Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Hakları

Kapsül Haber Ajansı - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya Haber

Vodafone'a Sürdürülebilirlikte Platin Madalya

Vodafone Grubu; çevre, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından EcoVadis’in sürdürülebilirlik değerlendirmesinde üst üste üçüncü kez Platin madalya kazandı. Vodafone, 100 üzerinden 88 puanla dünya telekomünikasyon sektörü ortalamasının üzerinde yer alırken, değerlendirmeye tabi tutulan tüm şirketler arasında ilk yüzde 1’lik dilime yerleşti. “Çevre”, “İşgücü ve İnsan Hakları”, “Etik”, “Sürdürülebilir Tedarik” olmak üzere dört temanın ele alındığı değerlendirmede her bir alanda şirketlerin politika, onay, sertifika ve raporlamaları incelendi. Vodafone, 2023'te 80 olan genel EcoVadis puanını 2026'da 88'e yükseltti. İnsana ve becerilere sürekli yatırım Vodafone’un “İşgücü ve İnsan Hakları” puanındaki iyileşme çalışan gelişimi, kariyer planlaması, kurum içi hareketlilik, beceriler ve refah alanlarına yaptığı sürekli yatırımı yansıtıyor. Vodafone, 2026 mali yılı boyunca müşteri deneyimi, operasyonel mükemmellik ve yapay zekâ dahil olmak üzere iş stratejisiyle uyumlu becerilere yatırım yapmaya devam etti. Şirket ayrıca, çalışanlarına departmanlar arası veya uluslararası projelere katılma, Vodafone ülkeleri arasında uzmanlıklarını paylaşma ve yeni yetkinlikler ile deneyim kazanma fırsatları sunuyor. Çalışan refahına önem veren Vodafone, çalışanlar, yükleniciler ve iş ortakları için güvenli ve sağlıklı bir ortam sağlama konusundaki global taahhüdünün yanı sıra fiziksel ve zihinsel sağlığı, mali refahı ve iş-yaşam dengesini destekleyen programlar geliştiriyor. Tedarik zinciri değerlendirme süreçleri güçlendirildi Vodafone’un “Sürdürülebilir Tedarik” puanı, tedarikçi değerlendirme, denetim, eğitim ve sürdürülebilirlik programlarının daha da geliştirilmesinin ardından yükseldi. Vodafone, start-up’lardan küçük işletmelere ve büyük çokuluslu şirketlere kadar 8 bin 500’den fazla tedarikçiyle çalışıyor. İhale, tedarikçi seçimi ve performans yönetimi süreçlerine çevresel, sosyal ve yönetişim kriterleri dahil ediliyor. Vodafone 2026 mali yılında daha sistematik ve risk temelli bir yaklaşımla tedarik zinciri durum tespiti programını güçlendirdi. Denetim kapsamı, 2025 mali yılına kıyasla yaklaşık dört katına çıkarıldı ve yüksek riskli tedarikçilere, kategorilere ve lokasyonlara odaklanıldı. Bulguların ardından yapılandırılmış düzeltici eylem planları ve tedarikçi performans yönetimi uygulandı. 2026 mali yılında Vodafone’un ÇSY performans yönetim sistemine 238’den fazla tedarikçi dahil edildi. Bu tedarikçiler, şirketin global tedarik harcamalarının yarısından fazlasını kapsıyor. Vodafone ayrıca çalışma koşulları ve tedarikçi yönetimi uygulamaları hakkında daha doğrudan bilgi edinmek amacıyla bağımsız iş ortağı geliştirme araçları ve denetimler yoluyla stratejik tedarikçilerini değerlendirdi. Afrika, Asya ve Avrupa’da ikinci kademe tedarikçiler ve Vodacom’a özel tedarikçilerin denetimleri de dahil olmak üzere 21 ayrıntılı tedarikçi denetimi gerçekleştirildi. Şebeke elektriğinin tamamı yenilenebilir kaynaklardan Vodafone, emisyonları azaltmak, iklimle ilgili riskleri yönetmek ve uzun vadeli net sıfır hedeflerini desteklemek amacıyla 2025 mali yılından 2027 mali yılına kadar alınacak önlemleri belirleyen İklim Geçiş Planını uygulamaya devam etti. Şirket, 2026 mali yılında global operasyonlarında satın alınan ve kullanılan şebeke elektriğinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan şebekeye aktarılan elektrikle karşıladı. Kapsam 1 ve 2’ye ait piyasa temelli sera gazı emisyonları, Vodafone’un 2020 mali yılı referans seviyesine kıyasla %85 daha düşüktü. Kapsam 3 emisyonları, bir önceki yıla göre %11 azalarak 6,11 milyon ton karbondioksit eşdeğerine geriledi. Bu, 2020 mali yılına göre %18’lik bir azalmayı temsil ediyor. Siber güvenlik, üst düzey öncelikler arasında Vodafone’un etik yaklaşımı yönetişim, risk yönetimi, eğitim ve bağımsız denetime tabi bilgi güvenliği kontrolleriyle destekleniyor. Siber güvenlik, Yönetim Kurulu düzeyinde bir öncelik olmaya devam ediyor. Vodafone, 900’den fazla çalışandan oluşan global bir siber güvenlik ekibine sahip. Avrupa ve Afrika pazarlarında ortak bir güvenlik modeli uyguluyor. Şirketin Yönetişim, Risk ve Kontrol ekibi, politika ve standartları belirliyor, siber riskleri ölçüyor ve bilgi güvenliği sertifikalarını yönetiyor. Vodafone, global teknoloji birimini ve Türkiye dahil 11 yerel pazarı kapsayan; bilginin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini korumaya yönelik çerçeve sağlayan, dış denetime tabi ISO 27001 bilgi güvenliği sertifikasına sahip bulunuyor. Vodafone, zorunlu siber güvenlik eğitimleri, üç ayda bir yapılan oltalama simülasyonları, bağımsız sızma testleri ve düzenli iç ve dış denetimler yoluyla kontrolleri güçlendirmeye devam ediyor. Grup genelinde her yıl binden fazla sızma testi gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı Haber

DeFacto’dan Sürdürülebilir Tedarik İçin İş Birliği Çağrısı

Global moda markası DeFacto, sürdürülebilir tedarik zinciri alanındaki çalışmalarını Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi’ne taşıdı. DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirve kapsamında gerçekleştirdiği “Uyumdan İş Birliğine: Sürdürülebilir Tedariki Yeniden Düşünmek” başlıklı konuşmasında şirketin tedarik zincirinde ortak dönüşümü merkeze alan yaklaşımını anlattı. “Tedarik zincirinde gerçek dönüşüm iş birliğiyle mümkün” DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirvenin farklı sektörlerden şirketlerin deneyimlerini ve çözüm yaklaşımlarını paylaşması açısından önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi, sürdürülebilirlik alanında karşı karşıya olduğumuz ortak sorunları ve bu sorunlara geliştirilen farklı yaklaşımları küresel ölçekte değerlendirmek açısından çok değerli bir buluşma. Bugün tedarik zincirlerinde gerçek bir dönüşüm yaratmak için şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçmesi ve iş ortaklarıyla birlikte hareket etmesi gerekiyor. DeFacto’da karbon ayak izimizin yaklaşık yüzde 95’i Kapsam 3 emisyonlarından geliyor. Bu nedenle sürdürülebilir tedariki, tedarikçilerimize hedefler koyduğumuz ve bu hedeflere uyum beklediğimiz tek yönlü bir süreç olarak görmüyoruz. Enerji, su ve karbon verimliliği alanlarında dönüşüm fırsatlarını birlikte değerlendiriyor, teknik kapasitenin gelişimini destekliyor ve finansmanı da dönüşümün önemli bir parçası olarak ele alıyoruz.” DeFacto’da Tedarik Ziciri, Sürdürülebilirliğin Merkezinde DeFacto, sürdürülebilir tedarik yaklaşımını 2023 yılında Tedarik ile Sürdürülebilirlik ve KSS fonksiyonlarını aynı yönetim yapısı altında bir araya getirerek daha bütüncül bir yapıya taşıdı. Şirketin Tedarik Zincirinde Sürdürülebilir Dönüşüm Programı kapsamında sosyal uygunluk, insan hakları, çevresel performans, iklim odaklı tedarikçi dönüşümü, sürdürülebilir ham madde kullanımı, izlenebilirlik, veri yönetimi ve kapasite geliştirme çalışmaları tek bir yönetim modeli altında yürütülüyor. Program, 503 aktif tedarikçi ve 3.776 üretim tesisini kapsayan geniş bir tedarik ekosisteminde uygulanıyor. DeFacto’nun 29’u Türkiye’de, 21’i yurt dışında olmak üzere 50 ülkeye yayılan tedarik ağı içinde belirlediği 50 stratejik tedarikçi, dönüşüm çalışmalarının öncelikli odağını oluşturuyor. Tedarikçilerin performansı operasyonel kriterlerin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri üzerinden de değerlendirilirken; eğitim, geri bildirim ve iyileştirme çalışmalarıyla gelişimleri destekleniyor. Bu modelle DeFacto, sürdürülebilirliği tedarik zincirinin dışında yürütülen ayrı bir uyum alanı olmaktan çıkararak satın alma ve tedarikçi yönetimi kararlarının doğrudan bir parçası haline getiriyor. Böylece şirket, tedarikçileri yalnızca belirlenen standartlara uyum sağlayan paydaşlar olarak değil, dönüşümün birlikte gerçekleştirildiği stratejik iş ortakları olarak konumlandırıyor. DeFacto, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den Katılan İlk Şirket Oldu! DeFacto, sürdürülebilir tedarik alanındaki deneyimini uluslararası iş birliklerine de taşıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu’na Türkiye’den katılan ilk şirket olan DeFacto, koalisyon kapsamında izlenebilirlik, tedarikçi gelişimi, sorumlu ham madde kullanımı, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, insan hakları ve çalışma koşulları gibi alanlardaki deneyimini farklı ülke ve sektörlerden kuruluşlarla paylaşıyor. Şirketin bilim temelli emisyon azaltım hedefleri Bilim Temelli Hedefler Girişimi tarafından doğrulanırken, DeFacto 2025 yılında CDP Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi’nde A Liderlik Seviyesi elde etti. Önümüzdeki dönemde ise tedarik zincirindeki karbon azaltım çalışmalarının hızlandırılması, tedarikçilerin iklim dönüşüm kapasitesinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir ham madde kullanımının yaygınlaştırılması ve dijital izlenebilirlik uygulamalarının geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu Haber

İş Dünyası Liderleri New York’ta Küresel Sürdürülebilirlik Gündemine Katkı Sundu

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Haftası, dünya liderlerinin yanı sıra iş dünyası, kamu, Birleşmiş Milletler ve sivil toplum temsilcilerini New York’ta bir araya getirdi. Hafta boyunca sürdürülebilir büyüme, iklim eylemi, insan hakları, finansman ve teknolojik dönüşüm gibi küresel gündemin öncelikli başlıkları farklı platformlarda ele alındı. Bu gündemin iş dünyası boyutunun öne çıktığı buluşmalardan biri de UN Global Compact Liderler Zirvesi 2026 oldu. İki gün süren Zirve, 750’yi aşkın iş dünyası lideri, yatırımcı, politika yapıcı, Birleşmiş Milletler temsilcisi ve sürdürülebilirlik uzmanını bir araya getirdi. Liderler Zirvesi’nde sürdürülebilir büyüme ve dayanıklılık gündemdeydi “Sürdürülebilir Büyümeyi ve Dayanıklılığı Sağlamak” odağında gerçekleştirilen Liderler Zirvesi’nde, jeopolitik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve hızlanan teknolojik dönüşüm karşısında şirketlerin dayanıklılığını nasıl güçlendirebileceği ve sürdürülebilirlik taahhütlerini nasıl ölçülebilir sonuçlara dönüştürebileceği tartışıldı. 20’yi aşkın oturum ve 175 konuşmacının yer aldığı Zirve; liderlik ve iş etiği, iklim ve doğa, insan hakları ve insana yakışır iş, sürdürülebilir finans ve sermaye, kolektif eylem ve sistem değişikliği ile politika, satın alma ve tedarik zincirleri olmak üzere altı ana başlık etrafında şekillendi. Zirve’nin ilk gününde şirketlerin sürdürülebilirliği risk yönetimi, iş stratejisi, yatırım kararları ve operasyonlarına nasıl entegre edebileceğine odaklanılırken; insan hakları durum tespiti, temiz enerji dönüşümü ve yapay zekânın sorumlu kullanımı da gündeme taşındı. İkinci gün ise şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçilerek sürdürülebilir dönüşümü hızlandıran veya sınırlayan politika, finansman, piyasa yapıları ve tedarik zincirleri ele alındı. İklim ve doğa dönüşüm planlarından toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır ücrete, sürdürülebilir finanstan satın alma ve tedarik zincirlerine kadar farklı alanlarda şirketlerin tek başına çözemeyeceği sorunlar karşısında kolektif eylem ve iş birliğinin önemi öne çıktı. Türkiye’den iş dünyası liderleri küresel gündeme katkı sundu Türkiye’den iş dünyası temsilcileri, UN Global Compact Liderler Zirvesi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Haftası boyunca farklı üst düzey toplantı ve oturumlarda yer aldı. Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Liderler Zirvesi’nde risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanan oturumda; Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise temiz enerji dönüşümünün hızlandırılmasının ele alındığı oturumda konuşmacı olarak yer aldı. Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ, belirsizlik dönemlerinde iş dünyası liderliğinin ele alındığı oturuma; DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam ise tedarik zincirlerindeki zorlukların büyüme ve fırsata dönüştürülmesine odaklanan oturuma konuşmacı olarak katıldı. BM Genel Merkezi’nde davete özel olarak düzenlenen Private Sector Forum’a ise Türkiye’den Aydem Enerji CEO’su Serdar Marangoz, Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Smart Güneş Teknolojileri CEO’su Halil Demirdağ katıldı. İş dünyası, kamu ve Birleşmiş Milletler’den üst düzey liderlerin yer aldığı forumda küresel gelişmeler karşısında özel sektörün rolü ele alındı. BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nin 15. yılı kapsamında ILO Ofisi’nde gerçekleştirilen CEO to Executive Roundtable on Human Rights toplantısına Borusan Holding CEO’su Özgür Günaydın ve Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız katıldı. Toplantıda insan haklarının şirketlerin dayanıklılığı ve uzun vadeli değer yaratımındaki rolü ile insan hakları taahhütlerinin iş stratejilerine ve operasyonlara yansıtılması değerlendirildi. UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele ve DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam da BM Genel Merkezi’nde kamu ve özel sektörden üst düzey temsilcilerle sürdürülebilir satın almanın daha dirençli, kapsayıcı ve rekabetçi tedarik zincirleri oluşturmadaki rolünün ele alındığı, açılış konuşmalarını T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın gerçekleştirdiği High-Level Forum on Sustainable Procurement’a katılım gösterdi. COP31 öncesinde iş dünyasının öncelikleri New York’ta ele alındı New York’taki haftanın UN Global Compact Türkiye açısından öne çıkan gündemlerinden biri de Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 oldu. UN Global Compact Türkiye, 21 Eylül’de UN Global Compact Merkez Ofisi’nde “Taahhütten Eyleme: COP31 için İş Dünyasının Öncelikleri ve İş Birlikleri” başlıklı davete özel yuvarlak masa toplantısını gerçekleştirdi. UN Global Compact ile 10’dan fazla ülke ağının iş birliğinde düzenlenen toplantı, farklı ülke ve sektörlerden iş dünyası liderleri ile kamu, Birleşmiş Milletler ve COP31 paydaşlarını bir araya getirdi. Toplantının açılışında UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact Genel Sekreter Yardımcısı Melissa Powell ve Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı Net Sıfır Yol Haritaları Birimi Başkanı Amanda Wormald katılımcılara hitap etti. Yuvarlak masa tartışmaları ise UN Global Compact Enerji ve Denizcilik Bölümü Başkanı Erik Giercksky moderasyonunda gerçekleştirildi. COP31’in taahhütlerin somut uygulamalara dönüştüğü bir “Uygulama COP’u” olmasına katkı sunmayı amaçlayan toplantıda; COP31 yolunda iş dünyasının öncelikleri, taahhütlerden uygulamaya geçiş ile COP31’e yönelik öncelik ve perspektifler olmak üzere üç ana başlık ele alındı. Toplantı, farklı pazarlardaki iş dünyası deneyimlerinin küresel iklim gündemiyle buluşturulması ve COP31’e giden süreçte uygulamayı hızlandıracak iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir diyalog zemini oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yüzyılı: Darbesiz Türkiye, Yeni Sivil ve Milli Anayasa İnşa Projesi” Konferansı Düzenlendi Haber

Türkiye Yüzyılı: Darbesiz Türkiye, Yeni Sivil ve Milli Anayasa İnşa Projesi” Konferansı Düzenlendi

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Av. Yasin Şamlı’nın da konuşmacı olarak katıldığı programda Prof. Dr. Nevzat Tarhan, darbelere karşı toplumda oluşan kolektif bilincin korunması ve anayasal güvencelerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Tarhan, “Toplumun her kesimi ‘Bu anayasa benim anayasam’ diyebilmeli.” dedi. 28 Şubat mağduru hikayelerini kanıta dayalı ve belgeleriyle belgesel niteliğinde 2004 yılında ‘Ben Disiplinsiz Değilim’ isimli kitapta topladıklarını belirten Tarhan, o yıllarda yayınevlerinin korku nedeniyle çalışmayı basamadıklarını, ASDER olarak askeri vesayet konusundaki bu ve benzeri korkuların yenilmesine aracılık ettiklerini söyledi. Bu bağlamda korkunun yenilmesinde ilk taşı ASDER’in attığının altını çizen Tarhan, korkunun yenilmesiyle kolektif bir bilincin de oluştuğunu sözlerine ekledi. Üsküdar Üniversitesi ve Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) tarafından yürütülen “Türkiye Yüzyılı: Darbesiz Türkiye, Yeni Sivil ve Milli Anayasa İnşa Projesi” nin açılış ve konferans programı, Üsküdar Üniversitesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteklediği projeye, Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (PAMER), 28 Şubat Öğrenci Derneği ile İnsan ve Kalite Derneği katkı sundu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bu haksızlığa sessiz kalamayız dedik” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı ve Proje Akademik Danışmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında ASDER’in darbelere karşı yürüttüğü sivil toplum çalışmalarını ve kendi yaşadığı süreci anlattı. GATA’da görev yaptığı dönemde Çorlu’ya atandığını, yargı yoluna başvurarak görevine döndükten sonra yeniden aynı yere atamasının yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu süreçte kendisine yaşam tarzının gerekçe gösterildiğini ifade etti. Yaşadıklarının ardından kendi isteğiyle ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu haksızlığa sessiz kalamayız dedik.” sözleriyle sivil toplum çalışmalarına yönelişini anlattı. Darbe mağdurlarının tanıklıkları kitaplaştırıldı ASDER bünyesinde yürüttükleri ilk çalışmalardan birinin, Silahlı Kuvvetlerden ayrılmak zorunda kalan kişilerin yaşadıklarını kayıt altına almak olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “21 subay, astsubay 28 Şubat mağduru hikayelerini kanıta dayalı ve belgesel niteliğinde yayınladık. ‘Ben disiplinsiz değilim’ isimli kitapta yayınlandı. 2004 yılında bu çalışmayı basacak yayın evi bulamadık. Çünkü korkuyorlardı. ASDER olarak askeri vesayet konusundaki bu ve benzeri korkuların yenilmesine aracılık ettik. Korkunun yenilmesinde ilk taşı ASDER olarak biz atık. Böylece korkunun yenilmesiyle kolektif bir bilinç de oluştu” İfadelerini kullandı. “Kolektif bilincin ayakta tutulması ve anayasal dayanaklara dönüşmesi” 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ASDER üyelerinin de kendiliğinden sokağa çıkarak darbeye karşı tepki gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, geçmiş darbelerin toplumda bıraktığı izlerin ortak bir karşı duruş oluşturduğunu söyledi. Darbelerin yol açtığı travmaların toplumsal hafızadaki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Şu anda da bizim bu programdaki hedeflerimizden birisi de bu kolektif bilincin ayakta tutulması ve anayasal dayanaklara dönüşmesi.” dedi. Toplumun her kesimi “Bu anayasa benim anayasam” diyebilmeli… Darbe girişimlerine zemin oluşturabilecek düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini savunan Prof. Dr. Tarhan, anayasanın toplumun bütün kesimlerinde aidiyet duygusu oluşturması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, “Bütün bunlar gösteriyor ki darbe karşıtı kolektif bilincin ve sivil direnişin, bir yayın gerilimi gibi canlı tutulması gerekiyor. Bunun için anayasa değişikliği sürecinde darbeye zemin oluşturabilecek riskli maddelerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Yeni anayasanın da gelişmiş ülkelerdeki anayasalar gibi olması gerekiyor. Anayasa, herhangi bir ideolojiyi dayatmayan, buyurgan bir anlayış taşımayan ve insanların kendilerini ait hissettikleri bir toplumsal sözleşmedir. Toplumun her kesimi ‘Bu anayasa benim anayasam’ diyebilmeli. Anayasada mesela ırkçılığı çağrıştıran bir resmî ideoloji olmamalı. Farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü, insanlığın ulaştığı demokratik düzeye uygun bir anayasa hazırlanmalı.” dedi. Dr. Hüseyin Uludağ: “Darbe mağduriyetleri sözlü tarih arşivi ve dijital kütüphane oluşturmak istiyoruz” Proje Koordinatörü Dr. Hasan Hüseyin Uludağ, projenin geçmişte yaşanan darbe süreçlerinin gelecek nesiller tarafından yeniden yaşanmaması amacıyla hazırlandığını söyledi. Eski askerlerin deneyimlerini akademisyenlerin, hukukçuların ve darbe mağdurlarının görüşleriyle bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirten Uludağ, “Darbeler tarihi ve kurumsal yapıyı anlamak ve anlatmak hedefimiz. Darbe mağduriyetleri sözlü tarih arşivi ve dijital kütüphane oluşturmak istiyoruz.” dedi. Gençlerin önerileri dijital platformla alınacak Daha geniş kesimlerin anayasa çalışmalarına katılımını sağlamayı amaçladıklarını belirten Uludağ, “Hedef kitleyle dijital katılımcı anayasa platformu oluşturmak istiyoruz.” dedi. Özellikle gençlerin ve üniversite öğrencilerinin düşüncelerini, tavsiyelerini ve önerilerini almak istediklerini kaydeden Uludağ, yapay zekâ, siber güvenlik ve sosyal medyanın ortaya çıkardığı yeni meselelerin de proje kapsamında değerlendirileceğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca çalıştayın sonuçlarını paylaştı Üsküdar Üniversitesi PAMER Müdürü ve Proje Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, 24 Eylül 2026 tarihinde Güney Yerleşke RİNAP Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştayın üç oturumdan oluştuğunu belirtti. İlk oturumda projenin yürütülmesine ilişkin esas ve usullerin, ikinci oturumda anayasa ve kanunlardan kaynaklandığı değerlendirilen demokrasi ve insan hakları ihlallerinin ele alındığını anlatan Ağca, “Üçüncü oturumda vesayete dayanan değil, insan haklarını ve demokrasiyi esas alan anayasa nasıl olmalıdır konusunu çok detaylı, bütün katılımcıların katkılarıyla tartıştık.” dedi. Anayasa metnini başlangıç bölümünden itibaren incelediklerini belirten Ağca, “Hangi maddeler çıkarılmalı, hangi maddeler yeniden düzenlenmeli, tek tek üzerinde durduk.” ifadelerini kullandı. Daha kısa ve anlaşılır bir anayasa metni üzerinde duruldu Ağca, çalıştayda anayasanın başlangıç bölümünün daha kısa ve anlaşılır yazılması, laiklik kavramının açık biçimde tanımlanması ve yüksek mahkemelerin yetkilerinin netleştirilmesi yönünde görüşlerin dile getirildiğini söyledi. Aile hekimliği ve aile hukuk danışmanlığı birimlerinin anayasada yer alması, Anayasa Mahkemesinin anayasa değişikliklerine ilişkin denetim yetkisinin kaldırılması ve anayasa tekniğine uymadığı değerlendirilen maddelerin çıkarılması önerilerinin de tartışıldığını aktardı. Av. Namık Kemal Urhan: “Her türlü fikre açığız” ASDER Genel Başkanı Av. Namık Kemal Urhan, yeni anayasanın nasıl olması gerektiği konusunu, darbe mağduriyetleri yaşamış bir dernek olarak gündemlerine aldıklarını söyledi. Mevcut anayasanın zaman içinde yapılan değişiklikler ve eklemelerle karmaşık hale geldiğini savunan Urhan, “Bizce anayasa, temel yasa olarak, bütün yasaların özü olarak ve olabildiğince kısa, birçok ülkede olduğu gibi oldukça kısa bir şekilde olmalıdır.” dedi. Kanunlarla düzenlenebilecek ayrıntıların anayasa metninde yer almaması gerektiğini belirten Urhan, akademisyenlerin ve öğrencilerin katkılarını beklediklerini ifade ederek, “Her türlü fikre açığız. Öğrenci arkadaşlarımız dahil olmak kaydıyla bu konudaki her türlü fikirlerini iletebilirler.” diye konuştu. Proje kapsamında seminer, panel ve ziyaretler düzenlenecek Proje kapsamında Ankara ve İstanbul’da seminer, çalıştay ve paneller düzenlenmesi; darbelere ilişkin toplumsal hafızayı canlı tutacak ziyaretler gerçekleştirilmesi planlanıyor. Gençlerin katılımıyla bir Milli İrade Forumu oluşturulması da hedefleniyor. Çalışmaların, Temmuz 2027’de demokratik, milli ve sivil bir anayasa için taslak metin hazırlanmasına yönelik çalıştay ve sonuç raporuyla tamamlanması öngörülüyor. Av. Yasin Şamlı: “15 Temmuz, darbeler devrinin sonu oldu” Açılış konuşmalarının ardından İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Av. Yasin Şamlı, “Darbelerin Nedenleri, Toplumsal Etkileri ve Anayasal Düzenlemelere Yansımaları” başlıklı konferansında Türkiye’deki darbeler ile anayasal düzenlemeler arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. “Aslında darbelerin nedenleri olmaz darbenin bir nedeni, birçok bahanesi var.” diyen Şamlı, “Türkiye Cumhuriyeti tarihi, her 10 yılda bir yapılan darbeleri, bunların felsefi arka planlarını, kaynaklarını, kullanılan maşaları, perde arkasındaki kişileri, hepsini birlikte değerlendirdiğimizde kanaatimce darbelerin bir tane nedeni vardır o da emperyalistlerin talimatı.” İfadelerini kullandı. Türkiye’de darbelerin yargı eliyle tamamlandığını, darbecilerin müdahalelerini kurumsallaştırmak istediklerine dikkat çeken Şamlı, 15 Temmuz’un bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “15 Temmuz, bir devrin sonu, darbeler devrinin sonu oldu. Darbecilerin yargılandığı devrin de başı oldu.” Şeklinde konuştu. Toplu foto çekildi Program, belge takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Programda, 28 Şubat Öğrenci Derneği Genel Başkanı Emine İlyas, İnsan ve Kalite Derneği Denetim Kurulu Başkanı ve Proje Kalite Denetim Danışmanı Abdullah Sertkaya, İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü İlhan Ocaklı ve katılımcılara teşekkür de edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi Haber

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi

IC Holding, 1 Ocak 2024–31 Aralık 2025 dönemindeki sürdürülebilirlik performansını ve gelecek dönem hedeflerini ortaya koyan 2024-2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Etkimiz, İzimiz, Geleceğimiz” başlığıyla hazırlanan rapor; Holding’in inşaat, altyapı, enerji, turizm, sanayi ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Raporda, çifte önemlilik analizi sonucunda belirlenen öncelikli konulardaki çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağlanan katkılar ve UN Global Compact’ın 10 ilkesine yönelik ilerlemeler de paylaşılıyor. GRI Standartları’na uygun hazırlanan rapordaki seçilmiş çevresel ve sosyal göstergeler ile çifte önemlilik analizi bağımsız sınırlı güvence denetiminden geçti. “Dönüşümün bir parçası olmaya ve kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” IC Holding CEO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Can Çaka, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği; yatırımlarımızı, risklerimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı şekillendiren bir yönetim alanı olarak görüyoruz. İnşaattan enerjiye, altyapıdan turizme uzanan çok sektörlü bir yapımız olduğundan, sürdürülebilirlik konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmemiz ve her sektörün kendi dinamiklerine uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine, biyoçeşitlilikten sosyal etkiye kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz somut sonuçları daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği, uzun vadeli değer yaratma ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre etmeye devam ederken paydaşlarımızın da katılımını artıracağız.” Enerji verimliliğinde yılda 8,7 milyon kWh tasarruf Rapor döneminde IC Holding grup şirketlerinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında hayata geçirilen uygulamalarda ölçülebilir sonuçlar elde edildi. IC Enterra’nın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 1,07 milyar kWh, 2025 yılında ise yaklaşık 1,25 milyar kWh olarak gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen LED dönüşümüyle yıllık yaklaşık 8,7 milyon kWh enerji tasarrufu sağlanırken, 8 bin 248 armatür ve aydınlatma ekipmanı geri dönüştürüldü. Grup şirketlerinin veri merkezlerinin tek merkezde birleştirilmesi kapsamında ise 10 şirketteki 40 fiziksel sunucu devreden çıkarıldı. Bu dönüşümle yıllık yaklaşık 221 bin 600 kWh elektrik tasarrufu ve 96 ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı. İlk çifte önemlilik analizi bağımsız güvence denetiminden geçti IC Holding, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusundaki ilk çifte önemlilik analizini 2025 yılında gerçekleştirdi. Bu çalışmada hem Holding’in faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkileri hem de iklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması gibi gelişmelerin Holding’in işlerini nasıl etkileyebileceği incelendi. Böylece hangi sürdürülebilirlik konularına öncelik verilmesi gerektiği yalnızca çevresel ve toplumsal etkiler açısından değil, şirketin karşılaşabileceği riskler ve yatırım fırsatları açısından da belirlendi. Çalışmada 146 etki, 120 risk ve 61 fırsat değerlendirilirken; yönetim, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, kamu kurumları, iş ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 285 iç ve dış paydaşın görüşü alındı. Analizin metodolojisi, süreçleri ve sonuçları bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Enerji altyapısı ve biyoçeşitlilik birlikte yönetiliyor Biyoçeşitlilik alanında enerji altyapısının kuşlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar ölçeklendirildi. Trakya’da 2020’den bu yana 1.000 leylek yuva platformu kuruldu; 2021-2025 döneminde 29.895 metre iletken izolasyonu gerçekleştirildi. 2025’te izleme çalışmaları genişletilerek 47 leylek ve 11 şah kartal halkalandı. Önümüzdeki beş yılda 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması, en az 20 kuşa GPS verici takılması hedefleniyor. DENK ile çeşitlilik ve kapsayıcılık grup genelinde yaygınlaştırılıyor IC Holding, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımını DENK programıyla kurum genelinde yaygınlaştırıyor. 2025 yılında genişletilen DENK ÇEK Rehberi; İnsan Hakları Politikası, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Politikası ile Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’nı ortak bir yapıda buluştururken, DENK Dil Kılavuzu da önyargılardan arındırılmış ve kapsayıcı bir iletişim dilinin kullanılmasına rehberlik ediyor. Program kapsamında 2025 yılı boyunca Tuz Gölü ve Kilyos Tünel projeleri, IC Altyapı, Karasu Limanı, TREDAŞ, TREPAŞ ve IC Hotels operasyonlarında toplam 13 sınıf eğitimi ve 10 odak grup çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarının sahadaki karşılığı değerlendirilerek gelişim alanları belirlendi. Sosyal etki yatırımları iki yılda 871 milyon TL’ye ulaştı IC Holding ve grup şirketlerinin toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği sosyal etki yatırımlarının toplam büyüklüğü 2024-2025 döneminde 871 milyon TL’ye ulaştı. Holding, İbrahim Çeçen Vakfı ile yürüttüğü çalışmalarda finansal desteğin ötesine geçerek grup şirketlerinin teknik kapasitesini, çalışan uzmanlığını ve kurumsal işbirliklerini sosyal etki programlarına dahil ediyor. Bu kapsamda İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğiyle yürütülen IC Kariyer Köprüsü programı bugüne kadar 2.000 öğrenciye ulaştı; 105 öğrenci grup şirketlerinde staj olanağı elde etti. Deprem bölgesinde kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını destekleyen Yaşam Atölyeleri’nden ise 500’den fazla kadın doğrudan yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi Haber

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi

"Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonuyla geleceğe yürüyen Borusan, bu vizyonun odağındaki "Önce İnsan" yaklaşımını tüm iş süreçlerine taşıyor. Grup şirketlerinde olduğu kadar tedarik zincirinde de güvenli, adil, şeffaf ve kapsayıcı bir çalışma ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışan Borusan, tüm değer zincirini kapsayan insan haklarını politikasını yayımladı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Borusan’da insan haklarına saygıyı, iş yapış şeklimizin ve kurumsal kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Her bireyin onuruna yakışır, güvenli, kapsayıcı ve adil koşullarda yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, faaliyet gösterdiğimiz her alanda ayrımcılığı önlemeyi, fırsat eşitliğini desteklemeyi ve çalışanlarımızın seslerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Günümüz dünyasında insan hakları sorumluluğu kendi operasyonlarımızla sınırlı değil. Teknolojiden iklim krizine kadar pek çok yeni gelişme, insan haklarına çok daha geniş bir perspektiften bakmamızı zorunlu kılıyor, tedarikçilerimizi, iş ortaklarımızı ve tüm değer zincirimizi kapsayan daha geniş bir yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle İnsan Hakları Politikamız ile uluslararası ilke ve standartlarla uyumlu bir çerçeve ortaya koyuyor, faaliyetlerimizden etkilenebilecek tüm paydaşlarımızın haklarını gözetmeyi taahhüt ediyoruz. Amacımız, Borusan’ın değer yarattığı her noktada insan onuruna saygıyı, adil muameleyi ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendirmek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak.” Borusan ekosisteminin tamamını kapsıyor Kurum kültürünün merkezine insanı koyan Borusan, yeni politika ile bu yaklaşımını stratejik ve bağlayıcı bir taahhüde dönüştürüyor. Çalışan esenliğini ve adil çalışma koşullarını sürdürülebilir başarının anahtarı olarak gören Grup, bu dokümanla kapsayıcılık, eşitlik ve sürekli gelişim ilkelerini tüm operasyonlarında kurumsallaştırıyor. Köklü kurumsal mirasını koruyarak geleceğe dönüştürme iradesini ortaya koyan Borusan; insan potansiyelinin hem kalkınmayı hem de sürdürülebilirliği yönlendirdiği, güven odaklı bir çalışma ortamı sunuyor. Borusan Holding ve tüm Grup şirketlerinde geçerli olan politika, yalnızca çalışanlar için değil; tedarikçiler, iş ortakları ve yüklenicilerden oluşan tüm değer zinciri için asgari standartları belirliyor. Borusan, ekosistemindeki tüm paydaşların bu ilkelere uyum sağlamasını bekliyor ve bu süreci risk temelli değerlendirmelerle destekliyor. Yeni politikada neler öne çıkıyor? Borusan Grubu’nun uluslararası standartları referans alarak hazırladığı İnsan Hakları Politikası, geleneksel iş gücü haklarının yanı sıra günümüz iş dünyasının gelişen ve dönüşen ihtiyaçlarına yanıt veren güncel öncelikleri de kapsıyor: Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık: İşe alım, terfi ve ücretlendirmede sadece liyakat ve performans esas alınıyor. Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (ÇEK) yaklaşımıyla tüm farklılıklar bir değer olarak korunuyor.Yapay zekâ ve algoritmik ayrımcılık: Teknolojik dönüşüm süreçlerinde algoritmik ayrımcılık riskleri, veri minimizasyonu, insan denetimi ve veri gizliliği gibi yeni nesil haklar güvence altına alınıyor.İklim ve adil geçiş: İklim değişikliği ve enerji dönüşümünün çalışanlar ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri adil geçiş ilkeleri çerçevesinde ele alınıyor.Adil ücret ve çalışma saatleri: "Eşit İşe Eşit Ücret" prensibi gözetilerek adil ücretlendirme, yasal çalışma saatlerine uyum ve esnek çalışma modelleri destekleniyor.Sıfır tolerans ilkeleri: Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan ticareti, taciz, şiddet ve mobbinge karşı tavizsiz bir duruş sergileniyor. Borusan Grubu, politikanın kâğıt üzerinde kalmaması için sistematik bir "İnsan Hakları Durum Tespiti" süreci de işletiyor. Olası riskler düzenli olarak analiz edilerek önleyici adımlar atılıyor. Çalışanlar, iş ortakları ve tüm paydaşlar, politikaya aykırı olduğunu düşündükleri durumları güvenli, gizli ve gerektiğinde anonim olarak "Turuncu Etik" başvuru kanalları üzerinden bildirebiliyor. Bildirim süreçlerinde gizlilik ve misillemeye karşı koruma ilkeleri titizlikle uygulanıyor. Yılda en az bir kez gözden geçirilmesi hedeflenen İnsan Hakları Politikası, Borusan’ın çalışanları, değer zinciri ve toplum için pozitif etki yaratarak büyüme kararlılığını simgeliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı Haber

İnci Akü Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne İmza Attı

Türkiye’nin akü sektöründeki öncü markası İnci Akü, sürdürülebilir ve sorumlu iş yapış anlayışını küresel bir taahhütle ileri taşıyarak Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne katıldı. Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi olan UN Global Compact; insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında belirlenen 10 evrensel ilke doğrultusunda şirketleri harekete geçmeye davet ediyor. İnci Akü de katılımıyla birlikte söz konusu ilkeleri stratejilerine, politikalarına, kurum kültürüne ve günlük operasyonlarına entegre etme taahhüdünü kamuoyuyla paylaşan şirketler arasındaki yerini aldı. Türkiye akü sektöründe UN Global Compact üyesi ilk şirketlerden biri olan İnci Akü, bu adımla sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası bir çerçevede geliştirmeyi ve hızlandırmayı hedefliyor. Şirket, attığı adımları ve kaydettiği ilerlemeyi düzenli olarak takip ederek, gelişmeleri yıllık İlerleme Bildirimi aracılığıyla şeffaf biçimde paylaşacak. UN Global Compact üyeliğini değerlendiren İnci Akü İcra Direktörü Orhan Sayman, “İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel sorumluluklarımızla sınırlı görmüyor; insanı, toplumu, etik değerleri ve güçlü yönetişimi kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. UN Global Compact’a katılımımız, bu anlayışı evrensel ilkeler doğrultusunda daha da güçlendiren önemli bir adım oldu. Bu adım bizim için gurur verici olduğu kadar önemli bir sorumluluk. Önümüzdeki dönemde 10 İlke’yi karar alma mekanizmalarımızdan operasyonlarımıza ve değer zincirimize kadar tüm süreçlerimize daha güçlü biçimde yansıtarak uzun vadeli ve sürdürülebilir etki yaratmayı sürdüreceğiz.” dedi. İnci Akü Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone ise üyeliğin şirketin sürdürülebilirlik yolculuğunu hızlandıracağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “UN Global Compact’ın sunduğu ilke temelli yaklaşım, sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ortak ve uluslararası bir çerçevede geliştirmemize katkı sağlayacak. İnsan hakları ve çalışma standartlarından çevresel sorumluluğa, etik ve şeffaf iş yapış anlayışından yolsuzlukla mücadeleye kadar uzanan 10 İlke’yi iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre edeceğiz. Mevcut uygulamalarımızı sürekli geliştirirken taahhütlerimizi somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmeyi, kaydettiğimiz ilerlemeyi de şeffaflıkla paylaşmayı hedefliyoruz.” İnci Akü, UN Global Compact üyeliğiyle birlikte sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine yayılan bir değer yaratma modeli olarak ele almaya; çalışanları, iş ortakları, müşterileri ve diğer paydaşlarıyla daha kapsayıcı, sorumlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edecek. UN Global Compact’ın 10 İlkesi UN Global Compact’ın insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıkları altında belirlediği 10 İlke şöyle sıralanıyor: İnsan Hakları İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarını desteklemeli ve bu haklara saygı duymalı. İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı. Çalışma Standartları Çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğü desteklenmeli. Zorla ve zorunlu çalıştırmaya son verilmeli. Her türlü çocuk işçiliği ortadan kaldırılmalı. İşe alım ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığa son verilmeli. Çevre Çevre sorunlarına karşı ihtiyatlı yaklaşım desteklenmeli. Çevresel sorumluluğu artıracak çalışmalar desteklenmeli. Çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması teşvik edilmeli. Yolsuzlukla Mücadele Rüşvet ve haraç dâhil her türlü yolsuzlukla mücadele edilmeli. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji FTSE4Good Endeksi'ne Dâhil Edildi  Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji FTSE4Good Endeksi'ne Dâhil Edildi 

Değerlendirme, şirketlerin kamuya açık raporlama ve bildirimleri esas alınarak bağımsız biçimde gerçekleştiriliyor. Aynı inceleme döneminde FTSE4Good endekslerine E.ON, Magna International, Aéroports de Paris, Singapore Airlines, SK Telecom ve Corning gibi şirketler de eklendi. "SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ÜRETİMİMİZİN HER AŞAMASINDA ELE ALIYORUZ" Akfen Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Mustafa Kemal Güngör, konuya ilişkin şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı yalnızca elektrik üretimi olarak değerlendirmiyor; sürdürülebilir kalkınma ve uzun vadeli değer üretimi perspektifiyle ele alıyoruz. Çevresel etkimizi yönetirken iş sağlığı ve güvenliği, insan hakları, şeffaflık ve hesap verebilirlik başlıklarını aynı kararlılıkla yürütüyoruz. FTSE4Good Endeksi'nde yer almak, bu bütüncül yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunun önemli bir göstergesi. Paydaşlarımız için kalıcı değer üretmeye ve ÇSY performansımızı geliştirmeye devam edeceğiz." TAMAMI YENİLENEBİLİR KAYNAKLARDAN OLUŞAN PORTFÖY 2007 ılında kurulan ve Mart 2023'te Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlayan Akfen Yenilenebilir Enerji, tamamı yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı bir üretim portföyüne sahip. Şirket'in toplam 887 MW'lık kurulu gücünün yaklaşık 537 MW'sı rüzgâr ve hibrit güneş, 229 MW'sı hidroelektrik, 121 MW'sı ise güneş santrallerinden oluşuyor. Santrallerin Türkiye'nin farklı bölgelerine yayılmış olması, hidroloji ve hava koşullarındaki değişkenliğin üretim üzerindeki etkisini dengeliyor. Şirket, 2025 yılında 102,2 MW'lık RES kapasite artış projelerini ve 85,3 MW'lık hibrit GES yatırımlarını tamamladı. Lisans ve onay süreçleri devam eden 310 MW'lık depolamalı rüzgâr ve güneş projeleri ile Romanya'daki depolamalı güneş enerjisi yatırımı büyüme stratejisinin başlıca başlıkları arasında yer alıyor. KARBON PİYASALARINDA ÖNCÜ UYGULAMALAR Akfen Yenilenebilir Enerji, son yıllarda gerçekleştirdiği yüksek montanlı karbon kredisi satışlarıyla Türkiye'de bu alanda öncü uygulamalardan birine imza attı ve karbon kredisi satışı konusunda sektör için bir referans noktası haline geldi. FTSE4Good Endeks Serisi Hakkında: Küresel endeks ve veri sağlayıcısı FTSE Russell tarafından oluşturulan FTSE4Good Endeks Serisi, güçlü Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) uygulamaları sergileyen şirketlerin performansını ölçmek üzere tasarlanmıştır. FTSE4Good endeksleri, sorumlu yatırım fonlarının ve diğer ürünlerin oluşturulması ve değerlendirilmesi amacıyla çok sayıda piyasa katılımcısı tarafından kullanılmaktadır. FTSE Russell değerlendirmeleri; Kurumsal Yönetişim, İş Sağlığı ve Güvenliği, Yolsuzlukla Mücadele ve İklim Değişikliği gibi alanlardaki performansa dayanmaktadır. FTSE4Good Endeks Serisi'nde yer alan şirketler, çeşitli çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerini karşılamaktadır. Akfen Yenilenebilir Enerji Hakkında: 2007 yılında kurulan Akfen Yenilenebilir Enerji, Akfen Holding'in iştiraki olarak hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinden oluşan portföyüyle faaliyet gösteriyor. Mart 2023'te halka arz edilen Şirket'in payları Borsa İstanbul'da AKFYE kodu ile işlem görüyor. Şirket, toplam 887 MW kurulu gücüyle Türkiye'nin önde gelen yenilenebilir enerji üreticileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.