Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Krizi

Kapsül Haber Ajansı - İklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde Yeni Dönem Heyecanı Başladı Haber

Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde Yeni Dönem Heyecanı Başladı

Yeni dönemde proje kapsamı öğretmen ve velileri de içine alacak şekilde genişlerken; öğretmenlerin çocuklarda ve gençlerde iklim kaygısını ve diğer iklim duygularını anlamalarını, bu duyguların umut ve yapıcı iklim eylemine dönüşmesini desteklemeye yönelik eğitimler de programda yer alıyor. Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmaları ile proje, Polat Enerji’nin santral bölgelerindeki öğrencilere ulaşarak geleceğin yeşil dünyasına yönelik farkındalık kazandırıyor. Projenin dördüncü yılında, gerçekleştirilen çalışmaları ve hedefleri değerlendirmek üzere Polat Enerji Stratejiden Sorumlu Direktörü (CSO) Aslı Kehale ve Yuvam Dünya Derneği Kurucu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki öncü şirketlerinden Polat Enerji ile topluma fayda sağlamayı amaçlayan Polat Vakfı iş birliğiyle 2023 yılında hayata geçirilen “Geleceğe Yeşil Işık Yak” projesi, ilkokul ve meslek lisesi öğrencilerinde sürdürülebilir bir geleceğe yönelik farkındalık yaratmaya devam ediyor. Öğrenciler, proje kapsamında hem yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarının önemini kavrıyor hem de çevreye duyarlı enerji üretimi konusunda bilinçleniyor. Grup çalışmalarıyla hazırladıkları rüzgâr türbini maketleri sayesinde rüzgârın gücünün enerjiye dönüşümünü gözlemleme ve deneyimleme fırsatı buluyorlar. Proje kapsamında uygulanan döngüsel model ise bu başarıyı pekiştiriyor: İlkokul öğrencilerinin atölyelerde kullandığı rüzgâr türbini maketleri, Manisa Polinas ve Kırşehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından üretiliyor. Böylece meslek liseli gençler hem teknik becerilerini geliştiriyor hem de döner sermaye modeliyle kendi ekonomilerine ve okullarına katkı sağlıyor; projede "öğrenciden öğrenciye" uzanan bütünlüklü bir üretim ve öğrenme zinciri kesintisiz şekilde sürüyor. Gerçekleştirilen bağımsız Sosyal Etki Analizi sonuçları da projenin yarattığı somut değeri gözler önüne seriyor: Genel SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) oranı 1,6 olarak gerçekleşirken; projeye yatırılan her 1 TL, toplumda 1,6 TL değerinde sosyal faydaya dönüşüyor. İlkokul bileşeninde bu oran 1,7'ye ulaşıyor. Atölyelere katılan ilkokul öğrencilerinin %99'u en az bir yeni çevre koruyucu davranışı benimserken, %81,3'ü öğrendiklerini ailesi ve arkadaşlarıyla paylaşarak bu bilinci evlerine taşıdı. Yeni eğitim-öğretim yılında proje kapsamında Yuvam Dünya Derneği tarafından düzenlenecek Enerji Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmalarına yaklaşık 2500 ilkokul ve 800 meslek lisesi öğrencisinin katılması planlanıyor. Ayrıca yeni dönemde proje kapsamı, öğretmen ve velileri de kapsayacak şekilde genişletildi. Öğretmenlere yönelik yüz yüze farkındalık eğitimleri ve özel olarak hazırlanan 'Doğa Etkinlikleri - Öğretmen El Kitabı' hayata geçirilirken, velilere yönelik ise çevrim içi farkındalık eğitimleri gerçekleştirilecek. Meslek lisesi öğrencilerimiz için ise teknik seminerlerin ötesine geçilerek Polat Enerji santrallerine saha ziyaretleri, teknik kariyer sohbetleri ve yeşil beceriler odağı artırılıyor. Böylece okul-aile iş birliğinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliği ile sürdürülebilir yaşam konusunda ortak bir farkındalık oluşturulması hedefleniyor. 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde gerçekleştirilecek öğretmen ve veli eğitimleri ile ilkokul ve meslek lisesi atölyelerinin ilki 23 – 27 Kasım tarihleri arasında ilkokul ve meslek liseleri atölyeleri ila başlayacak, 30 Kasım’da ise yine Kırşehir’de “Veli Farkındalık” eğtimi ile devam edecek. Polat Enerji Stratejiden Sorumlu Direktörü (CSO) Aslı Kehale "Polat Enerji olarak sürdürülebilirliği yalnızca yenilenebilir enerji üretimiyle sınırlı bir faaliyet alanı olarak görmüyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik; çevresel sorumluluklarımızın ötesine geçerek toplumsal gelişime katkı sağlamayı, gelecek nesillere yatırım yapmayı ve yarattığımız değeri toplumun tüm kesimlerine ulaştırmayı kapsıyor. Temiz enerji üreterek daha yaşanabilir bir dünyaya katkıda bulunurken, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde toplumsal kalkınmayı desteklemeyi önceliklerimiz arasında tutuyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz 'Geleceğe Yeşil Işık Yak' projemizi, tek seferlik bir çalışma değil, ölçülebilir ve kalıcı fayda üreten uzun soluklu bir yatırım olarak ele alıyoruz. Sahadan elde ettiğimiz veriler de bu yaklaşımın somut karşılığını doğruluyor: Yaptırdığımız sosyal etki analizi sonucu elde edilen verilere göre, Projemize yapılan her 1 TL'lik yatırım toplumda 1,6 TL değerinde sosyal faydaya dönüşürken, atölyelerimize katılan çocuklarımızın yüzde 99'u çevre dostu yeni alışkanlıklar kazandığını bildiriyor. Yeni dönemde ise bu etki halkasını daha da genişletiyoruz. Öğrencilerimizin yanı sıra öğretmenlerimizi ve velilerimizi de kapsayan derinleştirilmiş modelimizle, ülkemizin temiz enerji dönüşümünün toplumsal ayağını güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Dedi. Yuvam Dünya Derneği Kurucu Başkanı Kıvılcım Pınar Eğilmez Kocabıyık: “İklim krizi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir eğitim krizidir. Bu krizle mücadelede çocukları ve gençleri yalnızca sorunlar hakkında bilgilendirmek yeterli değil; onları bilimsel bilgiyle, çözüm üretme becerileriyle ve harekete geçme kapasitesiyle güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü sürdürülebilir bir gelecek, temiz enerji teknolojileri kadar bu dönüşümü gerçekleştirecek insan kaynağının yetişmesine de bağlı. Bu nedenle iklim ve enerji okuryazarlığının erken yaşlardan itibaren kazandırılmasını ve özellikle mesleki eğitimde yeşil becerilerin geliştirilmesini çok önemsiyoruz. Yuvam Dünya olarak iki yıldır eğitim programlarını yürüttüğümüz Geleceğe Yeşil Işık Yak Projesi’nde hedefimiz, öğrencilerle başlayan öğrenme sürecini öğretmenleri ve aileleri de kapsayan bütüncül bir eğitim modeline dönüştürmek. Öğretmenlerimizin iklim krizini bilimsel temelleriyle kavramalarını, çocukların ve gençlerin yaşadığı iklim kaygısını ve diğer iklim duygularını anlayarak bu duyguları umut ve yapıcı iklim eylemine dönüştürmelerine rehberlik edebilmelerini destekleyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kalıcı dönüşüm, bilginin beceriye, farkındalığın davranışa ve kaygının eyleme dönüşmesiyle mümkün. Bu projeyle yalnızca iklim konusunda bilinçli değil, çözümün bir parçası olabilecek nesiller yetişmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.” Dedi. Geleceğe Yeşil Işık Yak projesi, 2023 yılından bu yana yenilenebilir enerji, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik gibi kavramların eğlenceli ve öğretici yöntemlerle ele alındığı Enerji Atölyeleri ve Meslek Lisesi Buluşmalarıyla 7.683 ilkokul, 1.934 lise öğrencisi ile 510 öğretmene ulaşıldı. Projeyle 3 yılda 8 farklı şehirde 117 okulda 242 atölye düzenlenirken, yaklaşık 162 saat eğitim verildi. Enerji Atölyelerinde ilgili kavramlar, eğlenceli oyunlar ve etkinlikler eşliğinde öğrencilere aktarılırken, atölye sonunda gerçekleştirilen maket çalışmasıyla rüzgâr türbinlerinin çalışma sistemi uygulamalı olarak gösterildi. İklim krizi ve sürdürülebilirlik kapsamında dünya genelindeki çalışmalar ve araştırmalar hakkında da bilgi verilen etkinliklerle öğrencilerin bu konularda farkındalık kazanması hedeflendi. Enerji Atölyeleri, 3 uzman eğitmen ve 1 yardımcı eğitmen rehberliğinde 58 gün boyunca gerçekleştirilirken, Meslek Lisesi Buluşmaları ise 15 gün boyunca, 1 uzman eğitmen ve 4 yardımcı eğitmenle gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi Çocukların Gelişimini De Tehdit Ediyor! Haber

İklim Krizi Çocukların Gelişimini De Tehdit Ediyor!

Üsküdar Üniversitesi tarafından kurulan COP31 Koordinatörlüğü; bilimsel bilgi üretimi, proje geliştirme, toplumsal farkındalık ve disiplinlerarası çözüm üretimi vizyonuyla tüm akademik ve idari birikimini küresel iklim eylemi ile bütünleştirmek amacıyla sürdürüyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), küresel iklim müzakereleri ile saha çözümlerini buluşturan en kritik platformlardan biri olurken, Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri de alandaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Koordinatörlük bu kapsamda bilimsel etkinliklerle konuyu farklı disiplinlerden ele alıyor, farkındalık oluşturuyor. COP31 faaliyetleri kapsamında “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” başlıklı çevrim içi etkinlik düzenlendi. İklim krizinin çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminden insan sağlığına, genetik mühendisliğinden yeşil bilişime kadar geniş bir çerçevede değerlendirildi. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdür Yardımcısı, Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller moderatörlüğündeki programa, Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte iklim krizine genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yeşil bilişim ve çocuk gelişimi eksenlerinde disiplinlerarası bir bakış sunuldu. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu” Etkinlik kapsamında değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, toplantının iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturması açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek çocukların geleceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Koçak; “Çocuk gelişiminin hamilelikle başlayıp adölesan çağına kadar devam eden süreci en önemli noktalardan biri. Biz çocukları iyi yetiştirir ve hayata hazırlarsak bu hem insanlığın hem de ülkelerin geleceği açısından büyük önem taşıyor. COP31 kapsamında Antalya’daki sunumların yanı sıra farkındalık oluşturacak diğer toplantılarımızın da verimli geçmesini diliyorum. Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu. Bundan sonra da seminerlerimiz devam edecek.” şeklinde konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller: “İklim krizi sadece atmosferik bilimlerin çözebileceği bir sorun değil” Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, programda yaptığı açılış konuşmasında iklim krizinin artık tek bir disiplinin çözebileceği bir sorun olmaktan çıktığını vurguladı. Adiller; “COP31 sürecine doğru ilerlerken çok net bir gerçekle karşı karşıyayız aslında. İklim krizi artık sadece atmosferik bilimlerin tek başına çözebileceği bir sorun değil. Çünkü iklim değişikliğini geri almanın yanında iklim değişikliğine uyum süreci içerisindeyiz. O yüzden de iklim değişikliği sağlık, bilişim, genetik, ekonomi, sosyoloji ve eğitim gibi yaşamın tüm katmanlarını doğrudan etkileyen en büyük multidisipliner krizlerden biri. Bu anlayışla Üsküdar Üniversitesi olarak iklim eylemini tek taraflı bir mücadele olarak değil farklı disiplinlerin ortak akılla ürettiği bütüncül ve çözüm arayışı olarak ele alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nurper Ülküer: “1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya” Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, iklim değişikliğinin çocukların gelişimi ve sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Ülküer; “Aşırı sıcaklık aslında beyin gelişimine etki ediyor. Beyin aşırı sıcaklığı kendi iyilik haline bir tehdit olarak görüyor ve buna karşı da stres tepkisi sistemi geliştiriyor. Hamilelik ve erken çocukluk döneminde stres sisteminin aşırı harekete geçmesi çocuğun duygu düzenleme bağlantılarını olumsuz şekilde etkiliyor. İklim değişikliğinin çocuklar üzerinde başka etkileri de var. 1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya, 470 milyon çocuk ise kuraklıkla karşı karşıya. Orman yangınları, dumanından biyolojik ortamın kaybolmasına kadar her alanda çocukların gelişimini, çocuk sağlığını ve insan sağlığını etkiliyor. Bütün bunlar çocukların gelişimini ve aileleriyle olan bağlarını etkileyecek. Bunlar için çok acil tedbirler alınması ve çocuklarla ilgili her türlü iklim projesinin ve programının ortaya konulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor” İklim değişikliğinin çocuklar arasındaki mevcut eşitsizlikleri de derinleştirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ülküer; “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor. Sosyoekonomik açıdan daha şanslı olan çocukların iklimin bu olumsuz etkilerinden daha az etkilendiğini ve daha çabuk da bu ortamdan kurtulduğunu görüyoruz ama kırılgan grupların, sosyoekonomik açıdan daha şanssız ortamlarda ve daha zor koşullarda olan çocukların iklim koşullarından daha fazla etkilendiğini ve böylelikle de var olan eşitsizliğin sosyal, ekonomik ve kültürel eşitsizliğin giderek daha da arttığını görüyoruz. 0-6 yaş döneminde çocukların beyin gelişimi, bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara karşı duyarlılık ve akciğer gelişimi gibi alanlar çevresel problemlerden etkileniyor. Adölesan dönemi de gelişim açısından önemli bir risk zamanı. Bu nedenle UNICEF ve çocuk hakları konusunu savunanlar iklim krizinin aslında bir çocuk hakları krizi olduğunu söylüyorlar.” şeklinde konuştu. “Daha etkin çalışmalara ihtiyacımız var” Prof. Dr. Ülküer, Türkiye’de çocukların iklim değişikliğinden nasıl korunabileceğine yönelik araştırmaların artırılması gerektiğini dile getirerek, “Çocuğun gelişimiyle ilgili iklim çalışmalarına baktığımız zaman araştırmaların büyük bir kısmının Amerika'da ve Çin'de olduğunu görüyoruz. Türkiye'de ise büyük bir kısımda hala çocuğun gelişimine yönelik araştırmalar yok. Araştırmaların büyük odağı sağlıkla ilgili çalışmalar. Çocukların iklim değişikliğinin etkilerinin nasıl azaltılması gerektiğiyle ilgili çalışmalar daha az, ama ne tür etkileri olduğu ile ilgili çalışmalar daha fazla. Bizim biraz daha iklim değişikliklerinin çocuğun doğum öncesinden başlayarak adölesan dönemine kadar hangi alanlarda nasıl etkilediği ve bunların azaltılması, önlenmesi için neler yapılması gerektiğiyle ilgili daha etkin, aktif çalışmalara ihtiyacımız var.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan: “Çevresel stres altında üretimi korumak bizim için çok önemli” Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, iklim eyleminde genetik mühendisliği ve biyoteknolojinin rolüne değinerek insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi alanlarında yürütülen çalışmaları anlattı. Dr. Taştan; “İklim eylemine sadece çevre odaklı değil, aslında insan sağlığına etki edebilecek tüm odakları bir araya getirmek suretiyle bakmak istedik. Çünkü uyum konusunda özellikle çevresel stres altında sağlığı ve üretimi korumak bizim için çok önemli. Ortak çalışmamız burada ‘Biyolojik dayanıklılık nasıl olmalı?’ sorusu üzerine şekilleniyor. Biz bunu insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi kapsamında ele almaya çalışıyoruz.” dedi. “Kişiye özel tedavi insan sağlığını doğru anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor” Dr. Taştan, genetik mühendisliği teknolojilerinin insan sağlığı ve iklim değişikliği arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkı sunduğunu belirterek, kişiye özel tedavi ve yeni nesil tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti. Dr. Taştan; “Gelişen CRISPR gibi genetik mühendislik yaklaşımlarıyla vücudumuzda gerçekleşen hastalıkların temelinde yatan nedenleri yeni hastalık modelleriyle anlayabiliyoruz. Daha az maliyetle ve daha hızlı bir şekilde insan sağlığını ve kalitesini artırabilecek yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleri geliştirmeye başlıyoruz. Özellikle aşırı sıcaklığın ve hava kirliliğinin üzerimizde oluşturduğu yan etkiler, gıda, su ve enfeksiyon riskleri iklim değişikliğiyle birlikte insan sağlığını beraber ele almamız gereken konular. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıklara sahip bireyler için kişiye özel tedavi ve kişiye özel tanı yöntemlerini kullanmak, iklim değişikliğiyle beraber insan sağlığını da doğru şekilde anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor.” şeklinde konuştu. “İklimlendirme odası ve laboratuvar kurduk” Tarım alanındaki çalışmalarına da değinen Dr. Taştan, iklim koşullarına dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesine yönelik araştırmalar yürüttüklerini ifade etti. Dr. Taştan; “Türkiye'nin en büyük tarımsal faaliyetlerinden biri pamuk üretimi. Türkiye'nin sadece Urfa değil Hatay, Adana, Aydın gibi birçok farklı yerinde özellikle lif kalitesi ve stres altında pamuk üretimiyle ilgili birçok farklı sorun ve şikâyet var. Biz de bunun için büyük bir iklimlendirme odası ve laboratuvar kurarak, özellikle Üsküdar Üniversitesi içerisinde biyolojik dayanıklılığı tarım alanında yeni nesil genetik mühendisliği teknolojileri kullanarak nasıl yapabileceğimizi araştırıyoruz.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral: “İklim eylemi değişen koşullara hazırlanmayı gerektiriyor” Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral, iklim değişikliğinin şirketler açısından yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yönetsel bir mesele olduğunu belirterek, yeşil bilgi sistemleri üzerine gerçekleştirdiği araştırmanın bulgularını paylaştı. Seminerler devam ediyor 14 Ekim'de gerçekleştirilen ikinci webinarda ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir, “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımların Anlamı ve Önemi” başlıklı konuşmasında konuyu Üsküdar Üniversitesi örneği üzerinden ele aldı. Bu kapsamda 21 Ekim 2026 Çarşamba günü de Doç. Dr. Feride Kulalı Özdek tarafından “Nükleerden Hidrojene: Üretim Teknolojileri ve Gelecek Perspektifi” başlıklı seminer gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi Haber

LİBERİST’26’da Düşüncenin Rotası Yeniden Çizildi

Gün boyunca gerçekleşen panel, söyleşi ve konuşmalarda şehirlerden kültürel mirasa, bilimin yeni sorularından edebiyatın geleceğine, teknoloji ile insan arasındaki değişen ilişkiye kadar pek çok konu tartışıldı. Gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini destekleyen Askıda Bilet uygulamasıyla üç yüz üniversite öğrencisi LİBERİST’26’ya ücretsiz katıldı. Kültür-sanat alanında disiplinlerarası buluşmalara alan açan Liber Kültür Sanat Derneği’nin yıllık zirvesi LİBERİST, ikinci yılında “Yeniden Düşünmek” temasıyla İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Akademisyenleri, sanatçıları, yazarları ve düşünürleri aynı sahnede buluşturan zirve, bir gün boyunca farklı disiplinlerin bugünün dünyasına yönelttiği sorulara alan açtı. Ana etkinlik moderasyonunu Erhan Ali Yılmaz’ın üstlendiği LİBERİST’26’da “Yeniden Düşünmek” teması, gün boyunca farklı disiplinlerin kendi soruları üzerinden ele alındı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel’in açılış konuşmasıyla başlayan program, piyanist Beril Eren ve kemancı Aras Sulanç’ın müzik dinletisinin ardından Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’nin konuşmasıyla devam etti. Geleceğe iz bırakmak ve yeniden düşünmek üzerine konuşan Bali, “Yeniden düşünmeyi teklif etmek, zekâ ve cesaretin ötesinde aslında bir haysiyet meselesidir” diyerek kültür ve sanatın yerleşik fikirlerin üzerindeki örtüyü kaldırma gücüne dikkat çekti ve “Ya gelecek için her şeyi yeniden düşünmek zorundaysak?” sorusunu gündeme taşıdı. Liber Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel ile Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun gerçekleştirdiği Liberist Özel Söyleşisi’nde, Dellaloğlu’nun Poetik ve Politik kitabından hareketle kültür, kalkınma ve ortak düşünce zemini konuşuldu. “Yeniden düşünmek için önceden düşünmüş olmak gerekir” diyen Dellaloğlu, kalkınmanın yalnızca sayısal göstergeler üzerinden değerlendirilemeyeceğine ve birlikte düşünebilmek için ortak bir dil ve zihniyete ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Özlem Gürses moderatörlüğündeki “Kimin Şehri? Kamusal Alanı Yeniden Düşünmek” başlıklı sanat panelinde Murat Germen ve Emre Zeytinoğlu, sanatın kamusal alandaki yeri üzerinden günümüz kentlerini tartıştı. Kamusal alanda sanata erişimden farklı sınıf ve kimliklerin bir arada var olmasına uzanan panelde; çoğulluk, iktidar, aidiyet ve toplumun kamusal alanı sahiplenme biçimleri ele alındı. Nilay Örnek moderatörlüğündeki Kültürel Miras Panel’inde ise Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, bir toplumun kendi hafızasını yaratmasının önemine dikkat çekerek kültürel miras, toplumsal bellek ve aidiyet arasındaki ilişkiyi ve Baksı Müzesi’nin hikâyesini anlattı. Prof. Dr. Veysi Erkcan Özcan moderatörlüğündeki bilim panelinde Prof. Dr. Çiğdem Gündüz Demir ve Doç. Dr. Özlem Beyarslan, yapay zekânın bilimsel düşünme ve öğrenme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Yapay zekânın sağladığı hızın insanın düşünme ve sezgi geliştirme süreçlerine etkisi ele alınırken, “Yapay zekânın sezgisi olabilir mi?” sorusu üzerinden insan sezgisi ile yapay zekânın ürettiği sonuçlara duyulan güven de sorgulandı. Prof. Dr. Zekiye Antakyalıoğlu moderatörlüğündeki edebiyat panelinde Yalın Alpay ve Cem Alpan, çağımızın edebiyatının bugünü ve geleceği nasıl yeniden düşündüğünü ele aldı. Bireyselleşmenin ve daralan kamusal alanın edebiyattaki karşılığı özkurmaca üzerinden tartışılırken; iklim krizi ve toplumsal travmalar gibi çağın meselelerinin yeni ve melez anlatı biçimlerini nasıl ortaya çıkardığı değerlendirildi. “Teknoloji ve İnsanı Yeniden Düşünmek” başlıklı felsefe panelinde ise Prof. Dr. Kaan Harun Ökten, Prof. Dr. Emre Şan ve Pelin Dilara Çolak, teknolojinin insanın dünyayı görme ve deneyimleme biçimleri üzerindeki etkisini tartıştı. “Teknoloji dünyanın tek ve baskın görme biçimi olma yolunda mı?” sorusunun gündeme geldiği panelde, teknolojinin zaman algısından bilme biçimlerimize, düşünme ve analiz yetilerimizden bireyleşme süreçlerimize kadar uzanan etkileri ele alındı. Teknolojik araçların maneviyat gibi farklı alanları da dönüştürdüğüne dikkat çekilirken, teknolojinin yarattığı değişimde felsefenin rolü tartışıldı. Günün “Yapay Zeka Çağında Satır Araları” başlıklı kapanış panelinde ise Prof. Dr. Itır Erhart ve FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula, yapay zekânın yalnızca çalışma hayatını değil, insan ilişkilerini de dönüştürdüğüne dikkat çekti. Farklı alanlardan yola çıkan konuşmaların ortak noktasında, değişen dünyayı anlamak için yalnızca yeni cevaplar aramanın değil, bugüne kadar doğru kabul edilen soruları ve düşünme biçimlerini de yeniden ele almanın gerekliliği öne çıktı. Askıda Bilet ile üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveye katıldı LİBERİST’in gençlerin kültür, sanat ve düşünce dünyasına erişimini desteklemek amacıyla sürdürdüğü Askıda Bilet uygulaması, zirvenin ikinci yılında daha fazla üniversite öğrencisine ulaştı. 2025 yılında “Merak” temasıyla gerçekleştirilen ilk LİBERİST, altı yüz katılımcıyı aynı çatı altında buluştururken, Askıda Bilet sayesinde doksan dört üniversite öğrencisi etkinliğe ücretsiz katılmıştı. Bu yıl yaklaşık sekiz yüz katılımcıyla gerçekleşen LİBERİST’26’da ise Askıda Bilet desteğiyle üç yüzden fazla üniversite öğrencisi zirveyi ücretsiz takip etti. Ferah Türel: “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz” Liber Kültür Sanat Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ferah Türel, LİBERİST’26’nın ardından yaptığı değerlendirmede zirvenin ikinci yılında sekiz yüz katılımcıya ulaşmasının ve üç yüz üniversite öğrencisinin Askıda Bilet desteğiyle etkinliğe katılmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Türel, “LİBERİST’in büyümesini yalnızca katılımcı sayısıyla ölçmüyoruz. Bizim için asıl değerli olan, burada ortaya çıkan soruların ve fikirlerin bu salonun dışına taşması. Bu yıl ‘Yeniden Düşünmek’ derken insanları bildiklerinden vazgeçmeye değil, bildiklerine başka bir yerden bakmaya davet ettik. Sanattan bilime, edebiyattan felsefeye çok farklı alanlardan insanların aynı gün içinde birbirinin düşüncesine temas ettiğini görmek bizim için çok kıymetli. Özellikle Askıda Bilet sayesinde üç yüz üniversite öğrencisinin bu buluşmanın parçası olması, LİBERİST’in yaratmak istediği düşünce alanının daha fazla gence ulaşması açısından bizi ayrıca mutlu ediyor. Önümüzdeki yıllarda bu alanı daha da büyütmek, daha fazla insanı soru sormaya, tartışmaya ve birlikte düşünmeye davet etmek istiyoruz” dedi. Kitap kulübünden disiplinlerarası bir düşünce alanına 2019 yılında bir kitap kulübü olarak başlayan Liber, 2023 yılında otuz sekiz kadın kurucu üyenin öncülüğünde dernekleşti. Bugün dokuz yüz yirmi kişilik kitap kulübü ağı ve seksen üç aktif üyesiyle çalışmalarını sürdüren Liber Kültür Sanat Derneği; okuma kültürünü yaygınlaştırmayı, sanatı ve sanatçıyı desteklemeyi, bilimsel düşünceyi teşvik etmeyi ve kültürel mirası evrensel bir yaklaşımla geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlki 2025 yılında “Merak”, ikincisi ise “Yeniden Düşünmek” temasıyla gerçekleştirilen LİBERİST Kültür ve Sanat Zirvesi de derneğin farklı disiplinler ve farklı bakış açıları arasında diyalog kurma yaklaşımının en geniş buluşma alanlarından birini oluşturuyor. Bir gün boyunca farklı disiplinlerin sorularını aynı sahnede buluşturan LİBERİST’26, ikinci yılını tek bir cevaba ulaşmaya çalışmak yerine yeni sorulara alan açarak tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu "Sürdürülebilir İlerleme" Temasıyla Yayımladı Haber

Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu "Sürdürülebilir İlerleme" Temasıyla Yayımladı

Bölgenin en büyük poliüretan sistem evi Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu paydaşlarıyla buluşturdu. Kimpur, raporun "Sürdürülebilir İlerleme" temasını; ilerlemeyi yalnızca büyümeyle değil, faaliyetlerinin çevresel, toplumsal ve operasyonel etkilerini gözeterek ele alan yaklaşımının bir yansıması olarak belirledi. Bu doğrultuda Kimpur, 2025 yılı boyunca faaliyetlerinin etkilerini daha iyi anlamaya, kaynak kullanımını iyileştirmeye ve süreçlerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttü. Şirket, sürdürülebilirliği; düzenli olarak gözden geçirilen, sürekli gelişim ve kalıcı iyileştirmelerle güçlenen bir ilerleme süreci olarak ele alıyor. Sürdürülebilirlik öncelikleri yeniden değerlendirildi Kimpur, 2025 yılında sürdürülebilirlik önceliklerini değişen küresel koşullar ve iş modelinin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirdi. Öncelikli konular; İklim Krizi ve Karbon Yönetimi, Sürdürülebilir Büyüme, Sürdürülebilir Ürün Yönetimi, Bilgi Güvenliği ve Siber Riskler, Çalışan Hakları ile Risk Analizi ve Mevzuatlara Uyum başlıkları altında yapılandırıldı. Bu güncellemeyle Kimpur, sürdürülebilirlik konularıyla kurumsal stratejisi ve iş modeli arasındaki ilişkiyi daha belirgin hale getirirken; dijitalleşme, siber riskler ve kimya sektöründe giderek artan regülasyon ve uyum gereklilikleri gibi gelişmeleri de önceliklendirme yaklaşımına dahil etti. Karbon yönetiminde 2030 hedefine doğru ilerleme İklim Krizi ve Karbon Yönetimi'ni öncelikli konularından biri olarak ele alan Kimpur, 2025 yılında Kapsam 1 ve 2 emisyon yoğunluğunu baz yıl olan 2022'ye kıyasla %16 oranında azaltarak, birim üretim başına düşen karbon ayak izini 0,061 tCO₂e/ton seviyesinde korudu. Bu performans, şirketin 2030 yılı emisyon azaltım hedefi doğrultusundaki ilerlemesini ortaya koydu. Kimpur'un Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyon verileri, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) kapsamında bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanıyor. Şirket, karbon yönetiminin yanı sıra enerji, atık ve kaynak verimliliğinin artırılması ve üretimde çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Aktif ürün portföyünün %97'sinin karbon ayak izi hesaplandı Sürdürülebilir ürün yönetimini ürün geliştirme ve portföy yönetimi süreçlerine entegre eden Kimpur'un biyo içerikli, geri dönüştürülmüş içerikli, malzeme optimizasyonu sağlayan ve düşük karbon ayak izli ürünlerden oluşan sürdürülebilir ürün grubunun toplam satışlar içerisindeki payı 2025 yılında %21 seviyesinde gerçekleşti. Ürün yaşam döngüsü analizi (LCA) ve ürün karbon ayak izi (PCF) çalışmaları kapsamında aktif ürün portföyünün %97'sinin karbon ayak izi hesaplamaları tamamlandı. Döngüsel ekonomi çalışmalarını da sürdüren Kimpur, Düzce tesisinde PET polyester üretimini devreye alırken; düşük GWP'li teknolojiler, biyo içerikli sistemler, malzeme optimizasyonu ve düşük emisyonlu ürünlere yönelik Ar-Ge çalışmalarına devam etti. Ar-Ge'de 147 proje 2017 yılından bu yana T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescilli Ar-Ge Merkezi ile faaliyet gösteren Kimpur, 2025 yılı boyunca 147 Ar-Ge projesi yürüttü. Projelerin %80'i müşteri ihtiyaçlarına yönelik endüstriyel uygulamalara dönüştü. Kimpur ayrıca Eurostars, TÜBİTAK 1832 ve Interreg NEXT MED proje başvurularında yer alarak uluslararası proje ekosistemindeki çalışmalarını sürdürdü. Sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, düşük karbon dönüşümü ve güvenli malzeme geliştirme odaklı çalışmalar sonucunda şirket, 2030 yılı için belirlediği Avrupa Birliği proje hedeflerine planlanandan önce ulaştı. Çalışan deneyimi ve kadın temsilinde gelişim Çalışan haklarını sürdürülebilirlik öncelikleri arasında ele alan Kimpur, çalışan deneyimi, bağlılığı ve eşitliği destekleyen çalışmalarını 2025 yılında da sürdürdü. Happy Place to Work değerlendirmesinde çalışan memnuniyeti ve bağlılığı puanı 2024 yılındaki 83 seviyesinden 2025 yılında 85'e yükselirken, ankete katılım oranı %95 olarak gerçekleşti. Kimpur, çalışan deneyimine yönelik uygulamalarıyla üçüncü kez üst üste "Mutlu İşyeri" unvanını almaya hak kazandı. Toplumsal cinsiyet eşitliğini yönetim yapısında da destekleyen Kimpur, 2025 yılı için belirlediği %28 kadın üye oranı hedefini aşarak Yönetim Kurulundaki kadın temsilini %40'a yükseltti. Bu gelişme, şirketin karar alma mekanizmalarında kadın temsilini güçlendirme ve üst yönetimde toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme yaklaşımının önemli bir göstergesi oldu. Şirket; eşitlik, gelişim, açık iletişim, çalışan sağlığı ve güvenliği odağındaki uygulamalarıyla sürdürülebilir ilerlemenin toplumsal boyutunu çalışma kültürü ve yönetim yaklaşımının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Sürdürülebilirlik performansına EcoVadis Gold Madalya Kimpur'un çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası değerlendirmelerde de karşılık buldu. Şirket, 2025 yılında EcoVadis sürdürülebilirlik değerlendirmesinde Gold Madalya almaya hak kazandı. Değerlendirme; çevre, iş gücü ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıklarında Kimpur'un sürdürülebilirlik performansını bütüncül olarak ele aldı. Kimpur, "Sürdürülebilir İlerleme" yaklaşımı doğrultusunda; çevresel, toplumsal ve operasyonel etkilerini gözeterek gelişim alanlarını düzenli olarak değerlendirmeyi ve sürdürülebilirlik performansını sürekli iyileştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Porsuk Festivali’nde Sümerpark Sanatın Buluşma Noktası Oldu Haber

Porsuk Festivali’nde Sümerpark Sanatın Buluşma Noktası Oldu

Festivalin önemli duraklarından Sümerpark, gün boyunca sanat, tasarım, müzik ve farklı etkinliklere ev sahipliği yaparken, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de festival alanını ziyaret ederek sanatçılar ve gençlerle bir araya geldi. Sümerpark’a gelen Başkan Ayşe Ünlüce, festival alanını gezerek stantları tek tek ziyaret etti. Sanatçılarla ve gençlerle sohbet eden Başkan Ünlüce, “Sanatın, müziğin, tiyatronun ve birbirinden renkli etkinliklerin Porsuk’un kıyısında buluştuğu bu güzel atmosferi her yaştan birlikte yaşadık. Her köşesinde başka bir etkinliğin, başka bir heyecanın olduğu festival alanımızda özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin enerjisi bizleri çok mutlu etti.” ifadelerini kullandı. GENÇLERİN YARATICILIĞI TASARIM PAZARI’NDA BULUŞTU Festival alanının dikkat çeken etkinliklerinden biri, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğrencilerinin katılımıyla oluşturulan Tasarım Pazarı oldu. Genç tasarımcıların kendi fikirleri ve emekleriyle hazırladıkları özgün ürünlerin yer aldığı stantlar, ziyaretçilerden büyük beğeni topladı. Tasarım, yaratıcılık ve özgünlüğün ön plana çıktığı pazar, gençlerin üretimlerini sanatseverlerle buluştururken festival alanına da renk kattı. Tasarım Pazarı, festivalin cumartesi ve pazar günlerinde de ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. ATIK METALLER SANATA DÖNÜŞÜYOR Festival kapsamında gerçekleştirilen sanat çalıştayları ise sanat ve çevre duyarlılığını aynı çatı altında buluşturdu. “Atıktan Sanata Heykel Atölyesi” ve “Baycan Dalga Atölyesi” kapsamında Anadolu Üniversitesi Heykel Bölümü mezunları Mücahit Diyar Ariz, Işıl Afacan, Niyazi Kerem Bengi, Üveys Kınay ve Mustafa Tuğrul, ilk günden eserlerini şekillendirmeye başladı. Eskişehir’in sokaklarından ve atık alanlarından toplanan hurda metallerin kullanıldığı çalıştayda sanatçılar, atık malzemeleri canlı performans eşliğinde özgün heykellere dönüştürüyor. Türkiye’de atık metal malzemeler kullanılarak gerçekleştirilen heykel çalıştaylarının sayısının oldukça sınırlı olması, projeyi sanat ve çevre hareketi açısından dikkat çekici ve ilham verici bir çalışma haline getiriyor. “POPULOUS” SÜMERPARK’TA SANATLA HAYAT BULDU Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğiyle gerçekleştirilen “Populous” sergisi de Sümerpark’ın dikkat çeken çalışmalarından biri oldu. Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çimenci danışmanlığında Heykel Bölümü öğrencileri Selin Varol, Ergün Efe Günönü, Banu Tuğçe Öztopaç, Etem Aka Sözbilir, Deniz Aydın ve Erim Can’ın hazırladığı seçki, kentin simgesi Porsuk Nehri ile Porsuk kıyısındaki doğanın kent yaşamındaki yansımalarını çağdaş sanat aracılığıyla görünür kılıyor. Serginin adı da özel bir kelime oyunundan doğuyor. İngilizcede “kalabalık” ve “topluluk” anlamına gelen Populous, Porsuk kıyısında sosyalleşen kent halkını temsil ederken, kelimenin Latince kökeni Populus ise “kavak ağacı” anlamına geliyor. Genç heykeltıraşların Sümerpark’ın farklı noktalarına yerleştirdiği eserler, Porsuk kıyısındaki kavak ağaçlarını ve bu alanda bir araya gelen insan topluluklarını çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumluyor. “NEHİR ŞÖVALELERİ” PORSUK KIYILARI TUVALE DÖNÜŞTÜ Uluslararası sanat çalıştayı kapsamında gerçekleştirilen “Nehir Şövaleleri” etkinliğinde ise yerli ve yabancı sanatçılar, Porsuk Nehri kıyısında kurdukları şövalelerde eserlerini ortaya çıkarmaya başladı. Birleşik Krallık’tan Andrew Smith ve Simon J. Houlton, Rusya’dan Ekaterina Dunaeva, İtalya’dan Giulia Tosco, Mısır’dan Maha Sabry, Finlandiya’dan Petri Hilden, Romanya’dan Tudor Serbanescu, Hindistan’dan Ritu Aggarwal, Ritu Singh Panday, Sanju Jain, Shikha Gupta, Shilpa Kishore Patole, Shraddha Panday ve Sujata Vijay Achrekar’ın yanı sıra Türkiye’den Barış Özyurt, Bora Uluyol, Doğa Deniz Güler, Ece Zeber, Seyit Kurban ve Ülkü Usta çalıştaya katıldı. Farklı ülkelerden sanatçıların Porsuk’un doğal ve kent yaşamıyla iç içe atmosferini tuvallerine yansıttığı çalışma, festivalin uluslararası sanat boyutunu da güçlendirdi. SÜMERPARK’TA RED BULL HAREKETLİLİĞİ Sümerpark’taki festival deneyimine Red Bull aktivasyonları da renk kattı. Gün boyunca gerçekleştirilen dinamik etkinlikler, katılımcılara farklı deneyim ve etkileşim alanları sunarken festival alanındaki hareketliliği artırdı. GÜN BOYU MÜZİK KEYFİ Sümerpark’ta gün boyunca müzik de festival coşkusuna eşlik etti. Cengohaus DJ’leri Eren Coşan ve Furkan Boran, performanslarıyla katılımcılara müzik dolu saatler yaşattı. Ardından Efe Yılmaz ve Olgun Koçak mini konserleriyle festival alanını hareketlendirirken, Soup Opera da sahne alarak müzikseverlere keyifli anlar yaşattı. İSKELE26’DA NEHİR SOHBETLERİ VE SİNEMA GECESİ Festivalin bir diğer önemli buluşma noktası olan İskele26 da gün boyunca birbirinden farklı etkinliklere ev sahipliği yaptı. Nehir Sohbetleri kapsamında oyuncu Tansu Biçer, Eskişehir ve kentle ilgili anılarını katılımcılarla paylaşarak keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Bir diğer söyleşide ise Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Çalışma Grubu’ndan Batuhan Bayram ve Merve Özkiremitçi, Porsuk Nehri’nin kent için taşıdığı öneme dikkat çekerek iklim krizi ve çevresel sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. İskele26’da ayrıca “Suare” adlı doğaçlama tiyatro oyunu sahnelenirken, Nehir Sineması kapsamında “Bildiğin Gibi Değil” filmi izleyiciyle buluştu. Filmin ardından yönetmen Vuslat Saraçoğlu ile gerçekleştirilen söyleşiyle sinemaseverler keyifli bir akşam yaşadı. “NORA 2” OYUNU SAHNELENDİ Diğer yandan festival kapsamında Sanat ve Kültür Merkezi de (Opera) tiyatroseverleri ağırladı. Bahçe Galata’nın “Nora 2” adlı oyunu sanatseverle eşsiz anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu Haber

Koç Holding, COP31 İklim Değişikliği Zirvesi’nin “Küresel İş Ortağı” Oldu

Koç Holding Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in “Küresel İş Ortağı” oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu COP31 gündemiyle bir araya geldi. Görüşmede, Koç Holding’in COP31 “Küresel İş Ortağı” unvanıyla yürüteceği çalışmalar ile sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar değerlendirildi. Murat Kurum: “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız.” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin en köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık. COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” dedi. Ali Y. Koç: “Ülkemizin iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat” Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasından memnuniyet duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz. İlk yüzyılımızda müşterilerimizden hissedarlarımıza, bayilerimizden iş ortaklarımıza kadar tüm paydaşlarımızla birlikte büyüdük, geliştik. Topluluğumuzun 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda sürdürülebilirlik yolculuğumuzda da iş ortaklarımızı gerekli dönüşüm için teşvik edecek, daima olduğu gibi omuz omuza ilerleyeceğiz. İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.” İklim değişikliğiyle mücadelenin çok boyutlu bir dönüşüm olduğuna dikkat çeken Ali Y. Koç, “İş dünyamızın iklim taahhütlerini somut ve ticari olarak uygulanabilir çözümlere dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. İklim krizi; ciddi bir iş riski oluşturuyor, sanayinin rekabet gücünü ve geleceğini etkiliyor. Bu kapsamda da teknoloji ve inovasyon kapasitemizi güçlü bir şekilde kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi stratejik öncelik olarak ele alıyoruz. 60'tan fazla ülkede faaliyet gösteren, 155'ten fazla ülkeye ihracat yapan ve gelirlerinin %95'inden fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün merkezinde yer alan sektörlerden elde eden bir Topluluk olarak, ülkemizin iklim hedeflerine ulaşmasında önemli bir etki gücümüz bulunuyor” ifadelerini kullandı. Temiz enerji, elektrifikasyon, enerji ve kaynak verimliliği, iklim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finansman alanlarında yatırımlarını uzun yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüklerini kaydeden Ali Y. Koç, “COP31’in bu çalışmalarımızı paylaşmanın yanı sıra ülkemizden ve dünyadan paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirebileceğimiz son derece değerli bir platform olacağına inanıyoruz” dedi. Koç Holding ve bağlı şirketleri, küresel iklim gündemi kapsamındaki en önemli buluşma sayılan COP31’in master ortakları arasında yer alacak. Küresel iklim taahhütlerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak somut uygulamaların öne çıktığı bir dönemde Koç Holding, 2050 karbon nötr hedefi doğrultusunda Topluluk şirketleriyle birlikte iklim çözümlerini somut iş sonuçlarına dönüştürme deneyimini ulusal ve uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulacak. Sektörel deneyimi, küresel pazarlara erişimi ve geniş ekosistemiyle Koç Holding; teknoloji, finans, stratejik ortaklıklar ve insan kaynağı konusundaki iyi uygulamalarıyla dönüşümü hızlandırma konusunda güçlü bir etki gücüne sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor

Uluslararası Coğrafya Birliği çatısı altında, Türk Coğrafya Kurumu tarafından düzenlenen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı – International Geography Olympiad (iGeo), 11–17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Dedeman İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 1996 yılında 5 ülkenin katılımıyla ve iki yılda bir düzenlenerek başlayan iGeo, yıllar içinde dünyanın önemli uluslararası gençlik ve bilim organizasyonlarından biri haline geldi. Günümüzde her yıl gerçekleştirilen olimpiyat, 2026 yılında 50 ülkeden 16–19 yaş aralığındaki 184 öğrenciyi İstanbul’da bir araya getirerek tarihinin en yüksek katılımına ulaştı. Yalnızca akademik bir yarışma olmanın ötesinde küresel bir bilim diplomasisi ve sürdürülebilir gelecek platformu niteliği taşıyan iGeo; gençlerin coğrafya bilimine ilgisini artırmayı, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel sorunları bilimsel bir perspektifle değerlendirmelerini sağlamayı ve farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası anlayış ile dostluğu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilgiden Saha Deneyimine Uzanan Uluslararası Bir Olimpiyat Dünyanın farklı coğrafyalarından İstanbul’a gelen gençler, olimpiyat boyunca teorik bilgilerinin yanı sıra analiz, yorumlama, problem çözme ve gerçek dünya sorunlarına coğrafi yöntemlerle yaklaşma becerilerini ortaya koyuyor. Olimpiyat; yüzde 40 ağırlığa sahip yazılı test, yüzde 40 ağırlığa sahip saha çalışması ve yüzde 20 ağırlığa sahip multimedya testi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Yazılı sınavda fiziki ve beşeri coğrafyadan çevresel coğrafya ve coğrafi tekniklere uzanan geniş bir alan değerlendirilirken; saha çalışmasında öğrenciler gözlem, veri toplama, haritalama, analiz ve raporlama gerçekleştiriyor. Multimedya testinde ise uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar, grafikler ve tematik haritalar üzerinden öğrencilerin veri analizi ve coğrafi muhakeme becerileri değerlendiriliyor. İklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, kentleşme ve afet riskleri gibi dünyanın geleceğini doğrudan ilgilendiren konulara bilimsel bakış kazandıran organizasyon, gençleri yalnızca başarılı öğrenciler olarak değil, geleceğin karar alıcıları ve değişim liderleri olarak konumlandırıyor. Türkiye ise iGeo’ya dördüncü kez katıldı. Bir yıllık sınav ve eğitim sürecinin ardından belirlenen dört öğrenci Türkiye’yi temsil ediyor. Milli takım öğrencilerinin belirlenme süreci TÜBİTAK Ulusal Coğrafya Olimpiyatı kapsamında yürütülüyor. Türkiye, 2025 yılında Tayland’da gerçekleştirilen olimpiyattan dört bronz madalyayla dönmüştü. iGeo 2026’nın Merkez Üssü Dedeman İstanbul Oldu 50 ülkeden gelen 184 genç yarışmacının yanı sıra 100 takım lideri ve gözlemcinin yer aldığı organizasyonda Dedeman İstanbul; konaklama, sınavlar ve ana törenlerin tek çatı altında gerçekleştirildiği operasyonel merkez görevini üstlendi. Olimpiyat süresince her gün farklı bir programa ev sahipliği yapan Dedeman İstanbul; yazılı ve multimedya sınavlarından açılış törenine, uluslararası delegasyonların konaklamasından sosyal buluşmalara kadar organizasyonun ana merkezi olarak konumlanıyor. Gayrettepe’deki merkezi konumuyla saha çalışmaları ve kent içindeki programlara erişim açısından avantaj sağlayan otel; farklı ülkelerden gelen katılımcıların kültürel ve beslenme ihtiyaçlarına uygun hizmet altyapısı, güvenli yaşam alanları ve operasyonel kapasitesiyle dünyanın dört bir yanından gelen gençleri ve uluslararası delegasyonları aynı çatı altında buluşturuyor. Bu uluslararası buluşma, 60. yılını kutlayan Dedeman’ın altmış yıldır farklı ülkelerden ve kültürlerden misafirleri aynı çatı altında buluşturan köklü misafirperverlik anlayışının da anlamlı bir yansıması oldu. Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, iGeo 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada Dedeman’ın 60 yıllık misafirperverlik mirası ile olimpiyatın kültürlerarası buluşma misyonu arasındaki bağı şu sözlerle ifade etti: “Dedeman ailesi olarak 60 yıldır dünyanın farklı ülkelerinden, farklı kültürlerinden insanları aynı çatı altında ağırlıyoruz. Bu yıllar bana çok basit bir şey öğretti: Dünya büyük olabilir. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça dünya küçülür. Sanırım coğrafyanın en güzel tarafı da tam olarak bu. Her büyük yolculuk bir soruyla başlar: Bu çizginin ötesinde ne var? Diğer tarafta kimler yaşıyor? Dünya neden böyle? Bu soruları sormaktan asla vazgeçmeyin. Coğrafya yalnızca nerede olduğumuzu bilmek değil, nereye ait olduğumuzu anlamaktır. Farklı ülkelerden, kültürlerden ve dillerden gelen gençleri bir arada gördüğümde, bu sorunun cevabının aslında çok güzel olduğunu düşünüyorum: Hepimiz aynı dünyaya aitiz. Bundan yirmi yıl sonra, bu olimpiyatta yanıtladığınız her soruyu hatırlamayabilirsiniz. Burada tanıştığınız insanları hatırlayacaksınız. İstanbul’u hatırlayacaksınız. Umarım dünyanın bir anda nasıl biraz daha küçük hissettirdiğini de hatırlayacaksınız. Dedeman, 60 yıldır kapılarından dünyanın dört bir yanından insanları ağırlıyor. Bu akşam ise o kapılar sizin. Meraklı olun, cesur olun, sınırların ötesine bakın. İstanbul’dan sonra hayat sizi nereye götürürse götürsün, dünyayı ve birbirinizi keşfetmekten asla vazgeçmeyin.” İstanbul Dünya Coğrafya Camiasını Ağırladı iGeo 2026’nın İstanbul’da düzenlenmesi, kentin uluslararası coğrafya dünyası açısından önemli bir döneme ev sahipliği yapmasıyla da örtüşüyor. 17–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında Uluslararası Bölgesel Coğrafya Konferansı’nın İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olması, olimpiyatın İstanbul’da gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı. İki organizasyonun birlikte düzenlenmesi, coğrafya camiasında geçmişten gelen bir geleneği sürdürüyor. iGeo 2026 ile İstanbul, genç coğrafyacılardan uluslararası akademisyenlere uzanan geniş bir topluluğun buluşma noktası oluyor. Organizasyon, Türkiye’nin bilim, eğitim ve gençliğe verdiği önemin uluslararası ölçekte görünürlüğüne katkı sağlarken; İstanbul’un bilim diplomasisi ve akademik iş birliklerindeki konumunu da güçlendiriyor. Yarışmaların yanı sıra açılış ve kapanış etkinlikleri, kültürel gezi ve poster sunumlarının yer aldığı programın ardından öğrenci ve takım liderlerinden oluşan bir grup Kapadokya’yı ziyaret ederek Türkiye’nin kültürel ve coğrafi zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko Holding Yeşil Dönüşümün Liderlerini Yetiştiriyor Haber

Alarko Holding Yeşil Dönüşümün Liderlerini Yetiştiriyor

İklim krizi riskleri, doğal kaynakların sorumlu kullanılması gerekliliği, artan regülasyonlar, teknolojik dönüşümün sunduğu fırsatlar ve değişen toplumsal beklentiler iş dünyasının önceliklerini yeniden şekillendiriyor. Bu değişime yön verecek insan kaynağının sürdürülebilirlik alanındaki bilgi ve yetkinlik seviyesinin güçlenmesi ise büyük önem taşıyor. Alarko Holding’in üç yıl önce bu anlayışla hayata geçirdiği Pozitif Etki Programı, yeşil yaka yetkinliklerinin gelişimine yatırım yaparken Topluluk şirketleri arasında ortak bir sürdürülebilirlik perspektifinin ve kolektif öğrenme kültürünün güçlenmesine katkı sağlıyor. Alarko’da sürdürülebilir dönüşümün merkezinde insan var Bugüne kadar 93 Alarko’lunun mezun olduğu Pozitif Etki Programı, Alarko’nun sürdürülebilirlik yolculuğunu destekleyen; farklı Topluluk şirketlerinden çalışanları bir araya getirerek disiplinler arası etkileşimi güçlendiren, karar alma mekanizmalarını besleyen ve iş yapış biçimlerini şekillendiren bir gelişim platformu olarak konumlanıyor. Program, sürdürülebilirlik gündeminin hızla değişen dinamiklerini çalışanlarla buluştururken, bu alanı yalnızca belirli uzmanlık ekiplerinin sorumluluğunda yürüyen bir çalışma başlığı olmaktan çıkarıp organizasyon genelinde paylaşılan bir yetkinlik alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Program içeriği geleceğin gündemine odaklanıyor Pozitif Etki Programı'nın bu yılki içeriği, sürdürülebilirlik gündeminin güncel ve kritik başlıklarını bir araya getiriyor. “Sürdürülebilir İnsan İlişkileri” modülüyle başlayan program, kurumsal raporlama standartlarından döngüsel ekonomiye, sorumlu iletişimden yeşil teknolojilere uzanan içeriğiyle katılımcılara bütüncül bir bakış açısı sunacak. Yıl boyunca devam edecek webinarlar ve etkileşimli etkinliklerle küresel eğilimleri değerlendirme ve farklı sektörlerdeki uygulamaları inceleme imkânı da sağlayacak. Güçlü iş birlikleriyle beslenen karbon nötr bir öğrenme platformu Pozitif Etki Programı, farklı uzmanlık alanlarından kurumların bilgi ve deneyimlerini bir araya getiren çok paydaşlı yapısıyla dikkat çekiyor. Yenibirlider Derneği başta olmak üzere alanında önemli kurum ve akademisyenlerin katkılarıyla zenginleşiyor. Bu iş birlikleri sayesinde katılımcılar, sürdürülebilirlik alanındaki akademik birikime, iş dünyasının güncel uygulamalarına ve farklı disiplinlerin sunduğu bakış açılarına erişme fırsatı buluyor. Böylece program düşünsel etkileşimi ve yeni fikirlerin gelişimini destekleyen bir öğrenme ekosistemine dönüşüyor. Sürdürülebilirlik alanında sorumluluk alan ve değişime öncülük eden yeşil yaka ekosisteminin gelişimini destekleyen Pozitif Etki Programı, her yıl karbon nötr olarak gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.