Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnovasyon

Kapsül Haber Ajansı - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Logitech’e Red Dot Design Awards’tan Dört Ödül Haber

Logitech’e Red Dot Design Awards’tan Dört Ödül

Logitech, tasarım dünyasının prestijli ödül programlarından Red Dot Design Awards 2026 kapsamında dört farklı ürünüyle ödüle layık görüldü. Kalite, işlevsellik ve inovasyon kriterleri doğrultusunda uluslararası uzmanlardan oluşan jüri tarafından değerlendirilen ürünler, Logitech’in kullanıcı ihtiyaçlarını odağına alan tasarım yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Bu yıl ödül kazanan Logitech ürünleri; Rally Camera Streamline Kit, MX Ink, G325 LIGHTSPEED Kablosuz Oyuncu Kulaklığı ve PRO X2 SUPERSTRIKE oldu. İş dünyasından karma gerçeklik deneyimlerine, günlük oyun kullanımından rekabetçi oyunculuğa uzanan farklı kategorilerde geliştirilen ürünler, teknolojiyi işlevsel ve kullanıcı odaklı tasarımla buluşturuyor. Tasarım, farklı kullanım deneyimleriyle buluşuyor Oyun tarafında ödüle layık görülen G325 LIGHTSPEED Kablosuz Oyuncu Kulaklığı, ultra hafif yapısıyla uzun süreli kullanımlarda konforu odağına alırken oyunculara kesintisiz ve zahmetsiz bir kontrol deneyimi sunuyor. Rekabetçi oyuncular için geliştirilen PRO X2 SUPERSTRIKE ise Logitech G'nin Haptik Endüktif Tetik Sistemi (HITS) teknolojisini kullanıyor. Daha hızlı ve tamamen kişiselleştirilebilir tıklamalar ile anlık dokunsal geri bildirim sunan ürün, yüksek hız, hassasiyet ve dayanıklılığı yenilikçi bir donanım tasarımında buluşturuyor. Meta Quest için geliştirilen ilk karma gerçeklik kalemi MX Ink ise 2D ve 3D yaratım deneyimleri arasında köprü kuruyor. Basınca duyarlı kontrol özelliğiyle kullanıcıların karma gerçeklik ortamlarında daha doğal ve hassas biçimde üretim yapmasına olanak tanıyor. Profesyonel video iletişim deneyimleri için geliştirilen Rally Camera Streamline Kit, Logitech’in gelişmiş optik teknolojisini 4K sensör ve kablosuz ön ayar düğmeleriyle sade ve işlevsel bir endüstriyel tasarımda bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DESA'dan 2026 Yılının İlk Yarısında 205 Milyon TL Net Kâr Haber

DESA'dan 2026 Yılının İlk Yarısında 205 Milyon TL Net Kâr

Küresel ve yerel pazarlardaki makroekonomik belirsizliklere ve süregelen maliyet enflasyonuna rağmen operasyonel disiplininden ve verimlilik odaklı yaklaşımından taviz vermeyen DESA, 2026’nın ilk yarısını 205 milyon TL Net Kâr ile tamamladı. Proaktif nakit yönetimi stratejisini sürdüren şirket, net nakit pozisyonunu 1,86 milyar TL (yaklaşık 40 milyon USD) seviyesinde koruyarak bilançosunun kırılganlıklara karşı dayanıklılığını ve büyüme odaklı finansal esnekliğini bir kez daha tescilledi. Perakende ve Dijitalleşmede Güçlü İvme: E-Ticarette %82 Büyüme Çok kanallı (omnichannel) satış stratejisini başarıyla uygulayan DESA, perakende ve e-ticaret kanallarındaki toplam ciro içindeki payını %73’e yükseltti. 2025 yılında gerçekleştirilen altyapı ve dijitalleşme yatırımlarının geri dönüşüyle birlikte e-ticaret (online) kanalı, bir önceki yılın aynı dönemine göre %82 oranında güçlü bir büyüme kaydetti. İhracatta Dolar Bazında %28,3 Artış Küresel lüks tüketim pazarındaki konjonktürel daralmaya rağmen DESA, uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürdü. 2025 yılının ikinci çeyreğinde 2,7 milyon USD seviyesinde gerçekleşen ihracat hacmi, 2026 yılının aynı döneminde dolar bazında %28,3 artış göstererek 3,47 milyon USD seviyesine ulaştı. Geleceğin Teknolojisine Stratejik Yatırım: Nuera A.Ş. Kuruldu Sürdürülebilirlik ve biyoteknoloji alanındaki yatırımlarını yeni bir safhaya taşıyan DESA, yeni nesil biyomateryallerin araştırılması, geliştirilmesi, üretimi ve ticarileştirilmesi amacıyla %100 bağlı ortaklığı olan "Nuera Sürdürülebilir Biyofabrikasyon Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş." unvanlı şirketinin kuruluş işlemlerini 11 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla tamamlamıştır. 115 Milyon TL Temettü Dağıtım Takvimi DESA Genel Kurulu’nda alınan karar doğrultusunda, 2025 yılı net dağıtılabilir kârından toplam 115 milyon TL nakit temettü dağıtılması kesinleşmiştir. Temettü ödemeleri 3 taksit halinde aşağıdaki takvime göre yatırımcılara aktarılacaktır: 30 Eylül 2026: Net 35 Milyon TL30 Ekim 2026: Net 40 Milyon TL30 Kasım 2026: Net 40 Milyon TL Genel Müdür Burak Çelet: "Büyüme Stratejimizin Merkezine İnovasyon ve Sürdürülebilirliği Koyuyoruz" Elde edilen sonuçları değerlendiren DESA Genel Müdürü Burak Çelet, şunları söyledi: "Zorlu makroekonomik koşullara ve maliyet enflasyonunun etkilerine rağmen disiplinli finansal yönetimimiz, güçlü nakit pozisyonumuz ve çok kanallı büyüme stratejimiz sayesinde 2026 yılının ilk yarısını sağlam bir performansla tamamladık. Perakende ve e-ticaret kanallarımızdaki güçlü ivmenin yanı sıra İtalya’da kurduğumuz üretim tesisimizin de katkıları ile daralan piyasada müşteri portföyümüzü geliştirmeye devam ediyoruz. ihracat hacmimizde 2.çeyrekte dolar bazında kaydettiğimiz %28,3'lük artış, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzün açık bir göstergesidir. Geleceğe yön verme vizyonumuz doğrultusunda kuruluşunu tamamladığımız %100 bağlı ortaklığımız Nuera A.Ş. ile biyomateryal ve sürdürülebilir biyofabrikasyon alanında sektörümüzde öncü bir adım atıyoruz. Güçlü bilançomuzdan aldığımız cesaretle operasyonel verimliliğimizi korurken, yatırımcılarımız için uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratmaya kararlılıkla devam edeceğiz." dedi. Yüksek Katma Değerli Ürün Grubu ve Güçlü Fiyatlama Kabiliyeti Şirket’in 2026 yılı ilk yarı finansal özet bilgileri şu şekildedir: Konsolide Satış Hasılatı: Güçlü perakende ve e-ticaret performansının katkısıyla 2 milyar 353 milyon TL seviyesinde gerçekleşmiştir. Brüt Kâr ve Marj: Yüksek katma değerli ürün karması, taviz verilmeyen kalite ve güçlü marka algısının sağladığı fiyatlama gücü sayesinde 1 milyar 353 milyon TL brüt kâr elde edilmiş; brüt kâr marjı %57,5 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşmiştir. FAVÖK ve Marj: Operasyonel giderlerdeki disiplinli yönetim ile 576 milyon TL FAVÖK üretilmiş, FAVÖK marjı %24,5 olarak kaydedilmiştir. Net Nakit Pozisyonu: Dönem sonu itibarıyla 1,86 milyar TL (40 milyon USD) seviyesindeki net nakit varlığı, Şirket’in bilançosunu güçlendirirken teknoloji, sürdürülebilirlik ve küresel yatırımlar için sağlam bir hareket alanı sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Besler Cirosunu 19,6 Milyar TL’ye Yükseltti  Haber

Besler Cirosunu 19,6 Milyar TL’ye Yükseltti 

Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarını bünyesinde barındıran Besler, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Besler’in 2026 yılının ilk altı ayındaki konsolide cirosu, 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 7,6 artarak 19,6 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde brüt kârı yüzde 4,5 milyar TL olurken, Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârı (FAVÖK) 2 milyar TL olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk yarısında 1,5 milyar TL ihracat geliri elde eden Besler, işletme faaliyetlerinden de 1,6 milyar TL nakit akışı sağladı. İnovasyon ve güçlü markalar büyümeyi destekledi Yaklaşık 64 milyon tabakta 21 milyon haneye ulaşan Besler, 2026 yılının ilk yarısında faaliyet gösterdiği kategorilerdeki konumunu korurken, güçlü inovasyon odağı ile çalışmalarını sürdürdü. SuperFresh dondurulmuş gıda kategorisindeki, Bizim Yağ ve Terem ise margarin pazarındaki lider* konumlarını sürdürdü. Besler, yılın ilk yarısında dondurulmuş gıda iş biriminde 16, yağ iş biriminde Türkiye pazarına yönelik 5, ihracat pazarlarında ve Ev Dışı Tüketim (EDT) kanalında 9 olmak üzere toplam 30 yeni ürünü tüketicilerle buluşturdu. Tüketici ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren ürün geliştirme yaklaşımını 2026'nın ikinci çeyreğinde de sürdüren Besler, değerli ürünlerle portföyünü geliştirmeye devam etti. İnovasyonu büyümenin temel itici güçlerinden biri olarak konumlandıran şirket, lider markalarının iletişim faaliyetleriyle tüketiciyle kurduğu bağı daha da güçlendirdi. Türkiye’yi dondurulmuş gıda ile tanıştıran SuperFresh, yüzde 32 pazar payıyla kategori liderliğini sürdürürken; premium pizza segmentindeki varlığını Pizza Napoliten'le güçlendirdi. Değişen tüketici beklentilerinden ilham alan yenilikçi ürünü Frulove ile de portföyünü genişletti. Besler, yağ kategorisindeki marka ve ürün yatırımlarını sürdürürken, lider markaları Bizim Yağ ve Terem’in güçlü performansıyla yüzde 68’lik pazar payına* ulaşarak liderliğini pekiştirdi. EDT ve donuk fırıncılık işlerinde büyüme devam etti Besler, ana kategorilerindeki performansının yanı sıra Ev Dışı Tüketim ve Donuk Fırıncılık alanlarında da büyümesini sürdürdü. Yağ kategorisinde pastacılık ürünleri satışlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 artırırken, catering segmentinde de yüzde 10 büyüme kaydetti. Şirket, donuk fırıncılık iş kolunda ise bake-off satışlarını 2026 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53 artırdı. Besler, uluslararası finansman desteğiyle sürdürülebilir büyümesine güç kattı Besler, büyüme stratejisini üretim, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağındaki yatırımlarla desteklemeyi sürdürdü. Şirketin tarım ve tedarik zincirinde verimliliği artırmaya yönelik geliştirdiği akıllı tarım projesi SAFER’ın ikinci fazı uygulamaya alındı. Besler’in sürdürülebilir üretim yatırımları kapsamında Emirdağ fabrikasında hayata geçirilen güneş enerjisi santrali (GES) de yılın ilk yarısında faaliyete geçti. Besler ayrıca, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD) sağladığı 25 milyon Euro tutarındaki uzun vadeli finansmanla büyüme yolculuğunu destekledi. Söz konusu finansmanın, üretim altyapısının güçlendirilmesi, verimlilik odaklı yatırımların hızlandırılması, sürdürülebilirlik projelerinin desteklenmesi ve şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin ilerletilmesi amacıyla kullanılması planlanıyor. Mert Altınkılınç: “Sürdürülebilir gıdanın geleceğine, inovasyon ve güçlü markalarımızla yön vermeyi hedefliyoruz” Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, şirketin ilk yarı yıl finansal performansına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “2026 yılının ilk yarısında, lider markalarımız, inovasyon odağımız ve disiplinli iş modelimizle güçlü bir performans ortaya koyduk. Sürdürülebilir gıdanın geleceğini şekillendirme vizyonumuzla, faaliyet gösterdiğimiz tüm kategorilerde hayata geçirdiğimiz yenilikçi ürünleri, verimlilik odaklı uygulamaları ve uzun vadeli yatırımları somut sonuçlara dönüştürüyoruz. Bu dönemde sağladığımız uzun vadeli finansman da büyüme yolculuğumuzu destekleyen önemli adımlardan biri oldu. Önümüzdeki dönemde üretim altyapımıza, verimliliğe, sürdürülebilirlik projelerine ve ihracat kapasitemize yatırım yaparak hem yurt içinde hem uluslararası pazarlarda büyümemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSO ile YTÜ Sanayinin Test ve Analiz Erişimi için Protokol İmzaladı Haber

İSO ile YTÜ Sanayinin Test ve Analiz Erişimi için Protokol İmzaladı

İSO üyesi işletmeler, YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın aktif cihaz ve ekipmanlarıyla sunulan test ve analiz hizmetlerinden yüzde 15 indirimli yararlanabilecek.İSO genel merkezi Odakule binasında gerçekleşen törende YTÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Vatan Karakaya ve Prof. Dr. Güleda Engin, YTÜ Merkez Laboratuvar Müdürü Prof. Dr. Rabia Çakır, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Yiğit Arabul ve YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip de bulundu. 7 Temmuz 2025 tarihinde imzalanan Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü’nün devamı niteliğindeki yeni iş birliğiyle birlikte İSO üyesi işletmeler, YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nın yetkinlikleri kapsamında sunduğu test ve analiz hizmetlerine yüzde 15 indirimle başvurabilecek. Başvurular; laboratuvarın teknik yeterliliği, cihaz ve personel kapasitesi, ilgili mevzuat ve merkez prosedürleri çerçevesinde değerlendirilecek. İmza töreninde konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, şunları söyledi: “Üniversitelerimiz, iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesinin yanı sıra bilginin üretilmesi, yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve bu bilginin ekonomik değere dönüştürülmesinde kritik bir rol üstlenmektedir. Yıldız Teknik Üniversitesi de köklü geçmişi, güçlü akademik birikimi, araştırma altyapısı ve uygulama odaklı yaklaşımıyla ülkemizin bilim ve teknoloji ekosistemine önemli katkılar sunan seçkin yükseköğretim kurumlarımızdan biridir. Bizler, bu potansiyelin sanayimizle daha güçlü şekilde buluşmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bugün atacağımız imzayı, sadece finansal bir kolaylaştırma olarak görmemek gerekir. Bu protokol, üniversite-sanayi iş birliğini sahaya, üretim bantlarına ve laboratuvarlara indiren somut bir adımdır. Böylece firmalarımızın ürün geliştirme, kalite kontrol, belgelendirme, AR-GE ve yenilikçilik çalışmalarına daha etkin destek sağlanırken, üniversitenin bilgi birikimi ve teknolojik kapasitesi daha kolay bir şekilde sanayiye aktarılacaktır. Ayrıca, önemli hedeflerimizden biri olan, ülkemizin ve kurumlarımızın kaynaklarını verimli şekilde kullanmak da bu protokol ile büyük ölçüde hayata geçmiş olacktır.” YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, iş birliği imza protokolünde şunları söyledi: “Merkezi araştırma laboratuvarını beraber kullanalım istiyoruz. Üniversitelerde merkezi laboratuvarlar daha çok akademiye hizmet eder ancak akademinin tek başına yaptığı araştırmalar sahaya inmediğinde ne yazık ki kâğıt üstünde, raflarda kalabiliyor; uygulamaya dönük olmayabiliyor. Sizler ürün tarafını biliyorsunuz, bizler ise AR-GE tarafını biliyoruz. Laboratuvarlarımızı ve akademik bilgi birikimimizi sanayicimizin ürün geliştirme süreçleriyle birleştirdiğimizde, ülkemiz adına çok daha faydalı ve katma değerli işler üretmiş olacağız. Bu merkezi araştırma laboratuvarını ortak kullanıyor olmamız, hem mevcut atıl kapasiteyi daha verimli hale getirmek hem de sanayimizin AR-GE potansiyelini çok daha yukarılara taşımak için önemli bir adım olacak. Ben her zaman ifade ediyorum; 'işleyen demir ışıldar' anlayışıyla bir cihaz yatarak değil, çalışarak eskisin. İmzaladığımız bu protokolün hem üniversitemize hem de sanayicilerimize büyük katkılar sunacağına ve ilerleyen süreçte hayata geçecek yeni ortak projelere güçlü bir zemin hazırlayacağına yürekten inanıyorum.” İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz da protokol töreninde şöyle konuştu: “Böyle önemli bir protokole ortak olunduğu için sanayicilerimiz adına çok teşekkür ediyorum. Tabii sanayicilerimizin yüksek teknolojiyi, laboratuvarları kullanabilme şansını bize açıyorsunuz. Bu bizim için çok kıymetli ve çok değerli. Aynı zamanda AR-GE ve inovasyon odaklı bir adımla teoriyi pratikle buluşturma noktasında çok kıymetli bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde hem dünya pazarlarındaki rekabet gücümüz artacaktır hem insan kaynaklarımızın kalitesi yukarı çekilecektir. Orada da bir eğitim olacak sonuçta, az evvel konuştuğumuz gibi öğrenmeyle beraber. Ben 70 yıllık bir sanayi ailesinin içerisinden geliyorum ve endüstriyel alanda bizim için çok kıymetli bir çalışma olacak bu. Üniversitelerle hep sözde kalan, hep konuşulan üniversite-sanayi iş birliğinde bu somut bir adım olacak. Zaten başlatılmış olan bu süreç sizin kıymetli katkılarınızla ilerleyecek. Hem sanayicilerimiz hem üniversitemiz hem de ülkemiz açısından çok kıymetli bir çalışma. Çok teşekkür ediyorum.” Yapılan konuşmaların ardından protokol İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in imzalarıyla hayata geçirildi. Laboratuvar altyapısı doğrudan üretimin hizmetinde Protokol kapsamında YTÜ, otomasyon sistemine gerekli üyelik belgeleriyle kaydolan İSO üyesi firmaları tanımlayacak; analiz taleplerine ilişkin bilgilendirme ve yönlendirme sağlayacak. Merkezde aktif olarak hizmet veren cihaz ve ekipmanlarla, mevcut yetkinlikler dâhilindeki test ve analizler gerçekleştirilecek; uygun bulunan sonuçlar otomasyon sistemi üzerinden firmalarla paylaşılacak. İSO ise üyelerini laboratuvarın imkânları hakkında bilgilendirecek, üyelik için gerekli İSO kayıt belgelerinin sunulmasını sağlayacak ve firmaların analiz taleplerini YTÜ Merkezi Araştırma Laboratuvarı’na yönlendirecek. Taraflar ayrıca ilgili sektörlerle olası iş birliklerini geliştirecek etkinlik ve buluşmalar için koordinasyon yürütecek. Köklü iş birliğinde yeni halka İSO ile YTÜ; eğitim ve öğretim, AR-GE ve inovasyon, etkileşim ve iş birliği geliştirme başlıklarında uzun süredir ortak çalışmalar yürütüyor. Yıldız Teknopark’a taşınarak akademi, sanayi ve girişimcilik ekosisteminin kullanımına sunulan Endüstriyel Tasarım ve Prototipleme Merkezi, bu ortaklıın somut örnekleri arasında yer alıyor. İSO Genç Araştırmacılar Programı kapsamında da 2023’ten bu yana sanayinin ihtiyaçlarına yönelik lisans ve lisansüstü tez iş birlikleri geliştiriliyor; bugüne kadar YTÜ ile İSO üyeleri arasında 30 öğrenci-firma eşleşmesi gerçekleştirildi. Bir yıl süreyle geçerli olacak protokol, taraflardan biri sürenin bitiminden en az bir ay önce yazılı fesih bildiriminde bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemler hâlinde uzayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mavi FTSE4Good Sürdürülebilirlik Endeksi’ne Girmeye Hak Kazandı Haber

Mavi FTSE4Good Sürdürülebilirlik Endeksi’ne Girmeye Hak Kazandı

London Stock Exchange Group’a (LSEG) bağlı olan ve toplam 47 gelişmiş ve gelişmekte olan piyasada 8.500’den fazla şirketi değerlendiren FTSE Russell’ın, 2001 yılında oluşturduğu FTSE4Good, dünyanın en eski ve en yerleşik çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) odaklı hisse senedi endeks ailelerinden biri olarak kabul ediliyor. Endekse dahil olabilen şirketlerin, yalnızca kamuya açık kaynaklardan elde edilen veriler üzerinden 14 tema ve ortalama 125 gösterge doğrultusunda yapılan bağımsız değerlendirmede, belirlenen standartları karşılayabilmesi gerekiyor. FTSE4Good Emerging Index listesinde 23 farklı pazardan 1.023 şirket bulunuyor. “Sürdürülebilirlik yolculuğumuza kararlılıkla ve emin adımlarla devam ediyoruz” Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Sürdürülebilirlik, özellikle son 6 yıldır şirket stratejimizin temel yapıtaşı konumunda. Kaliteyle sürdürülebilir büyüme üzerine kurduğumuz; İnsan, Çevre, Toplum ve Denim’i odağına alan All Blue stratejimiz kapsamında sürdürülebilirliği şirket kültürüne, vizyonumuza, iş yapış şekillerine, ürünlere ve büyüme hedeflerimize entegre etmek üzere önemli yol aldık. Yolculuğumuzda en başından beri, dünyanın öncü jean ve lifestyle markalarından biri olmanın verdiği sorumlulukla, uzun vadeli değer yaratma hedefiyle hareket ediyoruz. İnovasyon, tasarım, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımımızla desteklediğimiz sürdürülebilirlik çalışmalarımızın, FTSE4Good Sürdürülebilirlik Endeksi ile birlikte global arenada bir kez daha başarıyla taçlandırılmış olmasından mutluluk duyuyoruz. Bu yıl FTSE4Good Emerging Index’e girmeye hak kazanmamız, sürdürülebilirlik performansımızın uluslararası ölçekte bağımsız ve güvenilir bir metodoloji ile bir kez daha onaylanması anlamına geliyor. Sektörümüzdeki öncü rolümüze işaret eden bu güzel gelişme; TIME Sürdürülebilir Büyüme araştırmasında dünyanın en iyi ikinci şirketi ve moda sektörünün lideri olmak ya da CDP’den son üç yıldır üst üste double A notu alarak global iklim liderleri arasında yer almak gibi; bizi hem gururlandırıyor hem de bu alandaki kararlılığımızı ortaya koyuyor. FTSE4Good endeksleri, ESG uygulamaları ortaya koyan şirketlerin performansının ölçülmesi, sorumlu yatırım fonları başta olmak üzere çeşitli yatırım ürünlerinin oluşturulması ve değerlendirilmesi amacıyla geniş bir yatırımcı kitlesi tarafından referans olarak kullanılıyor. Mavi’nin de bu endekste yer almasının da, uluslararası yatırımcılar nezdindeki güvenilirliğimizi daha da pekiştireceğine inanıyorum. Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma; bize güvenen yatırımcılarımıza, iş ortaklarımıza ve müşterilerimize teşekkür ediyorum.” Global sürdürülebilirlik liderleri arasındaki yerini güçlendiriyor Mavi, bu yılın başında, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak amacıyla iş dünyasının işleyişini değiştirmeyi hedefleyen dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP’nin (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarının her birinden A notu alarak, üçüncü kez üst üste çift A notuyla CDP’nin global iklim liderleri arasına girmeye hak kazandı. TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “World’s Best Companies - Sustainable Growth” isimli araştırmada, önceki yıla göre altı basamak yükselerek, sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildi ve global hazır giyim sektöründeki liderliğini sürdürdü. S&P Global tarafından 9.200 şirketin değerlendirildiği Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi (Corporate Sustainability Assessment – CSA) kapsamında gösterdiği güçlü performans ile “The Sustainability Yearbook 2026”ya girmeye hak kazandı. Paris İklim Anlaşması’yla uyumlu şekilde belirlediği kısa dönem emisyon azaltım hedeflerinin ardından, 2025’te net zero emisyon azaltım hedefleri de, Science Based Targets initiative (SBTi) tarafından onaylandı. Bu gelişme, markanın sürdürülebilirlik çalışmalarının bilim temelli ve titizlikle yürütüldüğünün önemli bir göstergesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, İlk Yarı Yıl Finansallarını Açıkladı Haber

Ülker, İlk Yarı Yıl Finansallarını Açıkladı

Türkiye’nin önemli bir üretim ve ihracat üssü olduğunu dile getiren Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı şirketin ilk yarı yıldaki çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri aktardı: “Türkiye’den ihracatta tonaj olarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,4 büyüme sağladık. Yılın ilk altı ayında ülkemizde atıştırmalık sektöründe, Suudi Arabistan ve Mısır’da ise bisküvi pazarında liderliğimizi sürdürdük. Yılın altı ayını 63 milyar TL ciro ile bitirdik. “Ülker Varsa Mutluluk Var” diyerek ikonik markalarımızla, inovasyonlarımızla, sürdürülebilirlik çalışmalarımız ve topluma katkılarımızla tüketicilerimize, iş ortaklarımıza, ülkemize değer katmaya devam ediyoruz. Tüketicilerimizin beklentilerini, farklılaşan öğün alışkanlıkları gibi ihtiyaçlarını odağımıza alarak; çeşitli yaşam tarzlarına uygun, yenilikçi ürün portföyü hazırladık. Yılın altı aylık bölümündeki yeni ürünlerimiz arasında Ülker Çikolata Fındık Rüyası tablet, Ülker Çikolata %90 bitter, Albeni Mozaik, Hanımeller Limon Soslu Kurabiye, Dankek Mini Rulo, Çizi Big Bang çeşitlerini sayabilirim. Bütünsel iyilik konusunda Go Ahead markamızı büyütüyoruz. Go Ahead Yer Fıstıklı ve Taco Aromalı protein cipsi lansmanını gerçekleştirdik.” Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz İsrafsız şirket kültürüyle, sürdürülebilirliğin iş yapış biçimlerinin merkezinde yer aldığını söyleyen Kölükfakı, yılın ilk yarısında da bu alandaki çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürdüklerini vurgulayarak şunları belirtti: “Sürdürülebilir tarıma yönelik Buğdayda Onarıcı Tarım, Fındıktan Fazlası ve Kakaodan Fazlası projelerimize eğitimler, teknik ekipman, fidan destekleriyle devam ediyoruz. Ambalaj tasarım süreçlerinde çevresel etkiyi azaltacak ve malzeme kullanımını optimize edecek çözümler geliştiriyoruz. Plastik ambalajlarımızın %100’ü geri dönüşüme uygun olarak tasarlandı. Dijital dönüşüme önem veriyoruz Dijital dönüşümü mümkün olan her noktada kullanmaya özen gösteriyoruz. IoT (nesnelerin interneti), Endüstri 4.0 ve yapay zekâ uygulamalarını satıştan üretime, pazarlamadan tedarik zincirine entegre ederek veri entegrasyonu, maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilikte kazanımlar elde ediyoruz. Yapay zekâyı yalnızca teknoloji yatırımı olarak değil, verimlilik ve gelecekteki rekabet gücümüzü yeniden kurguladığımız, büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Dönüşüm Ofisi’ni kurduk ve Yapay Zekâ Yürütme Komitesi’ni hayata geçirdik. Spora destek olduk Mutlu Et, Mutlu Ol felsefesiyle uzun yıllardır Türk sporunun yanında yer alıyoruz. Dünya Kupası’nda A Milli Erkek Futbol Takımımıza kampanyamızla destek verdik. Türk basketbolunun gelişimine yönelik Türkiye Basketbol Federasyonu’yla kapsamlı bir iş birliğine imza attık ve Basketbol Milli Takımlarının üç yıl süreyle resmi sponsoru olduk. Ayrıca altyapıya destek amacıyla Basketbol Gençler Ligi’ne adımızı verdik. Bununla birlikte Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde altyapı takımlarına ayrılmış üç spor salonu bundan sonra Ülker Altyapı Salonları olarak anılacak. Türk basketbolunun geleceğine, çocuklarımıza ve gençlerimize yaptığımız güçlü bir yatırımın göstergesi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığımızın çocuklara yönelik Maarifin Kalbinde Çocuk – Ramazan Şenliği ve Maarifin Kalbinde Çocuk – 23 Nisan Çocuk Köyü” projelerinin ana destekçisi olduk. Önümüzdeki dönemde de üretim, istihdam, ihracatın yanı sıra sürdürülebilir büyüme, yapay zekâ, inovasyon ve dijitalleşme alanlarındaki yatırımlarımızla ülkemize ve paydaşlarımıza değer katmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor Haber

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor

Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 olarak gerçekleşti. Bu tablo, gençlerin ekonomik hayata daha güçlü katılımı için özel sektörün üstlenebileceği rolü yeniden gündeme taşıyor… Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak genç nüfus avantajının sürdürülebilir ekonomik değere dönüşmesi, gençlerin eğitimden istihdama, girişimcilikten teknolojiye kadar farklı alanlarda desteklenmesini gerektiriyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki gençlerin istihdam oranı yüzde 40,3’e yükseldi. Aynı yaş grubunda genç işsizlik oranı yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde gerçekleşti. Genç kadınlarda bu oranın yüzde 30,9’a çıkması ise genç kadınların iş gücüne katılımını artıracak mekanizmaların önemini ortaya koyuyor. Bu süreçte kamu politikalarının yanı sıra özel sektörün de sorumluluğu giderek artıyor. Şirketlerin gençlere yönelik staj ve istihdam imkanlarını genişletmesi, mesleki gelişimi desteklemesi, mentorluk programları oluşturması ve genç girişimcilere alan açması, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin ekonomik hayata katılımının yalnızca istihdam rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, gençlerin fikir üreten, girişim geliştiren ve ekonomik değer yaratan aktörler olarak desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor. Gençlerin iş dünyasına geçişi güçlendirilmeli Eğitim ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi, gençlerin kariyer yolculuğunda önemli bir rol oynuyor. Üniversite döneminde edinilen teorik bilginin sektör deneyimiyle desteklenmesi, gençlerin iş hayatına daha hazırlıklı başlamasını sağlarken şirketlerin de ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip insan kaynağına erişimini kolaylaştırıyor. Bu noktada özel sektörün üniversiteler, meslek kuruluşları ve gençlik platformlarıyla geliştireceği iş birlikleri önem kazanıyor. Staj, mentorluk, proje bazlı çalışmalar ve işbaşı eğitimleri gibi uygulamalar, gençlerin çalışma hayatıyla daha erken tanışmasına olanak sağlıyor. TÜİK’in 2025 verileri, gençlerin istihdamında hizmet sektörünün yüzde 57,9 ile ilk sırada bulunduğunu, bunu yüzde 30,5 ile sanayi ve yüzde 11,6 ile tarım sektörünün izlediğini gösteriyor. Bu dağılım, gençlerin farklı sektörlerde ihtiyaç duyulan becerilerle daha erken buluşturulmasının önemini ortaya koyuyor. Yılmaz’ın değerlendirmeleri doğrultusunda, gençlerin yalnızca mevcut iş gücü ihtiyacını karşılayacak kişiler olarak değil, geleceğin girişimcileri, yöneticileri ve üreticileri olarak ele alınması gerekiyor. Bu yaklaşım, gençlerin kariyer planlamasının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli insan kaynağı politikaları açısından da önem taşıyor. Genç girişimciler için yeni fırsat alanları gerekiyor Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından genç girişimciliğin desteklenmesi de kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Teknoloji ve dijitalleşmenin iş modellerini hızla değiştirdiği bir dönemde gençlerin yeni fikirler geliştirmesi ve bu fikirleri ekonomik değere dönüştürebilmesi, Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayabilir. Genç girişimcilerin fikirlerini hayata geçirebilmesi için finansmana erişimin yanı sıra deneyim paylaşımı, mentorluk, iş bağlantıları ve pazar erişimi gibi alanlarda da destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerekiyor. Özel sektörün sahip olduğu bilgi birikimi ve iş bağlantıları, bu noktada genç girişimciler için önemli bir kaynak oluşturabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz’ın hem iş dünyasındaki deneyimi hem de Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu çatısı altında gençlerle yürüttüğü çalışmalar, gençlerin ticaret ve girişimcilik ekosistemiyle daha güçlü bağlar kurmasının önemini ortaya koyuyor. Teknolojik Dönüşüm Gençler İçin Fırsata Dönüştürülmeli Yapay zekâ ve dijital teknolojiler, çalışma hayatında yeni mesleklerin ve iş modellerinin ortaya çıkmasına neden olurken, gençlerin bu dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesi önem taşıyor. Gençlerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknoloji üreten ve yeni iş modellerine dönüştüren bir nesil olarak yetişmesi, Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle özel sektörün teknoloji eğitimleri, girişimcilik programları ve yenilikçi projeler aracılığıyla gençlerin gelişimine katkı sunması önem taşıyor. Bu dönüşüm aynı zamanda özel sektör açısından da yeni bir sorumluluk alanı yaratıyor. Şirketlerin gençlerin teknolojiye erişimini artırması, dijital becerilerini geliştirmesine destek olması ve yenilikçi fikirlerini hayata geçirebilecekleri ortamlar oluşturması, geleceğin iş dünyasının şekillenmesine katkı sağlayabilir. Özel Sektörün Gençlere Yatırımı Türkiye’nin Geleceğine Yatırım Türkiye’nin genç nüfusunu ekonomik güce dönüştürmesi, gençlerin sahip olduğu potansiyelin doğru kanallarla desteklenmesine bağlı. Bu noktada özel sektörün rolü yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmıyor; gençlerin bilgi, beceri ve deneyim kazanabileceği bir ekosistemin oluşturulması da iş dünyasının sorumluluk alanlarından biri haline geliyor. Özellikle gençlerin iş gücüne katılımında kadın-erkek arasındaki fark, öncelikli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki genç erkeklerin istihdam oranı yüzde 53 olurken, genç kadınlarda bu oran yüzde 26,7 olarak gerçekleşti. Benzer şekilde genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 22,1 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, özel sektörün gençlere yönelik politikalarının yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmaması; fırsat eşitliği, yetenek gelişimi ve kadınların iş gücüne katılımı gibi başlıkları da kapsaması gerektiğine işaret ediyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz’ın yaklaşımı da özel sektörün gençlerin gelişiminde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Gençlerin ekonomik hayatın aktif aktörleri haline gelmesi, bireysel kariyer fırsatlarının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine de katkı sağlayabilir. Türkiye’nin kalkınmasında gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmak, yalnızca gençlere fırsat sunmak değil; ülkenin gelecekteki üretim, girişimcilik ve inovasyon kapasitesine yatırım yapmak anlamına geliyor. Gençlerin sahip olduğu potansiyelin eğitim, istihdam, girişimcilik ve teknoloji ekseninde desteklenmesi, özel sektörün bugün atacağı adımların Türkiye’nin yarınki ekonomik gücüne dönüşmesini sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor Haber

“SHE by Driventure” Programı Hayata Geçiyor

Program katılımcılarına kendi girişimlerini kurmak veya mevcut girişimlere ortak olabilmek için ihtiyaç duydukları uygulamalı eğitim ve uzman mentorluk desteği sunulacak. Ford Otosan’ın kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, Turkishe platformu iş birliğiyle kadınların girişimcilik ekosisteminde kurucu veya ortak olarak daha fazla yer almasını desteklemek üzere “SHE by Driventure” programını hayata geçiriyor. Tamamen online olarak düzenlenecek ve tüm Türkiye'den katılıma açık olacak program kapsamında, 18-27 yaş aralığındaki üniversite öğrencileri, yeni mezunlar veya kariyerinin başındaki kadınlardan oluşan 60 katılımcıya eğitim verilecek. Katılımcılar başvuru aşamasında mobilite, sürdürülebilirlik ve endüstri 4.0 alanları arasından kendi önceliklerini belirleyecek. Sonraki aşamada, katılımcılar ilgi ve yetenek profillerine uygun ekiplere dahil edilecekler. Program, coğrafi ve sosyoekonomik engelleri ortadan kaldırarak fırsat eşitliğini önceliklendiren kapsayıcı yapısı, kapsamlı içeriği ve mentorluk rehberliği ile genç kadınlara girişimcilik yolculuklarında güçlü bir destek olacak. Ekipler, program başlangıcında mobilite, endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik ana odak alanları arasından birini seçerek bu alanda çözüm geliştirmeye odaklanacak. Fikirden uygulanabilir ürün aşamasına uzanan bu yolculuk, tamamen uygulamalı öğrenme ilkesiyle tasarlandı. Program katılımcıları her eğitim modülünü kendi projeleri üzerinde uygulayarak girişimlerin kuruluş ve yönetimine ilişkin yeteneklerini güçlendirme olanağı bulacak. Program kapsamında sektör uzmanlarının yanı sıra gönüllü Ford Otosan uzmanları, katılımcılara haftalık olarak düzenli mentorluk desteği verecek. “SHE by Driventure” programı, Ford Otosan’ın kadınların teknoloji, inovasyon ve üretimde daha güçlü bir şekilde yer almasına yönelik uzun soluklu vizyonundan ilham alıyor. Gelecek Hayalim ile binlerce genç kadının potansiyelini destekleyen bu yaklaşım, şimdi girişimcilik ekosisteminde yeni bir sayfa açıyor. “SHE by Driventure”; üniversite öğrencisi ve yeni mezun genç kadınların fikirlerini girişime dönüştürmeleri, kurucu veya ortak olarak hayata geçirmeleri için onları bilgi, mentorluk ve ilhamla destekliyor. Driventure’ın girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Gembox AŞ Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül, SHE by Driventure” programının ekosisteme daha fazla kadın kurucu kazandırma hedefi açısından önemli bir adım olduğunun altını çiziyor. Gül, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları dile getiriyor: “Driventure olarak girişimcilik ekosisteminde edindiğimiz deneyim, kadınların güçlü fikir ve yetkinliklere sahip olmalarına rağmen girişimlerde kurucu veya ortak rolüne sahip kadın sayısının beklenen düzeyde olmadığını ortaya koyuyor. Bu durum da bize potansiyeli ve güçlü fikirleri olan kadınların kurucu ya da ortak rollerinde yer almaları için erken aşamada daha fazla desteklenmeleri gerektiğini gösteriyor. Küresel ölçekte kadın kurucuların girişim sermayesi yatırımlarından aldığı payın hâlâ çok sınırlı olması, Türkiye’de de kadın kurucu ve ortak temsilinin güçlendirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. “SHE by Driventure”ı bu içgörüyle; genç kadınlara eğitim, mentorluk ve uygulamalı girişimcilik deneyimi sunarak onları ekosistemde kurucu veya ortak rollerine hazırlamak amacıyla hayata geçiriyoruz.” Turkishe platformunun kurucusu Asiye Bahar Tabanlı ise bugün dünya genelinde girişim sermayesi yatırımlarının %2'sinden azının kadın kurucuların şirketlerine gittiğini; Türkiye'de de yeni kurulan şirketlerde kadın ortak payının hâlâ %15-17 bandında olduğuna değindi. Bunun temel nedeni olarak da genç kadınların fikir aşamasındayken ihtiyaç duydukları bilgiye, çevreye ve onları cesaretlendiren desteğe ulaşamamasının altını çizerek şu görüşleri dile getiriyor: “SHE by Driventure programı ile bu boşluğu dolduruyor; genç kadınların fikirlerini geliştirip güçlü bir başlangıç yapabildiği sürdürülebilir bir öğrenme topluluğu inşa ediyoruz. Çünkü daha fazla kadın kurucu, daha güçlü bir ekonomi ve daha fazla yenilik demek." Eğitim, mentorluk ve uygulamalı çalışmaların sonucunda ekipler, hazırlayacakları projeleri ocak ayında düzenlenmesi planlanan Demo Day etkinliğinde sergileyecek. İlk üçe giren projeler ise sırasıyla 100 bin TL, 75 bin TL ve 50 bin TL ile ödüllendirilecek. “SHE by Driventure” programı, Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan (SKA) “Kaliteli Eğitim”, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”, “Eşitsizliklerin Azaltılması” ve “Amaçlar için Ortaklıklar” hedefleriyle tam uyum olarak tasarlandı. Teknoloji ve mobilite alanında ekonomik bir katma değer yaratacak olan program, işe alım süreçlerinden çok önce keşfedilen, donanımlı genç kadınlardan oluşan güçlü bir kurucu havuzunu da Türkiye’ye kazandırarak girişimcilik ekosisteminin gelişimine destek olacak. Başvuruların 6 Eylül’e kadar alınacağı program hakkında detaylı bilgilere https://driventure.vc/she-by-driventure/adresinden ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Türkiye’de IONIQ 3’ün Seri Üretimine Başladı Haber

Hyundai Türkiye’de IONIQ 3’ün Seri Üretimine Başladı

Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır faaliyetlerini sürdüren Hyundai Motor Türkiye (HMTR), İzmit’teki üretim üssünde tamamen elektrikli IONIQ 3 modelinin seri üretimine başladı. Hyundai bu adımla, elektirifikasyon stratejisi ve Avrupa’daki üretim faaliyetleri açısından önemli bir kilometre taşına imza attı. IONIQ 3 seri üretimi için İzmit’teki üretim üssünde geçtiğimiz 2 yılda kapsamlı bir dönüşüm gerçekleşti. Bu dönüşümle yeni nesil elektrikli araç üretimi için gerekli altyapı oluşturulurken; Türkiye’nin bir üretim üssü olma konumunu da güçlendirmesi hedefleniyor. İzmit fabrikasında üretilen araçların yüzde 80'i ihraç edilirken; bu da HMTR'nin hem Türk ekonomisini hem de Hyundai'nin bölgedeki stratejisini ve üretim faaliyetlerini desteklemedeki hayati rolünü vurguluyor. Büyümeyi ve İhracat Başarısını Destekleyen Güvenilir Bir Üretim Merkezi Hyundai'nin 1997'den beri faaliyet gösteren ve Güney Kore dışındaki en uzun süreli yurtdışı tesisi olan İzmit fabrikası, yıllık 200 bin araç kapasitesine ve toplamda 3,4 milyon adedin üzerinde üretime sahip. Başta Avrupa olmak üzere 2,6 milyondan fazla araç ihraç eden HMTR, Türkiye otomotiv endüstrisine önemli bir katkı sağlıyor. Yatırımlar arasında 1997'den bu yana HMTR'ye yapılan 1,47 milyar Euro, IONIQ 3, yenilenen i20 ve Bayon (elektrikli araçlar, hibrit araçlar, içten yanmalı motorlu araçlar dahil) için planlanan 715 milyon Euro yer alıyor. HMTR’nin İzmit’teki fabrikasında düzenlenen IONIQ 3 Seri Üretim Başlangıç Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo, Hyundai Motor Europe (HME) CEO’su Xavier Martinet, HMTR CEO’su Alex Kim ve Kibar Holding CEO’su Ali Kibar’ın yanı sıra HMTR yetkilileri, merkezi ve yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Etkinlikte yaptığı konuşmada değerlendirmelerde bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, “Hyundai Motor Türkiye, 250 milyon Euro’luk yatırımla ilk aşamada yılda 30 bin IONIQ 3’ü ülkemizde üretecek. Hyundai Motor Türkiye’nin IONIQ 3 yatırımı; yeni nesil mobilite vizyonumuzun küresel otomotiv üreticileri nezdinde karşılık bulduğunun, ülkemizin güvenilir ve ölçeklenebilir bir üretim merkezi olarak konumlandırıldığının ispatıdır. Türkiye olarak; yatırım yapan, üreten, teknoloji geliştiren, nitelikli istihdam oluşturan ve ülkemizi küresel değer zincirlerinde daha ileri noktalara taşıyan tüm yatırımcıların yanındayız” dedi. Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo ise “Bugün üretime başlayan IONIQ 3, Hyundai Motor Türkiye’nin geleceğe yönelik vizyonunu, teknolojik mükemmelliğini ve ileri inovasyon yoluyla Türkiye otomotiv sektörüyle birlikte büyüme konusundaki sarsılmaz kararlılığını yansıtıyor” dedi. Yeni Hyundai IONIQ 3 ‘Aero Hatch’ modelinin üretimi fabrika için yeni bir dönemin başlangıcını simgelerken; IONIQ 3’ün yanı sıra yeni nesil Hyundai BAYON ve Hyundai i20 modellerinin üretimine yönelik hazırlıklar da HMTR’nin, Türkiye’deki yerli otomotiv tedarik sanayisini destekleme konusundaki kararlığını ortaya koyuyor. Bu anlamda Türkiye’nin HME için önemine dikkat çeken Hyundai Motor Europe CEO’su Xavier Martinet, “Türkiye, güçlü bir otomotiv geleneğine, yetenekli bir iş gücüne, rekabetçi bir tedarikçi tabanına ve Avrupa ile Asya arasında stratejik bir konuma sahip. IONIQ 3'ü burada üretme kararımız, Hyundai'nin Türkiye'ye ve bu ülkenin Avrupa'nın mobilite dönüşümünün bir parçası olarak sahip olduğu potansiyele olan güvenini yansıtıyor. Ve bu güvenimiz IONIQ 3'ün ötesine uzanıyor” dedi. Hyundai Motor Türkiye CEO’su Alex Kim ise konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye'de IONIQ 3'ü üretmekten gurur duyuyoruz. Dönüşüm sürecimizin bir parçası olarak, fabrikamızın yaklaşık yüzde 50'si modernize edildi ve bu dönüşüm boyunca binden fazla çalışan farklı roller üstlendi. IONIQ 3, Hyundai Motor Company, Hyundai Motor Europe ve Hyundai Motor Türkiye için uzun vadeli bir taahhüdü temsil ediyor. Önümüzdeki yıllarda üretim kapasitemizi daha da artırmak için çeşitli alanlara yatırım yapmaya devam etmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.