Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İkiz Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - İkiz Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İkiz Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Makinecileri’nin İlkbahar Maratonu Başladı Haber

Türkiye’nin Makinecileri’nin İlkbahar Maratonu Başladı

Turkish Machinery markasıyla dünya vitrinine çıkan Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), Nisan’da dünya sanayi trendlerinin belirlendiği ve bu yıl tarihinde ilk kez savunma sanayii ürünlerine de yer veren Hannover Messe ile teknik tekstil dünyasının vitrini Techtextil’de gerçekleştirdiği temasların ardından, rotayı Münih ve Düsseldorf’taki dev buluşmalara çevirecek. Makineciler 4-7 Mayıs’ta çevre teknolojileri ve döngüsel ekonominin küresel referans noktası olan IFAT fuarında, hemen ardından 7-13 Mayıs’ta ambalaj endüstrisinin en büyük organizasyonu Interpack’ta yerini alacak. Geniş bir coğrafyaya yayılan tanıtım maratonu, 12-15 Mayıs’ta Güney Afrika’da düzenlenen tarım makineleri odağındaki NAMPO Harvest Day ile devam edecek. 26-29 Mayıs’ta Rusya’da gerçekleştirilecek iş makineleri ile madencilik teknolojileri fuarı CTT Mining’de ticaret heyeti düzenleyecek makineciler ayrıca, firmaların hedef pazarlarındaki ihracat potansiyellerini güçlendirmek amacıyla Endüstriyel Sistemler ve Aksamları UR-GE Projesi kapsamında kapsamlı bir İhtiyaç Analizi Çalışması başlatacak. Küresel değer zincirlerinin stratejik bir dönüşümden geçtiği, tedarik ve ticaret yollarının yeniden çizildiği bir dönemde koordine edilen yoğun takvime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz şunları söyledi: “Küresel sıkılaşma politikalarına bağlı olarak yatırım ortamının eski canlılığından uzakta seyrettiği son birkaç yıl, sanayi şirketlerinin ölçeklerini çok olumsuz etkiledi. Artan jeopolitik riskler, öngörülebilirliğin zayıflaması ve piyasalardaki yüksek belirsizlik, yatırım kararlarının ertelenmesine yol açarken; bu durum reel sektör üzerinde ilave bir baskı oluşturdu. Bu süreçte yaşanan kâr kaybının ardından işletmelerin yeniden toparlanabilmesi için, küresel yatırım iştahının güçlenerek devam etmesi kritik önem taşıyor. Şu aşamada büyük sıçramalardan söz etmek mümkün olmasa da devam eden savaş belirsizliği ve artan enerji maliyetlerine rağmen sipariş akışının tamamen kesilmemiş olması, yatırım iştahının temkinli de olsa sürdüğüne işaret ediyor. Biz bu dönemde sahada olmanın, doğrudan temas kurmanın ve yeni iş birliği fırsatları yaratmanın her zamankinden daha önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, Mayıs ayında, stratejik açıdan önceliklendirdiğimiz üç farklı ülkede temaslarımızı yoğunlaştırarak yeni iş fırsatları geliştirmeyi hedefliyoruz.” “Her pazara ve her ihtiyaca göre yüksek kaliteli çözüm” Özellikle Almanya’daki buluşmaların stratejik önemine ve bu ülkeyle olan ilişkilerin basit ticaretin ötesinde, derin üretim entegrasyonuna dayandığına dikkat çeken Yılmaz şunları belirtti: “Türkiye ve Almanya makine sanayileri, üretim yapıları birbirini tamamlayan ve değer zincirinin aynı halkalarında yer alan iki aktör. Bu ülkede kurduğumuz bağlantılarla sanayii entegrasyonumuz derinleşirken sağladığımız ortaklıklarla rekabetçilik seviyemiz de yukarı taşınıyor. Nisan ayında ihracatçı firmalarımızın da güçlü bir temsil sağladığı Hannover Messe ve Techtextil platformlarında, Türkiye’nin sürdürülebilirliğe olan bağlılığını; döngüsellik, enerji tasarrufu ve dijital entegrasyon alanlarındaki çözüm ortağı kimliğini güçlü şekilde ortaya koyduğumuza inanıyoruz. IFAT ve Interpack fuarlarında da Türk makine sektörünün sadece güvenilir bir tedarikçi değil; İkiz Dönüşüm sürecinin pratikteki en güçlü taşıyıcısı ve stratejik bir mühendislik ortağı olduğunu aktarmaya devam edeceğiz.” Almanya’daki tanıtım çalışmalarının ardından Güney Afrika ve Rusya’daki tanıtım çalışmalarının sektörün uluslararası rekabetteki özgüvenini yansıttığını söyleyen Yılmaz, bu takvimin makine sektörünün küresel erişim kapasitesini daha da artıracağına inandıklarını belirterek şunları söyledi: “Küresel sıkılaşma politikalarına bağlı olarak yatırım ortamının temkinli seyrettiği bir dönemde, hem geleneksel pazarlarımızda kök salıyor, hem de farklı coğrafyalarda pazar yelpazemizi genişletiyoruz. Tarım makinelerinden madencilik teknolojilerine kadar farklı uzmanlık alanlarına hitap eden organizasyonlardaki varlığımızla, sektörümüzün her ihtiyaca göre yüksek kaliteli çözüm üretme kabiliyetini ve teknik esnekliğini kanıtlıyoruz. Yeni sanayi mimarisinde güvenilir bir teknoloji ortağı olarak, dünyanın her yerinde operasyonel süreklilik sunmaya ve 'Türkiye’nin Makinecileri' markasını küresel bir referans noktası olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Savunma Sanayinde Stratejik Konumunu Güçlendirdi Haber

Link Savunma Sanayinde Stratejik Konumunu Güçlendirdi

Savunma ve kamu projelerinde büyümeyi hedefleyen Link’in Genel Müdürü Murat Pekmezyan, “HAVELSAN’ın yerli ve global pazardaki güçlü konumu göz önünde bulundurulduğunda, bu gelişme Link’in yerli teknoloji geliştirme kapasitesini, güçlü Ar-Ge altyapısını ve kritik projelerdeki yetkinliğini açık biçimde ortaya koymaktadır.” dedi. Güçlü bir Ar-Ge altyapısına sahip olan Link, savunma teknolojileri ekosisteminde kritik bir eşiği daha geride bıraktı. Link, HAVELSAN A.Ş. İş Ekosistemi kapsamında yürütülen denetim ve değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak 18 Şubat 2026 tarihinde HAVELSAN’ın onaylı tedarikçi listesine dahil edildi. HAVELSAN tarafından hazırlanan raporda, Link’in idari uygulamalarda, teknik uygulamalarda ve kalite uygulamalarında yapılan incelemelerde başarılı düzeyde olduğu tespit edildi. Rapor, Link’in kurumsal yapısının, mühendislik disiplininin ve teknik kapasitesinin savunma sanayinin yüksek standartlarıyla uyumlu olduğunu ortaya koyuyor. “Uzun vadeli büyüme stratejimize katkı sağlayacak” Link’in konuya ilişkin Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Şirketimiz Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş., HAVELSAN A.Ş. İş Ekosistemi kapsamında gerçekleştirilen denetim ve değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak HAVELSAN'ın onaylı tedarikçi listesine dahil edilmiştir. Bu gelişme, şirketimizin yazılım, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm alanlarındaki teknik yetkinliğinin ve kurumsal kalite standartlarının önemli bir savunma teknolojileri kuruluşu tarafından onaylandığını göstermesi açısından önem taşımaktadır. Söz konusu gelişmenin, Şirketimizin kamu, savunma ve özel sektör projelerinde ileri teknoloji odaklı yazılım ve sistem çözümleri üretme vizyonu, uzun vadeli büyüme stratejileri ve teknoloji odaklı konumlanması açısından olumlu katkı sağlaması beklenmektedir.” “Kritik projelerdeki mühendislik yetkinliğimizin teyidi” Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan, HAVELSAN İş Ekosistemi’ne dahil olmanın şirketin uzun vadeli stratejileri açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “HAVELSAN’ın yerli ve global pazardaki güçlü konumu dikkate alındığında, bu gelişmeyi yalnızca teknik bir yeterlilik süreci olarak görmüyoruz. Bu adım, Link’in yerli teknoloji geliştirme kabiliyeti, güçlü Ar-Ge altyapısı ve kritik projelerdeki mühendislik yetkinliğinin kurumsal ölçekte teyidi anlamına geliyor. Savunma teknolojileri gibi yüksek güvenlik, kalite ve sürdürülebilirlik standartları gerektiren bir alanda onaylı tedarikçi statüsü kazanmak; yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm alanlarındaki teknik derinliğimizin somut bir yansımasıdır.” “Global ölçekte teknoloji ortağı olmayı amaçlıyoruz” Bu gelişmenin Link’in ihracat ve ikiz dönüşüm odaklı büyüme vizyonuyla da örtüştüğünü vurgulayan Pekmezyan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda klasik bir yazılım şirketinden, bulut, yapay zekâ, güvenlik ve sürdürülebilirlik platformları geliştiren çok katmanlı bir teknoloji yapısına dönüştük. Savunma ve kamu projelerinde elde ettiğimiz bu yetkinliği, yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası pazarlarda da değerlendirmeyi hedefliyoruz. Uzun vadeli büyüme stratejimiz doğrultusunda kamu, savunma ve özel sektörde yüksek katma değerli projelerde daha etkin rol alarak Link’i global ölçekte referans gösterilen bir teknoloji ortağı konumuna taşımayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.