 20 farklı şehirde sözleşmeli tarım yapar. Sezonda yaklaşık 40.000 dekarlık zirai alanda patates tohumunu kendi ziraat mühendisleriyle Atakey standartlarına uygun kalitede ve verimde yetiştirir. Ayrıca Atakey, 7.500 m²’lik tohum, 32.000 m²’lik hammadde ve 15.000 m²’lik soğuk hava depoları gibi soğutma ve iklimlendirme üniteleri ile su arıtma ve su deşarj üniteleri gibi altyapıları içeren tesisler bütününden oluşur. Verimli ve tam entegre üretim modeli ile çalışan Atakey, tohumdan tarlaya, tarladan sofraya değer zincirini sürdürülebilir bir şekilde yönetmeye önemserken FSA Sürdürülebilir Tarım, BRCGS gıda güvenliği, TSE Helal Gıda, Sıfır Atık belgeleri ile ISO50001, ISO14001 ve ISO45001 sertifikaları sahibidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.