Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Hakları

Kapsül Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı! Haber

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı!

Sempozyum açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşmenin bir taklit değil, özgün bir yürüyüş olması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, modernleşmenin psikolojik boyutuna dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘zafer kimliği’ üzerine inşa edildiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise Türk modernleşmesinin doğrusal değil, kırılmalar ve yeniden inşa süreçleriyle şekillenen dinamik bir tecrübe alanı olduğunu söyledi. Sempozyumda modernleşme, demokrasi, kimlik, gelenek ve küresel sistem tartışmaları karşılaştırmalı perspektifle ele alındı. Dünyaca tanınan akademisyenlerin katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin geleceğine dair yeni düşünsel arayışların önemi vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nin himayelerinde, Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından düzenlenen “Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi Uluslararası Sempozyumu” açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katılımıyla gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Türk modernleşmesi taklit değil, özgün bir yürüyüş olmalıdır” Türk modernleşmesinin tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel ve entelektüel boyutlarıyla disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşme meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de en önemli tartışma alanlarından biri olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’nin modernleşme sürecinin başka toplumların deneyimlerinden farklı, kendine özgü bir karakter taşıdığını vurgulayarak, “Hiçbir millet başka bir milleti taklit ederek ayakta kalamaz. Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak görmüyoruz.” dedi. “Modernleşme disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü” TBMM’nin yalnızca yasa yapan bir kurum olmadığını belirten Kurtulmuş, üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde fikir hayatına katkı sunan önemli toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Daha önce ‘Cedidcilik Hareketi’ üzerine bir sempozyum düzenlediklerini hatırlatan Kurtulmuş, bu toplantının ise Türk modernleşmesini farklı perspektiflerle ele almayı amaçladığını aktardı. Yakın zamanda Türkiye’de İslamcılık düşüncesini konu alan yeni bir uluslararası sempozyum daha düzenleneceğini açıklayan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Modernleşme tartışmaları artık disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü. Türkiye’de bu konuda yoğun akademik çalışmalar yürütülüyor. 20. yüzyılın başında dünyayı etkileyen iki büyük gelişme modernleşme tartışmalarını şekillendirdi. Bunlardan ilki Batı’nın bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımı, ikincisi ise Osmanlı dahil Doğu imparatorluklarının çözülme süreci . Batı dışındaki toplumlar modernleşmeye zaman zaman kaygı ve çekinceyle yaklaşıyor. Türk modernleşmesi nasıl farklıysa, Japonya’nın Meiji restorasyonu, Rusya’nın dönüşümü ve Çin’in modernleşme hikâyesi de birbirinden farklıdır. Ancak hepsi ortak bir soruya odaklanmıştır: ‘Bu gelişmeye karşı kendi cevabımızı nasıl oluşturacağız?’” “Modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşma aynı şey değildir” Konuşmasında kavramların doğru kullanılmasının önemine dikkat çeken Kurtulmuş, modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşmanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Batı’yı yalnızca taklit edilecek bir hedef olarak görmenin toplumları köklerinden uzaklaştıracağını ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye kendi tarihsel birikimiyle yeni bir çıkış gerçekleştirebilecek milli tecrübeye sahip. Günümüzde modern değerler üzerine kurulu uluslararası sistem ciddi bir kriz yaşıyor. İnsan hakları, uluslararası hukuk ve devletlerin egemen eşitliği gibi temel kavramlar yeniden tartışılıyor. Mevcut küresel düzen artık günümüz sorunlarına çözüm üretemez hale geldi. Modern değerler üzerine kurulan uluslararası sistemin kurumları, kuralları ve hatta terminolojisi iflas etmiştir. Artık dünyadaki sorunları eski kavramlarla açıklamak mümkün değil.” şeklinde konuştu. “Demokrasi modernleşmenin en önemli alanlarından biridir” Türk modernleşmesinin en önemli başlıklarından birinin demokrasi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin büyük bedellerle ilerlediğini söyledi. Darbeler, siyasi müdahaleler ve antidemokratik uygulamalara rağmen toplumun demokrasi yönünde irade ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Demokrasiyi gözümüzün nuru gibi koruyacağız.” dedi. “Devlet geleneğimiz insan merkezlidir” Türk devlet geleneğinin temelinde insanı merkeze alan bir anlayış bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Bizim devlet anlayışımızın temelinde ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesi vardır. Devlet-i ebed müddet anlayışıyla hareket ederiz. Aynı zamanda ‘Nizam-ı âlem’ düşüncesiyle yalnızca kendimiz için değil, bütün insanlığın huzuru için söz söylemeyi görev kabul ederiz.” Kurtulmuş, sempozyumda ortaya konulacak fikirlerin akademik çalışmalara katkı sağlayacağına inandığını belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Modernleşmenin psikolojik boyutu da konuşulmalı” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini söyledi. Tarih Bölümü Başkanı ile birlikte yürüttükleri psikotarih çalışmalarına değinen Kaynak, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinin toplum üzerindeki etkilerini inceledik. ‘Travmadan Zafere’ isimli kitapta da Osmanlı’nın yıkılış travması yerine İstiklal Harbi ve zafer anlatısı üzerine inşa edilen ulusal kimlik sürecini ele aldık. Türkiye Cumhuriyeti ulusal kimliği kuşkusuz bir zafer kimliği olarak inşa edilmiştir ve bu stratejik bir tercihtir.” şeklinde konuştu. “Mustafa Kemal Atatürk geçiş sürecinin köprüsüdür” Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte önemli bir köprü rolü üstlendiğini ifade eden Kaynak, “Kurucu kadroların dönüşümü toplumun tamamında aynı hızda gerçekleşmediği için modernleşme sürecinin farklı boyutlarda değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Toplumların yaşadığı büyük kayıpların doğal olarak bir yas süreci doğurduğunu belirten Kaynak, bazı akademisyenlerin Türkiye’de yaşanan kimlik ve aidiyet tartışmalarını ‘tamamlanmamış yas süreci’ üzerinden değerlendirdiğini aktardı. “Modernleşme sadece teknoloji veya kıyafet değişimi değildir” Modernleşmenin yalnızca Batı’yı taklit etmek anlamına gelip gelmediğinin uzun yıllardır tartışıldığına değinen Kaynak, şu soruların önemine dikkat çekti: “Bir toplumun modernleşmesi yalnızca giyimi, kuşamı, teknolojisi ve eğitim sistemiyle mi ilgilidir; yoksa değerleri, zihniyeti ve kültürüyle birlikte ele alınması gereken bir dönüşüm müdür?” Modernleşme ile modernleştirme kavramlarının da birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Kaynak, bu sürecin tepeden inme bir zorlamadan mı yoksa toplumsal ihtiyaçlardan mı doğduğunun tartışılması gerektiğini ifade etti. Gençlere seslenen Kaynak, “Geçmişinizi iyi öğrenmeden iyi bir gelecek inşa edemezsiniz.” diyerek öğrencilerin tarihsel ve düşünsel süreçleri anlamasının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk modernleşmesi dinamik bir tecrübe alanıdır” Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise konuşmasında, Türk modernleşmesinin yalnızca tarihsel değil, güncel ve geleceğe dönük yönleriyle de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türk modernleşmesi meselesinin her neslin yeniden sorduğu temel sorulardan biri olduğunu ifade eden Arslan, “Sempozyum yalnızca akademik bir toplantı değil, aynı zamanda ortak tarihsel hafızayı ve geleceğe dair sorumlulukları da değerlendirme zemini sunuyor. Türk modernleşmesi doğrusal bir ilerleme değil; sürekliliklerin, kırılmaların ve yeniden inşa süreçlerinin iç içe geçtiği dinamik bir tecrübe alanıdır. Bu düşünsel yaklaşımları, birbirini dışlayan ideolojik kalıplar olarak görmüyor; tarih içinde dönüşen ve etkileşen fikir akımları olarak değerlendiriyoruz.” “Modernleşme yalnızca kurumsal dönüşüm değildir” Modernleşmenin yalnızca teknik ilerleme veya kurumsal reformlardan ibaret olmadığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Türkiye’nin modernleşme deneyimi eğitimden hukuka, ekonomiden sanata kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci. Bu süreç aynı zamanda toplumun kendisini yeniden tanımladığı bir zihniyet ve kimlik dönüşümü. Türk modernleşmesi Batı’nın yükselişiyle paralel ilerliyor ancak kendi özgün gerilimlerini ve arayışlarını da üretiyor. Günümüzde modernleşme tartışmaları artık tek merkezli bir modele indirgenemez. Modernleşme yalnızca teknik ilerleme değil; gelenek ile modernlik, yerel ile evrensel arasında sürekli yeniden kurulan bir denge arayışı.” “Asıl mesele değişirken kendimiz olarak kalabilmek” Sempozyumun temel hedefinin Türkiye’nin modernleşme tecrübesini küresel karşılaştırmalar ışığında yeniden değerlendirmek olduğunu belirten Arslan, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirerek yalnızca akademik değil, toplumsal bir tartışma zemini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Arslan, “Mesele yalnızca nasıl modernleşeceğimiz değil, değişirken kendimiz olarak nasıl kalabileceğimiz meselesidir.” ifadelerini kullandı. “Üç yıllık düşünsel programın ikinci ayağını oluşturuyor” Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk sempozyumda Cedidcilik hareketi ile Türkçülük ve Türkleşme meselelerinin ele alındığını hatırlatan Arslan, bu yılki toplantının merkezinde “muasırlaşmak”, yani modernleşme konusunun yer aldığını ifade etti. Önümüzdeki yıl düzenlenecek üçüncü sempozyumda ise “İslamlaşmak” başlığı altında din, toplum ve siyaset ilişkilerinin tartışılacağını açıkladı. Dünyaca tanınan sosyolog Nilüfer Göle, SOAS University of London Onursal Profesörü William Hale gibi alanında uzman isimler; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda modernleşme deneyimleri küresel karşılaştırmalar ışığında tartışıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlerin İstihdamında Küresel İş Birliği Çağrısı Haber

Gençlerin İstihdamında Küresel İş Birliği Çağrısı

Uluslararası sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren ve insan hakları ile demokratik yönetişim alanlarında politika üretimine zemin sağlayan Avrupa Konseyi’nin Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı, farklı ülkelerden yüzlerce temsilciyi genel kurulu kapsamında Strasbourg’da buluşturdu. Yatırım ve varlık yönetimi alanlarında faaliyet gösteren ESAS, 2015 yılında kurduğu sosyal fayda odaklı birimi Esas Sosyal aracılığıyla gençlik ve istihdam alanındaki sosyal yatırım programlarını uluslararası platformlara taşıyarak, Türkiye’den çıkan etki hikâyelerini küresel ölçekte görünür kılmayı hedefliyor. ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı; 15 Nisan’da düzenlenen konferansta, ‘Sivil Toplum ve Katılım Yoluyla Genç İstihdamının Güçlendirilmesi’ başlıklı panelde ‘örnek uygulama’ olarak Esas Sosyal’in gençleri STK iş birlikleriyle iş dünyasına hazırlayan modelini aktardı. Panelde ayrıca Avrupa Konseyi’ nin Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı Daimi Komite Üyesi ve panelin moderatörü Ece Çiftçi, Avrupa Konseyi Gençlik Dairesi Başkanı Dr. Tobias Flessenkemper ve Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 3. Dönem Mezunu Hazal Elif Gollwitzer de yer aldı. Emine Sabancı Kamışlı, sivil toplum kuruluşlarının ülkelerin duyarlı gelişimlerine katkısına ve üçüncü sektörün gençlerle büyüyeceğine değindiği konuşmasında; “Avrupa’da 2025 yılı sonu itibariyle genç işsizliği %14,7 yani 2,8 milyon genç işsiz. Bu veri, genç işsizliğinin genel işsizlik oranı olan %5,9’un yaklaşık iki buçuk katı seviyesinde olduğunu gösteriyor.Türkiye’de ise 12 milyon gencin %15,3’ü işsiz. Bu oranları görmemizde farklı sebepler bulunuyor. Gençler çoğu zaman yeterli iş deneyimine sahip değil, eğitim kurumlarında kazanılan beceriler ile iş gücü piyasasının beklentileri arasında bir uyumsuzluk bulunuyor; bu da okuldan işe geçişi zorlaştırıyor. Bu pencereden baktığımızda kaynağı olan kurumların küresel bazda adım atması gerektiğine ve gençlere fırsat verilmesine gerektiğine inanıyoruz. Gençlere fırsat verildiğinde; yenilik üretir, değer yaratır ve değişime öncülük ederler. Bu inancımız, genç istihdamında fırsat eşitliğini sağlamayı gaye edindiğimiz Esas Sosyal’in açık bir misyonla kurulmasında büyük bir etkiye sahip. Bu misyonu hayata geçirmek için, araştırmalara dayalı, gençleri fırsat eşitliği ile buluşturmayı amaçladığımız sosyal etkisi yüksek çözüm modelleri hayat geçirdik. Bugüne kadar programlarımız etrafından yarattığımız 5 binden fazla paydaştan oluşan ekosistemimizden aldığımız güçle 2.000 gencin hayatına dokunduk. Çözüm modellerimizden biri olan Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı’nın mezunu da şu an bu sahnede. Esas Sosyal’in yolculuğunu ve etkisini paylaşırken gençler için anlamlı fırsatlar yaratmanın ortak bir sorumluluk olduğunu belirtmek isterim. Karşılaştığımız zorluklar gerçek olmakla birlikte, aşılması imkânsız değildir. Sivil toplum kuruluşları, fon sağlayıcılar, şirketler ve sosyal yatırımcılar bir araya geldiğinde; gençlerin gelişmesini, topluma katkı sunmasını ve kendi topluluklarında fark yaratmasını mümkün kılan kapılar açabiliriz” dedi. Panelde deneyimlerini paylaşan Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat 3. Dönem Mezunu Hazal Elif Gollwitzer, kariyerine bir sivil toplum kuruluşunda başlamanın kendisi için önemli bir kırılma noktası olduğunu vurguladı. İş hayatına sosyal fayda üreten bir yapının içinde adım atmanın, ona sadece mesleki deneyim kazandırmakla kalmadığını; aynı zamanda sorumluluk alma, çözüm üretme ve farklı bakış açıları geliştirme konusunda da önemli katkı sağladığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÜÇAY Mühendislik’ten Küresel Sürdürülebilirlik Adımı Haber

ÜÇAY Mühendislik’ten Küresel Sürdürülebilirlik Adımı

ÜÇAY Mühendislik, sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığını Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzalayarak güçlendirdi. Bu üyelikle birlikte şirket, iş süreçlerini küresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu hale getirme yönünde önemli bir adım attı. Sürdürülebilirlik yolculuğunda stratejik adım ÜÇAY Mühendislik, UN Global Compact üyeliği kapsamında; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıkları altında belirlenen 10 evrensel ilkeye uyum sağlayacağını beyan etti. İlk raporun 2027’de paylaşılması planlanıyor Şirket, üyelik kapsamında her yıl düzenli olarak “İlerleme Bildirimi” (Communication on Progress – CoP) raporları yayımlayacak. İlk raporun 2027 yılı itibarıyla kamuoyuyla paylaşılması planlanıyor. Söz konusu raporlar, şirketin resmi web sitesi ve UN Global Compact platformu üzerinden tüm paydaşların erişimine açık olacak. ÜÇAY Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “ÜÇAY Mühendislik olarak, operasyonel mükemmellik hedefimizi çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızla birlikte ele alıyoruz. Bu yaklaşımımızı küresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu hale getirme yönünde önemli bir adım atarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni (UN Global Compact) imzaladık. UN Global Compact üyeliğimiz, sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine yerleştirme kararlılığımızın güçlü bir göstergesidir. Bu kapsamda iş modellerimizi modernize eden, sürdürülebilir enerji ve verimlilik alanlarındaki etkinliğimizi artıran stratejik adımlar atmayı sürdüreceğiz. Böylece yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de gözeten bir değer yaratmayı hedefliyoruz.” Daha şeffaf ve güvenilir bir yapı hedefleniyor UN Global Compact üyeliğinin, ÜÇAY Mühendislik’in uluslararası pazarlardaki itibarını güçlendirmesi ve küresel standartlarda raporlama disiplinine katkı sağlaması bekleniyor. Ayrıca şirket, sürdürülebilirlik odaklı stratejisiyle uzun vadeli risk yönetimini güçlendirirken, yatırımcıları nezdinde daha şeffaf ve güvenilir bir yapı oluşturmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SON DAKİKA: Ankara Valisi Vasip Şahin’e Kritik Görev! TİHEK Başkanlığına Seçildi Haber

SON DAKİKA: Ankara Valisi Vasip Şahin’e Kritik Görev! TİHEK Başkanlığına Seçildi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan karar kapsamında Ankara Valisi Vasip Şahin, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Başkanlığı görevine getirildi. Resmî Gazete’de Yayımlandı: Atama Kararı Yürürlüğe Girdi 30 Nisan 2026 tarihli ve 33239 sayılı Resmî Gazete’de yer alan atama kararı, 29 Nisan tarihini taşıyor. Karar, yayımlanmasıyla birlikte resmen yürürlüğe girdi. Atama, 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri çerçevesinde gerçekleştirildi. Vasip Şahin Göreve Kalan Süreyi Tamamlayacak Karar metninde dikkat çeken detaylardan biri de görevin süresi oldu. Buna göre Vasip Şahin, mevcut kurul üyesinin kalan görev süresini tamamlamak üzere bu göreve getirildi. Bu durum, atamanın belirli bir süreyle sınırlı olduğunu ortaya koyarken, kurum içi görev sürekliliğinin korunması amaçlanıyor. TİHEK Nedir, Ne İş Yapar? Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), insan haklarının korunması, geliştirilmesi ve ayrımcılıkla mücadele konularında faaliyet gösteren önemli kamu kurumlarından biridir. Kurumun görev alanları arasında: İnsan hakları ihlallerine ilişkin başvuruları incelemek Ayrımcılık iddialarını değerlendirmek Eşitlik ilkesinin uygulanmasını sağlamak bulunuyor. Ankara Valisi Vasip Şahin’in Yeni Rolü Ne Anlama Geliyor? Uzmanlara göre bu atama, Türkiye’de insan hakları politikaları ve eşitlik uygulamaları açısından önemli bir döneme işaret ediyor. Vasip Şahin’in idari tecrübesinin, kurumun işleyişine doğrudan katkı sağlaması bekleniyor. Gözler Yeni Dönemde Atılacak Adımlarda Atamanın ardından kamuoyunda en çok merak edilen konu, TİHEK’in yeni dönemde hangi konulara öncelik vereceği oldu. Özellikle ayrımcılıkla mücadele ve insan hakları başvurularının değerlendirilmesi süreçlerinde yeni adımların atılması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Vasip Şahin hangi göreve getirildi? Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Başkanlığına seçildi. Atama ne zaman yapıldı? 30 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. TİHEK ne iş yapar? İnsan hakları, ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik alanında faaliyet gösterir. Görev süresi ne kadar? Yerine seçildiği üyenin kalan süresini tamamlayacak. Kararı kim imzaladı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Atama yürürlüğe girdi mi? Evet, Resmî Gazete’de yayımlandığı anda yürürlüğe girdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polisan Holding Sürdürülebilirlikte İstikrarlı Liderliğini Sürdürüyor Haber

Polisan Holding Sürdürülebilirlikte İstikrarlı Liderliğini Sürdürüyor

Kurumsal sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını istikrarlı biçimde sürdüren Polisan Holding, BİST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde üst üste 9 yıl yer alarak önemli bir başarıya daha imza attı. Holding, sorumlu üretim ve sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımıyla Refinitiv’in ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) değerlendirmesinde 86 puan alarak kimya sektöründe değerlendirilen 517 şirket arasında 6’ncı sırada konumlandı. Polisan Holding, 2017 yılından bu yana Borsa İstanbul tarafından oluşturulan BİST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alarak sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını istikrarlı biçimde sürdürmeye devam ediyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansı; çevre boyutunda emisyonlar, kaynak kullanımı ve inovasyon, sosyal boyutta insan hakları, ürün sorumluluğu ve iş gücü, yönetişim boyutunda ise yönetim yapısı ile kurumsal sosyal sorumluluk stratejileri alanlarında ortaya koyduğu politika, uygulama ve performans sonuçları üzerinden değerlendirilmektedir. Sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine konumlandıran Polisan Holding; enerji verimliliği, düşük karbon hedefleri, sıfır atık yaklaşımı ve yenilenebilir enerji kullanımı gibi alanlarda yürüttüğü çalışmalarla uzun vadeli değer yaratmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda sürdürülebilirlik performansını uluslararası standartlara uygun şekilde düzenli olarak raporluyor. Yazıcı: “Sürdürülebilirlikteki istikrarımız rekabet gücümüzü güçlendiriyor” Polisan Holding İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Esra Yazıcı, sürdürülebilirlik çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “BİST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde 9 yıl üst üste yer almak; sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerimizin merkezine yerleştirme konusundaki kararlılığımızın önemli bir göstergesi. Tedarik zinciri yönetiminden dijitalleşme ve inovasyon projelerine, insan hakları ve çeşitlilik çalışmalarından döngüsel ekonomi uygulamalarına kadar geniş bir alanda sürdürülebilir değer yaratmayı hedefliyoruz. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında ortaya koyduğumuz bu performans, şirketimizin dayanıklılığını ve rekabet gücünü güçlendirmeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de sosyal fayda üretmeye ve kaynak verimliliğine odaklanarak sürdürülebilirlik yolculuğumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.