Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Birliği

Kapsül Haber Ajansı - İş Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şişecam Uluslararası Cam Konferansı 40. Yılında Sektörün Dönüşüm Gündemini İstanbul’a Taşıyor Haber

Şişecam Uluslararası Cam Konferansı 40. Yılında Sektörün Dönüşüm Gündemini İstanbul’a Taşıyor

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, camın farklı endüstrilerde üstlendiği dönüştürücü rolü çok boyutlu bir perspektifle ele alarak akademi, tasarım ve sanayi dünyasını aynı platformda buluşturmaya devam ediyor. 40 yıllık köklü bir bilgi paylaşımı geleneği olan Şişecam Uluslararası Cam Konferansı, bu yıl da cam endüstrisinin geleceğine yön veren stratejik konuları gündemin merkezine taşıyacak. Konferansın ana konuşmacısı, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol olacak. Dr. Birol, küresel enerji dönüşümünün sanayi üzerindeki etkilerini değerlendirirken; cam sektörü özelinde sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği ve düşük karbonlu dönüşümün yol haritasına dair kapsamlı bir çerçeve sunacak. Konferans kapsamında ayrıca Dr. Birol’un katılımıyla gerçekleştirilecek özel oturumda, enerji dönüşümünün sektöre etkileri daha kapsamlı biçimde tartışmaya açılacak. Konferansın diğer ana konuşmacıları arasında yer alan AGC Architectural Glass Avrupa ve Amerika Başkanı ve Glass for Europe Belçika Yönetim Kurulu Başkanı Davide Cappellino sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü kapsamında Avrupa düz cam sektörü için zorluklar ve fırsatlara odaklanırken; +MURAT TABANLIOĞLU Studio’nun kurucusu mimar Murat Tabanlıoğlu ise camın mimarlık ve tasarım alanındaki kullanımını mekânsal deneyim ve tasarım yaklaşımı üzerinden ele alacak. Programın merkezinde yer alan panel oturumları, sektörün dönüşümünü en somut başlıklarıyla ele alacak. İlk gün düzenlenecek “How the Glass Innovation and Technology Ecosystem Works” panelinde, inovasyonun temel araştırmadan endüstriyel ölçeğe taşınmasındaki zorluklar, cam inovasyonunun neden yavaş ölçeklendiği, dekarbonizasyon yarışı, kurumlar arası iş birliği ihtiyacı ve rekabet–tamamlayıcılık dengesi gibi kritik başlıklar tartışılacak. İkinci gün gerçekleştirilecek “From Lab to Scalable Innovation” panelinde ise teknolojilerin ticarileşme süreci; ölçeklenme stratejileri, kurumsal–startup iş birlikleri, yatırımcı yaklaşımı, hızlandırma programları, yetenek ekosistemi ve girişimlerin karşılaştığı “valley of death” gibi başlıklar üzerinden ele alınacak. İki gün boyunca gerçekleştirilecek paralel oturumlarda ise; enerji dönüşümü, dekarbonizasyon, dijitalleşme, yapay zekâ, ileri üretim teknolojileri ve tasarım başlıkları tartışılacak. Program dahilinde uluslararası konuşmacılar; akıllı cam teknolojileri, düşük karbonlu üretim yaklaşımları ve AI destekli üretim çözümleri gibi alanlardaki güncel gelişmeleri paylaşacak. Konferans, panel ve sunumların yanı sıra poster oturumları ile katılımcılar arasında doğrudan etkileşim ve iş birliği imkânı sunacak. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, yeni üretim teknolojileri ve tasarım trendlerini aynı çatı altında buluşturarak cam endüstrisinin dönüşümüne yön veren stratejik bir bilgi paylaşım platformu olma özelliğini sürdürüyor. Camın geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak konumlanan konferans, Şişecam’ın uluslararası cam ekosistemini geliştirme vizyonu doğrultusunda sektör profesyonelleri için güçlü bir etkileşim ve düşünce alışverişi alanı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Trucks, Castrol ve Prometeon Güçlerini Birleştirdi Haber

Ford Trucks, Castrol ve Prometeon Güçlerini Birleştirdi

Yaklaşık 4 bin 500 kilometrelik rota boyunca Türkiye’nin farklı noktalarında gerçekleşen etkinliklerde, 13 şehirde ve 15 farklı lokasyonda 5 binden fazla kaptan ile bir araya gelindi. Ford Trucks, Castrol ve Prometeon’un ağır ticari araç performansını bütüncül bir yaklaşımla ele alan Türkiye turu ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’, farklı lokasyonlarda kaptanlar ve araç sahipleriyle buluşarak tamamlandı. 24 Nisan - 22 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleşen tur kapsamında üç şirket, 13 şehir ve 15 farklı noktada ağır ticari araç sektörünün temsilcileriyle bir araya geldi. Yaklaşık 4 bin 500 kilometrelik rota boyunca devam eden etkinlik serisi kapsamında, kaptanlara Ford Trucks’ın yeni nesil çekici modeli F-MAX’in sürüş ve performans özellikleri, Castrol Vecton’un ağır ticari araçlara yönelik madeni yağ teknolojileri ve Prometeon’un farklı yol ve yük koşullarına uygun lastik çözümleri bir arada aktarıldı. Motor performansı, madeni yağ teknolojisi ve lastik çözümleri arasındaki uyum; uygulamalı anlatımlar, teknik paylaşımlar ve bire bir deneyimlerle katılımcılara sunuldu. Türkiye turu boyunca gerçekleştirilen etkinliklerde kaptanlar hem ürün ve hizmetleri yakından inceleme fırsatı buldu; hem de interaktif deneyim alanları, yarışmalar ve sürpriz ödüllü aktivitelerle keyifli anlar yaşadı. ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’ Türkiye turu hakkında Ford Trucks Pazarlama Lideri Aras Arıcan değerlendirmelerini şu sözlerle aktardı: “Ford Trucks olarak müşterilerimizle güçlü ve sürekli bir bağ kurmayı en önemli önceliklerimizden biri olarak görüyoruz. ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’ turu ile Türkiye’nin dört bir yanında kaptanlarımızla bire bir bir araya gelerek onların ihtiyaçlarını, beklentilerini ve sahadaki deneyimlerini dinleme fırsatı bulduk. Castrol ve Prometeon gibi alanında güçlü iş ortaklarımızla birlikte ağır ticari araç performansını bütüncül bir yaklaşımla ele alarak müşterilerimize değer katan çözümlerimizi aktarmaktan büyük memnuniyet duyduk. Önümüzdeki dönemde de kaptanlarımızla temasımızı artırarak onların yanında olmaya devam edeceğiz.” ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’ Türkiye turunun ağır ticari araç sektöründe sahayla doğrudan temas kurmak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Pazarlama Direktörü Cansu Taç Ekmekçiler, şunları söyledi: “Castrol olarak ağır ticari araç sektöründe yalnızca ürün sunan bir marka değil, aynı zamanda sahadaki ihtiyaçları yakından anlayan ve çözüm geliştiren bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’ Türkiye turu sayesinde ülkemizin farklı bölgelerinde kaptanlarla bire bir bir araya gelme, onların deneyimlerini dinleme ve teknolojilerimizi doğrudan sahada anlatma fırsatı bulduk. Ford Trucks ve Prometeon ile gerçekleştirdiğimiz bu güçlü iş birliği, ağır ticari araç performansının motor, madeni yağ ve lastik uyumuyla bir bütün olarak ele alınmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde de sahadaki temasımızı sürdürmeye ve çözümler sunmaya devam edeceğiz.” ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’ Türkiye turu hakkında değerlendirmelerde bulunan Prometeon Türkiye, Rusya, CIS Bölgesi Pazarlama Müdürü Tuğba Başaran: “Prometeon olarak uzun yıllardır sahada kurduğumuz güçlü bağ ile ağır vasıta kaptanları ve sahiplerinin ihtiyaçlarını yakından dinlemeye ve çözümlerimizi bu doğrultuda geliştirmeye devam ediyoruz. Bu yıl Türkiye turumuzu, sektörünün iki güçlü markasıyla birlikte gerçekleştirmekten heyecan ve mutluluk duyduk. ‘Kaptanlar Kulübü Senin Şehrinde’ turu boyunca Türkiye’nin dört bir yanında sektör profesyonelleriyle buluşarak hem ürünlerimiz hakkında bilgi paylaştık hem de ağır ticari araç performansına bütüncül yaklaşımımızı sahaya taşıdık. Prometeon markalı ürünlerimizi ve çözümlerimizle her koşulda kaptanların yanında olmayı, beklenti ve geri bildirimlerini dinlemeyi sürdüreceğiz,” dedi. 24 Nisan’da Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nda başlayan roadshow; Edirne Hamzabeyli, Kocaeli Gebze, Eskişehir, Samsun, Şırnak Habur, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Adana, Mersin, Konya, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilen etkinliklerle tamamlandı. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yoğun katılımla gerçekleşen program kapsamında 5 binden fazla kaptan ile bire bir temas kuruldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Penta Teknoloji ve Autodesk’ten Güçlü İş Birliği Mesajı Haber

Penta Teknoloji ve Autodesk’ten Güçlü İş Birliği Mesajı

Türkiye’nin öncü katma değerli teknoloji dağıtım şirketi Penta Teknoloji; mimarlık, mühendislik, inşaat, ürün tasarımı, üretim, medya ve eğlence sektörlerine yönelik çözümler sunan Autodesk ile “FY27 Kick-Off” etkinliğini düzenledi. Yaklaşık 180 katılımcıya ev sahipliği yapan organizasyon, Penta Teknoloji ile Autodesk’in Türkiye ve global ekiplerini, Türkiye’nin dört bir yanından gelen iş ortaklarıyla bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında, geçmiş döneme ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra hedefler, stratejik öncelikler, sektörel dönüşüm alanları, ortak büyüme ve potansiyel iş birliği fırsatları ele alındı. Programın teknik oturum ve interaktif atölye çalışmalarında; yapay zekâ uygulamaları, müşteri odaklı kampanya kurgularının güncel teknolojilerle verimliliğinin artırılması ve iş ortaklarının sahada daha etkin konumlanmasına yönelik başlıklar paylaşıldı. Sektör odaklı içerikler kapsamında ise; mimarlık, mühendislik, inşaat ve üretim alanlarına yönelik çözüm modelleri, gerçek iş senaryoları ve uygulama örnekleri üzerinden katılımcılara aktarıldı. Fatih Erünsal: “İş ortaklarımızın değer üreten bir rol üstlenmesine katkı sağlıyoruz” Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, sektörde sürdürülebilir başarının güvene dayalı, güçlü iş birlikleri ve müşteri ihtiyaçlarına yönelik doğru çözümler geliştirmekten geçtiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Autodesk ile yürüttüğümüz iş birliği, kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde iş ortaklarımızın daha etkin ve katma değer yaratan bir rol üstlenmelerine katkı sağlıyor. Günümüzde sektörlerin gelişim yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alan yapay zekâ, otomasyon ve veri odaklı çözümlerin; müşterilerin iş süreçleriyle doğru şekilde entegre edildiğinde gerçek değer ürettiğine inanıyor, çalışmalarımızı bu odakla yürütüyoruz. Geçtiğimiz dönemi değerlendirme ve gelecek döneme dair stratejik hedefleri önceliklendirme fırsatı bulduğumuz FY27 Kick-Off etkinliğimizin, sektörün geleceğine yönelik ortak başarı anlayışını güçlendiren önemli bir zemin oluşturduğunu düşünüyorum. Penta Teknoloji olarak veriye dayalı ve yapay zekâ destekli çalışma modellerini uçtan uca çözümlerle bir araya getirerek; iş ortaklarımızın ölçülebilir başarılarla büyümesine, pazardaki rekabetçi konumlarını pekiştirmelerine ve Türkiye’deki bilişim ekosisteminin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Penta Teknoloji Hakkında Temelleri 1990 yılında atılan Penta Teknoloji, bugün en gelişmiş küresel ve yerel teknoloji ürünlerinin dağıtımını hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştiren, Türkiye’nin lider katma değerli teknoloji dağıtıcısı şirketlerindendir. Acer, Adobe, ASUS, Autodesk, Canon, Dell Technologies, HP, Huawei, IBM, Intel, Lenovo, Logitech, Microsoft, MSI, OKI, ViewSonic ve Xerox da dahil olmak üzere, 40’tan fazla öncü teknoloji markasının dağıtıcılığını yapan Penta Teknoloji, katma değerli yatırımlarıyla öne çıkıyor. 2011 yılında teknoloji dağıtımında önde gelen isimlerden Mersa Sistem ile stratejik ortaklık yaparak Yıldız Holding bünyesine katılan Penta Teknoloji, 2012 yılı sonunda Mersa Sistem ile Penta Teknoloji adı altında birleşti. Penta Teknoloji, sektör liderliği hedefi ve katma değerli dağıtıcılık stratejisi doğrultusunda, 2013-2017 yılları arasında, Medyasoft, Ekip Elektronik, Beyaz İletişim ve Sayısal Grafik’i bünyesine kattı. Yıldız Holding bünyesinde faaliyetlerine devam eden Penta Teknoloji Mayıs 2021’de halka arz oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel İklim Krizi İçin Bakanlar Kopenhag’da Buluştu Haber

Küresel İklim Krizi İçin Bakanlar Kopenhag’da Buluştu

Toplantının açış konuşmasını yapan Bakan Kurum, elektrifikasyonun önemine dikkat çekti. Bakan Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak küresel bir tartışma başlatmak istiyoruz. Antalya'da buna ilişkin bir adım atmak istiyoruz. Bugün nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 20'si elektrikle karşılanıyor. Bu oranı mümkün olduğunca artırmayı hedeflemeliyiz. Hem elektrik üretimini karbonsuzlaştırmak hem de elektrifikasyonu aslında hayatın her alanına yaymak gerekiyor” dedi. COP31 Eylem Gündemi’nin öncelikli konuları arasında temiz enerji, temiz pişirme, dirençli şehirler ve sanayinin karbonsuzlaştırılması olduğunun altını çizen Bakan Kurum, bu konuda Uluslararası Enerji Ajansı, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı ve Küresel Yenilenebilirler İttifakı gibi kuruluşlarla çalışmaya devam ettiklerini söyledi. İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar’ın da katıldığı ve iki gün süren toplantıda, katılımcı ülke temsilcileri oturumlarda konuşmalar gerçekleştirdi. Bakan Kurum’dan tüm paydaşlara çağrı COP31 hazırlıkları kapsamında iklim eylemine farklı taraflardan katkı sunulmasına açık olduklarını ifade eden Bakan Kurum, tüm paydaşlara çağrıda bulunarak: “Sürecin tarafların öncülüğünde ilerleyen yapısına saygı göstererek, müzakereler dışında da verimli diyaloglar yürütebileceğimiz alanların bulunmasının kritik olduğuna inanıyoruz. Küresel İklim Eylem Gündemi’nin yeni modeli kapsamında, pratik çözümler üzerinde iş birliği yapılabilecek forumlar olacaktır. Tüm paydaşlarımıza Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin finansmanını güvence altına alma çağrısında bulunuyoruz. Ulusal yol haritalarının, kolektif eylemin ve Paris mekanizmasının temel yapı taşları olduğunu düşünüyoruz. En büyük etkinin yaratılabilmesi için bu yol haritalarının BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi sınırlarında kalması ve Ulusal Katkı Beyanları (NDC) olarak sunulması; bunlara İki Yıllık Şeffaflık Raporları’nın (BTR) eşlik etmesi gerektiğine inanıyoruz. Ulusal Uyum Planları’nı çok önemsiyoruz. Yol haritalarının sistemi güçlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Bakan Kurum’un konuşmasından bazı satır başları şöyle; “Erişilebilirliği Artırmak İçin Finans Kuruluşlarıyla Çalışmayı Sürdüreceğiz” Bakan Kurum, COP31’de önemli başlıklardan birinin iklim finansmanı olacağını vurgulayarak şunları söyledi: Her şeyden önce, gelişmekte olan dünyaya yönelik iklim finansmanını ölçeklendirmek için atabileceğimiz pratik adımlara bakıyoruz. Bunu; Küresel Uygulama Hızlandırıcısı, ilave bir mekanizma ve Bakü’den Belém’e Yol Haritası’nın tavsiyelerini hayata geçirmek üzere tüm aktörlerle birlikte çalışarak yapacağız. COP31’in, uluslararası özel sektör aktörlerinin iklim finansmanını harekete geçirmek için iş birliği yapabileceği bir yer olmasını istiyoruz. Donörleri, 300 milyar dolarlık Bakü Finansman Hedefi kapsamındaki taahhütleri konusunda sorumlu tutacağız. COP31 sonunda 300 milyarlık taahhütten ne gerçekleşmiş bunu görmek, ölçmek istiyoruz. Bunu uygulama mekanizmasıyla gelişmekte olan ülkelere destek olarak verip, oradaki iklim değişikliğine uyumu artıracak adımlar atmak istiyoruz. İmtiyazlı ve hibe temelli kamu finansmanı; özellikle ekonomisi gelişmekte olan ülkelerin uyum sağlayabilmesi, direnç inşa edebilmesi ve kayıp-zarara yanıt verebilmesi için elzem olacaktır. Erişilebilirliği artırmak için finans kuruluşlarıyla çalışmayı sürdüreceğiz. Bu amaçla, BM iklim fonlarından sağlanan kaynağı 2030’a kadar üç katına çıkarmaya çalışacağız. “Yeşil İklim Fonu’nun Bu Yıl Yeniden Kaynağa Ulaşması Önemli” COP31’de Yeşil İklim Fonu’nun iklim hedeflerini desteklemekte önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, “Yeşil İklim Fonu’nun bu yıl yeniden kaynağa ulaşması kritik önem taşıyor. Ayrıca gelişmiş ülkeler, Bakü Finansman Hedefi’ne düşen adil paylarını nasıl karşılayacaklarını göstermek üzere bu yıl, ilk iki yıllık bildirimlerini COP başkanlığına sunmaları gerekiyor. Küresel iklim eylemini desteklemekten söz etmek kolay ama o sözü tutmak da gerekir. Eylem Gündemimizle süreci geliştirmeye ve somut sonuç üretmeye, geçişi hızlandırmaya kararlıyız. İşin sonunda biz bu dünyanın geleceği için hep birlikte adım atmak mecburiyetindeyiz. Bu bir tercih değil, bu bir zorunluluk. Bu zorunluluğu sevgili dostlarımızla birlikte yapmaya kararlıyız” diye konuştu. “İhtiyaç Duyduğumuz Şey Daha Güçlü Uygulama, Daha Güçlü İş Birliği” Bakan Kurum, toplantının sonunda yaptığı konuşmada Paris İklim Anlaşması'nın imzalanmasının üzerinden 10 yıl geçtiğini hatırlatarak şöyle devam etti: Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılına girdik ve önemli ilerleme kaydediyoruz. Bugün artık çok net bir noktadayız. İklim rejiminin temel meselesi artık yalnızca yeni hedefler açıklamak değil, mevcut taahhütleri sahada somut sonuçlara dönüştürmektir. Bu nedenle küresel iklim rejiminin açık şekilde yeni bir uygulama dönemine girdiğini söylüyoruz, buna inanıyoruz. Bugün mevcut azaltım seviyesiyle uygulama kapasitesi arasındaki boşluğun hızla kapatılması gerektiği çok açıktır. Bu noktada ulusal katkı beyanlarını yalnızca politika belgeleri olarak değil, uygulanabilir dönüşüm yol haritaları olarak ele almak zorundayız. Çünkü artık ihtiyaç duyduğumuz şey daha güçlü uygulama, daha güçlü iş birliği ve daha somut sonuçlardır. Özellikle enerji dönüşümü bu sürecin merkezinde yer almaktadır. Çünkü emisyonların işte yüzde 70'e yakını enerji kaynaklı. Açılış toplantısında, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ve BM Genel Sekreter Yardımcısı Selwin Hart da birer konuşma yaptı. Danimarka, Brezilya Ve Avustralya İle Ortak Basın Toplantısı Bakan Kurum, toplantı öncesinde COP31 Başkanlığında müzakereleri Türkiye ile birlikte yürütecek Avustralya’nın İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile bir araya geldi. Heyetler arası görüşmede Antalya’nın ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 Zirvesi’ne ilişkin hazırlıklar ele alındı. Bakan Kurum, daha sonra, Danimarka Bakanı Lars Aagaard, Brezilya Hükümeti İklim Elçisi ve COP30 Başkanı Andre Correa do Lago ve Avustralya Bakanı Chris Bowen ile uluslararası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey’den Bilim ve Sanayiyi Buluşturan Güçlü Adım Haber

Muratbey’den Bilim ve Sanayiyi Buluşturan Güçlü Adım

Muratbey Gıda, Ankara Üniversitesi ile imzaladığı iş birliği protokolüyle üniversite-sanayi iş birliğinde yeni bir dönemi başlatıyor. Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe giren ve 5 yıl süreyle geçerli olacak anlaşma; Ar-Ge projeleri, gıda teknolojileri, sürdürülebilir üretim ve inovasyon odaklı çalışmaları kapsıyor. İş birliğinin önemli adımlarından biri olarak gerçekleştirilen Ziraat Teknolojileri ve Sürdürülebilir Tarım Proje Pazarı etkinliğinde iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Muratbey Gıda adına Muratbey Fabrika Müdür Yardımcısı Musa Kara ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar tarafından imzalandı. Etkinlik kapsamında Ankara Üniversitesi’nden uzman akademisyenler Prof. Dr. Meltem Türkyılmaz ve Prof. Dr. Nevzat Konar ile TÜBİTAK TEYDEB destek programları kapsamında yürütülebilecek projelere ilişkin kapsamlı bir görüşme gerçekleştirildi. Protokol kapsamında ortak Ar-Ge projeleri, akademik danışmanlık, laboratuvar çalışmaları ve eğitim faaliyetleri yürütülecek. Ortak laboratuvarlar ve test merkezleri kurulması, danışmanlık faaliyetleri yürütülmesi, akademik yayınlar ve eğitim programları geliştirilmesi de planlanan çalışmalar arasında yer alıyor. Aynı zamanda öğrenci projeleri ve lisansüstü çalışmalar desteklenerek sektör için nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlanacak. Bu iş birliği, bilginin üretime dönüştüğü güçlü bir model olarak konumlanıyor. Muratbey Gıda İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, “Bu iş birliğiyle Türkiye’nin gıda ve tarım teknolojilerinde rekabet gücüne katkı sağlayacak sürdürülebilir bir inovasyon ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz. Ankara Üniversitesi’nin akademik yetkinliği ile Muratbey’in Ar-Ge gücünü birleştirerek; sürdürülebilir üretimden yenilikçi ürün geliştirmeye kadar geniş bir alanda değer yaratmayı hedefliyoruz. Muratbey olarak üniversite-sanayi iş birliklerini geleceğin gıda ekosistemini birlikte inşa etmenin en güçlü yolu olarak görüyoruz. Bu iş birliğinin hem sektörümüze hem de ülkemizin bilim ve teknoloji kapasitesine uzun vadeli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu Yayımlandı Haber

Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu Yayımlandı

Microsoft, iş dünyasında yapay zekâ dönüşümünün geldiği yeni aşamayı ortaya koyan 2026 Work Trend Index Raporunu yayımladı. 20.000 çalışanı kapsayan küresel araştırma ve trilyonlarca anonim Microsoft 365 verisinin analizine dayanan rapor, yapay zekânın artık sadece verimlilik aracı değil; iş yapış biçimlerini kökten değiştiren stratejik bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor. Raporun en çarpıcı bulgularından biri, yapay zekânın insanın yerini almak yerine onun kapasitesini genişlettiği gerçeği. Yapay zekâ ve ajan teknolojileri işin daha operasyonel kısmını üstlenirken, çalışanlar daha fazla analiz, karar verme ve yaratıcılık gerektiren alanlara odaklanıyor. Yapay zekâ alanında insan & ajan iş birliklerinin artması ve daha elle tutulur iş çözümleri elde edilmesi, çalışanların işe katılım modellerini dönüştürüyor. Herkes yapay zekanın iş yapış şeklimizi kökten değiştirdiğinin farkında olsa da çok az iş lideri bu anlamda net bir görüşe ve yol haritasına sahip. Şirketlerin operasyonel süreçlerini, yapay zekâ tabanlı farklı iş birliği modelleri etrafında yeniden tasarlama noktasında iş liderlerine büyük sorumluluk düşüyor. Yapay zekâ ile insan potansiyeli yeniden tanımlanıyor Rapora göre, yapay zekâ kullanımının iş üzerindeki etkisi hızlanarak artıyor. Araştırmaya katılanların %66’sı yapay zekâ sayesinde daha fazla yüksek katma değerli işe zaman ayırabildiğini, %58’i ise bir yıl önce üretemeyeceği çıktılar ürettiğini ifade ediyor. Bu oran, yöneticiler arasında %80’e kadar çıkıyor. Öte yandan Microsoft 365 Copilot kullanım verileri, yapay zekâ etkileşimlerinin yaklaşık %49’unun analiz, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi yüksek bilişsel işleri kapsadığını gösteriyor. Bu dönüşüm, iş dünyasında önemli bir paradigma değişimine işaret ediyor: Yapay zekâ çalışanların yaptığı işi azaltmıyor; aksine onların yapabilecekleri işlerin kapsamını genişletiyor. “Dönüşüm paradoksu”: İnsanlar hazır, organizasyonlar değil Raporda öne çıkan bir diğer tema ise “dönüşüm paradoksu”. Buna göre çalışanlar yapay zekâyı kullanmaya ve işlerini dönüştürmeye hazır olsa da, organizasyonların önemli bir kısmı bu potansiyeli destekleyecek yapı, kültür ve süreçlere henüz sahip değil. Araştırmaya göre, çalışanların %65’i yapay zekâya hızlı adapte olmazsa geri kalmaktan endişe ediyor. Ancak %45’i mevcut iş yapış biçimlerini değiştirmeden devam etmeyi tercih ediyor. Ayrıca, organizasyonel faktörlerin (kültür, yönetim desteği, yetenek yönetimi) yapay zekânın iş üzerindeki etkisini bireysel faktörlere kıyasla iki kat daha fazla belirlediği görülüyor (%67’ye %32). Bu veriler, yapay zekâ dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımıyla değil, aynı zamanda organizasyonel dönüşümle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Rekabetin yeni ölçütü: Organizasyon tasarımı Rapor, iş dünyasında rekabetin doğasının değiştiğine işaret ediyor. Artık fark yaratan unsur yapay zekâya erişim değil; organizasyonların bu teknolojiyi iş süreçlerine ne ölçüde entegre edilebildiği. Microsoft’a göre “Frontier Firms” olarak adlandırılan öncü organizasyonlar, yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak kullanmak yerine iş süreçlerini yeniden tasarlayarak sistematik bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Bu şirketler, yapay zekâyı iş akışlarının merkezine yerleştiriyor, insan ve makine iş birliğini yeniden tanımlıyor ve sürekli öğrenen organizasyon yapıları kuruyor. Yapay zekâ çağında başarıya ulaşmanın yolu, teknolojiyi kullanmak kadar onu doğru organizasyon modeli ile desteklemekten geçiyor. Work Trend Index 2026 raporu, kurumlar için bu yeni dönemin yol haritasını ortaya koyuyor. Yapay zekâ ile yeni iş modelleri ve “ajan ekonomisi” dönemi Rapora göre yapay zekâ ajanlarının kullanımındaki hızlı artış, iş dünyasında yeni bir çalışma modelinin oluştuğunu gösteriyor. Microsoft 365 ekosisteminde aktif ajan kullanımı yıllık bazda 15 kat artmış durumda. Ajanların iş süreçlerinde daha fazla rol almasıyla birlikte çalışanlar işleri doğrudan yürütmek yerine yönlendiren konuma geliyor ve daha stratejik ve yaratıcı görevler üstleniyor. İş çıktısının kalitesinden ve karar süreçlerinden daha fazla sorumlu oluyor. Bu dönüşüm, iş gücünün rolünü yeniden tanımlarken liderlik anlayışının da evrilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye’de yapay zekâ dönüşümü hız kazanıyor Küresel bulgularla paralel olarak Türkiye’de de yapay zekâ yatırımlarının hız kazandığı görülüyor. Finans, perakende, üretim ve enerji gibi sektörlerde şirketler, yapay zekâ ve Copilot teknolojileri ile yalnızca operasyonel verimlilik değil, iş yapış biçimlerinde köklü bir dönüşüm hedefliyor. İş süreçlerini yapay zekâ ile yeniden tasarlamak, çalışanları yeni becerilerle güçlendirmek ve yapay zekâ odaklı organizasyon kültürü oluşturmak, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki şirketler için kritik başarı faktörleri olarak öne çıkıyor. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin konuyla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, iş dünyasında yalnızca verimliliği artıran bir araç olmaktan çıkarak, iş yapış biçimlerini yeniden tanımlayan stratejik bir güce dönüştü. Work Trend Index 2026 raporu, çalışanların bu dönüşüme hazır olduğunu ancak organizasyonların süreç, kültür ve liderlik yaklaşımlarını yeniden tasarlaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de şirketlerin bu dönüşümü hızla sahiplendiğini görüyoruz. Microsoft Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ ile insan potansiyelini birlikte güçlendiren, daha çevik ve sürdürülebilir organizasyonlar kurmalarına destek olmaya devam edeceğiz.” Öncü şirketler mobil, kurumsal kullanıma hazır “Copilot Cowork” ile güçleniyor Öncü şirketler, mobil, genişletilebilir ve kurumsal kullanıma hazır Copilot Cowork ile dönüşümünü hızlandırıyor. Microsoft 365 Copilot bünyesinde sunulan Cowork, organizasyonların izole yapay zekâ kullanımından koordineli, çok adımlı iş akışlarına geçmesini sağlıyor; uygulamalar, iş sistemleri ve veriler arasında görev devrini mümkün kılarken süreçlerin merkezi ve kontrollü yönetimini destekliyor. Yeni güncelleme ile iOS ve Android’de Copilot Cowork Mobile devreye alınırken, Dynamics 365 ve Fabric başta olmak üzere Microsoft hizmetleri ve LSEG, Miro, monday.com, S&P Global Energy gibi iş ortaklarıyla genişleyen bir eklenti ekosistemi sunuluyor. Kurumlar ayrıca kendi eklentilerini geliştirerek iş süreçlerini ölçeklenebilir hale getirebiliyor. Bu gelişmeler, Copilot Cowork’u görev bazlı bir asistandan, Microsoft ve üçüncü taraf sistemler genelinde işi uçtan uca yöneten genişletilebilir bir platforma dönüştürüyor. Microsoft Agent 365 ile sağlanan yönetim ve yönetişim kabiliyetleri sayesinde organizasyonlar; satış, hizmet ve operasyon gibi kritik fonksiyonlarda ajanları güvenle devreye alıp ölçeklendirebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursaspor ve Uludağ İçecek İş Birliği Yeni Sezonda da Sürüyor Haber

Bursaspor ve Uludağ İçecek İş Birliği Yeni Sezonda da Sürüyor

Uludağ İçecek Türk A.Ş., 1980’li yıllardan bu yana desteklediği Bursaspor ile sponsorluk anlaşmasını yeni sezonda da sürdürüyor. 2025–2026 sezonunu 2. Lig şampiyonu olarak tamamlayıp bir üst lige yükselen Bursaspor’un en büyük destekçilerinden olan marka, yeşil-beyazlı camianın zirve yolculuğunda yanlarında olmaya devam edeceğini duyurdu. Bu iş birliği, dönemsel bir sponsorluk yaklaşımının ötesinde; kentin değerlerine ve Bursa kültürüne yıllardır verilen kalıcı desteğin bir yansıması olarak öne çıkıyor. 1980’li yıllardan itibaren Türkiye Kupası şampiyonluğundan Süper Lig zaferine pek çok tarihi ana tanıklık eden Uludağ İçecek Türk A.Ş., Bursaspor’un bu sezonda da yanında yer alarak ‘şehrin takımıyla yol arkadaşlığı’ vizyonunu bir kez daha tescilledi. Ömer Kızıl: “Zirve yolculuğunda her zaman yanındayız” Sponsorluk imza töreninde değerlendirmelerde bulunan Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, Bursaspor’un ait olduğu yere dönüşünün şehir için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Kızıl, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Uludağ İçecek Türk A.Ş. olarak, 1980’li yıllardan bugüne şehrimizin köklü değeri Bursaspor’un başarı yolculuğuna eşlik etmekten büyük bir gurur duyuyoruz. Geçmişte birlikte yaşadığımız Türkiye Kupası, 1. Lig, Süper Lig ve 3. Lig şampiyonluklarının ardından, geçtiğimiz sezonu 2. Lig şampiyonu olarak tamamlayan takımımızın 1. Lig mücadelesinde de yanındayız. Bursaspor’un zirveye emin adımlarla ilerlemesini heyecanla takip ediyor; uzun yıllardır olduğu gibi bu sezonda da gururla destekliyoruz. Bu yeni sponsorluk döneminin, kulübümüzün hedeflerine ulaşmasında önemli bir basamak olacağına inanıyor; futbolcularımızı, teknik ekibimizi ve bu sevdayı hiç bırakmayan taraftarımızı yürekten kutluyoruz.” Ömer Kızıl, Uludağ İçecek Türk A.Ş. ile Bursaspor arasındaki birlikteliğin yaklaşık 40 yıl öncesine dayandığını belirterek, şirketin uluslararası alanda büyüme yolculuğunu sürdürürken Bursa’yı ve Bursaspor’u hiçbir zaman unutmadığını ifade etti. EuroLeague başta olmak üzere farklı uluslararası organizasyonlarda da yer aldıklarını hatırlatan Kızıl, Bursa’dan çıkan bir marka olarak global ölçekte yatırımların devam ettiğini söyledi. Bursaspor’un 40 bin kişilik stadyum atmosferinin yurt dışında da büyük ilgi gördüğünü dile getiren Kızıl, kulübe desteklerinin süreceğini ve yeni sezonda başarılar dilediklerini ifade etti. İmza töreninde bir konuşma yapan Levent Kızıl da Bursaspor’a desteklerinin devam edeceğini belirterek, geçen sezonun zorlu geçtiğini ve kulübün yeniden ayağa kalkma sürecinde önemli bir ivme yakaladığını ifade etti. Güçlü bir taraftar desteğine sahip olunduğunu vurgulayan Kızıl, takıma ve yönetime güvendiğini, zorlu bir lig olmasına rağmen Bursaspor’un en iyi şekilde mücadele edeceğine inandığını dile getirdi. Uludağ İçecek Türk A.Ş.’nin yaklaşık 40 yıldır kulübün yanında olduğunu hatırlatan Kızıl, bu desteği bundan sonra da sürdürmeyi hedeflediklerini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom ve ASELSAN’dan Yerli Teknoloji İçin Stratejik Güç Birliği Haber

Türk Telekom ve ASELSAN’dan Yerli Teknoloji İçin Stratejik Güç Birliği

Teknoloji ve dijitalleşme çağına öncülük eden Türk Telekom, Türkiye’nin küresel teknoloji arenasında rekabet gücünü artıracak yerli ve milli çözümler üretmek için tarihi bir adım attı. Türk Telekom, yerli akıllı telefonlar, kullanıcı cihazları ile yerli haberleşme ekipmanlarının donanım ve yazılımlarını geliştirmek üzere ekosistemin en güçlü oyuncularından ASELSAN ile güçlerini birleştiriyor. Kurulan iş birliği, haberleşme teknolojilerinde yerli ve milli üretimin payını en üst seviyeye taşımayı amaçlıyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, Aselsan CEO’su Ahmet Akyol, ATO Başkanı Gürsel Baran ve Türk Dünyası İş Konseyi Başkanı Aydın Erkoç’un katılımlarıyla kamu ve özel sektörün güçlü temsilcilerini bir araya getiren toplantıda, yerli ve milli haberleşme cihazı projesinin hayata geçirilmesi için ilk adımlar atıldı ve yol haritası belirlendi. “Türkiye'nin geleceğini tasarlayan bir teknoloji şirketiyiz” Yeni dönemde teknolojiyi sadece tüketen değil, üreten ve ihraç eden bir vizyonla hareket ettiklerini vurgulayan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, iş birliği hakkında şunları kaydetti: “Dijital dönüşümde liderliği üstleniyor, yenilikçi yerli ve milli ürünler, projeler geliştirmeyi milli sorumluluk olarak ana odak noktamızda tutuyoruz. Ülkemizin küresel teknoloji alanındaki rekabet gücünü artıracak, yerli ve milli haberleşme cihazı üretimi de bu anlamda kırmızı çizgimizdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın dijitalleşme ve yerlileşme vizyonu doğrultusunda çok kıymetli bir iş birliğine imza attık. Bu güçlü birliktelik sayesinde yerli ve milli cihaz projemizin yol haritası belirlendi ve hayata geçmesi için ilk somut adımları atıldı. Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltacak ve teknolojiye dayalı geleceğini şekillendirecek çalışmalarımız aralıksız devam edecek.” Türk Telekom’un yerli ürünlerinin dünyanın çeşitli ülkelerinde kullandığına dikkat çeken Şahin; “Türk Telekom olarak yalnızca bir telekomünikasyon şirketi değil, Türkiye'nin geleceğini tasarlayan bir teknoloji şirketiyiz. İştiraklerimiz Argela ve Netsia’nın ileri teknolojiler alanındaki 70’i aşkın uluslararası patenti, bu konudaki inovasyon gücümüzün en büyük kanıtıdır. Dünyanın dev teknoloji şirketleriyle yaptığımız stratejik anlaşmalar bölgesel gücümüzü pekiştiriyor. Uluslararası ortaklarımızdan Net Insight ile birlikte geliştirdiğimiz senkronizasyon ürünümüzü ticarileştirmeyi başardık. Yine mühendislerimizin özverili çalışmalarıyla ortaya çıkan Open Ran çözümlerimiz, RIC ve SEBA ürünlerimiz hem kendi bünyemizde hem de dünyanın dört bir yanında aktif olarak kullanılıyor. Sektörümüzün en büyük yatırımcılarından biri olarak altyapı hamlelerimiz ve Ar-Ge çalışmalarımız, ülkemizin dijital geleceğini yerli ve imkanlarla inşa etme vizyonumuzda büyük önem taşıyor” dedi. “Yaşananlar güvenli iletişimin ve dijital vatan güvenliğinin önemini ortaya koyuyor” Ülkemizin savunma sanayiinde yakaladığı ileri teknoloji ivmesinin sivil alanlarda da kullanılmasının önemine dikkat çeken ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, “ASELSAN’ın ilk faaliyet alanı haberleşme. Kuruluş felsefemizde askeri haberleşme cihazlarını yerli olarak üretmek var. Bugüne kadar 1 milyondan fazla haberleşme sistemini üreterek sahaya sunduk. Emniyet ve Jandarma Teşkilatımız için hayata geçirdiğimiz JEMUS ve KETUM projeleriyle Türkiye’nin tamamında kritik iletişim altyapıları kurduk. Son dönemde dünyada yaşanan çatışmalar, haberleşme altyapısı ve cihazlarının sadece bir teknoloji unsuru değil, güvenlik açısından da sahadaki en kritik yeteneklerden biri olduğunu gösterdi. ASELSAN, haberleşme teknolojilerinde sahip olduğu saha tecrübesi, üretim kapasitesi ve kritik altyapı kurma yetkinliği ile bu ekosistemin doğal ve güçlü bir parçasıdır. Başta haberleşme olmak üzere bu gibi millileştirme projelerinin ASELSAN olarak her zaman destekçisiyiz. Yarım asrı aşan tarihimiz ve haberleşme sistemleri alanındaki köklü birikim ve kapasitemizle devletimiz ve milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.