Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnşaat

Kapsül Haber Ajansı - İnşaat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnşaat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bağlantı ve Sabitleme Çözümleri Aynı Çatı Altında Buluştu Haber

Bağlantı ve Sabitleme Çözümleri Aynı Çatı Altında Buluştu

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda, T.C. Ticaret Bakanlığının katkıları ve Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) desteğiyle düzenlenen Fastener Eurasia Expo; Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, TİM Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu, BESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Topuk, Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MAKSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kocabaş, MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği (YOMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yıldız, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Berkan Öner ve sektör temsilcilerinin katılımıyla açıldı. Bağlantı elemanlarından üretim makinelerine, ısıl işlem ve yüzey işlem teknolojilerinden ölçüm ve kalite kontrol sistemlerine kadar sektörün farklı aşamalarını bir araya getiren Fastener Expo Eurasia’da, Türkiye’nin üretim kapasitesi ve ihracat potansiyelinin yanı sıra yüksek katma değerli bağlantı ve sabitleme çözümleri öne çıkıyor. Fuarın açılışıyla birlikte otomotiv, makine, inşaat, enerji, beyaz eşya, mobilya, savunma, havacılık ve diğer sanayi kollarının ihtiyaçlarına yönelik ürün ve teknolojiler profesyonel ziyaretçilerin karşısına çıktı. Standart üretim ürünlerin yanı sıra özel üretim ve yüksek mukavemetli bağlantı elemanlarının sergilendiği fuarda, üretim süreçlerinde verimlilik, kalite, ölçüm, yüzey işlemleri ve proses kontrolüne yönelik teknolojiler de yer alıyor. Açılışta konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, Türkiye’nin güçlü yan sanayi yapısının üretimdeki rekabetçiliğe önemli katkı sağladığını belirterek, “Türkiye kendi yan sanayisi ve yan sanayisindeki tasarım ve patentleriyle sektörünü geliştiriyor. Özellikle hırdavat ve aksesuarlar dünyanın her tarafında rekabetçiliğimizi artırıyor. Bu başarıya katkı sağlayan tüm meslektaşlarımızla aynı gemideyiz, beraberiz. Fuarın sektörümüze ve firmalarımıza güzel sonuçlar getirmesini diliyorum” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ise İntermob’un 28 yıldır kesintisiz sürdürülmesinin önemli bir başarı olduğunu belirterek, mobilya aksesuarları, hırdavat ve bağlantı elemanları gibi birbirini tamamlayan sektörlerin birlikte büyük bir ekonomik değer yarattığını ifade etti. Tecdelioğlu, “Bu rakamları daha yukarı taşımamız gerekiyor. Bunun için daha çok üretmeli, daha çok ihracat yapmalı, sürdürülebilir ve dijital bir şekilde dünya pazarından daha fazla pay almalıyız. 5 binden fazla yurt dışı misafirimizi en iyi şekilde ağırlayarak güçlü ilişkiler kurmalı ve bu görüşmeleri siparişe dönüştürmeliyiz” dedi. Fastener Expo Eurasia ve İntermob’dan Güçlü Endüstriyel Sinerji Fastener Expo Eurasia’nın İntermob 2026 Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı ile eş zamanlı gerçekleştirilmesi de birbirini tamamlayan sektörler arasında güçlü bir ticari etkileşim de oluşturuyor. “Nitelikli Alıcıları Sektörümüzle Buluşturuyoruz” Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Topuk, iki yılda bir gerçekleştirilen Fastener Expo Eurasia’nın sektörün Türkiye’deki en önemli organizasyonlarından biri olduğunu belirterek, “Bu yıl yaklaşık 5 bin ziyaretçi bekliyoruz ve bunların 1.000’den fazlasının yurt dışından gelmesini öngörüyoruz. Fuar organizasyonumuz ve BESİAD iş birliğiyle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda nitelikli satın alma yapacak değerli alıcılara ulaştık. Bir önceki fuarımız katılımcılarımızın olumlu sonuçlar aldığı, oldukça verimli bir organizasyon olmuştu. Bu yıl da aynı şekilde verimli bir fuar geçireceğimizi öngörüyoruz” dedi. Fastener Expo Eurasia, üretim ekosisteminin farklı bileşenlerini aynı platformda buluşturuyor. Fuarda sektörün önde gelen yerli üreticileri dışında Almanya’dan Arnold Umformtechnik, Helmut Fischer ve ibg Prüfcomputer, Japonya’dan Mitutoyo, ABD’den Bowman Analytics, İngiltere’den Arun Technology ve Tayland’dan Alfirs Hardware’in aralarında bulunduğu uluslararası katılımcılar ve temsil edilen markalar da fuarda yer alıyor. Türkiye’nin Bağlantı Elemanları Üretimi İstanbul’da Sergileniyor Yaklaşık 3 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne sahip Türkiye bağlantı elemanları sektörü; yıllık 1 milyon tonun üzerindeki üretim hacmi, 250 binden fazla ürün çeşidi ve yaklaşık 800 milyon dolarlık ihracatıyla Avrupa’nın ikinci büyük üretim merkezi konumunda bulunuyor. Üretim kapasitesinin yanı sıra özel üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve farklı sanayi kollarına yönelik ürün çeşitliliği, sektörün uluslararası tedarik zincirindeki konumunu güçlendiriyor. Bağlantı Elemanlarından Üretim Teknolojilerine Geniş Kapsam Fastener Expo Eurasia’da standart ve özel üretim cıvata, vida, somun, rondela, ankraj, perçin ve diğer endüstriyel bağlantı elemanlarının yanı sıra farklı kullanım alanlarına yönelik yüksek performanslı çözümler de sergileniyor. Otomotiv, makine, enerji, inşaat, beyaz eşya, mobilya, savunma ve havacılık gibi sektörlerin tedarik ihtiyaçlarına yönelik ürünler fuarın önemli başlıkları arasında bulunuyor. Bağlantı elemanlarının üretiminde kullanılan filmaşin, metal ve çelik tellerin yanı sıra diş haddeleme, U-cıvata bükme, tel şekillendirme ve tam otomatik tel üretim makineleri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Üretim teknolojilerinin yanında ısıl işlem, sementasyon, karbonitrasyon, sertleştirme, menevişleme ve yüzey işlem çözümleri de fuarın kapsamı içerisinde yer alıyor. Ölçüm, kaplama kalınlığı analizi, XRF, çatlak tespiti ve tahribatsız muayene sistemleri ile basınç, kuvvet, tork ve ivme ölçümüne yönelik sensör ve proses izleme teknolojileri ise kalite ve üretim süreçlerine yönelik çözümleri tamamlıyor. “Bağlantı Elemanları Tüm Endüstriler İçin Stratejik Öneme Sahip” RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, Fastener Expo Eurasia’nın kapsamına dikkat çekerek, bağlantı elemanlarının karayollarından demiryollarına, savunma sanayinden otomotiv, gemi, beyaz eşya, mobilya ve yapı sektörüne kadar birçok endüstri için stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Öner, BESİAD desteğiyle bu yıl üçüncü kez düzenlenen Fastener Expo Eurasia’nın bağlantı ve sabitleme elemanları sektörünü İstanbul’da bir araya getirdiğini ifade eden Öner, farklı endüstrilerin ihtiyaç duyduğu bağlantı elemanlarının fuarda sektör profesyonelleriyle buluştuğunu söyledi. Öner, fuarın ülke ekonomisine önemli katkıda bulunmasını temenni ederek yeni iş birliklerine vesile olmasını diledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

11 Eylül 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Temmuz ayında, Türkiye’ye, 1,2 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 7 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 5,8 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 7 ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 34’lük bir düşüş kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 294 milyar dolara yaklaştı. Temmuz ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 909 milyon doları yatırım sermayesi şeklinde gerçekleşti. Temmuz ayındaki toplam UDY’nin 322 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 44 milyon dolar ve borçlanma araçlarının 33 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Temmuz ayındaki toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kâğıt imalatı ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Temmuz ayı içerisinde gerçekleşen 909 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 314 milyon dolarlık yatırım girişi ile kâğıt ve kâğıt ürünleri imalatı ve kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 35’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve inşaat sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 12’lik paylarıyla geçmiş kümülatif performanslarının üzerinde bir performans sergileyerek aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Temmuz ayında en fazla uluslararası yatırım Çin, İrlanda ve Almanya’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’nın 7’nci ayında yüzde 52’lik bir pay aldı. Temmuz 2026’da ülkeler özelinde, Çin yüzde 34 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 21 ile İrlanda, yüzde 14 ile Almanya, yüzde 6 ile Hollanda ve yüzde 6 ile İsviçre takip etti. Yılın ilk 7 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise en fazla yatırıma kaynak oluşturan üç ülke; 1,1 milyar dolar ile Almanya, 903 milyon dolar ile Hollanda ve 585 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası Haber

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası

Çalışan deneyimini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandıran CCN Holding, Happy Place to Work Bilim Kurulu tarafından 2026 yılında yürütülen değerlendirme sonucunda Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nın (Great Work Environment) sahibi oldu. Happy Place to Work değerlendirme sürecinde kurumlar, kültür, liderlik yaklaşımı, çalışan bağlılığı, çeşitlilik, eşitlik ve güven gibi başlıklarda kapsamlı analizlerden geçiyor. Değerlendirme sürecinde çalışan geri bildirimleri ile organizasyonun insan kaynakları uygulamaları birlikte ele alınıyor. CCN Holding’in Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı almaya hak kazanması, holdingin insan odaklı yönetim anlayışını, çalışan deneyimine verdiği önemi ve grup genelinde ortak değerler etrafında şekillenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. “Herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz” CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışan deneyimini kurum kültürümüzün temel bir parçası olarak görüyoruz. Happy Place to Work tarafından verilen Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı da bu yaklaşımımızın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. CCN Holding olarak çalışanlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissettikleri bir çalışma ortamı oluşturmayı, farklılıkların desteklendiği, fikirlerin özgürce ifade edilebildiği ve herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu sertifika, attığımız adımların çalışanlarımızın deneyimlerinde de karşılık bulduğunu görmek açısından bizim için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın ihtiyaç ve beklentilerini dinlemeye, deneyimlerini geliştirmeye ve CCN Holding’i tüm çalışma arkadaşlarımız için daha iyi bir çalışma ortamı haline getirmeye devam edeceğiz.” CCN Holding Hakkında 2007 yılında başlayan yolculuğunu bugün yaklaşık 10.000 çalışanıyla sürdüren CCN Holding; inşaat, sağlık, entegre tesis yönetimi, teknoloji, eğitim, turizm ve yat gibi birçok sektörde faaliyet göstermektedir. Grup, yatırımlarını kalite, güven ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, geleceğe değer katan stratejik adımlar olarak konumlandırmaktadır. Ulusal ve uluslararası ölçekte prestijli projelere imza atan CCN Holding; Zaha Hadid imzalı Bakü Haydar Aliyev Kültür Merkezi ve Bakü Alev Kuleleri gibi ikonik projelerle global referans gücü kazanmış; Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olan Mersin Şehir Hastanesi ve dünyanın tek parçada yapılan en büyük hastanesi Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile sağlık yatırımları ve işletmeciliğinde öncü rol üstlenmiştir. CCN Holding, inşa ettiği projeleri sürdürülebilir işletme modelleriyle yönetmekte; sağlık kampüslerinden otellere, AVM’lerden enerji tesislerine kadar geniş bir yelpazede entegre tesis yönetimi hizmetleri sunmaktadır. Teknoloji alanında faaliyet gösteren INFERA ve WISERA markalarıyla dijital altyapı, yazılım, veri analitiği ve sistem entegrasyonu çözümleri geliştirerek operasyonel mükemmeliyet ve veriye dayalı yönetim yetkinliği sağlamaktadır. Turizm, gastronomi ve deneyim tasarımı alanında Altunizade Suites by Curio, Lokanta Yoğurt, Fami, The Cube.ist markalarıyla yaşam tarzı odaklı bir hizmet ekosistemi kuran CCN Holding, yenilikçi ve sürdürülebilir yatırımlarıyla geleceği şekillendirmeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom Kazakistan’da Nükleer Santral İnşası İçin Sözleşme İmzaladı Haber

Rosatom Kazakistan’da Nükleer Santral İnşası İçin Sözleşme İmzaladı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile “Kazakistan Nükleer Elektrik Santralleri” şirketi (KAES), toplam 2400 MW elektrik kapasitesine sahip iki güç ünitesinden oluşacak Balkaş NGS’nin inşası için EPC sözleşmesi imzaladı. Nükleer güç santrali, Kazakistan’ın Almatı Bölgesi, Jambıl ilçesine bağlı Ülken köyü yakınlarında inşa edilecek. Rus tarafı adına sözleşmeyi Rosatom Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Atomstroyexport A.Ş. Başkanı Andrey Petrov, Kazak tarafı adına ise KAES Genel Müdürü Yernat Berdigulov imzaladı. İmza töreni, Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihachev ile Kazakistan Cumhuriyeti Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Almasadam Satkaliev’in katılımıyla gerçekleştirildi. İmzalanan sözleşme, gelecekte inşa edilecek Balkaş NGS projesinde Rus ve Kazak taraflarının sorumluluklarını belirliyor. Uluslararası konsorsiyumun lideri olarak Rosatom, tasarım ve tedarikten inşaat, işletmeye alma çalışmaları ve tamamlanan tesisin müşteriye teslimine kadar projenin tüm uygulama döngüsünden sorumlu olacak. Gelecekteki santralin temelini, her biri 1200 MW elektrik kapasitesine sahip modern III+ Nesil VVER-1200 reaktörleri oluşturacak. Bu teknoloji, en sıkı uluslararası güvenlik gerekliliklerini karşılıyor ve Rusya, Belarus, Türkiye, Bangladeş, Macaristan, Mısır ve Çin’de işletmede olan veya inşası devam eden tesislerde başarıyla uygulanıyor. İşletme ömrü 60 yıl olacak olan reaktörlerde bu sürenin 20 yıl daha uzatılması mümkün. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihachev, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İmzalanan sözleşme, Kazakistan ile iş birliğimizde yeni bir aşamanın başlangıcını oluşturuyor. Yakın dönemde Rosatom’un tasarım çalışmalarını gerçekleştirmesi ve ekipman tedarikçisi şirketlerden oluşan uluslararası bir konsorsiyum kurması gerekiyor. Bununla birlikte projenin tüm aşamalarında en sıkı uluslararası güvenlik ve verimlilik gerekliliklerini karşılayan güç ünitelerini inşa etmek ve işletmeye almak yönündeki temel hedefimize bağlı kalıyoruz. Rus nükleer teknolojilerinin Kazakistan Cumhuriyeti’nin enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması için güvenilir bir temel oluşturacağına inanıyoruz.” Santralin kurulacağı bölgede, Ağustos 2025’te başlatılan etüt çalışmaları halen devam ediyor. Uzmanlar bugüne kadar derinliği 120 metreye ulaşan 60’tan fazla kuyu açarak analiz için gerekli numuneleri aldı. Güç ünitelerinin yerleşimi açısından en uygun sahanın belirlenmesi amacıyla malzemeler laboratuvar koşullarında inceleniyor. Bu çalışmaların 2027 yılında tamamlanması, ardından mühendislerin güç ünitelerinin inşasına başlanması için gerekli izin belgelerinin alınmasına yönelik dokümantasyonu hazırlamaya başlaması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSM Global, Doğu Avrupa’da 9 Ülkede Global Markalarla Büyüyor Haber

TSM Global, Doğu Avrupa’da 9 Ülkede Global Markalarla Büyüyor

Yaygın satış ve satış sonrası hizmetler ağıyla öne çıkan TSM Global, 21 ülkede faaliyet gösterirken Doğu Avrupa’daki güçlü varlığını da sürdürüyor. TSM Global İş Makinaları Bölümü Genel Müdürü Burak Ertuğrul, bölgedeki faaliyetleri hakkında şöyle bilgi verdi: ‘’Doğu Avrupa, TSM Global’in uluslararası büyüme stratejisinin en önemli merkezlerinden biri. Bölgedeki varlığımızı yalnızca ürün satışıyla sınırlı görmüyor; güçlü bayi yapılanmamız, satış sonrası hizmetlerimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla uzun vadeli bir iş ortaklığı modeli oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde Doğu Avrupa’daki etkinliğimizi yeni iş birlikleri ve yatırımlarla daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Doğu Avrupa’daki varlığımız Polonya, Romanya, Macaristan, Çekya, Bulgaristan, Hırvatistan, Estonya, Letonya, Sırbistan gibi 9 kilit ülkeyi kapsıyor. Bununla birlikte vizyonumuz sadece bu bölgeyle sınırlı kalmayıp, Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ülkelerini de dahil ettiğimiz toplam 21 ülkelik çok daha geniş bir coğrafyada faaliyet göstererek bu büyük pazarın sunduğu devasa potansiyeli başarıyla değerlendirmeye çalışıyoruz. İnşaat, lojistik, madencilik, tarım ve ormancılık bölgenin en hızlı büyüyen lokomotif sektörleri. TSM Global olarak biz de tam bu noktalara çözüm üretiyoruz; portföyümüzdeki ekskavatörler, iş makinaları ve istifleme ekipmanları ile ağır sanayi, inşaat, ormancılık ve lojistik alanlarında yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyoruz.’’ ‘’Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat’ı (Green Deal) Motive Etti’’ Burak Ertuğrul, ülke seçiminde rol alan önemli faktörler hakkında bilgi verdi: ‘’Avrupa Birliği (EU) kapsamında hızla gelişen ve ciddi yatırımlar alan bu ülkeleri seçmemizdeki temel etken, artan inşaat ve madencilik faaliyetlerinin yüksek kapasiteli iş makinalarına yarattığı talep. Burada özellikle Türk müteahhit şirketlerinin her geçen gün Doğu Avrupa'da çok daha fazla söz sahibi olmalarının altını çizmek isteriz. Türk şirketlerinin dinamik, esnek ve çözüm odaklı yapısı, Doğu Avrupa'nın hızlı refleks bekleyen değişken pazar şartlarına mükemmel uyum sağlıyor. Özellikle kaliteli ürün, hızlı servis ve kesintisiz iletişim sunabilen firmalar için kalıcı pazar payları elde etme fırsatı çok yüksek. Türkiye'deki köklü başarılarımız ve güçlü referanslarımız sayesinde, yurt dışı projeleri yürüten müteahhitlerimizin de önde gelen tercihi olmaktan gurur duyuyoruz. Tüm bu dinamiklerin yanı sıra, Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat (Green Deal) vizyonu ve Yapısal Uyum Fonları gibi güncel uygulamaları bu pazarlara yönelmemizde belirleyici bir katalizör rolü oynadı.’’ ‘’Ciromuzda Stratejik Payı Var’’ Doğu Avrupa operasyonlarının toplam cirolarında stratejik ve büyüyen bir paya sahip olduğunun altını çizen Burak Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Doğu Avrupa bölgesi için uzun vadeli iş planlarımız halihazırda hazırlanmış olup, tüm yatırımlarımız bu vizyon doğrultusunda hız kesmeden devam ediyor. Bölgedeki bayi ağımızın genişlemesi ve pazar payımızın artmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde bu oranın daha aktif büyüme rakamlarıyla ivmelenerek artmasını öngörüyoruz. Bu bölgeyi kesinlikle uzun vadeli bir yatırım ve büyüme bölgesi olarak konumlandırıyoruz. Sadece ekipman tedarik etmekten ziyade, Sumitomo gibi temsil ettiğimiz küresel markaların bölgedeki distribütörlük ve hizmet ağını kalıcı olarak kök salacak şekilde güçlendirmek ana önceliğimizdir. ’’ Hedef: Antrepo Gibi Lojistik Üs Anlaşmaları TSM Global’in stratejisinin merkezinde “yerel güçlerle entegre olma” hedefinin yattığını vurgulayan Ertuğrul, ‘’Bu doğrultuda, bölgedeki kilit ülkelerde yer alan iş makinesi bayilerimizle güçlü ortaklıklar kurmaya ve mevcut bayi ağımızı derinleştirmeye odaklanıyoruz. Satış sonrası hizmet kalitemizi maksimize etmek adına yerel partnerlerimizle birlikte yedek parça ve lojistik altyapısını geliştiriyoruz. Ayrıca Doğu Avrupa için jeopolitik önemi yüksek olan bazı alternatif aday ülkelerde, lojistik merkez anlaşmaları planlıyoruz. Bölgedeki yapılanmamızı genişletmek adına yeni bayi adayları için yürüttüğümüz görüşmeler de tüm hızıyla devam ediyor’’ dedi. ‘’Avrupalı Bayilerle Entegresyonu Güçlendiriyoruz’’ Burak Ertuğrul, bölgedeki temel hedeflerini şöyle anlattı: ‘’Önümüzdeki 3-5 yıllık projeksiyonda temel hedefimiz; pazar payımızı istikrarlı bir şekilde artırmak ve Avrupalı bayilerimizle olan entegrasyonumuzu güçlendirmek. Aynı zamanda mevcut siyasi ve ekonomik yapıya paralel bir şekilde TSM Global ve Sumitomo’nun bilinirliğini rekabette en üst seviyelere çıkartıp, 5 yıl içerisinde pazardaki oyuncular arasında ilk 3’te yer almak en önemli stratejik vizyonumuz. Bölgede gözlemlediğimiz en önemli değişim, AB fonlarının da etkisiyle altyapı, enerji ve sanayileşme projelerindeki büyük ölçekli artışlar. Tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması da bölgedeki lojistik ve depolama ihtiyaçlarını, dolayısıyla endüstriyel ekipman talebini doğrudan tetikledi. Bunlar bizim için pozitif anlamda destekleyici oldu.’’ Dijitalleşme Operasyonel Verimliliği Artırdı Ertuğrul, dijitalleşmenin bölgedeki faaliyetleri üzerine etkisi hakkında şöyle konuştu: ‘’Dijitalleşme hem uluslararası bayilerimizle olan iş iletişimimizi hızlandırıyor hem de operasyonel verimliliğimizi artırıyor. Satış tahminlemeleri, bayi performansı analizi, lojistik optimizasyonu ve satış sonrası hizmetlerde veri odaklı hareket ederek pazarın ihtiyaçlarını önceden tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda tekliften siparişe kadar tüm süreci uçtan uca dijital yöneteceğimiz projemiz de hayata geçmek üzere.’’ Dünya Devleri ile 120'den Fazla Ülkede "En İyi Distribütörler" Listesindeyiz Dünya devi markaları 21 ülkeye ulaştıran TSM Global’in globaldeki başarıları da dikkat çekti. ’’En büyük başarımız; Sumitomo gibi kendi alanında, iş makinaları sektöründe global oyuncu olan markamızın bölgesel yönetimini üstlenerek, Avrupalı bayilerimizle karşılıklı güvene ve yüksek standartlara dayalı, sürdürülebilir bir bayilik ağı kurmuş olmamız. Sumitomo’nun ‘En İyi Temsilci’ kategorisinde yer almamız, uzun yıllara dayanan bu karşılıklı güven ve iş birliği neticesinde Sumitomo'nun Doğu Avrupa pazarına TSM Global ile birlikte ilk defa doğrudan girmesi bizim için önemli ve gurur verici bir başarıdır. Bu adım, şirketimizin tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri olarak yer alacaktır. Katıldığımız fuarlar ve düzenlediğimiz bayi organizasyonlarıyla da bu güçlü entegrasyonu başarıyla yönetmeye devam ediyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalyon İnşaat, Abu Dabi ile Dubai Arasındaki Seyahat Süresini 30 Dakikaya İndiriyor Haber

Kalyon İnşaat, Abu Dabi ile Dubai Arasındaki Seyahat Süresini 30 Dakikaya İndiriyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (B.A.E.) ulusal demiryolu ağının geliştiricisi ve işletmecisi Etihad Rail tarafından ihale edilen Abu Dabi–Dubai Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi'nin Abu Dabi bölümünü üstlenen uluslararası konsorsiyumda yer alan Kalyon İnşaat, ülkenin ilk yüksek hızlı demiryolu hattının yapım çalışmalarına başladı. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli National Projects and Construction (NPC) ve Trojan Tunneling ile Çin merkezli China State Construction Engineering Corporation (CSCEC) ortaklığında yürütülen projede inşaat faaliyetleri planlanan takvim doğrultusunda devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin “İLK” Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı Etihad Rail’in toplam 13 milyar dolar yatırım bedeli ile B.A.E. genelinde yaklaşık 900 kilometrelik yolcu taşımacılığı demiryolu ağı kurma vizyonunun parçası olan Abu Dabi – Dubai hızlı tren projesi, bölgenin en stratejik ulaşım projeleri arasında yer alıyor. Proje tamamlandığında ülkenin en büyük iki emirliği olan Abu Dabi ile Dubai arasındaki seyahat süresi yaklaşık bir buçuk saatten 30 dakikaya düşecek. Mevcut demiryolu hatlarının yaklaşık 200 km/saat işletme hızına sahip olduğu Birleşik Arap Emirlikleri'nde, 320 km/saat işletme hızına ulaşacak bu yeni hat, ülkenin ilk yüksek hızlı demiryolu hattı olma özelliğini taşıyacak. Stratejik Proje 2031’de Tamamlanacak Toplam uzunluğu 150 km olan Abu Dabi – Dubai yüksek hızlı tren hattının Abu Dabi bölümünde, yaklaşık 97 km’lik demiryolu hattı ve 4 adet istasyon inşaat edilecek. Güzergâh, çift tüp olarak tasarlanan 11,2 km tünel de içerecek. Projenin 2031 yılında tamamlanması hedefleniyor. “Bu proje, küresel mühendislik kabiliyetimizin en güçlü göstergelerinden biri” Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, projeye ilişkin değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı: “Abu Dabi – Dubai Yüksek Hızlı Tren Projesi, Kalyon İnşaat’ın küresel mühendislik gücünün ve uluslararası arenadaki güvenilirliğinin somut bir göstergesi niteliğindedir. Yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri için değil, küresel ölçekte demiryolu mühendisliği açısından da son derece stratejik bir yatırımdır. Kalyon İnşaat olarak, uluslararası ortaklarımızla birlikte bölgede “ilk” olacak bu önemli projede yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Türkiye'de ve dünyanın farklı coğrafyalarında hayata geçirdiğimiz büyük ölçekli altyapı projelerinden edindiğimiz bilgi birikimini ve mühendislik tecrübemizi Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk yüksek hızlı demiryolu hattına taşıyarak ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ŞARA Teknoloji, Moldova'nın Enerji Geleceğini İnşa Ediyor Haber

ŞARA Teknoloji, Moldova'nın Enerji Geleceğini İnşa Ediyor

İmza törenine; Moldova Cumhuriyeti Enerji Bakanı Dorin Junghietu, S.E. "Moldelectrica" Genel Müdürü Sergiu Carmanschi, ŞARA Teknoloji Genel Müdürü Kerem Onar ve EBRD Moldova Bankacılık Birimi Başkanı Giuseppe Grimaldi katıldı. Moldelectrica (Moldova Elektrik İletim Sistemi Operatörü) ile imzalanan 17.567.731,78 Euro (yaklaşık 945.870.000 TL) tutarındaki sözleşme çerçevesinde yürütülecek proje, Moldova'nın Avrupa enerji pazarına entegrasyonunda kritik bir rol oynayacak. Sözleşme büyüklüğü, ŞA-RA Enerji'nin 2025 yılı hasılatının yaklaşık %13'ü seviyesindedir. Projenin 2028 yılında tamamlanması planlanıyor. ŞARA Teknoloji, Moldova'nın enerji altyapısını modernize etme hedeflerine önemli bir katkı sağlamaya hazırlanıyor. Proje, Avrupa Bankası için Yeniden İnşa ve Kalkınma (EBRD), Avrupa Yatırım Bankası (EIB) ve Avrupa Birliği Komşuluk Yatırım Platformu tarafından finansman desteği almaktadır. ŞA-RA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mertay Türk, projeyle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Balti-Suceava 400 kV Enerji İletim Hattı Projesi, yalnızca Moldova'nın enerji altyapısını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgenin enerji arz güvenliğine stratejik bir katkı sunacaktır. Türkiye'deki başarılı projelerimizin tecrübesini uluslararası standartlarla birleştirerek, Doğu Avrupa'nın enerji geleceğine yönelik önemli bir adım atıyoruz. ŞARA Teknoloji olarak, bu tür stratejik projelerde sadece bugünün değil, yarının enerji ihtiyaçlarına yanıt vermek için çalışıyoruz. Balti-Suceava Hattı, Moldova'nın Avrupa enerji pazarına entegrasyonunda ve bölgesel istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynayacaktır." Moldova'nın “Dayanıklılık Hattı” Balti-Suceava 400 kV Enerji İletim Hattı Projesi, Moldova Enerji Bakanlığı tarafından "Linia Rezilienței" (Dayanıklılık Hattı) olarak adlandırılmıştır. Bu isim, projenin Moldova'nın enerji güvenliğini ve dayanıklılığını artırmadaki stratejik önemini yansıtmaktadır. Proje, Moldelectrica'nın işveren olarak görev aldığı ve ŞARA Teknoloji - ŞA-RA Enerji iş ortaklığının uluslararası ihale sonucunda yüklenici olarak seçildiği bir EPC (Tasarım, Tedarik, İnşaat, Test ve Devreye Alma) projesidir. Yaklaşık 48 kilometrelik hat uzunluğu ile Moldova'nın kuzey bölgesini Romanya'nın elektrik sistemine bağlayacak olan bu proje, 17.567.731,78 Euro sözleşme bedeli ile 2028 yılında tamamlanması hedeflenmiştir. Balti-Suceava hattı, Glodeni, Fălești, Bălți ve Râșcani ilçelerinin 12 kırsal yerleşim alanından geçerek, Moldova'nın enerji haritasını kalıcı olarak değiştirecek olan üç stratejik enerji iletim hattından biridir. Kapsamlı Altyapı Kurulumu ŞARA Teknoloji - ŞA-RA Enerji iş ortaklığı tarafından yürütülecek proje, kapsamlı bir enerji iletim altyapısı kurulumunu içermektedir. Yaklaşık 48 kilometrelik 400 kV enerji iletim hattının tasarımı ve inşası, direk temelleri, çelik yapılar ve montaj işlerini kapsayan iletim hattı inşası çalışmaları gerçekleştirilecektir. Projeye dahil edilen malzemelerin tedariki kapsamında, iletkenler, izolatörler ve koruma sistemlerinin tedariki ve montajı yapılacak; topraklama ve koruma sistemlerinin kurulması sağlanacaktır. Yeni altyapının Moldelectrica'nın operasyonel mimarisi ile entegrasyonu, teknik, çevresel ve güvenlik standartlarına uygunluk sağlama çalışmaları ve test ile devreye alma işlemleri de proje kapsamında yer almaktadır. Proje kapsamında, Bălți trafo merkezinin modernizasyonu da gerçekleştirilecek olup, toplam proje değeri yaklaşık 77 milyon euro olarak belirlenmiştir. Enerji Güvenliğinin Güçlendirilmesi Balti-Suceava 400 kV Enerji İletim Hattı, Moldova'nın enerji güvenliğini birden fazla yönden güçlendirecektir. Proje, Romanya ve Avrupa enerji pazarı ile bağlantı kurarak sınır ötesi enerji alışverişi kapasitesini artıracak; tek bir enerji kaynağına bağımlılığın azaltılması yoluyla sistem dayanıklılığını önemli ölçüde iyileştirecektir. Elektrik iletim ağının yönetiminde daha fazla seçenek sunacak olan operasyonel esneklik sağlanırken, kriz durumlarında sistem tepkisinin iyileştirilmesi ile acil durum müdahale kapasitesi geliştirilecektir. Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu'nun vurguladığı üzere, bu proje yalnızca altyapı değil; daha fazla güvenlik, daha fazla pazar rekabeti ve vatandaşlar ile ekonomi için daha fazla seçenek anlamına gelmektedir. Uluslararası Finansman Desteği Proje, Avrupa Birliği'nin Growth Plan kapsamında desteklenmektedir ve çok katmanlı bir finansman yapısına sahiptir. Avrupa Birliği tarafından 15,4 milyon euro hibe sağlanırken, EBRD ve EIB destekleyici finansman sağlamaktadır. Toplam proje maliyeti yaklaşık 77 milyon euro olarak belirlenmiş olup, AB hibesi projenin yaklaşık yüzde 20'sini karşılamaktadır. Avrupa Birliği Büyükelçisi Iwona Piórko, AB'nin desteğinin önemini vurgulamış ve "Avrupa Birliği, bu ulusal öneme sahip projeyi desteklemekten gurur duyuyor. 15,4 milyon euro hibe ile EBRD ve EIB'nin yanı sıra, insanların günlük yaşamında gerçek faydalar yaratıyoruz" ifadelerini kullanmıştır. Bu finansman yapısı, projenin uluslararası düzeyde desteklenen ve stratejik öneme sahip bir yatırım olduğunun açık göstergesidir. ŞARA Teknoloji’den Avrupa'da Stratejik Konumlanma ŞARA Teknoloji, Balti-Suceava projesiyle, Avrupa enerji pazarında stratejik bir konuma yerleşiyor. Şirket, Türkiye'deki başarılı enerji altyapı projelerinin tecrübesini, uluslararası standartlarla birleştirerek, Moldova gibi stratejik ülkelerde enerji güvenliğine katkı sağlamaktadır. Bu proje, ŞARA Teknoloji'nin uluslararası rekabet gücünü Avrupa enerji pazarında güvenilir bir ortak olarak konumlandırırken; yüksek gerilim enerji iletim hatları tasarımı ve inşasında öncü rol oynamasını pekiştirmektedir. Doğu Avrupa enerji güvenliğine stratejik katkı sağlayan bu proje, aynı zamanda Avrupa enerji pazarına entegrasyon yoluyla bölgesel istikrarın sağlanması ve sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi yönünde de önemli bir adımdır. Moldova'nın Enerji Geleceğine Yatırım Balti-Suceava 400 kV Enerji İletim Hattı Projesi, Moldova'nın enerji bağımsızlığı ve Avrupa entegrasyonu yolunda stratejik bir adımdır. ŞARA Teknoloji'nin liderliğinde yürütülecek bu proje, sadece bir altyapı yatırımı değil, bölgesel enerji güvenliğini ve ekonomik kalkınmayı destekleyen bir stratejik hamle olacaktır. Proje tamamlandığında, Moldova Romanya ve Avrupa enerji pazarı ile doğrudan bağlantı kurabilecek; enerji arz güvenliğini önemli ölçüde artıracak ve bölgesel enerji ticaretinde aktif rol oynayabilecektir. ŞARA Teknoloji, bu stratejik projede, Türkiye'nin enerji sektöründeki başarısını uluslararası arenaya taşıyor ve Moldova'nın enerji geleceğini güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

100 Milyon TL’lik Yatırımla Cumhuriyet Mirası Eskişehir'de Yeniden Hayat Buluyor Haber

100 Milyon TL’lik Yatırımla Cumhuriyet Mirası Eskişehir'de Yeniden Hayat Buluyor

Yaklaşık 100 milyon TL’lik yatırımla hayata geçirilecek Halkevi Projesi’nin Yapım İşi Başlama Töreni gerçekleştirildi. Sivrihisar 1 Caddesi’nde gerçekleştirilen Halkevi Projesi Yapım İşi Başlama Töreni’ne Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yanı sıra, önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi 2. Başkanı Feride Betül Hacımusalar Yörükçü, Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan, oda temsilcileri, muhtarlar, belediye bürokratları ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan TMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi 2. Başkanı Feride Betül Hacımusalar Yörükçü, Halkevlerinin Cumhuriyet’in önemli aydınlanma projelerinden biri olduğunu belirterek, yapının yeniden hayata geçirilmesinin Cumhuriyet’in aydınlanma mirasının ve dayanışma kültürünün geleceğe taşınması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kentlerin yalnızca yollar, köprüler ve binalarla değil; kültürleri, hafızaları ve ortak değerleriyle geliştiğini vurgulayan Yörükçü, tarihi yapının aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmesini geçmişe duyulan saygının ve geleceğe duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirdi. Mimarlar Odası Eskişehir Şube Başkanı Sibel Özdemir İlhan da Halkevi’nin Eskişehirliler için çok kıymetli bir yapı olduğunu vurgulayarak, kent belleği ve kent hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Projenin mimari koruma ilkeleri ile çağdaş yapım tekniklerini bir araya getirmesinin önemine dikkat çeken İlhan, yapım sürecinde emeği geçenlere teşekkür etti. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise Halkevi binasının yeniden hatırlanması, projelendirilmesi ve hayata geçirilmesinin Eskişehir adına büyük önem taşıdığını ifade etti. Halkevlerinin Cumhuriyet tarihindeki yerine dikkat çeken BaşkanAtaç, projenin hayata geçirilmesinden duyduğu mutluluğu dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da geçmişte Halkevleri Eskişehir Şube Başkanlığı yaptığını hatırlatarak, “Halkevi binasının yeniden topluma kazandırılması çok önemli işlerden birisidir. O nedenle Büyükşehir Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum. Eski bir Halkevci olarak, 3. kuruluş döneminde Halkevleri Eskişehir Şube Başkanlığını yapan birisi olarak teşekkürlerimi arz ediyorum. Umarım, dilerim Halk Evi binasının içi de yepyeni duygularla, yepyeni bir anlayışla topluma hizmet eder. Bu nedenle hepimizin özlemle beklediği inşaat bir an önce biter.” diye konuştu. Başkan Ayşe Ünlüce de konuşmasında Halkevi’nin Eskişehir’in Cumhuriyet tarihi ve kent hafızasındaki yerine dikkat çekti. Halkevi’nin Eskişehir’deki yolculuğunun 1932 yılında, eski Süleyman Çakır Lisesi’nin bulunduğu yerde başladığını belirten Ünlüce, 1936 yılında bugünkü yerine taşındığını ifade etti. Yapının hayata geçirilmesi talimatının Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildiğini söyleyen Ünlüce, projenin dönemin Eskişehir Belediyesi Fen İşleri Şefi Mimar İzzet Baysal tarafından hazırlandığını anlattı. Başkan Ünlüce, “Açıldığı günden itibaren Eskişehir’in sosyal, eğitim ve kültür hayatını burada büyük bir kalp atışıyla, tam da Eskişehir’in merkezinde, kalbinde canlandırıyor. Ve bu önemli atılım ne yazık ki 1951 yılında kapatılarak ve sonrasında da 10 parçaya bölünerek satılmasıyla o güzel dönem sona eriyor.” dedi. Halkevi’nin yeniden kente kazandırılma sürecini de anlatan Başkan Ünlüce, “Daha sonra Yılmaz Büyükerşen Hocamın Belediye Başkanı seçilmesinden sonraki süreçte 2003 yılında mahkeme kararıyla burası tescil altına alınıyor. Daha sonra hatırlarsanız bu bölgede 8 mahalleyi kapsayan bir kentsel dönüşüm projesi vardı. O projenin içinde aslında burası çok daha erken hayata geçecekti. Fakat mahkeme kararlarıyla iptal edilince büyük bir talihsizliğe uğradı.” diye konuştu. Bölgedeki dönüşüm çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Ünlüce, “Biz de 2019 yılında mahkeme kararlarından sonra 8 mahalle heba edilmiş olsa da en azından Porsuk 1, şu an gördüğünüz Çukur Çarşı ve devamı ve sonrası Porsuk 2, Salhane Köprüsü, eski otogarın olduğu yeri bilirsiniz, oradan başlayarak Kentpark’a doğru uzanan alanda kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Eski otogarın olduğu bölgede geçen sene dönüşüm başladı biliyorsunuz. Biz de bugün büyük bir gururla Çukur Çarşı’nın olduğu bölgede Eskişehir’in kalbinde bu dönüşümün ilk temelini atıyoruz buradan.” ifadelerini kullandı. Başkan Ünlüce sözlerini, “Bu bizim için büyük bir gurur, büyük bir onur. Eskişehir’in hafızasına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e bir saygı duruşu. Bugün bizim temelini attığımız proje Cumhuriyet aydınlanmasının tekrar Eskişehir’e ve Türkiye’ye hatırlatılmasıdır.” diyerek tamamladı. Önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ise Halkevlerinin Cumhuriyet’in kültür ve aydınlanma hamlesindeki önemine dikkat çekerek, “Halk Evi nedir? Halkın hayatının, yaşamının önemli bir bölümünü geçirdiği bir aile ocağıdır. Halkevleri, halkın sahip çıkacağı bütün kültür hareketleri, sanat hareketleri ve eğitim hareketlerinin yapıldığı bir doğuş ocağıdır.” dedi. Eskişehir’in tarih boyunca yaşadığı değişim ve dönüşüme de değinen Büyükerşen, “Her yıkıldığının sonunda o yıkıntıların üzerinden yeni bir yaşam alanı, kültür alanı doğmuştur. Eskişehir’in adı eskidir ama kendisi yenidir. Bu yeniliğe devam eden arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Eskişehir’i de tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı. Törende bir de anlamlı duyuru yapan Başkan Ünlüce, proje tamamlandığında yapının adının yine “Eskişehir Halk Evi” olacağını açıkladı. Ünlüce, “Halk Evi tamamlandıktan sonra adını da yine Halk Evi olarak koyacağız. Buranın adı Eskişehir Halk Evi olacak. Açılışta da sevgili eşim Aydın Ünlüce’nin kitapları başta olmak üzere tüm kitaplığını ve aynı zamanda kendi kitaplığımı da buraya bağışlayacağım.” dedi. Başkan Ünlüce’nin açıklamasının ardından Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen de akademik hayatı boyunca kendisine hediye edilen imzalı kitaplardan oluşan koleksiyonunu Eskişehir Halk Evi’ne armağan edeceğini açıkladı. Konuşmaların ardından Başkan Ayşe Ünlüce ve protokol üyeleri hep birlikte butona basarak Halkevi Projesi’nin yapım çalışmalarını başlattı. CUMHURİYET MİRASININ 90 YILLIK HİKÂYESİ Atatürk’ün emriyle Mimar İzzet Baysal tarafından 1936 yılında tasarlanan Eskişehir Halkevi; çok amaçlı salonu ve dükkânlarıyla kültürel ve sosyal bir kompleks olarak kente kazandırıldı. Halkevi, uzun yıllar boyunca konferanslara, gençlik ve halk toplantılarına, sergilere, temsillere, gösterilere ve eğitim faaliyetlerine ev sahipliği yaparak Eskişehir’in sosyal ve kültürel yaşamının önemli merkezlerinden biri oldu. 1951 yılında ülke genelinde Halkevlerinin faaliyetlerinin sonlandırılmasının ardından bina 10 parçaya bölünerek satıldı. Zaman içerisinde yapılan müdahaleler nedeniyle özgün kimliğini büyük ölçüde kaybeden yapı, 2003 yılında mahkeme kararına istinaden Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillendi. Halkevi’ni de kapsayan alan 2019 yılında Porsuk-1 Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ilan edilirken, hazırlanan proje Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi ve Koruma Kurulu tarafından onaylandı. 2020 yılında Halkevi Binası Rekonstrüksiyon Mimari Avan Projesi hazırlanırken, 2024 yılında Porsuk-1 Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamında tüm hak sahipleriyle yüzde 100 uzlaşma sağlanarak tapu tescil işlemleri tamamlandı. Kullanım ömrünü tamamlayan ve özgünlüğünü büyük ölçüde yitiren mevcut yapı, 2025 yılında özgün mimarisi doğrultusunda yeniden inşa edilmek üzere kontrollü olarak kaldırıldı. 2026 yılında ise yapım işi ihalesinin tamamlanmasıyla tarihi Halkevi’nin yeniden hayat bulacağı rekonstrüksiyon süreci başladı. HALKEVİ YENİDEN KENT YAŞAMININ PARÇASI OLACAK Toplam 1.650 metrekare inşaat alanına sahip olacak Halkevi’nin tescilli bölümünde, yapının özgün fonksiyonları ve mimari dokusu korunarak çağdaş kent yaşamının ihtiyaçlarına uygun yeni kullanım alanları oluşturulacak. Yapının zemin katında hak sahiplerine teslim edilecek 8 ticari birim yer alırken, üst katları çok amaçlı salonları da bünyesinde barındıran 140 kişilik modern bir sosyal kütüphane olarak işlevlendirilecek. Projede ayrıca atölye alanları, amfi ve seminer alanları da yer alacak. İki parselden oluşan Halkevi yapısının tescilsiz olan diğer parseli ise Türkiye İş Bankası tarafından aslına uygun olarak tamamlanacak. 100 milyon TL’lik yatırımla yeniden Eskişehir’e kazandırılacak Halkevi’nin, geçmişte olduğu gibi kültürün, eğitimin ve sosyal yaşamın buluşma noktalarından biri olması hedefleniyor. Cumhuriyet mirası tarihi yapı, özgün kimliği korunarak yeniden hayat bulurken geçmişten aldığı güçle geleceğe ışık tutacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.