Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İş Birliği

Kapsül Haber Ajansı - İş Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otomol Stratejik İş Birliklerini Güçlendirmeye Devam Ediyor Haber

Otomol Stratejik İş Birliklerini Güçlendirmeye Devam Ediyor

Tüm Gıda İşletmecileri Derneği ile imzalanan anlaşma kapsamında Otomol, Filo Kurumsal Satış alanındaki uzmanlığını gıda sektörüne taşıyarak dernek üyelerine ayrıcalıklı ve bütüncül mobilite çözümleri sunacak. Otomotiv sektöründe kalite, güven ve profesyonel hizmet anlayışıyla konumlanan Otomol, stratejik iş birlikleriyle farklı sektörlerdeki kurumsal ağını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Tüm Gıda İşletmecileri Derneği ile gerçekleştirilen anlaşma doğrultusunda Otomol, derneğin resmi tedarikçisi oldu. Söz konusu iş birliğiyle birlikte Otomol, Filo Kurumsal Satış alanındaki deneyimini gıda sektörünün dinamiklerine entegre ederek üye işletmelere yapılandırılmış ve sürdürülebilir mobilite çözümleri sunacak. Restoran, kafe ve zincir işletmeler başta olmak üzere sektörde faaliyet gösteren firmalar için mobilite; maliyet yönetimi, operasyonel verimlilik ve hizmet sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Otomol’ün çok markalı yapısı, avantajlı satın alma koşulları ve Türkiye genelindeki 11 lokasyona yayılan güçlü hizmet ağı sayesinde üyelerin binek ve ticari araç ihtiyaçlarına yetkili servis güvencesiyle yanıt verilecek. Marka ve model çeşitliliği, rekabetçi fiyatlama, hızlı teslimat süreçleri ve kapsamlı satış sonrası destek iş birliğinin temel avantajları arasında yer alıyor. Otomol yetkilileri, anlaşmaya ilişkin yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Gıda sektörü, Türkiye ekonomisinin en dinamik ve sürdürülebilir alanlarından biri. Tüm Gıda İşletmecileri Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, sektör profesyonellerinin mobilite ihtiyaçlarına hızlı, güvenilir ve rekabetçi çözümler sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” Uzman Filo Kurumsal Satış ekibi, her işletmenin operasyonel yapısına özel esnek çözümler geliştirerek süreci uçtan uca yönetecek; böylece üyeler için hem finansal hem operasyonel açıdan sürdürülebilir bir yapı oluşturulacak. Otomol, farklı sektörlerle kurduğu stratejik iş birlikleriyle kurumsal mobilite alanındaki konumunu güçlendirirken, müşterilerine şeffaf, profesyonel ve ayrıcalıklı bir deneyim sunma hedefi doğrultusunda büyümeye devam ediyor. Bir Tutkudan Profesyonelliğe uzanan bu yaklaşım, Otomol’ün Mükemmelliğe Yolculuk vizyonunun güçlü bir yansıması olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hitit’ten Orta Doğu Hamlesi: Basra Airlines ile 5 Yıllık İş Birliği Haber

Hitit’ten Orta Doğu Hamlesi: Basra Airlines ile 5 Yıllık İş Birliği

Havacılık sektörü ve seyahat ekosistemine küresel ölçekte yazılım çözümleri sunan Hitit, Irak’ın yeni nesil tam hizmet havayolu Basra Airlines ile önemli bir iş ortaklığını hayata geçirdi. Basra Airlines, Hitit’in yolcu hizmetleri sistemi Crane PAX ile internet rezervasyon motoru Crane IBE çözümlerini kullanmaya başlayacak. Bu yeni iş ortaklığı sayesinde Basra Airlines, Irak ve Orta Doğu havacılık pazarında hak ettiği potansiyele ulaşmak için Hitit çözümlerine yatırım yaparken, Hitit de bölgedeki varlığını güçlendirdi. Bağdat merkezli (Basrah Uluslararası Havayolu) operasyonlarıyla ulusal ve uluslararası hatlarda hizmet vermeyi hedefleyen Basra Airlines, yolcu deneyiminde konforu ve operasyonel verimliliği önceliklendiren, yeni dönemin tam hizmet havayolları arasında konumlanıyor. Güvenlik, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik odağında şekillenen bu yaklaşım, Hitit’in sunduğu teknoloji ve hizmetlerle güçlü bir uyum gösteriyor. Hitit’in Genel Müdürü Nevra Onursal Karaağaç, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Basra Airlines ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, Hitit’in Orta Doğu’daki büyüme yolculuğunda anlamlı bir adımı temsil ediyor. Güçlü bir vizyonla yola çıkan ve yolcu deneyimini merkeze alan bir havayolunun, operasyonel altyapısında Crane çözümlerimizi tercih etmesini çok değerli buluyoruz. Basra Airlines’ın sürdürülebilir, güvenilir ve ölçeklenebilir bir operasyon yapısı kurma hedeflerine, esnek teknoloji yaklaşımımızla katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.” Basra Airlines CEO’su Mr. Moffak Sabir Hamad ise iş birliğine ilişkin olarak, “Basra Havayolları, ilk günden bu yana operasyonel mükemmeliyet, teknolojik bağımsızlık ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik temelleri üzerine inşa edildi. Hitit ile iş birliği yapmak ve Crane PAX ile Crane IBE platformlarını uygulamaya almak, dijital altyapımızın yalnızca sağlam ve geleceğe hazır olmasını değil, aynı zamanda güvenlik, verimlilik ve yolcu deneyimine olan bağlılığımızla tamamen uyumlu hale gelmesini sağlamak bizim için. Irak’ın en yeni tam hizmet (full-service) hava yolu şirketi olarak, Irak’ı bölgeye ve dünyaya güvenilirlik, yenilik ve özgüvenle bağlama hedefimizi anlayan, küresel ölçekte saygın bir teknoloji ortağıyla çalışmaktan gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı. Hitit’in Crane PAX ve Crane IBE çözümleri, havayollarına uçtan uca yolcu hizmetleri yönetimi, esnek rezervasyon altyapısı ve dijital satış kanallarında güçlü bir operasyonel yapı sunuyor. Bu çözümler sayesinde Basra Airlines, yolcu deneyimini iyileştirirken operasyonel süreçlerinde verimlilik sağlamayı ve daha düşük emisyon hedeflerini desteklemeyi amaçlıyor. Hitit, farklı coğrafyalarda hızla genişleyen havayolu portföyü ve modüler çözüm yapısıyla, havayollarının dijital dönüşüm yolculuklarında güvenilir bir teknoloji ortağı olmayı sürdürüyor. Basra Airlines iş birliği, Hitit’in yalnızca teknoloji sağlayıcısı değil, aynı zamanda havayollarının uzun vadeli büyüme vizyonlarına eşlik eden stratejik bir iş ortağı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Öz Bakım Politikalarında Yeni Perspektif Haber

Türkiye’de Öz Bakım Politikalarında Yeni Perspektif

Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Totalenergies Türkiye Uzun Soluklu İş Birlikleriyle Fark Yaratıyor Haber

Totalenergies Türkiye Uzun Soluklu İş Birlikleriyle Fark Yaratıyor

TotalEnergies’in Diyarbakır bölge distribütörü Üge Petrol Otomotiv ve Eskişehir bölge distribütörü Es Madeni Yağlar ile gerçekleştirdiği başarılı iş birlikleri 20 yılı geride bıraktı. Distribütörlerle gerçekleştirdikleri uzun ömürlü iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TotalEnergies Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Murat Selçuk, "Distribütörlerimiz ile güçlü ve istikrarlı bir iş birliğimiz var. Bu uzun soluklu ortaklık, her iki taraf için de büyük bir değer taşıyor. İş ortaklarımızın bölgedeki pazar bilgisi, tecrübesi ve müşteri odaklı hizmet anlayışı, TotalEnergies ve ELF markalarının tüketicilerle en doğru şekilde buluşmasını sağlıyor. Birlikte nice başarılı yıllara imza atacağımıza inancımız tam" dedi. Güven, kalite, sürdürülebilirlik Diyarbakır merkezli Üge Petrol Otomotiv, TotalEnergies ve ELF madeni yağlarının Batman, Bingöl, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Tunceli illerindeki distribütörlüğünü yürütüyor. Madeni yağ ve otomotiv yedek parça sektöründe faaliyet gösteren şirket, geniş ürün yelpazesi ve güçlü lojistik altyapısıyla bölgenin önde gelen tedarikçileri arasında yer alıyor. Üge Petrol Otomotiv ortaklarından Hüseyin Üge de iş birliğine dair şu ifadeleri kullandı: “1984 yılından bu yana madeni yağ sektöründeki tecrübemizi TotalEnergies ve ELF markalarının gücüyle birleştirerek distribütörlüğünü başarıyla sürdürüyoruz. Uzun yıllara dayanan iş birliğimizde, güven, kalite ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle hareket ediyor; sektörde edindiğimiz tecrübeyi müşterilerimize en iyi şekilde aktarmayı hedefliyoruz. Aile ortamında çalışmanın getirdiği güven duygusuyla, markamıza duyduğumuz bilinçle yolumuza aynı azim ve kararlılıkla devam etmenin haklı gururunu yaşıyoruz.” “TotalEnergies bize güç kattı” Es Madeni Yağlar ise TotalEnergies ve ELF madeni yağlarının Bilecik, Eskişehir, Kütahya distribütörü. 2003 yılında Eskişehir’de kurulan şirket, madeni yağ sektöründe güçlü iş ortaklıkları ve müşteri memnuniyetine dayalı hizmet anlayışıyla faaliyet gösteriyor. “Amacımız; iş ortaklarımıza güvenilir, kaliteli ve sürdürülebilir çözümler sunarak uzun vadeli iş birlikleri geliştirmek” diyen Es Madeni Yağlar Genel Müdürü Uğur Çankırlı, iş birliği hakkında “TotalEnergies ile imzaladığımız distribütörlük anlaşması sektördeki konumumuzu daha da güçlendirdi. Yenilikçi vizyonumuz ve güçlü tedarik altyapımızla sektörün ihtiyaçlarını karşılamaya, iş ortaklarımızla birlikte büyümeye kararlıyız” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hannover Fairs Turkey’den Bölgesel Güç Hamlesi! Haber

Hannover Fairs Turkey’den Bölgesel Güç Hamlesi!

Sanayi, otomotiv, iklimlendirme ve lojistik başta olmak üzere birçok sektörde yüksek nitelikli ticari etkileşim yaratan fuarlarıyla binlerce markayı, 100 bini aşkın ziyaretçiyi ve çok sayıda ülkeden alım heyetini buluşturan HFT, somut ticari çıktılar ve uzun vadeli iş birlikleri oluşturdu. Geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Hannover Fairs MENA ofisiyle Avrupa–Orta Doğu–Kuzey Afrika hattında yeni bir entegrasyon modeli kuran şirket, bu yıl Avrupa’dan Afrika ve Körfez ülkelerine uzanan güçlü organizasyon takvimiyle sanayi dönüşümüne yön vererek bilgi, teknoloji ve ticaret akışını hızlandıran çok katmanlı bir uluslararası etkileşim ağı oluşturmayı hedefliyor. 1996 yılında Deutsche Messe AG’nin Türkiye’deki iştiraki olarak kurulan Hannover Fairs Turkey (HFT), düzenlediği fuarlar aracılığıyla sektörleri buluşturuyor ve ticari iş birliklerinin derinleşmesine olanak sağlıyor. Bu kapsamda 2025 yılında sanayi başta olmak üzere farklı sektörlerden on binlerce profesyoneli uluslararası fuarlar aracılığıyla bir araya getiren HFT, yüksek nitelikli ziyaretçi profili ve artan uluslararası görünürlüğüyle dikkat çekiyor. Türkiye ve MENA’da 9 ticari fuar ve 6 confex düzenleyen HFT & MENA, Deutsche Messe AG’nin yurt dışında gerçekleştirdiği organizasyonlar aracılığıyla da Türk ihracatçılarını ve üreticileri küresel pazarlara taşıyarak sektörler arası iş birliklerinin gelişmesine katkı sunuyor. “Fuarlarımız, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken, geleceğin vizyonunu şekillendiriyor” 2025 yılında WIN EURASIA, ALUEXPO, ISK-SODEX, HOW – Hub of Warehouse ve Automechanika Istanbul gibi güçlü fuarlarla on binlerce profesyoneli ve binlerce markayı aynı platformda buluşturan Hannover Fairs Turkey, yıl boyunca sanayi ve ticaret ekosisteminde yüksek hacimli etkileşim yarattı. Yapay zekâ, otomasyon, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme başlıklarının fuar kurgularının merkezinde yer aldığını vurgulayan Hannover Fairs Turkey & MENA Genel Müdürü Mehtap Gürsoy, bu yaklaşımın katılımcılara ürünlerini tanıtabilecekleri, yeni iş birlikleri kurabilecekleri ve uzun vadeli ticari ilişkiler geliştirebilecekleri stratejik bir zemin sunduğunu belirtti. Gürsoy, “2025 yılında gerçekleştirdiğimiz tüm organizasyonlarda katılımcı memnuniyetinin ve ticari etkileşimin yüksek olduğunu net biçimde gözlemledik. B2B platformlarımız aracılığıyla gerçekleştirilen yoğun ikili iş görüşmeleri, düzenlediğimiz fuarların doğrudan ekonomik fayda üreten iş platformları olarak konumlandığını bir kez daha ortaya koydu. Fuarlarımız aracılığıyla, sektörlerin bugünkü ihtiyaçlarına yanıt verirken geleceğin sanayi ve ticaret yapısını da vizyonumuzla şekillendiriyoruz. Aldığımız tüm geri bildirimler de doğru bir stratejiyle yol aldığımızı gösteriyor” dedi. “Avrupa–Türkiye–MENA hattında yıl boyunca çalışan, sürekliliği olan bir ticaret ve iş birliği mekanizması oluşturduk” Küresel sanayi ve ticaret akışlarında yaşanan yön değişimi nedeniyle 2025 yılında Hannover Fairs MENA yapılanmasını hayata geçirdiklerini ifade eden Gürsoy, “Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da hızlanan üretim yatırımları, devlet destekli sanayi dönüşüm programları ve bölgenin küresel tedarik zincirlerinde üstlendiği yeni rol, bu yapılanmanın kurulmasını kaçınılmaz hale getirdi. Avrupa pazarındaki doygunluğa karşılık MENA coğrafyasında yeni üretim üsleri, lojistik merkezleri ve teknoloji yatırımları hızla öne çıkıyor. Hannover Fairs Turkey olarak, bu denklemde rolümüzü aldık. 2025 yılı boyunca otomasyon, enerji verimliliği, ileri üretim teknolojileri ve dijitalleşme başlıklarında ciddi bir yatırım potansiyeli oluştuğunu sahada çok net biçimde gördük. Ancak bu talebin, güçlü ve sürdürülebilir iş platformlarıyla desteklenmediğinde kalıcı ticari değere dönüşemediğini de deneyimledik. Bu nedenle MENA yapılanmamızı kurarak fuarcılığı bölgesel bir etkinlik formatının ötesine taşıdık. Avrupa–Türkiye–MENA hattında yıl boyunca çalışan, sürekliliği olan bir ticaret ve iş birliği mekanizması oluşturduk. Attığımız bu adım, firmaların yeni pazarlara erişimini hızlandırırken, bölgedeki sanayi dönüşümünün daha sağlıklı ve planlı ilerlemesine de katkı sağladı” diye konuştu. 6 uluslararası fuar ve 4 confex gerçekleştirilmesi planlanıyor 2026 yılına hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda genişleyen bir organizasyon ağıyla hazırlandıklarını vurgulayan Gürsoy, “Hannover Fairs Turkey & MENA olarak altı uluslararası fuar ve dört confex planlıyoruz. 19–22 Mayıs’ta partnerimiz Messe Frankfurt ortaklığıyla İstanbul TÜYAP’ta Automechanika Istanbul 2026’yı, 10–13 Haziran’da İstanbul Fuar Merkezi’nde WIN EURASIA’yı, 22-24 Ekim 2026’da ise İstanbul Fuar Merkezi’nde Messe Düsseldorf ortaklığı ile Ankiros Fuarımızı gerçekleştireceğiz. Bu organizasyonlarda yüksek nitelikli ziyaretçiler, uluslararası katılımcılar ve alım heyetleriyle güçlü ekonomik katkı sağlamayı hedefliyoruz. Hannover Messe portföyü içinde yer alan Industrial Transformation serisi ile Avrupa dışındaki varlığımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. 29 Eylül–1 Ekim 2026 tarihlerinde Kazablanka’da Industrial Transformation Africa’yı, 30 Kasım–2 Aralık 2026 tarihlerinde ise Riyad’da Industrial Transformation Saudi Arabia’yı düzenleyecek; ileri üretim, otomasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilir sanayi çözümlerini odağa alarak bölgesel ve uluslararası iş birliklerini destekleyeceğiz. Ayrıca, Avrasya’nın en büyük HVAC-R ve yapı teknolojileri buluşması ISK-SODEX’i, 16–19 Kasım 2026 tarihlerinde Riyad’da ISK-SODEX Saudi olarak gerçekleştirecek; böylece Orta Doğu pazarında sektör için yüksek katma değerli iş ve büyüme fırsatları sunacağız." dedi. “Türkiye’yi küresel fuarcılık ağının merkezinde konumlandırmayı hedefliyoruz” Avrupa, Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’yı birbirine bağlayan güçlü bir fuar ağı kurduklarının altını çizen Gürsoy, şunları söyledi: “Fuarları, geleceğin sanayisini şekillendiren platformlar olarak konumlandırıyoruz. Bu doğrultuda da sanayi ekosistemleri arasında bilgi, teknoloji ve ticaret akışını güçlendiren, sürdürülebilir büyümeye katkı sunan bir etkileşim zemini oluşturmayı amaçlıyoruz. Hannover Fairs Turkey olarak, önümüzdeki dönemde de yenilikçi içerikler, teknoloji odaklı alanlar ve sürdürülebilirlik temelli uygulamalarla fuarcılığı dönüştürerek; Türkiye’yi küresel ticaret ve sanayi buluşmalarının merkezinde konumlandırmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kırıkkale Üniversitesi ile Tüpraş’tan Ortak Staj Programı ve Akademik İş Birliği Haber

Kırıkkale Üniversitesi ile Tüpraş’tan Ortak Staj Programı ve Akademik İş Birliği

Rafineri sahasında uygulamalı öğrenme imkânı sunan programın yanı sıra bahar döneminde ilk kez açılacak Proses Emniyeti dersiyle iş birliği akademik alana da taşınıyor. İş birliğiyle öğrencilerin, sektörün ihtiyaçlarına uygun yetkinliklerle donatılması hedefleniyor. Kırıkkale Üniversitesi ile Türkiye’nin lider enerji şirketi Tüpraş arasında geçen yıl başlatılan Temel Rafinericilik Staj Programı, bu yıl ikinci kez 20 Temmuz – 14 Ağustos 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Kırıkkale Meslek Yüksekokulu ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencilerine yönelik tasarlanan program, gençlere rafinericilik alanında uygulamalı saha deneyimi ve teknik gelişim fırsatı sunmayı amaçlıyor. Bu yıl programa ilk kez dahil edilen Proses Emniyeti dersi, öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği, endüstriyel farkındalık ve risk analizi alanlarında yetkinlik kazanmalarına odaklanıyor. İş birliği protokolünü sürdürmek üzere Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan, Tüpraş Kırıkkale Rafineri Müdürü Tolga Temur, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Lüy, Kırıkkale Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özgür Selvi ve Tüpraş Kırıkkale İnsan Kaynakları Müdürü Seval Erdoğan’ın katılımıyla imza töreni düzenlendi. Törende, üniversite–sanayi iş birliğinin gençlerin mesleki gelişimine ve sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırılmasına katkı sağlayacağı vurgulandı. Staj Programını tamamlayan öğrenciler, Tüpraş Temel Rafinericilik Sertifikası almaya hak kazanacak. İlk kez 2025–2026 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde açılacak Proses Emniyeti dersi kapsamında ise öğrencilere, Tüpraş tarafından endüstriyel tesislerde emniyet kültürü, risk değerlendirme yöntemleri, temel proses ekipman ve kontrol sistemlerine ilişkin eğitimler verilerek bu alanda yetkinliklerini geliştirmeleri sağlanacak. Staj başvuruları 9 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvuru sürecinde Tüpraş tarafından Kırıkkale Üniversitesi’nde öğrencilere staj programının içeriği ve süreçlerine ilişin bilgi aktarmak üzere bir tanıtım semineri de düzenlenecek. “Tüpraş olarak bulunduğumuz bölgelerde nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz” Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi Müdürü Tolga Temur, programla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kırıkkale Üniversitesi ile geçen yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı’nı sürdürmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yıl iş birliğimizi genişleterek müfredata dahil ettiğimiz Proses Emniyeti dersiyle, öğrencilerin, rafineri ve petrokimya gibi yüksek güvenlik hassasiyetine sahip tesislerde kullanılan ekipmanları, kontrol mekanizmalarını ve emniyet sistemlerini tanımasını hedefliyoruz. Gençlerimizin kariyer yolculuklarına güçlü bir başlangıç yapmalarını ve teorik bilgilerini sahada uygulamalı deneyimle pekiştirmelerini son derece önemsiyoruz. İş birliğimizin büyümesine katkı sağlayan Kırıkkale Üniversitesi yönetimine ve sürece değerli destekleriyle eşlik eden akademisyenlerimize teşekkür ederiz. Tüpraş olarak bulunduğumuz bölgelerde nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Kırıkkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sedat Aktan, işletmede yaz stajı programının öğrencilerin mesleki gelişimi açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programının bitimindeki sertifika töreninde hem Ülkemizin güzide kuruluşlarından birinin faaliyetlerini yerinde görme hem de öğrencilerimizin kısa sürede bu ekosistemde yer almalarının neden olduğu özgüveni ve gururu hissetme fırsatı buldum. Öğrencilerimizin ve iş birliği yaptığımız Tüpraş Kırıkkale Rafinerisi yetkililerinin yüzünde gördüğüm memnuniyet, hedeflenen çıktıların elde edildiğinin ve iş birliğimizin verimliliğinin bir göstergesi olmuştur. İçinde bulunduğumuz eğitim öğretim yılında da aynı programa devam edilmesi kararı alınmıştır. Ayrıca, tarafların ortak niyet beyanıyla başlatılan süreç sonunda, Üniversitemiz Senatosunun kararına istinaden bu yıl ilk defa açtığımız Proses Emniyeti dersiyle iş birliğimizin kapsamı daha da genişletilmiştir.” Tüpraş, Kırıkkale Üniversitesi ile yürüttüğü bu başarılı staj modelini Batman Rafinerisi’nde de uygulamaya devam ediyor. Şirket, programı ilerleyen yıllarda sürdürmeyi ve Üniversite iş birlikleriyle daha fazla gencin enerji sektörüne adım atmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenebilir Enerji'de Acwa ve Enerji Bakanlığı Arasında Dev Anlaşma Haber

Yenilenebilir Enerji'de Acwa ve Enerji Bakanlığı Arasında Dev Anlaşma

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleşen imza töreninde; Acwa Enerji Bakanlığı ile 5 GW kapasiteli yenilenebilir enerjiye yönelik Yatırım Anlaşmasına İlişkin Temel Şartları ve EÜAŞ ile Elektrik Alım Anlaşmasına İlişkin Temel Şartları imzaladı. Toplam 5 GW kapasiteli yenilenebilir enerji projeleri geliştirecek olan Acwa, 5 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım hacmiyle Türkiye’nin 2035 yılı için 120 GW’lık yenilenebilir enerji hedefine önemli bir katkı sunacak. Şirketin 2017 yılında devreye aldığı mevcut 927 MW’lık Kırıkkale Elektrik Üretim Santrali yatırımından sonra bu kapsamlı yenilenebilir enerji yatırım programı; rekabetçi ve sabit fiyatlı elektrik arzı sağlayarak enerji ithalatını azaltmayı ve Türkiye’nin net sıfır karbon vizyonuna katkı sağlaması hedefliyor. Dünyanın en büyük özel desalinasyon şirketi olmasının yanı sıra enerji dönüşümünde lider ve yeşil hidrojen alanında öncü enerji şirketi Acwa; toplam 5 GW’lık yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek üzere Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Yatırım Anlaşması Temel Şartları’nı (IA Key Terms) imzaladı. Programın ilk aşaması Sivas ve Taşeli'de kurulacak toplam 2 GW’lık iki güneş enerjisi üretimin santrali ile başlayacak. Yatırım Anlaşması Temel Şartları’na göre Acwa her iki tesisin geliştirilmesinden, finansmanından, inşaatından, devreye alınmasından ve işletilmesinden sorumlu olacaktır. Santrallerde üretilecek elektrik enerjisinin satışı için Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ile ayrı bir Enerji Alım Anlaşması Temel Şartları (PPA Key Terms) imzalandı. Acwa’nın yaklaşık 930 milyon ABD doları değerindeki 927 MW’lık Kırıkkale Elektrik Üretim Santrali’nden sonra Türkiye’deki ilk büyük yatırımı olacak bu program yıllık 1.8 milyon ton CO2 salımını engelleyecek. Çok Stratejik Bir Adım Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yaklaşık iki hafta önce Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdülaziz bin Selman ile Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetler Arası Anlaşmayı imza altına aldıklarını anımsatarak “Yaptığımız bu anlaşma, her iki ülke için enerji alanında atılmış çok stratejik bir adımdır.” dedi. 2 bin megavatlık iki projenin yaklaşık 2 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geldiğini kaydeden Bakan Bayraktar, “Sivas ve Taşeli GES projeleri ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacağız. Burada önemli bir diğer husus da yerlilik. Hem Sivas’ta hem Taşeli’nde yerlilik oranı en az yüzde 50 olacak. İnşallah bu projelerin temellerini bu yıl içerisinde atacağız. 2028 yılı başlarında da her iki santral, ticari işletmeye geçecek ve en kısa zamanda tam kapasiteye ulaşacak. Toplam 5 bin megavatlık anlaşmanın ikinci fazında ise 3 bin megavatlık ilave güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri yatırımı yapılacak. Elbette ki bunları depolamayla birleştirebiliriz, veri merkezleriyle de birleştirebiliriz.” diye konuştu. İş Birliği ve Vizyon Çok Önemli Bakan Bayraktar, “Sivas ve Taşeli projelerinin uygulanır hale gelmesinde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Sayın Muhammed bin Selman’ın ortaya koyduğu iş Birliği ve vizyon, hakikaten çok önemli. Ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini, karşılıklı yatırımları ileri götürme noktasındaki güçlü iradeleri, bizlerin hızla yol almasını sağladı.” dedi. Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a şükranlarını iletti. Acwa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Raad Al-Saady konuya ilişkin şunları söyledi: “Yatırım Anlaşması ve Enerji Alım Anlaşması Temel Şartlarının imzalanması, Acwa’nın Türkiye ile olan ortaklığında dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu adım, Türkiye’nin temiz enerji lideri ve bir üretim merkezi olma yolundaki güçlü potansiyelini yansıtıyor. 5 GW’lık yenilenebilir enerji programımız, Türkiye’nin karbon salımını 2030’a kadar yüzde 41 oranında azaltma, 2053’te net sıfıra ulaşma ve yenilenebilir enerji kapasitesini 2035’e kadar 120 GW’a çıkarma hedeflerini de destekleyecek. 2017 yılında devreye alınan 927 MW’lık Kırıkkale santralimizle başlayan Türkiye hikayemiz, bu yeni adımla ortaklığımızı tamamen farklı bir seviyeye taşıyor.” Programın Etkisi 5 GW'lık yenilenebilir enerji programı sabit fiyatlı elektrik sağlayarak elektrik şebeke planlaması ve elektrik enerjisi maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlayacak. İthal fosil yakıtlarının yerini yerli üretim temiz enerjinin alması Türkiye’nin küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı direncini artırarak enerji bağımsızlığını güçlendirecek ve uzun vadeli enerji maliyetlerini düşürecektir. Programın ekonomik faydaları 5 milyar ABD Dolara varan doğrudan yabancı yatırımın çok ötesine geçerek, inşaat ve işletme safhalarında çeşitli seviyelerde binlerce istihdam yaratacak. Yerlileştirme ve Ortaklık Türkiye’de yeni yatırımları, Acwa’nın Türk mühendisliğine, inşaat ve üretim kapasitesine duyduğu güveni yansıtıyor. Yerlileştirme, Acwa’nın küresel portföyünde uyguladığı stratejik bir öncelik olmakta ve Türkiye'deki mevcut yatırımında yüzde 100 yerel istihdam oranına ulaşmış durumdadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçısına Teknoloji Takviyesi Haber

Ege İhracatçısına Teknoloji Takviyesi

Törene; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Denetim Kalite Analizleri Araştırma Geliştirme ve Depolama Hizmetleri A.Ş. (EDEKATAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Yiğit Tuncel, ARGEFAR Müdürü Prof. Dr. Seda Ersus ve akademisyenler katıldı. “Ürünler güvenle raflarda yer alacak” Kalite tescilli ürünlerin rekabette sağladığı avantajlara değinen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Gıda ve tütün analizleri başta olmak üzere, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda kabul görmesi için gereken teknik altyapıyı, yıllardır kararlılıkla güçlendirmektedir. Teknoloji yatırımıyla; dört adet cihaz, laboratuvar altyapımıza kazandırılmıştır. Bu cihazlar sayesinde; Kalıntı, pestisit, toksin ve uçucu bileşik analizlerinde daha düşük tespit limitlerine, daha hızlı ve daha hassas sonuçlara, uluslararası regülasyonlara tam uyumlu ileri seviye analiz kabiliyetine ulaşmış oluyoruz.” diye konuştu. “Ürünlerimiz ‘kalite duvarına’ çarpmadan rahatlıkla raflara girecek” Jak Eskinazi, “Bu; Ege Bölgesi’nden çıkan bir ürünün, Avrupa’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da, “kalite duvarına” çarpmadan, rahatlıkla raflara girebilmesi demek. Bugün küresel ticarette rekabet artık sadece fiyatla değil; analiz kapasitesiyle, belgelendirme gücüyle, izlenebilirlik ve güvenilirlikle kazanılıyor. İhracatçıya “Ben bu ürünü gönül rahatlığıyla satabilirim” dedirten altyapı, işte tam olarak budur. Ege Üniversitesi ARGEFAR ile yürüttüğümüz 20 yıla yakın iş birliği, üniversite–sektör iş birliğinin en somut ve en başarılı örneklerinden biridir. Bilgi üniversitede kalmadı; sahaya, üretime, ihracata taşındı.” dedi. Yapılan bağışın önemine değinen Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Modern dünyada sadece üretmek yeterli değildir; ürünün yetkili otoritelerce tescil edilmesi ve onaylanması ona asıl değerini kazandırmaktadır. Ege İhracatçı Birlikleri’nin iştiraki olan EDEKATAŞ Ege Denetim Kalite Analizleri Araştırma Geliştirme ve Depolama Hizmetleri Anonim Şirketi Üniversitemiz ARGEFAR laboratuvarlarına, LC-MS/MS ve 3 adet GC-MS analiz cihazı bağışladı. Çok önemli ve anlamlı bulduğum bu bağış ile laboratuvarımızın altyapısı ileri teknoloji cihazlarla güçlendirilmiş oldu. Ege İhracatçı Birlikleri ile üniversitemizin buluştuğu bu nokta, ayrıca tescilin gücünü temsil etmektedir. Bu konuda iş birliklerimiz sürecek. Kazandırılan cihazlar ile ürünlerin analizlerinin yapılması ve ihracatı ülkemiz için çok önemli. Üniversitelerin üç temel görevi olan eğitim, araştırma ve toplumsal fayda prensipleri, bu projeyle bir araya gelmiştir. Bu yatırımın hayata geçirilmesinde emeği geçen Ege İhracatçı Birlikleri’ne ve EDEKATAŞ yönetimine teşekkür ediyoruz. İş birliğimizin devamını diliyoruz” dedi. “Akademi ve endüstri iş birliğine örnek teşkil ediyor” EDEKATAŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Tunçel, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak iştirakimiz EDEKATAŞ ile Ege Üniversitesi kuruluşu ARGEFAR’ın işbirliğini çok değerli buluyoruz. Bugün Ege İhracatçı Birlikleri olarak alımını yaptığımız yeni cihazlarımızla ARGEFAR’ın laboratuvarını son teknolojiye kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz. Endüstri ve Akademinin her sektöre örnek olduğuna inandığım bu ortak çalışması ihracatımıza çok büyük katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle sayın Rektörümüze, ARGEFAR Müdürümüze ve üniversitenin değerli çalışanlarına çok teşekkür ediyoruz.” dedi. Konuşmaların ardından Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Üniversiteye kazandırılan yeni cihazlardan ötürü Jak Eskinazi ve Süleyman Yiğit Tuncel’e plaket takdim etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CARREFOURSA’dan Yerel Üretime Destek Haber

CARREFOURSA’dan Yerel Üretime Destek

Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, yerel kalkınmayı destekleyen projelerine bir yenisini daha ekleyerek Kayseri Valiliği ve Kayseri Şeker iş birliğiyle hazırlanan yerli bakliyat seçkisini hizmete sundu. Kayseri’nin tarımsal potansiyelini katma değerli ürünlere dönüştüren bu stratejik iş birliği kapsamında; yerli üretim nohut, kuru fasulye ve yeşil mercimek, Ramazan ayı itibarıyla tüm CarrefourSA reyonlarında yerini alıyor. Anadolu’nun bereketli topraklarından CarrefourSA reyonlarına Kayseri’nin tarımsal potansiyelini yükseltmek amacıyla başlatılan çalışma sonucunda; yerli üretim 1 kg Carrefour Nohut, 1 kg Carrefour Kuru Fasulye ve 1 kg Carrefour Yeşil Mercimek olmak üzere üç farklı yerli ürün, Kayseri Şeker’in modern tesislerinde titizlikle üretiliyor. Kayseri Valiliği’nin himayesinde gerçekleştirilen bu üretim süreci, yerel çiftçinin pazara erişimini güçlendirirken bölgesel kalkınmaya da ivme kazandırmayı hedefliyor. “Yerli üretimi ve çiftçimizi desteklemek önceliğimiz” CarrefourSA olarak 32 yıldır yerel üretimin ve sürdürülebilir tarımın en büyük destekçilerinden biri olduk” diyen CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, “Kayseri Valiliği ve Kayseri Şeker ile hayata geçirdiğimiz bu kıymetli iş birliği, kamu ve özel sektör dayanışmasının en somut örneklerinden biri. Kayseri’nin bereketli topraklarında yetişen yerli üretim nohut, kuru fasulye ve yeşil mercimeği, Carrefour markasıyla ve yüksek kalite standartlarımızla müşterilerimize sunuyoruz. Bu projenin hem üreticimiz için bereketli bir kazanç hem de tüketicimiz için güvenilir bir seçenek olacağına inanıyoruz. Yerel üretimin gücüne duyduğumuz güvenle, 2026 yılında da sürdürülebilir tarımı ve bölgesel ekonomiyi destekleyen yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.