Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnovasyon

Kapsül Haber Ajansı - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül Haber

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül

OPET’in 2022-2024 dönemini kapsayan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight Awards ve Inspire Awards organizasyonlarında iki ayrı platin ödüle layık görüldü. Rapor, her iki değerlendirmede de “100 üzerinden 99 puan alarak” uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde etti. OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu, küresel iletişim sektörünün prestijli değerlendirme programlarından 2025/26 Inspire Awards Corporate Publishing Competition’da “Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali” arasında gösterildi. Rapor, 2025/26 Spotlight Awards Global Communications Competition kapsamında ise “Dünyanın En İyi 100 Kurumsal Yayını” arasına seçildi. BM KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA BİR İLERLEME BİLDİRİMİ NİTELİĞİNDE Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve 2022-2024 dönemini kapsayan rapor; şirketin yönetişim, sorumlu değer zinciri, Ar-Ge/inovasyon ve dijital dönüşüm, çalışma hayatı, çevre, toplumsal yatırımlar ana başlıklarındaki yönetim yaklaşımlarını, performansını, iyi uygulama örneklerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşan OPET'in Sürdürülebilirlik Raporu, içerik kalitesi, şeffaflık, tasarım ve sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde aktarılması kriterleriyle öne çıkıyor. Rapor, aynı zamanda Koç Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) kapsamında bir ilerleme bildirimi niteliği de taşıyor. Bu yönüyle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında gerçekleştirilen çalışmaların ve elde edilen gelişmelerin uluslararası ilkeler doğrultusunda paylaşılmasına da katkı sağlıyor. “İNSANI ODAĞINA ALAN BİR YAKLAŞIMLA HAREKET EDİYORUZ” Sürdürülebilirlik raporunun iki ayrı platin ödüle birden layık görülmesinden gurur duyduklarını belirten OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, “Enerji yönetiminden atık yönetimine, çalışan haklarından müşteri memnuniyetine, toplumsal sorumluluktan etik yönetişime kadar pek çok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da sosyal etki ve kapsayıcılık oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tüm faaliyetlerinde insanı odağına alan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Toplumla bağ kurmanın ve sosyal kapsayıcılığı artırmanın da sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda; eğitim, sağlık, kültür ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. LACP gibi saygın bir kuruluş tarafından verilen bu ödüller, sürdürülebilirlik performansımızın ve şeffaf raporlama anlayışımızın uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bugüne kadar 7 rapor yayınlayan ve her bir rapor özelinde LACP’den sektöründe ödül kazanan tek marka olan OPET, 2025 yılı performansını içeren yeni raporlamasını ise yıl içinde kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü Haber

Şişecam’a World Fınance 2026’dan “Kurumsal Yönetim” Ödülü

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, kurumsal yönetim alanındaki güçlü ve bütüncül yaklaşımıyla uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı. Şirket, İngiltere merkezli World Finance dergisi tarafından düzenlenen “Corporate Governance” (Kurumsal Yönetim) 2026 Ödülleri kapsamında Türkiye’nin en iyisi ödülüne layık görüldü. Söz konusu ödüller; güçlü yönetişim modelleri geliştiren, daha iyi bir toplumun oluşmasına katkı sağlayan ve sorumlu karar alma anlayışını tüm faaliyetlerine başarıyla entegre eden kurumları onurlandırıyor. Şişecam, kurumsal yönetimi sürdürülebilir büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyor. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve sorumlu bir yaklaşımla hareket eden Şişecam, kurumsal yönetim ilkelerini günlük operasyonlarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Şirketin entegre iş modeli de bu yaklaşımı destekliyor. Cam ve kimyasallar iş kolları arasındaki bilgi ve inovasyon akışını destekleyerek sürdürülebilir ve katma değer yaratan çözümler geliştirmesine imkân tanıyor. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel söz konusu ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şişecam’da kurumsal yönetim; yalnızca bir ilke seti değil, tüm faaliyetlerimizin temelini oluşturan bir iş yapış biçimi. Şeffaflık ve hesap verebilirliği, paydaşlarımızla kurduğumuz güven ilişkisini güçlendiren en önemli unsurlar olarak görüyoruz. Müşterilerimizden çalışanlarımıza, iş ortaklarımızdan hissedarlarımıza kadar tüm paydaşlarımız için kalıcı değer yaratmanın ancak hak ve menfaatlerin dengeli bir şekilde gözetildiği, adil ve sorumlu bir yönetim anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Uluslararası standartlarla uyumlu, disiplinli ve dijitalleşmeden güç alan yönetişim modelimizle, küresel ölçekte güçlü ve güvenilir konumumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz.” Şişecam, güçlü yönetişim yapısı ve etik değerlere bağlı iş anlayışıyla; kârlılık ve operasyonel verimlilik hedeflerini tüm paydaşları için sürdürülebilir değer yaratma vizyonuyla birlikte hayata geçirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Telefonlardan Beklentiler Değişiyor Haber

Akıllı Telefonlardan Beklentiler Değişiyor

Üretken yapay zekâ artık günlük yaşamın doğal bir parçası haline geliyor. Samsung’un küresel pazarlardaki kullanıcı eğilimlerini inceleyen tüketici içgörü çalışmaları, mobil yapay zekanın benimsenme hızını çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor. Samsung verilerine göre, yapay zekâ destekli cihazları deneyimleyen kullanıcıların %70'e yakını bu özellikleri günlük rutinlerinin ayrılmaz bir parçası olarak kullanıyor. Dahası, yeni nesil tüketicilerin %80'inden fazlası bir sonraki akıllı telefon tercihinde "cihaz içi (on-device) entegre yapay zekâ" yeteneklerini birincil satın alma kriteri olarak konumlandırıyor. Çok değil, yakın geçmişe kadar sadece birer "ek özellik" olarak görülen bu teknolojiler, bugün artık yeni bir mobil çağın standardını belirliyor. Kullanıcılar artık akıllı telefonlarını yalnızca iletişim kurmak için değil; aynı anda çalışmak, içerik üretmek ve yaratıcılığın sınırları zorlamak için çok yönlü birer asistan olarak kullanıyor. Samsung'un Galaxy ailesinde çoklu ekran teknolojileriyle başlattığı form faktörü devrimi de bu noktada gücünü rakamlarla kanıtlıyor. Markanın tüketici araştırmaları, katlanabilir ekran deneyimiyle tanışan kullanıcıların %90 gibi çok yüksek bir oranının bir sonraki cihazında da yine bu yenilikçi form yapısını tercih ettiğini gösteriyor. Tasarımsal esneklik ile yapay zekanın birleşimi, akıllı telefonları cebe sığan kompakt birer üretim stüdyosuna dönüştürüyor. Geleceğin mobil deneyimini kullanıcı beklentileri şekillendiriyor Mobil teknolojilerde önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri arasında üretken yapay zekânın cihaz içi (on-device) entegrasyonu, gelişmiş çoklu görev (multitasking) deneyimleri ve yeni nesil form faktörleri yer alıyor. Samsung, kullanıcı odaklı inovasyon anlayışıyla, teknolojinin sadece donanımsal güçten ibaret kalmadığı; esnekliğin, hafifliğin ve yapay zekanın bir arada sunulduğu yeni bir mobil çağın kapılarını aralamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan’dan Ürün Geliştirmede Stratejik Atamalar Haber

Ford Otosan’dan Ürün Geliştirmede Stratejik Atamalar

Otomotiv sanayinin lider şirketi Ford Otosan, ürün geliştirme organizasyonunda gerçekleştirdiği yeni atamalarla mühendislik, teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümünü güçlendirmeyi sürdürüyor. Şirketin ürün geliştirme yapılanmasında hayata geçirilen bu atamalar kapsamında Tolga Şenoğuz Ürün Geliştirme Lideri, Canalp Gündoğdu Ürün Geliştirme Operasyonları Lideri, Simon Curwood ise Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Lideri olarak atandı. Yaklaşık üç yıldır Ürün Geliştirme Lideri olarak görev yapan Ian Foston ise 30 Haziran 2026 itibarıyla görevinden ayrıldı. Foston, görev süresi boyunca Ford Otosan’ın stratejik mühendislik dönüşümüne, ürün geliştirme yapılanmasının güçlenmesine ve Ford’un küresel ürün geliştirme ekosistemiyle entegrasyonun ilerlemesine önemli katkılar sundu. Ürün Geliştirme Liderliği görevine Tolga Şenoğuz atandı Tolga Şenoğuz, 1999-2007 yılları arasında Amerika’da bir otomotiv şirketinde sekiz yıl görev yaptıktan sonra 2007’de Ford Otosan’a katıldı. Şenoğuz, Ford Otosan’da tasarım ve analiz motor ve şanzıman geliştirme mühendisliği alanlarında farklı sorumluluklar üstlendi. 2018-2021 yılları arasında motor ve güç aktarma sistemleri mühendisliğine liderlik eden Şenoğuz, ardından ağır ticari araç mühendisliği alanında liderlik görevini yürüttü. 2021-2025 döneminde Ford Trucks Mühendislik Lideri olarak ekipler arası iş birliğini güçlendirdi; Ford Trucks & IVECO stratejik iş birliği dahil önemli projelere liderlik etti. Nisan 2025’ten bu yana Ürün Geliştirme Operasyon Lideri olarak görev yapan Şenoğuz, Ford Otosan’daki 18 yıllık deneyimiyle şirketin ürün geliştirme vizyonuna liderlik edecek. Ürün Geliştirme Operasyonları Liderliği görevine Canalp Gündoğdu atandı Canalp Gündoğdu, 2011 yılında göreve başladığı Ford Otosan’da, Ford Trucks iş geliştirme, Ford Otosan Akıllı Hareketlilik, İnovasyon, Yeni Girişimler, Girişim Yatırımları gibi farklı alanlarda görev aldı. 2019-2020 yılları arasında yurtdışı görevlendirmesiyle Ford’un Palo Alto ofisinde çalışan Gündoğdu, 2020-2022 arasında Akıllı Hareketlilik Lideri olarak Türkiye'nin ilk bağlantılı araç projesine liderlik etti. 2022-2024 yıllarında Büyüme ve Akıllı Hareketlilik İş Alanı Lideri, 2024-2026 döneminde ise Araç Donanım Mühendisliği Lideri olarak görev yapan Gündoğdu, kalite iyileştirme, maliyet optimizasyonu, yapay zeka ve dijitalleşme projeleri ile sistem seviyesinde yönetişimin güçlendirilmesine sunduğu katkılarla öne çıktı. Gündoğdu’nun yeni görevinde ürün geliştirme süreçlerinin etkinliğini daha da ileri taşıması hedefleniyor. Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Liderliği görevine Simon Curwood atandı Araç Donanım Sistemleri Mühendisliği Liderliği görevine atanan Simon Curwood ise Ford Motor Company’den Ford Otosan’a katıldı. Curwood, son olarak 2024-2026 yılları arasında Teknik Program Yönetimi Entegre Hizmetler Direktörü olarak görev yaptı. Daha önce ürün değeri yönetimi, otonom araç entegrasyonu ve gövde mühendisliği gibi alanlarda ABD, Asya-Pasifik ve Avustralya’da çeşitli liderlik görevleri üstlenen Curwood, küresel mühendislik deneyimiyle Ford Otosan’ın ürün geliştirme yetkinliğine katkı sağlayacak. Ürün geliştirmede güçlü liderlik yapısı Ford Otosan, gerçekleştirdiği bu atamalarla ürün geliştirmeyi; mühendislik gücünü, teknoloji üretme yetkinliğini ve geleceğin mobilite çözümlerine yönelik inovasyon kapasitesini destekleyen stratejik bir alan olarak konumlandırmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saint-Gobain 2026 Uluslararası Mimarlık Öğrenci Yarışması'nın Kazananları Belli Oldu Haber

Saint-Gobain 2026 Uluslararası Mimarlık Öğrenci Yarışması'nın Kazananları Belli Oldu

Saint-Gobain'in bu yıl 21'incisini düzenlediği 2026 Uluslararası Mimarlık Öğrenci Yarışması, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da, Sava Nehri kıyısındaki eski çimento fabrikasında gerçekleştirildi. Yarışmada öğrencilerden, Belgrad Akademik Yatçılık Kulübü'nün bulunduğu endüstriyel alanı dört mevsim kullanılabilecek sürdürülebilir bir spor ve rekreasyon merkezine dönüştürmeleri istendi. Mevcut yapıyı çevresiyle bütünleştiren projelerde sporcular için konaklama alanları, kamusal kullanım alanları ve yeşil yaşam alanları tasarlanırken; değerlendirmelerde döngüsel tasarım, gömülü karbonun azaltılması, enerji verimliliği ve düşük çevresel etkiye sahip yapı çözümleri öne çıktı. Endüstriyel Alanlar Yeni Bir Yaşam Kazanıyor Dünya Yeşil Binalar Konseyi, One Click LCA, Belgrad Belediyesi ve Sırbistan Yeşil Binalar Konseyi iş birliğiyle düzenlenen yarışma, endüstriyel miras alanlarının yeniden işlevlendirilerek kent yaşamına kazandırılmasına odaklandı. Katılımcılar, çevresel sürdürülebilirliği sosyal faydayla buluşturan tasarımlarıyla, mimarlığın yaşam kalitesini artıran dönüştürücü rolünü ortaya koydu. Güney Afrika Ekibi Birincilik Ödülünü Kazandı Uluslararası finalde Güney Afrika ekibinin hazırladığı "Ceding the Sava" projesi birincilik ödülüne layık görüldü. Portekiz'in "COEXISTENCE" projesi ikinci, Fransa'nın "The Bird's Nest" projesi üçüncü olurken, Çin'in "Meandering Confluence" projesi ise Öğrenci Özel Ödülü'nün sahibi oldu. Türkiye'yi Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Temsil Etti Türkiye'yi uluslararası finalde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğrencileri Nurcan Açıcada, Oğul Can Aydın ve Eda Nur Çolak, danışmanları Ekrem Bahadır Çalışkan rehberliğinde temsil etti. Öğrenciler, sürdürülebilir tasarım ve mevcut yapıların yeniden işlevlendirilmesine yönelik projelerini uluslararası jüriye sunarak önemli bir deneyim kazandı. 2004 yılından bu yana düzenlenen Saint-Gobain Uluslararası Mimarlık Öğrenci Yarışması, dünyanın farklı ülkelerinden mimarlık öğrencilerini sürdürülebilir yapılaşma odağında bir araya getiriyor. Türkiye ayağında lisans ve yüksek lisans öğrencilerine açık olarak gerçekleştirilen yarışmada, mevcut bina restorasyonu ve yeni yapı tasarımı kategorilerindeki projeler; yenilikçilik, sürdürülebilirlik ve uygulanabilirlik kriterleri doğrultusunda değerlendiriliyor. 360 yıllık inovasyon mirasıyla Saint-Gobain, geleceğin mimarlarını sürdürülebilir yapılaşma alanında desteklemeyi ve daha yaşanabilir kentlerin tasarlanmasına katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanlorenzo ve BYD Energy Storage’dan Sürdürülebilir Yatçılıkta Stratejik Ortaklık Haber

Sanlorenzo ve BYD Energy Storage’dan Sürdürülebilir Yatçılıkta Stratejik Ortaklık

Özel üretim motoryat ve süperyat segmentinin öncü markalarından Sanlorenzo, batarya ve enerji depolama teknolojilerinde dünyanın önde gelen şirketlerinden BYD Energy Storage ile stratejik bir iş birliğine imza attığını duyurdu. İş birliği kapsamında taraflar, lüks yatçılık sektörüne yönelik yeni nesil enerji depolama ve elektrifikasyon teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanan uzun vadeli bir araştırma ve geliştirme programı yürütecek. Sanlorenzo'nun Road to 2030 sürdürülebilirlik stratejisinin önemli bir parçasını oluşturan ortaklık, şirketin sürdürülebilir lüks yatçılık vizyonunu BYD Energy Storage'ın gelişmiş batarya sistemleri, enerji yönetimi teknolojileri ve büyük ölçekli elektrifikasyon alanındaki küresel uzmanlığıyla buluşturuyor. Anlaşma kapsamında BYD Energy Storage, Sanlorenzo’nun enerji depolama teknolojileri alanındaki stratejik teknoloji ortağı olarak konumlanacak. Yeni nesil yatçılık için uzun vadeli Ar-Ge iş birliği İki şirket arasındaki stratejik ortaklık, gelişmiş enerji depolama teknolojilerinin daha sessiz, çevresel etkisi daha düşük ve daha akıllı yönetilen yeni nesil yat platformlarına nasıl entegre edilebileceğini araştıran uzun soluklu bir Ar-Ge programını kapsıyor. Çalışmalar, sürdürülebilirlikten ödün vermeden konfor, performans ve daha uzun süreli bağımsız kullanım beklentilerini karşılayacak çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Sanlorenzo Yönetim Kurulu Başkanı Massimo Perotti, şunları söyledi: "İnovasyon ve sürdürülebilirlik, Sanlorenzo için birbirinden ayrı düşünülemez. BYD Energy Storage gibi küresel bir teknoloji lideriyle iş birliği yapmak, yatçılığın daha sorumlu ve teknolojik açıdan daha ileri bir geleceğini şekillendirmeye yönelik uzun vadeli vizyonumuz doğrultusunda attığımız önemli adımlardan birini temsil ediyor. Venedik İklim Haftası'nda açıkladığımız sürdürülebilir teknolojilerin geliştirilmesine yönelik yenilenen taahhüdümüzün ardından bu iş birliği, enerji depolama ve elektrifikasyon alanında yeni fırsatları keşfetmemizi sağlarken, yatların deniz üzerindeki çevresel etkisini azaltacak çözümler geliştirmemize de katkı sunacak." BYD Denizcilik Batarya Ürün Grubu Direktörü Tony Jiang ise iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Sanlorenzo, küresel yatçılık sektörünün en yenilikçi ve tasarım odaklı markalarından biri. Gelişmiş batarya teknolojilerimizle şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu desteklemekten gurur duyuyor, denizcilik sektöründe geleceğin inovasyonlarına yön verecek yeni iş birliği fırsatlarında birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz." Yat ve tekne endüstrisinde sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün her geçen gün hız kazandığını belirten Sanlorenzo’nun Türkiye Distribütörü TRİO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu ise şunları söyledi: "Küresel yat ve tekne endüstrisi artık yalnızca tasarım ve performansla değil, sürdürülebilirlik odaklı teknolojik dönüşümle de şekilleniyor. Batarya sistemleri, enerji yönetimi ve elektrifikasyon alanındaki gelişmeler, geleceğin yatçılığında belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Sanlorenzo ile BYD Energy Storage arasında hayata geçirilen bu stratejik iş birliği de sektörün geleceğine yön verecek önemli örneklerden biri. TRİO olarak, çevresel etkiyi azaltan, inovasyonu destekleyen ve sürdürülebilirliği merkeze alan bu tür uluslararası iş birliklerinin sektörün dönüşümünü hızlandıracağına inanıyoruz." Road to 2030 vizyonuna katkı sağlayacak Geliştirdiği lityum demir fosfat (LFP) batarya sistemleri ve büyük ölçekli enerji depolama çözümleriyle dünya çapında tanınan BYD Energy Storage, yeni nesil mobilite ve endüstriyel elektrifikasyonun dönüşümünde önemli bir rol üstleniyor. Bu iş birliği de gelişmiş batarya teknolojilerinin denizcilik sektöründe kullanımına yönelik artan ilgiyi ortaya koyarken, Sanlorenzo'nun sürdürülebilir lüks yatçılık alanındaki öncü konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Sektörde yaşanan dönüşümle birlikte yat sahiplerinin beklentileri de değişiyor. Performans, konfor, verimlilik ve çevresel sorumluluğu aynı anda sunan çözümlere yönelik talebin artması, gelişmiş enerji depolama teknolojilerini geleceğin yatçılık deneyiminin temel unsurlarından biri haline getiriyor. Bu kapsamda Sanlorenzo ve BYD Energy Storage, yeni nesil batarya sistemleri ve enerji yönetim çözümlerinin, markanın tasarım anlayışını ve yaşam deneyimini korurken çevresel etkisi daha düşük yat platformlarının geliştirilmesine sağlayacağı katkıları birlikte araştıracak. Ortaklık aynı zamanda Sanlorenzo'nun inovasyon, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli sorumluluk vizyonunu desteklerken, Road to 2030 programı kapsamında yeşil metanol, hidrojen üretimine yönelik reformer sistemleri, hibrit tahrik teknolojileri ve sektörün geleceğine yön verecek diğer sürdürülebilir inovasyon yatırımlarına da ivme kazandıracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi   1 Yaşında Haber

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi 1 Yaşında

AgeSA’nın Sabancı Gençlik Seferberliği kapsamında Fırat Üniversitesi’nde hayata geçirdiği AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, kuruluşunun birinci yılını geride bıraktı. Gençlerin teknoloji, inovasyon, sigortacılık, girişimcilik ve kariyer gelişimi gibi alanlarında yeni yetkinlikler kazanmasını hedefleyen merkez, ilk yılında öğrenciler için yalnızca bir eğitim alanı değil; birlikte düşünme, üretme, deneyimleme ve sektörle temas kurma noktası haline geldi. İlk yıl boyunca atölye, eğitim, seminer ve sosyal aktiviteden oluşan toplam 17 etkinlik düzenlendi. Bu çalışmalarla 1.000’in üzerinde öğrenciye ulaşılırken, süreçlere 80 AgeSA gönüllüsü aktif katkı sundu. Üniversite–Özel Sektör İş Birliği İçin Kalıcı Bir Yapı Oluşturuldu Merkezin yolculuğu, öğrencilerin ve akademisyenlerin beklentilerini anlamaya yönelik AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi Vizyon Çalıştayı ile başladı. Bu süreçte merkez; öğrencilerin bir araya geldiği, fikir geliştirdiği, sektör profesyonelleriyle temas kurduğu ve kendi potansiyelini keşfettiği yaşayan bir buluşma noktası olarak kurgulandı. Fırat Üniversitesi’nde 600’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşen açılış ise AgeSA’nın gençlerle teknoloji, inovasyon ve yetenek gelişimi ekseninde kurduğu uzun vadeli iş birliği modelinin güçlü bir başlangıcı oldu. Gençlere Gerçek İş Deneyimi Sağlandı Merkez, ilk yılında staj programlarıyla öğrencilerin iş dünyasını yakından tanımasına imkân sağladı. Yaz stajı ve uzun dönem staj programları kapsamında gençler; sigortacılık, bireysel emeklilik, çevik çalışma ve kurumsal iş süreçlerine dair deneyim kazanırken, AgeSA ekipleriyle birlikte gerçek iş problemleri üzerinde çalışma fırsatı buldu. Böylece öğrenciler teorik bilgilerini pratiğe dönüştürürken, iş hayatına daha bilinçli ve donanımlı şekilde hazırlanma imkânı yakaladı. İki farklı staj programına katılan 8 öğrenci, AgeSA ekipleriyle birlikte çalışma fırsatı elde etti. Teknoloji, Sigortacılık ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, girişimcilik ve inovasyon odağındaki programlarıyla gençlerin fikir üretme becerilerini destekledi. Fikirden Girişime Eğitim Programı, AgeSA Insurtech Ideathon Challenge, AgeSA Insurtech CodeNight ve AgeSA Insurtech CX Ideathon gibi çalışmalarla öğrenciler; sigortacılık, teknoloji, finansal okuryazarlık, müşteri deneyimi ve veri odağında çözüm geliştirme süreçlerine dahil oldu. Eğitim, mentorluk ve uygulama adımlarını bir araya getiren bu programlar, gençlerin sektörün gerçek problemlerine yaratıcı ve uygulanabilir fikirlerle yaklaşmasına alan açtı. Eğitim ve Webinarlarla Gelişim Alanı Desteklendi Merkezde yürütülen webinar ve eğitim serileri de farklı disiplinlerden öğrencilerin gelişimine katkı sundu. Tasarım odaklı düşünme, insan merkezli inovasyon, kurumsal IT dünyası, teknoloji trendleri ve kariyer planlama gibi başlıklarda gerçekleştirilen programlarla gençlerin hem teknik hem de kişisel yetkinlikleri desteklendi. Geleceğin IT Liderleri eğitim serisi ve Kariyer 360° etkinliği, öğrencilerin kariyer yolculuklarını daha bilinçli planlamalarına katkı sağladı. Merkez bünyesinde gerçekleştirilen 4 eğitim toplam 52 saat, 4 atölye ise toplam 38 saat sürerken; ayrıca 3 seminer ile öğrencilere 6 saatlik ilave gelişim içeriği sunuldu. Merkez, Öğrenciler için Yaşayan Bir Buluşma Alanına Dönüştü AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, yalnızca eğitim ve proje geliştirme odağıyla değil, öğrenciler arasında sosyal bağları güçlendiren etkinlikleriyle de öne çıktı. Game Night ve Insurtech Quiz Night gibi oyunlaştırılmış buluşmalar, merkezin öğrenciler için daha sıcak, katılımcı ve sahiplenilen bir alan haline gelmesini sağladı. Quiz Night kapsamında başarılı olan öğrencilerin İstanbul’da AgeSA ofisini ziyaret etmesi ve sektör etkinliklerine katılması ise bu deneyimi daha geniş bir öğrenme yolculuğuna dönüştürdü. Merkezde gerçekleştirilen 3 sosyal etkinlik ve 3 gün süren teknik gezi de öğrencilerin sektörle etkileşimini güçlendirirken, teorik bilgilerini saha deneyimiyle pekiştirmelerine katkı sundu. Etki Alanı Yeni Programlarla Büyüyecek AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, ilk yılında oluşturduğu güçlü zemini önümüzdeki dönemde yeni programlarla daha da genişletmeyi hedefliyor. Merkez; teknoloji, müşteri deneyimi, insan kaynakları, girişimcilik, tasarım, veri ve sigortacılık alanlarında gençlere farklı gelişim fırsatları sunmaya devam edecek. AgeSA, bu çalışmalarla gençlerin yalnızca bugünün iş dünyasını tanımasına değil, geleceğin problemlerine çözüm üretebilen, teknolojiyle düşünen ve toplumsal etki perspektifiyle hareket eden bireyler olarak gelişmesine katkı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Business, KOBİ’lerin Dijital Dönüşümüne Rehberlik Etmeye Devam Edecek Haber

Vodafone Business, KOBİ’lerin Dijital Dönüşümüne Rehberlik Etmeye Devam Edecek

Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ), değişen pazar koşullarına uyum sağlamak ve rekabet avantajı elde etmek için dijital dönüşüme her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. 27 Haziran Dünya KOBİ Günü kutlanırken Vodafone Business, sunduğu teknoloji çözümleri ve hayata geçirdiği projelerle işletmelerin dijitalleşme süreçlerine uçtan uca destek vermeyi sürdürüyor. Bağlantı altyapısından bulut teknolojilerine, mobil iletişim çözümlerinden dijital yetkinlik eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan Vodafone Business, bugün 2.1 milyon kurumsal müşteriye hizmet vererek Türkiye’nin üreten gücünün dijital dönüşüm yolculuğunda stratejik iş ortaklarından biri olmayı sürdürüyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Dünya KOBİ Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “KOBİ’ler, Türkiye ekonomisinin üretim gücünü, girişimcilik ruhunu ve sürdürülebilir büyümesini temsil ediyor. Vodafone Business olarak amacımız, işletmelerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki dönüşüm yolculuklarına da eşlik etmek. Bugün hizmet verdiğimiz 2 milyon küçük ve mikro işletme ile 70 bin orta ve büyük ölçekte KOBİ ile birlikte bulut teknolojilerinden güçlü bağlantı çözümlerine, mobiliteden dijital yetkinlik geliştirme programlarına kadar geniş bir alanda işletmelerin rekabet gücünü artıracak çözümler sunuyoruz. KOBİ’leri sadece müşterilerimiz olarak değil, birlikte büyüdüğümüz iş ortaklarımız olarak görüyor; teknolojiye erişimlerini kolaylaştırarak daha verimli, daha çevik ve daha dayanıklı bir iş yapısına kavuşmalarına destek oluyoruz.” KOBİ’lerin dijital dönüşümüne rehberlik ediyor Vodafone Business’in, KOBİ’lerin dijital yetkinliklerini geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği Gaziantep TechHub, girişimcileri, teknoloji şirketlerini ve KOBİ’leri aynı çatı altında buluşturarak inovasyon kültürünü destekliyor. Gaziantep Model Fabrika bünyesinde faaliyet gösteren bu inovasyon merkezi, işletmelerin akıllı fabrika uygulamalarından yapay zekâ, bulut teknolojileri, siber güvenlik ve enerji verimliliğine kadar pek çok yenilikçi çözümü gerçek üretim ortamında deneyimlemesine olanak sağlayarak dijital dönüşüm kültürünün yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Ayrıca Vodafone Business'ın LIFT Partner Programı ile oluşturduğu iş ortaklığı ekosistemi sayesinde işletmelerin dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümlerin yaygınlaşması destekleniyor. Teknoloji şirketleri ve çözüm ortaklarını aynı platformda buluşturan program, iş ortaklarının satış, pazarlama ve teknik yetkinliklerini güçlendirirken; KOBİ'lerin de güvenilir ve ihtiyaçlarına uygun dijital çözümlere daha kolay erişmesine katkı sağlıyor. Bağlantı ve iş sürekliliğinde uçtan uca destek Vodafone Business, organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler ve turizm bölgelerinde gerçekleştirdiği fiber altyapı yatırımlarıyla KOBİ’lerin kesintisiz ve güvenilir bağlantı ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Radiolink Mini ve RedBox Business Pro gibi çözümler sayesinde hızlı kurulumlu internet ve VPN alternatifleri sunulurken, sabit ve mobil iletişim hizmetlerinin entegre kullanımıyla işletmelerin operasyonel sürekliliği destekleniyor. Bulut tarafında sunulan SME Cloud çözümü ise KOBİ’lerin ileri teknoloji altyapılarına kolay erişmesini sağlayarak verilerini daha güvenli yönetmelerine, operasyonel verimliliklerini artırmalarına ve iş sürekliliğini güçlendirmelerine katkıda bulunuyor. Vodafone Business, teknoloji çözümlerinin yanı sıra işletmelerin günlük operasyonlarını kolaylaştıracak avantajlar da sunuyor. Red Business tarifeleri kapsamında yurt dışında da tarifeyi kullanabilme, havalimanı lounge ve fast track gibi ayrıcalıklar sağlanırken, cep telefonu ve terminal kampanyaları ile uygun ödeme seçenekleri sayesinde işletmelerin teknoloji yatırımları destekleniyor. Vodafone ayrıcalıklarıyla hem işletme sahipleri hem de çalışanlar iş hayatını kolaylaştıran ek faydalardan yararlanabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.