Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Değişikliği

Kapsül Haber Ajansı - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak Haber

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız.” dedi. Bakan Kacır, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Trabzon Çalıştayı’nın sonuç konferansına katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre Merkezi’nden gerçekleştirilen konferansa Bakan Kacır’ın yanı sıra, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, akademisyenler ve davetliler katıldı Bakan Kacır, programda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine ve Ar-Ge politikalarına entegre etmeyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: SANAYİ DEVRİMİ: Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık ailesi olarak bilimden tıbba, ulaşımdan iletişime pek çok alanda muazzam başarı hikâyelerine imza attık. Tıpta kaydedilen ilerlemeler, dünya genelinde ortalama insan ömrünü 35 yıldan 73 yıla taşıdı. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler mesafeleri muazzam ölçüde kısalttı. Peşi sıra gelen sanayi devrimleri üretim kapasitesini katbekat artırdı; daha önce yalnızca belirli kesimlerin erişebildiği pek çok ürün ve hizmeti geniş toplum kesimleri için ulaşılabilir hâle getirdi. Buhar gücünden elektriğe, seri üretimden dijitalleşmeye uzanan bu büyük dönüşüm, insanlığın refahını yükseltti, dünya ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir ivme kazandırdı. YERKÜRE ALARM VERİYOR: Ancak bu ilerleme yolculuğuna tabiatın kaynaklarını sınırsız, kendini yenileme gücünü sonsuz kabul eden bir üretim ve tüketim anlayışı da maalesef eşlik etti. Uzun yıllar boyunca, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek kalkınmanın ölçüsü sayıldı. Doğal kaynaklar, korunması gereken ortak bir emanet olmaktan ziyade; insanlığın hizmetine sunulmuş sınırsız bir hammadde deposu olarak görüldü. Sanayi devriminden bu yana yaklaşık 1,5 derece ısınan yerküre, bugün alarm veriyor. Doğal dengenin bozulması neticesinde; dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve susuzlukla mücadele ederken, bazı bölgeleri şiddeti ve sıklığı giderek artan sellerin, fırtınaların ve orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. “YENİ BİR KALKINMA PARADİGMASI İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”: Giderek artan atık yükü ise karşı karşıya olduğumuz bu ağır tabloyu daha da derinleştiren bir başka küresel meydan okuma olarak karşımızda duruyor. Çevreyi ve tabiatın taşıma kapasitesini gözetmeyen üretim ve tüketim anlayışının neticesinde artık, yerkürenin en bakir coğrafyalarından Antarktika’da dahi mikroplastiklere rastlıyoruz. Üretimi kaynak verimliliğiyle, büyümeyi çevresel sorumlulukla buluşturan yeni bir kalkınma paradigmasını hep birlikte inşa etmek zorundayız. Sınırsız kaynak yanılgısına dayanan tüketim anlayışını terk etmek artık bir tercih değil; dünyamıza, vatanımıza, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur. YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” çağrısı, bizler için yalnızca uluslararası sistemin adaletsizliğine karşı yükseltilmiş güçlü bir itiraz değildir. Bu çağrı, aynı zamanda tabiatın nimetlerinden faydalanırken külfeti yoksullara, kırılgan kesimlere ve gelecek nesillere yükleyen anlayışa karşı ortaya konulmuş esaslı bir medeniyet teklifidir. İnsanlık ailesini; adalet ve merhameti merkeze alan, temiz havayı, sağlıklı suyu, güvenli gıdayı ve yaşanabilir bir çevreyi herkesin temel hakkı kabul eden yeni bir dünya inşa etme iradesidir. Ürünü daha tasarım aşamasında uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir kılan, israfı oluşmadan önleyen, kullanım ömrünü tamamlayan her malzemeyi yeniden üretime kazandıran bir yaklaşımla insanlığın kalkınma yolculuğuna yeni bir istikamet çizebiliriz. Esasen bu yaklaşım, bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Biz; nimeti emanet bilen, ölçüyü gözeten, kanaati yücelten, bereketi israfın değil paylaşmanın ve tasarrufun neticesi kabul eden köklü bir irfanın mensuplarıyız. SIFIR ATIK HAREKETİ: Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, işte bu medeniyet birikiminin günümüzün çevre meselelerine verilmiş en güçlü cevaplarından biri. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık anlayışını; başta imalat sanayimiz olmak üzere üretim süreçlerimizin her alanına dahil ediyor, bütüncül ve çok boyutlu mekanizmalarımızı kararlılıkla devreye alıyoruz. YEŞİL DÖNÜŞÜM PROGRAMI: Bakanlığımızın yeşil dönüşümde sanayimize rehberlik eden paydaş olarak konumlandığı Yeşil Dönüşüm Programı’nı hayata geçirdik. Programla; imalat sanayimizdeki firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40’ı kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Tabi, sanayimizin sıfır atık, sürdürülebilirlik ve verimlilik eksenindeki dönüşümü; büyük ölçekli ve nitelikli yatırımları zorunlu kılıyor. Bu nedenle, Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını ortak bir zeminde buluşturmayı stratejik bir adım olarak görüyoruz. ÇEVRECİ FİNANSMAN DESTEKLERİ: “Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu”yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli bir adım attık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’nde, yeşil dönüşüm projeleri için OSB’lerimize 250 milyon avroluk finansman sağladık. Dünya Bankası iş birliğinde yürüttüğümüz 450 milyon dolar bütçeye sahip bir diğer program olan “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile sanayimizin yeşil dönüşümde teknoloji ve kapasite geliştirme sürecini hızlandıracak adımlar atıyoruz. 161 PROJEYE 914 MİLYON LİRA: Teknoloji geliştirmeden istihdama, girişimcilikten sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına uzanan geniş bir yelpazede doğru adımları attığımız takdirde sıfır atık yolculuğumuzu refahın ülke sathında daha dengeli yayılması için bir vesile haline getirebiliriz. Bu anlayış doğrultusunda, kalkınma ajanslarımız eliyle sıfır atık hedefimize güç katan 161 projeye 914 milyon lira destek sağladık. Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli (SoGreen) Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini uygulamaya aldık. YEREL KALKINMA HAMLESİ PROGRAMI: Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Programının 2025 yılı çağrısında, 22 ilde 33 başlıkta sıfır atık ve döngüsel ekonomi anlayışını esas alan yatırımları destekleyeceğimizi ilan ettik. Başvurular arasında başarılı bulunan 33 projeyle atık geri kazanımından biyobazlı üretime, tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesinden sürdürülebilir enerji ve ileri malzeme üretimine geniş bir yelpazede 12,7 milyar liralık yatırımın önünü açtık. 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısında da atıkları çevresel bir yük olmaktan çıkarıp üretime, istihdama ve katma değere dönüştüren 14,6 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 56 proje için başvuru aldık. Bu programda desteklediğimiz projelerin her birine 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi sağlıyoruz. “YERELDEN ULUSALA İSRAF, ATIK VE KAYNAK YÖNETİMİ”: Arzumuz; ülkemizin dört bir yanında atığı kaynağında azaltan, mevcut kaynakları yeniden değere dönüştüren ve yerel potansiyeli üretimle buluşturan bir kalkınma modelini hep birlikte tesis edebilmek. Sıfır Atık Vakfının “Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi” anlayışıyla başlattığı çalıştaylar, bu modelin fikrî zeminini güçlendiren; şehirlerimizin bilgi, tecrübe ve ihtiyaçlarını milli hedeflerimizle buluşturan çok kıymetli bir istişare mekanizması. SIFIR ATIK FORUMU: Şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Sıfır Atık Hareketi, bugün artık insanlığın ortak davası hâline gelmiş küresel bir çevre seferberliğidir. Bakınız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2022’de kabul edilen kararla 30 Mart, “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi. Bu tarihî karar, ülkemizde filizlenen bir hareketin bütün insanlığın ortak vicdanında karşılık bulduğunun açık tescilidir. Geçtiğimiz haziran ayında yine vakfımızın öncülüğünde İstanbul’da gerçekleşen Sıfır Atık Forumu’nda 183 ülkeden beş bini aşkın katılımcıyı ağırladık. Bu buluşmayla, çevresel sorumlulukla ekonomik kalkınmayı; toplumsal adaletle gelecek nesillerin hakkını aynı ufukta buluşturduk. Sıfır Atık Hareketi’nin farklı ülkeleri, kurumları ve toplum kesimlerini müşterek bir gelecek ideali etrafında kenetleyen küresel gücünü, bir kez daha ortaya koyduk. Forumda kabul edilen ortak deklarasyon ve sonuç bildirgesi, bu müşterek iradenin yalnızca sözde kalmadığını; somut hedeflere, ortak sorumluluklara ve güçlü bir gelecek tasavvuruna dönüştüğünü gösterdi. “SIFIR ATIK VİZYONUNU DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”: Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. TEKNOFEST’lerde, bilim merkezlerimizde ve TÜBİTAK programlarımızda sıfır atık anlayışının genç kuşaklar tarafından benimsenmesini; sıfır atık esaslı teknolojilerin geliştirilmesini ve yenilikçi çözümlerin girişimlere dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz. Bilime, üretime, teknolojiye, insan kaynağına yapılan yatırımların önünü açarak Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde tüm dünyada kök salan bu hareketi hep birlikte daha ileri seviyelere taşımak için gayret edeceğiz. TRABZON’A İL SIFIR ATIK HEDEF BELGESİ: İnanıyorum ki ilan edilecek Trabzon İl Sıfır Atık Hedef Belgesi de bu yürüyüşe yerelden yükselen çok güçlü bir katkı sunacak. Bizler, organize sanayi bölgelerimizin yeşil dönüşümünden kalkınma ajanslarımızın desteklerine, bölge kalkınma idarelerimizin yatırım ve projelerinden yerel kalkınma politikalarımıza geniş bir alanda bu ortak akıldan en ileri seviyede istifade edeceğiz. Böylece Trabzon’a dair belirlenen hedeflerin yatırımlara, destek mekanizmalarına ve sahada karşılığı olan somut projelere dönüşmesini sağlayacağız. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği Haber

Migros ve Bakanlık’tan ‘Çevre Etiketli’ Ürünler İçin İş Birliği

Migros, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile sürdürülebilir tüketimi teşvik etmek için önemli bir iş birliğine imza attı. İmzalanan "Çevre Etiketine Sahip Ürünlerin Tanıtımına İlişkin İkili İş Birliği Protokolü" kapsamında Türkiye Çevre Etiketi ve Avrupa Birliği Ecolabel sertifikasına sahip ürünler, seçili Migros ve Macrocenter mağazalarında özel alanlarda sergilenecek, Migros Sanal Market'te ise ayrı bir görünürlükle tüketicilerle buluşacak. Türkiye Çevre Etiketi Sistemi’nin kullanımın yaygınlaşması ve sürdürülebilir üretimin teşvik edilmesi amacıyla Migros tedarikçilerine yönelik online eğitimler düzenlenecek. Yapılan teknik inceleme ve denetimler sonucunda Çevre Etiketi logosu kullanmaya hak kazanan Migros markalı 3 sıvı sabun ürünü de yakında raflarda yerini alacak. Perakende sektörüne öncülük eden bir uygulamayı daha hayata geçiren Migros, bu çalışmayla çevre performansı bağımsız kriterlerle doğrulanmış ürünleri daha görünür hale getirerek tüketicilerin bilinçli alışveriş kararlarını desteklemeyi ve sürdürülebilir tüketim konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyor. Çevre etiketli ürünlere ulaşmak artık daha kolay Çevre Etiketi; ürünlerin hammadde temininden üretimine, kullanımından bertarafına kadar tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini değerlendiren, bilimsel kriterlere dayalı gönüllü bir belgelendirme sistemi olarak öne çıkıyor. Düşük karbon emisyonu, su tasarrufu, enerji verimliliği, atık oluşumunun azaltılması ve zararlı kimyasalların kullanımının sınırlandırılması gibi çevresel kriterleri karşılayan ürünler bu etiketle belgelendiriliyor. “Bakanlık olarak hedefimiz sürdürülebilir üretimi teşvik ederken tüketiciler için güvenilir bir rehber oluşturmak” Türkiye Çevre Etiketi Sistemi ile ürünlerin çevresel etkilerini hammadde temininden kullanım ömrünün sonuna kadar bilimsel kriterlerle değerlendirdiklerini ifade eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Ömer Albayrak, “Bakanlık olarak hedefimiz üreticilerimizi daha temiz üretim yöntemlerine yönlendirmek ve sürdürülebilir tüketimi yaygınlaştırmak. Bugüne kadar 21 ürün ve hizmet grubunda kriterler yayımladık, 600'ün üzerinde ürünü Çevre Etiketi ile belgelendirdik. Migros ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, çevre etiketi sertifikalı ürünlerin tüketiciler tarafından daha kolay fark edilmesini sağlayacak ve çevresel performansı yüksek ürünlere yönelik talebi güçlendirecektir. Tüketiciler güvenilir çevresel kriterlere uyan ürünlere daha kolay ulaşabilecek, üreticiler ise çevresel performanslarını geliştirme konusunda teşvik edilmiş olacaktır. Kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine daha hızlı ulaşacağına inanıyoruz.” dedi. “Sürdürülebilir tercihleri günlük alışverişin bir parçası haline getiriyoruz” Sürdürülebilirliğin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesinin doğru bilgiye erişim ve kolay ulaşılabilir seçeneklerle mümkün olduğunu belirten Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur, “Çevresel sorunların çözümünde üretim kadar tüketim alışkanlıkları da kritik önem taşıyor. Günlük alışverişlerde yapılan bilinçli tercihler birçok alanda çevre üzerinde olumlu etki yaratabiliyor. Bu nedenle çevre etiketleri, tüketicilerin güvenilir bilgiye dayalı karar verebilmeleri açısından önemli bir rehber niteliği taşıyor. Türkiye Çevre Etiketi sahibi ürünleri hem mağazalarımızda hem de dijital kanallarımızda ön plana çıkararak sürdürülebilir tüketim bilincini geliştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda üreticilerimizin çevre etiketi sistemine yönelik ilgisinin ve katılımının artmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. İyi Gelecek Planımız doğrultusunda, kamu, üretici ve tüketiciyi ortak bir gaye etrafında buluşturan bu projenin, sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasında güçlü bir rol oynayacağına inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fiba Yenilenebilir Enerji, 2030 Yılına Kadar 1.000 MW Üzerinde Kurulu Güce Ulaşmayı Hedefliyor  Haber

Fiba Yenilenebilir Enerji, 2030 Yılına Kadar 1.000 MW Üzerinde Kurulu Güce Ulaşmayı Hedefliyor 

Yüzde 100 yenilenebilir enerji üretimi ile iklim değişikliğiyle mücadele ve karbonsuzlaşma sürecinde öncü rol oynadıklarını vurgulayan Fiba Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Koray Kıymaz, temiz enerji üretimine yönelik faaliyetlerini hem yurt içinde hem de yurt dışında artırmayı hedeflediklerini belirterek şunları söyledi: “Sürdürülebilir enerji yatırımlarımız ile çevresel etkilerimizi en aza indirmeye ve enerji dönüşümüne somut katkı sağlamaya devam ediyoruz. 2025 yılında başarıyla tamamladığımız hibrit santral yatırımlarımız kapsamında mevcut rüzgâr enerjisi santrallerimize entegre ettiğimiz 149 MW yardımcı kaynak güneş kapasitesi ile toplam kurulu gücümüzü 730 MW seviyesine ulaştırdık. Küresel yeşil enerji dönüşümünün hız kazandığı bu dönemde sürdürülebilirlik yaklaşımımızı tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlandırıyor, çevresel ve sosyal etkilerimizi güçlendirerek geleceği yenilemeye devam ediyoruz.” Fiba Yenilenebilir Enerji, iklim kriziyle mücadelede küresel başarısını bir kez daha ortaya koydu Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) onaylı hedefleri doğrultusunda emisyon azaltım çalışmalarını etkin bir şekilde yürüttüklerini dile getiren Kıymaz; “SBTi onaylı hedeflerimize yönelik olarak operasyonel süreçlerimizde yürüttüğümüz iyileştirme çalışmaları ile emisyon yönetiminde önemli ilerlemeler kaydettik. 2025 yılında toplam karbon azaltım oranımızı yaklaşık yüzde 80 seviyesine yükselterek karbonsuzlaşma yolculuğumuzda güçlü ilerlememizi sürdürdük. Uluslararası platformlarda da bu performansımızın karşılığını almanın gururunu yaşıyoruz. CDP İklim Değişikliği Programı kapsamında 2025 yılında üst üste ikinci kez en yüksek seviye olan 'A’ notunu alarak küresel lider şirketler arasında yer almaya devam ettik. Bu başarıya ulaşmamızda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ederiz” dedi. Sorumlu yatırım, güçlü iş birlikleri ve güvene dayalı paydaş ilişkileri sayesinde daha dirençli ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedeflediklerinin altını çizen Kıymaz, sözlerine şöyle devam etti: “Yurt içi ve yurt dışındaki yatırım fırsatlarını yakından takip etmeyi sürdürüyoruz. Mevcutta faaliyet gösteren rüzgâr enerjisi santrallerimizde 96 MWm rüzgâr enerjisi kapasite artış projeleri ve Romanya’da 200,5 MWp kapasiteli güneş enerjisi santrali ile 106,2 MW enerji depolama projesi geliştirme çalışmaları yürüterek temiz enerji üretimine yönelik faaliyetlerimizi artırmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding Yılın İlk 6 Ayında  1,7 Milyar Dolar Kombine Yatırım Yaptı  Haber

Koç Holding Yılın İlk 6 Ayında  1,7 Milyar Dolar Kombine Yatırım Yaptı 

Koç Holding, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre Koç Holding, 2026 yılının ilk yarısında konsolide bazda toplam 36,4 milyar USD gelir elde ederken, kombine bazda yaklaşık 1,7 milyar USD yatırım gerçekleştirdi. Böylece şirketin son 5 yıldaki kombine yatırımları 16,9 milyar USD’ye ulaştı. 2026 yılının ilk yarısındaki gelişmeleri değerlendiren Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “Yakın coğrafyamız başta olmak üzere tüm dünyada belirsizliklerin ve ekonomik dalgalanmaların etkisini sürdürdüğü bu dönemde ülkemiz için çalışmaya kararlılıkla devam ettik. Stratejik bakış açımız, finansal kabiliyetlerimiz ve operasyonel disiplinimiz sayesinde başarılı bir ilk yarı performansı ortaya koyduk. Yatırımlarımız, üretim ve ihracata sunduğumuz katkı, uzun vadeli sürdürülebilirlik çalışmalarımız ile ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz başarılar, istikrarlı performansımızın ve uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın en somut göstergeleri olmayı sürdürüyor.” dedi. “Üretim ve ihracattaki konumumuz küresel rekabet gücümüzü pekiştiriyor” Koç Topluluğu şirketlerinin üretim ve ihracat alanında Türkiye ekonomisine sunduğu katkıya dikkat çeken Çakıroğlu, “Topluluğumuz, Türkiye ihracatındaki yüzde 8'in üzerindeki payıyla ülkemizin ekonomisine büyük katkı sağlıyor. 155’ten fazla ülkeye yaptığımız ihracatın bir yansıması olarak; Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ‘Türkiye’nin İlk 1.000 İhracatçısı’ araştırmasında bu yıl da zirvede yer almaktan gurur duyuyoruz. Araştırmanın Mal İhracatları kategorisinde Ford Otosan on birinci kez ‘İhracat Şampiyonu’ olurken, Tüpraş altıncı, Arçelik dokuzuncu sırada yer aldı. Ayrıca Topluluk şirketlerimiz kendi sektörlerinde ‘İhracat Lideri’ seçildi. İstanbul Sanayi Odası tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ araştırmasında ise Tüpraş birinciliğini bu yıl da korurken, Ford Otosan ikinci, Arçelik altıncı sıraya yerleşti. Koç Holding, dünyanın en büyük şirketlerinin yer aldığı Fortune Global 500 listesinde Türkiye'den yer alan tek şirket olma unvanını koruyor. Bu tablo; ülkemize duyduğumuz güvenin, uzun vadeli yatırım anlayışımızın, güçlü üretim altyapımızın, teknoloji ve Ar-Ge yetkinliklerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın emeğinin bir sonucu. Üretim ve ihracattaki güçlü konumumuz küresel rekabet gücümüzü pekiştirirken, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına katkı sunma sorumluluğumuzu daha da artırıyor” dedi. Çakıroğlu, yılın ikinci çeyreğinde Topluluk şirketlerinin stratejik yatırımları ile birlikte yapay zekâ teknolojisinde değer yaratmaya devam ettiklerini ifade etti. Tüpraş’ın operasyonel gücüne ve ülkemizin enerji güvenliğine sunduğu katkıya dikkat çeken Çakıroğlu, “Tüpraş, ülkemizin enerji güvenliğine kesintisiz katkı sağlarken yüksek kapasite kullanımı, esnek ham petrol tedarik yapısı, güçlü operasyonel ve finansal performansıyla tüm paydaşları için değer yaratmaya devam ediyor. Global rafinaj kapasite kullanım oranının %74'e gerilediği ikinci çeyrekte Tüpraş, %95,6 kapasite kullanım oranı, 11 farklı ülkeden gerçekleştirdiği ham petrol tedariki, operasyonel esnekliği ve çevikliği sayesinde güçlü performansını sürdürdü” dedi. Çakıroğlu, Arçelik’in bağlı ortaklığı Beko B.V.’nin, Whirlpool Grubu'nun Beko Europe B.V. sermayesinde sahip olduğu sermayenin yüzde 25'ini temsil eden hisseleri satın almak üzere anlaşmaya vardığını belirtirken, “İşlemin tamamlanmasıyla Beko B.V., Beko Europe bünyesindeki Avrupa üretim, satış ve pazarlama faaliyetlerinin tamamına sahip oldu. Bu adım, Arçelik'in karar alma süreçlerini daha etkin şekilde yönetmesine olanak sağlayarak, Avrupa’daki uzun vadeli büyüme hedeflerini destekleyecek” diye konuştu. Tofaş’ın Türkiye otomotiv pazarındaki liderliğini sürdürdüğünü ve yıllık üretim kapasitesini 500 bin araca yükselttiğini belirten Çakıroğlu, “Tofaş, global ürün geliştirme projelerinde üstlendiği önemli rollerle Türkiye ekonomisine, sanayisine ve Ar-Ge yetkinliklerine katma değer yaratmayı sürdürüyor. Bursa fabrikasında Citroën, FIAT, Opel ve Peugeot markaları için K0 kodlu orta boy hafif ticari araç ailesinin üretimini gerçekleştiren Tofaş, Türkiye’nin üst üste 10 yıl en çok tercih edilen otomobili Fiat Egea'nın üretim programının tamamlanmasının ardından, yine dört marka için K9 kodlu hafif ticari araç ailesini yakın zamanda üretmeye başlayacak. Tofaş, devreye aldığı yeni projelerle üretim ve mühendislik kabiliyetini daha da güçlendirirken, ülkemiz otomotiv sanayisinin rekabet gücüne ve ihracatına katkı sağlamayı sürdürecek.” dedi. Yapı Kredi'nin yılın ilk altı ayında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdiği finansman işlemlerinin bankanın güçlü bilançosunu, yüksek likiditesini ve küresel yatırımcılar nezdindeki itibarını bir kez daha teyit ettiğini belirten Çakıroğlu şöyle konuştu: "Yapı Kredi yılın ikinci çeyreğinde 2 milyar ABD dolarını aşan yeni kaynak sağladı. Sermaye piyasaları, sendikasyon kredileri ve yapılandırılmış finansman araçlarını birlikte kullanarak fonlama yapısını çeşitlendiren bankamız, uluslararası yatırımcıların güvenini bir kez daha pekiştirdi. Sağlanan kaynaklar hem bankamızın sürdürülebilir büyümesini hem de ülke ekonomisine sunduğumuz finansman desteğini güçlendiriyor." “İklim değişikliği, su yönetimi ve teknoloji odaklı dönüşüm çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” Koç Topluluğu'nun ikinci yüzyılında, faaliyet gösterilen tüm alanlarda uzun vadeli değer yaratmaya odaklandığını; iklim değişikliği, su yönetimi ve teknoloji odaklı dönüşüm çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Levent Çakıroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “İklim değişikliğiyle mücadele ve su kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalarımız uluslararası platformlarda da takdir görüyor. Dünyanın tek bağımsız çevresel raporlama platformu Carbon Disclosure Project’in (CDP) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programı'nda Koç Holding olarak A- notu elde ederek liderlik statümüzü korumamız, attığımız adımların somut bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirliği, gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluğun ayrılmaz bir parçası olarak görmeye ve bu alandaki liderliğimizi daha da ileri taşımaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon Kimdir? Türkiye Yumurta Sektörünün Deneyimli İsmi Haber

YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon Kimdir? Türkiye Yumurta Sektörünün Deneyimli İsmi

Birliğin Genel Başkanlığı görevini uzun yıllardır sürdüren İbrahim Afyon, hem üretici kimliği hem de sektörel temsil gücüyle Türkiye yumurta sektörünün öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. Kayseri merkezli üretim faaliyetlerinden uluslararası sektörel organizasyonlara kadar geniş bir alanda görev üstlenen İbrahim Afyon, ihracatın geliştirilmesi, üreticilerin sorunlarının çözülmesi ve Türk yumurtasının dünya pazarındaki rekabet gücünün artırılması için yürüttüğü çalışmalarla tanınıyor. Peki, YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon kimdir? İşte iş dünyası ve tarım sektörünün yakından takip ettiği ismin kariyeri… İbrahim Afyon kimdir? İbrahim Afyon, 1968 yılında Kayseri'de doğdu. İlk eğitimini TED Kayseri Koleji'nde aldı. Ortaokul eğitimini Aydınlıkevler Ortaokulu'nda, lise eğitimini ise Kayseri Lisesi'nde tamamladı. Eğitim hayatının yanı sıra kuyumculuk alanında da mesleki eğitim aldı. Vatani görevini Ankara Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı'nda tamamlayan Afyon, askerlik hizmetinin ardından aile şirketinde çalışma hayatına başladı. 1989 yılında kardeşi Mustafa Afyon ile birlikte babaları Zeki Afyon'dan devraldıkları yumurta üretimi ve ticaret faaliyetlerini büyüterek Türkiye'nin önemli üretim organizasyonlarından birine dönüştürdü. Yumurta sektöründe 35 yılı aşan deneyim Yaklaşık otuz beş yılı aşkın süredir yumurta üretim sektöründe faaliyet gösteren İbrahim Afyon, üretimden pazarlamaya, ihracattan sektör temsilciliğine kadar birçok alanda aktif görev aldı. Kayseri merkezli ETAŞ Afyon Tavukçuluk Ltd. Şti. ortağı olan Afyon, modern üretim anlayışı, gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Üretimin yalnızca iç pazara yönelik değil, uluslararası rekabet gücünü artıracak şekilde planlanması gerektiğini savunan Afyon, ihracat odaklı büyümenin sektör açısından stratejik önem taşıdığını vurguluyor. YUM-BİR Başkanı olarak görev yapıyor İbrahim Afyon, 2018 yılından bu yana Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Genel Başkanlığı görevini yürütüyor. Türkiye genelindeki yumurta üreticilerini temsil eden YUM-BİR; üreticilerin haklarının korunması, sektörün sürdürülebilir büyümesi, biyogüvenlik uygulamalarının yaygınlaştırılması, ihracatın geliştirilmesi ve tüketicilerin güvenilir gıdaya erişiminin sağlanması amacıyla faaliyet gösteriyor. Başkanlık görevinde bulunan Afyon, sektörün karşı karşıya kaldığı maliyet artışları, üretim planlaması, hastalık riskleri ve uluslararası rekabet gibi konularda kamu kurumları ile sektör arasında koordinasyon sağlayan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası platformlarda Türkiye'yi temsil ediyor İbrahim Afyon, yalnızca Türkiye'de değil uluslararası platformlarda da aktif görev üstleniyor. Dünya yumurta sektörünün en önemli organizasyonlarından biri olan World Egg Organization (WEO) bünyesinde YUM-BİR'i ülke temsilcisi olarak temsil eden Afyon, Türk yumurta sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğünün artırılması için çalışmalar yürütüyor. Daha önce üç dönem Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Afyon, yine üç dönem Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektör Kurulu Meclis Üyesi olarak görev aldı. Ayrıca Türkiye Kanatlı Tanıtım Grubu Meclis Başkan Yardımcılığı görevini üstlenerek "Turkish Poultry" markasının uluslararası fuarlarda tanıtılmasına katkı sundu. Kayseri iş dünyasında da önemli görevler üstleniyor Sektörel temsil görevlerinin yanında Kayseri iş dünyasında da aktif rol alan İbrahim Afyon, Kayseri Ticaret Odası Hayvancılık Komite Başkanlığı ve Kayseri Ticaret Odası Meclis Üyeliği görevlerinde bulundu. Halen Kayseri Ticaret Odası Yüksek İstişare Kurulu Üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Afyon, aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sektör Meclisi Üyesi olarak da görev yapıyor. Akademik dünyayla da iş birliği içinde çalışmalar yürüten Afyon, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Birim Danışma Kurulu Üyesi olarak sektöre yönelik bilimsel çalışmalara katkı sağlıyor. YUM-BİR'in öncelikleri neler? İbrahim Afyon'un başkanlığındaki YUM-BİR, son yıllarda özellikle sürdürülebilir üretim, biyogüvenlik, ihracatın artırılması ve tüketici bilincinin geliştirilmesine odaklanıyor. Afyon, sektörün temel öncelikleri arasında üretimde verimliliğin artırılması, kaliteli ve güvenilir yumurta üretiminin desteklenmesi, üreticilerin rekabet gücünün korunması ve uluslararası pazarlarda Türkiye'nin payının büyütülmesinin yer aldığını belirtiyor. Ayrıca iklim değişikliği, yem maliyetleri ve üretim süreçlerinde yaşanan küresel gelişmeler karşısında sektörün dayanıklılığını artıracak politikaların önemine dikkat çekiyor. Aile yaşamı İbrahim Afyon, 1991 yılında evlendi. Bir erkek ve iki kız çocuğu babası olan Afyon, aile yaşamını sürdürürken üretim ve sektör temsilciliği görevlerini birlikte yürütüyor. Türkiye yumurta sektörünün öne çıkan isimlerinden biri Uzun yıllara dayanan üretim tecrübesi, ihracat odaklı yaklaşımı ve sektör temsilciliği görevleriyle İbrahim Afyon, Türkiye yumurta sektörünün öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. YUM-BİR Genel Başkanı olarak üreticilerin sorunlarının çözümü, sektörün uluslararası rekabet gücünün artırılması ve güvenilir gıda üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalarını sürdüren Afyon, hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Türk yumurta sektörünü temsil etmeye devam ediyor.

Gaziantep Büyükşehir Çöp Depolama Sahasında Organik Üretimle Yılda 28 Ton Hasat Yapıyor Haber

Gaziantep Büyükşehir Çöp Depolama Sahasında Organik Üretimle Yılda 28 Ton Hasat Yapıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda çöpten elde edilen enerjiyle kurulan modern domates ve çilek seralarını gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Topraksız tarım teknolojisiyle üretim yapılan seralarda domates hasadına katılan Şahin, çevreci üretim modelinin hem enerji verimliliğine hem de organik tarıma katkı sunduğunu belirtti. ATIK ISI TARIMSAL ÜRETİME DÖNÜŞÜYOR Çevre Koruma, Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kontrolünde işletilen Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda düzenli depolanan katı atıklardan oluşan metan gazı, gaz motorları aracılığıyla elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Elektrik üretimi sırasında ortaya çıkan atık ısı ise seraların ısıtılmasında kullanılarak tarımsal üretime kazandırılıyor. Gaz motorlarının ceket ısısından elde edilen yaklaşık 80 derece sıcaklıktaki suyla toplam 1.400 metrekare üretim alanı ve 120 metrekare ısı merkezinden oluşan tesiste, 1.200 metrekare kapalı alanda tam otomatik topraksız tarım gerçekleştiriliyor. Hindistan cevizi kabuğunda yetiştirilen ve özel LED aydınlatmalarla fotosentez süresi artırılan seralarda yılda yaklaşık 20 ton domates ve 8 ton çilek üretiliyor. Seraların tüm enerji ihtiyacı ise çöpten elde edilen elektrikten karşılanıyor. ŞAHİN: “ÇÖPTEN ORGANİK ÜRETİME GEÇEN BİR HİKAYE OLUŞTURUYORUZ” İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Yaptığımız iklim master planında çöpün efektif olarak dönüşümünü sağlamak çok önemliydi. İlk etapta burada açığa çıkan ısı ile çilek seramızı oluşturmuştuk. Daha sonra domates seramızı da hazırladık. Gerçekten organik ürünlere çok ihtiyacımız var. Şu anda o kadar güzel bir koku var ki seramızda yoğun bir domates kokusu hakim etrafa. Çıkan ürünlerin hepsini de 65 yaş ve üstü vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtıyoruz. Bu yaptığımız çalışmalardan dolayı sıfır atığa en yakın dünyadaki 20 şehirden bir tanesi olduk.” dedi. HEDEF İLK 3 ŞEHİR ARASINA GİRMEK Şahin, Gaziantep’in çevre alanındaki uluslararası hedeflerine de değinerek, “Şu an COP31’e hazırlanıyoruz. Kasım ayında Antalya’da olacak ve dünyanın dört bir yanından gelen çevre bakanlarına ev sahipliği yapılacak. Burada projeler konuşulacak. Biz de Gaziantep Modeli ile bu yaptığımız çalışmaları orada anlatacağız. Bu çalışmalarımızla da sıfır atığa en yakın ilk 3 şehir arasına girmeyi hedefliyoruz. Biz karıncalar gibi çalışıp dev eserler üreten bir ekibiz.” diye konuştu. TESİSTE GÜNLÜK 2 BİN TON ATIK ENERJİYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi’ne günlük yaklaşık 2 bin ton evsel atık ulaşıyor. Düzenli depolama yöntemiyle oluşan metan gazından elektrik enerjisi üretilirken, tesis yaklaşık 4 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede enerji üretiyor. ATIKTAN ENERJİ, ENERJİDEN ORGANİK ÜRETİM Elektrik üretimi sırasında gaz motorlarından açığa çıkan atık ısı, tesis bünyesindeki seralarda değerlendirilerek organik domates ve çilek üretiminde kullanılıyor. Böylece atıklar yalnızca enerjiye değil, sürdürülebilir tarımsal üretime de katkı sağlıyor. Seralarda organik üretimin desteklenmesi amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Oğuzeli Hayvansal Atık Biyogaz Santrali’nde üretilen organik gübreler kullanılıyor. Çöp depolama sahasının elektrik enerjisi ihtiyacı ise Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait güneş enerji santrallerinden karşılanıyor. DÖNGÜSEL EKONOMİ MODELİ HAYATA GEÇİRİLİYOR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tesiste ortaya çıkan hiçbir yan ürünü israf etmeden döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendiriyor. Çöpten elde edilen metan gazı elektrik üretiminde, elektrik üretiminden ortaya çıkan atık ısı seralarda, biyogaz tesisinden elde edilen organik gübre tarımsal üretimde kullanılırken, tesisin enerji ihtiyacı da güneş enerji santrallerinden karşılanıyor. Bu uygulamalarla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, katı atık yönetiminden enerji üretimine, organik tarımdan yenilenebilir enerji kullanımına kadar uzanan çevreci ve sürdürülebilir belediyecilik anlayışını hayata geçirerek döngüsel ekonomi modeline örnek bir uygulama ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırım Finansman’dan 50. Yılında 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı Haber

Yatırım Finansman’dan 50. Yılında 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı

Yatırım Finansman ve TEMA Vakfı arasında gerçekleştirilen resmi imza töreniyle tescillenen bu ekolojik yatırım, bölgenin topraklarını korumayı ve iklim değişikliği ile mücadelede karbon depolamayı merkeze alıyor. Yatırım Finansman, bu projeyle iklim kriziyle mücadeleye ölçülebilir bir katkı sunarak gelecek nesillere kalıcı bir doğal varlık bırakıyor. Türkiye’nin ilk borsa aracı kurumu Yatırım Finansman, yarım asırlık mirasını sürdürülebilir bir geleceğe taşıma hedefiyle TEMA Vakfı ile güçlerini birleştirdi. Kurumun 50. yılına özel olarak başlatılan "Yatırım Finansman 50. Yıl Hatıra Ormanı" projesinin protokolü, düzenlenen imza töreniyle resmiyet kazandı. 10 bin fidanın Edirne Vaysal Ağaçlandırma Sahası’nda toprakla buluşmasını sağlayan bu iş birliği, kurumun finansal büyüme hedeflerini çevresel ve sosyal sorumluluk vizyonuyla taçlandırdı. Yatırım Finansman Genel Müdürü Eralp Arslankurt ve TEMA Vakfı Genel Müdürü Didem Bilgin’in katılımlarıyla gerçekleştirilen imza töreninde, projenin sadece bir ağaçlandırma çalışması değil, bölgedeki erozyonun önlenmesi, biyoçeşitliliğin desteklenmesi ve karbon depolanması noktasında uzun vadeli bir ekolojik yatırım olduğu vurgulandı. Yatırım Finansman, bu adım ile yarım asırlık kurumsal tecrübesini, doğanın korunması ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir çevre bırakılması misyonuyla birleştirmiş oldu. TEMA Vakfı aracılığıyla Edirne Vaysal Ağaçlandırma Sahası’nda oluşturulacak Hatıra Ormanı ile orman ekosistem hizmetlerinin sürdürülmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Projenin önemine değinen Yatırım Finansman Genel Müdürü Eralp Arslankurt törende yaptığı konuşmada, “Yarım asırlık köklü geçmişimiz boyunca finansal piyasalarda inşa ettiğimiz güveni, şimdi doğaya yaptığımız bu güçlü yatırımla taçlandırıyoruz. Edirne Vaysal Ağaçlandırma Sahası’nda kök salacak 10 bin fidan, kurumumuzun sadece ekonomik verilerle değil, ekolojik sorumluluk bilinciyle de büyüdüğünün en net göstergesi. Sürdürülebilirlik vizyonumuzu somutlaştıran bu Hatıra Ormanı, geleceğe bırakacağımız en değerli, en kalıcı kurumsal mirasımız olarak nesiller boyu yaşamaya devam edecektir.” dedi. TEMA Vakfı Genel Müdürü Didem Bilgin ise “Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değildir; biyolojik çeşitliliğin korunmasından erozyonun önlenmesine, su döngüsünün devamlılığından iklim kriziyle mücadeleye kadar yaşamın sürdürülebilirliği açısından hayati bir role sahiptir. Bu nedenle bugün Edirne Vaysal Ağaçlandırma Sahası'nda toprakla buluşacak her bir fidan, geleceğe duyulan güvenin, ortak sorumluluğun ve doğaya verilen değerin simgesi olacaktır. Yatırım Finansman'ın 50. yılını doğaya kalıcı bir iz bırakarak taçlandırmasından büyük memnuniyet duyuyor, bu Hatıra Ormanı’nın uzun yıllar boyunca yeşermesini ve büyümesini diliyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

11. Verimlilik Proje Ödülleri’nde Zirve Farmicca'nın Haber

11. Verimlilik Proje Ödülleri’nde Zirve Farmicca'nın

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl 11’incisi düzenlenen ve Türkiye’nin kalkınma hedefleri doğrultusunda verimlilik bilincini artırmayı amaçlayan "Verimlilik Proje Ödülleri", 28 Temmuz 2026 tarihinde Ankara KOSGEB Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Kamu kurumları ve özel sektörden 450'nin üzerinde başvurunun yapıldığı, Türkiye'nin sanayi ve teknoloji alanındaki en büyük devlerinin kıyasıya rekabet ettiği organizasyonda, Farmicca Tarım Teknolojileri A.Ş., geliştirdiği yenilikçi teknolojisiyle tüm dikkatleri üzerine çekti. Dikey tarım ve kontrollü ortam tarımında (CEA) devrim yaratan Farmicca, enerji verimliliğini ve ürün rekoltesini maksimum seviyeye çıkaran yapay zeka destekli akıllı aydınlatma teknolojisi "Illuminator" ile kendi kategorisinde Birincilik Ödülü'nün sahibi oldu. Geleneksel Tarıma Göre Sadece %3 Su Tüketimi ve Yüksek Karlı Operasyon Sadece teknoloji geliştirmekle kalmayan Farmicca, yatırımcılar için uçtan uca, anahtar teslimi üstün topraksız tarım tesisleri de kuruyor. Kapalı alanlarda tamamen pestisitsiz (tarım ilaçsız), sağlıklı ve mevsimden bağımsız üretim yapılmasını sağlayan bu sistemler, geleneksel tarım yöntemlerine kıyasla sadece %3 oranında su tüketiyor. Su kaynaklarının hızla tükendiği günümüzde, Farmicca'nın kurduğu bu tesisler sürdürülebilir bir gelecek için hayati bir rol üstleniyor. Bunlara ek olarak, gelişmiş enerji optimizasyonu ve şirketin kendi geliştirdiği Farmisense tesis kontrol yazılımı sayesinde, en az çalışanla en yüksek verim elde ediliyor. Yüksek kârlılığa sahip operasyonlarıyla dünya genelinde sayılı örnekler arasında yer alan Farmicca tesisleri, geleceğin tarımına doğrudan yön veriyor. Dünya Devleriyle Rekabet ve Stratejik Pazarlar Modern tarım teknolojileri alanında küresel devlerle başa baş rekabet eden Farmicca; özellikle iklim koşulları nedeniyle tarımsal üretimin zor olduğu Ortadoğu, Orta Asya ve Rusya pazarlarında ülkemiz adına devasa fırsatlar yaratıyor. Bu bölgelerin taze gıdadaki yüksek ithalat talebini karşılamak üzere ileri teknoloji altyapılar sunan şirket, Türkiye'yi tarım teknolojileri ihracatında merkez bir konuma taşıyor. "Gıda Güvenliği Adına Ülkemiz İçin Büyük Bir Kazanım" Ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır’ın elinden alan Farmicca Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cem Sezer, törenin ardından yaptığı açıklamada topraksız tarımın stratejik önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Bugün gıda güvenliği, ülkelerin en önemli milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. İklim değişikliği, azalan tatlı su kaynakları ve artan nüfus, tarımda teknolojik devrimi bir seçenek değil, zorunluluk kılıyor. Farmicca olarak anahtar teslim kurduğumuz İklim Kontrollü Topraksız Tarım Tesisleri'nde; bir damla suyu bile israf etmeden, geleneksel tarıma göre yalnızca %3 su kullanarak, tamamen pestisitsiz ve sağlıklı ürünler yetiştiriyoruz. Bu teknolojilerin tamamını kendi mühendisliğimizle yerli olarak geliştirmemiz, ülkemiz adına paha biçilemez bir kazanımdır. Topraksız tarım teknolojileri alanında uluslararası platformlarda önemli başarılara imza atıyoruz. Özellikle Ortadoğu, Orta Asya ve Rusya pazarlarında bu teknolojilere ve ekipmanlara yönelik devasa bir potansiyel ve talep var. Biz, ülkemizin tıpkı savunma sanayisinde olduğu gibi akıllı tarım teknolojilerinde de dünyanın en güçlü sağlayıcılarından biri olacağına yürekten inanıyoruz. Türkiye'nin dev sanayi kuruluşlarının yarıştığı böylesine prestijli bir platformda birincilik ödülüne layık görülmek, vizyonumuzun ne kadar doğru olduğunu kanıtlıyor. Bu ödülü Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır'ın elinden almak bizler için büyük bir onurdur." Çatalca’da Dev Ar-Ge Yatırımı: "Farmicca Campus" Teknolojik liderliğini sürdürülebilir kılmak ve yerli üretimi desteklemek amacıyla Farmicca, İstanbul Çatalca'da tamamen kendi öz kaynaklarıyla 1 Milyon Dolarlık bir yatırıma imza atarak "Farmicca Campus"ü hayata geçiriyor. 1.000 metrekarelik alana yayılan bu dev Ar-Ge ve inovasyon merkezi, farklı bitki grupları üzerine ileri düzey araştırmaların yürütüldüğü bağımsız iklim odalarına ev sahipliği yapacak. Farmicca Campus, sadece teknoloji geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda geleceğin dikey tarım mühendislerini yetiştiren vizyoner bir eğitim üssü olarak Türkiye'nin tarımsal Ar-Ge kapasitesini küresel standartların üzerine taşıyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, COP31 Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, COP31 Raporunu Yayımladı

Raporda, COP31 hazırlık sürecinde küresel iklim gündemini şekillendiren başlıklar değerlendirilirken, Türkiye'nin düşük karbonlu kalkınma hedefleri doğrultusunda öncelikli politika alanları, iklim finansmanı, enerji dönüşümü, sanayide karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine uyum alanlarında öne çıkan dönüşüm fırsatları kapsamlı şekilde ele alınıyor. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB), global sürdürülebilirlik yaklaşımlarını Türk iş dünyasına entegre ederek, şirketlere stratejik ve operasyonel sürdürülebilirlik danışmanlığı sunan iştiraki Escarus iş birliği ile hazırladığı, "COP31’e Doğru: Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı" başlıklı raporu yayımlandı. Rapor, COP31 hazırlık sürecini Paris Anlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) sonrasında başlayan yeni uygulama döneminin önemli bir aşaması olarak ele alırken, iklim hedeflerinin belirlenmesinden çok uygulanmasına odaklanan yeni döneme dikkat çekiyor. Raporda, Bonn İklim Konferansı'nın ardından Londra İklim Eylemi Haftası'nda uluslararası paydaşlarla paylaşılan COP31 Eylem Gündemi kapsamında Türkiye'nin benimsediği "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" vizyonuyla COP31'i bir "Uygulama COP'u" olarak konumlandırdığı belirtiliyor. Bu doğrultuda sıfır atık, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklim dirençli şehirler ve İklim Uygulama Köprüsü girişimi öncelikli uygulama alanları arasında öne çıkıyor. İklim eyleminin özel sektörün, finans kuruluşlarının ve teknolojik yeniliklerin birlikte yön verdiği çok paydaşlı bir dönüşüm süreci olarak öne çıktığı vurgulanan raporda, bu çerçevede Türkiye'nin iklim finansmanına erişim kapasitesini güçlendirmeye ve sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföyünü geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırdığı ifade ediliyor. Raporda ayrıca enerji dönüşümünün iklim politikalarının yanı sıra, ekonomik güvenliğin, sanayi politikalarının ve ulusal güvenlik stratejilerinin de temel unsurlarından biri haline geldiğine dikkat çekiliyor. Jeopolitik gerilimlerin enerji arz güvenliği risklerini petrol ve doğal gazın ötesine taşıyarak elektrik altyapısı, kritik mineraller ve temiz enerji teknolojilerini de kapsayan daha geniş bir kırılganlık alanı oluşturduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda, fiyat istikrarı ve enerji güvenliği açısından elektrifikasyonun özellikle sanayi ve ulaşım sektörlerinde yaygınlaştırılması ile enerji ve şebeke yatırımlarının birlikte ele alınmasının öneminin altı çiziliyor. Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan “Bu yıl ilk kez ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e giderken TSKB ve Escarus olarak hazırladığımız bu kıymetli raporla pek çok önemli başlığı detaylandırıyoruz. Raporda, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'nın (NDC) uygulanmasını desteklemeyi, ulusal öncelikleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi ve iklim finansmanına erişimi kolaylaştırarak uygulama kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen yenilikçi bir girişim olarak Türkiye liderliğinde geliştirilen İklim Uygulama Köprüsü mekanizması gibi pek çok önemli konu yer alıyor. Bir yandan küresel iklim yönetişimindeki güncel gelişmeleri detaylıca değerlendirirken diğer yandan jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin iklim politikaları üzerindeki etkilerine ilişkin stratejik bir perspektif sunuyoruz. Bu çalışmanın COP31’e doğru ülkemizin çok yönlü kalkınma hedefleri doğrultusunda değer yaratan tüm paydaşlarımıza fayda sağlamasını umuyoruz.” diye kaydetti. Rapordan öne çıkan değerlendirmeler: İklim eylemi kamu politikalarının ötesine geçerek özel sektör, finans sektörü ve teknolojik yeniliklerin yön verdiği çok paydaşlı bir dönüşümü gerektiriyor. Türkiye, iklim finansmanına erişim kapasitesini güçlendirmeye ve sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföyünü geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırıyor. Bu kapsamda yürütülen ulusal kapasite geliştirme ve sanayide karbonsuzlaşma girişimleri, politika çerçeveleri ile finansal sistem arasındaki uyumu güçlendirerek özel sektör yatırımlarının önünü açmayı hedefliyor. Fiyat istikrarı ve enerji güvenliği açısından kritik bir konu olan elektrifikasyonun başta sanayi ile ulaşım sektörlerinde yaygınlaştırılması ve enerji-şebeke yatırımlarıyla birlikte ele alınması gerekiyor. İklim değişikliğine uyum yatırımlarının hızlandırılmasında kamu ve özel sektörün eşgüdümlü hareket etmesi, özel sektör yatırımlarının artırılması ve finansal teşviklerin güçlendirilmesi, uyum finansmanının ölçeklenebilmesinde önemli bir rol oynuyor. Finans kuruluşlarının fiziksel iklim risklerini; kredi tahsis, yatırım ve risk yönetimi süreçlerine entegre etmeleri ve sermaye akışlarını iklime dayanıklı yatırımlara yönlendirmeleri önem kazanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik; sermaye maliyetlerinin düşürülmesi, garanti ve sigorta gibi risk paylaşım araçlarının yaygınlaştırılması ve çok taraflı finans kuruluşlarının daha etkin rol üstlenmesi öncelik kazanıyor. Finansmanın tekil projeler yerine ülke düzeyindeki stratejik yatırım planlarıyla ilişkilendirilmesi, teknik kapasite, veri altyapısı ve ortak standartların geliştirilmesi de yatırım akışlarının hızlandırılmasında belirleyici hale geliyor. Su yönetimi, iklim değişikliğine uyum politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele alınıyor. Su güvenliğinin sağlanması için iklim dirençli altyapıların yaygınlaştırılması, dijital teknolojilerden yararlanılması ve alternatif su kaynaklarına yönelik yatırımların hızlandırılması önem taşıyor. Adil geçiş, iklim hedeflerine ulaşırken yeni sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri önlemeyi hedefliyor. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin sektörler ve bölgeler üzerindeki farklı etkileri dikkate alınarak geliştirilecek politika ve destek mekanizmaları, dönüşümün daha kapsayıcı ve uygulanabilir şekilde ilerlemesini sağlayacak temel unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.