Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İklim Krizi

Kapsül Haber Ajansı - İklim Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanal Gerçeklik, İstanbul Modern Sinema’da Haber

Sanal Gerçeklik, İstanbul Modern Sinema’da

Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın birlikte yazıp yönettikleri VR projesi Gölgezaman, dünya prömiyerini 2023 yılında Venedik Film Festivali’nde gerçekleştirmesinin ardından Türkiye prömiyerini İstanbul Modern’de yapıyor. Adını, çağımız için türetilmiş yeni bir kelimeden alan Gölgezaman, aynı anda birbiriyle uzlaşması imkânsız iki farklı zamanın içinde yaşama hissini tarif ediyor: Bir çocuk için kahvaltı hazırlarken, onun yaşamı boyunca binlerce yıllık bir çiçek türünün yok olacağını bilmek ya da trafikte işe yetişmeye çalışırken motorunuzdaki yakıtın tarih öncesi canlıların sıkışmış kalıntılarından oluştuğunu fark etmek gibi. Proje, bu zamansal ve duygusal çelişkileri sanal gerçeklik ve simülasyon teorisi üzerinden keşfe çıkıyor. Sanal dünyada var olmak; iki bedene, dört ele ve iki kalbe sahip olmak, aynı anda iki ayrı dünyada yaşamak anlamına geliyor. İzleyici, bu çift katmanlı dünyanın gizemli rehberi Alma ile birlikte iklim krizi, yas, hafıza ve sanal olanın bir kaçış mı yoksa yeni bir varoluş biçimi mi olduğu üzerine düşünürken, sanal alanı da aynı anda iki yerde ve iki zamanda var olmayı öğrenebileceğimiz bir deneyim alanı olarak keşfediyor. Sanal gerçeklik üzerine söyleşi Gölgezaman’a paralel olarak 11 Haziran Perşembe günü yönetmen Deniz Tortum, araştırmacı Nurten Bayraktar, akademisyen Reşat Fuat Çam ve küratör/yazar Karen Cirillo’nun sanal gerçeklik teknolojisini ve bu kavramı farklı açılardan ele alacağı bir söyleşi düzenleniyor. Dijital bir Nuh’un Gemisi Program kapsamında ayrıca Deniz Tortum ve Sister Sylvester’ın kısa deneme filmi Our Ark (2021), 11 ve 18 Haziran Perşembe günleri İstanbul Modern Sinema’da gösteriliyor. Film, gezegensel çöküşe karşı bir güvence olarak “yedek kopyalar” yaratma fikrini tekno-ütopyacı bir vizyonun merkezine yerleştiriyor. “Digital Life” adlı şirketin yürüttüğü gerçek bir projeden yola çıkan yapım, yok olma riski taşıyan hayvanların üç boyutlu kopyalarını üreterek dijital bir “Nuh’un Gemisi” yaratma fikrine odaklanıyor. “Gezegeni yedekleme” düşüncesinden hareket eden film, teknoloji, doğa ve gelecek tahayyülü arasındaki kırılgan ilişkiye dair sorular ortaya atıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor. “SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor. Festival kapsamında yer alan “Neural Nectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. “d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor. İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. Brenva Glacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “Computational Compost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor. Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “Array Afterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran Michela Pelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTime Helix” de izleyicilerle buluşacak. Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor. Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “The Rising Dusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor. 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak. Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlerden COP31’e İklim Çağrısı Haber

Gençlerden COP31’e İklim Çağrısı

Çankaya Belediyesi bünyesindeki İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ile Let’s Do It Türkiye ortaklığında hayata geçirilen “Gençlik İçin İklim Çalıştayı: COP31’e Doğru”, Dünya İklim Günü dolayısıyla Zübeyde Hanım Sosyal Tesisi ev sahipliğinde düzenlendi. Yaklaşık 200 gencin katıldığı çalıştayda; iklim krizi, sürdürülebilirlik, çevre politikaları ve ekolojik farkındalık başlıklarında gençlerin fikir üretmesi, çözüm önerileri geliştirmesi ve yerel yönetimlerle ortak diyalog alanı oluşturması hedeflendi. Çalıştaya, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü, Öğretim Üyesi / Evrimsel Genetik Laboratuvarı Direktörü Prof. Dr. Emre Keskin, Let’s Do It Türkiye Topluluk Ekosistemi Direktörü - Gençlik Çalışmaları Bilim Virüsü | Kıdemli Proje Uzmanı Yiğit Erdoğan, Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi - İnşaat Yüksek Mühendisi Müge Karamustafa, COLDFUSION Kurucusu Deniz Ünver ve Doğa Koruma Merkezi, Doğa Eğitimi Programı Asistanı Nuray Çaltı da alanları ile ilgili katkı sundular. Gençlerin çevresel farkındalıklarını güçlendirmeyi, sürdürülebilirlik ekseninde düşünme ve üretme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan “Genç Eko Akademi” programının devamı niteliğinde planlanan çalıştayda; açık alan teknolojisi yöntemiyle yürütülen oturumlarda gençler farklı masa başlıklarında bir araya gelerek iklim politikalarına ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı. “GENÇLERİN İKLİM MÜCADELESİNDEKİ ROLÜ ÇOK KIYMETLİ” Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Aydın Özsoy, gençlerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği role dikkat çekti. Özsoy konuşmasında; yerel yönetimlerin sürdürülebilirlik politikalarında gençlerin katılımının önemine vurgu yaparak, iklim odaklı çalışmaların ortak akıl ve katılımcılık anlayışıyla güçleneceğini ifade etti. İKLİM İÇİN GENÇLİK MANİFESTOSU PAYLAŞILDI Programın açılışında Let’s Do It Türkiye temsilcileri ve Çankaya Belediyesi yetkilileri tarafından gençlerin iklim mücadelesindeki rolüne vurgu yapılırken; gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda katılımcılar, çevresel sorunlara ilişkin çözüm önerilerini tartıştı. Çalıştayda ayrıca gençlerin kolektif katkılarıyla hazırlanan “İklim İçin Gençlik Manifestosu” da paylaşıldı. Manifestoda iklim adaleti, sürdürülebilir kentler, atık yönetimi, katılımcı demokrasi ve gençlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesi gibi başlıklar öne çıktı. GENÇLERİN SORULARI YANIT BULDU Program kapsamında gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise gençler; iklim politikaları, sıfır atık uygulamaları ve yerel yönetimlerin çevre çalışmaları hakkında sorular yöneltti. Oturumda Çankaya Belediyesi Meclis Üyesi İlke Berfin Ateş, Çankaya Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Dr. Filiz Aydın ve İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü Çevre Mühendisi Cemal Şahin gençlerle bir araya gelerek soruları yanıtladı. “ÇANKAYA’NIN FİLİZLERİ”NE DESTEK Çalıştaya katkı sunan, alanında uzman mentör ve kolaylaştırıcılar adına, Tekno Geri Dönüşüm firmasının destekleriyle Çankaya Belediyesi “Çankaya’nın Filizleri” projesi kapsamında bir öğrencinin 1 yıllık burs desteği karşılandı. Program sonunda mentör ve kolaylaştırıcılara teşekkür belgeleri takdim edilirken, gençlerin çevresel farkındalık ve katılımcı demokrasi alanındaki çalışmalarının güçlenerek devam edeceği mesajı verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balparmak’tan Dünya Arı Günü’nde Kritik Çağrı Haber

Balparmak’tan Dünya Arı Günü’nde Kritik Çağrı

Mayıs ayı, dünya genelinde arıların ve doğadaki kritik rollerinin en çok konuşulduğu dönem olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 20 Aralık 2017 tarihinde oy birliğiyle alınan kararla, her yıl 20 Mayıs tarihi “Dünya Arı Günü” olarak kutlanıyor. Bu özel gün, modern arıcılığın öncüsü kabul edilen Slovenyalı arıcı Anton Janša’nın doğum gününe ithafen belirlenirken aynı zamanda arıların ekosistem, biyolojik çeşitlilik ve yaşamın sürdürülebilirliği açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çekmeyi amaçlıyor. Arılar, yeryüzündeki en eski canlı türleri arasında yer alıyor ve yaklaşık 100 milyon yıldır doğanın dengesinin korunmasında kritik bir rol üstleniyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya genelindeki gıda ürünlerinin yaklaşık yüzde 75’i, kısmen tozlaşmaya bağlı olarak üretiliyor. Bu durum, arıların yalnızca doğal yaşam için değil, insanlığın geleceği için de vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor. Ancak hızlı şehirleşme, yanlış tarım uygulamaları, iklim krizi, biyolojik çeşitliliğin azalması ve su kaynaklarının kirlenmesi gibi nedenler arı popülasyonlarını ciddi biçimde tehdit ediyor. Dünya Arı Günü ise arılar ve yaşam arasındaki güçlü bağı hatırlatmak, toplumsal farkındalığı artırmak ve ekosistemin korunmasına yönelik ortak sorumluluğa dikkat çekmek açısından önemli bir fırsat sunuyor. Arıyı korumak ortak sorumluluğumuz. Çünkü “Arılar Varsa Gelecek Var.” Her yıl mayıs ayı boyunca Dünya Arı Günü kapsamında önemli farkındalık projeleri hayata geçiren Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, arıların yaşamın devamlılığına sağladığı katkıya vurgu yaparak, arıların doğal yaşam alanlarının ve sürdürülebilir arıcılığın desteklenmesi için tüm paydaşlara ortak hareket etme çağrısında bulundu. Migros’un Dünya Arı Günü kapsamında düzenlediği etkinlikte, moderatörlüğünü şair, yazar, müzeci ve usta hikâye anlatıcısı Sunay Akın’ın üstlendiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” özel oturumunda konuşan Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Bugün burada verdiğimiz mesaj çok net: Arılar Varsa Gelecek Var. Biz arıları sadece bal ürettikleri için değil, yaşamın devamlılığı için taşıdıkları kritik rol nedeniyle önemsiyoruz. Arıların korunması; doğa, tarım ve gıda güvenliği açısından tüm toplumun ortak sorumluluğudur” dedi. Balparmak’ın, arı ürünleri markası olmanın ötesinde; Türkiye’de arı ürünleri sektörünün gelişimine öncülük eden, bilim temelli yaklaşımıyla güven inşa etmeyi odağına alan bir kurum olma vizyonuyla hareket ettiğini vurgulayan Altıparmak, şöyle devam etti: “Bugün biliyoruz ki arılar; gıda üretiminden biyolojik çeşitliliğe kadar yaşam döngüsünün merkezinde yer alıyor. Ancak iklim krizi, çevre kirliliği ve yaşam alanlarının azalması nedeniyle tüm canlılar gibi arılar da ciddi tehditlerle karşı karşıya. Bu nedenle biz de yıllardır yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünerek hareket ediyor, Balparmak Arıcılık Akademisi ile sürdürülebilir arıcılığı desteklemeye devam ediyoruz. Bu yaklaşımın en önemli parçalarından biri de kalite politikamız ve bilimsel çalışmalarımızdır. Balparmak Ar-Ge Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren APİLAB, arı ürünleri alanında Avrupa’nın en kapsamlı ihtisas laboratuvarları arasında bulunuyor. Burada Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen arı ürünlerini detaylı analizlerden geçiriyor, sadece doğallığından emin olduğumuz ürünleri sofralara sunuyoruz. Çünkü tüketici güveninin ancak bilimsel yaklaşım, yüksek kalite anlayışı ve şeffaflıkla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle bilgi birikimi, uzmanlığı ve bilimsel altyapısıyla sektöre katkı sunan bir bilir kurum olmayı önemsiyoruz. Balparmak Arıcılık Akademisi ile binlerce arıcıya ulaşılıyor Oturumda Balparmak’ın bilimsel yaklaşımı, Ar-Ge çalışmaları ve arıcılık ekosistemine katkıları hakkında bilgi veren Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı ise sürdürülebilir arıcılığın ancak bilimsel yaklaşım, eğitim ve kalite odaklı çalışmalarla mümkün olabileceğini belirtti. Damarlı, şöyle devam etti: “Balparmak olarak bilimi, kaliteyi ve izlenebilirliği arıcılık ekosisteminin merkezine koyuyoruz. Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalarla tüketicilerimize doğal ve güvenilir ürünler sunarken, Balparmak Arıcılık Akademisi ile arıcılarımızın mesleki gelişimine katkı sağlıyoruz. Akademiyle temel hedefimiz; yaş ortalaması giderek yükselen arıcılık mesleğini gençleştirmek, kadınları ve gençleri sektöre kazandırmak ve bilimle desteklenmiş kaliteli arı ürünleri üretimini yaygınlaştırmak.” Damarlı, 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) katkılarıyla hayata geçirilen Balparmak Arıcılık Akademisi kapsamında arıcı adaylarına ve aktif arıcılara; uzaktan eğitim, gezici araç eğitimi ve uygulamalı sınıf eğitimi olmak üzere farklı modellerde eğitimler sunulduğunu aktardı. Akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan programlarla teorik bilginin sahadaki uygulamalarla birleştirildiğini belirten Damarlı, bugüne kadar binlerce arıcıya ulaştıklarını ifade etti. “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesi ikinci yılında Balparmak’ın Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesi oturumun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. 46 yıldır balın ve arıların sürdürülebilirliği için pek çok projeye imza atan Balparmak’ın, çocukların doğaya ve arılara yönelik farkındalığını artırmak amacıyla hayata geçirdiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” resim projesinin ikincisi 23 Nisan’da başladı. Balparmak’ın Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yürüttüğü projede bu yıl çocuklara “Çevreci arı olsaydın, dünya için ne yapardın?” sorusu yöneltiliyor. Çocuklardan bu soruya hayallerini resme dökerek yanıt vermeleri bekleniyor. Çizdikleri resimleri 23 Nisan – 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında www.dunyaarigunu.com adresine yükleyen her çocuk için TEMA Vakfı’na fidan bağışı yapılacak. Bu yıl da 10 bin fidanlık bir hatıra ormanı oluşturulması hedefleniyor. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Emel Damarlı, şunları söyledi: “Çocuklar, hayata geçirdiğimiz projelerde doğa için sorumluluk alan birer doğa elçisine dönüşüyor. Bu nedenle çocuklara yönelik çalışmalarımızı hiçbir zaman bir yarışma formatında kurgulamıyoruz. Çünkü bizim için her katılım çok değerli. ‘Doğa İçin Arı Gibi Düşün’ projemiz ile çocukların hayal güçlerini doğa sevgisiyle buluştururken, arıların yaşam için taşıdığı önemi yeni nesillere aktarmayı hedefliyoruz. Projeye katılan tüm çocukların eserleri www.dunyaarigunu.com sayfamızda sergileniyor. Ayrıca çocukların tamamına içinde çeşitli hediyelerin yer aldığı paketler ulaştırıyoruz. Bu projeye katılarak doğaya sevgiyle dokunan, yaptıkları resimlerle arıların ve yaşamın önemini hissettiren tüm çocuklarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.” Balparmak Kampüs’te binlerce çocuğa arının önemi anlatılıyor Son yıllarda Balparmak Kampüs’te binlerce çocuğu ağırladıklarını belirten Damarlı, şu bilgileri paylaştı: “Balparmak Kampüs’te son 4 yılda yaklaşık 9 bin çocuğu ağırladık. Pedagog eşliğinde gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda, arının yaşamın sürdürülebilirliği açısından ne kadar önemli olduğunu anlatıyoruz. Çünkü arının ve doğanın izinden gitmek, bizim için bir sorumluluk.” *Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi Haber

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF), ikinci gününde “gıda, su ve enerji” ekseninde kentlerin yaşadığı krizlere yönelik çözüm yollarını ele aldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumun ikinci gün oturumlarına Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği üyesi il ve ilçe belediye başkanları, belediye bürokratları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Tüm oturumları yakından takip eden Başkan Tugay, İzmir’in daha sağlıklı bir kent olması hedefi doğrultusunda konuşmacılara sorular yöneltti. Oturumların ardından ise konuşmacılara, Sağlıklı Kentler Birliği adına teşekkür plaketi takdim etti. Krizlerden çıkış koridorları belirlendi İlk gün “Düğümler” başlığı altında, kentlerin yaşadığı krizler, kırılganlıklar, kritik dönüm noktaları bir bütün olarak ele alındı. Forumun ikinci gününde ise “Koridorlar” başlığı altında, düğümlerin çözüm sürecinde ekolojik, sosyal, ekonomik ve yönetsel bağlantılar bir araya getirilerek yol haritası oluşturuldu. Forumun “Eşik” bölümünde ise krizlere karşı kentlerin yeni bir geleceğe geçişinin çıktıları üzerinde duruldu. İki günlük maratonun ardından doğa temelli çözümler, yerel uygulamalar ve iş birlikleri üzerinden ortak eylem alanları ortaya konuldu. Belediyeler gıda üretiminde aktif rol almalı İkinci gün toplantılarının ilk oturumu “Gıdanın Koridorları” oldu. "Kentten Kırsala Yeni Bağlar / Kentte Yaşam Ağları" başlığıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Serim Dinç moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür ve Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya konuşmacı oldu. Kars'ın Boğatepe köyünde hem üretimin hem de turizmin önünü açan Zümran Ömür, kırsalın doğru planlanması, toprağın kıymetinin bilinmesi ve doğru işlenmesinden söz ederek bir başarı öyküsünü aktardı. Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bokaşi kompostu üretimi, biyokömür gibi projelerini örnek gösterdi. Oturumda gıda üretiminde belediyelerin daha aktif olması gerektiği, tarım sektöründeki sıkışma, ekolojik gıda üretimi, agro ekolojinin yaygınlaştırılması önerileri gündeme geldi. Susuzluğa karşı 7 adımlık risk yönetimi Günün ikinci buluşması olan “Suyun Koridorları” oturumu, "Kuraklık Çağında Kentler" başlığıyla gerçekleştirildi. İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yurdanur Ünal moderatörlüğünde düzenlenen oturumda, İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Bursa Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gül Sayan Atanur konuşmacı oldu. Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, peyzaj çalışmalarının şehirlerin altyapı projeleri olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilir kentsel drenaj sistemlerini anlattı. Her şehrin kendi doğasına göre su yönetimi ve kuraklıkla mücadele yöntemlerini geliştirmesi gerektiğini söyleyerek, yeşil alanları yok eden beton odaklı kentsel dönüşüm projelerine karşı uyardı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise belediyelerin uygulaması gereken 7 adımlık risk yönetimini açıkladı. Bu adımlarda belediyelerin meteoroloji birimi kurması gerektiği, su bütçesinin yasallaşması, tarımsal dönüşüm, yağmur hasadı, kent taşıma kapasitesi, içme suyu – gri su ayrımı ve sözde çözümlerin reddedilmesi yer aldı. Enerjiyi tüketen değil üreten, yöneten, paylaşan şehirler Forumun “Enerji Koridorları” oturumu "Kentlerin Enerji Dönüşümü" başlığıyla düzenlendi. Füzyon Solar CEO’su Harun Girgin moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hasan Sarıçiçek ve Es Denizcilik Gayrimenkul Geliştirme Müdürü Alican Baycan konuşmacı oldu. Dr. Hasan Sarıçiçek, ilk kentlerin var olduğu günden günümüze kadar değişen enerji tüketimini anlattı. Veriyle güçlenen şehirlerin yarını daha iyi planladığını söyleyen Sarıçiçek, geleceğin şehirlerinin enerjiyi tüketen değil; üreten, yöneten ve paylaşan şehirler olacağını ifade etti. Alican Baycan ise hanelerden kamu binalarına kadar kentlerde tüketmeden enerjiyi koruyabilmenin yöntemlerini anlattı. Şehirlerin tasarlanırken enerji tasarrufu sağlayacak şekilde kurgulanması gerektiğini söyleyen Baycan, konut, ofis, ticaret ve kamusal alanların bir arada olduğu, ulaşımın minimumda tutulduğu “kompakt şehir” modelini anlattı. Kentte kimler var? Kentlerdeki yaşamı her açıdan ele almak üzerine düzenlenen “Kentte Kimler Var” oturumu gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi ve DSÖ Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Burcu Zeybek moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Yaban Hayatı Fotografçısı Alper Tüydeş ve Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık konuşmacı oldu. Son dönemlerde Yaren Leylek hikayesinin fotoğraflarıyla adından söz ettiren Alper Tüydeş, kentlerdeki yaban hayatına dair deneyimlerini aktardı. Yerel yönetimlerin doğru bilerek uyguladığı birçok projenin kentlerdeki yaban hayatına etkisine dikkat çeken Tüydeş, birlikte yaşam sürülen ama fark edilmeyen çok sayıda tür hakkında bilgi verdi. Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “İklim Kliniği: Isınan Dünyada Sağlığı Yeniden Düşünmek” adlı sunumu yaptı. İklim krizinin sadece doğayı değil ekonomiyi, toplumu ve kent sağlığını riske sokan pek çok şeyi etkilediğinin altını çizdi. Sağlıklı kentler için söz gençlerde Sağlıklı Kentler Forumu’nun son oturumunda söz gençlere bırakıldı. "Şehir Bizim Olsa: Gençler Sağlıklı Kentleri Nasıl Hayal Ediyor?" başlıklı gençlik oturumunun moderatörlüğünü Birleşmiş Milletler (BM) YOUNGO Sağlık Çalışma Grubu Lideri Dr. Sıla Gürbüz yaparken Avrupa Komisyonu İklim Elçisi Seren Anaçoğlu ve BM Gençlik Elçisi Resul Hüseynzade oldu. Oturumda gençler, iklim krizi, kuraklık, doğa ve çevre yetersizliği, kent içi yetersiz ulaşım, spor alanları, afetler, bisiklet yolları, yaşam alanları, aidiyet, güvensizlik ve karar alma noktasında gençlerin daha çok söz sahibi olması gibi pek çok konuya dair kendi pencerelerinden başkanlara aktardı. Şimdi yeniden başlama zamanı Son oturumda konuşan DSÖ Bilim Kurulu Üyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentlerin bugün birbirini besleyen çok katmanlı krizlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Küresel ölçekte servet ve gücün az sayıda kişinin elinde toplandığını belirten Okyay, bunun demokrasi üzerinde baskı oluşturduğunu ve dünyada derin bir eşitsizlik krizinin yaşandığını ifade etti. Sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Okyay, “Su politikaları bir yerde, gıda politikaları bir yerde, enerji politikaları başka bir yerde. Ama afetler ve krizler ayrı ayrı çıkmıyor. Bilginin disiplinler arası akışına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Birlikte hareket etme zorunluluğuna dikkat çeken Okyay “Şimdi yeniden başlama zamanı” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Yönetim Kurullarının Önceliği Finansal ve Operasyonel Süreçler Haber

Türkiye’de Yönetim Kurullarının Önceliği Finansal ve Operasyonel Süreçler

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY ve Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) iş birliğiyle çoğunlukla halka açık ve aile şirketlerinde görev alan yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yöneticiler ve bağımsız yönetim kurulu profesyonellerinin katılımıyla gerçekleştirilen Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi araştırmasının sonuçları açıklandı. Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen araştırmanın bulguları, yönetim kurulu gündemlerinde kısa vadeli finansal ve operasyonel konuların ağırlıkta olduğunu gösterirken, daha uzun vadeli risk ve dönüşüm başlıklarının ise henüz yeterince ele alınmadığını ortaya koyuyor. Bu yıl özellikle “kurumsal risk yönetimi” ve “yönetim kurulu kompozisyonu” temalarını odağına alan araştırma, küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler, siber güvenlik ve mevzuata uyum gibi önemli başlıklar için ayrılan zamanın görece sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Türkiye Yönetim Kurulu Etkinlik Skoru Araştırma kapsamında 1-5 aralığında yapılan değerlendirme sonucunda, Türkiye’deki Yönetim Kurulu Etkinlik Skoru 3,67 olarak belirlendi. Bu durum, skorun en son 2023 yılında gerçekleştirilen çalışma ile benzer seviyelerde kaldığına işaret ediyor. 2023 yılında gerçekleştirilen çalışmaya kıyasla 2025 yılında “değer yaratma” skorunun 4 seviyesinden 3.92 seviyesine geldiği, “yönetim kurulu yapısı” skorunun 4,1 seviyesinden 3,9 seviyesine geldiği, “yapılanma ve süreçler” skorunun 3,9 seviyesinden 3,86 seviyesine geldiği, “liderlik ve kültür” skorunun 3,7 seviyesinden 3,4 seviyesine geldiği ve “performans” skorunun 2,8 seviyesinden 3,1 seviyesine ulaştığı gözlemleniyor. ‘Finansal ve operasyonel performans’ yönetim kurullarının gündeminde ilk sırada yer alıyor Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi kapsamında katılımcıların en çok vakit ayırdıkları konu başlıkları sırasıyla “finansal ve operasyonel performans” (%93), “şirket misyon, vizyon ve stratejisi” (%75) ve “katma değerli projelerin ilerleyişi” (%70) olarak yer alıyor. Bu başlıkların, 2023 yılında gerçekleştirilen çalışmada olduğu gibi ilk üç sıradaki yerlerini korudukları görülüyor. Yönetim kurullarının en az vakit ayırdığı konular ise “siber güvenlik” (%25), “kriz yönetimi” (%34) ve “hissedar/yatırımcı ilişkileri” (%34) olarak sıralanıyor. 2023 yılında ise bu başlıkların sırasıyla “Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Karbon Vergisi” ve “yönetim kurulu çeşitliliği” olduğu görülüyor. Ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler yönetim kurullarının odak noktasında yer alıyor Bu yıl kurumsal risk yönetimi temasına odaklanan araştırmanın sonucuna göre, en önemli riskler arasında, ilk 3 sırada “ekonomik risk”, “jeopolitik risk” ve “politik risk” yer alıyor. Bu risklerin 2023 yılında gerçekleştirilen çalışmada ilk üç sırada yer alan “iklim krizi ve sosyal riskler”, “finansman ve nakit yönetimi” ve “sektörel ve politik belirsizlikler” risklerine kıyasla farklılaştığı açıkça görülüyor. Yönetim kurullarının yetkinlikleri ise genel olarak güçlü görünürken, özellikle halefiyet planlaması, uzun vadeli vizyon oluşturma ve ölçülebilir performans hedefleri belirleme gibi alanlarda belirgin gelişim ihtiyaçları bulunduğu vurgulanıyor. Öte yandan katılımcıların %50’sinden fazlası, çalıştıkları kurumlarda yönetim kurulu seviyesinde risk yönetimine ayırdıkları sürelerin aylık 1 ila 10 saat arasında olduğunu ifade ediyor. Yönetim kurullarının sürdürülebilir başarıya ulaşmak için önceliklendirmesi gereken adımlar Araştırmaya göre, yönetim kurullarının sürdürülebilir başarıya ulaşması adına öneriler; yönetim kurulu kompozisyonu, şirketleri bekleyen riskler, yönetim kurulu gündemine yönelik olmak üzere 3 başlık etrafında şekilleniyor. Gerçekleştirilen anketin bulgularına göre; yönetim kurulu kompozisyonunun genel olarak olgun olarak değerlendirildiği, ancak bağımsız üye yapısının ve yetkinlik çeşitliliğin güçlendirilmesine, halefiyet planlamasının yapılmasına, orta ve uzun vadeli stratejik vizyonun netleştirilmesine, stratejinin daha ölçülebilir hale getirilmesine ilişkin gelişim alanları olduğu öne çıkıyor.Risk yönetiminin stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmesi, risk ve performans metrikleri için gerçek zamanlı izleme ve değerlendirme kabiliyeti geliştirilerek, kurum genelinde veri odaklı ve proaktif bir risk kültürü oluşturulması bir diğer önemli başlık olarak ön plana çıkıyor.Mevcut durumda yönetim kurulu gündeminde kısa vadeli finansal ve operasyonel performans odaklı yapısının, uzun vadeli riskler ve dönüşüm başlıkları ile daha dengeli hale getirilmesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, jeopolitik ve teknolojik risklere yönelik senaryo çalışmaları, düzenli risk değerlendirmeleri ve kriz/siber tatbikatları ile daha proaktif bir yaklaşım geliştirilmesi gerekiyor. Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) Başkanı Mehmet Sami şunları aktardı: “YÜD, bir kurumun kaderini belirleme yetkisine sahip yönetim kurullarının; kompozisyonu, gündemi, komite oluşturma ve çalıştırma yetkisi, risk veya fırsatları değerlendirme kapasitesi, hesap verebilmesi ve sürdürülebilir büyümesi için önemli başlıkları belirlemektedir. Bu kapsamda bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi bizim için yalnızca bir araştırma değil; yönetim kurullarının hangi riskleri gördüğünü, hangi alanlarda geride kaldığını ve nerede dönüşmesi gerektiğini gösteren bir yol haritasıdır. Türkiye’yi Global Network of Director Institutes’ta temsil eden tek sivil toplum kuruluşu olarak, bu araştırmayla yönetim kurullarının yeni risk gündemine ilişkin yol gösterici bir çerçeve sunuyoruz. Ülkemizdeki yönetim standartlarını yükseltmek, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını yerleştirmek için çalışmalarımıza ve projelerimize kararlılıkla devam edeceğiz.” Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği (YÜD) Başkan Yardımcısı Özlem Özyiğit ise şunları aktardı: “Barometre, yönetim kurullarının finansal performansa güçlü biçimde odaklandığını (%93); ancak siber güvenlik (%25), kriz yönetimi (%34) ve halefiyet planlaması (%43) gibi başlıklarda daha güçlü ve sistematik bir yönetişim ihtiyacı bulunduğunu açıkça gösteriyor. Raporda yer alan bir diğer önemli başlık olan sürdürülebilirliği bir imaj çalışmasından öteye taşıyarak ‘yönetişim’ maddesi haline getirmeliyiz. Karbon yönetişimi farkındalığının 3,61 seviyesine çıkması sevindirici; şimdi bu bilinci somut iş sonuçlarına dönüştürme vaktidir. Modern yönetişimde yönetim kurulları, sadece kararların onaylandığı yerler değil, farklı seslerin titizlikle değerlendirildiği birer strateji merkezi olmalıdır. Çeşitliliğin ve çok sesliliğin desteklenmesi, kurumlarımızı daha dirençli hale getirecektir. Anketi her yıl gerçekleştirerek yönetim kurullarının yapısının ve gündeminin gelişimini etkinlik skoruyla ölçümlemeye ve bunu baz alarak yol haritaları geliştirmeye devam edeceğiz.” EY Türkiye Şirket Ortağı ve Risk Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Emre Beşli şu değerlendirmelerde bulundu: “Jeopolitik dalgalanmalar ve siber tehditlerin sıkça gündeme geldiği bu dönemde yönetim kurullarının çevik hareket edebilmesi ve dayanıklılıklarını güçlendirmeleri kritik önem taşıyor. Bu noktada, yönetim kurulu kompozisyonunun günümüz ihtiyaçlarına göre yetkinliklerle donatılması gerekiyor. Araştırmamızın bulgularına göre, yönetim kurullarında risk yönetimine ayrılan süre ya da payın arttırılması açısından önemli bir gelişim alanı bulunduğu söylenebilir. Araştırmada yer alan öne çıkan riskler arasından iklim değişikliği ve doğa, sürdürülebilirlik, yetenek yönetimi gibi alanlar, yönetim kurullarının uygulanan risk stratejilerine olan güveni açısından görece olarak bir miktar daha düşük değerlendirilmiş durumda. Ancak risk kategorilerinin tamamı için doğru ve yeterli risk stratejilerine olan ihtiyaç da vurgulanmış bulunuyor. Tüm bu değerlendirmeler, risk yönetiminin stratejik bir bakış açısıyla tekrar ele alınması, aynı zamanda risk yönetimi çalışmalarını simülasyon, senaryo planlama, stres testleri ve benzeri yaklaşımlarla desteklemesinin önemine işaret ediyor. Söz konusu risk dönüşümünün gerçekleşmesi açısından araştırmada ele alınan bir diğer konu olan yönetim kurulu kompozisyonu da oldukça önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Serhat Akmeşe ise şunları belirtti: “Günümüzün hızla değişen iş dünyasında yönetim kurullarının karar alma süreçleri; küresel jeopolitik gelişmeler, ekonomik belirsizlikler, artan regülasyon baskısı, dönüşen risk ortamı ve teknolojik ilerlemelerin etkisiyle giderek daha karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya evriliyor. Bu dinamik tablo, yönetim kurulu kompozisyonunun; yetkinlik çeşitliliği, güçlü bir bağımsız üye yapısı, stratejiyle entegre ve daha sistematik halefiyet planlaması, teknoloji, regülasyon ve jeopolitik alanlarında derin uzmanlık, veri temelli karar alma kabiliyeti ve yapay zekânın karar süreçlerine etkin entegrasyonu gibi başlıklar odağında yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Tüm bu gerekliliklerden yola çıkarak EY Türkiye olarak YÜD iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu araştırma, yönetim kurullarının öncelikli gündem maddelerine ışık tutmayı ve stratejik odak alanlarına ilişkin yol gösterici içgörüler sunmayı amaçlıyor. Bu raporun, yönetim kurullarının daha güçlü, çevik ve geleceğe hazır bir yönetişim modeli oluşturmasına katkı sağlayan değerli bir başvuru kaynağı olmasını umuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhracatta Bahar Coşkusu Haber

İhracatta Bahar Coşkusu

Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracatı 4 aylık dönemde yüzde 4’lük artışla 5 milyar 926 milyon dolardan 6 milyar 155 milyon dolara çıkarken, EİB son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 2’lik artışla 18 milyar 322 milyon dolardan 18 milyar 733 milyon dolara ilerledi. Nisan ayında Türkiye’nin ihracatı yüzde 22,3’lük arışla 20,8 milyar dolardan 25,4 milyar dolara çıktı. Türkiye nisan ayında 4,5 milyar dolarlık ihracat artış başarısı gösterdi. 2025 yılında Ramazan Bayramı nisan ayındayken, 2026 yılında mart ayına kayması ihracat artış hızında etkili oldu. Tarım ve madencilik ihracatı yüzde 9, sanayi ihracatı yüzde 25 arttı Ege İhracatçı Birlikleri’nin sanayi ürünleri ihracatı yüzde 25’lik artışla 570 milyon dolardan 714 milyon dolara ilerledi. EİB’de tarım sektörlerinin ihracatı yüzde 9’luk gelişimle 567 milyon dolardan 617 milyon dolara çıkarken, madencilik sektörünün ihracatı yüzde 9’luk yükselişle 112 milyon dolardan 122,5 milyon dolara geldi. Bünyesinde 12 ihracatçı birliği bulunan Ege İhracatçı Birlikleri’nde 9 birlik 2026 yılı nisan ayında ihracatlarını artırmayı başarırken, 3 ihracatçı birliği 2025 yılı nisan ayı performansının gerisinde kaldı Zirve demir ve demirdışı metaller sektörünün Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 2025 yılı nisan ayında 205 milyon dolar olan ihracatını 2026 yılı nisan ayında yüzde 20’lik artışla 245 milyon dolara yükseltti ve zirvedeki yerini korudu. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü ihracat artış rekortmeni EİB bünyesinde gıda sektörlerinin ihracat şampiyonu olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Nisan ayında ihracatını 135,5 milyon dolardan 170,7 milyon dolara çıkararak gıda sektörleri arasındaki ihracat şampiyonluğunu açık ara sürdürdü. ESÜHMİB nisan ayında yakaladığı yüzde 26’lık ihracat artış hızıyla nisan ayında ihracat artış rekortmeni olarak çifte mutluluk yaşadı. Maden sektörü üçüncü sıraya abone oldu Ege Maden İhracatçıları Birliği, ihracatını yüzde 9’luk artışla 112,5 milyon dolardan 122,5 milyon dolara taşıdı ve zirvenin üçüncü basamağına adını yazdırdı. Yıllık ihracatını 1 milyar 348 milyon dolardan 1 milyar 421 milyon dolara çıkaran EMİB, 1,5 milyar dolar hedefine bir adım daha yaklaştı. Hazır giyim ihracatı kötü gidişe dur dedi Son 3 yıldır Türkiye’de uygulanan dezenflasyon programından olumsuz etkilenen ve ihracatta kan kaybeden Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Nisan ayında ihracatını yüzde 13’lük artışla 101,7 milyon dolardan 115 milyon dolara çıkardı ve kötü gidişe dur dedi. Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 4’lük artışla 92 milyon dolardan 96 milyon dolara taşıdı. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, nisan ayında ihracatını yüzde 5’lik artışla 86,6 milyon dolardan 91 milyon dolara ilerletirken, mayıs ayında başlayacak olan kiraz ihraç sezonuyla birlikte daha güçlü ihracat artışları yapabileceğinin sinyallerini verdi Küresel iklim krizi nedeniyle zor bir yıl geçiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin ihracatı 81,8 milyon dolardan 78,7 milyon dolara indi ancak ihracattaki düşüş yüzde 4’le sınırlı kaldı. Ege Tütün İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 4’lük artışla 74,6 milyon dolardan 77,5 milyon dolara taşırken, Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği yüzde 10’luk ihracat artışıyla 75,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, nisan ayında 35,3 milyon dolarlık ihracat yaparken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 25 milyon dolar ihracat gelirini hanesine yazdırdı. Son 3 yıldır ihracat kayıpları yaşayan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, nisan ayında makus talihini yendi. Nisan ayında ihracatını yüzde 19 artıran Egeli deri ihracatçıları 9,8 milyon dolar olan ihracatlarını 11,7 milyon dolara çıkardılar. Ege Bölgesi’nin ihracatı yüzde 19 arttı Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin özel ticaret sistemi verilerine göre; Ege Bölgesi’nin 2025 yılı nisan ayında 2 milyar 208 milyon dolar olan ihracatı 2026 yılı nisan ayında yüzde 19’luk artışla 2 milyar 635 milyon dolara ilerledi. Ege Bölgesi’ndeki 9 ilin tamamı nisan ayında ihracat artışına imza attı. İzmir’in ihracatyüzde 15’lik artışla 1 milyar 100 milyon dolardan 1 milyar 296 milyon dolara çıkarken, İzmir, Ege Bölgesi ihracatının yüzde 49’una imza attı. Son aylarda Denizli’nin gerisinde kalan Manisa, nisan ayında ihracatını yüzde 14’lük artışla 410 milyon dolardan 468 milyon dolara taşıdı ve ikinci sıradaki yerini geri aldı. Denizli, 2025 yılı nisan ayında 362,8 milyon dolar olan ihracatını yüzde 26’lık artışla 457,9 milyon dolara çıkardı ve üçüncü basamakta yer buldu. Balıkesir nisan ayında ihracatını 77 milyon dolardan 114,9 milyon dolara taşıdı. Balıkesir, yüzde 48’lik ihracat artış hızıyla Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni il oldu. Muğla, ihracattaki istikrarlı artışını nisan ayında da sürdürdü. 2025 yılı nisan ayında 95 milyon dolar olan ihracatını 105,5 milyon dolara ilerleten Muğla, yüzde 11’lik ihracat artış hızı yakaladı. Aydın, ihracatını 70,7 milyon dolardan 82 milyon dolara çıkarırken ihracatını yüzde 17 artırdı. Afyonkarahisar’ın ihracatı yüzde 12’lik artışla 36,8 milyon dolardan 41,3 milyon dolara çıkarken, Kütahya’nın 34,5 milyon dolar olan ihracatı yüzde 16’lık ilerlemeyle 40 milyon dolara çıktı. Uşak ihracatını yüzde 44’lük artışla 20,3 milyon dolardan 29,3 milyon dolara ilerletti. Eskinazi: “Körfez krizinden Türkiye’ye kayan siparişler bu tabloyu oluşturdu” Nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, nisan ayındaki ihracat artışının altında 2025 yılı nisan ayına göre 2 fazla çalışma günü olmasının, 435 milyon dolarlık parite avantajının ve Körfez krizi dolayısıyla Türkiye’ye kayan siparişlerin etkili olduğunu vurguladı. Bu sevindirici artışın kalıcı olması için ihracatçıların 365 gün 24 saat azimle çalışmaya devam edeceklerini aktaran Eskinazi; “Bizler moralimizi yüksek tutup bu artışın devam etmesi ve geçmiş performansımızı tekrar kazanmak arzusundayız. TCMB’nın yüzde 3 döviz dönüşüm desteğini 3 ay uzatması, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” kapsamında, ihracatçı kurumlar için kurumlar vergisinin yüzde 20’den yüzde14’e düşürülmesi hem imalat hem ihracat faaliyetlerini birlikte yürüten kurumlar için ise kurumlar vergisinin yüzde 19’dan yüzde 9’a indirilmesi geleceğe yönelik umutlarımızı artırıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEKÜL Gelecek Akademisi Kapılarını Herkese Açıyor! Haber

ÇEKÜL Gelecek Akademisi Kapılarını Herkese Açıyor!

ÇEKÜL Vakfı uzmanları, akademisyenler ve deneyimli profesyonellerin hazırladığı doğa ve kültür odaklı eğitim/seminer/atölye/rotalar iklim krizinden gastronomiye, biyoçeşitlilikten somut olmayan kültürel mirasa, arkeolojiye, mimariye, yeşil ulaşıma kadar pek çok konuyu meraklıların ilgisine sunuyor. ÇEKÜL Gelecek Akademisi'nin ilk serisi Bahar Seminerleri, 29 Nisan 2026 tarihinde ÇEKÜL Beyoğlu Evi'nde başlayacak. Bahar Seminerleri her Çarşamba 19:00'da, doğa ve kültüre dair farklı temalara ilgi duyanları ÇEKÜL Evi'nde bir araya getirecek. ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Gelecek Akademisi ile yeni bir dönem başlattıklarını söyledi: "35 yıldır doğa, kültür ve insan arasındaki bağı, Türkiye'nin doğal ve kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışıyoruz Bilgiyi çoğaltan, paylaşan ve yaygınlaştıran güçlü eğitim kültürümüzle, sahada çok şey öğrendikve bu bilgiyi paylaşmanın ne kadar dönüştürücü olduğunu gördük. Günümüzde iklim krizi, kentleşme baskısı, tüketim alışkanlıkları, miras alanındaki bilgiyi daha geniş kitlelerle paylaşmayı zorunlu kılıyor. ÇEKÜL Gelecek Akademisi ile yeni bir dönem başlatıyoruz. Bugüne kadar yerel yönetimlerle birlikte geliştirdiğimiz bilgi ve deneyimi artık bireyler ve kurumlarla buluşturuyoruz. Birlikte öğrenen, birlikte düşünen bir topluluk kuruyoruz. Kültüre dair farklı temalar etrafında öğrenmek, tartışmak ve birlikte düşünmek isteyenleri ÇEKÜL Gelecek Akademisi'ne bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.