Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Finansmanı

Kapsül Haber Ajansı - İklim Finansmanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Finansmanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi Haber

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31) 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olmasını ve konferansın teknoloji, sanayi, finansman ve uygulama boyutlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ev sahibi ülke olarak konferans başkanlığını üstleneceği COP31’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31 Başkanı, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise müzakerelerden sorumlu başkan olarak görev yapacak. Dünya Liderler Zirvesi de 11–12 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Vatansever, COP31’in yalnız Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı büyük bir uluslararası organizasyon değil, enerji, sanayi, teknoloji ve finans politikalarının kesiştiği küresel bir platform olduğunu söyledi. “COP31’in anahtar kelimesi uygulama” COP31 Türkiye Başkanlığı ile müzakerelerden sorumlu Avustralya’nın hazırlık sürecinde konferansı bir “Uygulama COP’u” olarak tanımlamasını önemli bulduklarını belirten Vatansever, iklim diplomasisinde ölçülebilir sonuçların giderek daha belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Vatansever şöyle konuştu: “Dünyanın yalnız iklim hedefi sıkıntısı yok, uygulama sıkıntısı da var. Emisyon azaltımını, enerji dönüşümünü, iklim finansmanını ve uyumu uzun süredir konuşuyoruz. Bundan sonraki kritik soru, verilen taahhütlerin ne kadarının sahada çalışan projelere ve gerçek yatırıma dönüştüğü olacak.” COP31 Eylem Gündemi’nin de yeni başlıklar üretmekten çok daha önce alınmış kararların hayata geçirilmesine, başarılı uygulamaların ölçeklenmesine ve finansmanın sahaya ulaşmasına odaklanmasını değerli bulduklarını kaydetti. 2035 için somut ve ölçülebilir hedefler COP31 Türkiye Başkanlığı, Eylem Gündemi kapsamında 2035 perspektifinde bir dizi ölçülebilir küresel hedef ortaya koydu. Bu hedefler arasında nihai enerji talebinin elektrikle karşılanan bölümünün bugün yüzde 20’nin biraz üzerindeki seviyesinden 2035’te yüzde 35’e çıkarılması, küresel atık miktarındaki artışın yarıya indirilmesi ve binalarda enerji tüketim yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması bulunuyor. Üretim ve imalat sektöründe ise küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılması hedefleniyor. Vatansever, hedeflerin ölçülebilir şekilde tanımlanmasını önemli bulduklarını belirterek şunları söyledi: “Yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, enerji dönüşümünün ne kadar büyük bir teknoloji ve altyapı ihtiyacı yaratacağını gösteriyor. Sanayiden ulaşıma, binalardan ısıtmaya kadar çok sayıda süreç daha fazla elektrik kullanacak. Bunun arkasında yenilenebilir enerji, güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, yazılım ve çok büyük yatırım ihtiyacı bulunuyor.” “İklim dönüşümü aynı zamanda teknoloji dönüşümüdür” COP31 Küresel İklim Eylem Gündemi’nin altı ana ekseninden birinin finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme gibi hızlandırıcıları kapsamasına dikkat çeken Vatansever, iklim politikalarının teknoloji dünyasından bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. “Net sıfır dönüşümü yalnız daha fazla güneş paneli ve rüzgâr türbini kurmak değildir. Akıllı şebekeler, batarya ve enerji depolama sistemleri, güç elektroniği, yapay zekâ, sensörler, nesnelerin interneti, dijital ikizler, veri analitiği ve yazılım bu dönüşümün tamamlayıcı teknolojileridir” dedi. Vatansever, yenilenebilir enerji üretiminin değişken yapısı nedeniyle dijitalleşmenin elektrik sistemlerinde giderek daha kritik hâle geldiğini, üretim ve talebin doğru tahmin edilmesinin enerji sistemlerinin verimliliğini artırabileceğini ifade etti. COP31’de yapay zekâ ve dijital teknolojilere özel gündem COP31 kapsamında 16 Kasım’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji tematik günü olarak planlanmasını BİDER açısından özellikle önemli bulduklarını belirten Vatansever, aynı gün yapay zekâ, dijital kamu altyapısı ve dijital teknolojilerin iklim eylemindeki rolünün ayrı bir oturumda tartışılacağına dikkat çekti. Aynı programda iklim inovasyonu ve girişimcilik, küçük ve mikro işletmeler, biyoteknoloji, yeşil sanayileşme ve iklim hedeflerini dikkate alan kamu alımları da gündemde olacak. Vatansever şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ enerji talebini tahmin etmekten elektrik şebekelerini yönetmeye, fabrikalarda enerji kullanımını optimize etmekten binaların tüketimini azaltmaya, tarımsal sulamadan afet risk analizine kadar çok geniş bir alanda iklim çözümünün parçası olabilir.” Ancak dijital dönüşümün kendi enerji tüketiminin de yönetilmesi gerektiğini belirten Vatansever, yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacının bilişim sektöründe verimlilik ve düşük karbonlu enerji kullanımını daha önemli hâle getireceğini söyledi. “Teknolojiyi iklim çözümünün parçası yaparken teknolojinin kendi enerji ayak izini de yönetmek zorundayız. Yeşil veri merkezleri, daha verimli işlem altyapıları ve temiz enerji kullanımı bilişim sektörünün rekabet kriterlerinden biri hâline gelecek.” “İklim hedeflerini yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek gerekiyor” COP31 Türkiye Başkanlığı tarafından açıklanan İklim Uygulama Köprüsü yaklaşımının, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarında yer alan hedefleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmayı amaçladığını hatırlatan Vatansever, iklim finansmanında temel sorunlardan birinin hedef ile yatırım arasındaki boşluk olduğunu söyledi. “Bir ülkenin NDC belgesinde enerji dönüşümü hedefinin bulunması tek başına yatırım oluşturmuyor. Projenin teknik fizibilitesi, finansman modeli, izinleri, gelir modeli ve uygulayacak kapasitesi bulunmalı. Hedefleri bankaların ve yatırımcıların finansman sağlayabileceği projelere dönüştürmek iklim eyleminin en kritik aşamalarından biri” dedi. Vatansever, bu yaklaşımın COP31’in “uygulama” karakterini en iyi anlatan başlıklardan biri olduğunu ifade etti. İklim finansmanında 300 milyar ve 1,3 trilyon dolarlık çerçeve COP31’in iklim finansmanı tartışmalarını sıfırdan başlatmadığını, önceki konferanslarda alınan kararların uygulanmasının Antalya gündeminin önemli bir bölümünü oluşturacağını belirten Vatansever, özellikle COP29’da kabul edilen yeni küresel finansman hedefini hatırlattı. COP29 kararında gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının gelişmiş ülkelerin öncülüğünde 2035’e kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırılmıştı. Aynı karar bütün kamu ve özel kaynaklardan gelişmekte olan ülkeler için iklim finansmanının 2035’e kadar yıllık en az 1,3 trilyon dolara ölçeklenmesi için tüm aktörlerin birlikte çalışmasını öngörüyor. Vatansever, bu rakamların COP31’in yeni hedefleri gibi sunulmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Antalya’da önemli mesele yeni bir finansman rakamı açıklamaktan çok, daha önce üzerinde uzlaşılan finansman hedeflerine nasıl ulaşılacağını ve paranın uygulanabilir projelerle nasıl buluşturulacağını tartışmak olacak.” “Finansman ile teknoloji transferi birlikte ilerlemeli” İklim dönüşümünde gelişmekte olan ülkelerin yalnız sermayeye değil teknoloji ve uygulama kapasitesine de ihtiyaç duyduğunu belirten Vatansever, teknoloji transferinin uluslararası iklim rejiminin önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. “Bir ülkeye temiz enerji tesisi finansmanı sağlamak önemli, ancak teknolojiyi kullanacak mühendisin, işletme kabiliyetinin, bakım altyapısının ve yerel tedarik zincirinin de gelişmesi gerekiyor. Kalıcı dönüşüm, yalnız ekipmanın ithal edildiği değil bilginin ve yetkinliğin de ekonomide oluştuğu modeldir” dedi. “Yeşil sanayileşme yeni rekabet alanı” COP31’in 16 Kasım programında yeşil sanayileşmenin öncelikli başlıklar arasında yer almasını değerlendiren Vatansever, iklim politikasının sanayi ve dış ticaret politikalarından giderek daha az ayrılabildiğini söyledi. “Bir ürünün fiyatı ve kalitesinin yanında üretim sürecindeki enerji tüketimi ve karbon yoğunluğu da rekabet kriterine dönüşüyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm artık yalnız çevre yatırımı değil, sanayi rekabetçiliği yatırımıdır” dedi. Firmaların enerji ve karbon verilerini güvenilir şekilde ölçebilmesinin de yeni dönemde önemli bir dijital altyapı ihtiyacı oluşturacağını belirten Vatansever, teknoloji şirketleri açısından yeni bir pazar doğduğunu söyledi. “Karbon yönetimi veri yönetimidir. Ölçemediğiniz emisyonu azaltamaz, doğrulayamadığınız veriyi de piyasa mekanizmasının içine güvenilir biçimde sokamazsınız.” Türkiye’nin 2035 iklim hedefi Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ikinci Ulusal Katkı Beyanı kapsamında 2035 yılında sera gazı emisyonlarını referans senaryoya göre 466 milyon ton karbondioksit eşdeğeri azaltarak 643 milyon ton CO₂e seviyesinde sınırlandırmayı hedeflediğini hatırlatan Vatansever, COP31 ev sahipliğinin Türkiye’nin kendi dönüşüm politikalarının uluslararası görünürlüğünü de artıracağını söyledi. “Türkiye Antalya’da yalnız konferansın ev sahibi olmayacak. Kendi enerji, sanayi, şehircilik ve iklim dönüşümü de uluslararası paydaşların yakından izleyeceği başlıklardan biri olacak” dedi. Vatansever, bu nedenle ev sahipliğinin Türkiye açısından teknoloji ortaklıklarını, proje geliştirme kapasitesini ve uluslararası finansmana erişimi güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İklim Kanunu ve Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi Türkiye’de 2025 yılında yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu’nun, yeşil büyüme ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ulusal iklim politikasına yasal zemin oluşturduğunu belirten Vatansever, kanunun Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasını açıkça düzenlediğine dikkat çekti. Kanuna göre İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından ETS kurulacak, ulusal tahsisat planlaması hazırlanacak ve tahsisatların dağıtımı yapılacak. Tam uygulama öncesinde ise bir pilot dönem gerçekleştirilecek. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Emisyon Ticaret Sistemi’nin sağlıklı çalışması için şirketlerin emisyonlarını doğru ölçmesi, raporlaması ve doğrulaması gerekiyor. Bunun arkasında sensörlerden kurumsal yazılımlara, veri güvenliğinden denetim sistemlerine kadar ciddi bir dijital altyapı var.” Karbon piyasasının güvenilirliğinin büyük ölçüde veri kalitesine bağlı olacağını ifade etti. “KOBİ’ler yeşil ve dijital dönüşümü birlikte yönetmeli” İklim dönüşümünün yalnız büyük sanayi şirketlerini ilgilendirmediğini belirten Vatansever, tedarik zincirleri üzerinden küçük ve orta ölçekli işletmelerin de giderek daha fazla enerji, emisyon ve sürdürülebilirlik verisiyle çalışmak zorunda kalacağını söyledi. “Bir KOBİ doğrudan bir karbon düzenlemesine tabi olmasa bile ürün verdiği büyük şirket kendisinden enerji tüketimi veya ürün karbon ayak izi bilgisi isteyebilir. Yeşil dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılacak” dedi. Vatansever, KOBİ’lerin enerji verimliliği, karbon ölçümü, dijitalleşme ve finansmana erişim konusunda desteklenmesinin Türkiye’nin sanayi ve ihracat rekabetçiliği açısından önemli olduğunu ifade etti. İklim teknolojileri girişimcilik için yeni pazarlar oluşturuyor COP31’in Bilim, Sanayi ve Teknoloji gününde iklim inovasyonu, girişimcilik ve küçük işletmelere ayrı oturum ayrılmasını da değerlendiren Vatansever, “climate-tech” ekosisteminin çok daha geniş bir alanı kapsadığını söyledi. “İklim teknolojileri yalnız güneş paneli ve rüzgâr türbini değildir. Enerji depolama, batarya yazılımları, enerji yönetimi, karbon ölçümü, akıllı tarım, su teknolojileri, atık yönetimi, döngüsel ekonomi, yeşil lojistik, yeni malzemeler ve yapay zekâ çok büyük bir inovasyon alanı oluşturuyor” dedi. Türkiye’nin mühendislik, üretim ve yazılım gücünü bu alanlarda küresel ürünlere dönüştürmesinin yeni ihracat fırsatları yaratabileceğini ifade etti. Döngüsel ekonomi teknolojiyle ölçeklenecek COP31 Başkanlığı’nın küresel atık artışını 2035’e kadar yarıya indirme ve üretimde küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e çıkarma hedeflerini değerlendiren Vatansever, döngüsel ekonominin de güçlü bir teknoloji ve veri altyapısına ihtiyaç duyduğunu söyledi. “Akıllı toplama sistemleri, sensörler, görüntü işleme ile atık ayrıştırma, malzeme izlenebilirliği ve dijital ürün bilgileri döngüsel ekonominin ölçeklenmesini sağlayabilecek teknolojiler arasında. Atığı azaltmanın yanında kullanılan malzemeyi sistem içinde tekrar dolaşıma sokabilmek gerekiyor” dedi. Binalarda yüzde 25 hedefi yeni teknoloji pazarı yaratabilir COP31’in 2035’e kadar binalarda enerji tüketim yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltma hedefini değerlendiren Vatansever, bunun bina otomasyonu, sensörler, enerji yönetim sistemleri, yalıtım ve akıllı şebeke teknolojileri açısından önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğunu söyledi. “Bir binayı daha verimli hâle getirmek yalnız fiziksel yalıtım yatırımı değildir. Isıtma, soğutma ve aydınlatmanın sensörler ve yazılımla ihtiyaca göre yönetilmesi de önemli tasarruf sağlayabilir. Bina teknolojileri ile bilişim sektörü giderek daha fazla iç içe geçiyor” dedi. “COP31 Türkiye için teknoloji diplomasisi fırsatıdır” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini yalnız diplomatik ve organizasyonel bir başarı olarak değerlendirmemek gerektiğini belirten Vatansever, Antalya’nın teknoloji, finansman ve yatırım ortaklıkları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. COP31 Green Zone’un ev sahibi Türkiye tarafından yönetileceğini ve iklim çözümleri ile inovasyonun sergileneceği halka açık bir alan olacağını hatırlatan Vatansever, Türk teknoloji ve sanayi şirketlerinin küresel aktörlere erişimi açısından bunun önemli bir vitrin oluşturabileceğini ifade etti. Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “COP31’de dünyanın hükümetleri, enerji şirketleri, teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları, yatırımcıları, şehirleri, girişimcileri ve sivil toplumu Antalya’da bir araya gelecek. Türkiye’nin burada yalnız iyi bir ev sahibi olarak değil, teknoloji geliştiren, üretim yapan, yatırım yapılabilir projeler ortaya koyan ve çözüm ihraç edebilen bir ülke olarak görünmesi çok daha değerli. COP31’in en önemli mesajı hedefleri çoğaltmak değil, mevcut hedefleri uygulamaya dönüştürmek. Biz de bu dönüşümü yalnız bir çevre yükümlülüğü olarak değil; teknoloji, sanayi, enerji, finansman ve rekabet gücü dönüşümü olarak okumalıyız. İklim politikalarını teknolojiye, yatırıma, istihdama, ihracata ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürebildiğimiz ölçüde COP31 Türkiye açısından kalıcı ekonomik ve teknolojik değer oluşturabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası COP31’de  “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor Haber

Türkiye İş Bankası COP31’de “İklim Destekçisi” Olarak Yerini Alıyor

Küresel iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliğinin ve somut adımların en üst düzeyde ele alındığı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31. oturumu (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. İş Bankası, COP31’in temel ilkeleri olan diyalog, uzlaşı ve aksiyon ekseninde, Türkiye’nin çevresel ve sosyal açıdan güçlü ve dayanıklı dönüşümüne sunduğu katkıyı COP 31’e taşıyacak. Banka, zirve boyunca paydaşlarının iklim geçiş yolculuklarına eşlik etme vizyonunu ve somut çalışmalarını katılımcılarla buluşturmayı hedefleyecek. Bu kapsamda enerji dönüşümü, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, denizler, gıda ve tarım gibi farklı temalarda önde gelen isimlerin katılımıyla tematik diyaloglar ve buluşmalar gerçekleştirilecek. “Somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve finansın dönüşümdeki rolüne odaklanacağız” İş Bankası’nın COP31’e katılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, iklim krizinin etkilerini azaltmak ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla atılan adımların önemini vurguladı. Özşuca, insanlığın karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan biri olan iklim değişikliğiyle mücadele için dünya genelinde hızla harekete geçilmesi, yenilikçi ve iş birliğine dayalı çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek; “İklim değişikliği, şirketlerin üretim süreçlerini, yatırım ihtiyaçlarını ve rekabet gücünü etkilerken, doğal kaynaklarımızın ve toplumsal refahın geleceğini de şekillendiriyor. Dayanıklı bir gelecek için bu alanları birlikte ele almak, farklı uzmanlıkları ve kaynakları ortak hedefler etrafında buluşturmak gerekiyor. Müşterilerimizin dönüşüm ihtiyaçlarını anlamak, projelerin uygulanabilir ve finanse edilebilir hale gelmesine katkı sağlamak ve ihtiyaç duyulan sermayeyi doğru yatırımlarla buluşturmak, bu yaklaşımın önemli bir parçası. İş Bankası olarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunarken Türkiye’nin üretim kapasitesine, rekabet gücüne ve uzun vadeli dayanıklılığına da katkı sağlamayı amaçlıyoruz. COP31, Türkiye’nin yeşil kalkınma hamlesini uluslararası alanda duyurmak ve ortak akıl üretmek için eşsiz bir zemin sunuyor. Yer alacağımız Yeşil Bölgede somut çözümlere, stratejik ortaklıklara ve reel ekonominin dönüşümünde finansın rolüne odaklanacağız. İkinci yüzyılımızda da her alanda geliştirdiğimiz iş birlikleriyle ve sunduğumuz finansman çözümleriyle Türkiye’nin güçlü ve dayanıklı geleceği için çalışmayı sürdürüyoruz.” dedi. Finans, bilim, sanat ve teknolojiyi COP31’de buluşturacak İş Bankası’nın COP31’de paylaşacağı deneyimin temelinde, farklı sektörlerde geliştirdiği finansman çözümleri ve uzun yıllara dayanan birikimi yer alıyor. Banka; yenilenebilir enerji finansmanından tarımda verimliliğin artırılmasına, kadın girişimciliğinin desteklenmesinden KOBİ’lerin yeşil dönüşümüne kadar geniş bir yelpazede müşterilerinin dönüşümüne eşlik ediyor. Bu çalışmaları bilimsel araştırmalara, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, doğal ekosistemlerin onarılmasına ve yenilikçi teknolojilere sağladığı katkıyla güçlendiren İş Bankası, COP31’de finans, bilim, sanat ve teknolojiyi buluşturan projelerin dayanıklı bir geleceğin inşasındaki rolüne dikkat çekecek. Banka, zirvede kurulacak iş birliklerinin iklim eylemine kalıcı ve somut katkılar sunmasını amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 2026 Enerji Sektörünü Antalya’da Buluşturmaya Hazırlanıyor Haber

EIF 2026 Enerji Sektörünü Antalya’da Buluşturmaya Hazırlanıyor

5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek EIF Enerji Kongresi ve Fuarı, 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmayı bir araya getirecek. 30 binin üzerinde ziyaretçinin hedeflendiği organizasyonda, yurt dışından 32 farklı alım heyetinin katılımı da planlanıyor. Kongre programında ise üç ayrı salonda düzenlenecek oturumlarla enerji depolamanın elektrik piyasasındaki rolü, güneş ve rüzgâr enerjisinde yeni yatırım alanları, projelerin finansmanı, yapay zekâ uygulamaları ve karbon piyasalarının iş dünyasına etkileri değerlendirilecek. “ENERJİ YATIRIMLARINI TEKNOLOJİ, FİNANSMAN VE MEVZUATLA BİRLİKTE ELE ALACAĞIZ” Kongrenin gündemini değerlendiren EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek, şunları söyledi: “Enerji sektöründe yeni yatırımları konuşurken üretim kapasitesinin yanında depolamayı, şebeke altyapısını, finansmanı ve değişen mevzuatı birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. EIF 2026 Kongresi’nde depolamanın elektrik piyasasındaki rolünden güneş ve rüzgârda yeni yatırım alanlarına, projelerin finansmanından karbon piyasalarının iş dünyasına etkilerine kadar birbiriyle bağlantılı başlıkları ele alacağız. Yatırımcıların, teknoloji sağlayıcılarının ve finans kuruluşlarının farklı bakış açılarını aynı zeminde buluşturarak projelerin hayata geçirilmesi için ihtiyaç duyulan çözümleri tartışmayı hedefliyoruz.” DEPOLAMA, ELEKTRİK PİYASASINI NASIL DÖNÜŞTÜRECEK? Kongrenin önemli gündemlerinden biri, enerji depolamanın üretim ve elektrik ticaretindeki rolü olacak. “Yeni Nesil Elektrik Piyasası: Depolama, Toplayıcılık ve Enerji Ticareti” oturumunda, depolama teknolojileriyle birlikte gelişen piyasa yapısı ve yeni iş modelleri değerlendirilecek. “Yatırımcı Gözüyle Depolamalı Yatırımlarda Mevcut Durum” oturumu, projelerin geldiği aşamayı yatırımcı perspektifinden gündeme taşırken; yerinde üretim ve depolama lisansı ile uçtan uca depolama çözümleri de ayrı oturumlarda ele alınacak. Depolamalı rüzgâr enerjisi projeleri ve pompaj depolamalı hidroelektrik santralleri ise farklı üretim kaynaklarının depolamayla entegrasyonu kapsamında tartışılacak. GÜNEŞTE TARIMDAN YÜZER GES’E, RÜZGÂRDA DENİZ ÜSTÜ PROJELERE Güneş enerjisinde yeni kullanım alanları ve yerli üretimin rekabet gücü, kongrenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. “Yerli Güneş Hücresi Üretiminde Teknoloji ve Küresel Rekabet” oturumunda üretim teknolojileri ve rekabet koşulları değerlendirilirken, “Güneş Enerjisinde Yeni Pazarlar: Tarımdan Sanayiye, Çatıdan Yüzer GES’e” oturumunda farklı uygulama alanlarının sunduğu fırsatlar ele alınacak. Rüzgâr enerjisi oturumlarında ise depolamalı projelerin yanı sıra yeni nesil teknolojiler ve Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi vizyonu tartışılacak. YATIRIMCI VE FİNANS KURULUŞLARI PROJELERİN FİNANSMANINI KONUŞACAK Enerji projelerinin hayata geçirilmesinde kritik rol oynayan finansman konusu, “Yatırımcılar ve Finans Kuruluşları Konuşuyor: RES-GES Projelerinin Finansmanı” oturumunda değerlendirilecek. “Karbonsuzlaşma Yolculuğunda İklim Finansmanı” oturumu da dönüşümün finansal boyutunu gündeme taşıyacak. Rüzgâr enerjisi projelerinde hukuki, teknik ve finansal risklerin yönetimi ise ayrı bir oturumda ele alınacak. İKLİM KANUNU VE KARBON PİYASALARININ İŞ DÜNYASINA ETKİLERİ Kongrede Türkiye İklim Kanunu’nun yasal çerçevesi, uygulama takvimi ve iş dünyasına yansımaları tartışılacak. “Karbon Piyasalarında Yeni Dönem: ETS, SKDM ve Yatırımcı İçin Ne Değişiyor?” oturumunda, Emisyon Ticaret Sistemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yatırımcılar açısından etkileri değerlendirilecek. Bu kapsamda karbon piyasalarındaki gelişmelerin şirketlerin yatırım kararlarına, rekabet koşullarına ve uluslararası ticaret süreçlerine yansımaları ele alınacak. YAPAY ZEKÂ, ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE ŞEBEKE ALTYAPISI “Yapay Zekâ ile Enerji Dönüşümü” oturumunda dijital teknolojilerin sektördeki rolü ele alınırken, enerji verimliliğine güç veren İsveç çözümleri de programda yer alacak. Yenilenebilir enerji ekipmanlarında verimlilik, kalite ve dayanıklılık ile şebeke yatırımlarında kablo ve tedarik güvenliği, dönüşümün teknoloji ve altyapı ihtiyaçları kapsamında değerlendirilecek. Biyogazdan biyometana geçiş ve jeotermal enerjinin elektrikten ısıya entegre kullanımı da kongrede tartışılacak. Böylece farklı enerji kaynaklarının kullanım alanları ve yeni yatırım olanakları programda yer bulacak. EIF Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Domino Organizasyon Hakkında Domino Organizasyon, 1999 yılından bu yana ulusal ve uluslararası kongre, seminer, sempozyum ve fuarlar düzenlemektedir. Deneyimli kadrosuyla farklı sektörlere yönelik organizasyonlar gerçekleştiren şirket, katılımcılar arasında bilgi paylaşımını ve ticari iş birliklerini destekleyen buluşmalar organize etmektedir. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı Hakkında EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı; enerji şirketlerini, yerli ve yabancı yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, finans kuruluşlarını ve sektör profesyonellerini bir araya getiren uluslararası bir buluşma platformudur. Kongre olarak başlayan ve zamanla fuar organizasyonuyla kapsamını genişleten EIF, enerji sektörünün yatırım, teknoloji ve dönüşüm gündemini oturumlar, B2B görüşmeler ve ticari buluşmalarla ele almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Hedeflerinde Taahhütten Somut Eyleme Geçiş Öne Çıkıyor Haber

İklim Hedeflerinde Taahhütten Somut Eyleme Geçiş Öne Çıkıyor

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 için hazırlıklar sürerken, BBVA ve Garanti BBVA da Küresel Bankacılık Partneri olarak zirve kapsamında farklı sektörlerden paydaşları bir araya getirecek çalışmalarını sürdürüyor. Sürdürülebilir finansmanın yanı sıra enerji dönüşümü, temiz teknolojiler, sanayinin dönüşümü, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve biyoçeşitlilik gibi başlıkların ele alınacağı COP31, küresel iklim hedeflerinin somut politikalara, yatırımlara ve uygulamaya dönüştürülmesi açısından önemli bir dönemeç olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda BBVA Research tarafından yayımlanan yeni bir analiz[1] de küresel iklim hedefleri ile mevcut politikalar arasındaki mesafeye dikkat çekiyor. Analize göre mevcut politikaların tam olarak uygulanması halinde küresel ısınma beklentisi gerilese de da bu seviye Paris Anlaşması’nın hedeflerinin üzerinde kalıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde yalnızca yeni taahhütlerin verilmesinin değil, mevcut hedeflerin hayata geçirilmesini sağlayacak somut adımların hızlandırılmasının önemini ortaya koyuyor. “Taahhütten çok bunları hayata geçirecek iş birliklerine ihtiyacımız var” BBVA Research’ün İklim Değişikliği Başekonomisti Julián Cubero, COP31’in odağında taahhütlerden uygulamaya geçişin olması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “COP31, taahhütlerden uygulamaya geçişte yeni bir dönemi başlatmalı. Buradaki asıl mesele yeni taahhütler ortaya koymak değil, mevcut hedeflerin somut adımlarla, yeterli finansmanla, uygulamadan sorumlu aktörlerin net biçimde belirlenmesiyle ve sonuçların ölçülmesini sağlayacak mekanizmalarla desteklenmesini sağlanmasıdır.” İklim hedefleri ile uygulama arasındaki fark kapanmalı BBVA Research’ün analizinde, mevcut politikaların uygulanmasıyla küresel ısınma beklentisinin yaklaşık 2,3-2,5 derece seviyesine gerileyebileceği, ancak bunun Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefinin oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ülkelerin iklim hedeflerini güçlendirmesinin yanı sıra, bu hedeflerin hayata geçirilmesine yönelik somut adımların hızlandırılması önem taşıyor. Dönüşüm için finansmana ihtiyaç var İklim dönüşümünün önündeki önemli başlıklardan biri de finansman ihtiyacı. OECD verilerine göre gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sağladığı ve mobilize ettiği iklim finansmanı 2013 yılında yaklaşık 50 milyar dolar seviyesindeyken, 2023 ve 2024 yıllarında 130 milyar doların üzerine çıktı. COP29’da ise gelişmekte olan ülkeler için 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolarlık kamu finansmanı ve toplamda yıllık 1,3 trilyon dolarlık kamu ve özel finansmanı harekete geçirme hedefi ortaya kondu. Bu tablo, iklim hedeflerinin gerçekleşmesi için kamu kaynaklarının yanı sıra özel sektör ve finans kuruluşlarının da dönüşümün önemli aktörleri olduğunu gösteriyor. Garanti BBVA da Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşümünü destekleme yaklaşımı doğrultusunda finansman, danışmanlık ve sektörel uzmanlığı bir arada sunmaya odaklanıyor. Banka, 2018-2029 dönemi için belirlediği 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefi kapsamında 2026’nın ilk yarısı itibarıyla yaklaşık 1,6 trilyon TL’ye ulaştı. COP31 boyunca BBVA ve Garanti BBVA Pavilyonu, iklim dönüşümünün farklı boyutlarının ele alınacağı, uluslararası diyalogların ve yeni iş birliklerinin geliştirileceği bir platform olarak da faaliyet gösterecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı Haber

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve yerel çözümlerin yaygınlaştırılmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Muğla’da düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’ne katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arasındaki deneyim paylaşımının somut uygulamalara dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle 28-29 Eylül tarihlerinde düzenlenen zirvede; iklim dirençli kentler, kuraklık, su stresi, aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve iklim finansmanı gibi başlıklar ele alındı. Akdeniz kentleri, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve akademi dünyasını bir araya getiren zirvede, COP31 öncesinde bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi de gündeme geldi. “Akdeniz’i yaşayan bir iklim laboratuvarına dönüştürebiliriz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Ortak Sorunlardan Bölgesel Eyleme: Akdeniz İş Birliğinin Güçlendirilmesi” başlıklı panelde yaptığı konuşmada, uluslararası kent ağlarının yalnızca deneyim paylaşımına değil, ortak çözümlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına katkı sunması gerektiğini belirtti. İzmir’in ICLEI, UCLG, U20, WHO Sağlıklı Kentler Ağı ve NetZeroCities gibi uluslararası ağlardaki çalışmalarına değinen Okyay, Akdeniz kentlerinin aşırı sıcaklar, kuraklık, su stresi, yangınlar ve seller gibi ortak risklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Okyay, “Akdeniz’i iklim ve sağlık uyumu açısından yaşayan bir laboratuvara dönüştürebiliriz. Bir kentte geliştirilen çözüm başka bir kentte uyarlanabilir, geliştirilebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklendirilebilir. İklim risklerimiz sınır tanımıyor; çözümlerimiz ve bilgimiz de sınır tanımamalı” diye konuştu. Kent ağları finansmana erişimi kolaylaştırmalı Uluslararası iş birliğinin, teknik kapasitesi ve kaynakları sınırlı belediyeler için önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Okyay, kent ağlarının iyi uygulama paylaşımının ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. Belediyelerin proje geliştirme, uluslararası ortaklık kurma ve finansmana erişim süreçlerinde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Okyay, özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerin iklim yatırımlarını hayata geçirmesini kolaylaştıracak mekanizmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti. COP31 için uygulama vurgusu Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in, iklim taahhütlerini somut ve izlenebilir adımlara dönüştüren bir süreç olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Okyay, iklim eyleminin önemli bir bölümünün kentlerde hayata geçirileceğine dikkat çekti. İzmir’in COP31 hazırlıklarına yerel düzeyde de katkı sunduğunu ifade eden Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın buluşmalarının önemini vurguladı. Bu çalışmalarla küresel iklim gündeminin yerel yönetimlerin, gençlerin ve kadınların deneyimleriyle buluşturulmasının amaçlandığını belirten Okyay, şöyle konuştu: “Bir Uygulama COP’undan söz ediyorsak, uygulamanın nerede gerçekleşeceğini de konuşmalıyız. İklim eyleminin önemli bir bölümü kentlerde hayata geçecek. Bu nedenle belediyelerin yanı sıra gençlerin, kadınların ve yerel toplulukların COP sürecinin aktif aktörleri olması gerekiyor. İzmir’de Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın çalışmalarıyla tam da bu yaklaşımı güçlendirmeye çalışıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı İklim yatırımları aynı zamanda sağlık yatırımı İklim politikalarının yerelden küresele, küreselden yeniden yerele uzanan bir iş birliği ve öğrenme süreciyle güçlenebileceğini belirten Prof. Dr. Okyay, kentlerde geliştirilen çözümlerin uluslararası ağlar aracılığıyla paylaşılmasının önemine değindi. İklim yatırımlarının halk sağlığına katkılarının da görünür kılınması gerektiğini vurgulayan Okyay, yeşil alanların artırılması, gölgeleme uygulamaları, temiz ulaşım, su güvenliği ve dirençli gıda sistemlerinin aynı zamanda sağlık ve sağlıkta eşitlik yatırımları olduğunu ifade etti.

İzmit Belediyesi, COP31’e Doğru Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda Yer Alacak Haber

İzmit Belediyesi, COP31’e Doğru Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda Yer Alacak

Fatma Kaplan Hürriyet’in İzmit’te başlattığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’yla layık görüldüğü UCLG-MEWA Kadın Komitesi Başkanlığı süreci; Muğla Büyükşehir ev sahipliğindeki “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” ile devam ediyor. “Yerel Liderlik, Kentsel Dirençlilik ve Sürdürülebilir Dönüşüm” temasıyla düzenlenecek politika diyaloğu; Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı (WALD), UCLG-MEWA, Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ortaklığında yürütülen bölgesel çalışmalar kapsamında gerçekleştirilecek. 29-30 Eylül 2026 tarihlerinde Muğla’da, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilecek programa İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün İrteni ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Burcu Bineklioğlu katılacak. İKLİM EYLEMİ KONUSUNDA DENEYİM PAYLAŞIMININ ARTIRILMASI Programda, belediyelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki öncelikleri, geliştirdikleri çözüm modelleri ve yatırım ihtiyaçlarının COP31 sürecine taşınması hedefleniyor. Yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi ve kentlerin iklim eylemi konusunda deneyim paylaşımının artırılması da programın öne çıkan amaçları arasında bulunuyor. İKLİM FİNANSMANI VE KENTSEL DİRENÇLİLİK MASAYA YATIRILACAK İki gün sürecek program kapsamında yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dirençlilik, iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su-gıda-doğa ve döngüsellik ile yenilikçilik, teknoloji ve veri başlıklarında oturumlar düzenlenecek. Bu oturumlarda yerel yönetimlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı geliştirebileceği politikalar, sürdürülebilir kentleşme uygulamaları ve iklim yatırımlarının finansmanı gibi başlıklar ele alınacak. KADINLARIN İKLİM POLİTİKALARINDAKİ ROLÜ DE GÜNDEMDE Programın “adil ve kapsayıcı dönüşüm” başlığı altında toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın liderliği ve kadınların karar alma süreçlerine etkin katılımı da değerlendirilecek. İzmit Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün İrteni ve Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Burcu Bineklioğlu, bu kapsamda İzmit Belediyesi’nin kadın odaklı yerel yönetim anlayışını ve çalışmalarını programda temsil edecek. İzmit Belediyesi’nin katılımıyla, kentte kadınların yerel yönetim süreçlerine katılımı ve iklim politikalarında kapsayıcı yaklaşımların geliştirilmesine yönelik çalışmaların da ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşılması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve BBVA, New York İklim Haftası’nda Küresel İklim Gündeminin Merkezinde Yer Aldı Haber

Garanti BBVA ve BBVA, New York İklim Haftası’nda Küresel İklim Gündeminin Merkezinde Yer Aldı

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, BBVA Kurumsal Bankacılık ve Sürdürülebilirlik Küresel Başkanı Javier Rodriguez Soler, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ve BBVA Sürdürülebilirlik Direktörlerinden Antoni Ballabriga ve Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü İrem Barzilay, hafta kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, konferans ve üst düzey yuvarlak masa toplantılarına katılarak deneyim ve görüşlerini paylaştı; Küresel gelişmeleri, Türkiye’nin ve finans ekosisteminin sürdürülebilir dönüşüm sürecini ve COP31’e giden süreçte öne çıkan başlıkları uluslararası paydaşlarla değerlendirdi. New York İklim Haftası ve eş zamanlı gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında Türkiye’nin sürdürülebilir yatırım potansiyeli ve dönüşüm süreci de uluslararası paydaşlarla ele alınırken, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde iklim gündeminde hedeflerin ötesine geçerek uygulamanın hızlandırılması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’ın liderliğinde düzenlenen Enerji konulu yuvarlak masa toplantısında Türkiye’nin enerji dönüşümü, enerji güvenliği ve bu alanlardaki yatırım gündemi uluslararası paydaşlarla değerlendirildi. Ayrıca COP31 İş Forumu Danışma Kuruluna katılan Garanti BBVA yöneticileri, iş dünyasında dönüşümün hızlandırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir yatırımların ölçeklendirilmesine yönelik önceliklerinin COP31 gündemine taşınmasına katkı sundu. “Artık hedef koymanın ötesine geçip uygulamayı hızlandırmak gerekiyor” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten yaptığı değerlendirmede, iklim dönüşümünde finansmanın etkisinin yalnızca rakamlarla değil, bu finansmanın hayata geçirdiği yatırımlarla ölçülmesi gerektiğine dikkat çekti. Akten, “Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 öncesinde burada en sık karşılaştığımız konu artık hedef koymanın ötesine geçip uygulamayı hızlandırmak gerekliliği. Finans dünyasında rakamları ve grafikleri çok severiz ancak asıl etkiyi bu rakamların ardındaki hikayelerde görüyoruz. Bir yatırımın nasıl hayata geçtiği, bir şirketin hangi teknolojiyle dönüşebildiği ya da bir riskin nasıl yönetilebilir hale geldiği, finansmanın gerçek etkisini gösteriyor.” dedi. Akten, sürdürülebilir dönüşümde finans sektörünün rolünü daha iyi anlamak ve anlatmak için deneyimlerini paylaşmaya önem verdiklerini belirterek; sürdürülebilir finansman, temiz enerji, elektrifikasyon, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve altyapılar, tarım ve biyoçeşitlilik gibi başlıklarda uygulanabilir çözümler için kamu, özel sektör, yatırımcılar, akademi ve sivil toplumla iş birliğini sürdürdüklerini söyledi. BBVA Kurumsal Bankacılık ve Sürdürülebilirlik Küresel Başkanı Javier Rodriguez Soler ise, tüm dünyadan sürdürülebilirlik liderlerinin bir araya geldiği etkinlik ve COP31 süreci ile ilgili olarak, “New York İklim Haftası, COP31 öncesindeki hazırlık çalışmalarının ilerlemesine katkı sağlarken, önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden birine, hedeflerden uygulamaya geçişe, dikkat çekiyor. Finans sektörü de sermayeyi harekete geçirip, projelerin finansman açısından uygulanabilir hale gelmesine katkı sunarak ve yatırımların beraberinde getirdiği riskleri yöneterek bu sürece destek sağlayabilir. Sürdürülebilirliği büyümenin itici güçlerinden ve stratejik önceliklerinden biri olarak gören BBVA olarak biz de finansman alanındaki deneyimimizle ve müşterilerimizi destekleyerek bu dönüşüme katkı sunmak istiyoruz.” açıklamasını yaptı. BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü Antoni Ballabriga da İklim Finansmanı Üst Düzey Çözümler Diyaloğu panelinde, bankaların öngörülebilir nakit akışları yaratacak ulusal politika çerçevelerine ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda, talep tarafını destekleyen politikaların, yükümlülüklerin ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının önemini vurguladı. Ballabriga ayrıca, yatırım yapılabilir nitelikte ulusal dönüşüm ve adaptasyon planlarına ve bu planları destekleyecek, izin süreçlerini hızlandıran düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirtti. Sinem Edige, enerji dönüşümünün finansmanını değerlendirdi Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen UN Global Compact Leaders Summit’te “Temiz Enerji Dönüşümünü Hızlandırmanın Önündeki Finansman ve Politika Engelleri” başlıklı panelde konuştu. Edige, enerji dönüşümünün önündeki temel engelin yalnızca sermaye eksikliği olmadığını, sermayeyi ölçekli biçimde çekebilecek yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesinin ve bunların doğru finansman modelleri ile desteklenmesinin kritik önem taşıdığını belirtti. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda yüksek finansman maliyetleri, kur riski, düzenleyici belirsizlikler ve altyapı kısıtlarının güçlü projelerin finansmana erişimini zorlaştırabildiğine dikkat çeken Edige, bankaların rolünün yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, finansmanı doğru projelerle buluşturmanın önemini vurguladı. Edige, bankaların doğru vade ve sermaye yapısını oluşturmak, riskleri yönetmek, gerektiğinde garanti ve kalkınma finansmanı mekanizmalarını devreye almak ve projeleri doğru sermaye kaynaklarıyla buluşturmak yoluyla yatırım yapılabilirliğe katkı sağlayabileceğini ifade etti. Edige ayrıca Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları, sanayi kapasitesi ve Avrupa değer zincirleriyle bağlantılarının güçlü bir yatırım zemini sunduğunu belirterek, Garanti BBVA’nın EBRD, MIGA, GGF ve EFSE gibi kurumlarla geliştirdiği finansman ve risk paylaşımı mekanizmalarının yerel piyasa bilgisi ile uluslararası sermayeyi bir araya getirdiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının da bu potansiyeli kalıcı bir düşük karbonlu yatırım akışına dönüştürmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Edige, Garanti BBVA ve BBVA’nın COP31’in Küresel Bankacılık Partnerleri olarak özel sektör, kalkınma kuruluşları ve yatırımcıları yatırım yapılabilir projeler, sürdürülebilir ve geçiş finansmanı yapıları ve hedefli risk paylaşımı mekanizmaları etrafında bir araya getirmeyi hedeflediğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak Haber

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak

Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Detaylı bilgi ve kayıt için: www.eif2050.com Domino Fuarcılık Hakkında: Domino Organizasyon, 1999 yılından beri Ulusal ve Uluslararası kongre, seminer, sempozyum, fuar düzenliyor. Takım çalışması ruhunu benimsemiş, gelişime açık, tecrübeli kadrosu ile modern, yenilikçi ve kaliteli hizmet sunarak, koşulsuz müşteri memnuniyetini hedefliyor. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı, Türkiye'nin enerji sektöründeki en büyük ve en prestijli uluslararası etkinliklerinden biridir. 20 yıldır enerji sektörünün nabzını tutan EIF, ilk olarak bir kongre olarak başlamış ve zamanla genişleyerek Türkiye'nin en büyük enerji fuarı haline gelmiştir. Her yıl düzenlenen etkinliğimiz, yerli ve yabancı yatırımcıların ajandasında mutlaka yer alan, sektör profesyonellerinin buluştuğu stratejik bir platformdur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: İklim Finansmanı Enerji Güvenliğini De Güçlendirmeli Haber

Bayraktar: İklim Finansmanı Enerji Güvenliğini De Güçlendirmeli

Bakan Bayraktar, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ne katıldı. Programa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da iştirak etti. 3 Hedef Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, Türkiye’de enerji dönüşümü için aynı anda enerji arz güvenliğini sağlamayı, ithal enerjiye bağımlılığı azaltmayı, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi başta olmak üzere iklim taahhütlerini yerine getirmeyi hedeflediklerine vurgu yaptı. Enerji Güvenliği ile Enerji Dönüşümü Birlikte İlerlemek Zorunda Son yıllarda dünyanın pandemi, tedarik zinciri aksaklıkları, jeopolitik gerilimler, konvansiyonel savaşlar, ticaret anlaşmazlıkları ve küresel emtia piyasalarındaki ciddi dalgalanmalarla karşı karşıya kaldığını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bu tablo bize temel bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Enerji dönüşümüyle birlikte enerji güvenliği gündemden çıkmış değildir. Tam tersine, enerji güvenliği ile enerji dönüşümü birlikte ilerlemek zorundadır. Türkiye açısından bunun anahtarı elektrifikasyondur.” dedi. Çok daha fazla elektrik üretmeleri gerektiğini belirten Bakan Bayraktar, bunu da daha temiz, daha güvenli ve daha rekabetçi bir şekilde gerçekleştirmek zorunda olduklarını vurguladı. Yenilenebilir Enerji Dönüşümün Merkezinde Yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını kaydeden Bakan Bayraktar, “Türkiye; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Yenilenebilir kurulu gücümüzü hızla artırıyor, aynı zamanda çok daha yüksek miktarda değişken yenilenebilir üretimi sisteme entegre edebilecek bir elektrik altyapısı inşa ediyoruz. Ancak arzı artırmak denklemin yalnızca bir tarafıdır” diye konuştu. Yeni Eylem Planı Hazırlayacağız Enerji verimliliğini de başlı başına stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirmek gerektiğine işaret eden Bakan Bayraktar, mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planının 20 milyar doların üzerinde yatırım öngördüğünü belirterek, “Üstelik hedefimiz 2030 ile sınırlı değil. Bir sonraki 10 yıl için çok daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı hazırlayacağız.” İfadelerini kullandı. Nükleer ile Yenilenebilir Rakip Değil Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin yanında, nükleer enerjinin de Türkiye’nin karbon içermeyen elektrik üretim portföyünün vazgeçilmez unsurlarından biri olacağını vurgulayan Bakan Bayraktar, “Nükleer enerji; güvenilir, büyük ölçekli ve düşük karbonlu baz yük elektrik üretimi sağlamakta. Bu nedenle mevcut nükleer programımızı kararlılıkla sürdürürken, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojileri de yakından takip ediyoruz. Giderek daha fazla elektrikleşen bir ekonomide, nükleer enerji ile yenilenebilir enerjiyi rakip değil; güvenli ve temiz bir enerji sisteminin birbirini tamamlayan iki temel bileşeni olarak görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Şebekeler Değişen Elektrik Talep Modellerine Yanıt Verebilmeli Yalnızca üretim yatırımlarına odaklanmanın yeterli olmadığını ifade eden Bakan Bayraktar, hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç olduğunu belirtti. Bakan Bayraktar, “Elektrik şebekelerimizin daha büyük, daha güçlü, daha akıllı ve daha esnek hale gelmesi gerekiyor. Bu şebekeler; yeni yenilenebilir enerji yatırımlarını sisteme bağlayabilmeli, depolama çözümlerini entegre edebilmeli, elektrikli araçları destekleyebilmeli ve değişen elektrik talep modellerine dinamik biçimde yanıt verebilmeli” dedi. Kritik Minerallere Yatırım İletim altyapısı ve depolamaya yatırım yapmak kadar önemli olan bir diğer alanın da iletim hatları ve bataryalar için gerekli olan kritik minerallere yatırım olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, bu minerallerin çıkarılması ve madencilik projelerinin finansmanının stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çekti. İklim Finansmanı, Direnci ve Uyum Yatırımlarını Da Finanse Etmeli Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle elektrik altyapısını yeniden tasarlamak ve güçlendirmek gerektiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Bugün dünyanın birçok bölgesinde sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınları daha sık ve daha şiddetli yaşanmaktadır. Bu aşırı hava olayları elektrik üretimini, iletimini ve dağıtımını doğrudan etkileyebilmektedir. Dolayısıyla iklim finansmanı yalnızca emisyonların azaltılmasına odaklanmamalı, aynı zamanda iklim direncini ve uyum yatırımlarını da finanse etmelidir. Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır. Bunun için ise çok büyük finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır” dedi. Kamu finansmanının tek başına yeterli olmayacağını belirten Bakan Bayraktar, özel sektör sermayesini, uluslararası finans kuruluşlarını, kalkınma bankalarını ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıları harekete geçirmek zorunda olduklarını kaydetti. Bakan Bayraktar, özellikle gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişimin hayati önem taşıdığını vurguladı. En Az 80 Milyar Dolar Yatırım Dünyayı eşi benzeri görülmemiş ölçekte bir enerji dönüşümünün beklediğine işaret eden Bakan Bayraktar, “Daha fazla yenilenebilir enerjiye, daha yüksek enerji verimliliğine, nükleer enerjiye, depolamaya, elektrifikasyona ve iletim ile dağıtım şebekelerine yönelik devasa yatırımlara ihtiyaç var. Enerji altyapımız, Türkiye’de 20235 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırım gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. Doğru Finansman Mimarisi Bakan Bayraktar, şunları da kaydetti: Tüm enerji sistemimizi iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Bu yalnızca çevre gündemi değil, aynı zamanda bir enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği gündemidir. Gerekli yatırımları harekete geçirir ve doğru finansman mimarisini kurabilirsek daha güvenli bir enerji sistemini, daha rekabetçi bir ekonomiyi ve daha temiz bir geleceği çocuklarımıza bırakabiliriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.