Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Değişikliği

Kapsül Haber Ajansı - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akbank, “Dünya için, Hepimiz için” Yaklaşımıyla COP31’de Haber

Akbank, “Dünya için, Hepimiz için” Yaklaşımıyla COP31’de

Akbank, COP31’e taşıdığı “Dünya için, Hepimiz için” yaklaşımıyla, ekonomik büyümenin, toplumsal refahın ve doğanın geleceğinin ortak bir zeminde buluştuğu bir geleceğe odaklanıyor. Bu doğrultuda Banka, sanayinin yeşil dönüşümü, sürdürülebilir tedarik zincirleri, elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme ile mavi finansman alanlarındaki stratejisini, uygulamalarını ve iş birliklerini paylaşmaya hazırlanıyor. Kamu kurumlarından uluslararası finans kuruluşlarına, reel sektörden teknoloji şirketlerine, KOBİ’lerden sivil topluma geniş bir paydaş grubunu ortak hedeflerde buluşturacak etkinliklerde, Akbank’ın 2030 için belirlediği 2,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman hedefinin farklı sektörlerde nasıl hayata geçirileceği ele alınacak; finansmana erişim, teknik kapasite, risk paylaşımı ve etki ölçümü gibi konular değerlendirilecek. Uluslararası kaynakların Türkiye’nin dönüşüm öncelikleriyle buluşturulması ve yeni iş birliği modellerinin geliştirilmesi hedeflenecek. “Bu önemli buluşmayı somut adımlara dönüştürmeye hazırız” Konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, şunları paylaştı: “2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, dünyanın iklim gündemi açısından kritik bir buluşma. Türkiye’nin böyle bir buluşmaya ev sahipliği yapması da hepimiz için ayrı bir anlam taşıyor. Sektörümüze hem bu konferans sürecinde hem de sonrasında önemli sorumluluklar düşüyor. Antalya’da kurulacak ilişkilerin konferansın bitişiyle sona ermemesi; yeni yatırımlara, ortaklıklara ve kalıcı finansman modellerine dönüşmesi kritik. Akbank olarak biz de bu önemli buluşmayı somut adımlara dönüştürmeye hazırız.” Akbank’ın COP31 gündemi 9 Kasım – Sürdürülebilir tarım Akbank, Migros, TARİŞ ve KGF, çiftçilerin ve tarımsal işletmelerin finansmana erişimini; tarımda verimlilik, dayanıklılık ve değer zinciri yaklaşımıyla ele alacak. 10 Kasım – Elektrifikasyon ve iklimlendirme Enerji, sanayi ve yeşil finansman arasındaki bağ masaya yatırılacak. Akbank ayrıca UNDP ve sektör temsilcileriyle Türkiye’nin Ulusal Soğutma Eylem Planı’nı, sürdürülebilir iklimlendirme uygulamalarını ve sahadan edinilen deneyimleri paylaşacak. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen “Dönüşümde Gelecek Var” programının eğitim ve ileri dönüşüm boyutu da COP31 gündemine taşınacak. 13 Kasım – İklim finansmanı Günün odağında uluslararası kaynakların Türkiye’nin yatırım öncelikleriyle buluşturulması olacak. Sürdürülebilir borçlanma, tedarik zincirlerinin dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, karbon fiyatlaması, yeşil sigorta çözümleri ve KOBİ’lerin finansmana erişimi; EBRD, IFC, ADB ve sektör temsilcilerinin katılımıyla değerlendirilecek. Kapsayıcı ve alanında öncü finansman modelleri ve iş birlikleri duyurulacak. 14 Kasım – Gençler, yetkinlikler ve yapılı çevre Gençlerin iklim politikalarına ve finansman kararlarına katılımı açık bir diyalogda ele alınacak. GYODER iş birliğiyle düzenlenecek çalıştayda ise gayrimenkul sektörünün dönüşüm ihtiyaçları değerlendirilecek. 15 Kasım – Bölgesel dönüşüm Akbank ve GEFF Türkiye, farklı bölgelerden işletmeleri bir araya getirerek yeşil yatırımların önündeki ihtiyaçları ve finansman çözümlerini ele alacak. 16 Kasım – Döngüsel ekonomi ve sanayide kapsayıcılık Atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi, kadınların sanayideki dönüşüm yatırımlarına ve finansmana erişimi ile Denizli sanayisinin yeşil dönüşümü gündeme alınacak. 17 Kasım – Mavi ekonomi Deniz ve su ekosistemlerinin korunmasını ekonomik değer üretimiyle birleştiren modeller; finans, turizm, bilim, teknoloji ve uluslararası kuruluşların katılımıyla gerçekleşen buluşmalarda ele alınacak. 18 Kasım – Adil ve kapsayıcı geçiş İklim risklerine karşı sigorta, çalışanların ve tedarikçilerin dönüşüm sürecine katılımı, kadın girişimcilerin güçlenmesi, etki odaklı işletmeler ve sürdürülebilir satın alma modelleri odağa alınacak. 19 Kasım – Uygulamayı ölçeklemek COP31 programının son bölümünde sıfır atık politikalarının iş modelleri ve finansmanla buluşturulması konuşulacak. Çözüme ihtiyaç duyan kurumlarla çözüm geliştiren girişimleri bir araya getirecek eşleştirme çalıştayıyla, fikirlerin ticari uygulamalara dönüşmesi desteklenecek. Akbank, COP31 boyunca Yeşil Bölge’deki standında gerçekleştireceği buluşmaların yanı sıra farklı sahnelerde düzenleyeceği panel, çalıştay ve deneyim alanlarıyla iklim finansmanının ölçülebilir ve somut uygulamalarının hayata geçmesini destekleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31 Ana Ortağı VakıfBank, Uluslararası Kuruluşlarla  İş Birliklerini Güçlendirecek Haber

COP31 Ana Ortağı VakıfBank, Uluslararası Kuruluşlarla İş Birliklerini Güçlendirecek

VakıfBank, ana ortağı olduğu ve Antalya’da düzenlenecek olan COP31 kapsamında uluslararası finans kuruluşlarıyla bir dizi yeni finansman anlaşması imzalayacak. Konferans boyunca düzenlenecek panellerde yeşil dönüşümün finansmanından kadın ve gençlerin istihdamına, enerji verimliliğinden doğal kaynakların korunmasına uzanan başlıklar ele alınacak. VakıfBank Spor Kulübü Başantrenörü Giovanni Guidetti ve takım kaptanı Zehra Güneş de sporun sürdürülebilir geleceğe katkısının konuşulacağı etkinliklerde katılımcılarla buluşacak. VakıfBank, 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ana ortak olarak kapsamlı bir programla katılım sağlayacak. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı doğrultusunda uluslararası finansman iş birliklerini geliştirmeye hazırlanan banka, konferans boyunca düzenleyeceği etkinliklerde iş dünyasını, finans kuruluşlarını, uzmanları ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek. Uluslararası Finans Kuruluşlarıyla Yeni Anlaşmalar VakıfBank, COP31 kapsamında farklı uluslararası finans kuruluşlarıyla yaklaşık 1,7 milyar dolar karşılığı finansman büyüklüğüne ulaşan yeni anlaşmalara imza atmaya hazırlanıyor. Bu anlaşmalarla yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarının yanı sıra KOBİ’lerin yeşil dönüşüm süreçlerinin, kadın girişimciliğinin ve deprem bölgesinin yeniden imarının desteklenmesi hedefleniyor. Söz konusu iş birlikleriyle Bankanın sürdürülebilir finansman alanındaki faaliyetlerinin geliştirilmesi ve Türkiye’nin düşük karbonlu, kapsayıcı ve dirençli bir ekonomiye geçişine katkı sağlanması amaçlanıyor. COP31 kapsamında gerçekleştirilecek üst düzey temasların da yeni finansman fırsatları ve uzun vadeli stratejik iş birlikleri için zemin oluşturması bekleniyor. Yeşil dönüşümün finansmanı farklı sektörlerle ele alınacak VakıfBank’ın konferans boyunca düzenleyeceği panellerde iklim risklerine dayanıklı iş modelleri, sürdürülebilir tarım, enerji verimliliği, düşük karbonlu taşımacılık ve sanayinin enerji dönüşümü değerlendirilecek. Karbon maliyetlerinin rekabet üzerindeki etkisi, kalkınma finansmanının reel sektöre katkısı ve KOBİ’lerin sürdürülebilir finansmana erişimi de programın öne çıkan konuları arasında olacak. Kadınların ve gençlerin istihdamı, yeşil dönüşümün gerektirdiği yetkinlikler ve kadın girişimciliği ayrı oturumlarda ele alınacak. Yapay zekâ ve dijital dönüşümün iklim alanındaki rolü, su riskleri, denizlerin korunması ve dayanıklı şehirlerin finansmanı da uzmanların ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla tartışılacak. Giovanni Guidetti ve Zehra Güneş ile “Gelecek İçin Takım Olmak” VakıfBank, COP31’de sporun birleştirici gücünü de sürdürülebilirlik gündemine taşıyacak. 13 Kasım’da düzenlenecek “Sporun Doğası: Gelecek İçin Takım Olmak” başlıklı oturumda VakıfBank Voleybol Takımı Başantrenörü Giovanni Guidetti ve Takım Kaptanı Zehra Güneş yer alacak. Farkındalık etkinlikleriyle geniş katılım Panel ve toplantıları farklı deneyimlerle tamamlayacak program kapsamında VakıfBank Kültür Yayınları alanında bir “Tohum Kütüphanesi” oluşturulacak. VakıfBank İyilik Elçileri, çevre temsilcileri ve aileleri ise “Sıfır Atık Sahil Sabahı” etkinliğinde bir araya gelecek. Konferans boyunca düzenlenecek Gün Batımı Sohbetleri’nde günün temaları değerlendirilecek. VakıfBank, COP31 programıyla sürdürülebilir kalkınmanın finansmanına yönelik iş birliklerini geliştirirken üretimden istihdama, spordan kültüre uzanan farklı alanlarda ortak bir gelecek için diyaloğu güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Betonlaşan Şehirler Hem Isınıyor Hem Sele Teslim Oluyor! Haber

Betonlaşan Şehirler Hem Isınıyor Hem Sele Teslim Oluyor!

Kentlerin hem kuraklığa hem de aşırı yağışlara hazırlanması gerektiğini vurgulayan Adiller, “Yağışın şiddetini maalesef kontrol edemeyiz; ancak suyun nereden akacağını, nerede tutulacağını ve yapıların maruz kalacağı risklerin nasıl azaltılacağını planlayabiliriz.” dedi. Türkiye'nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, iklim değişikliğine dirençli şehirlerin önemi yeniden gündeme geldi. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, iklim değişikliğinin kent planlamasından ulaşıma, enerji kullanımından su yönetimine kadar pek çok alanda köklü değişiklikleri zorunlu hale getirdiğini ele aldı. “Kentler iklim hedeflerinin uygulama merkezleri haline geldi” COP31'in Türkiye açısından iklim hedeflerini somut uygulamalara dönüştürmek için önemli bir fırsat olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, kentlerin iklim mücadelesindeki rolünün değiştiğini ifade etti. Adiller, “Dünyada kentlerin iklim mücadelesindeki rolü son yıllarda artarak; hizmetlerini yürüten kurumlar olarak değil, ulaşım, yapılaşma, enerji ve su yönetimi kararlarıyla iklim hedeflerinin gerçekleşmesini sağlayan uygulama birimleri olarak değerlendiriliyor. COP31 programında dirençli kentler, sürdürülebilir binalar ve iklimlendirme çözümlerine yer verilmesi de bu yaklaşımı destekliyor.” dedi. Türkiye'deki şehirlerin öncelikle sera gazı emisyonlarını ve karşı karşıya oldukları iklim risklerini belirlemesi gerektiğini vurgulayan Adiller, “Bu veriler, her şehrin risk durumuna göre uygulamalara dönüştürülmelidir. Emisyonları azaltmak için erişilebilir toplu taşıma, güvenli yaya ve bisiklet bağlantıları, binalarda yalıtım ve verimli ısıtma-soğutma sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması öne çıkıyor. İklim değişikliğine uyum için ise taşkın alanlarının korunması, su kayıplarının azaltılması ve sıcaklık riskinin yüksek olduğu bölgelerde yapay ya da doğal gölgelendirme uygulamalarının gerçekleştirilmesi gibi adımlar atılması gerekiyor. Bu uygulamalar hem şehrin emisyonlarını hem de kentlilerin günlük yaşamlarında iklim değişikliği etkisiyle maruz kalacakları zararları ciddi oranda azaltacaktır.” diye konuştu. “Yeşil şehir yalnızca daha fazla ağacı olan şehir değildir” Yeşil şehir kavramının yalnızca parkların ve ağaçların artırılmasıyla sınırlandırılamayacağını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Yeşil şehir, yalnızca daha fazla ağacı olan değil; daha az doğal kaynak tüketip, daha az atık üreterek daha sağlıklı, daha güvenli ve en önemlisi daha sürdürülebilir bir yaşam sunabilen şehirdir. Parklar bu yapının önemli bir parçasıdır; ancak otomobille ulaşıma bağımlı, enerji verimliliği düşük binalarla dolu, su kaynaklarını, havasını ve toprağını kirleten bir kent, yalnızca park sayısını artırarak sürdürülebilir olamaz.” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kentlerde insanların günlük ihtiyaçlarına uzun mesafeler kat etmeden ulaşabilmesinin önemine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti: “Ulaşımda insanların günlük ihtiyaçlarına uzun mesafeler kat etmeden ulaşabildiği, toplu taşımanın güvenilir ve erişilebilir olduğu bir düzen gerekir. Enerjide öncelik tüketim ihtiyacını azaltmak, ardından kalan ihtiyacı düşük emisyonlu kaynaklardan karşılamaktır. Atık yönetiminde ise atığın oluşmasını önlemek, ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak, yeniden kullanım ve kaynağında ayrı toplayarak gerçekleştirilecek bir geri dönüşüm sistemini yaygınlaştırmak esastır. Organik atıkların uygun yöntemlerle değerlendirilerek doğayı kirleten bir madde olarak değil, onu iyileştiren bir madde olarak buluşması sağlanmalıdır.” Su yönetiminde şebeke kayıplarının azaltılması, su havzalarının korunması ve kullanım amacına uygun arıtılmış suyun yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyleyen Adiller, “Yapılaşmada ise dere yatakları ve doğal alanlar korunmalı; konut, işyeri ve hizmetler arasındaki mesafeler kısaltılırken havalandırma, gölge ve açık alan ihtiyacı gözetilmelidir.” dedi. “Aynı şehir hem kuraklığa hem sele hazırlanmalı” Aşırı yağışlar, seller, sıcak hava dalgaları ve kuraklığın mevcut şehir planlama anlayışındaki eksiklikleri ortaya çıkardığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bu olaylar, şehirlerimizi planlarken geçmişin iklim koşullarının gelecekte de aynı kalacağını varsaymanın sonuçlarının ne kadar çarpıcı olduğunu gösteriyor. Akdeniz bölgesinde artan sıcaklık ve kuraklık riski, kentlerin su ve serinleme ihtiyacını büyütüyor. Diğer yandan, kuraklık kısa sürede şiddetli yağış yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle aynı kentin hem su kıtlığına hem de sel ve taşkına hazırlanması gerekiyor. Dere yataklarında yapılaşma, toprağın beton ve asfalt gibi geçirimsiz yüzeylerle kaplanması ve altyapının değişen koşullara göre yenilenmemesi, aşırı hava olaylarının meydana getirdiği zararı artırıyor. Yağışın şiddetini maalesef kontrol edemeyiz; ancak suyun nereden akacağını, nerede tutulacağını ve yapıların maruz kalacağı risklerin nasıl azaltılacağını planlayabiliriz.” diye konuştu. “Hastaneler ve temel altyapı afet sırasında da çalışabilmeli” İklime dirençli şehirlerin yalnızca afet sonrasında hızla toparlanan şehirler olmadığını vurgulayan Adiller, “İmar ve altyapı kararlarında geleceğe yönelik iklim senaryolarının kullanılması ve risklerin mahalle ölçeğinde değerlendirilmesiyle, hastaneler, ulaşım bağlantıları, elektrik ve su sistemleri aşırı yağış sırasında da çalışabilecek hale gelebilir. Sıcak hava dalgalarında ise erken uyarı, erişilebilir serin kamusal alanlar ve özellikle yaşlılar, çocuklar, açık alanda çalışanlar ile düşük gelirli haneleri gözeten destek sistemleri planlanmalıdır. Dirençli şehirler, tehlike geçtikten sonra hızla toparlanan şehirler oldukları kadar, tehlike sırasında temel hizmetlerini aksatmadan sürdürebilen şehirlerdir.” ifadelerinde bulundu. “Betonlaşma şehirleri geceleri bile serinleyemez hale getiriyor” Betonlaşma ve yeşil alan kaybının kentlerde sıcaklığı artırdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti: “Beton ve asfalt gibi yüzeyler güneşten aldıkları enerjiyi depolayıp daha sonra çevreye geri vermektedirler. Ağaçların ve yeşil alanların azalmasıyla gölge ve bitkilerin terlemeyle sağladığı serinletici etki de kaybolmaktadır. Bunun sonucunda kentler çevrelerindeki kırsal alanlardan daha sıcak olabilir; özellikle geceleri yeterince serinleyemeyebilir. Bu duruma ‘Kentsel ısı adası’ adı verilmektedir. Yağış sırasında ise bu yüzeyler geçirimsiz özelliklerinden dolayı suyun toprağa sızmasını engeller. Daha fazla su, daha kısa sürede sokaklara ve altyapı sistemlerine yönelir. Yeşil alanlar, su geçirgen yapılarından dolayı suyun bir bölümünü tutarak veya akışını yavaşlatarak bu yükü azaltırlar. Ancak çok şiddetli yağışlarda kapasiteleri aşılabileceği için doğa temelli çözümler de yeterli gelemeyebileceğinden, mühendislik altyapısıyla birlikte tasarlanmalıdır.” İklime dirençli şehirler tasarlanabilir Türkiye’de özellikle nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu büyükşehirlerde doğrudan yeni ve büyük parklar oluşturulmasının oldukça zor olacağından öncelikli olarak okul bahçeleri, otoparklar, kaldırımlar ve kamu binalarında yeşil alanları arttırmanın doğru bir başlangıç stratejisi olabileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Uzun vadeli projelerde de kentsel dönüşüm süreçlerinde daha geniş alanlara yayılan yeşil alanların planlanması ve teşkili sağlanabilir. Bunların dışında yeşil çatı uygulamaları da yağışın bir kısmını tutabilir ve çatı yüzeyinin aşırı ısınmasını önleyebilir. Yerel iklim koşullarına uygun, az su isteyen bitkilerin seçilmesi, mevcut yetişkin ağaçların korunması ve bakım bütçesinin baştan belirlenmesi ile geçirgen yüzeylerin zeminin özelliklerine göre, yeşil çatıların ise binanın taşıma kapasitesi ve su yalıtımı özelliklerinin değerlendirilerek uygulanmasıyla iklime dirençli şehirler tasarlanabilir.” şeklinde sözlerini sürdürdü. “Kentsel dönüşüm yalnızca depreme dayanıklı bina yapmak değildir” Kentsel dönüşümün deprem güvenliğinin yanı sıra iklim değişikliği ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Adiller, yapıların yenilenmesi sırasında kentin gelecekteki enerji, su ve afet yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Deprem güvenliği temel koşuldur. Bunun yanında dönüşüm alanının planlaması taşkın riski, ulaşım bağlantıları, altyapı kapasitesi ve açık alan ihtiyacı birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.” dedi. Yeni binalarda iyi yalıtım, doğru yönlenme, dış gölgeleme ve enerji verimli sistemlerle tüketimin azaltılabileceğini ifade eden Adiller, uygun yapılarda yenilenebilir enerji, yağmur suyu toplama ve arıtılmış gri su sistemlerinin de tasarım aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. “Yeşil şehirler birkaç örnek projeyle sınırlı kalmamalı” Türkiye'nin COP31 sonrasında yeşil şehir yaklaşımını bütün kent yatırımlarına yayması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye'nin en önemli hedefi, yeşil şehir yaklaşımını birkaç örnek projeden çıkarıp bütün kent yatırımlarının ortak ilkesi haline getirmek olmalıdır. Her yeni yatırım, kentin emisyonlarını azaltırken insanları sıcaklık, sel ve su kıtlığı karşısında daha güvenli hale getirmelidir. Bunun için yerel iklim planları belediye bütçeleri ve imar kararlarıyla ilişkilendirilmeli; ilerleme kamuoyuyla düzenli paylaşılmalıdır. Başarıyı yalnızca dikilen ağaç veya yapılan park sayısıyla değil; azalan sera gazı salımı, düşen bina enerji tüketimi, önlenen su kaybı, toplu taşımaya erişim ve iklim risklerinden korunan kişi sayısıyla değerlendirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. Kentlerin sürdürülebilirlik başarısının yalnızca dikilen ağaç veya yapılan park sayısıyla COP31'e ev sahipliği yapmanın kalıcı değeri ne olacak? COP31'e ev sahipliği yapmanın kalıcı değerinin konferans sonrasında ortaya çıkacağını belirten Adiller, sözlerini şöyle tamamladı: “Konferans sonrasında insanların daha serin sokaklarda yürüdüğü, daha temiz hava soluduğu, enerji ve su için daha az harcama yaptığı kentler oluşturabilmek en değerli çıktı olabilir. Yeşil şehir, çevreyi korumayı günlük yaşamın güvenliği ve kalitesiyle buluşturan şehirdir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalyon Holding, Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin COP31’de Haber

Kalyon Holding, Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin COP31’de

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), yaklaşık 200 ülkeden 100 binin üzerinde katılımcıyı bir araya getirmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin ekonomisine ve kalkınmasına katkı sunan imza projeleriyle öne çıkan Kalyon Holding, faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde odağına aldığı sürdürülebilirlik vizyonunu grup şirketleriyle birlikte COP31’e taşıyor. Holding, zirvenin "Karbon Denkleştirme Ortağı" olarak Türkiye’nin küresel iklim eylemindeki kararlılığına güçlü destek verecek. Bu kapsamda, Kalyon Karapınar Güneş Enerjisi Santrali’nden elde edilen ve ilgili uygunluk kriterlerini karşılayan karbon kredileri, konferans kapsamında hesaplanacak sera gazı emisyonlarının denkleştirilmesinde kullanılacak. Yeşil Bölge’nin buluşma noktası Kalyon Kule Kalyon Holding COP31’de stant alanında; yenilenebilir enerji yatırımlarını, sürdürülebilir mühendislik çözümlerini, yerli güneş teknolojilerini ve elektrikli mobilite projelerini uluslararası kamuoyuna sunacak. Aynı zamanda COP31 için özel olarak tasarlanan, Yeşil Bölge’nin buluşma noktası Kalyon Kule’nin seyir terasından Antalya’nın panoramik manzarası izlenebilecek. Kulenin lounge alanında ise sıfır atık ve sürdürülebilirlik temalı “Ortak Gelecek” sergisi zirve boyunca ziyaret edilebilecek. Kalyon Holding’in destekleriyle gerçekleşecek panellerde yeşil dönüşüm ve altyapı ele alınacak COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de Kalyon Holding’in destekleriyle bir dizi özel panel düzenlenecek. “Güzergâh Seçiminden Başlayan Sürdürülebilirlik: Doğa, Toplum ve İklime Duyarlı Altyapı” ve “Yeşil Finansmandan Sahaya: Sürdürülebilir Demiryolu Altyapısı” panellerinde demiryolu projelerinde mühendislik gereksinimleri, biyoçeşitlilik, yerel toplum odaklı sosyo-ekonomik yaklaşımlar ve uluslararası finansman beklentilerinin sahaya yansımaları değerlendirilecek. “Karbon Piyasaları ve Yenilenebilir Enerji Yatırımları” oturumunda karbon fiyatlandırması ve şeffaf piyasa altyapısı ele alınacak. “Ömrünü Tamamlamış ve Düşük Performanslı Fotovoltaik Panellerin Döngüsel Yönetimi” ile “Yeni Nesil Güneş Teknolojileri: Yüksek Verimlilikten Düşük Karbonlu Geleceğe” panellerinde ise geri dönüşüm, döngüsel ekonomi ve G12R TOPConPlus gibi ileri teknoloji çözümleri tartışılacak. Zirvenin Sanayi Günü kapsamındaki “Sanayi ve Yerel Kalkınma: Adil Geçiş Sahada Nasıl Kurulur?” panelinde büyük ölçekli güneş santrallerinin biyoçeşitlilik, panel altı otlatma ve adil geçiş bağlamındaki sosyo-ekolojik saha deneyimleri paylaşılacak. Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve fosil yakıt kullanımının azaltılması, iklim değişikliğiyle mücadelede öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Sürdürülebilir bir dünya için üstlendiği sorumluluğu projeler ve küresel iş birlikleriyle ileriye taşımayı hedefleyen Kalyon Holding, Türkiye’nin düşük karbonlu geleceğe geçişindeki rolünü COP31’de de ortaya koyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası, COP31’de İklim Finansmanından Yapay Zekâya Uzanan Geniş Bir Panel Programıyla Yer Alacak Haber

Türkiye İş Bankası, COP31’de İklim Finansmanından Yapay Zekâya Uzanan Geniş Bir Panel Programıyla Yer Alacak

Banka, iklim hedeflerinin somut yatırımlara dönüşmesini destekleyen finansman çözümlerini, iş birliklerini ve farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalarını COP31 katılımcılarıyla paylaşacak. 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, küresel iklim eyleminin en kritik buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyor. Zirvede İklim Destekçisi olarak yer alan İş Bankası, alanında uzman isimleri, müşterilerini ve uluslararası finans kuruluşlarını bir araya getireceği programla Türkiye’nin sürdürülebilir ve dayanıklı geleceğine katkı sağlayacak yatırım ve iş birliği olanaklarını gündeme taşıyacak. İş Bankası, zirve süresince İklim Finansmanı Merkezi’nde düzenleyeceği oturumlarda; enerji dönüşümü, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, denizler, turizm, gıda ve tarım başlıklarını ele alacak. Enerji, sanayi ve tarım gibi sektörlerde dönüşümün nasıl finanse edileceği, Bankanın İklim Dönüşüm Planı’nın da odağında yer alıyor. Banka, bu plan ve sektörel emisyon azaltım hedefleri doğrultusunda müşterilerinin temiz enerji, düşük karbonlu üretim ve kaynak verimliliği yatırımlarına yönelik finansman çözümleri geliştiriyor. COP31’de gerçekleştirilecek müşteri buluşmalarında bu yatırımların önündeki engeller ve finansman ihtiyaçları değerlendirilecek; kalkınma finansmanı kuruluşları ve uluslararası yatırımcılarla görüşmelerde kaynak ve risk paylaşımı olanakları ele alınacak. KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşümünü finansal ve finansal olmayan çözümlerle destekleyen Banka, COP31 Finansman Paketi kapsamında yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, hammadde ve atık yönetimi ile dijital dönüşüm yatırımlarına avantajlı finansman sunuyor. Paket kapsamındaki dijital çözümlerle de işletmelerin yeşil dönüşüm süreçlerini kolaylaştırıyor. Girişimci kadınların finansmana erişimi ve yenilikçi girişimlerin gelişmesine yönelik çalışmalar ise Bankanın dönüşümün farklı ölçeklerdeki işletmeler için erişilebilir olmasını amaçlayan yaklaşımını tamamlıyor. Somut çözümler, stratejik ortaklıklar ve finansın dönüşümdeki rolü Finansmanı Merkezi’nde yer alacak dinamik stant alanında; finansman alanındaki deneyimini bilimsel araştırmalar, teknolojik yenilikler ve doğal ekosistemlerin korunmasına yönelik çalışmalarıyla bir araya getiriyor. Bu bütüncül yaklaşımla iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunarken, müşterilerinin üretim kapasitesini, rekabet gücünü ve uzun vadeli dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçlıyor. İş Bankası’nın, küresel organizasyonlardan öncü girişimlere uzanan geniş bir konuşmacı profiliyle gerçekleştireceği oturum programında öne çıkan bazı başlıklar şu şekilde: 09 Kasım | İklime Dayanıklı Ekonomi & Uyum İhtiyaçlarından Yatırıma Açılışını İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca’nın yapacağı oturumda, D.A. Carlin & Company Kurucusu David Carlin’in sunumuyla uyum ihtiyaçlarının yatırıma dönüştürülmesi ele alınacak. 10 Kasım | İklim Finansmanını Harekete Geçirmek: “İklim Hedeflerinden Dayanıklılığa: Dönüşümü Ölçeklendirmek İçin Finansmanı Harekete Geçirmek” adlı oturumda, UNEP FI İklim Değişikliği Lideri ve NZAOA Sekreteryası Eş Başkanı Kai Remco Fischer moderatörlüğünde, Standard Chartered Kıdemli Sürdürülebilirlik Danışmanı ve Karma Finansman Programları Başkanı John Murton, EBRD Yeşil Finansal Sistemler İklim Stratejisi ve Uygulama Direktörü Ksenia Brockmann ve İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ozan Gürsoy, iklim hedeflerine ulaşmak için finansmanın ölçeklendirilmesini tartışacak. 13 Kasım | Küresel Finans, Sanat & Döngüsel Ekonomi: Dünyaca ünlü medya sanatçısı Refik Anadol’un Büyük Doğa Modeli: Türkiye projesinin detaylarını paylaşacağı panelin yanı sıra DEG Sürdürülebilirlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Proparco CEO’sunun katılımıyla geleceğin finansmanı konuşulacak. Aynı gün, “Yeşil ve Mavi Tahviller: Etki Odaklı Fon Kullanımıyla Çevrenin Korunması” adlı oturumda, Türkiye İş Bankası- Finansal Kuruluşlar Birim Müdürü Serhan Şişman moderatörlüğünde T.Rowe Price Etki Odaklı Kredi ve Sabit Getirili Menkul Kıymetler Analisti Ellen Murnaghan, Amundi Gelişmekte Olan Piyasalar Kredi Bölümü Başkanı Maxim Vydrine ve Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği (ICMA) Genel Müdür Yardımcısı Nicholas Pfaff yeşil ve mavi tahvillerin çevresel etkilerini değerlendirecek. 14 Kasım | Gençler & İklim Mimarisi: Habitat Derneği İcra Kurulu Üyesi Buğra Avcı’nın moderatörlüğünde, Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi ve KOÇ-KAM Direktörü Prof. Dr. Bertil Emrah Oder ve UNICEF İklim Ortaklığı Danışmanı Dr. Barış Karapınar’ın katılımıyla gençlerin iklim çözümlerindeki rolü paylaşılarak 2035 ufkuna odaklanılacak. 16 Kasım | Yapay Zekâ ile İklim Eylemi: Türkiye İş Bankası Yapay Zekâ Yöneticisi Onur Emre Atıcı moderatörlüğünde, Yapay Zeka Fabrikası Genel Müdürü Can Bakır, Hummingdrone Kurucusu & CEO’su Orkun Aşa, Faradai AI Kurucusu & CEO’su Şahin Çağlayan ve Agrovisio Kurucu Ortağı & CEO’su Emre Tunalı “İklim Eylemi için Yapay Zekâ” adlı panelde drone ve yapay zekâ teknolojilerinin iklim mücadelesindeki rollerini tartışacak. 17 Kasım | Deniz Ekosistemleri & İklim Riski Analitiği: Primer Project Kurucusu ve Sürdürülebilirlik Danışmanı Ömür Kula’nın moderatörlüğünü üstleneceği, TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ve TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ın konuşmacı olarak yer alacağı “Maviden Yeşile: İklim Altyapısı Olarak Doğa” adlı oturumda, doğa temelli çözümler ve iklim altyapısı odak noktası olacak. Günün öne çıkan bir diğer panelinde ise, TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ve İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen’in katılımıyla denizlerin korunması bilimsel açıdan ele alınacak. Ayrıca “İklim Riski Analitiğinden Dayanıklı Finansa” oturumunda Frankfurt School’dan Mert Dedebaş’ın moderasyonu ile iklim risklerinin analizi ve reel sektörün dayanıklı finansmanı işlenecek. 18 Kasım | Geleceği Şekillendiren Çiftçi Kadınlar: Şef Refika Birgül moderatörlüğünde BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile TEOFARM, Feride'nin Bahçesi kurucuları ve çiftçi kadınların katılımıyla tarladan geleceğe tarımsal dönüşümü ve kadın liderliğini aktaracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan, COP31’de Otomotivde Karbonsuzlaşma ve Elektrifikasyonu Gündeme Taşıyacak Haber

Ford Otosan, COP31’de Otomotivde Karbonsuzlaşma ve Elektrifikasyonu Gündeme Taşıyacak

Koç Holding’in Küresel İş Ortağı olduğu 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP31) Ford Otosan, otomotiv sanayisinin dönüşümüne yönelik iki panele ev sahipliği yaparak sektörün geleceğine ilişkin uluslararası görüş alışverişine katkı sunacak. Ford Otosan, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek zirvede sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği, tedarik zincirinde karbonsuzlaşma ve elektrifikasyon alanlarındaki çalışmalarını uluslararası katılımcılarla paylaşacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), iklim değişikliğiyle mücadelede küresel iş birliğini güçlendirmek ve iklim hedeflerini somut uygulamalara dönüştürmek üzere dünyanın dört bir yanından kamu, özel sektör, uluslararası kuruluş ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek. Ford Otosan, Koç Holding’in Küresel İş Ortağı olarak desteklediği COP31’de, Türkiye ve Romanya’daki üretim ve mühendislik gücüyle Avrupa otomotiv ekosisteminin dönüşümünde üstlendiği rolü ve sürdürülebilirlik alanındaki uygulamalarını paylaşacak. Üretimde kaynak verimliliğinden tedarik zincirinin karbonsuzlaşmasına, elektrikli araçlardan mobilite ekosisteminin dönüşümüne uzanan çalışmalarıyla Ford Otosan, COP31 kapsamında sanayi, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarından uluslararası paydaşlarla bir araya gelecek. Ford Otosan, sürdürülebilirlik çalışmalarını üretimden tüm değer zincirine taşıyor Türkiye ve Romanya'daki üretim tesisleri, Ar-Ge ve mühendislik yetkinlikleriyle Avrupa otomotiv sanayisinin önemli üretim merkezlerinden biri olan Ford Otosan, “Gelecek Şimdi” sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Üretim süreçlerinde enerji ve su verimliliğini artıran uygulamalar geliştiren Ford Otosan, tedarikçileriyle birlikte değer zincirindeki karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Elektrikli araçların geliştirilmesi ve üretilmesindeki yetkinlikleriyle de mobilite ekosisteminin dönüşümüne katkıda bulunuyor. Ford Otosan, COP31’de gerçekleştireceği panel ve paydaş buluşmalarıyla sürdürülebilir sanayi dönüşümü, kaynak verimliliği ve elektrikli mobilite ekosisteminin geliştirilmesine yönelik uluslararası görüş alışverişine katkıda bulunacak. Güven Özyurt: “Otomotiv sanayisinin dönüşümü, tüm değer zincirinin birlikte hareket etmesini gerektiriyor” Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, COP31'e katılımlarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması, sanayimizin üretim ve mühendislik gücünü, iklim dönüşümüne yönelik deneyimini uluslararası paydaşlarla paylaşmak açısından önemli bir fırsat. Koç Holding'in Küresel İş Ortağı olduğu bu platformda Ford Otosan olarak yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye ve Romanya'daki üretim ve mühendislik gücümüzle Avrupa otomotiv sanayisinin önemli bir parçasıyız. Bu konumumuz bize, sektörümüzün dönüşümünde sorumluluk alma ve çözüm geliştirme imkânı sunuyor. Otomotiv sanayisinin dönüşümü, tüm değer zincirinin birlikte hareket etmesini gerektiriyor. Üreticilerin, tedarikçilerin, teknoloji şirketlerinin, enerji sektörünün ve kamu kurumlarının aynı hedef doğrultusunda ilerlemesi büyük önem taşıyor. Biz de üretim süreçlerimizde kaynak verimliliğini artırırken, tedarikçilerimizin dönüşümünü destekliyor ve elektrikli araçların müşterilerimizin günlük operasyonlarında daha yaygın kullanılmasını sağlayacak çözümler üzerinde çalışıyoruz. COP31'de bu deneyimlerimizi paylaşmayı, sektörümüzün ihtiyaçlarını uluslararası paydaşlarla değerlendirmeyi ve Türkiye'nin Avrupa ile entegre üretim ekosisteminin sunduğu katkıyı görünür kılmayı önemsiyoruz.” Ford Otosan, COP31'de otomotiv değer zincirinin dönüşümünü ele alacak Ford Otosan, COP31 kapsamında 16 Kasım'da Yeşil Alan'daki Koç Topluluğu Pavyonu'nda gerçekleştirilecek iki panelde otomotiv sanayisinin sürdürülebilir dönüşümünü farklı boyutlarıyla gündeme taşıyacak. “Otomotiv Değer Zincirinde Karbonsuzlaşmanın Yaygınlaştırılması: Ekosisteme Öncülük Etmek” başlıklı ilk panelde, otomotiv değer zincirindeki karbon emisyonlarının azaltılması, tedarikçilerin sürdürülebilirlik dönüşümünün desteklenmesi ve bu süreçte üreticiler, finans kuruluşları ve diğer paydaşlar arasındaki iş birlikleri ele alınacak. Panelde, sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaştırılmasında teknoloji, finansman ve ortak hareket etme kapasitesinin önemi değerlendirilecek. “Aracın Ötesinde: Bir Ekosistem Dönüşümü Olarak Elektrifikasyon” başlıklı ikinci panelde ise elektrifikasyonun otomotiv sektöründe yarattığı dönüşüm; şarj ve enerji altyapısı, batarya ekosistemi ve Avrupa otomotiv sanayisinin geleceği çerçevesinde değerlendirilecek. Elektrikli mobilitenin yaygınlaşmasında üreticilerin, teknoloji şirketlerinin, enerji sektörünün ve kamu kurumlarının üstlendiği roller masaya yatırılacak. Ford Otosan, her iki panelde de Türkiye ve Romanya'daki üretim ve mühendislik deneyiminden hareketle sürdürülebilir sanayi dönüşümünün hızlandırılmasına yönelik değerlendirmelerini uluslararası katılımcılarla paylaşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hayat Holding COP31’de Sanayinin Sürdürülebilir Dönüşümünü Gündeme Taşıyacak Haber

Hayat Holding COP31’de Sanayinin Sürdürülebilir Dönüşümünü Gündeme Taşıyacak

9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in ayni hizmet sağlayıcıları arasında yer alan Hayat Holding, grup şirketleri Hayat Kimya ve Kastamonu Entegre ile üç farklı panelde enerji yönetiminde dijital dönüşümden döngüsel hammadde kullanımına, yapay zeka ve teknolojinin sanayinin geleceğindeki rolünden düşük karbonlu üretim modellerine uzanan farklı başlıklarda deneyimlerini paylaşacak. Hayat Holding, sürdürülebilirliği grup şirketlerinin büyüme ve dönüşüm süreçlerinin bir parçası olarak ele alırken; su ve enerji verimliliği yatırımlarından döngüsel üretim modellerine, teknolojiden kaynak verimliliğine kadar farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalarla sanayinin sürdürülebilir dönüşümüne katkı sağlıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 ise Holding açısından, ülkenin üretim gücünün sürdürülebilir dönüşümde daha güçlü bir rol üstlenmesi, farklı sektörlerin deneyimlerini paylaşması ve ortak çözüm alanlarının geliştirilmesi için önemli bir buluşma noktası olacak. Hayat Kimya akıllı enerji yönetimini COP31 gündemine taşıyacak Hayat Holding’in grup şirketlerinden Hayat Kimya, 10 Kasım’da Bilim Teknoloji Hub’ında gerçekleştirilecek “Sanayinin Geleceği: Akıllı Enerji Yönetimi” başlıklı panele ev sahipliği yapacak. Hayat Kimya Enerji Grup Müdürü Serbay Tarakçı, Zeros Enerji Satış Müdürü Mehmet Kaan Kaya ve Konzek Teknoloji CTO’su Yunus Altunbıçak’ın katılacağı, teknoloji yazarı ve TV sunucusu Ahmet Can’ın moderatörlüğünü üstleneceği panelde enerji yönetiminde dijital dönüşüm, yapay zeka destekli optimizasyon ve düşük karbonlu sanayinin geleceği ele alınacak. Panelde ayrıca Hayat Kimya’nın Kocaeli fabrikasında hayata geçirilen ve enerji üretimi ile tüketimini eş zamanlı analiz eden yapay zeka destekli enerji yönetim sistemi de örnek uygulama olarak paylaşılacak. Kastamonu Entegre’den COP31’de döngüsel ekonomi ve teknolojik dönüşüm odağı Hayat Holding’in ahşap bazlı panel sektöründe faaliyet gösteren grup şirketi Kastamonu Entegre, COP31 kapsamında düzenleyeceği iki panelle döngüsel hammadde kullanımı ve sanayinin teknolojik dönüşümünü gündeme taşıyacak. 16 Kasım’da Sıfır Atık Hub’ında gerçekleştirilecek “Ahşabın Döngüsel Geleceği: Sanayide Ham Madde Dönüşümü” başlıklı panelin moderatörlüğünü gazeteci Şelale Kadak üstlenecek. Panelde Kastamonu Entegre Genel Müdürü Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, Kastamonu Entegre Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Halim Sırçancı ve Rilegno Genel Direktörü Marco Gasperoni konuşmacı olarak yer alacak. İtalya’nın ahşap geri dönüşüm modeli ve Kastamonu Entegre’nin üretim deneyimi üzerinden atık ahşabın yeniden sanayiye kazandırılmasının ele alınacağı oturumda; toplama, ayrıştırma, izlenebilirlik ve kalite süreçleri ile Türkiye’de ahşap geri dönüşümünün geliştirilmesine yönelik iş birliği fırsatları değerlendirilecek. Aynı gün Yeşil Sanayileşme Hub’ında düzenlenecek “Sektörümüzün ve Sanayinin Dönüşümünde Yapay Zeka ve Teknolojinin Belirleyici Rolü” başlıklı panelin moderatörlüğünü Kastamonu Entegre Global Ar-Ge ve İnovasyon Direktörü Dr. Hüseyin Güler üstlenecek. Prof. Dr. Davut Kavranoğlu’nun da konuşmacı olarak katılacağı panelde bilim, teknoloji ve yapay zekanın ahşap bazlı panel sektöründe ve sanayinin genelinde sürdürülebilir dönüşüme katkısı; üretimde verimlilik, kaynakların etkin kullanımı ve inovasyon olanakları üzerinden ele alınacak. Hayat Holding, COP31 kapsamında gerçekleştireceği bu buluşmalarla enerji, döngüsellik ve teknoloji alanındaki uygulama ve deneyimlerini paylaşırken; sanayinin sürdürülebilir dönüşümüne yönelik ortak çözümlerin geliştirilmesine katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED, COP31'de Yeşil Uluslararası Doğrudan Yatırımlar İçin Küresel Diyaloğa Katkı Sunacak Haber

YASED, COP31'de Yeşil Uluslararası Doğrudan Yatırımlar İçin Küresel Diyaloğa Katkı Sunacak

YASED, Türkiye'nin başkanlığında ve ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31), "Sürdürülebilir Bir Gelecek için Yeşil Uluslararası Doğrudan Yatırımlar" teması çerçevesinde katkı sunacak. Programın tamamı, takvimi, raporlar ve canlı yayınlar, YASED'in COP31 için hazırladığı özel web sayfası yased-cop.org üzerinden tek noktadan takip edilebilecek. YASED Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, programa ilişkin şunları söyledi: “Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31, ülkemizin yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya göstermek için tarihi bir fırsat. Uluslararası yatırımcılar olarak bizim sorumluluğumuz, iklim taahhütlerini sahada somut yatırıma dönüştürmek. Üyelerimiz bu dönüşümü konuşmuyor, uyguluyor. Antalya'da bu uygulamaları, politika önerilerimizi ve Türkiye'nin yeşil yatırım potansiyelini küresel karar alıcılarla buluşturacağız.” COP31 Yolunda: Zirve, Raporlar ve En İyi Uygulamalar YASED, COP31 hazırlıklarını aylar öncesinden başlattı. YASED, 23 Ekim 2026'da Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi iş birliğiyle İstanbul Finans Merkezi'nde "COP31'e Doğru Yatırım Zirvesi: Uluslararası Yeşil Yatırımları Harekete Geçirmek" başlıklı zirveyi düzenledi. Zirvede Türkiye'nin uluslararası yeşil yatırımları çekme potansiyeli, gereken politika çerçeveleri ve finansman mekanizmaları kamu ve iş dünyası temsilcileriyle birlikte değerlendirildi. Bu süreçte hazırlanan "Türkiye’nin Rekabetçiliğinde Yeni Dönem: Geri Dönüştürülmüş İçerik Düzenlemeleri ve Politika Önerileri” Raporu, YASED'in geniş paydaş ağıyla paylaşılarak kapsamlı bir istişare süreciyle geliştirildi. Rapor, karar alıcılara yönelik somut politika önerileri içeriyor. Sahada Güçlü Varlık: Mavi ve Yeşil Bölgede Paneller YASED Genel Sekreteri Serkan Valandova ise programa ilişkin şunları ifade etti: "YASED olarak COP26’dan bu yana iklim ve sürdürülebilirlik gündemini yakından takip ediyor; Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasını, yeşil dönüşüm ve uluslararası doğrudan yatırımlar açısından stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Bu doğrultuda uluslararası webinar serilerinden COP31’e Doğru YASED Yatırım Zirvesi’ne, Mavi ve Yeşil Bölge panellerinden üst düzey buluşmalara, YASED COP31 Liderler Stüdyosu’ndan iyi uygulama çalışmalarına ve stratejik yayınlara uzanan çok katmanlı bir program yürütüyoruz. Hazırladığımız raporlarla da karar alıcılara somut ve uygulanabilir politika önerileri sunuyoruz.” YASED, konferans boyunca Mavi Bölge'de Birleşmiş Milletler (BM), UNFCCC, Türkiye ve Danimarka pavyonlarında, Yeşil Bölge'de ise Bilim, Teknoloji ve Sanayi Merkezi ile Enerji ve Ulaşım Merkezi'nde etkinlik yapacak ve katkı sunacak. 9 Kasım'da BM Pavyonu'nda “Tedarik Zincirlerinin Karbonsuzlaştırılması ve Kapsam 3 Uygulamaları”, Türkiye Okyanus ve Denizler Pavyonu’nda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile “İklim Politikalarına Etkin Kimyasal Yönetiminin Entegrasyonu” ele alınacak. 10 Kasım'da Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile “İklim Eylemi Ortak Yuvarlak Masa Toplantısı” düzenlenecek. 11 Kasım'da BM Pavyonu'nda “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) Yükümlülükleri ve Geri Dönüştürülmüş İçerik Kullanımının Yönetimi”, Danimarka Pavyonu'nda ise “Rüzgâr Enerjisinin Geleceği” tartışılacak. 12 Kasım'da UNFCCC Pavyonu'ndaki Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) panelinde YASED Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, “Yeşil Sanayileşme ve Ölçekli Uyum İçin Ticaret, Yatırım Risklerinin Azaltılması ve İş Birlikleri”ni değerlendirecek. 13 Kasım'da Türkiye Pavyonu'nda Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile birlikte “Yeşil Uluslararası Doğrudan Yatırımların Hızlandırılması: Politikalar, Yatırım Liderliği ve İyi Uygulama Örnekleri” masaya yatırılacak. Program, 16 Kasım'da SAP paneli ve 17 Kasım'da lojistik sektöründe yeşil dönüşüm paneliyle devam edecek. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Üst Düzey Resepsiyon 12 Kasım'da Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile birlikte düzenlenecek üst düzey resepsiyonda Ofis'in 20. kuruluş yıl dönümü kutlanacak. Resepsiyonda Global Turk 2026 Ödülü, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol'a takdim edilecek. Konferans süresince beş akşam düzenlenecek YASED COP31 Yönetici Akşam Yemekleri de üst düzey diyalog platformu olarak öne çıkacak. COP31 kapsamında ayrıca, YASED üyelerinin Türkiye’de geliştirdiği ve küresel ölçekte örnek teşkil edebilecek sürdürülebilirlik uygulamalarını içeren “Türkiye’nin Yeşil Geleceği için YASED Üyelerinden Küresel Çözümler” raporunun lansmanı yapılacak. Rapor kapsamında yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve düşük karbonlu üretim gibi alanlardaki üye şirket uygulamaları; vaka çalışmaları, kısa filmler ve özel bir yayın aracılığıyla uluslararası kamuoyuyla paylaşılacak. Leaders' Studio ve Günlük COP31 Özetleri YASED'in Antalya'daki özel stüdyosu Leaders' Studio, 9-17 Kasım tarihleri arasında CEO'ları, bölge yöneticilerini, politika yapıcıları ve kurum liderlerini resmi gündemin ötesine geçen söyleşiler için ağırlayacak. Mavi ve Yeşil Bölge'den yapılacak röportajlarla zenginleşen içerikler, YASED dijital kanalları aracılığıyla küresel izleyiciye ulaşacak. Her COP'ta YASED geleneği haline gelen "Daily Insights" yayınları ise konferans boyunca her sabah saat 10:00'da YASED YouTube kanalında yer alacak. 10 dakikalık yayınlarda bir önceki günün gelişmeleri, günün gündemi ve bunların iş dünyası, yatırım ve politika açısından anlamı değerlendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enpara Bank’tan 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine Destek Haber

Enpara Bank’tan 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine Destek

Müşterilerine yenilikçi, uçtan uca dijital bankacılık hizmetleri sunmayı sürdüren Enpara Bank, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında sera gazı emisyon azaltım hedefini açıkladı. Sürdürülebilirliği iş modelinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan banka, kendi operasyonlarından kaynaklanan doğrudan karbon emisyonlarını ve enerji tüketiminden kaynaklanan dolaylı karbon emisyonlarını 2036 yılına kadar yüzde 65 azaltmayı hedefliyor. Bankanın önümüzdeki 10 yıllık dönem için belirlediği bu hedef, küresel iklim planlamaları ve bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama amacıyla uyumlu senaryolar dikkate alınarak geliştirildi. Banka, bu hedefle operasyonlarının çevresel etkisini azaltmayı ve uzun vadeli sürdürülebilirlik yaklaşımını ölçülebilir olarak desteklemeyi amaçlıyor. “Dijital bankacılığın sağladığı verimliliği çevresel sorumluluğumuzla birlikte ele alıyoruz” Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, “Enpara Bank olarak müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran sade ve verimli bir bankacılık deneyimi sunarken, iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi ve operasyonlarımızdan kaynaklı çevresel etkiyi azaltmayı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Şubesiz ve yüzde 100 dijital iş modelimizin sağladığı verimliliği, enerji ve kaynak kullanımına yaklaşımımıza da yansıtıyoruz. Bu doğrultuda, doğrudan ve enerji tüketimimizden kaynaklanan dolaylı net karbon emisyonlarımızı 2036 yılına kadar yüzde 65 azaltmayı taahhüt ediyoruz. Ülkemiz, gelecek hafta Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi’ne (COP31) ev sahipliği yapacak. İklim değişikliğiyle mücadelede küresel ölçekte kritik bir farkındalık yaratacak bu tarihi zirveyle eş zamanlı olarak; ana ortağımız QNB Group’un belirlemiş olduğu 2050 Net Sıfır Hedefi ve Türkiye’nin 2053 net sıfır hedeflerini destekleyen bu adımımızla sürece aktif katkı sunmayı amaçlıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.