Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnşaat Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - İnşaat Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnşaat Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor Haber

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor

Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMB, 2026 Yılının İkinci Çeyreğine Ait İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu Yayımladı Haber

TMB, 2026 Yılının İkinci Çeyreğine Ait İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu Yayımladı

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), 2026 yılının ikinci çeyreğine ait İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nu yayımladı. Raporda, inşaat sektörünün ekonominin büyümesini destekleyen sektörlerden biri olmayı sürdürdüğü belirtilirken, büyüme hızındaki yavaşlamanın sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerden kaynaklandığı ifade edildi. Kamu yatırımlarının büyümeyi desteklemeyi sürdürdüğü, buna karşın özel sektör yatırımlarındaki zayıflama ile yüksek finansman maliyetlerinin büyüme üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. Ekonominin genelinde 200’ün üzerinde alt sektöre yarattığı talep ve istihdam gücüyle lokomotif rol üstlenen inşaat sektörünün önde gelen kuruluşlarını temsil eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör tarafından yakından takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun Temmuz 2026 sayısını yayımladı. “Küresel Ekonominin Dayanıklılık Testi” başlıklı analizde, küresel ekonomik görünüm, yurt içi ekonomik gelişmeler ve inşaat sektörüne ilişkin temel göstergeler birlikte değerlendirilerek sektörün mevcut görünümü ile önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ele alındı. Raporda, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde %2,5 büyüdüğü, aynı dönemde inşaat sektörünün %3,2, gayrimenkul faaliyetlerinin ise %3,0 oranında büyüme kaydettiği belirtildi. Böylece sektörün 2022 yılının ikinci yarısında başlayan büyüme eğilimini 14 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğü ifade edilirken, önceki dönemlerde %8'in üzerinde gerçekleşen büyüme performansına kıyasla ivme kaybının belirginleştiğine dikkat çekildi. Büyümedeki yavaşlamada sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerin etkili olduğu değerlendirilirken, deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu altyapı yatırımlarının sektörü desteklemeyi sürdürdüğü, buna karşın özel sektör yatırımlarındaki zayıflamanın büyüme hızını sınırladığı kaydedildi. Öte yandan, 2026 yılının ilk çeyreğinde zincirlenmiş hacim endeksine göre gayrisafi sabit sermaye oluşumu içerisinde sektörel yatırımların payının %3,3, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdamdaki payının ise %6,7 seviyesinde gerçekleştiği belirtilen raporda, sektörün ekonomik faaliyetler ve istihdam açısından önemini koruduğu vurgulandı. Raporda, yılın ilk yarısında 2,7 milyar ABD Doları ile geçmiş yıllardaki performansının gerisinde kalan yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin küresel finansman koşulları ve jeopolitik gelişmelerden olumsuz etkilendiği belirtildi. Uluslararası proje hacmindeki yavaşlama, özellikle Orta Doğu'da artan gerilimler ve yatırım kararlarının ertelenmesiyle ilişkilendirilirken, Türk inşaat sektörünün sahip olduğu teknik yetkinlik ve uluslararası deneyim sayesinde küresel pazardaki rekabet gücünü koruduğunun altı çizildi. Türkiye Müteahhitler Birliği’nce 2026 yılının ikinci çeyreğinin değerlendirildiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin özetle şu tespitlere yer verildi: İNŞAAT SEKTÖRÜNDE BÜYÜME DEVAM EDERKEN İVME KAYBI DİKKAT ÇEKİYOR: 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi %2,5 büyürken inşaat sektörü %3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise %3,0 büyüme kaydetmiştir. Böylece sektör, 2022 yılının ikinci yarısından itibaren yakaladığı büyüme eğilimini 14 çeyrektir kesintisiz sürdürmüştür. Bununla birlikte, sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan güçlükler büyüme hızında belirgin bir yavaşlamaya neden olmuştur. ÜRETİM GÖSTERGELERİ KAPASİTENİN KORUNDUĞUNA İŞARET EDİYOR: Ciro endeksi ve yapı ruhsatı verileri sektörün üretim kapasitesini koruduğunu göstermektedir. Özellikle yapı ruhsatlarındaki artış, önümüzdeki dönemde yeni projelerin devreye girebileceğine işaret ederken, inşaat güven endeksinin ikinci çeyrek boyunca eşik değer olan 100'ün altında kalması sektör temsilcilerinin geleceğe ilişkin beklentilerinde temkinli duruşun sürdüğünü ortaya koymaktadır. İnşaat maliyetlerindeki artış hızının yavaşlaması olumlu bir gelişme olmakla birlikte, işçilik maliyetleri ve finansman giderleri sektörün kârlılığı üzerinde baskı oluşturmaya devam etmektedir. KONUT SATIŞLARINDA KISA VADELİ TOPARLANMA: Türkiye genelinde ilk el konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %23,1 artarak 43 bin 406 adet olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde ikinci el konut satışları da %12,5 oranında artışla 86 bin 573 adede yükselmiştir. Böylece toplam konut satışları içinde ilk el satışların payı %33,4, ikinci el satışların payı ise %66,6 olarak gerçekleşmiştir. Mayıs ayında gözlenen zayıf satış performansının ardından Haziran ayında her iki segmentte de kaydedilen artış, konut piyasasında kısa vadeli bir toparlanmaya işaret etmiştir. Bununla birlikte yılın ilk yarısı itibarıyla ilk el satışların yalnızca sınırlı bir toparlanma sergilemesi, yeni konut üretimini destekleyecek talep koşullarının henüz kalıcı biçimde güçlenmediğini ve finansman koşullarının konut talebi üzerindeki belirleyici etkisini koruduğunu göstermiştir. KONUT PİYASASINDA FİNANSMAN BASKISI SÜRÜYOR: Konut satışlarının finansman yapısı incelendiğinde, ipotekli satışlar Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre %72,1 artarak 25 bin 993 adet olurken, diğer satışlar %7,1 artışla 103 bin 986 adet olarak gerçekleşmiştir. Toplam satışlar içerisinde ipotekli satışların payı %20,0, diğer satışların payı ise %80,0 olmuştur. Haziran ayında ipotekli satışlarda belirgin bir canlanma yaşansa da bu artış, önceki aylarda oldukça düşük seviyelerde seyreden kredi kullanımının ardından gerçekleşmiştir. İpotekli satışların toplam satışlar içerisindeki payının hâlen beşte bir düzeyinde kalması, finansman koşullarında kalıcı bir normalleşmeden ziyade sınırlı bir toparlanmaya işaret etmektedir. Konut kredisi maliyetleri, satın alma kararları üzerindeki belirleyici etkisini sürdürmüştür. YAPI RUHSATLARINDAKİ ARTIŞ YENİ YATIRIMLAR İÇİN OLUMLU SİNYAL VERİYOR: 2026 yılının ilk çeyreğinde yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinde kaydedilen artış, sektörün üretim kapasitesini koruduğunu ve önümüzdeki dönemde yeni projelerin devreye alınabileceğini göstermiştir. YURT DIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİNDE JEOPOLİTİK BELİRSİZLİKLER ETKİLİ OLUYOR: Ocak-Haziran 2026 dönemi itibarıyla Türk inşaat sektörü tarafından yurt dışında 2,7 milyar ABD Doları tutarında 57 proje üstlenilmiştir. Böylece sektörün 1972 yılında Libya ile yurt dışı pazara açılmasından bu yana ulaştığı uluslararası proje portföyü büyüklüğü üstlenilen 12.931 projeyle toplam 566,1 milyar ABD Doları olmuştur. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin 2026 yılının ilk yarısındaki performansı, savaşlar ve küresel jeopolitik gerilimlerin de etkisiyle zayıf seyrini sürdürmüştür. İNŞAAT ZİRVESİ TÜRKİYE 2026 SEKTÖRÜN GELECEK VİZYONUNU ORTAYA KOYDU: Raporda, Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından T.C. Ticaret Bakanlığı'nın destekleriyle düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye (Construction Summit Türkiye-CST) 2026'nın, Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik en kapsamlı uluslararası platformlardan biri olduğu belirtildi. Küresel ölçekte yaşanan teknolojik dönüşüm, sürdürülebilirlik odaklı yeni düzenlemeler, değişen finansman modelleri ve jeopolitik gelişmelerin sektör üzerindeki etkilerinin ele alındığı Zirve'nin, kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar ve finans çevrelerini ortak bir platformda buluşturduğu kaydedildi. Yaklaşık 1.400 sektör temsilcisinin katıldığı Zirve'de uluslararası pazarda faaliyet gösteren 81 firmanın stant açtığı ve iki gün boyunca 350'nin üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildiği belirtilen raporda, Birleşik Krallık, Güney Kore, Finlandiya, Almanya, İsveç, Japonya, Fransa ve Çin başta olmak üzere çok sayıda ülkeden kamu ve özel sektör temsilcisinin etkinlikte yer aldığı ifade edildi. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren'in değerlendirmelerine de yer verilen raporda, küresel rekabet ortamında mühendislik ve uygulama kapasitesinin yanı sıra dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yapay zekâ ve uluslararası iş birliklerinin sektörün geleceğini belirleyen temel unsurlar haline geldiği ifade edildi. Mevcut küresel koşullar dikkate alındığında, İnşaat Zirvesi Türkiye 2026'nın yalnızca bir sektör buluşması değil, aynı zamanda Türk inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin gelecek vizyonunu ortaya koyan stratejik bir platform niteliği taşıdığı değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Filli Boya ile Gündem Sohbetleri” Serisinin Yeni Durağı Diyarbakır Oldu Haber

“Filli Boya ile Gündem Sohbetleri” Serisinin Yeni Durağı Diyarbakır Oldu

. Şirket, global tecrübesini yerel iş birlikleriyle kuvvetlendirme vizyonu doğrultusunda Diyarbakır’daki yerel üretim ortağıyla iş birliğini vurgularken, Türkiye genelinde yeni iş birliklerine imza atarak Anadolu’daki varlığını büyüteceğinin mesajını verdi. Türkiye boya ve ısı yalıtım pazarının öncü ismi Nippon Paint - Betek, iş ortaklarıyla bağlarını güçlendirmek ve sektörün nabzını tutmak amacıyla hayata geçirdiği “Filli Boya ile Gündem Sohbetleri” buluşmalarında rotayı Diyarbakır’a çevirdi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük ekonomik güçlerinden biri olan; genişleyen organize sanayi bölgeleri, büyüyen ticaret hacmi ve Ortadoğu pazarına yakın lojistik konumuyla üretim merkezine dönüşen Diyarbakır’da, bölgenin inşaat ve iş dünyası temsilcileri bir araya geldi. Yapı güvenliği, sürdürülebilir kentleşme ve enerji verimliliği konularının masaya yatırıldığı toplantıda, şirketin küresel uzmanlığını Anadolu’nun yerel dinamikleriyle birleştiren büyüme stratejisi paylaşıldı. Güner: Merkezimiz İstanbul’da Ancak Kalbimiz Anadolu’da Buluşmaların temel felsefesini “ortak akıl” olarak tanımlayan Nippon Paint - Betek Türkiye Genel Müdürü Hasan Gökhan Güner, paydaşlarla kurulan güçlü bağların sektörel kalkınmadaki rolüne dikkat çekti. Başarıyı iş ortaklarıyla birlikte inşa ettiklerini belirten Güner, “Merkezimiz İstanbul'da ancak kalbimiz Anadolu'da. Boya ve ısı yalıtımı sektörlerinin öncüsü olarak yirmi yılı aşkın süredir devam eden yolculuğumuzda en büyük gücümüzü değerli paydaşlarımızdan aldık. Bugün Gebze, Balıkesir ve Kayseri’deki dev üretim üslerimizin ardından, Diyarbakır'da değerli iş ortağımız İzoset ile gerçekleştirdiğimiz yerel üretim iş birliği sayesinde ısı yalıtımı kategorisinde bölgeye doğrudan hizmet sunmanın gururunu yaşıyoruz. Hedefimiz, global tecrübemizi yerel iş birlikleriyle kuvvetlendirerek Anadolu’ya aktarmak. Bu doğrultuda, Türkiye genelinde bizimle aynı vizyonu paylaşacak yeni yerel firmalarla stratejik iş birlikleri yapmak üzere arayışlarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. “Altından Gayrimenkule Geçiş Öngörüyoruz” Ekonomik parametreleri ve inşaat sektörünün rolünü değerlendiren Güner, Türkiye ekonomisinin en büyük dinamolarından birinin inşaat sektörü olduğunu vurguladı. Yapı sektörünün makroekonomik büyümenin üzerinde performans gösterdiğine değinen Güner, “Geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisi %3 büyürken, inşaat sektörü %10’un üzerinde bir büyüme kaydetti. Bu yıl da benzer bir ivme bekliyoruz. Son iki yılda daralma yaşayan boya sektöründe ise artık dip noktanın geride kaldığını ve geri dönüşün başladığını görüyoruz. Merkez Bankası verileri hane halkı birikimlerinin %40’ının gayrimenkulde, önemli bir kısmının ise altında olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Yastık altında tahmini 700 milyar dolar değerinde bir altın varlığı bulunuyor ve bu portföy doyuma ulaşmış durumda. Tarihsel döngü bize bu birikimin gayrimenkule akacağını gösteriyor. Özellikle 2027 yılının ikinci yarısında beklenen hareketlilikle birlikte, altından gayrimenkule çok güçlü bir geçiş öngörüyoruz. Bölgesel konut üretimi, kentsel dönüşüm ve güvenli yapılaşma hamleleriyle inşaat sektörünün önemli bir dinamosu olan Diyarbakır, bu büyük canlanmanın da merkezi aktörlerinden biri olacaktır. Biz de Anadolu’ya olan sarsılmaz inancımızın bir nişanesi olarak geçtiğimiz yıl Gebze’de devreye aldığımız yeni su bazlı boya tesisimizle bu hızlı değişime ve artacak taleplere en üst teknolojimizle yanıt vermeye hazırız. Betek’in gelecek 10 yıllık ihtiyacını karşılamak üzere hizmet verecek bu tesis, son yıllardaki en büyük yatırım hamlemiz. Yıllık 225.000 ton üretim kapasitesiyle toplam kapasitemizi 345.000 tona çıkaran yeni tesisimiz ile hem üretim ve ürün kalitesinde hassasiyetin artırılmasını hem de inovasyon odaklı büyüme vizyonumuzun güçlenmesini hedefliyoruz. Bu yatırım ile daha esnek ve daha hızlı bir üretim kabiliyeti kazanarak pazardaki değişimlere, müşteri taleplerine ve yeni ürün geliştirme süreçlerine çok daha hızlı karşılık verme imkanına kavuştuk. Bu yıl ise Diyarbakır’da hayata geçirdiğimiz bölgesel üretim yatırımıyla sahaya daha yakın, daha çevik ve daha esnek bir üretim modeline geçiyoruz” dedi. Uludağ: Yerel vizyonumuzu 145 Yıllık Küresel Güç ve İnovasyonla Taçlandırıyoruz Toplantıda markanın pazar gücü ve vizyonu üzerine bir konuşma yapan Nippon Paint - Betek Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Uludağ, boyada Filli Boya, ısı yalıtımında ise Dalmaçyalı ile pazara yön verdiklerini belirtti. 2019 yılında gerçekleşen Nippon Paint Group birleşmesiyle yerel vizyonu küresel bir teknoloji gücüne dönüştürdüklerini ifade eden Uludağ, “Grup bünyesinde marinadan otomotive pek çok alandaki küresel uzmanlığı, Betek’in yerel yetkinliğiyle harmanlıyoruz. Filli Boya, Türkiye'nin 'Güven Markaları' listesinde yer alan tek boya markasıdır. Dijital dünyada her ay binlerce kez aranan, tüketici hafızasında açık ara ilk sırada yer alan bir markayız. Bu başarıyı, her zaman ilkleri uygulayan ve sektörü daha yüksek teknolojiyle buluşturan vizyonumuza borçluyuz. Gebze'de 2013 yılından bu yana Ar-Ge Merkezi statüsüyle çalışan araştırma-geliştirme bölümümüzün sahip olduğu bu köklü yerel gücü ve mühendislik birikimini, şimdi dahil olduğumuz küresel yapının getirdiği teknolojik ağ ile daha da yukarıya taşıyoruz. Bu küresel gücün en güncel örneği olarak, Tokyo’da faaliyete geçirilen yeni İnovasyon Merkezimizde tüm disiplinlerden Ar-Ge mühendislerimizi kolektif bir yapıda bir araya getirdik. Farklı endüstrilerin teknoloji transferiyle, Türkiye’deki iş ortaklarımıza, ustalarımıza ve tüketicilerimize her zaman hak ettikleri en ileri teknolojiyi sunmaya devam edeceğiz” bilgisini verdi. Zorlu İklim Koşullarına Karşı Teknolojik Kalkan: Nucleus Toplantıda, iklim krizinin yapılar üzerindeki fiziksel etkileri ve bu sürece karşı geliştirilen inovatif çözümler de paylaşıldı. Filli Boya’nın global Ar-Ge ağının ortak çalışması ve Frontier Polymer Technology® ile ürettiği yeni nesil dış cephe boyası Nucleus katılımcılara tanıtıldı. Maksimum su iticilik, nefes alma ve kendi kendini temizleme özelliklerini tek bir yapıda sunan ürünün, değişen hava koşullarında yapı ömrünü uzatmadaki rolü aktarıldı. Canlı organik renklerde 5 yıl, inorganik renklerde ise 10 yıl kesintisiz renk solmazlık garantisi sunan bu teknolojinin sürdürülebilir şehirleşmeye sağladığı katkı vurgulandı. Binalarda Enerji Tasarrufunun Kilidi: Dalmaçyalı Diyarbakır gibi yaz aylarında aşırı sıcak, kış aylarında ise keskin soğukların yaşandığı bölgelerde ısı yalıtımının stratejik bir zorunluluk haline geldiği belirtildi. Güncellenen TS 825 “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardı ile yalıtımın sadece kışın ısınma değil, sıcak dönemlerde binaları “soğutma” maliyetlerini düşürmek adına da kritik bir yapı standardı haline geldiği hatırlatıldı. Yalıtım sektörünün öncüsü Dalmaçyalı’nın, birbiriyle tam uyumlu yedi temel sistem bileşeninin tamamını kendi bünyesinde üreten tek entegre üretici olma gücüyle, hem yeni projelerde hem de mevcut yapıların dönüşümünde %60’a varan enerji tasarrufu ve uzun ömürlü performans sunduğu ifade edildi. Ekonomi Kurmayları Gündem Sohbetleri’nde Buluştu Ekonomi dünyasının yetkin isimleri Vahap Munyar ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen toplantıda; küresel piyasaların Türkiye’ye etkileri, makroekonomik göstergeler ile bölgenin ticaret ve sanayi dinamikleri samimi bir sohbet ortamında ele alındı. Ekonomi gündeminin ve sektörel fırsatların interaktif şekilde tartışıldığı “Filli Boya ile Gündem Sohbetleri”, Türkiye’nin stratejik kentlerinde paydaşlarla buluşmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hazır Beton Sektöründe Denge Arayışı Devam Ediyor Haber

Hazır Beton Sektöründe Denge Arayışı Devam Ediyor

2026 yılının ikinci çeyreğinde mayıs ayı verileri, ekonomik beklentilerde sınırlı bir iyileşme olsa da sahadaki gerçek faaliyetlerin yıllık bazda baskı altında kaldığını ortaya koydu. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye'de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir. Hazır Beton Endeksi 2026 Mayıs Ayı Raporu'na göre tüm endeksler 2025 yılının büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermiş, ancak 2026 ocak ayında bu toparlanma yerini yeniden zayıflamaya bırakmıştır. Şubat ayında tekrar toparlanma çabası ve mart ayındaki dalgalı seyrin ardından, nisan ayında gözlenen kısmi iyileşme eğilimi mayıs ayında yerini daha zayıf bir görünüme bırakmıştır. Güven Endeksi, nisan ayındaki sınırlı toparlanmanın ardından mayıs ayında yeniden aşağı yönlü bir hareket sergilemiştir. Endeks, eşik değerin (100,00) altında kalmaya devam etse de son aylardaki iyileşme eğilimini koruyamamış ve sektörde güven algısının henüz kalıcı bir toparlanma aşamasına ulaşmadığını göstermiştir. Bu görünüm, belirsizliklerin hâlen sürdüğüne ve beklentilerin temkinli seyrettiğine işaret etmektedir. Faaliyet Endeksi ise mayıs ayında, Kurban Bayramı tatilinin etkisiyle nisan ayındaki görece güçlü seviyesini koruyamamış ve yeniden zayıflama eğilimi göstermiştir. Endeksin eşik değerinin altında kalması, sektörde faaliyetin henüz bir genişleme ivmesi kazanamadığını ortaya koymaktadır. Mayıs ayındaki resmî tatil yoğunluğu dikkate alındığında, bu gerilemenin bir kısmının takvim etkisinden kaynaklandığı ve sektördeki hareketliliğin sınırlı kaldığı söylenebilir. Beklenti Endeksi, mart ayında başlayan yükseliş eğilimini nisan ayında korumuş olsa da mayıs ayında gerilemiştir. Bu gerileme, sektör oyuncularının önümüzdeki döneme ilişkin iyimserliğinde bir miktar zayıflamaya işaret etmektedir. Bununla birlikte, endeks değerinin negatif ancak diğerlerinden yüksek olması, beklenti de tamamen olumsuz değil ama ihtiyatlı bir görünümün öne çıktığını ortaya koymaktadır. Alt endekslerdeki bu gerilemenin etkisiyle, Hazır Beton Endeksi de mayıs itibarıyla nisan ayına kıyasla daha temkinli bir zemine oturmuştur. Bu nedenle mayıs ayı, kısa süreli bir toparlanma çabasının ardından yeniden denge arayışının öne çıktığı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, mayıs ayında yıllık değişimler incelendiğinde, endekslerin genel olarak zayıf bir görünüm sergilediği görülmektedir. Beklenti Endeksi %0,1 oranında sınırlı artış kaydederek pozitif bölgede kalırken, Güven Endeksi %0,2 oranında yükselerek kısmen daha güçlü bir iyileşme göstermiştir. Buna karşılık, Hazır Beton Endeksi %0,6 ve Faaliyet Endeksi %2,1 oranında gerileyerek yıllık bazda negatif ayrışmıştır. Özellikle Faaliyet Endeksi'ndeki düşüş, sektörde reel hareketliliğin, bayramın da etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre belirgin biçimde zayıfladığını ortaya koymaktadır. 2026 yılının ikinci çeyreğinde mayıs ayı verileri, sektörün yıllık bazda karmaşık ama genel olarak zayıf bir görünüm içinde olduğunu göstermektedir. Beklenti ve güven tarafında sınırlı pozitif seyir korunmakla birlikte, Faaliyet ve Hazır Beton Endekslerindeki gerileme, sektördeki canlanmanın henüz yaygın ve kalıcı bir ivme kazanamadığına işaret etmektedir. Bu tablo, ekonomik beklentilerde sınırlı bir iyileşme olsa da sahadaki gerçek faaliyetlerin yıllık bazda baskı altında kaldığını göstermektedir. Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "2026 yılının ikinci çeyreğinde mayıs ayı verileri, sektörün yıllık bazda karmaşık ama genel olarak zayıf bir görünüm içinde olduğunu göstermektedir. Güven ve Beklenti endekslerinde sınırlı iyileşme görülürken, Faaliyet ve Hazır Beton Endekslerindeki gerileme, sektördeki hareketliliğin henüz güçlü ve kalıcı bir toparlanma sürecine girmediğine işaret etti." dedi. İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, "Türk inşaat sektörü açısından yılın geri kalan kısmında performansı etkileyecek en önemli gelişme ABD-İran savaşının sona ermesidir. Muhtemel bir anlaşma, Türkiye inşaat sektörü açısından makroekonomik ve sektörel düzeyde olumlu yansımalar doğurabilecek bir durum olarak değerlendirilmektedir. Jeopolitik risk priminin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında sağlanabilecek görece istikrar, başta demir-çelik, çimento ve lojistik olmak üzere temel girdi maliyetlerinin daha öngörülebilir bir seyir izlemesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca bölgesel normalleşme sürecinin, özellikle Körfez ülkeleri kaynaklı doğrudan yabancı yatırımları teşvik ederek konut, altyapı ve ticari gayrimenkul alanlarında talep artışına yol açması beklenmektedir. Bunun yanı sıra söz konusu olumlu etkilerin büyüklüğü; küresel finans koşulları, Türkiye'nin iç makroekonomik dengeleri ve finansman maliyetlerinin seyri gibi değişkenlere bağlı olarak farklılık gösterebilecektir." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Uraloğlu, İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’da Sektör Temsilcileriyle Buluştu Haber

Bakan Uraloğlu, İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’da Sektör Temsilcileriyle Buluştu

İnşaat Zirvesi Türkiye 2026 kapsamında düzenlenen özel oturumda dijitalleşme, yapay zekâ ve akıllı sistemlerin inşaat ve altyapı sektörünün geleceğini şekillendirdiğini vurgulayan Uraoğlu, “Dijital bağlantılar, yapay zekâ ve akıllı sistemler artık rekabetin ve ulusal gücün belirleyicileri haline geldi. İnşaat sektörü de bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor” dedi. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye (CST) 2026, kamu, özel sektör ve uluslararası paydaşları Ankara’da bir araya getirmeye devam ediyor. Zirve kapsamında gerçekleştirilen “Geleceğin Altyapısı: Dijitalleşme, Entegrasyon ve Mega Projelerin Dönüşümü” başlıklı özel oturumda T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Zirve’deki konuşmasında dijital bağlantılar, yapay zekâ ve akıllı sistemlerin artık rekabetin ve ulusal gücün belirleyicileri haline geldiğini belirten Bakan Uraloğlu, “İnşaat sektörü de bu rekabetin ön saflarında yer alan sektörlerden biri. Sensör verileri ve gerçek zamanlı analizlerle desteklenen akıllı inşaat modelleri, sektörün yeni standardı haline geldi. Türk müteahhitlik sektörü dijital dönüşümü en üst düzeyde benimseyerek, küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmayı hedefliyor” dedi. Uraloğlu, yurt dışı faaliyetlerine 1972 yılında Libya’da başlayan Türk müteahhitlerinin, 2025 yılı itibarıyla 138 ülkede binlerce projeye imza attığını hatırlattı. Son 24 yılda çok önemli altyapı yatırımlarının hayata geçirildiğini hatırlatan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, demiryolu ağının önemli ölçüde genişletildiğini, Marmaray’ın ise Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu küresel vizyonun en önemli göstergelerinden ve somut adımlarından biri haline geldiğini ifade etti. Küresel trendler ve değişen rekabet koşulları masaya yatırıldı İnşaat Zirvesi Türkiye 2026 kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye’de ve Dünyada İnşaat Sektörünün Geleceği: Küresel Trendler, Dijitalleşme, Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik ile Değişen Rekabet Koşulları” başlıklı panelde sektörün karşı karşıya olduğu dönüşüm süreçleri ele alındı. ITC Yatırım Ticaret ve Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kantur’un moderatörlüğünde düzenlenen panelde küresel ekonomik görünümden teknoloji dönüşümüne, finansmandan yeni pazar fırsatlarına kadar birçok konu değerlendirildi. Pinsent Masons Küresel İş Danışmanı Graham Robinson, dünya ekonomisi ve inşaat sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak nüfus artış hızlarının yavaşlamasıyla birlikte birçok bölgede inşaat sektörünün milli gelir içerisindeki payında istikrarlı düşüşler gözlemlendiğini söyledi. Avrupa'nın 2025 yılı itibarıyla dünya ekonomisindeki güçlü konumunu koruduğunu belirten Robinson, Türkiye'nin ise altyapı yatırımları açısından önemli bir kaynak oluşturma kapasitesine sahip olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye, Balkan ülkeleriyle kıyaslandığında büyüme açısından daha güçlü bir performans sergiliyor” dedi. Panelde konuşan Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yavrucu ise, “Müteahhitlik sektöründe teknoloji dönüşümü beklenen hızda ilerlemiyor. Türkiye geneline baktığımızda hâlâ büyük ölçüde konvansiyonel yöntemlerle çalışmaya devam ediyoruz. Kaynaklar kısıtlanıyor, şehirleşme artıyor ve afetlerin etkileri giderek daha fazla hissediliyor. Buna rağmen inşaat sektörü dünya genelinde önemli bir ivme kazanıyor. Proje bazında baktığımızda, proje sayısı fazla olmasına rağmen projelerin ölçeği görece küçük kalıyor. Bu sektörde yerimizi sağlamlaştırabilmek için teknolojik bir dönüşüme girmemiz gerekiyor. Dünyada özellikle Rusya, Orta Doğu’nun bir kısmı ve Orta Asya gibi bölgelerde önemli fırsatlar bulunuyor. Gelişmiş ülkelerle daha fazla iş yapabilmemiz için iş yapış yöntemlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. İkinci temel sorunumuz finansman. Bugünün fiyatlarıyla geleceği inşa etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. TAV Yönetim Kurulu Başkanı Sani Şener de paneldeki konuşmasında, “Türk müteahhitleri olarak birlikte çalıştığımız ülkelerin kültürlerine uyum sağlama konusunda ciddi bir uzmanlığa sahibiz. Kültürel bağlar kurmayı ve farklı kültürlerle bütünleşmeyi çok iyi başarıyoruz. Bu da bizim önemli avantajlarımızdan biridir. Gittiğimiz her yere adapte olabiliyoruz. Bu da Türk müteahhitlik sektörünün güçlü yönlerinden biridir” ifadelerini kullandı. Üçüncü ülkelerdeki iş birliği fırsatları konuşuldu Zirve kapsamında gerçekleştirilen panellerden biri de “Uluslararası İş Birliği: 3. Ülkelerde Sürdürülebilir Altyapı Alanında İş Birliği” adıyla düzenlendi. Birleşik Krallık İşletmeler ve Ticaret Bakanlığı Ticaret Başmüsteşarı ve Türkiye Ülke Direktörü Katherine Attwood’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin konuşmacıları ise; Türkiye Müteahhitler Birliği Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Ümit Özdemir, Infrastructure Exports UK Eş Başkan Stuart Senior, UK Exports Finance Küresel Kaynak Yaratma ve Müşteri İlişkileri Başkanı Vomic Nur Shah, Türk Eximbank Proje Finansmanı ve Uluslararası İlişkiler Direktörü Hatice Ürkmez, Standard Chartered Genel Müdür ve Avrupa Bölge Başkanı Yoshi Ichikawa ve Doğuş İnşaat Finans ve Mali İşler Müdürü Akın Tolga Kocakalay oldu. Panelde müteahhitlikte iş birliğinin önemi ve finansmana ulaşmanın 3. ülkelerde alınacak işlere yapacağı katkı anlatıldı. Panel kapsamında üçüncü ülkelerdeki iş birliği fırsatları da ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel İnşaat Sektörünün Kalbi Ankara’da Atıyor Haber

Küresel İnşaat Sektörünün Kalbi Ankara’da Atıyor

Etkinliğin açılış konuşmalarını T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Chris Bryant, Kırgızistan İnşaat, Mimarlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakanı Oruntaev Nurdan Kemelovich, Gine Şehircilik ve İskan Bakanı Mohamed Lamine Sy Savane, Finlandiya’nın Türkiye Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hämäläinen ve TMB Başkanı M. Erdal Eren gerçekleştirdi. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), inşaat sektörünün dönüşümüne yön verecek konuların ele alınacağı zirvede sektörün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Profesyoneller, karar vericiler, yatırımcılar, kamu temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları, akademi dünyası ve uluslararası sektör temsilcilerinin katılımıyla başlayan Zirve, inşaat sektörünün geleceğine ilişkin önemli görüş alışverişlerine ev sahipliği yapıyor. İnşaatın geleceği Ankara’da konuşuluyor Günümüzde inşaat sektörü; ileri teknolojilerin benimsenmesi, dijital dönüşümün hızlandırılması, verimliliğin artırılması, karbon salımlarının azaltılması, sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi ve dijital alanlardaki nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması gibi önemli başlıklarla karşı karşıya bulunuyor. Bu kapsamda düzenlenen İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’da, inşaat sektörünü yeniden tanımlayan en son yenilikler, sürdürülebilir çözümler ve kaliteli yapı malzemeleri sektör temsilcilerinin gündemine taşınıyor. Zirve kapsamında yer alan uluslararası sergi alanlarında katılımcılar, sektörün en yeni ürünlerini, teknolojilerini ve uygulamalarını yakından inceleme fırsatı buluyor. İki gün boyunca devam edecek olan Zirve’de; dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlikten büyük ölçekli projelerin finansmanına, ileri teknolojilerden geleceğe hazır yetkinliklerin geliştirilmesine kadar sektörün gündemindeki kritik başlıklar üst düzey panel oturumlarında değerlendiriliyor. Küresel ölçekte bilgi paylaşımının teşvik edilmesi ve sektörün karşı karşıya olduğu dönüşüm süreçlerine ilişkin farklı perspektiflerin ortaya konulması hedeflenen zirve, inşaat ve yapılı çevre ekosisteminin tüm bileşenlerini buluşturuyor. Üst düzey katılım İnşaat Zirvesi Türkiye (CST) 2026’nın açılışında T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Chris Bryant, Kırgızistan İnşaat, Mimarlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakanı Oruntaev Nurdan Kemelovich, Gine Şehircilik ve İskan Bakanı Mohamed Lamine Sy Savane, Finlandiya’nın Türkiye Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hämäläinen ile Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren yer aldı. Açılış konuşmalarında inşaat sektörünün küresel ölçekte karşı karşıya olduğu dönüşüm süreçleri, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme başlıkları ele alındı. İnşaat sektörü enflasyonla mücadeleye katkı sağlıyor T.C. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, açılışta yaptığı konuşmasında “Bu zirvenin, sektörün geleceğine yön verecek değerlendirmelere, yeni iş birliklerine ve ortak vizyonun geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. İnşaat sektörü ülkemizin büyümesi ve kalkınması açısından önemli bir role sahiptir. Enflasyonla mücadele programımıza da önemli katkılar sunmaktadır. Sosyal konut programlarından demiryollarına, enerji alanındaki yatırımlardan altyapı projelerine kadar pek çok alanda sektörümüz önemli görevler üstlenmektedir. İnşaat sektörü, yapı malzemeleri başta olmak üzere çok sayıda girdinin kullanıldığı, nihai tüketim ürünleri alanında birçok sektörü tetikleyen bir yapıya sahiptir. Geçtiğimiz yıl ekonomi yüzde 3,6 büyürken, inşaat sektörü yüzde 10,8’lik büyüme performansı kaydetmiştir. Bu büyümede deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının önemli etkisi bulunmaktadır. Yaklaşık 14 milyon nüfusu etkileyen büyük bir afetin ardından bölgede yeniden inşa çalışmalarını hızla ve profesyonel bir şekilde yürüttük. 440 bin konut çok kısa sürede tamamlandı. Yollar, şehir altyapıları ve üstyapı çalışmaları hızlı bir şekilde hayata geçirildi” dedi. Körfez bölgesi müteahhitler için önemli T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, açılışta yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin zor günlerden geçtiğini belirterek, ABD ile İran arasında sağlanacak bir barış mutabakatının dünya ekonomisine, dünya siyasetine, dünya huzuruna, istikrarına ve gelişimine katkı sağlamasını temenni etti. Müteahhitlik sektörünün yaklaşık 250 alt sektöre kaynaklık ettiğini ifade eden Bolat, “Dünyada en fazla ticaret yapılan alanlar arasında hizmetler sektörü öne çıkmaktadır. Yurt dışı müteahhitlik sektörümüz dünyada ikinci sırada yer alıyor. 138 ülkede 13 bini aşan proje gerçekleştirmiş olmamız göğsümüzü kabartıyor. Türk müteahhitlik sektörü, Sayın Cumhurbaşkanımızın hedefleri doğrultusunda ülkemizde son 23 yılda gerçekleştirilen ulaştırma, altyapı ve üstyapı projelerinde önemli roller üstlenmiştir. Ukrayna'da üstlendiğimiz proaktif rol, Orta Asya'daki yakın ilişkilerimizle kazanılan projeler, Balkanlar'da kazanılan projeler, Afrika'da yaklaşık 100 milyar dolarlık projeler müteahhitlerimizin gücünü göstermektedir. Körfez bölgesinde alternatif koridorların oluşturulması, Suriye ve Ukrayna'nın yeniden imarı uluslararası müteahhitlik sektörü için önemli alanlardır” dedi. ‘Yeni iş birliği fırsatlarından memnuniyet duyuyorum’ Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Chris Bryant ise konuşmasında, “Birleşik Krallık ve Türkiye, büyük altyapı projelerini hayata geçirme ve dünyanın dört bir yanında birlikte fırsatlar yaratma konusunda güçlü bir geçmişe sahiptir. İnşaat sektöründe özellikle ideal ortaklarız; çünkü şantiyeye farklı ancak birbirini tamamlayan beceri ve deneyimler getiriyoruz. Türk müteahhitlik uzmanlığını, Birleşik Krallık'ın tasarım, inovasyon, finansman ve mühendislik alanlarındaki güçlü yönleriyle bir araya getirerek, ekonomilerin büyümesi için ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir, dayanıklı ve yüksek kaliteli altyapının geliştirilmesine katkı sağlayabiliriz. Ankara'da sektörün farklı kesimlerinden temsilcilerin bir araya gelerek mevcut ortaklıkları güçlendirmesinden ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirmesinden memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı. Kırgızistan’dan ‘Asman Şehri’ için davet Kırgızistan İnşaat, Mimarlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakanı Oruntaev Nurdan Kemelovich ise konuşmasında, “Bugün inşaat sektörü dünya genelinde büyük dönüşümler yaşamaktadır. Ülkelerimizin karşı karşıya olduğu ortak zorluklar vardır. Bunlar; kentleşme, iklim değişikliği, nüfusun uygun fiyatlı ve kaliteli konutlara erişimi, modern altyapının geliştirilmesi, dijital teknolojilerin uygulanması ve şehirlerin sürdürülebilirliğinin artırılmasıdır. Türk şirketleri Kırgızistan’ın inşaat sektörüne ciddi katkılar sunmaktadır. Bu deneyimlerin daha da geliştirilmesi ve şehircilik, altyapı ve turizm alanlarında yeni ortak projelerin hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Türk şirketleri ve yatırımcılarla iş birliğini genişletmeye açık olduğumuzu belirtmek isterim ve onları yeni projelere katılmaya davet ediyoruz. Bu projeler arasında Issık Göl kıyısında “Asman Şehri” kurulması, turizm kümeleri geliştirilmesi, yerel turizmin desteklenmesi, altyapı modernizasyonu ve ülke genelinde yeni sosyal tesislerin inşası yer almaktadır” ifadelerini kullandı. Gine, iş birliğini yeni bir boyuta taşımaya hazır Gine Şehircilik ve İskan Bakanı Mohamed Lamine Sy Savane yaptığı konuşmasında “21. yüzyıl; kentleşmenin, dijitalleşmenin ve iklim dönüşümünün yüzyılı olacaktır. Daha hızlı, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir şekilde inşa etmeyi başarabilen ülkeler, küresel ekonomik rekabette önemli bir stratejik avantaj elde edeceklerdir. Gine de bu inanç ile Cumhurbaşkanımız Sayın Mamadi Doumbouya’nın liderliğinde yürütülen kamu politikalarına yön vermektedir. Simandou 2040 Programı bu vizyonun somut ifadesidir. Bu program, ülkemizin kalkınma perspektiflerini şekillendiren ve yeni bir yapılandırılmış yatırım döneminin kapılarını açan kapsamlı bir bölgesel dönüşüm projesidir. Hedefimiz yalnızca daha fazla yapı inşa etmek değildir. Amacımız; rekabetçi, akıllı, kapsayıcı ve ülkemizin ekonomik ve demografik büyümesini sürdürülebilir biçimde destekleyebilecek bölgeler ve şehirler inşa etmektir. Bu çerçevede Türkiye’nin deneyimi önemli bir referans teşkil etmektedir. Türk şirketleri, birçok kıtada karmaşık altyapı projelerini başarıyla hayata geçirme, inşaat süreçlerini sanayileştirme ve çağdaş kalkınma ihtiyaçlarına cevap veren yenilikçi çözümler üretme konularındaki yetkinliklerini kanıtlamışlardır. Gine, bu iş birliğini yeni bir boyuta taşımayı arzulamaktadır” dedi. ‘Uluslararası kredilerde ortak güven tesis edilmeli’ Küresel inşaat sektörünün İnşaat Zirvesi Türkiye 2026 etkinliği ile yeni bir çağa geçiş yaptığını vurgulayan Finlandiya’nın Türkiye Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hämäläinen, “Dünyada altyapı ihtiyacı artarken iklim değişikliği de önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Dirençli şehirlerin ortaya konulmasında yapay zekânın katkıları ve dijitalleşme büyük önem taşıyor. Finlandiya, 2035 yılına kadar karbon nötr olma taahhüdünü ortaya koydu. Sürdürülebilir, enerji verimli binaların oluşturulması gibi unsurlar bu bağlamda ele alınıyor. Türk müteahhitler çok önemli bir üne sahip. Finlandiya’nın teknolojisi ve ortaya koyduğu çalışmalar, Türkiye ile kombine edildiği zaman önemli projelerin ortaya çıkabileceğini görüyoruz. Bu bağlamda finansman oldukça önemli. Ekonomik ilişkilerimizi ve Türkiye’deki şirketlerimizi her zaman güvenilir görmeye devam ediyoruz. Uluslararası krediler konusunda ortak bir güvenin tesis edilmesi için hareket ediliyor. Finlandiya’nın ortaya koyduğu teknolojik sağlayıcılarla birlikte Türkiye’nin katkılarıyla önemli çalışmalar yapılabileceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İnşaat sektörü tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren de zirvenin açılışında yaptığı değerlendirmede, inşaat sektörünün ekonomik büyüme, istihdam ve kalkınmanın temel taşlarından biri olduğunu belirterek, sektörün bugün tarihinin en önemli dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığını ifade etti. Dijitalleşme, yapay zekâ, otomasyon, ileri malzemeler ve veri odaklı proje yönetimi uygulamalarının projelerin tasarlanma, hayata geçirilme ve işletilme biçimlerini köklü şekilde değiştirdiğini vurgulayan Eren, “Sektörümüz, hızlı kentleşme, iklim değişikliği, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik alanında artan beklentiler gibi küresel ölçekte önemli sınamalarla karşı karşıya bulunuyor. Bu yeni dönemin gerekliliklerine cevap verebilmek; yenilikçiliği, dayanıklılığı ve her şeyden önemlisi uluslararası iş birliğini zorunlu kılıyor” dedi. Türk inşaat sektörünün odağında teknoloji, sürdürülebilirlik ve iş birliği var Türk inşaat sektörünün güçlü bir tecrübe ve birikimle geleceğe hazırlandığını belirten Eren, “Türk müteahhitleri son elli yılda 138 ülkede yaklaşık 13 bin projeyi başarıyla tamamlayarak dünyanın önde gelen uluslararası müteahhitlik güçlerinden biri haline geldi. Ancak geçmiş başarılarımızın gelecekteki liderliğimiz için tek başına yeterli olmayacağının da bilincindeyiz. Küresel rekabetin hızla değiştiği bir ortamda yenilikçi yaklaşım ve sürekli dönüşüm artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu doğrultuda çalışmalarımızı teknoloji, sürdürülebilirlik ve uluslararası iş birliği olmak üzere üç temel konu üzerinde yoğunlaştırıyoruz” ifadelerini kullandı. Sektörün tüm paydaşları aynı platformda Türkiye’nin güçlü müteahhitlik birikimini, yenilikçi teknolojileri ve sürdürülebilir gelecek vizyonunu aynı platformda buluşturan İnşaat Zirvesi Türkiye 2026’nın, sektörün dönüşümüne katkı sağlayacak önemli iş birliklerine ve fikir alışverişlerine zemin hazırlıyor. Kamu ve özel sektör temsilcilerini, akademisyenleri ve uluslararası sektör paydaşlarını bir araya getiren zirve, iki gün boyunca sektörün geleceğine ilişkin kritik başlıklara ev sahipliği yapmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnşaat İkinci Çeyreğe Pozitif Başladı Haber

İnşaat İkinci Çeyreğe Pozitif Başladı

2026 yılının ilk çeyreğindeki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı verileri sektörün yıllık bazda zayıf ama bir toparlanma çabası içinde olduğunu ortaya koydu. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye'de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir. Hazır Beton Endeksi 2026 Nisan Ayı Raporu'na göre tüm endeksler 2025 yılının büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermiş, ancak 2026 ocak ayında bu toparlanma yerini yeniden zayıflamaya bırakmıştır. Şubat ayındaki toparlanma çabası ve mart ayındaki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı itibarıyla tüm endekslerde yukarı yönlü güçlü bir hareketlilik gözlenmektedir. Güven Endeksi, mart ayındaki sınırlı gerilemenin ardından nisan ayında yeniden yükselişe geçmiştir. Endeks, eşik değerin altında kalmaya devam etse de son ayların en yüksek seviyelerinden birine ulaşmıştır. Bu durum, sektördeki güven algısının toparlanma eğilimini zayıf da olsa yeniden yakaladığına işaret etmektedir. Faaliyet Endeksi, mart ayındaki düşüşün ardından nisan ayında çok güçlü bir ivme yakalayarak hızlı bir yükseliş göstermiş ve eşik değerinin üzerine çıkmayı başarmıştır. Faaliyet Endeksi'nin önümüzdeki aylarda da eşik değerin üzerinde tutunması durumunda, sektördeki faaliyet nihayet anlamlı bir hareketlilik kazanacaktır. Beklenti Endeksi, mart ayında başlayan yükseliş trendini nisan ayında da sürdürmüştür. Endeksin artış eğilimini koruması, sektör oyuncularının önümüzdeki döneme ilişkin iyimserliğinin güçlenerek devam ettiğini ve geleceğe yönelik toparlanma umutlarının desteklendiğini ortaya koymaktadır, ancak endeks değeri hâlen istenilen seviyeye ulaşmamıştır. Hazır Beton Endeksi, ocak ayındaki dip seviyesinden sonra şubat-mart döneminde sergilediği kararsız seyri geride bırakarak, nisan ayında belirgin bir yükseliş göstermiştir. Alt endekslerdeki pozitif hareketin etkisiyle Hazır Beton Endeksi, eşik değere oldukça yaklaşmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde, nisan ayında Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinde toparlanma ve yükseliş dalgası görülmüştür. Özellikle Faaliyet Endeksi'nin eşik değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir sinyaldir. Güven, Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi'nin hâlen eşik değer sınırında veya altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse de nisan ayı sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç kazandığını ortaya koymaktadır. Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, nisan ayında endekslerin yıllık değişimleri incelendiğinde, tüm göstergelerin geçen yılın aynı dönemine göre pozitif bölgede yer aldığı görülmektedir. Mart ayında negatif ayrışan Faaliyet Endeksi'nin de nisan ayında toparlanmasıyla birlikte, sektörün tamamında yıllık bazda sınırlı da olsa bir yükseliş trendi yakalanmıştır. Güven Endeksi %0,7 oranında yıllık artış sergileyerek iyimserlik tarafındaki güçlü duruşunu korurken, Hazır Beton Endeksi %0,4, Faaliyet Endeksi %0,3 ve Beklenti Endeksi %0,1 oranında sınırlı yükselişler göstermiştir. Bu tablo, sektörde psikolojik beklentilerin ve güvenin yanı sıra, sahadaki reel faaliyetlerin de geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir canlanma eğilimine girdiğini ortaya koymaktadır. 2026 yılının ilk çeyreğindeki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı verileri sektörün yıllık bazda zayıf ama genel bir toparlanma çabası içinde olduğunu göstermiştir. Özellikle Faaliyet Endeksi'nin yeniden pozitif tarafa geçmesi, inşaat sektöründeki hareketliliğin nisan ayı itibarıyla pozitife dönüş sinyalleri verdiğine işaret etmektedir, ancak tüm endekslerdeki artışların %1,0 barajının altında kalması, büyüme ivmesinin henüz oldukça kırılgan olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinde bir toparlanma ve yükseliş dalgası görülmüştür. Özellikle Faaliyet Endeksi'nin eşik değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir sinyaldir. Güven, Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi'nin hâlen eşik değer sınırında veya altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse de, nisan ayı sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç kazandığını ortaya koymaktadır." dedi. İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, "2026 yılının nisan ayı itibarıyla Türkiye'de inşaat sektörü, içerideki makroekonomik dengelenme sürecine ek olarak küresel jeopolitik hatların kırılmasıyla çok daha karmaşık bir sınamadan geçmektedir. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının yarattığı yüksek finansman maliyetleri konut talebini ve proje fonlamalarını hâlihazırda baskılarken, nisan ayında tırmanan İran-ABD gerilimi ve sıcak çatışma ortamı sektörel kırılganlığı derinleştirmektedir. Bölgesel savaşın tetiklediği küresel enerji krizi ve petrol fiyatlarındaki sıçrama, inşaat sektörünün en büyük yapısal sorunu olan girdi maliyetlerini doğrudan yukarı çekmektedir. Nisan ayı verileri her ne kadar endekslerin pozitif tarafta tutunma çabasını gösterse de artan bu jeopolitik riskler güven algısının "temkinli" sınırdan çok daha kırılganlaşmasına neden olmaktadır. Sektör, bir yandan sıkı likidite koşulları ve kredi hacmindeki daralmayla boğuşurken, diğer yandan bölgesel savaş senaryolarının gölgesinde öngörülebilirliği azalan bir maliyet sarmalıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu küresel konjonktür, genel bir sektörel genişlemenin yalnızca iç finansal gevşemeye değil, aynı zamanda dış dünyadaki jeopolitik tansiyonun düşmesine de direkt bağlı olduğunu ortaya koymaktadır." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı Haber

Türkiye Hazır Beton Birliği 2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu'nu Açıkladı

2025 yılında üretim hacmini %7,7 artıran hazır beton sektörü ise 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla ekonomiye güçlü katkısını sürdürürken, sektörün geleceğinde düşük karbonlu üretim ve dijital dönüşüm öne çıktı. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Merkez Bankası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verileri ile THBB üyelerinin, THBB dışındaki üreticilerin ve tedarikçilerin sağladığı bilgiler ışığında hazırlanan 2025 yılı "Hazır Beton Sektör Raporu"nu yayımladı. Rapor, Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü ve hazır beton sektörüne yönelik detaylı analizler, değerlendirmeler ve projeksiyonlar içeriyor. İnşaat Sektörü 2025'te Ekonominin Üzerinde Büyüdü 2025 yılı, Türkiye ekonomisinde dengelenme ve dezenflasyon sürecinin etkilerinin sürdüğü; buna karşılık inşaat sektörünün yeniden güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığı bir dönem olarak kaydedildi. Türkiye ekonomisi 2025 yılında %3,6 büyürken, inşaat sektörü %10,8'lik performansıyla ekonominin üzerinde bir büyüme sergiledi. Deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri, kentsel dönüşüm uygulamaları, kamu altyapı yatırımları ve ertelenmiş talep, sektördeki bu canlılığın temel belirleyicileri oldu. Hazır Beton Sektörü Ekonomiye Güçlü Katkıda Bulundu Raporu değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "İnşaat sektöründeki büyümeye paralel olarak hazır beton sektörü de 2025 yılında Türkiye ekonomisine güçlü katkıda bulunmaya devam etti. Türkiye, hazır beton üretiminde Avrupa'daki liderliğini korurken; tesis başına üretim, teknik kapasite, yaygın hizmet ağı ve operasyonel yetkinlik açısından da öne çıktı. Resmî verilere göre sektör, 50 bini aşan istihdamı ve yaklaşık 293 milyar TL'lik cirosuyla önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaştı. THBB tarafından yapılan sektörel araştırmaya ve çeşitli veriler kullanılarak oluşturulan modellere göre 2025 yılında 140 milyon m3 hazır beton üretimi gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Bu büyüklük üretim hacminin ötesinde istihdam, lojistik, ekipman, agrega, çimento, kimyasal katkı ve hizmet ekosistemiyle birlikte çok geniş bir katma değer alanını temsil etmektedir." dedi. Sektörde Dönüşüm İhtiyacı Daha Görünür Hâle Geldi 2025 yılının, büyüme rakamlarının ötesinde sektörde dönüşüm ihtiyacının daha net hissedildiği bir dönem olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Finansmana erişim, maliyet yönetimi, nitelikli iş gücü ihtiyacı, ham madde temini ve maliyet baskıları sektörümüzün gündeminde yer almaya devam etmiştir ancak artık çok daha net görülmektedir ki, hazır beton sektörünün geleceği yalnızca daha fazla üretimde değil; daha verimli, daha izlenebilir, daha düşük karbonlu ve daha dirençli bir yapılaşma yaklaşımında yatmaktadır. Düşük karbonlu yeşil çimento kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen düzenlemelerin 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girmesi, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi başlıklar; çevresel performansın artık teknik ve ticari rekabetin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ortaya koydu. Bu çerçevede, düşük karbonlu beton çözümleri, geri kazanılmış kaynak kullanımı, su verimliliği, elektrikli filo dönüşümü ve dijital optimizasyon, önümüzdeki dönemin öncelikli çalışma alanları olarak öne çıkıyor." diye konuştu. "Üçüz Dönüşüm" Projesini Hayata Geçirdik Bu anlayışla Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 2025 yılında sektöre yönelik "Üçüz Dönüşüm Danışmanlığı" modelini hayata geçirdiklerini vurgulayan THBB Başkanı Yavuz Işık, "Yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insani/sosyal dönüşümü entegre bir yapıda ele alan bu model; GPS ve IoT (nesnelerin interneti) tabanlı filo takibi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu, üretim-teslimat eşgüdümü, veri temelli performans yönetimi ve eğitim modüllerini bütüncül bir sistem olarak sunmaktadır. Ölçülebilir faydalar sağlayan bu yaklaşım, sektörümüzde yalnızca operasyonel verimliliği artırmakla kalmamakta; aynı zamanda güvenlik, maliyet kontrolü ve sürdürülebilirlik performansını da güçlendirmektedir. Hazır beton sektörünün geleceğini, ancak bu üç dönüşüm eksenini birlikte ele alarak kalıcı biçimde güçlendirebileceğimize inanıyoruz." şeklinde konuştu. Dirençli Yapılaşmanın Önemini Vurguluyoruz 2025 yılında üzerinde ısrarla durdukları bir diğer temel konunun ise dirençli yapılaşma olduğunu ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "Ülkemizin deprem gerçeği karşısında güvenli ve uzun ömürlü yapı üretimi artık vazgeçilmez bir zorunluluktur. Türkiye Hazır Beton Birliği olarak uzun yıllardır standartlara uygun, kalite güvenceli hazır beton kullanımının yaygınlaştırılması için çalışıyoruz ancak biliyoruz ki güvenli yapılar yalnızca kaliteli beton üretimiyle değil; doğru tasarım, doğru denetim, doğru uygulama ve nitelikli işçilikle birlikte mümkündür. Bu nedenle kentsel dönüşümün hızlanması, riskli yapı stokunun ivedilikle yenilenmesi, yapı denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi ve kamuoyunun teknik açıdan doğru bilgilendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı 2025 yılında da kararlılıkla sürdürdük. Hazır betonla ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan dezenformasyonla mücadele etmek, Birliğimizin kamu yararı açısından üstlendiği önemli bir sorumluluktur." dedi. Sürdürülebilirlik Çalışmalarımızla Sektöre Öncülük Ediyoruz Sürdürülebilirlik alanında 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkat çeken THBB Başkanı Yavuz Işık, "Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC) kapsamında ülkemizde yıl sonu itibarıyla toplam 26 tesisin belgeli hâle gelmesi; sektörümüzde çevresel, sosyal ve yönetişim temelli dönüşümün giderek daha somut bir zemine oturduğunu göstermektedir. Kaynakların sorumlu kullanımı, şeffaflık, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim anlayışının daha da yaygınlaşmasını sektörümüz adına güçlü bir kazanım olarak değerlendiriyoruz." dedi. Sektörlerimizi Yeniden Bir Araya Getirmek İçin Çalışmalara Başladık Sektörün en kapsamlı buluşmalarından biri olan BETON 2025 Hazır Beton, Çimento, Agrega, İnşaat Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı ve Zirvesi ile 100'ün üzerinde firmayı, 15 bini aşkın ziyaretçiyi ve 71 ülkeden sektör temsilcisini bir araya getirdiklerini ifade eden THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 yılında başarıyla gerçekleştirdiğimiz BETON Fuarı ve Zirvesi'nin ardından, sektörü bir araya getireceğimiz fuar ve kongre çalışmalarına yeniden başladık. BETON 2027 Fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenleyeceğiz. Sektörümüzün artan ilgisi ve yoğun talep üzerine fuarımızı İstanbul Fuar Merkezi'nin daha büyük salonlarına taşıyoruz. Fuarımızda; inşaat, hazır beton, çimento ve agrega sektörlerinin en ileri teknolojilerini bir araya getireceğiz. Fuarımızla eş zamanlı olarak düzenleyeceğimiz BETON Kongresi, Birliğimizin ulusal olarak düzenlediği 7. kongresi olacak. Kongremizi akademisyenler ve araştırmacıların yanı sıra hazır beton sektörünün ve yan sanayi firmalarının temsilcileri takip edecektir." şeklinde konuştu. Sektörümüzü Geleceğe Veri Temelli Yaklaşımla Hazırlıyoruz Türkiye Hazır Beton Birliği olarak 1988 yılından bu yana ülkemizde güvenli, dayanıklı, kaliteli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir beton üretiminin yaygınlaşması için çalıştıklarının altını çizen THBB Başkanı Yavuz Işık, "2025 Yılı Hazır Beton Sektör Raporu; ekonomiden inşaat sektörüne, tedarik zincirinden çevresel performansa, bölgesel analizlerden sektör vizyonuna kadar geniş bir çerçevede, veriye dayalı değerlendirmeler ışığında gelecek perspektifi sunmaktadır. Düşük karbonlu üretim, dijitalleşme, kaynak verimliliği, kalite güvencesi, dirençli yapılaşma ve insan kaynağının geliştirilmesi başta olmak üzere sektörümüzün geleceğini belirleyecek bütün başlıklarda çalışmaya devam edecek; daha güvenli şehirler, daha rekabetçi işletmeler ve daha sürdürülebilir bir yapılaşma kültürü için tüm paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla yol alacağız." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Hazır Beton Birliğinin 4. Mavi Baret İş Güvenliği Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

Türkiye Hazır Beton Birliğinin 4. Mavi Baret İş Güvenliği Ödülleri Sahiplerini Buldu

Hazır beton sektöründe iş sağlığı ve güvenliği kültürünü güçlendirmeyi hedefleyen Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), bu alandaki örnek projelerini aralıksız sürdürüyor. THBB'nin sektörde faaliyet gösteren tesisleri iş sağlığı ve gü venliği açısından bilgilendirmek, farkındalık yaratmak, teşvik etmek ve tesislerin yeterliliğini ölçmek amacıyla düzenlediği Mavi Baret İş Güvenliği Yarışması'nın dördüncüsü tamamlandı. Ödüller, 12 Kasım 2025 tarihinde BETON 2025 Fuarı ve Zirvesi kapsamında düzenlenen törende sahiplerini buldu. Törene, Türkiye Hazır Beton Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, THBB Yönetim ve Denetim Kurulu üyeleri ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Uzman denetçiler tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, kriterleri başarıyla yerine getiren toplam beş tesis ödül almaya hak kazandı. Uzman denetçiler tarafından yapılan denetimler sonucu, Selka Çukurhisar Hazır Beton Tesisi birinci oldu. Çimsa Adapazarı Hazır Beton Tesisi ile Çimsa Tece Hazır Beton Tesisi ikinci olurken Batıbeton Kemalpaşa Hazır Beton Tesisi ile Çimbeton Aliağa Hazır Beton Tesisi ise üçüncülüğü paylaştı. Tör en, 4. THBB Mavi Baret İş Güvenliği Ödülleri Yarışması'na katkılarından dolayı denetçilere plaket takdim edilmesiyle sona erdi. 4. TÜRKİYE HAZIR BETON BİRLİĞİ MAVİ BARET İŞ GÜVENLİĞİ ÖDÜLÜ KAZANAN TESİSLER BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ SELKA ÇUKURHİSAR HAZIR BETON TESİSİ İKİNCİLİK ÖDÜLÜ ÇİMSA ADAPAZARI HAZIR BETON TESİSİ ÇİMSA TECE HAZIR BETON TESİSİ ÜÇÜNCÜLÜK ÖDÜLÜ BATIBETON KEMALPAŞA HAZIR BETON TESİSİ ÇİMBETON ALİAĞA HAZIR BETON TESİSİ Türkiye Hazır Beton Birliği Mavi Baret İş Güvenliği Yarışması Hakkında İnşaat sektörü ağır iş kazalarının çok olduğu bir sektördür. İnşaat sektörünün en temel kollarından biri olan Hazır Beton Sektörü "Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği" kapsamında yer alan, ayrıca risk grubu olarak "tehlikeli sınıf" kategorisinde olan bir sektör. Ülke mizde mevcut hazır beton tesislerinde yaklaşık 45 binin üzerinde kişi çalışıyor. Son yıllarda hızla büyüyen hazır beton sektörü için birçok konuyla birlikte iş güvenliği konusu da önem arz ediyor. Bu nedenle THBB, sektörde faaliyet gösteren hazır beton tesislerini iş güvenliği açısından bilgilendirmek, teşvik etmek ve tesisin yeterliliğini ölçmek amacıyla Mavi Baret İş Güvenliği Yarışması düzenliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.