Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İran

Kapsül Haber Ajansı - İran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İran haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bayer Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bayer Türkiye’de Üst Düzey Atama

André Santiago Silva, 1 Eylül 2026 itibarıyla Bayer İlaç Türkiye ve İran Ülke Grubu Başkanı olarak atandı. André Santiago Silva, 2023 yılından bu yana Bayer Türkiye’nin İlaç bölümüne liderlik eden ve Bayer’deki başarılı kariyerinin ardından emekliye ayrılacak olan Colin Tyrer’dan görevi devralıyor. Silva, yeni görevinde Bayer’in Türkiye’deki ilaç faaliyetlerine liderlik edecek; şirketin bilim ve inovasyon odağı doğrultusunda hastalar ve sağlık ekosistemi için değer yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Bu kapsamda Bayer ekiplerinin yanı sıra sağlık mesleği mensupları, ilgili kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla yürütülen ilişkilerin ve iş birliklerinin güçlendirilmesine odaklanacak. Silva ayrıca Bayer’in İran’daki ilaç operasyonlarını da yönetecek. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Lizbon Üniversitesi’nde eczacılık alanında tamamlayan ve sağlık sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olan André Santiago Silva; Portekiz, Almanya ve Nordik ülkelerini kapsayan güçlü bir uluslararası liderlik geçmişine sahip. Silva son olarak Bayer Danimarka ve Norveç Ülke Müdürü olarak görev yaptı. Bu görevinde, organizasyona önemli bir dönüşüm sürecinde liderlik ederken sağlık ekosistemindeki güçlü iş birlikleri aracılığıyla hastaların yenilikçi tedavilere erişiminin artırılmasına katkıda bulundu. Silva, bu görevinden önce Bayer’de Global Marka Direktörü olarak çalıştı ve önemli markaların küresel stratejilerinin oluşturulmasında rol aldı. André Santiago Silva atamasına ilişkin şunları söyledi: “Bayer Türkiye’ye katıldığım ve deneyimli ekiplerimizle birlikte çalışma fırsatı bulduğum için büyük memnuniyet duyuyorum. Türkiye, güçlü bilimsel birikimi ve gelişmiş sağlık ekosistemiyle Bayer açısından önemli bir ülke. Önümüzdeki dönemde, bugüne kadar elde edilen başarıları ve oluşturulan güçlü temeli daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Sağlık mesleği mensupları, kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla uzun yıllara dayanan ilişkilerimizi ve iş birliklerimizi güçlendirerek sürdürmeye; bilim ve inovasyon odağımız doğrultusunda hastalar ve sağlık sistemi için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu süreçte Bayer Türkiye’nin köklü deneyiminden ve ekiplerimizin uzmanlığından güç alarak ülkemizde sağlık alanındaki gelişime katkı sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum.” Bayer Hakkında Bayer, sağlık ve beslenme ile ilgili yaşam bilimleri alanlarında uzmanlaşmış küresel bir şirkettir. "Herkes için Sağlık, Sıfır Açlık" misyonu doğrultusunda, artan ve yaşlanan küresel nüfus nedeniyle çağımızın önemli sorunlarına ürün ve hizmetleriyle çözüm sunmaya katkıda bulunarak insanlara ve yaşadığımız gezegene destek olmayı amaçlamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlı olan şirket, faaliyet gösterdiği alanlarda olumlu etki yaratma konusunda kararlıdır. Bayer Grup, aynı zamanda inovasyon ve büyüme yoluyla değer yaratmayı ve kâr etme gücünü artırmayı hedeflemektedir. Bayer markası tüm dünyada güveni, kaliteyi ve güvenilirliği temsil etmektedir. 2025 mali yılı itibarıyla yaklaşık 88 bin çalışana ve 45,6 milyar Avro satış cirosuna sahip olan Bayer’in Ar-Ge harcaması ise 5,8 milyar Avro düzeyindedir. Daha fazla bilgiye www.bayer.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Güreş Turnuvası’na Türk sporcular damga vurdu Haber

Uluslararası Güreş Turnuvası’na Türk sporcular damga vurdu

Türk güreşçiler turnuvaya adeta ambargo koyarken kazandıkları 27 madalya ile organizasyonda ipi göğüsledi. TURNUVAYA 24 ÜLKEDEN 433 SPORCU KATILDI Sporun her dalına sunduğu katkılarla büyük bir vizyon ortaya koyan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi dünya çapında önemli bir organizasyona daha ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Türkiye Güreş Federasyonu iş birliğinde Şehit Polis Recep Topaloğlu Spor Salonu’nda düzenlenen Hasan Gemici-Gazanfer Bilge Uluslararası Serbest ve Grekoromen Güreş Turnuvası, 24 ülkeden 433 sporcuyu ata sporumuzun ortak değerinde, Kocaeli’de buluşturdu. 3 gün boyunca kıyasıya mücadelelere sahne olan organizasyonda serbest ve grekoromen stilin seçkin sporcuları, minderde dereceye ulaşmak için tüm güçlerini ortaya koydu. 20 KATEGORİDE MÜSABAKALAR GERÇEKLEŞTİ ‘Sporun Başkenti Kocaeli’ vizyonu doğrultusunda düzenlediği Uluslararası Güreş Turnuvası ile farklı bayrakları aynı minderde buluşturan Büyükşehir Belediyesi bir kez daha uluslararası spor organizasyonlarının güçlü adreslerinden biri olduğunu gösterdi. Türk güreşinin iki büyük efsanesinin mirasını yaşatmak için gerçekleştirilen organizasyonda 57-61-65-70-74-79-86-92-97-125 kilo serbest ve 55-60-63-67-72-77-82-87-97-130 grekoromen stilde olmak üzere toplam 20 kategoride müsabakalar gerçekleştirildi. Sporcuların kıyasıya rekabete tutuştuğu dev organizasyonda Türk güreşçiler önemli başarılar elde ederek göğsümüzü kabarttı. TÜRK GÜREŞÇİLER TURNUVAYA DAMGA VURDU Minderde kıyasıya geçen karşılaşmalar, güreşseverlere heyecan dolu anlar yaşatırken, sporcular da teknik becerileri ve mücadeleci performanslarıyla turnuvaya adeta damga vurmayı başardı. Türk güreşçiler turnuvaya adeta ambargo koyarken kazandıkları 27 madalya ile organizasyonda ipi göğüsledi. İranlı güreşçiler aldıkları 12 madalya ile turnuvada en çok madalya kazanan ikinci ülke oldu. Azerbaycan ile Rusyalı sporcular 9’ar madalya ile turnuvayı bitirirken, Özbek güreşçiler 5 madalya kazanma başarısı gösterdi. KOCAELİ’YE “GÜÇLÜ BİR SPOR ŞEHRİ” ÖVGÜSÜ Uluslararası düzeyde önemli bir prestije sahip olan turnuvada; kategorilerinde dereceye giren güreşçilere madalya ve ödülleri Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali Yeşildal, Gençlik ve Spor İl Müdürü Gökhan Yavaşer ve Güreş Federasyonu yetkilileri tarafından takdim edildi. Uluslararası Güreş Turnuvası’na kusursuz bir ev sahipliği yapan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi; güçlü organizasyonu, yüksek rekabet seviyesi ve misafirperverliğiyle uluslararası spor camiasından tam not aldı. Turnuvanın sonunda memnuniyetlerini ve görüşlerini net bir şekilde belirten sporcular ve güreşseverler; Kocaeli’nin dünya standartlarında organizasyonlara ev sahipliği yapan güçlü bir spor şehri olduğunu vurguladı. GREKOROMEN 55 KİLO 1-Hossein Younes Bıjanı (İran) 2-Muhammet Emin Çakır (Türkiye) 3-Malik Gıgıev (Rusya) 3-Ömer Halis Recep (Türkiye) GREKOROMEN 60 KİLO 1-Kazım Tikence (Türkiye) 2-Sefershaev Emin Narimanovitch (Rusya) 3-Ekrem Öztürk (Türkiye) 3-Vargas Valle Augusto Nicolas Santiago (Şili) GREKOROMEN 63 KİLO 1-Kerem Kamal (Türkiye) 2-Bakytzhan Kabdyl (Kazakistan) 3-Nihat Zahid Mammadli (Azerbaycan) 4-İgor Punchenko (Rusya) GREKOROMEN 67 KİLO 1-Erzu Zakrıev (Rusya) 2-Grair Oganesıan (Rusya) 3-Mohammad Mahmoud Kamalı (İran) 3-Amirreza Mohammadreza Zakarıaeı (İran) GREKOROMEN 72 KİLO 1-İbrahim Özdemir (Türkiye) 2-Mohsen Nezhad Ahmadreza Seifollah (İran) 3-Mustafa Mehmet Şahin (Türkiye) 3-Akhmetvaleev Kamil (Rusya) GREKOROMEN 77 KİLO 1-Ruslan Nurullayev (Azerbaycan) 2-Akhmed Kaytsukov (Rusya) 3-Yunus Emre Başar (Türkiye) 4-Evgenii Baidusov (Rusya) GREKOROMEN 82 KİLO 1-Yüksel Sarıçiçek (Türkiye) 2-Sosruko Kodzokov (Brezilya) 3-Abolfazl Jahangir Rasoulı (İran) 3-Burhan Akbudak (Türkiye) GREKOROMEN 87 KİLO 1-Vazırzade Tunjay (Azerbaycan) 2-Bak Peıkarı Kamran Asadollah (İran) 3-Ali Cengiz (Türkiye) 3-Yarashevich Ihar (Belarus) GREKOROMEN 97 KİLO 1-Kiryl Makevich (Belarus) 2-Magomed Abdulaevitch Murtazaliev (Rusya) 3-İbrahim Tığcı (Türkiye) 4-Amirreza Rahman Akbari (İran) GREKOROMEN 130 KİLO 1-Pavel Hlınchuk (Belarus) 2-Sarkhan Mammadov (Azerbaycan) 3-Fatih Bozkurt (Türkiye) 3-Beka Kandelaki (Azerbaycan) SERBEST 57 KİLO 1-Bekzat Almaz Uulu (Kırgızistan) 2-Ali Mohammad Yahyapoursangtarashanı (İran) 3-Asadbek Saıdturaev (Özbekistan) 3-Muhammet Karavus (Türkiye) SERBEST 61 KİLO 1-Abdullaev Glomjon (Özbekistan) 2-Oralbek Allan (Kazakistan) 3-Emrah Ormanoğlu (Türkiye) 3-Khari Ebrahim Mahdi (İran) SERBEST 65 KİLO 1-Ruslan Asif Abdullayev (Azerbaycan) 2-Ahmet Duman (Türkiye) 3-Taiyrbek Zhumashbek Uulu (Kırgızistan) 4-Musa Aghayev (Azerbaycan) SERBEST 70 KİLO 1-Vasile Dıacon (Moldova) 2-Shakhzodbek Yarashev (Özbekistan) 3-Ramik Heybatov (Azerbaycan) 3-Ferhat Kılıç (Türkiye) SERBEST 74 KİLO 1-Jamalov Razambek Salambekovitch (Özbekistan) 2-Karampour Ali Monouchehr (Özbekistan) 3-Yasin Yeşil (Türkiye) 3-Subtırıca Gigi Marian (Romanya) SERBEST 79 KİLO 1- Murad Kuramagomedov (Macaristan) 2-Mahdi Mohammad Yousefihajivar (İran) 3-Dias Sagdatov (Kazakistan) 4-Okan Tahtacı (Türkiye) SERBEST 86 KİLO 1-Reza Aliakbar Afshar (İran) 2-Malik Shavaev (Kırgızistan) 3-Ahmet Yagan (Türkiye) 3-İsmail Küçüksolak (Türkiye) SERBEST 92 KİLO 1-Fatin Altunbaş (Türkiye) 2-Aliıev Mukhammed (Ukrayna) 3-Grosul Andrian (Moldova) 3-Süleyman Karadeniz (Türkiye) SERBEST 97 KİLO 1-Alperen Tokgöz (Türkiye) 2-Resul Güne (Türkiye) 3-İbrahim Çiftçi (Türkiye) 4-Ion Demian (Moldova) SERBEST 125 KİLO 1-Mohsen Mansour Siyar (Almanya) 2-Khetag Karsanov (Azerbaycan) 3-Doğan Uzun (Türkiye) 3-Mohammadreza Ali Reza Lotfi (İran)

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı Haber

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı

2025 yılı, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere, artan maliyetlere ve ticaretteki dalgalanmalara rağmen sektör açısından başarılı bir yıl olduğunu söyleyen Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, “Üreticilerimizin emeği, sanayicilerimizin yatırımları ve ihracatçılarımızın gayretleri sayesinde tütün sektörümüzün Türkiye geneli ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 8,4 artarak 1 milyar 60 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu dönemde başta Irak, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere toplam 112 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bu tablo, tüm zorluklara rağmen Türk tütün sektörünün dünya pazarlarındaki konumunu koruduğunu ve farklı coğrafyalarda talep görmeye devam ettiğini göstermektedir.” dedi. Yılın ilk altı aylık döneminde ihracat yüzde 4 arttı Başkan Jimi, “İhracatımızın alt kalemlerine baktığımızda, mamul sigara ihracatımızın 501 milyon dolar, yaprak tütün ihracatımızın 336 milyon dolar ve nargilelik tütün ihracatımızın ise 105 milyon dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Elde edilen bu başarı, üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan lojistik hizmet sağlayıcılarına kadar sektörümüzün tüm paydaşlarının ortak emeğinin bir sonucudur. 2026 yılına da olumlu bir başlangıç yaptık. Yılın ilk altı aylık döneminde Birliğimizin ihracatı yüzde 4 artarak geçen yılın aynı dönemine göre 472 milyon dolardan 489 milyon dolara yükseldi. Küresel ticarette belirsizliklerin ve bölgesel risklerin devam ettiği bir dönemde elde edilen bu artış, sektörümüzün sağlam yapısını ve rekabet gücünü ortaya koymaktadır.” dedi. Yerli tütün üretimindeki artış yatırımları hızlandırıyor Bu dönemde de ihracatın temel ürün gruplarını sigara, yaprak tütün ve nargilelik tütün ürünleri oluşturduğunu anlatan Selim Jimi, en fazla ihracat gerçekleştirilen ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri, Irak, Suriye, İran ve Rusya Federasyonu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye'de üretilen sigaralarda yerli tütün kullanım oranının artırılmasına yönelik önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Bu gelişme sektörümüz açısından yeni fırsatlar yarattı ve üretim altyapısına yönelik yatırımları hızlandırdı. Son yıllarda Virginia ve Burley tipi tütün üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalar sayesinde yabancı tip tütün üretimimiz 30 bin ton seviyesine ulaşırken, toplam tütün üretimimiz de 100 bin tonun üzerine çıktı. Bu gelişme hem iç piyasadaki talebin yerli üretimle karşılanmasına katkı sağlamakta hem de sektörümüzün ürün çeşitliliğini artırmaktadır.” Hedef; kalite, katma değer ve genç üreticiler Başkan Jimi, önümüzdeki dönemde odaklanacakları üç temel konuyu şöyle sıraladı; “Ürün kalitesini uluslararası pazarlardaki beklentilerin üzerine taşımak, katma değeri yüksek ürünlerin ihracattaki payını artırmak, genç üreticileri modern ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla sektöre kazandırmak.” dedi. Sürdürülebilirlik çalışmalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine değinen Selim Jimi, “Zirai ilaç ambalaj atıklarının toplanmasından üreticilerimizin çalışma koşullarının iyileştirilmesine kadar birçok alanda projeler yürütüyoruz. 2025 yılını ve 2026 yılının ilk yarısını sektörümüz açısından başarılı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Yılın geri kalanında da bu olumlu performansın devam edeceğine, sektörümüzün ülkemize daha fazla döviz kazandırmaya, yatırım yapmaya ve istihdam sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Emlak Piyasasında ‘Barış’ Dopingi! Haber

Dubai Emlak Piyasasında ‘Barış’ Dopingi!

ABD ile İran arasında gerginliği bitiren resmi imzaların atılması, Orta Doğu’daki ekonomik dengeleri de değiştirmeye başladı. Bölgede son aylarda yaşanan çatışmalara ve savaş korkusuna rağmen Dubai emlak piyasasına olan ilgi hiç azalmamış, şehir gücünü korumuştu. Güvenlik korkularının yerini huzura bırakmasıyla birlikte, bölgedeki konut ve iş yeri satışlarının önümüzdeki günlerde daha da hızlanacağı bekleniyor. 'Her zaman güvenli liman' Bölgedeki gelişmeler hakkında bilgi veren Parcel Estates’in CEO’su Özden Çimen, Dubai’nin kriz dönemlerinde bile dünyadaki yerini koruduğunu, barış ortamının ise bu gücü katlayacağını belirterek "Para her zaman huzurlu ve kuralları net olan yerlere gider. Bölgede bir süredir devam eden çatışmalara rağmen Dubai’ye olan yabancı yatırımcı ilgisi zaten hiç azalmamış, pazar gücünü korumuştu. Ancak bu gerginlik bazı alıcılar üzerinde 'bekleyelim, önümüzü görelim' havası yaratıyordu. Şimdi atılan bu imzalarla korkular tamamen bitti. Dubai’ye olan güven pekiştiği için, bekleyen yatırımcılar da harekete geçecek ve uzun vadeli konut yatırımları çok daha büyük bir hızla artacaktır" dedi. 'Türkler için en güçlü rota' Türk yatırımcıların yurt dışından ev alırken en çok Dubai’yi tercih ettiğini hatırlatan Çimen, "Kira getirisinin yüksek olması ve işlemlerin çok hızlı bitmesi, insanları zaten buraya çekiyordu. Bölgedeki barış havası bu ilgiyi iyice artırdı. Ev alma ve kiraya verme süreçlerinin tamamen internet üzerinden, şeffaf bir şekilde yapılması büyük bir kolaylık. Yeni dönemde özellikle lüks evlere, büyük villa projelerine olan talebin çok daha düzenli şekilde artmasını bekliyoruz" diye konuştu. Yüzde 364’lük artış Dubai’de son dönemde Türk vatandaşlarının arsa yatırımlarındaki artışa dikkat çeken Çimen, "2024 yılında, Türk yatırımcılar tarafından Dubai’de satın alınan arsaların toplam değeri 22 milyar dolar olarak kaydedilirken; bu rakam, 2020 yılına kıyasla çarpıcı bir şekilde yüzde 364’lük bir artışa işaret ediyordu" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcılar Yılın İlk Yarısında Güvenli Liman Arayışına Yöneldi Haber

Yatırımcılar Yılın İlk Yarısında Güvenli Liman Arayışına Yöneldi

2026 yılının ilk beş ayı, küresel finans piyasalarında belirsizliklerin ve risk algısının belirgin şekilde yükseldiği bir dönem olarak geride kaldı. Yılın başından itibaren küresel ekonomide büyüme görünümüne ilişkin soru işaretleri devam ederken, özellikle Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler ve İran eksenli jeopolitik gerilimler piyasalarda yön belirleyici unsurlar arasında yer aldı. Bölgedeki tansiyonun zaman zaman yükselmesi, enerji arzına yönelik endişeleri artırırken petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden oldu. Bu durum, enflasyon beklentilerinin yeniden gündeme gelmesine ve yatırımcıların risk iştahında azalmaya yol açtı. Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra ABD Merkez Bankası'nda yaşanan yönetim değişimi ve Fed'in yeni dönemde izleyeceği politika da küresel piyasalarda yakından takip edildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAFEbit CEO'su Emrah Aktaş, yatırımcıların yılın ilk yarısında güvenlik ve likiditeyi ön planda tuttuğunu belirtti. “2026'nın ilk yarısına baktığımızda piyasalarda fiyatlamaları yönlendiren en önemli unsurun jeopolitik gelişmeler olduğunu görüyoruz. Özellikle İran çevresinde yaşanan gerilimler, enerji fiyatlarından altına, hisse senetlerinden kripto paralara kadar hemen her varlık sınıfında etkisini hissettirdi. Belirsizliğin arttığı dönemlerde yatırımcıların ilk tercihi yine güvenli limanlar oldu ve altın bu süreçte güçlü bir performans sergiledi. Savaşın etkisiyle tarihi seviyelere yaklaşan altın fiyatlarında daha sonra kâr satışları ve risklerin kısmen azalmasına bağlı olarak geri çekilmeler gördük. Böylece yılbaşından bu yana elde edilen getirinin önemli bir bölümü silinmiş oldu. Bunun temel nedeni yalnızca jeopolitik riskler değil. Aynı zamanda küresel ekonomide büyümeye ilişkin soru işaretleri ve merkez bankalarının gelecekte nasıl bir politika izleyeceğine yönelik beklentiler de yatırımcıları koruma amaçlı pozisyon almaya yöneltti.” Piyasalar Kevin Warsh döneminin ilk sinyallerini izliyor Yılın ilk yarısında yatırımcıların yakından takip ettiği başlıklardan birinin de ABD Merkez Bankası'ndaki yönetim değişimi olduğunu ifade eden Aktaş, para politikalarına ilişkin beklentilerin piyasalarda yön tayin etmeye devam ettiğini söyledi. “Fed'de Kevin Warsh döneminin başlamasıyla birlikte piyasalar yeni dönemde para politikasının nasıl şekilleneceğini anlamaya çalışıyor. Küresel sermaye akışlarının yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri hâlâ ABD faiz politikası. Warsh'ın enflasyonla mücadele konusunda kararlı olmakla birlikte ekonomik büyümeyi destekleyen bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceği yatırımcılar tarafından dikkatle izleniyor. Çünkü Fed'in atacağı her adım yalnızca hisse senedi piyasalarını değil, emtia ve kripto para piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle faiz indirimlerine yönelik beklentilerin güçlenmesi ve daha güvercin bir para politikası görünümünün oluşması durumunda riskli varlıklara yönelik talebin yeniden artabileceğini düşünüyoruz.” Yılın ikinci yarısında risk iştahı yeniden yükselebilir Hazira ayıyla birlikte yılın ilk yarısının son ayına girildiğini hatırlatan Aktaş, önümüzdeki dönemde piyasalarda dalgalı görünümün sürebileceğini belirtti. “Yılın ikinci yarısına yaklaşırken yatırımcıların dikkatle izlemesi gereken üç temel başlık bulunuyor. Bunlar jeopolitik gelişmeler, Fed'in para politikası ve küresel ekonomik büyüme verileri olacak. Özellikle Orta Doğu'daki gelişmelerin seyri, enerji piyasaları üzerinden tüm finansal varlıkları etkileme potansiyeline sahip. Kripto para piyasaları açısından baktığımızda ise uzun vadeli hikâyenin güçlü kalmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Eğer yılın geri kalanında jeopolitik tansiyonun düşmesi ve daha kalıcı bir barış ortamının oluşması mümkün olursa, küresel piyasalarda risk iştahı yeniden güçlenebilir. Buna ek olarak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın daha güvercin bir para politikası yaklaşımı benimsemesi halinde, Bitcoin başta olmak üzere dijital varlıkların bu ortamdan olumlu etkilenebileceğini düşünüyoruz. Ancak kısa vadede küresel belirsizliklerin oluşturduğu volatilite yatırımcıları zaman zaman zorlamaya devam edebilir. Sonuç olarak, 2026'nın ilk yarısı yatırımcıların risk yönetimine her zamankinden daha fazla önem verdiği bir dönem olarak kayıtlara geçti. Yılın ikinci yarısında da piyasaların yönünü büyük ölçüde jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarının atacağı adımlar belirleyecek gibi görünüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi    Haber

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi  

T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvede genel hatlarıyla e-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçler, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları geniş bir perspektifle ele alındı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik” Zirvenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “E-ticaret, giderek artan yeni ticaret yöntemi, toplam ticaretin yüzde 20'sini oluşturuyor ve 3 trilyon doların 2024 hesaplamalarıyla bir hacme sahip. Lojistik sektörü de olmazsa olmaz sektörlerimizde önde gelen büyük bir sektör. E-ticaret de o tarihlerde toplam ticaretin içinde yüzde 4,5-5'lik bir paya sahipken, 2019 itibarıyla, toplam ticarette yüzde 20'lik bir paya 3-4 sene gibi kısa bir sürede ulaşmış oldu. Bugün Türkiye için gerek mal ticareti gerekse hizmetler ticareti ekonomimizde büyük bir yer tutuyor. Mal ihracatımız geçen yıl 255,5 milyar dolardı, buna karşılık aynı şekilde mal ithalatımız 365 milyar dolardı. Hizmet ihracatımız 122,5 milyar dolardı. Hizmet ithalatımız da yaklaşık 60 milyar dolar ve bunların toplamı 820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik. Ve geçen yıl milli gelirimiz 1,1 trilyon dolara yükseldi. Milli gelirimizin yarısından fazlası mal ve hizmet ihracat ve ithalat ticareti kadar bir hacim oluşturuyordu” dedi. “İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca” Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesinde, İsrail'in soykırım ve katliamlarına karşı Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Lübnan'ın haklarının savunulması ve oradaki masumların korunması çabalarında Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiğini söyleyen Bakan Bolat, “En son İran'la ABD ve İsrail arasındaki çatışmalarda; Türkiye, Pakistan ve Mısır birlikte arabuluculuk noktasında Amerika ve İran arasında mekik dokundu. Ve bu anlamda şimdilik iki gün boyunca bir ateşkes süreci, biraz kırılgan da olsa devam ediyor. Bunun ekonomiye yansımaları da şu şekilde: Körfez, özellikle Hürmüz Boğazı dünyada enerji kaynakları açısından zengin bir bölge. Petrolün yüzde 38'inin, doğal gazın yüzde 20'sinin, gübrenin yüzde 30'unun geçtiği bir bölge. İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca ciddi bir tabii volatilite, yani piyasalar allak bullak oldu. Enerji fiyatları, petrokimya fiyatları, gübre fiyatlarında artışlar oldu bütün dünyada. Ama bizde Allah’a şükür arz tedariki diye bir sorun yok. Depolarımız doluydu. Ve biz vatandaşımızın, sanayilerimizin, ekonomimizin bunlardan etkilenmemesini sağladık.” diye konuştu. “15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar” Bakan Bolat, “Körfez savaşı, lojistiğin ne kadar önemli olduğunu Covid 19’dan sonra bize bir kez daha hatırlattı. Bu güzel coğrafya, Avrasya’nın merkez ülkesi, adeta bir kavşak köprü geçiş noktası olan Türkiye'nin önemi bir kez daha ortaya koyuldu. Gerek doğudan batıya orta koridor, Zengezur koridoru, gerek Körfez Basra'dan yukarıya Irak üzerinden kalkınma yolu koridoru, gerek özellikle Habur-Irak üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez'e ulaşan rota, gerekse Türkiye’den Hatay, Suriye, Ürdün üzerinden Arabistan’a ve Körfez ülkelerine ulaşan karayolu koridorlarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bu vesileyle Suudi Arabistan’la da ilişkilerimiz mükemmel düzeyde ve 10 yıldır bir transit vize konusu vardı, o da dün itibariyle işlerlik kazanarak Türk Tır şoförlerinin Körfez'de transit Suudi vizesi alarak seyahat etmeleri de mümkün hale geldi. Ümit ediyoruz ki komşu ve kardeş ülkelerdeki bu fiziki yıkım ve insani kayıplar noktasında savaşın bir an önce durması. Ama barış şartları oluşsa bile bu 45 günlük savaşın ekonomilerde meydana getirdiği tahribatı gidermek o kadar kolay olmayacak. Çünkü burada gerek fiyat artışları konusu gerekse enerji kaynakları hasar aldı bir miktar. Kiminde LNG kaynakları, kiminde petrol kaynakları, kiminde alüminyum tesisi, kiminde gübre tesisi. Arz tedariki anlamında şartların yerine gelmesi yine biraz zaman alacak. Ve ümit ederiz ki bu 15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar. Dünyanın daha fazla kavgaya değil, barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya ve refah artışına ihtiyacı var bu anlamda” dedi. “Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte’ Bakan Bolat, “Hizmetler sektörümüz bizim övündüğümüz güzide bir sektörümüz. Bunlardan lojistik sektör, 122,5 milyar dolar ihracat gelirinin 42,5 milyar dolarını hizmetler sektörü yaptı. Özellikle ihracatımızın yüzde 43’ünü oluşturan Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte. Burada da ulaştırma kotaları büyük önem taşımakta, geçiş kotaları çok çok önem taşıyor. Bizim hizmetler sektörünü çok sevmemizin bir diğer nedeni de yaklaşık 63-64 milyar dolar fazla sağlıyoruz ve bu fazla sayesinde mal ticaretindeki, geçen sene 92 milyar dolar açığımız vardı, bunların kapatılarak cari işlemler açığının makul düzeyde olmasını sağladık. 2024'te 13 milyar dolar; 2025'te de 29,5 milyar dolardı bu anlamda. Lojistik sektörü 115 milyar dolar toplam milli geliriyle bizim 1,1 trilyon dolarlık milli gelirimiz içinde de çok önemli bir pay oluşturuyor ve tabii ki istihdama çok büyük katkı yapıyor” dedi. ‘Toplam e-ticaretin yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta’ Bakan Bolat, “E-ticaret parlayan bir sektörümüz. Batıdaki ABD tarafındaki büyük gruplar, doğuda Çin merkezli büyük grupların olduğu bir ortamda tam merkezde ortada da Türkiye’de hızla gelişen ve dünyadaki birçok büyük grupların, yatırımcıların dikkatini çeken başarılı e-ticaret firmalarımız var. Burada dediğim gibi 3 trilyondu geçen yılki rakam ve toplam ticaretin yüzde 20’siydi. Bu toplam e-ticaretin de yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta” dedi. İEAD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin: “Artan korumacılık ve ticaret savaşları doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları olarak değerlendirilebilir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dünyanın en büyük on ekonomisinin neredeyse tamamının okyanus ülkeleri olduğunu belirtti. Bilgin, "Bu tablo, günümüz dünyasında bir ülkenin sadece iç pazarı için üretim yaparak büyük ekonomi olamayacağını açıkça gösteriyor” dedi. 1960 ve 1970’li yılların kalkınma modelinde kendi kendine yeterlilik modelinin ön planda olduğunu hatırlatan Bilgin, “1980'lerden sonra hızlanan küreselleşme sürecinde ihracata dayalı kalkınma, büyüme modellerinin popüler hale geldiğini görüyoruz. Çin'in Aralık 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olmasıyla bu ihracata dayalı kalkınma ve büyüme modelleri adeta başka bir safhaya geçmiştir. Çin'in liderliğinde Asya ülkelerinin öncülüğünde şekil bulan başka pazarlar için üretim yapma modeli 21. yüzyılı adeta egemen iktisadi kalkınma, iktisadi büyüme modeli haline gelmiştir. Son yıllarda şahit olduğumuz artan korumacılık ve ticaret savaşları aslında doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları veya batı dünyasının bu modele gösterdiği refleksler olarak değerlendirilebilir” dedi. İzmir İktisat Kongresi’nin yüzüncü yılında ana temanın Türkiye’nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme hedefi olduğunu hatırlatan Bilgin, bu hedefe ulaşmanın yalnızca yatırım ve üretimle mümkün olmadığını söyledi. Bilgin, “Büyük ekonomi olmanın yolu yatırım ve üretim yanında üretiğinizi dış pazarlara satmaktan yani ihracattan geçiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesi için yatırım ve üretim yanında ürettiklerini ihraç etmesi de gerekiyor. Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesinin yolu katma değerli, inovatif üretimin ihraç edilmesinden geçiyor. Yani savunma sanayi gibi birkaç sektörde selektif bir şekilde destekleyeceğiz, tespit edeceğiz, destekleyeceğiz ve o ürünleri üretip ihraç ederek Güney Kore'nin kırk yıl önce yaptığını yaparak dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girebiliriz” diye konuştu. E-ticaret sektöründeki gelişmelere de değinen Bilgin, “Teknolojideki gelişmelerin hızlandırdığı Covid-19 pandemisi döneminde değişen tüketim alışkanlıklarının adeta tetikleyici bir rol oynadığı e-ticaret günümüzde gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez bir konsolu haline gelmiştir. Yapay zekâ teknolojilerinin e-ticareti başka evrelere geçileceğini de tahmin ediyoruz.” İfadelerini kullandı. Orta Doğu'daki savaşın bizlere lojistiğin ne denli önemli olduğunu gösterdiğini ifade eden Bilgin, “Lojistik ve tedarik günümüzde en az yatırım ve üretim kadar önemlidir. Hatta bana sorarsanız onlardan da daha öndedir. Zira yatırım yaptınız, üretim yaptınız. Eğer ürettiğiniz ürünü pazarına götüremiyorsanız, tüketicisine ulaştıramıyorsanız bu yatırım ve üretimin bir anlamı olmaz. Gerek e-ticaret alanında gerekse konvansiyon e-ticaretin depolanması ve lojistiği anlamında transit ticaret alanı da Türkiye'nin önünde önümüzdeki yıllarda büyük fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi. DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener: “Artık lojistik; algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor” Zirvenin konuşmacıları arasında yer alan DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, dünyanın değişmesiyle birlikte ticaretin kurallarının yeniden yazıldığına dikkat çekti. Şener, “Bu yeni düzende kazananlar; en büyükler ya da en hızlılar değil, en akıllı olanlar olacak. Bugünün ve geleceğin rekabetçi aklı yapay zekâ olacaktır” dedi. E-ticaretin küresel ekonomideki rolüne de değinen Şener, e-ticaretin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Bir ürünün değeri müşteriye ulaştığı hız kadardır, bir markanın gücü teslimat performansıyla ölçülür. Ve bir ülkenin rekabet gücü, lojistik kabiliyetiyle belirlenir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin stratejik konumuna da dikkat çeken Şener, ülkemizin lojistik alandaki avantajlarına işaret ederek, “Biz, kıtaları birbirine bağlayan bir lojistik omurga konumundayız. 4 saatlik uçuş mesafesinde milyarlarca insana erişebilen, dev pazarlara kapı açan bir güçten bahsediyoruz. Ama bugün avantaj sadece coğrafya değil; veriyi en iyi kullanan, en hızlı öğrenen ve en akıllı karar verenler öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Lojistik sektöründe yapay zekâ dönüşümünün altını çizen Şener, süreçlerin köklü bir değişimden geçtiğini belirterek, “Artık lojistik; kamyonların, gemilerin, uçakların değil algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor. Depolar artık düşünmeden çalışmıyor, rotalar anlık optimize ediliyor, talep önceden öngörülüyor” dedi. UND Başkanı Şerafettin Aras: "Teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayan yapılarda olmalıyız” Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, zirvede yaptığı konuşmada, ‘Yapay Zekâ Çağında Ticaret ve Lojistik' gibi son derece kritik bir başlık altında bir araya gelmiş olmamız, küresel ticaretin ve lojistiğin nasıl köklü bir dönüşüm içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Aras, sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik sektörü sadece bir taşıma faaliyeti değildir; hızın, verimin ve teknolojinin yön verdiği stratejik bir alandır. E-ticaretin son yıllarda gösterdiği büyüme, lojistik sektörünü baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Tüketici; hız, şeffaflık ve kusursuz bir teslimat deneyimi talep ediyor. Bu beklenti bizleri daha akıllı, daha entegre ve daha çevik sistemler kurmaya yönlendiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Geleceğin lojistik sektörünün hızın yanı sıra krizlere karşı hazırlıklı, esnek ve öngörülü olmak zorunda olduğunu söyleyen Aras, “Lojistik sektörü olarak veriyi, teknolojiyi ve insan kaynağını bir araya getirerek geleceği tasarlayan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Bu noktada kamu tarafına düşen en önemli görev; öngörülebilir, hızlı ve dijitalleşmeyi teşvik eden bir regülasyon ortamı oluşturmaktır. Veri paylaşımını kolaylaştıran altyapıların kurulması ve yapay zekâ yatırımlarını destekleyen teşvik mekanizmaları bu sürecin temelini oluşturuyor. Sivil toplum kuruluşları olarak, üyelerimizin bu yeni teknolojileri anlaması ve uygulayabilmesi için rehberlik etmeyi öncelikli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Özel sektörün ise dijitalleşmeyi bir seçenekten öte, büyüme için zorunluluk olarak görmesi lazım. Şirketlerimizin yapay zekâyı öğrenmesi, doğru alanlarda kullanması ve insan kaynağını bu dönüşüme hazırlaması gerekiyor. Çünkü gelecekte güçlü olanlar sadece büyük olanlar değil; teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayanlar olacaktır” ifadelerini kullandı. Zirve, “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği”, “E-Ticaretin Lojistiğine Yönelik Kamu Destekleri ve Finansman”, “İlham Veren Başarı Öyküleri” oturumlarıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor Haber

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor

Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, özellikle hızlı vatandaşlık ve Avrupa oturum programlarına yönelimin arttığını belirterek Letonya Altın Vizesi’nin öne çıkan seçeneklerden biri haline geldiğini söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle birlikte Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilemeye başladı. Bölgedeki güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte Dubai’de yaşayan ve yatırım yapan yabancı yatırımcıların bir kısmı alternatif ülkelere yönelirken, bölgede kalmaya devam edenler ise ikinci bir plan oluşturma arayışına girdi. Bu süreçte hızlı vatandaşlık programları ve Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa seçenekleri yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Küresel yatırım hareketlerindeki değişimi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların risk yönetimi odaklı hareket etmeye başladığını söyledi. “Dubai’den çıkış var, kalanlar B planı arıyor” Alamarioğlu, bölgedeki son gelişmelerin yatırımcı psikolojisini değiştirdiğini belirterek, “Son dönemde Dubai’den ayrılan yatırımcı sayısında artış gözlemliyoruz. Bölgede kalmaya devam eden yatırımcılar ise alternatif planlarını hızla devreye almak istiyor. Artık yatırımcılar yalnızca getiriye değil, güvenliğe ve öngörülebilirliğe odaklanıyor” dedi. Hızlı pasaport ve Avrupa oturumu öne çıktı Yatırımcıların yeni dönemde iki ana çözüm aradığını ifade eden Alamarioğlu, şunları söyledi: “Birinci grup hızlı vatandaşlık programlarına yöneliyor. Özellikle Karayipler’de 4-6 ay gibi kısa sürede sonuçlanan programlar ciddi talep görüyor. İkinci grup ise Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa programlarına odaklanıyor. Bu da hem güvenli bir yaşam alanı hem de Schengen erişimi sağladığı için tercih ediliyor.” Letonya Altın Vizesi öne çıkan seçeneklerden biri Avrupa’da yatırımcıların dikkatini çeken programlardan birinin de Letonya olduğunu belirten Alamarioğlu, düşük yatırım eşiği ve esnek yapının talebi artırdığını söyledi.Alamarioğlu, “Letonya Altın Vizesi, Türk yatırımcılar için Avrupa’ya erişimin en akıllı ve verimli yollarından biri haline geldi. 50 bin eurodan başlayan yatırım seçenekleriyle AB oturum hakkı sunuyor. Bu, Avrupa’da yatırım yapmak isteyen ancak daha düşük bütçeyle hareket etmek isteyen yatırımcılar için önemli bir avantaj” dedi. “Schengen erişimi ve esneklik talebi artırıyor” Programın sunduğu avantajlara değinen Alamarioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Letonya oturum izni ile Schengen bölgesinde serbest dolaşım mümkün. Ayrıca programda düşük fiziksel bulunma şartı olması, yatırımcıların Türkiye’deki işlerini bırakmadan Avrupa’da oturum elde etmesini sağlıyor. Aile bireylerinin de tek dosya üzerinden programa dahil edilebilmesi önemli bir avantaj.” “Yatırımcı artık alternatiflerini çeşitlendiriyor” Yatırımcı davranışlarında kalıcı bir değişim yaşandığını vurgulayan Alamarioğlu, “Bugün yatırımcılar tek bir ülkeye bağlı kalmak istemiyor. Portföy çeşitlendirmesi, farklı coğrafyalarda varlık bulundurma ve alternatif oturum hakları oluşturma öncelik haline geldi. Bu nedenle Avrupa’daki oturum programlarına olan talep daha yapısal bir şekilde büyüyor” diye konuştu. Türkiye’de Letonya başvurularında güçlü konum Level Immigration & Properties’in www.levelimmigration.com Letonya programında Türkiye’de önemli bir paya sahip olduğunu belirten Alamarioğlu, “Türkiye’de yapılan Letonya Altın Vize başvurularının yaklaşık yarısı şirketimiz aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu da hem deneyimimizi hem de yatırımcı güvenini gösteriyor” dedi. “Avrupa planı artık lüks değil ihtiyaç” Alamarioğlu, mevcut küresel tabloda yatırımcıların bakış açısının netleştiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:“Bugün küresel hareketlilik ve güçlü bir B planı artık lüks değil, bir gereklilik. Jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde yatırımcılar için Avrupa’da bir oturum hakkı elde etmek, hem yaşam hem de finansal güvenlik açısından stratejik bir adım haline geldi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Darülaceze’de Vefa Buluşması Haber

Darülaceze’de Vefa Buluşması

Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam’ın ev sahipliğindeki iftar programına, Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Bilal Erdoğan, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. SPOR DÜNYASININ RAKİPLERİ BULUŞTU Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve Trabzonspor Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya ve Kasımpaşa Spor Kulübü Başkanı Davut Dişli’nin yanı sıra; Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Milli Okçu Mete Gazoz, Milli Voleybolcu Zehra Güneş, Milli Güreşçi Rıza Kayaalp ile çok sayıda milli sporcu da bu anlamlı buluşmaya iştirak etti. SANAT CAMİASI BİR ARAYA GELDİ Ahmet Özhan, Hülya Avşar, Sinan Akçıl, Burak Kut, Serkan Çağrı, Resul Dindar ve Uğur Işılak programda sanat camiasını temsil eden isimlerden oldu. ÜNLÜ OYUNCULAR DARÜZACEZE’DE Sinema ve dizi oyuncuları Özgür Ozan, Ebru Cündübeyoğlu, Görkem Sevindik, Serkan Çayoğlu, Taner Ölmez, Burç Kümbetlioğlu, Ceren Benderlioğlu, Aleyna Solaker, Kenan Çoban, Merve Üçer, Yıldıray Şahinler, Erdem Şanlı, Ava Yaman, Zeynep Atılgan, Erdem Şanlı, Gürkan Uygun ile minik oyuncu Kuzey Gezer de iftarın konukları arasındaydı. ŞEFLER DE GELDİ Acun Medya Yönetim Kurulu Başkanı Acun Ilıcalı ile TV8’in heyecan dolu yemek yarışması MasterChef’in ünlü şefleri Danilo Zanna ve Mehmet Yalçınkaya programda yerini aldı. Ayrıca sosyal medyada hatırı sayılır takipçi sayılarıyla ön plana çıkan çok sayıda dijital içerik üreticisi de iftara katılım gösterdi. VEFA VE MERHAMET Darülaceze Başkanlığı Okmeydanı Yerleşkesi’nde gerçekleşen program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua ile başladı. Farklı toplumsal kesimlerin buluşmasına sahne olan iftar; vefa ve merhamet duygularının güçlü bir şekilde hissedildiği anlamlı bir akşama dönüştü. SUNUCULUĞU PELİN ÇİFT YAPTI Sunuculuğunu gazeteci ve televizyon programcısı Pelin Çift’in üstlendiği etkinlikte ilk olarak Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam bir konuşma yaparak davetlilere katılımlarından dolayı teşekkür etti. PAYLAŞMA VE ŞÜKÜR Daha sonra kürsüye gelen Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Erdoğan, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet süreci değil aynı zamanda insanın kendisi, çevresi ve toplumla kurduğu bağları yeniden hatırladığı bir dönem olduğunu ifade etti. Erdoğan, günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman fark edilemeyen paylaşma, şükür ve dayanışma duygularının Ramazan ayında daha görünür hale geldiğini belirterek özellikle Darülaceze gibi kurumların bu değerlerin en güçlü şekilde hissedildiği yerler olduğunu dile getirdi. HAYRET VE GIPTAYLA Müslüman bir ülkede doğup büyüyen insanlar olarak Ramazan'ın hakkını bazen veremediklerini kaydeden Erdoğan, “Hani demişler ya eskiler; ‘O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler.’ Yani o balıklar ne kadar engin bir denizde olduklarını fark etmeden yaşarlar. Yurt dışında yaşadığım dönemde Ramazan'da herkesin birbirine yardım ettiğini, ihtiyaç sahiplerine ulaştığını yabancılara anlattığımız zaman, hayretle ama aynı zamanda gıptayla hep mukabele ettiklerine şahitlik etmişimdir.” dedi. GÜZEL ŞENLENDİRDİK Erdoğan, bir kasidede “Şu mübarek, iki ay olsa bari” denildiğini anımsatarak “Gerçekten bu güzel ayı, bu sene memleketimizde belki uzun yıllardır olmadığı kadar güzel karşıladık. Okullarımızda, sokaklarımızda, mahallelerimizde güzel süslemelerle Ramazan'ı eskilerin tabiriyle çok güzel şenlendirdik. Ve bu nesiller arası aktarım için de güzel bir vesile oldu. Bu bakımdan eskiden bizim çocukluğumuzda hep büyükler derdi ki; ‘Nerede o eski Ramazanlar?’ Galiba bu Ramazan'da onu çok duymadık. Onun için de ayrıca mutluyum.” diye konuştu. İSTİKRAR ADASI İran’da yaşanan savaşa işaret eden Erdoğan, “Ülkemiz, maalesef 50 yıldır bölgesindeki bu istikrarsızlıklarla imtihan oluyor. 70'lerde de bir petrol krizi olmuştu. 80'lerde İran-Irak Savaşı oldu. 90'larda Amerika Körfez'e girdi. 2000'lerde yine Irak'ta sıkıntılar. Suriye'de iç savaş yaşandı. Hepsinde etkilendik, etkileniyoruz. Kuzeyimizde Ukrayna-Rusya Savaşı yine etkilendik, etkileniyoruz. Ama şu dersi çıkarıyoruz inşallah toplum olarak biz bu bölgede bir istikrar adası olarak kalmaya devam ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı. KENETLENMELİYİZ Erdoğan, Türkiye’nin bölgesine nizam vermekle ilgili de bir sorumluluğu olduğunun altını çizerek “Yani bize ne Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Gürcistan'dan, Ermenistan'dan, Azerbaycan'dan, Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan deme lüksümüz kesinlikle yok. Kudretimizle, merhametimizle bütün bu bölge ülkelerinin selameti için Türkiye'nin çalışması, daha güçlü olması, kenetlenmesi ve birliğini daha da güçlendirmesi lazım.” ifadelerini kullandı. MERHAMETİ BU TOPRAKLARDA YEŞERTELİM Küresel ölçekte merhamet ve adalet duygusunun zayıfladığını kaydeden Erdoğan, “Gerçekten insanoğlu eskisi kadar birbirini sevmiyor. İnsanoğlu eskisine göre çok daha gaddar, çok daha az merhamet sahibi. Dünyanın böyle bir geleceğe yürüdüğü bu düzlemde bu milletin yaşatmaya devam etmeyi başardığı bu merhamet duygusunu bizim yaşatmaya ihtiyacımız var. Biz bunu bu topraklardan yeniden yeşertebiliriz.” dedi. TİCARET BAKANIYLA GÖRÜŞTÜRDÜ Vera Ezgileri müzik grubunun kısa bir dinleti sunduğu programın ardından davetliler, Darülaceze sakinleri ile bir araya gelerek sohbet etti. Sohbet sırasında Darülaceze sakinlerinden Nedim Fuzuli Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la görüşmek istediğini ifade etti. Bunun üzerine AK Parti Bursa Milletvekili Varank, Bakan Bolat’ı telefonla arayarak iki ismi görüştürdü. Bakan Bolat'ın, Nedim Fuzuli Şimşek’in Darülaceze’de kalmasına yardımcı olduğu öğrenildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.