Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Hakları

Kapsül Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi Haber

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi

"Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonuyla geleceğe yürüyen Borusan, bu vizyonun odağındaki "Önce İnsan" yaklaşımını tüm iş süreçlerine taşıyor. Grup şirketlerinde olduğu kadar tedarik zincirinde de güvenli, adil, şeffaf ve kapsayıcı bir çalışma ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışan Borusan, tüm değer zincirini kapsayan insan haklarını politikasını yayımladı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Borusan’da insan haklarına saygıyı, iş yapış şeklimizin ve kurumsal kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Her bireyin onuruna yakışır, güvenli, kapsayıcı ve adil koşullarda yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, faaliyet gösterdiğimiz her alanda ayrımcılığı önlemeyi, fırsat eşitliğini desteklemeyi ve çalışanlarımızın seslerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Günümüz dünyasında insan hakları sorumluluğu kendi operasyonlarımızla sınırlı değil. Teknolojiden iklim krizine kadar pek çok yeni gelişme, insan haklarına çok daha geniş bir perspektiften bakmamızı zorunlu kılıyor, tedarikçilerimizi, iş ortaklarımızı ve tüm değer zincirimizi kapsayan daha geniş bir yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle İnsan Hakları Politikamız ile uluslararası ilke ve standartlarla uyumlu bir çerçeve ortaya koyuyor, faaliyetlerimizden etkilenebilecek tüm paydaşlarımızın haklarını gözetmeyi taahhüt ediyoruz. Amacımız, Borusan’ın değer yarattığı her noktada insan onuruna saygıyı, adil muameleyi ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendirmek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak.” Borusan ekosisteminin tamamını kapsıyor Kurum kültürünün merkezine insanı koyan Borusan, yeni politika ile bu yaklaşımını stratejik ve bağlayıcı bir taahhüde dönüştürüyor. Çalışan esenliğini ve adil çalışma koşullarını sürdürülebilir başarının anahtarı olarak gören Grup, bu dokümanla kapsayıcılık, eşitlik ve sürekli gelişim ilkelerini tüm operasyonlarında kurumsallaştırıyor. Köklü kurumsal mirasını koruyarak geleceğe dönüştürme iradesini ortaya koyan Borusan; insan potansiyelinin hem kalkınmayı hem de sürdürülebilirliği yönlendirdiği, güven odaklı bir çalışma ortamı sunuyor. Borusan Holding ve tüm Grup şirketlerinde geçerli olan politika, yalnızca çalışanlar için değil; tedarikçiler, iş ortakları ve yüklenicilerden oluşan tüm değer zinciri için asgari standartları belirliyor. Borusan, ekosistemindeki tüm paydaşların bu ilkelere uyum sağlamasını bekliyor ve bu süreci risk temelli değerlendirmelerle destekliyor. Yeni politikada neler öne çıkıyor? Borusan Grubu’nun uluslararası standartları referans alarak hazırladığı İnsan Hakları Politikası, geleneksel iş gücü haklarının yanı sıra günümüz iş dünyasının gelişen ve dönüşen ihtiyaçlarına yanıt veren güncel öncelikleri de kapsıyor: Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık: İşe alım, terfi ve ücretlendirmede sadece liyakat ve performans esas alınıyor. Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (ÇEK) yaklaşımıyla tüm farklılıklar bir değer olarak korunuyor.Yapay zekâ ve algoritmik ayrımcılık: Teknolojik dönüşüm süreçlerinde algoritmik ayrımcılık riskleri, veri minimizasyonu, insan denetimi ve veri gizliliği gibi yeni nesil haklar güvence altına alınıyor.İklim ve adil geçiş: İklim değişikliği ve enerji dönüşümünün çalışanlar ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri adil geçiş ilkeleri çerçevesinde ele alınıyor.Adil ücret ve çalışma saatleri: "Eşit İşe Eşit Ücret" prensibi gözetilerek adil ücretlendirme, yasal çalışma saatlerine uyum ve esnek çalışma modelleri destekleniyor.Sıfır tolerans ilkeleri: Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan ticareti, taciz, şiddet ve mobbinge karşı tavizsiz bir duruş sergileniyor. Borusan Grubu, politikanın kâğıt üzerinde kalmaması için sistematik bir "İnsan Hakları Durum Tespiti" süreci de işletiyor. Olası riskler düzenli olarak analiz edilerek önleyici adımlar atılıyor. Çalışanlar, iş ortakları ve tüm paydaşlar, politikaya aykırı olduğunu düşündükleri durumları güvenli, gizli ve gerektiğinde anonim olarak "Turuncu Etik" başvuru kanalları üzerinden bildirebiliyor. Bildirim süreçlerinde gizlilik ve misillemeye karşı koruma ilkeleri titizlikle uygulanıyor. Yılda en az bir kez gözden geçirilmesi hedeflenen İnsan Hakları Politikası, Borusan’ın çalışanları, değer zinciri ve toplum için pozitif etki yaratarak büyüme kararlılığını simgeliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı Haber

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı

Türkiye’nin akü sektöründeki öncü markası İnci Akü, sürdürülebilir ve sorumlu iş yapış anlayışını küresel bir taahhütle ileri taşıyarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne katıldı. Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi olan UN Global Compact; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında belirlenen 10 evrensel ilke doğrultusunda şirketleri harekete geçmeye davet ediyor. İnci Akü de katılımıyla birlikte söz konusu ilkeleri stratejilerine, politikalarına, kurum kültürüne ve günlük operasyonlarına entegre etme taahhüdünü kamuoyuyla paylaşan şirketler arasındaki yerini aldı. Türkiye akü sektöründe UN Global Compact üyesi ilk şirketlerden biri olan İnci Akü, bu adımla sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası bir çerçevede geliştirmeyi ve hızlandırmayı hedefliyor. Şirket, attığı adımları ve kaydettiği ilerlemeyi düzenli olarak takip ederek, gelişmeleri yıllık İlerleme Bildirimi aracılığıyla şeffaf biçimde paylaşacak. UN Global Compact üyeliğini değerlendiren İnci Akü İcra Direktörü Orhan Sayman, “İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel sorumluluklarımızla sınırlı görmüyor; insanı, toplumu, etik değerleri ve güçlü yönetişimi kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. UN Global Compact’a katılımımız, bu anlayışı evrensel ilkeler doğrultusunda daha da güçlendiren önemli bir adım oldu. Bu adım bizim için gurur verici olduğu kadar önemli bir sorumluluk. Önümüzdeki dönemde 10 İlke’yi karar alma mekanizmalarımızdan operasyonlarımıza ve değer zincirimize kadar tüm süreçlerimize daha güçlü biçimde yansıtarak uzun vadeli ve sürdürülebilir etki yaratmayı sürdüreceğiz.” dedi. İnci Akü Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone ise üyeliğin şirketin sürdürülebilirlik yolculuğunu hızlandıracağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “UN Global Compact’ın sunduğu ilke temelli yaklaşım, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ortak ve uluslararası bir çerçevede geliştirmemize katkı sağlayacak. İnsan hakları ve çalışma standartlarından çevresel sorumluluğa, etik ve şeffaf iş yapış anlayışından yolsuzlukla mücadeleye kadar uzanan 10 İlke’yi iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre edeceğiz. Mevcut uygulamalarımızı sürekli geliştirirken taahhütlerimizi somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmeyi, kaydettiğimiz ilerlemeyi de şeffaflıkla paylaşmayı hedefliyoruz.” İnci Akü, UN Global Compact üyeliğiyle birlikte sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine yayılan bir değer yaratma modeli olarak ele almaya; çalışanları, iş ortakları, müşterileri ve diğer paydaşlarıyla daha kapsayıcı, sorumlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edecek. UN Global Compact’ın 10 İlkesi UN Global Compact’ın insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıkları altında belirlediği 10 İlke şöyle sıralanıyor: İnsan Hakları İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve bu haklara saygı duymalı. İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı. Çalışma Standartları Çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğü desteklenmeli. Zorla ve zorunlu çalıştırmaya son verilmeli. Her türlü çocuk işçiliği ortadan kaldırılmalı. İşe alım ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığa son verilmeli. Çevre Çevre sorunlarına karşı ihtiyatlı yaklaşım desteklenmeli. Çevresel sorumluluğu artıracak çalışmalar desteklenmeli. Çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilmeli. Yolsuzlukla Mücadele Rüşvet ve haraç dâhil her türlü yolsuzlukla mücadele edilmeli. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji FTSE4Good Endeksi'ne Dâhil Edildi  Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji FTSE4Good Endeksi'ne Dâhil Edildi 

Değerlendirme, şirketlerin kamuya açık raporlama ve bildirimleri esas alınarak bağımsız biçimde gerçekleştiriliyor. Aynı inceleme döneminde FTSE4Good endekslerine E.ON, Magna International, Aéroports de Paris, Singapore Airlines, SK Telecom ve Corning gibi şirketler de eklendi. "SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÜRETİMİMİZİN HER AŞAMASINDA ELE ALIYORUZ" Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör, konuya ilişkin şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı yalnızca elektrik üretimi olarak değerlendirmiyor; sürdürülebilir kalkınma ve uzun vadeli değer üretimi perspektifiyle ele alıyoruz. Çevresel etkimizi yönetirken iş sağlığı ve güvenliği, insan hakları, şeffaflık ve hesap verebilirlik başlıklarını aynı kararlılıkla yürütüyoruz. FTSE4Good Endeksi'nde yer almak, bu bütüncül yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunun önemli bir göstergesi. Paydaşlarımız için kalıcı değer üretmeye ve ÇSY performansımızı geliştirmeye devam edeceğiz." TAMAMI YENİLENEBİLİR KAYNAKLARDAN OLUŞAN PORTFÖY 2007 ılında kurulan ve Mart 2023'te Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlayan Akfen Yenilenebilir Enerji, tamamı yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı bir üretim portföyüne sahip. Şirket'in toplam 887 MW'lık kurulu gücünün yaklaşık 537 MW'sı rüzgâr ve hibrit güneş, 229 MW'sı hidroelektrik, 121 MW'sı ise güneş santrallerinden oluşuyor. Santrallerin Türkiye'nin farklı bölgelerine yayılmış olması, hidroloji ve hava koşullarındaki değişkenliğin üretim üzerindeki etkisini dengeliyor. Şirket, 2025 yılında 102,2 MW'lık RES kapasite artış projelerini ve 85,3 MW'lık hibrit GES yatırımlarını tamamladı. Lisans ve onay süreçleri devam eden 310 MW'lık depolamalı rüzgâr ve güneş projeleri ile Romanya'daki depolamalı güneş enerjisi yatırımı büyüme stratejisinin başlıca başlıkları arasında yer alıyor. KARBON PİYASALARINDA ÖNCÜ UYGULAMALAR Akfen Yenilenebilir Enerji, son yıllarda gerçekleştirdiği yüksek montanlı karbon kredisi satışlarıyla Türkiye'de bu alanda öncü uygulamalardan birine imza attı ve karbon kredisi satışı konusunda sektör için bir referans noktası haline geldi. FTSE4Good Endeks Serisi Hakkında: Küresel endeks ve veri sağlayıcısı FTSE Russell tarafından oluşturulan FTSE4Good Endeks Serisi, güçlü Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) uygulamaları sergileyen şirketlerin performansını ölçmek üzere tasarlanmıştır. FTSE4Good endeksleri, sorumlu yatırım fonlarının ve diğer ürünlerin oluşturulması ve değerlendirilmesi amacıyla çok sayıda piyasa katılımcısı tarafından kullanılmaktadır. FTSE Russell değerlendirmeleri; Kurumsal Yönetişim, İş Sağlığı ve Güvenliği, Yolsuzlukla Mücadele ve İklim Değişikliği gibi alanlardaki performansa dayanmaktadır. FTSE4Good Endeks Serisi'nde yer alan şirketler, çeşitli çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerini karşılamaktadır. Akfen Yenilenebilir Enerji Hakkında: 2007 yılında kurulan Akfen Yenilenebilir Enerji, Akfen Holding'in iştiraki olarak hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinden oluşan portföyüyle faaliyet gösteriyor. Mart 2023'te halka arz edilen Şirket'in payları Borsa İstanbul'da AKFYE kodu ile işlem görüyor. Şirket, toplam 887 MW kurulu gücüyle Türkiye'nin önde gelen yenilenebilir enerji üreticileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül Haber

OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu’na Uluslararası Arenada Çifte Platin Ödül

OPET’in 2022-2024 dönemini kapsayan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight Awards ve Inspire Awards organizasyonlarında iki ayrı platin ödüle layık görüldü. Rapor, her iki değerlendirmede de “100 üzerinden 99 puan alarak” uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde etti. OPET’in Sürdürülebilirlik Raporu, küresel iletişim sektörünün prestijli değerlendirme programlarından 2025/26 Inspire Awards Corporate Publishing Competition’da “Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali” arasında gösterildi. Rapor, 2025/26 Spotlight Awards Global Communications Competition kapsamında ise “Dünyanın En İyi 100 Kurumsal Yayını” arasına seçildi. BM KÜRESEL İLKELER SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA BİR İLERLEME BİLDİRİMİ NİTELİĞİNDE Küresel Raporlama Girişimi (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırlanan ve 2022-2024 dönemini kapsayan rapor; şirketin yönetişim, sorumlu değer zinciri, Ar-Ge/inovasyon ve dijital dönüşüm, çalışma hayatı, çevre, toplumsal yatırımlar ana başlıklarındaki yönetim yaklaşımlarını, performansını, iyi uygulama örneklerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşan OPET'in Sürdürülebilirlik Raporu, içerik kalitesi, şeffaflık, tasarım ve sürdürülebilirlik performansının etkin şekilde aktarılması kriterleriyle öne çıkıyor. Rapor, aynı zamanda Koç Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) kapsamında bir ilerleme bildirimi niteliği de taşıyor. Bu yönüyle insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında gerçekleştirilen çalışmaların ve elde edilen gelişmelerin uluslararası ilkeler doğrultusunda paylaşılmasına da katkı sağlıyor. “İNSANI ODAĞINA ALAN BİR YAKLAŞIMLA HAREKET EDİYORUZ” Sürdürülebilirlik raporunun iki ayrı platin ödüle birden layık görülmesinden gurur duyduklarını belirten OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, “Enerji yönetiminden atık yönetimine, çalışan haklarından müşteri memnuniyetine, toplumsal sorumluluktan etik yönetişime kadar pek çok alanda çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir boyutunu da sosyal etki ve kapsayıcılık oluşturuyor. Sürdürülebilir bir gelecek için tüm faaliyetlerinde insanı odağına alan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Toplumla bağ kurmanın ve sosyal kapsayıcılığı artırmanın da sürdürülebilirliğin vazgeçilmez bir parçası olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda; eğitim, sağlık, kültür ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda uzun soluklu sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. LACP gibi saygın bir kuruluş tarafından verilen bu ödüller, sürdürülebilirlik performansımızın ve şeffaf raporlama anlayışımızın uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bugüne kadar 7 rapor yayınlayan ve her bir rapor özelinde LACP’den sektöründe ödül kazanan tek marka olan OPET, 2025 yılı performansını içeren yeni raporlamasını ise yıl içinde kamuoyu ile paylaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Eğitim Teknolojileri Alanında Dünyanın Önemli Merkezlerinden Biri Haber

Türkiye Eğitim Teknolojileri Alanında Dünyanın Önemli Merkezlerinden Biri

Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl yedincisi gerçekleştirilen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), üç günde Türkiye’den ve dünyadan önemli isimleri ağırladı. Zirvenin kapanış konuşmasını yapan Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı, Türkiye’nin eğitim teknolojileri konusundaki öncü rolünden bahsetti. Mustafa Canlı, konu hakkında şu ifadeleri kullandı: “Bakanlık olarak uzun yıllardır eğitim teknolojileri, sektörün geliştirdiği teknolojiler ve uluslararası iş birlikleri üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bu süreçte ülke olarak aslında çok iyi bir noktada olduğumuzu, geliştirdiğimiz çözümlerin uluslararası pazarlar için kaliteli ve pedagojik açıdan doğru çözümler olduğunu gördük. Bu noktadan sonra uluslararası fuarlara yalnızca ziyaretçi olarak katılmak değil, buradan ilham alarak Türkiye’yi eğitim teknolojileri alanında dünyanın önemli merkezlerinden biri haline getirmek için çalışmalarımıza başladık. Aslında üç yıl önce Eğitim Teknolojileri Ar-Ge ve Kalite Zirvesi gerçekleştirdik. Bunun yanında Eğitimde Yapay Zekâ Forumu düzenledik. Geçtiğimiz yıl ise Uluslararası Türk Eğitim Teknolojileri Zirvesi’ni güçlü bir marka haline getirmek için ilk adımlarımızı attık. Zirveye katılan ziyaretçi sayısı her yıl artıyor Geçen yılın ana teması yapay zekâydı. Eğitimde yapay zekânın bugünkü kadar yoğun tartışılmadığı bir dönemde; uluslararası katılımcılarımızla, sektör temsilcilerimizle, girişimcilerimizle, öğretmenlerimizle ve öğrencilerimizle eğitimde yapay zekânın yerini, dünyanın nereye gittiğini ve bu teknolojilerin doğru pedagojik ve psikolojik kullanım alanlarını birlikte değerlendirdik. Bu yıl ise farklı bir temayla yola çıktık. Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde eğitim ile dünyanın geleceği arasındaki ilişkiyi ve teknolojinin bu dönüşümü nasıl destekleyebileceğini ele aldık. Bu yılki zirvemiz geçen yıla göre yüzde 20 büyüdü. Geçen yıl yaklaşık 20 bin ziyaretçimiz vardı. Bu yıl ise 25 bin ziyaretçiyle zirvemizi tamamlıyoruz. Hedefimiz önümüzdeki yıl tarih ve takvim planlamasını daha erken yaparak, çok daha geniş katılımlı bir organizasyona ulaşmak.” Uluslararası ölçekte söz sahibi Fuar alanında 40’tan fazla paydaşla birlikte eğitim teknolojileri alanındaki yenilikleri ve teknolojileri sergilediklerini anlatan Mustafa Canlı, “Bu kapsamda okulların fiziki güvenliğinden sağlık uygulamalarına, yapay zekâ destekli bireysel öğrenme araçlarından içerik üretim süreçlerine, altyapı sistemlerinden eğitim destek araçlarına kadar birçok farklı alanda sektör paydaşlarımızla birlikte bu etkinliği gerçekleştirdik. Bugün teknolojinin eğitimdeki rolünün her geçen gün arttığını görüyoruz. Dünya, eğitim alanındaki birçok konuyu daha yoğun tartışıyor ve dönüşüm ihtiyacını daha fazla hissediyor. Yurt dışında mikro yeterlilikler, okul dışı öğrenme faaliyetlerinin örgün eğitime katkısı, hayat boyu öğrenme, bireylerin becerilerini sürekli geliştirmesi ve kariyerlerin sürekli değiştiği bir dünyada yeni beceri setleri kazanması gibi alanlarda eğitim teknolojileri çok daha yaygın kullanılıyor. Türkiye olarak Sayın Bakanımızın liderliğinde ve Bakanlığımızın öncülüğünde, eğitim teknolojileri ekosistemindeki paydaşlarımızla birlikte bu alanda uluslararası ölçekte söz sahibi olduğumuzu ifade ediyoruz” dedi. Yetiştirilen bireyler gelecekteki krizlere karşı mücadele edecek Zirve kapsamında düzenlenen Bakanlar Oturumu’na yaklaşık 20 ülkenin bakan temsilcilerinin katıldığı belirten Mustafa Canlı, sözlerine şöyle devam etti: “Eğitimin geleceğini birlikte tartıştık. Dünyada bugün çok ciddi krizlerin yaşandığı bir dönemdeyiz. İklim krizi, savaşlar, şiddet olayları, demokrasi ve insan hakları ihlalleri dünyanın karşı karşıya olduğu önemli sorunlar arasında. Sayın Bakanımızın uluslararası toplantılarda vurguladığı önemli bir nokta var: Eğitim sistemlerimizden yetiştirdiğimiz bireyler, gelecekte bu krizlerle mücadele edecek. Peki biz gelecekte bu sorunların azalması, insan hakları ihlallerinin sona ermesi, savaşların ve çatışmaların önlenmesi için nasıl bireyler yetiştirmeliyiz? Eğitim sistemlerimiz sadece iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu becerilere odaklanmamalı. Aynı zamanda adalete, hukuka, demokrasiye, insan haklarına saygılı ve gelecekte barış inşa edebilecek nesiller yetiştirmeli. Eğitim sistemleri bireylerin kendilerini bütünsel olarak geliştirmesi için yeni mekanizmalar oluşturmalı. Teknolojinin eğitimde kullanımının arttığı bir dönemde, eğitim teknolojilerinin de bu hedeflere nasıl katkı sağlayabileceğini tartışıyoruz. Yapay zekâ araçları geliştirirken yerel kültürlere, sosyal yapıya ve toplumsal ihtiyaçlara daha uyumlu çözümler nasıl oluşturabiliriz? Bunu ele alıyoruz. Türkiye’nin deneyimlerini kendi ülkelerinde uygulamak istiyorlar Uluslararası misafirlerimize Türkiye’deki örnekleri gösterdiğimizde, yapay zekâ uygulamalarımızı, dijital içeriklerimizi ve eğitim teknolojileri alanındaki çalışmalarımızı yakından inceleme fırsatı buluyorlar. Türkiye’nin bu alandaki deneyimlerini kendi ülkelerinde uygulamak istediklerini ifade ediyorlar. Önümüzdeki dönemde bağlantı kurduğumuz ülkelerle daha yakın çalışmalar yapacağız ve Türk eğitim teknolojisi ürünlerinin uluslararası pazarlara açılması için destek olmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı! Haber

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı!

Sempozyum açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşmenin bir taklit değil, özgün bir yürüyüş olması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, modernleşmenin psikolojik boyutuna dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘zafer kimliği’ üzerine inşa edildiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise Türk modernleşmesinin doğrusal değil, kırılmalar ve yeniden inşa süreçleriyle şekillenen dinamik bir tecrübe alanı olduğunu söyledi. Sempozyumda modernleşme, demokrasi, kimlik, gelenek ve küresel sistem tartışmaları karşılaştırmalı perspektifle ele alındı. Dünyaca tanınan akademisyenlerin katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin geleceğine dair yeni düşünsel arayışların önemi vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nin himayelerinde, Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından düzenlenen “Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi Uluslararası Sempozyumu” açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katılımıyla gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Türk modernleşmesi taklit değil, özgün bir yürüyüş olmalıdır” Türk modernleşmesinin tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel ve entelektüel boyutlarıyla disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşme meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de en önemli tartışma alanlarından biri olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’nin modernleşme sürecinin başka toplumların deneyimlerinden farklı, kendine özgü bir karakter taşıdığını vurgulayarak, “Hiçbir millet başka bir milleti taklit ederek ayakta kalamaz. Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak görmüyoruz.” dedi. “Modernleşme disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü” TBMM’nin yalnızca yasa yapan bir kurum olmadığını belirten Kurtulmuş, üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde fikir hayatına katkı sunan önemli toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Daha önce ‘Cedidcilik Hareketi’ üzerine bir sempozyum düzenlediklerini hatırlatan Kurtulmuş, bu toplantının ise Türk modernleşmesini farklı perspektiflerle ele almayı amaçladığını aktardı. Yakın zamanda Türkiye’de İslamcılık düşüncesini konu alan yeni bir uluslararası sempozyum daha düzenleneceğini açıklayan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Modernleşme tartışmaları artık disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü. Türkiye’de bu konuda yoğun akademik çalışmalar yürütülüyor. 20. yüzyılın başında dünyayı etkileyen iki büyük gelişme modernleşme tartışmalarını şekillendirdi. Bunlardan ilki Batı’nın bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımı, ikincisi ise Osmanlı dahil Doğu imparatorluklarının çözülme süreci . Batı dışındaki toplumlar modernleşmeye zaman zaman kaygı ve çekinceyle yaklaşıyor. Türk modernleşmesi nasıl farklıysa, Japonya’nın Meiji restorasyonu, Rusya’nın dönüşümü ve Çin’in modernleşme hikâyesi de birbirinden farklıdır. Ancak hepsi ortak bir soruya odaklanmıştır: ‘Bu gelişmeye karşı kendi cevabımızı nasıl oluşturacağız?’” “Modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşma aynı şey değildir” Konuşmasında kavramların doğru kullanılmasının önemine dikkat çeken Kurtulmuş, modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşmanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Batı’yı yalnızca taklit edilecek bir hedef olarak görmenin toplumları köklerinden uzaklaştıracağını ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye kendi tarihsel birikimiyle yeni bir çıkış gerçekleştirebilecek milli tecrübeye sahip. Günümüzde modern değerler üzerine kurulu uluslararası sistem ciddi bir kriz yaşıyor. İnsan hakları, uluslararası hukuk ve devletlerin egemen eşitliği gibi temel kavramlar yeniden tartışılıyor. Mevcut küresel düzen artık günümüz sorunlarına çözüm üretemez hale geldi. Modern değerler üzerine kurulan uluslararası sistemin kurumları, kuralları ve hatta terminolojisi iflas etmiştir. Artık dünyadaki sorunları eski kavramlarla açıklamak mümkün değil.” şeklinde konuştu. “Demokrasi modernleşmenin en önemli alanlarından biridir” Türk modernleşmesinin en önemli başlıklarından birinin demokrasi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin büyük bedellerle ilerlediğini söyledi. Darbeler, siyasi müdahaleler ve antidemokratik uygulamalara rağmen toplumun demokrasi yönünde irade ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Demokrasiyi gözümüzün nuru gibi koruyacağız.” dedi. “Devlet geleneğimiz insan merkezlidir” Türk devlet geleneğinin temelinde insanı merkeze alan bir anlayış bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Bizim devlet anlayışımızın temelinde ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesi vardır. Devlet-i ebed müddet anlayışıyla hareket ederiz. Aynı zamanda ‘Nizam-ı âlem’ düşüncesiyle yalnızca kendimiz için değil, bütün insanlığın huzuru için söz söylemeyi görev kabul ederiz.” Kurtulmuş, sempozyumda ortaya konulacak fikirlerin akademik çalışmalara katkı sağlayacağına inandığını belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Modernleşmenin psikolojik boyutu da konuşulmalı” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini söyledi. Tarih Bölümü Başkanı ile birlikte yürüttükleri psikotarih çalışmalarına değinen Kaynak, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinin toplum üzerindeki etkilerini inceledik. ‘Travmadan Zafere’ isimli kitapta da Osmanlı’nın yıkılış travması yerine İstiklal Harbi ve zafer anlatısı üzerine inşa edilen ulusal kimlik sürecini ele aldık. Türkiye Cumhuriyeti ulusal kimliği kuşkusuz bir zafer kimliği olarak inşa edilmiştir ve bu stratejik bir tercihtir.” şeklinde konuştu. “Mustafa Kemal Atatürk geçiş sürecinin köprüsüdür” Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte önemli bir köprü rolü üstlendiğini ifade eden Kaynak, “Kurucu kadroların dönüşümü toplumun tamamında aynı hızda gerçekleşmediği için modernleşme sürecinin farklı boyutlarda değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Toplumların yaşadığı büyük kayıpların doğal olarak bir yas süreci doğurduğunu belirten Kaynak, bazı akademisyenlerin Türkiye’de yaşanan kimlik ve aidiyet tartışmalarını ‘tamamlanmamış yas süreci’ üzerinden değerlendirdiğini aktardı. “Modernleşme sadece teknoloji veya kıyafet değişimi değildir” Modernleşmenin yalnızca Batı’yı taklit etmek anlamına gelip gelmediğinin uzun yıllardır tartışıldığına değinen Kaynak, şu soruların önemine dikkat çekti: “Bir toplumun modernleşmesi yalnızca giyimi, kuşamı, teknolojisi ve eğitim sistemiyle mi ilgilidir; yoksa değerleri, zihniyeti ve kültürüyle birlikte ele alınması gereken bir dönüşüm müdür?” Modernleşme ile modernleştirme kavramlarının da birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Kaynak, bu sürecin tepeden inme bir zorlamadan mı yoksa toplumsal ihtiyaçlardan mı doğduğunun tartışılması gerektiğini ifade etti. Gençlere seslenen Kaynak, “Geçmişinizi iyi öğrenmeden iyi bir gelecek inşa edemezsiniz.” diyerek öğrencilerin tarihsel ve düşünsel süreçleri anlamasının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk modernleşmesi dinamik bir tecrübe alanıdır” Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise konuşmasında, Türk modernleşmesinin yalnızca tarihsel değil, güncel ve geleceğe dönük yönleriyle de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türk modernleşmesi meselesinin her neslin yeniden sorduğu temel sorulardan biri olduğunu ifade eden Arslan, “Sempozyum yalnızca akademik bir toplantı değil, aynı zamanda ortak tarihsel hafızayı ve geleceğe dair sorumlulukları da değerlendirme zemini sunuyor. Türk modernleşmesi doğrusal bir ilerleme değil; sürekliliklerin, kırılmaların ve yeniden inşa süreçlerinin iç içe geçtiği dinamik bir tecrübe alanıdır. Bu düşünsel yaklaşımları, birbirini dışlayan ideolojik kalıplar olarak görmüyor; tarih içinde dönüşen ve etkileşen fikir akımları olarak değerlendiriyoruz.” “Modernleşme yalnızca kurumsal dönüşüm değildir” Modernleşmenin yalnızca teknik ilerleme veya kurumsal reformlardan ibaret olmadığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Türkiye’nin modernleşme deneyimi eğitimden hukuka, ekonomiden sanata kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci. Bu süreç aynı zamanda toplumun kendisini yeniden tanımladığı bir zihniyet ve kimlik dönüşümü. Türk modernleşmesi Batı’nın yükselişiyle paralel ilerliyor ancak kendi özgün gerilimlerini ve arayışlarını da üretiyor. Günümüzde modernleşme tartışmaları artık tek merkezli bir modele indirgenemez. Modernleşme yalnızca teknik ilerleme değil; gelenek ile modernlik, yerel ile evrensel arasında sürekli yeniden kurulan bir denge arayışı.” “Asıl mesele değişirken kendimiz olarak kalabilmek” Sempozyumun temel hedefinin Türkiye’nin modernleşme tecrübesini küresel karşılaştırmalar ışığında yeniden değerlendirmek olduğunu belirten Arslan, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirerek yalnızca akademik değil, toplumsal bir tartışma zemini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Arslan, “Mesele yalnızca nasıl modernleşeceğimiz değil, değişirken kendimiz olarak nasıl kalabileceğimiz meselesidir.” ifadelerini kullandı. “Üç yıllık düşünsel programın ikinci ayağını oluşturuyor” Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk sempozyumda Cedidcilik hareketi ile Türkçülük ve Türkleşme meselelerinin ele alındığını hatırlatan Arslan, bu yılki toplantının merkezinde “muasırlaşmak”, yani modernleşme konusunun yer aldığını ifade etti. Önümüzdeki yıl düzenlenecek üçüncü sempozyumda ise “İslamlaşmak” başlığı altında din, toplum ve siyaset ilişkilerinin tartışılacağını açıkladı. Dünyaca tanınan sosyolog Nilüfer Göle, SOAS University of London Onursal Profesörü William Hale gibi alanında uzman isimler; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda modernleşme deneyimleri küresel karşılaştırmalar ışığında tartışıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlerin İstihdamında Küresel İş Birliği Çağrısı Haber

Gençlerin İstihdamında Küresel İş Birliği Çağrısı

Uluslararası sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren ve insan hakları ile demokratik yönetişim alanlarında politika üretimine zemin sağlayan Avrupa Konseyi’nin Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı, farklı ülkelerden yüzlerce temsilciyi genel kurulu kapsamında Strasbourg’da buluşturdu. Yatırım ve varlık yönetimi alanlarında faaliyet gösteren ESAS, 2015 yılında kurduğu sosyal fayda odaklı birimi Esas Sosyal aracılığıyla gençlik ve istihdam alanındaki sosyal yatırım programlarını uluslararası platformlara taşıyarak, Türkiye’den çıkan etki hikâyelerini küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı; 15 Nisan’da düzenlenen konferansta, ‘Sivil Toplum ve Katılım Yoluyla Genç İstihdamının Güçlendirilmesi’ başlıklı panelde ‘örnek uygulama’ olarak Esas Sosyal’in gençleri STK iş birlikleriyle iş dünyasına hazırlayan modelini aktardı. Panelde ayrıca Avrupa Konseyi’ nin Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı Daimi Komite Üyesi ve panelin moderatörü Ece Çiftçi, Avrupa Konseyi Gençlik Dairesi Başkanı Dr. Tobias Flessenkemper ve Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 3. Dönem Mezunu Hazal Elif Gollwitzer de yer aldı. Emine Sabancı Kamışlı, sivil toplum kuruluşlarının ülkelerin duyarlı gelişimlerine katkısına ve üçüncü sektörün gençlerle büyüyeceğine değindiği konuşmasında; “Avrupa’da 2025 yılı sonu itibariyle genç işsizliği %14,7 yani 2,8 milyon genç işsiz. Bu veri, genç işsizliğinin genel işsizlik oranı olan %5,9’un yaklaşık iki buçuk katı seviyesinde olduğunu gösteriyor.Türkiye’de ise 12 milyon gencin %15,3’ü işsiz. Bu oranları görmemizde farklı sebepler bulunuyor. Gençler çoğu zaman yeterli iş deneyimine sahip değil, eğitim kurumlarında kazanılan beceriler ile iş gücü piyasasının beklentileri arasında bir uyumsuzluk bulunuyor; bu da okuldan işe geçişi zorlaştırıyor. Bu pencereden baktığımızda kaynağı olan kurumların küresel bazda adım atması gerektiğine ve gençlere fırsat verilmesine gerektiğine inanıyoruz. Gençlere fırsat verildiğinde; yenilik üretir, değer yaratır ve değişime öncülük ederler. Bu inancımız, genç istihdamında fırsat eşitliğini sağlamayı gaye edindiğimiz Esas Sosyal’in açık bir misyonla kurulmasında büyük bir etkiye sahip. Bu misyonu hayata geçirmek için, araştırmalara dayalı, gençleri fırsat eşitliği ile buluşturmayı amaçladığımız sosyal etkisi yüksek çözüm modelleri hayat geçirdik. Bugüne kadar programlarımız etrafından yarattığımız 5 binden fazla paydaştan oluşan ekosistemimizden aldığımız güçle 2.000 gencin hayatına dokunduk. Çözüm modellerimizden biri olan Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı’nın mezunu da şu an bu sahnede. Esas Sosyal’in yolculuğunu ve etkisini paylaşırken gençler için anlamlı fırsatlar yaratmanın ortak bir sorumluluk olduğunu belirtmek isterim. Karşılaştığımız zorluklar gerçek olmakla birlikte, aşılması imkânsız değildir. Sivil toplum kuruluşları, fon sağlayıcılar, şirketler ve sosyal yatırımcılar bir araya geldiğinde; gençlerin gelişmesini, topluma katkı sunmasını ve kendi topluluklarında fark yaratmasını mümkün kılan kapılar açabiliriz” dedi. Panelde deneyimlerini paylaşan Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 3. Dönem Mezunu Hazal Elif Gollwitzer, kariyerine bir sivil toplum kuruluşunda başlamanın kendisi için önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. İş hayatına sosyal fayda üreten bir yapının içinde adım atmanın, ona sadece mesleki deneyim kazandırmakla kalmadığını; aynı zamanda sorumluluk alma, çözüm üretme ve farklı bakış açıları geliştirme konusunda da önemli katkı sağladığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÜÇAY Mühendislik’ten Küresel Sürdürülebilirlik Adımı Haber

ÜÇAY Mühendislik’ten Küresel Sürdürülebilirlik Adımı

ÜÇAY Mühendislik, sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığını Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayarak güçlendirdi. Bu üyelikle birlikte şirket, iş süreçlerini küresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu hale getirme yönünde önemli bir adım attı. Sürdürülebilirlik yolculuğunda stratejik adım ÜÇAY Mühendislik, UN Global Compact üyeliği kapsamında; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıkları altında belirlenen 10 evrensel ilkeye uyum sağlayacağını beyan etti. İlk raporun 2027’de paylaşılması planlanıyor Şirket, üyelik kapsamında her yıl düzenli olarak “İlerleme Bildirimi” (Communication on Progress – CoP) raporları yayımlayacak. İlk raporun 2027 yılı itibarıyla kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor. Söz konusu raporlar, şirketin resmi web sitesi ve UN Global Compact platformu üzerinden tüm paydaşların erişimine açık olacak. ÜÇAY Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “ÜÇAY Mühendislik olarak, operasyonel mükemmellik hedefimizi çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızla birlikte ele alıyoruz. Bu yaklaşımımızı küresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu hale getirme yönünde önemli bir adım atarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni (UN Global Compact) imzaladık. UN Global Compact üyeliğimiz, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine yerleştirme kararlılığımızın güçlü bir göstergesidir. Bu kapsamda iş modellerimizi modernize eden, sürdürülebilir enerji ve verimlilik alanlarındaki etkinliğimizi artıran stratejik adımlar atmayı sürdüreceğiz. Böylece yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de gözeten bir değer yaratmayı hedefliyoruz.” Daha şeffaf ve güvenilir bir yapı hedefleniyor UN Global Compact üyeliğinin, ÜÇAY Mühendislik’in uluslararası pazarlardaki itibarını güçlendirmesi ve küresel standartlarda raporlama disiplinine katkı sağlaması bekleniyor. Ayrıca şirket, sürdürülebilirlik odaklı stratejisiyle uzun vadeli risk yönetimini güçlendirirken, yatırımcıları nezdinde daha şeffaf ve güvenilir bir yapı oluşturmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.