Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Birliği

Kapsül Haber Ajansı - İş Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Önümüzdeki Yüzyılı Türk Dünyası Yüzyılı Yapacağız” Haber

“Önümüzdeki Yüzyılı Türk Dünyası Yüzyılı Yapacağız”

TÜRK DÜNYASI GENÇLİK BULUŞMASI’NDA İKİNCİ GÜN AK Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanlığı’nın koordinasyonunda; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘Ortak Miras, Tek Yürek’ mottosuyla organize edilen ‘Türk Dünyası Gençlik Buluşması’nda ikinci gün etkinlikleri Başiskele The Sign Otel’de gerçekleştirildi. Gençlik Buluşması’nın ikinci gün programına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus, Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, ilçe başkanları, akademisyenler, büyükelçiler, dijital medya temsilcileri ve Türk Dünyası’ndan davetli 400 öğrenci katılım sağladı. “TÜRK DÜNYASI İLE ÇOK GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİMİZ SÖZ KONUSU” Programın açılışında konuşan Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, “Bugün Türkiye’nin güzide şehri Kocaeli’de sadece Türk devletlerimizden değil Gagavuzya’dan, Irak’tan, Suriye’den, Tebriz’den kardeşlerimiz var. Bizi ufuk çizgisinde buluşturan mesele, Türk Dünyası’nın her alanda işbirliği hedefidir. 30’dan fazla başlıkta şu an çok güçlü işbirliğimiz söz konusu. Türkiye’nin sadece beş yılda 7 kardeş Türk devletimizle dış ticareti 115 milyar dolara ulaştı. Geçtiğimiz yıl bu rakam 26 milyar dolardı. Bu elbette bizim için nihai hedef değildir. Çünkü dış ticaretimizin yaklaşık yüzde 4,5’ine tekabül etmektedir. Hedefimiz bütün Türk devletlerimizin ayrı ayrı dış ticaretlerinin yüzde 10’luk pastasına doğru ilerleyecek bir hedefe yönelmek ve bunu gerçekleştirmektir. “TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ BUGÜNE KOLAY GELMEDİ” Turan idealinin açılış kapısı Türkiye-Azerbaycan kardeşliğidir, dostluğudur, işbirliğidir. Bu ilişkiler bugüne kolay gelmedi. Son dönemde iki kardeş ülkemizin ilişkilerine yönelik bir takım maksatlı paylaşım ve girişimlerin olduğunu üzüntüyle takip ediyoruz. Biz birbirimizi eleştirebiliriz, eksiklerimizi söyleyebiliriz ancak bir millet iki devlet şiarımızın ve bizi bir araya getiren bu büyük ülkünün üzerinde hiçbir şey olamaz. Şu an Cumhurbaşkanlarımız en yüksek seviyede irtibat halindedir. 29-30 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceğimiz Türk Devletleri Devlet Başkanları Zirvesi’nde çok önemli kararlara imza atacağız. Ülkelerde pasaportların yerine kimliklerimizle dolaşabilmek için taşları döşemeye çalışıyoruz. Adım adım çok daha yüksek bir işbirliğine hep birlikte ilerleyeceğiz. “HEP BİRLİKTE TÜRK DÜNYASI YÜZYILI YAPACAĞIZ” Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev’in Ortak Koridor ile ilgili yaptığı açıklama hakikaten bize yeni bir ufuk açmıştır. Sayın Tokayev, Zengezur koridoru olarak bilinen ve açılması için büyük gayret ettiğimiz Nahçıvan‘la Azerbaycan arasındaki 44 kilometrelik hattın demir yolu ve ulaşım ağlarıyla Ortak Koridor’a bağlanması için gerekli çalışmaların yürütülmesini teklif etti. Bu teklif Hazar’ın kıyısında stratejik bir kalkandan geliyor. Biz şimdi Anadolu’da Hazar’ın kıyısındaki bir başka devletle bu büyük pastanın ticaret koridorlarının birbiriyle bütünleşmesi için uğraşıyoruz. Dolayısıyla kimsenin bunu durdurmasına izin vermeyeceğiz. Biz bir olduğumuzda beraber olduğumuzda önümüzdeki yüzyılı hep birlikte Türk Dünyası yüzyılı yapacağımıza yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı. PROGRAM PANEL OTURUMLARIYLA DEVAM ETTİ Türk Dünyası Gençlik Buluşması’nda ortak değerler, ortak hedefler ve geleceğe dair güçlü fikirler aynı çatı altında buluştu. Gençlik, kimlik ve ortak vizyondan diplomasiye; geleneksel medyada iş birliğinden dijital medyada gençlik ve etkileşime uzanan başlıklarda Türk Dünyası’nın ortak geleceği ele alındı. Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov, Kazakistan Ankara Büyükelçisi Sapiyev Yerkebulan Onalbekuly, KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in katılımıyla “Türk Dünyası’nın Gelecek Vizyonu: Gençlik, İş Birliği ve Diplomasi” başlıklı panel gerçekleştirildi. AKADEMİSYENLER, SANATÇILAR, TELEVİZYONCULAR “Türk Dünyası’nın Geleceği: Gençlik, Kimlik ve Ortak Vizyon” başlıklı panelde akademisyenler Prof. Dr. Sadullah Gülten, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Prof. Dr. Mesut Karakulak ve Prof. Dr. Haşim Şahin tecrübelerini katılımcılara aktardı. Azerbaycanlı Yapımcı İlkin Hasani, Kazakistanlı Sunucu Gulnaziya Zaripova, Özbekistanlı Sanatçı Maftuna Holmurotova, Kırgızistanlı Televizyon Sunucusu Aizada Zhamgyrchieva, Gazeteci Güngör Yavuzaslan ile teknoloji stratejisi, yapay zeka ve dijital dönüşüm yöneticisi Cengiz Çalıkoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı “Dijital İpek Yolu: Sosyal Medyada Gençlik ve Etkileşim” başlıklı panelde ise Türk Dünyası gençliğinin dijitalde ortak bir dil inşa etmesi, dijital diplomasi ve geleneksel medya birikiminin dijital içerik üretimine katkısı gibi başlıklar ele alındı. ZORLU, AYTEPE’DE GENÇLERLE BULUŞTU Gerçekleştirilen panellerin ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu gençlerle Aytepe Diriliş Kampı’nda buluştu. Doğayla iç içe gerçekleştirilen piknikte Kürşad Zorlu’ya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ile AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus da eşlik ederken gençler oyunlar oynadı, kamp ateşinde sohbet etti ve ortak değerler etrafında kardeşlik bağlarını pekiştirdi. Konser programında sahne alan sanatçılar Leonida Timuş Yazıcı ile Maftuna Holmurotova sevilen parçaları seslendirirken performanslarıyla gençleri coşturdu. Günün sonunda ise Kişisel Gelişim Uzmanı Moldiyar Yergebekov “Geçmişin Mirası ve Bugünün Sesi: Türk Dünyası’nın Bugününü Hikâyelerle Tanımak” başlıklı söyleşide gençlerle buluştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2030 FIFA Dünya Kupası Egeli İhracatçıların Rotasını Fas’a Çevirtti Haber

2030 FIFA Dünya Kupası Egeli İhracatçıların Rotasını Fas’a Çevirtti

Fas, 2030 yılında FIFA Dünya Kupası’na İspanya ve Portekiz’le birlikte ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fas’ta stadyum, ulaşım, konaklama ve altyapı yatırımları hız kazandı. Bu pastadan büyük dilimi almak isteyen Egeli demir ve maden ihracatçıları Fas’a iki sektörel ticaret heyetini arka arkaya gerçekleştirecekler. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 12-15 Kasım 2026 tarihleri arasında Fas’a “Sektörel Ticaret Heyeti” yaparken, Ege Maden İhracatçıları Birliği 13-16 Kasım 2026 tarihlerinde Fas’a ihracatımızı artırmak için mesaide olacak. Türkiye’nin Fas’a ihracatının 2025 yılında yüzde 27’lik artışla 3 milyar 85 milyon dolardan 3 milyar 909 milyon dolara çıktığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı M. Fatih Uysal, Fas’ın Dünya Kupası nedeniyle yapacağı yeni altyapı yatırımlarının, Türk demir ve demirdışı metaller sektörümüz açısından önemli tedarik ve iş birliği fırsatları oluşturacağına inandıklarını dile getirdi. Türkiye’nin kaliteli, rekabetçi ve esnek üretim gücüyle Fas’ın artan yatırım ve tedarik ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm ortağı olabileceğine vurgu yapan Uysal, “Fas’ı, Afrika kıtasının istikrarlı büyüme gösteren ve bölgesel ticaret açısından stratejik konumunu güçlendiren ülkelerinden biri olarak hedef pazarlarımız arasında değerlendiriyoruz. Fas, aynı zamanda Batı Afrika’ya da giriş kapısı konumunda. 10 firmamızla Fas’a gidiyoruz. 13 Ekim 2026 Salı günü Türk ihracatçılarıyla Faslı ithalatçıların ikili iş görüşmeleri yapacağız. Ticaret heyeti organizasyonumuzla yalnızca Fas pazarındaki varlığımızı güçlendirecek bir organizasyon olarak değil, aynı zamanda Birliğimizin yeni pazarlara yönelik ticaret heyetlerinin başlangıcı olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Doğal taş sektörü Fas’a 100 milyon dolar ihracat hedefliyor Türk doğal taş sektörü Fas’ın doğal taş ithalatından yüzde 21,3 pay aldığını vurgulayan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Fas’a Türk doğal taş sektörünün ihracatını artırmak ve ticari ilişkileri güçlendirmek amacıyla 13-16 Ekim 2026 tarihlerinde Fas’ın Kazablanka şehrine Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyeti düzenleyeceklerini dile getirdi. “Fas’a 14 ihracatçı firmayla gidiyoruz” diyen Alimoğlu, “Gerçekleştirilecek heyet kapsamında, Faslı ithalatçılar, distribütörler ve proje firmalarıyla ikili iş görüşmeleri ve firma ziyaretleri yapacağız. 2025 yılında Fas'ın doğal taş ithalatı 204 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye'den yaptığı doğal taş ithalatı 43,5 milyon dolara ulaştı. Türkiye, yüzde 21,3'lük pazar payıyla Fas'ın doğal taş tedarikinde önemli bir konumda bulunuyor. Düzenlenen ticaret heyetiyle Türkiye'nin mevcut pazar payını artırmayı ve ihracatımızı 100 milyon dolara çıkarmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Ege Maden İhracatçıları Birliği üyesi firmalar heyet programı kapsamında 14 Ekim 2026 Çarşamba günü Kazablanka'da 10.00-17.30 saatleri arasında DoubleTree by Hilton Casablanca City Center Otel'de ikili iş görüşmeleri yapacak. 15 Ekim 2026 tarihinde, Kazablanka ve Rabat'ta faaliyet gösteren sektör firmalarına, doğal taş depolarına ve showroomlara ziyaretler gerçekleştirilecek. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ve Ege Maden İhracatçıları Birliği, Fas temasları sürecinde en büyük desteği Türkiye’nin Kazablanka Ticaret Müşaviri Ayfer Çomoğlu'ndan alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

National Geographic ve Boyner, Kâşiflere İlham Vermek için Yeniden Bir Arada Haber

National Geographic ve Boyner, Kâşiflere İlham Vermek için Yeniden Bir Arada

Her rota, keşfedilmeyi bekleyen yeni bir hikâyeye açılıyor. Bazen yeni bir şehrin sokaklarında, bazen hafta sonu doğaya uzanan bir yolculukta, bazen de her gün geçtiğimiz yollarda… National Geographic’in yeni sezon koleksiyonu da bu merak duygusundan besleniyor; konforu, işlevselliği ve teknik detayları yalnızca outdoor deneyimlerin değil, gündelik hayatın da bir parçası haline getiriyor. 135 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan National Geographic'in etki odaklı mirası ve geleceği, Boyner’de çağdaş bir stil anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Sade siluetler, doğadan ilham alan renkler ve işlevsel detaylarla şekillenen kadın, erkek ve çocuk koleksiyonları; değişen hava koşullarına uyum sağlayan yapıları ve hareket özgürlüğünü destekleyen tasarımlarıyla günün farklı anlarına eşlik ediyor. “Dünyanın en güçlü keşif miraslarından biriyle yeniden iş birliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz.” Boyner’de farklı tarzlara yanıt veren zengin bir seçki sunduklarını vurgulayan Boyner Büyük Mağazacılık Ürün ve Kategori Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıldağ: “Boyner müşterilerinin geçmiş sezonlardan yakından tanıdığı ve ilgiyle karşıladığı National Geographic ile iş birliğimizi bir adım öteye taşımak ve yolculuğumuza aynı tutkuyla devam etmek bizim için heyecan verici. Dünyanın en güçlü keşif miraslarından birine sahip National Geographic’in işlevselliği güncel tasarım anlayışıyla buluşturan yaklaşımının seçkimize farklı ve güçlü bir değer kattığına inanıyoruz. Her türlü hava koşuluna uyum sağlayan teknik özellikleri, konfor ve çağdaş tasarımla bir araya getiren sonbahar-kış koleksiyonu; şehir hayatından doğaya uzanan farklı anlara eşlik eden çok yönlü bir stil sunuyor. National Geographic ile müşterilerimizi yalnızca yeni bir koleksiyonla değil, merakı, keşfetme arzusunu ve yeni deneyimlere açık olmayı hayatın her anına taşıyan bir dünyayla buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. The Walt Disney Company Türkiye Ülke Genel Müdürü Cenk Soner; "Boyner'in uzmanlığı ve National Geographic'in güçlü marka mirasını bir araya getiren bu projenin, markanın temsil ettiği keşif ve merak ruhunu Türkiye'de daha geniş kitlelere ulaştıracağına inanıyoruz. Bu yolculukta Boyner ile yeniden bir araya gelmekten ve National Geographic'in hikâyesini yeni nesillerle buluşturacak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz." dedi. Doğanın izleri, şehrin enerjisi National Geographic’in yeni sezonunda renkler de bu hikâyenin bir parçası oluyor. Toprak tonları, kamuflaj, haki, bej ve antrasit gibi doğayla özdeşleşen renkler; modern kesimlerle yorumlanıyor. Ortaya çıkan palet, doğanın dinginliğini modern yaşamın enerjisiyle aynı noktada birleştiriyor. Koleksiyonda yer alan su itici özellikli katmanlar ve rüzgar geçirmeyen yapılar ise doğa koşullarına karşı koruma sağlıyor. Boyner, National Geographic’in dünyasını keşfetmek isteyen herkesi Boyner’e, Boyner Online’a, Boyner uygulamasına ve Boyner Now’a bekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aydın Doğan Vakfı’ndan Kız Çocukları İçin Ortak Eylem Çağrısı Haber

Aydın Doğan Vakfı’ndan Kız Çocukları İçin Ortak Eylem Çağrısı

Aydın Doğan Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı”, bu yıl Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen "Güçlü Kızlar, Güçlü Yarınlar" projesiyle aynı temada İstanbul’da gerçekleştirildi. On iki yıldır aralıksız sürdürülen buluşma, kamu, sivil toplum, akademi, uluslararası kuruluş temsilcileri ve geleceğe yön veren genç kadınları ortak bir vizyon etrafında bir araya getirdi. Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Doğan Vakfı Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşmasına geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray’da yapay zekâ endüstrisinin 1,3 trilyon dolarlık varlığı temsil eden liderleriyle çekilen ve masada hiç bir kadının yer almadığı fotoğrafa dikkat çekerek başladı. İleri teknoloji şirketlerinin iş gücünde kadın oranının yüzde 28-29 düzeyinde seyrederken üst düzey yöneticiler arasında bu oranın yüzde 12-14’e gerilediğini belirten Yalçındağ, en yenilikçi sektörlerde dahi süregelen bu "cam tavan"ın geleneklerin çok ötesinde yapısal bir engeller yumağına işaret ettiğini vurguladı. Türkiye’de son çeyrek asırda kadınların eğitime katılımında tarihî kazanımlar elde edildiğini hatırlatan Yalçındağ, eğitimin bir son değil başlangıç olduğunu belirterek "Bir kız çocuğunun eğitim alması hikâyenin sonu değil, başlangıcıdır. Çünkü asıl soru, bu kız çocuğunun istihdama katılıp katılamayacağı, ekonomik bağımsızlığını kazanıp kazanamayacağı ve ülkenin karar masalarında yer alıp alamayacağıdır. Türkiye’de 15-24 yaş arasındaki her üç genç kadından biri ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor; kadınların istihdama katılımı ise yalnızca yüzde 32,1 seviyesinde. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu, mevcut hızla tam eşitliğe ulaşmanın 120 yıl süreceğini söylüyor. Gerçekten 120 yıl daha beklemek zorunda mıyız? Bizim cevabımız çok net: Hayır. Değişim mümkündür. Şimdi onu hızlandırma, kız çocuklarımızı yalnızca geleceğin liderleri değil, bugünün değişim aktörleri olarak görme zamanıdır." dedi. Yalçındağ ayrıca Vakfın yürüttüğü İhtiyaç Analizi araştırmasında genç kadınların yüzde 91,4’ünün ekonomik zorlukları, yüzde 76,7’sinin ise toplumsal cinsiyet normlarını liderlik yolundaki en büyük engeller arasında gördüğünü paylaşarak, AB destekli projeyle bugüne dek ulaşılan 7 bin 652 genç kadının yüzde 99’unun liderlik ve fırsatlara erişim konusunda güçlü bir farkındalık kazandığını ifade etti. Konuşmasının sonunda geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden ve son Aydın Doğan Ödülü’nün verildiği Prof. İoanna Kuçuradi’yi anan Arzuhan Doğan Yalçındağ, Kuçuradi’den alıntı yaparak “Ben inatla umutluyum. Bu bir yaşam biçimidir, siz de inatla umutlu olun.” dedi. Vuslat Doğan: "En Büyük Pusulamız Merakımız ve Kendi İç Sesimizdir" Konferans kapsamında Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen özel söyleşide, V Vakfı Kurucusu ve Başkanı Vuslat Doğan gençlerle bir araya geldi. Medya liderliğinden sanat yolculuğuna uzanan deneyimlerini ve "cömert dinleme" kavramını aktaran Vuslat Doğan, genç kadınlara belirsizlikler ve toplumsal baskılar karşısında kendi sınırlarını kaldırmaları çağrısında bulundu. Hayat yolculuğundaki en temel kılavuzunun merakı olduğunu belirten Vuslat Doğan, konuşmasında "Yolculuk değişirken insan yolda dönüştüğü için bunu önceden tanımlamak güç. Ancak bir pusulanızın olması çok kıymetli. Benim pusulam her zaman merakım oldu. İnsan kendini dinlemeye başladığında zihninde önce bir sürü olumsuz ses ve engeller beliriyor. Fakat süreç içinde o sesler sessizliğe bürünüyor ve asıl yaratım sürecim o zaman başlıyor. Ben de ancak kendi üzerime koyduğum sınırları ve olmaz kapılarını kaldırdığımda adımlarımı cesaretle atabildim. Genç bir kadının bu hayatta kendisine emanet etmesi gereken en değerli şey kendi iç sesi, merakı ve gitmek istediği yerdir. Bütün kaosun ve belirsizliklerin içinde kimsenin bunu elinizden almasına izin vermeyin. Bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkın. En büyük sorumluluğunuz, kendinize duyduğunuz sorumluluktur. Ne istediğinizi bildiğinizde o pusula sizi mutlaka doğru yere götürecektir." dedi. Birleşmiş Milletler’den Ortak Eşitlik ve Dönüşüm Mesajı Konferansın açılış oturumunda söz alan Birleşmiş Milletler kuruluşlarının üst düzey temsilcileri de eşitlik ve kapsayıcılık mesajlarını paylaştı. UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, kalıcı toplumsal dönüşümün sadece rakamlarla ölçülemeyeceğini belirterek "Başarı, yalnızca sayılardan ibaret değildir. Kız çocuklarının kendilerine daha fazla güvendiğini, erkek çocuklarının eşitliği daha güçlü biçimde desteklediğini, babaların evde daha aktif rol aldığını ve toplumların daha destekleyici ve kapsayıcı hâle geldiğini görmektir. UNICEF olarak hedefimiz: Cinsiyeti ne olursa olsun her çocuğun öğrenmek, gelişmek ve potansiyelini tam olarak gerçekleştirmek için aynı fırsatlara sahip olmasını sağlamak." şeklinde konuştu. UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, kız çocuklarının kendi sözlerini söyleme gücüne sahip olduklarının altını çizerek "Genç bir kadının annesi olarak yeteneğin, cesaretin ve liderliğin evrensel olduğunu hep biliyordum. Otuz yılı aşkın süredir dünyanın dört bir yanında kadınlarla ve kız çocuklarıyla çalışmak ise bana fırsatların ne kadar eşitsiz paylaşıldığını öğretti. Bugün Türkiye'deki kız çocukları, liderlik etmeye, kapıları kendileri açmaya ve daha eşit bir geleceği kurmaya çoktan başladıklarını bir kez daha gösterdi. Kendi adlarına, kendileri konuşuyorlar. Bize düşen, önlerindeki engelleri kaldırmak ve hayatlarına dair kararların alındığı her yerde sözlerinin geçmesini sağlamak." dedi. UNFPA Türkiye Temsilci Yardımcısı Zeynep Başarankut Kan ise gençlere yapılan yatırımın nesiller boyu sürecek etkisine dikkat çekerek “Her çocuk, ergen ve genç; güven içinde, sağlıklı ve desteklenerek büyümeyi, öğrenip gelişerek kendi geleceğini tayin etmeyi hak eder. Bu da onların sağlığına, eğitimine ve korunmasına yatırım yapmak; aileleri desteklemek ve başta kız çocukları olmak üzere tüm gençlerin hayatlarına yön verirken ihtiyaç duyacakları bilgi, beceri ve fırsatlara ulaşmasını sağlamak demektir. Bugün çocuklara ve gençlere yaptığımız her yatırım, gelecek nesillere daha sağlıklı ve güçlü aileler ve bir toplum bırakmamızı sağlar.” dedi. Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panellerde; gençlerin kendi projelerini ve değişim hikâyelerini aktardığı "Yarını Değiştirmek" ile sivil toplum kuruluşlarının sahadaki etki alanlarını büyütme yöntemlerinin tartışıldığı "Etkiyi Birlikte Büyütmek" oturumları katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Geleceğin Yol Haritası Atölyelerde Çizildi Günün ikinci yarısında ise iki ayrı paralel atölye çalışması hayata geçirildi. Gençler ve öğrencilerin buluştuğu "Bizim Yolumuz" başlıklı oturumda gençler, güçlü olmanın kendileri için taşıdığı anlamı, eşit bir gelecek hayallerini ve ihtiyaçlarını masaya yatırarak "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar Manifestosu"nun ilk satırlarını birlikte kaleme aldı. Sivil toplum kuruluşları, kamu, özel sektör ve fon veren kurumların temsilcilerini buluşturan "İhtiyaçtan İş Birliğine" başlıklı oturumda ise genç kadınların önündeki engellerin kaldırılması için paydaşlar arası kaynak yaratma, sosyal sorumluluk projeleri ve ortak eylem adımları tartışıldı. Atölye çalışmasında değerlendirmelerde bulunan Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Temel Haklar ve Sivil Toplum Birimi Program Yöneticisi İpek Seda Bakır ise konuşmasında "Avrupa Birliğinin yaklaşımı sadece sivil toplum kuruluşlarına hibe sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda sivil toplumum etkili ve bağımsız faaliyet gösterebileceği genel ortamı güçlendirmeyi de hedeflemektedir." dedi. Konferans, gençlerin kaleme aldığı manifestonun ve paydaşların ortaya koyduğu ortak iş birliği adımlarının paylaşılmasıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fersan ve MEMEDER’den Anlamlı İş Birliği Haber

Fersan ve MEMEDER’den Anlamlı İş Birliği

Fersan, Pembe Kurdele’yi sirke ürünlerinin ambalajlarına taşıyarak erken tanı mesajının daha geniş kitlelere ulaşmasına destek oluyor. Kadınların meme sağlığı konusunda doğru bilgiye ulaşmasına ve erken tanının önemine dikkat çekilmesine katkı sağlamayı amaçlayan Fersan ve MEMEDER arasında resmi iş birliği protokolü imzalandı. Türkiye’de her yıl yaklaşık 27 bin kadın meme kanseri tanısı alırken, erken tanı tedavi başarısının artırılmasında hayati bir rol oynuyor. Bu gerçekten hareketle Fersan ve MEMEDER, imzalanan protokol çerçevesinde kadınların kendi bedenlerini tanımalarını, değişiklikleri fark etmelerini ve düzenli kontrollerini ihmal etmemelerini hatırlatan “Kontrol Sende” mesajını toplum geneline yaymayı hedefliyor. Fark etmek kendini tanımakla başlar Bir yıl süresince devam edecek iş birliği protokolü kapsamında hazırlanan “Kontrol Sende” iletişiminde kadınların kendi meme yapılarını tanımalarının ve olası değişiklikleri fark edebilmelerinin önemi anlatılıyor. Çalışmada ayrıca Türkiye’de uygulanan ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiği ve KETEM’lerde meme kanseri taramalarının ücretsiz olarak yapıldığı bilgisi paylaşılıyor. Pembe Kurdele sofralara taşınıyor İmzalanan protokol çerçvesinde Fersan, MEMEDER’in kadınların erken tanı konusunda bilinçlenmesine, tarama olanaklarına erişimin desteklenmesine ve meme sağlığı farkındalığının daha geniş kitlelere ulaşmasına yönelik çalışmalarına katkı sağlıyor. Marka, bu kapsamda Pembe Festival’e verdiği desteğin yanı sıra Pembe Kurdele’yi sirke ürünlerinin ambalajlarına da taşıyor. Her gün sofralarda yer alan Fersan sirke şişelerindeki Pembe Kurdele, kadınlara düzenli kontrolün ve erken tanının önemini hatırlatan güçlü bir farkındalık çağrısına dönüşüyor. Ekim ayı boyunca devam edecek iletişim çalışmalarıyla “Kontrol Sende” mesajının daha fazla kadına ulaşması ve meme sağlığı konusunda toplumsal bilincin güçlenmesi amaçlanıyor. "Sofralardaki varlığımızı toplumsal farkındalığa dönüştürüyoruz" İmzalanan iş birliği protokolünün önemine dikkat çeken Fersan Yönetim Kurulu Başkanı & CEO’su Gürhan Güven, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Fersan olarak 1978'den bu yana her gün milyonlarca hanenin sofrasına konuk oluyoruz. Bu yakınlığın bize yüklediği büyük sorumlulukla, toplumsal sağlığa katkı sunmayı en öncelikli görevlerimizden biri olarak görüyoruz. MEMEDER ile imzaladığımız bu anlamlı iş birliği protokolü doğrultusunda; sirke ambalajlarımız, saha çalışmalarımız ve iletişim faaliyetlerimiz aracılığıyla 'Kontrol Sende' mesajını milyonlarca kadına ulaştıracağız. Erken tanının hayat kurtaran gücüne inanıyor, bu ortaklıkla kadın sağlığı konusunda güçlü ve sürdürülebilir bir farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz." İş birliği protokolüne ilişkin açıklamalarda bulunan MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen ise şunları dile getirdi: “Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını en üst seviyeye çıkaran ve hayat kurtaran en kritik faktördür. MEMEDER olarak 2007 yılından bu yana kadınların doğru bilgiye ulaşması ve erken tanı bilincinin yaygınlaşması amacıyla aralıksız çalışıyoruz. Fersan ile imzaladığımız iş birliği protokolü sayesinde, günlük yaşamın en doğal ve sıcak parçası olan sofralarımız aracılığıyla kadınlara doğrudan ulaşma fırsatı yakalıyoruz. Fersan’ın 'Kontrol Sende' çağrısıyla Pembe Kurdele’yi ürün ambalajlarına taşıması ve derneğimizin çalışmalarına sunduğu destek, toplumsal farkındalığı büyütmek adına son derece kıymetli." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Softtech ve İşNet’ten Oltalama Saldırılarına Karşı Yerli Çözüm: Zoka Suite Haber

Softtech ve İşNet’ten Oltalama Saldırılarına Karşı Yerli Çözüm: Zoka Suite

Yapay zekâ ile üretilen dolandırıcılık amaçlı oltalama e-postaları hızla yaygınlaşırken, Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden Softtech, siber güvenlik alanındaki ürün portföyüne Zoka Suite ile yeni ve güçlü bir çözüm ekledi. Zoka Suite; oltalama simülasyonu, çalışan eğitimi ve gerçek şüpheli e-postaların analiz ve yönetimini tek platformda bir araya getiriyor. Simülasyon sonuçlarını eğitim süreçlerine dönüştüren çözüm, kurumların çalışan farkındalığını sürekli geliştirmesine ve şüpheli içeriklere hızlı şekilde müdahale etmesine yardımcı oluyor. Stratejik iş birliği kapsamında Softtech, Zoka Suite’in ürün geliştirme süreçlerinden sorumlu olurken; İşNet, çözümün kurumsal müşterilere ulaştırılmasında satış, pazarlama ve hizmet süreçlerini üstlenecek. Softtech’in ürün geliştirme ve mühendislik gücü, İşNet’in kurumsal müşterilerine sunduğu teknoloji hizmetlerindeki yetkinliği, siber güvenlik uzmanlığı ve yaygın müşteri ağıyla buluşturularak Zoka Suite’in daha geniş bir kurumsal ekosisteme ulaştırılması hedefleniyor. Oltalama saldırılarına karşı testten yanıta tek platform Zoka Suite’in Zoka Oltalama Simülasyonu modülü, gerçekçi senaryolarla test ettiği çalışanları simülasyon sonuçlarına göre otomatik eğitim süreçlerine yönlendirerek test ve eğitimi sürekli bir öğrenme döngüsüne dönüştürüyor. Platformun Zoka Şüpheli E-posta Yönetimi modülü ise Outlook eklentisi üzerinden çalışanların bildirdiği şüpheli e-postaları otomatik olarak analiz ediyor. E-postaları ayrıştıran sistem, tehdit istihbaratıyla doğrulama gerçekleştirerek risk skoru oluşturuyor ve belirlenen kılavuz doğrultusunda yanıt sürecini başlatıyor. Gerçekleştirilen işlemlerin çıktıları SIEM sistemlerine aktarılabiliyor. Veriler kurum içinde kalıyor Zoka Suite, verilerin Türkiye’de ve kurum bünyesinde kalmasını sağlayarak bankacılık ve finans başta olmak üzere; BDDK’ya tabi tüm kurumlar, sigorta, kamu, enerji ve telekomünikasyon gibi yüksek güvenlik ve regülasyon gerektiren sektörlerin siber güvenlik verileri üzerindeki kontrolünü korumasına olanak tanıyor. “Siber güvenlikte insan faktörünü güçlendiren kapalı bir döngü sunuyoruz” Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel, Zoka Suite’in ekosisteme sunacağı katkıya ilişkin şunları söyledi: “Siber saldırılarda insan unsurunun hâlâ belirleyici bir rol oynaması, çalışanların günlük iş süreçlerini hedef alan tehditlere karşı teknolojik önlemlerin farkındalık ve eğitimle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Softtech olarak geliştirdiğimiz Zoka Suite; oltalama simülasyonu, çalışan eğitimi ve şüpheli e-posta yönetimini tek platformda bir araya getirerek kurumlara testten müdahaleye uzanan bütüncül bir güvenlik yaklaşımı sunuyor. İşNet ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği sayesinde Softtech’in mühendislik ve ürün geliştirme gücünü, İşNet’in güçlü satış, hizmet ve müşteri ağıyla buluşturuyoruz. Böylece bu yerli çözümü daha fazla kuruma ulaştırmayı, Zoka Suite’in yetkinliklerini sürekli geliştirerek kurumların siber dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefliyoruz.” İşNet Genel Müdürü Mehmet Fahri Can ise iş birliğine ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Siber tehditlerin giderek çeşitlenmesi, kurumların siber güvenlik konusundaki ihtiyaçlarını da artırıyor. Çalışan farkındalığı da kurumların güvenlik yaklaşımının önemli unsurlarından biri haline geliyor. Softtech ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında Zoka Suite’i siber güvenlik portföyümüze dahil ederek, çalışan farkındalığından şüpheli e-postaların analiz ve yönetimine uzanan süreçleri tek platformda bir araya getiren kapsamlı bir çözümü müşterilerimize sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye, COP31 Öncesinde Paydaş Diyaloğunu Güçlendirerek Sürdürülebilirlik Önceliklerini Netleştirdi Haber

Allianz Türkiye, COP31 Öncesinde Paydaş Diyaloğunu Güçlendirerek Sürdürülebilirlik Önceliklerini Netleştirdi

İstanbul Modern Sanat Müzesinde düzenlenen çalıştayda, sivil toplum kuruluşlarından sektör profesyonellerine farklı paydaşların görüş, deneyim ve önerileri ele alınırken, sürdürülebilir dönüşüm için değer yaratacak yeni iş birliği alanları ve somut adımlar değerlendirildi. Allianz Türkiye, sigorta sektöründe bir ilk olarak geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Paydaş Çalıştayı’nın ikincisini 6 Ekim’de İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde gerçekleştirdi. Sürdürülebilirlik gündemini farklı bakış açılarıyla ele almak ve ortak aklı güçlendirmek amacıyla düzenlenen çalıştayda; sigorta sektörü ve iş dünyasından profesyonellerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, çalışanlar, müşteriler, acenteler, akademisyenler, medya, start-uplar ve iş ortakları bir araya geldi. COP31 öncesinde geniş bir paydaş grubunun görüşlerini alan Allianz Türkiye, sürdürülebilirlik alanındaki önceliklerini, bugüne kadar attığı adımları ve gelecek dönemde yaratabileceği etkiyi paydaşlarıyla birlikte değerlendirdi. Paydaş diyaloğu somut aksiyonlara dönüşüyor Allianz Türkiye’nin 2025 yılında ilk kez gerçekleştirdiği Paydaş Çalıştayı, sürdürülebilirlik gündemine farklı perspektiflerin dahil edilmesi ve ortak akıl oluşturulması açısından önemli bir buluşma oldu. İlk çalıştayda alınan geri bildirimler analiz edilerek Allianz Türkiye’nin stratejik çalışmalarına ve somut aksiyonlarına yansıtıldı. 2025 Entegre Raporu’nda da paydaş diyaloğuna özel bir bölüm ayrılarak, bu süreç ve geri bildirimler doğrultusunda geliştirilen stratejik aksiyonlar paylaşıldı. Bu yıl Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, iklim değişikliğiyle mücadelede diyaloğun, ortak anlayışın ve iş birliğinin önemini küresel gündemin odağına taşırken, Allianz Türkiye de sürdürülebilirlik yolculuğunda paydaş diyaloğunu güçlendirmeyi sürdürüyor. İkinci Paydaş Çalıştayı’nda farklı sektör ve alanlardan paydaşların deneyim ve uzmanlıklarından yararlanılarak, sürdürülebilir dönüşümü destekleyecek yeni iş birliği alanları ve ortaklaşa atılabilecek adımlar ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajansı, 15 Yılda 5,2 Milyon Hayata Doğrudan Dokundu Haber

Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajansı, 15 Yılda 5,2 Milyon Hayata Doğrudan Dokundu

Türkiye’de şirketlerin sosyal sorumluluk uygulamalarının henüz gelişmeye başladığı 1990’lı yıllardan bu yana alanında öncü çalışmalar yürüten Fadile Paksoy tarafından 2011 yılında kurulan Benchmark Toplumsal Yatırım ve Sosyal Etki Yönetimi Ajansı, kuruluşunun 15. yılını geride bıraktı. Çeyrek asrı aşan sektörel birikimi kurumsal yapısıyla birleştiren Benchmark, şirketlerin toplumsal yatırımlarını sürdürülebilirlik öncelikleri ve toplumsal ihtiyaçlarla ilişkilendirerek çok paydaşlı ve etki odaklı programlar tasarlayıp yönetiyor. Eğitim, çevre, kadınların güçlenmesi, ekonomik ve toplumsal kalkınma alanlarında Türkiye’nin önde gelen şirketleri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışan Benchmark, yürütücülüğünü üstlendiği toplumsal yatırım ve kurumsal gönüllülük programlarıyla 15 yılda Türkiye’nin 81 ilinde 5,2 milyonun üzerinde kişiye doğrudan ulaştı. “Gerçek İyilik, Değişimle Başlar” Ajans Başkanı Fadile Paksoy, kurumun iş yapış felsefesine ilişkin şunları söyledi: “Benchmark’ın kuruluş amacı, paydaşlarımızla birlikte toplumsal sorunlara çözüm üretmek ve kalıcı değer yaratmak. Bu yüzden yürüttüğümüz projeleri şirketler için sadece bir iyilik yapma aracı veya dönemsel kampanya olarak kurgulamıyoruz. Hedefimiz herkesin şefkatli ve kapsayıcı bir toplumda onurlu bir şekilde kendini var edebilmesine katkı sunmak. Bizim için toplumsal yatırım, bireylerin ve toplulukların kapasitesini geliştiren, güçlenmelerini destekleyen ve uzun vadeli değer üreten bir değişim aracı. Çünkü biliyoruz ki gerçek iyilik, değişimle başlar. Bu yaklaşımla 15 yılda 5 milyonu aşkın insanın hayatına doğrudan dokunabilmiş olmanın ve sahada kalıcı bir iz bırakmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.” Stratejiden Saha Uygulamasına Bütüncül Yönetim Sosyal etkinin bir proje türü ya da proje sonunda yapılan bir ölçüm çalışması olmadığını vurgulayan Paksoy, sosyal etkiyi toplumsal yatırım programlarına yön veren bir yönetim yaklaşımı olarak ele aldıklarını belirterek Ajansın çalışma modelini şöyle anlattı: “Toplumsal yatırım ve kurumsal gönüllülük programlarını kurumların sürdürülebilirlik öncelikleri ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tasarlıyor, sosyal etki yaklaşımıyla yönetiyoruz. Paydaş katılımını esas alarak başta kamu kurumları olmak üzere sivil toplum, akademi ve sosyal girişimlerle iş birlikleri geliştiriyoruz. Sosyal etki yönetiminde ise paydaşlarda yaşanan değişime odaklanıyor; sosyal etki ölçümü ve SROI (Yatırımın Sosyal Getirisi) analiziyle yaratılan sosyal değeri ortaya koyuyor, sonuçları etki raporlarıyla şeffaf biçimde paylaşıyoruz. İletişimi salt görünürlük aracı olarak değil, toplumsal değer üretiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. Etki iletişimi yaklaşımımızla yaratılan değerin şeffaf biçimde paylaşılmasını ve paydaşlarla güvene dayalı ilişkiler kurulmasını destekliyoruz. Bu yaklaşım aynı zamanda şirketlerin ‘social washing’ riskini azaltmalarına ve kurumsal itibarlarını güçlendirmelerine katkı sağlıyor.” Toplumsal Yatırımda Yeni Dönem Şirketlerin toplum üzerindeki etkilerinin ve sosyal risklerin kurumsal karar süreçlerinde giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çeken Paksoy, sözlerini şöyle tamamladı: “Toplumsal sorunların çeşitlendiği ve şirketlerden beklentilerin değiştiği bu dönem, toplumsal yatırımların sosyal sürdürülebilirlikten bağımsız düşünülemeyeceği yeni bir yaklaşıma işaret ediyor. Bu yaklaşımda toplumsal yatırım, kısa vadeli ve faaliyet odaklı sosyal sorumluluk anlayışının ötesine geçerek şirketlerin sürdürülebilirlik öncelikleri, toplumsal ihtiyaçlar ve paydaş beklentileri doğrultusunda ele alınan bir yönetim alanı haline geliyor. Benchmark olarak güçlü saha deneyimimiz ve veriye dayalı yönetim anlayışımızla bu dönüşümde kurumların toplumsal yatırımlarını uzun vadeli ve etki odaklı programlara taşıyan stratejik ortak olmaya devam edeceğiz.” Çok Paydaşlı Projeler, Güçlü İş Birlikleri Benchmark, kurulduğu günden bu yana eğitimden kadınların güçlenmesine, sağlıktan trafik güvenliğine uzanan alanlarda kamu, özel sektör, sivil toplum ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde çok paydaşlı projelerin yürütücülüğünü üstlendi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda TÜVTÜRK’ün desteğiyle hayata geçirilen ve 6’sı bakanlık olmak üzere 20 paydaşı bir araya getiren Trafikte Sorumluluk Hareketi, Goodyear ile Trafikte Gençlik Hareketi, Michelin ile İyi Dersler Şoför Amca, Millî Eğitim Bakanlığının ana paydaşlığında TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve OPET ile İşimiz Temiz, OPET ile Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar, Vodafone Vakfı ile Girişimcilikte Önce Kadın ve Dijital Benim İşim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, UNDP ve Limak Vakfı ile Türkiye’nin Mühendis Kızları Lise Programı, Nestlé Türkiye ile Sağlıklı Adımlar ve Fundación MAPFRE ile Şehrin Akıllı Çocukları Benchmark’ın geniş coğrafi erişime sahip projeleri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelik Motor, Avrupa’nın En Büyük Scooter ve Motosiklet Üreticisi Piaggio’nun Türkiye Distribütörü Oldu Haber

Çelik Motor, Avrupa’nın En Büyük Scooter ve Motosiklet Üreticisi Piaggio’nun Türkiye Distribütörü Oldu

Çelik Motor, anlaşma kapsamında belirlenen ürün gruplarının Türkiye’deki tek yetkili distribütörü olacak. İlerleyen dönemlerde üretim alanındaki olası iş birliği fırsatları değerlendirilecek. Anadolu Grubu şirketlerinden Çelik Motor, İtalyan PIAGGIO & C. S.p.A. ile distribütörlük anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Çelik Motor, Vespa’nın ikonik scooter’larından Aprilia’nın yüksek performanslı motosikletlerine, Moto Guzzi’nin karakteristik ve köklü motosikletlerinden Piaggio’nun şehir içi mobilite çözümlerine uzanan ürün gruplarında Türkiye’de tek yetkili distribütör olarak faaliyet gösterecek. Ürünlerin satış ve satış sonrası hizmet ağının oluşturulması ile yetkili satış kanallarının seçimi ve atanması Çelik Motor tarafından gerçekleştirilecek. İlk aşamada distribütörlük ile başlayan iş birliği kapsamında, ilerleyen dönemde pazar koşulları, ekonomik ve operasyonel fizibilite çalışmaları ile tarafların karşılıklı mutabakatı doğrultusunda üretim alanında da olası fırsatlar değerlendirilecek. Motosiklet ve scooter pazarında yeni bir büyüme alanı oluşturulmak hedefleniyor 1884 yılında kurulan Piaggio Grubu, 140 yılı aşkın geçmişiyle Vespa, Piaggio, Aprilia ve Moto Guzzi gibi uluslararası bilinirliğe sahip markaları bünyesinde barındırıyor. Avrupa’nın en büyük scooter ve motosiklet üreticisi olan Piaggio Grubu, aynı zamanda sektörde dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olarak konumlanıyor. “Bu iş birliğinin sektörün dönüşümüne katkı sağlayacağına inanıyoruz” Anadolu Grubu Otomotiv Grubu Başkanı Bora Koçak iş birliği ile ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Anadolu Grubu’nun en köklü şirketlerinden biri olan Çelik Motor, 60 yılı aşkın süredir otomotiv sektöründe edindiği deneyimi değişen ulaşım ihtiyaçlarına yanıt veren yeni mobilite çözümleriyle ileriye taşıyor. Piaggio ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği de bu vizyonumuzun önemli bir adımını oluşturuyor. Piaggio Grubu’nun tecrübesi ile Çelik Motor’un Türkiye pazarındaki köklü deneyimini bir araya getirerek şehir içi mobiliteye yeni seçenekler kazandırmayı hedefliyoruz. Çelik Motor otomotiv ve mobilite ekosisteminin dönüşümünde önemli roller üstlendi 1960 yılında kurulan Çelik Motor, Türkiye otomotiv ve mobilite sektörünün köklü şirketleri arasında yer alıyor. 1966’da Skoda kamyonetlerle başlayan otomotiv yolculuğunda Lada ve Honda gibi markaların Türkiye operasyonlarını yürüten şirket, 2001’den bu yana Kia’nın Türkiye distribütörlüğünü üstleniyor. 2005’te filo kiralama alanına giren Çelik Motor, 2014’te Garenta’yı, 2026’da ise şehir içi ve kısa dönem araç kullanımına yönelik Praticar’ı hayata geçirdi. Çelik Motor, otomotiv deneyimini yenilikçi iş modelleri ve dijital dönüşüm yaklaşımıyla birleştirerek mobilitenin geleceğine yön verme hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.