Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İnsan Kaynağı

Kapsül Haber Ajansı - İnsan Kaynağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Kaynağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Albaraka Türk’ten Sektöre Büyük Destek Haber

Albaraka Türk’ten Sektöre Büyük Destek

Türkiye’nin öncü katılım bankası Albaraka Türk, insana ve sektörel gelişime verdiği önem doğrultusunda Marmara Üniversitesi ile olan iş birliğini yenileyerek kapsamını genişletti. 2026-2027 Akademik Yılı Yüksek Lisans Programı kapsamında, Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü ile imzalanan protokol, artık katılım bankacılığı ekosisteminde faaliyet gösteren tüm çalışanları kapsayacak. Yenilenen protokolün imza töreni, Albaraka Türk İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Lütfü ŞENER ve Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ertuğrul BOYNUKALIN’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Akademik Bilgi ve Mesleki Deneyim Aynı Çatı Altında Buluşuyor Sürdürülebilir gelişimi ve ömür boyu öğrenme vizyonunu kurumsal kültürün temel taşlarından biri olarak gören Albaraka Türk, bu proje ile katılım bankacılığı alanındaki nitelikli bilgi birikimini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Eğitim programı sayesinde katılımcılar, teorik altyapılarını güçlendirirken mesleki yetkinliklerini de uluslararası standartlara ulaştırma fırsatı yakalayacak. "Sektördeki Tüm Çalışanları Davet Ediyoruz" İş birliğine ilişkin açıklamalarda bulunan Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Lütfü ŞENER, insana yapılan yatırımın en yüksek katma değere sahip olduğunu vurguladı: “Çalışma arkadaşlarımızın akademik gelişimlerini desteklemek, onların mesleki yetkinliklerini güçlendirmenin yanı sıra kurumsal gelişime de önemli katkılar sağlamaktadır. Katılım bankacılığının öncüsü bir kurum olarak, talep eden ve programa katılmaya hak kazanan tüm meslektaşlarımızı eğitim merkezimizde misafir etmekten memnuniyet duyacağız. 2 yıldır başarıyla yürüttüğümüz bu programın tüm ekosisteme hayırlı olmasını dilerim." Marmara Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ertuğrul BOYNUKALIN ise üniversite-sanayi iş birliğinin önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Üniversite-reel sektör iş birlikleri, bilginin uygulamayla buluştuğu en kıymetli alanlardan biridir. Albaraka Türk ile sürdürdüğümüz bu güçlü iş birliğinin yeni dönemde de kapsamını genişleterek devam etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Çalışanların lisansüstü eğitimlerle akademik donanımlarını geliştirmeleri hem bireysel başarılarını hem de kurumlarının gelişimini destekleyecektir." Albaraka Türk, katılım bankacılığı sektörünün geleceğini nitelikli bilgi ve nitelikli insan kaynağı ile inşa etme kararlılığını önümüzdeki dönemlerde de sürdüreceğini açıkladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Kariyer Programı İlk Mezunlarını Verdi Haber

Siber Kariyer Programı İlk Mezunlarını Verdi

Siber güvenlik alanındaki nitelikli insan kaynağı ihtiyacına katkı sunmayı amaçlayan programın ilk mezunları, düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ile Barikat Siber Güvenlik iş birliğiyle hayata geçirilen “Siber Kariyer Programı”, ilk mezunlarını verdi. Programın ilk dönemini 28 öğrenci başarıyla tamamladı. Türkiye’de üniversite-sektör iş birliğinin güçlü örneklerinden biri olarak geliştirilen program, öğrencilerin mezuniyet öncesinde gerçek iş dünyası deneyimi kazanarak teknik yetkinliklerini geliştirmelerini hedefledi. 60 saati aşkın eğitimden oluşan 14 haftalık program, teorik dersleri uygulamalı çalışmalar ve mentorlukle bir araya getirdi. Öğrenciler süreç boyunca CTF (Capture the Flag) yarışmaları, konu bazlı ödevler ve bitirme projesiyle edindikleri bilgileri gerçek senaryolar üzerinde test etme imkânı bularak profesyonel hayata güçlü bir şekilde hazırlandı. İlk mezunlarını veren programın, önümüzdeki dönemlerde yeni öğrencilerle devam ederek Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu nitelikli siber güvenlik uzmanlarının yetiştirilmesine katkı sunması hedefleniyor. Törene Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halit Yaşar, Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, Siber Güvenlik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özçelik, EPDK Bilgi İşlem Daire Başkanı Mehmet Yılmazer, Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su Dr. Cebrail Taşkın, Barikat Siber Güvenlik ve TRA Bilişim yöneticileri, akademisyenler ve programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin yanı sıra yeni dönem programları için ilgi duyan çok sayıda öğrenci katıldı. Siber Güvenlikte İnsan Kaynağına Yatırım Siber Kariyer Programı’nın ilk mezunları için düzenlenen törende, üniversite ve özel sektör temsilcileri öğrencilerle bir araya geldi. Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Prof. Dr. Halit Yaşar “Üniversite-sektör iş birliğinin en somut, en verimli ve en gurur verici meyvelerinden biri olan Siber Kariyer Programı sertifika töreninde büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, “İçinde bulunduğumuz çağda dijital dönüşüm hayatın her alanını yeniden şekillendirirken veri güvenliği ve siber savunma artık sadece teknik bir konu olmaktan çıkmış, milli güvenlik stratejilerinin en kritik unsuru haline gelmiştir. Üniversitemiz siber güvenlik alanında köklü bir geçmişe, akademik birikime ve bu alanda sektöre yön veren güçlü bir tematik alan hafızasına sahiptir. Bugüne kadar siber güvenlik ekosistemine kazandırdığımız nitelikli insan kaynağı ve ürettiğimiz projeler bu alandaki öncü rolümüzün en net göstergeleri olarak önümüzde durmaktadır. Bugün mezuniyetini kutladığımız bu önemli program, siber güvenlik sektörünün lider ve öncü kuruluşu olan Barikat Siber Güvenlik firmasıyla gerçekleştirdiğimiz ortaklığın değerli bir çıktısıdır. Bu vesileyle üniversitemizin vizyonuna ortak olan ve öğrencilerimize tecrübelerini aktaran Barikat firmasının kıymetli yöneticilerine ve uzman kadrosuna şükranlarımızı sunuyorum” dedi. Törende öğrencilere de seslenen Yaşar, “Sizler bu yoğun program kapsamında sadece teorik bilgiler kazanmakla kalmadınız, siber güvenliğin mutfağına girerek pratik bilgilerle de donandınız ve bizzat projeler geliştirerek rüştünüzü ispatladınız. Öğrencilerimizin her birinin ortaya koyduğu bu emek, geleceğe dair umutlarımızı artırmaktadır. Siber dünyada artık her biriniz Sakarya Üniversitesi’nin ve Barikat Siber Güvenlik firmasının ortak imzasını taşıyan birer marka elçilerisiniz. Bu vesileyle hepinizi yürekten kutluyor, başarılarınızın devamını diliyorum” dedi. Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Numan Çelebi, siber güvenliğin günümüzde herkes için stratejik bir gereklilik haline geldiğine dikkat çekerek, “Günümüzde siber güvenlik, yalnızca bilişim sektörünün değil, kamu kurumlarından özel sektöre, kritik altyapılardan bireysel kullanıcılara kadar herkesin öncelikli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Kısaca siber güvenlik, her fert ve her kurum için artık stratejik bir gerekliliktir. Bu olgudan hareketle, üniversitelerin görevi yalnızca teorik bilgi üretmek değil, aynı zamanda öğrencilerini ve mezunlarını sektörün ihtiyaç duyduğu güncel yetkinliklerle donatarak geleceğe hazırlamaktır. Üniversite ve sektör arasındaki güçlü iş birliklerinin ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine kritik öneme sahip olduğunu biliyoruz, inanıyoruz. dedi.” ifadelerini kullandı. Tera Yatırım Teknoloji Holding CEO’su Dr. Cebrail Taşkın, programın siber güvenlik alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine sağlayacağı katkılara dikkat çekti. Taşkın; “Siber güvenlik, yalnızca bugünün değil, yarının da mesleği. Yapay zekânın, bulut teknolojilerinin, nesnelerin internetinin, dijital ödeme sistemlerinin ve bağlı altyapıların hızla yaygınlaştığı bir dünyada, bu sistemleri güvenli kılacak insan kaynağına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Global siber güvenlik pazarı büyüklüğü 300 milyar dolara yaklaştı Türkiye’de ve Dünyada siber güvenlik alanında nitelikli insan gücüne olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Siber güvenlik; merak eden, araştıran, sorgulayan, pes etmeyen ve sürekli öğrenmeye açık insanlar için çok özel bir alan. Çünkü bu alanda bilgi hiçbir zaman sabit kalmıyor. Tehditler değişiyor, teknolojiler değişiyor, saldırı yöntemleri değişiyor; dolayısıyla bu alanda çalışan herkesin kendini sürekli geliştirmesi gerekiyor. 2008 yılından bu yana kamu, özel sektör, akademi, finans, telekom, enerji ve e-ticaret gibi stratejik sektörlerde binden fazla müşteriye hizmet veren Barikat; bugün 200’ün üzerinde çalışanı 40’tan fazla global teknoloji ortağıyla, Türkiye’nin lider siber güvenlik şirketidir. Siber Kariyer Programının amacı; gençlerimizin siber güvenlik alanıyla erken aşamada tanışmasını sağlamak, onlara gerçek sektör dinamiklerini göstermek ve bu alanda kariyer yapmak isteyen öğrenciler için güçlü bir başlangıç noktası oluşturmaktır” dedi. Sertifika takdim töreninin ardından gerçekleştirilen “14 Haftalık Siber Kariyer Yolculuğu” oturumunun moderatörlüğünü aynı zamanda Siber Kariyer Programı’nın eğitmeni olan Uygar Köroğlu üstlendi. Oturumda programın en başarılı öğrencileri eğitim süreci boyunca edindikleri deneyimleri ve programın kendilerine sağladığı katkıları aktardı. Program sonunda öğrenciler, katılımcı kurumların yöneticileriyle, sektörün geleceği ve kariyer gelişimi üzerine birebir sohbet etme ve hayallerini paylaşma fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya'nın En Büyük Boya Ham Maddeleri ve Kaplama Fuarı Paıntistanbul 2026 Kapılarını Açtı Haber

Avrasya'nın En Büyük Boya Ham Maddeleri ve Kaplama Fuarı Paıntistanbul 2026 Kapılarını Açtı

Ham madde, yapı kimyasalları, yapıştırıcı bileşenleri ile laboratuvar ve üretim ekipmanları sektörlerini aynı çatı altında buluşturan Paintistanbul 2026, İstanbul Fuar Merkezi'nde ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Avrasya'nın en büyük boya ham maddeleri ve kaplama fuarı olarak öne çıkan organizasyon, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek yeni iş birliklerine ve ticari fırsatlara zemin hazırlıyor. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) ile CNG Expo Events iş birliğiyle İstanbul Fuar Merkezi'nde toplam 4 ayrı salonda, 35 bin metrekare brüt ve 14 bin metrekare net alanda düzenlenen Paintistanbul 2026 kapsamında boya ve kaplama sektörünün önde gelen 619 firmasıyla birlikte 43 farklı ülkeden 10 bini aşkın uluslararası ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. 28'inci Dönem AK Parti Bursa Milletvekili Varank: "Boya Sektörü Üretim Gücü, Nitelikli İnsan Kaynağı ve İhracat Kabiliyetiyle Önemli Bir Konumda" Üç gün sürecek fuarın açılış konuşmasını yapan 28'inci Dönem Ak Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Paintistanbul Fuarı'nın üreticileri, tedarikçileri, teknoloji geliştiricileri ve sektör profesyonellerini bir araya getirerek yeni iş birliklerine zemin hazırladığını söyledi. Her geçen yıl artan uluslararası katılımıyla Paintistanbul'un sektörümüz ve ülkemiz için önemli fırsatlar oluşturacağına inandığını kaydeden Mustafa Varank sözlerine şöyle devam etti: "Dünya ekonomisi; bölgesel çatışmalar, enerji krizleri, tedarik zincirlerindeki dönüşüm, teknolojik gelişmeler ve iklim değişikliği gibi birçok dinamiğin etkisiyle önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Bu dönüşüm boya ve kaplama sektöründe de kendini güçlü şekilde hissettiriyor. Artık rekabet yalnızca üretmekten değil, teknolojiyi etkin kullanmaktan, verimliliği artırmaktan ve sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine yerleştirmekten geçiyor. Türk boya sanayisi sahip olduğu üretim gücü, nitelikli insan kaynağı ve ihracat kabiliyetiyle önemli bir konumda bulunuyor. Ancak sektörümüzün ham maddede dışa bağımlılığını azaltacak yatırımları hızlandırması, yerli üretim kapasitesini artırması ve yüksek katma değerli ürünlere odaklanması büyük önem taşıyor. Kamu ve özel sektörün iş birliği içinde hareket etmesiyle sektörümüzün küresel rekabet gücünü daha da yukarı taşıyacağına inanıyoruz." T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Gürcan: "Bakanlık Olarak İhracatçıları Desteklemeye Devam Edeceğiz" T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ise sözlerine bugün Türkiye'de düzenlenen fuarların ulaştığı uluslararası düzeyin herkes için gurur kaynağı olduğunu söyleyerek başladı. "Türkiye son 25 yılda ulaştırma, lojistik ve altyapı yatırımlarıyla önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. 2025 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyümüş, milli gelirimiz tarihi seviyelere ulaşmıştır. Mal ihracatımız 273,3 milyar dolar, hizmet ihracatımız ise 122,6 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Bu kapsamda boya sektörümüzün ihracatı ise 2025 yılında yaklaşık 1,6 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır" diyen Mahmut Gürcan Ticaret Bakanlığı olarak ülkemizin ihracatçıları desteklemeye devam edeceklerinin altını çizdi. Dünya Boyacılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bowtell: "Paintistanbul'un Ulaştığı Başarıyı Takdirle Takip Ediyoruz" Türkiye'de ve İstanbul'da yeniden bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Dünya Boyacılar Birliği (WCC) Yönetim Kurulu Başkanı Thomas Bowtell, dünya genelinde boya sektörünü temsil eden çok sayıda kuruluşla birlikte çalıştıklarını ve Türkiye boya sektörünün uluslararası alandaki gelişimini ve Paintistanbul'un ulaştığı başarıyı takdirle takip ettiklerini kaydetti. BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Baytaş: "Avrupa'da İlk Üç Üretici Ülke Arasına Girmeyi Hedefliyoruz" Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmediklerini aynı zamanda Türk boya sanayisinin üretim gücünü, küresel pazarlardaki iddiasını ve ortak vizyonunu tüm dünyaya bir kez daha ilan ettiklerini söyleyen BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Baytaş, konuşmasında şunları söyledi: "BOSAD olarak yaklaşık 20 yıllık geçmişimizle sektörümüzün yüzde 85'ini temsil eden büyük bir aileyiz. Boya sektörü olarak Avrupa'da ilk üç üretici ülke arasına girmeyi ve dünya pazarında oyun kurucu ülkelerden biri olmayı hedefliyoruz. Paintistanbul ise sektörümüzün gücünü ortaya koyduğumuz ve geleceğe ilişkin çözümleri birlikte geliştirdiğimiz önemli bir platform ve fuarımızın sektörümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Yaman: "Dünyanın Üçüncü Büyük Boya ve Kaplama Fuarı" Paintistanbul'un yalnızca bir fuar değil, sektörün geleceğine yön veren bir bilgi ve iş birliği platformu olduğunu söyleyen CNG Group Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman, "İki yıllık aranın ardından sektörümüzün en prestijli ve en kapsamlı buluşmasının açılışını gerçekleştiriyoruz. Bugün yalnızca bir fuarın açılışını yapmıyor; aynı zamanda yaklaşık çeyrek asırlık emeğin, kararlılığın ve sektörümüze duyduğumuz inancın da bir sonucunu kutluyoruz. Bu yıl Almanya, İtalya, Çin, Fransa, Kore, İspanya, Amerika ve Hindistan başta olmak üzere 43 ülkeden 619 firma ve temsilciliği fuarımızda yer alıyor. Tüm bu yönleriyle fuarımız bugün itibarıyla Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise üçüncü büyük boya ve kaplama fuarı konumuna ulaşmış durumda" dedi. BOSAD Başkanvekili Hakan Ünel: "Sürdürülebilirliği, Akıllı Boya Teknolojilerini, Yapay Zekânın Etkilerini Konuşacağız" Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Başkanvekili Hakan Ünel, Paintistanbul'un bugün ulaştığı noktanın İstanbul'un üretim ve ticaretin kesişim noktasında yer almasının yanı sıra, yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlara erişim avantajıyla da daha da güçlendiğini ifade etti. Paintistanbul'un dünyanın önde gelen sektör organizasyonları arasında yerini aldığını ve China Coat ile European Coatings Show'un ardından dünyanın üçüncü büyük etkinliği konumuna ulaştığını belirten Ünel, "Önümüzdeki üç gün boyunca yalnızca ticari fırsatları değil; sürdürülebilirliği, akıllı boya ve kaplama teknolojilerini, yapay zekânın sektörümüze etkilerini, yeni pazarları ve 2030'a giden yolda rekabet avantajı sağlayacak stratejileri de ele alacağız. İnanıyorum ki burada kurulacak her yeni bağlantı, paylaşılacak her bilgi ve geliştirilecek her ortak proje sektörümüzün geleceğine önemli katkılar sunacak" dedi. İnteraktif Deneyim Yaşatacak Katılımcılar fuar boyunca yeni iş bağlantıları kurma, mevcut iş birliklerini geliştirme ve küresel pazardaki son gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulacak. Üç gün sürecek organizasyonda sergilenen yenilikçi ürünler, ileri teknoloji çözümleri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımları, firmalara uluslararası ölçekte önemli bir görünürlük sağlarken, eş zamanlı düzenlenecek konferans programı da sektörün geleceğine yönelik önemli değerlendirmelere ev sahipliği yapacak. Paintistanbul 2026 katılımcıları fuar süresince AI Graffiti ve Tilt Brush gibi yapay zeka çizimleriyle teknoloji ile sanatın buluştuğu interaktif deneyimler yaşayarak yaratıcılıklarını farklı platformlarda sergileme fırsatı bulacak. Powder Dosing Expo Eş Zamanlı Düzenleniyor Paintistanbul 2026 kapsamında, toz, granül ve katı hammadde dozaj teknolojilerine odaklanan Powder Dosing Expo da eş zamanlı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Dozaj teknolojileri alanında faaliyet gösteren üretici ve tedarikçiler için önemli bir buluşma noktası olan fuar, üretim süreçlerinde verimlilik sağlayan dozaj sistemleri, otomasyon uygulamaları, proses ekipmanları ve dijital teknolojileri sektör profesyonelleriyle buluşturuyor. Böylece katılımcılar, hem boya ve kaplama hem toz dozajlama sektöründeki yenilikleri ve üretim süreçlerini optimize eden teknolojileri aynı platformda keşfetme fırsatı yakalıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir? Haber

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir?

Bir ülkenin savunma kapasitesi yalnızca envanterdeki platformlarla ölçülmez. O kapasitenin nasıl geliştiği, hangi teknolojilere yöneldiği, hangi şirketlerin hangi kabiliyetleri kazandığı ve hangi ihracat hamlelerinin devreye alındığı da en az sonuçlar kadar belirleyicidir. Tam da bu yüzden savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusu, sadece askeri çevrelerin değil; yatırımcıların, tedarik zinciri aktörlerinin, medya profesyonellerinin ve kamuoyu yöneticilerinin de gündeminde yer alır. Savunma sanayi, ekonomi, teknoloji ve dış politika arasında duran özel bir alandır. Bir yeni üretim hattı haberi, sıradan bir şirket duyurusu gibi görünse de arka planında yerlileşme, ithalat bağımlılığı, istihdam, ihracat geliri ve stratejik özerklik gibi başlıklar bulunur. Bu nedenle savunma alanındaki haber akışı, yalnızca bilgi vermekle kalmaz; piyasanın ve kurumların karar alma çerçevesini de etkiler. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir? Bu sorunun ilk yanıtı, savunma sanayinin artık dar bir uzmanlık alanı olmamasıdır. Günümüzde insansız sistemlerden yapay zekaya, elektronik harpten siber güvenliğe kadar uzanan geniş bir ekosistem söz konusudur. Bu ekosistemde yaşanan her gelişme, birden fazla sektörü aynı anda etkiler. Örneğin bir motor geliştirme programındaki ilerleme, sadece savunma tarafında bir teknik başarı anlamına gelmez. Aynı zamanda metalürji, hassas üretim, yazılım, test altyapısı ve nitelikli insan kaynağı açısından da kapasite artışı demektir. Haberin değeri burada başlar. Çünkü doğru okunan savunma sanayi haberleri, ekonomide hangi alanların büyüdüğünü ve hangi alanlarda yeni fırsatların oluştuğunu gösterir. İkinci önemli nokta, haberin stratejik farkındalık üretmesidir. Savunma projeleri çoğu zaman uzun solukludur ve kamuoyunda etkisi ancak yıllar sonra görünür hale gelir. Oysa düzenli ve nitelikli haber takibi, bu projelerin sadece nihai teslimat anında değil, geliştirme ve olgunlaşma aşamalarında da anlaşılmasını sağlar. Bu da özellikle karar verici pozisyondaki profesyoneller için kritik bir avantajdır. Güvenlikten ekonomiye uzanan etkisi Savunma sanayine ilişkin haberler çoğu zaman güvenlik boyutuyla ele alınır. Bu doğal bir yaklaşım, ancak eksiktir. Çünkü savunma projeleri aynı zamanda ciddi bir ekonomik ölçek üretir. Yüksek katma değerli üretim, ihracat sözleşmeleri, alt yüklenici ağları ve Ar-Ge yatırımları doğrudan ekonomik etki yaratır. Bir hava platformunun teslimatı ya da bir mühimmat sisteminin seri üretime geçmesi, kamuoyunda çoğu zaman teknik bir gelişme olarak yer bulur. Oysa iş dünyası açısından asıl soru şudur: Bu gelişme hangi tedarik zincirini harekete geçirdi, hangi yerli üreticiye yeni kabiliyet kazandırdı, hangi pazarlarda rekabet gücü oluşturdu? Savunma haberlerinin önemi, tam da bu dönüşümü görünür kılmasından gelir. Bu noktada ihracat haberleri ayrıca öne çıkar. Bir ülkeye yapılan satış, yalnızca gelir kalemi değildir. Diplomatik ilişki, bakım-idame kapasitesi, eğitim hizmeti, teknoloji güveni ve uzun vadeli iş ortaklığı anlamına da gelir. Dolayısıyla savunma sanayi haberleri, dış ticaret ve jeoekonomi perspektifinden de okunmalıdır. Yatırımcılar ve iş dünyası için neden kritik? Profesyonel okur açısından savunma haberi, yalnızca sektör merakıyla takip edilen bir içerik değildir. Birçok şirket için bu haberler, yeni iş alanlarının habercisidir. Kompozit malzeme, elektronik bileşen, yazılım, sensör teknolojisi, batarya sistemleri veya test altyapısı gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar için savunma projeleri yeni pazar kapıları açabilir. Burada önemli olan, haberin başlığından öte içeriğindeki sinyalleri görebilmektir. Hangi platformun yerlilik oranı artıyor, hangi alt sistemde dışa bağımlılık azaltılmak isteniyor, hangi program seri üretim eşiğine geldi? Bu sorulara verilen yanıtlar, tedarikçi firmalar için somut iş geliştirme verisi sunar. Aynı şekilde yatırım çevreleri de savunma haberlerini yakından izler. Ancak bu alanda tek bir olumlu haberle büyük çıkarımlar yapmak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Savunma sanayi, yüksek potansiyel kadar yüksek zaman maliyeti ve regülasyon yoğunluğu da taşır. Bu nedenle haberlerin bağlam içinde okunması gerekir. Teknoloji yönünü anlamanın en hızlı yollarından biri Savunma sektörü, yeni teknolojilerin erken kullanım alanlarından biridir. Otonom sistemler, görüntü işleme, karar destek yazılımları, siber savunma, mikroelektronik ve haberleşme altyapıları gibi başlıklar önce savunma ihtiyaçlarıyla ivme kazanabilir. Sonrasında ise sivil kullanıma yayılabilir. Bu yüzden savunma alanındaki haber akışı, teknoloji trendlerini anlamak için güçlü bir göstergedir. Bir radar modernizasyonu haberi ya da bir elektronik harp çözümüne ilişkin açıklama, aslında veri işleme kapasitesinden yarı iletken ihtiyacına kadar uzanan daha geniş bir resim sunar. Kurumlar açısından bu, sadece savunma teknolojisini değil, geleceğin sanayi yönünü de okumak anlamına gelir. Savunma haberlerinin değerli olmasının bir başka nedeni de teknolojik olgunluk düzeyini göstermesidir. Prototip ile seri üretim aynı şey değildir. Tanıtım ile operasyonel kabiliyet de aynı anlama gelmez. Bu ayrımı ortaya koyan haberler, sektörde gerçek ilerleme ile iletişim başarısını birbirinden ayırmaya yardımcı olur. Kamuoyu, itibar ve kurumsal iletişim boyutu Savunma sanayi haberleri, kurumsal itibar yönetimi açısından da önem taşır. Özellikle halka açık şirketler, büyük sanayi kuruluşları, kamu kurumları ve sektör birlikleri için savunma alanındaki görünürlük sadece prestij unsuru değildir. Güven, kapasite ve sürdürülebilirlik algısını etkileyen bir faktördür. Ancak bu alanda iletişimin dengeli kurulması gerekir. Fazla abartılı söylem, kısa vadede dikkat çekse de profesyonel okur nezdinde güven kaybına yol açabilir. Buna karşılık doğrulanmış veriye, teslimat takvimine, teknik yetkinliğe ve ihracat performansına dayanan haberler kalıcı etki yaratır. Savunma sektöründe itibarı besleyen unsur, gürültü değil tutarlılıktır. Bu nedenle yayıncılık tarafında da savunma haberleri özel bir editoryal dikkat ister. Teknik doğruluk, kavramsal netlik ve stratejik bağlam bir arada kurulmadığında içerik ya fazla yüzeysel kalır ya da dar bir uzman çevresine sıkışır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü yayın modellerinde bu dengenin değerli görülmesinin nedeni de budur. Haber takibinde en sık yapılan hata Savunma sanayi gündemini izlerken en yaygın hata, sadece büyük platformlara odaklanmaktır. Elbette savaş uçağı, deniz platformu, hava savunma sistemi ya da insansız hava aracı haberleri yüksek ilgi görür. Fakat asıl dönüşüm çoğu zaman alt sistemlerde yaşanır. Bir aktarıcı sistem, bir elektro-optik çözüm, bir güç yönetim modülü ya da bir görev yazılımı güncellemesi dışarıdan küçük görünebilir. Oysa bu tür gelişmeler, yerlileşme oranını ve operasyonel bağımsızlığı doğrudan etkileyebilir. Nitelikli savunma haberciliği, büyük başlığın yanında bu görünmeyen katmanı da okuyucuya taşır. Bir diğer hata ise her haberi kesin başarı göstergesi gibi yorumlamaktır. Test aşaması, niyet beyanı, ön protokol, seri üretim ve operasyonel kullanım farklı evrelerdir. Profesyonel okur için değerli olan, bu evrelerin net biçimde ayrıştırılmasıdır. Aksi halde beklenti yönetimi bozulur ve haberin güvenilirliği zedelenir. Editörler ve yayıncılar için neden yüksek değer taşır? Savunma sanayi içerikleri, dijital yayıncılık açısından yüksek etkileşim üreten fakat aynı zamanda dikkatli işlenmesi gereken içeriklerdir. Çünkü bu başlıkta okur kitlesi yalnızca meraklı kullanıcıdan oluşmaz. Sektör temsilcileri, kamu profesyonelleri, yatırım çevreleri ve uluslararası gözlemciler de aynı içeriği takip eder. Bu durum, savunma haberini yeniden kullanılabilir ve referans niteliği taşıyan bir içerik türüne dönüştürür. Özellikle telifsiz ve ücretsiz haber akışına ihtiyaç duyan dijital yayınlar için savunma başlığı, hem trafik hem de kurumsal güven açısından önemli bir kategoridir. Fakat burada hız kadar doğrulama da belirleyicidir. İlk veren olmakla doğru veren olmak her zaman aynı sonuçları üretmez. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusunun asıl yanıtı Asıl yanıt şu: Çünkü savunma sanayi haberleri, bir ülkenin sadece askeri hazırlığını değil, sanayi derinliğini, teknoloji yönünü, ihracat kapasitesini ve stratejik özgüvenini görünür hale getirir. Bu haberler sayesinde hangi alanlarda ilerleme kaydedildiği, hangi darboğazların sürdüğü ve hangi fırsatların doğduğu daha net anlaşılır. Karar vericiler için bu içerikler bir erken uyarı ve yön tayini aracıdır. Medya kuruluşları için yüksek değerli, kalıcı ve uzmanlık gerektiren bir yayın alanıdır. Şirketler için pazar sinyali, yatırımcılar için stratejik gösterge, kamuoyu için ise daha bilinçli bir değerlendirme zeminidir. Savunma sanayini sadece manşet anlarında değil, sürekli ve bağlamlı biçimde izlemek gerekir. Çünkü çoğu zaman geleceğin ekonomik ve teknolojik ağırlık merkezleri, önce bu haberlerin satır aralarında görünür hale gelir.

BRICS Ülkelerinin İlk Kuantum Teknolojileri Forumu Moskova’da Düzenlendi Haber

BRICS Ülkelerinin İlk Kuantum Teknolojileri Forumu Moskova’da Düzenlendi

BRICS ülkelerinin ilk Kuantum Teknolojileri Forumu, Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlendi. Üye ülkelerden bilim insanları, uzmanlar ve kamu kurumlarının temsilcileri, geleceğin en önemli teknoloji alanlarından biri olarak kabul edilen kuantum teknolojileri alanındaki iş birliği perspektiflerini ele aldı. Rusya Federasyonu Bilim ve Yükseköğretim Bakanlığı ile Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından ortaklaşa düzenlenen forum, karşılıklı saygı, güven ve eşitlik ilkeleri temelinde sürdürülebilir bir BRICS kuantum topluluğunun oluşturulmasına yönelik ilk adımı oluşturması bakımından önem taşıyor. Forumda ele alınan iş birliği olasılıklarının öncelikli alanları arasında bilim ve teknoloji çalışmalarının geliştirilmesi, kuantum hesaplama teknolojilerinin uygulanması, eğitim faaliyetleri ile kuantum alanında uzman insan kaynağının yetiştirilmesi ve iş gücü piyasasının oluşturulması yer aldı. Foruma katılan Rus temsilciler, iş birliğini her katılımcının kendi kuantum egemenliğini inşa ettiği eşit ortaklığa dayalı bir ilerleme modeli olarak gördüklerini ifade etti. Forum kapsamında ayrıca, BRICS Ülkelerinin Nükleer Enerji Platformu katılımcılarının ortak bildirisi de kamuoyuyla paylaşıldı. Bildiride, kuantum hesaplama teknolojilerinin geleceğin enerji sistemlerinin şekillendirilmesinde giderek daha önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekilirken, nükleer enerjinin potansiyelinin daha etkin şekilde değerlendirilmesi amacıyla kuantum hesaplama alanındaki ortak çalışmaların güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu. Bildiride ayrıca, BRICS Ülkelerinin Nükleer Enerji Platformu katılımcılarının kuantum teknolojilerine verdiği destek de özellikle vurgulanarak, “Geleceğin nükleer enerjisi açısından giderek artan önemini göz önünde bulundurarak, bu alandaki çalışmalara oy birliğiyle destek verdiğimizi ifade ediyoruz” ifadeleri kullanıldı. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Alexey Likhachev ise, forum kapsamında teknolojilerin devletlerin egemenliğinin güçlendirilmesindeki temel rolüne dikkat çekti. Rus nükleer endüstrisinin, yurt dışında yüksek teknoloji alanlarının geliştirilmesine yönelik önemli bir deneyime sahip olduğunu belirten Likhachev, nükleer güç santrali inşaat projelerinin ortak ülkelerin teknolojik kapasitesini güçlendirdiğini, yeni sektörlerin oluşumunu teşvik ettiğini, insan kaynağı yetiştirme sistemlerinin gelişimine katkı sunduğunu ve bilimsel araştırmalar için güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti. Likhachev, bu yaklaşımın kuantum teknolojileri alanında kurulacak iş birlikleri açısından da büyük değer taşıdığını vurguladı. Likhachev, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “BRICS bugün, geniş ve güncel bir gündeme sahip, etkili bir uluslararası oluşum niteliği taşıyor. Kuantum teknolojileri konusunu bu gündemin bir parçası haline getirmek ise bizim ortak görevimizdir. Bugün Rusya’nın kuantum alanında ortaya koyabileceği önemli bir birikimi bulunuyor. Öncelikli platformlarda geliştirilen yedi kuantum bilgisayarımız, onlarca kuantum algoritmamız ve kuantum hesaplama, kuantum sensör teknolojileri ile kuantum iletişim alanlarında yürüttüğümüz çok sayıda projemiz var. Bu bilgi ve deneyim birikimini iş birliği çerçevesinde paylaşmaya hazırız. BRICS üyesi diğer ülkelerin de aynı yaklaşımı benimseyeceğine inanıyorum. Çünkü birlikte daha güçlüyüz. Araştırma kapasitemizi birleştirerek ve sanayi ile ekonominin gerçek ihtiyaçlarına yönelik teknolojik projeleri ortaklaşa hayata geçirerek yalnızca kurumlarımızı ve bilim merkezlerimizi değil, ülkelerimizi de daha güçlü hale getiriyoruz.” BRICS Ülkelerinin Nükleer Enerji Platformu Baş Koordinatörü Elsie Pule ise, kamuoyuna açıklanan ortak bildiriyi değerlendirerek, “Rosatom’un desteğiyle, yakın gelecekte kuantum teknolojileri alanındaki deneyim paylaşımını ve ortak araştırma faaliyetlerini teşvik edecek girişimlerin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bu çalışmaların, ilerlemeye ve insanlığa hizmet etme misyonumuzu destekleyeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; Memorial’ın 2025 yılı boyunca sağlıkta sürdürülebilir büyüme, çevresel etki yönetimi, dijitalleşme, klinik araştırmalar, çalışan deneyimi, toplumsal fayda ve uluslararası sağlık hizmetleri alanlarında yarattığı değeri kapsamlı biçimde ortaya koyuyor. Memorial, raporda sürdürülebilirliği sağlık hizmetinin tamamlayıcı bir unsuru değil; daha güvenli, daha erişilebilir, daha nitelikli ve geleceğe hazır sağlık hizmeti sunmanın temel bileşeni olarak konumlandırıyor. Sağlıkta büyüme, yalnızca kapasite artışı değil; daha fazla hayata erişim 2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu için büyüme vizyonunun güçlü yatırımlarla hayata geçtiği önemli bir dönem oldu. Grup; Bodrum ve Göztepe’de açtığı yeni nesil hastaneler ve Romanya’da hizmete aldığı Memorial City Gate Kliniği ile sağlık hizmet ağını genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanesi ileri teknoloji altyapısı, multidisipliner yapısı ve yüksek kapasitesiyle grubun sağlıkta ulaştığı yeni seviyeyi temsil eden yatırımlardan biri oldu. Memorial, bu yatırımları yalnızca fiziksel büyüme olarak değil; daha fazla insana, doğru zamanda, doğru tedaviye ve yüksek standartlı sağlık hizmetine erişim sağlama sorumluluğunun bir parçası olarak ele alıyor. “Yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansıması” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, şunları söyledi: “2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu’nun stratejik büyüme vizyonunu önemli yatırımlarla sahaya yansıttığı ve sağlıkta etki alanını belirgin şekilde genişlettiği bir yıl oldu. Sağlıkta sürdürülebilir büyümenin; doğru lokasyonlarda, doğru ihtiyaçlara, doğru altyapı ve kalite standartlarıyla cevap verebilmek anlamına geldiğine inanıyoruz. Bu anlayışla biri Bodrum’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere iki büyük yatırımı hayata geçirerek hizmet ağımızı genişlettik, sağlık hizmetlerine erişimi artırdık ve ileri tıp teknolojileriyle donatılmış yeni merkezlerimizi sağlık ekosistemine kazandırdık. Memorial Bodrum Hastanemizle bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanemizle ülkemizin sağlıkta kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine de güçlü bir ivme kazandırdık. Bu yatırımlar bizim için yalnızca fiziksel kapasite artışı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda hasta güvenliğini, klinik mükemmeliyeti, dijitalleşmeyi, sürdürülebilir altyapıyı ve nitelikli insan kaynağını bir araya getiren yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansımasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de sağlıkta sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda; insanı merkeze alan, teknolojiyle güçlenen, bilim üreten ve toplum için uzun vadeli değer oluşturan bir sağlık modeli geliştirmeye devam edeceğiz.” Çevresel sürdürülebilirlikte ölçülebilir hedefler Memorial Sağlık Grubu, çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını daha sistematik, ölçülebilir ve hedef odaklı bir yapıya taşıyor. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık yönetimi ve emisyon azaltımı alanlarında yürütülen çalışmalarla çevre dostu hastane yaklaşımı tüm operasyonlara entegre ediliyor. 2025 yılında yapılan iyileştirmelerle metrekare başına düşen karbon ayak izinde %4,2 oranında iyileşme sağlandı. İlk kez gerçekleştirilen su ayak izi analiziyle su yönetiminde verimlilik odağını güçlendiren Memorial, 2027 yılına kadar metrekare başına karbon ayak izini %10 azaltmayı hedefliyor. Teknoloji, veri ve bilimle geleceğin tıbbına katkı Memorial Sağlık Grubu, teknolojiyi sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık çözümleri ve uzaktan sağlık uygulamaları; tanıdan tedaviye tüm süreçlerde daha hızlı, etkin ve erişilebilir bir hizmet modeli oluşturmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Klinik araştırma merkezi altyapısına yapılan yatırımlar ise Memorial’ın yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten, yeni tedavi yöntemlerinin gelişimine katkı sağlayan ve geleceğin tıbbını destekleyen bir sağlık grubu olma hedefini güçlendiriyor. Memorial Talks platformu kapsamında gerçekleştirilen akademik buluşmalar ve bilgi paylaşımı çalışmaları da sağlık alanındaki bilimsel birikimin yeni nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor. Uluslararası sağlık hizmetlerinde güçlü konum Memorial, Türkiye’deki hastaneleri, Romanya’daki sağlık yatırımları ve yurt dışı ofisleriyle uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki güçlü konumunu sürdürüyor. 2025 yılında Romanya’da hizmete açılan Memorial City Gate Kliniği; modern altyapısı, uzman kadrosu ve çok branşlı yapısıyla Memorial’ın uluslararası ölçekte erişilebilir ve yüksek standartlı sağlık hizmeti sunma vizyonunun önemli bir parçası oldu. Memorial Sağlık Grubu, bugün 190’dan fazla ülkeden gelen 50 binin üzerinde uluslararası hastaya hizmet sunarken; onkoloji, hematoloji, organ nakli, genel cerrahi, gastroenteroloji ve ortopedi gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda uluslararası ölçekte güçlü bir konumlanma sergiliyor. İnsan odaklı kurum kültürü ve toplumsal fayda Memorial, sürdürülebilir sağlık hizmetinin güçlü bir insan kaynağı, kapsayıcı kurum kültürü ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyor. 8 bini aşkın çalışanıyla kapsayıcılığı, fırsat eşitliğini, çalışan gelişimini ve iş sağlığı güvenliğini destekleyen Memorial; kadınların güçlenmesini merkeze alan projeleriyle de toplumsal fayda alanındaki etkisini büyütüyor. “Kadınlar Omuz Omuza” projesinin yanı sıra “Sağlığa Kulaç At” ve “Pembe Yürüyüş” gibi sosyal sorumluluk projeleriyle aktif yaşam, koruyucu sağlık, erken teşhis ve sağlıklı yaşam farkındalığının toplumun daha geniş kesimlerine ulaşması hedefleniyor. Sağlıkta öncü uygulamalarla güçlenen sürdürülebilirlik yaklaşımı Memorial Sağlık Grubu, sağlık sektöründeki öncü konumunu yatırımlarının yanı sıra tıbbi başarıları, ileri teknoloji altyapısı ve uluslararası standartlardaki uygulamalarıyla da sürdürüyor. Türkiye’de JCI akreditasyonu alan ilk hastane olan Memorial Şişli Hastanesi ile başlayan kalite yolculuğu; robotik cerrahi, organ nakli, tüp bebek, ileri tanı teknolojileri ve sürdürülebilir hastane uygulamaları alanlarındaki öncü çalışmalarla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Kadınların Dönüştürücü Gücü Vurgulandı Haber

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Kadınların Dönüştürücü Gücü Vurgulandı

Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar belgesel serisi 20 Mayıs'ta Sabiha Gökçen Havalimanı Otoritesi HEAŞ İnsan ve İş Destek Direktörü Esra Önal’ı ağırladı İK ekiplerinin görünmeyen emeğini görünür kılmak ve iş dünyasında insan odaklı bakış açısını teşvik etmek amacıyla Avrupa İnsan Yönetimi Derneği tarafından ilan edilen ve 2019 yılından bu yana her 20 Mayıs’ta kutlanan Dünya İnsan Kaynakları Günü’nde, Esra Önal İK ekiplerinin stratejik rolünü vurgulayarak; yetenek yönetimi, bağlılık, kültür gibi konulara temas etti. Bu özel bölümde, organizasyonların görünmeyen kahramanları olan İK ekiplerinin rolü ve havacılık ekosisteminde dengede kalmanın formülleri Esra Önal’ın ilham veren perspektifinden izleyiciye sunuldu. 21.Yüzyılda insan kıymetleri: değişen dünyada insanı anlamak Sabiha Gökçen Havalimanı Otoritesi HEAŞ’ta insan kaynağının stratejik gücünü yöneten Önal, uzun yıllar FMCG’de görev aldıktan sonra bir süre eğitim sektöründe hizmet verdiğini, üçüncü durağının ise havacılık sektörü olduğunu belirterek, farklı sektör deneyimlerinin kariyerine katkılarını anlattı. Farklı sektörlerde edindiği deneyimlerin insan yönetimi becerisini şekillendirdiğini ifade eden Esra Önal, havacılık sektörünün güçlü koordinasyon, disiplin ve aidiyet gerektiren özel bir çalışma kültürüne sahip olduğunu vurguladı. Önal, “Havacılık sektörünün 7/24 yaşayan dinamik yapısı çalışanlar arasında da güçlü bağlar oluşturuyor. Kurum içinde aidiyet duygusu bizler için son derece önemli. Yaşamı, kariyer hayatı, özel hayat diye bölemiyoruz biz. Her an birbirimizden sorumluyuz ve hep bir arada olunca, yaptığımız iş daha kıymetli oluyor. Tüm yöneticilerin çalışan deneyimine dokunan ortak bir sorumluluk taşıdığına inanıyorum. Bir organizasyonu güçlü yapan en önemli unsur da insanların kendilerini değerli hissetmesi ve aynı hedef etrafında birlikte hareket edebilmesidir.” dedi. 20 Mayıs'ta sadece bir mesleğin değil; bir duruşun, bir farkındalığın kutlandığı bu özel günde Önal, hayatı bölmeden yaşama düsturu üzerine konuşuyor; iş ve özel hayatı keskin çizgilerle ayırmak yerine, duyguları iş modeline entegre etmenin önemini vurguluyor. İnsan kaynağının temelinde sevgi ve çaba gibi kıymetli unsurların yer aldığını belirten Esra Önal, havacılık ekosisteminde insan kaynağının, kurum kültürünün en stratejik unsurlarından biri olarak konumlandığına inanıyor. Liderlik gelişiminden çalışan deneyimine kadar birçok alanda hayata geçirilen uygulamalarla; farklı bakış açılarını aynı çatı altında buluşturan kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturan başarılı lider, çeşitliliği, yalnızca insan kaynakları yaklaşımı değil, aynı zamanda kurumsal gelişimi güçlendiren önemli bir değer olarak görüyor. Çalışanların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, deneyimlerini paylaşabildikleri ve aidiyet hissedebildikleri çalışma ortamını korumayı önceliklendiren Önal, havacılık sektörünün dinamik yapısında güçlü iletişim, empati ve birlikte öğrenme kültürünün olmazsa olmazlığını savunuyor. Çeşitliliğin ve çok sesliliğin gücüne inanan Önal, HEAŞ kariyerinde kendisini çok etkileyen bir anısını ise şöyle anlatıyor: “İlk yılımda henüz tanışmadığım bir personelin uzun dönem raporlu olduğunu, amansız bir hastalığa yakalandığını öğrendim. Son haftalarında iyice ağırlaştığının bilgisi geldi. Arkadaşlar sürekli ziyaret etmeye devam ediyordu fakat sonrasında o kötü haber geldi. Eşi, cenazenin şirketimize gelmesini istedi. Ben böyle bir taleple ilk kez karşılaştım. Malumunuz cenazeler normalde merhumun evine gider. Fakat eşi kendisinin çok uzun bir zamanının kurumda geçtiğini ve mesai arkadaşlarıyla vedalaşmasının kendileri için çok kıymetli olduğunu belirtti. Bu çok etkileyiciydi. Geldiğinde herkes onunla vedalaştı, ailesi, kızı buradaydı. Merhumu son yolculuğuna ofisinden uğurladık. Çünkü 7/24 çalışılan bir organizasyonda, çok büyük bir bağ var. Öyle kanıksanmış ki... Sonrasında kızının üniversitede bir staj yapma gerekliliği oldu. Yine merhumun eşinden bir talep geldi kızımın babasının bulunduğu yerde çalışmasını çok arzuluyorum yönünde. Böylece kendisine bir staj imkanı sağladık.” HEAŞ’ın gelişim rotası: Şeflerden üst düzey yöneticilere uzanan liderlik vizyonu Esra Önal, Sabiha Gökçen Havalimanı ekosisteminin görünmez koordinasyon lideri olarak tanımladığı HEAŞ’ın en önemli kaynaklarından birinin insan kaynağı olduğunu belirtiyor ve Leadership Runway, Leadership Horizon ve Leadership Master programları ile kurum olarak insana yatırımlarını - 2026 yılı için belirledikleri gelişim rotasını ise şöyle anlatıyor: “Öncelikle liderlerimizden başlayalım işe, şefler için Leadership Runway, -lider olarak ben olmak, ekiple beraber motive olmak, ekibi geliştirebilmek ve doğru geri bildirim verebilmek adına şeflerimizle çalışmalar yapıyoruz. Kitap okuma seanslarımız var; liderlik kitaplarını beraber okuyup bunları tartışıyoruz ve değerlendiriyoruz. En güzeli de program sonrasında şeflerimizle beraber küçük koçluk seansları yapıyoruz. Programın çıktıları, bize kattıkları, bu yolda nerdeyiz, sürekli güncelliyoruz.” Müdür düzeyindeki yöneticiler için Leadership Horizon, üst düzey yöneticiler için ise Leadership Master adında programların sürdürüldüğünü belirten Önal, üst düzey yöneticilerin ‘peer learning circle’ denilen ve daha çok takım olarak öğrenmeyi destekleyen bir program olarak inşa edildiğini belirtiyor. Çalışanların kendi başarı (ve başarısızlık) hikayelerini, güçlü alanlarını sanatla ve topluluk önünde paylaşabileceği yeni nesil bir kurumsal kültür oluşturduklarını belirten Önal, “Ekiple birlikte olmak; farklı etkinliklerde bize enerji veriyor. Örneğin sanatla bir araya gelmek. “Sahne Senin” diye bir oluşum üzerinde çalışıyoruz. Çalışanlarımızın kendi güçlü alanlarını sunabilecekleri, başarı hikayelerini veya başarısızlıklarından ne öğrendiklerini bizimle paylaşabilecekleri bir platform olacak. Önümüzdeki dönemlerde hep birlikte göreceğiz.” diyor. Kurumların en güçlü teknolojisi: "İnsan" “Bir kurumun en güçlü teknolojisi hâlâ ‘insandır’" mottosuyla işin odağında insanın olduğunu hatırlatan 20 Mayıs Dünya İnsan Kaynakları Günü, sadece bir mesleği değil - organizasyonların ruhunu taşıyan bir işlevi kutluyor: insanı anlamayı. Dünya İnsan Kaynakları Günü’nde, “Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar” ilham arşivinin üçüncü konuğu; HEAŞ - İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Otoritesi İnsan ve İş Destek Direktörü Esra Önal oldu. Havacılık gibi 7/24 yaşayan, dinamik ve çok katmanlı bir sektörde insanı merkeze almanın, bordro ve evrak yönetiminin çok ötesinde bir vizyon gerektirdiğini paylaşan Önal Sabiha Gökçen’in izinde, bu devasa ekosistemin her katmanında iz bırakan kadınlardan biri. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; “İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor” dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.